Etiket: mimarlar odası ankara şubesi

  • Saraçoğlu Mahallesi Projesi masaya yatırıldı

    Saraçoğlu Mahallesi Projesi masaya yatırıldı

    PİRHA-Mimarlar Odası Ankara Şubesi, kurum temsilcileri, uzmanlar ve siyasi parti temsilcilerinin  katılımı ile “Saraçoğlu Mahallesi’nde Neler Oluyor?” konulu online basın toplantısı gerçekleştirdi.

    Toplantıda ‘’Bilimsellikle tartışılarak, şeffaflıkla süreç yönetilmelidir, yanlış politikalarla birçok değerimizi kaybettik. Biz bu kenti kurtaracaksak dayanışmayla kurtarabiliriz. Kızılay Meydanı’ndan başlayarak bütüncül bir ‘Koruma Amaçlı İmar Planı’ yapılmalıdır. Bu proje Kızılay’ın tabutuna son çiviyi çakacaktır. Kızılay trafiğini kilitleyecek ve kent merkezine daha çok araç getirecek. Bu tarihi dokuyu yok etmek Cumhuriyet değerlerini yok etmek demektir, buna sessiz kalmak onay vermektir. Tüm koruma terminolojisini altüst ediliyor, yönetenlerin alanın miras olarak değerinin anlamadığını ve korumayla ilişkisinin anlaşılamadığını görüyoruz. Makyajlanmış görüntü öne çıkartarak gerçekler gizleniyor. Büyükşehir Belediyesi’nin sürece katılması önem taşıyor’’ ifadeleri vurgulandı.

    Toplantıya Mimarlar Odası, Saraçoğlu Mahallesi Yaşatma ve Koruma Derneği Başkanı, ODTÜ Mezunlar Derneği, Koruma ve Restorasyon Uzmanları Derneği (KORDER), DOCOMOMO Türkiye Grubu, Mimarlar Derneği 1927 Derneği, İnşaat Mühendisleri  Odası, HDP,  Ankara Tabip Odası, HDP İzmir Milletvekili Murat Çepni, CHP Ankara Milletvekili Yıldırım Kaya,  Çiğdemim Derneği,  Ulus İtfaiye Meydanı Derneği, Europa Nostra Temsilcisi ve Şiddetsiz Toplum Derneği katıldı.

    “SARAÇOĞLU’NUN HUZURUNU SÜKUNETİNİ VE DEĞERLERİNİ KAYBETMEK İSTEMİYORUZ

    Toplantının açılış konuşmasını yapan Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan, “Saraçoğlu Mahallesi’nin dün itibariyle etrafı panolarla kapatılmış durumda ve artık Saraçoğlu Mahallesi’nin içindeki yapılara ve alanlara ulaşmak mümkün değil. Meslek odalarının, Mimarlar Odası’nın ciddi bir mücadelesi var ve devam ediyor, her aşaması da takip edilerek gerekli uyarılarda bulunuluyor. Bilimsellikle tartışarak şeffaflıkla süreç yönetilmelidir, yanlış politikalarla bir çok değerimizi kaybettik Saraçoğlu’nun huzurunu sükunetini ve değerlerini kaybetmek istemiyoruz. Mücadeleye devam edeceğiz” dedi.

    “BU PROJE KIZILAY’IN TABUTUNA SON ÇİVİYİ ÇAKACAKTIR”

    Mimarlar Odası Başkanı Deniz İncedayı ise, “Ülkemiz açısından, belki de uluslararası boyutta önemli miras değerinden bahsediyoruz. İçinde bulunan yaklaşım çok yanlış. Bugün dünyada toplumlara mal olmuş kentsel planlama ya da mimarlık örneklerinin yaşatılması onlardan mesajlar alınması ve gelecek kuşaklara aktarılması, bunun bir kültür varlığı bir miras korunması çok önemli. Bu uluslararası standartlarla ve sözleşmelerle belirlenmiş bir konudur. 21. yüzyılda bunu reddeden bir tavır içinde olmamız, ülkemiz adına çok büyük bir talihsizlik. Biz çok yanlış politikalarla bir çok değerimizi kaybettik ya da olanı yozlaştırdık. Saraçoğlu Mahallesi de önemli bir kültür varlığı ve Cumhuriyet mirası, bunu miras değeri olarak korumak başta mimarların ve tüm aydınların sorumluluğudur’’ derken, kurum temsilcileri de Saraçoğlu’nun tüm toplumun değeri olduğuna dikkat çekerek, Kızılay Meydanı’ndan başlayarak bütüncül bir Koruma Amaçlı İmar Planı yapılmalı ve müdahalelerin bu plan çerçevesinde yapılması gerektiği ifade edildi.

    “BU TARİHİ DOKUYU YOK ETMEK CUMHURİYET DEĞERLERİNİ YOK ETMEK DEMEKTİR”

    CHP Ankara Milletvekili Yıldırım Kaya da “Yapılan tartışmaların hepsi bir kimlik arayışıdır. Erdoğan itiraf etti, 18 yıldır fikri iktidarlarını kuramadıklarını söyledi. Bunun için fiziki tüm kuruluşlarını dönüştürmeyi akıllarına koymuşlar. Bu tarihi dokuyu yok etmek Cumhuriyet değerlerini  yok etmek demektir. Emlak Konut’un yaptığı bu anlayış bundan bağımsız değildir. Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki Ankara’nın o güzelim örneklerini insanlara anlatabilirsek çok iyi olur. CHP olarak bu sürecin takipçisi olacağız, TBMM’de üzerimize düşen sorumluluklar neyse hepsini sizlerin önerileri doğrultusunda hayata geçirmek için büyük bir çaba sarf edeceğiz” ifadelerini kullandı.

    HDP İzmir Milletvekili Murat Çepni ise, yapılanın yeni olmadığının altını çizerek, “Yasaların arkasını dolanan, oldu bittiye getirilerek yaşam alanlarını ranta açılmasını yaşıyoruz. AKP denince akla rant değeri olmayan hiçbir şeyin önemi olmadığını biliyoruz.  Tarihsel ve kent mirası olan Saraçoğlu Mahallesi’nin bu haliyle bir değeri AKP için yok. AKP için rant getirirse bir değeri oluyor. AKP’nin bütün sermaye politikalarına karşı çıkarsak başarılı olabiliriz. Yerel yönetimlerin yaklaşımını altının çizilmesi gerekir. Büyükşehir ve ilçe belediyesinin bu konudaki tutumun önemli olacağını düşünüyorum. Buna sesiz kalmak buna onay vermektir” değerlendirmesinde bulundu.

    PİRHA/ANKARA

     

     

     

  • Ankara’da “Dünya Mimarlar Günü” “Nefes, Mekan, Yaşam” temasıyla gerçekleşecek

    Ankara’da “Dünya Mimarlar Günü” “Nefes, Mekan, Yaşam” temasıyla gerçekleşecek

    PİRHA- TMMOB Ankara Mimarlar Odası, “Dünya Mimarlar Günü” dolayısıyla yayınladığı açıklamada, pandemik, ekonomik ve idari bir kriz kıskacında dünya mimarlık gününde nefes almanın öneminin bir kez daha can alıcı olduğu belirtilerek, “Başkentten beliren ve tüm ülkeyi belirleyen kentsel ve mekansal politikaları masaya yatırmak ve daha iyi bir geleceği tasarlamak için mimarlık ve kentsel tasarım anahtarlarını paylaşmak hedefiyle başkentte yürütülen etkinlikler “NEFES, MEKAN, YAŞAM” temasıyla gerçekleşecektir” denildi.

    Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Ankara Mimarlar Odası Yönetim Kurulu, “Dünya Mimarlar Günü” dolayısıyla basın metni yayınladı.

    “KENTLER PANDEMİ SÜRECİNDE BULAŞ ZİNCİRLERİNİN EN BÜYÜK HALKASI HALİNE GELMİŞTİR”

    Her yıl Ekim ayının ilk pazartesi gününden itibaren başlayan ve çeşitli etkinliklerle kutlanan Dünya Mimarlık Günü’nün 2020 yılı teması UIA tarafından “Daha İyi Bir Kentsel Geleceğe doğru”olarak belirlendiğinin hatırlatıldığı açıklamada şunlar dile getirildi:

    “Kentsel tasarım ve mimari, daha iyi bir yaşam kalitesinin anahtarıdır sözleriyle, küresel salgının, krizlerin tüm dünyada, eşitsizlikleri, yoksulluğu gözler önüne çarpıcı bir şekilde serdiği günlerde, halk sağlığı temelli bir kentleşme ve mimarlık politikasının kaçınılmaz olduğu aşikardır. Bugün pandemi koşullarında tüm dünyanın sorunu nefes almak iken kentleri, yaşam alanlarımızı nefessiz bırakan, nefes koridorlarını yok eden, canlıların yaşam alanlarını dağıtan, azgın kentleşme ve kar hırsı ile insanlığı ve dünyayı bir yok oluşa sürüklemenin ana nedeni olan kapitalizmin yok edilmesi tüm insanlığın sağlığı için artık elzemdir. Doğayı tahrip etmeyi bırakmak ve doğayla birlikte yaşamayı öğrenmek hepimizin zorunluluğudur. Bugün kentler pandemi sürecinde bulaş zincirlerinin en büyük halkası haline gelmiştir. Yok edilen kamusal alanlar, parklar ve yeşil alanların betonlaşması, kapitalizmin mabetleri alışveriş merkezleri, nehirleri kelepçeleyen HES’ler, vadilerde yükselen, rezidanslar, plazalar, şehrin sağlığını tehdit eden şehir hastaneleri, rant odaklı mekan üretimi, penceresi açılmayan, doğal aydınlatmadan doğal havalandırmadan yoksun mekanlar, kamucu kent politikasından uzaklaşan rant odaklı kentsel ve mekansal düzenlemeler, bugün hastalığın bulaş zincirleridir. Bulaş zincirlerini kırmak, canlıların eşit adil, bir dünyada yaşaması için yaşam çevreleri oluşturmak mimarların topluma, insanlığa ve dünyaya karşı sorumluluğudur.

    “NEFES ALANLARINI OLUŞTURMAK ÜZERE 5 EKİM’DE HAREKETE GEÇİYORUZ”

    Bu kapsamda, pandemik, ekonomik ve idari bir kriz kıskacında karşıladığımız dünya mimarlık gününde nefes almanın öneminin bir kez daha can alıcı olduğu gerçeğiyle, Başkentten beliren ve tüm ülkeyi belirleyen kentsel ve mekansal politikaları masaya yatırmak ve daha iyi bir geleceği tasarlamak için mimarlık ve kentsel tasarım anahtarlarını paylaşmak hedefiyle başkentte yürütülen etkinlikler “NEFES, MEKAN, YAŞAM” temasıyla gerçekleşecektir” denilen açıklamanın devamında “5 Ekim’de başlayacak Dünya Mimarlık Günü Etkinlikleri, Ekim ayı boyunca dünyayı sarsan salgın süreçlerinin nefes alanlarımıza, gündelik yaşamımıza ve kamusal mekanlarımıza etkisinin ve gelecek perspektiflerinin değerlendirilmesi yaklaşımı ile gerçekleştirilecek ve ülkenin kamusal kentleşme politikalarının kurucu unsurları 13 Ekim Ankara’nın Başkent oluşu ve 29 Ekim Cumhuriyet’in ilan edilişini de içerisine alacaktır. UIA’nın belirlediği tema çerçevesinde dünyadaki üye ülkelerle birlikte, mimarlık ve kentsel tasarımla daha iyi bir geleceği nasıl örgütleyeceğimizi tartışmak ve yeni nefes alanlarını oluşturmak üzere 5 Ekim’de harekete geçiyoruz” ifadelerine yer verildi.

    PİRHA/ANKARA

     

  • PİRHA’ya Munzur Gözeleri haberleri nedeniyle ödül

    PİRHA’ya Munzur Gözeleri haberleri nedeniyle ödül

    PİRHA- Mimarlar Odası Ankara Şubesi tarafından, doğal ve kültürel değerlerin korunmasında büyük katkılar sunmuş olan mimar Emre Madran’ın anısına bu yıl beşincisi verilen “Koruma Alanında Emre Madran Basın Ödülleri” açıklandı. Ajans haberciliği dalında Munzur Gözeleri haberleriyle PİRHA’ya ödül verildi. 

    Cumhuriyet gazetesi Ankara Haber Müdürü İklim Öngel ve eski muhabir Alican Uludağ’ın, Cumhuriyet’te yayımlanan “Atatürk Orman Çiftliği (AOÇ), kaçak saray ve kent” haberleri ödüle değer görüldü. ODA TV’deki MİT mensubu haberleri nedeniyle tutuklanıp, serbest bırakılan Barış Terkoğlu ile birlikte Murat Ağırel, Hülya Kılınç ve tutuklu gazeteci Müyesser Yıldız da “Dayanışma Ödülü”ne değer görüldü.

    Mimarlar Odası Ankara Şubesi, her yıl 26 Eylül tarihinde, Emre Madran anısına “Emre Madran İzinde ‘Edep Ya Hu’ Buluşmaları” gerçekleştiriyor.

    Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan, bu yıl “Kültürel Miras ve Etik” teması ile online gerçekleştirilen etkinlikte, “Koruma Alanında Emre Madran Basın Ödülleri”ne değer görülen gazete, TV, ajans, radyo ve internet haberciliğindeki kişi ve kurumları açıkladı.

    Candan, “Yaptıkları haberlerle ve yayınlarlarla Mimarlar Odası Ankara Şubesi’nin doğal ve kültürel varlıkları korumada verdiği mücadeleye destek olan ve mücadeleyi halkla buluşturan basın emekçilerine teşekkür ediyoruz. Yaptıkları kamu yararını savunan haberlerle, tüm baskılara rağmen sesimiz soluğumuz olarak mücadelemize omuz verdiler” dedi. Ödüller, 5 Ekim Dünya Mimarlık Günü’nde verilecek.

    Ödüle değer görülen kişi ve kurumlar ise şöyle:

    Televizyon haberciliği: Halk TV Ana Haber Sunucusu İrfan Değirmenci, FOX TV Çalar Saat ekibi, Çalar Saat Hafta Sonu ekibi, Ana Haber ekibi adına FOX TV Haber, “Söz Sırası” programı ile Artı TV, KRT TV, Habertürk TV’den Afşin Yurdakul.

    Yazılı basın: Sözcü Gazetesi yazarı Emin Çölaşan, Cumhuriyet Gazetesi Ankara Haber Müdürü İklim Öngel ile gazetede yazdığı haberlerle Alican Uludağ. Evrensel Gazetesi muhabiri Burcu Yıldırım, BirGün Gazetesi muhabiri Burcu Cansu.

    Ajans haberciliği: Kapadokya, Ulus Tarihi Kent Merkezi, İmrahor Vadisi haberleriyle, Anka Haber Ajansı

    Munzur Gözeleri haberleriyle PİRHA (Pir Haber Ajansı)

    İnternet haberciliği: OdaTV Genel Yayın Yönetmeni Barış Pehlivan, Gazete Duvar yazarı Bahadır Özgür.

    İnternet televizyonu: Karantina TV’den Recai Aksu.

    Yerel basın: Zafer gazetesi muhabiri Alper Şaşmaz.

    Radyo: Özgür Radyo ve Halk Radyo.

    Dayanışma Ödülü: Nihal Kemaloğlu, Hale Gönültaş, Murat Ağırel, Barış Terkoğlu, Hülya Kılınç, Müyesser Yıldız.

    Emre Madran Özel Ödülü: Ankara Tabip Odası önceki dönem başkanı Prof. Dr. Vedat Bulut.

    (HABER MERKEZİ) 

  • ‘Adnan Kahveci  ve Kıvırcık Ali Parkları betonlaştırılıyor, sessiz kalmayacağız’

    ‘Adnan Kahveci  ve Kıvırcık Ali Parkları betonlaştırılıyor, sessiz kalmayacağız’

    PİRHA- Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan, ’Kamusal yeşil alanların yap işlet devret modeliyle şirketlere verilmesi kabul edilemez. Çünkü bu alanlar herkesin kullandığı kamusal alanlardır” derken, Yenimahalle Kent Konseyi Kent Gönüller Meclisi Başkanı Adnan Güven de, “Meclisi olarak semtimize, insanımıza ve doğamıza sahip çıkıyoruz. Çevremizde yapılacak her yanlış uygulamanın karşısındayız’’ açıklamasında bulundu.

    Ankara’da bulunan ve yurttaşların nefes alma alanlarından olan Adnan Kahveci  ve Kıvırcık Ali Parkları betonlaştırılmak isteniyor. Mimarlar Odası Ankara Şubesi, Yenimahalle Kent Konseyi Kent Gönüller Meclisi, düzenledikleri ortak basın toplantısında, Yenimahalle Belediyesinin Adnan Kahveci Parkında ticari yapılaşma için ihaleye çıkmasını masaya yatırdı.

    Mimarlar Odası Ankara Şubesi ve semt sakinleri,  Yenimahalle’de Adnan Kahveci  ve Kıvırcık Ali parklarının betonlaştırıldığını bildirdi. Mimarlar Odası Ankara Şubesi ve semt sakinleri,  pandemi sürecinde büyük önemi  olan kamusal yeşil alanlarda ticari yapılaşmalar inşa edilmesini ve  Ankara’nın nefes alanlarının yok edilme sürecini değerlendirdi.

    “KAMUSAL YEŞİL ALANLAR TİCARİLEŞTİRİLEMEZ”

    Konuya dair değerlendirmelerde bulunan Mimarlar Odası Ankara Şubesi Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan, her iki alan ilişkin plan değişikliği yapılmadan, planlara aykırı bir şekilde ve ruhsatının belli olup olmadığı durumda, bu yapılaşmanın ne amaçla ve hangi plan kararlarıyla yapıldığını sorguladıklarını ve Yenimahalle Belediyesi’ne Adnan Kahveci Parkı’ndaki ihalenin iptal edilmesine ilişkin için yazı yazdıklarını belirterek, şu ana kendilerine herhangibir cevabın gelemediğini ancak konun sıkı takipçisi olacaklarının altını çizdi.

    “YENİMAHALLE BELEDİYESİNİN BETONA DEĞİL, YEŞİLE YATIRIM YAPMASINI BEKLİYORUZ”

    Candan, sözlerine şöyle devam etti:

    “Kıvırcık Ali Parkı’nda  da aynı sıkıntılar yaşanıyor. Yenimahalle Belediyesi sınırlarındaki bu parkların yapılaşmaya açılması, ticarileştirilmesi ve özelleştirilmesi kabul edilemez. Resmi yazılara cevap geldiğinde hukuksal sürece başvuracağız. Pandemi koşullarında daha fazla yeşil alana ihtiyacımız olduğu bu günlerde, kısıtlamaların yoğunlaşacağı bir süreçte, Yenimahalle Belediyesinden beklentimiz betona değil yeşile yatırım yapması ve yeşil alanları çoğaltmasıdır. Yenimahalle Belediyesi’ne resmi olarak sorduğumuz tüm sorularımıza cevap bekliyoruz. Plan değişikliği olup olmadığını, bu modelin yaygın olarak kullanma sürecinde toplumcu belediyeciliğin Yenimahalle Belediyesinde var olup olmadığını da sorgulamak isteriz.’’

    “ÇEVREMİZDE YAPILACAK HER YANLIŞ UYGULAMANIN KARŞISINDAYIZ’’ 

    Yenimahalle Kent Konseyi Kent Gönüller Meclisi Başkanı Adnan Güven ise, yapılan ihalenin ilk olmadığını ve yeşil alanlarda dahil olmak üzere deprem toplanma alanları hukuksuzca yapılaşmaya açılmaya çalışıldığını vurgulayarak, şunları aktardı:

    12 Temmuz tarihinde Batıkent Kent Koop Mahallesi 64930 ada 1 parselde bulunan 33580 metrekarelik Adnan Kahveci Parkının Yenimahalle Belediyesince yap işlet devret modeliyle özelleştirileceği bilgisini aldık. Belediye yetkililerine önerilerini sunduklarını ve mimarlar ve mühendisler odalarıyla yapıkları istişare sonucunda  24 Temmuzda ihalenin iptal edilmesi için Yenimahalle Belediyesi’ne hem kurumsal hem de bireysel olarak başvurduk. Yaptığımız araştırma sonucunda bu ihalenin ilk olmadığını yeşil alanların hatta deprem toplanma alanlarının parça parça yapılaşmaya ve ticarileşmeye çok daha önce açıldığını ve yasaya aykırı olarak betonlaştırıldığını gördük. Bunu bir diğer örneğini de Kıvırcık Ali Parkında görmekteyiz. Yeşil alana betonarme yapılarak parkın önemli bir kısmı ticarileştirilmiştir. Yenimahalle Kent Gönüller Meclisi olarak semtimize, insanımıza ve doğamıza sahip çıkıyoruz. Çevremizde yapılacak her yanlış uygulamanın karşısındayız.’’

    “KENT KONSEYLERİ BELEDİYENİN YAN KURULUŞU DEĞİLDİR, BİZLER SEMTİMİZE SAHİP ÇIKIYORUZ”

    Yenimahalle Kent Konseyi Kent Gönüller Meclisi Yürütme Kurulu Üyesi Devrim Yardımcı ise şöyle konuştu:

    ‘’Bunun altını bir kez daha vurgulamak istiyorum. Yenimahalle Kent Konseyi Kent Gönüller Meclisi olarak, semtimize, mahallemize insanımıza ve doğamıza çevremize doğadaki her canlımıza karşı yapılacak uygulamalarda taraf olduğumuzu belirtmek isteriz. Bu karar noktasında hareket etmeye devam edeceğiz. Hangi belediye olursa olsun yanlış uygulamalar söz konusu olduğu zaman sesimizi duyuracağız. Özellikle toplumsal ve bireysel yabancılaşmanın derinleştiği bu süreçte bireylerin kentine, semtine ve kendi mahallesine yabancılaştığını da görüyoruz. Bu durum kent, semt ve mahalle sahiplenerek aşılabilir. Mahallenin ihtiyaçları noktasında önerilerde bulunmalıyız. Kamusal sürece bireyin müdahalesiyle bu yabancılaşma ortadan kaldırılabilir. Demokrasinin yerelleşmenin böyle mümkün olabileceğini düşünmekteyiz. Bu noktada çalışmalara devam edeceğiz.’’

    PİRHA/ANKARA

  • Şeker fabrikaları için verilen hukuk mücadelesi sonuç verdi

    Şeker fabrikaları için verilen hukuk mücadelesi sonuç verdi

    PİRHA-Mimarlar Odası Ankara Şubesi’nin endüstri ve kültür mirası şeker fabrikaları için verdiği hukuk mücadelesi sonuç verdi.

    Ankara’daki Şeker Fabrikaları A.Ş. Etimesgut Yerleşkesi’nde bulunan, Şeker Fabrikası Ana Binası, Yönetim Binası, Şeker Araştırma Enstitüsü’nün A-B-C Blokları ile sinema ve lokanta binaları 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nun ilgili maddeleri uyarınca korunması gerekli kültür varlığı olarak tescil edildi.

    Mimarlar Odası Ankara Şubesi, Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş. Etimesgut Yerleşkesi’nde bulunan taşınmazların 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu uyarınca korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı olarak tescil edilmesine ilişkin başvurusunun reddine ve bu hususta alınan 21/08/2013 tarih ve 871 sayılı kararın geçerli olduğuna ilişkin Ankara I Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun 25/07/2019 tarih ve 6784 sayılı kararının iptali istemiyle dava açmıştı.

    Ankara 13. İdare Mahkemesi, Şeker Fabrikası Ana Binası, Yönetim Binası, Ankara Şeker Araştırma Enstitüsü’nün A-B-C Blokları ile sinema ve lokanta binalarına ilişkin kısmına ilişkin koruma kurulunun tescil reddi kararını iptal etti.

    Ankara Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Müdürlüğü de, mahkemenin verdiği karar doğrultusunda 3253 ada, 268 parsel(eski 213 parsel) üzerinde bulunan yönetim binası, Şeker Fabrikası Araştırma Enstitüsü’ne ait 3236 ada 48,53 ve 56 parseller üzerinde bulunan A-B-C Blokları, 2535 parsel (eski 2465 parsel) üzerinde bulunan Şeker Fabrikası Ana Binası ile 3255 ada 17 ve 18 parseller üzerinde bulunan sinema ve lokanta binalarının 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunun ilgili maddeleri uyarınca korunması gerekli kültür varlığı olarak tescil edilmesine karar verdi.

     “TÜM ŞEKER FABRİKALARI KÜLTÜREL PEYZAJ OLARAK TESCİLLENMELİ”

    Kararı değerlendiren Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan, “Davamız sonucu tescil kararı, mücadelemizin haklılığını ortaya bir kez daha koymuştur. Bu yapılar, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulduğu yıllardan itibaren endüstri alanında ve sosyal yaşamda görülen değişim ve gelişimin izlerini taşımaktadır, tüm illerdeki şeker fabrikalarının korunması için mücadeleye devam edeceğiz’’ dedi.

    Candan, sözlerine şöyle devam etti:

    “Şeker fabrikaları sadece şeker fabrikası değil, Cumhuriyet ideolojisinin kendisidir, yaşam fabrikasıdır. Şeker fabrikalarının bir ekonomik kalkınma modeli ile birlikte  bir sosyo-kültürel kalkınma hamlesinin mekânsal karşılığıdır. Şeker fabrikaları  kültürel, sosyal, mekansal olarak cumhuriyetin bütün ideolojik bakış açısını da yansıtan ve dönüştüren, topluma modern bir bakış açısıyla birlikte yaşam tarzının da ifadeleridir. İnsan eliyle yaratılmış doğayla bütünleşen şeker fabrikaları modeli ile bir yaşam tarzı bir kültürel peyzaj alanı oluşturulmuştur. Tüm şeker fabrikaları kültürel peyzaj olarak tescillenmelidir.’’

    PİRHA/ANKARA

  • ‘Dava süreçlerine rağmen Atatürk Kültür Merkezi alanlarında talan sürüyor’

    ‘Dava süreçlerine rağmen Atatürk Kültür Merkezi alanlarında talan sürüyor’

    PİRHA- Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan,”Dava süreçlerine rağmen Atatürk Kültür Merkezi alanlarında talan sürüyor” dedi.

    TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan, Atatürk Kültür Merkezi alanına, millet bahçesi yapılması planına onay veren kurul kararına karşı açılan dava devam ederken Atatürk Kültür Merkezi alanlarında talanın devam etmesine ilişkin basın açıklaması yaptı.

    Candan, “AKM alanlarında tescilli ve korunması gereken bölgelerin yıkılarak, millet bahçesi adı altında rant bahçesi yapımının, dava süreçlerine rağmen devam ettiğini” belirtti.

    ‘Yeşil alan yapıyoruz’ diyerek tarihi tören pistini yıkanların, tören pistinin altına otopark yapımı için inşaata başladığını bildirdi. Candan, “Atatürk Kültür Merkezi alanına, millet bahçesi yapılması planına onay veren kurul kararına açtığımız devam ederken,  Çevre Şehircilik Bakanlığı’na, AKM’de yapılan millet bahçesi planına yürütmeyi durdurma ve plan iptal talebiyle Ankara Nöbetçi İdare Mahkemesi’nde dava açtık. Davalarımız sürüyor ancak talan da sürüyor.  Millet bahçesi adı altında altına otopark yapımına başlandı. Tarihi tören pistinin altını betona boğdular.  Yargı telafisi olmayan zararlar ortaya çıkmadan en kısa zamanda yürütmeyi durdurma kararı vererek planı iptal etmelidir” dedi.

    “OTOPARK ANKARA ULAŞIMINI TIKAYACAK”

    “Niyetin, dibe vuran inşaat sektörünün önünü açmak ve değerlerimizi yok etmek olduğu ortadadır. Nerede bir millet bahçesi varsa yanında ya büyük ölçekli rant projeleri ya da yok etmek istedikleri Cumhuriyet değerleri vardır. ‘Yeşil alan yapıyoruz’ aldatmacasının altında katmerli bir yıkım ve rant projesi otopark yapımıyla bir kez daha gözler önüne serilmiştir. Alanın tamamında otopark yapılması Ankara’nın ulaşımını da tıkayacaktır” diyen Candan, şunları söyledi:

    “Rantın ve Cumhuriyetle hesaplaşmanın mekânsal karşılığı olan millet bahçeleri yeşil alan üretme kılıfıyla ideolojik olarak planlandı. AKP hükümetinin ve yerel yönetimlerinin kente dair yaptığı her şey, her yıkım ideolojiktir. Atatürk Orman Çiftliği’ni, bu halkın en değerli, yeşil alanı öğrenme alanını talan eden bir zihniyet, bizim karşımıza çıkıp yeşil alan yapıyoruz demesin. Millet bahçelerinde hem neoliberal politikalarını hem de siyasal İslam’ın Cumhuriyetle mekânsal hesaplaşmasını görüyoruz. Seçilen yerlere baktığımızda; kentlerin en stratejik ekolojik eşiklerini (Ankara’da AKM alanları, İmrahor Vadisi, Burdur’da Salda Gölü, İstanbul’da Yıldız Parkı vb.) sulak ve doğal alanlarını, kentsel açıklıkları, koridorlarını ve yeşil adım taşlarını, Cumhuriyet’in simge değeri yapılarını da içeren stadyum alanlarını, askeri lojmanlar ve askeri hastane alanları gibi zaten kentlerin açık-hava koridorlarında yer almış büyük alanları görüyoruz. Alan büyükleri ile kentlerin gelişmişlik ölçütlerini belirleyen kişi başına düşen yeşil alan miktarını artırmak gibi bir kentsel standardı yakalamak derdinde değiller. Amaçlanan ‘altı beton, üstü yeşil’ aldatmacasıyla rant ve Cumhuriyet değerlerinin yıkımıdır. Bilim ve teknikten aldığımız güçle kamu yararını ve Cumhuriyet değerlerini savunmaya devam edeceğiz.’’

    PİRHA/ANKARA