Etiket: MERSİN BAROSU

  • Mersin Cemevi’nde ‘Hoşgörü ve hoşgörü’nün sınırları ne olmalıdır?’ paneli-VİDEO

    Mersin Cemevi’nde ‘Hoşgörü ve hoşgörü’nün sınırları ne olmalıdır?’ paneli-VİDEO

    PİRHA- Mersin Cemevi’nde düzenlenen panelde “Hoşgörü ve hoşgörü’nün sınırları ne olmalıdır?” sorusuna cevap arandı. Panlede birlikte yaşamının temeli barış ve hoşgörüyü egemen kılmaktan geçeceği vurgulandı.

    Mersin Cemevi, Mersin Felsefeciler Derneği ve Mersin Barosu’nun ortaklaşa düzenlediği “Hoşgörü ve hoşgörü’nün sınırları ne olmalıdır ?” konulu panel Mersin Cemevi’nde gerçekleşti. Panelin moderatörlüğünü Mersin Felsefeciler Derneği Başkanı Mehmet Salih Öztemel yaparken, konuşmacı olarak, Mersin Barosu Başkanı Gazi Özdemir, Prof.Dr. Yaşar Erjem, Mersin Cemevi İnanç Kurulu Başkanı Erdoğan Sevin yer aldı.

    Açılış konuşması yapan Mersin Cemevi Başkanı Pir Hasan Kılavuz, Ermenilerin, Süryanilerin, Ezidilerin, Romanların, Alevilerin, Kürtlerin tarihsel süreç içerisinde hoşgörüden uzak iktidarlar tarafından baskıya ve katliama uğradığını dile getirerek, “Bir birimize karşı hoşgörülü olmanın temeli, tanımaktan geçer. Tanırsak, farklılığı kabul edersek barış o vakit egemen olur” diye belirtti.

    “HOŞGÖRÜ SİYASAL BİR BAKIŞ AÇISINA SAHİP BİR KAVRAMDIR”

    Panelde ilk olarak konuşan, Mersin Felsefeciler Derneği Mehmet Salih Öztemel, demokrasinin temelini hoşgörü olşuturduğunu belirterek, batı felsefesinde hoşgörü kavramının üzerine durdu. Öztemel, ne zaman hoşgörünün sınırları aşılmış olur? sorusunun önemli olduğunu söyleyerek, “Makulluk anlayışı içerisinde olmalıdır. Temel hak ve özgürlüklerinin temel alındığı bir höoşgörü anlayışına ihtiyaç var. Eşitlik, özgürlüğü temel alan bir gücün kullanılması önemlidir. Aksi takdirde güç baskıcı bir alana dönüşür. Hoşgörü siyasal bir bakış açısına sahip bir kavramdır” diye konuştu.

    “BARIŞ VE HOŞGÖRÜ EGEMEN OLSUN”

    Mersin Cemevi İnanç Kurulu Başkanı Erdoğan Sevin, din ve vicdan özgürlüğü, dolayısıyla düşünce özgürlüğü uğruna girişilen savaşların sonucunda hoşgörünün gündeme geldiğini belirterek, “Aslında din ve inanç özgürlüğü, yurttaşlık ile dindaşlık kavramlarının kesin olarak birbirlerinden ayrılmasını içerir. Yani yurttaşın devlete bağlılığı, belli bir dine bağlı olmasını gerektirmez. Devletin en önemli görevlerinden biri bireyler ve toplumlar yani farklılıklar arasında barışı sağlamaktır. Çünkü devletin dini olmaz. Devletin dini adalettir. Devletin tek bir dine, mezhebe veya inanca hizmet etmesi, sahiplenmesi başka din mezhep ve inançları görmezlikten gelmesi, dışlaması barışı sağlamaz” dedi.

    Devletin farklı düşünce mezhep ve inançlara tarafsız ve eşit mesafede ve adaletli bir hakem olursa, onların birbirlerine saygı ve hoşgörü göstermelerine kolaylaştıracağına dikkat çeken Sevin, “1517 yılında Yavuz Sultan Selim zamanında Alevi Bektaşi üzerindeki baskılar ve asimile çalışmaları sürgünler, katliamlar gittikçe hız kazandı. Türkmen Alevi Bektaşiler idrak-i bir idrak- zındık, mülhit, katlı vacip, kestiği haram, her şeyi helal vb. ifadelerle anılmaya başlandılar” şeklinde konuştu.

    Alevi tarihi katliamlar tarihi olduğunu vurgulayan Sevin, şunları ifade etti:

    “Biz Aleviler ve Alevi dedeleri olarak bütün erkanlarımızdan, etkinliklerimizde ve hizmetlerimizde birlik beraberlik, barış ve hoşgörü mesajları veriyoruz ve vermeye devam edeceğiz. Aynı şekilde Sünni inançlarının inanç hizmetlerini yürüten cami imamının ve vaizlerinden diyanet işleri başkanına kadar, Hıristiyan ve Musevi dinine bağlı kilise sinagog ve havra gibi muhabbetlerinde görevli din adamlarının birlik beraberlik mesajlarını vererek toplum üzerinde etkili olmalıdır. Aynı davranış ve söylemi devlet adamlarından, ülkeyi yöneten sorumlu siyasi partilerin ve muhalefet partilerinin mahalle sorumlularından genel başkanlarına kadar kendilerini sorumlu bilen her kesimden beklemek hepimiz için bir yurttaşlık görevidir.”

    “AKIL VE GÖNÜL DİLİ YERİNE NEFRET SÖYLEMİ KULLANILIYOR”

    Prof.Dr. Yaşar Erjem, “Hoşgörülü toplumun koşulları nelerdir?” başlıklı sunum yaptı. Erjem, hoşgörünün karşıtının horgörü olduğunu dile getirerek, “Yaşamın her alanda horgörüyü görüyoruz. Yaşadığımız toplumlarda şiddet olayları çok yoğun yaşanıyor. Biz hoşgörü toplumunda yaşayamıyoruz. Bunun temelinde ne varın cevabı, toplumlar arasında artan eşitsizliktir. Kadına, göçmene, cinsel tercihleri olanlara, Alevilere, Kürtlere, solculara, haklarını arayanlara yönelik bir anlayışsızlık, değer vermeme durumları yaşanıyor. Toplumsal farklılaşması geçmiş dönemlerde daha düşüktü, ancak günümüzde bu farklılaşma oldukça yüksek. Siyaset mekanizması toplumu kutuplaştırmaya çalışıyor. Akıl ve gönül dili yerine nefret söylemi kullanılıyor. Daha çağdaş, daha demokratik, daha özgürlükçü düzenlemelerle sorunları çözebiliriz. Bunu başaramazsak şiddetin toplumsal cinnete dönüşme ihtimali yüksek” ifadelerine yer verdi.

    “ADALETİN OLMADIĞI TOPLUMLARDA HOŞGÖRÜ SAĞLANMAZ”

    Mersin Barosu Başkanı Gazi Özdemir, adalet ve hoşgörünün yan yanan olan iki kavram olduğunu söyleyerek, adaletin toplum ve devlet için önemine vurgu yaptı. Adaletin olmadığı toplumlarda hoşgörünün sağlanması düşünülemeyeceğinin altını çizen Özdemir, Anadolu coğrafyasnın hoşgörünün merkezi olduğunu aktardı.

    Panel soru-cevap ile sona erdi.

    PİRHA/MERSİN

     

     

  • Mersin Barosu, bir ilke hazırlanıyor: 99 yıl sonra kadın başkan- VİDEO

    Mersin Barosu, bir ilke hazırlanıyor: 99 yıl sonra kadın başkan- VİDEO

    PİRHA- Mersin Barosu Başkanlık seçiminde 3 erkek adaya karşı tek kadın aday olan Avukat Sebahat Gençtarih, seçildiği takdirde Mersin Barosu’nun ilk kadın başkanı olacak. Gençtarih, eşit ve kapsayıcı bir yönetim anlayışıyla yola çıktıklarını belirterek, “İşçi, genç, kadın avukatlar için, yeni bir yol, üçüncü bir yol çizmek için varız ve bunun için geliyoruz” dedi.

    Avukatlık Kanunu’na göre iki yılda bir ekim ayında yapılan baro seçimleri için Mersin’de adaylar açıklandı. Çağdaş Hukukçular Derneği, Özgürlük İçin Hukukçular Derneği ve Adalet İçin Hukukçular üyesi avukatların oluşturduğu seçim grubu Özgürlükçü Çağdaş Avukatlar’ın (ÖÇAV) baro başkan adayı Avukat Sebahat Gençtarih oldu. Yönetim kurulu, disiplin kurulu ve delege adaylarının yer aldığı listede kadın temsilinin fazla oluşu dikkat çekiyor.

    3 erkek adaya karşı tek kadın aday olarak öne çıkan Gençtarih, 20 yıllık avukatlık mesleğinde çok sayıda kadın cinayeti, çocuk istismarı davalarını gönüllü olarak takip etmesiyle bilinen bir isim. İnsan Hakları Derneği, Mimoza Kadın Derneği, ÖHD ve ÇHD gibi kurumlarda da yer alan Gençtarih, değişimden ve kadından yana olan, tutarlı bir baro yönetimi için oylara talip.

    BARONUN 100. YILI KADIN BAŞKANLA KUTLANACAK

    1924 yılında kurulan Mersin Barosu’nun başkanlık koltuğuna 99 yıl boyunca hep erkekler oturdu. Sebahat Gençtarih, 13 Ekim’de yapılacak seçimi kazandığı takdirde Mersin Barosu’nun ilk kadın başkanı olacak ve baronun 100. yılı bir kadın başkanla taçlanacak.

    Seçim çalışmalarıyla ilgili PİRHA’ya konuşan Sebahat Gençtarih, Mersin Barosu’nun hep erkekler tarafından yönetildiğine işaret ederek, “Bu yıl baromuzun 100’üncü yılındayız. Bu süre zarfında bırakın kadın başkanı, kadın aday bile neredeyse yok denecek kadar az. 100 yıllık tarihinde benimle birlikte yalnızca 3 kadın başkan adayı olmuş. Bu anlamda baromuzun aslında ne kadar eril olduğunu görmekteyiz. Buradan hareketle ÖÇAV olarak kadın adayla seçime girmeyi önemsedik. Kadının değdiği yer değişir, kadının renginin yansıdığı yerde eşitlik, insan onurunda yaraşır işler daha güzel bir şekilde yapılır. Hem kadınlardan hem de erkeklerden bu yönde oldukça olumlu dönüşler alıyoruz. Hepsi de kadın baro başkanı görmek istediklerini söylüyorlar” dedi.

    ÜÇÜNCÜ YOL İÇİN ÖÇAV

    Sebahat Gençtarih, “Sabah duruşmasına öğleden sonra girişimiz, verdiğimiz herhangi bir dilekçenin savcılık aşamasında cevapsız kalması, OHAL süreci sonrasında savcıların odasına giremeyişimiz, genç meslektaşlarımızın yaşadığı ekonomik sorunlar, baro aidatları, komisyonların yeterli düzeyde işlevsel olmayışları gibi sıkıntılarla karşı karşıyayız” diyerek avukatların birçok alanda yaşadığı sorunlara çözüm getirme iddiasında olduklarını belirtti.

    Gençtarih, ÖÇAV olarak eşitlikçi ve meslek onuruna yaraşır bir anlayışı benimsediklerini ifade ederek, sözlerini şöyle sonlandırdı:

    “Mesleği onurlu, etik, ahlaki, birbirimizin ayağını kaydırmadan, birbirimize destek olarak nasıl yapabilirizi göstermek adına adayız. Her türlü ayrımcılığa karşıyız. Hepimiz dil, din, cinsiyet ve tür olarak eşitiz. Her canlının hayat hakkı, savunma hakkı vardır. İşçi, genç, kadın avukatlar için, yeni bir yol, üçüncü bir yol çizmek için varız ve bunun için geliyoruz. Herkes için adalet, adalet için özgür savunma.”

    Fatoş SARIKAYA/ MERSİN

    İLGİLİ HABER:

    Avukat Sebahat Gençtarih, Mersin Barosu başkanlığına adaylığını açıkladı

  • Avukat Sebahat Gençtarih, Mersin Barosu başkanlığına adaylığını açıkladı- VİDEO

    Avukat Sebahat Gençtarih, Mersin Barosu başkanlığına adaylığını açıkladı- VİDEO

    PİRHA- Özgürlükçü Çağdaş Avukatlar (ÖÇAV) Mersin Barosu Başkan adaylığını açıklayan Avukat Sebahat Gençtarih, “Başkan adaylığımın ve elbette başkanlığımın benden sonrası için işçi, kadın ve genç meslektaşlarıma ilham vermesini umut ediyorum” dedi. Gençtarih, Mersin Barosu tarihinde kadın başkan adayının bile neredeyse olmadığını belirttti. 

    13 Ekim tarihinde yapılacak olan Mersin Barosu başkanlık seçiminde 3 bin 500 avukat oy kullanacak. 3 erkek adaya karşı tek kadın aday olan Sebahat Gençtarih, Mersin Adliyesi Baro Odası’nda basın açıklaması yaparak adaylığını duyurdu.

    Çağdaş Hukukçular Derneği, Özgürlük İçin Hukukçular Derneği ve Adalet İçin Hukukçular üyesi avukatların oluşturduğu seçim grubunun adayı olan Gençtarih, özgürlükçü bir baro için Mersin Barosu’nu yönetmeye hazır olduklarını belirtti.

    “KADIN AVUKATLAR ŞİDDETLE BURUN BURUNA”

    Avukatların yaşadığı ekonomik sorunlara değinen Sebahat Gençtarih, özellikle kadın avukatların karşı karşıya kaldığı şiddete dikkat çekti. Yürürlükteki Avukatlık Yasası kadının karşı karşıya kaldığı erkek şiddetine karşı 3 maymunu oynadığını ve kadın avukatların yaşadığı şiddete, ayrımcılığa dair düzenlemeleri içermediğine vurgu yaptı.

    Gençtarih, “Seçildiğimiz takdirde cinsel yönelim ve cinsiyet kimliğine dayalı ayrımcılığı sadece hak alanında değil toplumsal boyutta da önlemek için çalışmalar yapacağız. Bunun için staj eğitim merkezimizde ‘toplumsal cinsiyet’ derslerinin içeriğinin zenginleştirilmesi ve daha iyi programlanması için girişimde bulunacağız” diye konuştu.

    “DAHA AZ DEVLET DAHA ÇOK TOPLUM”

    Siyaset Bilimci Rolf Cantzen’ın “Daha az devlet, daha çok toplum” sözüne atıfta bulunan Gençtarih, “Ne kadar az devlet, o kadar çok bağımsız yargı, o kadar gerçek adalet. Ne kadar çok adalet, o kadar çok toplum, o kadar çok birey ve o kadar çok insan hakları” diyerek devletin değil, yurttaşların temsilcisi olduğunun altını çizdi.

    Değişimden, kadından yana olan, tutarlı bir baro yönetimi için oylara talip olan Gençtarih, sözlerini şöyle sonlandırdı:

    “Özgürlükçü hukuk yolunda, mesleğimizin bağımsızlığı, dokunulmazlığı ve özgürlüğünü cesur, kararlı ve tutarlı bir şekilde savunarak, her türlü ayrımcılığa karşı çıkarak, dillerin ve halkların hak eşitliğini savunarak, azınlık haklarını savunarak, emekçilerin, kadınların, ezilen tüm kesimlerin hukuk dili olarak, evrensel insan hakları hukuku normlarını asgari temel kabul ederek, gerçek güvenliğin en geniş eşit ve kalıcı özgürlükle sağlanabileceği yaklaşımıyla, en az devlet en çok toplum ve insan anlayışıyla, özgürlükçü bir baro için Özgürlükçü Çağdaş Avukatlar olarak tüm üye ve gönül verenlerimiz ile birlikte Mersin Barosu’nu yönetmeye adayız.”

    PİRHA/MERSİN

  • Mersin Barosu’ndan Yargıtay 3. Dairesi’ne tepki: Karar, hukuk garabetidir

    Mersin Barosu’ndan Yargıtay 3. Dairesi’ne tepki: Karar, hukuk garabetidir

    PİRHA- Mersin Barosu, Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) suç duyurusunda bulunmasına tepki göstererek, “Yargıtay’ın almış olduğu karar hukuk garabeti niteliğindedir. Normlar hiyerarşisini, Anayasa’nın üstünlüğünü yok sayan bu karar Yargıtay açısından tarihe kara bir leke olarak geçecektir” dedi.

    Mersin Barosu yönetim kurulu üyeleri ve avukatların katılımıyla Mersin Adliyesi bahçesinde Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) suç duyurusu protesto edildi.

    Mersin Barosu Başkan Yardımcısı Av. Kazım Yüksel, Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) tutuklu Türkiye İşçi Partisi Milletvekili Can Atalay hakkında hak ihlali kararı vermesi ve tahliyesini istemesine, Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin bu karara uymama ve AYM üyeleriyle ilgili suç duyurusu kararında bulunmasına tepki gösterdi.

    “HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ İLKESİ YOK SAYILMIŞTIR”

    Yüksel açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

    “Bir hukuk garabeti niteliğinde olan bu karar; Anayasal devletin güvencelerinden biri niteliğinde olan bireysel başvuru yolunu etkili bir başvuru yolu olmaktan çıkarmış, hukukun üstünlüğü ilkesini yok saymış, keyfiliğin yargının en üst makamına kadar uzandığını ortaya koymuştur. Alınan karar Anayasa’nın ‘Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz’ şeklindeki 6. maddesi hükmüne açıkça aykırıdır.

    “TARİHE KARA BİR LEKE OLARAK GEÇECEKTİR”

    Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin, Anayasa Mahkemesi’nin hak ihlali yapıldığının kabulüne dair verdiği karara uymayacağına Anayasal yetkisi olmadan karar vermesi Anayasa’yı fiilen işlevsiz kılmıştır. Normlar hiyerarşisini, Anayasa’nın üstünlüğünü yok sayan bu karar Yargıtay açısından tarihe kara bir leke olarak geçecektir.

    Anayasa Mahkemesi’nin kararının tanınmamasının hukuken hiçbir izahı bulunmamaktadır. Kuvvetler ayrılığı ilkesinin zedelenmesi sonucu farklı erkler arasında mücadele edildiğine zaman zaman tanık olunmuştur ancak aynı erk kapsamında bulunan yüksek yargı organları arasında hukuka aykırı şekilde, kararı yok sayma aşamasına varan bir mücadele adalet sistemi açısından kaygı vericidir.

    Yargıtay’ın, normlar hiyerarşisine göre en üstte bulunan Anayasa’ya uygunluk denetimini yapan merci olan Anayasa Mahkemesi kararları ile ilgili olarak denetim yapma yetkisinin olmadığını, yetki aşımı yapılarak verilen bu kararın Anayasal düzene olan güveni temelden sarstığını kamuoyuna saygıyla bildiririz.”

    PİRHA/ MERSİN

  • Mersin Barosu cinsiyetçi söylemlere karşı suç duyurusunda bulundu

    Mersin Barosu cinsiyetçi söylemlere karşı suç duyurusunda bulundu

    PİRHA- Mersin Barosu Kadın Hakları Merkezi, Tarsus Ashab-ı Kehf Platformu’ndan Hilmi Tuzcu’nun yaptığı basın açıklamasında kadınların giyim ve kuşamlarını hedef göstererek, kadınlara yönelik hakaret, aşağılama ve insanları kin ve düşmanlığa tahrik niteliğindeki ifadeleri nedeniyle, hakkında TCK 216. ve 125. maddeleri kapsamında cezalandırılması için Tarsus Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu.

    Mersin Barosu Başkanı Av. Gazi Özdemir, Mersin Barosu Tarsus ilçe temsilcisi ve yönetim kurulu üyesi Av. Fatih Oyan ile Mersin Barosu Kadın Hakları Merkezi Başkanı Av. Arzu Günay ve merkez üyesi avukatlar, Tarsus Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunmasının ardından Tarsus Adliyesi önünde basın açıklaması yaparak, Tarsus Ashab-ı Kehf Platformu Başkanı Hilmi Tuzcu’nun hukuka aykırı nefret söylemlerini kınadı. Basın açıklamasına Mersin Kadın Platformu temsilcileri de katılarak destek verdi.

    “AYRIŞTIRAN VE KUTUPLAŞTIRAN SÖZLERİ İLE SUÇ İŞLEDİĞİ SABİTTİR”

    Mersin Barosu Kadın Hakları Merkezi Başkanı Av. Arzu Günay açıklamasında, “Tarsus Ashab-ı Kehf Platformu’ndan Hilmi Tuzcu, kadınları hedef alarak, söylemeye bile dilimizin varmadığı, ahlaki değerlerden yoksun düşüncelerini dışa vurarak şu sözleri halka açık alanda dile getirmiştir. ‘Gazze’de şehit olan çocuklara mı acıyalım? Tarsus Yarenlik Alanında anadan ürüyen dolaşanlara mı acıyalım?’ ‘Vallahi burası daha çok acınacak halde.’ ‘Onlar cennete gidiyor ama buraya gelin oturun Allah korusun ninesi burnunu göstermezken, torunun göstermediği yer kalmadı. Hadi çocuklar, gençler bir eş bulacak. Yahu ellisindeki bu teyzelere, bacılara ne oluyor ya? Bunların kocalarına ne oluyor?’ cümlelerini kullanarak açıkça hukuka aykırı bir şekilde nefret söylemleriyle saldırıda bulunmuştur.

    Şahsın, kadınlar ve çocuklar hakkında kullandığı çirkin ve seviyesiz hakaretler ile nefret içeren üslubu, toplumumuzda kadın-erkek çatışması oluşturacak, kişilerin birbirlerine karşı hislerinin değişmesine sebep olacak, husumetleri tetikleyecek, hoşgörüyü yok edecek, kamplaşma yaratacak, insanları karşı karşıya getirecek, tahrik edip çatışmaya sevk edecek ve kamu barışını tehlikeye sokacak özellikler taşımaktadır. Şahsın kin nefret içeren, toplumda kadını ikinci plana sürükleyen eşitliği bozma yolunu seçerek, açıkça saldırgan ve ayrıştıran toplumu bölen, kutuplaştıran sözleri ile suç işlediği sabittir” diye konuştu.

    “BU AÇIKLAMAYI YAPANLAR VE ORTAK OLANLAR SORUMLUDUR”

    Günay konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Mersin Barosu Kadın Hakları Merkezi olarak Hilmi Tuzcu hakkında Tarsus Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunarak; yaptığı basın açıklaması ve bu açıklamanın sosyal medyada yayınlanması, demokratik ve laik bir ülkede özellikle kadınların giyim ve kuşamlarının hedef gösterilerek, kadınlara yönelik hakaret, aşağılama ve insanları kin ve düşmanlığa tahrik niteliğindeki ifadeleri nedeniyle, TCK 216. ve 125. maddeler kapsamında cezalandırılması konusunda şikayette bulunduk. Ayrıca Akkoza Medya haber sitesinde konuyla ilgili yayınlanan video ve sözlere erişimin engellenmesini ve haber içeriğinin siteden kaldırılmasını talep ettik.

    Söylemleriyle kadına şiddeti teşvik eden cinsiyetçi, ayrıştırıcı ve kadını ötekileştirici, aşağılayıcı dil kullanan şahısın hak ettiği cezayı alması için yasal sürecin sonuna kadar takipçisi olacağız”

    PİRHA/ MERSİN

  • ‘Raziye’yi katleden fail tutuklanmadığı için cinayeti işledi’-VİDEO

    ‘Raziye’yi katleden fail tutuklanmadığı için cinayeti işledi’-VİDEO

    PİRHA- Uzun yıllar Barış Can Uçuk adlı erkek tarafından şiddete uğrayan ve tüm girişimleri sonuçsuz kalan Raziye Oskay katledildi. Raziye Oskay’ın avukatı Işıl Akan, Raziye’nin öldürülmemesi için çok çabaladıklarını belirterek, “Kadına yönelik şiddeti engelleyecek ve azaltacak her mücadele aracı ve her hukuki düzenleme biz kadınların can simididir. Bu nedenle İstanbul sözleşmesi tartışmaları ve 6284 sayılı yasanın uygulanma pratiği hayati önem arz etmektedir” dedi. 

    Türkiye’de kadına karşı katliam devam ediyor. Mersin’de Barış Can Uçuk adlı erkek, işe gitmek için evden çıkan Raziye Oskay’ı sokak ortasında tabancayla vurarak katletti. Cinayetin ardından kaçan zanlı polisler tarafından yakalandı. Zanlının emniyetteki işlemleri sürüyor.

    Mersin Barosu Kadın Hakları Merkezi, Raziye Oskay’ın katledilmesi ve kadına yönelik artan şiddete karşı baro merkezinde açıklama yaptı.

    Açıklamaya Mersin Kadın Platformu bileşeni kadınlar destek verirken, Mersin Barosu Kadın Hakları Merkezi adına açıklamayı Mersin Barosu Kadın Hakları Merkezi Başkanı Avukat Arzu Günay yaptı.

    “TÜRK CEZA KANUNUNDA ISRARLI TAKİP SUÇ OLARAK DÜZENLENMELİ”

    Avukat Arzu Günay, içlerinin acıdığını ve sözün bittiği yerde olduklarının altını çizerek, “Dün 2 kadın cinayeti işlendi. Mersin’de 24 yaşında Raziye Oskay, yine İstanbul’da İstanbul Barosuna kayıtlı kadın meslektaşımız Avukat Dilara Yıldız erkek şiddetine uğrayarak katledildiler” diye belirtti.

    Sistemli şekilde Oktay Dönmez tarafından tehdit edilen avukat Dilara Yıldız’ın, olay anında olay yerine gelen polislerin gözü önünde kurşunlanarak öldürüldüğünü aktaran Avukat Arzu Günay, “Her gün en az bir kadın cinayeti ile güne başlar olmak ve bu kadın cinayetlerini normalleştirerek toplumun duyarsızlaştırılması, faillere uygulanan cezaların yetersiz olması ve şiddet gören kadınlar için gerekli tedbirlerin alınmaması nedeni ile gerçekleşen bu cinayetler karşısında, devletin tüm organları ve yargı sisteminin sorumluluğu bulunmaktadır. Türk Ceza Kanunu’nda ısrarlı takibin suç olarak düzenlenmesinin de geciktirilmemesi gerekiyor” ifadelerine yer verdi.

    “RAZİYE OSKAY, 2017 YILINDAN İTİBAREN ŞİDDET, TACİZ, CİNSEL İSTİSMARA MARUZ KALDI”

    Ardından söz alan Raziye Oskay’ın avukatı Işıl Akan, Raziye Oskay’ın 2017 yılından itibaren şiddet, taciz, cinsel istismara maruz kaldığını vurgulayarak, “Raziye Oskay, uzun yıllardır baskı, taciz ve tehditler altında her gün ölmekten korkan, her gün işe giderken önünü arkasını kontrol eden, yanına yaklaşan her yabancıya şüphe ve korku ile bakan, kısacık ömrünü hep öldürülme korkusu ile geçiren henüz 24 yaşında gencecik bir kadındır” dedi.

    Barış Can Uçuk’un cinsel saldırı, şantaj ve tehdit suçlarından halen soruşturması devam eden bir savcılık dosyasının olduğunu ve delilleri sunmak sureti ile adli kontrol kararlarına itiraz edip Raziye’nin artık can güvenliği olmadığı yönünde dilekçeler verdiklerini ifade eden avukat Işıl Akan, failin tutuklanmadığını ve cinayeti işlediğini söyledi.

    “SONUNA KADAR MÜCADELE EDECEĞİZ”

    Avukat Işıl Akar, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Her gün onlarca kadının şiddete uğrayıp öldürüldüğü bu ülkede, kadına yönelik şiddeti engelleyecek ve azaltacak her mücadele aracı ve her hukuki düzenleme biz kadınların can simididir. Bu nedenle İstanbul sözleşmesi tartışmaları ve 6284 sayılı yasanın uygulanma pratiği hayati önem arz etmektedir. Bu mücadelede, biz kadınları hukuki olarak geriye götüren hiçbir kararı kabul etmeyecek ve sonuna kadar mücadele edeceğiz. Toplumsal eşitsizliklerin ve kadına yönelik şiddetin sonlandırılması mücadelesi için tek başına yeterli olmasa da İstanbul Sözleşmesi taraf ülkeleri, bireyleri cinsiyet temelli şiddetten korumakla ve adli süreçleri hızlı işletmekle yükümlü tutmaktadır ve biz kadınlar için çok önemlidir.

    Bugün ve bundan sonra da, kadına yönelik şiddetin engellenmesi, faillerin en yüksek cezaları alması, gerekli hukuki düzenlemelerin yapılması ve kadınların tüm hukuki kazanımlarına sahip çıkılması noktasında sonuna kadar mücadele edeceğiz.”

    PİRHA/MERSİN

     

  • Ermirler Ormanlarının yok edilmesine karşı dava açıldı-VİDEO

    Ermirler Ormanlarının yok edilmesine karşı dava açıldı-VİDEO

    PİRHA- Emirler Ormanı’nda ağaç katliamı devam ederken, ormanın yok edilmesine karşı çevre örgütleri, Mersin Mimarlar Odası ve Mersin Barosu kesimin durdurulması için dava açtı.

    Mersin’in Yenişehir İlçesine bağlı Emirler köyünde ‘gençleştirme’ adı altında ormanlık alanda ara verilen ağaç kıyımına devam ediliyor.

    Ağaç katliamına karşı çevre dernekleri, siyasi partiler ve birçok sendika üyesi, oturma eylemi düzenlerken, kesimin durdurulması için dava açıldı.

    Başvuru sonrası Mersin Baro Başkanı Bilgin Yeşilboğaz tarafından yapılan açıklamada, Mersin’in oksijen deposu olarak bilinen Yenişehir ilçesine bağlı Emirler Mahallesi’nde 190 dönüm alandaki 10-20 yaş arasındaki çam ağaçlarının, Mersin Orman İşletme Müdürlüğü tarafından gençleştirme gerekçesiyle kesilmesine karşı halkının 2 hafta önce başlattığı eylem, yaşam nöbetleri ve CİMER’e şikayet başvurusunun neticesiz kaldığını ve ağaç katliamının hızla devam ettiğini belirtti.

    “TELAFİSİ İMKANSIZ ZARARLAR DOĞURACAK BİR KESİM YAPILIYOR”

    Yaşlı ağaçlar kesilecek, yerine endüstriyel ağaçlar dikilecek bahanesi ile oksijen üreten bir ormanın yok edildiğini vurgulayan Yeşilboğaz, “Emirler’deki Orman katliamı Anayasa’nın 56, 17, 63. 2. 36. ve 125. maddelerine açıkça aykırı. Bölgedeki orman katliamı amaç, şekil, sebep, yerindelik kentsel planlama esasları ve kamu yararı açısından hukuka aykırı olduğu gibi, gerek Emirler Mahallesi ve çevresi, gerek Yenişehir İlçesi gerekse Mersin ve içinde yaşayanlar ve ekosistem açısından telafisi imkansız zararlar doğuracak bir kesim işlemidir” diye konuştu.

    “TALANI DEĞİL, YAŞAMI SAVUNUYORUZ”

    Yeşilboğaz, “Bu devran böyle gitmez! Gün; bilim dışı, hukuk dışı ve akıl dışı orman katliamına, yaşam alanlarımızın talan edilmesine dur demek için yargı yoluna gitme günüdür” diyerek, şunları dile getirdi:

    “Öncelikle yürütmenin durdurulması, incelemenin duruşmalı yapılması istemi ve işlemin iptaline karar verilmesi talebiyle, Mersin Çevre ve Doğa Derneği, Mersin Mimarlar ve Mühendisler Odası ve bölge halkı ile birlikte Mersin nöbetçi idare Mahkemesi’ne dava açmak için bir araya gelmiş bulunmaktayız.

    Kesime konu orman alanı şehir merkezine çok yakın olması sebebiyle zaten endüstriyel üretim lokasyonu özelliğine sahip değildir. Kesim alanı eğim olarak 30 derecenin üzerinde eğime sahip bir alandır. Bu özelliği nedeni ile heyelan bölgesi olup, içerisindeki mevcut orman bu heyelanı önleyici işlev görmektedir. Bu nedenle dava konusu orman kesim işlemi bölgede yeniden heyelanların yaşanmasına sebebiyet verecek, burada yaşayan herkes için hayati tehlike oluşturacaktır. Bu nedenle bu işlem kanun, yönetmelik ve uluslararası sözleşmelere aykırı haksız bir işlemdir, iptali gerekmektedir. Dava dilekçemizde belirtmiş olduğumuz bu sebeplerle, Emirler Mahallesi’nde ağaç kesiminin bir an önce durdurulması, kentin nefesi ve geleceği için aciliyet meselesidir. Talanı değil, yaşamı savunuyoruz!”

    Diren KESER/MERSİN

  • Mersin Barosu: Irkçı saldırganlar hak ettiği cezaya çarptırılmalıdır

    Mersin Barosu: Irkçı saldırganlar hak ettiği cezaya çarptırılmalıdır

    PİRHA- Mersin Barosu Başkanı Bilgin Yeşilboğaz yaptığı yazılı açıklamayla, Mersin’in Bozyazı ilçesinde Erbilli aileye yönelik yapılan ırkçı fiili ve sözlü saldırıyı kınayarak, “Birlik ve beraberliğe en çok ihtiyaç duyduğumuz şu dönemde ülkemizde Irkçılığa asla geçit verilmemelidir. Bu hastalıklı zihniyete son vermek için ırkçı saldırganların adalet önünde hak ettiği cezaya çarptırılması gerekmektedir. Çünkü ırkçılık insanlık suçudur” dedi.

     

    Federal Kürdistan Bölgesi’nin Başkenti Hewlêr kentinden Mersin’e gelen aile, ırkçı bir grubun taşlı ve coplu saldırısına uğradı. Saldırıda biri ağır, 2 kişi yaralanırken, görgü tanıkları ise ölümle tehdit edildi.

     Konuya dair açıklama yapan Mersin Barosu Başkanı Bilgin Yeşilboğaz, saldırganların Erbilli aileye yönelik nefret söylemleri ve hakaretlerde bulunduğu tanık beyanları ile doğrulandığına işaret ederek, “Erbilli bir ailenin ırkçı fiili ve sözlü saldırıya uğraması, hukuken ve vicdanen asla kabul edemeyeceğimiz bir durumdur. Görgü ifadelerinde saldırganların, Erbilli aileyi darp ederken Kürtlere ve Araplara yönelik küfürler ettiğini, olayın görgü tanıklarını da tehdit ettiğini söylemiştir” dedi.

    “IRKÇILIĞA GEÇİT VERİLMEMELİDİR”

    Mersin Barosu olarak, olayla ilgili haberi aldığımız andan itibaren, süreci Diyarbakır Barosu ile birlikte yakinen takip  ettiklerini belirten Yeşilboğaz, şunları dile getirdi:

    “Şüphelilerin adliyeye sevkleri yapılmış olup, Anamur Cumhuriyet Başsavcılığı’nca müessir olay  etkin bir şekilde soruşturulmaktadır. Saldırıya uğrayan Iraklı şahıs saldırı sonrası Anamur Devlet Hastanesi’ne kaldırılarak müşahede altında tutulmuştur. Aldığımız son bilgiye göre saldırıya uğrayan kişinin sağlık durumu iyi olup hayati tehlikesi bulunmamaktadır. Birlik ve beraberliğe en çok ihtiyaç duyduğumuz şu dönemde ülkemizde Irkçılığa asla geçit verilmemelidir. Bu hastalıklı zihniyete son vermek için ırkçı saldırganların adalet önünde hak ettiği cezaya çarptırılması gerekmektedir. Çünkü ırkçılık insanlık suçudur.  Olayın ciddi şekilde takip edilmesi soruşturması ve ırkçılık boyutu ile ele alınması hususunda olayın takipçisi olacağımızı kamuoyuna bildiririz.”

    PİRHA/MERSİN

  • ‘Dilek Ağacı Projesi’ ile çocuklar hayallerine kavuşuyor-VİDEO

    ‘Dilek Ağacı Projesi’ ile çocuklar hayallerine kavuşuyor-VİDEO

    PİRHA- Mersin Barosu Çocuk Hakları Merkezi tarafından her yıl gerçekleştirilen ‘Dilek Ağacı Projesi’ ile dilekte bulunan çocuklar hayallerine kavuşuyor. Proje kapsamında avukatlar, sivil toplum örgütleri, dernekler ve hayırsever vatandaşlar, çocukların hayallerine kavuşmasını sağlıyor.

    Köy okullarındaki çocuklar için düzenlenen ‘Dilek Ağacı’ projesi kapsamında; Mersin Adliyesi Baro Odası ve ilçe baro odalarında dilek ağacı oluşturuldu.

    Çocukların, el yazılarıyla ihtiyaçlarını yazdığı küçük kâğıtlar zarfın içine konulup avukatlar tarafından dilek ağacına asıldı. Proje kapsamında avukatlar, sivil toplum örgütleri, dernekler ve hayırsever vatandaşlar, dilek ağacından dilediği zarfı çekerek, çocukların ihtiyaçlarını karşılıyor. İsteyen de bağışta bulunuyor.

    “BU ZARFLARDA ÇOCUKLARIMIZIN HAYALLERİ VAR”

    Mersin halkını projeye destek vermeye davet eden Mersin Barosu Başkanı Bilgin Yeşilboğaz, “Bu zarflarda köy okullarındaki ihtiyaç sahibi çocuklarımızın hayalleri var. Bu zarflarda çocuklarımızın kendi el yazılarıyla yazmış oldukları hayallerini, taleplerini görüyoruz. Birçok avukatımız, sivil toplum örgütü ve sosyal medyadan bizlere ulaşan duyarlı vatandaşlarımız, bu ağaçtan zarfları tedarik ederek çocuklarımızın hayallerini gerçekleştirmeye çalışıyor. Siz de bir çocuğun hayalini, dileğini gerçekleştirmek istiyorsanız, Mersin Barosu adliye 4. katta ve ilçe baro odalarında dilek ağacımızdan bu zarflardan alarak içindeki dileği gerçekleştirmeniz mümkün” dedi.

    “GELİN HEP BİRLİKTE ÇOCUKLARIMIZIN DİLEĞİNİ, HAYALİNİ GERÇEKLEŞTİRELİM”

    Çocukların dilek ağacına asmış olduğu ihtiyaçlarını, daha sonra okulları ziyaret edip kendilerine ulaştıracaklarını ifade eden Yeşilboğaz, “Bunu gerçekleştirecek olmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Bu projeyi belirli periyotlarda hayata geçirmeye devam edeceğiz. Gelin hep birlikte çocuklarımızın dileğini, hayalini gerçekleştirelim” diye konuştu.

    Açıklamanın ardından dilek ağacından zarf çeken Baro Başkanı Bilgin Yeşilboğaz’a bir çocuğun kırmızı renkli uzaktan kumandalı araba hayali çıktı. Yeşilboğaz, “Ne güzel bir duygu, ne güzel bir dilek. Küçük bir arabayla dahi mutlu olabilecek. Onu daha da mutlu kılacak olan bu küçük hayali gerçekleştireceğiz” diye belirtti.

    PİRHA/MERSİN

  • Mersin Baro Başkanı Yeşilboğaz: Hukukun ve demokrasinin bittiği yerdeyiz

    Mersin Baro Başkanı Yeşilboğaz: Hukukun ve demokrasinin bittiği yerdeyiz

    PİRHA- Mersin Barosu 5 Nisan Avukatlar Günü nedeniyle Cumhuriyet Alanı’nda tören düzenledi. Burada konuşma yapan Mersin Barosu Başkanı Bilgin Yeşilboğaz, “Bugün adaletin, hukukun en ızdıraplı döneminin yaşandığı gündür. Aklın, vicdanın, hukukun ve demokrasinin bittiği yerdeyiz. Tarife sığmaz halimiz” dedi.

    Mersin Barosu yönetim kurulu üyeleri, avukatlar, milletvekilleri ve siyasi parti temsilcileri 5 Nisan Avukatlar Günü’ne ilişkin Cumhuriyet Meydanı’nda bir araya geldi.

    “ADALETİN, HUKUKUN EN IZDIRAPLI DÖNEMİNİN YAŞANDIĞI GÜNDÜR”

    Mersin Barosu Başkanı Bilgin Yeşilboğaz, yaptığı basın açıklamasında, 5 Nisan Avukatlar Günü’ nün kutlama değil, mücadele günü olduğunu belirterek, “5 Nisan savunma mesleği adına, adalet adına ve hukuk adına umutla bakamadığımız kara gündür. Bugün adaletin, hukukun en ızdıraplı döneminin yaşandığı gündür” dedi.

    Yeşilboğaz, avukatların ülkenin dört bir yanında adalet ateşini yaktığı, savunma özgürlüğünün, düşünce ve ifade özgürlüğünün tutuklandığı bir ülkede, avukatların her gününün mücadele günü olduğunun altını çizerek, “Karanlıkları cübbemizle aydınlattığımız gün, yeryüzü adaletin yüzü olduğu gün, 5 Nisan avukatlar için kutlama günü olacaktır” ifadesini kullandı.

    “BİR GECE ANSIZIN HER ŞEY OLABİLİR” DÖNEMİNDEYİZ!”

    Konuşmasında İstanbul Sözleşmesi’nin feshine ve hukuktaki yozlaşmaya dikkat çeken Yeşilboğaz, “Bir gece ansızın her şey olabilir” dönemindeyiz! Bir gece ansızın İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçilerek kadın haklarına, çocuk haklarına ağır darbe yapıldığını, kadın cinayetlerine, çocuk istismarına gözlerin ve kulakların kapatıldığını gördü bu ülke. Bir gece ansızın üniversitelere, belediyelere kayyum atandığını, doğanın, yaşam alanlarımızın rant uğruna talan edildiğini gördü bu ülke. Bir gece ansızın hukuksuzca avukatların, gazetecilerin, akademisyenlerin, öğrencilerin, siyasilerin tutuklandığını, vurulduğunu gördü bu ülke. Baroların bölünmesi yasasına karşı, savunma yürüyüşü yapan baro başkanlarına Ankara’nın girişinde, milletin iradesini ve egemenliğini temsil eden Türkiye Büyük Millet Meclisi önünde yapılan polis kuşatmasını gördü bu ülke. Emekçinin alın terini, fakirin ekmeğini sömürü torbasına sığdırmaya çalışan yasa düzenini gördü bu ülke. Tarife sığmaz halimiz. Aklın, vicdanın, hukukun ve demokrasinin bittiği yerdeyiz” diye konuştu.

    “HER MEVSİM ÇOĞALIRIZ, HER MEVSİM BÜYÜRÜZ”

    Avukatların mesleki ve ekonomik sorunları ile avukatlara yapılan saldırıları dile getiren Baro Başkanı Yeşilboğaz, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Dünyayı ve ülkemizi saran koronavirüs salgını tedbirleri nedeniyle meslektaşlarımızla bir arada olamasak da, meslektaşlarımız için gerek ferdi olarak, gerekse diğer barolarla birlikte mesleğimizin, hukuk sistemimizin ve ülke sorunlarının çözümüne yönelik mücadelemizi sürdürüyoruz. Hukukçular iyi niyetle hukuk mücadelesi verirken, siyasi iktidar tarafından hala avukatların yetkilerinin kısıtlanmaya çalışılması asla kabul edilemez. Bırakın avukatları gömmeye çalışmayı. Unutmayınız ki, adaletin tomurcuklarıyız, her mevsim çoğalırız, her mevsim büyürüz. Cübbemizin gölgesinde her mevsim özgürlük, her mevsim insanca yaşam güvencesi vardır.”

    Katılımcıların avukatlık ve hukuk üzerine ilişkin yaptığı değerlendirmeyle açıklama sona erdi.

    Diren KESER/MERSİN

  • Mahkeme, Polipropilen tesisi için verilen ÇED raporunun iptaline karar verdi-VİDEO

    Mahkeme, Polipropilen tesisi için verilen ÇED raporunun iptaline karar verdi-VİDEO

    PİRHA- Mersin Karaduvar’da kurulmak istenen Polipropilen tesisi için verilen ÇED raporunun iptaline ilişkin Mersin Barosu’nun açmış olduğu davada Mersin İdare Mahkemesi,  yürütmeyi durdurma kararı verdi.

    Mersin İdare Mahkemesi, Petrokimya Sanayi A.Ş’nin Mersin’in Akdeniz ilçesi Karaduvar Mahallesi’nde Toros Tarım’ın arazisi üzerinde yapacağı Polipropilen tesisi için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından onaylanan Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporunun iptali ile ilgili Mersin Barosu’nun açmış olduğu davada yürütmeyi durdurma kararı verdi.

    “KAZANAN DOĞA OLDU”

    Mahkemenin vermiş olduğu kararı değerlendiren Mersin Barosu Başkanı Bilgin Yeşilboğaz, çevre mücadelesinde alınan önemli bir zafer olduğuna dikkat çekerek “Kazanan doğa oldu, kazanan yaşam oldu, kazanan Mersin oldu” dedi.

    Yeşilboğaz, Mersin halkının sağlıklı bir ortamda yaşaması, çevrenin ve doğadaki canlıların daha fazla zarar görmemesi adına dava açtıklarını vurgulayarak, “Mersin halkının bir bütün olarak yanında durduğu, her zaman için savunduğu bu davada mahkeme, bilirkişi raporları doğrultusunda ÇED raporunun olumlu olmadığı yönünde bir kanaat edinmiş olacak ki, yürütmeyi durdurma kararı verdi. Bizim Anayasal olarak sağlıklı çevrede yaşama hakkımızın mahkeme tarafından da tescillenmesi, korunması anlamına gelmektedir” diye belirtti.

    PİRHA/MERSİN

  • Mersin ve Adana Barosu Kadın Hakları Merkezi: İstanbul Sözleşmesi korur, yaşatır!

    Mersin ve Adana Barosu Kadın Hakları Merkezi: İstanbul Sözleşmesi korur, yaşatır!

    PİRHA- 25 Kasım nedeniyle açıklama yayınlayan Mersin ve Adana Barosu Kadın Hakları Merkezi, kadına yönelik şiddetin bir insan hakkı ihlali olduğunu vurguladı. Yapılan açıklamada, “Kadına yönelik şiddetin ortadan kaldırılması için temel öge, mevcut toplumsal zihniyetin değiştirilmesidir. Mücadelenin toplumsal düzeyde, etkin ve kararlı bir şekilde yürütülmesi gerekmektedir” denildi.

    Mersin ve Adana Barosu Kadın Hakları Merkezi, Kadına Yönelik Şiddetin Ortadan Kaldırılması için Uluslararası Mücadele Günü nedeniyle yazılı açıklama yaptı.

    25 Kasım dünyanın her yerinde kadınların psikolojik, ekonomik, sosyal, siyasal, cinsel ve yaşamsal saldırıya maruz kaldığına dikkat çekilen açıklamada, “O nedenle bugün her yerde kadınlar tarafından; yaşamın her alanında karşılaştıkları sömürüye, toplumsal cinsiyet eşitsizliğine, ev içi ve toplumsal şiddete, ayrımcılığa karşı çıkarak, dayanışma ve mücadele ruhuyla kadınlara yönelik şiddetin önlenmesi için mücadele çağrısı yapmakta, ilgili kurum ve kuruluşlara görevlerini hatırlatmakta, yasaların değişmesi veya uygulanması için çağrı yapılmaktadır” denildi.

    “KADINA YÖNELİK ŞİDDET BİR İNSAN HAKKI İHLALİDİR”

    Yasal mevzuatımızdaki tüm değişiklik ve düzenlemelere rağmen; ülkemizde kadına yönelik şiddetin giderek artış göstermesini endişeyle gözlemlediklerini aktaran merkez, açıklamanın devamında şunlara yer verdi:

    “Türk Medeni Kanunu, 6284 Sayılı Yasa ve ilgili uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınan kadın hakları kazanımlarını hukuken ortadan kaldıracak düzenlemelerin yapılacağının kamuoyu nezdinde sürekli gündemde tutulması, laik ve bilimsel eğitimden uzaklaşılması, toplumsal cinsiyet eşitliğine aykırı açıklamaların desteklenmesi, toplumsal cinsiyet eğitim derslerinin müfredatlarından çıkartılması gibi nedenlerle kadın mücadelesi olumsuz etkilenmekte ve bu durum kadının insan haklarının ihlaline yol açmaktadır. Kadına yönelik şiddetin ortadan kaldırılması için temel öge, mevcut toplumsal zihniyetin değiştirilmesidir. Bu bağlamda, devletin çok yönlü ve bütüncül politikalar üretmesi yanında, bu mücadelenin toplumsal düzeyde, genele yayılarak etkin ve kararlı bir şekilde yürütülmesi gerekmektedir.”

    “KADINA KARŞI ŞİDDETİN ORTADAN KALDIRILMASI İÇİN MÜCADELEMİZİ SÜRDÜRECEĞİZ”

    Açıklamada,  “25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetin Ortadan Kaldırılması için Uluslararası Mücadele Günü’nde,  her gün olduğu gibi, kadınların Cumhuriyetle, Anayasamız, yasalarımız ve uluslararası sözleşmelerle elde ettiği kazanımları ihlal edecek ve ortadan kaldıracak düzenleme ve değişikliklerin karşısında olmaya devam edeceğimizi, yasaların eksiksiz olarak uygulanması konusunda tüm kamu kurum ve kuruluşlarının uygulamalarını takip edeceğimizi, kadına karşı şiddetin ortadan kaldırılması için mücadelemizi sürdüreceğimizi kamuoyuyla paylaşıyoruz” ifadelerine yer verildi.

    PİRHA/ADANA-MERSİN

     

     

     

  • Mersin Barosu Başkanı Yeşilboğaz: İstanbul Sözleşmesi uygulansın

    Mersin Barosu Başkanı Yeşilboğaz: İstanbul Sözleşmesi uygulansın

    PİRHA- Mersin’de, üç kızına küçük yaştan itibaren cinsel istismarda bulunduğu iddiasıyla yargılanan 55 yaşındaki S.D.’nin tutuklanma kararını değerlendiren Mersin Barosu Başkanı Yeşilboğaz, “Babanın tutuklanması toplumun ve biz hukukçuların vicdanını biraz rahatlatmıştır. Ancak önümüzdeki süreçte ödül gibi ceza verilerek cinsel istismarın üstü bir kez daha örtülmemelidir” dedi.

    Mersin’de, üç kızına küçük yaştan itibaren cinsel istismarda bulunduğu iddiasıyla yargılanan 55 yaşındaki baba S.D. Mersin 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşmasında tutuklandı.

     “TOPLUMSAL DAVALARDA HALKIMIZIN YANINDAYIZ”

    Mahkeme kararını değerlendiren Mersin Barosu Başkanı Bilgin Yeşilboğaz, “Bir babanın 3 kızına yıllarca cinsel istismarda bulunduğu iddiası Türkiye’de infial uyandırmıştır. Babanın tutuklanması toplumun ve biz hukukçuların vicdanını biraz rahatlatmıştır. Yargılama sonucunda mahkeme olayı aydınlatacak ve kamu vicdanını tatmin edecektir. Ancak önümüzdeki süreçte ödül gibi ceza verilerek cinsel istismarın üstü bir kez daha örtülmemelidir. İstanbul Sözleşmesi’nin değiştirilmesine yönelik adımlar atılmaktadır. Bunun yerine İstanbul Sözleşmesi’nin uygulanması için adımlar atılmalıdır. Her geçen gün artan kadına yönelik şiddetin ve cinsel istismarın önü artık kesilmeli. Mersin Borusu olarak toplumsal davalarda halkımızın yanındayız” diye konuştu.

    “KAMU VİCDANI BİR NEBZE RAHATLADI”

    Mersin Barosu Kadın Hakları Merkezi Başkanı Şirin Güner ise, “3 kız kardeşin uğramış oldukları taciz nedeniyle hak arayışları ve adalet isteği olumlu sonuçlanmıştır. Mahkeme, sanığın tutuklanmasına karar vermekle kamu vicdanını bir nebze de olsa rahatlatmıştır” dedi.

    PİRHA/MERSİN

     

  • Mersin Baro Başkanı Yeşilboğaz’dan hükümete: Savunmayı susturamayacaksınız-VİDEO

    Mersin Baro Başkanı Yeşilboğaz’dan hükümete: Savunmayı susturamayacaksınız-VİDEO

    PİRHA- Mersin Barosu Başkanı Bilgin Yeşilboğaz, Baroların yapısını değiştirecek olan düzenlemeye ilişkin yapılan eylemde yaptığı konuşmada, çoklu baro tasarının geri çekilmesini istedi. Yeşilboğaz, “Bu ülkede avukatlar var. Aydınlığı onlar temsil ediyor. Özgürlüğü onlar, hukuk devleti ve demokrasi adına ne varsa onlar temsil ediyor” dedi. 

    Mersin’de avukatlar baroların yapısını değiştirecek değişikliklere karşı açıklama yaptı.

    Mersin Adliyesi önünde bir araya gelen avukatlar adına konuşan, Baro Başkanı Bilgin Yeşilboğaz, yaptıkları yürüyüşe ve sonrasında Meclis önündeki “Adalet nöbetine” değinerek, iktidarın ve Meclis Başkanlığı’nın hiçbir şekilde kendileriyle iletişim içinde olmadıklarını ve verdikleri dilekçelere de cevap alamadıklarını belirtti.

    “UNUTMAYIN; TARİH AYDINLIK İÇİN, İNSANLIK İÇİN MÜCADELE EDENLERİ, UMUDU SAVUNANLARI YAZAR”

    Yeşilboğaz, açıklamanın devamında şunları ifade etti:

    “İlk fırsatta kapılarınızı ayırdınız, sonra susturmaya çalıştınız. Olmayınca, duruşma salonlarından atmaya; olmayınca, tutuklamaya; olmayınca, hastanelere göndermeye çalıştınız, avukatlığı hastalık derecesinde sahipleniyorlar diye. Olmayınca, hukuksuz yargılamalarla on yıllarca ceza vermek yolunu seçtiniz. Şimdi de teslim alamadığınız baroları parçalayarak, cübbelerimize ilik açmaya, düğme dikmeye çalışıyorsunuz. İstiyorsunuz ki, yargının bağımsız kalan son ayağı da iktidara bağlansın. İstiyorsunuz ki, herkes sussun. İstiyorsunuz ki, bu karanlık böyle sürsün. Sizden öncekilere de söylemiştik duruşma salonlarında; şimdi size de aynı şeyleri söylüyoruz: Bu projenin eski sahiplerinin yakalandıklarında ilk sözlerinin “avukatımı istiyorum” olduğunu hiç hatırınızdan çıkarmayın.
    Unutmayın; tarih aydınlık için, umut için, insanlık için mücadele edenleri, umudu savunanları yazar.”

    “BU ÜLKEDE AVUKATLAR VAR”

    “Bu ülkede avukatlar var. aydınlığı onlar temsil ediyor” diyen Yeşilboğaz, şunları dile getirdi:

    “Özgürlüğü onlar, hukuk devleti ve demokrasi adına ne varsa onlar temsil ediyor. Onlar; bütün baskılara, tehditlere, gözdağlarına, yargılamalara rağmen susmayanlar, güce biat etmeyenler, vazgeçmeyenler, özgürlükler için bedel ödeyenler. Ne yurttaşın sesinin kısılmasına izin verecekler, ne de karanlığınızın sürgit devam etmesine. Bizlere iyi bakınız. Teker teker saymakla bitireceğinizi sandığınız bu avukatlar gökyüzü kadar büyük bir kararlılığı cübbelerinin altında taşıyorlar. Şimdi onların cübbeleri bir barınak, bir çatı, bir kalkan. Altına kimsesiz çocuklar, öldürülen kadınlar, yakılmış ormanlar ve ortadan kaldırılmak istenen koca bir adalet sistemi sığıyor. Ve iyi dinleyin! Hepsi bir ağızdan hiçbir baskıya boyun eğmeyeceklerine, mesleklerine ve Cumhuriyet’e sahip çıkacaklarına dair bu ülkenin teker teker her bir çocuğuna yemin ediyorlar.

    “ÇOK” OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

    “Bu barolar artık çok oldu” diyorsunuz ya; siz yargıyı bağımlı kıldıkça, hukuku yok saydıkça, adaleti unuttukça, insan haklarını ayaklar altına almaya devam ettikçe, biz de “çok” olmaya devam edeceğiz. Siz çocuk istismarına, kadına şiddete, kadın cinayetlerine, doğanın talan edilmesine sessiz kaldıkça; biz barolar da “çok” olmaya devam edeceğiz. Bu ülkenin baro başkanlarının adalet adımlarına çelme takmaya çalıştığınızda da “çok” olmaya devam edeceğiz. Baroları bölmeye, susturmaya yönelik tasarı yasalaşırsa, “daha çok” olmayı sürdüreceğiz.”

    Diren KESER/MERSİN

  • Mersin Barosu’ndan ‘Savunma Mitingi’: Savunma teslim alınamaz!

    Mersin Barosu’ndan ‘Savunma Mitingi’: Savunma teslim alınamaz!

    Mersin Barosu Başkanı Bilgin Yeşilboğaz, iktidara “Baroları teslim alma projesinden derhal vazgeçin” çağrısı yaparak, “Savunma susturulamaz. Savunma teslim alınamaz” dedi. 
    Mersin Barosu, adliye otoparkında “Savunma Mitingi” düzenledi. Avukatlar cübbeleriyle eyleme katılarak, “Savunma susmayacak” diye haykırdı.
    Eylemde konuşan Baro Başkanı Bilgin Yeşilboğaz, baroların seçim sistemini değiştirmeyi öngören yasal düzenlemenin bir FETÖ projesi olduğunu, siyasi iktidarın ısrarla hayata geçirmeye çalıştığı “Baroları böl, parçala, yönet” ve “savunmayı susturma” projesine kalkan olmak için, bu projeyi asla kabul etmeyeceklerini söyledi.
    “DİZ ÇÖKMEYECEĞİZ”
    “Savunma Yürüyüşü”nün engelleme girişimlerini hatırlatan Yeşilboğaz, devlet eliyle insanlık dışı muameleye maruz kaldıklarını anlattı.
    Yeşilboğaz, “Bu ülkede baro başkanlarının adalet adımlarına çelme takıldı. Dünyanın ve ülkemizin gündeminde yankı yapan, baro başkanlarının etrafının barikatlarla çevrildiği o fotoğraf karesiyle baro başkanlarının ve avukatların darp edildiği görüntüleri, demokrasi ve hukuk tarihinin en kara lekesidir, ancak savunmanın temsilcilerinin de en onurlu fotoğrafıdır. En zorba dönemde bile savunmanın dimdik ayakta kalabileceğini, savunmanın püskürtülemeyeceğini, diz çökmeyeceğini, pes etmeyeceğini, direne direne kazanacağını, hukuk barikatımızla yıkamayacağımız hiçbir barikat olmadığını en net şekilde gösterdik” diye konuştu.
    “SAVUNMA TESLİM ALINAMAZ” 
    Yasal düzenlemenin yarın Meclis’e sunulacağını ifade eden Yeşilboğaz, “Bu barolar artık çok oldu” diyen iktidara seslendiklerini belirterek, yargıyı, hukuku, adaleti ve insan haklarını ayaklar altına aldığınız zaman çok olmaya devam edeceklerini söyledi.
    Yeşilboğaz, şöyle devam etti:
    “Yasa tasarısındaki amaç baroları teslim almak değil, adaletin kaleleri olan baroları güçlendirmek olmalıdır. Avukatlık mesleğini bir adım öteye taşıyacak, güçlendirecek, demokratikleştirecek her türlü düzenlemeye destek veririz ancak avukatlık mesleğini ve baroları geriletecek ve güçsüzleştirecek hiçbir düzenlemeyi asla kabul edemeyiz. Baroları teslim alma projesinden derhal vazgeçin. Vazgeçilmediği takdirde demokratik haklarımızı kullanmaya devam edeceğimizi basına, kamuoyuna ve en üst mertebeye bildiririz. Savunma susturulamaz. Savunma teslim alınamaz.” (MA)
  • Mersin Baro Başkanı Yeşilboğaz: Teslim olmamızı beklemeyin!

    Mersin Baro Başkanı Yeşilboğaz: Teslim olmamızı beklemeyin!

    PİRHA- Mersin Barosu Başkanı Av. Bilgin Yeşilboğaz, hukuksuzluk virüsünün pandemi döneminde pik yaptığını belirterek “Barolar ve avukatlar susturulmak, bölünmek istenmektedir. Bin parçaya da bölünsek de susmayacağız” dedi. 

    Mersin Barosu Başkanı Av. Bilgin Yeşilboğaz, siyasi iradenin Avukatlık Kanunu değişikliği, çoklu baro ve nispi temsil sistemi girişimine karşı baroda basın açıklaması yaptı.

    Yeşilboğaz açıklamasında, baroların tüm uyarılarına rağmen geri adım atılmaması nedeniyle, bugünden itibaren tüm baroların eylem sürecine girdiğini ve çeşitli eylemlerle yol alacaklarını söyleyerek, “Hukuksuzluk virüsü pandemi döneminde pik yapmıştır. Barolar ve avukatlar susturulmak, bölünmek istenmektedir. Bin parçaya da bölünsek de susmayacağız. Nefessiz baro, entübe toplum demektir. 19 Mayıs ve 1 Haziran baro başkanları toplantısı sonuç bildirgesine sadık olarak, teslim olmamızı beklemeyin” dedi.

    “AMAÇ, BAROLARI BÖLEREK, SUSTURARAK ETKİSİZ HALE GETİRMEK”

    Baroların ve avukatların susturulmak ve bölünmek istendiğine dikkat çeken Yeşilboğaz, sözlerine şöyle devam etti:

    “Çünkü barolar ve avukatlar, yargının tek bağımsız unsurlarıdır. Biat etmeyendir, hukuksuzluğa başkaldırandır, adaletsizliğe uğrayanın yanında olup hakkını arayandır ve kazanadır. Baroların vermiş olduğu adalet ve insan hakkı mücadelesinden rahatsız olan kesimler, ‘barolar artık çok fazla oldu’ diyerek, baroları siyaset yapmakla suçlamıştır. Barolar adalete engelsiz erişim için, mağdurlar için başvurulacak hukuki yardımlar için, halkın hak arama özgürlüğü için, işkence ve kötü muameleyi engellemek için, kadına yönelik şiddetle mücadele için, İstanbul Sözleşmesi’nin yaşaması için, çocuk istismarı ile mücadele için, iş cinayetlerinin son bulması için, cinsiyet ve cinsel yönelim ayrımcılığı ile mücadele için, insan hakları ihlallerinin önünde durmak için, yaşanabilecek ve özgür bir gelecek için, laikliği savunmak için, yargı bağımsızlığı için, fetö gibi cemaatlerin ve terör örgütlerinin önünde durmak için, seçme ve seçilme hakkına sahip çıkmak için, avukatların saygınlığı ve hakları için, dağıyla taşıyla, yeşiliyle, mavisiyle yaşanabilir bir dünya için, sağlıklı bir çevre için, nükleer enerji santraline, balık çiftliklerine, termik santrallere, mermer ocaklarına hayır demek için, Kazdağları’nı, Salda’yı, Cerattepe’yi, Hasankeyf’i ve yok edilmeye çalışılan her karış yurt toprağını savunmak için, doğa ranta kurban edilemez demek için,  hayvan haklarının yaşama geçmesi ve hayvanların korunması için var. İşte bu yüzden amacınız baroları bölerek, susturarak, etkisiz hale getirmektir. Bunları savunmak siyasetse, bin parçaya da bölünsek siyaset yapmaya devam edeceğiz.”

    “Susalım, tepki göstermeyelim, teslim olalım istiyorsunuz ama biliniz ki; bin parçaya da bölünsek, susmayacağız” diyen Yeşilboğaz, her hukuksuzluk karşısında tepkilerini göstermeye devam edeceklerini belirtti.

    “AVUKATLAR NEFES ALAMAZSA, ÜLKE DE NEFES ALAMAZ”

    Baroların ve avukatların bölünmesinin, ülkede yeni kaoslara neden olacağının altını çizen Yeşilboğaz, son olarak, şunları ifade etti:

    “Her fırsatta boğazlanan avukatlar nefes alamazsa biliniz ki, bu ülke de nefes alamaz. Nefessiz baro, entübe toplum demektir.  İşte bu yüzden 19 Mayıs’ta ve 1Haziran’da TBB ve barolar olarak yayımladığımız ortak bildiride vurguladığımız gibi; çoklu baro, alternatif baro, barolara üye olma zorunluluğunun kaldırılması konularının bir daha gündeme gelmemek üzere kaldırılmasını, ülke olarak daha sağlıklı günlere kavuştuğumuzda, baroların da görüşleri alınarak, avukatlık mesleğinin ve toplumun çıkarlarına yönelik daha demokratik bir Avukatlık Kanunu hazırlanmasını bugün burada bir kez daha hatırlatıyoruz. Cumhuriyetin, demokrasinin, hukuk devletinin, laikliğin ve hak arama özgürlüğünün savunucuları; hiçbir ayrım gözetmeksizin haksızlığın karşısında yer alan ve evrensel hukuk ilkelerini kendine varlık sebebi yapan baroların teslim olmasını asla beklemeyin. En zor koşullarda bile, herkes için yılmadan umudu savunmaya devam edeceğiz.”

    Diren KESER/MERSİN

     

     

     

     

  • Mersin Barosu: Adalet sağlansın, Ebru ve Aytaç yaşasın-VİDEO

    Mersin Barosu: Adalet sağlansın, Ebru ve Aytaç yaşasın-VİDEO

    PİRHA- Mersin Baro Başkanı Bilgin Yeşilboğaz, savunmayı savunmak için mücadele edeceklerini belirterek, “Adil yargılamanın tesisine ilişkin şartlar derhal yaratılmalı, tutuklu avukatlar bir an önce serbest bırakılmalıdır. Adil yargılanma haktır. Adalet sağlansın, Ebru ve Aytaç yaşasın” dedi. 

    Mersin Barosu, avukatlar Ebru Timtik ve Aytaç Durmaz için baro binasında açıklama yaptı. Onlarca avukatın yer aldığı açıklamayı baro başkanı avukat Bilgin Yeşilboğaz okudu.

    Yeşilboğaz, savunmayı savunmak için toplandıklarını belirterek, avukatlar olarak mücadele edeceklerini vurguladı.

    Yeşilboğaz, yargı bağımsızlığı ilkelerinin, adil yargılanma ve savunma hakkının ihlali ile son günlerde baroların seçim sisteminde yapılmak istenen değişiklikle gündeme gelen savunmaya yönelik saldırıların bir bütün olduğunu ifade ederek, Timtik ve Ünsal’ın aralarında olduğu Çağdaş Hukukçular Derneği ve Haşkın Hukuk Bürosu üyesi 18 avukata verilen onlarca yıllık cezaların bu tablonun parçası olduğunu belirtti.

    Siyasi iktidarın doğrudan düşman ilan ettiği kişiler, Selahattin Demirtas, Osman Kavala örneğinde de olduğu gibi, uluslararası yargı kararlarına rağmen tutuklu kalabildiğini, Cumhurbaşkanı’nın kamuoyu karşısında Anayasa Mahkemesi kararlarını tanımadığını bağıra bağıra ifade edebildiğini belirten Yeşilboğaz, şunları dile getirdi:

    “Bugün Ebru ve Aytaç’ın da içinde olduğu 18 avukatın yargılandığı bu dava Yargıtay incelemesi aşamasındadır. Bunun anlamı, çok kısa bir süre içerisinde doğrudan talimatla hareket ettiği şüphe götürmeyen İstanbul 37’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nin kurduğu hüküm hakkında bir karar verileceğidir. Bizler de hukukçular ve insan hakları savunucuları olarak bu kaygıyı ve isyanı paylaşıyor ve aynı talebi bir kez de bugün dile getirme sorumluluğunu duyuyoruz! Bahsi geçen dosya kapsamındaki hukuka aykırılıklar açık olup, bütün dünyaca bilinmektedir. Bu haliyle hukuka aykırılıkların tespitiyle, adil yargılamanın tesisine ilişkin şartlar derhal yaratılmalı, tutuklu avukatlar bir an önce serbest bırakılmalıdır. Adil yargılanma haktır. Adalet sağlansın. Ebru ve Aytaç yaşasın.”

    Diren KESER/MERSİN

  • Mersin Barosu Başkanı’ndan tepki: Kanun devleti mi yoksa hukuk devleti mi olacaksınız?-VİDEO

    Mersin Barosu Başkanı’ndan tepki: Kanun devleti mi yoksa hukuk devleti mi olacaksınız?-VİDEO

    PİRHA- Mersin Barosu Başkanı Bilgin Yeşilboğaz, hükümetin meslek örgütlerine dönük müdahale sinyalinin demokrasi ve yargı bağımsızlığı açısından kabul edilemez olduğunu ifade etti. Yeşilboğaz, ölüm orucunda olan avukatlar Ebru Timtik ve Aytaç Ünsal’ın savunma hakkı için mücadele ettiğini belirterek, “Umarım sesleri duyulur ve sağlıklarına kavuşurlar” dedi.  

    Meslek örgütlerinin seçim sisteminin değiştirilmesine dönük hükümet kanadından yapılan “Meclis açılır açılmaz değiştireceğiz” çıkışına meslek örgütlerinden tepkiler yükselmeye devam ediyor.

    Mersin Baro Başkanı Bilgin Yeşilboğaz, PİRHA’ya yaptığı açıklamada, süreci yakından takip ettiklerini belirterek, “Siyasi iktidar son günlerde barolar, tabipler birliği başta olmak üzere meslek odalarının seçim sistemlerine müdahale edeceğini, yapılarını değiştireceğine dair açıklamalar yapıyor. Ancak bu sürece ne barolar birliğini dahil ediyor ne de diğer meslek odalarını katıyor” diyerek tepki gösterdi.

    “TOPLUM ADINA BARO OLARAK DAVALAR AÇIYORUZ”

    Baroların insan hak ve özgürlüklerinin koruyucusu ve teminatı olduğuna dikkat çeken Yeşilboğaz, “Biz ne yapıyoruz. Bir çevre saldırısında çevre hakkına karşı yapılan yasadışı bir idari işlemde dava açıyoruz. Nükleer santrale, HES’lere, kimyasal fabrikalara, balık çiftliklerine ve daha bir çok konuda dava açtık. Bu, mevcut otoriteyi rahatsız ediyor. Çünkü kendine göre bir ekonomik dünya düzeni kurmuş ve bu kapitalist sistemde kendine bir yer edinmiştir. Sermayenin beslenmesi gerekiyor ama biz toplum adına baro olarak gidiyoruz davalar açıyoruz” dedi.

    “BAROLARIN SEÇİMLERİYLE UĞRACAĞINIZA ÜLKENİN SORUNLARINI ÇÖZÜN”

    Yeşilboğaz, avukatlar her zaman ekonomik ve siyasi olarak bağımsızlığını koruduğu ve hiçbir iktidara biat etmediğini vurgulayarak şunları söyledi:

    “Baroların bağlı olduğu demokrasi ve hukuk devletidir. Bizler her şeyi tartışmaya hazırız. Ülkenin bu kadar ciddi sorunları varken, bütün sorun bizim seçim sistemimizse ve siz bütün bu meseleleri bununla çözeceğinize de inanıyorsanız biz size bunu veririz. Kadın cinayetlerini, çocuk istismarlarını, ülkedeki gelir adaletsizliğini durdurun, fikir ve düşünce özgürlüğünü ve yargı bağımsızlığını eğer gerçekten temin edebileceksiniz, sağlık sistemini düzeltecekseniz, doğal bir çevrede yaşama hakkımızı verecekseniz, bunu kendi ellerimizle teslim ederiz. Neden buna ihtiyaç duyuyorlar? Toplumun böyle bir beklentisi yok. Siz bir yasayı değiştiriyorsanız, toplumsal bir karşılığının ve faydasının olması gerekiyor. Toplum açısından zararlı olduğu net bir şekilde görülüyor.”

    “80 BARO OLARAK YAPILMAK İSTENEN DEĞİŞİKLİĞE KARŞIYIZ”

    Yeşilboğaz, dünyada pandemi süreci yaşandığını belirterek, “Ciddi bir ekonomik bunalım varken ve esnaf kan ağlıyorken siyasal iktidar odaları cezalandırmak istiyor. Toplum iktidardan farkı şeyler bekliyor. Baroların yapısını değiştirince halkın karnını doymayacak, işsizlik bitmeyecek. Yurttaş iş, aş bekliyor. 80 baro olarak yapılmak istenen değişikliğe karşı olduğumuzu ifade ediyoruz. Bize rağmen yapılabilir mi? Meclise götürür ve hükümet ortağı destek verir yasayı çıkarabilirsiniz. Kanun devleti mi yoksa hukuk devleti mi olacaksınız? Demokratik bir devlet mi olacaksınız? Buna bakmak gerekiyor” diye konuştu.

    “MESLEKTAŞLARIMIZI KAYBETMEK İSTEMİYORUZ, UMARIM BU ÇIĞLIK DUYULUR”

    Avukatlar Ebru Timtik ve Aytaç Ünsal’ın devam eden ölüm orucu eylemine de değinen Mersin Baro Başkanı Bilgin Yeşilboğaz, “Meslektaşlarımız yargılanıyor. Yargılanan arkadaşlarımız avukatlığı gerektiği için yaptığı, Soma’da ölen 301 madencinin ailesinin yanında olduğu ve davayı sonuna kadar takip ettiği, Aladağ’da cemaate karşı hukuk mücadelesi verdikleri, sermayeye ve iktidara karşı mücadele ettikleri, hukukun yanında yer aldıkları için adil yargılanma hakkı ihlal edilerek yargılanıyorlar. Ebru ve Aytaç’ın verdiği mücadele adil yargılama hakkının olmadığının en büyük göstergesidir. Meslektaşlarımızı kaybetmek istemiyoruz. Umarım bu çığlık duyulur” dedi.

    Diren KESER/MERSİN 

     

     

  • Mersin ve Adana Barosu: Osman Kavala’nın tutuklanması hukuk cinayetidir

    Mersin ve Adana Barosu: Osman Kavala’nın tutuklanması hukuk cinayetidir

    PİRHA- Gezi direnişine ilişkin davanın beraatla sonuçlanmasının ardından, Osman Kavala hakkında yeniden tutuklama kararı verilmesini yaptığı yazılı açıklamayla kınayan Mersin Baro Başkanı Bilgin Yeşilboğaz, ‘Bu bir hukuk cinayetidir, hukuki rezilliktir’ derken, Adana Baro Başkanı Veli Küçük ise “Yargı bağımsız olmaz ise hiç kimse kendini güvende hissedemez” ifadesini kullandı. 

    Gezi Davası’nda sanıklar hakkında beraat kararı veren mahkeme heyeti için Hâkimler ve Savcılar Kurulu (HSK) tarafından verilen soruşturma iznine ve Osman Kavala’nın tekrardan tutuklanmasına barolar tepki gösterdi.

    “CUMHURBAŞKANI VE İKTİDAR YARGININ ÜSTÜNDEN ELİNİ ÇEKMELİ”

    Adana Baro Başkanı Avukat Veli Küçük, Gezi davası kapsamında 840 gündür tutuklu olan Osman Kavala için dün beraat ve tahliye kararı verilmesinin üzerinden 6 saat geçmeden, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 15 Temmuz darbe girişimi soruşturmasını gerekçe göstererek gözaltı kararı vermesine tepki gösterdi.

    Küçük, yaptığı yazılı açıklamasında “Gezi Parkı davasında verilen beraat kararlarının ardından bambaşka bir durum ile karşılaştık. Osman Kavala’nın gözaltı kararı verilip ardından tutuklanması siyasi iktidarın doğrudan yargıya müdahalesi ve adalet kavramını yok saymasıdır” diyerek şunları belirtti:

    “Yargı mağduriyet değil adalet üretmelidir. Kavala cezaevindeyken 15 Temmuz soruşturması neden yürütülmedi de şimdi ortaya kondu? diye sormak gerekir. Cumhurbaşkanı’nın karara ilişkin  yaptığı değerlendirmesinde, “Bazı ülkeleri ayaklandıran, oraları karıştıran tipler vardır. Onun da Türkiye ayağı içerideydi. Onu dün bir manevrayla beraat ettirmeye kalktılar” sözleri manidardır. Nitekim bu açıklamanın ardından mahkemelerin verdiği kararları beğenmedikleri andan itibaren gelen talimat sonrası HSK anında, karar veren hakimler için soruşturma izni verdi. Başta Cumhurbaşkanı olmak üzere siyasi iktidarın temsilcileri yargının üzerinden elini çekmeli, yargı üzerinden ayrıştırma ve polemik çabaları artık son bulmalıdır. Evrensel hukukun kurallarına ve AHİM kararlarına herkes tarafından uyulmalı, hak ve özgürlükler içselleştirilerek yaşama geçirilmelidir. Yargı bağımsız olmaz ise hiçkimse kendini güvende hissedemez.”

     “GEZİ DAVASINDA HUKUK CİNAYETİ İŞLENMİŞTİR”

    Mersin Barosu Başkanı Bilgin Yeşilboğaz da, Gezi Parkı direnişine ilişkin davanın beraatla sonuçlanmasının ardından, Osman Kavala hakkında yeniden tutuklama kararı verilmesini yaptığı yazılı açıklamayla kınadı. Yeşilboğaz kararı, ‘Bu bir hukuk cinayetidir, hukuki rezilliktir’ şeklinde değerlendirerek şunları ifade etti:

    “Osman Kavala’ya verilen beraat kararının henüz mürekkebi kurumadan, tekrar tutuklama kararı verilmesi hukuk cinayetidir. Yargıyı bu kadar aşağılamayın. Hukukçular olarak, bağımsızlığınızı ve tarafsızlığınızı bir kez olsun koruyun. Karar siyasi bir karardır. Siyaset değil, hukuk üstün olmalıdır. Bu hukuksuz kararı veren hukukçular, Osman Kavala kararının altında kalacaktır. Çünkü adalet herkese lazım olacaktır. Siyasi iktidarın, ‘Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni ortadan kaldırmaya teşebbüs ‘olarak nitelendirdiği Gezi direnişi; ülkenin ağacına, toprağına, suyuna, kişi hak ve özgürlüklerine, demokrasiye sahip çıkma eylemidir. Gezi direnişi, bu memleketin adalet ve özgürlük umududur, bir demokrasi bildirisidir. En barışçıl protesto olan Gezi direnişi, devlet şiddetiyle karşı karşıya kalmıştır, yargılanmıştır. Gezinin yargılanması demek, antidemokratik politikalara karşı halkın mücadelesini yargılamak demektir. Gezi yargılanamaz.”

    PİRHA/MERSİN

  • Mersin Barosu: İstismar bir kez daha aklandı

    Mersin Barosu: İstismar bir kez daha aklandı

    PİRHA-Silifke’de aynı mahallede oturduğu 5 kişi tarafından uğradığı cinsel istismar sonucu hamile kalan, yüzde 50 zihinsel engelli 22 yaşındaki S.Ş.’nin karar duruşması Silifke Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Mağdur S.Ş.’ ye karşı işlenen istismar suçundan dolayı tutuksuz yargılanan sanıklara, beraat kararı verildi. Karara tepki gösteren Mersin Barosu Adliye önünde basın açıklaması yaptı.

    Silifke’de aynı mahallede oturduğu 5 kişi tarafından uğradığı cinsel istismar sonucu hamile kalan, yüzde 50 zihinsel engelli 22 yaşındaki S.Ş.’nin karar duruşması Silifke Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.Mağdur S.Ş.’ ye karşı işlenen istismar suçundan dolayı tutuksuz yargılanan sanıklara, Silifke Cumhuriyet Başsavcılığı’nın mütalaası doğrultusunda beraat kararı verildi. Duruşmaya mağdur vekili olarak Katılan Mersin Barosu Başkanı Av. Bilgin Yeşilboğaz, beraat kararıyla istismar davasının bir kez daha aklandığını söyledi. Mersin Barosu Kadın Hakları Merkezi Başkanı Av. Şirin Güner ise, beraat kararına ilişkin istinaf başvurusu yapacaklarını belirtti.

    “HUKUKEN VE VİCDANEN KABUL EDİLECEK BİR KARAR DEĞİLDİR”

    Alınan kararı eleştiren Mersin Barosu Başkanı Av. Bilgin Yeşilboğaz, “Dosyada bulunan Adli Tıp Genel Kurulu’nun raporu, beraat kararına dayanak yapıldıysa da, dosya içerisinde mağdurun doğuştan var olan akıl zayıflığı nedeniyle Mersin ve Silifke’ de alınmış olan raporları var. Ayrıca en son 27 Mayıs 2019 tarihinde, Mersin Üniversitesi Adli Tıp Anabilim dalı Başkanlığı’nda görevli adli tıp uzmanı ve psikiyatri uzmanının imzasını taşıyan, ‘Uzman Mütalaa Raporu’ da bulunmaktadır” dedi.

    “En son alınan raporda mağdur S.Ş.’ nin ‘akıl zayıflığının olduğu, kendisine karşı işlenen eylemin ahlaki kötülüğünü idrak edemeyeceği, ruhsal bakımdan kendisini savunmasına mani olacak mahiyette ve derecede akıl zayıflığı olduğu’ şeklinde rapor olmasına karşın, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi talep edilmiş, ancak Cumhuriyet Başsavcılığı da, mahkeme heyeti de, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesini sağlamamışlardır.” diyen Yeşilboğaz şöyle devam etti:

    “Mahkemenin sanıklar hakkında vermiş olduğu beraat kararı, hukuken ve vicdanen kabul edilebilir bir karar değildir. İstismar bir kez daha aklanmıştır. Bu yerel mahkeme kararıdır. Sanık avukatları davayı duruşmalarla istinaf etmişlerdir. İstinafta da bu konu ayrıntılarıyla izah edilmiştir. Vesayet altındaki kişiye yapılan cinsel istismarın cezasız kalmaması için kararın bozulacağına inanıyoruz. Maddi gerçeğin ortaya çıkarılarak, adaletin sağlanması için sürecin takipçisi olacağız ve adaletin yerini bulacağını hep birlikte görmeyi ümit ediyoruz” diye konuştu.

    “BERAAT KARARINA İLİŞKİN İSTİNAF BAŞVURUSU YAPACAĞIZ”

    Mersin Barosu Kadın Hakları Merkezi Başkanı Av. Şirin Güner ise, “Birçok dosyada olduğu gibi, bu dosyada da adalet tecelli etmemiştir. Adalet bir kez daha yara almıştır. Özel okullarda eğitim alan, vasisi bulunan, akıl zayıflığı raporlarla belgelenmiş olan mağdur S.Ş. bir kez daha mağdur edilmiştir. Beraat kararına ilişkin istinaf başvurusu yapacağız. Umuyoruz ki, sanıklar hak ettikleri cezayı alacaklardır.

    HABER MERKEZİ