PİRHA- DEM Parti Mersin Milletvekili Perihan Koca, Mersin Limanı’nın genişletilme çalışması kapsamında 6 milyon tonluk asbestli atığın denize boşaltılması konusunu gündeme taşıdı. Koca, TÜBİTAK analiz raporunun içeriğinde yer alan asbest uyarısının dikkate alınmadığını vurguladı.
Mersin Uluslararası Limanını genişletme çalışması ve buna bağlı rıhtım yapımı çevrecilerin, Mersinli yurttaşların tüm itiraz mücadelelerine rağmen sürüyor. Deniz dibi kazı çalışmalarında çıkan yaklaşık 6 milyon ton asbestli hafriyatın denize dökülmesi üzerine itirazlar yükseldi.
DEM Parti Mersin Milletvekili Perihan Koca, konuyu gündeme taşıdı. Soru önergesinin gerekçesinde Mersin Uluslararası Limanını genişletme (faz-2) çalışması ve rıhtım yapımı tüm itirazlara ve uyarılara rağmen devam ettiği vurgulanırken söz konusu genişletme projesinin ÇED raporunda da TÜBİTAK analiz raporunun içeriğinde yer alan asbest uyarısının dikkate alınmadığı ifade edildi.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na söz konusu atık dökme işlemini soran Koca, bakanlığa şu soruları yöneltti:
“-Söz konusu atığın denize boşaltılması bakanlığınızın bilgisi dahilinde mi olmuştur?
-Şayet söz konusu olay bakanlığınızın bilgisi dahilinde olmuşsa bakanlığınız bu duruma hangi gerekçelerle onay vermiştir?
-Söz konusu işlem bakanlığınızın bilgisi dışında ise bu konuda ilgili firmaya hangi yaptırım uygulanmıştır? Konu ile ilgili yürütülen bir soruşturma var mıdır?
-Denize boşaltılan atığın temizlenmesi için bakanlığınızca bir adım atılacak mıdır?”
PİRHA- DEM Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan, Mersin Limanı’nın genişleme projesinde deniz altında tespit edilen beyaz asbestin kent kamuoyunda ciddi tepkilere neden olduğunu belirterek, bu zehirli atığın nasıl ve nereye taşındığına dair Meclis’e soru önergesi verdi.
Mersin Limanı’nın genişleme projesinde derinleştirme çalışmalarında deniz dibinde canlı ve çevre sağlığını ciddi tehdit eden beyaz asbestin nasıl taşındığı ve nereye taşındığı kamuoyu tarafından endişeyle merak ediliyor. Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Mersin Milletvekili Ali Bozan, kentte tartışılan söz konusu gündemi Meclis gündemine taşıdı.
Milletvekili Ali Bozan, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’a yanıtlaması üzerine verdiği soru önergesinin açıklama kısmında şu ifadelere yer verdi:
“Genişleme projesi kapsamında yapılan derinleştirme çalışmalarında deniz dibinde beyaz asbest tespit edildiği iddia edilmektedir. Zehirli olan bu asbest maddesinin deniz canlıları ve insanlar açısından hayati tehlike yaşattığı bilinmektedir. Çevre Derneklerinin yaptıkları açıklama ve kent basınına yansıyan konu, ‘ÇED raporunda dip çamuru analizlerinde beyaz asbest tespit edilmiş ve tehlikeli olduğu belirtilmiş’ şeklinde olmuştur. Bu vahim iddianın araştırılması ve söz konusu çalışma alanında bertarafın nasıl yapıldığı Mersinliler tarafından acilen açıklanması gereken bir konu olarak gündemde yerini almıştır.”
Önergenin devamında ise Milletvekili Bozan, şu sorulara sordu:
“1- Mersin Limanı’nın genişleme projesinde denetimler ne sıklıkla yapılmaktadır?
2- ÇED Raporunda dip çamuru analizlerinde beyaz asbest tespit edilmiş midir? Tespitin ardından Bakanlığınızca ne tür girişimlerde bulunulmuştur?
3- Proje çalışması kapsamında bu zehirli atıkların bertarafı büyük önem arz etmektedir. Bu kapsamda atığın olası zararlarını önlemek açısından bertarafı nasıl yapılmaktadır ve nereye dökülmektedir?
4- Deniz dibine karıştırılan zehirli asbestin çevreye, deniz canlılarına ve insanlara zararı bilinmesine rağmen bu projenin sürdürülmesindeki gayeniz nedir?”
PİRHA- Mersin Çevre Platformu, yapımı tamamen bilimsellikten uzak, hukuksuz ve antidemokratik bir proje olarak adlandırdığı liman genişleme projesinin tek kazananının sermaye ve rant olacağını belirterek, “Mersin’in akciğerlerine hançer saplayacak kirli bir yatırım olan liman genişleme projesine karşı mücadele etmeye çağırıyoruz” dedi.
Uluslararası Mersin Liman İşletmesi’nin (MIP) liman sahasını kentin en önemli noktalarından biri olan Atatürk Parkı’na doğru genişletme projesi tepkilere neden olmuştu. Mersin Uluslararası Liman İşletmeciliği, projeye başlayacaklarını geçtiğimiz günlerde düzenledikleri bir etkinlikle duyurdu.
Mersin Çevre Platformu konuya ilişkin Özgür Çocuk Parkı’ndan Mersin Uluslararası Liman İşletmeciliği (MIP) önüne yürüyerek basın açıklaması yaptı. Eyleme platform bileşenleri ve kentteki demokrasi güçleri katıldı.
Mersin Çevre Platformu adına açıklamayı okuyan Figen Kandemir, “Kentimizde de dünyamızın ve ülkemizin yaşadığı iklim krizine karşı riskleri azaltmak için yeşil alanlarımız korunmak ve genişletilmek yerine rant uğruna yok edilmektedir. Mersin’in akciğerlerine hançer saplayacak kirli bir yatırım olan liman genişleme projesinin, yapım çalışmaları başlatılmıştır. Atatürk Parkı’nda liman genişleme projesine Çevre dernekleri, TMMOB ve gönüllülerce açılan davalar devam ederken hukuk tanımaz MIP bir gece yarısı liman genişletme çalışmalarını başlatmış, bu çalışmalar sırasında binlerce balığın ve karettanın ölümüne neden olmuş, yapılan dip taramaları denizin ekosistemini bozmuştur” dedi.
“KAYDEDEN TOPLUM SAĞLIĞI, KAZANAN İSE RANT OLACAK”
Kandemir, projenin yapılabilmesi için deniz dibinden çıkarılacak asbestin toplumu zehirleyeceğini ve ciddi zararlar vereceğini kaydederek, “Yapımı tamamen bilimsellikten uzak, hukuksuz ve antidemokratik bir proje olan Atatürk Parkı’nda liman genişleme projesinin tek kazananı MIP şirketi yani sermaye, rant olacaktır. Kaybeden ise bizler Mersinliler olacağız. Öncelikle hafızamızı, anılarımızı kaybedeceğiz. Mersin’in simgesi olan Atatürk Parkı kentimizin akciğerleri, halkın sosyal olarak nefes aldığı bir alandır. Mersin’de tarihten gelen ve bir değer olan park sürekli halkın kullanımında olmuştur. Liman genişleme çalışmaları ile Atatürk Parkı’nın halk tarafından kullanımı da engellenecektir” ifadelerini kullandı.
MÜCADELE ÇAĞRISI
Kandemir, yaşanabilir bir Mersin için mücadeleye çağırarak, “Tüm bunları 10 Aralık İnsan Hakları Günü öncesi insanın temiz, sağlıklı ve sürdürülebilir bir çevre hakkını bir kez daha yetkililere hatırlatıyoruz ve Mersin halkını, son ırmak kurumadan, son ağaç yok olmadan, son balık ölmeden, paranın yenmeyen bir şey olduğunun farkına vararak hep birlikte çocuklarımıza yaşanabilir bir dünya, yaşanabilir bir Mersin bırakmak için omuz omuza vermeye çağırıyoruz” diye konuştu.
PİRHA- Mersin Çevre Platformu, ‘Atatürk parkında liman istemiyoruz’ diyerek bisikletli eylem düzenledi.
Yabancı ve Türk ortaklı Uluslararası Mersin Liman İşletmecisi (MIP) tarafından hazırlanan liman genişleme projesi içerisine Atatürk Parkı’nın dahil edilmesi endişeleri beraberinde getirdi.
Mersin Limanı’nın Atatürk Parkı’na doğru genişlemesini öngören projenin iptal edilme için Mersin Çevre Platformu bisikletli eylem düzenledi. Eyleme çok sayıda çevreci katıldı.
Forum Havaş önünde başlayan bisikletli eylem, Balıkçı Barınağı yanında bulunan saat kulesi önünde yapılan basın açıklaması ile son buldu.
PİRHA-Mersin Çevre Platformu üyeleri, doğa talanına karşı imza kampanyası başlattıklarını açıkladı. Atatürk Parkı’nın Mersin’in simgesi ve kentin akciğerleri olduğuna dikkat çeken çevreciler, “Atatürk Parkı Halkındır. Hukuksuz bir şekilde rant uğruna heba edilmesine izin vermeyelim” dedi.
Mersin Limanı genişletme çalışmalarına karşı Mersin Çevre Platformu, 25 Mayıs’ta imza kampanyası başlattı. Mersin’in 5 merkezi noktası olan Yoğurt Pazarı, Özgür Çocuk Parkı, Forum AVM önü, Hastane Caddesi ve Mezitli Belediyesi önünde kurulan imza stantlarına yurttaşların katılımı yoğun olurken, imza kampanyası 30 Haziran’a kadar saat 11.00-18.00 arasında devam edecek. Toplanacak imzalar Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na gönderilecek.
Mersin Limanı genişletme çalışması ve imza kampanyasına dair PİRHA‘ya konuşan Mersin Çevre Platformu üyesi ve Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Mersin İl Meclisi Eşsözcüsü Ahmet Teki, İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şube Eş Başkanı Zeynep Adıbelli ve GÖÇ-Der yöneticisi Mesut Aslan, amaçlarının doğa talanına karşı durmak olduğunu aktardı.
“ATATÜRK PARKI’NA YAPILMASINI İSTEMİYORUZ”
Mersin Çevre Platformu üyesi ve Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Mersin İl Meclisi Eşsözcüsü Ahmet Tekir, limanı genişletme ve konteyner depolama alanı kararının yurttaşın yaşam alanlarına yönelik olduğunu belirterek, “Atatürk Parkı’nda liman istemiyoruz. Atatürk Parkı’nın konteyner limanı olmaması için imza kampanyası başlattık. Çevre platformu olarak Mersin’de beş noktada kampanyamız sürdürülüyor. Atatürk Parkı’nın şehir merkezinin nefesi, akciğerleri olduğunu biliyoruz. Atatürk Parkı’nın konteyner depolama alanı olması demek, kentin tamamen denizle ilişkisinin kesilmesi demek. Artı bu limanın yapılabilmesi için bin altı yüz metrelik bir mesafede deniz dolgusu yapılacağını biliyoruz. Bu deniz dolgusunun sonucunda da Toroslar’daki taş ocakları ile asbest vb. noktalardan tarımı, canlı yaşamında sorunlar çıkaracağını düşünüyoruz. Bütün bunlardan dolayı bu limanın Atatürk Parkı’na yapılmasını istemiyoruz” dedi.
“YURTTAŞLARIN İLGİSİ OLDUKÇA YÜKSEK”
İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şubesi Eşbaşkanı Zeynep Benli de, çevre hakkının bir insan hakkı olduğunu dile getirerek, “Bu bakış açısıyla insan hakları derneği Mersin Şubesi olarak biz de katkılarımızı vermeye devam ediyoruz. Atatürk Parkı’na konteyner limanının yapılması demek oradaki alanın yok olması demek. İnsanların nefes aldığı yerlerin yok olması demek. Parklarımıza sahip çıkmamız gerekiyor. Bir insan hakkı olarak da biz de burada imza toplamaya devam ediyoruz. Bir haftada binlerce imza topladık. Yurttaşların ilgisi oldukça yüksek. Bu ilginin ay sonuna kadar devam etmesini istiyoruz” diye konuştu.
“BİR TEK BURASI KALDI, BURAYI BARİ ELİMİZDEN ALMASINLAR”
Yaklaşık bir haftadır imza standını kurduklarını söyleyen GÖÇ-Der yöneticisi Mesut Aslan ise birçok insanın böyle bir ekolojik talandan haberinin olmadığını vurgulayarak, “Limanların otuz dokuz yıllık yıllık kiralanmasından sonra bu süre kırk dokuz yıllığına çıkarıldı ve ne yazık ki bugün şehrimizin akciğeri olabilecek, yoksul insanların gidip nefes alabildiği ender yerlerden olan Atatürk Parkı’nı da içerisine alan bir liman projesi söz konusu. Elbette biz çevre platformu olarak emek ve demokrasi platformu olarak bu durumdan haberdar olduktan sonra belli başlı çalışmalar yaptık. fakat bunun insanlar tarafından da bilinmesi gerektiğini düşündük. Böyle bir çalışmaya karar verdik” ifadelerini kullandı.
Bir öfkeyle gelip “Bir burası kaldı. Burayı bari elimizden almasınlar” diye destek çıkanların olduğunu ifade eden Mesut Aslan, şöyle devam etti:
“Baktığımız zaman da siyasal anlamda o yaratılan kutuplaşmanın çok ciddi etkilerini görüyoruz. Mesela bir çift gelmişti birkaç gün önce. İmza atmak ve atmamak arasında kararsız kalmışlardı. Mesela kadın şunu söylüyordu. Liman yapılsın, benim kızım ticaret okuyor. Bu benim için kızım için bir iş alanı olacak dedi. Ancak eşi buna çok sert bir tepki gösterdi. Az önce biz balıklara yem attık. Bu küçücük çocuğun da orada büyümeye hakkı var, diye imza attı kendisi. Atatürk parkımızın limana dönüştürülmemesi için, yaşam alanımızı, çocuklarımızın oyun alanının limana dönüştürülmemesi için mücadele ediyoruz.”
PİRHA- Atatürk Parkında yapılacak liman genişletme projesinin durdurulması çağrısında bulunan Mersin Emek ve Demokrasi Platformu, “Atatürk Parkı halkındır. Hukuksuz bir şekilde rant uğruna heba edilmesine izin vermeyeceğiz. Mersin halkını Atatürk Parkına sahip çıkmaya davet ediyoruz” dedi.
Mersin Emek Ve Demokrasi Platformu Dönem Sözcüsü BES Şube Başkanı Murat Doğan, tarafından açıklamada, Mersin’de bulunan yeşil alanlara son zamanlarda saldırının arttığını belirterek, “Mersin Uluslararası Liman İşletmeciliği Anonim Şirketi olan MIP A.Ş’nin mevcut limanın Atatürk Parkına doğru genişletme çalışmalarını başlatmış olması hukuksuzdur ve kent yaşamına bir saldırı olup, Atatürk Parkının yok olmasına neden olacaktır” dedi.
“LİMAN GENİŞLETME İŞLEMİ KAMU YARARI İLKESİNE AYKIRIDIR”
Atatürk Parkında yapılacak liman genişletme çalışmalarının zamanla Atatürk Parkının tümünün MIP A.Ş tarafından işgal edileceği ve Atatürk Parkının tamamen konteynerlerle dolacağı ve yapılacak olan dolgu alanı bilimselliğe aykırı olup kent yaşamına ciddi zararlar vereceği açık olduğunun altını çizen Doğan, şirket yararı gözetilerek yapılacak olan liman genişletme işlemi planlama ilkelerine ve kamu yararı ilkesine aykırı olduğunu söyledi.
“ATATÜRK PARKI HALKINDIR”
Doğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Mersinin simgesi olan Atatürk Parkı kentimizin akciğerleri olup, halkın sosyal olarak nefes aldığı bir alandır. Atatürk Parkı düzenlendiği günden bugüne kadar halkın kullanımında olmuştur. Liman genişletme çalışmaları Atatürk Parkının halk tarafından kullanımını engelleyecektir.
Planlanan Liman genişletme projesinin inşaatı ve işletmesi sırasında Kentimize ve halk sağlığına zarar verecektir. Yapımı bilimsellikten uzak, hukuksuz ve antidemokratik olan bu projeye Mersin halkı karşıdır. ‘Atatürk Parkında Liman Genişletme Projesi’ alanında mevcut liman kapasitesinin % 50 oranında artış sağlayacak olması, ayrıca proje için denizde dip taraması ve dolgu alanının yapılacak olması deniz kirliğinin oluşmasına, ekosistemin bozulmasına, Şehir merkezinde trafik yükünün artmasına, hava kirliliğinin oluşmasına kıyıların herkes tarafından eşit ve serbest olarak kullanım hakkının ihlal edilmesine ve kamu yararı ilkesine aykırı olacağı ortadadır.”
Devam eden hukuksal sürecin doğadan ve halktan yana olması çağrısında bulunan Doğan, “Atatürk Parkı halkındır. Hukuksuz bir şekilde rant uğruna heba edilmesine izin vermeyeceğiz. Mersin halkını Atatürk Parkına sahip çıkmaya davet ediyoruz” ifadelerine yer verdi.
PİRHA- Mersin Limanı’nın genişletilmek istenmesine tepkiler devam ediyor. Mersin Çevre Platformu, Atatürk Parkı’nın liman alanına dönüştürülmek istenilmesine tepki göstererek, alanın rant uğruna heba edilmesine izin vermeyeceklerini söyledi. Mersin Büyükşehir Meclis üyesi Özgür Emire de mecliste yaptığı konuşmada “Polipropilen neyse, MİP yapmak istediği odur. Davultepe Yüzüncüyıl ağaç katliamı neyse, MİP’in yaptığı odur. Nükleer santral neyse, MİP’in yaptığı odur” dedi.
Mersin Uluslararası Liman İşletmeciliği Anonim Şirketi’nin (MIP), Mersin Liman’ın Atatürk Parkı’na doğru genişletme çalışmasına tepkiler yükseliyor.
Mersin Çevre Platformu, Atatürk Parkı’nda yaptığı açıklamada, “Planlama ilkelerine aykırı olarak yapılan liman genişleme çalışmaları, kamu yararını görmezden gelinerek şirketin rant yararı ön planda yer alması sağlanarak yapılmıştır” denildi.
Atatürk Parkı’nın kentin simgesi ve akciğeri olduğunun vurgulandığı açıklamada, “Atatürk Parkı halkındır” ifadelerine yer verildi.
“MERSİN LİMANI’NIN YÜZDE 90’NI YABANCI ŞİRKETLERİN”
Cumhuriyet Halk Partisi Büyükşehir Meclis Üyesi Özgür Emire de, 2021 yılı Mart ayı olağan meclis toplantısında söz alarak, Mersin Limanı’nın yüzde 90’ı yabancıların olduğunu belirtti.
Emire, “Mersin Limanı 9 Mayıs 2007 tarihinde 36 yıllığına 755 Milyon dolara özelleştirilmiştir. Özelleştirme dosyasında liman özellikleri yazılıdır. Yaklaşık 112 hektar alana sahip olan Mersin Limanı’nın toplam uzunluğu 3.255 metre 25 rıhtım bulunmaktadır. Devir ortaklık payının %50 sine sahip olan Akfen Holding, %50 Singapurlular sahip iken, Mersin Uluslararası Limanı’ndaki yüzde 50 hissesinin yüzde 40’lık payını AKFEN 31.07.2017’de 869 milyon dolara Avustralyalı altyapı fonuna devretti. Böylece Mersin Limanı’nın yüzde 90’ı yabancıların oldu’’ diye konuştu.
“BU KARAR, HAKSIZ VE HUKUKSUZDUR”
Mersin Büyükşehir Meclisi’nin Mersin adına doğru karar verdiğinin altını çizen Emire, şunları aktardı:
“Mersin halkının iradesi, yani meclisin ret kararı 2200 sayfalık ÇED dosyasının içerisinde yer bulamamıştır. Firma adeta Mersin’in sahibi gibi, Mersin’in ret kararına rağmen işlemi devam ettirmiş ve dolgu yapmak suretiyle alan büyütmek istiyor. Bu karar haksız ve hukuksuzdur. Dolayısıyla Mersin bunu şöyle okumalıdır. Polipropilen neyse, MİP yapmak istediği odur. Davultepe Yüzüncüyıl ağaç katliamı neyse, MİP’in yaptığı odur. Balık çiftlikleri neyse MİP’in yapmak istediği odur. Nükleer santral neyse, MİP’in yaptığı odur.
“ANKARA BU SESİ DUYMALIDIR”
Ankara bu sesi duymalıdır. Mersin’in ihtiyacı ana konteynır limanıdır. Mevcudun büyütülmesi değildir. Ana konteyner liman kalkınma planlarında yer almıştır. Ana Konteyner limanı yeni yapılan 1/100 000’lik ve 1/5000’lik planlarda yer almaktadır. Mersin, ana konteyner limanıyla geleceğe hizmet edecektir. Hamdi Akın, limanın yıllık kazancı dışında şimdiden hisse değerini 3 katına çıkarmışken, Mersin ve Türkiye’yi oyalamakla yeni karlar peşindedir. Mersin buna hiç razı değildir. Mersinliler mevcut limanın genişleterek ilave kazanç peşinde olan Hamdi Akın’ın değil, 2010 yılında başlanması gereken ana konteyner limanının yapılmasını ister. Bu limanIa başta Mersin Büyükşehir Belediyesi olmak üzere; MTSO, Mersin Deniz Ticaret Odası (MDTO), Mersin Ticaret Borsası (MTB), MESİAD, MÜSİAD, Uluslararası Nakliyeciler Derneği(UND), Esnaf ve Sanatkarlar Birliği gibi kurumların oluşturacağı konsorsiyum yapımına talip olabilir. Yapım maliyeti yeni liman için öngörülen maliyet 2030 yılında dahi 696 milyon Euro olarak hesaplanmıştır. Mevcut Liman genişlemesine Mersin Büyükşehir Belediyesini haklı davasına, Kent Konseyleri, İlçe Belediye Meclisleri, MTSO Meclisi, Deniz Ticaret Odası Meclisi ve Borsa Meclisleri, diğer STK’lar ve basın karşı çıkmalıdır. Mersin Ana Konteyner limanının bir an önce ihale edilmesini talep etmelidir.”