Etiket: meslek liseleri

  • Mesleki ve Teknik Eğitim sorunlarla dolu

    Mesleki ve Teknik Eğitim sorunlarla dolu

    PİRHA- Mesleki ve Teknik Eğitim Müdürlüğü’nün raporunda sorunlar sıralandı. Rapora göre, “Mezunlar takip edilmiyor, öğrenciler istemedikleri ve başarılı olmayacakları alanda eğitim alıyor. 

    BirGün’den Mustafa Bildircin’in haberine göre, MEB Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürlüğü’nün 2023 yılı karnesi hazırlandı. Müdürlüğün 2023-2024 eğitim öğretim dönemine yönelik uygulamalarını içeren raporları, mesleki ve teknik eğitimin konuşulması istenmeyen yönlerini gözler önüne serdi. Hemen her yıl milyarlarca liralık kaynak aktarılan mesleki ve teknik eğitimde bir dizi sorun yaşandığı öğrenildi.

    2023 yılında 63 milyar 843 milyon 605 bin TL kaynak kullanan Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürlüğü, alandaki sorunları rapor ile kayıt altına aldı.

    Müdürlüğün verilerinde, 2019 yılı itibarıyla mesleki ve teknik eğitimdeki öğretmenlerin, öğrencilerin ve personelin karıştığı iş kazalarına yönelik istatistiklere de yer verildi. Buna göre, 2019 yılında Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürlüğü’ne bağlı okul ve kurumlarda görev yapan yönetici, öğretmen, öğrenci ve diğer personelin yaralanmasıyla sonuçlanan 70 iş kazası meydana geldi.

    Mesleki ve teknik eğitimdeki öğrencilerin ve öğretmenlerin yaralanması ya da ölümüyle sonuçlanan olaylar 2020, 2021, 2022 ve 2023 yıllarında da devam etti. 2019-2023 döneminde sayısı 170 olan Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürlüğü’ne bağlı okul ve kurumlarda yaşanan kazaların sayısı, yıllara göre şöyle:

    • 2020: 34

    • 2021: 32

    • 2022: 17

    • 2023: 17

    ÖĞRENCİLER İSTEMEDİKLERİ VE BAŞARILI OLAMAYACAKLARI ALANDA EĞİTİM ALIYOR

    Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürlüğü’nün, “Kurumsal kabiliyet ve kapasitenin değerlendirilmesi” başlığı altında sıraladığı zayıflıklar da şöyle:

    • Meslek öğretmenlerinin sektörel ve güncel bilgi ve yeteneklerinin kazanım süreçlerindeki zorluklar.

    • Öğrencilere mesleklerin tanıtımı ve yönlendirme süreçlerinde sunulan rehberlik hizmetinin yeterli olmaması ve görece akademik başarısı zayıf öğrencilerin mesleki ve teknik eğitime yönlendirilmesi gerektiği algısı.

    • Öğrencilerin istemedikleri ve başarılı olamayacakları alanda eğitim almaları.

    • Mezunların yeterince takip edilememesi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Samsun Eğitim-Sen: Meslek liselerinde cinsiyet ayrımı var

    Samsun Eğitim-Sen: Meslek liselerinde cinsiyet ayrımı var

    PİRHA- Samsun Eğitim-Sen Şubesi Kadın Sekreteri Havvanur Susoy Taflan, meslek liselerinde cinsiyete göre ayrıştırma yapıldığını öne sürdü. Taflan, “Türkiye’deki eğitim sisteminin özellikle kadınların ve kız çocuklarının geleneksel cinsiyet rollerini meşrulaştıran yapısı, iktidarın muhafazakâr ve gerici cinsiyet anlayışıyla daha da derinleşmektedir” dedi.

    Toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve ayrımcılığının yaşamın her alanında yeniden üretildiğini belirten Eğitim-Sen Samsun Şubesi Kadın Sekreteri Havanur Susoy Taflan, Türkiye’de kadına ve çocuğa karşı şiddet, istismar ve cinayetlerin her geçen gün katlanarak korkunç boyutlara ulaştığını söyledi.
    Taflan, meslek liselerinde cinsiyete göre ayrıştırma yapıldığını öne sürdüğü açıklamasında, “Cinsiyet eşitsizliği geleneksel cinsiyet rollerinin aile, okul, hukuk, ahlak, din ve medya tarafından sistemli bir şekilde inşa edildiği ataerkil egemen işleyişte, eğitim sistemi bu eşitsizliklerin sürdürülmesinde önemli bir rol oynamaktadır. Türkiye’deki eğitim sisteminin özellikle kadınların ve kız çocuklarının geleneksel cinsiyet rollerini meşrulaştıran yapısı, iktidarın muhafazakâr ve gerici cinsiyet anlayışıyla daha da derinleşmektedir.” dedi.

    “CİNSİYET EŞİTSİZLİĞİNİ VAR OLMASI GEREKEN DURUM OLARAK GÖRÜYORLAR”

    Okulların bir iktidar alanı olduğunu, erkek egemen işleyişi destekleyen cinsiyetçi rol, beklenti ve kalıp yargıların kız ve erkek öğrencilere dolaylı ya da dolaysız yollarla aktarıldığını, cinsiyet eşitsizliklerini ‘’doğal’’ ve ‘’var olması gereken’’ bir durum olarak aktaran ders kitapları, uygulamalı dersler ve veli-öğretmen-idareci ilişkileri ile öğrencilerin cinsiyet rollerine uygun davranış kalıpları ve kazanımlar elde etmesinin beklendiğini” ifade etti.

    “KIZ ÇOCUKLARI İTAATKAR BİREY OLARAK YETİŞTİRİLİYOR”

    Geleneksel cinsiyet rollerini destekleyerek buna uygun bir içerikle hazırlanan ders kitaplarında, kız çocuklarının daha çok ev içi alana ya da bu rollerine uygun olan mesleklere yönlendirildiğini kaydeden Taflan, açıklamasını şu sözlerle sürdürdü:

    “Cinsiyet eşitsizliğinin yoğun bir şekilde yaşandığı bu okullarda, kız çocuklarına öğretmenlik, doktorluk, hemşirelik gibi meslekler önerilirken, yöneticilik, tamircilik ve güç gerektiren işler erkeklere uygun meslekler olarak gösterilmektedir. Özellikle meslek liselerinde, mesleki bölümler cinsiyete göre ayrıştırılmaktadır. İmam hatip liselerinde ise devletin din eğitimini kendi tekeline alan yaklaşımının sonucu olarak, verilen eğitimi sorgulamayan, itaatkâr bireyler yetiştirilmesi amaçlanmaktadır.”

    Her geçen gün daha da derinleşen toplumsal cinsiyet farklılığından kaynaklanan eşitsizlikler pandemi dönemiyle birlikte daha da ağırlaştığına dikkat çeken Taflan, kız çocuklarının okuldan, ekonomik ve toplumsal yaşamdan koparıldığını, toplumsal cinsiyet eşitsizliği nedeniyle her türlü şiddete, istismara ve çocuk yaşta evliliklere karşı savunmasız hale getirildiğini belirtti.

    TEKÇİ, GERİCİ MÜFREDAT

    Havanur Susoy Taflan açıklamasını şu sözlerle tamamladı:

    “Geleneksel kadınlık rollerini İslami kurallar ile meşrulaştırmaya çalışan Milli Eğitim Bakanlığı, eğitimin en önemli unsuru olan ders kitaplarıyla, aile yaşamını kutsayan ve kadını yok sayan politikaların sürdürücüsü olmaktadır. Tekçi, gerici, cinsiyetçi müfredat ile ayrımcılık derinleşmekte, cinsel yönelim farklılıkları da yok sayılmaktadır.”

    Gençağa KARAFAZLI

  • Eğitim-Sen’den sürece dair eğitim günlüğü

    Eğitim-Sen’den sürece dair eğitim günlüğü

    PİRHA – Eğitim-Sen, koronavirüs salgınına ilişkin açıklama yaptı. Açıklamada, Eğitim-Sen’in süreci takip ettiği belirtilirken MEB, YÖK ve diğer yetkili kurumlara çağrı yapıldı. 

    Eğitim-Sen, koronavirüs salgınına ilişkin yaptığı açıklamada, gerekli önlemlerin alınması ve çalışmaların hızlı bir şekilde, eksiksiz yürütülmesi gerektiğini belirtti.

    Açıklama şöyle:

    “Salgın tehdidinin başladığı ilk günden bu yana MEB ve YÖK’e, süreci sendikalar ve bu alanda bulunan kitle örgütleri ile beraber sürdürme çağrısı yapmamıza rağmen, henüz bu çağrımıza olumlu yanıt alamadığımızı belirtmek gerekmektedir. Unutulmamalıdır ki, bu salgın tehdidine karşı verilecek mücadelenin sonuçlarını ve başarısını belirleyecek en önemli unsur ortak akıl ve dayanışma olacaktır. Bu nedenle MEB’i ve YÖK’ü bugüne kadar sürdürdükleri tutumdan vazgeçerek sendikalarla ve kitle örgütleri ile yan yana gelmeye çağırıyoruz.

    “SALGIN TEHDİDİNE KARŞI BÜTÜNLÜKLE MÜCADELE ETMEK ESASTIR”

    Salgın tehdidine karşı bütünlükle mücadele etmek esastır. Bu mücadelenin ise bilimin öngördüğü şekilde ve azami özenle yürütülmesi gerekmektedir. Aksi durumda, faydadan ziyade zararla karşılaşma olasılığı yüksektir. İstanbul Valiliği’nin onayı ile MEB’e bağlı olarak çalışan 884 memur ve hizmetli sağlık kurumlarında görevlendirilmiştir. Kuşkusuz salgın tehdidine karşı yürütülecek mücadelede her kamu görevlisi üzerine düşeni yapacaktır. Ancak, söz konusu eğitim emekçilerinin mesleki formasyonu ve deneyimi, sağlık kurumlarında çalışmaya uygun değildir. Ayrıca, salgın tehdidine karşı kamu görevlilerinin azami özenle mücadele etmesi gereken bir durumda, her hangi bir önlem ve hazırlayıcı eğitim verilmeden söz konusu eğitim emekçilerinin sağlık kuruluşlarında görevlendirilmesi farklı sorunlara neden olabilir. İstanbul Valiliği’nin bu hususları dikkate alması gerektiğinin altını çizeriz.

    İDARİ İZİN ÇAĞRISI

    Eğitim ve bilim iş kolunda öğrencilerin okullarda ve üniversitelerde bulunmamasına rağmen idari personelle, üniversitelerde akademik personel iş yerlerine gitmeye devam etmektedir. Bu durumda olan çalışanlar, yaşanan süreçten olumsuz etkilenmemeleri ve herhangi bir sağlık sorunu yaşamamaları için idari izin kapsamına alınmalıdır.

    “EKONOMİK DESTEK PAKETİ DAHA ÇOK İŞLETMELER İÇİN HAZIRLANMIŞTIR”

    YÖK Başkanı, 23 Mart Pazartesi günü üniversitelerin uzaktan eğitime başlayacağını açıkladı. Ancak üniversitelerin eşit koşullara ve olanaklara sahip olmadığı dikkate alındığında, bu kararın farklı eşitsizlikler ve sonuçlar üreteceği açıktır. Bu anlamıyla, YÖK’ün bu alanda oluşabilecek olası sorunları öngörerek, gerekli önlemleri alması gerektiği açıktır.

    MEB bünyesinde çalışmakta olan 80 bin civarında ücretli öğretmen bulunmaktadır. Tüm öğretmenlerin kadrolu atanması ısrarımıza rağmen, MEB ücretli öğretmen görevlendirmeyi çeşitli nedenlerle tercih etmektedir. MEB tarafından alınan kararla tüm öğretmenler idari izinli sayılmış ve bu şekilde ekonomik olarak kayıp yaşanmasının önüne geçilmiş ancak ücretli öğretmenler, mevzuat gerekçe gösterilerek, bu kapsamın dışında tutulmuştur. Zaten çoğunlukla çalışırken de asgari ücretin altında gelirleri olan “ücretli öğretmen” arkadaşlarımızın tüm ekonomik gelirleri ortadan kalkmış durumdadır. Açıklanan ekonomik destek paketinin emekçilere dönük değil de, daha çok işletmeler için hazırlanmış olması da sorunun gündemde olmadığı düşüncesinin oluşmasına neden olmaktadır. Konunun acilen gündeme alınarak, arkadaşlarımıza çalışırken aldıkları ücret tutarında ödeme acilen yapılmalıdır.

    “EĞİTİM EMEKÇİLERİ, ÜCRETSİZ İZNE VE YARIM ÜCRETE ZORLANMAKTADIR”

    Yaşanılan sorunun ne kadar devam edeceği bilinemediği için, çalışanların her türden ekonomik kayıplarının karşılanmasına dönük önlemler şimdiden alınmalıdır.

    Rehabilitasyon merkezlerinde çalışan eğitim emekçileri, çalıştıkları iş yerlerinin kapalı olmasından dolayı ücretsiz izne çıkmaya ve yarım ücret almaya zorlanmaktadır. Arkadaşlarımızın yaşadıkları sıkıntılar ve hakları yok sayılmakta, adeta açlığa mahkûm edilmektedirler. MEB ve Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın sorunun çözümü için adım atarak, sayıları 60 bine yaklaşan eğitim emekçisinin işverenin insafına bırakıldığı bu durumu değiştirmesi gerekmektedir. Özel okullar başta olmak üzere tüm özel öğretim kurumlarında bu dönemde hak kayıpları yaşandığı veya yaşanacağı açıktır. Özel öğretim kurumlarında çalışan eğitim emekçilerinin hak kaybı yaşamaması esastır. MEB’in bu konuyla ilgili önlemleri, sorunun muhatapları ile birlikte zaman geçirilmeden alması gerekmektedir.

    “İNSAN SAĞLIĞINI KORUMA DÖNEMİNDEYİZ”

    MEB son birkaç gündür, meslek liselerinin maske ve temizlik malzemesi ürettiğini ifade etmekte, üretilen ürünlerin fiyat listesini dahi yayınlamaktadır. MEB’e bağlı tüm okulların kapalı olması, öğrenci ve öğretmenlerin sağlık tedbirleri nedeniyle evlerinde olması gereken bir dönemde, meslek liselerinin açık olması, öğretmen ve öğrencilerin ise okulda olması oldukça düşündürücü ve kaygı vericidir. Milli Eğitim Bakanı’nın bu konu ile ilgili bugün katıldığı bir programda yaptığı açıklamaları da kaygı ile izlediğimizi belirtmek isteriz. MEB’in bu uygulaması öğretmen ve öğrenci sağlığı açısından tartışmalıdır. Dönem, gelir elde etme, meslek liselerinin reklamını yapma dönemi değil, insan sağlığını koruma dönemidir. Bu nedenle, söz konusu gereksinimin bu işin uzmanı olan emekçiler tarafından gerekli önlemlerin alındığı koşullarda üretilmesi esastır. Ayrıca, meslek liseleri ve mesleki eğitim merkezlerinde bulunan öğrencilerin bu dönemde işletmelerde mesleki eğitimlerinin (staj) devamı, öğrencilerin ve öğretmenlerin sağlığı açısından ciddi sorunlar oluşturacaktır. Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürlüğü gecikmeden bu konuyla ilgili gerekli önlemleri almalıdır.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Eğitim-Sen: MEB, meslek liselerini özel sektöre devretmek için ilk adımı attı

    Eğitim-Sen: MEB, meslek liselerini özel sektöre devretmek için ilk adımı attı

    PİRHA – Eğitim-SEN, Milli Eğitim Bakanlığı’nın meslek liselerini özel sektöre devretme konusuna ilişkin açıklama yaptı. Açıklamada, “Mesleki eğitimi ucuz ve nitelikli iş gücü oluşturmaya indirgeyen her türlü girişimin karşısında olduğumuz bilinmelidir” ifadeleri yer aldı.

    Eğitim-SEN, Milli Eğitim Bakanlığı’nın meslek liselerini özel sektöre devretmesine ilişkin belgeleri paylaşarak açıklama yaptı.

    “PİLOT İL GAZİANTEP” 

    Açıklamada şu ifadeler yer alıyor:

    “Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), uzun süredir hükümetin gündeminde olan ‘meslek liselerinin özel sektöre devri’ konusunda somut adımlar atmaya başlamış, ‘sanayinin kalifiye personel ihtiyacının giderilmesi amacıyla meslek liselerinin özel sektöre devri’ çalışmaları başlatılmıştır.  Eğitim Sen’e ulaşan bilgilere göre, ‘meslek liselerinin özel sektöre devri’ konusunda Gaziantep pilot il olarak seçilmiştir.”

    “UCUZ EMEK KAYNAĞI, MESLEK LİSELERİNDEN TEMİN EDİLMEKTE”

    Mesleki ve teknik eğitimin temel amacının; toplumun ihtiyaçları doğrultusunda bireylere belirli bir mesleğin gerektirdiği bilgi, beceri ve uygulama yeterliliklerinin kazandırılmasıdır” denilen açıklama şöyle devam etti:

    “Ancak hükümetin mesleki eğitime ilgisi, tamamen piyasanın ya da patronların ‘teknik eleman’ ya da ‘ara eleman’ ihtiyacının karşılanması ile sınırlı olmuştur. Bu nedenle MEB, her fırsatta mesleki eğitimin payını yüzde 65’lere çıkarmayı hedeflediklerini açıklamaktadır. 2018 itibariyle mesleki eğitimin payı yüzde 50’yi aşmış durumdadır.

    Meslek liselerinin özel sektöre devri ile mesleki eğitimdeki öğrencinin daha çok ‘iş hayatında’ kalması, daha doğrusu daha az eğitim alarak daha fazla ucuz emek kaynağı olarak çalıştırılmasının hedeflendiği açıktır. Hatırlanacağı gibi çıraklık, zorunlu eğitim kapsamına alınmış, çıraklı eğitim merkezlerinde eğitim gören öğrencilerin, haftada bir gün genel meslek dersleri alıp, diğer 5 gün ilgili sektörde çalıştırılmasının önü açılmıştır. Bu öğrencilerinin maaşlarının 3’te 2’si devlet, 3’te 1’i özel sektör tarafından karşılanmaktadır.

    Mesleki ve teknik Anadolu lisesi öğrencilerinin son sınıfta yaptıkları stajlara, yine son sınıfta haftada 3 gün beceri eğitimine gönderilen öğrencilere asgari ücretin yüzde 30’u kadar maaş ödenmektedir. Sadece meslek liseleri özel sektöre devredilmemekte, meslek lisesi öğrencilerinin emeğinin iktidar tarafından patronlara ‘eti senin, kemiği benim’ mantığıyla pazarlanması, patronların ihtiyacı olan ‘ucuz emek kaynağı’ meslek liseleri üzerinden temin edilmektedir.”

    “EĞİTİM ÖĞRETİMİN İŞLETMELERE DEVREDİLMESİ KABUL EDİLEMEZ”

    Açıklamada, mesleki eğitimin önemine değinilerek MEB’e çağrıda bulunuldu:

    “Hükümetin ve sermaye çevrelerinin mesleki eğitime yaklaşımı, konuyu bir eğitim sorunu olmaktan çok ihtiyaç duyulan ucuz ve nitelikli iş gücü ihtiyacının karşılanması şeklindedir. Onların asıl istedikleri, ‘rekabetçi’, ‘girişimci’, hepsinden önemlisi ‘itaatkar’ bir iş gücü yaratmaktır. Nihai hedef ise, 2018 yılı itibariyle çalışan nüfusun yüzde 67’sini oluşturan ücretli emekçilerin çocuklarının, ait oldukları sınıfa layık görülen eğitimi almaları için meslek liselerine yönlendirilmesi, tıpkı anne-babaları gibi onların da işçi sınıfının potansiyel üyeleri olarak yetiştirilmesidir.

    Meslek liseli öğrencileri daha öğrenciyken işçileştiren, bu okullardaki öğrencilerin, içerisinde yaşadıkları toplumu, siyasal yaşamı ve dünyadaki gelişmeleri analiz edebilme gücünü pekiştirmeyen, mesleki eğitimi ucuz ve nitelikli iş gücü oluşturmaya indirgeyen her türlü girişimin karşısında olduğumuz bilinmelidir.

    Eğitim öğretim Milli Eğitim Bakanlığı’nın asli görevlerinden biridir. Bu görevin işletmelere devredilmesi kabul edilemez. Her koşulda teorik eğitimlerin okullarda gerçekleştirilmesi, uygulamalı eğitimin ise okulun gözetim ve denetimi altında işletmelerde yapılması gerekmektedir. Eğitim Sen olarak, bugüne kadar olduğu gibi bugünden sonra da daha iyi bir gelecek yaratabilmek için gençlerimize verdiğimiz eğitimin önemini vurgulayarak eğitimin bütün alanlarında olduğu gibi, mesleki ve teknik eğitimin niteliğinin yükseltilmesi için kamusal eğitimin tasfiyesinin derhal durdurulmasını talep ediyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)