Etiket: mezopotamya ekoloji hareketi

  • Cudi’de halk tecride, savaşa ve talana tepki gösterdi

    Cudi’de halk tecride, savaşa ve talana tepki gösterdi

    Şırnak’ta askerlerin tazyikli su ve gaz bombalı müdahalesine rağmen halk, Cudi Dağı’nda süren orman kıyımına tepki gösterdi. 

    Demokratik Toplum Kongresi (DTK), Tevgera Jinên Azad (TJA), Demokratik Bölgeler Partisi (DBP), Halkların Demokratik Partisi (HDP) ve Mezopotamya Ekoloji Hareketi öncülüğünde binlerce kişi Şırnak’ta bulunan Cudi Dağı’na yürümek için Milga Şantiye alanında bir araya geldi. Sıcak havaya rağmen buluşan binler, uzun bir süre ekolojik tahribata tepki gösterdi. Halaya duran kitle, sık sık savaşa ve talana karşı slogan attı.

    Bütün yolları onlarca zırhlı araçla abluka altına alan askerler, yürüyüşe izin verilmeyeceğini belirtti. Ancak halk, yürüyüşte ısrarcı oldu. Uzun bir süre yapılan görüşmelerin sonuç vermemesi üzerine askerler, tazyikli su ve gaz bombaları ile halka müdahale etti.

    “BURADAYIZ”

    Cudi, Lice, Dersim ve Bingöl’de yaşanan orman yangınları ve kesimlerine tepki gösteren  DTK Eşbaşkanı Berdan Öztürk,  şunları dile getirdi: “Ağaçları kesiyorlar. Amaç Kürt halkının bitirilmesiydi. Kürt halkının yaşadığı coğrafyayı bitirmekti. Bugün bundan kaynaklı Botan’a geldik. Yürüyüş gerçekleştirmek istedik. Siz her ne kadar ‘sizi yok edeceğiz’ deseniz de biz de burada olduğumuzu söylüyoruz. Tarihte bizi bitiremediniz. Bundan sonra da mümkün değil.

    Bu saldırılara karşı sonuç alamazsınız. Bizim yolumuz özgürlük yoludur. Kestiğiniz ağaçların yerine yüzlerce ağaç dikeceğiz. Cudi’yi 90’larda yaktınız. Ancak zamanla yeniden yeşerdi. Botan’da Şırnak’ta bugüne kadar geri adım atmadık. Bundan sonra da geri adım atmayız.”

    “YASAKLAR MEŞRU DEĞİL”

    HDP Ekoloji Komisyonu’ndan Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Naci Sönmez, saldırılara rağmen yürüyüşü gerçekleştirdiklerini ifade ederek, “Türkiye büyük bir ekolojik ve demokratik alanlara yönelik saldırılar altında. Demokratik zemindeki bütün siyasi partilere, ekoloji mücadelesi veren hareketlere, gençlere ve kadınlara saldırılar var. Bu saldırılar altında özellikle ekolojik alanda Türkiye’nin batısındaki rantçı ve talancı, soyguncu sistemin doğayı talan ederken uyguladığı stratejiye, Kürdistan coğrafyasında devletin temel siyasetinin takipçisi olan bugünkü siyasal iktidar, savaş ve işgal politikalarına dönük güvenlik gerekçesiyle doğayı yok etmeye çalışıyor” dedi.

    “SAVAŞ POLİTKALARINA TAVIR ALINMALI”

    Bölgede yeni bir insansızlaştırma operasyonu gerçekleştirildiğini kaydeden Sönmez, “Biz özellikle Türkiye’nin batısında bu konuda duyarsızlık içerisinde olan bütün kurumsal kesimleri harekete geçirmek için buraya geldik. Ancak yine terörize edildik, iktidarın yoğun saldırılarıyla karşılaştık. Yasakların hiçbiri meşru değildir. Biz HDP olarak sokakta ve parlamentoda hem Cudi’yi hem Kaz Dağları’nı hem Bingöl’ü hem Artvin’i birlikte savunmaya, bunun için birlikte mücadele etmeye devam edeceğiz. Bugün bu alanlarda yaşanan saldırıları durdurabilmek, ekolojik tahribatı sona erdirmenin yolu aynı zamanda savaş politikalarına karşı tavır almaktan geçiyor. Türkiye’nin batısındaki bütün demokrasi güçlerine bir kez daha buradan çağrıda bulunuyoruz. Bugün antikapitalist mücadeleyi yükseltmek istiyorsak, onun küresel kapitalizmin neo-liberal politikalarının Türkiye’de sona erdirilmesini istiyorsak, Kürdistan coğrafyasında mücadeleyi ortaklaştırmadan bunu gerçekleştiremeyiz. O nedenle biz burada bunun sesi olmaya çalıştık: Bunun için buraya gelen bütün dostları tebrik ediyorum” diye konuştu.

     

     

  • ‘Zilan’da bir kez daha katliam yaşanacak’

    ‘Zilan’da bir kez daha katliam yaşanacak’

    Erciş’te bulunan Zilan Deresi üzerinde yapımına yeniden başlanan HES’lere dair açıklama yapan Mezopotamya Ekoloji Hareketi, 1930’da katliamın yaşandığı bölgede bu kez de ekolojik bir katliamın yaşanacağına dikkati çekti.

    Mezopotamya Ekoloji Hareketi (MEH), Van’ın Erciş ilçesinde bulunan Zilan Deresi üzerinde yapımına yeniden başlanan Hidroelektrik Santrallerine (HES) dair açıklama yaptı. Yapılan yazılı açıklamada, fizibilite ve ön çalışmaları 2010 yılında başlanan ve ikisi Zîlan Deresi’nde, ikisi ise Ilıca (Germav) Mahallesi’nde yapılmak istenen 4 HES için Enerji Piyasası Denetleme Kurulu’nun (EPDK) 2012 yılında lisans verdiği hatırlatıldı. Van Valiliği ile Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü tarafından verilen, “ÇED gerekli değildir” kararı sonrası, Gökakım Elektrik Üretim A.Ş. tarafından 2014 yılında bölgede çalışmanın başlatıldığı anımsatılan açıklamada, HES projesinin, bölge halkı ve birçok sivil toplum örgütünün itirazı üzerine yapılan başvuru sonucu Danıştay kararıyla durdurulduğu belirtildi.
    ‘ZİLAN ZORUNLU GÖÇE MARUZ KALACAK’ 
    Toplumun bir bütünen koronavirüs (Kovid-19) pandemisiyle mücadele içinde olduğu böylesi bir dönemde HES inşasına yeniden başlandığına dikkat çekilen açıklamada, “Bu en hafif tabirle işgüzarlıktır, fırsatçılıktır. Diğer taraftan yapılan hukuksuzdur. Danıştay’ın kararı ortadayken bu yapılan suçtur. Geliyê Zîlan endemik bitki popülasyonunun en zengin olduğu bölgeler arasındadır.  Geniş tarım arazileri, otlak alanları ve meralarıyla tarım ve hayvancılığın en verimli şekilde yapıldığı bir bölgedir. Ayrıca Zilan Deresi Van gölüne dökülmektedir. Endemik Van İnci Kefali Balığı’nın yumurtladığı ve ürediği bir alandır. Yapılmak istenen HES projesi zengin endemik tür popülasyonlarına olduğu gibi, tarım ve mera alanları üzerinde yaratacağı yıkıcı etkiyle de halkın zorunlu göçe maruz kalması ve toplumsal yapının bozulmasıyla sonuçlanacaktır. Yapılmak istenen HES’in bölge halkı yararına enerji sağlayacağı iddiası da büyük bir çarpıtmadır. Alternatif olarak dört mevsim etkili ışık alan bir bölgeyken, söz konusu bölge bağlamında, görece çok daha az tahribata neden olabilecek GES (Güneş enerji sistemleri) yerine HES yapımında ısrar, apaçık bu iddianın çarpıtma olduğunun göstergesidir” denildi.
    DÜN HALKA, BUGÜN COĞRAFYASINA
    “1930’da Zilan Deresi’ni kan kırmızı akıtanlar, bugün Zilan’ı kendi suyunda boğmak, kapkara hale getirmek istiyor” ifadesine yer verilen açıklamada, şunlar kaydedildi: “Dün Gelîyê Zîlan’ın halkına yapılan, bugün coğrafyasına yapılmak istenmektedir. Yapılan bu hukuksuz ve gayri insani projeye tüm kamuoyunu karşı çıkmaya çağırıyoruz. Zilan’da ekolojik katliama izin vermeyeceğiz.” Kaynak: MA
  • ‘Orman yangınlarına göz yummayacağız, gerekli önlemler alınsın’-VİDEO

    ‘Orman yangınlarına göz yummayacağız, gerekli önlemler alınsın’-VİDEO

    PİRHA – Ekoloji Birliği ve Mezopotamya Ekoloji Hareketi, bölgedeki orman yangınlarına dair açıklama yaptı. İhmal, tarla açma, kapitalist kar hırsı ile yatırım alanı yaratma ya da güvenlik vb. gerekçelerle çıkan orman yangınlarına dikkat çeken Ekoloji Birliği bir an önce önlem alınması çağrısında bulundu.

    Ekoloji Birliği ve Mezopotamya Ekoloji Hareketi, orman yangınlarına ilişkin İnsan Hakları Derneği Dersim Şubesi’nde basın açıklaması yaptı.

    Dersim Barosu, İnsan Hakları Derneği Dersim Şubesi, Demokratik Alevi Dernekleri, Halkların Demokratik Partisi, Dersim Dernekler Federasyonu, Sosyalist Meclisler Federasyonu, Emek Partisi ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin desteklediği açıklamaya kurum ve siyasi parti temsilcileri katılım gösterdi.

    “SORUMLULAR; İHMALCİ, RANTÇI, SÖMÜRGECİ ZİHNİYETTİR”

    Açıklamayı okuyan Ekolojist Özen Meral Yıldız, “Ormanlar birkaç milyar yıllık bir geçmişe sahip, tür çeşitliliğinin en önemli alanlarındandır.  İnsan ve insan dışı canlıların yaşadığı en büyük ekosistemlerdendir. Endemik türlere ev sahipliği yapar. Havamızı temizler, tüm canlılara sınırsız ürünler sunar. Bu vazgeçilmez yaşam alanlarında zaman zaman yangınlar meydana gelmektedir. Yangınlar bazen ihmal nedeniyle çıkmakta, bazen de ya tarla açma, kapitalist kar hırsı ile yatırım alanı yaratma, ya da güvenlik vb. gerekçeleriyle, bilerek çıkartılmaktadır. Orman yangınlarının sorumluları, ihmalci, rantçı, sömürgeci ve baskıcı zihniyet ve bu zihniyete hizmet eden kişi ve kurumlardır” ifadelerini kullandı.

    “GÖZ YUMMAK; VİCDANSIZLIKTIR, HUKUKSUZLUKTUR”

    “Her ne sebeple çıkarsa çıksın, meydana gelen yangınlara göz yummak vicdansızlıktır, hukuksuzluktur. Hukukun işletilmesi ve bilinçli yapılan bu katliamların sorumlularının cezalandırılması gerekmektedir. Rant düzeninde, tarım, turizm, maden ve inşaat sektörlerinin ihtiyacı için faili meçhul yangınlar çıkarılarak orman alanların vasfının yitirilmesi sağlanmaktadır. Bu sektörler nereyi işaret ederse ertesi gün o ormanlar bir yangına kurban verilmekte, yaşam ve doğa yok edilmektedir” diyerek çağrıda bulunan Yıldız, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Anız yakmalardan kaynaklı devasa tarım arazilerini kaplayan yangınlar ormanlık alanlara da yayılmakta, toprakta yaşayan onlarca canlı ve mikroorganizma yok olmaktadır.

    Turizm sektörü de rant mekanı olarak belirledikleri  bir çok orman alanını gerek yasal düzenlemelerle, gerekse de yakmak yoluyla, orman vasfından çıkarıp turizm alanına çevirmektedir. Diğer taraftan, yasal yollarla ormanlık alanlar kiralanmakta ve ağaç kesimleri yapılarak alan yaratılmaktadır.

    Madencilik yapılacak alanlarda da geniş ormanlık alanlar madencilere üç kuruşa tahsis edilmekte ve büyük ormanlık alanlar göz göre göre kesilmekte ve ekosistem tahrip edilmektedir.

    Havaalanları, duble yollar, konut ve yapılaşma nedeniyle de ormanlık alanlar kesilmekte, büyük barajlar ormanlık alanları su altında bırakmaktadır.

    “KÜRT COĞRAFYASINDA YANGINLAR YIKICI ETKİDE”

    Güvenlik gerekçesiyle Kürt coğrafyasında uzun yıllardır çıkartılan orman yangınlarının da bir başka yıkıcı etki yaratmakta olduğunu ifade eden Yıldız, şöyle devam etti:

    “Doksanlı yıllarda köy boşaltmaları hep orman yangınları üzerinden yapılmış ve yangınlar yöntem olarak kullanılmıştır. Ne yazık ki günümüzde bu anlayış  hala aynı şekilde devam etmektedir. Askeri operasyonlardan kaynaklı her yıl birçok ormanlık alanda yangınlar yaşanmakta ve bu alanlar küle dönmektedir. Her yıl günlerce süren orman yangınlarında binlerce hektar ormanlık alan yok olmaktadır. Yörede yaşayanların can ve mal kaybı olmakta, ormanda yaşayan canlıların en temel hakkı olan yaşam hakkı yok sayılmaktadır. Çıkan/çıkarılan orman yangınlarının söndürülmesi engellenmektedir.”

    “YAŞAMIN KORUYUCUSU VE SAVUNUCUSU OLACAĞIZ”

    “Gerek merkezi iktidar gerekse yerel yönetimler şimdiden kendi sınırları içindeki ormanların korunması için gerekli makine ve  ekipmanı hazırlamalı ve çalışanlarına eğitimler vererek yangınlara hazırlıklı olmalıdır. Olası yangınların hızlı ve etkin bir biçimde söndürülebilmesi için karayolları bölge bakım merkezlerine benzer, orman yangınlarına yerel(bölgesel-lokal) müdahale merkezleri oluşturulmalı ve buralarda en az bir yangın helikopteri veya uçağının bulundurulması sağlanmalıdır” diyen Yıldız, şöyle çağrı yaptı:

    “Sorumluların söylem ve gerekçeleri ne olursa olsun yetkili kurumları yangınların çıkması-çıkarılması konusunda vicdani olarak sorumlu davranmaya ve anayasa ile koruma altına alınmış olan ormanları korumaya davet ediyoruz.

    Şimdiden uyarıyoruz; Her yıl olduğu gibi bu yılda muhtemel çıkacak yangınları “iyi niyetle” karşılayıp sineye çekmeyeceğiz. Söz konusu alanlarda meydana gelecek orman yangınlarına göz yummayacağız. Bir bütün olarak yaşam alanlarını tehdit eden bu durumu kimse geçiştiremez. Sorumlu kişi ve kuruluşları gerekli önleyici planlamalar yapmaya çağırıyoruz.

    Konunun takipçisi olacağımızı ve ormanlarımızın ve yaşamın koruyucusu ve savunucusu olacağımızı tüm kamuoyuna ve ilgili kurumlara bildiririz.”

    PİRHA/DERSİM

     

  • Hasankeyf için 35 ayrı noktada eylem yapılacak

    Hasankeyf için 35 ayrı noktada eylem yapılacak

    Hasankeyf İçin Küresel Eylem Günü dolayısıyla bu yıl 35 farklı noktada eylem yapılacak.

    7-8 Haziran Hasankeyf İçin Küresel Eylem Günü dolayısıyla 35 ayrı yerde eylem düzenlenecek. Hasankeyf Yaşatma Girişimi Uluslararası Sözcüsü Ercan Ayboğa, ekolojistlere ve tarih severlere seslenerek, “Hasankeyf’e ses verin” çağrısında bulundu.

    Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) kapsamında Dicle Nehri üzerindeki Ilısu Barajı’nın yapımı devam ediyor. 2006 yılında başlanan Ilısu Barajı ve Hidroelektrik Santrali Projesi’ne dair yapılan resmi açıklamalara göre, 10 Haziran tarihi itibariyle baraj kapakları kapatılarak, su tutulma işlemine başlanacak. Bu durumda 12 bin yıllık tarihe sahip Hasankeyf başta olmak üzere 199 yerleşim yeri sular altında bırakılacak.

    HASANKEYF İÇİN BİR ÇIĞLIK

    Hasankeyf Yaşatma Girişimi ve Mezopotamya Ekoloji Hareketi’nin de aralarında bulunduğu 87 ekoloji hareketi, 7-8 Haziran Hasankeyf İçin Küresel Eylem Günü çağrısı yaptı. MA’dan Metin Yoksu’ya konuşan Hasankeyf Yaşatma Girişimi Uluslararası Sözcüsü Ercan Ayboğa, dünyanın çeşitli ülkelerinde Hasankeyf için eylemde olacaklarını belirtti. Hasankeyf’e, doğaya, tarihe gönül vermiş herkesin bireysel seslerinin yanı sıra örgütlü bir şekilde ses çıkarmasının önemine dikkat çeken Ayboğa, en ufak bir sesin Hasankeyf’i yaşatmak için bir çığlık, haykırış olduğunu vurguladı.

    7-8 Haziran Hasankeyf İçin Küresel Eylem Günü kapsamında bu yıl Avusturya, ABD, Fransa, Irak, Türkiye ile birçok ülkede eylem ve etkinlik gerçekleştireceklerini dile getiren Ayboğa, “Irak’ta 10 ayrı kentte eylem olacak. Bunun daha fazlasını Türkiye’de yapabilmeliyiz. O yüzden ekolojist, tarih severlere yeniden çağrı yapmak istiyoruz; Hasankeyf’e ses olmalıyız. Bu bir sergi, basın açıklaması, yürüyüş her şey olabilir” dedi.

    Kamuoyunun Hasankeyf’in sular altında kalmasına karşı sessizliğini eleştiren Ayboğa, tarihi kentin sular altında kalmaması için dayanışmanın büyütülmesi gerektiğine işaret etti. Eylemlerini sürdüreceklerini aktaran Ayboğa, “Su tutsa dahi yaratıcı eylemlerle mücadelemizi sürdüreceğiz. Ama bunlara katkı gerekiyor. Daha fazla ses vermeliyiz. Bugün Hasankeyf için çok az kişi mücadele ediyor. O yüzden daha fazla kişinin taşın altına elini koyması gerekiyor. Mücadeleye daha fazla destek olalım. Toplumsal mücadele yürütenlere şunu söylememiz gerekiyor; umutsuz değiliz, mücadele bitmedi, devam ediyor. Dünya üzerinde Ilısu’dan daha büyük bütçeli projeler, mücadeleyle sonlandırıldı. Bu bize umut veriyor” dedi.