Etiket: merkezi hükümet

  • ‘Cemevleri koz haline geldi; Alevilerin özgürleşmesinin önü kesilmek isteniyor’-VİDEO

    ‘Cemevleri koz haline geldi; Alevilerin özgürleşmesinin önü kesilmek isteniyor’-VİDEO

    PİRHA- Yerel yönetimlerin cemevlerinin mülkiyeti üzerinden Alevilere kendi bağlamaya çalışarak özgürleşmesinin önünü kestiğine vurgu yapan İzmir Alevi Kültür Derneği Yamanlar Cemevi Başkanı Mehmet Bozkurt, “Aleviler sürekli potansiyel bir oy kapısı olarak görülüyor. Ellerinde sürekli bu kozu tutuyorlar. Bu, cemevleri üzerinden Alevileri kendini bağlama taktiğidir. Çünkü; cemevleri Alevilere devredilir ve Aleviler o özgürlüğe de kavuşurlar ise bu siyaset alanı yok olacaktır. Siyaseten bunun üzerinden bir beklenti var ve cemevleri Alevilere devredilmek istenmiyor” diye konuştu.

    Alevi inancı bin yılların birikimiyle günümüze kadar dilden dile, gönülden gönüle, bin bir ırmaktan beslenerek günümüze kadar taşınmış bir inanç. Alevi inancının ibadethanesi dağ, taş, ağaç, akarsu, çeşme, hane (ev) kısacası tüm coğrafya olsa da  günümüz dünyasında insanların bir araya geleceği, sorunlarını konuşacağı, sosyal ve kültürel aktarımların yapılacağı alanlar oluşturulmaya başlandı.

    Köylerde köylünün bir araya geleceği evde cem erkanları yürütülürken, şehirlere yerleşen Alevi toplumu inançlarının gereğini yerine getirmek için cemevleri inşa etmeye başladı.

    1990’lı yıllarda Alevi yurttaşların kendi imkanlarıyla aldıkları arsalarda daha sonra cemevleri yapıldı. Günümüzde ise daha çok belediyeler veya merkezi hükümetlerin desteğiyle cemevleri inşa ediliyor.

    Belediyelerin cemevleri yapılırken verdikleri maddi desteğin sonuçları da ağır olabiliyor. 25 Eylül 2021 tarihinde Isparta Cemevinin açılışında, belediye başkanının “Bu cemevini ben yaptım” diyerek provokasyon yapması belediyeler ve Alevi kurumları ilişkisinin yeniden gözden geçirilmesi gerektiği tartışmalarını beraberinde getirdi.

    Peki cemevleri; günümüzde asimilasyonun kıskancında olan, Alevi kimliği inkar edilen, inanç merkezlerine ‘cümbüş evi’, ‘sosyal tesis’, ‘kültür evi’ denilen Alevi toplumunun inançsal, sosyal ve toplumsal ihtiyaçlarını karşılıyor mu?
    Hükümet ve belediyelerle doğru bir ilişki kuruluyor mu? Alevi kurumları ve inanç önderleri cemevlerini inancın gereklerini yerine getirecek noktaya taşıyor mu?

    Tüm bu soruları ve daha fazlasını Alevi kurum başkanlarına, inanç önderlerine ve yazarlara sorduk.

    İzmir Alevi Kültür Derneği Yamanlar Cemevi Başkanı Mehmet Bozkurt, cemevlerinin günümüzdeki durumuna ilişkin sorularımızı yanıtladı.

    “CEMEVLERİNİN ANAHTARI BELEDİYE PERSONELİNİN ELİNDE”

    PİRHA: Cemevlerinin yapılması fikri hangi ihtiyaçlar temelinde doğdu? Cemevlerinin tarihsel arka planını aktarabilir misiniz?

    MEHMET BOZKURT: Köy yaşamında herkes kendi evinde toplanır, pirleri gelir ve cemler yapılırdı. Görkemli salonlar yoktu. Şehirleşme ile birlikte bunlar imkansız hale gelince cemevlerine ihtiyaç duyuldu. Orjini bozuldu, şatafatlı hale geldi. Kendi halimizde, mütevazi yaşam biçimimiz ile öbürünün halini anlayan yerdeydik. Cemevleri zaruri ihtiyaç oldu ama dergah ve ocak işleyişinden de koptuk. En büyük handikap ise cemevlerinin belediyelerin mülkü olması ve idarenin belediye tarafından yapılmasıdır. Sosyal tesis, kültür merkezi adları altında. Yasal güvencemiz olmadığı için dernekler adı altında faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. Belediyenin mülkü olan cemevlerinin anahtarı belediye personelinin elinde. İbadet yapılacak ise de kültür müdürlüğünün izni ile yapılıyor. 15 gün önceden bir talep yazısı ile kültür müdürlüğü onayı ile cem yapabiliyorsun. Böyle bir ibare var. Halen de yaşanıyor. Alevi kurumlarına büyük görev düşüyor. Çok acil olarak kültür merkezi adı altında hizmet veren cemevlerini bu statüden çıkartmalıdırlar.

    Cemevi yöneticisi aynı zamanda belediye çalışanı. Belediye çalışanın, belediyeye tavır koyması mümkün müdür? Hem belediyede çalışıyor hem de o cemevinde yöneticilik veya başkanlık yapıyor. İnancında farklı anlayışları dayatana karşı koyamaz. Görmezden gelmek istiyor ve asimilasyon da tamda buradan başlıyor. Oysaki ekonomik özgürlüğü olan ve hiçbir yere bağımlı olmayan hakikatli kişilerin buna dur deme şansı oluyor. Ama biz cemevi olarak buna dur diyebiliyoruz. İzmir’de hiçbir kurum kesintisiz olarak Hakk’a yürüme erkanı yapmaz iken biz yaptık. Hakarete hatta fiziki müdahaleye dahi uğradığımız oldu. Mücadele etmeseydik Türkçe veya anadilde Hakk’a uğurlama erkanı yapılmasının önü açılmazdı.

    “ALEVİLER ÖZGÜRLÜĞE KAVUŞUR İSE CEMEVLERİNDEKİ SİYASET ALANI YOK OLACAKTIR”

    Yasal statüye kavuşmamış cemevleri gerçekliği var. Değişik adlar altında açılan bu cemevilerinin (sosyal tesis, kültür merkezi vs) büyük çoğunluğu yerel yönetimler veya merkezi hükümetler tarafından yapılıyor. Bunun yönetimsel ve inançsal yansıması yönünden nasıl okuyorsunuz?

    Aleviler sürekli potansiyel bir oy kapısı olarak görülüyor. Ellerinde sürekli bu kozu tutuyorlar. Bu, cemevleri üzerinden Alevilere kendini bağlama taktiğidir. Çünkü; cemevleri Alevilere devredilir ve Aleviler o özgürlüğe de kavuşurlar ise bu siyaset alanı yok olacaktır. Siyaseten bunun üzerinden bir beklenti var ve cemevleri Alevilere devredilmek istenmiyor.

    Kültür merkezleri adı altındaki cemevlerinin Alevi kurumlarına devredilmesi için iki yol var. Biri vakıf, diğeri ise valilik üzerinden bu cemevlerinin mülkünün Alevi kurumlarına verilmesi seçeneği vardı. Valilik üzerinden bu cemevlerinin Alevilere verilmesinin doğru olamayacağını belirttik. Cemevlerinin vakfa devredilerek mevcut yönetimlerin önünü açması en doğru olandı. Alevi kurumları da bu temelde belediye ile görüştü. Alevi kurumlarının bazıları bu karardan dönerek mevcut cemevlerinin mülkiyetinin valilik üzerinden kendilerine devredilmesini talep etti. Böyle olunca da Alevi kurumları tek söylem ve eylemde buluşamadı. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer inisiyatif alarak cemevlerini vakıf üzerinden Alevi kurumlarını devredeceğini kararlılığını gösteririm demişti. Umarım farklı davranmaz ve bu gerçekleşir.

    Alevi kurum başkanları ve yöneticileri sırf iş bulabilmek için bu kurumları kullanmasın. İlla ki belediyelerde işe girecekseniz de gidip başka alanlarda çalışın. Kendi kendimizi yok etmekten vazgeçelim. Bir olacağız, iri olacağız diyoruz. 30 yıldır bunu başaramamışız. Dönüp bir kendimize bakalım. Aleviler kendi içerisindeki sorunları çözmeden diğer soruları asla çözemez.

    “YEREL YÖNETİMLER İLE BAĞIMLILIK İLİŞKİSİ KOPARILMALI”

    Yerel yönetimler  tarafından yapılan cemevleri henüz açılma aşamasında bile sorunlar çıkıyor. Alevi toplumunun çok sayıda ve büyük cemevlerine ihtiyacı var mı? Yerel yönetimlerin dışında Alevilerin lokmalarıyla mütevazı cemevleri yapılamaz mı?

    6 yıldır bu kurumu yönetiyoruz. Bu kurumun 3 bin üyesi ve çalışan bir düğün salonu vardı. Bu salonu yıkarak elimizden aldılar. Tüm giderlerimiz canlarımızın lokması ile karşılanıyor. Aleviler, yürekleri sevgi dolu insanlardır. Paylaşmasını da iyi bilirler. Yeter ki doğru zeminde, doğru zamanda doğru kişilerle yürüyebilmeyi başar. Hak, hakikat ve yolda buluşur isek başaramayacağımız bir şey yok. Çok sayıda cemevlerine ihtiyacımız yok. Yerel yönetimler ve ile bu bağımlılık ilişkisi koparılmalı, ilkeli bir ilişkilenme biçimimiz olmalıdır.

    Eğer bugün Alevilik özünü bulamıyor, hakikat gerçekliğine ulaşmıyor ise sorun yöneticilerde, söz sahibi olan idarecilerde.

    “CEMEVLERİNİN ELİNDEKİ EKONOMİK DÖNGÜ ALINMAK İSTENDİ”

    Son dönem yapılan cemevlerine kendilerince katkı koydukları üzerinden yerel yönetimler Alevilere, ‘Parayı ben verdim düdüğü de ben çalarım’ mantığı ile müdahalede bulunuyor. Isparta Cemevin’de görüldüğü üzere Alevilik Aleviler eliyle belediyeler ve merkezi hükümet üzerinden yola getirilmek isteniyor. Sizce Alevi kurumları, cemevlerinin yerel yönetimler ile ilişkilenme boyutu ne durumdadır ve nasıl olmalıdır? Alevi kurumları, belediyelerle hangi sorunları yaşıyor?

    Yerel yönetimler cemevimize katkı yapıyor evet. Ama hiçbir zaman yerel yönetimlerin kendisi cemevimizde var etmesine izin vermedik. Bu alanı asla bulamadılar. Bizlerinde katkı sunduğu, vergi verdiği bütçeden bizlere de ayrılıyor. Bunun reklamının yapma şansı verilmemelidir. Hakikatimizi menfaate heba etmiş bir toplum olmadık. Alevilerin bu konuda sorumluluk ile hareket etmesi lazım.

    Cemevimizin bir düğün salonu vardır ve kimseye bağımlı almadan her şeyimizi karşılıyorduk. Bayraklı Belediyesi geçmiş dönem başkanı Hasan Karabağ, cemevimizin kongresine dahil olmaya çalıştı. Desteklediği ekip seçilmeyince aklınca elimizdeki bu ekonomik döngüyü almak istedi.  Düğün salonumuzu yıktı. Bu inancı kendisine siyaseten kullandıracak kişileri bu cemevinin başına getirmek istedi. Buradaki Aleviler bu hakikati görünce hepsi cemevini sahiplendi. Onlar bu sonucu göremedi. Aleviler açısından iyi bir ders oldu. Yamanlar Cemevinin bu mücadelesi başka yerlerde bu yanlışlara düşmemenin yolunu da kesti.

    Yerel yönetimlerin Yamanlar Cemevi üzerinden yapmaya çalıştığı bu müdahale bir çok yerde var.

    “YEMEK SEFASI VE KÜRSÜ MERAKI KUTSALLARIMIZA GÖLGE DÜŞÜRÜYOR”

    Hızır Orucu, Aşure gibi Aleviler için önemli sayılan günler belediyeler ve resmi devlet kurumları eli ile tören haline getiriliyor. Yemek şirketlerine ihale edilen, mislice gider olarak fatura edilen protokolle resmi tören şeklinde açılışının yapılmasını nasıl yorumlamak gerekir?

    Alevilerin kutsal günlerinin istismar edilmesi yakışı değil. Bugüne kadar lokmalarımız ile gelmişiz. Yola her şeyi vermekten kaçınmayan bir toplum gerçekliği var. Bu kutsal günlerin içi boşaltılıyor. Birilerini yemek sefasını ve kürsü merakını öne çıkararak bu günlere gölge düşürüyorlar. Lokmamız üzerinden siyasi rantları izin vermemek lazım.

    Ersin ÖZGÜL/İZMİR

    İLGİLİ HABERLER

    1-‘Alevi hareketi Alevilik ve siyaset ilişkisini belirlemeli; Alevi meclisi oluşturulmalı’
    2-‘İçinde talip olamadığımız cemevleri gerçekliği ile karşı karşıya kaldık’
    3-‘Türkiye’de bugün ne kadar cemevi varsa yasadışı ve gecekondu statüsündedir’
    4- ‘Aleviler sistemli bir politikayla kontrol altına alınmak isteniyor’
    5- ‘Neden bu kadar çok cemevi var, neden içinde Alevi az?’
    6-‘Alevilerin devlete olan hizmetlerinin iki torba çimentoyla eş tutulması zulümdür’-VİDEO
    7-‘Artık yönümüzü kendi öz gücümüz olan talip hanelerine çevirmeliyiz’
    8-‘Alevilerin kendi cemevlerini yapabilecek güçleri vardır’
    9-‘Alevilerin sorunu anayasaldır, çözümü de meclistir’

  • ‘Aleviler sistemli bir politikayla kontrol altına alınmak isteniyor’- VİDEO

    ‘Aleviler sistemli bir politikayla kontrol altına alınmak isteniyor’- VİDEO

    PİRHA- Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eğitim Sekreteri Hüseyin Ozan  cemevlerinin günümüzdeki durumuna ilişkin sorularımızı yanıtladı. Ozan, “Özellikle yerel yönetimler üzerinden Aleviler ile bir bağımlılık ilişkisi yaratmak ve Alevileri kontrol altında tutmak üzerinden bir politika izlendi. Alevilik, bu hakikatini yeterince idrak edememiş ve buluşma şansı olmayan Aleviler eliyle ortadan kaldırılması yönünde bir tutum ortaya çıkmıştır. Alevilerin kendi yolunun aklından bilmek, bakmak, söylemek ve eylemek durumundadır” diye konuştu.

    Alevi inancı bin yılların birikimiyle günümüze kadar dilden dile, gönülden gönüle, bin bir ırmaktan beslenerek günümüze kadar taşınmış bir inanç. Alevi inancının ibadethanesi dağ, taş, ağaç, akarsu, çeşme, hane (ev) kısacası tüm coğrafya olsa da  günümüz dünyasında insanların bir araya geleceği, sorunlarını konuşacağı, sosyal ve kültürel aktarımların yapılacağı alanlar oluşturulmaya başlandı.

    Köylerde köylünün bir araya geleceği evde cem erkanları yürütülürken, şehirlere yerleşen Alevi toplumu inançlarının gereğini yerine getirmek için cemevleri inşa etmeye başladı.

    1990’lı yıllarda Alevi yurttaşların kendi imkanlarıyla aldıkları arsalarda daha sonra cemevleri yapıldı. Günümüzde ise daha çok belediyeler veya merkezi hükümetlerin desteğiyle cemevleri inşa ediliyor.

    Belediyelerin cemevleri yapılırken verdikleri maddi desteğin sonuçları da ağır olabiliyor. 25 Eylül 2021 tarihinde Isparta Cemevinin açılışında, belediye başkanının “Bu cemevini ben yaptım” diyerek provokasyon yapması belediyeler ve Alevi kurumları ilişkisinin yeniden gözden geçirilmesi gerektiği tartışmalarını beraberinde getirdi.

    Peki cemevleri; günümüzde asimilasyonun kıskancında olan, Alevi kimliği inkar edilen, inanç merkezlerine ‘cümbüş evi’, ‘sosyal tesis’, ‘kültür evi’ denilen Alevi toplumunun inançsal, sosyal ve toplumsal ihtiyaçlarını karşılıyor mu?
    Hükümet ve belediyelerle doğru bir ilişki kuruluyor mu? Alevi kurumları ve inanç önderleri cemevlerini inancın gereklerini yerine getirecek noktaya taşıyor mu?

    Tüm bu soruları ve daha fazlasını Alevi kurum başkanlarına, inanç önderlerine ve yazarlara sorduk.

    Demokratik Alevi Dernekleri Genel Merkez Eğitim Sekreteri Hüseyin Ozan cemevlerinin günümüzdeki durumuna ilişkin sorularımızı yanıtladı.

    “YEREL YÖNETİMLER ÜZERİNDEN ALEVİLER İLE BAĞIMLILIK İLİŞKİSİ GELİŞTİ”

    PİRHA: Cemevlerinin yapılma fikri nasıl doğdu? Cemevlerinin tarihsel arka planını aktarabilir misiniz?

    HÜSEYİN OZAN: İnsanlarımız kendi tarihsel yaşam alanlarında iken cemevleri gibi bir problem söz konusu değildi. Cenaze erkanlarını kendi köylerinde, evlerinde yürütülebiliyordu. Yine ibadetler kutsal mekanlarda, evlerde pirin talibi ile buluşması sonrası yürütülebiliyordu. Doğal ve doğru olan; tarihsel geleneğimize uygun olan buydu. İnsanlarımız büyük kentlere göç ettirildikten sonra ortaya bir takım sorunlar çıkmaya başladı. Hem ocaklar sisteminin işleyişi sekteye uğradı, hem de pir-talip ilişkisi oldukça zayıfladı. Cenaze erkanlarının, cemlerin yürütülmesi, toplumun birbiri ile buluşması güncel problem olarak gündeme geldi. Alevilerde bir arayış başladı. Bu arayış sonucu cemevleri gündeme geldi. İlk cemevleri insanlarımızın dayanışmasıyla, Alevilerin kendi lokmalarıyla yapılmaya çalışıldı. Birçok cemevi bu şekilde inşa edildi. Bir ihtiyaca bir ölçüde cevap oldu. Sonrasında hızlı bir müdahale ile karşı karşıya kalındı. Özellikle yerel yönetimler üzerinden Aleviler ile bir bağımlılık ilişkisi yaratmak, kontrol altında tutmak üzerinden bir politika izlendi.

    VAROLAN BAĞIMLILIK İLİŞKİLERİ OLDUKÇA TEHLİKELİDİR

    İnanç boyutunda her toplumun hizmetini kendisinin yürütmesi, ihtiyaçlarını kendisinin karşılaması gerekir. Bu bin yıllardır Alevilerde böyleydi. Bu konuda herhangi bir bağımlılık ilişkisine girmeden, herhangi bir yerden destek beklemeden evlerinde, kutsal mekanlarında veya dergahlarında bu hizmetlerini yürütmektelerdi. Aleviler talip-pir ilişkisi üzerine oturtulmuş bir yapıya sahiptirler. Cemevleri, aradaki bu kopukluğu gidermeye hizmet eden bir noktada olamadı. Toplum olarak bunu yaratamadık. Nasıl ki bir camide imam, kilisede bir papaz var ise adeta bizlerde cemevinde bir ocak evladı, piri hizmet yürütür duruma getirdik. Bu yola, erkana uygun değildir. Çünkü her talibin yola bağlı olduğu ocağı, piri, rayberi ve mürşidi vardır. Önemli olan bu ilişkinin yürütülmesidir. Bu gerçeklik aynı zamanda toplumsal bir yapı inşa etmenin yolu ve yöntemidir. Bu konuyu da Aleviler olarak tartışmamız gerekiyor. Var olan bağımlılık ilişkileri oldukça tehlikelidir. Alevileri modernist sistemin içine çekme, toplumsal tabanı duruma düşürme amacı taşımaktadır. Bu bir ölçüde gerçekleşmiştir.

    “ÖRNEKLEŞMİŞ BİR MİMARİMİZ SÖZ KONUSU DEĞİLDİR”

    -Açılan ve varolan cemevlerinin yapım aşamasında mimari yapısına dair bir süreç yürütüldüğünü düşünüyor musunuz? Cemevlerinin mimari yapısı nasıl olmalıdır?

    Aleviler olarak biz kutsalın tezahürünü doğal mekanlarda görmüşüz. Orası bir erenin, pirimizin, anamızın mekanıdır; oralara gideriz. Oralarda bir araya gelir lokmalarımızı pay ederiz. Dolayısıyla geriye dönüp baktığımızda Alevilere özgün bir mimari yapıdan bahsetmek mümkün değildir. Hacı Bektaş Veli Dergahı tarih içerisinde canlarımızca yapılan bir mimaridir. Örnekleşmiş bir mimarimiz söz konusu değildir. Daha çok belediyelerin kültür merkezleri vardır. Normal bir şekilde inşa edilmiş; bir kısmı sosyal tesis bir kısmı ise cemevi diye ayrılmıştır. Bu teknik bir konudur ama öğretimiz ile de bağlantılıdır. Öğretimize vakıf mimarların bir araya gelerek, öğretimizin ruhuna uygun mimari projeler ile halkımızın karşısına çıkması lazım.

    “İDEOLOJİK SIZMALAR ALEVİLERİN UFKUNU DARALTMIŞTIR”

    -Yasal statüye kavuşmamış cemevleri gerçekliği var. Değişik adlar altında açılan bu cemevlerinin büyük çoğunluğu yerel yönetimler veya merkezi hükümetler tarafından yapılıyor. Bunun yönetimsel ve inançsal yansıması bakımından nasıl okuyorsunuz?

    Alevilik vardır ve bir gerçekliktir. Aleviler, Aleviliği yaşarken kimseye sormamış, izin almamışlardır. Hakikat bilgisine bağlı bir inanç biçimi vardır. Her türlü saldırı, katliam asimilasyon karşısında Aleviler kendi hakikatleri ile yaşamışlardır. Günümüzde modernist sistem her tarafa hakim olmuştur. Katı bir merkeziyetçi devlet sistemi inşa edilmiştir. Egemenlerin, hükmedenlerin hukuk anlayışı bu topluma dayatılmıştır. Cemevlerinin hukuki statüsü gibi bir problem de gündemdedir. Yasal statü demek aynı zamanda toplumsal kimliğimizin kabulü, anayasal güvence altına alınması anlamına gelir. Fakat ülkemizde tek tip iktidar alanına koşullu merkezi devlet sistemi Alevilere ve hiçbir farklılığa izin vermemekte, araçsallaştırılmış bir ideolojiye düşürülmüş Türk-İslam sentezi ile topluma hükmediyorlar.

    BÜTÜNLÜKLÜ BİR MÜCADELE VERİRSEK YASAL STATÜ GELECEKTİR

    Bu anlayışın dışında kalan her toplumsal kesimi eritmek için sistematik bir çaba içerisindeler. Bundan en çok etkilenen kimliklerden birisi de Aleviler. Aleviler yasal statünün mücadelesini vermektedir. Yetersizliklerimizle birlikte ufkumuzda problem var. Yeterince güçlü bir örgütlülüğümüz yok. Hakikat bilgimizi temel alan sıkı sıkıya bir duruş, bakış açısı ve perspektif kurumlarımızda hakim değildir. İdeolojik sızmalar da halkımızın ufkunu daraltmıştır. Sorun kendimizdedir. Hakikate bağlı kalır, yolumuz üzerinden bir duruş kazanır, bütünlüklü bir mücadele verirsek yasal statü gelecektir. Bu ülkenin demokratikleşmesi ile ilgilide bir problemdir. Mevcut tekçi sistem değişmediği,  bu ülkede demokratik bir zihniyet hakim olmadığı sürece Alevilere yasal statü verilmeyecek, cemevleri de kabul edilmeyecektir. Kendi öngördükleri kalıba sıkıştırılacak bu yolu, kurumlarını yok etmeyi sürdürecektir.

    “ALEVİLERDE PERSPEKTİF KAYBI VE ÖZGÜCÜNE DAYANMAMA VAR”

    -Belediyeler tarafından yapılan cemevleri henüz açılma aşamasında iken bile sorunlar çıkıyor. Belediyeleri yapım aşamasına katmadan Alevilerin lokmalarıyla mütevazı cemevleri yapılamaz mı?

    Şüphesiz ki Alevi örgütlülüğü yeterli bir düzeyde olursa kendi cemevlerini inşa etme olanakları vardır. Ciddi bir kitledir. Temel problem bir perspektif kaybı ve kendi öz gücüne dayanmama vardır. Aleviler, herhangi bir yerel yönetim ve merkezi hükümetten destek talep etmeden cemevlerini inşa edebilirler. Alevilikte yöneten ve yönetilen ilişkisi yoktur. Toplumsal rızalaşma ile ortaya çıkan irade yaşamın her alanında esastır. Günlük ve toplumsal yaşamımızda bu böyle olmak zorundadır. Çünkü Alevilik düşünsel, toplumsal bir sistemdir. A’dan Z’ye yaşamın her alanına dair önermeleri vardır. Temelinde razı etmek, razı olmak vardır. Yani hak talep edeceğiz, haksızlığa meydan vermeyeceğiz. Birilerinin bize bina ihsan etmesi, oraya bir memur koyması doğru değildir. Bütün bunlar Alevilerin lokmaları ile gerçekleştirilmek zorundadır. Isparta Belediye Başkanı, ‘Bu cemevini ben yaptım’ diyor. Hükmedenin zihniyetini yansıtıyor. Bu yolda tahakküm ilişkilerine, rızasız lokmaya yer yoktur. Bu bağımlılık ilişkilerinden kopmalıyız.

    “ALEVİLİK MÜTHİŞ BİR KUŞATMA YAŞIYOR, ALEVİLER İLE ORTADAN KALDIRILMAK İSTENİYOR”

    – Isparta Cemevinde görüldüğü üzere Alevilik Aleviler eliyle belediyeler üzerinden yola getirilmek isteniyor. Son dönemde yapılan cemevlerine kendilerince katkı koydukları üzerinden yerel yönetimler Alevilere, ‘Parayı ben verdim düdüğü de ben çalarım’ mantığı ile müdahalede bulunuyor. Bunu neye bağlıyorsunuz? Sizce Alevi kurumları, cemevlerinin yerel yönetimler ile ilişkilenme boyutu ne durumdadır ve nasıl olmalıdır? 

    Bu bağımlılık ilişkisi son derece sistemli ve bilinçli bir politikanın sonucudur. Farklı toplumsal gerçeklikler, inanç kimlikleri bir bağımlılık ilişkisi ile tahakküm altına alınır, kendi toplumsal tabanı durumuna düşürülür. Öğretimizin topluma aktarılması kesintiye uğramıştır. Temel toplumsal kurumlarımız olan ocaklar sistemi işlemez hale gelmiş, dergah kontrol altına alınarak müze ilan edilmiştir. Talip-pir ilişkileri içerisinde aktarılan bilgi artık aktarılamaz hale gelmiştir. Boş kalan beyinler resmi ideoloji tarafından istila edilmiştir. Yöneten-yönetilen ilişkilerine açık hale getirilmiştir. Halkımız iktisadi olarak da korkunç bir kuşatmayı yaşamaktadır. Büyük oranda yoksullaştırılmış, işsiz bırakılmış ve topraktan koparılmıştır. Modernitenin tahakküm alanları olan metropollere çekilmiştir. Alevilik, Alevi hakikatini yeterince idrak edememiş ve buluşma şansı olmayan Aleviler eliyle ortadan kaldırılması yönünde bir tutum ortaya çıkmıştır. Bu çok tehlikeli bir durumdur. Alevilerin kendi yolunun aklından bilmek, bakmak, söylemek ve eylemek durumundadır.

    “KUTSAL GÜNLERİMİZ RESMİ TÖRENLERE DÖNÜŞTÜRÜLÜYOR, UTANÇ VERİCİ”

    – Hızır Orucu, Aşure gibi Aleviler için önemli sayılan günler belediyeler ve resmi devlet kurumları eli ile tören haline getiriliyor. Yemek şirketlerine ihale edilen, mislice gider olarak fatura edilen, cemevlerinin resmi ‘dede”leri tarafından duası verilen, belediye başkanları ve protokolle eril bir zihniyetle resmi tören şeklinde açılışı yapılması Aleviliğe müdahale etmek değil midir?

    Kutsal günlerimiz, ritüellerimiz adeta resmi törenlere dönüştürülüyor. Bu bizim hakikatimize uymaz. Aleviler ritüellerini aşkla, gönüllük ile yerine getirir. Tahakküm edenler yani nefsani yönetimler her şeyi kontrol altına alarak kendi şekilsel ritüellerini geliştirerek inançları gerçekliğinden koparma yoluna giderler. Toplumu da bu yöntemle kontrol altına almaya çalışırlar. Bu kutsallarımızın resmi törenlere dönüştürülmesi yolumuz açısından utanç vericidir. Bundan medet umanlar iradesini teslim etmiş demektir. Bizlerde iftar açılışı diye bir şey yoktur. Herkes orucunu tutar ve mütevazi sofrasında orucunu açar. Aleviler yerel yönetimler ve merkezi hükümet ile ilişkilenebilir; ama duruşlarını koruyarak, hakikatlerine dokundurtmayarak. Alevilere dayatılan iradelerinin teslim edilmesidir. Şu kurum başkanı veya şu ocak sahibi buna alet oluyor ise bu çok acı vericidir. Hakikat, yolumuz ve inancımız korunmalıdır.

    Ersin ÖZGÜL-Diren KESER/PİRHA

    İLGİLİ HABERLER

    1-‘Alevi hareketi Alevilik ve siyaset ilişkisini belirlemeli; Alevi meclisi oluşturulmalı’
    2-‘İçinde talip olamadığımız cemevleri gerçekliği ile karşı karşıya kaldık’
    3-‘Türkiye’de bugün ne kadar cemevi varsa yasadışı ve gecekondu statüsündedir’