Etiket: mezarlık

  • Beş yıllık bir mezar birkaç damla algı ve koca bir Alevilik tartışması

    Beş yıllık bir mezar birkaç damla algı ve koca bir Alevilik tartışması

    PİRHA-Türkiye’de mezarlar bile zaman aşımına uğramıyor. Ölüler, dirilerden daha uzun süre gündemde tutulabiliyor. Yeter ki doğru zamanda, doğru niyetle ve bolca algıyla servis edilsin.

    Son günlerde Kamer Genç’in mezarı başında çekilmiş beş yıllık görüntüler sanki dün yaşanmış bir “inanç skandalıymış” gibi yeniden dolaşıma sokuldu. Üstelik mesele Kamer Genç değil artık. Mesele Alevilik. Mesele algı. Mesele “bakın yine bunlar” demenin yeni bir yolu.

    Görüntüler eski.
    Tarih net: 22 Ocak 2020.
    Yer: Kamer Genç’in mezarı.
    Karede kimler var? CHP’li Özgür Özel, Veli Ağbaba.
    O dönem kimsenin ilgisini çekmeyen, kimsenin haberleştirmediği bir an.

    Beş yıl boyunca kimse rahatsız olmadı.
    Ta ki bugün rahatsız edilmesi gereken bir Alevilik bulunana kadar.

    ZAMANLAMA TESADÜF MÜ? TÜRKİYE’DE HANGİ ŞEY TESADÜF?

    Asıl soru şu:
    Neden şimdi?

    Beş yıl boyunca kimsenin “Alevilik elden gidiyor” diye feveran etmediği bir görüntü bugün neden manşet oldu?
    Cevap basit: Çünkü bugün ihtiyaç var.

    Bugün bütçe görüşmeleri var.
    Bugün muhalefeti sıkıştırma ihtiyacı var.
    Bugün Aleviliği yeniden “tuhaf”, “marjinal”, “olağan dışı” gösterme fırsatı var.

    Ve elbette bugün yapay zekâ çağındayız.Gerçekle yalan arasındaki çizginin bilerek silikleştirildiği, “acaba bu da mı montaj?” şüphesinin bile başlı başına bir silah olarak kullanıldığı bir çağdayız.

    Önce “yapay zekâ mı?” dedirttiler. Sonra “gerçek ama…” diye düzelttiler.
    Ardından algıyı serbest bıraktılar.

    BİR VASİYET VAR MI? YOK MU? O DA AYRI BİR MEZARLIK

    Gazeteci Fatih Atik’in aktardığına göre Veli Ağbaba, telefon görüşmesinde “Biz orada rakı içmedik, vasiyeti yerine getirdik” diyor. Ama bu resmi bir açıklama değil. Kayıt yok. Metin yok. Yazılı bir vasiyet yok.

    Dahası var:
    Fatih Atik, Genç ailesiyle de konuştuğunu ve böyle bir vasiyetin olmadığını söylüyor.

    Yani ortada şunlar var:

    • Görüntü var
    • Niyet yorumu var
    • Vasiyet iddiası var
    • Ama hakikat yok

    Türkiye’de çoğu zaman olduğu gibi, hakikat en son gelen oluyor.

    MECLİS’E TAŞINAN MEZAR TAŞI

    Bu görüntüler sosyal medyada yetmedi. Meclis’e taşındı.

    17 Aralık 2025’te 2026 bütçe görüşmeleri sırasında AKP ve CHP arasında mezar üzerinden bir tartışma yaşandı.
    AKP’li Leyla Şahin Usta, Ethem Taş…
    CHP’li Ali Mahir Başarır…

    Bütçe konuşulması gereken yerde, Alevilik tartışıldı. Yoksulluk yerine mezar, vergi yerine rakı konuşuldu.

    CELAL FIRAT: ALEVİLİK ALGIYLA ANLATILMAZ

    Tartışmanın belki de tek berrak sesi DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat oldu.

    Net konuştu:
    Alevilikte mezar başında içki içme diye bir erkân yoktur.

    Ama daha önemlisi şunu söyledi:
    “Alevilik, kişisel davranışlar üzerinden tanımlanamaz. Siyasi polemik malzemesi yapılamaz. Medya klişelerine hapsedilemez”

    Ve özellikle TV100 Ana Haber spikeri Kübra Par’a yönelik tepkisi, meselenin özünü açığa çıkardı:
    Bu bir dil sürçmesi değil.
    Bu bir zihniyet.

    Aleviliği sürekli olarak “kirli”, “marjinal”, “tuhaf” pratiklerle yan yana getiren zihniyetin televizyon ekranlarından yeniden üretilmesi.

    TRAJİK OLAN NE? KOMİK OLAN NE? 

    Trajik olan şu:
    Bir halkın inancı, beş yıllık bir mezar görüntüsüyle tartışmaya açılıyor. Aleviler hala kendilerini anlatmak zorunda bırakılıyor

    Komik olan şu:
    Bu tartışmayı açanlar, Aleviliği gerçekten merak etmiyor. Anlatılan şey hiç dinlenmiyor ve belki de en trajik-komik olan şu: Türkiye’de bir mezar, yaşayanlardan daha çok siyaset yapıyor.

    MEZARLAR DEĞİL ZİHNİYETLER KAZILSIN

    Alevilik, bir video karesi değildir. Bir bardak değildir. Bir siyasi polemik hiç değildir.

    Alevilik; yol, erkân, rıza ve hakikat arayışıdır ve bu ülkenin asıl vasiyeti de şudur:

    Ölülerin mezarlarını değil, diri önyargıları kurcalayın.

    Cem EKİNCİ

     

     

  • Deniz Poyraz, katledilişinin 4. yıldönümünde mezarı başında anıldı-VİDEO

    Deniz Poyraz, katledilişinin 4. yıldönümünde mezarı başında anıldı-VİDEO

    PİRHA- HDP İzmir İl Örgütü binasına düzenlenen silahlı saldırıda katledilen Deniz Poyraz, mezarı başında anıldı. Anmada, Poyraz’ın mücadelesinin yaşatılacağı vurgulanarak, “Mücadelesini büyüteceğiz” mesajı verildi.

    17 haziran 2021 tarihinde, Onur Gencer isimli failin Halkların Demokratik Partisi (HDP) İzmir il binasına saldırı gerçekleştirmesi sonucu katledilen Deniz Poyraz, ölüm yıldönümünde mezarı başında anıldı.

    Anmaya Deniz Poyraz’ın ailesi, arkadaşları, Barış Anneleri, Tevgera Jinên Azad (TJA), Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) il, ilçe örgütleri, DEM Parti milletvekilleri Adalet Kaya ve Burcugül Çubuk’un yanı sıra çok sayıda siyasi parti temsilcisi, demokratik kitle örgütü temsilcisi ve yurttaş katıldı.

    Anma özgürlük ve demokrasi mücadelesinde yaşamını yitirenlerin anısına bir dakikalık saygı duruşuyla başladı. Anmada söz alan Barış Annesi Müzeyyen Kortak, Deniz Poyraz şahsında yaşamını yitirenleri saygıyla andığını ifade ederek “Şehitlerimiz bizim onurumuzdur, başımızın tacıdır. Biz var oldukça onların yolunda ilerleyeceğiz. Sebepsiz yere Deniz katledildi. Bunu kabul etmiyoruz” diye konuştu.

    “MÜCADELELERİNİ BÜYÜTECEĞİZ”

    Ardından söz alan DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Adalet Kaya, Poyraz’ın örgütlü bir saldırı ile katledildiği vurgulayarak, “Bu saldırı, barışa, eşitliğe ve birlikte yaşama iradesine yönelik bir saldırıydı. Deniz, milyonlarca insanın temsilcisiydi. Bu saldırı, politik bir saldırıydı. Bu saldırı, bu zihniyetin yansımasıydı. Kadınların, Kürtlerin, emekçilerin sesini kısmaya çalıştılar ama başaramadılar ve başaramayacaklar. Deniz, gençti yaşamı seviyordu. Eşit bir yaşam hayali vardı. Biz bugün sadece yas tutmuyoruz, yeniden söz veriyoruz Deniz’in adını, hatırasını ve mücadelesini büyüteceğiz. Adalet, hakikat, onurlu barış için bu topraklarda mücadele edildi. Deniz’i ve tüm özgürlük şehitlerini özlemle, sevgiyle, saygıyla anıyorum. Onların mücadelesini, emeğini büyüteceğiz ve anılarını yaşayacağız. Deniz Poyraz ölümsüzdür” şeklinde konuştu.

    “YORULDUM DEDİĞİMDE AKLIMA DENİZ’İN YÜZÜ GELİYOR”

    Daha sonra söz alan Deniz Poyraz’ın annesi Fehime Poyraz da mücadele etmenin önemine dikkat çekerek, “Bu mücadele, kadınların, gençlerin mücadelesidir. Biz ele ele verirsek kimse bizi yenemez. Kürtlerin başı diktir, canları yanmış. Ne koşulda olursa olsun sorumluluklarını yerine getiriyorlar. Ben yoruldum dediğimde aklıma Deniz’in yüzü geliyor. Ben hep geleceğim buraya” diye konuştu.

    Kitle, anmanın ardından mezara karanfiller bırakarak Deniz Poyraz için yapılacak panele geçecek. Ayrıca Poyraz için saat 19.30’da basın açıklaması yapılacak.

    PİRHA/İZMİR

     

  • Adıyaman’da 6 Şubat’ta hayatını kaybedenler mezarları başında anıldı-VİDEO

    Adıyaman’da 6 Şubat’ta hayatını kaybedenler mezarları başında anıldı-VİDEO

    PİRHA-Adıyaman’da 6 Şubat’ta depremlerinde hayatını kaybedenler mezarları başında ağıtlar yakılıp, anıldı.

    6 Şubat 2023’te Maraş merkezli depremler 11 ilde yıkıma neden oldu. Resmi verilere göre 53 bin 537 kişi hayatını kaybetti, 107 bin 213 kişi de yaralandı. On binlerce kişi evsiz kaldı.

    MEZAR BAŞINDA ANMA

    Adıyaman’da 6 Şubat’ta depremlerinde hayatını kaybedenlerin yakınları, sabah saatlerinde Karapınar Mezarlığı’na gelerek mezar ziyaretleri yapıp, lokmalar dağıttı. Mezarlığa gelen yurttaşlar, depremde kaybettikleri yakınlarının mezarlarının başında ağıtlar yakarak andı.

    Mezarlıkta bir duvarda ‘Burada yatanların hakları helal değildir’ yazılaması yapılması ve depremde hayatını kaybeden bir çocuğun mezarına oyuncaklar bırakılması da dikkatleri çekti.

    PİRHA/ADIYAMAN

  • Sivas’ta katledilen Yazar Asım Bezirci mezarı başında anıldı

    Sivas’ta katledilen Yazar Asım Bezirci mezarı başında anıldı

    PİRHA – 2 Temmuz 1993’te Sivas Madımak Oteli’nde gericiler tarafından katledilen Yazar Asım Bezirci, İstanbul’da Zincirlikuyu’daki mezarı başında anıldı. Yazar Adnan Özyalçıner, Sivas’ta insanların sularını, nefeslerini kestiklerini, dostu olan Asım Bezirci ile birlikte nice değerlerinin de, ülkenin aydınlığı ile birlikte Sivas’ta yok edildiğini, TYS olarak her yıl Sivas Katliamı’nda hayatlarını kaybedenleri anmaya devam edeceklerini söyledi.

    Sivas’ta Madımak Otelinde katledilen 33 kişiden biri olan Yazar-Şair Asım Bezirci, Zincirlikuyu’daki mezarı başında anıldı.

    Türkiye Yazarlar Sendikası (TYS) öncülüğünde gerçekleştirilen anmaya TYS üyeleri, Kor Yayınları, EMEP üyeleri, Grup Yorum üyeleri, Kamil Tekinsürek, Gürel Sürücü, Yazar Levent Tüzel, Şair Rahime Henden ve Yazar Ayhan Aydın katıldı.

    Anmada Simurg üyelerinden Mehmet Esatoğlu, Kor Yayınları adına bir kişi, Asım Bezirci’nin yaşamı, çalışmaları ve Türk düşünce hayatındaki yeri hakkında birer konuşma yaptılar.

    TYS adına konuşan Adnan Özyalçıner, Sivas’ta insanlara bir suyu bile çok gördüklerini, çok görmek bir yana insanların sularını, nefeslerini kestiklerini, dostu olan Asım Bezirci ile birlikte nice değerlerinin de, ülkenin aydınlığı ile birlikte Sivas’ta yok edildiğini, TYS olarak her yıl Sivas Katliamı’nda hayatlarını kaybedenleri anmaya devam edeceklerini söyledi.

    “BU KÖR KARANLIĞA KARŞI NEFESİMİZ, GÜCÜMÜZ YETTİKÇE SUSMAYACAĞIZ!”

    Mehmet Esatoğlu da Sanat Meclisi adına şu açıklamayı yaptı:

    “2 Temmuz 2024’te diyoruz ki, bundan 31 yıl önce Sivas’ta Madımak otelinin girişinde çakmakla perdeleri tutuşturmaya çalışan kişi ülkesinin hangi değerlerini yok ettiğinin farkında mıydı? 2 Temmuz günü Sivas’ta yüzlerce kişi bir otel binasının önünde “yak, yak” diye bağırıyordu. Otelin içinde ülkenin çeşitli dönemlerinde yetişmiş, kendini geliştirmiş, ülkesini aydınlatmış, yeni insanlar yetiştirmiş sanatçı ve aydınlar vardı. Onlar ülkenin dört bir yanına sanatını, bilgilerini, deneyimlerini taşıyan insanlardı. Şiirleriyle, oyunlarıyla, şarkılarıyla, danslarıyla, fotoğraflarıyla, çizgileriyle insan ruhunun mimarları olmuştular. Dışarda ise ne yaptığının farkında olmayan, yaşadığı kentin tarihine nasıl kara bir gün yazdığının bilincinde olmayan bir kalabalık vardı. Çevrelerindeki kışkırtıcıların ağına düşmüştüler. En arkada ise bu kanlı oyunu planlayan iktidar mensupları duruyordu. Otelin içinde bizim 31 yıldır yokluğunu her an hissettiğimiz bilge Asım Bezirci vardı. Yazarak, anlatarak, düşünsel savaşımlar vererek ne çok şey öğretmişti bizlere. Edebiyatın ve yaşamın doğru yolda ilerlemesi için 70 kitap yazmıştı. Asım Bezirci’ye göre bilimsel yöntemin işlemediği eleştiri, edebiyatın niteliğini yükseltemezdi Dışardakilerin ise “edebiyatın niteliğinin yükselmesi” diye bir dertleri yoktu.
    Her gün acılar içinde bir hayatın içindeydiler ama acıları yazmanın ustası bir şairi yok etmek üzere saldırıyorlardı. Metin Altıok insanın acılarını yazıp dururdu. Neden acı diye soranlara da “Bense acımın yurdumuzda var olan somutlaşmış acıyla tam olarak örtüşmediğine inanıyorum. Çünkü bırakın insan olmayı, şair olarak bile yetişemiyorum bütün acılara. Eğer yetişseydim belki de yaşayamazdım. Metin Altıok’u tanımayan, yazdıklarını bilmeyenler ise dışarda bağırıp duruyorlardı. Sağlıkları tehlikedeydi ekmekleri gibi.

    Saldırdıkları otelin içinde hem insan sağlığı hem de edebiyatı için çaba harcayan doktor Behçet Aysan vardı. Saldırganlar içinde belki yüreği sevdalılar vardı. Ama emeklerinin hakkını alamadıkları ülkede sevdalıları için bir yuva bile kuramıyorlardı. Otelin içindeyse “Aşkınam” dizeleriyle onların yüreğini dile getiren Sivas Zaralı Uğur Kaynar vardı. Sivas’ta Madımak Otelinin etrafı saldırgan bir kalabalıkla çevrilmişti. Kapının girişine gençler bir barikat kurmuşlardı. Barikatın başında Kameraman Erdal Ayrancı vardı. Erdal ülkesini çok severdi. Anadolu’nun değişik kentlerinin kültürel ve sosyal hikayesini anlatacak filmler yapmayı düşlerdi. Sivas’a Pir Sultan Abdal kültür etkinliklerini filme çekmek üzere gelmişti. Saldırganlar otelin kapısından giremiyorlardı. Kapının önünde ülkenin gençleri omuz omuza duruyorlardı. Ellerinde pirinç küllüklerin metal ayakları. Barikatın ardında fotoğraf sanatçısı Mehmet Atay, oyuncu Muammer Çiçek, Sivas’a bir kamyon kitabı taşıyan Murat Gündüz, aslan yürekli Serkan Doğan, sahnede Pir Sultan’ı canlandıran Sait Metin duruyordu. Saldırganlar onlarla baş edemeyince otele taş yağdırmaya başladılar. Öndeki barikat ise bir adım bile geri atım atmıyordu. Barikatın ardı vatandır diye haykırıyorlardı. Bağlamanın ve şelpenin biri genç biri yaşlı ustaları Nesimi Çimen ve Hasret Gültekin yapışıp sazlarının sapına dimdik duruyorlardı. Sahnede semah dönen kızlar Belkıs, Serpil, Gülsüm, Yeşim, Nurcan, Huriye, Özlem, Yasemin bu saldırganlığa dehşet içinde bakıyorlardı. Muhlis Akarsu yanı başında biri atılan taşlardan yaralandıkça içi kan ağlıyor. Türküsünün sözleri kafasında yankılanıyordu.

    Bugün dost yaralanmış
    Yine gönlüm hoş değil
    Her yanı parelenmiş
    Yine gönlüm hoş değil

    Herkesin acısına derman olmaya koşan eczacı İnci Türk, ülkemize halk kültürünü öğrenmeye gelmiş Hollandalı Carina, Muhlis Akarsu’nun can yoldaşı Muhibe Akarsu, ozan Davut Sulari’nin kızı Edibe Sulari, 14 yaşındaki Menekşe, 12 yaşındaki Koray, toplam 33 can alevler arasında kalıp yok oldular. Onların güzel aydınlığı kaybolunca ortalığı kara kapkara bir karanlık sardı. Bizlerin de etrafını baskılar, yasaklamalar, engellemeler, cezaevleri, işkenceler ve öldürümler sardı. Biz o gün anladık ki bizi de sustururlarsa karanlık büsbütün halkın başına çöküverecek. O yüzdendir ki 31 yıldır susmuyoruz. Hem burada hem de ülkenin, yeryüzünün dört bir yanında sesimizi yükseltiyoruz.
    Bu kör karanlığa karşı nefesimiz, gücümüz yettikçe susmayacağız!”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Hasta tutukluydu; İbrahim Yıldırım’ın Dersim’deki mezarı tahrip edildi-VİDEO

    Hasta tutukluydu; İbrahim Yıldırım’ın Dersim’deki mezarı tahrip edildi-VİDEO

    PİRHA- Elazığ Cezaevi’nde tahliyesine 10 gün kala şüpheli şekilde yaşamını yitiren hasta tutuklu İbrahim Yıldırım’ın Dersim’de bulunan mezarı tahrip edildi. Mezarın askerler tarafından tahrip edildiği öne sürüldü. 

    Elazığ 1 No’lu Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’nde tutulan hasta tutuklu İbrahim Yıldız, 14 Ağustos 2022 tarihinde günü şüpheli bir şekilde yaşamını yitirmiş, cezaevi yönetimi Yıldırım’ın kalp krizine bağlı düşmeden kaynaklı yaşamını yitirdiğini ileri sürmüştü.

    5 yıldır hastalıklarına ve hastane raporlarına rağmen tahliye edilmeyen Yıldırım’ın beyninde tümör bulunuyordu ve geçirdiği ameliyatlar nedeniyle Yıldırım sağ gözünü kaybetmişti, sol gözünde ise yüzde 49 görme kaybı vardı. 2011 yılında yargılanıp ‘örgüt üyeliği’ iddiasıyla ceza verilen Yıldırım’ın tahliyesine 10 gün kaldığı biliniyordu.

    İbrahim Yıldırım’ın toprağa sırlandığı Dersim merkeze bağlı Weranîç (Suvat) köyünde bulunan mezarının askerler tarafından tahrip edildiği iddia edildi.

    Yıldırım’ın mezarının olduğu yerde çekilen görüntülerde de kırılıp etrafa saçılmış mezar taşlarının olduğu görülüyor.

    PİRHA/DERSİM

  • PSAKD İstanbul Şubeleri, Sivas Katliamı’nda yaşamını yitirenleri mezarları başında anacak

    PSAKD İstanbul Şubeleri, Sivas Katliamı’nda yaşamını yitirenleri mezarları başında anacak

    PİRHA – Pir Sultan Abdal Kültür Derneği İstanbul Şubeleri, Sivas Katliamı’nda yaşamını yitirenleri anmak için 6 Temmuz Perşembe günü Zincirlikuyu ve Karacaahmet mezarlığında ziyaret gerçekleştirecek.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) İstanbul Şubeleri, “2 Temmuz 1993 Madımak Katliamı’nı Unutma Unutturma” diyerek 6 Temmuz Perşembe günü saat 11.00’de Zincirlikuyu Mezarlığı’nda, saat 13.00’te ise Karacaahmet Mezarlığı’nda Sivas Katliamı’nda yaşamını yitirenleri mezarları başında anacak.

    PİRHA/İSTANBUL

  • İngiltere’de Enfield Belediyesi, Alevilerin kullanımına mezar yeri tahsis etti

    İngiltere’de Enfield Belediyesi, Alevilerin kullanımına mezar yeri tahsis etti

    PİRHA- Britanya Alevi Federasyonu’nun başvurusuyla Kuzey Londra’da bulunan Enfield Belediyesi, Alevilerin kullanımına ait mezar yeri tahsis etti. 

    Kuzey Londra’da bulunan Enfield Belediyesi, Alevilerin kullanımına ait mezar yeri tahsis etti. İngiltere Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi, Britanya Alevi Federasyonu’nun uzun süredir yaptı başvurular sonucu böyle bir kararın çıktığını duyururken, şu ifadelere yer verdi:

    “Uzun zamandır yapılan başvurular ve görüşmelerin sonucunda bu hizmetin başarılı şekilde sonuçlanması önemli bir ihtiyacı karşılayacak. Belediye içinde siyasi faaliyetlerde bulunan toplum üyelerimize, federasyonumuzun, İAKM ve Cemevimizin ve Enfield Alevi Kültür Merkezimizin yöneticilerine bu önemli ve tarihi girişimleri ve hizmetleri için teşekkür ederiz. Bugün belediye görevlileri ve kurum yöneticilerimizin mezarlıkta yaptığı görüşme sonucu tüm anlaşmalar sonuçlandı ve iki hafta içinde toplumumuzun kullanımına hazır olacak.

    Alevi inancımızda Hakk’a yürüyen canlarımızın sıralanması ve mekanının kalıcı olmasının çok önemli olduğu, geleneksel mezar yapısı özellikleri ve yakın mesafede olması gibi hassasiyetlerin bilinciyle yapılan bu anlaşma tüm Alevi toplumumuzun hizmetine sunulacak. Hertford Road Mezarlığı(Enfield Koleji yanı). Hertford Rd. EN3 5AX.”
    PİRHA / İNGİLTERE

     

  • Deniz Poyraz doğum gününde anıldı: Sana söz ağlamayacağım-VİDEO

    Deniz Poyraz doğum gününde anıldı: Sana söz ağlamayacağım-VİDEO

    PİRHA-HDP İl binasına 17 Haziran’da gerçekleşen silahlı saldırı da hayatını kaybeden Deniz Poyraz 39’uncu doğum yıldönümünde mezarı başında anıldı. Mezar başında konuşan anne Fehime Poyraz, “Doğum günün kutlu olsun Denizim. Sana söz verdim, ağlamayacağım” dedi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) İzmir Kadın Meclisi, HDP İzmir il binasına gerçekleşen silahlı saldırı da hayatını kaybeden Deniz Poyraz’ı doğum gününde mezarı başında andı. Anmaya annesi Fehime Poyraz, babası Abdülillah Poyraz, aile üyelerinin yanı sıra HDP İzmir İl Eşbaşkanı Bedriye Tekgür, İzmir Barış Anneleri İnisiyatifi, Kadınlar Birlikte Güçlü üyeleri ve çok sayıda kişi katıldı.

    “DENİZ’E SÖZÜMÜZ BARIŞTIR”

    Mezar başında konuşan HDP İzmir İl Eşbaşkanı Bedriye Tekgür, 29 Aralıkta görülen davaya değindi. Katilin tek başına saldırıyı yapmadığını söyleyen Tekgür, “Katil, devlet içindeki güçlerden yardım aldı. Poyraz’ı katleden katili destekleyen iktidarın zehirli dilidir. Deniz bugün 39 yaşına girecekti. Katledilmeseydi evde doğum gününü kutlayacaktık. Deniz Poyraz’ı tüm kalplerde yaşayacağız. Deniz sen rahat uyu biz senin mücadeleni sürdüreceğiz ve Türkiye’ye barış getireceğiz. Deniz’e kadınlar olarak sözün arkasında olduğumuzu söylüyoruz” dedi.

    ANNE POYRAZ: SANA SÖZ VERDİM, AĞLAMAYACAĞIM

    ‘Doğum günün kutlu olsun kızım’ diyerek mezar taşını öpen anne Fehime Poyraz, “Çocukları zindanda olan anneler önünde saygı ile eğiliyorum. Deniz benim değil Kürt halkının Denizi’dir. Deniz bir tek benimdir demek haksızlık olur. Annelerin yüreği benden daha çok yanmıştır, benden daha çok mücadele etmişlerdir. Deniz, kızım başını kaldır annene bak; annelerin senin için neler yapıyor. Yüreğin rahat olsun. Düşman, Deniz’i kaybetmek istedi ama senin gibi binlerce insan yetişti. Bu anneler, bu halk senin için neler yaptı bir bilsen. Doğum günün kutlu olsun Deniz’im. Ne hakkım varsa helal olsun. Sana, başkanıma söz verdim, ağlamayacağım” diye konuştu.

    Baba Abdülillah Poyraz ise, “Yoldaşımın dediği gibi Deniz bizim değil Kürt halkının denizidir. Deniz gitti ama milyonlarca Deniz geldi. Kürt halkının başı sağolsun. Deniz, doğum günün kutlu olsun. Bizlerde emeğin vardı. Hakkımız sana helal olsun” ifadelerini kullandı.

    Yapılan konuşmalar ardından ailesi ve kadınlar Deniz Poyraz’ın mezarına karanfiller bıraktı.

    PİRHA/İZMİR

  • Alevi köyüne yerleşen Sünni yurttaşların mezarlarını ayırdığı ortaya çıktı-VİDEO

    Alevi köyüne yerleşen Sünni yurttaşların mezarlarını ayırdığı ortaya çıktı-VİDEO

    PİRHA-Kars’ın Selim ilçesine bağlı Katranlı Köyü’nden Alevi yurttaşların göç etmesiyle birlikte bu köye yerleşen  Sünni yurttaşların Alevilerle ortak olan mezarlıklarını ayırdığı ortaya çıktı. Durumu fark eden Eski Arnavutköy Cemevi Başkanı Yüksel Yılmaz, “Aleviler çeşitli nedenlerle yerlerini satıp gidince burada yaşayan Sünni yurttaşlarımız mezarları ayırdı. Anladığımız kadarıyla Alevilerin mezarlarını mezarlıklarına koymak istemiyorlar. İçler acısı bir durum” dedi. 

    Kars Selim’e bağlı Katranlı Köyü daha önce Alevilerin yaşadığı bir köyken, Alevilerin çeşitli nedenlerle başka şehirlere göç etmesi nedeniyle köye Sünni nüfus yerleşti. Nüfusu çoğalan Sünni yurttaşlar daha önce Alevi yurttaşlarla ortak olan mezarlıklarını ayırdı.

    “SÜNNİ YURTTAŞLARIMIZ MEZARLARI AYIRDI”

    Yaşanılan durumu fark ederek kayda alan Eski Arnavutköy Cemevi Başkanı Yüksel Yılmaz şunları aktardı:

    “Bu mezarlığın olduğu köy geçmişte Alevi Bektaşi köyüydü. Ama maalesef Aleviler Bektaşiler çeşitli nedenlerle yerlerini satıp gidince burada yaşayan Sünni yurttaşlarımız mezarları ayırdı. Anladığımız kadarıyla Alevilerin mezarlarını mezarlıklarına koymak istemiyorlar. İçler acısı bir durum maalesef böylesi bir düşünceyle karşı karşıyayız bu ülkede.

    Alevi Bektaşiler buradan taşınınca mezarlık bakımsız kaldı. Mezarlıkta yer olmasına rağmen buraya sonradan gelip yerleşen Sünni yurttaşlar kendilerine ayrı bir mezarlık alanı yapmışlar.

    Burada Alevilerin onlarca köyü böyle kaldı. Bu nefret ve kin Alevilere neden yapılıyor?”

    PİRHA/KARS

     

  • ‘Mezarlıklara saldırı emrini kim veriyor?’

    ‘Mezarlıklara saldırı emrini kim veriyor?’

    PİRHA – HDP Şırnak Milletvekili Hüseyin Kaçmaz, mezarlıklara dönük saldırıları Meclis gündemine taşıyarak, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’a, “Mezarlıklara saldırı talimatını kim veriyor” diye sordu. 
    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Şırnak Milletvekili Hüseyin Kaçmaz, son dönemlerde artarak devam eden mezarlıklara dönük saldırıları Meclis gündemine taşıdı. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın yanıtlaması istemiyle verilen önergede, “Van ve ilçelerinde askerler tarafından başlayan mezarlıklara yönelik fiziki tatbikler bölgede yayılarak devam etmektedir. Silvan, Muş, Yüksekova’dan sonra Şırnak’ın İdil İlçesi’ne bağlı Yarbaşı (hespist) Köyü’nde 6 mezar askerler tarafından tahrip edilmiştir. Halihazırda yakınlarının ölümünden ötürü acı içinde olan yurttaşlar, ikinci kez mezarlıklarının da tahrip edilmesi suretiyle acıya ve yıkıma maruz bırakılmaktadır” ifadelerine yer verildi.
    Kaçmaz, şu soruları yöneltti: 
    -“Van, Silvan, Yüksekova ve en son Şırnak’ın İdil İlçesi’ne bağlı Yarbaşı(hespist) Köyü’nde 6 mezar askerler tarafından tahrip edilmiştir. Çatışmalarda yaşamını yitiren insanların mezarlarının tahrip edildiğinden haberdar mısınız?
    -Van, Silvan, Yüksekova ve Şırnak’ın İdil İlçesi’nde mezarları tahrip eden kişi/kişilere bu talimatı kim vermiştir?
    -Söz konusu yerlerde mezarlıkları tahrip eden kim veya kimlerdir? Şimdiye kadar tespit edilmiş kişiler var mıdır?
    -Mezarlıkların tahrip eden veya bunun emrini verenler hakkında  TCK-130 uncu maddesinde düzenlenen, Kişinin hatırasına hakaret suçu ile 153 üncü maddesinde düzenlenen ‘İbadethanelere ve mezarlıklara zarar verme’ suçuna istinaden soruşturma açılacak mıdır?
    -Mezarlara saldıran kişileri önlemeye dönük bir çalışma ve bu doğrultuda bir birim kurmayı planlıyor musunuz?
    -Mezar taşlarında yer alan Kürtçe ifadeler nedeniyle insanlık dışı bir yöntem ve yaklaşımla ailelere kendi çocuklarının mezarını yıktırma yönünde verilen talimatın insani, ahlaki, hukuki bir izahatı var mıdır? Söz konusu durumun dünya tarihinde eşine benzerine rastlanır bir örneği var mıdır? Söz konusu talimatla ne amaçlanmaktadır?
    -5 bin yıldan fazla köklü bir tarihe sahip, dünyanın birçok yerinde milyonlarca insanın kullandığı anadili olan Aryen Dil Grubundan Kürtçe’nin tek bir harfi bile sizi neden bu kadar rahatsız etmektedir?”
    (HABER MERKEZİ)
  • Adalet mücadelesinde hayatını kaybeden Mustafa Koçak toprağa verildi-VİDEO

    Adalet mücadelesinde hayatını kaybeden Mustafa Koçak toprağa verildi-VİDEO

    PİRHA- Bir itirafçının yalan beyanıyla ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılan Mustafa Koçak, İzmir Kırıklar 1 Nolu Cezaevi’nde ölüm orucunun 297’nci gününde bugün yaşamını yitirdi. Koçak, İstanbul’da Gazi Cemevinde yapılan cenaze erkanının ardından Esenyurt Kıraç İstiklal Mezarlığı’nda toprağa verildi. 

    28 yaşındaki Mustafa Koçak, tutuklu bulunduğu İzmir Kırıklar 1 No’lu Cezaevi’nde “adil yargılanma” talebiyle başlattığı ölüm orucunun 297’nci gününde bugün hayatını kaybetti.

    29 kiloya düşen Mustafa Koçak’ın cenazesi, sabah saatlerinde ailesi tarafından İzmir Adli Tıp Kurumu’ndan (ATK) alınarak İstanbul’a Gazi Cemevine getirildi.

    Cemevinde yapılan cenaze erkanında Koçak’ın annesi, babası ve kardeşleri gözyaşı dökerek, adaletsizliğe tepki gösterdiler.

    “İTİRAFÇIYI KENDİNİZ YARATTINIZ, VİCDANINIZ RAHAT MI?”

    Koçak’ın ablası, “İtirafçıyı kendiniz yarattınız, vicdanınız rahat mı? Size sesleniyorum: Mustafa adaletsizliğe uğradı, suçu yoktu. Prestijlerini kurtarmak için iftira attılar. Yetmedi, müdahale adı altında işkence ettiler. Taciz ettiler. Onuruyla gidiyor, acıları bitti. Dilerim acılarınız bitmez” diyerek tepki gösterdi.

    Cemevindeki uğurlamaya Koçak’ın yoldaşları, arkadaşları, HDP Milletvekili Musa Piroğlu, Züleyha Gülüm, Avukat Ezgi Çakır, KHK’li akademisyen Nuriye Gülmen, Gaziosmanpaşa Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Şube Başkanı Hıdır Çam, Gazi Cemevi Başkanı Hıdır Karataş, Gazi Şehitleri Cemevi Başkanı Göksel Fidan katıldı.

    Cemevindeki cenaze töreninin ardından Koçak, Esenyurt Kıraç İstiklal Mezarlığı’nda toprağa verildi.

    Mezarlık çevresinde yoğun polis ablukası ve tomalar olması dikkat çekti.

    Mustafa Koçak, gizli tanık’ olarak adlandırılan bir itirafçının, sonradan reddettiği yalan beyanıyla ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılan, Mustafa Koçak, cezaevinde adil yargılanma talebiyle 297 gündür ölüm orucundaydı. Koçak, gece yarısı hayatını kaybetti.

    twitter hesabından bir açıklama yapan Halkın Hukuk Bürosu, “Müvekkilimiz Mustafa Koçak onuruyla dövüştü, onuruyla direndi, onuruyla ölümsüzleşti. Kendisi ve direnci kadar güzel güllere gömüldü. Sana söz Mustafa, gördüğün işkencelerin ve bu cinayetin peşini bırakmayacağız, hesabını soracağız” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Trabzon’da nefret saldırısı: Hristiyan yurttaşın mezarını tahrip ettiler

    Trabzon’da nefret saldırısı: Hristiyan yurttaşın mezarını tahrip ettiler

    Trabzon’da Santa Maria Katolik Kilisesi’nin mezarlığı nefret saldırısına uğradı. Zehra Çolak adlı yurttaşın mezarına yerleştirilen haçın yakıldığı, mezarın tahrip edildiği belirtildi. 

    Santa Maria Katolik Kilisesi cemaatinden Zehra Çolak, 17 Ocak’ta yaşamını yitirdi. Çolak’ın cenazesi 18 Ocak’ta kilisede düzenlenen dini törenin ardından kilisenin 500 metre kadar yukarısında yer alan Arafilboyu mahallesinde bulunan kilisenin mezarlığına defnedildi. Mezarın başına da geçici olarak tahta haç yerleştirildi. Defin törenine katılanlardan edinilen bilgiye göre defin sırasından küçük bir grup tekbir getirerek provakasyon yaratmaya çalıştı.

    Hristiyanhaber.net’in haberine göre, eşinin mezarını en son 10 gün önce 4 Şubat’ta ziyaret eden Veysel Çolak, 14 Şubat günü tekrar ziyaret ettiğinde mezarın saldırıya uğradığını gördü. Çolak, geçici olarak yerleştirilen haçın yerinde olmadığını gördü. Mezarın etrafını araştıran Veysel Çolak, tahta haçın söküldükten sonra kırılarak mezarın yakınında yakıldığını farketti.

    Durumu Trabzon Emniyet Müdürlüğü’nü arayarak bildiren Çolak’ın ifadesini alan polisler mezarın ve yakılan haçın görüntülerini çekerek soruşturma başlattı.

    Trabzon Santa Maria Kilisesi rahibi Andrea Santoro, 5 Şubat 2006’da uğradığı silahlı saldırıda hayatını kaybetmişti.

  • Süryani ve Ermenilere ait mezarların üstüne “Millet Bahçesi” yapıldı

    Süryani ve Ermenilere ait mezarların üstüne “Millet Bahçesi” yapıldı

    Mardin’in Dargeçit ilçesinde, Süryani ve Ermenilere ait mezarların üstüne AKP’nin seçim vaadi olan “Millet Bahçesi” adı altında park ve düğün salonu yapıldı.

    Mardin’in Dargeçit ilçesinde Süryani ve Ermenilere ait mezarlığın üstüne 1 milyon 270 bin TL’lik ihale bedeli ile AKP’nin seçim vaadi olan “Millet Bahçesi” adı altında park ve düğün salonu yapıldı. Dargeçit Belediyesi ile Dicle Kalkınma Ajansı (DİKA) ortaklığında, “Saray Mahallesi Rekreasyon Projesi” olarak yapılan park ve düğün salonu Mart 2016’da belediyeye atanan kayyum tarafından başlatılmıştı.

    İlçeye bağlı Bahçebaşı (Tirbik) ve Saray mahalleleri arasındaki alanda yapımına başlanan ve içerisinde oyun salonu, spor tesisi ve düğün salonu bulunan projenin ihale bedeli 1 milyon 270 bin TL olarak belirlendi.

    31 Mart yerel seçimlerinde belediyenin AKP’de kalmasının ardından proje sürdürüldü. Mezarlar üzerine kurulu “park” ve düğün salonunun önümüzdeki günlerde açılışı yapılacak.

    MEZARLAR MOLOZLARA KARIŞTI

    Mahalle halkı, projenin yapıldığı alanın Süryani ve Ermenilere ait mezarlar olduğunu dile getirdi. Mezarlardan kaynaklı bölgenin adı “Tirbik” olduğunu ifade eden mahalleli, proje başlandığında defalarca yetkilileri uyardıklarını ve bunun görmezden gelindiğini vurguladı. Yıkılan mezarların molozlarla birlikte taşındığını belirten mahalleli, park ve düğün salonun yapılmasını kınadı.

    “KAYA MEZARLARI VARDI”

    Mahallilerden Süryani yurttaş Abdülmesih Ergün, bugün “Millet Bahçesi” inşa edilen alanda mezarları olduğunu kaydetti. Kazılar sırasında bir çocuğa ait mezar kapağını kendi elleriyle temizlediğini anlatan Ergün, taşta haç işareti olduğunu söyledi.

    “AHLAKİ VE VİCDANİ DEĞİL”

    Buna rağmen projeyi durduramadıklarını ifade eden Ergün, mezarlık üzerine yapılan park ve düğün salonun üzücü olduğunu dile getirdi.

    Ergün, “Dargeçit’te Süryaniler ve Ermeniler de vardı. Burası Hıristiyan mezarlığıydı. Mezarların dini, dili ve ırkı yok. Çeşitli inançlar gelip gitti buradan. Bir mezarlık üzerinde eğlence merkezi ve park yapılması hem ahlaki hem de vicdani olarak uygun değildir. İnsanlık değerleridir. Toplum olarak bunları göz önünde bulundurmamız gerekir” diye konuştu. (MA)

  • Varto’da mezarlık tahrip edildi

    Varto’da mezarlık tahrip edildi

    PİRHA-Bitlis’teki Garzan Mezarlığı’ndan sonra Muş’un Varto ilçesine bağlı Kolan köyünde bulunan “İsmail Ronahi Mezarlığı” da askerler tarafından iş makineleriyle yıktırıldı. Cenazelerin yerinde olup olmadığı bilinmiyor. 

    Bitlis’teki Garzan Mezarlığı’nın, iş makineleriyle yıktırılarak 267 cenazenin İstanbul Adli Tıp Kurumu’na götürülmesinin ardından bu kez de Muş’ta bulunan bir mezarlık iş makinalarıyla yerle bir edildi.
    Mezopotamya Ajansı, köylülere dayandırdığı haberinde mezarlığın iş makineleriyle yıkıldığını aktardı.
    Mezopotamya Ajansı’nın haberine göre ismini vermek istemeyen bir köylü, gördüklerini şöyle anlattı: “10 Ocak gecesi köyde çok yoğun bir askeri hareketlilik gözlemledik. Köyün tüm yollarını kapattılar. Sabaha doğru ise mezarlığın yanında 2 kepçe, 2 kamyon ve mezarlıktan uzak bir noktada ise 1 ambulans gördük. İki gün boyunca oradaki tüm mezarlık yerle bir edildi. Hatta hafriyatları bile taşınarak, mezarlık tamamen yok edildi. O mezarlıktan cenazelerin götürülüp götürülmediğini bilmiyoruz. Ama ambulansa hiçbir cenazenin taşındığını görmedik. Ambulans zaten mezarlığa uzak bir yerde duruyordu. Cenazelerin çıkarılıp çıkarılmadığını, ya da oradan alınıp alınmadığını bilmiyoruz. Çünkü oraya ulaşmamız şu an mümkün görünmüyor. Bu mezarlık 2014 yılında yapılmıştı.”
    Kolan köyünde 2015 yılında uçaklarla bombalanan ve iş makineleri ile mezarlıklara giren asker ve özel harekat timleri, buradaki cami, cemevi ve taziye evini yıkmış mezarlıkları ise tahrip etmişti. Duruma köylüler tepki göstermişti.
    (HABER MERKEZİ)
  • Süryanilere ait çok sayıda kilise, manastır ve mezarlık Diyanet’e devredildi

    Süryanilere ait çok sayıda kilise, manastır ve mezarlık Diyanet’e devredildi

    Süryani cemaatine ait çok sayıda kilise, manastır ve mezarlık Diyanet’e devredildi. Mor Gabriel Manastırı Vakfı karara itiraz etti. Ancak tasfiye komisyonu itirazları reddetti. Bu duruma Alevi Düşünce Ocağı Derneği (ADO) Başkanı Doğan Bermek sosyal medya hesabından tepki gösterdi. Bermek, “İnanç gruplarının malları o gruplara aittir” diyerek, iç hukuk yollarının tükenmesini beklemeden AİHM’e de başvurmalarını önerdi.

    Mardin’in büyükşehir olmasının ardından köyler resmi olarak mahalleye dönüştürüldü ve il idaresine bağlandı. Bu yasal değişikliğin ardından Mardin Valiliği tarafından tasfiye komisyonu kuruldu. Mardin Valiliği Devir Tasfiye ve Paylaştırma Komisyonu, Süryanilere ait pek çok çok sayıda kilise, manastır, mezarlık gibi mülkleri kamu kurumlarına devretti.

    Mor Gabriel Manastırı Vakfı karara itiraz etti. Ancak tasfiye komisyonu itirazları reddetti. Hazine’ye aktarılan mülkler, Diyanet İşleri Başkanlığı’na devredildi.

    Agos’un haberine göre 2016 yılı içinde Mardin Valiliği Devir Tasfiye ve Paylaştırma Komisyonu, Mardin’in ilçelerinde bulunan, Süryani cemaatine ait çok sayıda kilise, manastır, mezarlık ve başka diğer arazileri başta Hazine olmak üzere ilgili kamu kurumlarına devretti. Mor Gabriel Manastırı Vakfı bu karara itiraz etti. Ancak geçtiğimiz Mayıs ayında tasfiye komisyonu itirazları reddetti. Mülkiyeti hazineye aktarılan kilise, manastır ve mezarlıklar Diyanet İşleri Başkanlığı’na devredildi.

    Mor Gabriel Manastırı Vakfı şimdiye kadar yaptığı incelemelerde onlarca kilise ve manastırın Hazine’ye devredilip Diyanet İşleri Başkanlığı’na tahsis edildiğini tespit etti. Mezarlıklar da Mardin Büyükşehir Belediyesi’ne devredilmiş durumda. Kilisenin ve manastırların bazılarının bakımı hali hazırda Mor Gabriel Manastırı Vakfı tarafından yapılıyor ve belirli günlerde ibadete açılıyor. Mezarlıklar da halen ziyaret edilen, defin işlemlerinin aktif olarak yapıldığı ve Süryani halkı tarafından aktif olarak kullanılan yerler. Süryaniler kararın iptali için mahkemeye başvurdu.

    30’A YAKIN TAPU KAYDININ İPTALİ İÇİN MAHKEMEYE BAŞVURULACAK

    Mor Gabriel Manastırı Vakfı Başkanı Kuryakos Ergün, dava açmaya başladıklarını ancak bir yandan da tespitlere devam ettiklerini söyledi. Ergün, 30’a yakın tapu kaydının iptali için mahkemeye gideceklerini söyledi. Ergün, şöyle devam etti:

    “Azınlık vakıfları Türkiye’de zaten yıllardır mülk edinemiyordu. 2002’de değişiklik yapıldı. Ve biz de çalışmalara başladık. Bazı tapuları vakfımızın üzerine alabildik. Bazıları için yasal süreçler de devam ediyordu. Bütün tapulara yetişmemizin imkanı yok. Arada kadastro çalışmaları da yapıldı. Kadastrolarda azınlık vakıflarının mülk edinebildiğine dair yasal değişikliğe ilişkin hassas davranmadılar. Biz yetişebildiklerimize dava açıyoruz. Yetişemediğimiz yerlerde bazı kilise manastır ve diğer mülkler Köy tüzel kişiliklerine bırakıldı. Mardin’in büyükşehir olmasının ardından, valilik tasfiye komisyonu kurdu. Tasfiyeler başladı. Pek çok yeri dağıttılar. Belediyelere devredilmesini bekliyorduk. Ancak Belediye yerine hazineye devrettiler. Mardin Büyükşehir Belediyesi kararları mahkemeye taşıdı. Ancak Kayyım atandıktan sonra davaların düştüğünü tahmin ediyoruz. Komisyona biz de pek çok kez itirazlarda bulunduk. Tanıklar götürdük. Ancak yasal olarak bize veremeyeceklerini söylediler ve Hazine’ye devir işlemi yapıldı. Hazine ise kilise manastır ve mezarlıkları Diyanet İşleri Başkanlığının kullanımına vermiş. 50’ya yakın kilise ve manastırdan bahsediyoruz. Tespit çalışmalarımız devam ediyor. Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne başvuru yapacağız. Aynı zamanda dava da açacağız. Şimdiye kadar 20’ye yakın tapu için dava açtık. 30’a yakın tapu için de dava açacağız.”

    DAVA AÇILDI

    Mor Gabriel Manastırı Vakfı, tapu kayıtlarının Hazine’ye tesciline karşı Mardin Asliye Hukuk Mahkemesi’nde dava açtı.

    Dava dilekçesinde, dava konusu olan mülklerin kadim zamandan beri Vakfın mülkiyet ve zilyetliği altında bulunduğu ve Mor Gabriel Manastırı’nın önemine dikkat çekildi.

    “Tarihi geçmişi M.S. 4. yüzyıla kadar uzanmaktadır. Manastır dünyanın halen faal en eski manastırlarından olup, 1600 yılı aşan tarihiyle Süryanilerin ve dünyanın en eski din merkezlerinden biridir. Midyat Süryani Deyrulumur Mor Gabriel Manastırı Vakfı, Osmanlı İmparatorluğu zamanında Padişah Abdülmecid Han’ın 1267 Hicri (Miladi 1851/1852) tarihli fermanı ile kurulmuş ve 13.06.1935 tarihli 2762 sayılı Vakıflar Kanunu uyarınca tüzel kişilik kazanarak statüsü yeniden belirlenmiştir. Vakıf, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından 2002 yılında yayımlanan Yönetmelikle “cemaat vakfı” olarak kabul edilmiş ve aynı yıl yapılan Cemaat Vakıfları Listesi’ne alınmıştır. Bu listede yer almayan vakıflar, cemaat vakfı olarak kabul edilmemektedir.”

    Dilekçede, Hazine adına tescili yapılan mülklerin şimdiye kadar korunması ve bakımının vakıf tarafından yapıldığı dikkat çekildi. Dilekçede Lozan Antlaşmasına da dikkat çekilerek Hazine adına yapılan tescilin Antlaşmanın ihlali olduğu vurgulandı.   (HABER MERKEZİ)