Etiket: mevlüt akbal

  • Akbal: Bilimsellikten uzak, dinsellikle örülmüş bir eğitimle köle bireyler yaratılmaya çalışılıyor!-VİDEO

    Akbal: Bilimsellikten uzak, dinsellikle örülmüş bir eğitimle köle bireyler yaratılmaya çalışılıyor!-VİDEO

    PİRHA-Zorunlu din derslerine yönelik yapılan çalışmalara ilişkin konuşan PSAKD MYK üyesi Mevlüt Akbal, velilerin eğitimin içeriğine ve ÇEDES gibi projelere karşı çıktını dile getirerek, “Ama çocuklarına bir zarar gelme korkusu ve  demokratik kültürün yeteri kadar gelişmemiş olması nedeniyle gerekli refleksi, ne Alevi toplumu, ne laik, ne de diğer farklı dinlere sahip seküler insanlar, yeterli oranda tepki gösteremiyor” dedi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Merkez Yürütme Kurulu Mevlüt Akbal, zorunlu din derslerine ilişkin PİRHA‘ya konuştu.

    Siyasal iktidarın toplumu yoksullukla yönetme yöntemini uygulandığını belirten PSAKD MYK üyesi Mevlüt Akbal, eğitimin içeriğinin boşaltıldığını aktardı.

    Eğitimin değerli kılan en önemli özelliğin içeriği olduğunu söyleyen Akbal, “Veliler çocuklarını okutuyorlar ama okuttukları çocuklar sonrasında bu eğitimle ilgili bir geri dönüş alamıyorlar. Biat eden, eleştirmeyen, sorgulamayan bir toplum yaratmaya dönük bilimsellikten uzak dinsellikle örülmüş bir eğitim sürecinin sonunda bugün üniversiteden çıkıp iş bulamayan, bulsa da ücretli köle gibi çalışan topluma dönüşüyor” diye belirtti.

    “ZORUNLU DİN DERSLERİNE KARŞI ALEVİLER KADAR NE SEKÜLER NE DE LAİK KESİM DUYARLI DEĞİL”

    Mevlüt Akbal, velilerin eğitimin içeriğine ve ÇEDES gibi projelere karşı çıktını dile getirerek, “Ama çocuklarına bir zarar gelme korkusu ve  demokratik kültürün yeteri kadar gelişmemiş olması nedeniyle gerekli refleksi, ne Alevi toplumu, ne laik, ne de diğer farklı dinlere sahip seküler düşünen insanlar bizim istediğimiz oranda tepki gösteremiyor” dedi.

    Muğla’da ailelerin çocuklarının zorunlu din derslerinden muaf tutulmasına karşı dilekçe verme girişimlerinin oldukça yetersiz olduğunun altını çizen Akbal, “Biz bunu daha iyi nasıl anlatırız? Tabii ki bunun yol ve yöntemlerini denemek zorundayız. Geçen yıl ÇEDES’le ilgili bizimle ortak hareket edebilecek bu mücadeleye katkı sunabilecek, siyasi partilere, çeşitli sendika örgütlerine, veli dernekleri ve eğitimle ilgili derneklere gittik. Bunları dernek yöneticileriyle anlatmakla olmuyor. Zorunlu din dersi gibi eğitimdeki bu yakıcı gerçeği dernek yöneticileriyle değil, o derneğe üye olan vatandaşlarla, anne babalarıyla ya da herhangi bir siyasi partinin üyelerine anlatmalıyız” şeklinde ifade etti.

    “ZORUNLU DİN DERSLERİ SADECE ALEVİLERİ DEĞİL, BÜTUN HALKLARI İGİLENDİREN BİR SORUN”

    Zorunlu din derelerine karşı mücadele etmek sadece Alevi ailelerin sorunu olmadığını, topyekûn bir mücadeleye ihtiyaç olduğunun altını çizen PSAKD MYK üyesi Mevlüt Akbal, konuşmasının devamında şunlar belirtti:

    “ÇEDES projesine Aleviler çocuklarını sokmuyor. Çünkü bu konuda daha kararlı ve daha bilinçli. Ama seküler, laik, Atatürkçü kesim Aleviler kadar duyarlı Aleviler kadar bilinçli, Aleviler kadar kararlı değil.

    Aslında bizim kadar değilse de bu sorunun onların da sorunu olduğunu onlara anlatmamız lazım. Zorunlu din derslerinin, ÇEDES ve maarif modellerin bu ülkede sadece Alevilerin problemi olmadığını, ortak bir problem olduğu birlikte yaşam mücadelemizin bu projelerle yok edildiğini, yok edilmeye çalışıldığını bütün halka anlatmak zorundayız.”

    Cebrail ARSLAN/MUĞLA

     

  • Akbal: Koyunbaba Türbesi’ne cami yapılması cami-cemevi projesinin devamıdır-VİDEO

    Akbal: Koyunbaba Türbesi’ne cami yapılması cami-cemevi projesinin devamıdır-VİDEO

    PİRHA-Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Örgütlenme Sekreteri/Ege Bölge sorumlusu Mevlüt Akbal, Çorum’un Osmancık ilçesinde bulunan Koyunbaba Türbesi’ne cami yapılmasına tepki gösterdi. Akbal, Alevilerin ibadetlerini yaptığı, lokmalarını paylaştığı bir yere cami yapılmasının, geçmişte Ankara Tuzluçayır’da yapılmak istenen cami-cemevi projesinin devamı olduğunu belirtti. 

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Örgütlenme Sekreteri/Ege Bölge sorumlusu Mevlüt Akbal, Çorum’da Koyunbaba Türbesi’ne cami yapılmak istenmesini PİRHA’ya değerlendirdi.

    “CAMİ-CEMEVİ PROJESİNİN DEVAMIDIR”

    Alevilerin yaşadığı bölgede bulunan Koyunbaba Türbesi’ne cami yapılmasına tepki gösteren Mevlüt Akbal, “Geçmişte Ankara Tuzluçayır’da yaşadığımız Fethullah Gülen’in projesi olan cami-cemevi projelerinin son süreçte başka biçimlerde ülkenin gündemine dayatıldığını görüyoruz. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı ile Cem Vakfı’nın birlikte yaptığı ortak çalışmaları biz Hacıbektaş’ta da gördük ve şu an başka yerlerde de bunun örneklerini görüyoruz. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı ile Cem Vakfı’nın ortaklaşa yaptığı şeyler aslında geçmişte Cem Vakfı’yla Feytullah Gülen’in ortaklaşa yaptıklarıyla çok örtüşüyor. Bugün Koyunbaba Türbesi’nde yapılmak istenen proje Tuzluçayır’da yapılan cami-cemevi projesinin aynısıdır” dedi.

    “İNANCIMIZA SAYGI GÖSTERİLMELİ”

    Aleviler olarak her zaman insanların inançlarına saygılı olduklarını belirten Akbal, “İnsanlar camiye gidip namazlarını kılabilir, ibadetini yapabilir ama ibadet yaptığımız yerlerin de bize özgü, bize ait olduğunun farkına varılması gerekir. Cemevlerine başka birtakım ritüeller sokulmaya çalışılıyor. Bu açıkça bizim inancımızı tarif etmektir ve biz bunu kabul etmeyeceğiz. Bunu ne Koyunbaba’da ne Hacıbektaş’ta ne de başka bir yerde kabul edeceğiz” diye konuştu.

    “DEVLET ERKANININ POSTUMUZA OTURMASINA İZİN VERMEYİZ”

    Akbal, devlet erkanının dedenin veya bir yöneticinin rehberliğinde cemevini gezebileceğini ifade eden Mevlüt Akbal, şöyle devam etti:

    “Ancak cemevinde bizim kutsallarımız vardır. Kimin nerede oturacağı, nerenin neyi temsil ettiğine dikkat edilmesi gerekir. Ziyarete gelen devlet erkanı cemevimizi gezebilir, bakabilir, sohbet edip sorular sorabilir. Bizim ihtiyaç ve taleplerimizi sorabilir ama herkes oturacağı yeri iyi bilmelidir. Biz dedemizi camide hutbe okumaya çıkarmıyoruz. Bir imamın veya bir devlet erkanının gelip bizim postumuza oturmasına müsaade etmedik, etmeyeceğiz.”

    Cebrail ARSLAN /MUĞLA

  • Mevlüt Akbal: Eğitimi dinselleştiren müfredata karşı sokakta mücadele vermeliyiz-VİDEO

    Mevlüt Akbal: Eğitimi dinselleştiren müfredata karşı sokakta mücadele vermeliyiz-VİDEO

    PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Örgütlenme Sekreteri, Eğe Bölge Sorumlusu Mevlüt Akbal, AKP tarafından uygulamaya konulan ve eğitim sistemini dincileştiren “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli”ne tepki gösterdi. Akbal, eğitimin bir bütün olarak gericileştirilerek  çocukların dine yönlendirildiğini belirterek, bu müfredatın iptali için sokakta mücadele verilmesi gerektiğini söyledi. 

    AKP hükümetinin hazırladığı “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” adlı yeni müfredat, 9 Eylül’den itibaren okul öncesi, ilkokul 1, ortaokul 5 ve lise 9. sınıftan başlamak üzere kademeli şekilde uygulanıyor. Yeni müfredatla din derslerin saatleri arttırıldı.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel örgütlenme Sekreteri Mevlüt Akbal, AKP hükümetinin uyguladığı yeni eğitim müfredatını PİRHA’ya değerlendirdi.

    “EĞİTİM BİR BÜTÜN ABLUKA ALTINA ALINMIŞ DURUMDA

    Eğitimin, ÇEDES’le başlayan, “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” adıyla uygulanan yeni müfredatla devam eden bir abluka altında olduğunu belirten Akbal, “ÇEDES’le ilgili Alevi kurumları eğitim kurumlarıyla, sendikalarla, laikliği kendine dert edinen sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte ortak bir dizi çalışma yaptı. ÇEDES’e ve 2 saatlik zorunlu seçmeli din dersine karşıyken daha farklı uygulamalarla karşı karşıya kaldık. Biz bunlara karşı yakınırken ve mücadele ederken karşımızdaki yapı durmuyor. Bunlar bu sefer tüm eğitim modelini dinselleştiren bir yerden yeni bir model önümüze koydular. Bu model ortaya çıkarılmış biçimi ile içeriğiyle,  uygulamasıyla laik, çağdaş eğitimle, pedagoji ile bilimle ilgisi yok” dedi.

    “EĞİTİM BİR BÜTÜN OLARAK İÇERİĞİ BOŞALTILARAK DİNSELLEŞTİRLDİ”

    ÇEDES projesi uygulanırken belli bir dirençle karşı karşıya kaldıklarını belirten Akbal, şunları kaydetti:

    “Veliler benim çocuğum okul dışında öğretmen vasfı olmayan birileri tarafından hazırlanan projelerde yer almasını istemiyorum diye dilekçeler verdi. Baktılar ki ÇEDES gibi projelerle yürümüyor, bu sefer de eğitimi bir bütün olarak gericileştirme çalışmaları başlattılar. Eğitimin bir bütün olarak içeriği boşaltıldı. 4 yıllık bir ortaokulda, lise eğitiminde fen saati 80 iken din dersleri 320 saate çıkarıldı. Burada dini referanslar kullanılıyor.
    Bu uygulamalara karşı Alevi kurumları eğitim kurumları ile birlikte  platform oluşturdu. Laik eğitim platformu çalışmalarını sürdürdü. Hem sendikal düzeyde hem de Alevi kurumları düzeyinde. Sene başında çeşitli basın açıklamaları yapıldı. Ama veli ayağı istediğimiz gibi değil. O karşı çıkışların ilk etabı olan okul boykotu gerçekleşmedi.

    Yeni eğitim maarif modeli gelecekte çok büyük sorunlara neden olacak. Laiklik biz biliyoruz ki Türkiye’nin en önemli birleştiricisi. İnsanların dini farklılıklarını istediği gibi yaşayıp aynı ülkenin vatandaşı olarak kalabilmesinin temel şartlarından biri olmasıdır. Eğer siz bu laikliği böyle erozyona uğratırsanız, yok ederseniz bu ülkenin birliğine, beraberliğine kardeşliğine vuracağınız en büyük darbedir.”

    “HACI BEKTAŞTA OLDUĞU GİBİ ALANA DÖNÜK MÜCADELE ŞART”

    PSAKD Genel örgütlenme Sekreteri Mevlüt Akbal, uygulamaya konulan müfredata karşı okullara dilekçeler verildiğini belirterek, okullardaki dinselleşmeye karşı sokakta mücadele edilmesi gerektiğini kaydetti.

    Cebrail ARSLAN/MUĞLA

  • Mevlüt Akbal: Zorunlu din derslerine karşı büyük kamuoyu yaratmak zorundayız-VİDEO

    Mevlüt Akbal: Zorunlu din derslerine karşı büyük kamuoyu yaratmak zorundayız-VİDEO

    PİRHA-Zorunlu din derslerine yönelik yıllardır sürdürülen mücadeleye ilişkin konuşan PSAKD MYK üyesi Mevlüt Akbal, “Veliler okullara dilekçe verdiğinde çocuklarına zarar gelebileceği endişesiyle kendilerini geri çekiyorlar. Daha büyük bir kamuoyu yaratmak zorundayız. Laik eğitim aynı zamanda laik Türkiye’nin de garantisidir” dedi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyesi ve Ege Bölgesi Sorumlusu Mevlüt Akbal çözüme kavuşturulmayan zorunlu din derslerine ilişkin PİRHA‘ya konuştu.

    “BÜYÜK BİR KAMUOYU YARATMAK ZORUNDAYIZ”

    Zorunlu din derslerine yönelik daha önce yapılan dilekçe verme yöntemine değinen Akbal şunları söyledi:

    “Şöyle bir sıkıntıyla karşı karşıya kalıyoruz. Velilerin en önemli öznesi çocukları ve Milli Eğitime, okullara dilekçe verdiğinde çocuklarına zarar gelebileceği endişesiyle kendilerini geri çekiyorlar. Bunun içerisinde çok olmuyorlar. Biz de velilere rağmen “Bu mücadele sizin üzerinizden yürüyecek. Çocuğunuz zarar görmeyecek” şeklinde bir dayatmayı yapamıyoruz açıkçası. Bizim en temel açmazlarımızdan birisi bu. Çocuğu okuyan bütün canlar ya da aydın Sünniler bu derslerin olmaması gerektiğini, en azından seçmeli ders olması gerektiğini söylüyorlar ama dilekçe verme konusuna gelince herkes bir adım geri çekiliyor. Çünkü bu dilekçeyi veren velilerin çocuklarına karşı okuldan nasıl bir uygulama yapılacağını ve çocuklarının nasıl ötekileştirileceğini kimse kestiremiyor. Bu riski de kimse almak istemiyor. Biz sadece velilerin bireysel dilekçe vermeleri yerine daha büyük bir kamuoyu yaratmak zorundayız.”

    “LAİK EĞİTİM, LAİK TÜRKİYE’NİN GARANTİSİDİR”

    Akbal, kamuoyunun kimler ile yaratılacağını ise şöyle anlattı:

    “Kamuoyunun başta bu dersi almak zorunda kalan Alevi canlarımız ile bu derslere mahkûm olan yoksul Sünni kesim çocuklarının velileri ile bu derslerin olup olmaması gerektiğinde temel yetkiye sahip olması gereken öğretmenlerle, öğretmenlerin sendikalarıyla, çağdaş yaşamı, laik, demokratik Türkiye’yi destekleyen sivil toplum kuruluşları ile halktan, emekten, özgürlükten yana olan siyasi partilerle bunu zenginleştirmek zorundayız.

    Sadece Ortaca’da 100 tane velinin dilekçe vermesiyle, zorlamasıyla olabilecek gibi gözükmüyor. Evet bu denenmiş bir yöntemdir. Ama çok sonuç alamadık. O yüzden bunu sadece Alevilerin sorunu olmaktan çıkartıp, eğitimin tüm paydaşlarının bir sorunu olduğu şeklinde kamuoyuna yansıtmamız lazım. İki nedenle bunu yapmamız gerekiyor. Çünkü laik eğitim aynı zamanda laik Türkiye’nin de garantisidir. Bu nedenle laiklik, özgürlük, eşit yurttaşlık isteyen tüm kesimlerle bunu paylaşmamız ve onları da bu mücadeleye ortak etmemiz gerek.”

    “ALEVİLERE YÖNELİK NEFRET DİLİ KULLANANLAR HAKKINDA HİÇBİR İŞLEM YAPILMADI”

    Alevilere yönelik nefret söylemlerine ilişkin hukuksal anlamda hiçbir adımın atılmadığını söyleyen Mevlüt Akbal, “Özellikle son 1-2 yıldır laikliğin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha yaşadık. Yani en son İç Anadolu’da bir sanatçının AKP’ye yönelik söylemlerinden dolayı cezaevine gönderilmesi var. Oysa biz biliyoruz Alevilere yıllardır hakaret eden, ötekileştiren, nefret dili kullananlar hakkında hiçbir işlem yapılmamıştır. Hukukun yeri geldiğinde ne kadar iki yüzlü olduğunu ne kadar riyakâr olduğunu kimlerin elinde olduğunu da buradan görüyoruz. O yüzden atacağımız adımlarda hem dikkatli hem de kararlı olacağız.”

    Cebrail ARSLAN /MUĞLA

  • Akbal: Cemevlerimizde inançsal, kültürel ve sportif faaliyetler yürütebilmeliyiz-VİDEO

    Akbal: Cemevlerimizde inançsal, kültürel ve sportif faaliyetler yürütebilmeliyiz-VİDEO

    PİRHA- PSAKD MYK üyesi ve Ege Bölge Sorumlusu Mevlüt Akbal, Muğla bölgesinde PSAKD’nin 6 tane şubesi olduğunu ancak sadece birinde cem salonu bulunduğunu söyledi. Akbal, cemevlerinin ve fiziksel donanımı olan yerlerin hem Alevilerin bir araya gelmesi hem de inanç ritüellerini yerine getirmesi açısından çok önemli olduğunu kaydetti. 

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Merkez Yürütme Kurulu Üyesi ve aynı zamanda Ege Bölge Sorumlusu Mevlüt Akbal, Muğla merkez ve merkeze bağlı ilçelerde Alevi örgütlenmesi açısından yaşanan sorunlara ilişkin PİRHA‘ya konuştu.

    Pir Haber Ajansı‘na Alevilerin  bütün ezilenlerin ve ötekileştirilenlerin sesi olmasından dolayı teşekkür eden Akbaş, “Yine özgür basının ne kadar önemli ve işlevli olduğu burada bir kez daha gündeme geliyor. Evrensel Gazetesi’ne yapılan baskıyı da bu anlamda kınıyorum ve tüm Pir Sultan Abdal Kültür Derneği şubeleri olarak özgür basının yanında duracağımızı da buradan beyan ediyorum” dedi.

    Muğla bölgesinde PSAKD’nin 6 tane şubesinin ve bu 6 şubeden sadece bir tanesinin kendisine ait bir cemevi olduğunu dile getiren Akbaş, şunları aktardı:

    “Muğla geneline baktığımızda da zaten tek cemevi olarak gerekli fiziksel yeterliliğe sahip olan sadece Ortaca Cemevimiz var. Fethiye’de bir bağımsız cemevi var ama fiziksel yeterlilikte değil. Yine Kemaliye Köyümüzde küçük bir cemevimiz var ama o da gerekli donanıma ve fiziksel koşullara sahip değil. Evet, bizim için cemevleri ibadethanemiz ama fiziksel olarak olmazsa olmazımız değil. Ancak cemevlerinin ve fiziksel donanımı olan yerlerin hem Alevilerin bir araya gelmesi hem de inanç ritüellerini yerine getirmesi açısından çok önemli olduğunu düşünüyoruz. Eğer sizin cemeviniz fiziksel olarak inanç ritüellerinizi yerine getirmede size olanak sağlıyorsa, gençlerimizin hem eğitsel, hem kültürel hem de sportif faaliyetlerini yapmasına, gençlerimizle, kadınlarımızla çocuklarımızla bir arada olabilmenin olanaklarını sağlıyorsunuz demektir. Bu yüzden mutlaka Alevi derneklerinin olduğu yerde inançsal, kültürel ve sportif faaliyetlerin yürütülebileceği fiziksel ortamın sağlanması lazım.”

    “ALEVİ CANLARIMIZLA YETERLİ DERECEDE BİR ENTEGRASYON SAĞLAYAMADIK”

    Cemevlerinin inşasında devleti beklemek yerine Alevilerin kendi güçleriyle cemevi yapabileceğinin altını çizen Akbal, “Çünkü biz kimsenin Alevi’si olmayacağız, kimsenin de bizi tanımlamasına müsaade etmeyeceğiz, diyoruz. Eğer bizi kimse tanımlamayacaksa, kimsenin Alevi’si olmayacaksak en başta kendi koşullarımızı kendi imkânlarımızla kendimiz yaratmalıyız” diye belirtti.

    Akbal, Muğla’nın göç alan bir yer olduğunu vurgulayarak, “Farklı illerden buraya gelen çok sayıda vatandaşlarımız olmakla birlikte aynı zamanda Muğla’da yaşayan Alevi canlarımız var. Özellikle Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin dernek faaliyetlerinin ana gövdesini dışardan gelen canlar oluşturuyor. Burada bulunan Alevi canlarımızla yeterli derecede bir entegrasyon sağlayamadık. Yol bir sürek bin bir bilinciyle hareket edeceğiz. Herkesin Yol tutuşu farklı olabilir ama Yol aynıdır. O canlarla da bir arada olmanın çabasını, gayretini her ortamda ve her platformda mücadelesini veriyoruz. Kadın ve gençlik çalışmalarında yeterli düzeye de ulaşamadığımızı da belirtmeliyim” ifadelerine yer verdi.

    “BİRLİK VE BERABERLİK İÇERİSİNDE OLDUĞUMUZU GÖSTERMELİYİZ”

    “Bu mücadele niçin önemli?” diye soran Akbal, şunları kaydetti:

    “Devlet ya da hükümetler, bizi asimile edip yok sayanlar, bizi ayrı ayrı görmüyor, hepimizi bir görüyor ve hepimizi yok sayıyor. Biz istediğimiz kadar ayrı ayrı yerlerde duralım, onlar bizi tek sayıyor ve her birimizi asimile etmeye çalışıyorlar. Böylesi bir sürecin karşısında bizim de bir ve beraber olmamız lazım. Ritüel farklılıklarımızı, düşünsel farklılıklarımızı bir tarafa koyup aynı yolun yolcusu olduğumuzu, birlik ve beraberlik içerisinde olduğumuzu göstermek, bunun olanaklarını da yaratmak zorundayız.”

    Cebrail ARSLAN/Ortaca-MUĞLA