Etiket: Mersin Milletvekili Rıdvan Turan

  • HDP Milletvekilleri: Provokasyonlara karşı Alevi toplumu örgütlülüğünü yükseltmeli

    HDP Milletvekilleri: Provokasyonlara karşı Alevi toplumu örgütlülüğünü yükseltmeli

    PİRHA- HDP Milletvekilleri Gülistan Kılıç Koçyiğit, Mahmut Toğrul ve Rıdvan Turan, organize suç örgütü başı Sedat Peker’in cemevilerine saldırı planı yapılacağı mesajına dair PİRHA’ya yaptıkları değerlendirmede, Alevilerin örgütlülüğünü yükseltme çağrısında bulundu.

    Organize suç örgütü başı Sedat Peker sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı bir paylaşımla Alevilik konusuna neden değindiğine açıklık getirerek, “Derin Mehmet’in adamları tarafından geçmişte Gaziosmanpaşa’daki kahve saldırısından çok daha büyük bir eylem yapılıp, ülkede kaos çıkarma planlarını boşa çıkarabilmek içindir. Planları bir cemevine saldırıdır” iddiasında bulundu.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Milletvekilleri Gülistan Kılıç Koçyiğit, Mahmut Toğrul ve Rıdvan Turan, Peker’in bu iddiasını PİRHA’ya değerlendirdi.

    “DEVLET, ALEVİLERİ SİNDİRMEK İÇİN ADIMLAR ATTI, ATIYOR”

    HDP Muş Milletvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, Türkiye’de Alevilere dönük provokatif girişimler ve tasfiye operasyonlarının ilk olmadığını belirterek, “Koçgiri’den başlayan ve Dersim’le, Sivas’la, Maraş’la, Çorum’la devam eden ve son aşamada da devletin, metropollerdeki Alevileri sindirmek, toplu yaşam alanlarını yok etmek, asimile etmek, inançlarını geriletmek yönünde adımlar attı, atıyor” dedi.

    “ALEVİ TOPLUMU ÖRGÜTLÜLÜĞÜNÜ SAĞLAMASI GEREKİYOR”

    Gazi Katliamı üzerine yapılan araştırmalara, ortaya konulan birçok veriye bakıldığında devletin de işin içinde olduğu, karanlık ve kirli bir organizasyonun eliyle yapıldığı çok açık ve net olduğunu vurgulayan Kılıç Koçyiğit, “Yakın gelecek açısından bakıldığında AKP’nin kendisini kurtaracağı hiçbir şey olmadığını görüyoruz. AKP kendini kurtarmak için bir takım işlere girişebilir ya da devletin derin odakları denilen ama bugün artık derinliği kalmayan ve tamamen gün yüzüne çıkmış odakları bütün bu kaosu ve aleyhlerine işleyen süreci yeniden lehlerine çevirmek için bu tarz şeyler yapabilirler” diye konuştu.

    “Alevi toplumunun kendi öz savunmasını yani örgütlülüğünü sağlaması gerekiyor” diyen Kılıç Koçyiğit, tüm Alevilerin, Alevi kurumlarının yan yana gelerek, demokrasi güçleriyle beraber bütün kirliliklere karşı ortak bir tutum alması gerektiğinin altını çizdi.

    HERKES BU KONUDA TEDBİRLİ OLMALI”

    HDP Antep Milletvekili Mahmut Toğrul da, geçmişten günümüze iktidarların toplumsal karışıklığa ihtiyaç duyduklarında ya Kürtlerle ya da Alevilerle ilgili bir provokasyon oluşturduğunu vurgulayarak, şunları ifade etti:

    “Peker’in söylediği yeni bir durum değil. Hükümet veya derin devlet sıkıştığında bu iki hassas noktayı sürekli kullanarak toplumu germek ve kendi üzerlerindeki baskıyı farklı yöne kaydırmak için bu yolu kullanıyor. Biz bu noktada ilgilileri dikkatli olmaya çağırmak zorundayız. Herkes bu konuda tedbirli olmalı. Hükümet şu anda kendi üzerindeki bu baskının yönünü değiştirmek, farklı provokasyonlara başvurma potansiyeline sahiptir. Bunu tarihsel olarak da biliyoruz. Türkiye toplumu, Aleviler bu noktada hassastırlar. Gelişecek olan bu provokasyonlar boşa çıkarılacaktır. Artık bu örgütlülüğe ulaşıldığını düşünüyorum.”

    “ZALİMKEN MUAVİYE OLANLAR ESKİ ZALİMLİKLERİNİ SÜRDÜREMEDİKLERİNDE ALİ’YE SARILIRLAR”

    HDP Mersin Milletvekili Rıdvan Turan ise, “Devlet içerisinde çelişkiler ayyuka varınca bunlar bir bir dökülüyor ve daha da dökülecek çok şey var” diyerek, şunları dile getirdi:

    “Ne yazık ki bizim memlekette zalim iken Muaviye olanlar mazlumluk noktasına ulaştıklarında ya da eski zalimliklerini sürdüremediklerinde Ali’ye sarılırlar. Ne yazık ki böyle bir durum söz konusu. Şimdiye kadar Alevi toplumu sürekli katliamlarla hemhal olmuş bir toplum. Gazi bunun son örneklerinden bir tanesiydi. Ama Gazi’ye varana kadar, özellikle 80 öncesinde çok sayıda Alevi katliamı oldu ve bunlar derin devletin kendi iç mekanizmalarında planlanan kontrgerilla eylemleriydi. Bunların hiçbirinin faili bulunamadı. Doğrusunu söylemek gerekirse bulunmasını da beklemiyorduk. Devletten o zaman beklemediğimiz şeyi şimdi de beklemiyoruz ve ummuyoruz.

    “ALEVİ HALKININ KENDİ ÖZ GÜCÜNE, DİRENİŞ POTANSİYELİNE GÜVENİYORUZ”

    Biz Alevi halkımızın kendi öz gücüne, direniş potansiyeline güveniyoruz. Bunları yapabilirler. Peker söylediği için değil, genel olarak bu konularda temkinli ve uyanık olmakta, Alevilerle kaderi ortak yazılmış olan bütün toplumlar, kökler başta olmak üzere hepsiyle bir dayanışma ve mücadele arkadaşlığı içerisinde olmaya devam etmeliyiz. Zaten bu tarz şeyler Sedat Peker gibilerin ifşaatlarıyla engellenmez, tam tersi toplumların dayanışması, mücadele birliği ve birikimleriyle engellenir. Şimdiye kadar engellediğimiz gibi bundan sonra da böyle yapmalıyız.”

    PİRHA HABER MERKEZİ

     

  • ‘Tarım işçilerinin çocukları Temmuz ayına “domates zamanı” diyor’

    ‘Tarım işçilerinin çocukları Temmuz ayına “domates zamanı” diyor’

    PİRHA-HDP Mersin Milletvekili ve Tarım Komisyonu Sözcüsü Dr. Rıdvan Turan, tarım işçisi ailelerin çocuklarının çalışmak için gittikleri bölgelerde yaşadıklarına dikkat çekip, “Temmuz ayını bilmeyen çocuklar bu ayı “domates zamanı” olarak bilmektedir” dedi.Turan, çocuklarda meydana gelebilecek olumsuz psikolojik ve entelektüel sonuçları önlemek ve pedagojik gelişimlerinin sağlanması amacıyla bir meclis araştırması açılmasını istedi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Mersin Milletvekili ve Tarım Komisyonu Sözcüsü Dr. Rıdvan Turan, mülteci ve göçmen mevsimlik tarım işçisi ailelerin çocuklarının çalışmak için gittikleri bölgelerde ana dillerini konuşmaları sebebiyle karşılaştıkları sorunları meclis gündemine taşıdı. Turan, konuyla ilgili TBMM Başkanlığına bir araştırma önergesi verdi.

    Dr. Rıdvan Turan, araştırma önergesinde mevsimlik tarım işçisi çocukların, kendilerini ana dillerinde ifade edemediğinde özgüvenlerini ve özsaygılarını yitirdiğini belirterek, çocuk işçilerin göç ettikleri bölgelerde ana dillerinde eğitim almaları, bilişsel, duygusal ve sosyal gelişimlerinin sağlanması amacıyla bir Meclis araştırması açılmasını talep etti.

    “ÇOCUKLAR AYRIMCILIĞA MARUZ KALMAKTADIR”

    Turan’ın önergesinde şu ifadeler yer aldı:

    “2016’da yapılan ‘Tarım İşçisi Ailelerin Çocuklarının Okul Sürecinde Deneyimledikleri Sorunların Anadil Bağlamında Ele Alınması’ konulu çalışmada mevsimlik tarım işçisi çocukların annelerinin %5,4-%16,1’inin babalarının ise %1’inin hiç Türkçe bilmedikleri, evde %72,9’u Arapça, %27,1’i Kürtçe konuşmaktadır. Mevsimlik tarım işçisi ailelerin evde de ağırlıklı olarak Arapça ya da Kürtçe konuştukları belirtilmektedir. Dolayısıyla çocukların ve gençlerin de Türkçe’ ye hâkimiyetleri düşük; Türkçe’yi kullanma becerileri de kısıtlıdır.

    Çocuklar okul çevresinde giysi, okul materyalleri, kişisel bakım vb. yoksunlukları sebebiyle dışlanarak ayrımcılığa maruz kalmaktadır. Bunlardan biri de kimlikleri özelinde anadillerini kullanamamaları sebebiyle çocukların eğitim hayatında önemli bir kısıtlama olarak göze çarpmaktadır. Çocukların, duygusal ve bilişsel gelişimi, ana dillerinin ve kimliklerinin değersizleştiği bir ortamda sekteye uğramaktadır. Bu durum çocukların pedagojik gelişimini, özgüvenlerini ve özsaygılarını olumsuz etkilemektedir. Öğrenciler, kendi anadillerini kullanamadıkları bir okul ortamında kendilerini ifade edememekte, okuldan faydalanamamaktadır. Çocuklar anlamadıkları bir dilde performans göstermekte zorlanmakta, bu durum da travmatik bir yaşantıya sebep olarak çocukların kendilerini güvende hissetmedikleri ve ruh sağlıklarını bozabilecek durumları ortaya koymaktadır.”

    “TARIM İŞÇİSİ ÇOCUKLAR GÖÇ ETTİKLERİ BÖLGEDEKİ HALKLA İLETİŞİM KURAMIYOR”

    Çocukların, ana dil bağlamında tüm bilişsel alanlarda kendilerini yetersiz ve eksik hissettiğinin ifade edildiğini vurgulayan Turan, şunları kaydetti:

    “Yapılan çalışmalar, ilköğretim dördüncü veya beşinci sınıfa giden öğrencilerin henüz ayların adlarını veya mevsimleri sıralayamadıklarını ancak aynı öğrencilerin üretilen tarım ürünlerine veya iş sırasına göre bir ay sıralaması yapabilmekte olduğunu göstermiştir. Örneğin, temmuz ayını bilmeyen çocuklar bu ayı “domates zamanı” olarak bilmektedir. Mevsimlik tarım işçisi çocukların sosyalizasyonunun gerçekleştiği ve duygusal dünyasının biçimlendiği ana dilinde eğitim sunmak suretiyle, aile ve yakın çevre dili ile okul dili arasındaki kopukluktan meydana gelebilecek olumsuz psikolojik ve entelektüel sonuçları önlemek ve pedagojik gelişimlerinin sağlanması amacıyla bir meclis araştırması açılması elzemdir.”

    PİRHA / ANKARA 

  • HDP’li Turan on binlerce ağacın kesilme kararını Meclis’e taşıdı

    HDP’li Turan on binlerce ağacın kesilme kararını Meclis’e taşıdı

    PİRHA-HDP Mersin Milletvekili Rıdvan Turan, Mezitli ilçesine bağlı Davultepe mahallesi içerisinde yer alan on binlerce meyve ağacının kesilmesine yol açacak acele kamulaştırılma kararını Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’ye sordu.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Mersin Milletvekili Rıdvan Turan, Mersin’in Mezitli ilçesine bağlı Davultepe Mahallesi içerisinde yer alan yaklaşık 400 dönümlük birinci derece tarım arazisinin acele kamulaştırılmasına karar verilerek, küçük sanayi sitesi kurulmak istenmesini Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’ye sordu.

    Turan, Pakdemirli tarafından cevaplandırılması istenen soru önergesinin gerekçesinde çiftçilerin, tarım arazisi dışında yerler olmasına rağmen, binlerce narenciye ağacının kesilmesiyle sonuçlanacak kararın verilmesine anlam veremediğine dikkat çekti.

    “BAHÇE SAHİPLERİ İLE GÖRÜŞÜLMELİDİR”

    Turan, Mezitli Küçük Sanayi Sitesi Kooperatifi başkanı ve yöneticilerinin Mezitli ilçesi ve Mersin Büyükşehir meclis üyeleri olarak kendi sektörlerine ilişkin karar almaları 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 27.maddesi ile çeliştiğini de belirterek, şunları dile getirdi:

    “Mersin’in Davultepe Mahallesi’nde kurulması planlanan Mezitli Küçük Sanayi Sitesi ile ekolojik yaşam yok olacak ve yaklaşık 400 dönümlük narenciye bahçesindeki binlerce ağaç kesilecektir. Alınan kararın elle tutulur hiçbir yanı yoktur. Kaldı ki Davultepe mahalle sakinleri, alınan kararın belli rant odaklarına hizmet ettiğini düşünmektedir. Çünkü kararlar, gizli bir şekilde ve bürokratik ilişkilerle mahalle sakinleri bilgilendirilmeden alınmıştır. Bahçeler, geçen sürede, tarım entegre bölgesinden çıkartılarak kent servis alanı olarak tanımlanmıştır. Dolayısıyla hem Cumhurbaşkanlığı tarafından hem de Mersin Büyükşehir Meclisi tarafından Davultepe mahallesindeki yaklaşık 400 dönümlük arazinin tarım entegre bölgesinden çıkartılması kararının bahçe sahiplerinin görüşü alınarak yeniden değerlendirilmesi gerekmektedir. Bahsi geçen bölgedeki bahçeler üzerinden rant elde etmek isteyenlerin ortaya çıkarılması ve haklarında soruşturma açılması ise bir zorunluluktur.”

    “BAKANLIĞINIZ HERHANGİ BİR İNCELEME YAPACAK MIDIR?”

    Turan, Pakdemirli’ye şu soruları yöneltti:

    “-Davultepe mahallesinde yaklaşık 400 dönümlük birinci derece tarım arazisinin yok edilerek betonlaştırılması yönünde Bakanlığınız tarafından alınan kamulaştırma kararının yeniden değerlendirilip iptal edilmesi konusunda herhangi bir girişim olacak mıdır?

    -Çiftçiler, Mersin Davultepe’de yapılmak istenen Mezitli Küçük Sanayi Sitesi için başka bir yer tahsis edilmesini ve yıllardır tek bildikleri çiftçiliği yapmak istemektedir. Bakanlığınız tarafından çiftçilerin isteklerini yerine getirmek amacıyla herhangi bir inceleme yapılacak mıdır?

    -Davultepe’de narenciye bahçelerini korumak için bahçe sahipleri ile bir temas kurmayı düşünüyor musunuz?”

    PİRHA/MERSİN