Etiket: meryem bars

  • İHD, hasta tutsak İsmail Tüzün’ün serbest bırakılmasını istedi -VİDEO

    İHD, hasta tutsak İsmail Tüzün’ün serbest bırakılmasını istedi -VİDEO

    PİRHA- İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi 651. oturmasında Kırşehir Yüksek Güvenlik Cezaevinde tutulan hasta mahpus İsmail Tüzün için toplandı. Yapılan açıklamada, hasta tutuklunun sağlık sorunları nedeniyle bakıma muhtaç olduğunu ve cezaevi koşullarında kalmasının uygun olmadığı ifade edilerek serbest bırakılması istendi.

    İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi her hafta gerçekleştirdiği oturmasında Kırşehir Yüksek Güvenlikli Cezaevinde tutulan İsmail Tüzün için bir araya geldi. Şube hasta olan Tüzün’ün serbest bırakılmasını talep etti.

    Açıklamayı okuyan İstanbul İHD Komisyon üyesi Meryem Bars, hasta tutuklunun sağlık sorunları nedeniyle bakıma muhtaç olduğunu ve cezaevi koşullarında kalmasının uygun olmadığını ifade ederek serbest bırakılmasını istedi.

    İHD binası önünde bir araya gelen hasta yakınları ve kitle hep bir ağızdan “Hasta mahpuslar serbest bırakılsın, tedavi haktır engellenemez, tecrit öldürür dayanışma yaşatır” diye slogan attı.

    HAK İHLALLERİNİN ARTIŞ GÖSTERMESİ

    Hapishanelerde giderek artan hak ihlallerinin olduğunu söyleyen Bars, derneklere gelen hak ihlallerin iki nedeni olduğunu belirterek şu açıklamayı yaptı:

    “Biri; ‘politik’ mahpusların maruz kaldığı ayrımcı ve düşmanca diye nitelenecek infaz uygulamalarının yoğunluğu, diğeri ve daha önemlisi; bu mahpusların hak arama ve seslerini duyurma çabasının yoğunluğu.  Nitekim, adli suçlar nedeniyle hapiste tutulan ve ‘adli mahpus’ olarak tanımlanan mahpuslara uygulanan hak ihlallerini de yine çoğunlukla ‘politik’ mahpusların anlatımlarından öğreniyoruz. Bu kadarıyla bile özellikle parası olmayan, yoksul ‘adli’ mahpuslara uygulanan hak ihlallerinin yoğunluğu ve mahpuslara yönelik başta gelen hak ihlalinin tedavi hakkına yönelik ihlaller olduğu görülmektedir.

    HASTA TUTSAK ÇIPLAK ARAMA DAYATMASINA MARUZ KALMIŞ

    21 yıldır cezaevinde tutulan İsmail Tüzün’ün hasta olduğu ve bakıma ihtiyaç duyulduğunu söylendi. Bars, hasta tutsak hastalığı hakkında konuşarak şunları söyledi: “Hasta mahpus İsmail Tüzün; ateşli silahla yaralanma nedeniyle vücudunun 13 farklı bölgesinde bulunan şarapnel parçaları nedeniyle yaşadığı şiddetli ağrılar yanında, uyku apnesi, yumurtalık kisti, mide ve bağırsak sorunları ve bu hastalıkları nedeniyle ayrıca beslenme ve yürüme güçlüğü yaşamakta olup, hapishane koşullarında tedavi ve bakımı sağlanamadığı gibi, günlük ihtiyaçlarının temini için destek ve bakıma ihtiyaç duyduğu halde tek başına tutulmaktadır” diye konuştu.

    “TUTUKLANDIĞI GÜNDEN BUGÜNE KADAR TEDAVİSİ YAPILMAMIŞ”

    Kardeşi tarafından aktarılan bilgiye göre; İsmail Tüzün 21 yıldır hapiste. Çeşitli hapishanelerde tutulmuş ve son olarak Kırşehir’e getirilmiş. Kırşehir Yüksek Güvenlikli Hapishanesi’nde girişte çıplak arama dayatılmış. Kabul etmediği için darp ve işkenceye maruz kalmış. Tüm çabasına rağmen revire çıkarılmamış, tedavisi ve rapor alması engellenmiş. Tutuklandığı günden bu yana düzenli ve sürekli hiçbir tetkik ve tedavisi yapılmamış. Hastalıkları nedeniyle vücudunda oluşan şiddetli ağrılar için ağrı kesici bile verilmemiş.  Bu nedenle her geçen gün sağlık durumu daha da ağırlaşmış ve yeni hastalıklar eklenmiş. Ayakta durması yürümesi bile zorlaşmış son günlerde”

    Bars, “2003 yılından bu yana hapiste tutulan ve hastalıklarının tedavisinde engellemelerle karşılaşan İsmail Tüzün’ün tedavisine yönelik engellerin kaldırılması ve yeterli bakım sağlanması konusundaki talepleri bugüne kadar karşılanmadığı için hastalıkları ilerlemekte, yaşamına tehdit oluşturmaktadır” dedi.

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • 600. F Oturması: Hasta Mahpus Besra Erol serbest bırakılsın-VİDEO

    600. F Oturması: Hasta Mahpus Besra Erol serbest bırakılsın-VİDEO

    PİRHA- İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Hapishane Komisyon, hasta tutukluların durumuna ilişkin yaptıkları “F Oturumu” eyleminin 600’üncüsünü gerçekleştirdi. İHD İstanbul Şubesi önünde yapılan bu haftaki eylemde Elazığ Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutulan ve Suruç Katliamı’nda hayatını kaybeden Evrim Deniz Erol’un annesi Besra Erol’un sağlık durumuna dikkat çekildi.

    Açıklamada, “Hasta mahpuslar serbest bırakılsın ”pankartı taşınırken, sık sık “İnsan haklarıyla insandır”, “Tecrit öldürür dayanışma yaşatır”, “İnsanlık onuru işkenceyi yenecek”, “Tedavi haktır engellenemez” ve “Besra Erol serbest bırakılsın” sloganları atıldı. Açıklamayı İHD İstanbul Şubesi Cezaevi Komisyonu üyesi Meryem Bars okudu.

    “HAPİSHANE KOŞULLARI NEDENİYLE RAHATSIZLIKLARI DAHA DA ARTMAKTADIR”

    Elazığ Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutulan Besra Erol’un durumuna dikkat çeken Bars, Erol’un bel fıtığı, siyatik, yüksek tansiyon ve yüksek göz tansiyonu hastası olup, bel fıtığı nedeniyle iki defa ameliyat olduğunu ve derhal tahliye edilmesini istedi. Erol’un ayrıca yürümekte zorlandığını ve görmekte güçlük çektiğini söyleyen Bars, “Suruç Katliamı’nda yaşamını yitiren oğlu Evrim Deniz Erol’un mezarı başında, yüreğinin yangınıyla yaptığı konuşma nedeniyle örgüt üyesi olmakla suçlanarak 7 yıl 5 ay hapis cezasına çarptırılan Erol’un rahatsızlıkları nedeniyle sürekli hastaneye gidip gelmesi gerekmekte. Ancak sevkler sırasında yaşanan sorunlar ve hapishane koşulları nedeniyle rahatsızlıkları daha da artmaktadır” dedi.

    EROL’UN OĞLU: BİR GÖZÜNÜ KAYBETME RİSKİ İLE KARŞI KARŞIYA

    Bars, Erol’un oğlunun şu açıklamasını okudu:
    “Son dönemde artan tansiyon hastalığı kendisini çok rahatsız ediyor. Tansiyon dışında da çok fazla hastalığı var. Daha cezaevine girmeden sırtından iki ameliyat geçirdi. Şimdi tansiyonu sürekli arttığı için gözlerine de vuruyor. Bu nedenle bir gözünü de kaybetme riski ile karşı karşıya. Yine sırtındaki fıtık bacaklarına da etki ediyor.”
    Cezaevi koşullarının Erol’un tedavisine uygun olmadığını söyleyen Bars, tedavisinin dışarıda sürdürülmesi için kamuoyuna destek ve dayanışma çağrısında bulundu.

    PİRHA/İSTANBUL

  • 592. F Oturması: Hasta mahpus Abdulkadir Kuday serbest bırakılsın – VİDEO

    592. F Oturması: Hasta mahpus Abdulkadir Kuday serbest bırakılsın – VİDEO

    PİRHA – İHD İstanbul Şubesi Hapishaneler Komisyonu, “F Oturumu” eyleminde Metris R tipi Ceza İnfaz Kurumu’nda tutulan ağır hasta mahpus Abdulkadir Kuday’ın sağlık durumuna dikkat çekerek, serbest bırakılması istendi.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Hapishaneler Komisyonu, hasta tutsakların durumuna dikkat çekmek amacıyla her hafta düzenlediği “F Oturumu” eyleminin 592’ncisini gerçekleştirdi. Bu haftaki eylemde Metris R tipi Ceza İnfaz Kurumu’nda tutulan ağır hasta mahpus Abdulkadir Kuday’ın sağlık durumu paylaşıldı.

    592. F oturması kapsamında ağır hasta mahpus Abdulkadir Kuday ve bütün ağır hasta mahpusların serbest bırakılarak, sağlık ve yaşam haklarının korunması için yetkililer göreve, kamuoyu duyarlılığa çağırıldı. Basın metnini hak savunucusu Meryem Bars okudu.

    “HASTANEYE SEVK TALEPLERİ UZUN SÜRE CİDDİYE ALINMADI”

    8 yıl önce tutuklanan Kuday’ın sağlık sorunları olmasına rağmen hastaneye sevk taleplerinin uzun süre ciddiye alınmadığı belirtildi. Vücut ağırlığının 45 kiloya düştüğü ve 10 Temmuz günü kalp krizi geçirdiği ifade edilen Kuday’ın yaşamını başkalarının yardımı ile sürdürebildiği söylendi. Tekirdağ Devlet Hastanesi’ne sevki yapıldıktan sonra bel fıtığı teşhisi konulan Kuday’ın şikâyetlerinin nedeninin bel fıtığına bağlandığı ve sevk edildiği Namık Kemal Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde 2021 yılı Mayıs ayında ameliyat edildiği dile getirildi. Ameliyattan sonra durumunun daha da kötüye gittiği ve yapılan son tetkiklerle ALS hastası olduğu tespit edildiği de kaydedildi.

    “SAĞLIK RAPORUNA RAĞMEN ‘R TİPİ HAPİSHANEDE KALABİLİR’ RAPORU VERİLDİ”

    Basın açıklamasını okuyan Bars, Kuday için düzenlenen Tekirdağ Dr. İsmail Fehmi Cumalıoğlu Şehir Hastanesi’ne ait sağlık kurulu raporunda yer alan şu bilgileri paylaştı:
    “… 5275 Sayılı Kanun kapsamında ağır hasta olup engellik halinin olduğu, infazının 6 ay geri bırakılması gerektiği” belirtilmiş ve bu süre içinde Kuday’ın R Tipi bir hapishaneye sevkini önermiştir. Adli Tıp Kurumu ise 24.12.2021 tarihli raporunda 3’er aylık sürelerle sağlık durumu hakkında rapor alınması koşulu ile Kuday’ın infazına devam edilebileceğini belirtmiştir.” Adli Tıp Kurumu’nun raporu üzerine Metris R Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’na sevki yapılan Kuday’a fizik tedavi uygulandığı ancak uygulanan tedavilerden olumlu bir sonuç alınamadığı da belirtildi. Bars, Abdulkadir Kuday’ın ayakta ve ellerde güçsüzlük ve hissizlik, belde, sırtta, boyunda şiddetli ağrı, kusma, uyku apnesi, göğüste sıkışma ve yanma hissi, kilo kaybı, kulak çınlaması, işitme kaybı, görme yetisinde azalma, yutma güçlüğü gibi şikâyetlerinin de artarak devam ettiğini söyledi. Kuday’ın 28.11.2022 tarihinde Bakırköy Cumhuriyet Savcılığı’na yeniden infaz erteleme talebinde bulunduğu ancak bu talebine Adli Tıp Kurumu tarafından yine olumsuz rapor düzenlendiğinin de altı çizildi. Bars, Kuday’ın sağlık kurulu raporlarında da belirtildiği gibi hapiste tutulamayacağı, infazının ertelenmesi gerektiğini söylerken Adli Tıp Kurumu’nun raporuna göre yine R Tipi hapishanede kalabileceğinin belirtildiğini açıkladı.

    “45 KİLOYA GERİLEDİ, MAMA İLE BESLENEBİLİYOR”

    Bars, Kuday’ın tahliyesi için başvuru yapıldığını ancak bu başvuruya cevap verilmediğini söyledi. Bars, yetkilileri göreve, kamuoyunu duyarlılığa çağırarak şunları kaydetti:
    “Gelinen aşamada Kuday’ın tek başına yaşamını sürdürmesi imkânsızlaşmıştır.Vücut ağırlığı 45 kiloya gerilemiş ve sadece mama ile beslenebilmektedir. Bu nedenle 18 Temmuz günü tekrar infaz ertelemesi başvurusu yapılmış ancak bu başvuruya da halen bir cevap alınamamıştır. Ailesi, yaşamı risk altında olan Kuday’ın tedavi ve bakımının sağlanması için infaz ertelemesi kararı verilmesini istemekte ve bu nedenle yardım talep etmektedir.”

    PİRHA / İSTANBUL

  • ‘Boynundan aşağısı felç olan Abdullah Turan serbest bırakılsın’-VİDEO

    ‘Boynundan aşağısı felç olan Abdullah Turan serbest bırakılsın’-VİDEO

    PİRHA-F Oturması’nın 387. hafta eyleminde boynundan aşağısı felç olan ağır hasta mahpus Abdullah Turan’ın serbest bırakılması istendi. 

    Haberin Videosu

    Hasta mahpusların durumuna dikkat çekmek amacıyla düzenlenen F Oturması eyleminin 387’incisi düzenlendi. Bu haftaki eylemde Metris R Tipi Cezaevi’nde kalan ağır hasta mahpus Abdullah Turan’ın serbest bırakılması talep edildi.

    Basın metnini hak savunucusu Meryem Bars okudu. Abdullah Turan’ın Trabson Beşikdüzü Cezaevi’nde tecrite karşı açlık grevi sürecinde yaşamına son verme eylemi yapan politik bir hasta mahpus olduğunu ve bu eylem sırasından boynundan aşağısının felç olduğunu hatırlatan Bars, Turan’ın Trabzon’daki Eğitim Araştırma Hastanesine kaldırıldığını ancak geçirdiği beyin travması nedeniyle hastanedeki ilk 10 gününü hatırlayamadığını belirtti.

    “SÜREKLİ KAFASINA VURMUŞLAR”

    Sonrasında istihbarat ve TEM’den gelen polislerin Turan’ı ‘beni arkadaşlarım attı’ biçiminde ifade vermeye zorlanarak tehdit edildiğini söyleyen Bars, “Boynundan aşağısı felç olduğu için, bu sırada sürekli kafasına vurmuşlar.
    Gardiyanların ve onunla ilgilenen sağlık personelinin kötü muamele ve işkencesiyle birlikte, Trabzon Eğitim Araştırma Hastanesi’nde 50 gün kalmış. Sonra da güya tedavi amacıyla Metris R Tipi Hapishanesine getirilmiş” dedi.

    “ABDULLAH TURAN TEDAVİ EDİLMİYOR”

    Bars, Metris R Tipi Cezaevi’nde Turan ile görüşen avukatların aktarımına göre Turan’ın kıpırtısız biçimde yattığını, vücut fonksiyonlarının neredeyse tamamen iflas ettiğini ve vücudundan yatmaktan ötürü açık yaralar oluştuğunu ve bu yaralar yüzünden sürekli acı çektiğini kaydetti. Akciğerleri zarar gördüğü için nefes almakta zorlanan Turan’ın hapşırmasının dahi ölümcül derecede riskli bir hal aldığını ifade eden Bars, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Arkadaşları 5-10 dakikada bir yastığın pozisyonunu değiştirerek Turan’ı rahatlatmaya çalışıyorlarmış. Açık yaraları olmasına rağmen hasta bakıcılar günde sadece bir sefer pansuman yapıyorlarmış. Her gün fizik tedavi uygulaması gerektiği söylenmiş ama o güne kadar hiç fizik tedavi uygulanmamış. Susadığını söylediğinde hasta bakıcılar su vermediği için bir iple başparmağına bağlanan ve ucu parmağına geçirilen plastik bir hortumdan su içiyormuş. Abdullah Turan, avukat görüşüne sedyeyle getirilmiş ve üzerinde alt bezi dışında bir giysi yokmuş. Çektiği yoğun acı nedeniyle görüş yerinde fazla kalamadan hücresine götürülmüş. Görünen o ki; Abdullah Turan tedavi edilmediği gibi insanlık dış, onur kırıcı muamelelere ve işkenceye maruz bırakılıyor ve tutuklu kaldığı her gün bu işkencenin devamı demek. Bu yüzden biz insan hakları savunucuları diyoruz ki: Bu işkenceye derhal son verilmeli ve Abdullah Turan serbest bırakılmalıdır.”

    BABA TURAN: ADALET İSTİYORUM

    Bars’ın arkasından söz alan baba Turan anadili Kürtçe konuşma yaptı. Baba Turan, Çanakkale’de Türklerin ve Kürtlerin birlikte savaştıklarını ifade etti. Oğlunun Suriye topraklarında IŞİD’e karşı savaştığını Türkiye topraklarında bir suçunun olmadığını Türk askerlerinin de IŞİD’e karşı savaştığını o zaman onların da suçlu olduklarını kaydetti. Cumhurbaşkanının yapıcı olmasını ve adalet istediğini belirten baba Turan, hasta mahpusların serbest bırakılmasını istediğini de ekledi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • ‘Kanser hastası Avni Uçar serbest bırakılsın’-VİDEO

    ‘Kanser hastası Avni Uçar serbest bırakılsın’-VİDEO

    PİRHA – F Oturumu’nun 334’üncü haftasında kanser hastası olan tutuklu Avni Uçar’ın serbest bırakılması istendi. 

    İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu’nun hasta tutukluların durumlarına dikkat çekmek amacıyla her hafta düzenlediği F Oturumu eyleminin 334’üncü haftası Galatasaray Meydanı’nda gerçekleşti. Hak savunucuları bu hafta kanser hastası olan tutuklu Avni Uçar’ın serbest bırakılmasını talep etti.

    “Hasta mahpuslar serbest bırakılsın”, “Avni Uçar serbest bırakılsın”, “Tecrit öldürür dayanışma yaşatır”, “Tedavi haktır engellenemez” pankartlarının açıldığı eylemde “Hasta mahpuslar serbest bırakılsın”, “Avni Uçar serbest bırakılsın”, “Tecrit öldürür dayanışma yaşatır”, “Tedavi haktır engellenemez”, “İnsan haklarıyla insandır”, “İçeride dışarıda direnmek haktır” sloganları atıldı.

    “F TİPLERİ ÖLÜM MERKEZLERİ HALİNE GELDİ”

    Basın metnini okuyan hak savunucusu Meryem Bars, F tipi hapishanelerin açıldığından bu yana insani değerlerin yok edildiği ve yoğun tecrit politikaları nedeniyle ölüm merkezleri haline geldiğini vurguladı. Bars, hapishanelerdeki hasta tutuklu sayısının giderek arttığını ve çoğu hasta tutuklunun veda hakkını bile kullanamadan yaşamını yitirdiğini kaydetti.

    “SAĞ BÖBREĞİ YOK, SOL BÖBREĞİNDE KANSER RİSKİ VAR”

    Bars hasta tutuklu Avni Uçar’ın durumuna ilişkin şu bilgileri paylaştı: “1972 doğumlu Nusaybin doğumlu Avni Uçar, 21 Aralık 1992 yılında tutuklanır. Avni Uçar, 2006 yılında sağlık sorunları nedeniyle gittiği hastanede ameliyat öncesi kanser olduğunu öğrenir. Sağ böbreği alınan Avni Uçar sağlık kontrolleri sırasında 2011 yılında kendisine mesane kanseri olduğu söylenir. Ayrıca sol böreğinde 23.6 mm çapında kist teşhisi konur. Ceza erteleme yasasından yararlanmak için, 2007, 2010, 2012 ve 2013 yıllarında Adli Tıp Kurumu’na (ATK) 4 kez başvurmasına rağmen kendisine ret cevabı verilir. Kısa bir süre önce de kendisine sol böbreğinde kanser riskinin yüksek olduğu söylenmiştir. Avni Uçar müebbet hükümlüsü olup 26 yıldır ülkenin değişik hapishanelerine sürgün edilmiştir.”

    “TEDAVİSİ DÜZENLİ YAPILMIYOR”

    Avni Uçar’ın kardeşiyle yaptıkları görüşmede Avni Uçar’ın daha önce değişik illerde bulunduğu hapishanelerde ve özellikle batı illerindeki hapishanelerde bulunan doktorların ırkçı yaklaşımları sonucu tedavisinin yapılmadığını söyleyen Bars, Avni Uçar’ın hala bulunduğu Diyarbakır D Tipi hapishanesinde tedavisinin düzenli yapılmadığını, mesane kanseri şüphesiyle ameliyat edildiğini ifade etti. Bars, Avni Uçar’ın sağlık durumunun gittikçe kötüye gittiği bilgisini verdi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Anne Kadriye Baykal: Adaletin gerçekleşmemiş olmasından yoruldum-VİDEO

    Anne Kadriye Baykal: Adaletin gerçekleşmemiş olmasından yoruldum-VİDEO

    PİRHA – 14 yıl önce Kırklareli İğneadası’nda kaybedilen Tolga Baykal Ceylan’ın annesi Kadriye Baykal, “Evlatsız geçen bu 14 sene de ben çok yoruldum. Özlemekten, O’nu bulamamaktan, adaletin gerçekleşmemiş olmasından, insan kaybedicilerin entrikasından, suça katılanların çokluğundan çok yoruldum”dedi.

    Cumartesi Anneleri, gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerinin yargılanması talebiyle 697’inci kez Galatasaray Meydanı’nda bir araya geldi. Cumartesi Anneleri, 697’inci haftasında 14 yıl önce Kırklareli’nin İğneadası’nda kaybedilen Tolga Baykal Ceylan’ın akıbetini sordu.

    “Failler belli, kayıplar nerede” pankartının açıldığı eylem de gözaltında kaybedilenlerin fotoğrafları taşındı. 697’inci oturumda ilk sözü CHP İstanbul milletvekili Sezgin Tanrıkulu aldı.

    “BERBAT BİR YARGI UYGULAMASI İLE KARŞI KARŞIYA KALDIK”

    10 Ekim Ankara Garı patlamasında yargılanan ‘9 piyonun’ ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası almasını değerlendiren Tanrıkulu, berbat bir yargı uygulamasıyla karşı karşıya kaldıklarını, Cumhuriyet tarihinin neredeyse en kanlı katliamı olduğunu ifade ederek, faillerin Gaziantep’ten Ankara’ya kadar gözetim altında, yolları açılarak katliamı gerçekleştirdiklerini, kamu görevlilerinin yargı önüne çıkmadığını ve kamuoyunun gözünü boyamak için, müdavimlerin, STK’ların bütün taleplerini dışlayarak, davanın sonuçlandığını belirtti.

    “KATLİAM DEVLET GÖZETİMİNDE GERÇEKLEŞTİ”

    Tanrıkulu, “Ama biz biliyoruz ki bu katliam, devlet gözetiminde, adete izin verilerek, yolları açılarak gerçekleşti. Bu karar hiçbir zaman bizim içimizdeki adalet duygusunu tatmin etmeyecek. Ve gerçek canilerin, suç ortaklarının yargılandığı güne kadar mücadele etmeye devam edeceğiz” dedi.

    “OĞLUM DEFALARCA KAYBEDİLDİ”

    Tanrıkulu ardından 14 yıl önce evinden tatile gitmek üzere çıkan ve bir daha kendisinden haber alınamayan Tolga Baykal Ceyhan’ın annesi Kadriye Baykal konuştu. Oğlunun defalarca kaybedildiğini söyleyen Baykal, başvurduğu her yerde, her mekanda defalarca kaybedildiğini belirtti. Oğlunun kaybedilmesinden sorumlu olanların halen iktidarda olduğunu belirten anne Baykal, “14 senedir oğlumu kaybetme suçunu devam ettirmektedirler. Kaybedenleri korumaktadırlar” dedi. Oğlunu inandığı ve savunduğu değerlerin toplumum çoğundan farklı olduğunu, oğlunun son zamanlarda uğradığı haksızlıktan dolayı çok masum olduğunu dile getiren Baykal, insan kaybedicilerin oğlunun o masum halinden korktukları için kaybettiklerini söyledi.

    “NE GÖĞÜN NE DE YERİN ADALETİNDEN KORKMADILAR”

    Baykal, “Bütün kaybedilen insanlarda yaptıkları gibi bu korkunç suçu işlerken ne göğün ne de yerin adaletinden korkmadılar’ diyerek, başvurduğu İğneada Karakolu’nda sorduğu sorulara yön değiştirici cevaplar vererek kendilerini 1 ay boyunca ‘şunu yaptık, bunu yaptık diye’ yanılttıklarını, aradan geçen onca yıldan sonra Tolga’nın kaybedilmesinde acabalarının kalmadığını, neden ve niçin kaybedildiğinin iyice netleştiğini söyledi. ”

    “EVLATSIZ GEÇEN 14 YILDA ÇOK YORULDU”

    “Evlatsız geçen bu 14 sene de ben çok yoruldum. Özlemekten, O’nu bulamamaktan, adaletin gerçekleşmemiş olmasından, insan kaybedicilerin entrikasından, suça katılanların çokluğundan çok yoruldum” diyen anne Baykal, devlete seslenerek, oğlunun kaybedilmesinde rol oynayan faillerin ortaya çıkarılmasını istedi.

    Haftanın açıklamasını İHD İstanbul Şube üyesi Meryem Bars yaptı. 697 haftadır Galatasaray’a “Cezasızlıkla mücadele, herkes için adalet ve yeni ihlallerin önlenmesi mücadelesidir” diyerek çıktıklarını belirten Bars, “697 haftadır Galatasaray’dan kamuoyuna sesleniyoruz: Ağır insan hakları ihlallerine yol açan eylemlerden sorumlu kişilerin hesap vermek zorunda kalmalarını sağlayacak bir adalet sistemi olmadan Türkiye demokratikleşemez. Bugün bir kez daha iktidarı; gözaltında kaybetme suçundaki cezasızlık politikasına son vererek, acilen Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin ağır insan hakları ihlallerinde cezasızlığın ortadan kaldırılması için 2011 ilkelerini hayata geçirmeye çağırıyoruz” dedi.

    CEYLAN’DAN 14 YILDIR HABER ALINAMIYOR

    14 yıl önce evinden tatile gitmek üzere çıkan ve bir daha kendisinden haber alınamayan Tolga Baykal Ceylan’ın durumuna değinen Bars, “24 yaşındaki İstanbul Teknik Üniversitesi öğrencisi Tolga Baykal Ceylan, İstanbul’da annesiyle birlikte yaşıyordu. 7 Ağustos 2004 tarihinde tatil amacıyla Kırklareli’nin İğneada ilçesine gitti. Aynı gün telefonla annesini arayarak İğneada’ya ulaştığını söyledi. 10 Ağustos 2004 tarihinden sonra annesiyle haberleşmesi kesildi. Tolga’dan bir daha haber alınamadı” ifadelerini kullandı.

    TÜM BAŞVURULARA RAĞMEN SONUÇ ALINMADI

    Anne Kadriye Ceylan’ın tüm başvurularına rağmen bir sonuç alamadığını aktaran Bars, 2004 yılında Demirköy Savcılığı’nın başlattığı soruşturma dosyasının 2006 yılında “kovuşturmaya yer olmadığı” kararı verilerek kapatıldığını söyledi. Anne Kadriye Ceylan’ın başvurusu üzerine İHD’nin de yasal girişimlerde bulunduğunu ifade eden Bars, şöyle devam etti: “9 Şubat 2011 tarihinde Tolga Baykal Ceylan’ın akıbetini araştırmak için Türkiye Büyük Millet Meclisi İnsan Hakları Komisyonu bünyesinde bir alt komisyon kuruldu. Komisyon 4 aylık çalışması sonucunda yayımladığı raporda, ‘Komisyonumuz bu aşamada, elindeki verilerin değerlendirilmesi sonucunda, Tolga Baykal Ceylan’ın gözaltında kaybolmadığına, ancak bu güne kadar ailesi ve çevresinden hiçbir kişiyle temas kurmaması gerçekliği karşısında da normal asayiş olayı olarak değerlendirilmesi gereken bir kayıp olayı ile karşı karşıya olduğumuz sonucuna ulaşmıştır’ denildi. Ayrıca raporda adli işlemlerin ifasında gösterilen dikkatsizlikler nedeniyle ailede haklı olarak bazı şüpheler oluştuğu kaydı düşüldü.”

    “SORUMLULUĞUNUZU YERİNE GETİRİN”

    Anne Ceylan ve İHD’nin bütün girişimlerinin sonuçsuz kaldığını dile getiren Bars, “Bugün bir kez daha yetkililere sesleniyoruz: Kadriye Ceylan’ın oğlunun akıbetini öğrenme hakkının gereği olarak Tolga Baykal Ceylan’a ne olduğunu açığa çıkarma sorumluluğunuzu yerine getirin. ‘Tolga Baykal Ceylan nerede’ sorumuzu cevaplayın” dedi.(HABER MERKEZİ)

     

  • ‘Wernicke-Korsakoff hastası Aslıhan Gençay serbest bırakılsın’-VİDEO

    ‘Wernicke-Korsakoff hastası Aslıhan Gençay serbest bırakılsın’-VİDEO

    PİRHA-İHD İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu tarafından hasta tutukluların durumuna dikkat çekmek amacıyla yapılan F Oturumu 283. haftasında. 283. haftasında Wernicke-Korsakoff hastası olan Aslıhan Gençay’ın serbest bırakılması talep edildi. 

    Haberin Videosu

    İnsan Hakları Deneği (İHD) İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu her hafta Cumartesi günleri hasta tutukluların durumlarına dikkat çekmek amacıyla Galatasaray Meydanı’nda oturma eylemi yapıyor. Bu hafta 283’üncüsü yapılan eylemde ölüm orucundan dolayı Wernicke-Korsakoff hastalığına yakalanan Aslıhan Gençay’ın serbest bırakılması talep edildi.

    “SİYASİ TUTUKLULAR TEK TİP ELBİSEYİ KABUL ETMİYOR”

    Eylemde insan hakları savunucuları adına basın metnini okuyan Meryem Bars, hapishanelerde ‘Hero’ tişörtleri bahane edilerek yazılı tişörtlerin toplatıldığını, kitap yasakları ve keyfi uygulamaların sürdüğünü belirtti. Bazı hapishanelerde tek tip elbise için denemeler biçiminde nabız yoklandığını kaydeden Bars, siyasi tutukluların tepkilerinin tek tip elbiseyi kabul etmeme ve giymeme yönünde olduğunu söyledi. Hasta tutukluların ölüm sınırına geldiklerinde sorumluluktan kurtulma amaçlı tahliye edildiklerine vurgu yapan Bars, 22 Ağustos tarihinde hasta tutuklu Ahmet Bayar’ın 4. aşamada olan kanser hastalığından dolayı tahliye edildiğini belirtti.

    “İŞKENCELERİ ANLATTIĞI İÇİN İŞKENCE GÖRDÜ”

    Aslıhan Gençay’ın 1990’ların başında İzmir’de gözaltına alınarak tutuklandığını belirten Bars, “Mütaalada ve savunma aşamasında, mahkemede hazır bulunduğu zaman; gözaltında DGM savcısının nezaretinde kendisine işkence yapıldığını, kaldığı hapishanedeki işkenceleri anlattığı için susturulur, dayak yer, işkence görür. Mahkeme heyeti adalet ve hukuk ihlali yaparak ve savunma hakkını engelleyerek 20 yıl hüküm verir. ‘Mahkemedeki Kötü Halinden’ dolayı da ‘hükmün yarısı kadar artırılarak’ 1993 yılında 30 yıl ceza alır. Avukatı Fazlı Ahmet Tamer’in çabası sonunda “mahkemede kötü hal” cezasına itiraz edilir ve hüküm 20 yıla düşürülür” şeklinde ifade etti.

    “ÖLÜM ORUCUNUN 240. GÜNÜNDE TAHLİYE EDİLDİ”

    Aslıhan Gençay’ın 2000 yılında 240 gün ölüm orucu yaptığını söyleyen Bars, 2001 yılında Uşak hapishanesinde kalırken ölüm orucunun 240. gününde cezasının 6 ay ertelenmesi sonucu tahliye edildiğini belirtti.

    “YARGITAYDAKİ DAVASI SONUÇLANINCA TEKRAR TUTUKLANDI”

    Aslıhan Gençay’ın 26 Nisan 2016 tarihinde Yargıtaydaki davasının sonuçlanmasında dolayı tekrar tutuklanarak Sincan Kadın Hapishanesine gönderildiğini ifade eden Bars, “29 Haziran 2017 de Tarsus Kampüs Kadın Hapishanesine sevk edildi. Hala burada zor koşullarda kalmaya devam ediyor” dedi.

    “WERNİCKE-KORSAKOFF, ASTIM, BRONŞİT, MİGREN… HASTASI”

    Aslıhan Gençay’ın ölüm orucundan dolayı Wernicke-Korsakoff hastalığına yakalandığını kaydeden Bars, şunları belirtti: “Göz sinirlerinde ölüm ve solgunluk oluştuğu, psikolojik açıdan sıkıntıları bulunduğu(deprasyon ve uykusuzluk), major ve manik depresif duygu bozukluğu, migren, boyun ve sırtta ağrılar(raporlu), ayrıca kronik bronşit, astım(raporlu), bacaklarda ve dizden aşağıda sinir ölümü ve dolaşım bozukluğu bulunmaktadır. Sürekli yürümesi ve tedavi olması gerektiğini, hapishanede tedavisinin yapılmadığını ya da engellendiğini ısrarla dilekçelerinde, avukatı ve ailesiyle görüşmelerinde söylemektedir. Rahminde tespit edilen kitlenin ağrı yaptığını, kanamaya neden olmaya devam ettiğini belirtiyor. Hapishanede hijyenik sorun ve aşırı sıcaktan nefes alamadığını ifade ediyor. Ayrıca sivri sinek, kara sinek, hamam böceği ve Lavabo-banyodan gelen lağım kokusu hastalığını tetikliyor… 25.07.2017 günü Tarsus Devlet Hastanesine götürüldüğünü, kurula çıkarıldığını ve avukatının Bakanlığa denetimli serbestlik başvurusunda da bulunduğunu henüz bir sonuç çıkmadığını belirtiyor.”

    (HABER MERKEZİ)