Etiket: merkez bankası

  • EHP’den Merkez Bankası’na tepki: Çöküşün sorumlusu emekçiler değil, sizsiniz!

    EHP’den Merkez Bankası’na tepki: Çöküşün sorumlusu emekçiler değil, sizsiniz!

    PİRHA – Emekçi Hareket Partisi(EHP), hükümete ve kamuoyuna açık mektup yazan Merkez Bankası’na açık mektup yazarak tepki gösterdi. Mektupta, enflasyonun artışını asgari ücrete yapılan zamma bağlayan Merkez Bankası’na “Emekçi halka açık açık yalan söylüyorsunuz. Ekonomi küçüldükçe büyüyen işsizlik de sizin eseriniz olacak” denildi.

    Merkez Bankası, hükümete ve kamuoyuna açık mektup yazarak enflasyondaki artışı ücretlerin artmasına bağladı ve çözüm olarak asgari ücrete yılda yalnızca bir kez zam yapılmasını ve ücret artışlarında kendi enflasyon tahminlerinin baz alınmasını savundu.

    ASGARİ ÜCRETE İLİŞKİN VERİLER

    Emekçi Hareket Partisi(EHP) de Merkez Bankası’na açık mektup yazdı. EHP’nin Merkez Bankası’na yazdığı mektupta şunlara yer verildi:

    “Açlık sınırındaki bir asgari ücret ne gibi bir enflasyon yaratabilir? Elbette yaratamaz. Buyrun bunun bir safsata olduğunu ortaya koyan birkaç veri:

    – Merkez Bankası olarak kendi 2023 enflasyon raporunuzda; enflasyon artışında döviz kurlarının payını %19,9, ücretlerin payını ise %8,8 olarak açıklıyorsunuz. IMF ise Avrupa ülkelerinde fiyatlardaki artışı %45 oranında şirket karlarının artışına, %40 olarak da ithalat maliyetlerine dayandırıyor.

    – 2023’te şirketlerin kar oranları %400’lere varan artışlar gösterirken emekçilerin milli gelirden aldığı payın %20’lere gerilediğini TÜİK açıklıyor. En zengin kesimin milli gelirin %50’sini, en yoksul kesimin ise yalnızca %6’sını aldığını yine biz değil TÜİK söylüyor.

    – Üretimde kullandığı ara malların %85’ini ithal eden, hem ara mal hem hammadde hem de enerji olarak dışa bağımlı bir ülke olan Türkiye’de döviz kurlarındaki gün be gün artış ortada. Merkez Bankası olarak döviz kurunu sabitlemek için kendi kasanızı boşaltmak pahasına döviz satın aldığınız günlerin geride kalmadığını görüyoruz.

    – Patronlara ucuz krediler, vergi borcu silmeler, vergi muafiyetleri, vergi indirimleri, teşvikler sürerken; emekçilere ise vergi bindirimleri yapılmaya devam ediliyor.

    “EMEKÇİ HALKA AÇIK AÇIK YALAN SÖYLÜYORSUNUZ”

    Mektubunuzda çarpıtmak için elinizden geleni yaptığınız, bizim uydurmadığımız tüm bu veriler ışığında diyoruz ki: Merkez Bankası olarak emekçi halka açık açık yalan söylüyorsunuz. Emekçilerin yarısının asgari ücretle geçinmek zorunda bırakıldığı bu ülkede, asgari ücret açlık sınırının altında. Görülüyor ki kredi kartı faizlerine zam açıklamanızın hemen ardından şimdi de bu açlık sınırındaki asgari ücrete gözünüzü diktiniz.

    “BU ÇÖKÜŞÜN SORUMLUSU EMEKÇİLER DEĞİL, SİZSİNİZ!”

    Enflasyon oranının yanına bile yaklaşamayan bir oranda zam yapılan asgari ücretin, enflasyonu artıran başlıca faktör olduğunu savunmak tam da sizin gibi cin fikirli neoliberallere yakışır. Bu fikrin sizin çok özgün fikriniz olmadığını da biliyoruz elbette. Dünya çapında neoliberallerin ne zaman başları sıkışsa başvurdukları bu önerme, çoktan çöktü. Sadece bu önerme değil, sizlerin savunucusu olduğu ekonomi politikaları da çoktan çöktü. Bu çöküşün sorumlusu emekçiler değil, sizsiniz. Yetki bizde değil sizdeydi. Öyleyse sorumluluk da sizin. Siyasi iktidarla el ele yürüttüğünüz ekonomi politikalarının sonuçlarını emekçilere ödetemeyeceksiniz. “Enflasyondaki artışın sebebi, ücretlerin artmasına bağlı talepteki artış” diye süsleyerek sunduğunuz nedir? İleride fiyatlar daha artacak diye eline üç kuruş geçer geçmez ihtiyaçlarını satın almaya çalışan emekçi halk mı “talep” yaratarak enflasyonu artırıyor? Hayır. Enflasyonun sorumlusu sizin ekonomi politikalarınız.

    “EKONOMİ KÜÇÜLDÜKÇE BÜYÜYEN İŞSİZLİK DE SİZİN ESERİNİZ OLACAK”

    Kamu harcamalarının kısılacağını söylüyorsunuz. Halkın gıda, sağlık, eğitim, barınma gibi temel ihtiyaçlarından mı yoksa devasa bütçeli saraylarınızdan mı kısacağınızı açıklayın. Temel kamu hizmetlerini ‘zarar ediyor’ palavralarıyla özelleştirmeye, bir avuç patronu zengin ederken halkı temel ihtiyaçlarından mahrum bırakmaya dayalı neoliberal politikalarınızın nasıl iflas ettiğini görüyoruz. “Ekonomi küçülüyor, cari açığı bu sayede kapatıyoruz” diye övünüyorsunuz. Enflasyonu ekonomiyi durgunlaştırarak azaltacağınızı, bunu da emekçilere asgari ücret zammı vermeyerek yapacağınızı söylüyorsunuz. Ekonomi küçüldükçe büyüyen işsizlik de sizin eseriniz olacak. Emekçileri “işsizlik mi yüksek enflasyon mu” tercihi yapmaya zorlayan ekonomi politikalarınızın alaşağı oluşunu beraber göreceğiz. Ekonomik kriz varsa fedakarlık yapmak zorunda olan emekçiler olmayacak. Enflasyonu çözmek için önce tam bağımsızlık olacak. Kendi üretimimizi, dışa bağımlılığı ortadan kaldırarak yapacağız. Her ay enflasyon artıyorsa ücretlere de her ay zam yapılacak. Tam demokrasi olacak. Kamu kurumları kamu hizmeti verecek. Tam istihdam hedefini yakalayacağız. Tüm bunların sonucunda tam refahı konuşmaya başlayacağız. Sizin palavralarınızı değil.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Merkez Bankası faiz kararını açıkladı

    Merkez Bankası faiz kararını açıkladı

    Merkez Bankası kritik faiz kararını açıkladı. Yeni başkanı Hafize Gaye Erkan’la ikinci toplantısını yapan Merkez Bankası Para Politikası Kurulu, politika faizini 250 puan artışla 15’ten yüzde 17.50’ye yükseltti. Faiz artışı beklentilerin altında kaldı.

    Hafize Gaye Erkan başkanlığında ikinci kez toplanan Merkez Bankası Para Politikası Kurulu (PPK) merakla beklenen faiz kararını açıkladı.

    Buna göre Merkez Bankası Para Politikası Kurulu, politika faizini 250 puan artışla yüzde 17.50’ye yükseltti.

    Para Politikası Kurulu, faiz artırımın yanı sıra, parasal sıkılaştırma sürecini destekleyecek seçici kredi ve miktarsal sıkılaştırma kararları alındığını bildirdi.

    Açıklamada ayrıca, “Doğrudan yabancı yatırımlar, dış finansman koşullarındaki belirgin iyileşme, rezervlerde süregelen artış ve turizm gelirlerinin desteğiyle cari işlemler hesabındaki dengelenme fiyat istikrarına güçlü katkıda bulunacaktır” ifadelerine yer verildi.

    PPK açıklamasının tamamında şu ifadeler yer aldı:

    “Kurul, dezenflasyonun en kısa sürede tesisi, enflasyon beklentilerinin çıpalanması, fiyatlama davranışlarındaki bozulmanın kontrol altına alınması için parasal sıkılaştırma sürecinin devamına karar vermiştir.

    Küresel enflasyon düşerken, halen uzun dönem ortalamalarının ve merkez bankalarının hedeflerinin üzerinde seyretmektedir. Bu nedenle, dünyanın birçok ülkesinde merkez bankaları parasal sıkılaştırma sürecine devam etmektedir.

    “ENFLASYONUN ANA EĞİLİMİNDE YÜKSELİŞ SÜRÜYOR”

    Ülkemizde, yakın döneme ilişkin göstergeler enflasyonun ana eğiliminde yükselişin sürdüğüne işaret etmektedir. Bu gelişmede yurt içi talepteki güçlü seyir, ücret ve kur kaynaklı maliyet yönlü baskılar ile hizmet enflasyonundaki katılık belirleyici olmaktadır. Kurul, bu unsurlara ek olarak vergi düzenlemeleri ve fiyatlama davranışlarındaki bozulmanın enflasyon üzerinde ilave olumsuz etki yapacağını öngörmektedir.

    Doğrudan yabancı yatırımlar, dış finansman koşullarındaki belirgin iyileşme, rezervlerde süregelen artış ve turizm gelirlerinin desteğiyle cari işlemler hesabındaki dengelenme fiyat istikrarına güçlü katkıda bulunacaktır.

    Politika faizi, enflasyonun ana eğilimini geriletecek ve enflasyonu orta vadede yüzde 5 hedefine ulaştıracak parasal ve finansal koşulları sağlayacak şekilde belirlenecektir. Enflasyon görünümünde belirgin iyileşme sağlanana kadar parasal sıkılaştırma gerektiği zamanda ve gerektiği ölçüde kademeli olarak güçlendirilecektir.

    Kurul, mevcut mikro- ve makroihtiyati çerçeveyi, piyasa mekanizmalarının işlevselliğini artıracak ve makro finansal istikrarı güçlendirecek şekilde sadeleştirmektedir. Sadeleşme süreci, etki analizleri dikkate alınarak kademeli olarak devam edecektir. Bu kapsamda Kurul, faiz artırımının yanı sıra, parasal sıkılaştırma sürecini destekleyecek seçici kredi ve miktarsal sıkılaştırma kararları almıştır.

    Enflasyon ve enflasyonun ana eğilimine ilişkin göstergeler yakından takip edilecek ve Kurul, fiyat istikrarı temel amacı doğrultusunda elindeki tüm araçları kararlılıkla kullanmaya devam edecektir.

    Kurul, kararlarını öngörülebilir, veri odaklı ve şeffaf bir çerçevede almaya devam edecektir.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Cari açık şubatta 5,15 milyar dolar

    Cari açık şubatta 5,15 milyar dolar

    Merkez Bankası, şubat ayı verilerini açıkladı. Cari işlemler dengesi, şubat ayında 5,15 milyar dolar açık verdi.

    Merkez Bankası Ödemeler Dengesi İstatistikleri’ne göre cari işlemler açığı, şubatta bir önceki yılın aynı ayına göre 2 milyar 707 milyon dolar artarak 5 milyar 154 milyon dolar oldu. Türkiye’nin on iki aylık cari işlemler açığı 21 milyar 845 milyon dolar olarak kayıtlara geçti. 

    (HABER MERKEZİ)

  • Paylan: İşsiz ve borç altındaki kesim, AKP iktidarının sonunu getirecek-VİDEO

    Paylan: İşsiz ve borç altındaki kesim, AKP iktidarının sonunu getirecek-VİDEO

    PİRHA-HDP’li Garo Paylan, “AKP için artık deniz bitmiştir” diyerek ekonomide gelinen durumu PİRHA’ya yorumladı. HDP olarak kayıp 128 milyar Doların takipçisi olduklarını söyleyen Paylan, “Şu anda iflas ile yüz yüze olan esnaf, ay sonunu getiremeyen emekli, borç altındaki çiftçiler, AKP iktidarının mutlaka sonunu getirecektir” dedi.

    Halkların Demokratik Partisi Ekonomiden Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Garo Paylan ülke ekonomisi hakkında analizlerini paylaştı. Paylan, ülke gündemine oturan “Kayıp 128 milyar Dolar” konusunun önemine vurgu yaparak “Kasalar boşaltıldı” ifadesini kullandı.

    “128 MİLYAR DOLARIN NASIL HORTUMLANDIĞINI ÖĞRENMEK İSTİYORUZ”

    Garo Paylan, “128 milyar Doların Türkiye ekonomisi için ne anlam ifade ettiği sorusuna” şu yanıtı verdi:

    “128 milyar Dolar Türkiye halklarının kasası olan Merkez Bankası’nın kasasında duruyordu ve şu an o para buharlaşmış durumda. Bir iş yeri için kasasında bulunan para ne anlama geliyorsa 128 milyar Dolar da Türkiye için bu anlama geliyor. Kasa boşaltılmış durumda ve bu kasanın nasıl boşaltıldığını hiçbirimiz bilmiyoruz. Biz, milletin vekilleri olarak 128 milyar Doların hazineden nasıl hortumlandığını öğrenmek istiyoruz. 128 milyar Doların şu anda yok olmuş olması Türkiye ekonomisini çok daha kırılgan hale getirmiştir. Ekonomik krizlerle daha yüz yüze bırakmıştır. Bunun sonucunda da Türkiye halkları yoksullaşmaya devam etmektedir.”

    “128 MİLYAR DOLAR YANDAŞLARIN EVİNDE”

    Diyarbakır Milletvekili Garo Paylan, AKP Genel Başkan Yardımcısı Nurettin Canikli’nin “128 milyar dolar Türk halkının evinde ve banka hesaplarında” sözlerine de yanıt verdi. “128 milyar Doların hangi evlerde ve hangi kasalarda olduğunu merak ediyoruz” diyen Paylan, şöyle devam etti:

    “Elbette sonuç olarak birileri bu parayı aldı. Ama biz bu 128 milyar doların yandaşların evinde, kasasında olduğunu biliyoruz. Oysa bu para satılacaksa bile şeffaf bir şekilde; kamuya açık bir ihale şeklinde yapılmalıydı. Ama siz kapalı kapılar ardında, bilinmeyen kişilere Dolarları sattığınızda biz ‘128 milyar Doları kime sattınız? Kimi zenginleştiriniz? deme hakkına sahibiz. Çünkü bu Dolar 6.50 ortalama kur ile satıldı. Şu anda Dolar 8.15 ve ortada olan farka baktığınızda 211 milyar TL kamu zararından bahsediyoruz. 211 milyar TL ile pandemide sıkıntı yaşayan bütün vatandaşlarımızın sorununu çözebilirdik ama bu 128 milyar Doların karşılığı olan zararı yani 211 milyar TL belli yandaşları zenginleştirmek için kullanıldı. Biz de bunun hesabını soracağız.”

    “İŞSİZ VE BORÇLU KESİM, AKP’NİN SONUNU GETİRECEK”

    Garo Paylan, muhalefet olarak 128 milyar Doların peşini asla bırakmayacaklarını söyleyerek AKP’nin iktidarı kaybetmesine yol açacak yanlış ekonomi politikalarını şu sözlerle anlattı:

    “Yalnızca 10 milyon işsiz değil, şu anda iflasla yüz yüze olan esnaf, ay sonunu getiremeyen emekli, borç altındaki çiftçiler, AKP iktidarının sonunu mutlaka getirecektir. Bize muhalefet olarak düşen görev; bu umutsuz vatandaşlarımıza umut olmaktır. Biz HDP olarak hem demokrasi krizini hem de ekonomik krizi çözecek bir program için çok ciddi çalışıyoruz. Vatandaşlarımızın huzuru ve refahı ile ilgili sorunları ‘biz çözeceğiz’ diyoruz.

    AKP 20 yıllık iktidarında Türkiye’nin bütün kaynaklarını talan etti. Ekolojik kaynaklarını talan etti, Merkez Bankası kasasını tüketti, kamunun neredeyse bütün kaynaklarını sattı ve büyük bir borç krizi yarattı. AKP için artık deniz bitmiş durumda. Satabilecek herhangi bir şey de kalmadı ve kimse Türkiye’ye artık güvenmiyor. Yabancı sermaye de kaçıyor. Bu anlamda Türkiye halklarının artık AKP’den beklentisi kalmadı. Türkiye’ye güven verecek bir demokrasi ve ekonomi programına ihtiyaç var. Biz de bunun HDP ile olacağını düşünüyoruz. AKP’nin dönemi artık kapanmıştır. Artık yeniyi konuşma zamanıdır.”

    “PANDEMİ SÜRECİNDE ZENGİN DAHA ÇOK ZENGİNLEŞTİ”

    HDP’li Garo Paylan, pandemi sürecinde ekonomiye can verecek temel stratejileri hakkında da konuştu. “Pandemi döneminde AKP, halkın yüzde birini zenginleştirdi” diyen Paylan güvencesiz kapanma kararını eleştirdi. HDP olarak “Hem ekmeği büyüteceğiz hem de adaletle paylaşacağız” diyen Paylan’ın ilgili açıklaması şöyle:

    “Şu anda baktığımızda toplumun % 1’i öncesine kıyasla çok daha zengindir. Servetlerine servet katmış durumdadır. Oysa halkın büyük kesimi; işçiler, esnaflar, çiftçiler, emekliler çok daha fazla borçludur. Temel stratejimiz %100’e çalışan bir ekonomik düzen yaratmaktır. Yani % 1’i değil, %100’ü güvence altına alan bir ekonomik düzen yaratmaktır. Pandemideki 3. dalgaya baktığımızda kapatma tedbirleri aldılar ama yalnızca o % 1’i güvence altına aldılar. Zenginlere evde oturuyorlar ama bakıyorsunuz ki yoksullar toplu taşıma araçları ile işe gitmek, hastalığı kapıp ailesine getirmek ile yüz yüze kalıyor. Aynı günde 50 TL’ye ücretsiz izine çıkartılıyorlar. Bu da herhangi bir vatandaşın ekonomik güvenceye alınmadığı anlamına geliyor. Temel stratejimiz; tüm vatandaşlarımızı ekonomik güvence altına almak olacak. Yurttaşlarımıza ya iş bulacağız ya da onların temel ihtiyaçlarını güvence altına alacağız. Onların elektriğini, suyunu, doğalgazını, internetini ücretsiz hale getireceğiz. Vatandaşlarımızın gıda güvencesini sağlayacağız ama aynı zamanda ekonomik aktiviteyi de arttıracağız.”

    “HALKTA BÜYÜK BİR ÖFKE BİRİKİMİ VAR”

    Garo Paylan, son olarak iktidarın, toplum için bir ekonomik kaygı beslemediğine işaret ederek, “İktidarın sürdürdüğü ekonomik model sadece %1’in ekonomisidir. Elbette onlar zenginleştirdikleri %1 için kaygılanıyor olabilirler ama o saray halkın büyük çoğunluğundan kopmuş durumdadır. İşçi, esnaf, çiftçi, emekli perişan durumdadır. Onlar varsınlar %1 için kaygılansınlar. Ekonomik anlamda güvence altına alınmayan halkta büyük bir öfke birikimi var” ifadelerini kullandı.

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • ‘Bu kadar açlık, fakirlik varken kimse 50 bin avroluk çantayla gezemez’-VİDEO

    ‘Bu kadar açlık, fakirlik varken kimse 50 bin avroluk çantayla gezemez’-VİDEO

    PİRHA- Partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda konuşan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, AKP iktidarına israf ve haksız kazanç üzerinden yüklendi. Kılıçdaroğlu, “Bu kadar açlık, fukaralık varken kimse 50 bin avroluk çantayla gezemez” dedi.

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda açıklamalarda bulundu. Kılıçdaroğlu, ekonomiden dış ilişkilere kadar iktidarın politikalarını eleştirdi. Kılıçdaroğlu, “50 bin avroluk çantayla gezemezsiniz. Bu kadar açlık, fukaralık varken kimse 50 bin avroluk çantayla gezemez. Asgari ücretli 2825 TL net para alıyor. Brütü 3577. Her ay devlete 752 lira gelir vergisi veriyor. Zam yapın dedik, 2825 yaptılar. Biz bütün belediyelerde 3100 yaptık. Bizim yaptığımızı onlar yapamadılar. En küçük belediyemizden en büyük belediyemize kadar işçinin haklarını ödemeye çalışıyoruz.” dedi.

    “O ZORBA GİDECEK, İSTANBUL SÖZLEŞMESİ GERİ GELECEK”

    Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesini eleştiren Kılıçdaroğlu, Meclisin iradesinin ipotek altına alındığını ifade ederek “O zorba gidecek, İstanbul Sözleşmesi geri gelecek. Hiç kimse endişe etmesin” dedi. Kılıçdaroğlu, “Bir gece yarısı, bir kararla TBMM’nin iradesine ipotek kondu. Ya ‘TBMM’nin iradesini ipotek altına alamazsın’ diyemiyor. Koltuğunu ona borçlu da ondan. O zorba gidecek, İstanbul Sözleşmesi geri gelecek. Hiç kimse endişe etmesin.” dedi.

    Kılıçdaroğlu’nun konuşmasında öne çıkan başlıklar şöyle:

    “BÖYLE DEVLET YÖNETİMİ OLMAZ”

    “İntikam duygusuyla devlet yönetilmez. Cumartesi Anneleri, Diyarbakır’daki anneler… Nedir bu annelerin derdi? Devletin görevi bu annelerin taleplerini karşılamak. Siz Cumartesi Anneleri’ni topluyorsunuz, yargılıyorsunuz. Hangi devlet anlayışında bu vardır? Hakkı teslim etmesi gereken devlet, kişinin hakkının elinden alıyor. Hangi vicdan, hangi ahlak, hangi insanlık bunu kabul eder? Geçmişte AK Parti’ye oy veren bütün kardeşlerime, MHP’ye oy veren bütün kardeşlerime anlatıyorum. Böyle bir devlet yönetimi olmaz. Biz şiddetten kaostan uzak, huzurlu bir toplum istiyoruz.”

    “Yargıya müdahale ettiğiniz an devlette çürüme başlar. Vatandaş adalete güvenmemeye başlar. ‘Bu mahkemenin başkanı falan partilidir’ der. O nedenle yargı bağımsızlığına devleti yönetenlerin dikkat etmesi gerekir. Bir siyasi partinin genel başkanı mahkemelere hakim tayin edemez. Aksi takdirde devlette çürüme başlar. Devleti yönetenler, adalete gerekli önemi verdikleri zaman huzurlu bir toplum inşa etmiş olurlar.”

    “DEVLETİ YÖNETENLER İŞSİZLERE İŞ BULMAK ZORUNDA”

    “Devleti yönetenler işsizliğin nasıl bir felaket olduğunu bilmek zorundadır. Bütün kötülüklerin anasını işsizliktir. İşsiz insan toplumdan koparılmış insan demektir. İç dünyasında alevlerin yandığı bir kişidir. Hele hele aylardır iş bulamayan bir kişinin derdini kim bilebilir? Devleti yönetenler ne yapmak zorunda? İşsizlere iş bulmak zorunda. Bu olmadığı takdirde ciddi sorunlar çıkar ortaya.

    “HESABINI SORACAĞIZ”

    Bir Borsa İstanbul var, bir de yönetimi var. Maaşlarına zam yaptılar. Yüzde 33. Haydi zam yaptılar, kaç lira alıyorlar? 24 bin lira alıyorlar. Asgari ücretli 2825 alıyor. Ama bir şey var, asgari ücretli 752 lira vergi öderken BIST yönetim kurulu üyeleri 5 kuruş para ödemiyorlar. Sana 2825 lira veriyorlar ama kendi yandaşlarına net 24 bin lira, ayrıca vergilerin tamamını da başkaları ödüyor. Neden? Bu kadar büyük uçurum neden yaratılıyor, bir avuç inana neden dünyanın parası? Bunun hesabını sarayın beslemelerinden soracağız, her birinin burnundan fitil fitil getireceğiz.

    “BİR HAFTADA MİLYARLARCA LİRALIK YÜKÜ MİLLETİN SIRTINA YIKTILAR”

    Neredeyse her hafta Merkez Bankası Başkanı değişiyor. Ne oluyor allah aşkına? 20 Mart ile 27 Mart arası bir vurgunu anlatacağım. Neden Merkez Bankası Başkanı sık sık değişti? Merkezi yönetimin dış borcu; 20 Mart’ta dolar kuru 7.28′ 765 milyar 800 milyon lira dış borcu var. 27 Mart’ta 765 milyar çıktı 841 milyar 600 milyon liraya. Dolar kurunu 8 liradan aldık. Bir haftada milyarlarca liralık yükü milletin sırtına yıktılar. Hesabını ben soracağım. Burunlarından fitil fitil getireceğim. Bu millet sahipsiz değil.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Merkez Bankası faiz artırdı

    Merkez Bankası faiz artırdı

    Merkez Bankası, 1 hafta vadeli repo ihale faiz oranını 475 baz puan artırdığını açıkladı.

    Merkez Bankası (TCMB), yüzde 10,25’te tutulan politika faizini yüzde 15’e yükseltme kararı aldı. Buna göre, 1 hafta vadeli repo ihale faiz oranı 475 baz puan artırıldı.

    Analistler ve iktisatçılar da Merkez Bankası’nın faizi 475 baz puan artırmasını bekliyordu.

    Merkez Bankası Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısı bugün yapıldı. Toplantının ardından şu açıklama yapıldı:

    ”Para Politikası Kurulu, politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının yüzde 10,25’ten yüzde 15’e yükseltilmesine; tüm fonlamanın temel politika aracı olan bir hafta vadeli repo faiz oranı üzerinden yapılmasına karar vermiştir.

    “BELİRSİZLİKLER YÜKSELDİ”

    Küresel ekonomi üçüncü çeyrekte kısmi toparlanma göstermiştir. Ancak, son dönemde artış gösteren Covid-19 vakaları nedeniyle önümüzdeki dönemde küresel ekonomiye ilişkin belirsizlikler yükselmiştir.

    İktisadi faaliyette toparlanma devam etmektedir. Artan vaka sayıları nedeniyle getirilen kısmi kısıtlamalar, başta hizmetler sektörü olmak üzere iktisadi faaliyetin kısa vadeli görünümüne dair belirsizlikleri artırmaktadır.

    Diğer yandan, salgın döneminde sağlanan güçlü kredi ivmesinin gecikmeli etkileriyle artan iç talep, ithalat kanalıyla cari işlemler dengesini olumsuz etkilemektedir.

    Türk lirasındaki değer kaybının gecikmeli etkileri, uluslararası gıda fiyatlarındaki yükseliş ve enflasyon beklentilerindeki bozulma enflasyon görünümünü olumsuz etkilemektedir. Kasım ayına ilişkin takip edilen veriler, enflasyonda yakın dönemdeki döviz kuru oynaklığı kaynaklı bir yükselişe işaret etmekle birlikte, para politikasındaki kararlı duruşla beraber bu artışın geçici olacağı değerlendirilmektedir. Bu doğrultuda Kurul, enflasyon görünümüne dair risklerin bertaraf edilmesi, enflasyon beklentilerinin kontrol altına alınması ve dezenflasyon sürecinin en kısa sürede yeniden tesisi için, net ve güçlü bir parasal sıkılaştırma yapılmasına karar vermiştir.

    “ENFLASYON DÜŞENE KADAR DEVAM EDİLECEK”

    Önümüzdeki dönemde parasal duruşun sıkılığı, enflasyonu etkileyen tüm unsurlar dikkate alınarak, enflasyonda kalıcı düşüş sağlanana kadar kararlılıkla sürdürülecektir.

    Düşük enflasyon ortamının kalıcı olarak tesisinin, ülke risk primlerinin düşmesi, dolarizasyon eğiliminin tersine dönmesi, döviz rezervlerinin artış eğilimine girmesi ve finansman maliyetlerinin kalıcı olarak gerilemesi yoluyla, makroekonomik ve finansal istikrarı olumlu etkileyeceği değerlendirilmiştir.

    Merkez Bankası, fiyat istikrarını sağlama ve sürdürme temel amacına enflasyon hedeflemesi rejiminin gerektirdiği şeffaflık, öngörülebilirlik ve hesap verebilirlik ilkelerini uygulayarak ulaşacaktır. Bu ilkeler ışığında, Merkez Bankası fonlaması temel politika aracı olan bir hafta vadeli repo faiz oranı üzerinden yapılacak ve bu faiz oranı parasal duruş için tek gösterge niteliğinde olacaktır.”

  • Türk Lirası’nın değer kaybı devam ediyor

    Türk Lirası’nın değer kaybı devam ediyor

    PİRHA-Türk Lirası’nın dolar karşısındaki değer kaybı devam ediyor. Haftanın ilk işlem gününde dolar kuru 7,83’ü, euro 9,10’u, pound ise ilk kez 10 seviyesini aştı.

    Merkez Bankası (MB) uzun bir aradan sonra faiz arttırımına gitti ve politika faizini 8.25’ten 10.25’e çıkardı. Merkez Bankası’nın kararı sonrası döviz kurunda düşüş gözlense de Dolar ve Euro, TL karşısında yeniden değer kazanmaya başladı.

    Doların küresel piyasalarda güçlenmesi ve jeopolitik gelişmelerle yükselen dövizler yeni güne de yüksek düzeylerde başladı. Dolar en düşük 7,7776 lira ve en yüksek 7.8331 lirayı gördükten sonra, 7,81-7,82 lira aralığında hareket ediyor. 9,14 lirayı gören euro ise 9,12’nin üzerinde işlem görüyor. Dün tarihi yükselişini yaparak 10 liranın üzerine çıkan sterlin ise 10,05 lira dolayında hareket ediyor.

    Dün yaşanan hızlı yükselişlerle dikkat çeken döviz kurlarında bugün de hafif yukarı yönlü seyir dikkat çekiyor. Piyasaların gözü bugün Bakan Berat Albayrak tarafından açıklanacak olan Yeni Ekonomik Program’ın piyasaları nasıl etkileyeceği merak ediliyor.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Cari işlemler açığı mayıs ayında, 3 milyar 764 milyon dolara çıktı

    Cari işlemler açığı mayıs ayında, 3 milyar 764 milyon dolara çıktı

    Merkez Bankasının verilerine göre, mayıs ayında cari açık 3 milyar 764 milyon dolar oldu.

    Merkez Bankasının (TCMB) verilerine göre, geçen yılın Mayıs ayında 1 milyar 71 milyon dolar fazla veren cari işlemler hesabında, bu yılın aynı ayında 3 milyar 764 milyon dolar açık gerçekleşti. Bunun sonucunda on iki aylık cari işlemler açığı 8 milyar 244 milyon dolara çıktı.

    TCMB açıklamasında, “Bu gelişmede, ödemeler dengesi tablosundaki dış ticaret açığının bir önceki yılın aynı ayına göre 2 milyar 389 milyon dolar artarak 2 milyar 734 milyon dolara ulaşması ve geçen yılın Mayıs ayında 2 milyar 907 milyon dolar net fazla veren hizmetler dengesinde bu ay 33 milyon dolar net açık gerçekleşmesi etkili oldu” denildi.

    BU YIL 1 MİLYAR 847 MİLYON DOLAR AÇIK VERDİ

    Altın ve enerji hariç cari işlemler hesabı ise, geçen yılın mayıs ayında 4 milyar 345 milyon dolar fazla vermişken, bu yıl 1 milyar 847 milyon dolar açık verdi.

    Birincil gelir dengesi kalemi altında yatırım geliri kaleminden kaynaklanan net çıkışlar, bir önceki yılın aynı ayına göre 399 milyon dolar azalarak 920 milyon dolara indi. İkincil gelir dengesi kaleminden kaynaklanan net çıkışlar, bir önceki yılın aynı ayına göre 36 milyon dolar azalarak 28 milyon dolara düştü.

    Doğrudan yatırımlar kaleminden kaynaklanan net girişler ise aynı dönemdi 36 milyon dolar artarak 118 milyon dolara çıktı.

    Aynı dönemde, portföy yatırımlarında 2 milyar 539 milyon dolar net çıkış oldu. Alt kalemler itibarıyla incelendiğinde, yurt dışı yerleşikler, hisse senedi piyasasında 1 milyar 9 milyon dolar ve devlet iç borçlanma senetleri piyasasında 986 milyon dolar net satış yaptı.

    Yurt dışındaki tahvil ihraçlarıyla ilgili olarak, bankalar, Genel Hükümet ve diğer sektörler sırasıyla 60 milyon dolar, 2 milyar 171 milyon dolar ve 448 milyon dolar net geri ödeme gerçekleştirdi.

    Diğer yatırımlar altında, yurt içi bankaların yurt dışı muhabirlerindeki efektif ve mevduat varlıkları 488 milyon dolar net azalış kaydetmişken, yurt dışı bankaların yurt içindeki mevduatları 619 milyon dolar net artış kaydetmiştir.

    Yurt dışından sağlanan kredilerle ilgili olarak; bankalar, genel hükümet ve diğer sektörler sırasıyla 402 milyon dolar, 117 milyon dolar ve 878 milyon dolar net geri ödeme gerçekleştirmiştir.

    Resmi rezervlerde bu ayda 2 milyar 717 milyon dolar net artış gözlendi.

    (HABER MERKEZİ) 

  • Merkez Bankası faizi 4,25 puan düşürdü

    Merkez Bankası faizi 4,25 puan düşürdü

    Merkez Bankası yüzde 24 olan politika faizini 425 baz puan (4,25) düşürdü. Politika faizi böylece yüzde 19,75 olarak belirlendi. Merkez Bankası’nın açıklamasında, ilerisi için enflasyonun belirleyici olacağının altı çizildi.

    Merkez Bankası Para Politikası Kurulu (PPK) bugün yılın beşinci toplantısını yaptı. Toplantıda, beklentiler doğrultusunda politika faizi  425 baz puan düşürüldü. Karar sonrası dolar 5,71’den 5,74’e yükseldi. Ancak kısa sürede dalgalanma aşağı yönlü oldu ve dolar 5,67 seviyesine geriledi. Ekonomistler 1,5 puanla 5 puan arasında faiz indirimi bekliyordu.

    PPK: ILIMLI TOPARLANMA EĞİLİMİ VAR

    Merkez Bankası’nın yeni başkanı Murat Uysal başkanlığında ilk toplantısını gerçekleştiren Merkez Bankası Para Politikası Kurulu, politika faizini 4,25 puan indirerek yüzde 19,75’e çekti.

    Merkez Bankası Para Politikası Kurulu, 13 Eylül 2018’deki toplantısından bu yana faizde değişikliğe gitmemişti.

    Kuruldan yapılan açıklamada, şu değerlendirmeye yer verildi:

    “Son dönemde açıklanan veriler iktisadi faaliyetin ılımlı bir toparlanma eğilimi sergilediğini göstermektedir. Küresel büyüme görünümündeki zayıflamaya rağmen rekabet gücündeki gelişmelerin etkisiyle mal ve hizmet ihracatı artış eğilimini sürdürmekte, özellikle turizmdeki güçlü seyir doğrudan ve bağlantılı sektörler kanalıyla iktisadi faaliyeti desteklemektedir. Önümüzdeki dönemde net ihracatın büyümeye katkısını sürdüreceği; enflasyondaki düşüş eğilimi ve finansal koşullardaki kısmi iyileşmeyle birlikte ekonomideki kademeli toparlanmanın devam edeceği öngörülmektedir. Büyüme kompozisyonu dış dengeyi olumlu etkilemektedir. Cari işlemler dengesindeki iyileşme eğiliminin sürmesi beklenmektedir.

    Yakın dönemde küresel iktisadi faaliyetin zayıflaması ve enflasyona dair aşağı yönlü risklerin belirginleşmesiyle gelişmiş ülke merkez bankalarının genişleyici para politikası adımları atma olasılığı güçlenmiştir. Bu durum, gelişmekte olan ülke finansal varlıklarına yönelik talebi ve risk iştahını desteklemekle birlikte, korumacılık önlemlerinin ve küresel ekonomi politikalarına dair diğer belirsizliklerin gerek sermaye akımları gerekse dış ticaret kanalıyla oluşturabileceği etkiler yakından takip edilmektedir.

    TEMKİNLİ DURUŞ SÜRDÜRÜLMELİ

    Enflasyon görünümündeki iyileşme devam etmektedir. Yılın ikinci çeyreğinde enflasyon işlenmemiş gıda ve enerji fiyatlarındaki yavaşlamanın da katkısıyla belirgin bir düşüş sergilemiştir. İç talep gelişmeleri ve parasal sıkılaştırmanın etkileri enflasyondaki düşüşü desteklemektedir. Enflasyonun ana eğilimine dair göstergeler, arz yönlü faktörler ve ithalat fiyatları enflasyon görünümünü olumlu etkilemektedir. Bu gelişmelere bağlı olarak, güncel tahminler yılsonu itibarıyla enflasyonun Nisan Enflasyon Raporu’nda verilen öngörülerin bir miktar altında kalabileceğine işaret etmektedir. Bu çerçevede Kurul, enflasyon görünümünü etkileyen tüm unsurları dikkate alarak, politika faizinin 425 baz puan indirilmesine karar vermiştir.

    Kurul, enflasyondaki düşüş sürecinin devamlılığının, ülke risk priminin gerilemesi, uzun vadeli faizlerin aşağı gelmesi ve ekonomideki toparlanmanın güç kazanması açısından büyük önem taşıdığını değerlendirmektedir. Enflasyondaki düşüşün hedeflenen politika ile uyumlu şekilde gerçekleşmesi için para politikasındaki temkinli duruşun sürdürülmesi gerekmektedir. Bu çerçevede, parasal sıkılığın düzeyi ana eğilime dair göstergeler dikkate alınarak enflasyondaki düşüşün sürekliliğini sağlayacak şekilde belirlenecektir. Merkez Bankası fiyat istikrarı ve finansal istikrar amaçları doğrultusunda elindeki bütün araçları kullanmaya devam edecektir.

    Açıklanacak her türlü yeni verinin ve haberin Kurul’un geleceğe yönelik politika duruşunu değiştirmesine neden olabileceği önemle vurgulanmalıdır.”

  • Cari denge Aralık’ta 1.4 milyar dolar açık verdi

    Cari denge Aralık’ta 1.4 milyar dolar açık verdi

    Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından aralık 2018 dönemine ilişkin ödemeler dengesi verileri açıklandı. Cari denge aralıkta 1.4 milyar dolar açık verdi. 2018’de cari açık 27,6 milyar dolar oldu.

    Cari işlemler açığı Aralık ayında, bir önceki yılın aynı ayına göre 6.3 milyar dolar azalarak 1.4 milyar dolara indi ve 2018 yılı cari işlemler açığı 27.63 milyar dolar olarak gerçekleşti.

    Merkez Bankası verilerine göre, altın ve enerji hariç cari işlemler hesabı da, bir önceki yılın Aralık ayında 2.45 milyar dolar açık vermişken, 2018 Aralık ayında 2.5 milyon dolar fazla verdi.

    Aralık ayında;

    – ödemeler dengesi tablosundaki dış ticaret açığı bir önceki yılın aynı ayına göre 5.86 milyar dolar azalarak 1.68 milyar dolara geriledi.

    – Hizmetler dengesi altında seyahat kaleminden kaynaklanan net gelirler, bir önceki yılın aynı ayına göre 118 milyon dolar artarak 898 milyon dolara yükseldi.

    – Birincil gelir dengesi kalemi altında yatırım geliri kaleminden kaynaklanan net çıkışlar, bir önceki yılın aynı ayına göre 197 milyon dolar azalarak 883 milyon dolara geriledi.

    – İkincil gelir dengesi kalemi kaynaklı girişler, bir önceki yılın aynı ayına göre 131 milyon dolar azalarak 136 milyon dolara geriledi.

    – Doğrudan yatırımlardan kaynaklanan net girişler, bir önceki yılın aynı ayına göre 297 milyon dolar artarak 803 milyon dolara çıktı.

    – Portföy yatırımlarında 1.84 milyar dolar net çıkış oldu.

    – Yurtdışında gerçekleştirilen tahvil ihraçlarıyla ilgili olarak, bankalar 370 milyon ABD doları net geri ödeme gerçekleştirdi.

    – Diğer yatırımlarda 518 milyon dolar net giriş gerçekleşti.

    – Yurtdışından sağlanan kredilerle ilgili olarak, bankalar, genel hükümet ve diğer sektörler sırasıyla 1.999 milyar dolar, 51 milyon dolar ve 282 milyon dolar net geri ödeme gerçekleştirdi.

    – Resmi rezervlerde bu ayda 860 milyon ABD doları rezerv artışı gerçekleşti.

    Merkez Bankası, “Revizyon Politikası” doğrultusunda yapılan yıl sonu çalışmaları kapsamında, Ödemeler Dengesi İstatistikleri’nde 2014 yılından itibaren efektif ve mevduatlar, krediler, doğrudan yatırım ve hizmet kalemleri başta olmak üzere çeşitli güncellemeler yapıldığını da açıkladı.

    Açıklamada, “Güncellemelerin bir kısmı ödemeler dengesi tablosunda sadece sınıflama değişikliğine neden olurken, bir kısmı da ‘Cari İşlemler Hesabı’ ile ‘Finans Hesabı’ kalemlerini ve dolayısıyla ‘Net Hata ve Noksan’ kalemini etkiledi denildi ve şu bilgiler verildi:

    “Güncellemeler sonucunda, net hata ve noksan kalemi; 2014 yılında 600 milyon dolar, 2015 yılında 263 milyon dolar, 2018 Ocak-Kasım döneminde 1.15 milyar dolar azaldı ve 2016 ile 2017 yılında sırasıyla 135 milyon dolar ve 58 milyon dolar arttı ve toplamda 1.82 milyar dolar azaldı.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Merkez Bankası enflasyon tahminini yüzde 23,5’e yükseltti

    Merkez Bankası enflasyon tahminini yüzde 23,5’e yükseltti

    Merkez Bankası, gıda enflasyonu tahminini yüzde 13’ten yüzde 29,5’e, yıl sonu enflasyon tahminini ise yüzde 13,4’ten 23,5’e yükselttiklerini açıkladı.

    Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) enflasyon tahminini açıkladı: Enflasyonun 2018 sonunda yüzde 23,5 olacağı, 2019’da yüzde 15,2’ye ve 2020’de yüzde 9,3’e gerileyeceği tahmin edilmektedir.”

    TCMB Başkanı Murat Çetinkaya, “Enflasyonun 2018 sonunda yüzde 23,5 olacağı, 2019’da yüzde 15,2’ye ve 2020’de yüzde 9,3’e gerileyeceği tahmin edilmektedir” dedi.

    Çetinkaya, gıda enflasyonu tahminini 2018 sonu için yüzde 13’ten yüzde 29,5’e, 2019 sonu için yüzde 10’dan yüzde 13’e güncellendiğini belirtti.

    TCMB Başkanı Çetinkaya, “Petrol varil fiyatları varsayımını 2018 için ortalama 73 dolardan 75 dolara, 2019 için ise 73 dolardan 80 dolara yükselttik” dedi.

  • Merkez Bankası faiz arttırdı, dövizde hareketlilik başladı

    Merkez Bankası faiz arttırdı, dövizde hareketlilik başladı

    Para Politikası Kurulu (PPK) Eylül ayı toplantısının ardından Merkez Bankası faiz arttırdı. Kararın açıklanmasının ardından dövizde hareketlilik başladı.

    Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Para Politikası Kurulu (PPK), piyasaların merakla beklediği faiz kararını açıkladı. Merkez Bankası politika faizini 6.25 puan artışla yüzde 24’e yükseltti.

    “PARA POLİTİKASINDAKİ SIKI DURUŞ DEVAM EDECEKTİR”

    Yükseltme kararının verildiği toplantının ardından yapılan açıklama şöyle:

    Para Politikası Kurulu (Kurul), politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının yüzde 17,75’ten yüzde 24’e yükseltilmesine karar vermiştir.  Son dönemde açıklanan veriler iktisadi faaliyette dengelenme eğiliminin belirginleştiğine işaret etmektedir. Dış talep gücünü korumakla birlikte iç talepteki yavaşlama hızlanmaktadır.

    Yakın dönemde enflasyon görünümüne ilişkin gelişmeler fiyat istikrarı açısından önemli risklere işaret etmiştir. Döviz kurundaki hareketlerin de etkisiyle fiyat artışlarının alt kalemler bazında genele yayılan bir nitelik gösterdiği dikkat çekmektedir.

    İç talep koşullarındaki zayıflamaya rağmen fiyatlama davranışlarında gözlenen bozulma enflasyon görünümüne dair yukarı yönlü risk oluşturmaya devam etmektedir. Bu çerçevede Kurul, fiyat istikrarını desteklemek amacıyla güçlü bir parasal sıkılaştırma gerçekleştirilmesine karar vermiştir.

    Merkez Bankası fiyat istikrarı temel amacı doğrultusunda elindeki bütün araçları kullanmaya devam edecektir. Enflasyon görünümünde belirgin bir iyileşme sağlanana kadar para politikasındaki sıkı duruş kararlılıkla sürdürülecektir.

    Enflasyon beklentileri, fiyatlama davranışları, para politikası kararlarının gecikmeli etkileri, maliye politikasının dengelenme sürecine vereceği katkı ve enflasyonu etkileyen diğer unsurlardaki gelişmeler yakından izlenerek ihtiyaç duyulması halinde ilave parasal sıkılaştırma yapılabilecektir.

    Açıklanacak her türlü yeni verinin ve haberin Kurul’un geleceğe yönelik politika duruşunu değiştirmesine neden olabileceği önemle vurgulanmalıdır.

    Para Politikası Kurulu Toplantı Özeti beş iş günü içinde yayımlanacaktır.”

    DOLAR VE EURO’DA DÜŞÜŞ

    Merkez Bankası’nın faiz arttırma kararının ardından döviz kurlarında düşüş yaşandı.

    Dolar/TL faiz kararı sonrası 6.41’den 6.02 TL’nin, Euro ise 7.00 TL’ye çekildi.

  • Merkez Bankası’ndan dolar hamlesi

    Merkez Bankası’ndan dolar hamlesi

    Türk Lirası’nın değer kaybı devam ederken Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’ndan (TCMB) ‘finansal istikrarın desteklenmesi ve piyasaların etkin işleyişinin sürdürülmesi amaçlarıyla’ bazı tedbirler alındığı açıklandı.

    Merkez Bankası’nın açıklamasında “Bankaların ihtiyaç duyduğu tüm likidite karşılanacak” dedi. Piyasalar açılmadan 2. bir açıklama yapan Merkez Bankası, yabancı para zorunlu karşılıklarda 400 baz puan indirime gitti. Merkez, Türk Lirası zorunlu karşılık oranları tüm vade dilimlerinde 250 baz puan indirim yaptı.

    Merkez Bankası’nın ilk yaptığı açıklamada alınan tedbirler şöyle sıralandı:

    I. Türk lirası likidite yönetimi:

    1) Merkez Bankası tarafından gün içi ve gecelik vadedeki hazır imkânlar çerçevesinde bankalara ihtiyaç duydukları tüm likidite sağlanacaktır.

    2) Türk lirası işlemler karşılığında alınan teminatların iskonto oranları tür ve vadelerine göre güncellenerek bankalara teminat yönetiminde esneklik tanınacaktır. Söz konusu düzenleme ile bankaların mevcut serbest teminatlarının iskonto edilmiş değerinde yaklaşık 3,8 milyar TL tutarında artış olması öngörülmektedir.

    3) Bankaların Türk lirası işlemleri için kullanabilecekleri teminat döviz depo limitleri 7,2 milyar Euro seviyesinden 20 milyar Euro’ya çıkarılmıştır.

    4) 2018 Yılı Para ve Kur Politikası metninde yer aldığı üzere, temel fonlama aracı olan 1 hafta vadeli repo ihalelerine ilave olarak ihtiyaç duyulan günlerde geleneksel yöntemle 91 güne kadar vadeli repo veya depo satım ihalesi açılabilecektir.

    5) Bankacılık sistemi fonlama ihtiyacının yüksek olduğu günlerde vadeleri 6 – 10 gün arasında olmak kaydıyla farklı vadelerde birden fazla repo ihalesi açılabilecektir.

    6) Bankaların teminat yönetimine esneklik kazandırılması amacıyla, 1 hafta vadeli repo ihalelerinde kazanan tekliflerin bir bölümünün veya tamamının, bankalar tarafından talep edilmesi halinde repo işlemi yerine aynı faiz oranı ve vade ile Bankalararası Para Piyasasında depo işlemi olarak sonuçlandırılmasına imkân tanınacaktır.

    II. Döviz likidite yönetimi:

    1) Bankalar bir hafta vadeye ek olarak bir ay vadeyle de döviz depo imkânından yararlanabileceklerdir.

    2) Merkez Bankası döviz depo piyasasındaki aracılık faaliyetlerine yeniden başlayacaktır. Bu çerçevede, Döviz ve Efektif Piyasaları Uygulama Talimatı ile belirlenen kurallar doğrultusunda döviz depo piyasasında bankalar Merkez Bankası aracılığı ile birbirlerinden borç alıp verebileceklerdir.

    3) Bankaların döviz deposu almak üzere de kullanabilecekleri yaklaşık 50 milyar ABD doları seviyesindeki mevcut limitleri gerektiğinde artırılabilecek ve kullanım şartlarında iyileştirmeye gidilebilecektir.

    4) Bankalar Döviz ve Efektif Piyasalarında kendilerine tanınan limitler dahilinde döviz karşılığı efektif işlemleri yoluyla Merkez Bankasından efektif temin edebileceklerdir.

    Piyasa derinliği ve fiyat oluşumları yakından takip edilecektir. Gerekli görülmesi halinde, finansal istikrarı korumaya yönelik ihtiyaç duyulacak tüm önlemler alınacaktır.

    Merkez Bankası’nın 2. açıklama şöyle:

    “Finansal piyasaların etkin işleyişinin desteklenmesi ve bankalara likidite yönetiminde esneklik sağlanması amacıyla;

    Türk lirası zorunlu karşılık oranları tüm vade dilimlerinde 250 baz puan indirilmiştir.

    Yabancı para diğer yükümlülükler için aşağıdaki vadelerde zorunlu karşılık oranları 400 baz puan indirilmiştir.

    Yabancı para yükümlülükler için azami ortalama tesis imkanı yüzde 8’e çıkarılmıştır.

    Rezerv Opsiyonu Mekanizması kapsamında Türk lirası yükümlülükler karşılığında ABD dolarının yanısıra euro cinsinden de zorunlu karşılık tesis edilebilecektir.

    Değişiklik ile finansal sisteme yaklaşık 10 milyar TL ve 6 milyar ABD doları ile 3 milyar ABD doları tutarında altın cinsinden likidite sağlanmış olacaktır.”

    “MB, piyasaya güven verdi”

    Dünya gazetesinin aktardığına göre analistler Merkez Bankası’nın bu hamlelerini “MB olası bir panik halinde ve likidite ihtiyacı duyulduğu anda; ‘gerek euro gerek dolar gerekse Türk Lirası’nda bankaların ihtiyaç duyduğu tüm parayı karşılayacağım.’ diyor. ‘Ben parayı sizin hizmetinize sunacağım.’ diyerek piyasalara güvence verdi” şeklinde yorumladı.

    MB’NİN DÖVİZ REZERVİ NE KADAR?

    9 Ağustos’ta yapılan çıklamaya göre, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) toplam rezervleri, geçen hafta 2 milyar 307 milyon dolar artarak 102 milyar 919 milyon dolara yükseldi.

    TCMB Haftalık Para ve Banka İstatistiklerine göre, 3 Ağustos ile biten haftada, Merkez Bankası brüt döviz rezervleri 2 milyar 463 milyon dolar artışla 80 milyar 793 milyon dolar olarak gerçekleşti. Brüt döviz rezervleri, 27 Temmuz ile biten haftada 78 milyar 330 milyon dolar seviyesindeydi.

    Söz konusu dönemde altın rezervleri, 156 milyon dolar düşüşle 22 milyar 282 milyon dolardan 22 milyar 126 milyon dolara indi.

    Böylece Merkez Bankası’nın toplam rezervleri, geçen hafta bir önceki haftaya kıyasla 2 milyar 307 milyon dolar yükselerek 100 milyar 612 milyon dolardan 102 milyar 919 milyon dolara ulaştı.

  • ‘AKP, tefeciye teslim olmuş mirasyedi gibi’

    ‘AKP, tefeciye teslim olmuş mirasyedi gibi’

    PİRHA- CHP Ekonomiden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Aykut Erdoğdu, Merkez Bankası verilerine göre cari açığın Eylül ayında 4 milyar 527 milyon, yıllık olarak da 39 milyar 267 milyon dolara yükseldiğini açıkladı.  Erdoğdu, “Cari açık kabaca Türkiye’nin gelirinden daha çok harcaması ve bu açığı finanse etmek için başka uluslardan borçlanmasıdır. AKP, tefeciye teslim olmuş mirasyedi gibi” dedi. 

    CHP Ekonomiden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Aykut Erdoğdu, Merkez Bankası verilerine göre cari açığın Eylül ayında 4 milyar 527 milyon, yıllık olarak da 39 milyar 267 milyon dolara yükseldiğini belirtti. Erdoğdu, “Cari açık kabaca Türkiye’nin gelirinden daha çok harcaması ve bu açığı finanse etmek için başka uluslardan borçlanmasıdır. AKP, tefeciye teslim olmuş mirasyedi gibi. AKP patlattığı cari açığın 4’te 3’ünü yüksek faizli sıcak para ile finanse ediyor. Günün sonunda AKP’nin sebep olduğu tefeci faizinin bedelini vatandaş ödemek zorunda kalıyor” dedi.

    Geçen yılın aynı döneminde açığın 24,5 milyar dolar olduğunu hatırlatan Genel Başkan Yardımcısı Erdoğdu, cari açığın bu yılın 9 ayında yaklaşık 7 milyar dolar daha arttığına işaret ederek şunları söyledi:

    “Son 12 ay üstünden bakıldığında cari açığın 39,3 milyar doları bulduğu görülüyor. Bu da 2016’nın cari açığından 8 milyar dolar daha büyük bir açık demek. 8 milyar dolarla 5 Marmaray yapılacağını düşünürsek artışın büyüklüğünü daha iyi anlarız. Dokuz aylık 31 milyar doları bulan cari açığın finansmanında sıcak para da dediğimiz portföy yatırımlarının 23 milyar doları bulan payı, açığın 4’te 3’lük kısmının sıcak para ile finanse edilmiş olduğunu gösteriyor. Bu, spekülatif sıcak paraya bağımlılığın vardığı boyutları gösteriyor. Bu da AKP yönetiminin, döviz açığını doğrudan yatırım çekerek, uzun vadeli krediler sağlayarak finanse edemediğini, yüksek faiz ve spekülasyon peşindeki sıcak paraya teslim olduğunu gösteriyor. Türkiye AKP yönetiminde son 15 yılda yabancılara 145 milyar dolar faiz ödedi. Son 15 yılda yapılan karayolu, köprü, demiryolu, havalimanı gibi alt yapı yatırımlarının toplamının da 145 milyar dolar olduğu düşünülürse ödenen fahiş faizin büyüklüğü daha iyi anlaşılır.”

    Erdoğdu, önümüzdeki aylarda cari açığın finansmanı için daha fazla faiz ödemek durumunda kalınacağını bildirerek, bunun da bütçenin daha büyük bir kısmının faize harcanması anlamına geleceğini söyledi.

    Bu durumun çalışan ve emeklilerin daha az zam, çiftçinin daha düşük taban fiyat, esnafın daha az destek almasına neden olacağını ifade eden Erdoğdu, “Yatırımlara gitmesi gereken tutar yabancılara faiz olarak ödenecek ve  devlet bütçesinde sağlıktan, eğitimden ve sosyal korumadan yapılan kesintiler faize gidecek” diye konuştu.

    (HABER MERKEZİ)