Etiket: mimoza-kadın-derneği

  • ‘Katledilen tüm kadınlar için adalet sağlanana kadar mücadele edeceğiz’-VİDEO

    ‘Katledilen tüm kadınlar için adalet sağlanana kadar mücadele edeceğiz’-VİDEO

    PİRHA- Artan kadın cinayetlerine dair Mersin Adliyesi önünde basın açıklaması yapan kadınlar, “Cezasızlık bir “eksiklik” değil, erkek şiddetini büyüten ve süreklileştiren bilinçli bir devlet politikasıdır. Mersin’de yaşanan şiddet ve çatışmalar sonucu katledilen tüm kadınlar için adalet sağlanana kadar; sokakları çetelere, erkek şiddetine ve silahlara teslim etmeyen bir yaşamı kurana kadar mücadele edeceğiz” dedi.

    Türkiye’de kadın cinayetleri sürüyor. Kadın cinayetlerinin en çok yaşandığı kentlerdne biri de Mersin. Mersin’de Özgürlük için Hukukçular Derneği ve Mimoza Kadın Derneği, artan kadın cinayetlerine dair Mersin Adliyesi önünde basın açıklaması yaptı.

    Açıklamayı okuyan dernek üyesi Esra Güney Akkuzu, ortaya çıkan tablonun tesadüf olmadığının altını çizerek, sistematik olarak üretilen, görmezden gelinen ve hatta kimi zaman teşvik edilen politikaların sonucu olduğunu dile getirdi.

    “ŞİDDETİN ÜZERİ ÖRTÜLÜYOR!”

    Esra Güney Akkuzu, Mersin’de son 10 günde 4 kadın katledildiğini belirterek, “Kadınların yaşam hakkını korumak yerine onları “aile” içinde tanımlayan ve itaatkâr rollere sıkıştıran anlayış, şiddetin üzerini örtmektedir. Kadını birey olarak değil, ailenin bir unsuru olarak gören politik yaklaşım; boşanmayı zorlaştıran, nafaka hakkını tartışmaya açan ve şiddet karşısında koruma mekanizmalarını zayıflatan uygulamalarla kendini göstermektedir. Bu yaklaşım, şiddet uygulayanı değil, şiddete maruz bırakılanı kontrol etmeye odaklanmaktadır” dedi.

    “BİLİNÇLİ BİR DEVLET POLİTİKASIDIR!”

    Bireysel silahlanmanın artması, kadın cinayetlerini daha da ölümcül håle getirdiğine dikkat çeken Esra Güney Akkuzu, “Cezasızlık bir “eksiklik” değil, erkek şiddetini büyüten ve süreklileştiren bilinçli bir devlet politikasıdır. İktidarın kadınlara yönelik politikaları da bu tablonun ayrılmaz bir parçasıdır. Kadınları kamusal alandan çekmeye çalışan, eşitliği değil itaati dayatan, “fitrat” söylemleriyle erkek egemenliğini meşrulaştıran bu anlayış; şiddeti önlemek yerine yeniden üretmektedir. Nafaka hakkını hedef alan, boşanmayı zorlaştıran ve koruma mekanizmalarını etkisizleştiren politikalar, kadınları şiddetin içine mahkûm etmektedir” şeklinde konuştu.

    “ADALET SAĞLANSIN”

    Günlerdir Mersin’de yaşanan şiddet ve çatışmalar sonucu katledilen tüm kadınlar için adalet sağlanana kadar; sokakları çetelere, erkek şiddetine ve silahlara teslim etmeyen bir yaşamı kurana kadar mücadele etmeye devam edeceklerini ifade eden Esra Güney Akkuzu, Songül Figan, Shaimas Abdi, Şükran Cengiz ve Nur Almuhammet için adalet istediklerini belirtti.

    PİRHA/MERSİN

     

  • Mersin’de ‘Kadın ve Barış’ konulu panel: Kadın barışın teminatıdır!-VİDEO

    Mersin’de ‘Kadın ve Barış’ konulu panel: Kadın barışın teminatıdır!-VİDEO

    PİRHA- Mersin’de kadınlar ‘Barış’ı konuştu. Kadınların barışın öncü gücü olduğunu vurgulayan konuşmacılar, “Kadından geçmeyen bir barış, mutlak bir barış olmayacaktır” dedi.

     

    Mimoza Kadın Derneği tarafından “Kadınların direnişi özgürlüğü, özgürlük barışı inşa eder” şiyarıyla panel düzenlendi.

    Barış Anneleri, CHP, DEM Parti ve Deva Partili kadınlar başta olmak üzere çok sayıda kadının katıldığı panelde kadının barış içindeki yerine dikkat çekildi.

    Moderatörlüğünü Esen Günay Akkuzu’nun yaptığı panele konuşmacı olarak, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Kadın Kolları Genel Başkan Yardımcısı Hatice Us, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) MYK Üyesi Derya Arslan, Deva Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Kadın Çalışmaları Başkanı Zeynep Sudan ve TJA Aktivisti Gülbahar Alpsoy katıldı.

    Deva Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Kadın Çalışmaları Başkanı Zeynep Sudan, dünyada kadınların her alanda eril zihniyetle karşı karşıya kaldığını belirterek, “Kadının her alanda kendini güvende hissetmesi gerekiyor. Bunun içinde barış ve kadının kendi hakları için mücadele etmesi önemli” dedi.

    TJA Aktivisti Gülbahar Alpsoy, kadının Rojava’da ortaya koyduğu modele dikkat çekerek, “Savaş erkek aklıdır. Kadın ise barışın savunucusudur. Bunu korumak ve ülkeye ve Ortadoğu’ya barışı getirmek mümkün. Kadın düşmanı politikalara karşı birlik olmak zorundayız Biz kadınlar olarak barışın öncülüğünü nasıl yapacağız? diye sormamız lazım” diye konuştu.

    DEM Parti MYK Üyesi Derya Arslan da, yan yana gelmenin önemine işaret ederek, “Bizler barışı inşa etmeye çalışıyoruz. Her düşüncemiz aynı olmak zorunda değil ama barış için, haklarımız için bir birimize ihtiyacımız var. Kadınlar barışın öncü gücüdür. Bu zeminde her türlü gerici, eril, düşmanlaştırıcı dile ve pratiğe karşı bir araya gelerek mücadele edeceğiz” ifadelerine yer verdi.

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Kadın Kolları Genel Başkan Yardımcısı Hatice Us ise, tüm kadınların farklılıklarına rağmen bir arada durabileceğini vurgulayarak, “Kadından geçmeyen bir barış mutlak bir barış olmayacaktır” şeklinde konuştu.

    Panel soru-cevap ile sona erdi.

    PİRHA/MERSİN

  • Kadın cinayetlerini sormak yargılanıyor: “Bu dava kadınlara gözdağıdır”- VİDEO

    Kadın cinayetlerini sormak yargılanıyor: “Bu dava kadınlara gözdağıdır”- VİDEO

    PİRHA- Mimoza Kadın Derneği üyesi Şehriban Şeker’in, Gülistan Doku ve Rojin Kabaiş’in şüpheli ölümlerine dair verdiği röportaj nedeniyle yargılandığı davanın karar duruşması cuma günü Mersin’de görülecek. Karar duruşması öncesi konuşan Dernek Başkanı Çiğdem Göksoy, bunun kadınların adalet talebini susturmaya yönelik bir dava olduğunu vurguladı.

    Mimoza Kadın Derneği üyesi ve Mersin Kadın Platformu aktivisti Şehriban Şeker hakkında, Rojin Kabaiş ve Gülistan Doku’nun ölüm süreçlerine ilişkin verdiği bir röportaj nedeniyle “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yaymak” suçlamasıyla dava açıldı. İddianamede, Şeker’in Mezopotamya Ajansı’na verdiği röportajda dile getirdiği açıklamaların “gerçeğe aykırı” olduğu ve kamuoyunu yanılttığı öne sürüldü.

    Mersin 15’inci Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen üçüncü duruşmada savcı, Şeker’in ayrıca “kamu barışını bozma” suçlamasıyla cezalandırılmasını talep etti. 16 Ocak Cuma günü görülecek karar duruşması öncesinde PİRHA’ya konuşan Mimoza Kadın Derneği Başkanı Çiğdem Göksoy, tüm kadın kurumlarını dayanışmaya çağırdı.

    “KADIN CİNAYETLERİNİ SORGULAMAK SUÇ SAYILIYOR”

    Çiğdem Göksoy, Şehriban Şeker’in söz konusu açıklamaları kadın cinayetlerinin üzerinin örtülmesine karşı yapılan bir savunuculuk faaliyeti olarak tanımladı. Göksoy, Şeker’in Sığınaklar Kurultayı sürecinde yaptığı röportajın, ailelerin ve avukatların kamuoyuna yansıyan beyanlarını aktarmaktan ibaret olduğunu vurgulayarak, “Bu röportajda dava konusu yapılabilecek, suç unsuru oluşturabilecek herhangi bir durum olmadığını çok iyi biliyoruz. Eğer bir kadın cinayetini sorgulamak, delillerin neden toplanmadığını, dosyaların neden ilerlemediğini sormak ‘halkı kin ve nefrete sürüklemek’ olarak tanımlanıyorsa, burada dönüp yargı sisteminin, emniyetin ve adli süreçlerin kendisinin sorgulanması gerekir. Gülistan Doku dosyası altı yılı geride bıraktı, hala gizlilik kararı var. Rojin Kabaiş dosyasında da benzer bir tablo görüyoruz. Bu bize münferit değil, sistematik bir sorunla karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor” dedi.

    “KADIN ÖRGÜTLERİNİ GERİ ÇEKMEK İSTİYORLAR”

    Göksoy, davanın aynı zamanda kadın örgütlerini hedef alan bir yıldırma politikası olduğunu belirterek, “Mimoza Kadın Derneği olarak Mersin’de ve Türkiye genelinde kadına yönelik şiddetle mücadelede güçlü bir çalışma yürütüyoruz. Bu dava, yalnızca bir arkadaşımıza açılmış bireysel bir dava değil; feminist kadın örgütlerini ötekileştirmeye, marjinalleştirmeye dönük bir girişimdir. Bugün bir arkadaşımıza dava açılır, yarın bir başkasına. Ama biz bu süreçleri tanıyoruz. Bu davalar bizi durdurmadı, aksine dayanışmamızı büyüttü. Bu davalar bizim için hiçbir zaman yolu bırakmamıza ya da bu mücadelemizden geri adım atacağımız anlamına gelmedi. Aksine örgütlenerek bugüne kadar gelebildik” diye konuştu.

    KARAR DURUŞMASI İÇİN DAYANIŞMA ÇAĞRISI

    Göksoy, cuma günü görülecek karar duruşması öncesi tüm kadın örgütlerine çağrıda bulunarak şunları söyledi:

    “16 Ocak Cuma günü saat 09.45’te Mersin 15’inci Asliye Ceza Mahkemesi’nde karar duruşması görülecek. Buradan tüm feminist kadın örgütlerini, kadınları ve hak savunucularını dayanışmaya çağırıyoruz. Bizler Gülistan’a, Rojin’e ve kaybedilen tüm kadınlara ne olduğunu sormaya devam edeceğiz. Bu davalar bizi susturamayacak.”

    Fatoş SARIKAYA/ MERSİN

    İLGİLİ HABERLER: 

    -Rojin Kabaiş ve Gülistan Doku röportajı suç sayıldı!

    -Rojin Kabaiş ve Gülistan Doku röportajı dava konusu oldu, duruşma ertelendi

    -Gülistan ve Rojin’i sormak suç sayıldı: Şehriban Şeker hakkında ceza talebi!

  • Rojin Kabaiş ve Gülistan Doku röportajı dava konusu oldu, duruşma ertelendi

    Rojin Kabaiş ve Gülistan Doku röportajı dava konusu oldu, duruşma ertelendi

    PİRHA- Gülistan Doku ve Rojin Kabaiş’in şüpheli ölümlerine dair yaptığı röportaj nedeniyle “yanıltıcı bilgi yayma” iddiasıyla yargılanan Mimoza Kadın Derneği üyesi Şehriban Şeker’in davasının ikinci duruşması Ocak 2026’ya ertelendi.

    Mimoza Kadın Derneği üyesi Şehriban Şeker hakkında, 6 Mayıs 2025 tarihinde Gülistan Doku ve Rojin Kabaiş’in şüpheli ölümlerine ilişkin yaptığı açıklama gerekçe gösterilerek açılan davanın ikinci duruşması Mersin 15’inci Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

    Şeker’in, “delillerin karartıldığı, intihar algısının oluşturulmaya çalışıldığı ve kadın cinayetlerinin üzerinin örtüldüğü” yönündeki sözleri nedeniyle “yanıltıcı bilgi yayma” suçlamasıyla yargılandığı davanın duruşmasına tutuksuz sanık Şehriban Şeker ve avukatları katıldı.Kimlik tespitiyle başlayan duruşmada iddia makamı, Şeker’in verdiği röportajın içeriğine ilişkin “suçun maddi unsurunun oluşup oluşmadığının” araştırılması için emniyete müzekkere yazısı gönderilmesini talep etti. Söz alan Şehriban Şeker, önceki beyanlarını tekrar ederek beraatini istedi. Mahkeme, savcının talebini kabul ederek davayı 5 Ocak 2026 tarihine erteledi.

    Kadın örgütleri ve hak savunucuları, Şeker’in yargılanmasının kadınların adalet talebinin susturulmasına yönelik bir girişim olduğunu belirterek davayı takip edeceklerini ifade etti.

    PİRHA/ MERSİN

    İLGİLİ HABERLER

    Rojbin Kabaiş ve Gülistan Doku röportajı suç sayıldı!

  • Çiğdem Göksoy: Barışın öznesi kadınlar olmalı- VİDEO

    Çiğdem Göksoy: Barışın öznesi kadınlar olmalı- VİDEO

    PİRHA- Mimoza Kadın Derneği Başkanı Çiğdem Göksoy, çatışmalı süreçlerin ardından başlayan müzakerelerde kadınların rolünün artırılmasının, kalıcı barış için hayati olduğunu ifade ederek, “Barışın öznesi kadınlar olmalı” dedi.

    PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın “Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı” ve PKK’nin 12. Kongresinde aldığı silah bırakma ve fesih kararı ile birlikte barış süreci yeniden gündemde. Mersin’de faaliyet yürüten Mimoza Kadın Derneği Başkanı Çiğdem Göksoy, toplumsal barışın inşasında kadınların önemine vurgu yaptı.

    “BARIŞ KADIN MERKEZLİ YÜRÜTÜLMELİ”

    Barışın sadece çatışmaların sona ermesiyle değil, aynı zamanda müzakere süreçlerinin adil ve kapsayıcı şekilde yürütülmesiyle mümkün olacağını belirten Göksoy, özellikle kadınların bu süreçlerin dışında bırakılmasının önemli bir eksiklik olduğunu dile getirdi.

    “Biz bu işin öznesiyiz ama özne olarak görünmüyoruz” diyen Göksoy, Türkiye’de ve dünyada militarist yapıların güç kazandığı bir dönemde, barışı konuşmanın çok daha kıymetli hale geldiğini söyledi. Kadınların savaşlardan, iklim krizlerinden ve toplumsal cinsiyet temelli baskılardan en çok etkilenen kesim olduğunu vurgulayan Göksoy, barış sürecinin de kadınları merkeze alarak yürütülmesi gerektiğini belirtti.

    “TOPLUMSAL CİNSİYET EŞİTLİĞİ BARIŞIN TEMEL TAŞIDIR”

    Çiğdem Göksoy, toplumsal cinsiyet eşitliğinin barışın temel taşlarından biri olması gerektiğini ifade ederek, mevcut hükümet politikalarının kadınların bu süreçlerde yer almasını kolaylaştırmadığını söyledi. Kadınların yerelden başlayarak barışın öznesi haline gelmeleri gerektiğine dikkat çekerek, bu anlamda Mersin’i örnek gösteren Göksoy, Mersin’in farklı halkların ve kültürlerin bir arada yaşadığı, kadınların kimlikleriyle mücadeleye katıldığı kozmopolit bir kent olduğunu dile getirdi. Bu çeşitliliğin, yerel barış inşasında kadınların öncülüğünde bir güç oluşturabileceğini ifade etti.

    “Mersin gibi kentlerde kadınların örgütlü mücadelesi, barış sürecine doğrudan katkı sunabilir. Kadın kimliğiyle barışı omuzlamalıyız” diyen Göksoy, toplumsal barışa giden yolun kadınların müzakere süreçlerinde söz sahibi olmasıyla mümkün olacağını vurguladı.

    Fatoş SARIKAYA/ MERSİN

  • Göksoy: Erkek şiddeti tırmanışta; 9. Yargı Paketi kadına yönelik şiddeti artıracak- VİDEO

    Göksoy: Erkek şiddeti tırmanışta; 9. Yargı Paketi kadına yönelik şiddeti artıracak- VİDEO

    PİRHA- Mimoza Kadın Derneği Başkanı Çiğdem Göksoy, ülkede bir günde 7 kadının erkekler tarafından katledilmesinde iktidarın kadın düşmanı politikalarının ve cezasızlığın rolü olduğunu söyledi. Göksoy, 9. Yargı Paketi’nin bu politikalardan biri olduğuna dikkat çekerek, “9. Yargı Paketi kadın kazanımlarını geriye düşürecek ve kadına yönelik şiddeti artıracak bir düzenleme” dedi.

    Türkiye’nin 20 Mart 2021’de Cumhurbaşkanı Kararnamesi ile İstanbul Sözleşmesi’nden resmi olarak çıkmasının ardından kadın cinayetlerinde büyük bir artış yaşanıyor. Kadın aktivistler, hukukçular ve bu alanda çalışma yapan sivil toplum örgütleri, kadın cinayetlerinde yaşanan artışa cezasızlık politikalarını sebep olarak gösteriyor. Geçtiğimiz günlerde bir günde 7 kadın, son 5 günde ise 16 kadın erkekler tarafından katledildi.

    Bu cinayetlere karşı ülkenin dört bir yanında kadınlar, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı İl Müdürlükleri önünde çeşitli protestolar yaparak, kadın cinayetlerinde iktidarın sorumluluğu olduğuna dikkatleri çektiler.

    Mersin’de de son 6 ayda 7 kadının öldürülmesi üzerine kadınlar sokağa çıktı.

    Eylemde erkekler tarafından katledilen kadınların fotoğrafları taşındı. Bunlardan biri de geçtiğimiz günlerde Mersin’de katledilen Seher Aktekin’di. Seher, defalarca şiddet gördüğü ve hakkında uzaklaştırma kararı aldırdığı eşi tarafından katledildi. Bekir Aktekin’in, tutuklu bulunduğu cezaevinden tahliye olduğu gün eşini öldürmesi bir kez daha caydırıcı cezaların olmamasının ne kadar yakıcı sonuçlara sebep olduğunu göstermiş oldu.

    Seher Aktekin ve diğer kadınlar için sokağa çıkıp adalet talebinde bulunan Mimoza Kadın Derneği Başkanı Çiğdem Göksoy ile kadın cinayetlerinin sebeplerini, 9. Yargı Paketi’nin kadınlar açısından hangi riskleri taşıdığını ve iktidarın kadınların yararına nasıl politikalar yürütmesi gerektiğini konuştuk.

    “KADIN CİNAYETLERİ CİNS KIRIMINA DÖNÜŞTÜ”

    Bir gün arayla Mersin ve Adana’da 3 kadının evli oldukları erkekler tarafından katledildiğini hatırlatarak sözlerine başlayan Göksoy, İstanbul Sözleşmesi’nin feshi konuşulduğunda bu süreçlerin yaşanacağını ön gördüklerini söyledi. Kadın cinayetlerinin bir cins kırımına dönüştüğünü belirten Göksoy, “Son bir yıl içerisinde kadın cinayetlerinin, şiddetin çok fazla arttığını görüyoruz. Yargı sisteminin doğrudan işletilmediğini, hukuk sisteminin erkek aklıyla yönetildiğini ve AKP-MHP blokunun oluşturduğu sistemle işletilmenin sonucu olarak bir cins kırımla karşı karşıyayız” dedi.

    “9. YARGI PAKETİ TEHLİKE ARZ EDİYOR”

    Ceza İnfaz sisteminde birtakım düzenlemeleri içeren 9. Yargı Paketi, tartışmalı birçok maddeyi içeriyor. Kadınların evlendikten sonra kendi soyadlarını kullanmaları hakkının geri alınmasından kadınları şiddete karşı koruyan 6284 sayılı kanunda birtakım değişikliklere gidilmesi kadınlar tarafından tepkiyle karşılandı. 9. Yargı Paketi’ni kadın kazanımlarına yapılmış yeni bir saldırı olarak nitelendiren Çiğdem Göksoy, riskleri şöyle anlattı:

    “Bizler için önem teşkil eden bir yasa, çünkü İstanbul Sözleşmesi’nin feshinden sonra 6284 en çok dayanağımız olan madde. Ancak bu yeni yargı paketi kabul edilirse uzaklaştırma kararıyla zorlama 20 günlük hapsin kaldırılma riski var. Evli kadınların kendi soyadlarını kullanmalarını geriye çekmek var, bu geri çekildiğinde ‘ailenin reisi’ kavramı ortaya çıkıyor. Etkin ajanlık kavramı da bizim gibi kadın mücadelesi veren STK’lar için tehlike arz eden bir madde. Bu maddeler kadınları, basını hedefe oturtan, kazanılmış haklarımızı elimizden alarak erkek ailesi oluşturulmaya çalışılıyor. Çalışma alanlarımızı daraltan bir madde ile karşı karşıyayız. Uzaklaştırma kararı aldıramayacağız eskisi gibi. Bu da kadınlara yönelik şiddeti, kadın cinayetlerini arttıracak hamleler. Aynı zamanda çocuk taciz ve tecavüzlerinin de önünü açıyor çünkü erken yaşta evliliklerin önünü açan bir madde de var.”

    İKTİDARA ÇAĞRI: YASALAR ETKİN UYGULANSIN

    Göksoy, kadınların kazanılmış haklarını ortadan kaldırmanın sonucu olarak artan kadına yönelik şiddet konusunun artık etkin bir şekilde çözüme kavuşturulması gerektiğinin altını çizdi. Bunun için de iktidarın kadın düşmanı söylem ve politikaları terk etmesi gerektiğini vurgulayan Göksoy, “İktidar, mevcut yasalara dokunmadan, kadınları aileye hapsetmek yerine onları güçlendirecek politikalar üretmeli. Özellikle İstanbul Sözleşmesi’ne geri dönülmeli, 6284 etkin uygulanmalı. Yerel yönetimlerde kadın danışma merkezlerinin ve kadın sığınaklarının daha güçlü hale getirilmeli. Devletin artık kadınlar üzerinde yapmış olduğu olumsuz politikalara son vermesi gerekiyor” diye konuştu.

    Mimoza Kadın Derneği Başkanı Çiğdem Göksoy, son olarak yetkilileri kadını, erkeği, LGBTİ+’ları kendi hak ve özgürlükleri çerçevesinde onurlu bir yaşamı sürdürebilecekleri politikalar ortaya koymaya çağırdı.

    Fatoş SARIKAYA/ MERSİN

  • Mimoza Kadın Derneği: Hiçbir baskı bu düzeni değiştirme gücümüzü zayıflatamaz-VİDEO

    Mimoza Kadın Derneği: Hiçbir baskı bu düzeni değiştirme gücümüzü zayıflatamaz-VİDEO

    PİRHA-Mimoza Kadın Derneği Başkanı Çiğdem Göksoy, kadınların her gün İstanbul Sözleşmesi ve 6284 Sayılı Kanun uygulanmadığı için katledildiğine dikkat çekti. Göksoy, “Erkek-devletin savaş, işgal politikalarına her türlü şiddetine, kutsal aile dayatmasına, LGBTİ+ fobiye, cinsiyetçiliğe, göçmen düşmanlığına karşı hiçbir baskı ve saldırı, bu düzeni değiştirme gücümüzü zayıflatamaz” dedi.

    Mimoza Kadın Derneği, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele Günü sebebiyle basın açıklaması yaptı. Basın açıklamasını okuyan Dernek Başkanı Çiğdem Göksoy, kadınların her gün İstanbul Sözleşmesi ve 6284 Sayılı Kanun uygulanmadığı için katledildiğine dikkat çekerek, “Kadınlar her gün,  bu şikayetten bir şey çıkmaz sen en iyisi vazgeç diyen zihniyetten, sığınakta yer yok diyen ŞÖNİM’den, yeterli sığınak ve danışma merkezi açmayan belediyeler ve bu hizmetlere bütçe ayırmayan Kadın Aile ve Çocuk Bakanlığı yüzünden şiddete mahkum edilerek katlediliyor. Savcılar şiddet uygulayan erkekleri yargılamayıp, kadınların yaşam tarzlarını yargılamayı seçtiği için, mahkemelerde erkekleri aklamanın sayısız yolunu bulduğu için kadınların katledilmesine ortaklık ediyorlar” dedi.

    “KADINLAR HİÇBİR ZAMAN ERKEK SİSTEME TESLİM OLMADI VE DİRENİŞİNİ BÜYÜTTÜ”

    Kadınların, her gün çocuk yaşta erken ve zorla evlendirilmesinde sorun görmeyen bir zihniyetten dolayı cinsel şiddete uğradığını vurgulayan Çiğdem Göksoy, şunları ifade etti:

    “Uzman Çavuş Musa Orhan tarafından tecavüze uğrayan İpek Er intihar etti ve cezasızlık politikasını sürdüren devlet erki Musa Orhan’ı tüm talep ve itirazlarımıza rağmen tutuklanmadı. Dersim Üniversitesi’nde öğrenci olan Gülistan Doku’nun kaybolmasından sorumlu tutulan Zaynal Abarakov’a ilişkin etkin soruşturma yürütülmedi. Cezasızlık politikasından güç ve cesaret alan erkekler, kadınları sokak ortasında, evde, okulda, işyerinde kısacası her yerde akıl almaz yöntemlerle katletti. Kadınlar ve trans kadınlar, cezaevlerinde, gözaltında, ev baskınlarında, sokak eylemlerinde resmi güçler tarafından uygulanan cinsel taciz ve cinsel saldırıya maruz bırakıldı. Devletin cezasızlık politikası sebebi ile de failler cezalandırılmadı. Katledilen yüzlerce kadının katillerine takdiri indirim uygulandı. Öz savunmada bulunan kadınları müebbet cezası ile cezalandırdı. Erkek şiddeti, devletin özel savaş politikası ile birleşerek kadına ve çocuğa yönelik saldırılar her geçen gün daha da arttı.

    Tahakkümcü erkek devlet böylelikle ‘direnen kadınlara gücünü’ gösterdiğini düşündü. Ancak, ​kadınlar hiçbir zaman erkek sisteme teslim olmadı ve direnişini büyüttü.”

    “514 KADINLA GÖRÜŞTÜK

    Çiğdem Göksoy, “AKP-MHP ittifakının kadın düşmanı politikaları kazanılmış haklarımıza müdahale ederek İstanbul Sözleşmesi’nden çekilerek, 6284’ü uygulamayıp yaşam hakkımızı her alanda tehdit ederek birçok kadının hayattan koparılmasına sebep olmuşlardır. Bu yıl içinde yaşanan ve hepimizi derinden sarsan 6 Şubat depremi ve sonrası, kentimize göç eden ailelere ulaşıp afet ve krizlerde yaşanan toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin üstesinden gelmek için dayanışma göstererek 600 kadına sosyal ve psikolojik destek sağlandı. Sahada gerçekleştirdiğimiz buluşmalarımızda 514 kadınla görüşüp şiddet mekanizmaları hakkında farkındalık çalışmaları yürüttük” diyerek yaptıkları çalışmalar hakkında bilgi verdi.

    “ÖFKEMİZİ ÖRGÜTLEYEREK BÜYÜTMEYE DEVAM EDECEĞİZ”

    “Erkek-devletin savaş, işgal politikalarına her türlü şiddetine kutsal aile dayatmasına, LGBTİ+ fobiye, cinsiyetçiliğe, göçmen düşmanlığına karşı hiçbir baskı ve saldırı bu düzeni değiştirme gücümüzü zayıflatamaz” diyen Çiğdem Göksoy şöyle devam etti:

    “Tüm saldırılarınızı sükûnetle karşılayan çaresizliğe, yalnızlığa mahkum etme anlayışınızı kabul etmiyoruz. Hayatlarımız pamuk ipliğine bağlı değil, mücadelemize bağlı diyerek 25 Kasım’da saat 18:00’de Kuşimato Sokağı’ndayız. Kadınların birlikteliğine direnişine ses katmak için bizler eşitlik ve özgürlükten vazgeçmedik vazgeçmeyeceğiz. Kadın sömürüsüne, köleliğine ve katliamlarına karşı öfkemizi örgütleyerek büyütmeye devam edeceğiz.”

    PİRHA/MERSİN

     

     

  • Göçmen kadınlar ırkçılık, dil bariyeri ve cinsiyetçilikle boğuşuyor- VİDEO

    Göçmen kadınlar ırkçılık, dil bariyeri ve cinsiyetçilikle boğuşuyor- VİDEO

    PİRHA- Afgan ve Suriyeli göçmen kadınlar toplumsal hayatta ırkçılık, dil sorunu, cinsiyetçilik, güvencesiz çalışma gibi sorunlara maruz kalıyor. Göçmen kadınların sorunlarına ilişkin çalışmalar yürüten Mimoza Kadın Derneği’nden psikolog Beritan Onuk, dil sorununun problemler piramidinin en temelinde yer aldığını ve öncelikli olarak bu sorunun çözülmesi gerektiğini belirtti.

    Dünyada artan savaşlar, şiddet, yoksulluk gibi nedenlerle göç etmek zorunda kalan kadınlar, yeni bir hayatın zorluğu içine sürükleniyor aynı zamanda.

    Yaşanılır bir hayat için umuda yolculuk yapan kadınlar için sorunlar son bulmuyor. Öncelikli olarak yaşadıkları dil sorunu iş bulmakta, sosyalleşmekte, bulundukları ülkenin kültürüne adapte olmakta büyük bir bariyer olarak önlerinde duruyor. Öte yandan maruz kaldıkları ırkçılık ve cinsiyetçilik, toplumdan daha da soyutlanmalarına yol açıyor.

    “GÖÇMEN KADINLARIN SORUNLARINA İLİŞKİN SOMUT ADIMLAR ATILMALI”

    Mersin’de yaşayan göçmen kadınların yaşadığı sorunlara ilişkin çalışmalara yürüten Mimoza Kadın Derneği, bu sorunları gören bir yerden göçmen kadınların yerel yönetim hizmetlerine katılımının güçlendirilmesi projesi kapsamında iki günlük bir çalıştay düzenledi.

    Yaptıkları çalışmalarda göçmen kadınların sorunlarına ilişkin PİRHA’ya konuşan psikolog Beritan Onuk, devletin ve yerel yönetimlerin gerekli adımları daha somut bir şekilde atmasının önemli olduğunu belirtti. Onuk, özellikle Afgan kadınların hiçbir sosyal hizmete erişimlerinin olmadığını ve hiçbir haktan yararlanamadıklarını söyledi.

    “DİL BARİYERİ BİRÇOK SORUNU DOĞUYOR”

    Dil sorununun problemler piramidinin en temelinde yer aldığını söyleyen Onuk, öncelikli olarak bu sorunun çözülmesi gerektiği görüşünde. Bu sebepten kaynaklı kadınların birçok hakka erişemediklerinin altını çizen Onuk, şunları ifade etti:

    “Afgan ve Suriyeli kadınlar dil bariyerine takılıyor. Kendilerini ifade etmekte zorlanıyorlar. Danışan olarak anadilde terapi çok önemli bir konu. Anadilde kendilerini ifade etmedikleri zaman veya bir tercüman vasıtasıyla anlattıkları zaman asıl soruna ulaşılamıyor. Tüm bunlar da depresyon, travma sonrası stres bozukluğu ve yaygın anksiyete gibi ciddi psikolojik etkilere sebep oluyor. Bu etkiler de zincirleme bir şekilde aile içi şiddete, yalnızlaşmaya, çocuğa karşı şiddete alan açıyor. Bu anlamda dil kurslarını bu yönden oldukça önemsiyoruz. Özellikle yerel yönetimler bu konuda etkin bir çalışma yürütmeli.”

    “IRKÇILIĞI YÜKSEK SESLE DİLE GETİREMİYORLAR”

    Göçmen kadınların diğer sorunların yanında bir de yoğun bir ırkçılığa maruz kaldığını vurgulayan Beritan Onuk, “Türkiye’de uzun süredir Kürtlere karşı bir ırkçılık var ve şu anda aynısı Suriyelilere ve Afganlara da yapılıyor. Özellikle Suriyeli kadınlar, hamilelik ve doğum üzerinden çok fazla ırkçılığa maruz kalıyorlar. Ve bunu da geri gönderiliriz korkusuyla dile getirmekten çekiniyorlar” dedi.

    Onuk, bütün ırklardan ve etnik kökenlerden bir araya gelen kadınların asıl probleminin cinsiyet eşitsizliği olduğunu, bütün sorunların kadın kimliğinde buluştuğunu da sözlerine ekledi.

    Fatoş SARIKAYA- MERSİN

  • Göksoy: Mersin’de kadınlar uyuşturucu ve bireysel silahlanma kıskacında- VİDEO

    Göksoy: Mersin’de kadınlar uyuşturucu ve bireysel silahlanma kıskacında- VİDEO

    PİRHA- Mersin’de haziran ayından bu yana 6 kadın erkekler tarafından öldürüldü. Kadına yönelik şiddetle mücadele eden Mimoza Kadın Derneği Başkanı Çiğdem Göksoy, “Uyuşturucu ve bireysel silahlanma kadınları şiddete daha açık hale getiriyor. Çetelerin kurdukları bir sistem var ve bu sistem içerisinde genç kadınlar öldürülüyor” dedi.

    Kadına yönelik erkek şiddeti günden güne artış gösteriyor. İktidarın kadın düşmanı söylem ve politikaları, cezaların caydırıcı olmaması, yargının erkek aklıyla işlemesi, kadın kazanımlarına saldırılması bu artışta büyük bir rol oynuyor. Devlet ve sistem eliyle derinleşen toplumsal cinsiyet eşitsizliği her geçen gün bir kadını daha yaşamdan koparıyor.

    Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun temmuz ayı raporuna göre 25 kadın erkekler tarafından öldürüldü, 9 kadının ölümü ise şüpheli. Kadın cinayetlerinin en çok yaşandığı Mersin’de de haziran ayından bu yana 6 kadın öldürüldü.

    Kentte kadına yönelik şiddet konusunda mücadele yürüten Mimoza Kadın Derneği Başkanı Çiğdem Göksoy, artan kadın cinayetleri ve kadın kazanımlarına yapılan saldırılara ilişkin PİRHA’ya değerlendirmelerde bulundu.

    BİREYSEL SİLAHLANMA VE UYUŞTURUCU VURGUSU

    Çiğdem Göksoy, son zamanlardaki kadına yönelik şiddet ve cinayet vakalarında uyuşturucu ve bireysel silahlanmanın etkisine vurgu yaptı. Göksoy, silah temin etmenin çok kolay olması ve bu yönde devletin caydırıcı politikalar izlememesinden kaynaklı kadınların şiddetle burun buruna kaldığına değindi.

    Kadın cinayetlerini Mersin özelinde değerlendiren Göksoy, şunları dile getirdi:

    “Kadın cinayetlerinin ve erkek şiddetinin artması aslında her ilde farklı gözetlenebiliyor ancak Mersin’e baktığımız zaman burası kozmopolit yapıya sahip, tüm halkların birlikte yaşadığı bir kent. Mersin limanında çok fazla uyuşturucu operasyonlarının olduğunu biliyoruz ve bu mahallelere, topluma yayılmış durumda. Uyuşturucuya erişimin kolaylaşması iş bulma konusunda sorun yaşayan özellikle genç kadın ve erkekler buna yöneliyor. Dolayısıyla kolay ulaşılan her şey sonrasında altından kalkamayacak ağır yükler getiriyor. Bunlardan biri de çetelerin kurdukları bir sistem ve bu sistem içerisinde öldürülen genç kadınlar var. Dün genç bir kadın katledildi. Ve maalesef bu o kadar olağanlaştı ki artık arkasındaki sebepleri görmeden yorum yapan ve bunu meşrulaştıran bir sistemle karşı karşıyayız.”

    “BAKAN GÖKTAŞ ERKEKLER YERİNE KADINLARI DİNLEMELİ”

    Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden tek taraflı çekilmesinin ardından kadın cinayetlerinde artış yaşandı.

    Sözleşmeden sonra kadınları şiddete karşı koruyan 6284 Sayılı Yasa’nın da hedefe konulmasının kendileri için sürpriz olmadığını belirten Göksoy, “Beklediğimiz gibi 6284 seçim malzemesi haline getirildi. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, 6284’e dokunmayacağız dese bile içi tamamen boşaltılmaya çalışılıyor. İktidarın politik yaklaşımları, kadınların kendi haklarını iğneyle kuyuyu kazar şeklinde elde etmelerinin geriye götürülmesine sebep oldu. Ve bu şu anda bir kadın elinden yapılmaya çalışılıyor. Bir kadın bakanın nafakanın adil olmadığını söylemesi, 6284’ü tartıştırılması buna bir örnek. Bakanın, erkeklerin seçimle ilgili ortaya koyduğu protokolden çok kadınları dinlemesi ve bu yönde adımlar atması gerekiyor” şeklinde konuştu.

    Çiğdem Göksoy, Mimoza Kadın Derneği olarak kentteki kadın hareketiyle birlikte erkek şiddetine karşı mücadele etmeye devam edeceklerini söyledi.

    Fatoş SARIKAYA/ MERSİN

  • Kadınlar sandıktan İstanbul Sözleşmesi ve eşitlik çıksın istiyor- VİDEO

    Kadınlar sandıktan İstanbul Sözleşmesi ve eşitlik çıksın istiyor- VİDEO

    PİRHA- 14 Mayıs seçimine sayılı günler kala kadınların gündeminde öncelikli olarak kazanılmış haklara yapılan saldırılar ve İstanbul Sözleşmesi’nin yeniden yürürlüğe girmesi var. Kadınların ortak dileği, sandıktan kadından yana politika üreten anlayışın çıkması yönünde.

    Türkiye’de milyonlarca yurttaşın kaderini etkileyecek olan 14 Mayıs seçimlerinde geri sayım başladı. Tüm partilerde hummalı bir çalışma sürerken, seçmen sayısının yarısını oluşturan kadınlar cephesinde de aynı çalışma temposunu görmek mümkün. 21 yıllık AKP iktidarında hemen her gün farklı konularda mücadele etmek zorunda kalan kadınlar için 14 Mayıs’taki seçim oldukça önemli bir yerde duruyor. AKP iktidarı döneminde eşitsizliğin tavan yaptığı görüşünde hemfikir olan kadınların seçime dair beklentileri de, kadın sorunları ekseninde dönüyor.

    Öte yandan milletvekili aday listelerinde kadın temsil oranını düşük bulan seçmen kadınlar, siyasette erkek çoğunluğun baskın olmasından memnun değil. Kadınlar, siyasette daha fazla  kadının yer alması yönündeki engellerin kaldırılmasını talep ediyor.

    KADINLARIN SEÇİM GÜNDEMİ: İSTANBUL SÖZLEŞMESİ

    Kadınların seçime ilişkin taleplerinde öncelikli olarak kazanılmış haklara yapılan saldırılar ve İstanbul Sözleşmesi’nin yeniden yürürlüğe girmesi var.

    Mersin’de kadına yönelik şiddet alanında mücadele eden Mimoza Kadın Derneği Başkanı Çiğdem Göksoy, İstanbul Sözleşmesi’ni fesheden iktidara kadınların oy vermeyeceğini söyleyerek, “Biz kadınların 14 Mayıs’tan yana büyük beklentileri var. Çünkü kazanılmış haklarımızın 20 yıllık süreç içerisinde geriye gittiği, kadınların yaşam alanlarına müdahale edildiği bir atmosferdeyiz. Kadınların sözlerinin yasaklanmaya çalışıldığı, İstanbul Sözleşmesi’nin feshedildiği, 6284’ün pazarlık konusu yapıldığı bir seçimle yüz yüze bırakıldık” dedi.

    CHP Mersin İl Kadın Kolları Yöneticisi Gülşah Aslan da aynı vurguyu yaparak şunları söyledi:

    “Cumhuriyet tarihindeki en karanlık ittifaka karşı kadınların birleşmesi ve 14 Mayıs’ta bu zihniyete cevap vermesi gerekiyor. Önceliğimiz İstanbul Sözleşmesi başta olmak üzere kazanılmış haklarımızı yeniden elde etmek elbette ki. İnanıyorum ki 15 Mayıs, aydınlığa adım attığımız bir gün olacak. Ama gerçek mücadelemiz seçimden sonra başlıyor”

    “KONCA KURİŞ İÇİN OY KULLANACAĞIZ”

    Günebakan Kadın Derneği Üyesi Zübeyde Akpınar, ise, HÜDA-PAR’ın Cumhur İttifakı ile olan ortaklığına dikkatleri çekerek, “Karşımızda kadınların kazanılmış haklarına göz dikmiş, cinsiyetçi bir ittifak var. Bütün siyasi pazarlıkları içinde kadın hakları bulunuyor Bu yüzden en çok kadınların seçime sahip çıkmaları gerektiğini düşünüyorum. Bizim için varlık yokluk seçimi. Gonca Kuriş için oy kullanmalıyız. Gonca’nın katilleri şimdi meclise girme çalışması yapmaktalar. Kadınlar kolay vazgeçmeyecekleri için bu seçimde iktidarın değişmesinde büyük rol oynayacaklarını düşünüyorum” sözlerini kullandı.

    İHD Mersin Şubesi Kadın Komisyonu Sözcüsü Zeynep Benli de seçim sisteminin erkekler tarafından kurulduğunu belirterek, “Seçim sistemi erkekler tarafından kurulmuş, kadınlar da bunu yıkmaya çalışıyor. Biz kadınlar çok önceden başladık mücadeleye ve bu mücadelenin nüvelerini bu seçimde göreceğimize inanıyorum” şeklinde konuştu.

    Fatoş SARIKAYA- Diren KESER/ PİRHA

  • Mimoza Kadın Derneği, 2 yıllık çalışmalarını paylaştı-VİDEO

    Mimoza Kadın Derneği, 2 yıllık çalışmalarını paylaştı-VİDEO

    PİRHA- Mimoza Kadın Derneği, 2 yıllık çalışmalarına dair açıklama yaptı. Dernek,” Yaşamlarımıza, yaşam alanlarımıza ve özgürlüklerimize yönelen tehditlere karşı durmak ve geleceğimizi belirlemek için yapmamız gerekenin birlikte mücadele olduğunu, tarihi bir eşikte bulunduğumuzu ve böylesi bir süreçte, birlikte direnmeye verdiğimiz ve vereceğimiz emeğin belirleyici olacağının farkındayız” dedi. 

    Mimoza Kadın Derneği, 2 yıllık çalışmalarına dair basın toplantısı yaptı. Mimoza Kadın Derneği Başkanı Çiğdem Göksoy, iki yıllık çalışmalarında kadınların dayanışma ve mücadele ağlarını daha da büyütmenin önemini bir kez daha gördüklerini belirterek, “Derneğimiz Mersin özelinde kurulan bir dernek olmasına rağmen kısa surede Türkiye genelinden başvuru alan bir konuma gelmiştir. Açıldığımız günden bugüne toplumsal cinsiyet rollerinden kaynaklı kadınların yaşadıkları her türlü şiddetle mücadele ve toplumu bilinçlendirmek için birçok çalışmayı gerçekleştirmeye ve dayanışmaya destek olmaya çalıştık” dedi.

    İstanbul Sözleşmesi’nden hukuksuz çekilme girişiminden çok daha önce başlayan eşit, özgür ve yaşam hakkına karşı açık saldırılara dönüşen iklimin hakim olduğu bir ülkede yaşadıklarının altını çizen Çiğdem Göksoy, “Türkiye’de kadın hakları artık bir bütün olarak tehlikede. Bu tehlike ikincil bir mesele değil, ülkenin bütün acil sorunları ile eşit derecede önemlidir” diye konuştu.

    “KADINLARI MİMOZA KADIN DERNEĞİ ÇATISI ALTINDA DAYANIŞMAYA DAVET EDİYORUZ”

    Çiğdem Göksoy, konuşmasının devamında şunları ifade etti:

    “Seçim hazırlıkları tüm hızıyla sürerken, iktidar milyonlarca kadına daha çok baskı, daha çok ayrımcılık ve şiddetten başka bir şey vaat etmiyor. Kadın katillerini cesaretlendiren nefret söylemlerini boca edenleri ödüllendiriyor. Türkiye, toplumsal cinsiyet temelli şiddetle mücadele için devletlere yol haritası çizen İstanbul Sözleşmesi’ni ilk imzalayan ülke iken, sözleşmeden ilk çıkan ve bununla da kalmayıp kadına karşı şiddetle mücadelede sözleşmeye paralel hazırlanan 6284 sayılı yerel yasayı tartışmaya açarak evde barışa en büyük darbenin vurulmakta olduğu bir ülke haline getirilmiştir.

    İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmeyi isteyenler, aynı zamanda kadınlara yıllardır, erkeklerle eşit değilsiniz; çocuk yaşta evlenin; şiddete boyun eğmeyip boşanırsanız nafaka haramdır; çalışırsanız fahişe olursunuz; sokakta kahkaha ile gülmeniz iffetsizliktir, istediğinizi giyinemezsiniz; kendi istediğiniz sayıda doğuramazsınız; her kürtaj bir cinayettir; babanıza ya da kocanıza emanetsiniz gibi ayrımcı ve cinsiyetçi söylemler üretenler ve bu fikirleri hayata geçirmeye, yasalaştırmaya çalışanlardır. Haklarını, hayatlarını ve yaşanabilir bir dünyayı savunan kadınların mücadelesine “sürtük” gibi küfürleri yakıştıranlar ve kadınların her gün 3’er 5’er katledilmelerini seyredenlerdir.

    Yaşamlarımıza, yaşam alanlarımıza ve özgürlüklerimize yönelen tehditlere karşı durmak ve geleceğimizi belirlemek için yapmamız gerekenin birlikte mücadele olduğunu, tarihi bir eşikte bulunduğumuzu ve böylesi bir süreçte, birlikte direnmeye verdiğimiz ve vereceğimiz emeğin belirleyici olacağının farkındayız.

    Mimoza Kadın Derneği olarak; “Kadın ve LGBTİ+’ların beyanı esastır” ilkesi kabul edilmiş ve Toplumsal cinsiyete dayalı şiddetin soruşturulmalarında tanık ya da herhangi başka bir delil aranmaksızın, soruşturmanın sağlıklı başlatılması ve mağdurun güvenliğinin sağlanması amacıyla koruyucu ve önleyici tedbirlerin alınması için her türlü hukuki destek sağlanmaktadır. Kentimizde yaşanan kadın cinayetleri başta olmak üzere danışanlarımız arasında yer alan 8 kadının şiddet davaları takip edilerek katılma talebinde bulunulmuş, katılma taleplerinin mahkemelerce reddedilmesi durumunda da gözlemci olarak davalar takip edilmiştir.

    Bir diğer çalışmamız ise psikolojik boyut şiddet olayları yaşamış kadınlarda en sık karşılaşılan psikolojik sorunun travma sonrası stres bozukluğu olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Eşinden veya herhangi bir erkekten fiziksel şiddet görmüş, isteği dışında cinsel ilişkiye zorlanmış güvenliklerine yönelik algıladıkları tehdide bağlı güncel korku ve yaşamlarını sürdürmeye yönelik çaresizlik duygularını depresyonun en önemli belirleyici etken olduğunu gözlemledik. Kadınlar korku yüzünden normal yaşamına dönmekte zorlandıklarını belirtmektedirler.

    Bire bir destek sunduğumuz 20 kadının kendi ifadelerinden yola çıkarak pek çoğu çocuklarıyla birlikte düşünüldüğünde gelecek kaygısı yaşamaktadır. Şiddet nedeniyle özgüveni zedelenen, umutsuzluk ve çaresizlik yaşayan kadın bu olumsuzluklar karşısında şiddet döngüsüne geri dönmek zorunda kalmaktadır. Derneğimize sosyal medya ve telefon üzerinden ulaşan 100 kadına gerekli destek sağlanarak ilgili kurumlara yönlendirilmiştir. Bu çerçevede çalışmalarımız devam etmekle birlikte dayanışma ağımızı genişleterek kadınları Mimoza Kadın Derneği çatısı altında dayanışmaya davet ediyoruz.”

    PİRHA/MERSİN

  • ‘İstanbul Sözleşmesini savunmaya devam edeceğiz’

    ‘İstanbul Sözleşmesini savunmaya devam edeceğiz’

    PİRHA-Danıştay 10. Dairesi, İstanbul Sözleşmesi’nin feshine ilişkin 20 Mart 2021 tarihli Cumhurbaşkanı Kararının iptal istemini reddetmesine tepki gösteren Mimoza Kadın Başkanı Çiğdem Göksoy, “Danıştay’ın bu kararı kadına yönelik şiddete ve ölümlere onay vermekten başka bir şey değildir. Bu karara karşı İstanbul Sözleşmesini alanlarda savunmaya devam edecek, yaşam hakkımızdan vazgeçmediğimizi haykıracağız” dedi.

    Danıştay 10. Dairesi, İstanbul Sözleşmesi’nin feshine ilişkin 20 Mart 2021 tarihli Cumhurbaşkanı Kararının iptal istemini reddetti. Karar 2’ye karşı 3 oyla alındı. Kadın örgütleri ve barolar Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’na itiraz edilebilecek.

    Danıştay’ın kararına tepki gösteren kadınlar ve kadın kurumları, İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmeyeceklerini belirterek sokağa çıktı.

    Mimoza Kadın Başkanı Çiğdem Göksoy da, PİRHA’ya yaptığı açıklamada, kadınlara çocuklara, LGBTİ+’lara yönelik şiddetin son bulması için binbir emekle kazandıkları İstanbul Sözleşmesi’nin bir gecede Cumhurbaşkanlığı tarafından feshedilmesini kabul etmediklerini ve etmeyeceklerini ifade etti.

    “İSTANBUL SÖZLEŞMESİ MOR ÇİZGİMİZDİR”

    Türkiye’de hergün ortalama 5 kadının katledildiği dönemleri yaşandığının altını çizen Çiğdem Göksoy, “Danıştay’ın bu kararı kadına yönelik şiddete ve ölümlere onay vermekten başka bir şey değildir. Aynı zamanda bu şiddet ve ölümleri meşrulaştıran bir karardır. Yürürlükten kaldırılan sözleşme değil, yargının ve iktidarın kadınların, çocukların ve LGBTİ+’ların yaşam hakkına nasıl baktığını da bir kez daha netleştirmiş oldu” dedi.

    Kadın hak savunucuları olarak bu kararı tanımadıklarını vurgulayan Çiğdem Göksoy, “İstanbul Sözleşmesi mor çizgimizdir. İstanbul Sözleşmesini alanlarda savunmaya devam edecek, yaşam hakkımızdan vazgeçmediğimizi haykıracağız” ifadelerine yer verdi.

    PİRHA/MERSİN 

  • Danıştay’da yarın İstanbul Sözleşmesi davasınının duruşması görülecek

    Danıştay’da yarın İstanbul Sözleşmesi davasınının duruşması görülecek

    PİRHA- İstanbul Sözleşmesi’nin Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından tek taraflı feshi işleminin iptali istemiyle Danıştay’da açılan 10 ayrı davanın duruşması yarın görülecek. Duruşmaya yüzlerce kadın avukatın katılması beklenirken, Mimoza Kadın Derneği Başkanı Çiğdem Göksoy, “Bağımsız yargıyı göreve çağırıyor, erkek devletin tarafında yer almak yerine kadınların yanında, yaşam haklarını savunan kararlara imza atmalarını bekliyoruz” dedi.

    Cumhurbaşkanı Kararnamesi ile Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesine dair tepkiler yıl boyunca devam ederken, kadınlar ve kadın kurumları kararnamenin iptali için Danıştay’a başvuruda bulundu. Bu davalardan 10’unun duruşması, yarın (28 Nisan) Danıştay 10’uncu Dairesi’nde görülecek.

    Saat 09.30’da Danıştay konferans salonunda başlayacak olan duruşmaları avukat ve kadın örgütleri temsilcilerinin oluşan çok sayıda kişinin takip etmesi bekleniyor. Duruşmaya katılım için Eşitlik İçin Kadın Platformu’nun (EŞİK) formlarını dolduran kadın avukatların sayısı 808’e ulaştı. 68 barodan gelen katılımlarla davayı takip etmek için yetki belgesi sunacak avukatların sayısı bini buldu.

    Duruşma öncesi Danıştay önünde bir araya gelecek kitlenin EŞİK’in çağrısıyla saat 08.30’da basın açıklaması gerçekleştirmesi bekleniyor.

    “HAKLARIMIZDAN DA HAYATLARIMIZDAN DA VAZGEÇMİYORUZ’ DEMEKTEN ASLA VAZGEÇMEDİK”

    Yarınki duruşmaya dair PİRHA’ya konuşan Mimoza Kadın Derneği Başkanı Çiğdem Göksoy, “20 Mart 2021 tarihinde tek kişinin verdiği keyfi karar doğrultusunda kazanılmış haklarımızdan ve en önemlisi bireylerin yaşam haklarını da savunan ilkesel bir tutum sergileyen yasa, İstanbul Sözleşmesi bir gecede Cumhurbaşkanlığı tarafından feshi edildi. Ancak fesih edildiği günden bugüne biz kadınlar ‘haklarımızdan da hayatlarımızdan da vazgeçmiyoruz’ demekten asla vazgeçmedik” dedi.

    “BAĞIMSIZ YARGIYI GÖREVE ÇAĞIRIYORUZ”

    20 Mart’tan bugüne 302 kadın cinayeti ile 254 şüpheli kadın ölümünün yaşandığını belirten Çiğdem Göksoy, şöyle devam etti:

    “Cezasızlık politikaları ile hareket eden erkek devlet aklı kadın katliamlarının önünü açmakla birlikte failleri cesaretlendirmiştir. Erkek devlet aklın kadınlara biçtiği yaşamı kabul etmeyen kadın örgütleri Danıştay’a iptali için dava açmıştık. Bu dava 28 nisan 2022 tarihinde Danıştay 10. Dairesi İstanbul Sözleşmesine dair davaları esastan görüşecek. Biz kadınlar için hayati bir karar olduğunu belirterek, bağımsız yargıyı göreve çağırıyor erkek devlet tarafında yer almak yerine, kadınların yanında yaşam haklarını savunan karlara imza atmalarını bekliyoruz.”

    PİRHA/MERSİN

     

     

  • Çiğdem Göksoy: Kampanyayı büyütelim, Tuğluk’u yaşatalım-VİDEO

    Çiğdem Göksoy: Kampanyayı büyütelim, Tuğluk’u yaşatalım-VİDEO

    PİRHA- Beş yılı aşkın süredir Kandıra 1 No’lu F Tipi Cezaevinde tutulan ve cezaevinde demans teşhisi konulan HDP Eski Eş Genel Başkan Yardımcısı Aysel Tuğluk’un bir an önce serbest bırakılması çağrısında bulunan Mimoza Kadın Derneği Başkanı Çiğdem Göksoy, “Aysel Tuğluk ancak biz sesimizi yükseltirsek cezaevinden çıkabilir” diyerek, tüm kesimleri hasta tutuklulara sahip çıkmaya çağırdı.

    Cezaevlerinde hasta tutukluların cenazeleri birbiri ardına çıkarken, Adalet Bakanlığı sessizliğini koruyor. Türkiye hapishanelerinde İHD’nin tespit edebildiği kadarıyla 604’ü ağır olmak üzere 1605 hasta mahpus bulunuyor.

    Hasta tutuklulardan biri de Aysel Tuğluk. Beş yılı aşkın süredir Kandıra 1 No’lu F Tipi Cezaevi’nde tutulan ve cezaevinde demans teşhisi konulan HDP’nin Eski Eş Genel Başkan Yardımcısı Aysel Tuğluk’un cezaevinden tahliyesi için ‘Aysel Tuğluk’a Özgürlük İçin 1000 Kadın’ın imzasıyla başlayan ve kısa sürede 54 ülkeden 6 binin üzerinde kadının imzasına ulaşan kampanya devam ediyor.

    Aysel Tuğluk’la aynı koğuşta kalan ve Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eş Başkanı olduğu dönemde yerine kayyım atanıp cezaevine konulan Gültan Kışanak, Aysel Tuğluk’un sağlık durumunun giderek ağırlaştığına işaret ederek, Aysel Tuğluk’un cezaevinde öz bakımı, kişisel temizliğini yapma, banyosu, kıyafetlerini giyinme, çamaşırlarını yıkama, çayını bardağa doldurma, yemeğini yeme, bulaşıklarını yıkama gibi aklınıza gelebilecek her türlü yaşamsal ihtiyacını karşılayamadığına dikkat çekerken, insan hakları ve hukuk örgütleri Aysel Tuğluk’un bir an önce serbest bırakılması çağrısında bulunuyor.

    Mimoza Kadın Derneği Başkanı Çiğdem Göksoy, yürütülen kampanyanın 54 ülkeye yayıldığını belirterek, “Bu konunun asıl muhatabı olan Adalet, Sağlık ve İçişleri Bakanlığı gibi kurumlara mektuplar gönderdik. Ancak şu ana kadar bir cevap alabilmiş değiliz. Bunun nedeninin de Aysel Tuğluk’un kimliğidir” dedi.

    “AYSEL TUĞLUK ŞAHSINDA KADINLAR CEZALANDIRILIYOR”

    Aysel Tuğluk’un kadın hareketinin öncülerinden olduğunu vurgulayan Çiğdem Göksoy, “Kadınlar kendileri için mücadele ettikleri alanlarda iktidarlar tarafından hedef gösterilmekte ve ‘cezalandırılması gerekenler’ olarak tanımlanmaktadır. Aysel Tuğluk’ta kadın hareketi açsından ilkleri yaşayan bir kadın olmasından dolayı, iktidar Aysel Tuğluk şahsında kadınlar cezalandırmak istiyor” diye konuştu.

    “KAMPANYAYI BÜYÜTELİM”

    Mimoza Kadın Derneği Başkanı Çiğdem Göksoy, Aysel Tuğluk şahsından hasta tutukluların salıverilmeleri ve sağlıklarına kavuşmaları daha fazla dayanışmayla olacağının altını çizerek, kampanyanın büyütülmesi çağrısında bulundu.

    PİRHA/MERSİN

     

  • Mersinli kadınlar: 8 Mart saat 19:30’da ‘Feminist Gece Yürüyüşü’nde buluşalım-VİDEO

    Mersinli kadınlar: 8 Mart saat 19:30’da ‘Feminist Gece Yürüyüşü’nde buluşalım-VİDEO

    PİRHA-Mersin’de kadınlar 8 Mart saat 19:30’da ‘Feminist Gece Yürüyüşü’ gerçekleştirecek. PİRHA’ya konuşan kadınlar, yoksulluğa, savaşa, kadına yönelik şiddete karşı tüm kadınları yapılacak yürüyüşe çağırdı.

    8 Mart yaklaşırken, kadınlar bir çok kentte sokağa çıkmaya devam ediyor. Mersin’de de kadınlar 8 Mart’ta saat 19:30’da ‘Feminist Kadın Yürüyüşü’ gerçekleştirecek. PİRHA’ya konuşan kadınlar, yoksulluğa, savaşa, kadına yönelik şiddete karşı tüm kadınları yapılacak yürüyüşe çağırdı.

    “KADINLARI CADDELERİ, SOKAKLARI, MEYDANLARI DOLDURMAYA ÇAĞIRIYORUM”

    Mor Dayanışma üyesi Ayşegül Göçmen, 8 Mart saat 19.30’da Kushimoto Sokağı’nda yapılacak ‘Feminist Gece Yürüyüşü’ne katılım çağrısında bulunarak, “Biliyoruz ki kadınlar birlikte güçlü. 8 Mart kadınların öfkesini, coşkusunu, mücadelesini ortaya koyduğu bir gün. O yüzden bütün kadınları caddeleri, sokakları, meydanları doldurmaya çağırıyorum” dedi.

    ‘İTAAT YOK FEMİNİST İSYAN VAR’ DİYEREK ALANLARA’

    Mimoza Kadın Derneği üyeleri de, yoksulluğun derinleştiği bir süreçte 8 Mart’ı karşıladıklarını vurgulayarak, “Yoksulluğa, çocuk ve kadın cinayetlerine, tacize, tecavüze, kadını eve kapatan zihniyete karşı ‘itaat yok feminist isyan var’ diyerek alanlarda olacağız. Tüm kadınları da 8 Mart’ta saat 19:30’da ‘Feminist Kadın Yürüyüşü’ne bekliyoruz” dediler.

    “SAVAŞ, YOKSULLUK, EKONOMİK KRİZ KADIN VE ÇOCUKLARIN OMZUNDA”

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Mersin İl Kadın Kolları Başkanı Gülşah Yıldırım Genç ise, dayanışmayı, kadınlarla bir arada olmayı her alanda ortaya koyduklarını ifade ederek, “Savaş, yoksulluk, ekonomik kriz kadın ve çocukların omzunda. Bizlerde bunlara karşı mücadele ediyoruz. ‘Feminist Kadın Yürüyüşü’nde de dayanışmayı ve mücadeleyi büyüteceğiz” diyerek yürüyüşe katılım çağrısında bulundu.

    PİRHA/MERSİN

  • Mimoza Kadın Derneği’nden ‘Şiddete dur de’ kampanyası-VİDEO

    Mimoza Kadın Derneği’nden ‘Şiddete dur de’ kampanyası-VİDEO

    PİRHA-Mimoza Kadın Derneği Başkanı Çiğdem Göksoy, toplumda kadına yönelik şiddete karşı farkındanlık oluşturmak için iş insanlarıyla çalışma yürüttüklerini söyledi. Göksoy, “Kampanya ile kadına yönelik şiddetin ortadan kalkması için toplumsal duyarlılığı arttırmaya çalışıyoruz. Tüm iş insanlarını kampanyaya destek olmaya çağırıyoruz” dedi.

    Türkiye’de kadınlar her alanda görünmek ve haklarını korumak için büyük bir mücadele yürütürken, toplumda kadınlara uygulanan sistematik şiddete dair farkındalık kampanyaları da devam ediyor.

    Mersin’de faaliyet yürüten Mimoza Kadın Derneği, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü haftasında ‘Kadına yönelik şiddete son’ başlıklı bir kampanya başlattı.

    Konuya dair PİRHA’ya konuşan Mimoza Kadın Derneği Başkanı Çiğdem Göksoy, Türkiye’de her gün üç kadının katledildiğini belirterek, “Geldiğimiz aşamada 6284 Sayılı Kanun’un etkin uygulanmaması ve İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılması ile çok fazla görünür olmaya başladı. Kadına yönelik şiddet artarken, sadece kadın kurumlarının değil toplumun tüm kesimlerinin bu konuda duyarlılık göstermesi gerekiyor” dedi.

    Kadınların katledilmesi ve toplumsal cinsiyet rollerinin meşrulaştırılmaya yönlendirilmesine karşı daha fazla mücadele ağlarının geliştirilmesinin şart olduğunu ifade eden Çiğdem Göksoy, “Kampanyamız Kasım ayı içerisinde başlatmış olsak da, yıl boyunca sürecek bir çalışma öngörüyoruz. Bir farkındalık çalışmasıyla kadına yönelik şiddetin sadece kadınların sorunu olmadığını göstermeyi hedefliyoruz” diye konuştu.

    İş insanlarına çağrıda bulunduklarını ve çağrının olumlu karşılık bulduğunu aktaran Çiğdem Göksoy, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “İş insanları sattıkları veya kullandıkları materyallerin üzerine ‘Kadına yönelik şiddete dur de’ yazılı sticker yapıştırdılar. Bu kampanyanın yaygınlaşması için bir çok kişi ve kuruma ihtiyacımız var. Toplumsal duyarlılık ve toplumsal cinsiyet rollerine sığdırılmadan yapılan her iş kolundan bu tarz çalışmalar sürdürüldüğü sürece kadınların ve ötekileştirmeye maruz kalanlara yönelik şiddeti bir nebze azaltmasını sağlayacaktır. Çünkü bu yaklaşımlar farkındalık oluşturularak minimalize edilebilir. Aynı zamanda kazanılmış haklarımızı elde etmek ve 6284 sayılı kanunun etkin kullanılmasını sağlayabiliriz.”

    Diren KESER/MERSİN

  • ‘Şiddeti Frenliyoruz’ projesinin Mersin ayağı sona erdi-VİDEO

    ‘Şiddeti Frenliyoruz’ projesinin Mersin ayağı sona erdi-VİDEO

    PİRHA- 4 ilde gerçekleştirilen ‘Şiddeti Frenliyoruz’ projesinin Mersin ayağı tamamlandı. Proje hakkında konuşan Avukat Figen Alp, şoförlerin şiddet gören kadın ve çocukların hayatını kurtarmada önemli bir yeri olduğunun altını çizerken, Mezitli’de, projeyle bilinçlendiklerini belirtti.

    Bursa Mor Salkım Kadın Dayanışma Derneği’nin ortaklığıyla Van, Trabzon, Edirne ve Mersin’de 4 ayrı kadın derneği “Şiddeti Frenliyoruz” projesi hazırlayarak, şoförlerin eğitimi için çalışma başlatttı.

    Hem proje hem de İstanbul Sözleşmesi’nin tek taraflı feshedilmesine ilişkin Mimoza Kadın Derneği yöneticileri onlarca durak gezerek şoförlere eğitim verdi.

    Projenin finalini Mezitli’de taksi duraklarını ziyaret ederek tamamlayan dernek yöneticilerinden Avukat Figen Alp, Türkiye’de İstanbul Sözleşmesi’nin doğru uygulanması halinde ‘Şiddeti Frenliyoruz’ projesi gibi çalışmaların devlet organlarınca yapılacağına dikkat çekti. Alp, “Ne yazık ki Türkiye İstanbul Sözleşmesi’nden Cumhurbaşkanı kararıyla vazgeçiyor. Bizlerde bu durumun kabul edilemez. Çünkü İstanbul Sözleşmesi’nin hayat kurtardığını biliyoruz” dedi.

    Avukat Figen Alp, projeye dair de özellikle şiddete uğrayan kadın ve çocukların ilk başvuracakları mercilere ulaşmada taksi şoförlerinin önemli bir misyonu olduğunu vurgulayarak, şoförlerin ne yapması ve hangi mercilere ulaşması gerektiği konusunda bilgilendirmede bulundu.

    “KADINA YÖNELİK ŞİDDETİ FRENLEYECEĞİZ”

    Mezitli Yağmur Taksinin Başkanı Gökhan Tepe de yakın zamanda kadına yönelik şiddet olayını yaşadıklarını aktararak, “Bunun üzerine Mimoza Kadın Derneği ile iletişime geçtik. Şoför arkadaşlarımızı bu tür durumlarda ne yapmaları gerektiği konusunda bilgilendirdiler. Bilmediğimiz şeyleri öğrendik. Bizde Yağmur Taksi olarak kadına yönelik şiddeti frenleyeceğiz” diye konuştu.

    Diren KESER/MERSİN

  • Mimoza Kadın Derneği’nden İstanbul Sözleşmesi açıklaması: Vazgeçmiyoruz!

    Mimoza Kadın Derneği’nden İstanbul Sözleşmesi açıklaması: Vazgeçmiyoruz!

    PİRHA- İstanbul Sözleşmesi’nin kabulünün 10. yılına dair açıklama yapan Mimoza Kadın Derneği, “İstanbul Sözleşmesi bizimdir; ezilenin gücü, yok sayılanın varlığı, görünmeyenin yüzü, duyulmayanın sesidir. İlmek ilmek dokuduğumuz, işlediğimiz, elimize aldığımız hayatlarımızın, kimliklerimizin dayanağıdır” dedi.

    Mimoza Kadın Derneği, İstanbul Sözleşmesi’nin kabulünün 10. yılına dair açıklama yaptı.

    İstanbul Sözleşmesi’nin, 11 Mayıs 2011’de kadına yönelik şiddetin, aile içi şiddetin önlenmesi ve her türlü ayrımcılığa maruz kalan kişilerin şiddet kurbanlarının korunması ve ailelerin cezasız kalmasını önlemek için Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tarafından kabul edilip İstanbul’da imzaya açıldığının hatırlatıldığı açıklamada, sözleşmeyi ilk imzalayan ülke ve kadınlar olarak kendilerini şanslı hissettiklerini belirtti.

    “İSTANBUL SÖZLEŞMESİ BİZİMDİR, VAZGEÇMİYORUZ”

    İstanbul Sözleşmesi’nin Türkiye ve dünyadaki milyonlarca kadınının verdiği mücadelenin kazanımı olduğuna işaret edilen açıklamada, şunlar ifade edildi:

    “Aile kavramı içindeki roller toplumsal cinsiyet eşitsizliğin bir nebze de olsa ortadan kalkması, caydırıcı cezaların uygulanması, kadının evde, iş yaşamında, sokakta, siyasette, yaşamın her alanında eşit bir şekilde var olması demekti. İstanbul sözleşmesi bizimdir; ezilenin gücü, yok sayılanın varlığı, görünmeyenin yüzü, duyulmayanın sesidir. Kadınların doğaları gereği var etmek, üretmek, korumak, yaşamı şekillendirmek ve yön vermek gibi olağanüstü güçleri vardır, İstanbul sözleşmesi de bunlardan biridir. İlmek ilmek dokuduğumuz, işlediğimiz, elimize aldığımız hayatlarımızın, kimliklerimizin dayanağıdır. İktidarın sözleşmeyi feshetmeye çalışması da kadınların gücünden ve varlığından korktuğunun belgesidir. İstanbul sözleşmesi bizimdir vazgeçmiyoruz.”

    PİRHA/MERSİN

  • Mimoza Kadın Derneği ‘Şiddeti Frenliyoruz’ çalışmasını şoförlerden başlattı-VİDEO

    Mimoza Kadın Derneği ‘Şiddeti Frenliyoruz’ çalışmasını şoförlerden başlattı-VİDEO

    PİRHA- Mimoza Kadın Derneği, 4 ilde gerçekleştirilecek ‘Şiddeti Frenliyoruz’ projesinin Mersin ayağını başlattı. Proje hakkında PİRHA’ya konuşan Avukat Figen Alp ve Sosyolog Ülfiye Özcan, projeyle farkıdanlık oluşturmak istediklerini belirterek, kadınların haklarına sahip çıkmasını istedi. Çalışma öncelikle taksi şoförlerinin eğitiminden başlatıldı. 

    Bursa Mor Salkım Kadın Dayanışma Derneği’nin ortaklığıyla Van, Trabzon, Edirne ve Mersin’de 4 ayrı kadın derneği olarak “Şiddeti Frenliyoruz” projesi hazırlanarak, şoförlerin eğitimi için çalışma başlatıldı.

    Hem proje hem de İstanbul Sözleşmesi’nin tek taraflı feshedilmesine ilişkin Mimoza Kadın Derneği yöneticileri Avukat Figen Alp ve Sosyolog Ülfiye Özcan, PİRHA’ya konuştu.

    “İSTANBUL SÖZLEŞMESİ UYGULANMIŞ OLSAYDI BU KADAR ŞİDDET OLMAYACAKTI”

    Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden Cumhurbaşkanı kararıyla vazgeçilmesinin kabul edilemez olduğunu belirten Avukat Figen Alp, “İstanbul Sözleşmesi uygulanmış olsaydı ya da kadına şiddet uygulayanlar cezalandırılmış olsaydı bu kadar şiddet olmayacaktı. Bir kadını öldüren dışarıya çıktığında alkışlanacağını biliyor. O yüzden de gözünü kırpmadan vurabiliyor” dedi.

    İstanbul Sözleşmesi’nin feshiyle birlikte şiddetin iktidar tarafından meşrulaştırıldığını ifade eden Sosyolog Ülfiye Özcan ise, bir günde 6 kadın öldürüldüğüne dikkat çekerek, “Sosyal medya üzerinden bazıları ‘adamsın adam’ diyebiliyor ve topluma şiddetin kendine hak olduğunu gösterebiliyor. Kadınlar kendi gücüyle ve birliktelikle ayakta duracaktır” diye konuştu.

    “ŞİDDETİ FRENLİYORUZ”

    “Şiddeti Frenliyoruz” projesine dair de konuşan Özcan, Bursa Mor Salkım Kadın Dayanışma Derneği’nin ortaklığıyla 4 ilde çalışma yürütüleceğini dile getirerek, şunları kaydetti:

    “İki yılda 747 kadın yakınları olan erkekler tarafından yaşamlarını kaybetti. Şiddete maruz kalan kadınlar ile yapılan görüşmeler sonucunda kadınların şiddet ortamından uzaklaşma durumunda özellikle gece taksi kullandıklarının tespit edildiği ve taksi şoförlerinin de şiddet gören bir kadının taksilerine bindiğinde nereye götürüleceğini ve ne yapabileceklerine dair bilgi eksiklikleri olduğunu belirledikleri için böyle bir projenin oluşturulmasına karar verildi.”

    Diren KESER/MERSİN

  • ‘Kadınlar mutlaka başaracak ve katliamları durduracak’-VİDEO

    ‘Kadınlar mutlaka başaracak ve katliamları durduracak’-VİDEO

    PİRHA- Mimoza Kadın Derneği Başkanı Çiğdem Göksoy, kadınların her gün katledildiğini vurgulayarak, “Kadınlar olarak artık birilerini arkada bırakmadan daha güçlü adımlarla daha güçlü mücadele alanı geliştirebiliriz. Umutluyuz, bu yolda tüm kadınlar ve kurumlarıyla birlikte yürüyebiliriz. Kadınlar mutlaka başaracaktır” dedi.

    Kadın katliamları devam ediyor. Kadınlar ve kurumları da kadın katliamlarının önüne geçmek için seslerini yükseltiyor.

    Mersin’de faaliyet yürüten Mimoza Kadın Derneği Başkanı Çiğdem Göksoy, her gün kadınların katledildiği, katledenlerin isimlerinin değiştiği ancak katliam gerçekliğinin değişmediğini belirterek, “Kadınların varlığının tartışıldığı bir noktaya da gelmiş bulunuyoruz. Sadece 11 ayda 335 kadın katledildi ve bu veriler bakanlığın açıkladığı veriler. Yasa uygulayıcılarının sayısal veriler üzerinden kadını değerlendirdiği bir yapı ile karşı karşıyayız” dedi.

    “ÖFKEMİZ BÜYÜK”

    Politika uygulayıcılarının imzacısı oldukları sözleşmeleri uygulamaktan ziyade kendi ideolojileri ile var etmek istedikleri bir kadın tipini yaratmak istediklerinden kaynaklı kadınların her gün katledildiğini vurgulayan Göksoy, “Her gün en güvenli olarak tabir ettiğimiz evlerimizde öldürülüyoruz. Öfkemiz büyük. Evet toplumsal anlamda bunun refleksi çok büyük gelişebiliyor ama sadece bir kadın sorunuymuş gibi algılatılmaya çalışılıyor” diye konuştu.

    “DİYANET’İN YAPTIĞI AÇIKLAMALAR KADIN KATLİAMLARINI MEŞRULAŞTIRIYOR”

    Göksoy, 3 kadının katledildiği gün Diyanet’in yaptığı açıklamalara bakıldığında bu süreci tetikleyen, legalleştiren ve kadını annelik misyonu içine hapseden bir yaklaşımın içinde olduğunu söyleyerek, şunları dile getirdi:

    “2020 yılı kadınlar için birçok kazanımlarla birlikte birçok çalışmalar içindi mücadele ettiğimiz alanlara da dönüştü. Bunun başında uygulayıcısı olmasına rağmen Türkiye’de imzacı olmasına rağmen uygulayıcı yasalarında tamamen olmadığını da görüyoruz. Eğer ki bu yasa uygulansaydı bugün bu kadınlar katledilmeyecekti ve yaşam hakları ellerinden alınmayacaktı. Bu cinayetlerden bu yasayı uygulamayanlar da sorumludur. Bizler bu zihniyetlere devam ettiği süre içerisinde de kadın katliamlardan önüne geçilemeyeceğine inanıyoruz. İstanbul sözleşmesini gerekliliklerini yerine getirilmesi gerektiğine inanıyoruz ki uygulandığı takdirde bu yasalarla birlikte en azından kadının eli güçlenecektir.”

    “KADINLAR MUTLAKA BAŞARACAKTIR”

    2021 yılında ‘gelin değişimi birlikte başlatalım’ çağrısında bulunan Göksoy, “Çünkü artık birilerini arkada bırakmaktan yorulduk. Her gün bir kadını toprağın altına koymaktan, şiddete uğrayan kadınlarla karşılaşmak istemiyoruz. Kadınlar olarak artık birilerini arkada bırakmadan daha güçlü adımlarla daha güçlü mücadele alanı geliştirebiliriz. Umutluyuz, bu yolda tüm kadınlar ve kurumlarıyla birlikte yürüyebiliriz. Kadınlar mutlaka başaracaktır” diye konuştu.

    Diren KESER/MERSİN