PİRHA- Mersin Limanı’nda işten çıkarılan Özgüneş Taşımacılık işçileri, haklarını savunmak için aileleriyle birlikte MIP binası önünde eylem yaptı. TÜMTİS Mersin Şubesi ve DİSK, işçilerin işe alınması ve mağduriyetin giderilmesi için mücadele edeceklerini duyurdu.
Mersin Limanı’nda Özgüneş Taşımacılık işçileri, ağır çalışma koşulları nedeniyle sendikaya üye olmuş, 2022 yılında sendika yetkisini elde etmişti. Ancak işverenin, 31 Aralık 2025 tarihinde işçilerin iş akitlerini feshetmesi ve limandan çıkmalarını engellemesi, hem işçileri hem de onların ailelerini büyük bir mağduriyetle karşı karşıya bıraktı.
Bu gelişmenin ardından, Tüm Taşıma İşçileri (TÜMTİS) Mersin Şubesi, işçiler ve işçilerin aileleri MIP (Mersin International Port) binası önünde bir araya gelerek işten çıkarmaları protesto etti.
“İŞÇİLER VE AİLELERİ AÇLIĞA MAHKUM EDİLİYOR”
Basın açıklamasında konuşan TÜMTİS Mersin Şube Başkanı Savaş Gürkan, 22 gündür işe alınmalara dair direniş başlattıklarına vurgu yaparak, “Özgüneş Taşımacılık ve asıl işveren MIP işvereni, işçileri hiçbir alacaklarını ödemeden kapı önüne koymuştur. Bu yalnızca işçileri değil, onların ailelerini de açlığa mahkum etmek demektir. Yıllarca emek veren işçiye reva görülen muamele budur. Bu tutum, işverenin kârdan başka hiçbir şey düşünmediğinin açık göstergesidir” dedi.
Sendika yetkilileri olarak konuya dair Mersin Valiliği ve Limandan Sorumlu Vali Yardımcısı ile görüşmeler gerçekleştirildiğini aktaran Gürkan, “Sorun kendilerine aktarılmıştır. Çalışma Bakanlığı’ndan gelen müfettişler gerekli soruşturmaları yapmaya devam etmektedir. Sendikamız, hukuki olarak da sorunun takipçisi olmayı sürdürmektedir. Sendikamız bu mücadeleden vazgeçmeyecektir. Özgüneş işçileri yalnız değildir. Sendika hakkımız engellenemez. Direniş kazanımla sonuçlanana kadar buradayız, yan yana ve omuz omuza olmaya devam edeceğiz” diye konuştu.
DİSK Çukurova Bölge Temsilcisi Kemal Göksoy da direnişe destek verdiklerini ifade edip, işçiler işe alınana kadar mücadele edeceklerinin altını çizdi.
PİRHA- Mersin Uluslararası Liman İşletmeciliği A.Ş. (MIP) ve taşeron şirketi Özgüneş Taşımacılık tarafından 180’in üzerinde işçi işten çıkarıldı. İşten çıkarmalara tepki gösteren sendika, “MIP ve Özgüneş Taşımacılık işverenleri, eğer işçileri işten atıp sendikadan kurtulurum diye düşünüyorsa yanılıyor! İşten atılan işçiler tekrar işbaşı yapana kadar dünyanın her tarafında Mersin Limanı’nda yaşananları teşhir edeceğiz” dedi.
Mersin Limanı’nda yükleme ve boşaltma işlerinde çalışan Özgüneş Taşımacılık işçileri, ağır çalışma koşulları nedeniyle Tüm Taşıma İşçileri Sendikası’na (TÜMTİS) üye oldu. Sendika, iş yerinde toplu iş sözleşmesi yapabilmek için gerekli çoğunluğu 2022 yılında sağladı. İşverenin yaptığı itirazlar yargı süreçlerinden geçerken, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından 22 Ekim 2025 tarihinde sendikaya toplu iş sözleşmesi yetkisi verildi.
Yetki sürecinin ardından yürütülen toplu iş sözleşmesi görüşmelerinde 28 maddede uzlaşı sağlandı ve maddeler tutanak altına alındı. Ancak sendikanın açıklamasına göre Özgüneş Taşımacılık işvereni, 31 Aralık 2025 tarihinde işçilere sözlü olarak limandan ayrılacağını bildirdi. Aynı gün işçilerin limana girişleri engellendi ve işten çıkarıldıkları bildirildi.
TÜMTİS VE İŞÇİLER MIP ÖNÜNDE PROTESTO YAPTI
Yaşanan gelişmelerin ardından TÜMTİS üyesi işçiler ve sendika yöneticileri, MIP binası önünde bir araya gelerek işten çıkarmaları protesto etti. “Özgüneş Taşımacılık’ta atılan işçiler geri alınsın, sendika anayasal haktır engellenemez” yazılı pankartın açıldığı eylemde “ “İşçiyiz, haklıyız, kazanacağız”, “İş, ekmek yoksa barış da yok”, “İşçiler burada yetkililer nerede” sloganları atıldı. Basın açıklamasına Mersin Emek ve Demokrasi Platformu bileşenleri de destek verdi. Basın açıklamasında işten çıkarmaların sendikal örgütlülüğü hedef aldığı belirtildi.
Burada yapılan basın açıklamasında konuşan TÜMTİS Mersin Şube Başkanı Savaş Gürkan, işten çıkarmaların hukuka aykırı olduğunu belirterek, “Sendikamızın toplu iş sözleşmesi yetkisi Çalışma Bakanlığı tarafından verilmiştir. Buna rağmen işveren, sendikalı işçileri işten çıkararak anayasal bir hakkı fiilen engellemiştir. İşten çıkarılan işçilerin kıdem tazminatları, ücretleri ve diğer hakları ödenmemiştir. İşçiler işe geri alınana ve sendika hakkı tanınana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz” dedi.
Sendika yetkilileri, hukuki süreçlerin başlatıldığını ve konunun ulusal ve uluslararası sendikal platformlara taşınacağını bildirdi. İşten çıkarılan işçilerin yeniden işe alınması talebiyle eylemlerin süreceği belirtildi.
PİRHA- İsrail’e savaş mühimmatı taşıyan geminin Mersin Limanı’na gelmesini protesto eden Mersin Emek ve Demokrasi Platformu, “Nexoe Maersk isimli gemi, emperyalist ABD’nin savaş stratejisinin ve Siyonist İsrail’in katliam politikalarının bir parçasıdır. Mersin Limanı savaşın değil, barışın limanı olmalıdır” dedi.
Mersin Emek ve Demokrasi Platformu, Amerika’dan İsrail’e giden, F-35 parçaları ve savaş mühimmatı taşıyan Nexoe Maersk isimli geminin Mersin Liman’ına gelmesini protesto etti. Mersin International Port (MIP) kapısı önünde yapılan basın açıklamasında “Bizim denizler soykırıma izin vermeyecek, Filistin’deki soykırımı durdurun” yazılı pankart açıldı ve sık sık “Katil İsrail Mersin’den defol”, “Denizden nehire özgür Filistin” sloganları atıldı.
Basın açıklamasını Platform Dönem Sözcüsü BES Şube Başkanı Kemal Göçmen okudu.
Kemal Göçmen, geminin taşıdığı silahların Filistin halkını katleden silahlar olduğunu belirterek, “Bugün Mersin Limanı’na yanaşması beklenen Nexoe Maersk isimli gemi, emperyalist ABD’nin savaş stratejisinin ve Siyonist İsrail’in katliam politikalarının bir parçası olarak ülkemiz limanlarını kullanacağı haberini öğrendik. Bu geminin taşıdığı F-35 parçaları, Filistin halkına karşı yürütülen saldırıların bir parçası olduğunu biliyoruz. Geminin Haifa Limanı’ndan Mersin’e boş dönmesi, bu silahların teslim edildiğini ve Türkiye’nin bu taşımacılıkta lojistik bir ara durak haline getirildiğini gösteriyor” dedi.
“Türkiye limanları, halkların katledildiği savaşların sevkiyat noktası olamaz, olmamalı! Mersin Limanı savaşın değil, barışın limanı olmalıdır” diyen Göçmen, tüm kamuoyunu bu sevkiyatın durdurulması için ses çıkarmaya çağırdı.
“İSRAİL’LE TÜM ANLAŞMALARA SON VERİLSİN”
DEM Parti Mersin Milletvekili Perihan Koca, “Bu soykırım gemisi sadece 7 Ekim 2023’ten ekim 2024’e kadar 2 bin 500 kez soykırıma mühimmat taşımış durumda. Soykırım gemisinin taşıdığı silah, taşıdığı ölüm ortada. Saray rejimine sesleniyoruz; bize hamasi nutuklar çekmekten vazgeçin. Eğer bu söylemde samimiyseniz İsrail ile bütün anlaşmalara son verin. İş birliğinizi gizli anlaşmalarla bizlere yediremeyeceksiniz” sözlerini kullandı.
EMEP İl Başkanı Sedat Başkavak, 2024’ün Kasım ayında Mersin Limanı’ndan İsrail’e savaş mühimmatları gönderildiğini hatırlatarak, “Aynı dönemde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan İsrail’e terör devleti diyordu. Terör devleti dediği bir ülkeye silah taşıyan gönderen bir siyasi iktidarın Filistin halkının yanında olması mümkün müdür? AKP iktidarı ve onun gibiler emperyalizme secde ediyor” diye konuştu.
TİP İl Başkanı Ahmet Paket, silah parçaları taşıyan gemiye ambargo uygulanması gerektiğini ifade etti.
Son olarak Devrimci Parti İl Yöneticisi İsmet Akdağ, “AKP ilk iktidara geldiğinde Irak’a savaş mühimmatlarının limandan gönderilmesine Meclis’te onay çıkmamıştı. Bu liman özelleştirildikten sonra silahların, savaş mühimmatlarının bu limanlardan çok rahat bir şekilde taşındığını görüyoruz” diye konuştu.
PİRHA- Mersin Çevre Platformu; Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü önünde toplanarak liman inşaatı sırasında denize dökülen asbestle ilgili, “MIP şirketi para ödememek için asbest karışımlı malzemeyi denize dökerek, Akdeniz’de çok büyük bir ekolojik felaket meydana getiriyor” dedi.
Mersin’de devam eden liman genişletme projesine itirazlarını sürdüren Mersin Çevre Platformu, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü önünde toplanarak basın açıklaması yaptı. Verdikleri dilekçelerle Mersin Valiliği’ne itirazda bulunduklarını ifade eden platform, hukuki yollara başvuracaklarını belirtti. “MIP para ödememek için asbest karışımlı malzemeyi denize dökerek, Akdeniz’de çok büyük bir ekolojik felaketi meydana getirmiştir.
“ASBEST ORANI YÜKSEK VE RİSKLİ”
Mersin Çevre Platformu adına açıklama yapan Sabahat Aslan, hazırlanan bilimsel raporlara değinerek, “TÜBİTAK, alınan Karot numunelerinin 20 adedinde asbest oranının sınır değerinin yüzde 0.1 olması gerekirken asbest oran değerinin yüzde 1’den fazla olmasından kaynaklı asbest içerikli numunelerin inorganik açısından riskli ve kanserojen olduğunu ve karotların Atık Yönetimi Yönetmeliği’ne göre tehlikeli atık olduğunu, dip taramadan çıkacak malzemenin düzenli depolama alanında düzenli depolanarak bertarafının yapılması gerektiğini analiz raporlarına yazmıştır” dedi.
YETKİLİLERE ÇAĞRI
Yetkililere seslenerek projenin durdurulmasını isteyen Aslan, “MIP para ödememek için asbest karışımlı malzemeyi denize dökerek, Akdeniz’de çok büyük bir ekolojik felaketi meydana getirmiştir. Asbest yüksek derecede ısıya, aşınma ve paslanmaya karşı dayanıklı, erime noktası 1200°C’nin üzerinde, asitlere ve bazlara karşı dirençli, kimyasal tepkimelere girmeyen inert bir maddedir. Asbestin tüm formları Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı (IARC), Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) tarafından ‘kesin kanserojen’ olarak tanımlanmıştır. Asbestin dünyada ve ülkemizde üretimi ve kullanımı yasaktır” ifadelerini kullandı.
“Denize dökülen asbestin yapısı gereği su ve benzeri maddelerle kimyasal tepkimeye girmez ve kanserojen yapısı bozulmaz. Ayrıca denize dökülen dip taramadan çıkan asbestli malzeme zaman içerisinde çeşitli aşınma ve çeşitli faaliyetler sonucu asbestli malzemenin havaya karışımı gerçekleşecektir. MIP tarafından denize dökülen asbest karışımlı malzeme denizin kirliliğine ve asbestin sahil bölgelerine yayılması sonucu başta deniz canlıları olmak üzere ekolojik sisteme insan ve çevre sağlığına çok zarar verecektir. Yaşam hakkımızı korumak için çevre felaketine neden olan bütün kurumlar hakkında hukuki ve demokratik haklarımızı kullanacağız.”
PİRHA- Mersin Çevre Platformu, Atatürk parkında yapımı devam eden liman genişleme çalışmasında denize dökülen 6 milyon asbestli atığın zararlarını anlatmak için panel düzenledi. Panelde, asbestin bertaraf edilmesinin maliyetli olduğu için MIP şirketinin zehirli atıkları denize döktüğü vurgulanarak, bunun küresel bir facia yaratacağı dile getirildi.
Mersin Uluslararası Limanı- Mersin International Port (MIP) şirketinin limanı genişletme çalışmalarında 6 milyon ton asbestli hafriyatın denize dökülmesi bir süredir çevrecilerin ve Mersinlilerin gündeminde. Bu konuya ilişkin Mersin Çevre Platformu Mimarlar Odasında ‘Denize dökülen 6 milyon ton asbestin çevre ve sağlık etkileri’ adlı panel düzenledi.
TEMA Vakfı İl Temsilcisi Perihan Saydan Pazarbaşı’nın moderatör olduğu panelde Mersin Çevre ve Doğa Derneği Başkanı Sabahat Aslan, Asbest Söküm Uzmanları Derneği Başkanı Mehmet Şeyhmus Ensari ve Mersin Tabip Odası’ndan Doktor Fatma Özdemir konuşmacı olarak yer aldı.
Panele kurum temsilcileri, çevreciler ve yurttaşlar katıldı.
“ÇOK BÜYÜK BİLİMSEL BİR SUÇ İŞLENDİ”
Sabahat Aslan, Atatürk Limanı genişleme projesine karşı son 4 yıldır mücadele ettiklerini, açtıkları davaları kazandıklarını fakat mevcut siyasetçilerin güçlerini kırdıklarını aktardı. Genişleme projesinde deniz dibine yerleştirilen dolgu malzemelerinde asbestin olduğunun TÜBİTAK raporunda da yer aldığına dikkat çeken Aslan, “TÜBİTAK aldığı numunelerden sonra burada asbest olduğunu kabul ederek bu raporu açıkladı fakat Çevre ve Şehircilik Bakanlığı buna inanmayıp ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü’ne başka bir rapor hazırlattı ve bu kurum ne yazık ki bilimi yok sayarak, çok az miktarda olduğunu belirterek bunun denize dökülebileceği yönünde görüş bildirdi. Bu çok büyük bir bilimsel suçtur” diye konuştu.
Türkiye’de biri Kocaeli’nde diğeri de Akara’da olan Asbest Bertaraf Tesisi’ne hafriyatların gönderilip yok edilmesinin toplam maliyetinin 18 katrilyon olduğunu, bu nedenle de denize döküldüğüne işaret eden Aslan, “Her gün karını katlayan MIP şirketi bu parayı ödememek için asbesti denizimize döküyor. Sağlığımız tehlikeye atılırken doğamız ve ekosistemimiz de yok ediliyor” dedi.
“ASBEST KÜRESEL BİR FACİA”
Ardından konuşan Mehmet Şeyhmus Ensari, asbestin beyaz toprak olarak da bilinen, ısıya, aşınmaya, kimyasal maddelere oldukça dayanıklı, yapısal özellikleri açısından esnek, lifli yapıda bir mineral olduğu bilgisini aktardı. Türkiye’de asbest üretiminin ve kullanılmasının 31.12.2010 tarihinde yürürlüğe giren yönetmelikle yasaklandığı bilgisini veren Ensari, bu yönetmeliğe uyulmadığının da altını çizdi. Ensari, “Asbestli bir malzemeyi tekrar dolgu malzemesinde kullanamazsınız. Tehlikeli bir atıktır bu. Ankara’ya tesise götürülüp bertaraf edilmesi gerekiyor ama geçmişte de sahte asbest raporlarıyla belediyenin hafriyat alanlarına bu tehlikeli atık döküldü. MIP şirketinin de yaptığı tam olarak bu. Denize döktükleri asbest mayolara, oradan evlere bulaşacak. Denizdeki balıklar asbestli olacak. Her yönden yaşamı ve doğayı çok ciddi bir biçimde etkileyen küresel bir facia” sözlerini kullandı.
“SAĞLIK BAKANLIĞI ÖRTBAS ETME EĞİLİMİNDE”
Son olarak asbestin insan sağlığı üzerine etkilerine ilişkin bilgi veren Doktor Fatma Özdemir, asbeste bağlı hastalıkların akciğer zarında sıvı birikmesi, akciğeri saran zarın kalınlaşması ve kireçlenmesi, akciğer dokusu içerisinde asbest liflerinin birikmesi, akciğerleri ve karın boşluğunu saran zarın kanseri ve akciğer kanseri olduğunu belirtti. Prof. Dr. Onur Hamzaoğlu’nun anne sütü ve bebek dışkısında ağır metallere rastladığı çalışması sebebiyle yargılandığını hatırlatan Özdemir, “Bu tür çalışmalardan bahsediyor olmak bile başlı başına sorun. Asbestin zararlarını anlatmak, önlemek, bununla mücadele etmek zor bu anlamda. Sağlık Bakanlığı bunu örtbas etme eğiliminde” dedi.
PİRHA- Mersin Çevre Platformu, Atatürk Parkı’ndaki liman genişletme projesine karşı MIP şirketi hakkında suç duyurusunda bulundu. Platform avukatı Semra Kabasakal, MIP şirketinin rant uğruna kent ve insanlık suçu işlediğine dikkat çekti.
Mersin liman sahasının Mersin International Port (MIP) şirketi tarafından, kentin en önemli yeşil alanlarından biri olan Atatürk Parkı’na doğru genişletme projesine karşı Mersin Çevre Platformu suç duyurusunda bulundu. Adliye önünde basın açıklaması yapan platform üyeleri “Atatürk parkında liman istemiyoruz” taleplerini yineledi.
“MIP ŞİRKETİ, KENT VE İNSANLIK SUÇU İŞLİYOR”
Platform adına basın açıklamasını okuyan Avukat Semra Kabasakal, söz konusu proje kapsamında denize yapılacak dolgu alanının kent yaşamını olumsuz etkileyeceğini söyledi.
Dip taramasından çıkacak asbest ve ağır metal içeren malzemelerin denizde çok ciddi kirlilik yaratacağına dikkat çeken Kabasakal, “Bu kirliliğin insan sağlığına, deniz canlılarına, deniz ekosistemine zarar verecek. MIP rant uğruna çevre kanununu ve yönetmelikleri çiğneyerek, halk sağlığını hiçe sayıyor. MIP, kent ve insanlık suçu işlediği ve çevreyi kasten kirlettiği için suç duyurusunda bulunuyoruz” dedi.
Kabasakal, dolgu işleminin durdurularak projenin iptal edilmesi için gerekli işlemleri yapmaları yönünde Mersin Valiliği’ne ve Mersin Büyükşehir Belediyesi’ne çağrıda bulundu.
Basın açıklamasının ardından suç duyurusunda bulunuldu.
PİRHA- İHD Mersin Şubesi Çevre Komisyonu üyesi Figen Kandemir, Uluslararası Mersin Liman İşletmesi’nin (MIP) liman sahasını Atatürk Parkı’na doğru genişletme projesinin insanların ‘yaşanabilir çevre hakkı’nı ihlal ettiğini belirtti.
Mersin International Port (MIP) şirketinin, liman sahasını kentin en önemli noktalarından biri olan Atatürk Parkı’na doğru genişletme projesi tepkiyle karşılanıyor. Yıllardır devam eden hukuki süreçte MIP, davayı kazanmış olsa da; bilim insanları, çevreciler ve kent üzerine çalışmalar yapan kurumlar hem çevresel hem de insan sağlığına olumsuz etkileri sebebiyle bu projenin yapılmaması gerektiği görüşündeler.
İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şubesi Çevre Komisyon üyesi Figen Kandemir, Atatürk Parkı’nı yok edecek bu projeyi doğa ve insan hakkı çerçevesinde PİRHA’ya değerlendirdi.
“YAŞANABİLİR YER STATÜSÜ YOK EDİLECEK”
Sözlerine, Anayasa’nın 56’ncı maddesine atıfta bulunarak başlayan Figen Kandemir, “Her insanın yaşanabilir bir çevreye sahip olma hakkı vardır. Devletin ve vatandaşların bunu koruma yükümlülüğü bulunmaktadır’ der. Evrensel bildirgede de daha yaşanabilir bir çevre hakkı olduğu söylenir. Atatürk Parkı da Mersin için daha yaşanabilir bir yer statüsündedir. Ancak bu projeyle insanların yaşanabilir çevre hakkı ihlal edilmiş olacak” dedi.
“MERSİN’İ HER ANLAMDA ZARARA UĞRATACAK BİR PROJE”
Kandemir; söz konusu projenin yapımında denizdeki ve parktaki canlıların yaşamlarını yitireceğine, doğanın talan edileceğine ve insan sağlığının bundan olumsuz etkileneceğine vurgu yaparak, her anlamda Mersin’in zarara uğrayacağının altını çizdi. MIP şirketinin liman sahasını kentin doğusuna doğru genişletme önerilerine kulağını tıkadığını söyleyen Kandemir; bunun altındaki en büyük nedenin yüksek maliyetten kaçmak olduğunu, batıya doğru liman genişlemesinin şirkete daha ucuza mal olacağı için doğanın talan edileceğini söyledi.
“KENTİN HAFIZASI İÇİN MÜCADELE ETMEYE DEVAM EDECEĞİZ”
Atatürk Parkı’nın kentin hafızası olduğunu bu nedenle toplumsal mücadelenin sonuna kadar sürmesi gerektiğini ifade eden Kandemir, şu sözleri dile getirdi:
“Sistem ve iktidarlar; kentlerin hafızalarını alarak onları ranta kurban etmektedir. Atatürk Parkı da bu noktada Mersin için çok önemlidir. Hem kentin hafızası olması açısından hem insanların herhangi bir bedel ödemeden sosyalleşmeleri açısından. Rantın ve paranın yanında yer alan kişiler bu projeye karşı sesin çıkmasına yardımcı olmuyorlar ama her şeye rağmen çocuklarımıza bırakmamız gereken güzel bir Mersin için mücadeleyi sürdürmeye devam edeceğiz.”
PİRHA- DEM Parti Mersin Milletvekili Perihan Koca, MIP şirketinin kentin merkezinde bulunan Atatürk Parkına doğru liman genişleme projesini Meclis’e taşıdı. Koca, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na, doğaya ve canlıların yaşamına zarar verecek bu projeye neden göz yumduklarını sordu.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Mersin Milletvekili Perihan Koca, Uluslararası Mersin Liman İşletmesi’nin (MIP) liman sahasını kentin en önemli noktalarından biri olan Atatürk Parkı’na doğru genişletme projesi ile ilgili Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na soru önergesi verdi.
Perihan Koca, önergenin açıklamasında; “Liman genişletilmesi ile ilgili hazırlanan raporda Atatürk Parkı’na ve şehre yansıyacak olumsuz etkiler görmezden gelinmiştir. Üstelik bu rapora imza atan kişiler ve kurumlar yerinde inceleme yapmamış ve toplam 6 günlük süreç içerisinde raporu firmaya teslim etmiştir. Bu rapora da itiraz edilmesinin ardından mahkeme yeni bir bilirkişi heyeti atayarak bir rapor hazırlatmış, akabinde limanın genişlemesi lehine karar vermiştir. Karar önce bölge idare mahkemesi ardında da Danıştay tarafından adeta bir oldu bittiye getirilerek onaylanmıştır” ifadelerine yer verdi.
Perihan Koca, Bakan Mehmet Özhaseki’ye yanıtlaması istemiyle şu soruları yöneltti:
“1. Söz konusu projenin Mersin kentinin en önemli kamusal yeşil alanı olan Atatürk Parkı’nda gürültü ve görüntü kirliliği yaratacağı biliniyorken bu projeye niçin onay verilmiştir?
Söz konusu projenin Mersin Körfezi’nin zengin biyoçeşitliliğini ciddi anlamda tehdit ediyor, doğal habitatları yok edeceği biliniyorken, bu projenin hayata geçirilmesine niçin onay verilmiştir?
Bu projenin Atatürk Parkı’ndaki yeşil alanları tehdit ettiği ve iklim değişikliğinin etkilerinin sert bir şekilde hissedildiği bugünlerde iklim krizinin etkilerini azaltmak amacıyla mevcut yeşil alanların korunması gerekirken bu projenin hayata geçirilmesine niçin onay verilmiştir?
Son derece hassas canlılar olan ve nesilleri tehdit altında olan caretta carettaların yaşam alanları olarak bilinen bölgede söz konusu şirketin genişletme çalışmaları niçin denetlenmemiş, dip taramaları yoluyla deniz dibi ekosistemini tahrip etmesine ve caretta carettaların yaşam alanlarının yok edilmesine niçin göz yumulmuştur?
Liman genişlemesi için yapılacak 176 bin metrekarelik sahanın dolgu malzemesi Mersin’e ait mahallelerde planlanan taş ocaklarından taşınıp getirileceği ve Atatürk Parkı önündeki denize döküleceği ifade edilmektedir. Söz konusu bu yıyı dolgusu için 4 milyon 284 bin ton taş ihtiyacının, mahallelerdeki taş ocaklarından Atatürk Park’ına 350 bin kamyonla taşınacağı, taş ocaklarının çalıştırılmasının yaratacağı çevre tahribatının yanı sıra bu kamyonların yaratacağı trafik yükü ve hava kirliliğine niçin göz yumulmuştur?
Projenin yapılabilmesi için denizin dibinden çıkarılacak asbestin yaratacağı halk sağlığı sorunu ve kirlilik konusundaki endişeler niçin görmezden gelinmiştir?”
PİRHA- Mersin Uluslararası Liman İşletmeciliği A.Ş., Atatürk Parkı’nda liman genişletme projesine ilişkin açılan bütün davaları kazandı. MERÇED Başkanı Sabahat Aslan, Atatürk Parkının kentin akciğerleri olduğunu ve rant uğruna yok edileceğini vurgulayarak, “Çarşı merkezin tek hava koridoru Atatürk Parkıdır. Bu nedenle yeşil alan olarak kalması insan sağlığı açısından bir zorunluluktur” dedi.
Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları (TCDD) tarafından işletilen Mersin Limanı, 2007 yılında özelleştirilerek 36 yıl süreyle Mersin International Port (MIP) şirketine verildi. Normal şartlarda 2043’te bitecek olan özelleştirme süresini 49 yıla kadar uzatacak teklif, geçen sene Meclis Genel Kurulu’ndan geçmişti. Buna göre Mersin Limanı 2056 yılına kadar yabancıların işletmesinde olacak.
Mersin Limanı’nın işletmesini elinde bulunduran MIP, kentin en önemli noktalarından biri olan Atatürk Parkı’na doğru liman sahası genişletme projesini geçtiğimiz yıllarda gündeme getirdi. Bu projeye karşı Mersin Büyükşehir Belediyesi, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na dava açtı ve bu davaya Mersin Barosu, Mimarlar Odası ile çok sayıda çevre dernekleri müdahil oldu. Ancak Mersin Uluslararası Liman İşletmeciliği bütün davaları kazanarak, projeye başlayacaklarını geçtiğimiz günlerde düzenledikleri bir etkinlikle duyurdu.
Bu konuda yıllardır mücadele veren Mersin Çevre ve Doğa Derneği (MERÇED) Başkanı Sabahat Aslan, yapılmak istenen projenin ekolojik boyutlarını PİRHA’ya değerlendirdi.
“MIP PARAYLA BİLİM DIŞI BİR RAPOR HAZIRLATTI”
“Atatürk Parkı halkındır, halkın kalacak” sloganıyla başlayan mücadelede MERÇED Başkanı Sabahat Aslan, yıllardır süreci takip eden bir isim. Liman genişletme projesine ilişkin hukuki süreci anlatan Aslan, “Projeye ilişkin dava açtık ve Mahkeme bizim lehimizde karar verdi. Yürütmeyi durdurarak davanın kazanılmasının yolu açılmıştı daha sonra MIP kazanıma itiraz ederek para karşılığında İstanbul Teknik Üniversitesi’ne bilimsel olmayan bir rapor hazırlattı. Bu raporu mahkemeye sunarak davayı kaybetmemize sebep oldu. Danıştay’a gitti dava, ardından Anayasa Mahkemesi’ne taşındı ve yine kaybettik davaları” sözlerini kullandı.
Aslan, MIP’in liman genişletme projesinin yanında bir de parkın bir kısmına kruvaziyer liman yapmak istediğini belirterek, “Burada da yurt dışından gelecek turistler için çeşitli eğlence merkezleri, oteller, kafeler yapılacak. Dolayısıyla bu ikinci projeyle de Atatürk Parkı tamamen ortadan kalkmış olacak” dedi.
“ATATÜRK PARKI KENTİN HAFIZASI VE AKCİĞERLERİ”
Yapılacak olan projenin denize, havaya ve canlıların hayatında büyük bir zarar vereceğinin altını çizen Sabahat Aslan, ekolojik açıdan şu değerlendirmeyi yaptı:
“Bu projeyle birlikte zaten kirliği üst sınırda olan denize daha fazla kirlilik yükü binecek. Denizin ekosistemi bölgesel olarak tamamen bozulacak. Denizin derinlik çalışmaları yapılırken oradan çıkan asbetsi nasıl imha edilecek? Normal koşullarda asbestin imhası mümkün değil. Çok ciddi bir zehirlenme ile karşı karşıyayız. MIP 172 bin metrekarelik bir alanın dolgusunu yapacak. Bu dolgu malzemesini de çevre mahallelerindeki taş ocaklarından sağlayacak. Bu da demek oluyor ki 4 sene içerisinde 4 milyon 285 bin ton dolgu malzemesi kullanılacak. Öte yandan trafik yükü çok artacak. Dolayısıyla havamız daha da kirlenecek. Çarşı merkezin tek hava koridoru Atatürk Parkıdır. Bu hava koridorunu kapattığınız takdirde çarşı nefes alamayacak. Buranın yeşil alan olarak kalması insan sağlığı açısından bir zorunluluktur.”
MÜCADELE ÇAĞRISI
Atatürk Parkının Mersinliler için önemine de vurgu yapan Aslan, “Kentin hafızası ve akciğerleri olan bu park, Mersin halkı için nefes alacak önemli bir alan. Mersin’de yaşayan hemen herkesin burada bir anısı vardır muhakkak. Dolayısıyla bu projeyle birlikte sadece yaşam alanımız değil, insanların anıları da yok edilecek. Tüm bu nedenlerle MIP süreci sonlandırana kadar mücadelemize devam edeceğiz” diye konuştu.
PİRHA- Mersin Uluslararası Liman İşletmeciliği A.Ş., Atatürk Parkı’nda liman genişletme projesine ilişkin açılan bütün davaları kazandı. ÇEKSAM Başkanı Av. Semra Kabasakal, Mersin Limanı’nı genişletme projesiyle en önemli yeşil alanlarından olan ve kentin hafızası niteliği taşıyan Atatürk Parkı’nın rant uğruna tamamen ortadan kaldırılacağını söyledi. 4 yıl boyunca her gün 3 bin 570 ton taş taşınıp liman sahasına getirilerek rıhtım yapılması için denize döküleceğini kaydeden Kabasakal, “Çevresel anlamda bu korkunç bir olay. Mersin’e can veren denizin ölmesi demek bu” dedi.
Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları (TCDD) tarafından işletilen Mersin Limanı, 2007 yılında özelleştirilerek 36 yıl süreyle Mersin International Port (MIP) şirketine verildi. Normal şartlarda 2043’te bitecek olan özelleştirme süresini 49 yıla kadar uzatacak teklif, geçen sene Meclis Genel Kurulu’ndan geçmişti. Buna göre Mersin Limanı 2056 yılına kadar yabancıların işletmesinde olacak.
Mersin Limanı’nın işletmesini elinde bulunduran MIP, kentin en önemli noktalarından biri olan Atatürk Parkı’na doğru liman sahası genişletme projesini geçtiğimiz yıllarda gündeme getirdi. Bu projeye karşı Mersin Büyükşehir Belediyesi, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na dava açtı ve bu davaya Mersin Barosu, Mimarlar Odası ile çok sayıda çevre dernekleri müdahil oldu. Ancak Mersin Uluslararası Liman İşletmeciliği bütün davaları kazanarak, projeye başlayacaklarını geçtiğimiz günlerde düzenledikleri bir etkinlikle duyurdu.
Yıllardır hukuk mücadelesi veren çevrecilerden karara tepki geldi. Tarsus Çevre Koruma Kültür ve Sanat Merkezi Derneği (ÇEKSAM) Başkanı Avukat Semra Kabasakal, konuyu PİRHA’ya değerlendirdi.
ÖZEL ŞİRKETİN RAPORU SÜRECİ TERSİNE DÖNDÜRDÜ
Av. Semra Kabasakal, karara ilişkin açtıkları davada projenin uygun olmadığı yönündeki bilirkişi raporunun olumlu bir süreç başlattığını ancak özel şirketin hazırladığı ikinci raporla birlikte sürecin tersine döndüğünü belirtti.
Kabasakal, “Bizim açımızdan olumlu olan rapordan sonra çok acele İstanbul Teknik Üniversitesi’nden, özel bir firmadan yapılan bir raporla yeniden keşif yapılması istendi. Çok enteresandır ki bu özel şirketin yaptığı keşif ve davalının yaptırmış olduğu raporla olumlu ilerleyen dava süreci tersine dönmeye başladı. Yürütmeyi durdurma kararının ardından davalar reddedildi. İstinafa ve ardından Danıştay’a gidildi ama hep reddedildi. İşin ilginç tarafı normalde Danıştay’a gönderilen davaların sonuçlanması 6-7 yıl sürerken bu dava çok kısa bir süre içinde sonuçlandı. Mimarlar Odası Anayasa Mahkemesi’ne taşıdı ama pek bir sonuç elde edeceğimizi düşünmüyorum” dedi.
Kabasakal, Mersin Büyükşehir Belediyesi’nin ilk başlarda karşı dava açmasına rağmen, MIP’in geçtiğimiz günlerde belediyenin erkek basketbol takımına sponsor olduğunun da altını çizdi.
“KORKUNÇ BİR ÇEVRE OLAYI BİZLERİ BEKLİYOR”
Liman genişletilme çalışmalarında 4 yıl boyunca her gün 3 bin 570 ton taş taşınıp liman sahasına getirilerek rıhtım yapılması için denize döküleceğini kaydeden Kabasakal, “Çevresel anlamda bu korkunç bir olay. Mersin’e can veren denizin ölmesi demek bu. Mersin halkının bu durumdan haberi yok. Ne yazık ki insanlar çevre ve doğa konusunda duyarlı değiller. Fakat yaşanılır bir çevre olmadığında insan yaşamının da bir anlamı kalmıyor” diye konuştu.
FARKINDALIK İÇİN NÖBET ÇADIRI
Semra Kabasakal, farkındalık için parkta nöbet çadırı kuracaklarını, MIP şirketini oluşturan Singapur şirketine ve Avustralya Emekli Fonu’na mektup göndereceklerini söyleyerek mücadele etmekten vazgeçmeyeceklerini vurguladı.
PİRHA- Mersin’de Atatürk Parkı’nda liman genişleme projesinin hukuki süreci Anayasa Mahkemesi’nde devam ederken, MIP’nin gece saatlerinde liman genişleme çalışmalarına başladığını söyleyen çevreciler, duruma tepki gösterdi. Mersin Çevre ve Doğa Derneği Başkanı Sabahat Aslan, MIP’nin hukuku çiğnediğini belirterek, “Denizde yapmış olduğu dip taramaları denizin ekosistemini bozmaktadır” dedi.
Uluslararası Mersin Liman İşletmesi’nin (MIP) liman sahasını kentin en önemli noktalarından biri olan Atatürk Parkına doğru genişletme projesine tepkilere neden olmuştu. Çevrecilerin ve kent halkının ilk günden bu yana karşı çıktığı projenin yapılmamasına ilişkin hukuki süreç devam ederken, MIP sessiz sedasız liman genişletme çalışmalarına başladı.
Mersin Çevre Platformu konuya ilişkin MIP önünde basın açıklaması yaptı. Eyleme platform bileşenleri ve kentteki demokrasi güçleri katıldı. “Atatürk Parkında liman istemiyoruz”, “Ranta geçit vermeyeceğiz” yazılı pankartların açıldığı eylemde “Atatürk parkı bizimdir, bizim kalacak”, “Emperyalist sermaye parkımızı terk et” sloganları atıldı.
“ATATÜRK PARKINI BİTİRECEK BİR PROJE”
Basın açıklamasını okuyan Mersin Çevre ve Doğa Derneği (MERÇED) Başkanı Sabahat Aslan, MIP’nin hukuku çiğnediğini belirterek, “Hukuk tanımaz MIP tarafından gece saatlerinde liman genişleme çalışmalarını başlatmış olup, bu çalışmalar sırasında binlerce balığın ve carettaların ölümüne neden olmuştur. Denizde yapmış olduğu dip taramaları denizin ekosistemini bozmaktadır” dedi.
Aslan, liman genişletme projesi ile MIP A.Ş’nin parkı işgal edeceğini ve Atatürk Parkı’nın tamamen ortadan kaldırılacağını kaydetti.
“BU PROJE HEPİMİZİ ZEHİRLEYECEK”
Projenin yapılabilmesi için denizin dibinden çıkarılacak olan asbestin herkesi zehirleyeceğini söyleyen Sabahat Aslan, şu ifadeleri kullandı:
“Mersin liman genişlemesi için yapılacak 176 bin m2’lik sahanın dolgu malzemesi Mersin’e ait mahallelerde planlanan taş ocaklarından taşınıp getirilecek ve Atatürk Parkı önündeki denize dökülecektir. Kıyı dolgusu için 4 milyon 284 bin ton taş ihtiyacı, mahallelerdeki taş ocaklarından Atatürk parkına 350 bin kamyonla taşınırken trafik yükü ve hava kirliliği yaratacaktır. Kentimize ve sağlığımıza çok ciddi zararlar verecek olan ve yapımı bilimsellikten uzak hukuksuz ve antidemokratik bir proje olan Atatürk Parkı’nda liman genişleme projesi MIP şirketine rant kazandıracaktır.”
Çevreciler, rant ve ekolojik yıkıma karşı mücadeleyi sürdürme vurgusu yaptı.