Etiket: Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’

  • Eğitim-Sen’den MEB önünde şiddet olaylarına tepki: Yusuf Tekin istifa etmelidir-VİDEO

    Eğitim-Sen’den MEB önünde şiddet olaylarına tepki: Yusuf Tekin istifa etmelidir-VİDEO

    PİRHA-Eğitim-Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, okullarda son günlerde yaşanan şiddet olaylarının bireysel değil, eğitim politikalarının sonucu olduğunu belirterek, yoksulluk, eşitsizlik ve piyasalaştırmanın çocukları şiddete sürüklediğini savundu. Irmak, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’i istifaya çağırdı.

    Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen), Urfa’nın Siverek ilçesi ve Maraş Onikişubat’ta bulunan okullara yönelik gerçekleştirilen silahlı saldırılar nedeniyle tüm kentlerde 16 ve 17 Nisan’da iş bırakma kararı aldı. İş bırakma kararının ardından Eğitim Bakanlığı (MEB) önünde “Yaşam Nöbeti” başlatan Eğitim Sen, nöbete katılım çağrıları gerçekleştirdi.

    Eğitim Sen , Eğitim-İş, Hürriyetçi Eğitim-Sen çağrısıyla bir araya gelen öğretmenler, okullarda artan şiddet olaylarına karşı Türkiye genelinde eş zamanlı eylemler düzenliyor. Öğretmenlere milletvekilleri ve siyasi partiler de destek verirken, Bakanlık önünden “Yusuf Tekin istifa” sloganları yükseldi.

    Nöbete katılmak için Selanik Caddesi’nde Eğitim Sen 1 Nolu Şubesi önünde bir araya gelen Eğitim Sen’liler, Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’i istifaya çağırdı. Kitle daha sonra MEB’in önüne doğru yürüyüş gerçekleştirdi. “Bakanlık uyuma öğretmene sahip çık”, “Öğretmen düşmanı Yusuf Tekin istifa” sloganları ile yürüyen kitle MEB’in önündeki Yaşam Nöbeti eylemine katıldı.

    Eğitim-Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, Milli Eğitim Bakanlığı önünde yaptığı açıklamada okullarda son günlerde yaşanan şiddet olaylarına ilişkin sert değerlendirmelerde bulundu.

    “BU OLAYLARIN FAİLİ TEK TEK ÇOCUKLAR DEĞİLDİR”

    Irmak, yaşanan olayların bireysel vakalar olarak ele alınamayacağını belirterek, “Bu ülkede artık ne doğamızı ne çocuklarımızı ne öğretmenlerimizi ne de öğrencilerimizi koruyabiliyoruz. Toplum olarak ciddi bir endişe içindeyiz” dedi.

    Okullarda meydana gelen olayların “sıradan” olmadığını vurgulayan Irmak, Maraş ve Siverek’te yaşanan örneklere işaret ederek, “Bu olayların faili tek tek çocuklar değildir. Asıl sorumluluk yıllardır sürdürülen eğitim anlayışındadır” ifadelerini kullandı.

    Eğitim sistemindeki yapısal sorunlara dikkat çeken Irmak, yoksulluk, eşitsizlik, liyakatsizlik ve eğitimdeki piyasalaştırma politikalarının çocuklar üzerinde ağır travmalar yarattığını söyledi. Mevcut eğitim yaklaşımının şiddete zemin hazırladığını belirten Irmak, bu politikaların toplumu derin bir krize sürüklediğini ifade etti.

    “YAŞANANLARI BİREYSEL VAKALAR GİBİ GÖSTEREREK SORUMLULUKTAN KAÇIYORLAR”

    Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’i eleştiren Irmak, Bakanlığın yaşanan olaylar karşısında sorumluluk almadığını dile getirerek, “Yaşananları bireysel vakalar gibi göstererek sorumluluktan kaçıyorlar” dedi.

    Okul çağında olup eğitim dışında kalan yüz binlerce çocuğa da dikkat çeken Irmak, bu durumun toplumsal riskleri büyüttüğünü belirtti. “Bu çocuklar yoksulluk ve eşitsizlik içinde kendi haline bırakılıyor. Bugün yaşananlar bunun sonucudur” diye konuştu.

    Irmak, açıklamasını “Bu kadar ağır bir tablonun sorumlusu olan bir anlayıştan çözüm beklenemez. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin istifa etmelidir” sözleriyle tamamladı.

    HABER MERKEZİ

  • Nevzat Millioğulları:Çocuklar üzerinden siyasal çıkar yapılamaz!-VİDEO

    Nevzat Millioğulları:Çocuklar üzerinden siyasal çıkar yapılamaz!-VİDEO

    PİRHA- Malatya Eğitim-Sen Şube Eş Başkanı Nevzat Millioğulları, Milli Eğitim Bakanlığı’nın Ramazan genelgesini “çocuklar üzerinden siyasal çıkar sağlama” ve “kamuda ayrımcı uygulama” olarak eleştirerek, çözümün eşit ve adil eğitimden geçtiğini vurguladı.

    Malatya Eğitim-Sen Şube Eş Başkanı Nevzat Millioğulları, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in yayımladığı Ramazan genelgesine sert tepki gösterdi. PİRHA’ya konuşan Millioğulları, devletin kendi eliyle okullarda ayrımcı uygulamalara imza atamayacağını belirtti.

    “HÜKÜMET KENDİ SİYASİ ÇIKARLARI UĞRUNA BU TÜR FACİALARA İMZA ATIYOR”

    Millioğulları, konuşmasında önce Bakan Yusuf Tekin’in geçmişte 4+4 eğitim sistemi dahil olmak üzere birçok projede görev aldığını hatırlatarak şunları dile getirdi: “4+4 projesiyle bugünkü hükümet bile pişman olmuş durumda. Bugün tekrar değiştirmek istiyorlar. Ama biz biliyoruz ki, eğitim alanında geleceği kurmak istiyorsanız, çocukların ve toplumun ihtiyaçları doğrultusunda hareket etmeniz gerekiyor. Çocukları doyuramazken, okul imkânı sağlayamazken, bu tür işlerle uğraşmak siyasal gerekçelerdir” dedi.

    Ramazan genelgesinin toplum ya da okulun ihtiyacı olmadığını vurgulayan Millioğulları,

    “Devlet kendi eliyle kurumlarında ayrımcı politikalar uygulayamaz. Ramazan Genelgesi bunun göstergesidir. Devlet, 6, 8, 9, 12 yaşındaki çocuklara soyut kavramları veremez, vermemelidir. Kendinizi topluma iyi niyetli göstermek isteyebilirsiniz, topluma hoş görünmek isteyebilirsiniz, kaybettiğiniz itibarı kazanmak isteyebilirsiniz ama bu yol çocuklar üzerinden olmaz. Anadolu topraklarında farklı kültürler ve inançlar var. Tekil bir anlayışa gidilirse ayrışmanın yolunu açarlar ve çocuklar üzerinde psikolojik baskı oluştururlar”

    “HERKES BU YANLIŞIN KARŞISINDA DURMALIDIR”

    Millioğulları, uygulamanın pedagojik olarak da yanlış olduğuna dikkat çekti: “Farklı inançtaki ailelerde şu soru var: ‘Ne oluyor?’ Ama korkudan dile getiremiyorlar. İşte biz sivil toplum örgütleri, eğitim sendikaları, duyarlı insanlar bu aleni gerçekliği herkese haykırmalıyız. Tek başına da kalsak, bunun yanlış olduğunu her yerde söylemeliyiz. Geleceği kurmak isteyen toplumlar felsefeyle yol alır. Ortaçağ anlayışlarıyla değil. Bu uygulamanın eğitim ilkeleriyle, evrensel eğitimle veya inanç eğitimiyle bir ilgisi yok. Çünkü inanç eğitimi seçim ve özgürlük ister” dedi.

    Toplumsal sorunların kaynağına da işaret eden Millioğulları, yoksulluğun ve açlığın suç oranlarını artırdığını belirtti: “Bir insan kendiliğinden suça yönelmez. Yoksulluk ve açlık nedeniyle suça sürüklenir. Peki siz ne yaptınız? İmam hatipleri artırdınız, din ders saatlerini çoğalttınız; yine deizm arttı. Seçmeli dersleri de din dersine çevirdiniz; yine aynı sonuç” ifadelerini kullandı.

    “ÇÖZÜM EŞİT VE ADİL EĞİTİMDEN GEÇİYOR”

    Millioğulları, çözümün eşit ve adil eğitimden geçtiğini savundu: “Temel ahlakı almadıkça, herkese eşit yaklaşmadıkça başaramazsınız. Açlık derinleşiyor, zengin ile yoksul arasındaki fark artıyor. O zaman kimse size inanmaz. İster imam olun, ister şeyh olun. Kamu kendi kurumlarında ayrımcılık yapamaz, tek inanç üzerinden faaliyet gösteremez. Bu yanlıştır. Harcanacak parayı bir fon haline getirin, yoksul çocuklara verin; kimse de itiraz etmez. Toplum kendi vicdanıyla bu işi yapar” dedi.

    Millioğulları, konuşmasını şöyle noktaladı:

    “Bu uygulamalar yanlıştır, bir an önce bundan dönün. Bu anayasanın ilkelerine, Milli Eğitim Temel Kanunu’na aykırıdır. Kamu kurumlarında tek tenciliğe, tek inanca, tek anlayışa gidilemez. Vicdan, toplumsal vicdandır. Bırakın toplum kendi vicdanıyla hareket etsin.”

    Cem EKİNCİ/MALATYA

  • Dersim Milletvekili Ayten Kordu: Ramazan Genelgesi asimilasyoncu bir politikadır, geri çekilmelidir- VİDEO

    Dersim Milletvekili Ayten Kordu: Ramazan Genelgesi asimilasyoncu bir politikadır, geri çekilmelidir- VİDEO

    PİRHA- DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, iktidarın Ramazan ayında eğitim kurumlarına gönderdiği genelgeye sert tepki gösterdi. Kordu, söz konusu genelgenin hem Anayasa’nın yurttaşlık eşitliği ilkesine, hem de laik ve bilimsel eğitime aykırı olduğunu belirterek, “Bu genelge açık bir asimilasyon politikasıdır, bir an önce geri çekilmelidir” dedi.

    Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yayımlanan ve kamuoyuna “Ramazan Ayı Genelgesi” olarak yansıyan düzenleme birçok yerden tepki toplamaya devam ediyor.

    Kamusal eğitimin tarafsızlığına doğrudan bir müdahale olarak değerlendirilen genelgeye ilişkin, DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, ajansımıza konuştu.

    “TEKÇİ ANLAYIŞ FARKLI İNANÇLARA BASKI UYGULUYOR”

    Kordu yaptığı açıklamada iktidarın tekçi anlayışla hareket ettiğini vurguladı: “Siyasal iktidarın kurmak istediği tekçi anlayış, bu topraklarda farklı inanç ve kimliklerde yaşayan insanlara dini araçsallaştırarak baskı uyguluyor. Ramazan ayında eğitim alanlarına dair yayımlanan genelge, pedagojik bilime, laik ve bilimsel eğitim anlayışına tamamen aykırıdır.”

    Dersim’in Alevi kimliğiyle öne çıkan bir coğrafya olduğunun altını çizen Kordu, Alevi toplumunun hâlâ Kültür Bakanlığı çatısı altında yalnızca kültürel bir yapı olarak tanımlandığını hatırlatarak, “Bu yaklaşım açık bir inkar siyasetidir. Din, okullarda bir asimilasyon aracı haline getiriliyor” diye konuştu.

    “ALEVİ KÖYLERİNE CAMİ İNŞA EDİLİYOR, CEMEVLERİNDE İFTAR SOFRALARI KURULUYOR”

    Kordu, Alevi inancı ve yaşamına saygı gösterilmediğini, aksine asimilasyoncu politikaların sürdüğünü ifade ederek, “Alevi köylerine cami inşa etmek, Cemevleri’nde iftar sofraları düzenlemek bu hakikate adil davranılmadığını gösterir. Bu iftarlar, kentteki asimilasyon politikalarını güçlendirmekten başka bir işe yaramıyor” dedi.

    Milletvekili Kordu, Düzgün Baba Cemevi’ne giden yolda jandarmanın kimlik kontrolü yapmasına da tepki gösterdi ve bu uygulamanın, inançların özgürce yaşanmasına engel olduğunu belirtti.

    “VELİLER RAHATSIZ, GENELGE DERHAL GERİ ÇEKİLMELİ”

    Kordu, Ramazan genelgesine karşı velilerden çok sayıda başvuru yapıldığını, müdürlüklere ve mahkemelere dilekçeler verildiğini aktardı:

    “Çocuklara okulda Ramazan’la ilgili eğitimler vermek ve iftar sofraları düzenlemek laik, bilimsel ve anadilinde eğitime aykırıdır. Pedagojik açıdan da kabul edilemez. Bu genelge, yurttaşlık eşitliğini hiçe sayan bir baskı aracıdır ve derhal geri çekilmelidir.”

    Kordu, DEM Parti olarak parlamentodan sokağa kadar her alanda ayrımcılığa karşı mücadele etmeye devam edeceklerini söyledi.

    Nuray ATMACA- Cem EKİNCİ/DERSİM

  • Ramazan etkinlikleri Meclis’te: Ayten Kordu’dan MEB’e laiklik ve eşitlik uyarısı!

    Ramazan etkinlikleri Meclis’te: Ayten Kordu’dan MEB’e laiklik ve eşitlik uyarısı!

    PİRHA- Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Milli Eğitim Bakanlığı’nın “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Kapsamında Ramazan Ayı Etkinlikleri” başlıklı uygulamasını Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne taşıdı. Kordu, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in yanıtlaması istemiyle verdiği önergede, söz konusu etkinliklerin laiklik, eşitlik ve din-vicdan özgürlüğü ilkeleriyle çeliştiğini vurguladı.

    Kordu, önergesinde Anayasa’nın 2, 10, 24 ve 42. maddelerine dikkat çekerek devletin tüm inançlar karşısında tarafsız olması gerektiğini hatırlattı. “Belirli bir dini dönemin sembollerinin, ritüellerinin ve anlatılarının merkezî planlamayla okullarda uygulanması; farklı kimliklere sahip çocukları görünmez kılma, dışlanma ve akran baskısına maruz bırakma riski taşımaktadır” dedi.

    “ALEVİ ÖĞRENCİLER VE FARKLI İNANÇ GRUPLARI AÇISINDAN SORUNLU BİR DURUM”

    Kordu, özellikle Dersim’de İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün 3–6 Mart tarihleri arasında Atatürk Anadolu Lisesi Kapalı Spor Salonu’nda düzenleyeceği Ramazan etkinliklerine dikkat çekti. Etkinlik kapsamında davul ve manilerle karşılama, Ramazan anlatıları, şarkılar, rozet ve hediye takdimi yer alacak. Kordu, bunun yalnızca kültürel değil, belirli bir dini döneme dayalı kurumsal bir etkinlik niteliğinde olduğunu belirtti.

    Önergesinde, özellikle okul öncesi ve ilkokul düzeyindeki öğrencilerin Ramazan etkinlikleri adı altında belirli bir dini içerikle yönlendirilmesinin pedagojik ve hukuki sakıncalarına işaret eden Kordu, şunları kaydetti:

    “Henüz eleştirel düşünme kapasitesi gelişmemiş çocukların tek yönlü dini içeriklere maruz bırakılması, farklı inançlara sahip çocukların dışlanmasına, görünmez kılınmasına ve akran baskısına yol açabilir. Velilerin açık rızası olmaksızın öğrencilerin bu etkinliklere yönlendirilmesi hukuki sorunlar doğuracaktır” dedi.

    Kordu’nun Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e yönelttiği sorular ise şu şekilde:

    1. Ramazan etkinlikleri genelgesi hazırlanırken laiklik, eşitlik ve din-vicdan özgürlüğü bakımından hukuki uygunluk değerlendirmesi yapıldı mı?
    2. Türkiye’nin çok inançlı yapısında, farklı inanç gruplarına mensup öğrencilerin haklarının korunması için hangi önlemler alındı?
    3. 4–6 yaş grubu çocukların dini içerikli etkinliklere yönlendirilmesinin pedagojik uygunluğu konusunda hangi uzman görüşüne başvuruldu?
    4. Dersim’de 3–6 Mart’ta planlanan etkinlikler, Bakanlığın merkezî talimatı kapsamında mı yapılıyor?
    5. İl Milli Eğitim Müdürlüklerinin dini içerikli programları merkezî planlama ile organize etmesi, kamusal eğitimin tarafsızlığına uygun mu?
    6. Etkinliklere katılım zorunlu mu? Katılmak istemeyen öğrenciler için alternatif program öngörüldü mü?
    7. Velilerin yazılı onayı olmadan öğrencilerin bu etkinliklere dahil edilmesi hukuken mümkün mü?
    8. Etkinliklerin merkezî genelgelerle planlanması, öğretmenler üzerinde uyum baskısı yaratmıyor mu?
    9. Katılım göstermeyen öğretmen ve yöneticiler için mesleki risk ya da örtük baskı söz konusu değil mi?
    10. Dersim gibi farklı inanç kimliklerinin yoğun yaşadığı bölgelerde bu uygulamaların toplumsal etkileri için özel bir analiz yapıldı mı?

    Kordu, önergesinde Milli Eğitim Bakanlığı’nın anayasal yükümlülüklerini hatırlatarak, kamusal eğitimin tarafsızlığının korunması gerektiğini vurguladı.

    PİRHA/ANKARA

  • Zonguldak’ta liseli öğrenciler, görevden alınan öğretmenleri için eylem yaptı-VİDEO

    Zonguldak’ta liseli öğrenciler, görevden alınan öğretmenleri için eylem yaptı-VİDEO

    PİRHA-Zonguldak’ta Mehmet Çelikel ve İMKB Anadolu Öğretmen Lisesi öğrencileri, öğretmenlerinin görevden almasını protesto etti.

    Proje okulları olarak bilinen Türkiye’nin en başarılı bazı liselerinde öğretmen atamalarına karşı protestolar devam ediyor.

    Zonguldak’ta Mehmet Çelikel ve İMKB Anadolu Öğretmen Lisesi öğrencileri, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin tarafından  proje okullarında görevli olan öğretmenleri görevden alıp yerine yeni öğretmen ataması kararı ardından liseli öğrenciler duruma tepki göstererek eylem yaptı.

    Eylemde öğrenciler hep bir ağızdan, “Özgür insan, özgür eğitim’ sloganı atarak, duruma tepkilerini gösterdi.

    GÖREVLENDİRME ŞEFFAF LİYAKATE UYGUN YAPILMALI

    Okul’un önünde yapılan eylemde basın açıklaması düzenleyen öğrenciler, öğretmenlerinin görevlerine iade edilmesi hususunda şu ifadelere yer verdi:

    “Zonguldak’ta bulunan İMKB Anadolu Öğretmen Lisesi ve Mehmet Çelikel Lisesi, Milli Eğitim Bakanlığı’na proje okulları arasında yer almakta olup bu statüde bulunan öğretmenlerin atama görevlendirme süreçlerinin şeffaf liyakate dayalı objektif kriterlerle yürütülmesi gerekmektedir, ancak son dönemde yapılan bazı öğretmen yönetici ve öğretmen atamaları kamuoyunda soru işaretlerine yol açmıştır. Bu atamaların eğitimde fırsat eşitliği ve kurumsal liyakat ilkeleri ile ne ölçüde örtüştüğü tartışma konusu olmuştur. Eğitim Kurumları toplumsal adaletin ve eşitliğin teminatı olmak zorundadır. Nitelikli eğitimin temeli görevini özveriyle sürdüren öğrenci merkezli ve çağdaş değerleri esas alan öğretmen kadrolarıdır. Bununla birlikte bazı kıymetli ve okulun simgesi haline gelmiş öğretmenlerimizin demokratik ifade özgürlüğü kapsamında paylaştıkları düşünceler nedeniyle görevlerinden uzaklaştırıldığı yönünde haberler bizleri derinden üzmüştür.

    ÖĞRETMENLERİN CEZALANDIRILMAK DEĞİL TEŞVİK EDİLMESİ GEREKİYOR

    Anayasanın 26. ve 27. maddeleri güvence altına alan ifade özgürlüğü kamu görevleri içinde geçerlidir. Öğretmenlerimizin eğitimci kimlikleriyle ülkenin ortak değerlerine bağlı kalarak toplumsal gelişime katkı sunmaları cezalandırılması değil, teşvik edilmesi gereken bir tutumdur Bizler yıllardır okullarımızda emek veren öğretmenlerimizin görevlerine bir an önce iade edilmelerini talep ediyoruz. Eğitim ortamlarımızın politik kaygılardan uzak adaletli ve huzurlu yapılar olarak korunması gerektiğine inanıyoruz. Öğretmenler atama ve yönetici görevlendirme süreçlerinin liyakat esaslı hale getirilmesi yalnızca bireylerin değil ülkemizin eğitim güvencesi açısından da hayati öneme sahiptir. Eğitimde adaletin şeffaflığın ve fırsat eşitliğinin hakim olması için çabamızı sürdüreceğiz, öğretmenlerimizin görevlerine dönmemesi halinde demokratik haklarımız çerçevesinde, sürece barışçıl yollarla tepkimizi göstermeye devam edeceğimizi kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Munzur Ortaokulu’nun bahçesinin, cami arsasına girdiği gerekçesiyle daraltılması Meclis gündemine taşındı

    Munzur Ortaokulu’nun bahçesinin, cami arsasına girdiği gerekçesiyle daraltılması Meclis gündemine taşındı

    PİRHA-DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Dersim’deki Munzur Ortaokulu’nun bahçesinin, cami arsasına girdiği gerekçesiyle daraltılmasını soru önergesiyle Meclis gündemine taşıdı. Kordu, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e “Munzur Ortaokulu’nun alanı daraltılırken öğrenciler, veliler ve eğitimciler bilgilendirilmiş midir?” diye sordu.

    Dersim’in Atatürk Mahallesi’nde bulunan ve yaklaşık 300 öğrencinin eğitim-öğretim gördüğü Munzur Ortaokulu’nun bahçesinin bir kısmı bitişiğindeki cami arsasına girdiği gerekçesiyle müftülüğün talebiyle daraltıldı.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Dersim’deki Munzur Ortaokulu’nun bahçesinin, cami arsasına girdiği gerekçesiyle daraltılmasını Meclis gündemine taşıyarak, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in cevaplaması istemiyle soru önergesi verdi.

    “SOSYAL YETERSİZLİĞİ NEDENİYLE ÇOCUKLAR MAĞDUR EDİLDİ”

    300 öğrencinin eğitim gördüğü Munzur Ortaokulu’nun bahçesinin bir kısmı bitişiğindeki cami bahçesinin arsasına geçtiği gerekçesiyle müftülük talebiyle yeniden düzenlendiğini belirten Ayten Kordu, “Söz konusu düzenlemeyle okul bahçesinin daraltıldığını dolayısıyla sosyal alan yetersizliği sebebiyle çocukların mağdur edildiğini söyleyen veliler ve eğitimciler bu mağduriyetin bir an önce giderilmesini talep etmektedir. Munzur Ortaokullu Dersim’in en kalabalık okullarından birisi olmasına rağmen beden eğitimi derslerinin yapılabileceği bir spor salonu bile mevcut değildir. Dolayısıyla bahçesi ve spor alanları başta olmak üzere fiziki koşulları yetersizken bu müdahale ile bahçe çocuklara yetmeyecek, beden derslerini okulun daralan bahçesinde zor şartlarda yapmak zorunda kalacaklar. Bu durumda okul girişi de arkadan verilecek, o kısım da dar ve kışın aşırı buzlanmadan dolayı başta engelli öğrenciler olmak üzere, tüm öğrenciler ve okul çalışanları için ciddi bir risk oluşturacaktır. Okulda bir yangın olsa itfaiye ve ambulansın alana girmesi bile imkânsız bir hal alacaktır. Düzenlemeden kaynaklı çıkabilecek olası bütün sıkıntılar yetkililere bildirilmesine rağmen şu ana kadar hiçbir çözüm üretilmemiş ve bahçe daraltılmıştır” dedi.

    “ASİMİLASYON POLİTİKALARININ İNCELİKLİ OLARAK UYGULANMASIDIR”

    Arsa camiye devredilirken öğrencilerin spor ve yaşam alanları için alan bırakılmadığına dikkat çeken Kordu, sözlerinin devamında şunları dile getirdi:

    “Hiç şüphesiz bütün bunlar devletin Diyanet İşleri Başkanlığı aracılığıyla ihtiyaç olmadığı halde ideolojik saiklerle açtığı camiler ve tarikatların açtığı öğrenci yurtlarıyla Alevilere yönelik asimilasyon ve sünnileştirmek politikaların incelikli olarak uygulanmasıdır.  Bu inkârcı anlayışa karşı her zaman ve her yerde Alevi halkı olarak inancımızı, kültürümüzü yaşamaya ve dilimizi kullanmaya devam edeceğiz.”

    “MAĞDURİYETLERİN GİDERİLMESİ İÇİN ÇÖZÜM GETİRECEK BİR PLANLAMANIZ MEVCUT MUDUR?”

    Milletvekili Ayten Kordu, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e şu soruları sordu:

    -Söz konusu arsanın esasen Milli Eğitim Müdürlüğüne ait olduğu ancak arsanın cami yapılması amacıyla İl Milli Eğitim Müdürlüğünce devredildiği bilgisi doğru mudur? Doğru ise eskiden okul olan ve cami olarak kullanılması için devredilirken öğrencilerin spor ve yaşam alanları için alan bırakılmasına neden dikkate alınmamıştır?

    -Fiziken yetersiz koşullar altında eğitim-öğretim gerçekleştirilen Munzur Ortaokulu’na tahsis edilen bahçenin bir kısmı, bitişiğindeki cami arsasına tahsis edilerek öğrencilerin spor ve yaşam alanı daraltılmasının gerekçesi nedir?

    -Munzur Ortaokulu’nun alanı daraltılırken öğrenciler, veliler ve eğitimciler bilgilendirilmiş midir? Daraltılan alanı kullanan kişiler olarak görüşleri ve onayları alınmış mıdır?

    -Okulun alanının daraltılması ile ilgili ortaya çıkacak mağduriyetlerin giderilmesi için çözüm getirecek bir planlamanız mevcut mudur?

    -Söz konusu düzenlemeyle okul bahçesinin daraltıldığını dolayısıyla sosyal alan yetersizliği sebebiyle çocukların mağdur edildiğini söyleyen velilerin ve eğitimcilerin talepleri dikkate alınarak, mağduriyetin giderilmesi için bakanlık olarak herhangi bir çalışmanız olacak mıdır?

    -Yine söz konusu düzenleme ile özellikle engelli çocukların ve velilerin sorunlarına ilişkin bir çalışmanız olacak mıdır?

    (HABER MERKEZİ)

    İLGİLİ HABERLER:
    -Dersim’de okul bahçesine cami ayarına tepki: Öğrencilerin hayatını etkiliyor-VİDEO
    -Kordu: Okul ile camiyi yan yana inşa etmek tesadüf değil; inancımıza Sünni aklı dayatıyorlar

  • Alevi kurum başkanları, Bakan Tekin’le görüştü: Alevi çocukların yaşadığı zulüm anlatıldı-VİDEO

    Alevi kurum başkanları, Bakan Tekin’le görüştü: Alevi çocukların yaşadığı zulüm anlatıldı-VİDEO

    PİRHA- Alevi kurumlarının randevu talebi üzerine kurum başkanları, bugün Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ile görüştü. PİRHA’ya açıklamalarda bulunan ABF Genel Başkanı Mustafa Aslan ” Milli Eğitim Bakanı’yla makamında görüştük. Alevi kurumların kuruluşundan bugüne kadar başta zorunlu din dersleri olmak üzere, çocuklarımızın eğitim alanında yaşadığı sıkıntıları, sorunları ve rahatsızlıklarımızı dile getirdik” dedi.

    Alevi kurumlarının genel başkanları, bakanlıklardan randevu talebinde bulunmuştu. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yapılan dönüş üzerine Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Mustafa Aslan, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşbaşkanı Nevin Kamil Ağaoğlu, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe, Alevi Kültür Derneği (AKD) Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz ve Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Genel Başkanı Ercan Geçmez, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ile görüştü.

    Görüşmenin ardından PİRHA‘ya konuşan ABF Genel Başkanı Mustafa Aslan görüşmenin detaylarını aktardı.

    “BAKANA ALEVİ ÇOCUKLARIN YAŞADIĞI ZULMÜ ANLATTIK”

    Mustafa Aslan, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ile görüşerek eğitim alanında yaşanan sorunları kendisine aktardıklarını söyledi.

    Aslan, şu ifadeleri kullandı:

    “Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Pir Sultan Abdal Kültür Deneği (PSAKD), Alevi Kültür Deneği (AKD) ve Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) olarak Milli Eğitim Bakanı’yla makamında görüştük. Alevi kurumların kuruluşundan bugüne kadar başta zorunlu din dersleri olmak üzere, çocuklarımızın eğitim alanında yaşadığı sıkıntıları, sorunları ve rahatsızlıklarımızı dile getirdik. Her zaman dile getirdiğimiz laik, bilimsel, demokratik eğitim vurgusunun ne anlama geldiğini, ne ifade ettiğini kendisine anlattık.

    Adının seçmeli din dersi olmasına rağmen zorunlu din dersleri ile ilgili pratikteki uygulamaları anlattık. ÇEDES ve benzeri projeler ile Alevi çocuklarının yaşadığı zulmü anlattık. Bu projeleri kabul etmediğimizi, başta Alevi çocukları olmak üzere bu ülkedeki başka inançlardaki çocukların yaşadıkları sıkıntıları anlattık. Milli  eğitiminin bir medrese eğitimine doğru gitmesinin tehlikelerini anlattık. 2024-2025 uygulamayı planladıkları yeni müfredat ile ilgili kaygılarımızı, itirazlarımızı dile getirdik. Ve bu müfredatı asla kabul etmeyeceğimizi bununla ilgili bütün demokratik haklarımızı kullanacağımızı, geçmişte olduğu gibi mücadelemize devam edeceğimizi ilettik sayın bakana. Aslında 20 dakikalık planlanan görüşme 1 saat sürdü. Uzun bir görüşmeydi.

    “SORUN İKTİDAR PARTİSİNİN GENEL ANLAYIŞI”

    Sayın bakan kendisini anlattı bize, kendisi ile ilgili kamuoyunda çıkan ifadelerin gerçek olmadığını aktardı ve kendi hayatıyla ilgili örnekler verdi. Burada sorun aslında iktidar partisinin genel anlayışı, iktidar partisinin zihnindeki sıkıntılar ile karşı karşıyayız. Kimin koltuğa oturduğundan çok o koltuğu kontrol eden zihniyet önemli. O zihniyetin Türkiye’yi laik eğitimden, bilimsel eğitimden, demokratik eğitimden ne kadar uzaklaştırdığının göstergesi. Biz itirazlarımızı söyledik kendisi de dinledi, uzunca notlar aldı. Takipçisi olacağız.

    Dün KESK’i ziyaret ettik daha önce de Eğitim Sen’i ziyaret etmiştik. Tüm eğitim sendikalarıyla birlikte laik ve seküler yaşamdan yana olan tüm kesimler ile bu süreçte yapılması gereken bütün demokratik hakları kullanma konusunda kararlılığımız devam edecek.”

    PİRHA/ANKARA

  • Milletvekili Karaca, tarikatçıların kız çocuklarını okula göndermemesini Meclis’e taşıdı

    Milletvekili Karaca, tarikatçıların kız çocuklarını okula göndermemesini Meclis’e taşıdı

    PİRHA- Emek Partisi (EMEP) Gaziantep Milletvekili Sevda Karaca, Cumhuriyet gazetesinin gündeme getirdiği ‘Hayalet öğrenciler’” başlıklı haberde karma eğitime karşı olan tarikat üyelerinin kız çocuklarını okula göndermemesini Meclis gündemine getirdi.

    Emek Partisi (EMEP) Gaziantep Milletvekili Sevda Karaca, kaydı olmasına karşın okullara gönderilmeyen kız çocuklarını Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e sordu.

    Karaca, “12. sınıflar sınav kaygısı nedeniyle okula gelmek istemiyor. İşin acı yanı bu sorunun küçüklerde de yaşanması. Özellikle kız çocuklarında. Örneğin bir özel ilkokulda kayıtlı görünen kız öğrencinin okula gelmediği fark ediliyor. Yönetim ‘Böyle bir durum yok’ dese de kız öğrenci sadece sınav günleri sakallı, cüppeli adamlar tarafından okula getiriliyor, özel bir odada sınava sokuluyor ve sonra da götürülüyor. Lise son sınıfların bir gerekçesi var ama küçük yaştaki hayalet öğrencilerin tarikat baskısı altında dini eğitimle beyinleri yıkanıyor. Öğrenci dönem sonlarına doğru okula uğrayıp müdür yardımcısının yönetiminde sınav kâğıtlarını doldurup not alıyordu. Bizlere söylenen, ailenin son derece muhafazakâr olduğu ve kızlı-erkekli eğitime karşı olduğuydu. Bunu genelde aşırı dinci, muhafazakâr aileler, aşiret aileleri ya da siyasi bağlantısı olan aileler istiyordu” diyerek haberde olaya tanık olan bir öğretmenin anlattıklarını aktardı.

    “NE ŞEKİLDE VE NE SIKLIKLA DENETLENMEKTEDİR?”

    EMEP Milletvekili Sevda Karaca, “Hayalet Öğrenciler”e ilişkin Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e şu soruları sordu:

    • Basına yansıyan bu ve benzeri haberlerde yer alan iddialara ilişkin Bakanlığınız bilgi sahibi midir?
    • Öğrencilerin okullara kayıtlarının yapılıp yapılmadığı; kaydı olan öğrencilerin okullara gönderilip gönderilmediği ne şekilde ve ne sıklıkla denetlenmektedir?
    • 2023-2024 Eğitim-Öğretim yılında okula kaydı yaptırılıp okula gönderilmediği tespit edilen öğrenci sayısı kaçtır? Bu konuda il ve ilçe milli eğitim müdürlükleri ve Bakanlığınıza kaç tane bildirim ya da şikayet yapılmıştır? Kaç öğrenci Bakanlığınızın teftişleri ile tespit edilmiştir?
    • Bu öğrencilerin velileri ve kayıtlarının bulunduğu okulların idarecileri için ne tür işlemler uygulanmıştır?
    • 2023-2024 Eğitim-Öğretim yılında Türkiye genelinde kaç öğrenci yasal devamsızlık sınırını aşmıştır? Bunların yaş, sınıf ve cinsiyet dağılımı nedir?

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Özel Sektör Öğretmenleri, 22 Nisan’da MEB önüne gidiyor

    Özel Sektör Öğretmenleri, 22 Nisan’da MEB önüne gidiyor

    PİRHA-Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası, öğretmenlerin taleplerini dile getirmek için Millî Eğitim Bakan Yardımcısı Kemal Samioğlu ile 22 Nisan Pazartesi için yeni bir görüşme talep etti. Sendikanın yaptığı paylaşımda, “Millî Eğitim Bakanlığının öğretmenlik mesleğine verdiği kıymet, atacağı ya da atmayı tercih etmeyeceği adımlarla kendisini açıkça gösterecektir” denildi.

    Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası, 29 Ocak’ta TBMM önündeki ‘taban maaş’ hakkının yasalaşması ve bu hakkın meclisten geçmesi için eylem yapmıştı. Sendika, eylem sonrası Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ile yaptığı görüşmede öğretmenlerin taleplerini içeren dosyaları teslim etmişti.

    Şubat ayından bu yana taban maaş sürecinin işleyişine dair yeni görüşme taleplerine şu ana kadar herhangi bir dönüş yapılmadığını aktaran sendika, “Geldiğimiz noktada, Millî Eğitim Bakan Yardımcısı Kemal Samioğlu ile 22 Nisan Pazartesi için yeni bir görüşme tarafımızca talep edilmiştir” diye ekledi.

    TABAN MAAŞA NE OLDU?

    On binlerce öğretmenin özlemle beklediği talepleri yetkililere taşıma sorumluluğu ile hareket ettiklerinin altını çizen Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası yaptığı paylaşımda, “Talebimiz, insanca bir yaşam içindir. Bu taleplerle topladığımız imzaları Bakanlık yetkililerine ulaştıracağız. Millî Eğitim Bakanlığının öğretmenlik mesleğine verdiği kıymet, atacağı ya da atmayı tercih etmeyeceği adımlarla kendisini açıkça gösterecektir” dedi.

    22 Nisan Pazartesi, ‘taban maaşa ne oldu?’ diyen sendika temsilcileri MEB önünde olacak ve öğretmenlerin taban maaş hakkı için topladıkları imzaları teslim edecek.

    PİRHA/ANKARA

  • Öğretmenlerin eylemi sonuç verdi, bakanlık görüşmeyi kabul etti-VİDEO

    Öğretmenlerin eylemi sonuç verdi, bakanlık görüşmeyi kabul etti-VİDEO

    PİRHA- Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası, taleplerini dile getirmek için Meclis önünde bir araya geldi. Öğretmenler, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ile görüşme talebinde bulundu. Polis ablukasında bekleyen öğretmenler, yapılan görüşmenin ardından haftaya Bakan Yusuf Tekin ile görüşeceklerini belirtti.

    Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası’nın “taban maaş hakkı” talebiyle Ankara’da bir araya geldi. Meclis önünde yapılan açıklamaya Eğitim Sen, Eğitim İş, TTB, İHD, CHP, EMEP, DEM Parti milletvekilleri destek verdi

    Basın açıklamasının ardından, Bakan Yusuf Tekin ile görüşmek isteyen öğretmenler, yaklaşık 4 saat boyunca Meclis önündeki Milli Egemenlik Parkı’nda bekledi.

    Dört saat süren beklemenin ardından, TBMM Genel Sekreteri Talip Uzun eylem yapan öğretmenlerin yanına gelerek, Milli Eğitim Bakanı Kemal Şanlıoğlu’nun öğretmenleri temsilen bir grup öğretmenle görüşeceğini söyledi.

    Bakanlık ile yapılan görüşmeye katılan temsilciler adına konuşan Edebali, haftaya Yusuf Tekin ile bir görüşme yapılacağını ifade etti.

    PİRHA/ANKARA

     

     

  • Denizli’de Veli-Der Milli Eğitim Bakanı hakkında suç duyurusunda bulunacak- VİDEO

    Denizli’de Veli-Der Milli Eğitim Bakanı hakkında suç duyurusunda bulunacak- VİDEO

    PİRHA- Veli-Der Denizli Şubesi düzenlediği eylemde Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin hakkında suç duyurusunda bulunacağını ifade etti. 

    Öğrenci Veli Derneği (Veli-Der) Denizli Şubesi, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in “….Bunların içerisinde, sizin ‘tarikat-cemaat’ dediğiniz, bizim ‘STK’ dediğimiz yapılarla toplasanız 10 tane protokolümüz vardır” sözlerine ilişkin suç duyurusunda bulanacaklarını belirterek bir eylem düzenlendi.

    Eylemde yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “YUSUF TEKİN HAKKINDA SUÇ DUYURUSUNDA BULUNACAĞIZ”

    Açıklamada ayrıca Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in “….Bunların içerisinde, sizin ‘tarikat-cemaat’ dediğiniz, bizim ‘STK’ dediğimiz yapılarla toplasanız 10 tane protokolümüz vardır” sözlerine ilişkin suç duyurusunda bulanacaklarını belirten açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Yusuf Tekin tarikat ve cemaatlerle olan ilişkilerini TBMM Genel Kurulunda dile getirmekten çekinmediği gibi, onlarla protokoller imzalamaya devam edeceğini söylemektedir. Bir tane bile “tarikat cemaat” ile yapılan proje ve protokolleri asla kabul etmiyoruz. MEB‘in dini içerikli proje, protokol ve uygulamalarıyla, Cumhuriyetin kuruluş ilkelerinden laik, bilimsel, kamusal eğitim ortadan kaldırılarak, dini vakıf-dernek, cemaat okulları, kursları, yurtları, vb. yerleri doğrudan iktidarın desteği ile bütün eğitim sistemini sarmıştır.

    “TARİKAT VE CEMAATLER YASA DIŞI GERİCİ YAPILANMALARDIR”

    Demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’nde eğitim öğretim faaliyetleri devletin asli görevidir. Bu görevi yerine getirmekle Milli Eğitim Bakanlığı yetkilidir ve bu yetki devredilemez. Dini vakıf-dernek, cemaat ve tarikatlarla protokoller imzalamak, ilgili mevzuatın izin vermediği yetki devrinin kullanılmasıdır ki, bu suçtur. Tarikat ve cemaatler STK değil, yasa dışı gerici yapılanmalardır. Yasa dışı gerici yapıları okullarımızda istemediğimiz gibi, hukuku çiğneyerek bu gerici yapıları yasalara rağmen okullarımıza sokmaya çalışan Yusuf Tekin’in de Milli Eğitim Bakanlığı görevinden alınmalıdır. Çünkü Yusuf Tekin’in Milli Eğitim Bakanlığı gibi önemli bir görevde bulunması bu ülke için beka sorunudur. Veli-der olarak; Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin hakkında suç duyurusunda bulunacağız. Siz değerli velilerimizi ve kamuoyunu da çocuklarımızın geleceğine sahip çıkma adına suç duyurusunda bulunmaya çağırıyoruz.”

    PİRHA/DENİZLİ

     

     

  • Eğitim-Sen: Eğitim sistemi, protokoller üzerinden tarikat ve cemaatlere teslim edilemez

    Eğitim-Sen: Eğitim sistemi, protokoller üzerinden tarikat ve cemaatlere teslim edilemez

    PİRHA-Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in, “Tarikat ve cemaatlerle protokol yapmaya devam edeceğiz” sözlerine tepki gösteren Eğitim-Sen yazılı açıklama yaptı. Yapılan açıklamada, “Milli Eğitim Bakanlığı, proje ve protokoller üzerinden eğitim sistemi içine yerleştirdiği dini vakıf ve cemaatler tarafından okullar, yurtlar, kurslar üzerinden doğrudan iktidar desteği ile tıpkı bir örümcek ağı gibi bütün eğitim sistemi kuşatılmıştır” denildi.

    TBMM’de devam eden 2024 bütçe görüşmelerinde Millî Eğitim Bakanlığı (MEB) bütçesi görüşmelerinde Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in, “Tarikat ve cemaatlerle protokol yapmaya devam edeceğiz” sözlerine tepki gösteren Eğitim-Sen yazılı açıklama yaptı.

    “EĞİTİM SİSTEMİ, CEMAATLER TARAFINDAN ÖRÜMCEK AĞI GİBİ KUŞATILMIŞ DURUMDA”

    Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in eğitim sistemini yıllardır kuşatan dini tarikat ve cemaatleri, sivil toplum örgütü olarak tanımlamasının dikkat çekici olduğunu belirtilen yazılı açıklamada, “Türkiye’de yaşanan yoğun dinselleşme, eğitim sürecinde dinsel sömürüye kaynaklık eden kimi pratik uygulama ve söylemlerin yaygınlaşması, son yıllarda eğitimin bütün kademelerinde yaşanan bir sorun olarak dikkat çekmektedir. Okullarımız uzun süredir adeta belli bir inanç ve mezhebi temsil eden zihniyetin kuralları ve uygulamaları ile karşı karşıyadır. MEB bir taraftan ÇEDES projesi ile okullarda ‘manevi danışman’ sıfatıyla imamları görevlendirirken, diğer taraftan dini dernek ve cemaatlerle art arda protokoller imzalamaktadır. Siyasi iktidarın 12 Eylül rejiminden miras aldığı ‘Türk-İslam sentezi’ yaklaşımı geçtiğimiz 21 yıl içinde adım adım hayata geçirilirken, MEB’in proje ve protokoller üzerinden eğitim sistemi içine yerleştirdiği dini vakıf ve cemaatler tarafından okullar, yurtlar, kurslar vb. üzerinden doğrudan iktidar desteği ile tıpkı bir örümcek ağı gibi bütün eğitim sistemi kuşatılmıştır” denildi.

    “EĞİTİM, DEVLET ELİYLE DİNSELLEŞTİRİLMEYE ÇALIŞILIYOR”

    Yapılan yazılı açıklamanın devamında şunlar dile getirildi:

    “Türkiye’de eğitimin dinselleştirilmesi, eğitim sisteminin, önceden belirlenmiş siyasal-ideolojik hedefler doğrultusunda; biçim, içerik, öğretme-öğrenme sürecinde kullanılan yöntemler, söylemler ve materyallerin büyük ölçüde dini kural ve referanslara göre düzenlenmesi ve biçimlendirilmesi şeklinde hayata geçmektedir. Eğitimin devlet eliyle dinselleştirilmesi sürecinde, bir taraftan imam hatip okullarının devlet eliyle sayılarının arttırılması politikası sürdürülürken, diğer taraftan MEB’in Diyanet İşleri Başkanlığı ve çeşitli dini vakıf ve derneklerle yakın iş birliği artarak sürdürülmektedir.

    Devlet eğitimi ve toplumsal yaşamı örgütlerken bunu dini kurallara, söylemlere ya da referanslara göre yapmamalıdır. Eğitim sistemi dini kural ve referanslara göre değil, bilimsel gerçeklere ve toplumsal ihtiyaçlara göre düzenlemelidir. Değişik din, mezhep, inanç ve dünya görüşünden insanların gerçek anlamda ‘eşit yurttaş’ olarak kabul edilebilmesi, devletin bütün inançlara eşit mesafede ve tarafsız olması yönündeki taleplerdeki ısrara, okullarda farklı kimlik, inanç ve dünya görüşleri arasında ayrım yapılmamasına bağlıdır. Devletin, inanç alanına girerek, şu ya da bu biçimde elindeki olanakları kullanıp, devleti belli bir dinin ya da inancın, Türkiye’de olduğu gibi belli bir mezhebin savunucusu ve destekçisi durumuna getirmek yönündeki girişim ve uygulamalara karşı bütün eğitim bileşenlerini birlikte hareket etmeye ve mücadeleye davet ediyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • EŞİK’ten Bakan Tekin’e: Kız çocuklarını ev köleleriniz yapamayacaksınız!

    EŞİK’ten Bakan Tekin’e: Kız çocuklarını ev köleleriniz yapamayacaksınız!

    PİRHA- Eşitlik için Kadın Platformu (EŞİK), Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in ‘kız okulları açma’ sözlerine tepki göstererek, “Karma eğitime son vermek ve kız okulları açmak kadınlara nasıl itaatkar ev hizmetçileri olunacağının öğretilmesi, kadınları kamusal yaşamdan uzaklaştırma amaçlıdır. Kadın ve kız çocuklarını hayattan koparamayacaksınız, ev köleleriniz yapamayacaksınız” dedi.

    Eşitlik için Kadın Platformu (EŞİK), karma eğitime dönük saldırılara ve Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in ‘Gerekirse kız okulları açarız’ sözlerine ilişkin yazılı açıklama yayımladı.

    21 yıllık AKP iktidarı döneminde kadın erkek eşitliği ve laiklik ilkesine dayanan toplumsal hayatı yok etme niyetiyle gerici adımların atıldığını belirten EŞİK, “Kız çocuklarının okullaşmasını teşvik” adı altında karma eğitimin ortadan kaldırılmasının amaçlandığına vurgu yaptı.

    “EŞİTLİK TEHLİKEDE”

    Büyük Birlik Partisi, HÜDAPAR ve Saadet Partisi’nin bakanın açıklamalarına destek verdiğini hatırlatan EŞİK, karma eğitim ve eşitlik mücadelesinin ne denli tehlikede olduğuna işaret etti.

    Yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Bakanın, kız çocuklarının okullaşmasında gerileme olup olmadığına ve bunun nedenlerine dair bilimsel veri sunmak gereği bile duymadan ortaya attığı bu niyet beyanına iktidar bloku üyesi Büyük Birlik Partisi’nden gelen destek, el yükselterek “hastaneler de ayrılsın” oldu.

    Geçmişinde, kadın haklarından yana olduğunu söylediği için işkenceyle kadın katli (Konca Kuriş) kara lekesi  taşıyan, kadınları “sahiplendirmekten” bahsedebilen, “kime göre, neye göre çocuk” diyerek kız çocuklarının evlendirilmesini, yani çocuk cinsel istismarını onaylayan iktidar blokuna mensup bir diğer partinin genel başkanı ise; “karma eğitim en fazla kız çocuklarına zarar veriyor” diyerek kız çocuklarının eğitimini dert ettiğine inanmamızı bekliyor. Millet İttifakına mensup Saadet Partisi de, kadın erkek eşitliğinin demokrasinin önkoşulu olduğunu unutarak bakanın açıklamasını destek yarışında yerini aldı.

    “HAKLARIMIZDAN ASLA VAZGEÇMEYECEĞİZ”

    Karma eğitime son vermek ve “kız okulları” açmak kadınlara bilimin değil, nasıl itaatkar ev hizmetçileri olunacağının öğretilmesi, kadınları kamusal yaşamdan ve çalışma hayatından uzaklaştırma amaçlıdır. Bu niyet ayrıca, karma eğitimde, çalışma hayatında ve kamusal alanda başları örtülü olarak var olma mücadelesi vermiş ve halen başörtüsüyle kamusal hayatın içinde olan kadınlara da haksızlıktır. Kadın ve kız çocuklarını hayattan koparamayacaksınız, ev köleleriniz yapamayacaksınız. Buna izin vermeyeceğiz.

    EŞİK platformu olarak, böylesine ağır bir süreçte bu sorumluluğun yaşamsal olduğunu hatırlatıyor; laik demokratik bir ülkede, eşit ve özgür bir hayat hayalimizden ve haklarımızdan asla vazgeçmiyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Koca’dan hükümete: Kız çocuklarının eğitim hakkının gaspına izin vermeyeceğiz- VİDEO

    Koca’dan hükümete: Kız çocuklarının eğitim hakkının gaspına izin vermeyeceğiz- VİDEO

    PİRHA- Yeşil Sol Parti Mersin Milletvekili Perihan Koca, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in karma eğitimi hedef alan sözlerine karşılık, “Laik eğitim karşıtı adımlar çoklu olarak atılacaktır ancak kız çocuklarının en temel hakkı olan eğitim hakkına el sürülmesine izin vermeyeceğiz” dedi.

    Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in, “Çocuklarını okula göndermeyen aileleri ikna etmek adına gerekirse kız okulları da açabilmeliyiz” sözlerine tepkiler sürüyor. Karma eğitimi ve eşitliği hedef alan bu söyleme başta kadınlar olmak üzere toplumun birçok kesimi sesini yükseltmeye devam ediyor. 

    Toplumun sesini meclise taşıyan milletvekilleri de bu konuya ilişkin itirazlarını bir bir ortaya koyuyor. Yeşil Sol Parti Mersin Milletvekili Perihan Koca, gerek meclis kürsüsünde gerekse sokaklarda karma eğitimi hedef alan bu sözlere karşı tepkisini dile getiriyor.

    TEPKİLER BAKANA GERİ ADIM ATTIRDI 

    ‘Kız okulları’ sözlerine gelen tepkilerden sonra Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin yanlış anlaşıldığına dair bir açıklama yaptı. Perihan Koca, “Biz kadınlar Yusuf Tekin’in sözlerini yanlış anlamadık. Bu açıklamayı yapmasının nedeni kadın hareketinin kendisine ve şürekasına geri adım attırmasıdır. Cinsiyetlendirilmiş bir eğitim ve toplum hayali içinde faşizmin inşasını adım adım döşemeye çalışıyorlar” dedi.

    Koca, HÜDA PAR’ın Bakan Tekin’in açıklamalarını desteklediklerini ve bu konuya dair tepkisini dile getiren kadın milletvekillerinin de hedef gösterildiğini belirtti.

    “LAİKLİK DIŞI ADIMLAR ATMAYA DEVAM EDECEKLER”

    Yusuf Tekin’in geçmişte cemaatle olan bağlantısına ve cemaat ile tarikatlara ait vakıfların, kursların, yurtların çoğaltılmasına yönelik kilit rolüne dikkat çeken Koca, ÇEDES projesine de değinerek şunları söyledi:

    “Yusuf Tekin de tesadüfi seçilmiş biri değil. 2013-2018 gibi kritik bir dönemde ortakları olan cemaatle özellikle dershaneler sorunu kapsamında Milli Eğitim Bakanlığı’nda çalışan Yusuf Tekin kritik bir rol oynamıştı. Bu kabine seçildikten hemen sonra Yusuf Tekin’in ilk icraatlerinden birisi başta Ege bölgesi olmak üzere ÇEDES projesini pilot bölgelerde uygulanmaya başlaması oldu. Halihazırda zorunlu din dersi dayatmasına karşı eşit, laik, bilimsel eğitim yönünde vermiş olduğumuz mücadele hiçe sayılarak bir taraftan ÇEDES projesiyle okullara imam yerleştirilerek bilim dışı, laiklik dışı eğitimin adımlarının atıldığı bir gerçeklik var.”

    “KIZ ÇOCUKLARININ EĞİTİM HAKKINA EL SÜRÜLMESİNE İZİN VERMEYECEĞİZ”

    Perihan Koca, tarikatların ve cemaatlerin en önemli isteklerinden birinin laik eğitim karşıtı misyonunun yerine getirilmesi olduğuna dikkati çekerek, “Bu tür adımları çoklu olarak atmaya devam edecekler ancak bizler mecliste, sokakta, hayatın her alanında kız çocuklarının en temel hakkı olan eğitim hakkına el sürülmesine izin vermeyeceğiz. Burada kadın hareketi hayatın her alanında olduğu gibi bu konuda da erkek egemen sisteme, iktidara, devlete, partilere ve bu zihniyete geçit vermemek için elinden gelen her şeyi yapacaktır” şeklinde konuştu.

    Fatoş SARIKAYA- Diren KESER/ MERSİN

  • Eğitimci Cüneyt Kayıkçı: Karma eğitim hedefte, biat eden toplum istiyorlar- VİDEO

    Eğitimci Cüneyt Kayıkçı: Karma eğitim hedefte, biat eden toplum istiyorlar- VİDEO

    PİRHA- Eğitim Sen Samandağ Şube Başkanı Cüneyt Kayıkçı, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in ‘kız okulları’ sözlerine karşılık kama eğitimin geçmişten bugüne her zaman hedefte olduğunu belirterek, “Eğitimi belli bir insan modeli yaratmak için kullanıyorlar. Bakanın bu açıklaması da belli bir zihniyetin yansıması” sözlerini kullandı.

    Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in “Çocuklarını okula göndermeyen aileleri ikna etmek adına gerekirse kız okulları da açabilmeliyiz” sözlerine tepkiler sürüyor. Karma eğitimi ve eşitliği hedef alan bu söyleme başta kadınlar olmak üzere eğitim kurumları sesini yükseltmeye devam ediyor.

    Eğitim Sen Samandağ Şube Başkanı Cüneyt Kayıkçı, bu sözlere ilişkin değerlendirmede bulunarak karma eğitime yönelik saldırılara karşı mücadele etmek gerekliliğini vurguladı.

    “BİAT EDEN BİR TOPLUMU EĞİTİMLE İNŞA ETMEK İSTİYORLAR”

    Karma eğitim sorununun günümüz meselesi olmadığını kaydeden Cüneyt Kayıkçı, “Kadını gördükleri yer belli, bunu eğitim sistemi ile birleştirmeye çalışıyorlar. Eğitim sistemine baktığımız zaman kadın erkek demeden bir toplum nasıl biat eder, nasıl ezilir bunların organizasyonunu görmek mümkün. Eğitimin kendisi insana şekil verme üzerinedir. İktidarlar da bunu hep kullanırlar. Bakanın (Yusuf Tekin)bu açıklaması belli bir zihniyetin yansıması” dedi.

    “DEPREMDE SINAV ADALETSİZ BİR DURUMDU”

    Depremin meydana geldiği kentlerde öğrencilerin Liselere Geçiş Sistemi (LGS) sınavına girmesini de eleştiren Kayıkçı, şunları söyledi:

    “Deprem felaketlerinin yarattığı bir çok sorunla boğuşurken bir de çocuklarımız geleceğini belirleme noktasında bir sınava girmeye çalıştılar. Baştan sonra adaletsizlikle dolu bir sınav sistemi. Deprem olmasaydı bile bu adaletsizlikler devam edecekti elbette. Çocukların en güzel çağları bu saçma sistemle çalınıyor. Sistem nasıl örgütlüyse, insan modeli yaratma noktasında şuralar oluşturuyorsa, eğitim programlarını her yıl yeniden gözden geçirip halkı biat eden bir hale getirmek için çalışmalar yapıyorsa biz de karşı cepheden bilimsel, insanca içerikleri savunan bütün değerlerimizin yan yana gelip bu sistemin karşısına bir güç koymamız gerekiyor.”

    Fatoş SARIKAYA- Diren KESER/ HATAY

  • 17+ Alevi Kadınlar: AKP, tüm kadınların eşit eğitim ve eşit yaşam hakkını hedef alıyor

    17+ Alevi Kadınlar: AKP, tüm kadınların eşit eğitim ve eşit yaşam hakkını hedef alıyor

    PİRHA- Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in karma eğitimi hedef alan sözlerine tepki gösteren 17+ Alevi Kadınlar, “Çok iyi biliyoruz ki AKP ve ortaklarının bu adımı topyekûn tüm kadınların eşit eğitim ve eşit yaşam hakkını hedef almakta” dedi. 

    ‘Karma eğitim kaldırılacak mı?’ tartışmasına değinen Milli Eğitim Bakanı Tekin’in “Karma eğitim esastır ama benim asli görevim, okullaşma oranını artırmaktır. Gerekirse kız okulları açabilmeliyiz” sözleri kamuoyunda tepkilere neden olmuştu.

    17+ Alevi Kadınlar, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in sözlerine tepki göstererek, AKP iktidarının anayasal hak olan eğitimde eşitlik ve cinsiyet eşitliği maddelerini çiğnediğini işaret ederek, “Bu hamlesi kuşku yok ki feminist mücadele ile kazandığımız ve temel haklarımızdan olan eşit, bilimsel, nitelikli eğitim hakkımızın gasp edilmesi çabasıdır” dedi.

    “EŞİT, BİLİMSEL EĞİTİM HAKKININ GASPIDIR”

    AKP iktidarının eşit eğitim hakkını gasp etme çabasında olduğuna değinilen açıklamada, “4+4+4 eğitim sistemi de tıpkı Bakan Tekin’in şimdi önerdiği “Gerekirse kız okulları açma” fikri ile aynı siyasi mantık ve gerekçelere dayanıyordu. Ne tesadüf ki şimdi MEB bakanı olarak kız okulları açma teklifi getiren Yusuf Tekin 4+4+4 eğitim sisteminin getirildiği 2013 yılında MEB müsteşarıydı. Bakan Tekin o dönemde 4+4+4 eğitim sistemi için kullandığı argümanların aynısını bugün karma eğitim karşıtlığı için kullanmakta. AKP’nin, anayasal hak olan eğitimde eşitlik ve cinsiyet eşitliği maddelerini çiğneyen bu hamlesi kuşku yok ki feminist mücadele ile kazandığımız ve temel haklarımızdan olan eşit, bilimsel, nitelikli eğitim hakkımızın gasp edilmesi çabasıdır. Aynı şekilde farklı inançların yer aldığı topluma tek bir inancı ve onun kurallarını dayatmaktır. Alevilik inancı gibi hayatın tüm alanlarında kadın erkek birlikte var olan, inançsal temeli eşitliğe dayalı olan inançları da kendi siyasi ve inançsal kalıplarına göre şekillendirme çabalarıdır” denildi.

    ERKEK İTTİFAK 

    17 +Alevi Kadınlar açıklamasında Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in ‘kız okullarını’ savunmasını özgürlük olarak göstermesine ayrıca tepki göstererek, “Eşitlik yolunda kazanılmış temel haklardan olan karma eğitime karşı “kız okullarını” savunmayı özgürlükçülük kisvesi altında göstermeye çalışan bakana özgürlüğün kadın düşmanlığı, laiklik karşıtlığı, kız çocuklar/genç kadınlar için bilimsel eşit eğitimin kaldırılması olamadığını hatırlatıyoruz. Bakan’ın karma eğitim karşıtlığını gizlemek için sığınmaya çalıştığı “Kız çocuklarının daha çok okullu olması ve veliler istiyor” gerekçelerinin erkeklik birliği olan AKP ve ortaklarının fıtratındaki kadın erkek eşitsizliğinin örtüsü olduğunun farkındayız. Bakanın açıklamasının dumanı üstündeyken erkeklik ittifakının muhafazakâr, sağcı, faşist, laiklik karşıtı ortaklarının verdiği destek bunu göstermekte” ifadeleri kullanıldı.

    “AKP’NİN ‘ÖZGÜRLÜKÇÜLÜK’ SOSLU HAMLESİNİ BOŞA DÜŞÜRECEĞİZ”

    Karma eğitimin hedef alınmasının, okullara imam atanması projesi olan ÇEDES’in bir parçası olduğuna değinilen açıklamada son olarak şunlar kaydedildi:

    “Bizler hem kadınlar olarak hem Alevi kadınlar olarak AKP ve ortaklarının karma eğitim karşıtı adımın geri dönülmez önemli bir siyasi karar ve bu kararın hamlesi olduğunu görüyoruz. AKP’nin aynı şekilde okullu gençleri hedef alan ÇEDES projesinin de aynı bütünün parçası olduğunu biliyoruz. Farklı inançlardan, farklı hayatlardan, farklı sınıflardan gelen ama eşitliğe inan kadınlar bu haklı mücadelede birleşerek AKP ve ortaklarının “özgürlükçülük” soslu kadın düşmanı, eşitlik karşıtı hamlesini boşa düşürmeliyiz. Çünkü kadınların yurdu yine kadınlardır.

    Çok önemi bir eşikte olduğumuzun farkındayız. Tam bu anda “Eşitsizliğe geçit yok!” diyerek bu saldırıyı püskürteceğimizden kimsenin kuşkusu olmasın. Biz kadınlar bugün sahip olduğumuz her şeyi birlikte mücadele ederek kazandık.

    Yüzyıllardır saraylara karşı mücadele vererek bu topraklara eşitliğin kök salmasını sağlamış Kadıncık Ana’nın, Bacıyan-ı Rumların, Fatma Bacı’nın, Anşa Bacı’nın, Zarife Hanım’ın torunlarıyız. Ne inancımıza, ne yaşam biçimimize, ne de eşitliğimize zarar verecek böyle devasa bir saldırı karşısında sessiz kalmayız.”

    PİRHA/İSTANBUL