Etiket: mimarlar odası

  • TMMOB Malatya Başkan Yardımcısı Haskoloğlu: Malatya’nın enkazı kaldırıldı, hafızası yıkıldı!-VİDEO

    TMMOB Malatya Başkan Yardımcısı Haskoloğlu: Malatya’nın enkazı kaldırıldı, hafızası yıkıldı!-VİDEO

    PİRHA – TMMOB Malatya Mimarlar Odası Genel Başkan Yardımcısı Ali Haskoloğlu, 6 Şubat depremlerinde Malatya’da yaşanan yıkımı ve deprem sonrası yürütülen yeniden inşa sürecini anlattı. Haskoloğlu, “İkinci depremde binalar gözümüzün önünde çöktü. Bugün ise Malatya, kent hafızası yok edilerek beton bir yığına dönüştürülüyor” dedi.

    Depremin ilk anlarını anlatan Haskoloğlu, herkes gibi uykuda yakalandıklarını belirterek şunları söyledi:

    “İlk deprem gece saatlerinde oldu. Hepimiz uyuyorduk. Depremle birlikte çocuklarımızı, eşimizi alıp hızla aşağı indik. Binamız sağlamdı ama çevremizde yıkılan yapılar vardı. Telefonlara sarıldık; eşe dosta, akrabaya ulaşıp hayatta olup olmadıklarını öğrenmeye çalıştık.”

    Yağmur nedeniyle kısa süreliğine eve döndüklerini belirten Haskoloğlu, asıl yıkımın ikinci depremle yaşandığını vurguladı:

    “İkinci depremi evde yaşadık. O an gözlerimizin önünde binalar yıkılmaya başladı. Yapıların nasıl çöktüğünü, kentin nasıl dağıldığını birebir gördük. Artık Malatya’da evde kalmanın imkânsız olduğunu anladık.”

    “700 BİN İNSAN SOKAKTAYDI, ŞEHİR TAMAMEN ÇÖKMÜŞTÜ”

    İkinci depremin ardından Malatya’nın tamamının işlevsiz hale geldiğini belirten Haskoloğlu, yaşanan tabloyu şu sözlerle anlattı:

    “Yaklaşık 700 bin insanın sokakta olduğu bir şehirden bahsediyoruz. Ne markete ulaşabiliyorsunuz ne sağlık hizmetine. Her şey sıfırlanmıştı. Kimse ne yapacağını bilmiyordu. O ilk gün tam anlamıyla bir çaresizlik haliydi.”

    Bilimsel verilere de dikkat çeken Haskoloğlu, depremlerin atılım yönlerinin yıkımda belirleyici olduğunu ifade etti:

    “Birinci depremin atılım yönü Hatay’dı ve Hatay neredeyse tamamen yıkıldı. İkinci depremin atılım yönü ise Malatya’ydı. Bu nedenle Malatya en ağır hasarı ikinci depremde aldı.”

    “CAN KAYBININ AZ OLMASI ACI BİR TESADÜFTÜ”

    Resmi hasar tespit sonuçlarını paylaşan Haskoloğlu, Malatya’daki yıkımın boyutunu şu sözlerle özetledi:

    “Yaklaşık 5 bin 400 bina yıkıldı. 2 bin bina acil yıkılacak durumda. 36 bin bina ağır hasarlı, 3 binin üzerinde bina orta hasarlı. Buna rağmen can kaybının görece az olmasının tek nedeni, ikinci deprem sırasında halkın büyük bölümünün dışarıda olmasıydı. Bu bir başarı değil, acı bir tesadüftü.”

    “MALATYA TİCARETİNİ, BARINMASINI VE KÜLTÜRÜNÜ KAYBETTİ”

    Depremle birlikte kentin temel damarlarının koptuğunu söyleyen Haskoloğlu, “Çarşı merkezinin yıkılmasıyla ticaret alanlarımızı, Ostanbaşı’nın yıkılmasıyla barınma alanlarımızı, Yeşilyurt ve Gündüzbey’in yıkılmasıyla kültürel ve turistik dokumuzu kaybettik” dedi.

    Mimarlar Odası olarak depremin hemen ardından sahaya indiklerini belirten Haskoloğlu, sokak sokak gezerek hasar analizleri yaptıklarını, STK’larla çalıştaylar düzenlediklerini ve hazırladıkları raporları yetkili kurumlara sunduklarını ifade etti.

    “ŞEHİR ANKARA’DAN ÇİZİLEN PROJEYLE BETONA BOĞULDU”

    Ancak yeniden inşa sürecinde Malatya’nın yok sayıldığını vurgulayan Haskoloğlu, en sert eleştirisini kent merkezine yönelik projelere yöneltti:

    “Malatya şehir merkezi için Ankara’dan bir firma tarafından proje hazırlandığını öğrendik. Kentin kimliğini, hafızasını, dokusunu yok sayan bir projeydi bu. Malatya’yı tanımayan bir anlayışla, şehir beton yığınına dönüştürüldü.”

    Söğütlü Camii, Teze Camii, Bakırcılar ve Kasaplar Çarşısı gibi simgesel alanların korunması için defalarca çağrı yaptıklarını belirten Haskoloğlu, “Bir kentin ruhu vardır. Yapıların bir dili vardır. Bu dili yok ederseniz, ortaya yaşayan bir şehir değil, ruhsuz bir beton alan çıkar” dedi.

    KONTEYNER KENTLER, EKSİK TOKİ’LER VE YERİNDE DÖNÜŞÜM UYARISI

    Bugün hâlâ konteynerlerde yaşayan binlerce yurttaş olduğunu hatırlatan Haskoloğlu, konut üretiminin hızlandırılması gerektiğini söyledi. TOKİ konutlarında sosyal donatıların eksik olduğuna dikkat çeken Haskoloğlu, rezerv alan uygulamasını ise desteklediklerini ifade etti:

    “Rezerv alanlar Malatya için zorunluydu. Bu ekonomik koşullarda vatandaşın kendi başına konut yapması mümkün değildi. Ancak yerinde dönüşüm süreyle sınırlandırılmamalı.”

    Mevcut 750 bin TL hibe ve 750 bin TL kredi desteğinin yetersiz kaldığını vurgulayan Fidanel, 30 Haziran 2025’te sona eren yerinde dönüşüm başvurularının yeniden ve süresiz olarak açılması çağrısında bulundu.

    “MALATYA HALA AYAĞA KALKMIŞ DEĞİL”

    Haskoloğlu, sözlerini şu ifadelerle tamamladı:“Yaralar tamamen sarıldı demek mümkün değil. Malatya ancak kentlilerin, meslek odalarının ve yerel dinamiklerin sürece dahil edilmesiyle ayağa kalkabilir. Aksi halde yapılan her yeni bina, yıkılan kent hafızasının üzerine dökülmüş bir beton tabakası olarak kalacaktır.”

    CEM EKİNCİ/MALATYA

  • Mimarlar Odası: Hukuk devleti, belirli bir siyasi grubun istekleri uğruna eğilip bükülemez!

    Mimarlar Odası: Hukuk devleti, belirli bir siyasi grubun istekleri uğruna eğilip bükülemez!

    PİRHA – TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi, Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin Anayasa Mahkemesi (AYM) üyeleri hakkında suç duyurusunda bulunmasına tepki göstererek, “Bizler, her ne pahasına olursa olsun hukuk devletini, hukukun üstünlüğünü savunmaya devam edeceğiz”dedi.

    TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi, internet sitesinden yaptığı açıklamada Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin Anayasa Mahkemesi (AYM) üyeleri hakkında suç duyurusunda bulunmasına tepki gösterdi.

    “HUKUK DEVLETİNİ HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜNÜ SAVUNMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

    Yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Yargıtay 3. Ceza Dairesi tarafından imza altına alındığı söylenen belge, bir mahkeme kararından ziyade anayasal düzeni yıkmaya teşebbüs eden bir tehdit mektubu niteliğindedir. Bizler, her ne pahasına olursa olsun hukuk devletini, hukukun üstünlüğünü savunmaya devam edeceğiz. Gezi’den intikam almak ve topluma gözdağı vermek inadı uğruna Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nı yürürlükten kaldırmaya çalışanlara karşı bir kez daha tekrarlıyoruz: Gezi, milyonların vicdanında meşrudur. Anayasa bir bütündür, bölünemez. Hukuk devleti, belirli bir siyasi grubun istekleri uğruna eğilip bükülemez. “Milli irade” adı altında bütün hukuksuzluklarına kılıf uyduranların, her fırsatta sandığa saygı diyenlerin, Hatay halkının iradesini gasp etmesine seyirci kalmayacağız. Bu hukuksuzluğa, bu anayasasızlaştırmaya karşı hukuk devletini savunmak için var gücümüzle mücadele etmeye devam edeceğiz. Gezi’ye, tüm tutuklu arkadaşlarımıza ve Can Atalay’a özgürlük!”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Mimarlar, Malatya için planlanan Yeni Yaşam Üniteleri’nin detaylarını paylaştı

    Mimarlar, Malatya için planlanan Yeni Yaşam Üniteleri’nin detaylarını paylaştı

    PİRHA – Mimarlar, yaptıkları basın açıklamasında “Depremzedelerin hayata tutunmaları için sadece barınma alanı değil, yaşam alanı tasarladık” diyerek Yeni Yaşam Üniteleri projesini kamuoyuna paylaştı.

    Mimarlar Odası Ankara Şubesi tarafından atölye çalışmasıyla kolektif projelendirilen, depremzedeler için Malatya’da kurulacak Yeni Yaşam Üniteleri projesini kamuoyuyla paylaşıldı.

    Düzenlenen basın toplantısına Mimarlar Odası Ankara Şube yönetiminin yanı sıra Ankara Malatyalılar Derneği’nden Atilla Özdemir, Ankara Hekimhanlılar Derneği Başkanı Vahap Uzunoğlu ve 2021 Tüm Emekliler Sendikası’ndan Melek Güneş katıldı.

    ULUSLARARASI DESTEKLE HAYATA GEÇİRİLECEK

    Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan, yeni yaşam ünitelerinin projelerine ilişkin bilgi verdi. Candan, Maraş merkezli 10 ilde büyük yıkıma yol açan depremin üzerinden 32 gün geçtiğini hatırlatarak, şunları söyledi:

    “Depremzedelerin bu süre içinde hala ihtiyaçları giderilmedi. Sağlıklı geçici barınma üniteleri tam anlamıyla hayata geçirilemedi. Çadır ve konteyner öncelikli geçici barınma üniteleri yapılmaya başlandı ama bunlar kalıcı konutlar yapılana kadarki süreçte insanların barınacakları yerler değil. Devletin aynı zamanda da kalıcı barınmaya kadar geçen süreci de koordine etmesi gerekiyor. Kalıcı konutlar üzerinden çok fazla ihale yapılıyor. Mimarlar Odası Ankara Şubesi afetlerde ve depremler çalışma deneyimi olan bir oda, 1999 depreminde Bremen Halk İnisiyatifi ve Halkevleri Vakfıyla koordine etmişti. Van’da zorunlu göçe tabi tutulan insanlar için uluslararası ortamlara dahi sunulan ve tartışılan Van Göç Evleri bir modeldi. Bu modelleri hayata geçirerek aslında yeni bir yapım, katılım ve inşa süreci koordine ettik.

    Bugün size tanıtacağımız proje, Malatya’da bir alanda planlandı. Uluslararası bir vakıf finanse etmek istiyor. Muhtemelen üretimi de yurtdışında yapılıp burada montajı yapılacak. Altyapısını yerel yönetimler koordine edecek. Bizden çok kısa zamanda bir proje üretmemizi istedikleri için biz hızlıca Mimarlar Odası Ankara Şubesi olarak üyelerimize çağrı yaptık. Kolektif geçici barınma üniteleri tasarlayalım ve bir örnek model haline gelsin diye düşündük. Çağrımıza 54 kişi cevap verdi. Burada bir çalıştay yapıldı ve iki gün içerisinde ana konsept belirlendi. Çalıştaya katılanların yüzde 90’ı kadındı. 54 kişinin 49’u kadındı. Bu kadınların duyarlılığını da ortaya koydu. Bize verilen arazi 140 bin metrekare. Biz, insanların 1, 2 yıl içerisinde yaşayacakları bir yaşam alanları ve hayata dönüşleri olsun istedik. İnsanlar kalıcı konutlarına geçtiklerinde bir sosyal ve kültürel tesis olarak kalsın diye düşündük. Daha sonra bu üniteler bir yaşlı bakım ünitesi ve yurt olabilir. Projeler bittikten sonra bizim de geçici değil kalıcı da olabilir diye tartıştığımız oldu.

    Malatya kır kent ilişkisi yoğun olan bir yer. Geçimini büyük bir kısmını kayısıdan sağlayan kışın kentte yazın köyde olan  yaşam tarzı olduğu için biraz daha sosyal ve toplumsal mekanlar tasarladık. Bunlar avlulu birimler haline getirildi. Aynı zamanda burası bir yaşam alanı olacağı için sadece barınma üzerinden gidilmedi. Kreşinden eğitim birimine, idaresinden, küçük ölçekli ticaret birimine ve atölye çalışmalarına, yemekhanesine, toplu çamaşırhanesine kadar düşünülen hatta arazinin el verdiği şekilde kurulacak güneş enerji santralleri de olan bir yaşam ünitesi tasarlandı. Biz bunun önemli olduğunu düşünüyoruz. Ancak burada bir ömür geçmez, insanların 1-2 yıl oturabilecekleri mutlu olacakları bir yer olsun istedik.”

    PROJE MALİYETİ 70 MİLYON

    Candan, proje maliyetlerine ilişkin bilgi de verdi. Candan, “Lego gibi düşünün en fazla 6 kişilik dedik ama bir ünite daha eklenirse 8 kişilik olarak ta çözülebilir. Biz bunu Türkiye’de üretmeye çalışırsak, 4-5 ailenin bir avlulu birimin maliyeti bize 500 bin liraya mal olacak. Bu ne demek 22 kişinin kalabileceği bir yer 500 bin liraya mal olabilecek, içine eşyaları da koyduğumuzda toplamda,4-5 ailenin bir avlulu birimin maliyeti 600 bin olacak. Bu 2 bin kişinin yaşayacağı 97 tane avlulu birimin olduğu bir alan, İçindeki eşyaları, sosyal tesisleriyle birlikte 70 milyona mal oluyor. Bugün iktidar çok büyük ihaleler veriyor. iktidar 2-3 ay içerisinde çok hızlıca inşa edilebileceğini ifade ediyor. Biz geçici olarak tanımladık ama farklı şekillerde kullanabilecek 100 yıl kalabilecek bir modül ve sadece 70 milyon liraya mal ediliyor.

    TOGO ikiz kulelerinin bir kalem oynatma ve iki plan değişikliğiyle maliyet olarak elde ettiği haksız kazanç 5 milyar lira, sadece TOGO’da kazanılan 5 milyar lirayla bunun gibi 70 ünite yapılabiliyor yani 140 bin kişi barınabiliyor. Bunların maliyetine ilişkin belki bir örnek olabilir. Biz bunu uluslararası bir vakıfla çözeceğiz. Onlar finansını sağlayacak ve orada inşasını yapacaklar. Yerel yönetim de altyapısını koordine edecek. Katılımcı bir süreçle elde edilmiş ekonomik, insanların kendisini mutlu hissedebileceği, sadece konteynıra ve çadıra gidip yatabileceği değil, aslında verandasında karşıdaki yakınını ve komşusunu görebileceği bir alan. Bu alan içerisinde yeniden hayata tutunmalarını istedik.

    “KALICI KONUTLAR BİLİMSEL BİLGİNİN IŞIĞINDA YAPILMALI”

    Meslek örgütleri, kalıcı konutlar için hızlı davranılmaması, bilimsel bilginin ışığında veriler toplandıktan sonra kalıcı konutlar sürecinin yapılması gerektiğini ifade etmesine rağmen, iktidar TOKİ üzerinden bölgelerin kendi özgünlüğünü ortadan kaldırarak, bir yatakhane yapma sürecine girdi. Bunun doğru olmadığının altını çizmek istiyoruz. İktidarın doğrudan kalıcı konutlara yönelmesi bilimsel değil doğru değil. Orada hala fay hareketleri var sürekli depremler ve artçılar oluyor. Üstelikte bölgede analiz yapılması gerekiyor. 1 yılı bitirmek zaten mümkün değil. Deprem bölgelerinde 400 bin 500 bin konut ihtiyacından bahsediliyor. Mart ayında yapılanlara bakıyorsunuz dörtte biri bile değil. Kalıcı konut üretme süreci 2-3 yıl sürür. Bu süre zarfında da geçici barınma ünitelerinin tasarlanması gerekir ama iktidar beton yaklaşımıyla her yeri tokileştirme üzerine gidiyor. Tek tip plan yapıyor bölge unsurlarını dikkate almıyor. Mimarlar Odası Ankara Şubesi olarak, Malatya’da ilk uygulamasını göreceğimiz, yerinde denetimlerini yapacağımız, birlikte sorumluluk üstlenebileceğimiz, kontrollerini de yapacağımız bir sürecin de önünü açmış olduk. Umarım bu proje hayata geçer ve örnek olur.”

    PİRHA/ANKARA

  • Mimarlardan, deprem bölgesine ‘Yeni Yaşam Üniteleri’ planlanması

    Mimarlardan, deprem bölgesine ‘Yeni Yaşam Üniteleri’ planlanması

    PİRHA – Mimarlar Odası Ankara Şubesi’nin çağrısı ile bir araya gelen mimarlar, depremzedeler için geçici barınma üniteleri atölye çalışmasına başladı.

    Mimarlar Odası Ankara Şubesi, depremzedeler için geçici barınma üniteleri atölye çalışmasını başlattı. Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan, yurtdışında üretimi yapılacak barınma ve yaşam ünitelerinin montajının Türkiye’de olacağını duyurdu.

    Mimarlar Odası Ankara Şubesi, deprem bölgesi için ‘Yeni Yaşam Üniteleri’ ismi verilen ve 5 bin kişilik bir nüfus için planlanan çalışmanın detaylarını anlattı. Yapılan atölyeye 60 mimar katılım gösterdi.

    Mimarlar Odası Ankara Şube yöneticileri deprem bölgesinde enkaz kaldırma çalışmaları devam ederken bölge için acilen sorumluluk alınması gerektiğini vurguladı. Mimarlara yeni yaşam üniteleri tasarlamak için çağrı yapılırken, 60 mimarın katılımıyla ilk çalışma başladı.

    BARINMA ÜNİTELERİ YURTDIŞINDA ÜRETİLECEK

    Mimarlar Odası Ankara Şubesi’nde buluşan mimarlar, depremzedelerin sağlıklı barınma ve toplumsal yaşama katılabilmeleri için, barınma, sosyal mekânlar, eğitim yapıları sağlık birimleri, çamaşırhaneler, yemekhaneler vb. alanlardan oluşacak, yaşam ünitelerinin ilk atölye çalışmasını yaptı.

    Vaziyet planından modellemeye kadar tüm tasarım süreci gönüllü mimarlar tarafından gerçekleştirileceği açıklandı.

    Ünitelerin Malatya’da kurulacağını, 140 bin metrekarelik bir alanda olacağını söyleyen Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan, “ Yeni yaşam üniteleri için bu ülkenin mimarları bizimle işbirliği içerisinde ve gönüllü olarak emeklerini hiç tereddütsüz depremzedeler için ortaya koymaktadırlar. Yeni yaşam evleri projelerini daha önce de gerçekleştirdik. 1999 depreminde İzmit’te benzer bir uygulama ile deneyimlemiştik. Biz üniteleri ve yerleşim planlarını üreterek, göndereceğiz. Üniteler, yurtdışında üretilecek ve montajı Malatya’da yapılacak. Nereden gelirse gelsin bilimsel bilgimizi halkın hizmetine sunmaya devam edeceğiz” dedi.

    PİRHA/ANKARA

  • Mimarlar Odası uyardı: Enkaz kaldırma işlemlerine başlanmamalıdır!

    Mimarlar Odası uyardı: Enkaz kaldırma işlemlerine başlanmamalıdır!

    PİRHA – Mimarlar Odası Ankara Şubesi, Maraş depremi sonrasında yaşanan facianın sorumlularının ortaya çıkarılması ve soruşturmaların başlatılması için yıkılan her binadan araştırma yapılmaya uygun şekilde numunelerin alınması gerektiğini belirtti.

    Mimarlar Odası Ankara Şubesi, eksik yapılı inşalar sebebiyle binlerce kişinin yaşamına mal olan sorumluların belirlenmesi için “Delil karartma” uyarısı yaptı. Yazılı yapılan açıklamada, her yıkılan binadan numune alınması gerektiği vurgusu yapıldı

    Delillerin korunması gerektiğinin altını çizen Mimarlar Odası Ankara Şubesi, şu açıklamayı paylaştı:

    “Deprem bölgesinde, enkaz kaldırma işlemlerinin delil karartmaya dönüştürülmemesi, gereken belgeleme ve envanter çalışmalarının yapılması için devlet personelinin sağlanması, uzmanlarca incelenmek üzere numunelerin uygun koşullarda muhafaza edilmesi ve yapılacak incelemeler sonucu ortaya çıkan tüm sorumluların hesap vermesinin sağlanması zorunluluktur.

    Mimarlar Odası Ankara Şubesi olarak uyarıyoruz; tüm bu soruşturma sürecinin sağlıklı şekilde yürütülmesi için gerekli organizasyon sağlanmadan enkaz kaldırma işlemlerine başlanmamalıdır. Aksi yönde atılacak her adım gelecekte yaşanacak afetlerin felakete dönüşmemesi için gereken verilerin karartılması anlamına gelecektir.”

    PİRHA/ANKARA

  • Yargı, Beypazarı’nda taş ocağı yapılmasına izin vermedi

    Yargı, Beypazarı’nda taş ocağı yapılmasına izin vermedi

    PİRHA – Beypazarı Doğanyurt Mahallesi’nde ekolojik dengeyi bozacağı belirtilen kalker ocağına karşı verilen hukuk mücadelesi kazanımla sonuçlandı.

    Ankara 18. İdare Mahkemesi, Mimarlar Odası Ankara Şubesi ve köylülerin açtığı dava sonucunda, Beypazarı Doğanyurt Mahallesi yakınlarında kurulması planlanan Kalker Ocağı ve Kırma Eleme Tesisi için 17 Nisan 2020’de verilen “ÇED gerekli değildir” kararının doğal hayatı yok edeceğini belirterek, dava konusu işlemi iptal etmişti. Ankara Valiliği iptal kararını Danıştay’a taşımıştı. Danıştay 6. Daire de Ankara 18. İdare Mahkemesi’nin kararını onadı. Böylece yargı bir kez daha Beypazarı’nda taş ocağı için doğa katliamı yapılmasına izin vermedi.

    “KAZANAN KAMU YARARI OLDU”

    Kararı değerlendiren Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan, “Köylüler çok uzun süredir bölgede, ormanına, suyuna ve toprağına sahip çıkmak için mücadele ediyor. Mimarlar Odası Ankara Şubesi olarak başından beri köylülerin haklı mücadelesinin yanındayız. Bilim ve teknikten aldığımız güçle, Ankara Valiliği’nin Beypazarı Doğanyurt Mahallesi yakınlarında kurulması planlanan Kalker Ocağı ve Kırma Eleme Tesisi için verilen ÇED gerekli değildir kararını yargıya taşımıştık. Bilirkişiler raporda adeta ders vererek, doğal varlıkların geri dönülemez şekilde kaybedileceği ortaya koymuştu. Haklılığımız bir kez daha yargı nezninde tescillendi, mahkeme kararı kesinleşti ve kazanan kamu yararı oldu” diye konuştu.

    BÖLGENİN ÖNEMİNE DİKKAT ÇEKİLDİ!

    Candan, söz konusu şirketin valiliğe sunulan ÇED dosyasında işletme ruhsatı aldıktan sonra sürekli değişiklikler yaptığını ve alanın orman olduğunu gösteren belgelerin ortadan kaldırıldığını hatırlattı. Candan, alanın önemine ilişkin ise şu bilgileri verdi:

    “Köyün havası ve suyu mükemmel olup, Beypazarı’nda yaşayan astım hastaları bu köye gelip ev yaptırıp yaşamaktalar. Taş ocağı ve kullanıldığı yol, bağ bahçe, bostanlar ekili olup, sadece bu bölgede yetişen Ankara armudu ve ovaca gibi yöresel meyveler; ceviz, elma, kiraz vb. bu bölgededir. Yüksek yayla formunda olan bölgenin tertemiz havası sayesinde civarın en kaliteli balları burada yetişmektedir. Bu bölge, diğer köylerin, yaylalara ve köylerine geçiş vadisidir. Bölge aynı zamanda yabani hayvanların da ormana ve bölgeye en büyük geçiş yoludur ve burada koruma altında olan ayı, kızıl geyik, vaşak, kurt karaca vb. birçok memeli tür ve yırtıcı kuşların da tamamının yaşamını sürdürdüğü bir bölgedir. Yaşaması ve korunması için coğrafi bölge yapısına sahiptir. Bölge Ankara tiftik keçisinin en kaliteli yetiştirildiği yerlerden biridir. Mikro klima özellikler taşıyan coğrafi iklime sahiptir. Hayvanları suladıkları ve dinlendirdikleri 5 adet su pınarı taş ocağına ekli olup, bir kısmı da yol üzerindedir. Bölgede 55 endemik bitki türü vardır, bitki çeşitliliği yüksektir. Sadece ruhsat alanında bile IUCN kırmızı listesinde bulunan en az 14 bitki türü tespit edilmiştir.”

    PİRHA/ANKARA

  • PİRHA, ‘Koruma Alanında Emre Madran Basın Ödülü’nü aldı-VİDEO

    PİRHA, ‘Koruma Alanında Emre Madran Basın Ödülü’nü aldı-VİDEO

    PİRHA- TMMOB Mimarlar Odası Ankara şubesi tarafından mimar Emre Madran’ın anısına 2015 yılından beri düzenlenen Koruma Alanında Emre Madran Basın Ödülleri sahiplerini buldu. Ajans haberciliği dalında PİRHA’ya da ödül takdim edildi. 

    TMMOB Mimarlar Odası Ankara şubesi tarafından mimar Emre Madran’ın anısına 2015 yılından beri düzenlenen Koruma Alanında Emre Madran Basın Ödülleri verildi.

    Ankara’da Erimtan Arkeoloji ve Sanat Merkezi’nde yapılan ödül törenine siyasi parti ve demokratik kitle örgütü temsilcileri katıldı. Ajansımızın da ödül aldığı törende ödüller sahiplerine sunuldu.

    Ajansımız PİRHA’ya da ödül verildi. Ödül, PİRHA adına Ankara muhabirimiz Eren Güven’e takdim edildi.

    Mimarlar Odası, ödül alan kurum ve isimlere dair yaptığı açıklamada, “Doğal, tarihi ve kültürel varlıklarının korunması, kent mücadelesi, meslek haklarının savunulması ve toplumcu mimarlık gayreti ile yapmış olduğu çalışmaların toplumla buluşmasını sağlayan, basın alanında; haber yaparak, köşesine taşıyarak, kanalında yayınlayarak yer veren, şubemizle dayanışma gösteren ve halka gerçekleri söylemekten, gazetecilikten vazgeçmeyen basın emekçileri ve gazeteciler şubemizin basın ödüllerine layık görülmüştür” demişti.

    Ödül alan kurum ve isimler ise şöyle:

    TV HABERCİLİĞİ DALINDA

    ARTI TV: Ankara Temsilcisi Kemal Avcı
    • Flash TV: Ankara Temsilcisi, Başkent Gündemi Programı, Fatih Ertürk
    • FOX TV: Ankara Haber Müdürü, Engin Yılmaz Çalar Saat Programı, İlker Karagöz
    • HALK TV: Ankara Temsilcisi, Özlem Akarsu Çelik
    Yeni Bir Sabah Programı, İsmail Küçükkaya
    Ana Haber Bülteni, İrfan Değirmenci
    Haber Koordinatörü, İnan Demirel
    • KRT TV: Haber Koordinatörü, Barış Can
    Kent ve Yaşam Programı, Osman Güdü
    • TELE 1: Haber Koordinatörü, Serdar Akyön

    AJANS HABERCİLİĞİ DALINDA

    • ANKA: Genel Yayın Yönetmeni, Göksel Bozkurt
      PİR HABER AJANSI: Genel Yayın Yönetmeni, Veli Haydar Güleç

    YAZILI BASIN DALINDA

    • AGOS GAZETESİ: Sorumlu Yazı İşleri Müdürü, İşhan Erdinç
      • BirGün GAZETESİ: Ankara Haber Müdürü, Nurcan Gökdemir
      Köşe Yazarları: Fikri Sağlar, Yakup Kepenek
      • CUMHURİYET GAZETESİ: Ankara Haber Müdürü, Erdem Sevgi, Karikatürist, Murat Sayın Köşe Yazarı, Erdal Atabek
      • EVRENSEL GAZETESİ: Ankara Temsilcisi, Birkan Bulut
      • GAZETE PENCERE: Genel Yayın Yönetmeni, Yavuz Oğhan
      • SÖZCÜ GAZETESİ: Ankara Temsilcisi, Saygı Öztürk Muhabir, Erdoğan Süzer Muhabir, Yavuz Alatan Köşe Yazarı, Yekta Güngör Özden
      • YENİÇAĞ GAZETESİ: Ankara Temsilcisi ve Köşe Yazarı, Orhan Uğuroğlu

    ULUSLARARASI BASIN DALINDA

    • KKTC Özgür Gazete: Genel Yayın Yönetmeni, Pınar Barut

    İNTERNET HABERCİLİĞİ DALINDA

    • GAZETE DUVAR: Ankara Temsilcisi, Nergis Demirkaya
      • GERÇEK GÜNDEM: Genel Yayın Yönetmeni, Hilmi Hacaloğlu
      • İLERİ HABER: Sorumlu Yazı İşleri Müdürü, Batuhan Batan
      • KISADALGA.NET: Genel Yayın Yönetmeni, Kemal Göktaş
      • MEDYAPORT.NET: Genel Yayın Yönetmeni, Sibel Hürtaş
      Haber Editörü, Sultan Özer
      • SOL HABER PORTALI: Genel Yayın Yönetmeni, Ali Ufuk Arıkan
      • T24: Ankara Temsilcisi, Gökçer Tahincioğlu
      • YAPI.COM.TR: Yazı İşleri Müdürü, Uğur Doğan

    İNTERNET TELEVİZYONU HABERCİLİĞİ DALINDA

    • KARANTİNA TV: Kanal Sorumlusu, Recai Aksu
      • MEDYASCOPE TV: Ankara Temsilcisi, Hıdır Göktaş
      • NOKTA TV: Kanal Sorumlusu, Barış Hacısalihoğlu

    RADYO DALINDA

    • RADYO SPUTNİK: Akşam Postası Programı, Atilla Güner

    YEREL BASIN DALINDA

    • ANAYURT GAZETESİ : Muhabir, Demet Aran
      • BAŞKENT GAZETESİ : Köşe Yazarı, M. Mahzun Doğan
      • ZAFER GAZETESİ : Sorumlu Yazı İşleri Müdürü, M. Umut Karakülah

    PİRHA/ANKARA

  • PİRHA’ya ödül! 2022 Koruma Alanında Emre Madran Basın Ödülleri açıklandı

    PİRHA’ya ödül! 2022 Koruma Alanında Emre Madran Basın Ödülleri açıklandı

    PİRHA- Mimarlar Odası Ankara Şubesi tarafından, doğal ve kültürel değerlerin korunmasında büyük katkılar sunmuş olan mimar Emre Madran’ın anısına bu yıl yedincisi verilen “Koruma Alanında Emre Madran Basın Ödülleri” açıklandı. Ajans haberciliği dalında ajansımız Pir Haber Ajansı da (PİRHA) ödüle layık görüldü. 

    Mimarlar Odası Ankara Şubesi, konuya ilişkin olarak Adalet Nöbeti’nin 154. gününde çevrimiçi olarak basın açıklaması yaptı. Mimarlar Odası Ankara Şubesi basın açıklamasında 2022 yılında Koruma Alanında Emre Madran Basın Ödülleri’ne layık görülen kişi ve kurumları kamuoyuna duyurdu.
    Açıklamaya Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan, Mimarlar Odası Ankara Şube Başkan Yardımcısı Ali Atakan, Mimarlar Odası Ankara Şube Sekreteri Nihal Evirgen, Mimarlar Odası Ankara Şube Yönetim Kurulu Üyesi Muteber Osmanpaşaoğlu katıldı.

    Ödüller 3 Ekim Dünya Mimarlık Günü’nde sahiplerine teslim edilecek.

    Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan, açıklamada şunları söyledi:

    “Bugün Mimarlar Odası Ankara Şubesi’nin çok özel bir günü, 9 yıl önce kaybettiğimiz Emre Madran hocamız adına Koruma Alanında Basın ödülleri veriyoruz. Her yıl 26 Eylül tarihinde Emre Madran anısına ‘Emre Madran İzinde ‘Edep Ya Hu’ Buluşmaları’ gerçekleştiriyoruz. Bugün de aslında bir etkinlik gerçekleştirecektik. Ancak koruma alanında koruma bilimini oluşturan ODTÜ’de restorasyon kürsüsünü kuran ulusal ve uluslararası ortamlarda doğal ve tarihi sitlerin korunmasında önemli işlere imza atan, çok değer verdiğimiz hocamız Cevat Erder’i kaybettik. Dolayısıyla Emre Madran anısına yaptığımız Edep Ya Hu buluşmalarını 1 Ekim saat 12:30’a ertelemek durumunda kaldık. İki önemli insanı 9 yıl arayla neredeyse aynı anda kaybettik. Bugün Emre Madran Koruma alanında basın ödüllerini 26 Nisan’da hukuksuz şekilde tutuklanan ve 18 yıl ceza alan ve 3 kez beraat eden arkadaşlarımız için başlattığımız Adalet Nöbeti’nde açıklamayı uygun gördük. Bugün Mimarlar Odası aynı zamanda Adalet Nöbetçisi. Adalet Nöbetimizin 154. gününde size bir kez daha merhaba diyoruz ve 2022 Emre Madran Basın Ödüllerini sizlerle paylaşacağız”

    “HALKA GERÇEKLERİ SÖYLEYEN GAZETECİLERİ BİR KEZ DAHA TEBRİK EDİYORUZ”

    Candan, sözlerine söyle devam etti:

    “Mimarlar Odası Ankara Şubesi olarak, 26 Eylül 2013 tarihinde kaybettiğimiz ve koruma alanında önemli mücadele veren Emre Madran anısına 2015 yılından itibaren basın ödülleri veriyoruz. 2022 yılında şubemizin doğal ve kültürel tarihi varlıklarımızın korunması, kent, meslek haklarının savunulması mücadelesinde toplumcu mimarlık gayretiyle yapmış olduğu çalışmaları kamuoyuyla buluşturan basın emekçileri 2022 Yılı Emre Madran Basın Ödüllerine layık görülmüştür. Mimarlar Odası Ankara Şubesiyle dayanışma gösteren, halka gerçekleri söylemekten gazetecilikten vazgeçmeyen gazetecilere ödüllerini 3 Ekim’de Dünya Mimarlık Günü’nde saat 18:30’da Erimtan Arkeoloji ve Sanat Müzesi’nde yapacağımız törenle takdim edeceğiz. O gün basın emekçileriyle dayanışma içinde Dünya Mimarlık Günü’nü karşılayacağız. Mimarlar Odası Ankara Şubesi’nin ve haber yapanların hedef gösterildiği bu süreçte halka gerçekleri söyleyen gazetecileri bir kez daha tebrik ediyoruz

    Candan, Mimarlar Odası Ankara Şubesi’nin 2021 yılında verdiği ödül nedeniyle yargılandığını da hatırlatarak şunları kaydetti:

    “Bir gazeteciye çevre haberi yaptığı ve özellikle bizim yaptığımız açıklamalara yer verdiği için verdiğimiz ödülden kaynaklı yönetim kurulumuzun tamamı terör propagandası yapmaktan yargılanıyor. Dolayısıyla 2022 yılında Emre Madran Koruma Alanında vereceğimiz basın ödüllerini bir istihbarat örgütü olmadığımız için yine gazetecilere verdik ve GBT’lerine bakmadık. Onların bizimle dayanışma içinde olduğunu ve bizim haberlerimizi yaptıklarını biliyoruz. Bizim içinde önemli olanın bu olduğunu inanıyoruz. Dezenformasyon yasasının tartışıldığı, gazetecilerin üzerinde yoğun baskının olduğu, kent, çevre ve mimarlık mücadelesi yürüten Mimarlar Odası Ankara Şubesi’nin ve haber yapanların hedef gösterildiği bir süreçte halka gerçekleri söyleyen tüm gazetecileri bir kez daha tebrik ediyoruz.
    Candan, daha sonra kent ve koruma alanında yayın ve yazıları ile 2022 yılı Koruma Alanında Emre Madran Basın Ödülleri’ne değer görülen gazete, tv, ajans, radyo ve internet haberciliğindeki kişi ve kurumları açıkladı.

    2022 YILI EMRE MADRAN KORUMA ALANINDA BASIN ÖDÜLLERİ

    TV HABERCİLİĞİ DALINDA
    ARTI TV: Ankara Temsilcisi Kemal Avcı
    Flash TV: Ankara Temsilcisi, Başkent Gündemi Programı, Fatih Ertürk
    FOX TV: Ankara Haber Müdürü, Engin Yılmaz
    Çalar Saat Programı, İlker Karagöz
    HALK TV: Ankara Temsilcisi, Özlem Akarsu Çelik
    Yeni Bir Sabah Programı, İsmail Küçükkaya
    Ana Haber Bülteni, İrfan Değirmenci
    Haber Koordinatörü, İnan Demirel
    KRT TV: Haber Koordinatörü, Barış Can
    Kent ve Yaşam Programı, Osman Güdü
    TELE 1: Haber Koordinatörü, Serdar Akyön

    AJANS HABERCİLİĞİ DALINDA
    ANKA: Genel Yayın Yönetmeni, Göksel Bozkurt
    PİR HABER AJANSI: Genel Yayın Yönetmeni, Veli Haydar Güleç

    YAZILI BASIN DALINDA
    AGOS GAZETESİ: Sorumlu Yazı İşleri Müdürü, İşhan Erdinç
    BirGün GAZETESİ: Ankara Haber Müdürü, Nurcan Gökdemir
    Köşe Yazarları: Fikri Sağlar, Yakup Kepenek
    CUMHURİYET GAZETESİ: Ankara Haber Müdürü, Erdem Sevgi
    Karikatürist, Murat Sayın
    Köşe Yazarı, Erdal Atabek
    EVRENSEL GAZETESİ: Ankara Temsilcisi, Birkan Bulut
    GAZETE PENCERE: Genel Yayın Yönetmeni, Yavuz Oğhan
    SÖZCÜ GAZETESİ: Ankara Temsilcisi, Saygı Öztürk
    Muhabir, Erdoğan Süzer
    Muhabir, Yavuz Alatan
    Köşe Yazarı, Yekta Güngör Özden
    YENİÇAĞ GAZETESİ: Ankara Temsilcisi ve Köşe Yazarı, Orhan Uğuroğlu

    ULUSLARARASI BASIN DALINDA
    KKTC Özgür Gazete: Genel Yayın Yönetmeni, Pınar Barut

    İNTERNET HABERCİLİĞİ DALINDA
    GAZETE DUVAR: Ankara Temsilcisi, Nergiz Demirkaya
    GERÇEK GÜNDEM: Genel Yayın Yönetmeni, Hilmi Hacaloğlu
    İLERİ HABER: Sorumlu Yazı İşleri Müdürü, Batuhan Batan
    KISADALGA.NET: Genel Yayın Yönetmeni, Kemal Göktaş
    MEDYAPORT.NET: Genel Yayın Yönetmeni, Sibel Hürtaş
    Haber Editörü, Sultan Özer
    SOL HABER PORTALI: Genel Yayın Yönetmeni, Ali Ufuk Arıkan
    T24: Ankara Temsilcisi, Gökçer Tahincioğlu
    YAPI.COM.TR: Yazı İşleri Müdürü, Uğur Doğan

    İNTERNET TELEVİZYONU HABERCİLİĞİ DALINDA
    KARANTİNA TV: Kanal Sorumlusu, Recai Aksu
    MEDYASCOPE TV: Ankara Temsilcisi, Hıdır Göktaş
    NOKTA TV: Kanal Sorumlusu, Barış Hacısalihoğlu

    RADYO DALINDA
    RADYO SPUTNİK: Akşam Postası Programı, Atilla Güner

    YEREL BASIN DALINDA
    ANAYURT GAZETESİ : Muhabir, Demet Aran
    BAŞKENT GAZETESİ : Köşe Yazarı, M. Mahzun Doğan
    ZAFER GAZETESİ : Sorumlu Yazı İşleri Müdürü, M. Umut Karakülah

    2022 EMRE MADRAN KORUMA ALANINDA DAYANIŞMA ÖDÜLÜNE
    Zor günlerden geçtiğimiz 2022 yılı boyunca kent savunmasından vazgeçmediği için bedel ödeyen TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şubesi ile dayanışma gösteren ve gazetecilikten vazgeçmedikleri için hedef gösterilen, yargılanan ve bedel ödemek zorunda kalan gazeteciler;
    Alican Uludağ, Ayşenur Arslan, Bahadır Özgür, Can Güleryüzlü, Deniz Zeyrek, Devrim Hacısalihoğlu, Faruk Bildirici, Hale Gönültaş, İsmail Arı, Kelime Ata, Merdan Yanardağ, Nihal Kemaloğlu, Ünsal Ünlü, Pınar Türenç, Sedat Bozkurt, Yeşim Gündoğdu Karacaoğlu, Yıldız Yazıcıoğlu, Zeynep Gürcanlı
    2022 yılı Emre Madran Koruma Alanında Dayanışma Ödülüne layık görülmüştür.

    2022 EMRE MADRAN KORUMA ALANINDA ONUR ÖDÜLÜNE
    Kamu kaynaklarının korunmasına yönelik istikrarlı ve ödün vermeden yazdığı yazılar, hukukun üstünlüğü olan bir ülkede yolsuzluk davasının açılmasına neden olurdu. Yazıları, birçok yolsuzluk dosyasının iddianamesi olma niteliği taşıdığından bu yıl Emre Madran Koruma alanında Onur ödülüne Çiğdem Toker.

    2022 EMRE MADRAN KORUMA ALANINDA ÖZEL ÖDÜLE
    Kentleşme politikalarına yaptığı katkılar, uzun yıllar boyunca aralıksız olarak sürdürdüğü akademik üretim, yetiştirmiş olduğu binlerce öğrenci ve kentleşmenin geleceğini koruyan çalışmaları ile duayen kent bilimci Prof. Dr. Ruşen Keleş.

    PİRHA/ ANKARA

     

  • İçişleri Bakanlığı, Candan’ı devlet memurluğundan ihraç etti!

    İçişleri Bakanlığı, Candan’ı devlet memurluğundan ihraç etti!

    PİRHA – İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu, Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan’ı devlet memurluğundan ihraç etti. Konuya ilişkin açıklama yapan mimarlar “Karar siyasidir, buradayız susmayacağız, siz gideceksiniz biz kalacağız, siz gidene kadar da peşinizi bırakmayacağız” dedi.

    İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu, Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan’ı İş İnsanı Sinan Aygün’ün talebi üzerine devlet memurluğundan ihraç etti.

    Mimarlar Odası Ankara Şubesi, İçişleri Bakanlığının ihraç kararına ilişkin basın toplantısı yaptı.

    Yıkılmasına karar verilen TOGO kulelerinin sahibi Sinan Aygün’ün şikayetiyle başlayan süreç kapsamında İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu’nda (YDK) savunma yapan Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan, bu kararın toplumsal muhalefete ve devletin sigortası olan memurlara gözdağı olduğunu vurguladı.

    “O KAÇAK SARAY BOŞALTILACAK, O TOGO YIKILACAK”

    Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan, alınan kararın siyasi olduğunu belirterek şunları söyledi:

    “Bir komplo kurulduğu çok açık. İçişleri Bakanlığı’nın başka bir kurumda görev yapan kendi memuru olmayan birisi için, bir disiplin soruşturması başlatarak memuriyetten atması Türkiye’de ilktir. Bundan sonra muhalif belediyeler kendi yetki gasplarına karşı seslerini yükseltmezse örnek buradadır, işten herkesi atabilirler. Bu kararın özgünlüğü ve önemi de budur. O Kaçak Saray boşaltılacak, o TOGO yıkılacak ve bunu yapanlar yargı önünde hesap verecekler. Biz tanık olarak orada olacağız. Siz gideceksiniz biz kalacağız. Bozdukları bu terazi bir gün gelip onları da tartacak. Bu sürecin yargıdan döneceğine dair inancımız tam. Baskıyla susturmaya çalışıyorlar olmuyor, tehditle susturmaya çalışıyorlar olmuyor, açlıkla susturmaya çalışalım dediler. İktidar gidiyor, giderken de topluma bir korku salmaya çalışıyor bunu da aslında kamuoyu önünde öne çıkmış, mücadeleci kesimler üzerinden sopa göstererek yapmaya çalışıyor. İşimizle tehdit ediyor, açlıkla sınamaya çalışıyor ama bunlar yeni değil. İller Bankası’nda çalışan Mimarlar Odası Ankara Şube Başkan Yardımcımız Ali Atakan Ocak ayında devlet memurluğundan ihraç edildi. Mimarlar Odası Ankara Şubesi’nin çok uzun süredir mücadele verdiği AOÇ, Kaçak Saray, kent suçları, Saraçoğlu, ODTÜ, TOGO, yüksek yoğunluklu yapılaşma ve rant ilişkilerine yönelik verdiği mücadelenin toptan faturası kesilmiş oldu.”

    “ŞİMDİ ONLAR DÜŞÜNSÜN

    Candan, yargı kararları kesinleştiğinde suç duyurusunda bulunacaklarını belirterek şöyle devam etti:

    “Ben görevim itibariyle üç işle uğraşıyordum, belediyeye gidiyordum, odaya geliyordum ve üniversitede de akademisyenlik yapıyordum. Şimdi iki işle uğraşacağım belediyeye gitme zamanımı kat be kat rantçıların peşine düşerek, bir adım geri gitmeyerek TOGO İkiz Kuleleri’nin yıkım sürecini hep birlikte seyrederek ve mücadele ederek devam edeceğiz. Mimarlar Odası kurulduğu günden bu yana bedel ödese de mücadelesinden vazgeçmeyen bir örgüttür, yanımda bedel ödeyen, işten atılan, bilirkişilikten çıkarılan ve bu ülkenin rantçılarına karşı mücadele ederek geleceğini ipotek altına alan arkadaşlarım var.

    Bu saatten sonra bence onlar düşünsün, biz bir yargı sürecini 12 yıl ilmik ilmik takip eden bir örgütten geliyoruz. 7 yıl sonra Hasan Karakaya’nın bize yaptığı hakaretten kaynaklı varislerinin peşine düşüp onlardan tazminat alma hakkını kazanan bir örgütüz. Bu kararı verenler reddi miras yapmazlarsa çocuklarına kadar gidecek bir kararın altına imza attılar.”

    PİRHA/ANKARA

  • Mimarlar Odası Ankara Şubesi Başkanı Karakuş: Aleyhime verilecek karar tüm memurları ilgilendirir -VİDEO

    Mimarlar Odası Ankara Şubesi Başkanı Karakuş: Aleyhime verilecek karar tüm memurları ilgilendirir -VİDEO

    PİRHA- Sinan Aygün’ün şikayeti üzerine İçişleri Bakanlığı’nın hakkında ‘memurluktan atılması’ için soruşturma başlattığı Mimarlar Odası Ankara Şubesi Başkanı Tezcan Karakuş Candan, “Hukuken beni devlet memurluğundan çıkarmaları mümkün değilken yine de bunu yaparlarsa kendileri açısından bir emsal karar üretirler. Bu da sadece beni değil tüm memurlar ilgilendirir. İstedikleri memuru istedikleri zaman memurluktan atabilirler” dedi.

    Sinan Aygün, TOGO İkiz Kuleleri davasında taraf olan, Çankaya Belediyesi’nde de görev yapan Mimarlar Odası Ankara Şubesi Başkanı Tezcan Karakuş Candan hakkında ‘işe gitmeden maaş aldığı, haksız kazanç sağladığı’ gerekçesiyle şikâyette bulundu.

    İçişleri Bakanı Süleyman Soylu da Karakuş hakkında soruşturma izni verdi. Yargıya başvuran Karakuş’un soruşturma izni Danıştay 1. Dairesi tarafından iptal edildi. Karakuş hakkında verilen soruşturma izninin, geçtiğimiz mayıs ayında Danıştay’dan dönmesine rağmen soruşturma yürütülmeye devam ediyor.

    Danıştay kararını yok sayan İçişleri Bakanlığı’na bağlı Yüksek Disiplin Kurulu, Karakuş’un ‘memurluktan çıkarılması’ için 6 Eylül Salı günü toplanacak.

    Bakanlığın hakkında yürüttüğü soruşturmanın hukuka aykırı olduğunu vurgulayan Karakuş, konuya ilişkin TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şubesi’nde basın toplantısı düzenledi.

    “SİNAN AYGÜN ŞİKAYET ETMİŞ, SOYLU DA BUNU DERT EDİP SORUŞTURMA AÇMIŞ”

    Yürüttükleri kent ve çevre mücadelesinden dolayı Mimarlar Odası üzerindeki baskıların ve kuşatmaların devam etiğini aktararak sözlerine başlayan Karakuş, bu soruşturmanın iktidarın çaresizliğinin bir göstergesi olduğunu kaydetti.

    Karakuş sözlerine şöyle devam etti:

    “Biz hukuk alanında mücadele ediyoruz. Şimdi de karşı karşıya kaldığımız durum Melih Gökçek dönemine uzanıyor. Benim şahsımda, Mimarlar Odası’nın yönetimi hakkında, kurumumuz hakkında şikayet ve suç duyurusunda bulundu. Sinan Aygün bir rantçıdır. 20.000 metrekarelik bir alana 120.000 metre kare bir inşaat yapmış. Mimarlar Odası da bunu yargıya taşıdı. Yargıda bu inşaat hakkında iptal kararı verdi. Yani bu kuleler yıkılacak. Dün yıkım ihalesi olacaktı ancak yürütmeyi durdurma kararı almışlar, erteletmişler. Ama eninde sonunda bu kuleler yıkılacak. Dolayısıyla zararı çok büyük.

    “DANIŞTAY, EMSAL NİTELİĞİNDE LEHİMİZE KARAR VERDİ”

    Sinan Aygün’ün şikayeti üzerine başlayan süreç İçişleri Bakanlığı’nın soruşturma izni vermesiyle devam etti. Buna ilişkin daha önce bir soruşturma olmuştu ve Danıştay 18. Dairesi geçtiğimiz mayıs ayında kararını verdi. Danıştay’ın bizim lehimize verdiği kararda İçişleri Bakanlığı’nın bizi soruşturma yetkisi olmadığı ve benim yaptığım tüm çalışmaların bağlı olduğum idarenin bilgisi dahilinde olduğu kararını verdi. Yani benim oraya gittiğim vakitlerde izinsiz, mazeretsiz işe gitmediğim gibi bir durum söz konusu değil. Danıştay ayrıca bu kararını kesin olarak verdi ve itiraz yolunu da kapadı. Bu emsal bir karardı” diye konuştu.

    “BAKANLIK, KAYYUM ATAYAMADIĞI MUHALİF BELEDİYELERE KARŞI YIPRATMA POLİTİKASI İZLİYOR”

    Söz konusu Danıştay’ın verdiği emsal kararın İçişleri Bakanlığı’nın belediyeler üzerinde kayyum gibi davranma yetkisini elinden aldığını, İçişleri Bakanlığı’nın belediyelerin iç işlerine karışmasının önüne geçtiğini söyleyen Karakuş, şunları dile getirdi:

    “Biliyorsunuz İçişleri Bakanlığı kayyum atayamadığı muhalif belediyelere karşı yıpratma politikası izliyor. Anayasal bir kuruluşuz biz, kamu kurumu niteliğinde bir meslek örgütüyüz. Bizim yönetim kurulumuzuz hepsi kamu görevi yapar. Biz kamu adına davranırız. Dolayısıyla ben belediyede de olsam kamu görevi yapıyorum, Mimarlar Odası’nda da olsam da kamu görevi yapıyorum. Ayrıca biz bu görevleri mesai saatleri dışında yapamayız. Örneğin ben bir görüşme yapacağım, Saat 5 buçuktan sonra görüşelim diyemem. Bunu çalışmış olduğum Çankaya Belediyesi de biliyor. Yaptığım her şey onların bilgisi dahilinde, gittiğim her yerde öyle.”

    “ÇALIŞTIĞIM KURUMDA HAKKIMDA AÇILMIŞ TEK BİR SORUŞTURMA DAHİ YOK”

    Karakuş son olarak şunları aktardı:

    “İçişleri Bakanlığı dışarıdan böyle bir disiplin soruşturması açamaz. Yapılan usule aykırıdır. 657’ye tabi devlet memuruysanız ve bir disiplin suçu işlediyseniz, oradaki amiriniz bir disiplin soruşturması yapar. Bu süre içerisinde sizi suçlu bulursa ceza verir. Ancak devlet memurluğundan çıkarma cezası verilecekse bunu idare görüşür ve yüksek disiplin kuruluna sevk eder. Çalıştığım yer olan Çankaya Belediyesi’nde benim hakkımda açılmış olan tek bir soruşturma yok. Burada belediyenin yetkisini aşmışlardır, gasp etmişlerdir. Beni İçişleri Bakanlığı çalışanı gibi görüp yüksek disiplin kuruluna sevk etmişler.

    “BENİM ALEYHİME KARAR VERİLİRSE BU TÜM MEMURLARI İLGİLENDİRİR”

    6 Eylül Salı günü yüksek disiplin kurulu bu dosyayı görüşecek. Bu dosya yüksek disiplin kuruluna ocak ayında gitmiş. Usulen 6 ay içerisinde karar vermesi gerekiyordu ama bu süre aşılmış durumda. Yani bu dosya zaman aşımına uğramalı. Ayrıca ortada bir Danıştay kararı da var. Hukuken beni devlet memurluğundan çıkarmaları mümkün değilken yine de bunu yaparlarsa kendileri açısından bir emsal karar üretirler. Bu da sadece beni değil tüm memurlar ilgilendirir. İstedikleri memuru istedikleri zaman memurluktan atabilirler. Bu yapılan tamamen hukuksuzdur ama yaşadığımız koşullara baktığımız zaman böyle bir karar verilebilir. Biz de bunun karşısında hukuki yollardan tüm haklarımızı kullanacağız. Kimse bu saatten sonra bana dokunmayan yılan bin yaşasın düşüncesi ile hareket etmesin. 2023’te bunlar gidene kadar herkes birlik olmalı ve mücadele etmeli. Biz haklılığımızla, kararlılığımızla bu ülkenin aydınlığa kavuşması için mücadele etmeye devam edeceğiz.”

    PİRHA/ANKARA

  • ‘Koruma Alanında Emre Madran Basın Ödülleri’ sahiplerine verildi

    ‘Koruma Alanında Emre Madran Basın Ödülleri’ sahiplerine verildi

    PİRHA-Mimarlar Odası Ankara Şubesi, Mimar Emre Madran’ın anısına bu yıl 6’ncısını gerçekleştirdiği ‘Koruma Alanında Emre Madran Basın Ödülleri’ düzenlenen törenle sahiplerine verildi.

    Mimarlar Odası Ankara Şubesi, doğal ve kültürel değerlerin korunmasına katkı sunan Mimar Emre Madran’ın anısına bu yıl 6’ncısı verilen ‘Koruma Alanında Emre Madran Basın Ödülleri’ sahiplerine teslim edildi.

    Ödül töreni, 4 Ekim Pazartesi günü saat 19:00‘da Dünya Mimarlık ve Konut gününde, Ankara Kalesi’nde bulunan Erimtan Müzesi’nde düzenlendi. Törene çok sayıda gazeteci ve mimar katıldı.

    GAZETECİLERE ÖDÜLLERİ TESLİM EDİLDİ

    Koruma Alanında Emre Madran Basın Ödülleri; “Televizyon Haberciliği” dalında FOX TV Çalar Saat Ekibi ve İsmail Küçükkaya’ya, TELE 1 Ana Haber Evren Özalkuş’a, KRT Ana Haber Ankara Ekibi’ne, HALK TV Ana Haber Ankara Ekibi ve Günün Raporu Program Sunucusu Fatih Ertürk’e,

    “İnternet Televizyon Haberciliği” dalında Nokta TV Yayın Sorumlusu Devrim Hacısalihoğlu’na, “Burası Ankara Programı” ile Sol TV Erkan Yıldız’a,

    “Yazılı Basın” dalında Sözcü Gazetesi Ankara Haber Müdürü Emin Özgönül ve Gazeteci Yavuz Alatan’a, Evrensel Gazetesi Ankara Temsilcisi Birkan Bulut’a, Birgün Gazetesi Köşe Yazarı Tarık Şengül’e, Cumhuriyet Gazetesi Köşe Yazarı Deniz Yıldırım’a,

    “Ajans Haberciliği” dalında Anka Haber Ajansı ve Tamer Arda Erşin’e,

    “Radyo” dalında RS FM’den Atilla Güner’e,

    “Uluslararası Basın” dalında AFP Türkiye Muhabiri Raziye Akkoç’a, Deutsche Welle Alican Uludağ’a ve Jin TV Yeşil Pencere Ekoloji Programı Yapımcısı Güler Yıldız’a,

    “İnternet Haberciliği” dalında Gazete Duvar Ankara Temsilciliği ve Gazeteci Mühdan Sağlam’a, Medya Port Gazeteci Sultan Özer’e, Medyascope Gazeteci Zelal Direkçi’ye,

    “Yerel Basın” dalında Anayurt Gazetesi Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Ferda Karababa’ya, Kırşehir Çiğdem Gazetesi’ne, Nevşehir Kent Haber’e, Pusula Gazetesi’ne, Tekin Haber’e ve Özgür Dersim Gazetesi’ne,

    “Dayanışma Ödülü” Özlem Akarsu Çelik’e verildi.

    “2021 Koruma Alanında Emre Madran Özel Ödülü” ise Mimarlar Odası Ankara Şubesi Almanya Koordinatörü Mimar Betül Kesici’ye verildi.

    Tören, gazetecilerin ödüllerini almasının ardından sona erdi.

    PİRHA/ANKARA

  • Mahkeme, Dikmen Vadisi’ni yapılaşmaya açan plan değişikliğine izin vermedi!

    Mahkeme, Dikmen Vadisi’ni yapılaşmaya açan plan değişikliğine izin vermedi!

    PİRHA- Mimarlar Odası Ankara Şubesi’nin Dikmen Vadisi’ndeki yeşil alanların yapılaşmaya açılması konusundaki itirazları yargı mercilerince de haklı görüldü. Ankara 11. İdare Mahkemesi, Dikmen Vadisi Son Etap imar planları değişikliğine dair Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin kararına ilişkin dava konusu işlemleri iptal etti.

    Mimarlar Odası Ankara Şubesi, Dikmen Vadisi’nin yeşil alanlarını yapılaşmaya açan plan değişikliklerini yargıya taşımıştı. Ankara 11. İdare Mahkemesi, kamu yararına ve planlama esaslarına aykırı Dikmen Vadisi Son Etap imar planları değişikliğine ilişkin Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin 2019 tarihli kararına ilişkin dava konusu işlemleri iptal etti.

    “KENTİ NEFESSİZ BIRAKACAK PLANLARI YARGIYA TAŞIYORUZ”

    Kararı değerlendiren Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan, “Pandemide en büyük ihtiyaç duyduğumuz nefes alanlarımız betona ve ranta kurban edilmek isteniyor. Ankara’da kamu yararına ve planlama esaslarına aykırı plan değişiklikleriyle vadiler yapılaşmaya açılıyor. Başkent’in tüm doğal ve kültürel varlıklarını korumak için dün olduğu gibi bugün de hukuksal mücadelemizi sürdürüyoruz. Dikmen Vadisi’ni beton duvarlarla çevirecek, vadiler sistemini bitirecek ve kenti nefessiz bırakacak plan değişikliklerini yargıya taşımaya devam ediyoruz. Yargı kararları da verdiğimiz mücadelenin haklılığını ortaya koymaya devam ediyor” diye konuştu.

    Candan, mahkeme gerekçesinde yer alan “Dava konusu plan değişikliğinde planlama alanına gelecek nüfusa uygun olarak sosyal donatı alanının ayrılmadığı, plan notlarında belirsizliklerin yer almasının mevzuata uygun olmadığı, yapılaşmaya yasaklı alanların imara açıldığı, vadi tabanının daraltıldığı anlaşıldığından, plan değişikliklerinde şehircilik ilkelerine, planlama tekniklerine, imar mevzuatına ve kamu yararı ilkesine uyarlık bulunmamaktadır” ifadelerine dikkat çekti.

    “KAMU YARARINA VE ŞEHİRCİLİK İLKELERİNE AYKIRI”

    Tezcan Karakuş Candan, sözlerine şöyle devam etti:

    “Bilirkişiler de söz konusu planlarda alana getirilen nüfus ve yapı yoğunluğu hususlarında yargı kararlarının gereği yerine getirilmediğini ifade etmiş, bu durumun Dikmen Vadisi’nin sürdürülebilirliği yönünden önemli bir tehdit oluşturduğunu vurgulamıştır. Bilirkişiler, mahkemeye sundukları raporda ‘Ankara’nın önemli hava koridorlarından biri olan Dikmen Vadisi’nin detaylı analizler yapılmaksızın yapılaşmaya açılması; raporda yer alması gereken plan nüfusu, yoğunluklar, vb. temel planlama bilgilerinin açık olmaması ve plan notlarında yer alan yapılaşmaya yönelik belirsizlikler ilgili mevzuata, planlama ilke ve esaslarına aykırıdır. Ayrıca, vadinin kentsel yeşil sistemin bir parçası olarak değerlendirilmesine engel olacak yapılaşma koşulları getirilmesinin ve vadinin doğal değerlerini koruma kullanma dengesi içinde ele alınmamasının kamu yararına, şehircilik ilkeleri ve planlama esaslarına aykırıdır’ diyerek, vadi yamaçlarına yapılaşmanın yanlışlığına işaret etmişlerdir.

    Ankara vadilerini kaybediyor. Başkent’in nefesini kesmelerine ve rant vadilerine geçit vermeyeceğiz. Özellikle İmrahor, Şirindere, Hacıkadın, Zir, Dikmen, Kıbrıs, Büyükesat vadilerindeki plan değişiklikleriyle bir rant organizasyonu söz konusu, bir dolu yapılaşma ile vadiler sistemini bozdular. Yapılaşma yasaklı bölgeleri imara açmak ciddi felaketleri de beraberinde getirmektedir. Bunun örneklerini pek çok kez yaşadık. Bilime ve tekniğe aykırı plan değişikliklerinde ısrar etmek akla ziyan bir durumdur. Coğrafyanın yol göstericiliğinde Ankara’nın vadiler sistemi ve ekolojik dengesi korunmalıdır.”

    PİRHA/ANKARA

  • Mimarlar Odası: Yetkilileri bölgenin afet alanı ilan edilmesi için göreve çağırıyoruz

    Mimarlar Odası: Yetkilileri bölgenin afet alanı ilan edilmesi için göreve çağırıyoruz

    PİRHA- Mimarlar Odası Ankara Şubesi Yönetim Kurulu, 11 kişinin yaşamını yitirdiği Batı Karadeniz’deki sel felaketine ilişkin açıklama yaptı. İktidarın, hiçbir afetten ders çıkartmadığını söyleyen Mimarlar Odası, “Sel felaketlerinin sorumlusu, doğa ile uyumlu kentleşme politikaları yerine yaşam alanlarını betona boğan iktidardır” denildi.

    Kastamonu, Bartın ve Sinop’taki sağanak yağış sonrası sel felaketiyle ilgili yapılan açıklamada, Kastamonu’da sel sularına kapılan 11 kişinin yaşamını yitirdiği açıklandı. Bartın’da ise kaybolan 1 kişinin arama çalışmaları sürüyor.

    Can kayıpları ile birlikte birçok yerleşim yeri de su altında kaldı. Çok sayıda ev ve işyeri kullanılamaz hale geldi.

    “HES’İN KAPAKLARININ AÇILMASI SONUCU…”

    Konuya ilişkin açıklama yapan TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şubesi 46. Dönem Yönetim Kurulu, “Batı Karadeniz bölgesinden; Samsun, Sinop, Bartın ve Kastamonu’da yaşanan sel felaketleri sonucu, hiçbir afetten ders çıkarmayan iktidarın öngörüsüzlüğü ve hazırlıksızlığı bir kez daha ortaya çıkmıştır” ifadelerini kullandı.

    Mimar ve mühendisler, “Bilime aykırı kentleşme” konusuna işaret ederek şu yazılı açıklamayı yaptı:

    “Dere yataklarının betonlaşması, dereleri kelepçeleyen plansız HES yapımları ile sel felaketlerinin sorumlusu, doğa ile uyumlu kentleşme politikaları yerine yaşam alanlarını betona boğan iktidardır.

    Bartın’da ve Kastamonu’da sel bölgelerinde Mimarlar Odası Ankara Şubesi’ne bağlı oda temsilciliklerimiz yerinde incelemelere devam etmektedir. Bartın’da yüksek kesimlerde başlayan ve uzun süren yağışlar sonrasında Ulus, Abdipaşa, Derecik ve Yenihan bölgesi ile Kumluca, Akören, Söküler, Zafer ve Yılankar köylerinde sel meydana gelmiş, bağlantı yollarında ciddi tahribatlar oluşmuştur. Bartın Karabük yolu Bahçecik mevkiinde köprü altının dolması nedeni ile yolda meydana gelen göçmelerden dolayı yol kapanmış ve köprü kullanılamaz duruma gelmiştir. Kirazlı köprü mevkiinde Derecik Köyü’nden geçen yol menfezlerinin dar ve küçük olması nedeni ile yol çökmüş ulaşım servis yolundan sağlanmaktadır. Kastamonu’da plansızca yapılan HES’in kapaklarının açılması sonucu birçok yerleşim yeri sular altında kalmış, iş makinaları ile müdahale edilemez duruma gelmiştir. Karayolu kapalı olduğu için merkezden ulaşım gerçekleşememektedir.

    “YÖNETİM ACZİ YAŞANMAKTA”

    Arka arkaya yaşanan yangınlar, seller ile ülkede gelişen olaylara hazırlık yapmayan, müdahale edemeyen ve sonucunda can ve mal kaybına neden olan bir yönetim aczi yaşanmaktadır. Yaşanan doğa olaylarının afete dönüşmesine yol açacak politikaların yanında, bu afetleri yönetecek birikime de sahip olmayan iktidar, yurttaşların öncelikle can güvenliğini daha sonra ise onlarca yıllık emeklerini tehlikeye atmakta üstelik kayıplar için de yine halkı borçlandırma seçeneğini sunmaktadır. Dayanışma ile aşılmaya çalışılan bu süreçlerde, halkın güvencesi olması gereken devlet aygıtları bürokratlarca keyfi şekilde kullanılmakta, afetlerden etkilenen halkın yaralarını sarma görevi yine vatandaşa bırakılmaktadır.

    Mimarlar Odası Ankara Şubesi olarak, başta sel felaketlerinde büyük hasar gören illerimize geçmiş olsun dileklerimizi iletirken, tüm sorumluluğu üstlenmesi gereken yetkilileri bölgenin afet alanı ilan edilmesi için göreve çağırıyor, tüm birimlerimizle birlikte bölgedeki vatandaşlarımızla dayanışmaya hazır olduğumuzu kamuoyuna duyuruyoruz.”

    PİRHA/ANKARA

     

  • Mimarlar Odası Ankara Şubesi: AOÇ göz göre göre yandı, suç duyurusunda bulunacağız-VİDEO

    Mimarlar Odası Ankara Şubesi: AOÇ göz göre göre yandı, suç duyurusunda bulunacağız-VİDEO

    PİRHA- Ankara’da AOÇ arazisindeki ağaçlık alanda yangın çıktı. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, yangının kontrol altına alındığını duyurarak yangını çıkardığı tespit edilen bir kişinin gözaltına alındığını bildirdi. Mimarlar Odası Ankara Şubesi ise yangının bilinçli bir şekilde çıkarıldığını belirterek sorumlular hakkında suç duyurusunda bulunacaklarını açıkladı.

    Ankara’da Atatürk Orman Çiftliği (AOÇ) arazisinde ki ağaçlık alanda yangın çıktı. Ormanın 5-6 hektarlık bölgesinin yandığı belirtildi.

    Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş yaptığı açıklamada yangının kontrol altına alındığını ve yangını çıkardığı tespit edilen bir kişinin gözaltına alındığını aktardı.

    TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şubesi ise önce ki dönem Belediye Başkanı Melih Gökçek zamanında iptal edilen yol çalışmasının yeniden başlatıldığını hatırlatarak yangının bilinçli bir şekilde çıkarıldığını ve sorumlular hakkında suç duyurusunda bulunacaklarını açıkladı.

    “ORMAN YOLU KAPATILDIĞI İÇİN YANGINA MÜDAHALE EDİLEMEDİ”

    Konuya ilişkin açıklama yapan TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan şunları ifade etti:

    “Başkent’in göbeğinde Gökçek dönemi politikalarını devam ettirerek AOÇ’de yol açanlar, yangına yol açıyor. AOÇ’deki Gökçek döneminde planlanan ve tüm tepkilere rağmen yapılan Beytepe Kavşağı ile Bağlıca yolunu kesen ve Ankara Bulvarı’na bağlayan yol çalışması hemen yakınındaki orman göz göre göre yandı. Bu yol çalışması nedeniyle orman alanındaki itfaiye yolu refüjle kapatıldığı için yangına müdahale edilemedi.

    Sorumlular hakkında suç duyurusunda bulunacağız. AOÇ’ye yol yapanlar, yangına da yol açmışlarıdır. Orman alanlarına yol yapmak için gözlerini kırpmadan iş makinesiyle girenler neden ormandaki yangını söndürmek için bir refüjü yıkmakta bu kadar zorlandılar.”

    PİRHA/ANKARA

  • Stadı yıkıp millet bahçesi ve cami yapacaklar!-VİDEO

    Stadı yıkıp millet bahçesi ve cami yapacaklar!-VİDEO

    PİRHA- Mimarlar Odası Ankara Şubesi, meslek örgütleri, dernekler, taraftar grupları ve mahalle sakinleri, millet bahçesi adı altında yıkımına başlanan Cebeci İnönü Stadı için açıklama yaptı. Yurttaşlar, “Cebeci İnönü Stadyumu’nun yerine millet bahçesi ve cami yapılmasını istemiyoruz” dedi.

    Mimarlar Odası Ankara Şubesi, meslek örgütleri, taraftar grupları ve mahalle sakinleri, dava süreçleri devam ederken ‘millet bahçesi’ denilerek yıkımın başlamasını protesto etti.

    Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan, stadın üç yıldır çürümeye bırakıldığını belirterek, “Tıpkı Saraçoğlu Mahallesi’ni atıl hale getirip dönüştürmeye zemin hazırladıkları gibi, stadın koltuklarını söküp vinçle müdahale etmeye başladılar” dedi.

    “MÜCADELEMİZ BİTMEYECEK” 

    Tezcan Karakuş Candan, Şehir Plancıları Odası Ankara Şubesi ile Mimarlar Odası Ankara Şubesi’nin alana ilişkin açtıkları davanın devam ettiğini vurgulayarak şu konuşmayı yaptı:

    “Hukuksal süreçler tamamlanmadan, kamu vicdanında kabul görmeden burayı yıkarak ‘yeşil alan yapıyoruz’ denilerek betonlaşmasına izin vermeyeceğiz. Burası 100 yılı aşkındır spora sanata kültüre, ev sahipliği yapmış, insanların bisiklet sürdükleri bir alan. Özellikle bu bölgeye kocaman bir cami yapılacak. Parkla cami ilişkisi nerede görülmüş. Dolayısıyla bugün gördüğünüz bu tahribatın sorumlusu iktidardır. Cebeci Stadyumuna sahip çıkma mücadelesi bitmeyecek.”

    “YAŞADIĞIMIZ KENTİN BELLEKSİZLEŞTİRİLMESİNİ İSTEMİYORUZ”

    Cebeci Stadyumu önünde yapılan basın açıklamasını Şehir Plancıları Odası Ankara Şube Sekreteri Ömer Dursun Üstün okudu. “Cebeci İnönü Stadyumu’nun yerine millet bahçesi ve cami yapılmasını istemiyoruz” diyen Üstün, şu açıklamayı yaptı:

    “Tam doksan dokuz yıl önce üzerinde top koşturulmaya başlanan ‘Hamit’in Tarlası’, birçok önemli spor karşılaşmasına ev sahipliği yapan; beraberinde panayırları, tiyatro gösterileri, açık hava sinemalarıyla semt sakinlerinin sosyalleşme mekânı olan stadyum alanı Ankara’nın hafıza mekanlarındandır.

    Yarım asır ülke sporuna hizmet veren ve kısa zaman öncesine kadar çocuklarımızın ve gençlerimizin antrenman alanı olarak kullandıkları İnönü Stadyumu’nu çürümeye terk ederek işlevsiz kılmanın, ranta zemin hazırlamak olduğunu Atatürk Orman Çiftliği’nden, Saraçoğlu Mahallesi’nden, Hamamönü’nden, İller Bankası’ndan biliyoruz. İktidar, Cebeci İnönü Stadı ve Cumhuriyet döneminin pek çok açık alan ve spor alanlarını yıkarak yerine konut, ticaret, AVM yapmak istedi. Bu alanların niteliğinin korunmasına yönelik toplumsal tepkinin karşısında, toplumsal yaşantımızın ve kamusal alanların dini öğelerle bütünleştirildiği, ranta hizmet eden millet bahçelerini ‘yeşil alan’ adı altında toplumu ‘ikna’ aracı olarak gündeme getirdi.

    Ancak, biliyoruz ve görüyoruz ki millet bahçesi ile iktidarın asıl hedefi yeni bir yeşil alan yaratmak değildir. Esas istenen Cumhuriyetin ilerici yaşam alanlarını yok ederek hafızalardan silinmesi, kamusal alanlardaki özgürlüğümüzün kısıtlanması, yeşil alan adı altında betonlaştırma ve dini ögelerin yaşamımızın her hücresinde hakimiyet sağlanmasıdır. Nitekim, Cebeci Stadyumu’nda millet bahçesi adı altında, yapılacak olan idare binası, alanın altına yapılacak otopark, cami alanı ve onu besleyen ticari işletmeler, alanı, spor ve sosyal amaçlı kullanım kimliğinden uzaklaştıracaktır.

    Bir yıldan fazladır içinde bulunduğumuz salgın süreci gösterdi ki, ihtiyacımız olan şey daha fazla bina ve beton değil; sağlıklı, doğal ve temiz bir çevre. Fakat, bu anlayışla korunması gerekli kültür varlığı potansiyeli olan stadyum ve çevresi için kamu yararı esasına dayalı planlama çalışmaları gerçekleştirilerek biz Ankaralıların hizmetine sunmak yerine; bugün millet bahçesi adı altında çoğu beton azı yeşil bir proje dayatmasıyla karşı karşıyayız.

    HUKUKİ SÜREÇ DEVAM EDİYOR

    Projenin iptaline dair meslek odalarının başlattığı hukuki süreç devam ederken, yangından mal kaçırırcasına hukuksuzca başlatılan söküm ve yıkım çalışmalarının bir an önce durdurulmasını; tarihsel kimliğinin ve kamusal niteliğinin korunması esas alınarak yapılacak planlama ve koruma çalışmalarıyla geliştirilerek Cebeci İnönü Stadyumu’nun, kent hafızamızın biz Ankaralılara geri verilmesini istiyoruz.”

    Aralarında Alevi kurumlarının da olduğu 47 sivil toplum örgütü, basın açıklaması için imza vererek desteklerini sundu.

    PİRHA/ANKARA

     

  • Ankara’da Saraçoğlu Mahallesi’nde katliam gibi restorasyon

    Ankara’da Saraçoğlu Mahallesi’nde katliam gibi restorasyon

    PİRHA-Mimarlar Odası Ankara Şubesi’nin Saraçoğlu Mahallesi’nde restorasyon bilimine aykırı şekilde inşai faaliyetler yapıldığını söylemesi üzerine ‘ÇED gerekli değildir’ kararına dönük açılan dava ardından mahallede bilirkişi keşfi incelemesi yapıldı.

    Özgün değerlerinin korunmadığı, peyzaj bütünlüğünün parçalandığı, restorasyon bilimine aykırı şekilde inşai faaliyetlerin yapıldığı Saraçoğlu Mahallesi’nde, koruma amaçlı imar planı davası ve koruma kurul kararlarına açılan davalar devam ediyor. Çevresel etki değerlendirme (ÇED) gerekli değildir kararına açılan davada, Saraçoğlu Mahallesi’nde bilirkişi keşfi incelemesi yapıldı.

    Davacı taraf olarak Mimarlar Odası Ankara Şubesi, Cumhuriyet’in ilk toplu konut alanı olan Saraçoğlu Mahallesi’nde yürütülen inşaat faaliyetlerin, Saraçoğlu Mahallesi’ni katliam alanına dönüştürdüğünü bildirdi. Mahkeme tarafından yerinde yapılan keşfe Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan ve Mimarlar Odası Ankara Şube Sekreteri Nihal Evirgen ve şube avukatı Gökçe Bolat katıldı.

    “GÖZLERİMİZ TAHRİBATI, KÜLTÜR BİLMEZLİĞİ, KATLİAMI GÖRDÜ”

    Keşif sonrası açıklama yapan Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan “Cumhuriyet’in ilk toplu konutları ve Kentsel SİT alanı olan her bir taşı, binası, toprağı, ağacı, bitkisi ve varlık değerleri bir bütün olarak koruma altında olan Saraçoğlu Mahallesi’nde gördüklerimiz içler acısı idi. Yaptıkları bu vicdansızlığın görünmemesi için sürekli fotoğraf çekimine müdahale etmek isteyen EMLAK GYO yetkililerinin tavrı ise ayıplarının kamuoyu tarafından bilinmemesi içindi. Saraçoğlu Mahallesi’nde gözlerimiz tahribatı, acımasızlığı kültür bilmezliği, katliamı gördü” dedi. 

    “BİTKİ VARLIĞI VE AĞAÇLAR YOK EDİLMİŞ”

    Tezcan Karakuş Candan “Bir zamanlar gölgesinden yararlandığımız, Hıdırellez’i kutladığımız, dilek fenerlerini uçurduğumuz alanlar tahrip edilmiş, ağaçlar kesilmiş, peyzaj bütünlüğü bozulmuş, ağaçların altını çimenler ve toprak değil, çakıl taşları kaplamış” diyerek şu izlenimlerini aktardı:

    “Dip sokağa çıkan depresyon atma sokağı dediğimiz merdivenli alan tahrip edilmiş, ağaçlar kesilerek arka bahçede yollar açılmıştı. Bir kapının önüne saksı içinde palmiye ağacı koyulmuştu. Isı merkezinin olduğu alandaki kestirme yoldan geçerken, arka bahçelerdeki ağaçlardan bir ucunu göremediğimiz alanda, ağaçlar yoktu artık ve arka iç yolar açılmıştı. Çatılar sökülmüş, özgün malzemeler orta yerde, kırık dökük birçoğunun da akıbeti bilinmiyordu. Ağaçların üzerinde numaralar vardı, en son 1674 sayısını görebildik. Neden numaralı diyen soranlara taşınacak ağaçlar denildiğini duyduk. Saraçoğlu Mahallesi’ne ‘sözde restorasyon adı altında’ telafisi mümkün olmayan zararlar veriliyor. Saraçoğlu Mahallesindeki sözde restorasyon işlemleri durdurulmalı, yerel yönetimler suskunluğunu bozmalı.”

    ANIT AĞAÇLAR YOK SAYILDI!

    Tezcan Karakuş Candan, hukuksal süreçler devam ederken, mahalleye dönük projeye ilişkin ‘ÇED gerekli değildir’ kararının alınmasına ilişkin gerekçeleri de bilirkişilerin ve mahkeme heyetinin önünde şu şekilde sıraladı:

    Projenin etki alanı belirlenmemiştir. ÇED yönetmeliğine aykırıdır.

    Proje tanıtım dosyasında proje alanında anıt ağaçların varlığından bahsedilmiş, ancak anıt ağaçların yerlerine ilişkin koordinat belirlemesi yapılmamış, anıt ağaçlarla ilgili alınacak önlemlere değinilmemiştir.

    UNESCO dünya miras listesine girme potansiyeli taşıyan alana parçacıl müdahale edilmiştir. Kamusal özelliğini yitirerek ticarileşen bu alanla Başkent UNESCO Dünya Miras listesine girme potansiyelini kaybetmektedir.

    Saraçoğlu Mahallesi’nin proje müellifi Paul Bonatz’dır, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca değişiklik yapılması için mirasçılarının muvaffakati alınması gerekirken, alınmadan proje alanında müdahale başlamıştır.”

    PİRHA/ANKARA

  • Ankara’da ihmal ve denetimsizlik sonucu faciaya ramak kaldı!

    Ankara’da ihmal ve denetimsizlik sonucu faciaya ramak kaldı!

    PİRHA-Mimarlar Odası Ankara Şubesi, Çankaya’da bir apartmanın temel kazım sürecinde yaşanan kayma sebebiyle 15 binanın tahliye edildiği bölgede inceleme yaptı. Mimarlar Odası Ankara Şube Yönetim Kurulu “Bugün yaşanan durum öncelikle yıllara yayılan yanlış kentleşme ve planlama sürecinin bir sonucudur” tespitinde bulundu.

     

    Çankaya İlçesi İleri Mahallesi Mektep Sokak’ta inşaat çalışmaları sırasında 8 katlı Açelya Apartmanı’nın temelinde kayma meydana geldi. Facianın eşiğinden kıl payı dönüldü. Çökme tehlikesi olan Bahar Apartmanı ve Altay Sokak ile Mektep Sokak’ta bulunan 15 bina tahliye edildi.

    Mimarlar Odası Ankara Şube Yönetim Kurulu, faciadan dönülen bölgeye giderek inceleme yaptı.

    “YAŞANAN YANLIŞ KENTLEŞME VE PLANLAMA SÜRECİNİN BİR SONUCUDUR”

    Kıbrıs Caddesi Altay Sokak’taki hafriyat sırasında istinat duvarının yıkılması ile binalarda yaşanan kaymanın olduğu alanda yapılan ilk incelemeler sonucunda şu konulara dikkat çekildi:

    “Hafriyat çalışmaları sırasında istinat duvarının çökmesi ile Altay Sokak’ta bulunan binanın temelleri açığa çıkarak kaymaya neden olmuştur.

    Mektep Sokak ile Altay Sokak arasındaki kot farkı yaklaşık 25 metredir, yani 8 kattır. Ankara’nın topoğrafyasında bir yanda İncesu Tepesi öte yanda 50. yıl Tepesinin bulunduğu İncesu Deresi’ne doğru inen dik yamaçların yer aldığı vadi alanında yıllara sair şekilde yapılan planlar sonucu ağaçlandırılması gereken yamaçlar doldurularak yapılaşmaya açılmıştır.

    Altay Sokak ile Mektep Sokak arasında yaya ulaşımı yaklaşık 180 basamaklık dik merdivenle yapılmaktadır. Bugün yaşanan durum öncelikle yıllara yayılan yanlış kentleşme ve planlama sürecinin bir sonucudur.

    Öte yandan 8139 ada 12 parsel için inşaat ruhsatı 19 Mart 2021 tarihinde alınmış, yerinde yapılan incelemede Yapı Denetim Kuruluşu yetkilisinin inşaata başlamak için yer teslimi yapmadığı bilgisi bizzat verilmiştir.

    Yapı denetim kuruluşu tarafından inşa çalışmalarına başlanır diye yer teslimi yapılmadan müteahhit firmanın işe başlaması mevzuata aykırıdır. Böylesine riskli bir alanda özel yapı ve çevre güvenliği önlemlerinin alınarak, yıkım hafriyat ya da yapım işlerinin yapılması ve inşa faaliyetleri başlamadan günler öncesinden çevre halkının uyarılması gerekir. Yapılan görüşmelerde böyle bir uyarının yapılmadığı tespit edilmiştir. Semt sakinlerinin asfaltta açılma olmasından kaynaklı müteahhitle görüştüklerini ancak müteahhidin ‘Kendi arsam istediğim gibi kazı yaparım’ dediği ifade edilmiştir.

    Risk altındaki binalar boşaltılmış, kayan yapının yıkım süreci başlatılmıştır. Alanın kentsel dönüşüm alanı ya da riskli alan ilan edilmesinin gündemde olduğu dile getirilmiştir.”

    “SORUMLULARIN CEZALANDIRILMALI, AİLELERİN BARINMA İHTİYAÇLARI KARŞILANMALIDIR”

    İnceleme ve tespit sonrası Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan, “Meslek odaları olarak defalarca kez uyardığımız, ağaçlandırılması gereken alanların, vadilerin yıllar içerisinde yapılaşmaya açılması, denetimsiz inşa faaliyetleri ve rant hırsı ile meslek etiğinin ihmali sonucu faciaya ramak kalan bir süreç yaşanmıştır. Can kaybının olmaması sevindiricidir. Süreci yakından takip ediyoruz, sorumluların cezalandırılmasını, ailelerin nitelikli mimarlık, sağlıklı kentsel planlama sağlanarak barınma ihtiyaçlarının karşılanmasını bekliyoruz” dedi.

    PİRHA/ANKARA

  • Üstüne beton dökülen Ermeni mezarlarına ilişkin incelemeye polis engeli!-VİDEO

    Üstüne beton dökülen Ermeni mezarlarına ilişkin incelemeye polis engeli!-VİDEO

    PİRHA-Mimarlar Odası Ankara Şubesi ve HDP Milletvekili Garo Paylan, insan kemiklerine rastlandıktan sonra üstüne beton dökülen Ermeni Katolik mezarlarının olduğu bölgede inceleme yapmak istedi ancak polis izin vermedi. HDP’li Paylan, Ermeni mezarlarının tahrip edilmesine ilişkin yaptığı açıklamada “Bunu hangi vicdan kabul eder” dedi.

    Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan, Mimarlar Odası Ankara Şube Yönetim Kurulu Üyesi Muteber Osmanpaşaoğlu ve HDP Diyarbakır Milletvekili Garo Paylan, insan kemiklerinin çıktığı, üstüne beton dökülen Ermeni Katolik mezarlarının olduğu İtfaiye Meydanı’nda basın açıklaması yaptı.

    Söz konusu bölgede incelemelerde bulunmak isteyen Candan ve Paylan’a polis izin vermedi. Yoğun güvenlik önlemlerinin alındığı alanda basının çekim yapması engellenmeye çalışılırken, esnaf, bölgeden uzaklaştırılmaya çalışıldı.

    “ÇOK KÜLTÜRLÜLÜĞÜMÜZE KARDEŞLİĞİMİZE VURULMUŞ BİR DARBE”

    Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan, “İnşaat yapılan yer üç şekilde hukuksuzdur. Bir kere kazı yapılırken bu alanda insan kemikleri çıktı ve bütün bilimsel kaynaklarda Ermeni Katolik mezarlığı olarak yer alıyor. Şapelle kilise ile bağlantılı bir yer olduğu görülüyor” dedi.

    Tezcan Karakuş Candan, söz konusu bölgenin kültür varlıkları kayıtlarında da yer aldığını söyleyerek şöyle devam etti:

    “Bugün Anadolu topraklarında kardeşliğimizin ve birlikte yaşadığımızın en önemli göstergesi ve tanığı olan bir Ermeni Katolik mezarlığının üzerine hukuksuz şekilde dükkân yapılıyor. Bu bir kere çok kültürlülüğümüze kardeşliğimize vurulmuş bir darbedir.

    Belediye bu inşaata izin vererek hukuksuzluk yapıyor. Meslek insanı meslektaşımız hukuksuzluk yapıyor. Bu bölgede esnafa yönelik çok ciddi mağduriyet yaşanıyor. Esnafın mal varlığı ve yıllardır oluşturduğu iş ortamı gasp ediliyor.

    Acele kamulaştırma yaptılar, ‘riskli alan’ dediler. Esnafı ikna etmek için dükkân yaptıklarını söylüyorlar ve esnafı mağdur ediyorlar. Burada İller Bankası binasını yıktılar. İller Bankasını yeniden yapmak için bu alanı ayırdılar. Ama şimdi bu alana yine inşaat yapıyorlar. Üçlü hukuksuzlukla karşı karşıyayız. En büyük hukuksuzluk bu zaten hem Mecliste hem kamuoyu nezdinde denetlemekle görevli insanları alana almıyorlar. Türkiye ne yazık ki bu hale geldi. Kardeşliğimizi hukukumuzu, değerlerimizi ve varlıklarımızı betonun altına gömen bir iktidar anlayışı ile karşı karşıyayız. Ülkemiz adına üzüntü duyuyoruz. Ben betonun altında sızlayan insan kemikleri için üzüntü duyuyorum. Ne ara bu kadar vicdansız oldunuz. İnsanların dini dili ırkı ne olursa olsun mezarların üstüne dükkan yaparak ve insanların helal alışveriş yapabileceğini mi düşünüyorsunuz? Mezarların üstüne yapılan dükkanlardan rızık elde edilmez”

    “GERİDE KALAN ÖLÜLERE DE SAYGI GÖSTERİLMEDİ”

    HDP Diyarbakır Milletvekili Garo Paylan ise Ulus semtinin Ankara’nın tarihi ve kültürel bir bölgesi olduğunu ifade ederek “Ermeni, Kürt ve Türk halkları, binlerce yıl bu bölgede yaşayıp bu coğrafyada medeniyet ürettiler. Bu alanda öldüler ve mezarlarına ölülerini gömdüler” dedi.

    “Burada yaşayan Ermeniler bu topraklardan sürüldüler” diyen Paylan, şunları dile getirdi:

    “Dirilere saygı gösterilmedi ama geride kalan ölülere de saygı gösterilmedi. Ölüye saygısı olmayanının diriye de asla saygısı olmaz. Burada yaşayan Ermeni halkı ölülerini burada dualarla defnettiler. Mezar taşları diktiler. O ölülerin mezar taşları yıkılmıştı şimdi de o mezarlığın üzerine beton dökülüyor. Bunu hangi vicdan kabul eder? Bunu bu toprakların çoğunluğunu oluşturan Müslümanların vicdanı kabul ediyor mu? Toprağı kazdığınızda insan kemikleri çıkıyor, o insan kemiklerinin üzerine beton dökeceksiniz sonra buradaki esnafın dükkânlarını yıkacaksınız. Bu esnaflara bu mezarlığın üzerinde dükkân yapıp ticaret yaptıracaksınız.

    Bu ülkenin milletvekili olarak kamu alanı üzerine yapılan kaçak bir inşaatı denetlemeye geldim. Emniyet görevlileri benim oraya girmemi engellediler. Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı ve yöneticileri kamu adına denetim yapacaklardı. Buradaki kaçak inşaatın denetimini yapacaklardı. Denetimimiz engellendi. Ne idüğü belli olmayan etrafı çevrilmiş bir alan var. Kapısında bir tabelası, ruhsatı yok. Kamu vicdanının ve Ermeni halkının kültürel varlığının mezarlarının olduğu alana beton dökülmesinin durdurulmasını ve kaçak inşaata son verilmesini talep ediyorum. Ülkenin yürütmesi, meclisi, yargısı, sivil toplumu ve Türkiye halkı mezarların üzerine beton döken anlayışa ‘dur’ demelidir. Ankara halkı bu vicdansızlığı hak etmiyor.”

    PİRHA/ANKARA

     

     

     

  • Candan: Alevi köylerindeki maden faaliyetleri asimilasyonun bir parçası-VİDEO

    Candan: Alevi köylerindeki maden faaliyetleri asimilasyonun bir parçası-VİDEO

    PİRHA-Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan, Alevi köylerine yapılmak istenen maden ve HES faaliyetleri sonucu yurttaşların yaşam alanlarını terk edecekleri uyarısında bulundu. Candan, hem demografik yapının, hem de ekolojik dengenin bozulacağı  vurgusunda da bulundu.

    Sivas, Maraş, Hacıbektaş ve daha birçok il ve ilçede faaliyet gösteren maden ocakları ile hidroelektrik santrallerinin (HES) yarattığı tahribat tepkiyle karşılanıyor. Benzer faaliyetlerin Alevi köylerinde yoğunlaşması ise “demografik yapının değiştirilmesi” olarak yorumlanıyor.

    Alevi köylerine yapılmak istenen maden ve HES faaliyetlerine bir tepki de Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan’dan geldi.

    Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan, HES ve maden ocakları sonucu köylülerin yaşam alanlarını terk edeceklerini ifade etti. Böylelikle hem demografik hem de ekolojik dengenin bozulacağına vurgu yapan Karakuş Candan, verimli tarım arazilerinin de yok olacağı uyarısını yaptı.

    Candan şu bilgileri paylaştı:

    “İktidarlar, özellikle bazı projeler ile demografik altyapıyı her zaman dönüştürmek isterler. Bunu kimi zaman HES projeleriyle, kimi zaman maden aramayla, kimi zaman da göçmenleri yerleştirerek asimilasyon politikasının bir parçası olarak bunu yaptı. Tüm bu maden arama, hidroelektrik santralleri gibi durumların siyasal ve demografik dengeyi bozan bir yaklaşımı da var. Aynı zamanda da ekolojik denge de bozulmakta. Bunlara bütüncül baktığımızda tamamen bir yok etme politikasıyla karşı karşıya kalınıyor.”

    “DOĞA RANT VE SERMAYE İLİŞKİLEİRNE TERCİH EDİLİYOR”

    Türkiye’nin ekolojik bir felakete doğru sürüklendiğini ifade eden Tezcan Karakuş Candan sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bunu Kaz Dağları’nda, Hacıbektaş’ta, Maraş’ta gördük. Dolayısıyla hem tarım arazilerinin hem de arkeolojik alanların olduğu yerler; yani toprağın üzerindeki bütün değerleri yok edecek, ekolojik çeşitliliği parçalayacak, oradaki canlıların bütün yaşamlarını sonlandıracak bir felaketle karşı karşıyayız.

    Bugün Türkiye’nin her yanında verilen maden arama izinleri veya hidroelektrik santralleri gibi projelerin örneğin Giresun’daki sel felaketinde neye yol açtığını gördük. O hidroelektrik santralleri dere yataklarındaki bütün yapılaşmayı nasıl alıp götürdüğüne şahit olduk.

    Bütün bu doğal varlıklarımız rant ve sermaye ilişkilerine terhine tercih ediliyor. Bunu yapan iktidarlar hem rant üzerinden getiri hem de siyasal dengeleri parçalamış oluyor. Demografik yapının dengesini bozarak insanların, doğdukları yerlerde doyma hakkını ellerinden almış oluyor.”

    Candan, Mimarlar Odası olarak hukuka aykırı tüm projelere karşı duracaklarını belirterek “Bugün Dünya İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin kabul edilişinin yıldönümü. İnsanları doğdukları topraklardan, yerinden etmek de bir insan hakkı ihlalidir” diye konuştu.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

     

  • Mimarlar, Hacıbektaş’taki maden davasına müdahil oldu

    Mimarlar, Hacıbektaş’taki maden davasına müdahil oldu

    PİRHA- Mimarlar Odası Ankara Şubesi doğal ve yaşam alanları mücadeleye etmeye halkın yanında olmaya devam ediyor.  Mimarlar Odası Ankara Şubesi, Nevşehir Hacıbektaş, Karabüç Köyü maden ruhsatının iptali için, Hacıbektaş halkının açtığı davaya  müdahil oldu.

    Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesine bağlı Karabüç köyünde açılmak istenen maden ocağına karşı iptal davası açtı. Ruhsatının iptali için Hacıbektaş halkının açtığı davaya Mimarlar Odası Ankara Şubesi de müdahil oldu.

    Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan, yaptığı açıklamada, maden ocağının tarihi dokuyu, tarım alanlarını ve canlı türlerinin yaşam alanlarını tehdit ettiğini belirterek, “Bilim ve tekniği gözeten, kamu yararını savunan bir meslek örgütü olarak, Hacıbektaş halkının bu haklı davasında yanlarındayız. Doğal yaşam alanlarımızın korunması için Mimarlar Odası Ankara Şubesi olarak davaya müdahil olduk’’ dedi.

    “ÇED SAHASI ZORUNLULUKLAR DİKKATE ALINARAK BELİRLENMELİDİR”

    Candan,  Hacıbektaş’ta yaşanan süreci şöyle aktardı:

    ‘’Ruhsat sahası Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nca 25.06.2019 tarihinde 99,99 hektar olarak gösterilen alanda, madencilik projelerinde işletmeci firmalar çok daha büyük ruhsat alanına sahip olmalarına rağmen çevresel etkileri gizlemek amacıyla ruhsat alanını küçük parçalara bölüyorlar. Böylece ÇED olumlu kararları alma yoluna gidiyor . Dava konusu projede de benzer bir yol izlenerek 99,99 hektar olan ruhsat alanının 9,48 hektar kısmı için ÇED süreci işletilmiş ve projenin yol açacağı çevresel zararların kümülatif etkisi gizlenmeye çalışılmış. Alan küçük parçalara bölünerek 25 Hektar ve üzeri olan ÇED uygulanacak proje kapsamından çıkarılmıştır. ÇED sahası zorunluluklar dikkate alınarak belirlenmelidir. ÇED alanı keyfi belirlendiğinde 25 hektar ve üstü alanlar için ÇED kararının alınmaması yönünde ve sermaye yanlısı kararlar verilmektedir. Bu kararlardan  bir tanesi Karaburç Köyü için verilmiştir.’’

    Candan, sözlerine şöyle devam etti:

    “ HALKIN HAK ARAMA ARAYIŞININ YANINDA OLACAĞIZ’’

    ‘’Karaburç Köyü’nde verilen maden ruhsatlı alanın tamamının hazine arazisi olarak belirtilmesine rağmen, yüzde 80 oranında mera, geri kalan yüzde 20 alanın ise kişisel mülk, tarla, ev ve arsa olduğu, ayrıca fiili maden sahasının hemen dibinde bulunan tarihi Karaburna Kalesi’nin de maden sahasının içinde yer aldığı görülmüştür. Tarihi katmanları, tarım alanlarını ve canlı yaşamını tehdit eden bu durum karşısında sermayeden yana hareket eden iktidardan ÇED sürecini beklemek abesle iştigal olacaktır. Diğer bir zorlaştırıcı durum ise; toplam 99,99 hektar maden sahası her seferinde 25 hektarın altında kalacak CED alanları ile, işlem tesis edilecek. Parçalı her ÇED süreci karşısında da ilgililerin yeni bir dava açması sonucu doğacak olup bu durum usul ekonomisine uygun değildir. Kaldı ki maden şirketleri nezdinde son derece küçük bütçelere sahip köylüleri maliyetli davalarla karşı karşıya bırakmaktadır. Mali nedenlerle çok kez dava açmaktan kaçınılmaktadır. Bu durum da halkın hak arama özgürlüklerini kısıtlamaktadır. Aynı ekolojik bütünlük içinde ve aynı işletme ruhsatına ait alanların bütünlüklü bir çevresel etki değerlendirme sürecine tabi tutulması gerekmektedir. Gerçekleştirilecek tüm madencilik projelerinde, Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği’ne ekli Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hazırlanmasına yönelik verilen mücadelede, halkın hak arama arayışının yanında olacağız.’’

    PİRHA/ANKARA