Etiket: Milli Dayanışma

  • Doç.Dr. Yasemin Özgün: Kadınların sözü olmadan barış eksik kalır- VİDEO

    Doç.Dr. Yasemin Özgün: Kadınların sözü olmadan barış eksik kalır- VİDEO

    PİRHA- Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi’nden Yasemin Özgün, TBMM’deki Milli Dayanışma Komisyonu’nda kadınların barış sürecine katılımının yetersizliğini vurguladı. Özgün, kadınların süreçte özne olmadan gerçek bir barışın mümkün olmayacağını belirtti.

    Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, toplumsal barış ve demokratik çözüm süreci kapsamında kadınları dinledi. Komisyona geçtiğimiz günlerde “Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi” adına katılan Doç.Dr. Yasemin Özgün, sürece dair gözlemlerini ve eleştirilerini PİRHA’ya değerlendirdi.

    Uzun yıllardır kadın hareketinin içinde yer alan, Barış Meclisi ve Barış İçin Kadın Girişimi gibi oluşumlarda aktif rol üstlenen Özgün, aynı zamanda çatışma ve çözüm süreçlerinde toplumsal cinsiyet perspektifinden yaklaşan feminist barış savunucularından biri.

    “KURULAN KOMİSYON UMUT VERİCİ”

    Yasemin Özgün, 2013-2015 yılları arasındaki çözüm sürecinde önemli bir yol alındığını ancak sürecin sonuçsuz kalıp yeniden şiddet ortamına dönüldüğünü hatırlatarak, bugün Meclis’te kurulan komisyonun umut verici ancak sınırlı bir adım olduğunu söyledi.

    Özgün, Meclis’e sundukları 5 maddelik öneri çerçevesinde taleplerini de şöyle sıraladı:

    “Siyasetin suç olmaktan çıkarılması gerekiyor. Terörle Mücadele Kanunu kaldırılmalı. Hasta tutsaklar derhal serbest bırakılmalı. Kayyum uygulamaları sona erdirilmeli. Kadınlara yönelik geçmişte yaşanmış cinsel suçlar, hak ihlalleri araştırılmalı. Cezasızlık politikası son bulmadıkça barış inşa edilemez.”

    “KADINLARIN SAYISI YETERSİZDİ, SÖZÜMÜZ KESİLDİ”

    Komisyon toplantısında sözlerinin kesildiğini dile getiren Özgün, Meclis toplantısına dair, “Komisyonun kurulması bizim ısrarlarımızla oldu ve olumlu karşıladık. Ama süreç içinde gördük ki son derece sınırlı bir kesim dinleniyor. Kadın örgütlerinin temsili oldukça azdı, yalnızca 6 örgüt çağrıldı. Gönül isterdi ki feminist yapılar, Kürt kadın hareketinden temsilciler de dinlensin. Bazı konuları dile getirdiğimizde tahammülsüzlükle karşılaştık. Sözümüz kesildi, itirazlarla karşılaştık. Dinliyormuş gibi yapıldı ama ne kadar üzerinde düşünülecek ne yapılacak çok belirsiz. Umarım yanılırım ama bir ‘herkes konuşsun, içini döksün’ havası yaratılıp sonra bu görüşlerin rafa kalkması riski var” dedi.

    “KADINLAR BU SÜRECİN ÖZNESİ OLMALI”

    Özgün’e göre kadınlar, sadece sürecin destekçisi değil, doğrudan öznesi olmak zorunda. Çünkü savaşın ilk muhataplarından biri kadınlar ve barışın yeniden inşasında en fazla yükü onlar taşıyor:

    “Kadınların özne olmadığı bir barış, gerçek bir barış olamaz. Kadınlar savaş dönemlerinde bedenleriyle, emeğiyle, hayatlarıyla sınanıyor. Yıkımı omuzluyor, çocuklarıyla hayatta kalmaya çalışıyor. Ama çözüm sürecinde söz hakları yokmuş gibi davranılıyor. Savaş döneminde kadınların yaşadığı cinsel şiddet, zorla kaybedilme, yoksulluk ve toplumsal çöküş, onların barış talebini daha güçlü kılıyor. Bizim sözümüz bu yüzden kıymetli. Ama ne yazık ki bu süreçte bile kadınların sesi ya bastırılıyor ya da hiç çağrılmıyor. Bu kabul edilemez. Gerçek bir barış için sadece silahların susması yetmez. Adalet, yüzleşme ve eşit temsil gerekir. Kadınların sözü olmadan bu mümkün değil.”

    Fatoş SARIKAYA/ ANKARA 

  • Gülten Kaya: İyileşmenin yolunu açacak olan kadınlardır!

    Gülten Kaya: İyileşmenin yolunu açacak olan kadınlardır!

    PİRHA- Şair Gülten Kaya ile kadınların Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne etkisini konuştuk. Gülten Kaya, savaşın tüm zorlu sonuçlarına ve vahşetine rağmen direnen ve iyileşmenin yolunu açanın hep kadınlar olduğuna dikkat çekerek, “Eğer bir ‘demokratik süreç’ olacaksa, hayatın bitmeyen nöbetini yine kadınlar tutacaktır” dedi.

    Abdullah Öcalan tarafından 27 Şubat’ta yapılan Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı ardından taraflar arasındaki görüşmeler devam ediyor.

    PKK’nin 12 Mayıs’ta silahlı mücadeleyi sonlandırma kararını açıklaması ardından, demokratikleşme yolunda kamuoyunda bir beklenti oluşsa da hükümetten henüz bir adım gelmedi. Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, toplumun farklı kesimlerini dinlemeye devam etse de henüz demokratikleşme adına bir adım atılmadı.

    40 yıllık çatışmalı süreç ardından taraflar bir araya geldi ancak, sekiz aylık istişare döneminde ne Kürt sorunu ne de Alevi sorununa dair hükümetten bir yol haritası belirmedi.

    Şair Gülten Kaya ile kadınların Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne bakışını ve etkisini konuştuk.

    “SAVAŞLAR ERKEK DÜNYASINA MAHSUSTUR”

    PİRHA – Savaşın etkisinin kadına yansıması nedir?

    Gülten Kaya: Anneler ve tüm kadınlar insanlığın en kırılgan ve kırıldığı yerden kendini yine/yeniden var eden en güçlü varlıklardır. Savaşları haklı ya da haksız savaşlar diye ayırmak zor olsa da, işgal, ilhak, güç devşirme, yok sayma, yok etme, hakları yok saymak gibi nedenlerle çıkan savaşlar hep erkek dünyasına mahsustur. Öte yandan, tüm savaşlar gibi, bir varoluş uğruna verilen savaşlarda da acıyı en çok omuzlayan daima kadınlardır.

    Yakın tarihte tanık olduğumuz üzere, savaşlarda çoğu zaman kadın bedeni dahi nesneleştirilerek, bir pazar haline getirilebiliyor.
    Ölen ölür, kalan kalır ama günün sonunda hayatı yeniden sürdürmek ve yaşanılır kılmak yükü kadınların omuzuna kalır.
    Kadın aklı daima barışçıldır, ve tüm katliamların karşısında durur.

    “DİRENEN VE İYİLEŞMENİN YOLUNU AÇAN HEP KADINLAR OLMUŞTUR”

    Yıllardır süren çatışmalı ortamın kadın mücadelesini nasıl etkiledi?  Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin kadınlara etkisi nasıl olacaktır? Kadınlar bu sürece ne tür katkılar sağlayabilir, neler önerirsiniz?

    İnsanlık tarihi boyunca erkek kodları kadınları da daima bir ‘savaş ganimeti’, bir ‘köle’, olarak görür ve kadın bedeni üzerinden o toplumun geleceğini ve yeni kuşakları karartmayı hedefler. Yakın tarihte de bu barbarlığa ve ilkelliğe tanıklık ettiğimiz üzere, bu yüzyılda dahi kadınlar için köle pazarları kurulabildi. Şengal’de Ezidi kadınlarımıza yapılanlar hafızalarımızın en acıtan noktalarından biri olarak duruyor.

    Savaşın tüm zorlu sonuçlarına ve vahşetine rağmen direnen ve iyileşmenin yolunu açan yine hep kadınlar olmuştur.
    21.yy’da da şiddetin her türü ile karşı karşıya olan kadınlar, savaşın tüm yıkıcı sonuçlarına rağmen, sözünü ettiğiniz yeni sürecin dinamiği de olacaklardır elbette. Eğer bir “demokratik süreç” olacaksa, hayatın bitmeyen nöbetini yine hep kadınlar tutacaktır.

    PİRHA/İSTANBUL

    İLGİLİ DOSYA

    ‘Alevi kadınlar barışın kurucu öznesi olmalıdır’
    ‘Kadınlar savaş sürecinden en çok etkilenen kesim, o yüzden barış sürecini kadınlar sahiplenmeli’
    Gazeteci Esra Çiftçi: Alevi kadınların hafızası ve sözü bu sürecin asli unsuru olmalı
    ‘Alevi kadınlar, Barış Süreci’ne çok güçlü bir şekilde destek olmalı’
    Ana Narin Gülçiçeği: Neden barış olmasın?
    ‘Demokratik toplum inşa edilirse devletin küçüldüğü, toplumun büyüdüğü bir süreç olacak’
    Nilgün Mete: Hepimizin ihtiyacı barış; bu nedenle herkese görev düşüyor
    Ana Yalıncakoğlu: Bu ülkede insanların haklarını gasp eden bir devlet sorunu var!

     

  • Numan Kurtulmuş: Barış için Türkiye’ye özgü bir model geliştirmeliyiz

    Numan Kurtulmuş: Barış için Türkiye’ye özgü bir model geliştirmeliyiz

    PİRHA- Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun 10’uncu toplantısı Meclis’te yapıldı. Meclis Başkanı Kurtulmuş, “Elimizi çabuk tutmalı, Türkiye’ye özgü bir çözüm modeli ortaya koymalıyız” dedi.

    TBMM’de Kürt sorununa çözüm amacıyla kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, 10. toplantısını bugün gerçekleştirdi. Toplantının açılış konuşmasını yapan Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, komisyonun “geniş bir toplumsal mutabakatla” kurulduğunu söyledi. “Elimizi çabuk tutmalıyız” diyen Kurtulmuş, barış sürecinde Türkiye’ye özgü bir çözüm modelinin inşa edilmesi gerektiğini vurguladı.

    “HEDEF KAPSAMLI BİR ÇÖZÜM PLANI”

    Kurtulmuş, Meclis’te grubu bulunan partilerin büyük bölümünün komisyona destek verdiğini ve komisyonun Türkiye seçmeninin yüzde 95’ine yakın bir temsil gücüyle hareket ettiğini belirtti. Komisyonun bugüne kadar aldığı tüm kararların ortaklaşa alındığını ifade eden Kurtulmuş, çözüm sürecinin halkın geniş desteğine dayandığını söyledi.

    Konuşmasında, “örgütün kendini feshetmesi ve silahların bırakılması” çağrısına da değinen Kurtulmuş, bu mesajın ardından komisyonun öncelikli görevinin sürecin Meclis denetiminde yürütülmesi ve gereken yasal düzenlemelerin yapılması olduğunu belirtti. Komisyonun önünde, silahsızlanma süreciyle birlikte toplumsal uzlaşmayı sağlayacak kapsamlı bir çözüm planı oluşturma hedefi olduğunu dile getirdi.

    TÜRKİYE MODELİ VURGUSU

    Toplantının ilk oturumunda Prof. Dr. Havva Kök Arslan, Prof. Dr. Sevtap Yokuş Veznedaroğlu, Prof. Dr. Ayşe Betül Çelik ve Doç. Dr. Çerağ Esra Çuhadar konuştu. İkinci oturumda ise Fatih Ulusoy, Hüseyin Oruç, Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan, Doç. Dr. Vahap Coşkun ve Prof. Dr. Talha Köse süreçle ilgili akademik perspektiflerini aktardı.

    Kurtulmuş, “Bugün burada dinleyeceğimiz arkadaşlar, Latin Amerika’dan Asya’ya Afrika’dan Avrupa’ya kadar farklı bölgelerdeki çatışma çözümleriyle ilgili konularda önemli araştırmaları olan isimlerdir. Şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki, bizim şu anda gerçekleştirmeye çalıştığımız husus, bir Türkiye modelini ortaya koymalı. Biz bu süreçte bütün çalışmaların yapılan barış müzakerelerinin çatışma çözümleriyle ilgili atılan adımların detaylı bir şekilde analizini gerçekleştireceğiz. Ama şunun da farkındayız. Yaptığımız şey Türkiye’ye has bir modelin ortaya konulmasıdır” diye konuştu.

    Toplantıda, çatışma sonrası dönemde karşılaşılabilecek sorunlara dair öneriler ve çözüm modelleri tartışıldı. Yasal zemin, toplumsal tanıma, kültürel haklar, yerinden edilenlerin geri dönüşü ve mağduriyetlerin giderilmesi gibi başlıklarda alt komisyon çalışmaları yapılması planlanıyor.

    (HABER MERKEZİ)

  • Komisyon, 7.kez toplandı: Umut hakkı mutlaka uygulanmalıdır

    Komisyon, 7.kez toplandı: Umut hakkı mutlaka uygulanmalıdır

    PİRHA-Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, yedinci toplantısını gerçekleştirdi. Eski TBMM başkanlarının dinlendiği toplantıda konuşan Bülent Arınç, AYM ve AİHM kararlarına uyulması gerektiğini söyleyerek, “Umut hakkı mutlaka uygulanmalıdır” dedi.

    Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, yedinci toplantısını gerçekleştirdi. Bu toplantıda, eski TBMM başkanları dinlendi.

    Toplantıya; Hikmet Çetin, Ömer İzgi, Bülent Arınç, Köksal Toptan, Mehmet Ali Şahin, Cemil Çiçek, İsmet Yılmaz, İsmail Kahraman, Binali Yıldırım ve Mustafa Şentop katıldı. Üç eski TBMM başkanının ise sağlık sorunları nedeniyle komisyona katılamadığı bildirildi.

    HİKMET ÇETİN: “SİLAH KULLANANI AFFETMEK ZOR”

    Hikmet Çetin, silah kullananlarla kullanmayanların ayrılması gerektiğini belirterek, “Silah kullanmış insanları bu aşamada affetmek zor” dedi.

    Çetin, konuşmasına şöyle devam etti:

    “Bana zaman zaman, ‘Kürt devleti kurulacak mı?’ diye sorarlar. Türk ile Kürt, Amerika’nın siyahı ve beyazı gibi değil. Dil ve kültür aynı. Şimdiye kadar, özellikle güney bölgesindeki otellerin sahipleri Kürtlerdir. Terör ayrı, halkın davranışları ayrı. Halklar arasında bir şey yok”

    ÖMER İZGİ: “ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ GÜNDEME GELEBİLİR”

    Ömer İzgi ise suç işleyen herkesin cezasını çekmesi gerektiğini vurguladı. Anayasa’nın ilk üç maddesi ve “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” hükmünün değiştirilemeyeceğini kaydeden İzgi, 66’ncı maddeye dair değişiklik yapılabileceğini belirtti.

    BÜLENT ARINÇ: “UMUT HAKKI MUTLAKA UYGULANMALIDIR

    Bülent Arınç da AYM ve AİHM kararlarına uyulması gerektiğini söyleyerek, “Umut hakkı mutlaka uygulanmalıdır. Genel bir affa zaruri ihtiyaç olarak bakıyorum. KHK ile ihraç edilenler, görevlerine iade edilmelidir” dedi.

    Arınç, sözlerine şöyle devam etti:

    “Geldiğimiz nokta denizin bittiği, geminin karaya vurduğu bir noktadır. Eli yukarıdan tutarak başlatan Bahçeli’ye teşekkür ediyorum. Cumhurbaşkanının kararlılığı iradesi ve komisyonun çalışmaları işin yürütücüsü olacaktı. En çok DEM’den çekiniyorduk, DEM öncü oldu, takdir ediyorum. Bugünkü anayasanın işimize gelen maddelerini başımızın üstünde taşıyıp da işimize yaramayanları kenara koymayı doğru bulmuyorum. Yeni ve çağdaş bir Anayasa, temel haklar ve görevler noktasında özgürlükçü bir anayasaya elbette ihtiyaç var. Ama bu komisyonun görevi yeni bir anayasa yapmak değil. Bugünkü bazı sorunların, iç cepheyi tahkim etme noktasında yerine getirilmesi gerekir. Ekonomide sorunlar var, bugün ekonominin başında olan kişiler kendilerine göre bazı kararlar almışlar. Ona da saygı duymak zorundayız.

    Suriye’deki gelişmeler bu süreci çok yakından ilgilendiriyor. Artık Türkiye’de terörist sayısı o kadar azalmıştı ki neredeyse ayakkabı numaralarını biliyorduk. Suriye’de ise yeni bir süreç var, Suriye’deki gelişmeler noktasında da Türkiye’nin dış politikasını önemli buluyorum.”

    MEHMET ALİ ŞAHİN: “ACELE ETMEKTE YARAR VAR”

    Mehmet Ali Şahin, komisyonun tek amacının, “Terörsüz Türkiye” olması gerektiğini belirterek komisyonun nitelikli çoğunluk kararını almasını olumlu karşıladığını vurguladı.

    Şahin, sözlerini şöyle noktaladı:

    “Terörsüz Türkiye hedefi hayırlı bir iştir. Biraz acele etmekte yarar var. Bizi dinliyorsunuz, kimleri dinleyeceksiniz bilmiyorum ama bu dinleme faslı bir an önce bitmeli. Bir an önce işin özüne girmelisiniz. İnfaz kanununda, ceza kanununda değişiklik yapılacak mı? Bunlar sizin işiniz.”

    CEMİL ÇİÇEK: “SORUN EVRENSEL”

    İkinci oturumda söz alan Cemil Çiçek, sorun tanımlanmadan üzerinde çözüm üretilmesinin mümkün olmadığını kaydederek, “Biz bu komisyonda bir konuyu mu çok konuyu mu yoksa her konuyu mu konuşacağız?” diye sordu. Komisyonun yalnızca bir konuyu konuşması gerektiğini ifade eden Çiçek, şunları kaydetti:

    “Her konuyu konuşmaya kalktığımızda burada başka sorunlar çıkar. Bu komisyon İnfaz Kanunu’ndaki değişiklik ile ilgili öneriler yapacak bir komisyon mu? Onu Adalet Komisyonu da yapardı. Vatandaşların bir kısmı komisyonu önemsiyor ama öbür tarafta da birçok soru işareti var. Bu kafa karışıklığının nedeni, komisyonun göreviyle ilgili muğlaklıklardır. Komisyonun öncelikle bunları gidermesi gerekiyor. Türkiye’de görev yapan yabancı misyon şeflerinin her hafta bir farklı görüşünü açıklaması kafa karışıklığını artırıyor. Komisyonun, kapalı kapılar arkasında yapılan anlaşmaları meşru kılmak için çalıştığı yönünde düşünceler de var. Komisyonda her kafadan bir ses çıkmasını engellemek gerekiyor. Herkes aklına ne geliyorsa söylüyor.

    Terör meselesi artık yalnızca Türkiye sınırları içinde can yakan bir sorun değil. Sorun evrensel hale gelmiştir. Dışarıdaki gelişmeler dikkate alınmadan içeride alınan çözümler, bir süre sonra başka sorunlara yol açabilir. Silah bırakmanın muhatabı kim? KCK ve Suriye’nin kuzeyindeki yapılar bu işin içinde var mı? Bunları netleştirmek gerekiyor. Terör meselesinde dış destek kesilmeden başarı elde edilememiştir. Bunların da kesilmesi gerekiyor.”

    İSMAİL KAHRAMAN: “15 TEMMUZ RUHUNU YAKALAMALIYIZ”

    İsmail Kahraman, “15 Temmuz’da tüm siyasi partilerin tek vücut olduğunu” söyleyerek, TBMM’de kurulan çözüm komisyonunda da “15 Temmuz ruhunun” yakalanması gerektiğini savundu. 21 Mart 2015’te Diyarbakır’da Abdullah Öcalan’ın mektubu okunduğunda güzel bir hava oluştuğunu belirten Kahraman, “Dış mihrakların süreci karıştırdığını” ve geçmiş çözüm girişimlerinin bu nedenle başarıya ulaşamadığını öne sürdü.

    BİNALİ YILDIRIM: “VATANDAŞLIK TANIMININ KAPSAYICI BİR ŞEKİLDE GÖZDEN GEÇİRİLMESİ GEREKMEKTEDİR”

    Binali Yıldırım, Cumhuriyet’in temel değerlerinden verilecek taviz ile barışın tesis edilemeyeceğini vurgulayarak, şunları kaydetti:

    “Kırmızı çizgileri net şekilde ortaya koyduk. Vatandaşlık tanımının kapsayıcı bir şekilde gözden geçirilmesi, güncellenmesi gerekmektedir. Etnik kimlik esasında değil, anayasal vatandaşlık vazgeçilmez bir hakikattir. Ama bu hakikat anayasamızın ilk dört maddesiyle çelişmemelidir. Adem-î merkeziyetçi olarak da tanımlanan bu yapı sadece idari bir yapılanmadır siyasi ve federal düşüncelere tamamen kapalıdır. Kaynakları ve yetkileri artırılmış belediyeler milletin ihtiyaçlarını daha hızlı ve kolay karşılar. Ayrışmayı değil bütünleşmeyi artırır. Bu adımlar ayrıştırıcı değil bilakis tarihin bize yüklediği sorumluluğa uygun bütünleştirici adımlardır. Kendini fesheden bir terör örgütü başka bir isimle karşımıza çıkarsa bu tehlikeli olur. Emperyalist devletlerin ikircikli açıklamalarını da dikkatle izlemeliyiz.”

    Yıldırım, yeni, sivil ve katılımcı bir anayasa gerektiğini de sözlerine ekledi.

    MUSTAFA ŞENTOP: SÜREYE VE TAKİBE BAĞLI BİR AF SAĞLANABİLİR

    Mustafa Şentop ise sürecin şeffaf, hesap verebilir ve Meclis denetiminde olmasının önemine dikkati çekti. Öcalan’ın silah bırakma çağrısının zorlama yorumlarla değersizleştirilmesine izin verilmemesi gerektiğini dile getiren Şentop, önerilerini şöyle sıraladı:

    “Silah bırakma süreci iyi planlanmalıdır. İlk adım tatmin edici şekilde atılmalıdır. Silah bırakan örgüt mensuplarının topluma kazandırılması çalışmaları da elbette gündeme gelebilir. Süresiz bir af yerine, belirli süreli süreye bağlı takibe bağlı bir af sağlanabilir. Demokrasinin ve hukukun geliştirilmesi ve istikrarlı hale getirilmesinin gerektiği kanaatindeyim. Bu, komisyonun odağının dağılmaması açısından sonraki aşamada gündeme alınmalıdır. Toplumsal barış ve toplumda devletin barışması konusunda bir adım atılmalıdır.”

    NUMAN KURTULMUŞ: “KİMSE BUGÜN BURADA YASA ÜZERİNDE ÇALIŞILIYORMUŞ GİBİ BİR ALGI OLUŞTURMAYA KALKMASIN”

    TBMM Başkanı ve Komisyon Başkanı Numan Kurtulmuş, eski Meclis başkanlarının taleplerinin ortaklaştığına dikkati çekti. Sürece zarar vermek isteyen kesimler olduğunu anlatan Kurtulmuş, toplantıyı şu sözlerle kapattı:

    “Sürece zarar vermek isteyen kesimlerin olduğunu, hatta bu toplantı halka açık şekilde gerçekleştirildiği için klavyelerin başında, ‘Bu toplantıya nasıl müdahale oluruz’ diye bekleyenler olduğunu görüyoruz. Komisyonda herkes tekliflerini dile getirdi. Hiç kimse bugün burada sanki bir yasa üzerinde çalışılıyormuş gibi bir algı oluşturmaya kalkmasın.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Kurtulmuş: Sürece uygun bir yasal çerçevenin oluşturulması kaçınılmaz!

    Kurtulmuş: Sürece uygun bir yasal çerçevenin oluşturulması kaçınılmaz!

    PİRHA- Meclis’te kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun 6’ncı oturumunda barolar dinlenecek. Toplantıda açılış konuşması yapan Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, sürece uygun bir yasal çerçevenin oluşturulmasının kaçınılmaz olduğunu vurguladı.

    Kürt sorununun çözümü için Meclis’te kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun 6’ncı oturumu Türkiye Barolar Birliği (TBB) ve illerin baro temsilcilerinin katılımıyla başladı. Türkiye Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan ile 10 ilden baro başkanlarının dinleneceği komisyonda, hukukçular sürece ilişkin görüşlerini aktaracak.

    Toplantının açılış konuşmasını yapan Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nde yaşanan gelişmeleri “tarihi fırsat” olarak değerlendirerek, şunları ifade etti:

    “Sürece uygun bir yasal çerçevenin oluşturulması kaçınılmazdır. Bu çerçevede başta barolar birliğimiz olmak üzere bu konuyla ilgili Türkiye’deki hukuk camiasının katkılarının çok değerli olacağını, çok faydalı olacağını düşünüyoruz ve bugün başta Sayın Barolar Birliği başkanımız olmak üzere Türkiye’deki farklı baroları temsilen arkadaşlarımız konuşacak. Bundan sonraki süreçteki yasal altyapının hazırlanması için ortaya konulacak fikirleri oldukça değerli ve anlamlı buluyorum.

    Başta komisyonumuzun her bir üyesi olmak üzere bu komisyonda bulunan siyasi partilerimize de büyük sorumluluklar düşmektedir. Türkiye’nin kendisine has, kendisine özgü bir modelle gerçekleştirmeye çalıştığı bu sürecin en iyi şekilde tamamlanması için hiç şüphesiz toplumda var olan desteğin artırılması, farklı kesimlerinin de içerisinde katkılarının temin edilmesi şarttır. Buralardan da önemli fikirlerin ortaya çıkacağını, sürecin tamamlanmasına ilişkin pozitif katkıların ortaya konulacağını görüyoruz.”

    Geçtiğimiz hafta gerçekleştirilen oturumda Barış Anneleri, Cumartesi Anneleri ve şehit yakınlarının dinlenildiğini hatırlatan Kurtulmuş, “Hepsinin söylediği, ‘biz bedel ödedik ama artık bu milletin çocukları bedel ödemesin. Biz evlatlarımızı toprağa verdik. Artık toprağa evlatlarımızı değil, silahlarımızı gömelim’ oldu. Her birimizin söylediğimiz sözlere olağanüstü dikkat göstermemiz ve süreci sahiplenerek kamuoyundaki bu konudaki destekleri arttırmamız gerekiyor” diye konuştu.

    Sürecin, Türkiye’ye özgü bir modelle yürütüldüğünü ifade eden Kurtulmuş, “9 ay gibi kısa bir süre içerisinde en başından bugüne kadar olan süreçte fevkalade büyük bir mesafe alınmıştır. Başka ülkelerdeki barış süreçleriyle kıyasladığınızda onların 4-5 yıl içerisinde geldiği noktaya çok şükür Türkiye’de 9 aylık bir süre içerisinde gelmiş bulunuyoruz. Bu Milletimizin bizlerden beklentisi de budur. Ben bu vesileyle bu çalışmanın da oldukça verimli geçmesini temenni ediyorum” ifadelerine yer verdi.

    PİRHA/ANKARA

  • İHD Eş Genel Başkanı Hüseyin Küçükbalaban: Barışta ısrarcıyız-VİDEO

    İHD Eş Genel Başkanı Hüseyin Küçükbalaban: Barışta ısrarcıyız-VİDEO

    PİRHA- İHD Eş Genel Başkanı Hüseyin Küçükbalaban, Meclis’te kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’na yönelik eleştirileri olmasına rağmen barışın konuşuluyor olmasının önemli olduğuna vurgu yaparak,  komisyonun Abdullah Öcalan’ı dinlemesi gerektiğini söyledi.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Eş Genel Başkanı Hüseyin Küçükbalaban, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne ve Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’na ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “SİVİL TOPLUMUN SÜRECE DAHİL OLMASI BAKIMINDAN ÖNEMLİ BULDUK”

    Federal Kürdistan Bölgesi’nde bulunan Süleymaniye kırsalındaki Şikefta Casenê’de silahların yakma törenini takip eden Hüseyin Küçükbalaban, şunları söyledi:

    “10-11 Temmuz tarihlerinde biz Güney Kürdistan’ın Süleymaniye bölgesindeki tören alanına gittik. 30 kişilik PKK militanı geldi orada bir törenle kendilerini barış ve demokratik toplum grubu olarak ifade ettiklerini ilişkin bir açıklama okudular. Kürt meselesinin bundan sonra şiddet dışındaki yollarla çözülmesi gerektiğine inançlarının tam olduğunu, Abdullah Öcalan’ın çağrısına uymak konusunda herhangi bir sorunların olmadığını ama Türkiye’de siyaset yapmak, demokratik hayata katılmak konusunda da yasal düzenlemelerin yapılması gerektiğine ilişkin bir açıklama Kürtçe ve Türkçe orada okundu. İnsana Hakları Derneği, Özgürlükçü Hukukçular Derneği ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı’ndan oluşan 3 kuruma silah bırakan militanların kimlik bilgisi ayrıca yakılan silahların envanterlerinden oluşan bir listenin verileceğine ilişkin bir bilgi bizimle paylaşıldı. Biz de 3 kurum olarak sivil toplumun da sürece dahil olması bakımından önemli bulduk.”

    “KANUNUN BİR GÜVENCESİ VARDIR, BAŞKANLIK KARARININ BİR GÜVENCESİ YOKTUR”

    Meclis’te kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’na ilişkin de konuşan Hüseyin Küçükbalaban, 5 Ağustos’ta yapılan ilk toplantıda komisyonun çalışma usullerini aktardığını hatırlattı. Küçükbalaban, şunları kaydetti:

    “Silah bırakan militanların güvencesi ne olacak? Onların hayata, siyasete katılmaları, can güvenlikleri konusunda ne yapılacak? Bütün bunlara ilişkin hiçbir idari adım ve yasal adım atılmamış oldu. Bu komisyon başkanlık kararıyla kuruldu. Kanunun bir güvencesi vardır, başkanlık kararının bir güvencesi yoktur. Yarın ya Cumhurbaşkanı ya da Meclis başkanı derse ki ‘ben bu komisyonu artık lav ediyorum’. Bunun bir güvencesi yok.

    Bu komisyona bu saate kadar da görüş beyan etmiş görüşlerini ileri sürmüş, öneri yapmış bütün kurumlarda bir şekilde suçlu ilan edilebilirler. Geçmişte bunları yaşadık. Komisyon üyelerinin, Meclis üyesi olmasından kaynaklı milletvekili yasama dokunulmazlıkları var ama o komisyonun sivil üyelerinin ya da oraya gidip görüş beyan eden kurumların hiçbir güvencesi yok.”

    “KÜRT MESELESİNİ 6 AYDA ÇÖZMEK MÜMKÜN DEĞİL”

    Komisyonun 6 ay çalışma süresi belirlediğini belirten Küçükbalaban, Kürt meselesini 6 ayda çözmenin mümkün olamayacağını söyledi. Küçükbalaban, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:

    “Bir yılda bile bunlar mümkün değil. Dolayısıyla bu da bir eksiklik. Komisyon iki gün sivil toplum örgütlerini ya da savaşın mağduru olan tarafları dinlemiş oldu. Meclis başkanına ve komisyon üyelerine İmralı Adası’na gitmeleri gerektiğini ifade ettik. Her partiden bir alt bir komisyon kurulabilirdi, oraya gidilirdi. Orada Abdullah Öcalan da bir dinlenirdi. Bu süreç nasıl yürüyecek? Abdullah Öcalan’ın silahsızlanma sürecine ilişkin görüşleri nedir?

    Takip edebildiğimiz, satır aralarını okuyabildiğimiz kadarıyla Abdullah Öcalan’ın da böyle bir talebi söz konusu. İşte neden silaha sarıldık? Neden silah bırakmamız lazım? Bu arada geçen sürede neler yaşandı, ne oldu, ne bitti. Bütün bunları aktarmak istediğine ilişkin bir niyetinin olduğunu tahmin ediyoruz. Şimdi böylesine önemli bir meseleyi bu kadar dar ele almak komisyonun gücünü zayıflatan durumlardır.”

    “BARIŞ İSTEMEYE DEVAM EDECEĞİZ”

    Komisyona yönelik eleştirileri olmasına rağmen barışın konuşuluyor olmasını önemli bulduğunun altını çizen Hüseyin Küçükbalaban, “Biz barış konusunda ısrarcıyız. Barış çalışmasını kimse istemezse bile biz istemeye devam edeceğiz. Ama kalıcı bir barış, onurlu bir barış, eşit bir barış, hakların iade edildiği bir barış, Kürtlerin haklarının iade edildiği dil, kültür, kimlik ve hakların iade edildiği, Kürt meselesinin sirayet ettiği diğer toplumsal sorunların çözüldüğü bir barış” dedi.

    “KOMİSYONUN KÜRTÇE’Yİ HALEN DİNLEMİYOR OLMASI, KOMİSYONA OLAN GÜVENİ AZALTAN BİR DURUMDUR”

    Komisyon toplantısında dinlenen Barış Anne’lerinin Kürtçe konuşma taleplerinin reddedilmesini de değerlendiren Küçükbalaban, “Bu konuda biz hakikaten şaşkınız. Çünkü Kürt meselesi zaten dil meselesidir. Şimdi böyle bir silahlı şiddeti, 40 yıllık sorunu çözecek bir komisyonun Kürtçe’yi halen dinlemiyor olması, hakikaten bu komisyona olan güveni azaltan bir durumdur” diye ekledi.

    Cebrail ARSLAN-Buse Nehir DEMİR/PİRHA

     

  • DEM Parti komisyon üyelerinden açıklama!

    DEM Parti komisyon üyelerinden açıklama!

    PİRHA- DEM Parti’nin komisyon üyeleri, son iki toplantıya dair yaptıkları açıklamada “İki gün boyunca dinlediğimiz tüm sunumlar bize bir kez daha geçmişin yükünün ağırlığını hatırlattı. Bu yükün ağırlığını hissediyoruz ve bu yükü bizden sonraki nesillerin üstüne bırakmamak için elimizden gelen tüm çabayı, komisyon faaliyetleri boyunca gösterme kararlılığımızı vurguluyoruz” dediler.

    Meclis’te kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partili (DEM Parti) üyeleri açıklama yaptı. Komisyon üyeleri Gülistan Kılıç Koçyiğit, Meral Danış Beştaş, Hakkı Saruhan Oluç, Celal Fırat ve Cengiz Çiçek, 19 ve 20 Ağustos tarihlerinde yapılan son iki toplantıya ilişkin yazılı açıklama yaptı.

    “HER HİKÂYE, HER YAŞANMIŞLIK, HER TESPİT VE ÖNERİ BU FOTOĞRAFI TAMAMLAYAN PARÇALARDI”

    Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun dördüncü ve beşinci toplantısını tamamladığını belirten açıklamada, “İki gün boyunca, komisyonda temsiliyeti olan siyasi partilerin mutabakatıyla belirlenen kişiler ve kurumlar dinlendi. Öncelikle gerek yaşadığı acıları ve mağduriyetleri açık bir şekilde paylaşan gerekse de eleştiri, görüş ve önerilerini ifade eden tüm kişi, çevre ve kurumlara partimiz adına teşekkür ediyoruz. Yapılan konuşmalarda, Kürt meselesinin çatışma zemininde seyrettiği yılların başta can kaybı olmak üzere toplumsal, siyasal ve ekonomik etkilerinin bir fotoğrafının çekildiğini söyleyebiliriz. Her hikâye, her yaşanmışlık, her tespit ve öneri bu fotoğrafı tamamlayan parçalardı” denildi.

    “TARİHSEL ÖDEVLER YÜKLEDİĞİNİN FARKINDAYIZ”

    “İki gün boyunca dinlediğimiz tüm sunumlar bize bir kez daha geçmişin yükünün ağırlığını hatırlattı” denilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Çok farklı siyasal görüşlerden, toplumsal kesimlerden duygularını ve önerilerini komisyonda paylaşan kişi ve kurumların gerekçeleri, dayanakları ve tanımlamaları farklılıklar arz etse de mevcut sürece desteklerini ve başarılı olması temennilerini beyan etmeleri çok kıymetliydi.

    Elbette bakış açılarının ve önerilerinin arasındaki farkların bilincindeyiz. Ancak dinlediğimiz kişi ve kurumların sürece dair desteklerinin, siyaset kurumuna tarihsel ödevler yüklediğinin de farkındayız. Acılar arasında hiyerarşi kuran, acıları birbiriyle yarıştıran anlayışlar karşısında politikanın, toplumsal sorunların çözümüne dair rolünü bir kez daha hatırlıyor ve hatırlatmak istiyoruz.

    “SÜRECİ ENGELLEME AMAÇLI GİRİŞİMLERİN KARŞISINDAKİ DURUŞUMUZU SÜRDÜRÜYORUZ”

    İki gün boyunca dinlediğimiz tüm sunumlar bize bir kez daha geçmişin yükünün ağırlığını hatırlattı. Bu yükün ağırlığını hissediyoruz ve bu yükü bizden sonraki nesillerin üstüne bırakmamak için elimizden gelen tüm çabayı, komisyon faaliyetleri boyunca gösterme kararlılığımızı vurguluyoruz.

    Bu çerçevede, komisyon çalışmalarını dışarıdan yalan ve provokasyonlarla sabote etme, toplumda gelişmekte olan meşruiyeti baltalama, barış ve Kürt sorununun demokratik çözümü yönünde atılacak adımları engelleme amaçlı tüm girişimlerin karşısındaki kararlı duruşumuzu sürdürüyoruz.”

    PİRHA/ANKARA

  • Barış Komisyonu’nda kadın temsili yüzde 20’nin altında: EŞİK’ten eşitlik çağrısı!

    Barış Komisyonu’nda kadın temsili yüzde 20’nin altında: EŞİK’ten eşitlik çağrısı!

    PİRHA- TBMM’de kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’na kadın temsiliyetinin yetersizliğine dikkat çeken EŞİK Platformu, “Kadınlar barışın inşasında asli aktördür” diyerek eşit temsil çağrısında bulundu.

    Eşitlik İçin Kadın Platformu (EŞİK), Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’na yönelik yazılı bir açıklama yayımladı. Komisyonun mevcut yapısında kadın temsil oranının yalnızca yüzde 19,6 olduğunu belirten platform, bu oranın eşit temsil ilkesinden uzak olduğunu vurgulayarak, kadınların barış süreçlerine aktif ve eşit katılımının artık bir tercih değil zorunluluk olduğuna dikkat çekti.

    KADIN TEMSİLİ ORANI DÜŞÜK KALDI

    EŞİK’in aktardığı verilere göre, 51 üyeden oluşan komisyonda sadece 10 kadın milletvekili yer alıyor. Bu durumun eşit yurttaşlık ve temsiliyet ilkeleriyle bağdaşmadığını belirten platform, komisyonun bu açığı kapatmak için davetli listelerinde eşitlik ilkesini gözetmesini ve gerekirse “fermuar sistemi” gibi yöntemlere başvurmasını önerdi.

    Açıklamada, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 1325 sayılı kararına da atıfta bulunularak, kadınların çatışma çözüm süreçlerine ve barışın inşasına eşit katılımının uluslararası hukukun bir gereği olduğu vurgulandı. Kadınların sürece katılımının, yalnızca kadın hakları açısından değil, barışın kalıcılığı ve toplumun tüm kesimlerinin ihtiyaçlarının gözetilmesi açısından da elzem olduğu ifade edildi.

    “BU MÜCADELENİN DESTEKÇİ OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

    Kadınların barış süreçlerine katılmasının bir tercih değil zorunluluk olduğu dile getirilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Barış süreçlerine kadın bakış açısının entegre edilmesini gerektirmektedir. Kadınlar, çatışmalı süreçlerin sadece mağdurları değil, kalıcı bir barışın en önemli inşacılarıdır. Kadınların sürecin asli unsurlarından biri olmasıyla hem toplumsal barışın inşası, hem kalıcılaşması ve hem de kadın ve çocukların ihtiyaçlarının süreçlerde dikkate alınarak daha eşitlikçi ve adil bir toplum yaratılması mümkün olacaktır.

    Bu amaçla komisyonun kısa, orta ve uzun vadeli somut hedefleri içeren bir Ulusal Eylem Planı oluşturması gerekmektedir. Komisyon başkanlığını ve tüm üyeleri bu ilkelere uygun bir çalışma örgütlemeye davet ediyoruz. Eşit yurttaşlık, barış ve demokrasi için atılacak her doğru adımın yanında olmaya ve bu mücadelenin en güçlü destekçilerinden biri olmaya devam edeceğiz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • DEM Parti komisyon üyeleri: Ortak geleceği kurmak sorumluluğu hepimizindir!

    DEM Parti komisyon üyeleri: Ortak geleceği kurmak sorumluluğu hepimizindir!

    PİRHA- DEM Parti’nin Meclis’te süreçle ilgili kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nda yer alan üyelerinin yaptığı açıklamada, komisyona üye veren partilerin, toplumun rızasını oluşturmakta tarihsel bir sorumlulukla karşı karşıya olduğu vurgulanarak, “Toplumsal barışın sağlanması, atılacak adımların kapsayıcı olmasına ve sürecin ihtiyaçlarını gören bir yerden yapılmasına bağlıdır. Hem yerel hem de bölgesel zeminde kardeşliği eşitlik temelinde yeniden güçlendirmek, kardeşlik hukukunu tesis etmek, ortak geleceği ortaklaşarak kurmak sorumluluğu hepimizindir” denildi.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi’nin (DEM Parti), Meclis’te süreçle ilgili kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nda yer alan üyeleri yazılı açıklama yaptı. Gülistan Kılıç Koçyiğit, Meral Danış Beştaş, Hakkı Saruhan Oluç, Celal Fırat ve Cengiz Çiçek’in imzasıyla yapılan açıklamada şunlar ifade edildi:

    “Meclis’te kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu üçüncü toplantısını dün tamamladı. Bu toplantıda komisyonun işlevine, amacına ve işleyişine yönelik görüşler kapsamlı olarak ifade edildi.

    Kürt meselesinin demokratik ve barışçıl çözümü için demokratik bir zeminin geliştirilmesi ve bu zeminin olgunlaştırılması, Meclis’in üzerine düşen tarihsel rolü gerçekleştirmesi ve zamanı her anlamda iyi değerlendirmesi gereken bu komisyonun çalışmalarına bağlıdır.

    Bütün tartışmalardan ve değerlendirmelerden hareketle diyebiliriz ki komisyon tüm toplumsal kesimlerin hassasiyetlerini gözeten bir bakış açısıyla çalışmalarını sürdürmektedir. Komisyona üye veren partilerin, toplumun rızasını oluşturmakta tarihsel bir sorumlulukla karşı karşıya olduğunu özellikle vurgulamak isteriz. Toplumsal barışın sağlanması, atılacak adımların kapsayıcı olmasına ve sürecin ihtiyaçlarını gören bir yerden yapılmasına bağlıdır. “Sen-ben” kısırlığına düşülmeden, adımların atılmasında dikkatli ve hassas davranılması şarttır.

    Önümüzdeki hafta Salı ve Çarşamba günleri, komisyona üye veren partilerin ortaklaşmasıyla oluşturulacak isim ve kurum havuzu kapsamında dinlemeler olacaktır. Çatışmalı süreç boyunca yaşamını kaybeden, mağdur olan ve süreçten olumsuz etkilenen tüm kesimler komisyonda dinlenecektir. Aynı zamanda çatışmalı süreçlerin çözümünde oluşturulacak hukuki ve siyasal zemin hakkında uzmanlığı olan hukuki ve akademik çevrelerin de görüş ve önerilerinin alınması, komisyon çalışmalarını kolaylaştıracak bir adım olacaktır.

    Bu dinlemelerin ardından komisyon, süreç kapsamında yapılması gereken ve demokratik entegrasyonu da kapsayan yasal düzenlemelere dair çalışmalarını yürütecektir. Demokratikleşmeyi hedefleyen ve sürecin ihtiyacı olan yasal düzenlemelere dair önerilerin ele alınması ve kapsamlı bir tartışmayla sonuçlandırılması büyük önem taşımaktadır. Demokratik siyasetin ve toplumsal barışın gücü ancak bu yolla sağlanabilecektir.

    Hem yerel hem de bölgesel zeminde kardeşliği eşitlik temelinde yeniden güçlendirmek, kardeşlik hukukunu tesis etmek, ortak geleceği ortaklaşarak kurmak sorumluluğu hepimizindir. Bu kapsamda gerek partimizin gerekse komisyona dahil olan diğer partilerin gerekli kapsayıcılığı, özeni ve sürecin gerektirdiği cesareti göstereceğine olan inancımızı koruyoruz.”

    PİRHA/ANKARA

     

  • ‘Bu komisyonda olmamız Alevi toplumunun başarısıdır!’-VİDEO

    ‘Bu komisyonda olmamız Alevi toplumunun başarısıdır!’-VİDEO

    PİRHA – Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu üyesi Celal Fırat, 51 kişilik heyette yer almasını “Alevi toplumunun başarısı” olarak yorumladı. Alevi hakikatinin de diğer toplumsal meselelerle birlikte çözüm bulması gerektiğini söyleyen Fırat, “Madem demokrasi deniliyor, demokratikleşme tek taraflı olacak bir konjonktür değil. Alevi toplumunun sorunlarına yönelik bir çözüm üretmeleri gerekiyor” yorumunu yaptı.

    PKK lideri Abdullah Öcalan tarafından 27 Şubat’ta yapılan Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı ardından Meclis çatısı altında kurulan komisyon da çalışmalarını sürdürüyor.

    Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu üyesi Celal Fırat da Alevi toplumunun taleplerini dile getirmek amacıyla mevcut komisyonda yer aldı. Milletvekili Fırat, Kürt sorunuyla birlikte Alevi sorununun da demokratik yollarla çözülmesi için mevcut komisyonun önemine dikkat çekti.

    “HER ŞEYİN BAŞI MUHABBET”

    İstanbul Milletvekili Celal Fırat, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’na dair şu değerlendirmeyi yaptı:

    “Ana muhalefet partisinden iktidara, Türkiye’de olması gereken bir diyalog yolu açıldı. Esasında bütün meseleleri diyalogla çözmek lazım. Bir kere Meclis’te de söylemiştim; keşke kameraları kapatıp, birbirimizle oturup konuşsak. Pirlerimizin söylediği çok güzel bir söz var; ‘Muhabbet ile bulan buldu Hakk’ı, muhabbetsiz kimin kimden hakkı.’ Her şeyin başı muhabbet ise niye konuşmuyoruz?

    Geldiğimiz süreç çerçevesinde hep ‘Bu mesele Mecliste çözülmeli’ deniliyor. Ama çok geç de kalındı denilebilir. Bir sene içerisinde halen bu noktaya gelmesi önemli ama bence çok geç kalındı. İnanıyorum ki bundan sonraki süreçte herkes, toplumun bütün kademelerinde bir sorumluluk yüklenmesi lazım. Sadece bu Meclis’te kurulan komisyondaki arkadaşların sorumlulukları da değil. Her bir canımızın buna dair söz kurması lazım. Kavga, gürültü ve patırtıdan gerçekten artık insanlar yoruldu. Cezaevlerinde şu an 460 bin civarında tutuklu var. Bu durum, ülke için gerçekten büyük bir utanç meselesi. Toplumsal bir çürüme var. İnşallah bu son bulur.”

    “HAKİKATİ BULMANIN YEGÂNE KOŞULU DİYALOG KURMAKTIR”

    Celal Fırat, gelinen aşamada toplumlar arası bir kutuplaşma olduğuna da dikkat çekti. “Bunu yaratan da siyaset kurumu” diye belirten Fırat, “Sürece dayalı şu an çok kirli bir dil kullanılıyor. Muhalefette Halk TV ve Sözcü TV çok kötü bir dil kullanıyor. Havuz medyasını hiç dillendirmeye gerek yok. Yıllardır onlar da toplumu düşmanlaştırdı, düşmanlaştırmaya devam ediyor. Umut ediyorum ki herkes önce dilinden başlar. Bizde bir söz var; ‘Tatlı dil yılanı deliğinden çıkartır’. Hakikatimizi bulmamız lazım. Hakikati bulmanın yegâne koşulu da diyalog kurmaktır. İletişim çağımızdayız fakat iletişim kuramıyoruz. Herkesin de öz eleştiri verecek bir mekanizma pekiştirmesi lazım” değerlendirmesini yaptı.

    ÜZERİMDE ÇOK BÜYÜK SORUMLULUK VAR”

    Milletvekili Celal Fırat, DEM Parti’nin, Alevi sorunu konusundaki hassasiyetine de değindi. Alevilerin uzun yıllardır sorunlarını dillendirebilecek bir mecra aradığını söyleyen Fırat, şunları aktardı:

    “DEM Parti, Alevilere çok büyük bir değer arz etti. İki sene içerisinde Meclis’te yaptığım konuşmalarımın %99.9’u Alevilikle ilgili. Bir gün olsun parti içerisinden ‘Celal dede, diğer meselelerle ilgili de bir söz kursan’ demediler. Tam tersi, ‘Kendi sözünüzü kurun’ denilmekte. Bizim sözümüze daima destek verildi. O anlamıyla bu komisyonda da Alevi toplumunun sesine ses olmamız, toplumun eksiklerini orada dillendirmek çok çok değerli.

    Alevi örgütlerinin de özellikle buraya yönelik talepleri vardı. ‘Biz masada niye yokuz?’ diyorlardı. Alevi toplumunun taleplerine DEM Parti cevap verdi diyebilirim. O anlamıyla üzerimde çok büyük sorumluluk var. Bunun farkındayız. Alevi hakikatinin de diğer toplumsal meselelerle birlikte çözüm bulması lazım. Şimdi kardeşlikten bahsediliyor. Kardeşlik sadece sözle olmayacaktır. Evet Kürt meselesi gerçekten bu ülkenin en öncelikli meselelerden birisi. Cezaevlerine sık sık gidiyorum ve oraya gittiğimde inanın ki yüreklerimiz dağlanıyor.

    Biraz empati yapmak lazım. Artık böyle kirli bir dilden daha çok birbirimize karşı gönüllerimizi açabilecek mekanizmaların pekişmesi gerekiyor. Bunu sadece siyasi iktidar AKP-MHP meselesi çerçevesinde söylemiyorum. Kendi içimizde de artık birbirimize el uzatmamız lazım. Kirlendik, öyle söyleyebilirim. Farklılaştırıldık, ötekileştirildik. Herkesin öz eleştiriye açık olduğu bir süreci yaşamamız lazım. Muhabbet edeceğimiz yer bellidir; o yer pirlerimiz, analarımızın, halkımızın önüdür… O anlamıyla bu komisyonun çok büyük bir yükümlülüğü var.”

    BU AYIPTAN VAZGEÇMELERİ GEREKİYOR”

    Celal Fırat, yeni süreçle birlikte tarihsel yüzleşmenin de yapılması gerektiğini söyledi. Fırat, şunları aktardı:

    “Yakın zaman öncesinde Zini Gediği anma etkinliğindeydim. Büyük bir acı, dram. 97 insan götürülüp kurşuna dizildi. Devletin, adım atması gereken meseleler var. Dersim, Koçgiri, Çorum, Gazi, Sivas Katliamı; bunlara dair de bir söz, bir adım atılması gerekiyor. Kardeşlikten, bir iç barıştan bahsediliyorsa Alevi toplumunun şu an en can alıcı meselelerinden bir tanesi eşit yurttaşlıktır. Aynı çerçevede cemevleri meselesi, zorunlu din dersleri gibi birçok sorun yaşayan bir topluluğuz. Baskı uygulaması bu devletin gerçekten büyük bir ayıbı. Bu ayıptan vazgeçmeleri gerekiyor.

    ‘Aleviler niye bu mesele içerisinde?’ diye soranlar oluyor. Biz bu meselenin tam göbeğindeyiz. Bizler de bu toplumun bireyleriyiz. Halkımızla beraberiz. Bu süreçte bizim de diyaloğa dair söz kurmamız gerekiyor.”

    ALEVİLİK İÇİN BÜYÜK BİR KAZANIM”

    Milletvekili Fırat, Meclis komisyonunda Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na dair itirazların da dile getirileceğini söyledi. Fırat, cemevlerinin yasal statüye kavuşturulması konusunun öncelikli başlıklar arasında yer aldığını belirterek şöyle devam etti:

    “Alevilere karşı yapılan baskıları var. Sistem, kendi Alevisini yaratmaya gayret gösteriyor. Madem demokrasi deniliyor, demokratikleşme tek taraflı olacak bir konjonktür değil. Alevi toplumunun sorunlarına yönelik bir çözüm üretmeleri gerekiyor. Biz dillendireceğiz. Halkımızla beraber bunu pekiştireceğimize inanıyorum. Komisyondaki birçok arkadaşı tanıyorum. Bir güzelliği yaratacağımıza inanıyorum. Umut ediyorum ki hep beraber, Alevi toplumunun, Kürtlerin, Rumların, kadınların, gençlerin bütün sorunlarının konuşulduğu, cezaevi meseleleriyle ya da diğer meselelere dair hepsinin konuşulduğu, çözüm üretildiği bir mekan olur. Tabii komisyonun bir somut adım atması gerekiyor. Buna da karar verecek Meclistir. Komisyonda alınan her karar Meclise gelecek.

    Birkaç gün sonra Hacı Bektaş Veli anma etkinlikleri var. Düşünün halen Alevi dergahları işgal altında. Hacı Bektaş Dergahı da dahil olmak üzere şu an Garip Dede Cemevi’ndeyiz. Buranın arsası da büyükşehir belediyesinde! Onun için herkesin şapkasını önüne koyup bu sürece dair söz kurması gerekiyor. Ama görünen o ki zorlu bir süreç hepimizi bekliyor. Bu süreci başarıya ulaştıracak olan da biziz. Bizlerin orada olması, Alevilik için büyük bir kazanımdır. Orada Alevi toplumunun sesine ses olacağız.”

    “ALEVİ TOPLUMUNUN BİR BAŞARISI”

    Celal Fırat, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin ‘Cumhurbaşkanının bir yardımcısı Alevi, biri Kürt olsun’ çıkışına da değindi. Fırat, Bahçeli’nin önerisini olumlu karşılayarak şunları dile getirdi:

    “Esasında, yıllardır Alevi toplumunun hak arayışı, mücadelesinin bir yansıması olarak bunu görüyorum. Alevi toplumu sokakta, alanlarda basın açıklamaları, mitingler yaptı ve geldiğimiz noktanın ürünü olarak bunu görmek gerekiyor. Yoksa hiçbir devlet bir şey vermez, vermek de istemez. ‘Gelin Aleviler size şunu verdik, bu komisyona gelin’ demezlerdi. Bunu Alevi toplumunun bir başarısı olarak görüyorum. Komisyonda olmamız, Alevi örgütlülüğünün başarısıdır.

    Bu ülkede bir Alevi valinin, kaymakamın olmadığı söyleniyor. Deniliyor ki ‘Gel kardeşim, cumhurbaşkanı yardımcısının birisi Alevi olsun’. Ben, bu söylemin sürece büyük bir katkı sağlayacağına inananlardanım. Bu bir başarıdır. Başarı da Alevi toplumunun alanlarda gösterdiği başarıdır. Mücadele, diplomasi zaferi olarak görüyorum. Bu komisyonda olmamızı da Alevi toplumunun başarısı olarak görmek gerekiyor. Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığı bile Alevileri boşa düşürmek için kuruldu. Ama görünen o ki şu an yeni süreçte o başkanlığın da konumu çok tartışılacak durumda. Belki bir sabah kalktığınızda Alevi toplumunun istediği çerçevede bir yapıya, bağımsız bir kuruma dönüştürülebilir. Bunun da çok uzun olmayacağına inanıyorum. Madem ‘kardeşlik’ deniliyorsa Kürt meselesi ile beraber Alevi meselesinin de çözülmesi lazım.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Komisyon 3. kez toplantı: Demokratikleşme paketi, infaz yasası, yasal düzenleme konuşuldu

    Komisyon 3. kez toplantı: Demokratikleşme paketi, infaz yasası, yasal düzenleme konuşuldu

    PİRHA- ‘Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’ üçüncü kez toplandı. CHP, komisyona 29 maddelik “demokratikleşme paketi” önerisi sunarken, MHP’li Feti Yıldız ise infaz kanunun herkese eşit uygulanmadığını belirterek, kanunun sil baştan yapılması gerektiğini ifade etti. Komisyonda konuşan DEM Partili Gülistan Kılıç Koçyiğit de yasal düzenlemelerde adım atıması gerektiğine işaret etti.

    Kürt sorunun demokratik çözümü bağlamında Meclis’te kurulan “Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu” üçüncü kez toplandı. Toplantı, grubu bulunan ve bulunmayan partilerin üyelerinden çözüme ve işleyişe ilişkin önerilerin alınmasıyla başladı.

    Söz alan Türkiye İşçi Partisi (TİP) Milletvekili Ahmet Şık, basında tartışılan silah bırakma sürecine ilişkin yasa hazırlığı iddialarına işaret etti. AKP ve MHP’nin önerilerini sunması gerektiğini belirten Şık, “Hükümetin düzenleme sınırlarının ve amacının ne olduğunu öğrenmemiz, gündemi buna göre şekillendirmemizi ve gereksiz vakit kaybını önlememizi sağlayacaktır” dedi.

    ORTAK BASIN TOPLANTISI ÖNERİSİ

    Ardından söz alan EMEK Partisi (EMEP) Milletvekili İskender Bayhan, amaç ve araç arasındaki ilişkinin önemine dikkat çekerek, komisyonun halkı ikna etmesi için kapalı toplantılarla ilgili dahi uygun bir bilgilendirme yapması gerektiğini söyledi. Bayhan, ortak basın toplantıların yararlı olacağını söyledi.

    CHP’DEN ‘DEMOKRATİŞLEŞME PAKETİ’

    CHP Grup Başkanvekili Murat Emir de, CHP Demokrasi Adalet ve Demokrasi Komisyonu’nun süreçle ilgili hazırladığı 29 maddelik “Demokratikleşme Paketi”ndeki detayları aktardı. 29 maddelik paket, Meclis’te tam yetkili bir “Toplumsal Barış, Adalet ve Demokratik Mutabakat Komisyonu”nun kurulması, ifade ve örgütlenme özgürlüğünün önündeki engellerin kaldırılması, basın özgürlüğünün güvence altına alınması, infaz mevzuatının insan onuruna uygun hale getirilmesi ve cezaevlerindeki keyfi uygulamalara son verilmesini öngörüyor. Pakette ayrıca, gizli tanık uygulamasının kaldırılması, etkin pişmanlık kurumunun kötüye kullanımına son verilmesi, savunma hakkına yönelik sınırlamaların kaldırılması, KHK ile görevden ihraç edilenlerin durumunun yeniden hukuk çerçevesinde değerlendirilmesi ve devletin inançlara karşı tarafsızlığının sağlanması gibi maddeler de yer alıyor.

    29 maddenin tamamı ise şu şekilde:

    “*TBMM’de tam yetkili bir ‘Toplumsal Barış, Adalet ve Demokratik Mutabakat Komisyonu’ kurulması,
    *Anayasayı askıya alan bir iktidarın varlığında anayasa yapılamaz,
    *Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanması,
    *Toplumsal barışın inşası için ifade özgürlüğü,
    *Kürt sorununun çözümü için demokratik siyaset,
    *Kayyım uygulamasına son verilmesi ve güçlü bir yerel yönetim anlayışı,
    *Siyaseti yargı aracılığıyla dizayn çabalarına son verilmesi, 19 Mart darbe girişimi kapsamında haksızca tutuklanmış olan tüm siyasetçi ve bürokratların derhal tahliyesi,
    *Gezi davası başta olmak üzere toplumsal muhalefeti sindirmeye yönelik davalar nedeniyle cezaevinde tutulanların tahliyesi,
    *Terörle Mücadele Kanununda hukuki belirlilik ilkesi,
    *Güvenlik güçlerinin ve güvenlik bürokrasisinde çalışan sivil memurların özlük haklarının iyileştirilmesi,
    *Cumhurbaşkanına ve kamu görevlisine hakaret suçu sorunu,
    *Halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçunun yeniden düzenlenmesi,
    *Nefret söylemleri ve nefret suçlarının cezalandırılması,
    *Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu’nun bağımsız bir yapıya kavuşturulması,
    *İnsanlığa karşı suçlarla ve işkenceyle etkin mücadele,
    *Otoriter yönetimlerden ithal edilen yasa tekliflerinin gündemden kalıcı olarak geri çekildiğinin açıklanması,
    *Kadın ve çocuklara yönelik şiddete karşı etkin bir mücadele,
    *Halkın haber alma hakkı önündeki bir engel olarak erişim engellemesi sorunu,
    *Sansür yasasının yürürlükten kaldırılması,
    *Basın özgürlüğü önündeki kurumsal ve yasal engellerin kaldırılması,
    *Örgütlenme özgürlüğü önündeki kanun ve uygulamadan kaynaklı tüm engellerin kaldırılması,
    *Adil, kapsayıcı, insan onuruna yaraşır bir infaz mevzuatı,
    *Gizli tanık uygulamasının adil yargılanma hakkını ihlaline son verilmesi,
    *Etkin pişmanlık kurumunun iftiracılığa dönüşmesine derhal son verilmesi,
    *Savunma hakkına getirilen sınırlamalardan geri adım atılması,
    *Cezaevleri İdare ve Gözlem Kurullarının keyfi kararlarının önüne geçilmesi,
    *Kanun hükmünde kararnamelerle görevlerinden ihraç edilenlerin durumunun yeniden hukuk çerçevesinde değerlendirilmesi,
    *Devletin inançlara karşı tarafsız olduğu bir düzenin hayata geçirilmesi,
    *Siyasi soruşturmalarda başsavcılıkların yetki gaspının sonlandırılması.”

    MHP’Lİ YILDIZ: İNFAZ HUKUKU SİL BAŞTAN YAPILMALI

    İnfaz kanunun herkese eşit uygulanmadığını belirten MHP’li Feti Yıldız, “Bunu sil baştan yapmazsak bu işin içinden çıkamayız” dedi.

    İnfaz kanununa ilişkin hatırlatma yapan Yıldız, “İnfaz uygulamasında ayrım yapılmaması gerekir. Buna uyulduğunu zannetmiyorum. Avukatlık yapan üye arkadaşlarımız bunu sık sık görürler. Daha yapacak çok iş var. Bunlardan biri de infaz hukuku. İnfaz hukuku,  ceza yargılamasının bittiği yerde başlar. Bizim infaz hukukumuz yamalı bohçaya döndü. Bunu sil baştan yapmazsak bu işin içinden çıkamayız” diye belirtti.

    DEM PARTİ’Lİ KOÇYİĞİT: EY MECLİS SORUMLULUK AL

    Komisyonda konuşan DEM Partili Gülistan Kılıç Koçyiğit, yasal düzenlemelerde adım atması gerektiğini belirtti. AKP’li Abdülhamit Gül, sivil toplumun dinlenmesi için öneride bulanacaklarını, AKP’li Cüneyt Yüksel, ETA ve IRA süreçlerinin incelenmesini istedi.

    Toplumsal baskılar, ideolojik ve politik motivasyonlar ile parti çıkarları doğrultusunda hareket edilmesi durumunda, bunun tarih ve toplum karşısında suç sayılacağını belirten Gülistan Kılıç Koçyiğit, böyle bir durumda herkesin sürecin altında kalacağı uyarısını yaptı. Gülistan Kılıç Koçyiğit, “Hepimiz bu sürecin vebalini almış oluruz. Buna hakkımız var mı? Sorusunu hepimizin hem önce kendimize hem de birbirimize sormamız gerektiğini düşünüyorum” diye konuştu.

    “YASAL DÜZENLEMELER YAPILMALI”

    Koçyiğit şunları ifade etti:

    “Bizim burada gereken yasal düzenlemeleri yapmamız; gerçek anlamda bu demokrasiyi, açılan yolu genişleten, ilerleten ve mutlaka kalıcı olmasını sağlayan bir yasal mevzuat tartışması da yapmamız gerekiyor. Bu Meclis, bu komisyon, en özgürlükçü tartışmayı yapan, özgürlükçü fikirleri savunan, en ileri uçtaki şeyleri dinleyebilecek ferasette ve yaklaşımla olmalıdır. 1 Ekim’e kadar ne yapacağımızı ortaya koymamız lazım.”

    AKP’Lİ CÜNEYT YÜKSEL: MEVZUAT TARAMASI YAPILMALI

    Meclis Adalet Komisyonu Başkanı ve aynı zamanda AKP Milletvekili Cüneyt Yüksel de çatışma-çözüm örneklerine değinerek, “ETA ve İRA örnekleri incelenmeli. Mevzuat taraması ve uyumlaştırma yapılmalı. Adil yargılanma ve hukuk güvenliği konuları değerlendirilmelidir. Katılımcılara hem yazılı hem sözlü bilgi verme imkanı tanınması faydalı olacaktır” dedi.

    PİRHA/ANKARA

     

  • Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun ikinci toplantısı başladı

    Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun ikinci toplantısı başladı

    PİRHA- Komisyonun ikinci toplantısının açılışında konuşan Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, “Milletin kanaatlerini, beklentilerini karşılayabilecek bir hassasiyet ile dikkat süreci yürütmek mecburiyetindeyiz. Burada ortaya çıkacak bir ortaklaşma, anlayış, Türkiye’nin büyük kitlelerini memnun edecektir” dedi.

    Meclis’te kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun ikinci toplantısı başladı.

    Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Numan Kurtulmuş, açılış konuşması yaparken, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya ve Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanı İbrahim Kalın, kapalı yapılacak komisyonda sunum yapıp, soruları cevaplayacak.

    Basına kapalı yapılacak toplantı öncesi konuşan Meclis Başkanı Kurtulmuş,  komisyonun büyük bir fırsat olduğunu belirterek, “Bir daha silahın, kavganın, çatışmanın konuşulmadığı barışın kardeşliğin konuşulduğu bir ortamın tesis edilebilmesi için komisyona tarihi görevler düşüyor. Bu tarih fırsatın değerlendirilebilmesi için adımlarımızı çok dikkatli atmak mecburiyetindeyiz. Görüşlerimizi çok açık ifade etmek durumundayız. Burada ortaya çıkacak bir ortaklaşma, anlayış, Türkiye’nin büyük kitlelerini memnun edecektir. Bu komisyonun vücuda gelmesinin ana sebebi, İmralı’dan yapılan açıklama sonrasında örgütün silah bırakmayı kabul ettiğini, kendini fesh etmeyi kabul etmesini ve ortaya koymasını ve bu süreç ile birlikte ortaya çıkacak bir takım, yasal düzenlemelerin nasıl yapılacağına ilişkin Meclis’in de süreci, sürece vaziyet etmesi, hazırlık yapması ve bunların tabii ki genel kurula kararlarını almak üzere göndermesi” dedi.

    Kurtulmuş daha sonra toplantının kapalı olup olmamasını oylamaya sundu. Komisyon üyeleri oy birliği ile bu talebi kabul etti. Komisyon, daha sonra kapalı biçimde devam etti.

    PİRHA/ANKARA