Etiket: mesut balcan

  • Haber Sen’den TRT’nin taraflı yayınlarına tepki: İktidarın propaganda kanalı

    Haber Sen’den TRT’nin taraflı yayınlarına tepki: İktidarın propaganda kanalı

    PİRHA – Haber Sen, yerel seçimlere yaklaşırken TRT’nin taraflı yayın yapmasını eleştirdi. Konuya ilişkin yapılan basın açıklamasında “TRT bu hali ile halkın değil, iktidarın kanalıdır. Haber merkezi bir propaganda merkezine dönüştürüldü” ifadelerine yer verildi. Açıklamada TRT yönetiminin suç işlediğine de vurgu yapıldı.

    Basın Yayın İletişim ve Posta Emekçileri Sendikası (Haber Sen), TRT yayınlarındaki AKP-MHP propagandasına dikkat çekti. Konuya ilişkin genel merkez binasında yapılan basın açıklamasında “Kamu hizmeti yayıncılığı yapması gereken TRT yine bildiğiniz gibi!” denildi.

    “İKTİDARIN YAYIN KANALI!”

    Haber Sen Başkanı Mesut Balcan, TRT Haber kanalının, sadece iktidarın propagandasını yaptığını ifade ederek şu açıklamayı yaptı:

    “TRT bu hali ile halkın değil, iktidarın kanalıdır. Son 20 yılda ki bütün seçimlerde olduğu gibi TRT bizi yine yanıltmadı. Kamu Hizmeti Yayıncılığı yapması gereken, halktan alınan vergilerle finanse edilen kurum, halktan uzaklaştı ve iktidarın yayın kanalı olma görevini yine devam ettiriyor.

    Kuruma doldurulan liyakatsiz yöneticiler, işin ehli olmayan ve birilerinin ricasıyla işe alınan personel, dur durak bilmiyor, kurumu tarafsızlık ilkesinden uzaklaştırıyor. Siyasi erk tarafından “bir sana, bir bana” mantığı ile kadrolar dolduruluyor, liyakatsiz yöneticiler iş başına geliyor.

    Özellikle TRT Haber Kanal Koordinatörlüğü; kurumda deneyimli, kadrolu pek çok muhabir ve yönetici varken yöneticileri Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığından gelmeye devam ediyor, haber merkezi bir propaganda merkezine dönüştürüldü. Saray adeta TRT Haber içinde kendi haber merkezini kurguladı.

    TRT’DE DEM PARTİ’YE HİÇ YER YOK!

    TRT Haber’in seçim öncesi karnesine baktığımızda; 01 Ocak ve 10 Şubat 2024 tarihleri arasındaki 40 günlük yayın kayıtları incelendiğinde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve AKP’nin ekrana getirilme süresi 1945 dakika olarak kayda geçmişken; Ana Muhalefet Partisi Genel Başkanı Özgür Özel ve CHP’nin ekrana getirilme süresinin 25 dakika, DEM Parti Eş Genel Başkanlarına ise sıfır dakika verildiği tespit edildi.

    TRT Haber’in 19 Mart 2024 tarihli 24 saatlik yayını incelendiğinde ise, canlı yayınlar ve haber bültenlerinde Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AKP adaylarına 6 saat 35 dakika 22 saniye yer verilirken; CHP lideri Özgür Özel ise gece yarısı yayınlanan 2 bültende sadece 67 saniye yer alabildi.

    Aynı gün CHP’nin İstanbul adayı Ekrem İmamoğlu, Ankara adayı Mansur Yavaş ve İzmir adayı Cemil Tugay bir saniye bile TRT Haber ekranında yer bulamadı. İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener bir haberle 2 dakika 33 saniye TRT Haber’de yer alırken, İyi Parti İstanbul adayı Buğra Kavuncu da 4 haberle 4 dakika 24 saniye ekranda kaldı. Diğer muhalif partilere ise hiçbir bülten ve canlı yayında yer verilmedi.

    Diğer taraftan TRT ekranlarında afetlere yönelik yayımlanan spot filmler ise doğrudan Cumhur İttifakı’nın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayının propagandası içermektedir. Filmlerde, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve İstanbul adayının görüntüleri eşliğinde vatandaşın ‘Özellikle Eski Çevre ve Şehircilik Bakanımız Murat Kurum hiçbir zaman elini eksik etmedi’ şeklindeki sözlerini izleyebilirsiniz. Kaldı ki bu spot filmlerin seçim yaklaştığı son 2 hafta içinde neredeyse her saat yayınlandığını görebilirsiniz.

    Yerel seçimlere giderken TRT’nin sadece iktidar ve ortaklarının propagandasını yapması, sadece halk nazarında değil, kurumun asli emekçileri üzerinde de inanılmaz bir rahatsızlık yaratmaktadır.

    “BU AYRIMCILIK ANAYASAL BİR SUÇTUR”

    Mesut Balcan, TRT’de yapılan ayrımcılığın Anayasal bir suç olduğunu vurgulayarak açıklamasına şu sözlerle devam etti:

    “TRT kamu vicdanına sığmayan bu suçu işlerken RTÜK ve YSK ise sürece seyirci kalmaktadır. Hatırlatalım; bu Anayasal bir suçtur!

    TRT Kanunu’nun Yayın Esasları bölümünün 5. maddesi, “Anayasanın sözüne ve ruhuna bağlı olmak; kamu yararını korumak ve kollamak, tek yönlü, taraf tutan yayın yapmamak ve bir siyasi partinin, grubun, çıkar çevresinin, inanç veya düşüncenin menfaatlerine alet olmamak” üzerinedir.

    Haber-Sen olarak “Kamu Hizmeti Yayıncılığı” ilkesi içinde olması gereken TRT’yi bir kez daha, bıkmadan usanmadan bu ilkeye dönmesi çağrısını yapıyoruz.

    TRT yönetimi, 2954 sayılı TRT Yasa’sının yayın esaslarını belirleyen 5. Maddesi’nin “k” ve “m” Fıkralarını anlayarak okuyup uygulasalar tartışmalar bitecek.

    Yasa diyor ki; “TRT, Haberlerin toplanması, seçilmesi ve yayınlanmasında tarafsızlık, doğruluk ve çabukluk ilkeleri ile çağdaş habercilik teknik ve metotlarına bağlı olmak, kamuoyunun sağlıklı ve serbestçe oluşabilmesi için kamuoyunu ilgilendirecek konularda yeterli yayın yapmak; tek yönlü, taraf tutan yayın yapmamak ve bir siyasi partinin, grubun, çıkar çevresinin, inanç veya düşüncenin menfaatlerine alet olmamak zorundadır.”

    Yasanın yayın esasları ile ilgili bölümlerini uygulayıp halkın verdiği her kuruşun nereye harcandığının hesabını halka açık bir şekilde verirseniz tartışmalar kendiliğinden sona erecektir.

    TRT bu hali ile RTÜK, YSK ve TRT’yle ilgili kanun ve yönetmelikleri ihlal etmektedir. Anayasal ve hukuk zemininde bu ihlalleri yapanların biran önce yargılanması gerektiğini kamuoyu ile paylaşıyoruz.

    Kamu hizmeti yayıncılığı vazgeçilmezdir. Asıl olan TRT’nin evrensel ilkeler çerçevesinde kamu hizmeti yayıncılığı yapmasıdır.”

    PİRHA/ANKARA

  • PTT çalışanları, sürgün ve cezalara karşı eylemde!

    PTT çalışanları, sürgün ve cezalara karşı eylemde!

    PİRHA – Posta ve Telgraf Teşkilatı (PTT) çalışanları, genel müdürlük önünde yaptıkları basın açıklamasında yaşadıkları hukuksuzlukları dile getirdi. HABER-SEN üyesi çalışanlar, sürgün ve mobinglere dikkat çekerek “Ne sürgünleriniz ne de cezalarınız bizi yolumuzdan edemeyecek. Size biat etmeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

    Uzun yıllardır sürgün, mobing ve usulsüz atamalarla gündemden düşmeyen PTT, bugün bir kez daha çalışanları tarafından protesto edildi.

    Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu’na bağlı HABER-SEN üyeleri, PTT Genel Müdürlüğü önünde eylem yaptı. “Baskılar, sürgünler bizi yıldıramaz” pankartı açan çalışanlar, PTT yönetimini protesto etti.

    “BİZE NEDEN CEZA VERDİNİZ?”

    Basın Yayın ve İletişim ve Posta Emekçileri Sendikası (HABER-SEN) Genel Başkanı Mesut Balcan, yaptığı basın açıklamasında “Baskılarınızla, sürgünlerinizle, cezalarınızla sendikal mücadelemizi engelleyemeyeceksiniz” dedi. Balcan, PTT çalışanlarının, yönetime biat etmeyeceğini vurgulayarak şunları söyledi:

    “184 yıllık köklü bir geçmişe sahip olan PTT, günden güne geçmişinden uzaklaşarak yeni bir hal almaktadır. Bu yeni hal; teknolojik gelişmeler ışığında vatandaşa kaliteli hizmet sunmak değil, baskı ve angarya ile biz çalışanlara kurumu yaşanılamaz ve çalışılamaz bir duruma sokmadır.

    Şüphesiz bu durumun nedeni; daha önce de defalarca dile getirdiğimiz, liyakatsiz atamalardır. Liyakati, hukuku ve ahlaki değerleri hiçe sayıp; bir memurun; sırf yandaş olduğu için, müdür, başmüdür, daire başkanı yapıldığı bir sistem beraberinde çürümüşlüğü, zulmü ve adaletsizliği getireceği gün gibi ortadayken; bu yönetim tarzında ısrar, bu kurumun geçmişine ve alın teri ile bu kurumu büyütenlerin emeğine ihanettir.

    Yıllardır bu düzene karşı olan, liyakatsiz kişilerin kurumu çürümüşlüğe, adaletsizliğe götürdüğünü dile getiren biz HABER-SEN’li emekçilerin sesini kısmak için, sürekli bizlere cezalar verilmekte, bizleri yaşadığımız yerlerden çok uzaklara sürgün ederek susturmak istemektedirler. Bizlerin varlığının, kurmak istedikleri çarkın doğru işlememesine neden olacağını bildikleri için, pervasız bir şekilde bizlere saldırmaya başlamışlardır.

    Daha önceki açıklamalarımıza konu olan, MYK ve şube yöneticilerimizin, sendika tüzel kişiliğini kullanarak, Diyarbakır PTT Başmüdürü ile yaptığı görüşme, hiçbir kanunda yeri olmayan bir tarzla, idari soruşturmaya dönüştürülmüştü. Aynı zamanda, yine mevzuat dışı çalışmayı kabul etmeyen, şifahi emirlerle yapılan sayı dayatmalarına karşı çıkan 10 arkadaşımıza da soruşturma açılmıştı. Geçen hafta açıklanan soruşturma sonucunda; başmüdürle yapılan görüşme dolayısıyla HABER-SEN MYK ve şube yöneticilerimize uyarı cezası verilmiş, şube sekreterimiz Mehmet Yusuf Yıldırım ise sürgün edilmiştir. Yapılan dayatmaları kabul etmeyen, çoğu üyemiz olan 10 dağıtıcı arkadaşımıza ise kınama cezası verilmiştir.

    Bize ceza veren PTT yönetimine soruyoruz. Bize neden ceza verdiniz? İddia ettiğiniz gibi; memuriyet adabına yakışmayan davranışlardan mı? Yoksa keyfi ve mevzuat dışı çalışmadan mı? Biz söyleyelim neden ceza aldığımızı; sizin gibi liyakatsiz kişileri tanımadığımızdan, hiçbir bilimsel dayanağı olmayan, sayı dayatmanıza karşı çıktığımızdan, insan onuruna yakışmayan, baskı ve angaryaya dayalı çalışma sisteminize boyun eğmediğimizden, her şart ve koşulda sizden yana değil, emekçi arkadaşlarımızdan yana tavır aldığımızdan, yani kısacası sizler; bizim buradaki varlığımızdan rahatsız oldunuz.

    “DAYANIŞMAMIZI BÜYÜTECEĞİZ”

    Bildiğiniz üzere Diyarbakır PTT Başmüdürlüğünde yetkili sendika KESK HABER-SEN’dir. Yıllardır tüm uğraşlara rağmen yetki malum sendikaya geçmemiştir. Bundan önceki başmüdür gibi, şu an ki başmüdür de yetkiyi bizden almak için özel olarak görevlendirilmiş gibi hareket etmektedir. Bunu neden söylüyoruz? Çünkü geldiği günden beri malum sendikaya üye olanlar, liyakatlerine bakılmaksızın başmüdürlüğe alınmakta, üyelerimiz ise bu birimlerden uzaklaştırılmaktadır. Üyemiz olanlar ise ancak sendikadan istifa etmek koşuluyla buralara atanmaktadır. Her ne kadar yaptığımız görüşmelerde sendika ayrımı yapmadığını söylese de sergilediği pratik aksi yöndedir.

    Özellikle PİDM’de posta gönderi sayılarındaki artışa paralel olarak personel alınması gerekirken, personel almak yerine, mevcut personelin iş yükünü arttırmayı tercih edenlerin karşısında duran ve kendisi de dağıtıcı olan şube sekreterimiz Mehmet Yusuf Yıldırım’a karşı geliştirilen sistematik yönelim başarıya ulaşmayınca, bizzat başmüdür eliyle bir toplantı sırasında; yapılmak istenen itibarsızlaştırma da arkadaşlarımızın örgütlü duruşuyla bertaraf edilmiştir. Bunu sindiremeyen PTT yönetimi, asılsız tutanaklar hazırlayarak, kukla bir müfettiş eliyle soruşturma açtırmış ve hiçbir kanuni dayanağı olmayan ithamlarla, yöneticimize cezalar vermiştir. Bununla yetinmemiş olacaklar ki, bir de sürgüne yolladılar. Ama unuttukları bir nokta var; bizlere ne ceza verirseniz verin, nereye sürerseniz sürün, haklı olduğumuz davadan vazgeçiremezsiniz.

    Bu şekilde davranarak bizi korkutacaklarını, susturacaklarını ve yıldıracaklarını sananlar, asıl sizler korkun. Çünkü biz bu ve benzeri saldırılar karşısında yıllardır mücadelemizi ve dayanışmamızı büyüttük ve daha da büyüteceğiz. Üyelerimiz ve bütün PTT emekçileri ile bundan sonraki süreçte de birlikte hareket etmeye devam edeceğiz.”

    PİRHA/ANKARA

  • ‘Görevden alınıp sürgün edilmesi gerekenler PTT’de yolsuzluk yapanlardır’-VİDEO

    ‘Görevden alınıp sürgün edilmesi gerekenler PTT’de yolsuzluk yapanlardır’-VİDEO

    PİRHA- Haber-Sen, İzzettin Ekin ve Esra Ademhan’ın Ulaştırma ve Altyapı Bakanı onayı ile kamudan ihraç edilmesini basın açıklaması yaparak kınadı. KESK Eş Başkanı Bozgeyik, “Bizce görevden alınıp sürgün edilmesi gerekenler PTT’de yolsuzluk yapanlardır” dedi.  

    15 Temmuz darbe girişimi öncesinde çıkarılan 2016/4 Sayılı Başbakanlık Genelgesi’ne istinaden açığa alınan Basın Yayın İletişim ve Posta Emekçileri Sendikası (Haber Sen) üyesi İzzettin Ekin ve 3 No’lu şube yöneticisi Esra Ademhan, Ulaştırma ve Alt Yapı Bakanı onayı ile kamudan ihraç edildi.

    Karara tepki gösteren Haber Sen, Genel Merkez binasında konuya ilişkin basın açıklaması yaptı.

    “İKTİDAR CADI AVINA DEVAM ETMEKTE”

    PTT’nin hukuksuz bir karara imza attığını söyleyen Haber Sen Genel Başkanı Mesut Balcan, “OHAL kalktı ancak teftiş kurulu raporları ile kamudan ihraçlar devam ediyor! Darbe girişimini ‘Allah’ın bir lütfu’ olarak gören siyasal iktidar OHAL sonrası da kamudan ihraçlara devam ediyor” dedi.

    İktidarın uzunca bir süredir kendine muhalif olan kesimlere yönelik başlattığı cadı avına devam ettiğini belirten Balcan, “Emekçilerin, anayasal ve demokratik bir hak olan çalışma hakkını elinden alarak, açlığa ve sefalete mahkûm etmeye çalışmaktadır. Kamudan İhracı bir silah olarak gören AKP iktidarı, kendine biat etmeyen, barıştan, demokrasiden, insan haklarından, özgürlüklerden, sendikal hak ve özgürlük mücadelesinden yana kesimleri susturmak, baskılamak amacıyla kullanmaktadır” diye konuştu.

    “İHRAÇ EDİLEN TÜM ÜYELERİMİZ İŞLERİNE İADE EDİLENE KADAR MÜCADELEMİZ SÜRECEK”

    Balcan, kamu emekçilerinin iş güvencesinin OHAL ve KHK rejimi ile fiili olarak ortadan kaldırılması kabul edilemez olduğunu vurgulayarak, şunları ifade etti:

    “Üyelerimizin hala hukuka aykırı düzenlemeler ve düzmece soruşturmalarla çalışma hakkı elinden alınmaktadır. İhraç edilen kadın sekreteri arkadaşımız Esra Ademhan arkadaşlarımızın fiilen görev başındayken sabah işe geldiğinde eline tutuşturulan İzzettin Ekin arkadaşımıza ise posta yolu ile tebliğ edilerek hukuka aykırı bir şekilde çalışma hakkı elinden alınmıştır. Üyelerimizin adli hiçbir soruşturması ya da davası bile yokken; tebliğ edilen kâğıt parçasında, mesnetsiz ve dayanaksız iddiaları destekler hiçbir delil ve gerekçe gösterilmemişken Bakanlığın ihraç kararı hukuka aykırı olduğu gibi haksız ve hukuksuzdur. Geçtiğimiz Eylül ayında yine aynı gerekçeler bahane edilerek ihraç edilen üyemiz ve 4 No’lu şube yöneticimiz, Mehmet Emin VARLI açtığımız dava sonrasında mahkeme tarafından ihracı hukuka aykırı bulunmuş ve arkadaşımız işine geri dönmüştür. Aynı gerekçelerle, kes kopyala mantığıyla ve tüm hukuk normlarını çiğneyerek alınan bu karar da er ya da geç arkadaşlarımızın dönüşüyle sonuçlanacaktır. İhraç edilen üyelerimiz ve daha önce ihraç edilen tüm üyelerimiz işlerine iade edilene kadar mücadelemizin süreceğinin bilinmesini istiyoruz. OHAL, KHK rejimi ve sonrasında teftiş kurulu raporları ile ihraç ettiğiniz arkadaşlarımızın tamamı işine geri dönecek, biz kazanacağız, emek kazanacak, demokrasi ve özgürlükler kazanacak.”

    “SÜRGÜN EDİLMESİ GEREKENLER PTT’DE YOLSUZLUK YAPANLARDIR”

    KESK Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik ise, 130 bine yakın kamu çalışanının benzer gerekçelerle işten çıkarıldığını belirterek, “2018’de OHAL olmamasına rağmen bir KHK çıkartılarak ihraçlar sürmüştür. Bir tür Anayasasızlık süreci yaşıyoruz. Maalesef bu ülke bir parti devleti haline dönüşmüştür. Üniversitelere atanan rektörler, valiler hep partili. Bizlere zorla dayatmada bulunuluyor. Bizce görevden alınıp sürgün edilmesi gerekenler PTT’de yolsuzluk yapanlardır. O kurumlarda ne oluyor hiç bir işlem yapılmazken mücadele eden üyelerimize yöneliyorlar. Karşı duruşumuza devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/ANKARA

  • PTT çalışanları: Yorulduk, tükendik, ölüyoruz-VİDEO

    PTT çalışanları: Yorulduk, tükendik, ölüyoruz-VİDEO

    PİRHA-HABER-SEN üyesi PTT çalışanları, işyerlerinde ölümlerin arttığına dikkat çekerek “PTT’ler virüsün dağılma alanı oldu” uyarısında bulundu. Açıklamada, “Yorulduk, tükendik, ölüyoruz. Artık yeter!” denildi. 

    Basın Yayın İletişim ve Posta Emekçileri Sendikasına (HABER-SEN) bağlı PTT çalışanları, işyerlerinde acil önlemler alınması için çağrıda bulundu.

    HABER-SEN, Genel Merkez binasında konuya ilişkin basın açıklaması yaparak PTT işyerlerinde alınmayan önlemleri dile getirdi. Can kayıplarının gün geçtikçe arttığına vurgu yapan sendika yönetimi, “PTT yönetiminin kâr hırsına feda ettiği hayatları kabul etmiyoruz” dedi.

    “PTT EMEKÇİSİ ARTIK YORULDU”

    HABER-SEN Genel Başkanı Mesut Balcan, “Koronavirüsün değil, alınmayan önlemler ve salgına uygun olmayan çalışma koşullarının bizleri öldüreceği gerçeği ile yüzleştik” dedi.
    Başka can kayıplarının yaşanmaması için PTT yöneticileri ile iktidarın üzerine düşeni yapması gerektiğini söyleyen Balcan, şu açıklamayı yaptı:

    “Bu konuda geçerli ve etkili önlemlerin alınması gerektiğini defalarca dile getirmemize rağmen, önlemler alınmadı. Biz bu konunun takipçisi olacağız.

    Son olarak içimizden biri, Samsun Başmüdürlüğü’nde görev yapan PTT emekçisi Rafet Varan yaşamını yitirdi. Acımız büyük…

    Bu dönem çalışma koşullarımız daha da kötüleşmektedir. Eşit işe eşit ücret, usulsüz atamalar ve liyakatsız yöneticilerin atanması emekçiler arasında adaletsizliği daha da derinleştirmektedir. Performansa göre ödeme, İdari Hizmet Sözleşmesi (İHS), Taşeron çalıştırma ve parça başı çalışma biçimlerinin yaygınlaşmasıyla emekçiler köleleştirilmektedir. Kazanılmış haklarımızın gasp edilmesine izin vermeyeceğiz.

    İşte böylesi bir çalışma ortamında; 11 Mart’ta ilk Covid-19 vakasının görülmesi ile birlikte asli işleri dışında da görevler yüklenen ve gece gündüz halka kamu hizmeti veren PTT emekçileri, daha da yoğun bir çalışma temposu içerisine girmiştir. Pandemi dönemi bize göstermiştir ki, kamu hizmeti gören PTT; özelleştirme ve iştirakler kurularak, kurum zarara uğratılmaktadır. PTT ücretsiz, nitelikli, herkesin ulaşabilir bir kamusal anlayışla hizmet vermelidir.

    Personel eksikliği nedeniyle, ülkenin birçok yerinde salgından dolayı karantinada olan PTT emekçileri olduğundan, birçok kargo/posta gönderileri zamanında dağıtılamamakta ya da alıcılarına çok geç ulaştırılabilmektedir. Hizmetlerin aksamasının sorumlusu olanlar; özveriyle çalışan, salgında hayatlarını ve çevrelerini de riske eden PTT emekçileri değil, yıllardır kuruma personel alımını gerçekleştirmeyen yöneticilerdir.

    Kişisel koruyucu ekipmana ulaşamasa da, kronik hastalığı olsa da, ailesi karantina altındayken çalışmak zorunda kalsa da, iş yoğunluğu altında ezilse de, Covid-19’a rağmen işlerini aksatmadan çalışmaya devam eden PTT emekçisi artık yoruldu.

    “ARTIK YETER!”

    Tüm kamu kurumlarında dönüşümlü çalışma uygulanırken, 60 yaş üstü, kronik rahatsızlığı olan, hamile ve engelli kamu çalışanları idari izinli sayılırken, yönetmelikler ve genelgeler PTT emekçilerini kapsamadı. Herkes istediği zamanda ve istediği süre de senelik iznini kullanırken, yoğun çalışma temposu ile çalışan PTT emekçileri senelik izinlerini kullanırken kısıtlama ile karşı karşıya kaldı.

    Acil olarak yapılması gereken tek bir şey vardır; o da PTT çalışanı sayısını OECD ülkelerindeki ortalamaya yaklaştırmak ve tüm PTT emekçilerinin kadrolu bir şekilde istihdam edilmesinin sağlanmasıdır.

    Yorulduk, tükendik, ölüyoruz…

    Artık yeter…”

    PİRHA/ANKARA