Etiket: milli eğitim şurası

  • Özen’den iktidara: Yeter artık çocuklarımızın üzerinden ellerinizi çekiniz!-VİDEO

    Özen’den iktidara: Yeter artık çocuklarımızın üzerinden ellerinizi çekiniz!-VİDEO

    PİRHA- HDP İstanbul Milletvekili Zeynel Özen, Meclis’te yaptığı konuşmada 20. Milli Eğitim Şûrası’nda 4-6 yaş grubu çocuklara din dersi verilmesi kararına tepki gösterdi. Özen, “Yıllardır Alevilerin temel talepleri içerisinde yer alan ‘zorunlu din dersleri kaldırılsın’ isteği yerine getirilmediği gibi, ana sınıfındaki bebeklere de dini eğitimler dayatılması pedagojik açıdan büyük bir faciadır” dedi. 

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Zeynel Özen, Meclisi’te 20. Milli Eğitim Şûrası’nda ana okullarına din dersi getirilmesi tavsiye kararına ilişkin konuştu.

    Özen, 4-6 yaş grubundaki çocuklara din dersi verilmek istenmesi kararına tepki göstererek, devletin her inanca eşit mesafede durması gerektiğini vurguladı.

    “YETER ARTIK ÇOCUKLARIMIZIN ÜZERİNDEN ELLERİNİZİ ÇEKİN”

    Özen, konuya ilişkin şunları dile getirdi:

    “Millî Eğitim Şura toplantısında okul öncesi eğitim dönemindeki bebeklere zorunlu din eğitimi tavsiye kararı alındı. Bu karar, çoğulculuğa aykırı olduğu gibi, halkların ve inançların bir arada barış içerisinde yaşamasını güçleştirmektedir. Devletin görevi her türlü inanca, inananlara ve inanmayanlara karşı eşit mesafede durmaktır.

    Yıllardır Alevilerin temel talepleri içerisinde yer alan ‘zorunlu din dersleri kaldırılsın’ isteği yerine getirilmediği gibi, ana sınıfındaki bebeklere de dini eğitimler dayatılması pedagojik açıdan büyük bir faciadır.

    Cemaat yurduna hapsedildiği için intihar eden Tıp öğrencisi Enes Kara, eğitimin dinselleştirilmesi ve yurtların tarikatlara bırakılması ile kindar nesil yetiştirme zulmünün kurbanı olan en acı örneklerden birisidir.

    Buradan iktidara sesleniyoruz; yeter artık çocuklarımızın üzerinden ellerinizi çekiniz!”

    PİRHA/ANKARA

  • Yazar Erdoğan Aydın: Türkiye’nin Alevilere büyük bir teşekkür borcu var

    Yazar Erdoğan Aydın: Türkiye’nin Alevilere büyük bir teşekkür borcu var

    PİRHA-Okul öncesi çocuklarına yönelik alınan din eğitimi kararı ve buna karşı Alevilerin öncülüğünde başlatılan imza kampanyasını değerlendiren Tarihçi- Yazar Erdoğan Aydın, “Vicdan özgürlüğü ufkunun kaybedildiği koşullarda toplumu koşullandırmaya yönelik bir karardır. Sorun, Alevilerin sorunu olmaktan da öte bütün Türkiye’nin sorunudur. Türkiye’nin bu kampanya nedeniyle Alevi örgütlerine büyük bir teşekkür borcu var” dedi.

    4-6 yaş grubu çocuklara yönelik 20. Milli Eğitim Şûrası’nda alınan ‘okul öncesi din eğitimi’ tavsiye kararı ile ilgili tartışmalar devam ederken; Tarihçi-Yazar Erdoğan Aydın konuya ilişkin PİRHA‘ya değerlendirmelerde bulundu. Aydın, alınan şura kararını “Vicdan özgürlüğü ufkunun kaybedildiği koşullarda toplumu koşullandırmaya yönelik bir karar” şeklinde yorumladı.

    Alevi örgütlerinin bu konuda gösterdiği hassasiyetin önemli olduğunu belirten Aydın, “Sorun, Aleviler tarafından başlatılan bir kampanya ile kamuoyuna ulaştırılıyor ama sorun, Alevilerin sorunu olmaktan da öte, bütün Türkiye’nin sorunudur. Türkiye’nin bu kampanya nedeniyle Alevi örgütlerine büyük bir teşekkür borcu var” dedi.

    “TÜRKİYE’NİN, KAMPANYA NEDENİYLE ALEVİLERE TEŞEKKÜR BORCU VAR”

    Aydın şunları söyledi:

    “Söz konusu karar gelecek, çağdaşlaşma ve vicdan özgürlüğü ufkunun kaybedildiği bir atmosferde toplumu koşullandırmaya, gütmeye yönelik olan bir karar. Uygulamayı öneren sendika da aslında ismi sendika, üyeleri de öğretmen olmasına rağmen çocuklara, ülkenin geleceğine karşı sorumluluktan kopmuş olan, çocuklara bilgi, evrensel rekabet, bilim üretme kapasitesi yaratma yerine çocukları birer tebaa haline getirmeye çalışan ve kendilerini de bir partinin militanları gibi gören aklın ürünü diye düşünüyorum.

    Sorun, Aleviler tarafından başlatılan bir kampanya ile kamuoyuna ulaştırılıyor ama sorun Alevilerin sorunu olmaktan da öte bütün Türkiye’nin sorunudur. Kuşkusuz Alevilerin, Alevi örgütlerinin bu konuda gösterdiği hassasiyet çok kıymetli ve bütün Türkiye’nin bu kampanya nedeniyle Alevi örgütlerine büyük bir teşekkür borcu var. Sorun yalnız Alevilerin değil; Sünni inançlı ailelerin ve çocuklarının gelecekte başarılı, üretken, bilimin normlarına hakim olmalarını engellemeye çalışan bir uygulama aslında.”

    “ALEVİLER İÇİN SORUN İKİ KAT DAHA BÜYÜK”

    Aydın, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde (AİHM) alınan kararlara da değindi. İlkokul öncesi çocuklarına din dersi verilmesinin altında siyasal İslam ideolojisinin hakim kılınma çabasının yattığını öne sürdü. Aydın şöyle konuştu:

    “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin, 1948 İnsan Hakları Bildirgesi’nin, Çocuk Hakları Bildirgesi’nin yani insanlığın; çağdaşlık, özgürlük, inanç özgürlüğü adına ürettiği tüm değerlerin ihlal edilmesi anlamına geliyor. Zaten Türkiye’de hukuka ve pedagojiye rağmen çok fazla din dersi bulunmaktadır. Normal koşullarda din dersinin ailelerin tercihine bağlı olarak verilmesi gerekir. Eğitim müfredatı tarafından asla zorunlu kılınmaması gereken bir derstir.

    “SİYASAL İSLAM İDEOLOJİSİ”

    Türkiye’de daha üst birimlere girmek için zorunlu bir kademe haline getirilmiş. Bütün bunlar yetmiyormuş gibi şimdide ilkokul öncesi çocuklara yönelik bu doğrultudaki bir koşullandırma o çocukların geleceğini, ruh sağlığını düşünmek değil; tam tersine siyasal İslam ideolojisinin denetiminde tutma düşüncesi var. Bu normal bir eğitim sisteminin davranışı olamaz. Fikri, vicdani özgürlüğü ortadan kaldıran bir anlam taşıyor.

    Türkiye’deki eğitim sistemi ve sendikaları “Neden çocuklarımıza iyi matematik, fen bilgisi öğretemiyoruz?” gibi bir dert edinmesi gerekirken, dünya bilim ve hukuk standartlarından koparan bir uygulamada ısrar edilmektedir. Aleviler için sorun burada iki kat daha büyük. Çünkü sadece çocuklarının ellerinden alınması ile sınırlı kalınmamakta, aynı zamanda Alevi inancına da karşıt bir pozisyona da sokulması gibi insan hakları açısından hiçbir şekilde kabul edilemez bir uygulama da söz konusu. Bu sorun yalnız Alevi örgütleri ve Alevi ailelerinin değil bütün Türkiye yurttaşlarının sorunu olarak görülmesi ve bu doğrultuda adımlar atılması gerekiyor.”

    Barış KOP / İSTANBUL

     

    İLGİLİ HABERLER

    >AABK Eşit Başkanı Kamilağaoğlu: Tüm Alevi kurumları kampanyanın motor gücü olmalı
    > Doç. Dr. Karakaya: Zorunlu din dersi kaba bir asimilasyon aracıdır, hak ihlalidir-VİDEO
    > AVF Genel Başkanı Doğan: Ana sınıfında din dersi çocukta korku ve kaygı yaratır-VİDEO
    > Kampanya 4. gününde: Milli Eğitim Bakanlığı kararını geri çekmelidir-VİDEO
    > Zorunlu din dersine karşı başlatılan kampanya 3. gününde-VİDEO
    > Demokrasi güçlerinden büyük kampanya: Ana sınıfında din eğitimi faciadır; asimilasyona hayır!
    > Kampanya 8. gününde: Zorunlu din dersleri ile asimilasyona hayır

  • Veli-Der Başkanı: Kuşatılmış durumdayız; okul öncesi din dersini sağlıklı bulmuyoruz

    Veli-Der Başkanı: Kuşatılmış durumdayız; okul öncesi din dersini sağlıklı bulmuyoruz

    PİRHA-20. Milli Eğitim Şurası’nda alınan 4-6 yaş grubundaki çocuklara din eğitimi verilmesi kararına karşı Demokrasi Konferansı bileşeni Aleviler öncülüğünde başlatılan imza kampanyası ile ilgili olarak konuşan Veli-Der Başkanı Ömer Yılmaz, “Hem pedagojik bilim açısı hem de çocukların üstün yararı açısından din dersini sakıncalı buluyoruz” dedi.

    4-6 yaş grubundaki çocukların okul öncesi eğitimlerinde verilmek istenen zorunlu din dersine karşı Demokrasi Konferansı Bileşeni olan Aleviler öncülüğünde demokrasi güçleri tarafından “Eşit yurttaşlık temelinde özgür bir toplum için laik ve bilimsel bir eğitim istiyoruz” başlığıyla 28 Aralık 2021’de imza kampanyası başlatıldı.

    İmzacı kurumlardan olan Öğrenci Veli Derneği‘nin (Veli-Der) Başkanı Ömer Yılmaz da kampanyaya ilişkin PİRHA‘ya açıklamalarda bulundu. Yılmaz, okul öncesi öğrencilerine dayatılan din derslerine tepki gösterirken, “Hem pedagojik bilim açısı hem de çocukların üstün yararı açısından sakıncalı buluyoruz” dedi.

    “ŞURAYA KATILMAMA KARARI ALDIK, ZATEN DAVETİYE DE GELMEDİ”

    1-3 Aralık 2021 tarihlerinde toplanan 20. Milli Eğitim Şurası’nın gerçekleştirilmesiyle ilgili olarak “Şura kararının çok hızlı alındığını öğrendik. Normalde bir yıl veya altı ay öncesinden bildirilirdi. Bu şura ise iki ay öncesinden bildirildi” diyen Yılmaz, şuraya katılmama sürecini şöyle anlattı:

    “Milli Eğitim bileşeni olarak orada olmamız gerektiğini düşünüyorduk. Daha sonra şuranın içinde konuşulacak konuları gördükten sonra özellikle de 4-6 yaş grubu okul öncesi çocukların dini eğitim almasına yönelik konuyu gördükten sonra şûrada olmamamız gerektiği fikri gelişti bizde. Şûranın yapılış, karar alış biçimi, konuşulacak konularda işin öznelerinin orada olmamasından dolayı katılmamamız gerektiğini düşünüyorduk. Öyle de yaptık. Açıkçası bize davetiye de gelmedi zaten.”

    Yılmaz, ‘fırsat eşitliği’ kavramının doğru bir kavram olmadığını ifade ederken, “Eğitim bir haktır ve ‘fırsat eşitliği’ olarak dile getirilmesi aslında o piyasacı dili öne çıkarıyor” şeklinde konuştu.

    “PEDAGOJİK VE ÇOCUKLARIN ÜSTÜN YARARI AÇISINDAN SAKINCALI BULUYORUZ”

    Demokrasi Konferansı bünyesinde imzaya açılan kampanyada değinilen zorunlu din derslerine ilişkin ise benzer düşüncede olduklarını kaydeden Yılmaz, şunları söyledi:

    “Zorunlu din eğitimi, hem pedagojik açıdan hem de farklı inanç veya inançsız kesimler olduğundan böyle bir dayatma laiklik temelinde doğru değildir. Bu konuda açılmış davalar da var. AİHM kararları doğrultusunda bu tarz eğitimin verilmemesi yönünde bizimde kanaatimiz var.

    Laik, bilimsel eğitim açısından okul öncesi din dersi dayatmasını da hiç sağlıklı bulmuyoruz. Okul öncesi eğitimin devletin bünyesindeki kurumlarla yapılmasını ve 4 yaşına indirilmesini doğru buluyoruz. Fakat bunu kendilerine kılıf yaparak, din eğitiminin dayatılmasını hem pedagoji bilim açısı hem de çocukların üstün yararı açısından sakıncalı buluyoruz.”

    “TAM ANLAMIYLA KUŞATILMIŞ DURUMDAYIZ”

    Yılmaz, imam hatip okullarının durumuyla ilgili olarak da, “Ayrıca imam hatip okullarının da dayatılması laik ve bilimsel düşündüğünüz zaman bilimin yerine dogmatik eğitim verilmeye çalışılıyor. Bu durumu da sakıncalı buluyoruz. Bu dayatmadan vazgeçilmeli. Anadolu Liselerine çevrilmeli. Aynı durum ortaokulları içinde geçerli. İnsanlar yaşadıkları bölgede imam hatip dışında ortaokul olmadığı için çocuklarını başka ilçelere gönderiyorlar. Bu nedenle de okulların mevcudu çoğalıyor. Sınıflarda 40-50 kişi eğitim görmeye çalışıyor. İmam hatiplerde ise 10-15 kişilik sınıflar açılıyor. Bu da eşitliğe aykırıdır. Tam anlamıyla kuşatılmış durumdayız” ifadelerini kullandı.

    “DİN DERSİ VERİLMESİ TALEBİNİN BİR EĞİTİM SENDİKASI TARAFINDAN GETİRİLMESİ AYRI TALİHSİZLİK”

    Çocukların kendilerini gerçekleştirecekleri bilimsel eğitime ihtiyaç olduğunu belirten Yılmaz, sözlerini şöyle sonlandırdı:

    “Zorunlu hale getirilen seçmeli din dersleri de ayrı bir konu. Öğrenciler yönlendirilerek zorunlu seçtiriliyor. Bilimsellik yerine dogmatik dersler ile belli bir anlayış tesis edilmeye çalışılıyor. Çocukların kendilerini gerçekleştirecekleri bilimsel eğitime ihtiyaç var.

    4-6 yaş grubundaki çocuklara din dersi verilmesi yönündeki talebin bir eğitim sendikası tarafından genel kurula getirilmesi ayrı bir talihsizliktir. Veliler, eğitimdeki bu gericileştirmeye karşı mücadele etmeliler. Mücadeleyi yürütenlere destek vermeliler. Talebimizi dile getirmek için güç biriktirmemiz gerekiyor.”

    Barış KOP / İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER

    > AVF Genel Başkanı Doğan: Ana sınıfında din dersi çocukta korku ve kaygı yaratır-VİDEO
    > Kampanya 4. gününde: Milli Eğitim Bakanlığı kararını geri çekmelidir-VİDEO
    > Zorunlu din dersine karşı başlatılan kampanya 3. gününde-VİDEO
    > Demokrasi güçlerinden büyük kampanya: Ana sınıfında din eğitimi faciadır; asimilasyona hayır!
    > Kampanya 8. gününde: Zorunlu din dersleri ile asimilasyona hayır