Etiket: milli eğitim bakanı

  • Eğitim Sen’den Bakan Tekin’in laiklik karşıtı açıklamalarına tepki: İstifaya davet ediyoruz-VİDEO

    Eğitim Sen’den Bakan Tekin’in laiklik karşıtı açıklamalarına tepki: İstifaya davet ediyoruz-VİDEO

    PİRHA- Eğitim Sen, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in laiklik karşıtı açıklamalarına tepki gösterdi. Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in, göreve geldiği ilk günden bu yana eğitimde laiklik ilkesini hedef aldığını belirterek, Bakanın istifasını istedi. Irmak, “Yusuf Tekin tarikat ve cemaatlerle iş birliğini savunarak eğitimi çağdışı bir anlayışa sürüklemiştir” dedi. 

    Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen), Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in laiklik karşıtı açıklamaları hakkında basın açıklaması yaptı. Açıklamayı Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak okudu.

    “EĞİTİM ÇAĞDIŞI BİR ANLAYIŞA SÜRÜKLENMİŞTİR”

    Bakan Tekin’in açıklamalarının, iktidarın eğitimi kendi siyasal ve ideolojik hedeflerine göre şekillendirme çabasının açık bir göstergesi olduğunu söyleyen Kemal Irmak, “Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, göreve geldiği ilk günden bu yana eğitimde laiklik ilkesini hedef alan çok sayıda uygulamayı hayata geçirmiş, tarikat ve cemaatlerle iş birliğini savunarak eğitimi çağdışı bir anlayışa sürüklemiştir” dedi.

    “SAYIN TEKİN SİZİN LAİKLİKTEN ANLADIĞINIZ ASLINDA ŞERİATTIR”

    Irmak, Bakan Tekin, sizin laiklikten anladığınız; camilerin kapısına kilit vurmak, camileri ahıra çevirmek, vatandaşın Kuran’ı Kerim öğrenmesini yasaklamak, sizin laiklikten anladığınız şey bu. O zaman sizin laiklik anlayışınızla benim laiklik anlayışım aynı değil” dedi.

    Kemal Irmak, şöyle devam etti:

    “Bir kere tarihi gerçekleri çarpıtıyor Sayın Bakan. Daha da kötü bir şey yapıyor. Halkı din ve inanç üzerinden kin ve düşmanlığa sevk ediyor. Başka ne diyor Sayın Bakan? “Vatandaşlar hangi din ya da inanca sahip olurlarsa olsunlar, inanç özgürlüklerinin devlet tarafından güvence altına alınmasını anlıyorum laiklikten, diyor. Doğru. Peki, Sayın Bakan yıllardır okullarda zorunlu ve seçmeli din dersleri ile farklı inançtan olanlara ve inançsızlara bir mezhebin inancını ve ritüellerini dayatmak nedir? Yıllardır devlet kurumlarını, bakanlıkları belli tarikat ve cemaat üyelerine teslim etmek nedir? Tarikat ve cemaat uzantıları, dernek ve vakıflarla yaptığınız protokollerle, örgün eğitim çağındaki öğrencileri bu cemaatlerin dini yaklaşımı altına sokmak nedir? Evet, Sayın Tekin sizin laiklikten anladığınız aslında şeriattır. Zihin arkanızdaki tam da budur. Laiklik ifadesini gerçek düşüncelerinizi maskelemek için alet ediyorsunuz.”

    “LAİKLİK DİN DÜŞMANLIĞI DEĞİLDİR”

    Kemal Irmak, ayrıca “Laiklik, demokratik ve çağdaş bir toplumun temel taşıdır” diyerek şunları ekledi:

    “Laiklik, din düşmanlığı değildir. Sizin yaptığınız gibi din ve inanç istismarlığı da değildir. Eğitim sistemimizin amacı; düşünen, sorgulayan, bilimsel yöntemlerle bilgiye ulaşan bireyler yetiştirmektir. Ancak Bakan Tekin’in, tipik bir siyasal İslamcı söylemle yaptığı açıklamalar, laik ve bilimsel eğitime doğrudan bir saldırıdır. Bu yaklaşım, eğitimi bilimsellikten uzaklaştırarak, dogmatik ve tek tip bir nesil yetiştirme çabasını ortaya koymaktadır.
    Bakan Tekin, milli eğitimdeki sorunları hasıraltı etmek, gündem değiştirmek peşinde… Okullar temizlenmiyor, temizlenemiyor. Çünkü personel yok. Oluşturduğunuz derin yoksulluktan dolayı çocuklar okula aç gidiyor, tuvaletlerden su içiyor. Daraltılan taşıma nedeniyle çocukların okula erişimi engelleniyor.

    “GERİCİ-KARANLIK ODAKLARLA PROTOKOLLER İMZALAYAN BAKAN TEKİN’DEN AKSİ BEKLENEMEZDİ”

    MESEM’lerde çocuklar ölüyor, çocuk işçiliği Bakanlık tarafından meşru hale getiriliyor. Mülakatlarda skandallar bitmiyor. Mülakat garabeti yüzünden öğretmen adaylarının hakkı yeniyor. On üç bin liraya öğretmen çalıştırılıyor. Bazı illerde on binlere varan öğretmen açığı var, öğrenciler öğretmensiz ve eğitimsiz kalıyor. Yatırım yapılmadığı için birçok yerde ikili eğitim yapılıyor. Daracık sınıflarda çocuklar tıkış tıkış eğitim almaya çalışıyor. Bakanın gündemi ise siyasal İslamcı anlayışı doğrultusunda çalışmalar sürdürmek.
    Yurtlarında öğrencilerimizin yanarak can verdiği, cinsel saldırıya uğrayarak istismar edildiği tarikat ve cemaatleri STK olarak gören ve yargı kararlarına rağmen bu gerici-karanlık odaklarla protokoller imzalayarak iş birliği yapmaya devam eden Bakan Tekin’den aksi beklenemezdi. Zira kendisi sakalsız ve şalvarsız gezenleri kırbaçlayan Taliban ile aynı değerleri taşıdığını ifade eden, kafa kesen IŞİD için öfkeli gençler nitelendirmesini yapan gerici, karanlık anlayışın tercihli temsilcilerindendir.”

    “BU GERİCİ ANLAYIŞA KARŞI AKLIN VE BİLİMİN YOLUNDA YÜRÜMEYE DEVAM EDECEĞİZ”

    Kemal Irmak, Bakan Yusuf Tekin’in laiklik karşıtı söylemlerini kınayarak, kendisini istifaya davet etti.

    Irmak, “Eğitimde laiklik ilkesinden taviz verilmesi, toplumsal barışı ve demokratik değerleri zedeleyerek toplumu daha da kutuplaştıracaktır. Siyasal İslamcı ideolojinin eğitim sistemi üzerindeki bu tür çarpıtıcı müdahaleleri kabul edilemez. Laik ve bilimsel eğitim, toplumun her kesimini eşit ve adil bir şekilde kucaklamalı, özgür düşünen bireyler yetiştirmeyi hedeflemelidir.
    Tüm eğitim emekçilerini ve kamuoyunu, laik ve bilimsel eğitimi savunmaya çağırıyoruz. Birlikte mücadele ederek, bu gerici anlayışa karşı aklın ve bilimin yolunda yürümeye devam edeceğiz.”

    PİRHA/ANKARA

  • Toplumun tepkisine rağmen ‘Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ MEB tarafından onaylandı

    Toplumun tepkisine rağmen ‘Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ MEB tarafından onaylandı

    PİRHA-Milli Eğitim Bakanlığı’nın tartışmalara neden olan Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli onaylandı.

    Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığının kabul sürecinden geçen “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli”ni onayladı.

    Milli Eğitim Bakanlığından yapılan yazılı açıklamaya göre, “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” kapsamında Ortaöğretim Genel Müdürlüğünce 9 dersin öğretim programı ile ortak metni, Temel Eğitim Genel Müdürlüğünce 10 dersin öğretim programı, Din Öğretimi Genel Müdürlüğünce 7 dersin öğretim programı 26 Nisan’da kamuoyunun görüş ve önerisine sunuldu. 10 Mayıs’a kadar askıda kalan taslağa bu sürede 67 bin 284 görüş ve öneri iletildi.

    “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” için iletilen görüş ve önerilerin öğretim programlarına yansıtılması için ilgili komisyonlar gerekli tasnif ve değerlendirmeleri yaptıktan sonra yeni müfredat Talim ve Terbiye Kurulu’nun onayına sunuldu.

    Yeni müfredat taslağına öğretmenlerden 38 bin 865 görüş ve öneri gelirken müfredat taslağına katkı sunmak isteyen sivil toplum kuruluşları, eğitim platformları ile eğitimin diğer paydaşları ise 28 bin 419 görüş bildirdi.

    Müfredat için görüş ve önerilerin yüzde 58’i öğretmenlerden, yüzde 42’si ise diğer paydaşlardan geldi.

    Yeni müfredat, gelecek eğitim-öğretim döneminden itibaren okul öncesi, ilkokul 1. sınıf, ortaokul 5. sınıf ve lise 9. sınıftan başlamak üzere kademeli şekilde uygulanacak.

    Eski müfredat ve yeni müfredatı karşılaştıran eğitim uzmanları din içerikli derslerin “kültür” dersi olmaktan çıkıp “dini eğitime” dönüştüğü eleştirisi dile getirmişti. Eğitim ve Bilim İşgörenleri Sendikası (Eğitim-İş) Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli eğitim müfredatının geri çekilmesi için imza toplamış ve kapsamlı bir raporla birlikte MEB’e teslim etmişti.

    (HABER MERKEZİ)

  • Milletvekili Bozan: Öğrencileri konteynırlara, kamu kurumlarını okullara taşıdılar

    Milletvekili Bozan: Öğrencileri konteynırlara, kamu kurumlarını okullara taşıdılar

    PİRHA- Mersin Milletvekili Av. Ali Bozan, Hatay’da okulların adliye ve kaymakamlık kurumlarına tahsis edilip, öğrencilerin ise konteynırlara taşınmasını eleştirdi. Milletvekili Bozan, yaşanan mağduriyet üzerine Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e soru önergesi verdi.

    6 Şubat depremlerinin ardından deprem bölgelerindeki mağduriyetler devam ediyor. Bu mağduriyetlerden biri de Hatay’da bazı okul binaların boşaltılıp adliye ve kaymakamlık gibi kamu kurumlarına tahsis edilmesi. Okullarından çıkarılan öğrenciler, kurulan konteynırlarda eğitim görüyor.

    Mersin Milletvekili Avukat Ali Bozan, eğitimciler ve velilerin şikayeti üzerine öğrencilerin yaşadığı mağduriyeti Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e sordu.

    Milletvekili Bozan, verdiği önergenin gerekçesini, “Hatay Samandağ Turgut Reis Anaokulu öğrencilerinin okullarından çıkarılıp konteynırlara yerleştirildiği ve söz konusu okulun ise adliye sarayına dönüştürülmesinden hem eğitimciler hem de velilerden ciddi şikayetler gelmektedir. Söz konusu konteynırlarda elektrik şebekelerinin de çocuklar için ciddi risk taşıdığı vurgulanmaktadır. Yaşanan bu mağduriyetin sonlandırılması ve öğrencilerin bir an önce sıcacık eğitim yuvalarına kavuşturulması gerekmektedir” sözleriyle dile getirdi.

    Bozan, Bakan Tekin’e şu soruları yöneltti:

    “1- Hatay’da okulların, adliye ve kaymakamlık kurumlarına tahsis edilmesinin gerekçesi nedir?

    2- Samandağ Turgut Reis Anaokulu öğrencilerinin yaşadığı mağduriyetler Bakanlığınızca denetlenip tespit edilmiş midir? Denetiminiz söz konusu ise yaşanan mağduriyetler adına bir açıklamanız söz konusu mudur?

    3- Öğrencilerin, elverişsiz koşullardaki konteynırlarda çamur ve elektrik çarpması riski ile karşı karşıya oldukları eğitimciler ve veliler tarafından ifade edilmektedir. Bu şikayetlere dair Bakanlığınızın cevabı ne olacaktır?

    4- Hatay’da okulların ne zaman kamu kurumlarından alınıp gerçek sahipleri öğrencilere tahsis edilmesi planlanmaktadır?”

    PİRHA/ ANKARA

  • Eğitim Sen Ankara Şubeleri MEB’e verdiği karneyi açıkladı: Bakan sınıfta kaldı-VİDEO

    Eğitim Sen Ankara Şubeleri MEB’e verdiği karneyi açıkladı: Bakan sınıfta kaldı-VİDEO

    PİRHA-Eğitim Sen Ankara Şubeleri, MEB önünde toplanarak, 2023-2024 eğitim-öğretim yılının ilk yarısı için MEB’e verdiği karneyi açıkladı. Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, Millli Eğitim Bakanı’na hazırladıkları karneyi sundu. Irmak,”Sayın Bakan uyuyor musun? Yoksa, tarikatlara bilerek mi göz yumuyorsun?” diye sordu.

    Eğitim Sen Ankara Şubeleri, Milli Eğitim Bakanlığı önünde, 2023-2024 eğitim-öğretim yılının ilk yarısı için MEB’e verdiği karneyi açıkladı.

    “MEB’İN ÇÖZÜME DAYALI POLİTİKALAR GELİŞTİRMEK GİBİ BİR DERDİ YOK”

    Eğitim Sen 2. Şube Başkanı Tülay Yıldırım‘ın okuduğu açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Bugün 2023- 2024 Eğitim yılının birinci dönemi sona erdi. 2023-2024 eğitim öğretim yılının ilk yarısında eğitim alanında yaşanan gelişmelerin, MEB’in eğitimin yapısal sorunlarına yönelik somut ve çözüme dayalı politikalar geliştirmek gibi bir derdi yoktur.
    Yıllardır ısrarla uygulamaya konan neoliberal politikaların ve bu politikalardan biri olan eğitimin piyasalaştırılmasının bedelini emekçiler ödüyor. Hükümet; kaynakların dağılımında halkı değil , sermaye sınıfını önceliyor.
    Bizlere önlük giydirmeye çalışarak tek tipleştirmeye, kadın bedeni örtülmeye çalışılıyor. Okullarda serbest kıyafet uygulaması sendikamızın uzun süredir savunduğu bir uygulamadır. Derin yoksulluk nedeniyle öğrencilerimiz yeterince beslenemiyor, okula aç geliyor ; bu durum onların fiziksel, zihinsel ve akademik gelişimlerini olumsuz yönde etkiliyor.

    Okullarda yaşanan yoğun dinselleştirme ve eğitimi ticarileştirme uygulamaları, siyasal-ideolojik hedeflere uygun olarak alınan bilim karşıtı kararlar eşliğinde okullarda hayata geçirilmeye devam ediyor.”

    “YANLIŞ UYGULAMALARDAN ACİLEN VAZGEÇİLMELİ”

    Eğitim alanında yaşanan sorunların çözümü için gerekli adımların atılmadığı, eğitime erişimde yaşanan sorunlar başta olmak üzere eğitimde dayatmacı politikaların sürmesi öğretmenlerin esnek, güvencesiz ve angarya çalışmaya zorlandığı, siyasal kadrolaşmanın devam ettiği, eğitim sürecinde farklı dil, kimlik ve inançların dışlandığı, eğitimin zaten sorunlu olan niteliğinin daha da kötüleştiği bir eğitim sisteminin başarılı olması mümkün değildir.
    Eğitim sisteminde yaşanan sorunların ülkedeki ekonomik, toplumsal ve siyasal alanda yaşanan gelişmelerden ayrı ve bağımsız olmadığı açıktır.

    MEB, yukarıda belirttiğimiz bu yanlış uygulamalardan acilen vaz geçmeli, belli bir zümrenin değil tüm halkın bakanlığını olduğunu hatırlamalıdır. Çocuklarımızın yüksek çıkarını gözeten, akıldan, bilimden, demokrasiden, eşitlikten yana tutum alarak kendini yeniden yapılandırmalıdır.”

    “ÇABAMIZ, ÇOCUKLARIMIZA HAYALLERİ KADAR BÜYÜK BİR GELECEK YARATMA ÇABASIDIR”

    Veli Der Ankara Şube Başkanı Hülya Daran Dereci de yaptığı konuşmada öğrencilerin sorunlarını dile getirirken, “Sırça köşelerinizden çıkın” dedi.

    Dereci, “2022-2023 eğitim-öğretim yılı ikinci ara tatil dönemi bugün başlayacak. Ancak eğitimde yaşanan sorunlar ülkemiz tarihinde görülmemiş bir boyuta ulaşmış durumdadır. Eşit, parasız, kamusal ve laik eğitim ayrılmaz bir bütündür. Laik, bilimsel olmayan eğitimin kamusal olmasından da söz edemeyiz. ÇEDES ve imzalanan onlarca protokol, iş birliği ile STK adı altında çeşitli yapılar, kişiler okullarımızda ideolojik çalışma yürütmekte, öğretmenlik mesleği hedef alınmakta ve çocuklarımızın eğitim hakkı ihlal edilmektedir. Yıllardır imzalanan protokollerin devamında ÇEDES ile bu yapılar ve kişilerin yürüttükleri faaliyetler 81 ilde tüm okullarda yaygınlaştırılarak kalıcı ve sürekli hale getirilmiştir” diye konuştu.

    “ÇEDES VE TÜM PROTOKOLLER İPTAL EDİLMELİDİR”

    “Eşit, laik, kamusal eğitim hakları için bir çağrı yapıyoruz. Gelin bize destek olun, hep birlikte çocuklarımızın geleceğine sahip çıkalım” diyen Dereci, şöyle devam etti:

    “Öğrenci Veli Derneği olarak çocuklarımızın yaşadığı sorunlara çözüm olmak için mücadele etmekten vazgeçmeyeceğiz. Bizim çabamız, mücadelemiz çocuklarımıza hayalleri kadar büyük bir gelecek yaratma mücadelesidi.”

    “BAKAN SINIFTA KALDI”

    Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak ise Millli Eğitim Bakanı’na hazırladıkları karneyi sundu. Irmak,”Sayın Bakan uyuyor musun? Yoksa, tarikatlara bilerek mi göz yumuyorsun?” diye sordu.
    Kemal Irmak, “Biz çocuklarımızı okullara laik, bilimsel eğitim alsınlar diye yolluyoruz ancak bu sorunlar ile karşılaşıyoruz. Bakan sınıfta kaldı böyle giderse sınıftan atılacak ” dedi.

    PİRHA/ANKARA

  • Bakan Yusuf Tekin, bir dinci yapılanmayla daha protokol imzalamış!

    Bakan Yusuf Tekin, bir dinci yapılanmayla daha protokol imzalamış!

    PİRHA- Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in tarikat ve cemaatlerle protokollere ilişkin sözlerine tepkiler devam ederken Konya İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün radikal dinci Cihannuma Derneği ile protokol imzaladığı ortaya çıktı.

    Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in, “Sizin tarikat-cemaat dediğiniz bizim STK dediğimiz yapılarla toplasanız 10 tane protokolümüz vardır. Ve ben bu protokollerle bize hizmet eden, destek olanlara da teşekkür ediyorum. Onlarla da protokol yapmaya devam edeceğiz” sözleri tepki görmeye devam ederken, bir dinci yapılanma ile protokol daha ortaya çıktı.

    Cumhuriyet’ten Mehmet Oflaz’ın haberine göre, Milli Eğitim Bakanlığı’nın yaptığı protokoller tartışılırken 21 Kasım’da Konya İl Müftülüğü, Konya İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve Cihannüma Derneği İl Temsilciliği arasında “Değer Gören, Değer Veren; Tarihinden Geleceğini İnşa Eden Gençlik” konulu ‘eğitimde işbirliği protokolü’ imzalandığı ortaya çıktı.

    Protokol kapsamında 13 Aralık’ta Rukiye Mehmet Akış Proje Fen ve Teknoloji Anadolu İmam Hatip Lisesi’nde “Kudüs Bilinci” konulu panel düzenlendi.

    Öte yandan Sakarya İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün de Cihannüma Derneği’yle protokol imzaladığı öğrenildi. 11 Aralık’ta Adabilim Okulları’nda lise öğrencilerine “Ecdat Yadigarı Kudüs” konulu seminer verildi.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Akpınar: Milli Eğitim Bakanı, bir tarikatın şeriatı yayan temsilcisi gibi-VİDEO

    Akpınar: Milli Eğitim Bakanı, bir tarikatın şeriatı yayan temsilcisi gibi-VİDEO

    PİRHA-Hükümetin okullara imam atamasının ardından mescit zorunluluğunu getirmesine tepki gösteren Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği Başkanı Tahsin Akpınar, “Milli Eğitim Bakanı bir tarikatın şeriatı yayan temsilcisi gibi. Bütün işi gücü okullarda dini eğitimini nasıl verebiliriz” dedi.

    AKP hükümeti tarafından okullara imam atanması ve ardından anaokullarına mescit açılmasının zorunlu hale getirilmesine ilişkin Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği Başkanı Tahsin Akpınar, PİRHA’ya konuştu.

    “OKULLARDA BUGÜN YAŞANAN UYGULAMALAR YENİ DEĞİL

    Okullarda bugün yaşananların yeni uygulamalar olmadığını belirten Akpınar, “Bu hükümetin aslında niyetlerinin ne olduğunun bir şekilde farkında ve bilincindeydik. İktidar devleti tam anlamıyla eline alamadığı için amaçları hep söylemde kaldı. Uygulamayı dönem dönem yaptılar ama bir türlü yasallaştıramadılar” dedi.

    “ŞERİATI HAYATA GEÇİRMEYE ÇALIŞIYORLAR”

    Cumhurbaşkanının dindar ve kindar gençlik projesini hatırlatan Akpınar, “Yeniden iktidara gelmesi ile şeriat devleti heveslerini resmen hayata geçirmeye çalışıyorlar” diye belirtti.

    Alevi toplumu olarak laik cumhuriyet, laik eğitim talebi için ciddi mücadeleler verdiklerini belirten Akpınar, “Okullara sadece bizim çocuklarımız gitmiyor. Bu ülkede çağdaş, aydın, laiklikten yana olan birçok insanın bu mücadeleye katılması gerekiyor, el vermesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.

    “MİLLİ EĞİTİM BAKANI ÜLKEYE ŞERİATI YAYAN BİR TEMSİLCİ GİBİ”

    Milli Eğitim Bakanının bir tarikatın üyesi gibi davrandığını vurgulayan Akpınar, şunları ifade etti:

    “Okullara aç gidiyor çocuklar. Bunu görmeyip şeriatı yayan temsilcisi gibi bütün işi gücü dini eğitimi nasıl verebiliriz derdinde. Amaçladıklarını imam hatip okullarında başaramadılar. Niye başaramadılar? Çünkü imam hatip okullarında dindar ve kindar bir gençliği yetiştireceğiz derken, çağın gençliği dünyayla bütünleşiyor, teknoloji o kadar gelişti ki dünyada gençlik nasıl yaşıyor? Dünyada eğitim nasıl gelişiyor? Bunları biliyor. Zaten kafası çalışan bir genç bunların karanlık fikirlerine inanmıyor. Devletin eliyle okullara, anaokullarına mescit açarak çocukları zehirlemek istiyorlar.

    “OKULLARDA MESCİT PROJESİNE KARŞI HERKES MÜCADELE ETMELİ”  

    Çocukları karanlığa gömmek için projelerini hayata geçirmeye çalışıyorlar. Bu anlamda laik cumhuriyete, laik eğitime sahip çıkan herkesin bu mücadelede yer almasını istiyoruz ve bu karanlığa izin vermeyeceğiz. Okullara mesciti açıp, yasallaştırıp bizim hayatımızı da zorunlu olarak etkiliyorlar. Çocuklarımız matematikten 95 -100 not puan alırken din dersinden 40 not alıyorlar. Bu da eğitim hayatını etkiliyor. Onun için tüm velilerin bu konuda uyanık olması ve çocuklarını bu karanlık beyinlere bırakmamasını diliyorum.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

  • Erdoğan: Karma eğitime karşı çıkanlar cahil bir toplum yaratmaya çalışanlardır-VİDEO

    Erdoğan: Karma eğitime karşı çıkanlar cahil bir toplum yaratmaya çalışanlardır-VİDEO

    PİRHA- Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Antalya Şube Başkanı Nurettin Erdoğan, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in karma eğitimi hedef alan sözlerine tepki vererek, “Karma eğitimi kaldırarak okumanın önünü kesip, karanlık, cahil bir toplum yaratmaya çalışıyorlar” dedi.

    Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in, “Çocuklarını okula göndermeyen aileleri ikna etmek adına gerekirse kız okulları da açabilmeliyiz” sözlerine tepkiler sürüyor. Karma eğitimi ve eşitliği hedef alan bu söyleme başta kadınlar olmak üzere toplumun birçok kesimi sesini yükseltmeye devam ediyor.

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Antalya Şube Başkanı Nurettin Erdoğan, “Karma eğitim sistemine karşı olanların öncelikle kendilerine bakmaları gerekiyor. O kişilerin ailelerine bakmak lazım. Kendi çocukları nerelerde okuyorlar acaba” dedi.

    “Karma eğitim, temel eğitimin ana yapısıdır” diyen Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

    “Karma eğitim bireylerin birbirlerini tanımasıdır, bu kimilerini rahatsız eder. Kız, erkek çocukların ayrıştırılarak okutulması ve bunun da velilerin talebi olduğuna dair söylemde bulunması bir milli eğitim bakanına yakışmıyor. Bu söylemler gelecekteki oluşumların bir işaretidir, bir habercisidir. Tabii bunlar toplum nezdinde oluşabilecek tepkiler sonucunda uygulamaya geçirmek için nabız ölçüyorlar. Lise okumayan bir çocuk gelecekte kendi kararını veremez. Olgunlaşma ve ergenleşme derecesine gelmesi gerekir. Kendi geleceğini kendi hedeflemeli ve o hedefini kendi uygulamalı.  Bir dönemler bir bakan “Okuyan insandan zarar gelir” demişti. Biz de kendisine soruyorduk siz neden okudunuz, neden dekan oldunuz? Bu ne yaman çelişki. Okuyan insandan şu ana kadar hangi topluma, hangi ülkeye zarar gelmiş.”

    “GERİCİ BİR TOPLUM YARATILMAYA ÇALIŞILIYOR”

    Okuyanların sorgulama yeteneği olduğunu, okuyan kişinin kendisinin ve mazlumların hakkını ve hukukunu aradığını, zalimlerin karşısında duruşu olduğunu belirten Erdoğan, “Okumanın anlamını, manasını ne kadar değerli olduğunu bilmeniz gerekir. Yeni eğitim sistemiyle okumanın önünü kesip ülkeyi Orta Doğu karanlığına sürükleyerek karanlık, cahil bir toplum yaratmaya çalışıyorsunuz. Ama bizler ve bu ülkede yaşayan toplumlar olarak, sadece Alevilerden bahsetmiyorum, toplumsal bir mücadele verip, eğitim sistemimizi daha da güçlendirmek için büyük mücadeleler vereceğiz. Her toplumdan ve her kesimden bunu bekliyoruz”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

  • Kaya: Milli Eğitim Bakanı karma eğitimi ortadan kaldırmak için nabız yokluyor -VİDEO

    Kaya: Milli Eğitim Bakanı karma eğitimi ortadan kaldırmak için nabız yokluyor -VİDEO

    PİRHA- Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in, karma eğitime karşı kız okulları kurulmasını savunmasına tepki gösteren 27. Dönem CHP Ankara Milletvekili/Eğitim Sen Kurucu Genel Başkanı Yıldırım Kaya, “Haddini bil Yusuf Tekin! Senin işin laik, demokratik, bilimsel, kamusal ve karma eğitim vermektir. Ya kanunlara uygun görevini yapacaksın ya da istifa edeceksin!” dedi. 

    Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, bir televizyon kanalında eğitim sistemiyle ilgili soruları yanıtlarken, kız okulları kurmanın, kız çocuklarının okula gönderilmemesini engelleyecek bir çözüm olabileceğini savundu.

    Kız çocuklarını okula göndermeyen ailelerin “Ben çocuğumu erkeklerle aynı okula göndermek istemiyorum” gerekçesini öne sürdüğünü belirten Bakan Tekin, “Şimdi benim Milli Eğitim olarak birincil hedefim ne? Kız çocuklarının okullaşması sağlamaktı. O zaman veliyi ikna etmek için biz, gerekirse kız okulları da açabilmeliyiz, veli isterse çocuğunu kız okullarına gönderebilmeli, isterse erkeklerin gittiği okullara gönderebilmeli” dedi.

    Bakan Yusuf Tekin’in bu sözleri büyük tepki çekti.

    Bir tepki de 27. Dönem CHP Ankara Milletvekili/Eğitim Sen Kurucu Genel Başkanı Yıldırım Kaya‘dan geldi.

    Kaya, “Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, AKP’nin yıllardır yapmak istediği, karma eğitimi ortadan kaldırmak için nabız yokluyor. “Kızlarınızı okula göndermeyin” mesajını asıl kendisi veriyor. Haddini bil Yusuf Tekin! Senin işin laik, demokratik, bilimsel, kamusal ve karma eğitim vermektir. Ya kanunlara uygun görevini yapacaksın ya da istifa edeceksin!” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Milletvekili Perihan Koca’dan Bakan Tekin’e: Aklınızdan bile geçirmeyin!-VİDEO

    Milletvekili Perihan Koca’dan Bakan Tekin’e: Aklınızdan bile geçirmeyin!-VİDEO

    PİRHA- Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in “Kız okulları kurulabilir” şeklindeki skandal açıklamasına tepki gösteren Yeşil Sol Parti Mersin Milletvekili Perihan Koca,”Eğitimde laik ve bilimsel uygulamalar zaten pek yok ama kalan son bir iki uygulamayı da ortadan kaldırmayı aklınızdan bile geçirmeyin” dedi.

    Hemen her eğitim öğretim döneminde harem selamlık eğitim tartışmalarının yaşandığı Türkiye’de, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin skandal bir çıkışa imza attı.

    İktidara yakın bir televizyon kanalında konuşan Tekin, ailelerin, “Kızımın erkeklerin olduğu yerde olmasını istemiyorum” dediğini savunarak, “Ancak biz bu kızlarımızı eğitime dahil etmeliyiz. Karma eğitim önemlidir. Ancak ihtiyaç duyulması halinde kız okulları kurulabilir” sözlerini kullandı. TBMM Genel kurulda söz alan Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP) Sözcüsü ve Yeşil Sol Parti Mersin Milletvekili Perihan Koca, bakanın skandal çıkışına tepki gösterdi.

    Perihan Koca, “Eğitimde laik ve bilimsel uygulamalar zaten pek yok ama kalan son bir iki uygulamayı da ortadan kaldırmayı aklınızdan bile geçirmeyin. Kız çocuklarının üzerinden ellerinizi çekin” dedi.

    Koca, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:

    “TBMM Genel Kurulu’nda dün çiçeği burnunda Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in ‘Kız çocuklarını okula göndermeyen ailelerin ilk söylediği şey ‘Erkeklerin olduğu yerde olmasını istemiyorum’ oluyor. Karma eğitim esas ama kız okulları kurmak gerekiyorsa kurulur.’ beyanına ilişkin konuştum. Her ne kadar sözlerimi zaman sınırı dolayısıyla tamamlayamamış olsam da bu düşünceler karma eğitimi adım adım ortadan kaldıracak olan adımların ilkidir. Kız ve oğlan çocuklarının ayrı okullarda okumasının hiçbir bilimsel gerekçesi yoktur. Meclis sıralarında oturan bazı vekiller daha önce kız çocuklarının 14 yaşında evlenebileceklerini de ifade etmişlerdi. Bu söylemler toplamda çocuklara yönelik bir bakışı ifade ediyor. Bu bakış kadınları ikinci sınıf gören ve onu erkeklerin nesnesi olarak gören bir bakıştır. Eğitimde laik ve bilimsel uygulamalar zaten pek yok ama kalan son bir iki uygulamayı da ortadan kaldırmayı aklınızdan bile geçirmeyin. Kız çocuklarının üzerinden ellerinizi çekin.”

    PİRHA/ANKARA

     

  • HDP Milletvekili Bülbül, ‘Aile Okulu Projesi’ni Bakan Mahmut Özer’e sordu

    HDP Milletvekili Bülbül, ‘Aile Okulu Projesi’ni Bakan Mahmut Özer’e sordu

    PİRHA- Milli Eğitim Bakanlığı, velilere 8 ana başlıkta eğitimlerin verildiği “Aile Okulu Projesi” başlatmasını Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer’e soran HDP Milletvekili Kemal Bülbül, “Bakanlığınız yine aynı program kapsamında çocuk haklarına odaklanarak “Çocuğun ihmal ve istismarının önlenmesi” maksadıyla bir eğitim programı öngörmekte midir?” dedi. 

    Milli Eğitim Bakanlığı, velilere 8 ana başlıkta eğitimlerin verildiği “Aile Okulu Projesi” başlattı. Ailelerin, öğrenci gelişimine katkı sunacak mekanizmalarla ilgili bilgilendirildikleri projeden şu ana kadar 7 pilot ilde 32 bin kişi yararlandı.

    HDP Milletvekili Kemal Bülbül, konuya ilişkin Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer’in yanıtlaması için TBMM Başkanlığı’na soru önergesi verdi.

    Bülbül önergesinin gerekçe bölümünde, “Haber Global’in 14 Temmuz 2022 tarihli web sayfasında Millî Eğitim Bakanlığı’nın velilere 7 pilot ilde 32 bin kişiye ulaşan ve diğer tüm illerde 8 ana başlıkta eğitimlerin verileceği Aile Okulu Projesi’ni başlattığına dair habere yer verilmektedir. Millî Eğitim Bakanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre, toplumun temeli olan aileyi güçlendirmek için yeni bir proje başlatıldı. Aile Okulu Projesi kapsamında “aile içi iletişim”, “çatışma ve stres yönetimi”, “bilinçli ve güvenli teknoloji kullanımı”, “bağımlılıkla mücadele”, “sosyal duygusal beceri gelişimi”, “akran ilişkileri”, “ahlaki gelişim”, “sağlıklı beslenme” ve fiziksel aktivitelerden oluşan eğitimlerin verildiği dile getirilmektedir” diye belirtti.

    Milletvekili Kemal Bülbül, bu bağlamda Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer’in yanıtlaması için şu soruları yöneltti:

    1- Bakanlığınız tarafından yaşama geçirilen “Aile Okulu Projesi” kapsamında “aile içi iletişim”, “çatışma ve stres yönetimi” ve benzeri konularda başlattığı proje kapsamında verilen eğitim programına ekolojik felaketin eşiğinde olmamız nedeniyle çevre duyarlığını geliştirmek amacıyla küresel iklim değişikliklerini konu alan bir ders eklemek için herhangi bir girişimde bulunmuş mudur?

    2- Bakanlığınız yine aynı program kapsamında çocuk haklarına odaklanarak “Çocuğun ihmal ve istismarının önlenmesi” maksadıyla bir eğitim programı öngörmekte midir?

    3- Bakanlığınızın proje kapsamında vereceğini ifade ettiği “ahlaki gelişim” eğitimleri ülkemizin etnik, dinsel ve kültürel çeşitliliğini kapsayacak mıdır?

    4- Bakanlığınızın proje kapsamında vereceğini ifade ettiği eğitimlerde çocukların uluslararası sözleşmelerden kaynaklanan hakları ile ilgili farkındalığın artırılmasına
    yönelik ne tür çalışmalar öngörmektedir?

    5- Bakanlığınızın proje kapsamında vereceğini ifade ettiği eğitimler tasarlanması ve uygulanması sürecinde aile ve çocuk gelişimi konusunda çalışmalar yapan akademisyenler ve sivil toplum kuruluşlarının etkin katılımı gözetilmiş midir?

    PİRHA/ ANKARA

  • ‘Harem selamlık’ oturma düzeni talimatı veren okul müdürünü görevden alacak mısınız?

    ‘Harem selamlık’ oturma düzeni talimatı veren okul müdürünü görevden alacak mısınız?

    PİRHA- HDP Milletvekili Ali Kenanoğlu, Bursa Osmangazi Mithatpaşa Ortaokulu Müdürü Haydar Akın’ın ‘harem selamlık’ oturma düzeni talimatı vermesini Meclis gündemine taşıyarak Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer’in yanıtlaması istemiyle soru önergesi verdi. Kenanoğlu Bakana; “Cinsiyet ayrımcılığı yapan okul müdürü görevden alınacak mıdır?’ diye sordu.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Bursa Osmangazi Mithatpaşa Ortaokulu Müdürü Haydar Akın’ın ‘haremlik selamlık’ oturma düzeni talimatı vermesini Meclis gündemine taşıdı.

    Kenanoğlu, Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer’in yanıtlaması istemiyle Meclis’e sunduğu soru önergesinde, bilimden ve pedagojiden uzak, ayrımcı uygulamanın gelecek nesiller açısından tehlikeler barındırdığını ifade ederek, ‘Laik ve pedagojik temellere aykırı davranan, küçük yaşta öğrenciler arasında cinsiyet ayrımcılığı yapan Bursa/Osmangazi Mithatpaşa Ortaokulu Müdürü görevden alınacak mıdır?’ diye sordu.

    “ÇOCUKLARIN KÜÇÜK YAŞLARDA CİNSİYET AYRIMCILIĞINA TABİ TUTULMASI TEHLİKELİDİR”

    Kenanoğlu’nun verdiği soru önergesinde şu ifadelere yer verildi:

    “Bursa Osmangazi Mithatpaşa Ortaokulu Müdürü Haydar Akın’ın okulda harem-selamlık uygulama başlatarak kız öğrencilerle erkek öğrencilerin ayrı sıralara oturtulması için öğretmenlere resmi yazı gönderdiği basına yansımıştır. Bilimden ve pedagojiden uzak, ayrımcı ve cinsiyetçi zihinlere sahip kişilerin okul yöneticisi olması, çocukların küçük yaşlarda cinsiyet ayrımcılığına tabi tutulması hem laiklik hem de kadın-erkek eşitliğini bozucu nitelik taşıması nedeniyle gelecek nesiller için tehlike barındırmaktadır.

    Bu bağlamda;

    1-Bursa/Osmangazi Mithatpaşa Ortaokulu Müdürünün, kız ve erkek öğrencilerin ayrı ayrı oturtulması talimatı vermesi hangi yasa hükmüne dayanmaktadır?

    2-Kız ve erkek öğrencilerin ayrı ayrı oturtulması talimatı veren Bursa/Osmangazi Mithatpaşa Ortaokulu Müdürünün bu uygulamasından Bakanlığınız haberdar mıdır?

    3-Laik ve pedagojik temellere aykırı davranan, küçük yaşta öğrenciler arasında cinsiyet ayrımcılığı yapan Bursa/Osmangazi Mithatpaşa Ortaokulu Müdürü görevden alınacak mıdır?”

    PİRHA/ANKARA

  • Gölbaşı İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü 11 yıldır prefabrik binada hizmet veriyor-VİDEO

    Gölbaşı İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü 11 yıldır prefabrik binada hizmet veriyor-VİDEO

    PİRHA-Ankara Gölbaşı İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nün 11 senedir prefabrik binada hizmet sürdürdüğünü belirten CHP Ankara Milletvekili Yıldırım Kaya, “İtibardan tasarruf olmaz diye uçak filosu kurup, yazlık, kışlık saray yaptıranlar Ankara’nın göbeğinde Gölbaşı İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne bir bina tahsis edememiş” şeklinde konuştu.

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Ankara Milletvekili Yıldırım Kaya, Ankara Gölbaşı İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nün 11 yıldır prefabrik binada hizmet vermesine ilişkin açıklama yaptı.

    “İTİBARDAN TASARRUF OLMAZ DİYENLER BİR BİNA TAHSİS EDEMEMİŞ”

    “İtibardan tasarruf olmaz diye uçak filosu kurup, yazlık, kışlık saray yaptıranlar Ankara’nın göbeğinde Gölbaşı İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne bir bina tahsis edememiş” diye konuşan Kaya, “Ankara Gölbaşı İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü 11 yıldır prefabrik bir binada hizmet vermektedir. Gölbaşı İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nün prefabrik binasını giderek yerinde inceledim. Bu görüntü Türkiye Cumhuriyeti Milli Eğitim Bakanlığına ve Başkent Ankara’ya hiç yakışmıyor. Ankaralı vatandaşlarımız da duruma tepki göstererek, yeni hizmet binası yapılmasını ya da yeni bir bina verilmesini talep etmektedirler. Gölbaşı İlçemizin ihtiyaçlarını karşılayacak İlçe Milli Eğitim binasına bir an önce kavuşması gerekir” ifadelerini kullandı.

    Kaya, ayrıca Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer’e yanıtlaması isteğiyle şu soruları yöneltti:

    “1-Ankara Gölbaşı İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü neden prefabrik binada hizmet vermektedir?

    2-Türkiye Cumhuriyeti Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı Ankara Gölbaşı İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünün prefabrik binada hizmet vermesi ne anlama gelmektedir?

    3-Ankara Gölbaşı İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne hizmet binası verilecek/yapılacak mıdır? Bu konuda yapılan bir çalışma var mıdır?”

    PİRHA/ANKARA

  • Zorunlu din dersi önergesine Milli Eğitim Bakanı’ndan ilginç yanıt!

    Zorunlu din dersi önergesine Milli Eğitim Bakanı’ndan ilginç yanıt!

    PİRHA- HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu’nun Haziran ayında zorunlu din dersine ilişkin verdiği soru önergesine yanıt geldi. Zorunlu din dersinin devam edeceğinin anlaşıldığı yanıtta, “Mevcut müfredatlar, öğrenme öğretme teori ve yaklaşımlarındaki yenilik ve gelişmeler doğrultusunda çağın gerekliliklerini, ferdin ve toplumun değişen ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde yenilenmiştir” denildi.

    HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Haziran ayında Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinin zorunlu olmaktan çıkarılması gerektiği üzerine basın toplantısı gerçekleştirmiş ve yine bu kapsamda aynı gün içerisinde Milli Eğitim Bakanı’nın yanıtlaması talebiyle TBMM Başkanlığı’na soru önergesi sunmuştu.

    “DİN DERSİ ZORUNLU OLMAKTAN ÇIKARILMALI”

    Kenanoğlu, hem soru önergesinde hem de basın toplantısında, AİHM’in 2007 ve 2014 yılında aldığı kararlarla, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinin zorunlu derslerden çıkarılması yönünde iç hukuktaki gerekli düzenlemelerin AİHM kararları ışığında bir an önce yapılması yönündeki kararını ilettiğini belirtmiş ve bu konuda gerekli iç düzenlemelerin derhal yapılması yönündeki talebi dile getirmişti.

    Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’tan, Haziran ayında verilen soru önergesine yanıt geldi.

    Milli Eğitim Bakanı, “Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersi öğretim programları çoğulculuğu ve çeşitliliği zenginlik olarak kavramayı, karşılıklı anlayış ve uzlaşmayı; farklılıkların endişe verici, tehdit teşkil eden, olumsuz şeyler olarak algılanmamasını, farklı ama eşit biçimde barış ve karşılıklı saygı içinde yaşayabilme becerisini öğrenciye kazandırmayı hedeflemektedir” ifadelerini kullandı.

    Yanıtta şu ifadelere yer verildi:

    “Bakanlığımız ilk ve ortaöğretim kurumlarında okutulan tüm derslerin öğretim programlarını değişen ve gelişen şartlar doğrultusunda araştırmacılığı, yenilikçiliği ve temel becerileri esas alan bir yaklaşımla yenilenerek geliştirilmesi kapsamında, bakanlığımız din öğretimi genel müdürlüğü tarafından Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersi öğretim programları da yeniden hazırlanmış ve Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığımızca onaylanmış, 2018-2019 eğitim öğretim yılı itibariyle ülkemizde okutulmaya başlanmıştır. Yenileme çalışmalarının başlamasında kalkınma planları, 64. ve 65. hükümetlerin eylem planları, uluslararası ölçekti gerçekleştirilen sınavların sonuçları, farklı ulusal ve uluslararası kurum ve kuruluşlar tarafından hazırlanan raporlar ile gerçekleştirilen bilimsel araştırmalar etkili olmuştur. Sonuç olarak mevcut müfredatlar, öğrenme öğretme teori ve yaklaşımlarındaki yenilik ve gelişmeler doğrultusunda çağın gerekliliklerini, ferdin ve toplumun değişen ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde yenilenmiştir.

    Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersi öğretim programları da bu amaç doğrultusunda güncellenmiş, bu güncelleme çalışmaları esnasında AİHM Kararı Eylem Planı çalışma grubunun oluşturduğu raporda dikkate alınmıştır. Bu bağlamda Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersi öğretim programları çoğulculuğu ve çeşitliliği zenginlik olarak kavramayı, karşılıklı anlayış ve uzlaşmayı; farklılıkların endişe verici, tehdit teşkil eden, olumsuz şeyler olarak algılanmamasını, farklı ama eşit biçimde barış ve karşılıklı saygı içinde yaşayabilme becerisini öğrenciye kazandırmayı hedeflemektedir” (HABER MERKEZİ)

  • Milli Eğitim Bakanı’ndan zorunlu din dersi açıklaması

    Milli Eğitim Bakanı’ndan zorunlu din dersi açıklaması

    CNN TÜRK’te Hafta Sonu programına konuk olan Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, zorunlu din dersleri ile ilgili “İçinde ‘zorunluluk’ geçen bir kelimeden bahsediyoruz. Zaman içerisinde demokrasinin dönüşmesiyle bazı insanlar başka dersler almak isteyebilir. Bununla ilgili milletimizin beklentisi bizim için önemli” açıklaması yaptı.

    Yaz tatilinin kısalacağı hakkındaki iddialara ilişkin soruları da yanıtlayan Selçuk, ” Bizim tatilimiz uzun. Avrupa ortalaması 200 okul günü. Bizde 180 iş günü var. Şu anda 180 iş gününü hemen artırmak gibi bir derdimiz yok. Önce yapısal olarak bir iyileştirmeye gidelim. Ondan sonra orta vadede 180 iş günü Avrupa’daki gibi 200 gün olabilir” ifadelerini kullandı.

    Selçuk’un konuşmalarından satır başları şöyle:

    “-Eğitimde tümüyle sancısız bir değişim öngörüyoruz. Türkiye’de algısal olarak sık sık değişiklikler yapıldı ve bu çocukların huzursuz olmasına yol açtı.

    -İstiyoruz ki önümüzdeki üç yıl içerisinde neyin hangi aşamada olacağı belli olsun. Net bir yol haritası olsun ve insanlar huzursuz olmasın istiyoruz.

    -Biz yarım insan yetiştirmeyelim, tam insan olsun.

    -Yabancı dil eğitimi için yurt dışına göndermeyi düşünüyoruz.

    -Öğretmenlerimiz için çalışma saatleri, atama durumları düzenlenecek.

    -10 yıllardır süren sorunlar var. Bi kısmı bu yıl içerisinde çözülebilecek sorunlar. Bununla ilgili web sayfası var. Burada sorulara ne zaman neyi yapıp yapamayacağımız konusunda yanıtlar veriyoruz.

    -60 bine yakın sözleşmeli öğretmenimiz var. Bu bir kanun meselesi. Yani Meclis’in karar alması sözkonusu. Ne kadarı Bakanlık olarak çözebileceğiz şeyler; ne kadarı Meclis’in… Bize düşen kısımları biz çözmeye çalışıyoruz. Kanun gerektiren konuları bekliyoruz.

    -680 bin civarında Suriyeli çocuk var eğitim bekleyen. Hala gelen çocuklar var. Net bir rakam veremiyorum.

    -Daha evvel Uluslar arası çocuklar olsun istiyorduk ama bizim çocuklarımızın istikrarını koruyarak. Türkçe öğrenlemerini istiyoruz. Türkiye’yi tanımak istiyorlar. Suriyeli yetiştirmek gibi bir derdimiz yok. Etnik bir davranış sergiliyoruz.

    -Suriyeli öğretmenler var. Hem Arapça hem Türkçe bilen öğretmenlere ihtiyacımız var.

    Yaz tatili kısalacak mı?

    -Tek yarıyıl olmak zorunda değil. 180 iş günü artabilir. Bizim tatilimiz uzun. Avrupa ortalaması 200 okul günü. Bizde 180 iş günü var. Japonya’da 220 gün. Önce yapısal olarak bir iyileştirmeye gidelim. Ondan sonra 180 iş günü Avrupa’daki gibi 200 iş günü olabilir.

    -Türkiye’nin yüzde 90’ı tarım toplumuyken yazın 3 aylık boşluğu bırakmışlar çünkü tarım yapılıyor.
    İş tersine dönmüş yüzde 80’i şehirleşmiş ama bu takvim yine aynı kalmış temel çıkmaz bu.

    -Değişebilir. Şu anda 180 iş gününü hemen artırmak gibi bir derdimiz yok. Önce yapısal olarak bir iyileştirmeye gidelim. Ondan sonra orta vadede 180 iş günü Avrupa’daki gibi 200 gün olabilir.

    -Din dersleri içinde ‘zorunluluk’ geçen bir kelimeden bahsediyoruz. Kimin için zorunlu diye baktığımızda bu tartışılır. Zaman içerisinde demokrasinin dönüşmesiyle bazı insanlar başka dersler almak isteyebilir. Devlet politikası var. Bununla ilgili milletimizin beklentisi bizim için önemli.

    – Andımız kararı 5 yıldır beklemede olan bir karar. Eğitimde vizyonun olduğu bir haftada Danıştay açıklama yapıyor. Gelecekle ilgili bir kurgulama yapmaya çalışıyoruz. Cumhurbaşkanımız ‘neden şimdi çıkıyor?’ dedi haklı olarak. Bu konu bilimsellikle ilgili bir konu değil bu siyasal bir mesele.”

  • ‘Zorunlu din dersini Aleviler değil, FETÖ’nün kurumları istiyor’-VİDEO

    ‘Zorunlu din dersini Aleviler değil, FETÖ’nün kurumları istiyor’-VİDEO

    PİRHA – Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz’ın “Aleviler din derslerinin kaldırılmasını istemiyor” sözlerine tepki gösteren Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Gani Kaplan, “Bugün Türkiye’de hiçbir Alevi zorunlu din dersleri ile çocuğuna zorla işkence yaptırmak istemez. Çünkü zorunlu din dersleri Alevi çocuklar için bir zulüm ve işkencedir” dedi.

    Haberin Videosu

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Gani Kaplan Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz’ın “Alevilerin zorunlu din derslerinin kaldırılmasını istemiyor” sözlerine ilişkin Pir Haber Ajansı’na konuştu.

    Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz’ın zorunlu din dersinin kalkmasını istemiyor dediği derneğin Alevi İnanç Dernekler Federasyonu olduğunu belirten Kaplan, “Derneğin bünyesinde 700 kadar Alevi derneği ve 100 bine yakın üyesinin olduğu söyleniyor. Ancak bizler yıllardır Alevi örgütlülüğün içindeyiz böyle bir dernekten ve federasyondan haberdar değiliz. Böyle bir dernek varsa da çantadır” diye konuştu.

    “ZORUNLU DİN DERSLERİ ALEVİ ÇOCUKLARI İÇİN BİR İŞKENCEDİR”

    Kaplan, “Bugün Türkiye’de hiçbir Alevi, zorunlu din dersleri ile çocuğuna zorla işkence yaptırmak istemez. Çünkü zorunlu din dersleri Alevi çocuklar için bir zulüm ve işkencedir. Nasıl ki Sünni bir ailenin çocuğuna Hristiyanlık ve Musevilik öğretilemezse bir Alevi çocuğuna da zorla Sünnilik öğretilemez. Bu, insan hakları ve insanlık açısından da bir zulümdür” ifadelerini kullandı.

    “ÇANTADA KURULAN ‘ALEVİ’ KURUMLARI DİN DERSİNİ İSTİYORDUR”  

    Son dönemlerde birçok Alevi derneğinin kurulmaya başladığına dikkat çeken Kaplan şunları ifade etti:

    “ Çantada kurulan ve vakıflaşan ‘Alevi’ kurumları var. Bu kurulan Alevi kurumlarının birçoğunda bizzat hükümetin kendi adamları var. Aleviler içinde özellikle keklik diye tabir ettiğimiz kişiler bu dernek ve vakıfların içinde yer alıyor. Muhtemelen Milli Eğitim Bakanı da bunlar ile görüşmüştür. Ben 30 yıla yakındır Alevi örgütlenmesi içerisindeyim, diyen Kaplan şöyle devam etti:

    “Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, Hacı Bektaşi Veli Anadolu Kültür Vakfı, Alevi Kültür Dernekleri ve Alevi Bektaşi Federasyonu olsun bunların çoğunun tek talebi zorunlu din derslerinin müfredatta kaldırılmasıdır. Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz’ın yaptığı açıklamanın bu Alevi kurumlarının cephesinde bir karşılığı yoktur. Zorunlu din dersini isteyen dernekler ise daha önce Fetö’nün kurmuş olduğu, hükümet tarafından yıllarca beslenip cami ve cemevi projesi ile karşımıza çıkanlardır. Ancak bu dernekler 15 Temmuz darbe sürecinde kapatıldı. Bu boşluğu hükümet farklı yapılarla doldurmaya çalışıyor. Şu anda da bu amaca yönelik kurulmuş birkaç dernek var. Ve zorunlu din derslerini de muhtemelen bu dernekler istiyordur.”

    “HERKES KENDİ ALEVİSİNİ YARATMAK İSTİYOR”

    Herkesin kendi Alevi’sini yaratmak istediğine dikkat çeken Kaplan, “İktidar partisi buna yönelik büyük bir çaba içerisinde yer almaktadır. Ama biz biliyoruz ki akan suya pislik atılsa dahi su kendini temizler. Aleviler ve Alevi kurumları da yürüdükleri yolda safralarını zamanla atacaktır. Ve bu gibi Alevi kurumlarının Alevi toplumu içerisinde barınmaları mümkün değil” diye konuştu.

    “BU TOPRAKLARDA YAŞAM MÜCADELESİ VERİYORUZ”

    “Biz Pir Sultan Abdal Kültür Derneği ve diğer dernekler ile birlikte zorunlu din derslerinin kaldırılmasına yönelik hep bir talebimiz vardı” diyen Kaplan şunları ifade etti:

    “Türkiye’nin birde yerel bir gerçekliliği var. Maraş’ta bir belediye başkanı ile görüştük. Belediye başkanı bizlere ‘binalar oy kullansa seçimde biz kazanırız’ dedi. Beş, altı katlı binalar boş ve bu binaların içinde insanlar yok. Bu binaların içindeki Alevi toplumu yerini yurdunu terk etmek zorunda bırakılmış. Şu anda Aleviler’in birinci önceliği bu topraklarda yaşam mücadelesi vermek. Dolayısı ile bir ülkede iç barışı ve iç huzuru sağlamadıktan sonra ülkenin müfredatı ne olursa olsun, inanç merkezlerinin adı ne olursa olsun hiçbir önemi yok. Özellikle hedefimiz iç barışın, iç huzurun, bir an önce sağlanıp demokrasi kanallarının her alanda hakim kılınmasını sağlamaktadır.

    “BİRİNCİ ÖNCELİĞİMİZ BU TOPRAKLARDA GÖÇÜ ÖNLEMEK”

    “Zorunlu din derslerinin kaldırılması ve cemevlerimizin yasal statüye kavuşması için mücadele veriyorduk, yine vereceğiz” diyen PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan son olarak şunları belirtti:

    “Cemevlerine yasal statü verilip verilmemesi bizim için çok önemli değil artık. Çünkü cemevleri bizim meşru inanç yerlerimiz. Bunu tüm dünya kabul etti. Hükümetin kabul edip etmemesi onların bileceği bir iştir. Tüm Türkiye halkları Alevisi ile Sünnisi ile cemevlerini meşru inanç yeri olarak kabul etmiştir. Buna yönelik mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz. Ancak birinci önceliğimiz bu topraklardan göçü önleyip halkın yaşam alanlarına geri dönmesini sağlamaktır. Alevilerin somut taleplerine ilişkin daha çok mücadele alanlarını genişletmemiz gerekir.”

    İsmet SEFER/İSTANBUL

  • Milli Eğitim Bakanı Alevilerle alay mı ediyor?

    Milli Eğitim Bakanı Alevilerle alay mı ediyor?

    PİRHA- Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, meclis genel kurulunda, milletvekillerinin zorunlu din dersi ile ilgili AİHM’in vermiş olduğu ancak uygulanmayan kararına ilişkin “Genelde -Alevi kardeşlerimizle de görüşme oldu- onlar din kültürü ve ahlak dersinin kaldırılmasını kesinlikle istemiyorlar” diyerek Alevi yurttaş ve kurumlarının taleplerini görmezden geldi.

    Meclis genel kurulunda 2018 bütçe görüşmeleri devam ederken, milletvekillerinin sorularına cevap veren Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, eğitimde kalitenin arttığını belirtirken, Alevilerin zorunlu din dersi ile ilgili vermiş olduğu hukuksal ve meşru mücadelesi sonucu, AHİM’in vermiş olduğu karara ilişkinde sorulan soruya şu cevabı verdi;

    “Genelde -Alevi kardeşlerimizle de görüşme oldu- onlar din kültürü ve ahlak dersinin kaldırılmasını kesinlikle istemiyorlar. Anayasa çerçevesinde istedikleri husus şudur: ‘Bizi olduğumuz gibi, doğru bir şekilde tanıtın. Evlatlarımız bizi bilsin. Yan yana yaşıyoruz ama dini, inancı ne, bilmiyor; dili nedir bilmiyoruz. Dolayısıyla bunun yanlış olduğunu, bunun eksik olduğunu biliyoruz. İnşallah, geçmişe kıyasla her alanda ister Kürt dilinin demokratikleşmesi ve eğitimde kullanılması ister Alevi toplumunun dediği gibi inancıyla ilgili temel çerçevenin çizilmesi konusunda… Benim birçok Alevi kardeşlerim ‘Dün yoktuk, dün inkâr ediliyorduk.’ diyorlar. Bugün var ama yetersiz. ‘Yetmez ama evet’ diyoruz ya, işte, biz de; varsa eksiklikleri beraberce tamamlayalım.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Mersin Eğitim-Sen: Adrese dayalı kayıt sistemi sorunları daha da arttıracak-VİDEO

    Mersin Eğitim-Sen: Adrese dayalı kayıt sistemi sorunları daha da arttıracak-VİDEO

    PİRHA- Eğitim-Sen Mersin Şube Sekreteri İsmail Usluoğlu, değişen sınav sistemi ile ilgili yaptığı basın toplantısında TEOG yerine getirilen yeni sistemi açıklayarak zaten karışık olan zihinleri daha da karıştırdığına, öğrenci ve velilerde oluşan kaygıları büsbütün arttırdığına dikkat çekerek, “Sınav merkezli eğitim” anlayışı derhal terk edilmelidir” dedi. 

    Haberin Videosu

    TEOG sınavının kaldırılması ile ilgili tartışmalar yeni bir boyuta taşındı. Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, TEOG’un yerine “Eğitim Bölgesi ve Sınavsız Mahalli Yerleştirme Sistemi” geleceğini duyururken, eğitimciler, öğrenciler ve velilerin telaşı daha da arttı.

    Değişen sınav sistemine ilişkin Mersin Eğitim-Sen sendika binasında basın toplantısı düzenledi. Basın metnini okuyan Şube Sekreteri İsmail Usluoğlu, TEOG yerine getirilen yeni sistemin, zaten karışık olan zihinleri daha da karıştırdığını, öğrenci ve velilerde oluşan kaygıları büsbütün arttırdığını belirterek, şunları dile getirdi:

    “Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz sınavın kaldırılmasını gerektiren nedenleri şu şekilde sıralamıştır; 1.TEOG öğrencileri ve velileri okul dışı kaynaklara (etüt merkezi, kurs, özel ders) yöneltiyordu,
    2. Sınavın olduğu gün 6. ve 7. sınıflarda okula gelemiyordu,
    3. Öğrenciler sınava hazırlık için devamsızlık yapıyordu,
    4. Sınava hazırlanırken öğrencilerin sosyal ve psikolojik gelişimleri olumsuz etkileniyordu,
    5. Öğrencilerin ve velilerin üzerinde sınav stresi olumsuz etki yapıyordu,
    6. Yerleştirmeye esas puan belirlenirken okul başarı puanının da etki etmesi özel okulların notları şişirdiği iddiasını ortaya çıkarmıştı. Türkiye’deki bütün okulların niteliğinden sorumlu olanların ‘nitelikli okullar’ vurgusu yaparak, Türkiye’deki okulların yüzde 90’ının niteliksiz olduğunu kabul etmesi, iktidarın eğitimdeki başarısızlığının en açık itirafıdır.

    ‘‘ADRESE DAYALI KAYIT SİSTEMİ’ SORUNLARI DAHA DA ARTTIRACAKTIR”

    Açıklananın aksine temel eğitimden ortaöğretime geçişte sınav kalkmamıştır” diyen Usluoğlu, şunları ifade etti:

    “Öğrencilerin önemli bir bölümü Haziran ayında yapılacak olan sınava katılacaktır. Bakan Yılmaz’ın açıkladığı ‘adrese dayalı kayıt sistemi’ sorunları çözmek bir yana daha da arttıracaktır. Pek çok bölgede seçilebilecek 5 okulun bile bulunmaması zorunlu olarak öğrencilerin istemeseler bile bazı okullara gitmelerini zorlamak anlamına gelecektir. Temel eğitimden ortaöğretime geçişte öğrencilerin en az yüzde 25’inin imam hatip lisesine yerleşmesi garanti altına alınacaktır. Milli Eğitim Bakanlığı bugüne kadar benimsediği eğitim politikaları ile eğitim sistemini siyasal iktidarın ihtiyaçları ve hedefleri doğrultusunda yap-boz tahtasına çevirmek dışında eğitimde somut ve çözüme dayalı politikalar geliştirmemiştir.”

    Usluoğlu son olarak, “Eğitim sisteminin öncelikli sorunu olan “sınav merkezli eğitim” anlayışı derhal terk edilmelidir. Sınavlara endekslenmiş bir eğitim sisteminin nitelikli olması nasıl mümkün değildir” dedi.

    Diren KESER/MERSİN

  • CHP’li Budak: Milli Eğitim Bakanı görevden alınacak mı?

    CHP’li Budak: Milli Eğitim Bakanı görevden alınacak mı?

     

    PİRHA- CHP Genel Başkan Yardımcısı Çetin Osman Budak,  TEOG kaldırılması süreci ve öğretim yılı başında yapılan ders programı düzenlemelerinde 80 dakika ders yapma gibi sıkıntıların ortaya çıkmasında Milli Eğitim Bakanı’nın sorumluluğu bulunduğunu belirtti. Budak, “Öğrenci, öğretmen ve velilerden, yaşatılan sıkıntılar nedeniyle özür dilenecek midir? Milli Eğitim Bakanı’nın görevden alınması yoluna gidilecek midir” diye sordu.

     CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Antalya Milletvekili Çetin Osman Budak, Başbakan Binali Yıldırım’ın yanıtlaması istemiyle verdiği önergede, YÖK Başkanı’nın, yükseköğretimde “üzerinde iyi çalışılmayan büyük radikal değişikliklerin bazen yıkıcı tesirleri” olabileceğini belirterek,  üniversite giriş sınavları için “istikrar”ın önemine vurgu yaptığına dikkat çekti.

    “ÇOCUKLARIN GELECEĞİ İLE İLGİLİ ÖZENSİZLİK VE KEYFİLİK, KAYGILARI BÜYÜTTÜ”

    Budak, “Yükseköğretim için istikrar aranırken, ortaöğretime geçiş sistemi öğretim yılı başladıktan sonra taksi durağında yapılan açıklama ile kaldırılmış,  yeni sisteme ilişkin 3 önerinin, kaldırma kararından 3 gün sonra Bakanlar Kurulu’na sunulacak aşamaya getirildiği yine Milli Eğitim Bakanlığı tarafından ilan edilmiştir” dedi.

    CHP’li Budak, “TEOG’un kaldırılması ve yeni sistem ile ilgili sürecin 3-10 günlük bir dönemde tamamlanacağının açıklanması  ‘istikrar ve üzerinde iyi çalışma yapılması’ koşullarının ortaöğretim için dikkate alınmadığını göstermektedir. Milyonlarca çocuğun geleceğini etkileyecek düzenlemeyle ilgili süreçteki özensizlik ve keyfilik, gelecek adına kaygıları arttırmıştır” ifadelerini kullandı.

    İSTİKRARSIZLIĞIN BEDELİ ÖĞRENCİYE

    AKP Hükümetleri döneminde ortaöğretime geçiş sisteminde kaç değişiklik yapıldığı ve  TEOG’un  hangi sakıncaları nedeniyle kaldırıldığı konusunda bilgi isteyen Budak, şu soruları sordu:

    -“TEOG’un kaldırıldığını taksi durağında açıklayan Milli Eğitim Bakanı, 3 gün sonra, getirilecek yeni modele ilişkin 3 alternatifli çalışmanın 22.09.2017 tarihli Bakanlar Kurulu’na sunulacağını ifade etmiştir. Aynı gün yaptığınız açıklama ile konunun bir sonraki Bakanlar Kurulu’nda ele alınacağını belirttiğiniz görülmüştür. Milyonlarca öğrencinin geleceğini etkileyecek ortaöğretime geçiş modeli için 3-10 günlük çalışma süresi, yeterli bir süre midir?

    Üç gün içinde Bakanlar Kurulu’na sunulacak alternatifli çalışma için kimlerin görüşü alınmış, hangi bilimsel verilerden yararlanılmıştır? Ortaöğretime geçişte istikrar sağlanamaması ve  3-4 yılda bir değişikliğe gidilmesi dolayısıyla yaşanan sıkıntılardan ötürü öğrenci, öğretmen ve velilerden özür dilenecek midir?” 

    -“Öğrencilerin sabahın karanlığında yola çıkmaması için yapılan düzenlemeler çerçevesinde Ankara’da 3 gün içinde iki kez derse başlama saatinin değiştirildiğinden, bazı şehirlerde teneffüslerin kaldırılarak, ders saatlerinin 80 dakikaya çıkarıldığından haberdar mısınız?

    -Bu tablo dolayısıyla öğrenci, öğretmen ve velilerden özür dilenecek midir? Gerek TEOG süreci, gerek müfredat değişiklikleri ve gerekse de eğitim öğretim süreçlerinde yaşanan sorunlar nedeniyle Milli Eğitim Bakanı’nın görevine son verilmesini önerecek misiniz?”

    (HABER MERKEZİ)

  • HDP’li Toğrul: Kamu emekçilerine yönelik bu yeni “cadı avı” kim ya da kimlerin talimatı ile başlatıldı?

    HDP’li Toğrul: Kamu emekçilerine yönelik bu yeni “cadı avı” kim ya da kimlerin talimatı ile başlatıldı?

    PİRHA- HDP Antep Milletvekili Mahmut Toğrul kamu emekçilerinin sürgün edilmesini Meclis gündemine taşıdı. Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz tarafından cevaplandırılması için verdiği soru önergesinde Toğrul, “Muhalif olan kamu emekçilerine yönelik başlatılan bu “cadı avı” kim ya da kimlerin talimatı ile başlatılmıştır?” diye sordu. 

    HDP Antep Milletvekili Mahmut Toğrul kamu emekçilerinin sürgün edilmesini Meclis gündemine taşıdı. Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz tarafından cevaplandırılması için verdiği soru önergesinde Toğrul, şu hatırlatmada bulundu:

    “Kamu görevlilerinin, sendikalarının aldığı kararlar doğrultusunda toplu eylem hakkına sahip oldukları; uluslararası sözleşmelerde, Anayasa ve mahkeme kararlarında hiçbir tereddüde yer bırakmayacak şekilde kamu emekçilerine grev hakkı tanınmaktadır. Bu konuda çok sayıda AİHM, Anayasa Mahkemesi, Danıştay ve idari yargı kararı bulunmaktadır. İç hukuk ve uluslararası hukukta güvence altına alınan demokratik haklar bugün suç olarak değerlendirilmektedir. Kamu hizmeti sunma ve alma hakkının yanı sıra başta yaşam hakkını da tehdit eden söz konusu gelişmelere karşı, Kamu emekçileri de yaşanan olumsuzlukların giderilmesi ve hayatın normale dönmesi amacıyla, 21 Aralık 2015 günü bir saatlik iş üretmeme ve 29 Aralık 2015 günü ise iş bırakma eylemi gerçekleştirmiştir.”

    “15 Temmuz darbe girişiminin ardından tüm kamu kurum ve kuruluşlarında görev yapan çok sayıda kamu emekçisi, açığa alınmış, ihraç edilmiş ve sürgünler ile süreç devam ettirilmektedir. Hükümet tarafından OHAL kanunları kapsamında on binlerce kamu görevlisi ihracı ve sürgünleri devam ettirilerek cadı avı sürdürülmektedir” diyen HDP’li Vekil Toğrul, önergesinde Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz’a şu soruları yöneltti:

    1- Sürgün etmiş olduğunuz kamu emekçilerini hangi gerekçeyle sürgün etmiş bulunmaktasınız? Kamuoyuna sürgünler konusundaki sayı yaklaşık olarak 1000 kişi olarak yansımıştır. Tam olarak kaç kişi sürgün edilmiştir? Bunların sendikalara göre dağılımı ne şekildedir?

    2- Geçen yıl kurban bayramından önce binlerce öğretmenin açığa alınması, ihraç edilmesi ve bu yılda yine bayramdan birkaç gün önce emekçilerin hukuksuz bir şekilde sürgün edilmesi, iktidarınızın kamu emekçilerine naçizane bir hediyesi midir?

    3- İktidarınız tarafından 15 Temmuz darbe girişiminden sonra OHAL ilan edilerek ve çıkarılan KHK’larla, yasama, yürütme ve yargı organlarının boşa çıkarıldığı hukuksuz bir süreç yürütülmektedir. Darbe girişimi ve cemaat ile hiçbir ilişkisi olmayan hatta ömürleri darbe girişimlerine karşı çıkmak ve mücadele ile geçen kamu emekçilerinin ihraç ve sürgün edilmesinin nedeni nedir?

    4- Tüm Türkiye’de 21 Aralık 2015 ve 29 Aralık 2015 tarihlerindeki iş bırakmalara katılım olduğu halde, sürgün edilen emekçilerin özellikle Gaziantep, Şanlıurfa, Diyarbakır, Elazığ, Van, Muş, Siirt, Mardin ve Tunceli’den seçilmesinin nedeni nedir? Ve sürgün edilen emekçilerin özellikle İç Anadolu’nun Orta Anadolu bölgesine sürgün edilmesinin nedeni nedir? Kamu emekçilerini özellikle Orta Anadolu bölgesine sürgün ederken kamu emekçilerinin yaşayabileceği saldırılar ve can güvenliği konusunda ne gibi önlemler alacaksınız?

    5- Sendikal eylemlerin suç sayılmadığı ve ceza verilemeyeceği uluslararası hukuk ve iç hukuk tarafından güvence altına alınmışken iktidarınız tarafından kamu emekçilerine böyle cezaların verilmesinin nedeni nedir? Uluslararası sözleşmeleri ve kanunları neden çiğnemektesiniz?

    6- Muhalif olan kamu emekçilerine yönelik başlatılan bu “cadı avı” kim ya da kimlerin talimatı ile başlatılmıştır?

    7- Sendikal çalışma, faaliyet ve eylemlerinden dolayı basında ve kamuoyunda 1 yıldır açık hedef haline getirilen ve sürgün edilen bu eğitim emekçilerinin can güvenliğini nasıl sağlayacaksınız?

    (HABER MERKEZİ)

  • Öğretmen Cemil Kılıç: Din dersindeki müfredat ile şeriat eğitimine geçiliyor

    Öğretmen Cemil Kılıç: Din dersindeki müfredat ile şeriat eğitimine geçiliyor

    PİRHA-Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi ders müfredatında artık “Muamelat ve Ukubat” adlı bir ünite de yer alacak. Bunun şeriat eğitimi anlamına geldiğini vurgulayan Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmeni İlahiyatçı Yazar Mustafa Cemil Kılıç sosyal medyada yazdığı bir yazı ile müfredata tepki gösterdi. 

    Eğitim- İş İstanbul 4 No’lu Şube Eğitim Sekreteri ve İlahiyatçı Yazar Cemil Kılıç kaleme aldığı yazıda din dersindeki müfredat ile Alevi öğrencilerine mezhepçilik dayatıldığına dikkat çekti.

    Kılıç yazısında din derslerinde şeriat eğitimi başladığını belirterek müfredattaki değişikliklere değindi. Kılıç, Talim ve Terbiye Kurulu Başkanı’nın Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi ders müfredatında artık “Muamelat ve Ukubat” adlı bir ünite de yer alacağını hatırlatarak ders içeriklerine ilişkin şunları söyledi:

    “Muamelat ve Ukubat, İslam Fıkhında/hukukunda çok önemli bir yer tutuyor. Muamele sözcüğünün çoğulu olan Muamelat; kişisel, toplumsal ve yönetsel fiillerin İslam devletindeki /Şeriat düzenindeki hukuki mahiyetini ifade eder. Ukubat ise şeriata göre suç kabul edilen eylemlere / fiilere verilecek cezaları ifade eder. Daha açık bir ifadeyle Muamelat; ibadetin dışında kalan hukuki tasarruflar, akitler, suç, ceza ve benzeri hükümlerdir. Bunlar; ferdin fertle, ferdin toplumla veya toplumların birbiriyle olan ilişkilerini düzenleyen kurallardır. Muamele hükümlerini Aile, Medeni, Ceza ve Kaza hükümleri olarak ayırmak mümkündür.”

    MÜFREDAT ‘ÜMMET TOPLUMU’ PROJESİ OLARAK HAZIRLANMIŞ 

    Bu müfredat ile şeriat eğitimine geçildiğini söyleyen Kılıç, Alevilerin ise mezhepçilik konusundaki şikayetlerinin çözümsüz bırakıldığını söyledi.

    Kılıç, “Milli Eğitim Bakanlığımız, artık Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi derslerinde çıtayı son derece yükseltmiş durumda. Uzun yıllardır özellikle Alevilerin Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi derslerine yönelik tek mezhepçilik ve dayatmacılık konusundaki şikayetleri ve bu husustaki AİHM kararları hiç dikkate alınmadığı gibi şeriat eğitimine de geçilmiş bulunmaktadır. Artık okullarımızda öğrencilere şeriat eğitimi verilecektir.
    Müfredat yenileme çalışmaları kapsamında Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersleri dışındaki seçimli dini derslerin yeni müfredatına egemen olan terminolojinin de zaten ümmet toplumu projesi doğrultusunda hazırlandığı görülüyor” ifadelerini kullandı.

    “DİN DERSİ MÜFREDATI LAİK HUKUKA DARBE VURMAYA HAZIRLANIYOR” 

    Buna göre öğretilecek kavramlar olarak; fıkıh ( İslam Hukuku / Şeriat ), riba (faiz), edille-i şeriyye (Şerî deliller), cihad, fetih, talak (şeriata göre boşama) vb. sözcüklerin olacağını söyleyen Kılıç, “Hasıl-ı kelam artık öğrencilerimiz bu derslerde, şeriata göre el kol kesme cezası, kısas cezası, diyet, recm ve sopa vurma cezasını, evlilikte eş sayısını, şeriata göre eş boşamayı (talak) öğrenmeye başlayacaklar. Evet; yeni Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi ders müfredatı laik hukuka ağır bir darbe vurmaya hazırlanıyor” dedi.

    “LAİKLİĞİ EĞİTİM YOLUYLA BİTİRİYORLAR”

    Bunun anayasal bir suç olduğunu ifade eden Kılıç sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Cari anayasayı çiğnemektir. Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi derslerinin en azından literal / yazılı manadaki amaçlarına taban tabana zıttır. Zira bu dersler ilgili kanun ve yönetmeliklerde Türk Milli Eğitiminin amaçları bağlamında laikliği güçlendirici mahiyette olmak zorundadır. Ama artık bırakın güçlendirmeyi açıkça laik hukuka darbe vurmayı hedeflemeye hazırlanıyor. Gerçekten bu büyük bir sorundur. Laikliğin fiilen ve hukuken bitirilmesinin zemini eğitim yoluyla inşa ediliyor.”

    Kılıç, bu sürecin başarıya ulaşmasının laik toplum kesimlerinin bir süre sonra yani gayrimüslim statüsüne alınması anlamına geldiğini vurguladı. (HABER MERKEZİ)