Etiket: milletvekili

  • Meclis’te ‘Suriye’de Alevi soykırımını durdurun’ çağrısı: İmzalar partilere sunuldu!-VİDEO

    Meclis’te ‘Suriye’de Alevi soykırımını durdurun’ çağrısı: İmzalar partilere sunuldu!-VİDEO

    PİRHA-Türkiye, Avrupa, Amerika ve Avustralya’dan 606 kurumun desteğiyle yürütülen “Soykırımı Durdurun” kampanyası kapsamında toplanan imzalar TBMM’ye teslim edildi. Meclis’te düzenlenen basın toplantısında konuşan CHP Hatay Milletvekili Servet Mullaoğlu ile DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, Suriye’de Aleviler başta olmak üzere azınlıklara yönelik hak ihlalleri ve kadınlara dönük şiddet iddialarına dikkat çekerek uluslararası topluma acil harekete geçme çağrısında bulundu.

    Türkiye, Avrupa, Amerika ve Avustralya’dan 606 kurumun imzasıyla yürütülen “Soykırımı Durdurun” kampanyası kapsamında toplanan imzalar Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne teslim edildi. Aralarında Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu (AFA), Avrupa Arap Alevileri Federasyonu (AAAF), Türkiye Alevi Federasyonu (ADFE), Alevi Kültür Dernekleri (AKD), Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV), Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD), SYKP, Suriye İnsan Hakları Topluluğu temsilcileriyle Samandağ Belediye Başkanı Emrah Karaçay’ın yer aldığı heyet, Meclis’te grubu bulan DEM Parti, CHP, Yeni Yol Grubu ile EMEP ve TİP milletvekilleriyle görüştü. Görüşmenin ardından basın toplantısı düzenlendi.
    “ÖZELLİKLE SURİYE’DE YAŞAYAN ALEVİLERE SOYKIRIM YAPILMIŞTIR”

    Basın toplantısında konuşan CHP Hatay Milletvekili Servet Mullaoğlu, Suriye’de rejim değişikliğinin ardından özellikle Alevilere yönelik ağır saldırılar yaşandığını ifade etti. Bu saldırıların zamanla Hristiyanlara, diğer azınlıklara ve laik Sünnilere kadar genişlediğini belirten Mullaoğlu, son dönemde kadınlara yönelik tecavüz, kadın kaçırma ve çocuk kaçırma olaylarının sürdüğünü söyledi.

    Sadece Alevi kimliği nedeniyle insanların işlerinden çıkarıldığını, emekli olanların ise emekli maaşlarının kesildiğini iddia eden Mullaoğlu, farklı siyasi partilerden ve çeşitli toplumsal kurumlardan temsilcilerin ortak bir insani duruş sergilemek amacıyla bir araya geldiklerini ifade etti.

    “72 MİLLETE BİR GÖZLE BAKAN BİR İTİKAT İNANCI MENSUPLARIYIZ”

    DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat ise Aleviliğin 72 millete bir gözle bakan bir inanç olduğunu kaydederek, zulmün kimden geldiğine bakmaksızın her türlü baskının karşısında durduklarını dile getirdi. Esad döneminde yaşanan hak ihlallerini de hiçbir zaman savunmadıklarını belirten Fırat, kim olursa olsun zulmün karşısında olduklarını söyledi.

    “SURİYE’DE ALEVİLERİN YAŞAM HAKKINI VE HALKLARIN KENDİ KADERİNİ TAYİN ETME HAKKINI SAVUNUYORUZ”

    Konuşmasının devamında Celal Fırat, dünyanın farklı ülkelerinden bireyler ve kurumlar olarak Suriye’de yaşanan şiddet, baskı ve insan hakları ihlalleri karşısında sessiz kalmayı reddettiklerini belirtti.

    Suriye’de Alevilerin yaşam hakkının korunması, azınlıkların güvence altına alınması ve halkların kendi kaderini tayin etme hakkının savunulması amacıyla uluslararası bir imza kampanyası yürüttüklerini ifade eden Fırat, sivillere yönelik saldırıların durdurulmasını ve kadınlara karşı işlenen suçların soruşturulmasını talep ettiklerini söyledi.

    “ALEVİ, DÜRZİ VE HRİSTİYAN TOPLULUKLAR SİSTEMATİK ŞİDDETLE KARŞI KARŞIYA”

    Celal Fırat, bugün başta Aleviler, Dürziler ve Hristiyan topluluklar olmak üzere birçok halkın sistematik şiddet, zorla yerinden edilme ve etnik-dinsel temizlik uygulamalarıyla karşı karşıya kaldığını belirtti. Yaşananların tekçi ve köktendinci bir yönetim anlayışının sonucu olduğunu savunan Fırat, HTŞ ve diğer silahlı grupların işlediği iddia edilen insan hakları ihlallerine ilişkin uluslararası raporların her geçen gün arttığını söyledi.

    Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği, Uluslararası Af Örgütü, Human Rights Watch, Suriye İnsan Hakları Gözlemevi ve Suriye İnsan Hakları Ağı tarafından yayımlanan raporlara işaret eden Fırat, başta Aleviler olmak üzere seküler yaşam tarzını benimseyen birçok kişinin işlerinden uzaklaştırıldığını, mülksüzleştirildiğini ve ekonomik baskılarla karşı karşıya bırakıldığını söyledi.

    “ALEVİ KADINLARA YÖNELİK SALDIRILAR ARTIK SON DERECE TEHLİKELİ BİR BOYUTA ULAŞMIŞTIR”

    Konuşmasının önemli bir bölümünü kadınlara yönelik ihlallere ayıran Celal Fırat, 2025 yılı boyunca çok sayıda Alevi ve Kürt kadınının ağır insan hakları ihlallerine maruz kaldığını söyledi. Uluslararası kuruluşların raporlarında özellikle Alevi kadın ve kız çocuklarının kaçırılması, cinsiyete dayalı şiddete uğraması, zorla evlendirilmesi ve kimliklerinden koparılması riskinin giderek arttığının ortaya konulduğunu belirtti.

    Kadınların kaçırılmasının “İslam’ı seçti”, “gönüllü ayrıldı” ya da “Allah yolunda gitti” gibi söylemlerle meşrulaştırılmaya çalışıldığını ifade eden Fırat, bu şekilde kaçırma ve alıkoyma olaylarının görünmez hale getirildiğini söyledi.

    “BETÜL SÜLEYMAN ALUŞ VAKASI EN ÇARPICI ÖRNEKLERDEN BİRİDİR”

    Celal Fırat, 29 Nisan 2026 tarihinde kaçırıldığı belirtilen Betül Süleyman Aluş olayının bu sürecin en çarpıcı örneklerinden biri olduğunu söyledi. Ailesinden edinilen bilgilere göre Aluş’un Ceble’de HTŞ kontrolündeki ve Selefi-Vahhabi anlayışın dayatıldığı bir kız yurdu veya eğitim merkezinde tutulduğunun iddia edildiğini aktaran Fırat, genç kadının özgür iradesini kullanıp kullanamadığı ve ailesiyle iletişim kurup kuramadığı konusunda ciddi endişeler bulunduğunu ifade etti.

    Betül Süleyman Aluş ve benzer durumda bulunan kadınlar için sessiz kalmanın yalnızca bireysel bir özgürlük ihlaline göz yummak anlamına gelmediğini belirten Fırat, bunun aynı zamanda Alevi toplumuna yönelik sistematik baskı politikalarının yaygınlaşmasına zemin hazırladığını söyledi.

    “ULUSLARARASI RAPORLARDA BELGELENEN İHLALLER”

    Celal Fırat, Birleşmiş Milletler Suriye Bağımsız Uluslararası Soruşturma Komisyonu ile Human Rights Watch’un raporlarında kadınların kaçırılması, cinsel şiddete maruz bırakılması ve kötü muamelenin sistematik yöntemler olarak yer aldığını ifade etti.

    Aralık 2024 sonrasında ve Mart 2025’te Alevilere yönelik saldırılarda 1.400’den fazla kişinin hayatını kaybettiğinin raporlara yansıdığını belirten Fırat, işkence vakaları ve sistematik mülk yıkımlarının da belgelendiğini söyledi. Temmuz 2025’te Süveyda’da Dürzi toplumuna yönelik saldırılarda 1.500’den fazla kişinin yaşamını yitirdiğini, Ocak 2026’da ise Halep’te Kürt yerleşim bölgelerine yönelik saldırılar sonucunda yaklaşık 100 ila 150 bin sivilin yerinden edildiğini hatırlattı.

    Kadınların kaçırılması, cinsel şiddete maruz bırakılması ve kötü muamelenin sistematik saldırı yöntemleri arasında yer aldığını belirten Fırat, keyfi tutuklamalar, zorla kaybetmeler, işkence ve gözaltında ölümlerin de yaygın şekilde rapor edildiğini ifade etti.

    “ULUSLARARASI TOPLUMA VE KADIN ÖRGÜTLERİNE ÇAĞRIDIR”

    Celal Fırat, Suriye’de yaşananların yalnızca bir güvenlik sorunu olmadığını, halkların var olma, inançlarını özgürce yaşama ve kendi geleceklerini belirleme mücadelesi olduğunu söyledi. Alevi, Dürzi, Hristiyan ve Kürt toplumlarına yönelik saldırıların ülkenin çoğulcu yapısını ortadan kaldırmayı amaçlayan baskı politikalarının parçası olduğunu belirtti.

    Fırat, Betül Süleyman Aluş ve benzer şekilde kaçırıldığı belirtilen tüm kadınların derhal özgürlüklerine kavuşturulmasını, Suriye’de başta Alevi kadınlar olmak üzere tüm kadınlara yönelik kaçırma, cinsel şiddet, zorla evlendirme ve ideolojik baskı uygulamalarının sona erdirilmesini istedi.

    HTŞ’ye bağlı silahlı grupların Alevilere ve diğer azınlıklara yönelik işlediği iddia edilen suçların bağımsız uluslararası bir soruşturma komisyonu tarafından araştırılması, sivillere yönelik saldırılar ile etnik ve dinsel temizlik uygulamalarının durdurulması, insan hakları ihlallerinin bağımsız mekanizmalar tarafından izlenmesi ve sorumlular hakkında etkin yargı süreçlerinin işletilmesi çağrısında bulunan Fırat, halkların kendi kaderini tayin etme hakkına saygı gösterilmesi ve azınlıkların güvenliğinin güvence altına alınması gerektiğini belirtti.

    Uluslararası toplumu, insan hakları kuruluşlarını, kadın örgütlerini ve demokratik kurumları Suriye’de yaşanan insan hakları ihlallerine karşı sessiz kalmamaya davet eden Celal Fırat, kaçırılan kadınların özgürlüğüne kavuşturulması ve Suriye’de tüm halkların eşit, özgür ve güvenli yaşayabileceği demokratik bir gelecek için uluslararası dayanışmanın güçlendirilmesi çağrısı yaptı.

    PİRHA/ANKARA

  • Selim Sadak Hakk’a yürüdü!

    Selim Sadak Hakk’a yürüdü!

    PİRHA- Eski DEP Milletvekili ve eski Siirt Belediye Başkanı Selim Sadak tedavi gördüğü SLK Klinikum’da Hakk’a yürüdü.

    Türkiye’de devam eden davalar nedeniyle Avrupa’da sürgünde olan ve uzun süredir Almanya’nın Heilbronn kentinde kanser hastalığıyla mücadele eden 71 yaşındaki eski DEP Milletvekili ve eski Siirt Belediye Başkanı Selim Sadak tedavi gördüğü SLK Klinikum’da Hakk’a yürüdü.

    SELİM SADAK KİMDİR? 

    1954 yılında Şirnex’in Hezex (İdil) ilçesine bağlı Bafê köyünde dünyaya gelen Selim Sadak, ilk ve orta öğrenimini Hezex’te tamamladı. Daha sonra Diyarbakır Eğitim Fakültesi Matematik Bölümü’nde eğitim gördü. 1991 milletvekili genel seçimlerinde Halkın Emek Partisi (HEP) adayı olarak Sosyal Demokrat Halkçı Parti (SHP) listelerinden seçime girerek Meclisi’nin 19’uncu dönem Şirnex milletvekili oldu. 3 Mart 1994’te dokunulmazlığı kaldırılan Selim Sadak, aralarında Leyla Zana, Hatip Dicle ve Orhan Doğan’ın da bulunduğu milletvekilleriyle birlikte 17 Mart 1994’te tutuklandı. Yaklaşık 10 yıl cezaevinde kalan Sadak, Haziran 2004’te Yargıtay kararıyla beraat etti.

    Cezaevinden çıktıktan sonra siyasal mücadelesine devam eden Sadak, Demokratik Toplum Partisi’nin (DTP) kuruluşunda yer aldı ve yürütme kurulu üyesi olarak görev yaptı. 2009 yılında DTP’den Sêrt Belediye Başkanı seçildi. Aynı yıl kamuoyunda KCK Ana Davası olarak bilinen operasyonlar kapsamında tutuklanan Selim Sadak’a “örgüt üyeliği” iddiasıyla 6 yıl hapis cezası verildi. Türkiye’de devam eden davalar nedeniyle Avrupa’ya çıkmak zorunda kalan Sadak, 2021 yılından bu yana Heilbronn’da yaşıyordu.

    (HABER MERKEZİ)

  • DEM Partili vekillerden 25 Kasım çağrısı: Erkek-devlet şiddetine karşı sokakları dolduralım- VİDEO

    DEM Partili vekillerden 25 Kasım çağrısı: Erkek-devlet şiddetine karşı sokakları dolduralım- VİDEO

    PİRHA – 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele Günü yaklaşırken, DEM Parti Milletvekili Kezban Konukçu ve Çiçek Otlu, tüm kadınları erkek-devlet şiddetine karşı alanlarda, sokaklarda olmaya ve yaşam hakkına sahip çıkmaya çağırdı. 

    25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele Günü’ne sayılı günler kaldı. 25 Kasım yaklaşıyor ancak her gün en az bir kadın ya katlediliyor ya da şiddete maruz kalıyor. Kadınlar bu şiddet ortamını yok etmek ve katliamların önüne geçmek için her alanda etkin bir mücadele veriyor.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi(DEM Parti) İstanbul Milletvekilleri Kezban Konukçu ve Çiçek Otlu 25 Kasım’a giderken tüm kadınları erkek-devlet şiddetine ve cezasızlık politikasına karşı mücadele etmek ve yaşam hakkını savunmak için alanlara, sokaklara çağırdı.

    “MÜCADELEMİZ YAŞAM HAKKI MÜCADELESİNE KADAR GERİLEDİ”

    Milletvekili Kezban Konukçu, kadın mücadelesinin yaşam hakkı mücadelesine kadar gerilemiş olmasının çok dikkat çekici boyutlarda olduğunu söyleyerek “Çocukların, sokak hayvanlarının, kadınların toplumdaki en altta kalan kesimlerin yaşam hakkı için bile çok ciddi şekilde mücadele etmemiz gerekiyor” dedi.

    Konukçu, AKP-MHP iktidarının bir yalan, talan ve soygun düzeni oluşturduğunu, kendi iktidarını kalıcılaştırmak, faşizmi kurumsallaştırmak için toplumun bütün örgütlülüklerini dağıtmaya dönük çok ciddi bir yaptırım içerisinde yer aldığını, aynı zamanda kadın mücadelesinin kazanımlarını da ortadan kaldırmak istediklerini dile getirdi.

    Konukçu, “Çünkü tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de sağ rejimler, iktidarlarını kalıcılaştırmak için toplumun en geri noktalarına hitap ediyorlar. Makbul kadın yaratma üzerinden tek bir devlet anlayışı, aile anlayışı, makbul kadın anlayışı, tek bir millet anlayışı üzerinden sağ popülist politikalarla kendi tabanını bir taraftan konsülde etmeye çalışıyorlar. Bir taraftan da özgürlükleri için mücadele eden toplumsal kesimleri baskılamaya çalışıyorlar. Tüm dünyada kadın mücadelesinin yükseldiği bu dönemde makbul kadın anlayışı içerisine sığmayan kadınlar, her alanda mücadelesini yükseltiyorlar” ifadelerini kullandı.

    “TÜRKİYE’DE HİÇBİR ZAMAN SOKAĞI TERK ETMEYEN BİR KADIN MÜCADELESİ VAR”

    Konukçu, Türkiye’de hiçbir zaman sokağı terk etmeyen bir kadın mücadelesinin var olduğunu söyleyerek, şöyle devam etti:

    “Çok ciddi faşizm koşulları gelişmiş olmasına rağmen ülkemizde kadınlar yıllardır hakları için kazanımları için sokakları terk etmiyorlar. İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılmaması için mücadele büyütüldü. Şu an tehdit altında olan 6284 sayılı maddenin ortadan kaldırılması için yapılan baskılara karşı mücadele sürüyor. Çok daha örgütlü bir şekilde bu mücadeleyi sürdürmemiz gerektiğini düşünüyoruz. Çünkü bu iktidarın kendini kalıcılaştırmak için baskılarını artıracağını biliyoruz. Yine kadınların kazanımlarına dönük saldırılar, LGBTİ+’ların kazanımlarına dönük saldırılar çok açık bir şekilde ortaya konuyor. Bu konuda iktidar geri adım atmayacağını defalarca ifade etti. Bizlerde kadına yönelik şiddet başta olmak üzere kadın kazanımlarının mutlaka kalıcılaşması için mücadelemizi her alanda örgütlü bir şekilde sürdürmemiz gerekiyor.

    25 KASIM’DA SESİMİZİ EN YÜKSEK ŞEKİLDE ALANLARDA DİLE GETİRELİM

    Bizler de 25 Kasım’a giderken hem kadına yönelik şiddete karşı sesimizi en yüksek şekilde alanlarda, sokaklarda dile getirmemiz gerekiyor. Aynı zamanda bir taraftan da örgütlü mücadelemizi nasıl yaygınlaştırabileceğimizi, kalıcılaştırabileceğimizi tartışacağımız daha güçlü zeminler açığa çıkarmamız gerekiyor. Ben 25 Kasım’a giderken tüm kadınları erkek-devlet şiddetine karşı ve bu şiddetin cezasızlık politikasıyla ödüllendirilmesine karşı alanlarda, sokaklarda olmaya ve yaşam hakkına sahip çıkmaya çağırıyorum.”

    SON 10 AYDAKİ KADIN CİNAYETLERİ!

    Milletvekili Çiçek Otlu da, AKP’nin erkek egemen iktidarının son 10 ayındaki kadın cinayetlerine dikkat çekerek, “Son 10 aya baktığımızda 303 kadının en yakınları tarafından katledildiğini görüyoruz. Ve 293 kadının da şüpheli şekilde öldüğü görünüyor. Yani aslında 10 ayda 600’den fazla kadın katledilmiş durumda. Daha 1 yıl dolmadan erkek egemen rejim kendi dayattığı hayatı yaşamayan kadınların ölüm fermanını yazdırıyor erkekler tarafından. Kadınların birçoğuna ‘benim belirlediğim politikalar içerisinde yaşayacaksınız’ deniliyor. ‘Benim belirlediğim politikalar dışına çıktığınızda size sokakta, evde, işyerinde yaşam hakkı yok’ diyor” değerlendirmesinde bulundu.

    “BİRÇOK KADIN GÜVENDE HİSSETMİYOR”

    Otlu, kadınların özellikle son dönemlerde yaşanan kadın katliamlarından sonra tedirgin ve güvende olmadığını düşündüklerini belirterek, “Sokakta yürürken sürekli arkasına bakarak yürümenin tedirginliği, eve gittiğinde erkek şiddeti gördüğünde başvurabileceği bir kurumun olmamasının getirdiği tedirginlik. Ya da boşanmak istediğinde sadece kendi canını kaybetmeyeceğini biliyor. En yakınlarının canı alınarak büyük bir vicdan azabı ve büyük bir travma yaşatılıyor. Son dönemde birçok kadın eşinden boşanmak istediği için gözlerinin önünde çocukları katledildi. Ve bu büyük acıyla bütün ömür boyu yaşamaya mahkum edildiler. Yani AKP iktidarının kurmak istediği aile böyle bir ailedir. Kadınlara evi mezar yapan dışarıda da yaşam hakkı tanımayan bir hayat sunmaya çalışıyorlar” diye konuştu.

    KADIN KATLİAMLARINA KARŞI İSYANI BÜYÜTME ÇAĞRISI

    Otlu devamında şunları söyledi:

    “Birçok kadın arkadaşımızın katledildikten sonra verilen haber şekillerine baktığımızda inanılmaz bir şekilde magazin tarzı var. Pınar Gültekin’in hayatı didik didik edildi. Ankara’da plazada katledilerek ölen aslında kendisi düştü ve intihar etti denilerek şüpheli ölümlere en tipik örnek olan Şule Çet’in, ‘gece orada ne işi vardı’ denildi. Şort giymeseydi, mini etek giymeseydi denilerek bütün katliamlara şu anda onay veriliyor. O nedenle de biz emeğimize, bedenimize, kimliğimize karışılmasını istemiyoruz. Kaç çocuk doğuracağımıza, nasıl giyineceğimize, nasıl hareket edeceğimize, nerede çalışacağımıza karışılmasını istemiyoruz. O nedenle de son dönemde özellikle vahşice yaşanan kadın katliamlarına karşı mücadele etmeye, isyanımızı büyütmeye çağırıyoruz. İstanbul’daki gibi İkbal’in, Ayşenur’un ölmemesini istiyoruz. Amed’te çocuk cinayetine kurban giden vahşice katledilen Narin gibi çocukların katledilmemesini istiyoruz. Van’da Rojin’in cansız bedeni 19 gün sonra bulundu. AKP iktidarı istese bulabilirdi. Bir kadın arkadaşımızın daha ölümü şüpheli bir şekilde kapatılmak isteniyor.

    25 KASIM’DA SOKAKLAR BİZİMDİR

    Bütün erkek failler yargı tarafından aklanıyor. Erkek yargının bu cezasızlık politikasına da itiraz ediyoruz, isyan ediyoruz. Bu dönem bakımından en büyük şiddetlerden bir tanesi de Polonez işçilerinin direnişinde olan işçi kadınlar üzerinde yaşatıldı. Eşit işe eşit ücret isteyen, örgütlü bir çalışma koşulları isteyen kadınların çoğuna patronlar, izin vermeyeceğini söyledi. O yüzden bu 25 Kasım’da eşit ve özgür yaşamda ısrarcıyız, diyoruz. Kadına şiddete karşı harekete geçmeye çağırıyoruz. Bütün kadınları 25 Kasım’da sokaklar, geceler bizimdir diyerek meydanlarda olmaya çağırıyoruz.”

    Devrim FINDIK/İSTANBUL

  • 5 vekilin dokunulmazlık dosyası Meclis’te

    5 vekilin dokunulmazlık dosyası Meclis’te

    PİRHA – DEM Parti Meclis İdare Amiri Saliha Aydeniz ile 4 milletvekilinin dokunulmazlıklarının kaldırılması istendi.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Meclis İdare Amiri Saliha Aydeniz, DEM Parti Milletvekilleri Cengiz Çandar ve Sabahat Erdoğan Sarıtaş, İYİ Parti Milletvekili Burak Akburak ile bağımsız Milletvekili Yüksek Arslan’ın dokunulmazlıklarının kaldırılması istendi.

    Dokunulmazlık fezlekeleri, Cumhurbaşkanlığı kararıyla Meclis Başkanlığı’na gönderildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Dersim’in vekil sayısı yeniden 2 oldu

    Dersim’in vekil sayısı yeniden 2 oldu

    PİRHA- Yüksek Seçim Kurulu (YSK), 31 Aralık 2023 nüfus verilerine göre illerin milletvekili sayılarını belirledi. İllerin milletvekili sayıları dağılım tablosuna göre Dersim’in milletvekili sayısı yeniden 2’ye çıktı.

    Yüksek Seçim Kurulu (YSK), Türkiye İstatistik Kurumu’nun 31 Aralık 2023 tarihli nüfus istatistiklerine göre, illerin milletvekili sayılarını yeniden belirledi.

    İSTANBUL’UN VEKİL SAYISI 2 AZALDI

    Türkiye İstatistik Kurumu’nca en son 31 Aralık 2023 nüfus bilgilerinin açıklandığı aktarılan kararda, bu kapsamda 600 milletvekilinin il ve seçim bölgelerine göre dağılımları yer aldı.
    Önceki dönemle kıyaslandığında İstanbul’un milletvekili sayısı 2, Hatay ile Kütahya’nın ise 1’er azalırken; Bursa, Eskişehir, Dersim ve Bayburt’un milletvekili sayıları ise 1’er arttı.

    PİRHA/DERSİM

  • Milletvekili Bozan: 10 Ekim, Anma ve Yas Günü ilan edilsin!

    Milletvekili Bozan: 10 Ekim, Anma ve Yas Günü ilan edilsin!

    PİRHA- Yeşil Sol Parti Mersin Milletvekili Av. Ali Bozan, 10 Ekim Ankara Garı Katliamı’nın “Anma ve Yas Günü” ilan edilmesi için kanun teklifi verdi. Ankara Katliamı’nın barışa, kardeşliğe inanan insanlara yönelik gerçekleştirildiğini söyleyen Milletvekili Bozan, bu katliamın unutulmaması ve yüzleşilmesi için gerekli yasal düzenlemelerin yapılması gerektiğini savundu.

    Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) Mersin Milletvekili Av. Ali Bozan, IŞİD tarafından 104 yurttaşın katledildiği 10 Ekim 2015 tarihiyle yüzleşilmesi ve 10 Ekim’in “Anma ve Yas Günü” ilan edilmesi için Meclis’e kanun teklifi verdi.

    Yeşil Sol Parti Mersin Milletvekili Av. Ali Bozan, kanun teklifinin gerekçesinde şu ifadelere yer verdi:

    “Tarihimizin yaşadığı en büyük ve en kanlı katliamlardan biri olan bu saldırı, ülkenin tüm renklerini içinde bulunduran insanlık yelpazesine, barışa, kardeşliğe ve demokrasiye inanan ve bu uğurda mücadele eden insanlara yönelik gerçekleştirilmiştir. Toplumsal barışın kalıcı olarak sağlanması için gerekli yasal düzenlemelerin yapılması ve böyle olası katliamların yaşanmaması için hatırlanıp yüzleşilmesi şarttır. Böyle bir anma ve yas günü ilan edilerek; olası provokasyonlar karşı toplum içerisinde çıkabilecek her türlü linç ve katliam girişiminin önüne geçerek, faşizmle mücadele edilebilmesi için gerekli toplumsal farkındalığın yaratılması ve bir kardeşlik bilincinin aşılanması amaçlanmaktadır. Bu kanun teklifi ile; 10 Ekim 2015’te Ankara Barış mitinginde gerçekleşen katliamda hayatlarını kaybedenlere yönelik duyarlılık ve farkındalık yaratmak amaçlanmış ve 10 Ekim gününün 10 Ekim Ankara Gar Katliamında Hayatını Kaybedenleri Anma ve Yas Günü olarak ilan edilmesi öngörülmüştür.”

    PİRHA/ANKARA

  • Yeşil Sol Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, PİRHA ve Can Tv’yi ziyaret etti-VİDEO

    Yeşil Sol Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, PİRHA ve Can Tv’yi ziyaret etti-VİDEO

    PİRHA- Dersim’de PİRHA’yı ve Can TV’yi ziyaret eden Yeşil Sol Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, “PİRHA da Can Tv de biz Aleviler açısından çok önemli bir kanal ve haber ajansı” dedi.

    Yeşil Sol Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, PİRHA ve Can TV Dersim bürosunu ziyaret etti. PİRHA Dersim muhabirleri tarafından karşılanan Kordu, ajansın çalışmaları hakkında bilgi aldı.

    “CAN TV VE PİRHA ALEVİLER İÇİN ÇOK DEĞERLİ”

    Daha önce PİRHA ve CanTV ile yakın ilişkileri olduğunu belirten Kordu. “PİRHA da Can Tv de biz Aleviler açısından özellikle çok önemli bir kanal ve haber ajansı. Bu açıdan önemsediğimiz de bir kurum. Bugün ziyarete geldik ve önemsediğimizi de bizzat ifade etmek istedik. Sizi takip ediyoruz. Sizlerin de canla başla ve kısıtlı imkanlara rağmen çalıştığınızı, emek verdiğinizi yakinen bilen birisiyim. Biz de hem ajansa hem Can Tv’ye ilişkin katabileceğimiz, katkımızın olabileceği ne varsa, her anlamda beraberiz, birlikteyiz” dedi.

    PİRHA Dersim muhabiri Nuray Atmaca ise Ayten Kordu’ya ziyaretinden dolayı teşekkür ederek, “Biz de gün içinde zaten sürekli karşılaşıyoruz sizinle. Yoğun bir çalışma içerisindesiniz, onu da görüyoruz. Zaman zaman kesişiyoruz, beraber hareket ediyoruz” dedi.

    PİRHA/DERSİM

  • Nazlıaka’dan, YRP’li Ali Yüksel tepkisi: 3 eşli biri milletvekili olmamalı!

    Nazlıaka’dan, YRP’li Ali Yüksel tepkisi: 3 eşli biri milletvekili olmamalı!

    PİRHA- CHP Kadın Kolları Genel Başkanı Aylin Nazlıaka, 3 eşi olduğu belirtilen Yeniden Refah Partisi’nin Konya Milletvekili Ali Yüksel’in milletvekilliğine tepki göstererek, “Medeni Kanun’u yok sayan bu kişinin milletvekilliği geçerli olmamalı” dedi.

    Yeniden Refah Partisi’nin Konya Milletvekili Ali Yüksel’in 3 eşinin olduğuna dair haberler gündeme oturdu. Bu duruma kadınlardan tepki yağıyor. Ali Yüksel kendisiyle yapılan bir röportajda ‘4’üncü eşe de sıcak baktığını’ söylemişti. Yüksel’in eşi Dilber Yüksel ise bir kitap çalışması için verdiği röportajda, eşinin 4. evliliğinin de ‘hakkı’ olduğunu dile getirmişti.

    CHP Kadın Kolları Genel Başkanı Aylin Nazlıaka da Yüksel’in Meclis’e girmesine tepki gösterenlerden. Nazlıaka, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Yeniden Refah Partisi’nin Konya Milletvekili Ali Yüksel Meclis’te yemin edecek. 3 eşli Yüksel, açıkça Medeni Kanun’u yok saymakta ve Anayasa’yı çiğnemektedir. Oysaki yemin ederken ‘Anayasaya sadakatten ayrılmayacağıma’ denilmektedir. Yalan yere yemin etmek suçtur. Milletvekilliği geçerli olmamalıdır” ifadelerine yer verdi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Milletvekili Koca: Hayatlarımızı kadın katillerinin kararlarına bırakmayacağız- VİDEO

    Milletvekili Koca: Hayatlarımızı kadın katillerinin kararlarına bırakmayacağız- VİDEO

    PİRHA- Yeşil Sol Parti Mersin Milletvekili Perihan Koca, HÜDA PAR ve Yeniden Refah Partisi’nin mecliste olmasına ilişkin değerlendirmede bulunarak, “Biz kadınlar olarak hayatlarımızı kadın katillerinin kararlarına bırakmayacağız. Bunun sert mücadelesini verip, meclisle sokak arasında bir köprü kuracağız” dedi.

    14 Mayıs seçimlerinin sonucunda kadın düşmanı söylem ve politikaları olan HÜDA PAR ve Yeniden Refah Partisi’nden milletvekili adayları meclise girdi. Bunun yanında meclisteki erkek milletvekili oranı ile kadın milletvekili oranı arasındaki uçurum, kadınlar açısından mücadelenin daha da çetin olacağına işaret ediyor. Geçtiğimiz hafta mazbatasını alan Yeşil Sol Parti Mersin Milletvekili Perihan Koca, sert bir mücadeleye hazır olduklarını, sokaktaki mücadeleyi meclise taşıyacaklarının altını çiziyor.

    “MÜCADELEMİZ SERT VE KESKİN OLACAK”

    Mecliste 479 erkek, 121 de kadın milletvekili olmasını değerlendiren Perihan Koca, “Karşı karşıya olduğumuz erkek egemen sistemin meclisteki tezahürüdür. Siyasetin de erkek egemen bir şekilde yapıldığı, devlet katmanlarının da o erkek egemen yapıyı organize ettiği bir gerçeklik var” dedi.

    14 Mayıs seçimlerine hazırlanırken gerici bir ittifaka karşı mücadele ettiklerini ve mücadeleyi mecliste de sürdüreceklerini belirten Koca, “Karşı karşıya olduğumuz iktidar güçlerinin ne kadar gerici, faşist, kadın düşmanı, LGBTİ+ düşmanı, çocuk düşmanı, halk düşmanı bir koalisyon kurduklarını hep beraber gördük. Yeniden Refah Partisi de HÜDA PAR da aslında eli kanlı katillerdir. Bunu çok güçlü bir şekilde söylemek lazım. Mersin’den Konca Kuriş kız kardeşimizi katleden ve bunu göğüslerini gere gere savundukları bir terör örgütü var karşımızda. Bu anlamıyla mücadelemiz çok keskin ve sert bir mücadele olacak” diye konuştu.

    “MECLİSLE SOKAK ARASINDA KÖPRÜ OLACAĞIZ”

    Perihan Koca, Yeniden Refah Parti’sinin “İstanbul Sözleşmesi’ni asla masaya getirmeyeceğiz” söylemine karşılık kadınların hayatlarını kadın katillerinin kararlarına bırakmayacaklarını söyleyerek şöyle devam etti:

    “Yeniden Refah Partisi’nin milletvekillerinden birinin 4 tane eşi var. Bunu yasa maddesi olarak getireceklerdir. Biz kadınların yaşamlarını korumak için ilk önergemizi verecekken bunlar medeni hukuku ortadan kaldıracakları, kadınların kendilerine bağımlı olacakları bir süreci başlatacaklar. HÜDA PAR genel başkanı 6 yaşındaki çocuğun istismarı ile ilgili ‘kime göre çocuk’ diye bir söz kullandı. Bu münferit bir laf değil, bunların fikrini ve pratiğini gösteren bir laf. Çocukları da bunların eline bırakmayacağımız bir mücadele vereceğiz ve bunu sadece mecliste yapmayacağız.”

    Kadın kurtuluş mücadelesinin sokaktan gelen özneleri olduklarını dile getiren Perihan Koca, meclisle sokak arasında köprü kuracaklarını ifade etti.

    Fatoş SARIKAYA- Diren KESER/ MERSİN

     

  • YSK, milletvekilliği kesin sonuçlarını Resmi Gazete’ye gönderdi

    YSK, milletvekilliği kesin sonuçlarını Resmi Gazete’ye gönderdi

    PİRHA- YSK, 14 Mayıs’ta yapılan milletvekilliği genel seçimlerinin kesin sonuçlarını Resmi Gazete’ye gönderdi. Sonuçlara göre; AKP 268, CHP 169, Yeşil Sol Parti 61, MHP 50, İYİP 43, Yeniden Refah Partisi 5,  TİP 4 milletvekili kazandı.

    Yüksek Seçim Kurulu (YSK) Başkanı Ahmet Yener, 14 Mayıs’ta yapılan 28. Dönem Milletvekili Genel Seçimi’nin kesin sonuçlarına ilişkin kararın ilan edilmek üzere Resmi Gazete’ye gönderildiğini bildirdi.

    Yener, “28’inci Dönem milletvekili kesin sonuçları ilan edilmek üzere resmi gazeteye gönderilmiş olup yurt içinde 88.92 yurt dışında 53.80 oranında katılım görüşmüştür. Toplam yüzde 87.05 oranında seçimlere katılım sağlanmış olup; Ak Parti’nin 268, Yeniden Refah Partisi’nin 5, MHP’nin 50, Yeşil Sol Parti’nin 61, TİP’in 4, CHP’in 169, İYİP’in 43 milletvekili kazandığı anlaşılmış olup sonuçların siyasi partilere hayırlı olmasını dileriz” açıklamasında bulundu.

    (HABER MERKEZİ)

  • Yeşil Sol Parti Mersin Milletvekilleri mazbatalarını aldı- VİDEO

    Yeşil Sol Parti Mersin Milletvekilleri mazbatalarını aldı- VİDEO

    PİRHA- Yeşil Sol Parti Milletvekilleri Perihan Koca ve Ali Bozan Mersin Adliyesi’ne giderek mazbatalarını aldı.

    Yeşil Sol Parti Milletvekilleri HDP ve Yeşil Sol Parti İl Eş Başkanları, ilçe yöneticileri ve halkla birlikte Mersin Adliyesi’ne giderek mazbatalarını aldı.

    Adliye önünde konuşan Milletvekili Ali Bozan, “Bu mazbata seçim süreci boyunca gece gündüz demeden bizimle çalışma yürüten annelerin mazbatası esasen. 14 Mayıs son değil bir başlangıç demiştik. Mazbatamızı aldık ancak pazar günü bir seçim daha var. Pazar günü aynı zamanda Erdoğan’ın tezkeresini vermek istiyoruz” dedi.

    Milletvekili Perihan Koca ise aldıkları mazbatanın büyük bir emeğin belgesi olduğunu ifade ederek, “Bu emek başta Kürt halkı, Barış Anneleri, kadınlar, işçiler olmak üzere hepimizin eseridir. Bu mazbatanın altında bir şahsın imzası hiçbir zaman olmayacaktır. Bu mazbata işçilerin, emekçilerin, Kürtlerin, Alevilerindir” şeklinde konuştu.

    MERSİN/ PİRHA

  • İlk oylar kullanıldı!

    İlk oylar kullanıldı!

    PİRHA- Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimlerinin ilk oyları havaalanı ve gümrük kapılarında kullanıldı.

    14 Mayıs’ta yapılacak Cumhurbaşkanı ve 28. Dönem Milletvekili Genel Seçimi’nde ikametgahı yurt dışında olan yurttaşların oy kullanma işlemleri başladı.

    Seçmenler için gümrük kapılarında ve İstanbul Havaalanı’nda sandıklar kuruldu. Sınır kapılarındaki oy verecek yurttaşlar oylarını 24 saat esasıyla gerçekleştirecek. Oy verme süresi 14 Mayıs Pazar günü saat 17.00’da sona erecek.

    (HABER MERKEZİ)

  • Yeşil Sol Parti Mersin milletvekili adayı Koca: Herkes duysun; Biz kazanacağız-VİDEO

    Yeşil Sol Parti Mersin milletvekili adayı Koca: Herkes duysun; Biz kazanacağız-VİDEO

    PİRHA- Yeşil Sol Parti’li kadınlar ve milletvekili adayları bisikletlerle seçim çalışması yaparken, Mezitli’de seçim bürosu açılışı gerçekleştirdi. Seçim bürosu açılışında konuşan Yeşil Sol Parti milletvekili adayı Perihan Koca “Herkes duysun; Biz kazanacağız” dedi.

    Yeşil Sol Parti Mersin Milletvekili adayları, Mersin dört bir yanında çalışmalarını sürdürüyor. Mersin Marina’da bir araya gelen kadınlar ve  Yeşil Sol Parti milletvekili adayları bisiklet turu düzenledi.

    Bisiklet turunun ardından Mezitli büro açılışı gerçekleştirildi. Açılışta konuşan Yeşil Sol Parti milletvekili adaylarından Mustafa Türk, 14 Mayıs’ta kazanmak için durmandan çalışılması çağrısında bulunarak, “Mutlaka kazanacağız” dedi.

    Yeşil Sol Parti milletvekili adaylarından Perihan Koca da, AKP ve Erdoğan’ın 21 günü kaldığını belirterek, “21 yıldır açlık, yoksulluk, savaş iktidarıan son vereceğiz. Barış ve özgürlüğü hep birlikte getireceğiz. Bir yerlerden kurtarıcı beklemeden, Yeşil Sol Parti etrafında kenetlenmek zorundayız. İnsanca, onurlu bir yaşam için, özlemini duyduğumuz barış için birlikte yürümek durumundayız. 14 Mayıs’ta zafere yürüyeceğiz ve 15 Mayıs’ta meydanları zafer meydanlarına dönüştereceğiz. Herkes duysun; Biz kazanacağız” dedi.

    Konuşmaların ardından seçim bürosu açılarak, halaylar çekildi.

    PİRHA/MERSİN

  • Dersimli yurttaşlar: Milletvekilleri sorunlarımızı mecliste dile getirsinler -VİDEO

    Dersimli yurttaşlar: Milletvekilleri sorunlarımızı mecliste dile getirsinler -VİDEO

    PİRHA-Dersimli yurttaşlar, 14 Mayıs seçimini değerlendirirken, “Milletvekillerini sadece seçim zamanı görüyoruz. Biz milletvekillerinden halkın sorunlarını mecliste gündeme getirmelerini istiyoruz. Sadece seçimden seçime milletvekili görmüşüz, bizim ne işimize yarar” diye belirttiler. 

    14 Mayıs’ta yapılacak cumhurbaşkanı seçimi ve 28. Dönem Milletvekili Genel Seçimi ile ilgili adaylar belli oldu. Yeşil Sol Parti’nin Dersim’deki milletvekili adayı Ayten Kordu olurken, CHP’nin adayı ise Hüsniye Karakoyun oldu.

    Dersimli yurttaşlara, seçilecek milletvekilinden beklentilerini sorduk.

    “UMARIM SEÇİLECEK MİLLETVEKİLİ HALKA YARDIMCI OLUR”

    Türkiye’nin sorunları ile Dersim’deki sorunların benzer olduğunu söyleyen Hıdır Yücesoy, “İşsizlik var, gençler yurt dışına göç ediyor, esnaf zor durumda, çiftçilik ve hayvancılık yapılamıyor. Devletin ekonomik olarak şehrimize el uzatması lazım, burada genç kalmadı, yazık bu şehre” diye belirtti.

    Bölgenin sorunlarının çok fazla olduğunu belirten Binali Kılıç, “Bir sürü işsiz insan var buranın vekillerinin işi çok zor. Umarım bize yardımcı olurlar” dedi.

    Seçilecek milletvekilinden hiçbir beklentisinin olmadığını belirten İrfan Babayiğit ise, “Gençler Dersim’den çıkıp gittiler ben de başka ülkeye gitmeyi düşünüyorum. Seçimler geldiğinde halka yalan söylüyorlar birçok sorunumuz var ama hiçbiri çözülmedi. Milletvekilleri, gençler bu memlekette sürgün edildiği zaman neredeydi? Dersim artık huzurevine dönmüş durumda. Seçimler olduğu zaman çıkıp geliyorlar, konuşup gidiyorlar” diye ifade etti.

    “MİLLETVEKİLLERİ ADAYLARINDAN BİR BEKLENTİMİZ YOK”

    Hizmet beklediklerini ifade eden Hüseyin Sağol da, “Milletvekillerini sadece seçim zamanı görüyoruz. Geçen dönem seçilen milletvekillerinin yüzünü görmedim. Milletvekilleri halkın derdini dinlemiyorlar, halkın sorunlarını mecliste dile getirmiyorlar. Biz halkın sorunlarını mecliste gündeme getirmelerini istiyoruz. Sadece seçimden seçime milletvekili görmüşüz bizim ne işimize yarar” diye belirtti.

    İsmini vermek istemeyen bir yurttaş ise, “Buranın sorunları her zaman dile getiriliyor ama çözülmüyor. Buranın sorunları belli, hükümetin halletmesi lazım. İktidara geldikten sonra herkes sözünü unutuyor” dedi.

    Milletvekili adaylarından beklentisinin olmadığını vurgulayan Cengiz Demir, “Eğer tek adam rejiminin yerine parlamenter sistem gelirse o zaman milletvekillerinin önemi ortaya çıkar. Çünkü bu sistemde milletvekillerinin mecliste hiçbir fonksiyonu yok sadece parmak kaldırıp indiriyorlar. Daha önce meclise 2 milletvekili gönderdik ama bu memlekete bir çivi çakmadılar şimdi buradan giden aday ne yapacak, bir şey yapamaz. Bu memlekete sahip çıkan yok, seçim zamanı geldiği zaman herkes vaatte bulunur ama meclise gittikleri zaman halkı unuturlar” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • Şule Çet’in katillerinin avukatı Zafer Partisi’nden milletvekili adayı

    Şule Çet’in katillerinin avukatı Zafer Partisi’nden milletvekili adayı

    Pirha- Üniversite öğrencisi Şule Çet, bir plazanın 20’nci katından şüpheli bir şekilde düşerek hayatını kaybetmişti. Şule Çet’in katilinin avukatı Paşa Büyükkayaer, Zafer Partisi Çorum milletvekili adayı oldu.

    29 Mayıs 2018’de Gazi Üniversitesi öğrencisi Şule Çet’in, bir plazanın 20’nci katından şüpheli şekilde düşerek yaşamını yitirmesiyle ilgili davada 18 yıl 9 ay hapis cezası verilen Berk Akand ile müebbet ve 12 yıl 6 ay hapis cezası verilen Çağatay Aksu’nun avukatlığını yapan Paşa Büyükkayaer, Zafer Partisi’nden Çorum 1’inci sıra milletvekili adayı oldu.

    Büyükkayaer adaylığını, “2023 Genel Seçimleri Türk Milliyetçileri ve Atatürkçüler için tarihi bir varoluş referandumu niteliğindedir” ifadeleri ile duyurdu.

    (HABER MERKEZİ)

  • Yeşil Sol Parti kadın adayları tanıttı; ‘Yüzde 45 oranla meclise gireceğiz’-VİDEO

    Yeşil Sol Parti kadın adayları tanıttı; ‘Yüzde 45 oranla meclise gireceğiz’-VİDEO

    PİRHA – Yeşil Sol Parti’nin kadın milletvekili adaylar tanıtımı “Buradayız, birlikte değiştireceğiz” şiarıyla Ankara’da yapıldı. HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, “AKP-MHP hükümeti kadın düşmanlığını reva gördüler. Bu ülkeyi yönetmek için bir araya gelen kadın partisiyiz. Şimdi Yeşil Sol Parti ile parlamentoda en büyük temsiliyeti sağlamak için gece gündüz çalışacağız. Yüzde 45 oranıyla parlamentoya girmeye hazırlanıyoruz” dedi. 

    14 Mayıs’ta yapılacak seçimler için siyasi partilerin adayları da netleşti. Yeşil Sol Parti, kadın adaylarını Ankara’da yaptığı program ile tanıttı.
    İnşaat Mühendisleri Odası Konferans Salonu’nda yapılan toplantıya ilgi bir hayli yüksek oldu.
    Salon içerisine Kürtçe ve Türkçe “Ekolojik toplum için buradayız, kadınlarla değiştireceğiz. Yeni yaşam için buradayız, genç kadınlarla değiştireceğiz. Buradayız kadınlarla değiştireceğiz” yazılı pankartlar asıldı.

    Salonda ilk olarak depremde yaşamını yitirenler için saygı duruşunda bulunuldu. 275 kadın adayın tanıtıldığı programın sunuculuğunu yapan Rugeş Kırıcı, “Bugün burada Mahsa Amini’yiz, Roza Luxenburg’uz, Deniz Poyraz’ız” dedi.
    Programda kadın mücadelesini anlatan sinevizyon gösteriminin ardından “Jin jîyan azadî” sloganı atıldı.

    UÇAR: İSTANBUL SÖZLEŞMESİ İÇİN GELİYORUZ

    Çiğdem Kılıçgün Uçar, burada yaptığı konuşmada, “Yaşamı yeniden inşa etmek için bir sözümüz var. Gülistan Doku, Nagihan Akarsel ve yüzlerce arkadaşımız için bir aradayız. Erkek adaleti değiştirmek için buradayız. Talan ve rant politikalarını değiştirmek için geliyoruz. Ekolojik bir yaşam için bir aradayız. Kadın emeğini gaspedenler için geliyoruz. Kayyum rejimine karşı bir aradayız. İstanbul Sözleşmesi’ni yürürlüğe koymak için geliyoruz. Bini aşkın kadın başvurusu oldu. Yol arkadaşlığımızın güçleneceğinin bilincindeyiz. Başvurular bizim için önem taşıyor. Bizlere olan inançları için teşekkür ediyorum. Hepimize kolaylıklar. Jin, jîyan, azadî” dedi.

    BULDAN: KADINLARIN EMEĞİYLE BİR KEZ DAHA GELİYORUZ

    HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan ise depremde yaşamını yitirenleri anarak şunları kaydetti:

    “AKP-MHP hükümeti kadın düşmanlığını reva gördüler. Kadının giyindiği kıyafete kadar karışma cüretinde bulunacaklara karşı duracağız. Kaç çocuk doğuracağımıza, makyajımıza kendimiz karar veririz. Bizler özgür iradesiyle ayakta duran kadınlarız. Bu ülkeyi yönetmek için bir araya gelen kadın partisiyiz. Şimdi Yeşil Sol Parti ile parlamentoda en büyük temsiliyeti sağlamak için gece gündüz çalışacağız. Yüzde 45 oranıyla parlamentoya girmeye hazırlanıyoruz. En büyük kadın temsiliyeti Yeşil Sol Parti de olacak.
    Bugün bizim Anayasa Mahkemesi’ne gitmemizi, savunma yapmamızı bekleyenlere karşı sözlü savunmamızı bu salonda yapacağız. Kadınların emeği ile bir kez daha geliyoruz. Yolumuz açık olsun.”

    Yapılan kısa konuşmaların ardından 27. Dönem milletvekili adayları sahneye çıkarak birlikte poz versiler.

    Yeşil Sol Parti, saat 14:00’te ise karma aday tanıtımını gerçekleştirecek.

    PİRHA/ANKARA

  • EŞİK’den siyasi partilere eleştiri: Eşit temsilden uzak listelerle seçime gidiliyor

    EŞİK’den siyasi partilere eleştiri: Eşit temsilden uzak listelerle seçime gidiliyor

    PİRHA- Seçimlere girecek siyasi partilerin milletvekili listelerinin eşit temsilden çok uzak olduğunu belirten EŞİK, “Yasal güvenceli eşit temsil sağlanıncaya kadar mücadele edeceğiz” dedi.

    Eşitlik İçin Kadın Platformu (EŞİK), seçime girecek siyasi partilerin aday listelerine ilişkin yazılı açıklama yaptı. Seçime girecek siyasi partilerin Yüksek Seçim Kurulu’na (YSK) sunduğu milletvekili listelerinin yine eşit temsilden çok uzak olduğu vurgulanan açıklamada, “Kadınlar siyasete girmek istemiyor’ iddiasını çürüten çok sayıda kadın aday adayı olmasına rağmen, listelerde çok az sayıda kadına yer verildi” denildi.

    “KADINLAR SEÇİLMEYECEK YERLERDEN ADAY”

    Listelerde yer verilen kadınların büyük çoğunluğunun seçilemeyecek yerlere konulduğuna dikkat çekilen açıklamaya şöyle devam edildi:

    “Kadın oranı yapay şekilde yüksek gösterildi. Hâlâ, cinsiyet eşitliğini sağlamak için fermuar yöntemini uygulayan tek bir siyasi parti yok. Listelerde fermuar sistemi, kadın sayısını artırmak için değil partiler arası milletvekili sayısını eşitlemek için kullanıldı.”

    “MÜCADELEMİZ DEVAM EDECEK”

    Açıklamada, “İlk anayasa değişikliğinde, tüm seçimlerde ve atamalarda eşit temsil ilkesi anayasal zorunluluk haline getirilmelidir. Eşit temsil olmayan listeler seçim kurulları tarafından reddedilmelidir. Eşitlik ilkesini ihlal eden atamalar iptal edilmelidir. Eşit temsil vazgeçilmezimiz. Yasal güvenceli eşit temsil sağlayıncaya kadar mücadele edeceğiz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Araştırmacı Yüksel Genç: Yeşil Sol Parti 100 vekil çıkarabilir

    Araştırmacı Yüksel Genç: Yeşil Sol Parti 100 vekil çıkarabilir

    PİRHA- Sosyo Politik Saha Araştırma Merkezi Koordinatörü Yüksel Genç, HDP’nin kapatılması durumunda bu geleneğin geçmiş deneyimine dayanarak HDP’nin işaret ettiği Yeşil Sol Parti’ye oy vermeye hazır olduğuna dikkat çekti. Genç, “Yeşil Sol Parti’nin yüz vekil talebi, vaadi oldukça gerçekçidir. Saha çalışmalarında bölgede Yeşil Sol Parti’nin oylarının ortalama dört puan, Türkiye genelinde ise 2-3 puan arttığını gözlemliyoruz” dedi.

    Sosyo Politik Saha Araştırma Merkezi Koordinatörü Yüksel Genç, Yeni Yaşam gazetesinin sorularını yanıtladı.

    Maraş ve Hatay merkezli depremin sadece fayları kırmadığını aktaran Yüksel Genç, “Türkiye’de siyaseten de bir alanın kırılmasına, yeni bir dönemin başlamasına neden oldu. Depremde sadece evleri yıkılmadı, devlet mekanizması ile yeni bir sorgu alanı oluştu. Bu kırılmanın içerisinde neyin filizleneceği, neyin yol alacağını beraber seçim ve seçim sonrası göreceğiz. Deprem AKP aleyhine bir alan oluştururken toplumsal dayanışma içerisinde muhalefetin yer alma biçimi, seçmene muhalefeti yeniden değerlendirme alanı açtı. İktidar süreci yönetemeyince, HDP başta olmak üzere muhalefet, toplumsal kolektif ile ilgi gösterme biçimi seçmende yeni bir algının kurulmasına vesile oldu” dedi.

    “TABANA UYUMLU ADAY BELİRLENMELİ

    HDP’nin mevcut durumu ile en güçlü siyasi parti konumunda olduğunu vurgulayan Yüksel Genç, “HDP bu süreçten sonra tabana uyumlu aday belirleme sürecine dikkat etmelidir. Tabanla ilişkili, uyumlu adaylarla beslemesi oldukça faydalı olacaktır. İttifak içi tartışmalar tabana iyi anlatılabilmelidir” değerlendirmesinde bulundu.

    “YEŞİL SOL PARTİ, YÜZDE 15’İN ÜSTÜNE ÇIKABİLİR”

    HDP’nin kapatılması durumunda bu geleneğin geçmiş deneyimine dayanarak HDP’nin işaret ettiği Yeşil Sol Parti’ye oy vermeye hazır olduğuna dikkat çeken Yüksel Genç, şunları ifade etti:

    “Yeşil Sol Parti 2018’in altına düşmeyecektir. Bunun üzerine dört ya da beş puan ekleme olasılığı halen yüksektir. Yeşil Sol Parti’nin yüz vekil talebi, vaadi oldukça gerçekçidir. Saha çalışmalarında bölgede Yeşil Sol Parti’nin oylarının ortalama dört puan, Türkiye genelinde ise 2-3 puan arttığını gözlemliyoruz. Bu artışlarla beraber gizli seçmenlerle birlikte artması elbette mümkün. Aynı zamanda interaktif, özne bir siyaset süreci yürütmezse seçim sürecinde 2018’deki verileri elde edemeyebilir. Bu süreçlerde siyasetçiler tabanını çantada keklik görme yerine tabanlarını da siyasetin değişme taleplerinin bir parçası haline getirme biçimde hareket etmelidir.”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • ‘İttifaklar ortak listeyle girmezse oylar heba olacak’

    ‘İttifaklar ortak listeyle girmezse oylar heba olacak’

    PİRHA-Yazar Naci Koru, ittifakların ortak listeyle seçime girmesinin önemine dikkat çekerek, ittifakların en yüksek sayıda milletvekili çıkarabilmesi için olabildiğince en az sayıda listeyle seçime girmeleri gerektiğini vurguladı. Koru, “Bilinen sözdür, “Kaza ‘geliyorum’ demez.” Fakat, Türkiye’nin kader seçimi yaklaşırken, aklı başında, soğukkanlı ve sorumlu davranılmazsa, bu defa kaza ‘geliyorum’ diyebilir. Öyleyse, umarım bu önemli uyarı dikkate alınır” dedi.

    Türkiye bir taraftan deprem felaketinin ortaya çıkarmış olduğu sorunlarla boğuşurken, diğer taraftan 14 Mayıs’ta yapılacak seçime kilitlenmiş durumda.

    4 Cumhurbaşkanı adayı seçime girmeye hak kazanırken, tüm partiler ve ittifaklar milletvekili seçimlerine hazırlanıyor.

    Emek ve Özgürlük İttifakı, seçimlere ortak girme kararı alırken, Türkiye İşçi Partisi (TİP) ve EMEP bazı illerde ittifak içinde ayrı listeler halinde girmeyi planlıyor.

    TİP’li yetkililer, “Güçlü ve daha etkili olduğumuz illerde kendi amblemlerimizle seçime girelim” önerisinde bulunurken, HDP Yeşil Sol Parti ile ve her ilde seçimlere girme kararlılığında.

    Değişen seçim yasasıyla 14 Mayıs’ta yapılacak seçimde yüzde 7’ye inen baraj fiili olarak ortadan kalkarken, ittifak bileşeni partilerin oyları ittifak bileşenlerine yansımayacak.

    Sosyal, yazılı ve görsel medyada yoğun bir tartışma devam ederken, konuya dair Yazar Naci Koru, Yetkin Report‘ta analiz yazısı kaleme aldı.

    Siyasi partilerin seçim barajından etkilenmemek ve güç birliği yapmak için ittifaklar kurduğuna işaret eden Koru, 7 Nisan’dan sonra ittifak listelerinin kesinleşeceğini, seçim sonuçlarında ittifakların liste stratejilerinin belirleyici olacağını ve seçime az sayıda listeyle girecek ittifaklar yarışa önden başlayacağını belirtti.

    “OYLAR HEBA OLACAK”

    Geçtiğimiz yıl, seçim yasasında yapılan değişiklikle her partinin aldığı oyun, ait oldukları ittifaklardan bağımsız ve ayrı ayrı hesaplanacağının altını çizen Koru, “Uygulama basitçe şöyle işleyecek: Herhangi bir parti, illerde milletvekili çıkarabilecek kadar oy alabilirse, milletvekili kazanacak. Alamazsa, oyları ittifakın oy hanesine yazılmayacak, yani heba olacak. İttifaktaki partiler milletvekili çıkardıklarında, artacak fazla oyları olursa, bunlar da ittifak içindeki diğer partilerin işine yaramayacak” dedi.

    İttifakların en yüksek sayıda milletvekili çıkarabilmek için olabildiğince en az sayıda listeyle seçime girmeleri gerektiğini vurgulayan Koru, yazısında şu soru ve cevaplara yer verdi:

    “8 soru, 8 cevapta seçimler

    Soru 1: İttifak tarafından Cumhurbaşkanı adayı gösterilen bir parti liderine oy verirken, milletvekili seçimi için aynı ittifakın içindeki/dışındaki bir başka partiye oy verilebiliyor mu?
    Cevap: Elbette. Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimleri birbirlerinden ayrı ve bağımsız. Bu nedenle seçimlerde iki farklı oy pusulası var ve bunları kullanarak iki defa oy kullanacağız.

    Soru 2: Cumhurbaşkanlığı seçimi için oy pusulasında partilere mi ittifaklara mı oy vereceğiz?
    Cevap: Cumhurbaşkanlığı seçimi basit ve kolay: İttifaklar sadece bir kişiyi aday gösterdikleri için, pusulada tercih edilen ittifakın adayına veya bağımsız adaylardan birine oy verilecek.

    Soru 3: Milletvekili seçimi için oy pusulasında partilere mi ittifaklara mı oy vereceğiz?
    Cevap: Milletvekili seçimi biraz karmaşık: Seçim pusulasında parti isimlerini ittifaklar itibarıyla gruplar halinde göreceğiz. Son seçimlerde de böyleydi. Seçmenler, pusulada tercih edecekleri partinin ismini bularak, o partinin kutusuna mührü basacaklar.
    İşin püf noktası şurada: Oy sayımı sonucunda bir parti ittifak içindeyse, ülke barajı sorunu yaşamayacak. Ama, bulunduğu ilde milletvekili çıkarmasına yetecek sayıda oy kazanması gerekecek. Eğer bu parti yeterli oyu alamazsa —geçen seçimden farklı olarak— o ilde kazandığı tüm oylar ittifak hanesine yazılmayacak, boşa gidecek.

    Karmaşık hesaplar

    Soru 4: İttifak içindeki bir parti kendi logosu ve listesiyle seçime katılırsa ve Türkiye genelinde yüzde 7’den daha az oy alırsa Meclise girebilir mi?
    Cevap: Bu partinin dahil olduğu ittifakın toplam oyu geçerli oyların yüzde 7’sini geçerse, baraj sorunu ortadan kalkıyor.
    Cumhur, Millet, Emek ve Özgürlük ittifaklarının alabilecekleri toplam oyların ülke barajını (yüzde 7) geçeceklerini varsayıyoruz. O halde, bu ittifaklardaki partiler sorun yaşamayacaklar. Bu ittifaklara dahil bir parti kendi listeleriyle seçime katılırsa ve ülke genelinde toplam yüzde 6,5 oy alırsa, aslında barajın altında kalsa bile, baraj engeline takılmayacak. Milletvekili çıkaracak kadar oy aldığı illerde milletvekili kazanacak.

    Soru 5: Milletvekili çıkarmak için her seçim çevresinde yaklaşık 100 bin oy almak gerekiyor. (*) İttifak içindeki bir parti bu sayının bir eksiğini alırsa veya bu sayının epeyce üstünde fakat ikinci milletvekili çıkarmaya yetmeyecek sayıda oy toplarsa ne olacak?
    Cevap: İşte bir başka sorun da burada. İki ihtimal var:
    1) Bir parti milletvekili çıkarmak için gerekli oyun bir eksiğini alırsa, kazandığı oyların tamamı boşa gidecek.
    2) Diyelim, bir milletvekilliği kazanıldı; ilave 60 bin oy daha kazanıldı. İlave 60 bin oy ikinci milletvekilliğine yetmiyorsa, bunlar da boşa gidecek. Her iki ihtimalde de boşa giden oylar, ittifakın oy hanesine yazılmayacak.

    İttifak politikaları

    Soru 6: İttifaktaki partilerin tümü kendi logolarıyla/listeleriyle milletvekili seçimine girmek zorunda mı?
    Cevap: Hayır, gerekmiyor. Bir parti, herhangi bir ilin seçim çevresinde ittifak içindeki bir başka partinin listesinden aday gösterebilir. Geçtiğimiz yıllarda da böyle olmuştu. Bu nedenle, aynı ittifak içinde olsalar da bazı partilerin isim ve logolarını oy pusulalarında görmeyeceğiz.
    Milletvekili seçimine hangi partilerin kendi ad ve logolarıyla katılacaklarını, aday listelerinin YSK’na teslim edileceği 9 Nisan tarihinde öğreneceğiz.

    Soru 7: O halde, bir parti ittifak içinde milletvekili seçimine giriyorsa ve kendi adı ve logosuyla seçmen pusulasında yer almak istiyorsa en az kaç ilde seçime katılmalıdır?
    Cevap: Bir partinin seçimlerde kendi ad ve logosunu kullanabilmesi için yasa gereği en az 41 ilde, yani 81 ilin yarısından fazlasında seçimlere girmesi gerekiyor. Bu zorunluluk, ittifak içindeki partilerle ittifaka katılmayıp müstakilen seçimlere girecek partiler için de geçerli. İttifaklarda bu konu ayrıntılı şekilde değerlendiriliyor. Bazı partilerin kendi adları ve logolarıyla tüm illerde milletvekili seçimlerine girmeyeceklerini, en az 41 ilde aday gösterseler de aday göstermedikleri yerlerde ittifaktaki diğer partileri destekleyeceklerini tahmin ediyoruz.

    Soru 8: İttifak içindeki partilerin tümünün kendi adları ve logolarıyla seçime katılmaları veya ittifaklar içinde ortak listeler hazırlayarak, tek veya iki listeyle seçime katılmaları arasında fark var mı?
    Cevap: Evet, bu nokta çok önemli farklar yaratabilir. Ortak liste sayısının az olması büyük önem taşıyor.
    İttifaklar ne kadar çok listeyle seçime katılırlarsa seçim bölgelerinde çıkaracakları milletvekili sayısı aynı oranda azalacak. Buna karşılık, güç birliği yapan ve ortak listeyle seçime giren partiler, tek tek alacakları oylar birleştiğinde oy kaybı yaşamayacak ve daha fazla milletvekili çıkarabilecekler.

    Kaza geliyorum diyor

    Yeni seçim kanunu parti yöneticileri tarafından bilindiği için ittifak içindeki partiler arasında bu konuların görüşüldüğünü biliyoruz.

    Ancak, ittifaklar içinde görüş ayrılıkları devam ediyor. Bazı partiler, hiç değilse en az 41 ilde seçimlere kendi adları ve logolarıyla katılarak, oy pusulalarında görünmek istiyorlar. Ancak bu durumda milletvekili çıkaramazlarsa, alacakları oylar boşa gideceği için ittifak içi ortaklarının itirazlarıyla karşılaşıyorlar.

    Bu nedenle, ortak liste hazırlanmasının ne kadar önemli olacağını yeniden hatırlamamız gerekiyor. Siyasett web sitesinde bu konuda onlarca, yüzlerce farklı simülasyon yaparak, ayrı listeler ve ortak listelerle seçimlere katılmanın yaratacağı çok farklı sonuçları görmek mümkün.

    Özellikle Millet ittifakında, “ittifak içinde ittifak” yapmayı düşünen partiler (Örneğin, muhafazakâr çizgideki Saadet, Deva ve Gelecek partileri) bunu inceleyip, seçimlere ayrı ayrı girmekle 3 parti halinde girmenin ne kadar farklı olacağını gözlemleyebilirler.

    Önümüzde fazla zaman kalmadı; ittifaktaki partilerin bir an önce kararlarını vermeleri gerekiyor. Aksi takdirde, görünen o ki, bazı ittifakların içindeki partilerin hayal kırıklığı kaçınılmaz olabilir.

    Bilinen sözdür, “Kaza ‘geliyorum’ demez”. Fakat, Türkiye’nin kader seçimi yaklaşırken, aklı başında, soğukkanlı ve sorumlu davranılmazsa, bu defa kaza ‘geliyorum’ diyebilir. Öyleyse, umarım bu önemli uyarı dikkate alınır.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Araştırmacı Selçuki: Mecliste çoğunluk için mutlaka liste ortaklaşmasına gidilmeli-VİDEO

    Araştırmacı Selçuki: Mecliste çoğunluk için mutlaka liste ortaklaşmasına gidilmeli-VİDEO

    PİRHA-2018 seçim sistemiyle bugünkü seçim sistemi arasındaki farkın milletvekilliği dağılımında yaşandığını vurgulayan Kamuoyu Araştırmacısı Can Selçuki, “İttifakların toplam oy oranının bir önemi kalmadı, bir seçim bölgesinde her parti kendi oy oranı nispetinde D’hondt algoritmasına göre milletvekili alıyor. Dolayısıyla görece düşük destekli partilerin milletvekili çıkarabilmesi için mutlaka liste ortaklaşmasına gitmesi gerekiyor” dedi.

    Türkiye bir taraftan deprem felaketinin ortaya çıkarmış olduğu sorunlarla boğuşurken, diğer taraftan 14 Mayıs’ta yapılacak seçime kilitlenmiş durumda.

    4 Cumhurbaşkanı adayı seçime girmeye hak kazanırken, tüm partiler ve ittifaklar milletvekili seçimlerine hazırlanıyor.

    Emek ve Özgürlük İttifakı, seçimlere ortak girme kararı alırken, Türkiye İşçi Partisi (TİP) ve EMEP bazı illerde ittifak içinde ayrı listeler halinde girmeyi planlıyor.

    TİP’li yetkililer, “Güçlü ve daha etkili olduğumuz illerde kendi amblemlerimizle seçime girelim” önerisinde bulunurken, HDP Yeşil Sol Parti ile ve her ilde seçimlere girme kararlılığında.

    Değişen seçim yasasıyla 14 Mayıs’ta yapılacak seçimde yüzde 7’ye inen baraj fiili olarak ortadan kalkarken, ittifak bileşeni partilerin oyları ittifak bileşenlerine yansımayacak.

    Sosyal, yazılı ve görsel medyada yoğun bir tartışma devam ederken, Kamuoyu Araştırmacısı Can Selçuki, konuya dair değerlendirmede bulundu.

    D’hondt sisteminin 1961’den beri uygulandığını aktaran Can Selçuki, “Yasamada istikrarı sağlamak için büyük partileri avantajlı kılan bir sistem. Yeni seçim kanununa göre bir partinin bulunduğu ittifak barajı geçerse o parti de geçmiş oluyor. (değişen bir şey yok.) Yeni seçim kanunundaki en önemli değişim: Milletvekilleri önceden iki turlu dağıtılıyordu. Bir seçim bölgesinde milletvekilleri önce ittifakların toplam oy oranına göre sonra her ittifakı oluşturan partilerin oy oranına göre ittifakı oluşturan partilere dağılıyordu. Şimdi ittifakların toplam oy oranının bir önemi kalmadı, bir seçim bölgesinde her parti kendi oy oranı nispetinde D’hondt algoritmasına göre milletvekili alıyor. Dolayısıyla görece düşük destekli partilerin milletvekili çıkarabilmesi için mutlaka liste ortaklaşmasına gitmesi gerekiyor” dedi.

    2018 seçim sistemiyle bugünkü seçim sistemi arasındaki farkın milletvekilliği dağılımının kuralının olduğunu vurgulayan Can Selçuki, şunları ifade etti:

    Şimdi eski sistemde oylar verildikten sonra milletvekilleri önce ittifaklara göre dağılıyordu. Yani Cumhur İttifakı bir seçim bölgesinde aldığı toplama göre, Millet İttifakı aldığı toplama göre HDP de aldığı oya göre milletvekili sayısı alıyordu. HDP ittifak içerisinde olmadığı için kendi vekil sayısını taşıyordu. Daha sonra Cumhur İttifakı diyelim ki bir seçim bölgesinde on tane koltuk aldı. Sonra bu on koltuk AK Parti ve MHP arasında yine D’hondt sistemi kullanılarak paylaştırılıyordu. Aynı şekilde Millet İttifakı içerisinde CHP, İYİ Parti, Saadet arasında aldığı milletvekili sayısını buradan alıyordu.

    Şimdi ne avantajı vardı bu seçim sisteminin? Örneğin Saadet herhangi bir seçim bölgesinde tek başına vekil çıkartamasa da Millet İttifakı’na sağladığı oy katkısı nedeniyle Millet İttifakı’na toplamda milletvekili sayısı kazandırabiliyordu ve bu milletvekili sayısı CHP’ye veya İYİ Parti’ye gelebiliyordu. Aynı şekilde örneğin MHP bir seçim bölgesinde tek başına milletvekili çıkartamasa da ittifaka yaptığı katkıdan dolayı buranın milletvekili sayısını arttırabiliyordu ve dolayısıyla AKP- MHP’ye bunun milletvekili sayısı olarak dönüşü oluyordu. Zaten baktığınız zaman Cumhur İttifakı’nın maksimum milletvekili sayısına veya Millet İttifakı’na, maksimum milletvekili sayısına katkısı bulunuyordu. Yeni sistemde ne oldu? Artık milletvekilleri ittifakların toplam oyuna göre dağıtılmıyor. Dolayısıyla 2018’deki seçim kanunuyla 2023’teki seçim kanunu arasındaki en temel fark milletvekili dağılımı yapılırken daha önce ittifakların toplam oyunu, sonra partilerin münferid oylarına göre hesaplanırken, şimdi partilerin mülkiyet oylarına göre hesaplanması, aradaki fark budur.”

    Diren KESER/PİRHA