PİRHA- Muş’un Varto ilçesinde ‘Doğamıza, suyumuza, toprağımıza sahip çıkıyoruz’ şiarıyla miting düzenlendi. Yoğun katılımın olduğu mitingde yapılan konuşmalarda, JES’e izin verilmeyeceği belirtilerek, mücadele vurgusu yapıldı.
Yürüyüşle başlayan eylemde sık sık, “Varto JES istemiyor”, “Susma, sustukça sıra sana gelecek”, “Suyuma, toprağıma, havama dokunma” sloganları atılıyor.
Varto’da yapılmak istenen Jeotermal Enerji Santrali (JES) projesine karşı İzmir’den, Kocaeli’ne, Mersin’den Ankara’ya bir çok kentte ve Varto köylerinden yüzlerce yurttaş Varto’da bir araya geldi.
Varto Ekoloji Platformu Sözcüsü Çayan Dursun, Varto’nun bu projeyi durduracağına inandığını belirterek, “Varto halkı bu iradededen vazgeçmesin. Mücadelemizi sürdüreceğiz, bu projeyi engelleyeceğiz” dedi.
Mitingde konuşan yurttaşlarda JES istemediklerini ifade etti.
İkizköy’deki tarım arazilerinin kamulaştırılmasına itiraz ettiği için tutuklanan Esra Işık’ın mesajı okundu.
Varto Dernekler Federasyonu (VADEF) Genel Başkanı Özgür Yetiş Aslan da, yaptığı konuşmada, halkın yaşamına, toprağına, suyuna sahip çıkmak için mücadele ettiklerini ifade etti.
Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar, Varto’nun toprağının, suyunun kirletilmesine, inancının yok edilmesine izin vermeyeceklerini vurguladı.
CHP İstanbul Milletvekili Doğan Demir, projeye izin vermeyeceklerini söyledi.
EMEP Antep Milletvekili Sevda Karaca ise, Varto’nun bugün, Dersim, Cudi, Akbelen olduğunu ifade ederek, “Varto sermayeye karşı direnen halkın adıdır. Varto direnecek ve kazanacak” dedi.
DEM Parti Ağrı Milletvekili Sırrı Sakık, “Dilimiz, kültürümüz, inancımız için direndiysek bugün de doğamız için direniyoruz. Tek bir çivi çaktırmayacağız” diye konuştu.
DEM Parti Muş Milletvekili Sümeyya Boz, DEM Parti İstanbul Milletvekili Kezban Konukçu, DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Varto halkının mücadelesini selamlayarak, “Doğanın korumak, yaşamı, kadını korumaktır. Yolumuz açık olsun. Direnerek kazanacağız” diye belirttiler.
TJA aktivisti Sebahat Tuncel, Varto’nun direnişin kenti olduğunu vurgulayarak, “Şimdi yaşam alanımızı elimizden almak istiyoruz. Havamıza, suyumuza, toprağımıza sahip çıkacağız. Kapitalizme, bizi köleleştiren sisteme karşı yeni bir yaşamı inşa edeceğiz. Demokratik kominal yaşamı birlikte kuracağız” dedi.
SMF adına Hıdır Yıldız, yaptığı konuşmada, Dersim’den Varto’ya Varto’dan Karakaya köyüne kadar bir çok alanda doğa talanı yaşandığını dile getirerek, JES’e karşı mücadele edeceklerini söyledi.
Varto Belediye Eş Başkanı Gülbahar Kaya, JES istemediklerinin altını çizerek, “Toprağımız, suyumuz zehirleniyor. Bizler topraklarımızı JES’e teslim etmeyeceğiz” şeklinde ifade etti.
DAD Eş Genel Başkanı Mercan Gül ve Zeynel Kete, Alevi inancında toprağın mülk olmadığına dikkat çekerek, toprağın, kutsalların kirletilmesine izin vermeyeceklerini belirtti.
ABF Genel Başkanı Mustafa Aslan ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Cuma Erçe de, örgütlü mücadelenin önemine vurgu yaparak, yaşam alanlarını savunanlara selam söyledi.
PİRHA – Varto-Der İskenderun Şube Başkanı Alişan Turan, 24 Nisan’da Varto’da gerçekleştirilecek ekoloji mitingi öncesi açıklamalarda bulundu. JES projelerinin doğa üzerindeki yıkıcı etkilerine dikkat çeken Turan, tüm duyarlı kesimleri “katliama hayır” demeye davet etti.
Vartolular Kültür ve Dayanışma Derneği (Varto-Der) İskenderun Şube Başkanı Alişan Turan, Varto’da planlanan JES projesine dair konuştu.
Alişan Turan, JES projesinin bölgeyi insansızlaştıracağını belirterek, “İkinci bir 66 depremi yaşatılmasın. Doğamızı, suyumuzu katledenlerin ellerini çekmesini istiyoruz” dedi.
“BU BİR DOĞA KATLİAMIDIR”
Varto’nun temel geçim kaynağının tarım ve hayvancılık olduğunu hatırlatan Turan, doğanın tahrip edilmesinin zorunlu göçü tetikleyeceğini vurguladı. Türkiye’nin farklı bölgelerindeki ekolojik yıkımları örnek gösteren Turan, şunları kaydetti:
“Bugün Çanakkale’ye, Bergama’ya, Aydın’a bakalım. Her tarafı talan ettiler. Bitki, ağaç, yeşillik, kuş, su kalmadı. Bu resmen bir katliamdır. Varto’da 1966’da bir deprem yaşandı, halkımıza ikinci bir 66 depremi yaşatılmasın.”
“ŞİRKETLER ELİNİ DOĞAMIZDAN ÇEKSİN”
JES projesinin arkasındaki yabancı firmalara tepki gösteren Turan, yerel halkın ve tüm insanların ortak mücadele etmesi gerektiğini belirtti:
“Türkiye’yi talan eden bu şirketlerin kirli ellerini doğamızdan, suyumuzdan ve arazimizden çekmesini istiyoruz. Sadece Vartoluları değil; Dersimlisi, Maraşlısı, Akdenizlisi ve Karadenizlisiyle bütün canları 24’ünde Varto’daki mitinge bekliyoruz.”
PİRHA-8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında Dersim’de miting yapılacak. 8 Mart saat 12.30’da Sanat Sokağı’nda bir araya gelecek kadınlar, Seyit Rıza Meydanı’na yürüyecek. Dersimli kadınlar sokak sokak gezerek mitinge katılım çağrısında bulundu.
Dersim Kadın Platformu, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle yapılacak miting için bildiri dağıttı.Halkaların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Dersim Milletvekili Ayten Kordu’nun da katıldığı eylemde, kadınlara mitinge katılmaları yönünde davette bulunuldu.
DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, barış, özgürlük ve haklar için mitinge katılım çağrısında bulundu.
PİRHA- Suriye’de Alevilere dönük süren soykırıma karşı 7 Mart’ta Samandağ’da yapılacak mitinge katılım çağrısında bulunan HBVAKV Antalya Şube Başkanı Nurettin Erdoğan ve AKD Antalya Şube Başkanı Kazım Uçarcan, Suriye’de Aleviler ve diğer halklara yönelik katliamlara son verilmesi ve halkların özgür, kardeşçe bir arada yaşayabilmesi için duyarlı olan herkesi 7 Mart’ta Samandağ’da yapılacak mitinge davet etti.
Suriye’de Alevilere dönük süren soykırımın birinci yılı geride kalıyor. 7 Mart’ta başlayan saldırılarda on binlerce Alevi katledildi, yerinden edildi. Kadınlar kaçırılıp tecavüze uğradı ve satıldı, çocuklar ailelerinden koparıldı. Alevilerin topraklarına ve mallarına el konuldu, işlerinden atılarak açlığa mahkûm edildi.
Saldırıların yıl dönümünde birçok coğrafyadan Aleviler ve dostları, soykırımın durdurulması için çağrılarını sürdürüyor. 7 Mart’ta birçok merkezde alanlara çıkılacak. Bu merkezlerden biri de Samandağ olacak. Hatay Samandağ’da büyük bir miting düzenlenecek. Alevi kurumları, kadınlar, sanatçılar, yazarlar ve aydınlar mitinge katılım çağrısında bulundu.
“7 MART’TA SAMANDAĞ’DA OLACAĞIZ”
Suriye’de Alevilere dönük katliamların son bulmasını arzuladıklarını belirten Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Antalya Şube Başkanı Nurettin Erdoğan, da Alevi kurumlarının ortak bir açıklamayla kamuoyuna mesaj vereceğini söyledi.
Erdoğan, bu eylemde Alevi kurumlarının, federasyonların ve konfederasyonların ortak bir basın metniyle mevcut iktidarlara duyuru yaparak ülke ve dünya kamuoyuna mesaj vereceğini aynı zamanda Suriye’deki Alevi canlara bir ses, bir nefes olacağını ifade etti.
Suriye’de bir yılı geride bırakan Alevi soykırımına dikkat çekmek amacıyla miting düzenleyeceklerini belirten Erdoğan, “Suriye’de insanların huzur içerisinde yaşaması için 7 Mart’ta Hatay Samandağ’da Maçka Demokrasi Parkı’nda bir eylem gerçekleştirilecek” dedi.
“SURİYE’DE İNSANLARIN ÖZGÜR VE KARDEŞÇE BİR ARADA YAŞAMALARINI İSTİYORUZ”
Suriye’de insanların özgür ve kardeşçe bir arada yaşamalarını arzuladıklarını vurgulayan Erdoğan, yapılacak ortak açıklamanın ardından Suriye Büyükelçiliği önüne siyah çelenk bırakılacağını belirtti.
Erdoğan, “Yapılacak eylem ve çelenk bırakma ile Suriye yönetimine mesaj verilecek. Eğer bundan bir sonuç çıkarırlarsa ne ala, çıkarmazlarsa eylemlilik süreci devam edecektir. Suriye’de Alevilere yapılanların arkasını kesinlikle bırakmayacağız” diye konuştu.
“TÜM TOPLUMSAL KESİMLER SURİYE’DEKİ KATLİAMA DUR DEMELİ”
Samandağ’da yapılacak mitingin yalnızca Alevileri değil, Suriye’de katliama uğrayan tüm kesimleri kapsadığını ifade eden Erdoğan, şöyle konuştu:
“Toplumların inancı, etnik yapısı ne olursa olsun herkesin birlik içinde ‘Bu insanlık katliamına dur’ demesi gerekiyor. Aydın, demokrat ve özgür yaşamı kendine bir felsefe olarak gören tüm toplum kesimlerinden beklentimiz budur. Biz herkesi eşit gördüğümüz için herkes de bize eşit şekilde bakmalı ve oradaki canların sesi olmalıdır. Buradan tüm halklara çağrımızdır: 7 Mart’ta Samandağ’da yapılacak mitinge katkı sunulsun. O bölgede yaşayan canlarımızın da eyleme daha güçlü katılım göstermelerini bekliyoruz.”
“DOĞRU ORGANİZASYONLARLA KATILIMI GÜÇLÜ KILMALIYIZ”
Hatay Samandağ’da yapılacak mitingin güçlü geçmesi için tüm kesimlerin bir araya gelmesi gerektiğini belirten Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Antalya Şube Başkanı Kazım Uçarcan da geniş katılım çağrısı yaptı.
Uçarcan, “Örgütlü olduğumuz ve ilişkide bulunduğumuz tüm kesimlere doğru çağrılar yaparak, doğru organizasyonlarla çok daha geniş bir katılım sağlamak gerekiyor” dedi.
Suriye’de yaşananların yalnızca Alevilere yönelik saldırılarla sınırlı olmadığını vurgulayan Uçarcan, “Bizim açımızdan görülen Alevi katliamı olsa da Suriye’de diğer halkların da mağdur olduğu, onların da uğradığı zulümleri kınamak, bunu bilince çıkarmak ve toplumsal birlikteliği doğru temelde örgütlemek daha doğru olacaktır” diye konuştu.
“SAMANDAĞ’DA TÜM HALKLARA YÖNELİK KATLİAMLARI KINAMALIYIZ”
Samandağ’da yapılacak mitingin sadece Alevilere yönelik katliamı değil, diğer halklara yönelik saldırıları da gündeme taşıması gerektiğini belirten Uçarcan, Samandağ’a gidemeyenler için de farklı kentlerde programlar yapılabileceğini söyledi.
Uçarcan, “Bulunduğumuz yerlerde de bu tür organizasyonlar yapmak ve bu meseleyi toplumsal bilince çıkarmak en doğru olandır. Bununla ilgili Antalya’dan da otobüsler kaldırılacak. Biz de buna yönelik çalışmalar yapacağız” dedi.
PİRHA- Suriye’de Alevilere dönük süren soykırıma karşı 7 Mart’ta Samandağ’da yapılacak mitinge katılım çağrısında bulunan Alevi kurum yönetici ve üyeleri, “Suriye’de yapılan zulme karşı gün birlik ve dayanışma günü, gün Suriye halkı için Hızır olma günüdür” dedi.
Suriye’de Alevilere dönük süren soykırımın birinci yılı geride kalıyor. 7 Mart’ta başlayan saldırılarda on binlerce Alevi katledildi, yerinden edildi, kadınlar kaçırılıp tecavüze uğradı, satıldı, çocuklar ailelerinden koparıldı, topraklarına ve mallarına el konuldu, işlerinden atılarak açlığa mahkum edildi.
Saldırıların yıl dönümünde, birçok coğrafyadan Alevi ve dostları soykırımın durması için çağrıda bulunmaya devam ediyor. 7 Mart’ta birçok merkezde alanlara çıkılacak. Bu merkezlerden biri de Samandağ olacak. Alevi kurumları, kadınlar, sanatçılar, yazarlar ve aydınlar mitinge katılım çağrısında bulundu.
Miting öncesinde açıklamalarda bulunan Antalya’daki Alevi kurum temsilci ve üyeleri, dünyada var olan savaşların bitmesini, kadın ve çocuk katliamının son bulmasını istedi.
“ALEVİLERİ ÖLDÜRMEKLE BİTİREMEZLER”
Bütün Alevi kurum ve bileşenlerinin Suriye’de yaşanan katliamlara karşı miting kararı aldığını belirten PSAKD Antalya Şube Başkan Yardımcısı Abdurrahman Karadağ, şunları söyledi:
“Alevilerin mitinge katılım sağlamalarını ve duyarlılık gösterilmesini rica ediyorum. Ne kadar çok katılım sağlarsak o kadar gücümüzü göstermiş oluruz. Biz Alevileri yok edemezler. Suriye’de yaşananları görüyoruz. Alevi katliamına dur demek için, Suriye’deki bu zülmü durdurmak için tüm Alevi canları Samandağ’da buluşmaya çağırıyorum.”
“SURİYE’DE SADECE ALEVİLER DEĞİL İNSANLIK KATLEDİLİYOR”
Şair-yazar Soner Çamlıdağ, Hacer Altıntaş, Zakir Ersin Genç ve Sabahat Bağ ise, Suriye’de insanlığın katledildiğini vurgulayarak, “Dünyada şu anda var olan bütün savaşların bitmesini, özellikle kadın ve çocuk katliamının son bulması için bütün canları 7 Mart’ta Hatay Samandağ’da, Suriye’de katledilen canlarımız için yapılacak mitinge bekliyoruz” dediler.
“7 MART’TA SURİYE HALKININ HIZIR’I OLALIM”
Kureyşan Ocağı evlatlarından, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Yönetim Kurulu üyesi ve Kültür-Sanat Sorumlusu Güven Gürkan Kaya, çağrısını şöyle ifade etti:
“7 Mart günü Hatay Samandağ’da Suriye’de katledilen canlarımız için bir araya geliyoruz. Toplumumuzdan, dostlarımızdan canlarımızdan isteğimizdir, talebimizdir; gelin bu davaya omuz verin. Beraber yürüyelim, beraber baş kaldıralım. Gün birlik olma günüdür. Gün beraber yürüme günüdür. Gün dayanışma günüdür. Cümle canlarımızı 7 Mart günü Hatay Samandağ’a bekliyoruz. Gün Suriye halkı için Hızır olma günüdür.”
PİRHA- Suriye’de Alevilere dönük süren soykırıma karşı 7 Mart’ta Samandağ’da yapılacak mitinge katılım çağrısında bulunan Mersin Cemevi Kadın Komisyonu üyeleri, “Suriye’de yapılan zulme hayır demek, IŞİD’in Alevilere yaptığı katliama dur demek, 8 Mart arifesinde Suriye’de kadınların direnişine ortak olmak, seslerine ses katmak için Samandağ’da buluşalım. Birlik olursak başaracağız” dedi.
Suriye’de Alevilere dönük süren soykırımın birinci yılı geride kalıyor. 7 Mart’ta başlayan saldırılarda onbinlerce Alevinin katledildi, yerinden edildi, kadınlar kaçırılıp tecavüze uğradı, satıldı, çocukların ailelerinden koparıldı, topraklarına ve mallarına el konuldu, işlerinden atılarak açlığa mahkum edildi.
Ssaldırıların yıl dönümünde bir çok coğrafyadan Alevi ve dostları soykırımın durması için çağrıda bulunmaya devam ediyor. 7 Mart’ta bir çok merkezde alanlara çıkılacak. Bu merkezlerden biri de Samandağ olacak. 7 Mart’ta Samandağ’da büyün bir miting yapılacak. Alevi kurumları, kadınlar, sanatçılar, yazarlar ve aydınlar mitinge katılım çağrısında bulundu.
7 Mart’ta Samandağ’da yapılacak mitinge duyarlılık çağrısında bulunan Mersin Cemevi Kadın Komisyonu üyeleri, “Katliama uğrayanlar için sesimizi duyurmak istiyoruz. Suriye’de yapılan zulme hayır demek, IŞİD’in Alevilere yaptığı katliama dur demek, 8 Mart arifesinde Suriye’de kadınların direnişine ortak olmak, seslerine ses katmak için Samandağ’da buluşalım. Birlik olursak başaracağız” dediler.
PİRHA- Suriye’de Alevilere yönelik saldırıların 1. yılında Alevi kurumları 7 Mart Cumartesi günü Samandağ’da miting düzenleyecek. Tertip Komitesi tarafından yapılan açıklamada “Bu miting yalnızca bir çağrı değil, vicdanı olan herkes için bir sorumluluktur” denilerek, mitinge katılma çağrısı yapıldı.
Suriye’de Alevilere yönelik sürdürülen katliamların birinci yılı dolayısıyla Avrupa ve Türkiye’den Alevi kurumları, siyasi partiler ile emek ve demokrasi güçleri 7 Mart’ta Samandağ’da miting düzenleyecek. Tertip Komitesi tarafından yapılan açıklamada, Suriye’de Alevilere ve bölgedeki diğer halklara yönelik saldırıların bir yıldır sürdüğü belirtilerek, uluslararası kamuoyunun sessizliğine tepki gösterildi. Açıklamada, katliamların yalnızca cihatçı HTŞ ve bağlı grupların değil, bölgedeki çıkar hesapları nedeniyle sessiz kalan devletlerin de sorumluluğunda olduğu ifade edildi.
“KARANLIĞA BİRLİKTE İTİRAZ EDELİM”
Açıklamada şu sözlere yer verildi:
“Suriye’de Alevilere ve tüm halklara yönelik sürdürülen soykırımın üzerinden bir yıl geçti. Bir yıldır katliam var, bir yıldır suskunluk var, bir yıldır adalet yok. Uluslararası kuruluşları, Birleşmiş Milletler’i; Suriye sahasında fiilen belirleyici olan tüm güçleri ve uluslararası insan hakları örgütlerini, Alevilere ve tüm halklara yönelik bu soykırımı durdurmak için derhal harekete geçmeye çağırıyoruz. Suriye’deki Alevi soykırımının 1. yıl dönümünde; Avrupa’dan ve Türkiye’den Alevi kurumları, siyasi partiler, emek ve demokrasi güçlerinin desteğiyle Samandağ’da bir araya geliyoruz.
Bu miting, yalnızca bir çağrı değil; vicdanı olan herkes için bir sorumluluktur. Bu toprakların kanaat önderlerini, duyarlı insanlarını, halktan yana olan herkesi soykırıma karşı ses olmaya, yan yana durmaya, bu karanlığa birlikte itiraz etmeye çağırıyoruz.”
Miting, 7 Mart Cumartesi günü saat 13.00’te Samandağ 75. Yıl Parkı’nda gerçekleştirilecek.
PİRHA- Mersin’de sokağa çıkan emekliler, “Artık söz bitti” diyerek, Yurttaş Birlikteliği öncülüğünde 6 Aralık Cumartesi günü Ankara Tandoğan Anadolu Meydanı’nda düzenlenecek “Emeklilerin Bütçe Hakkı Mitingine” katılım çağrısında bulundu.
Türkiye Emekliler Derneği (TÜED) ve 2021 Tüm Emekliler Sendikası Mersin Şubeleri Mersin’de “İnsanca yaşanabilecek maaşı siz vermiyorsanız biz alacağız” diyerek sokağa çıktı.
Emekliler adına basın açıklamasını okuyan 2021 Tüm Emekliler Sendikası Mersin Şube Başkanı Hüseyin Kurt, yıllardır açlık sınırının altında yaşayan milyonlarca emeklinin mutfağındaki yangının sönmesi, tenceresinin kaynaması ve karnının doyması için; “insanca yaşanabilecek maaşı siz vermiyorsanız biz alacağız” demenin zamanı olduğunu vurguladı.
“İNSANCA YAŞAYABİLECEĞİMİZ GÜNLERE MUTLAKA KAVUŞACAĞIZ”
“Artık söz bitti” diyen Kurt, “Şimdi karar verme ve harekete geçme zamanı. Ya köle olacağız, ya insanca yaşayacağız. Biz istemezsek vermeyecekler, haydi hep birlikte ortak ve birleşik mücadeleye. İnanın, ele ele ve omuz omuza birlikte mücadele etmeyi başarabilirsek; emeklilerin sendikal haklarını özgürce kullanabileceği, huzur ve güven içerisinde insanca yaşayabileceği günlere mutlaka kavuşacağız” dedi.
“İŞÇİ, MEMUR VE BAĞ- KUR EMEKLİ AYLIKLARI ARASINDAKİ EŞİTSİZLİK GİDERİLSİN”
Yurttaş Birlikteliği öncülüğünde 6 Aralık Cumartesi günü Ankara Tandoğan Anadolu Meydanı’nda düzenlenecek “Emeklilerin Bütçe Hakkı Mitingine” katılım çağrısında bulunan Hüseyin Kurt, emekliler olarak taleplerini şöyle sıraladı:
“-Emekli ve dul/yetim aylıkları insanca yaşamaya yetecek düzeye çıkarılsın.En düşük aylık en düşük memur aylığıyla eşitlensin.
-Memur emeklilerine yasanın emredici hükmüne rağmen iki yıldır ödenmeyen seyyanen zamlar topluca ödensin.
-Konutsuz emeklilere, gelirlerine uygun ödemeli sosyal konutlar yapılsın, konut sahibi olana kadar kira yardımı sağlansın. Depreme dayanıksız konutlar uygun ödemeli krediyle sağlamlaştırılsın.
-Anayasanın “Sendika Kurma Hakkı” ve “Toplu Sözleşme Hakkı” ile ilgili 51. ve 53. Maddelerine “Emekliler” veya Uluslararası Sözleşmelerde yer alan “Herkes” ibaresi eklenerek emeklilerin sendika kurma ve toplu sözleşme hakkı Anayasal güvenceye kavuşturulsun.
-Emekli Sendikaları Statü Yasası çıkarılsın.
-Tüm emekli aylıkları “asgari değil, insanca yaşam” ilkesine göre hükûmet ve emekli sendikası arasında yapılacak toplu sözleşme yoluyla belirlensin.7. Aylık bağlama oranı (ABO) eskiden olduğu gibi yüzde 70 olsun.
-İşçi, Memur ve Bağ- Kur emekli aylıkları arasındaki eşitsizlik giderilsin.
-Bayram ikramiyesi adı altında yılda iki defa yapılan ikramiye ödemelerine banka emeklileri de dahil edilsin. Tüm emeklilere yılda dört defa birer aylık tutarında ikramiye ödensin.
-SGK ile Bankalar arasında yapılan protokol görüşmelerine emekli sendikasının da katılması yönünde yasal düzenleme yapılsın. Emekli aylığı promosyonları 3 yılda bir değil her yıl ödensin.
-Ulaşılabilir, parasız, nitelikli ve eşit sağlık hizmeti temel insan hakkıdır düşüncesiyle, emekli aylıklarından alınan muayene, tedavi ve ilaç katkı payı kesintileri kaldırılsın.
-Toplu taşıma araçlarında emeklilere ve eşlerine ücretsiz ulaşım hakkı sağlansın.
-Emekli yurttaşlara yaşamlarının sonbaharında hak ettikleri saygı gösterilsin. Yalnız yaşayan, hasta ve bakıma muhtaç olan emekli ve yaşlı yurttaşlar için devlete ait huzurevi sayısı artırılarak, bakım hizmetleri yaygınlaştırılsın.
-Emeklilerin birlikte zaman geçirebileceği, var olan yeteneklerini sergileyebileceği, yeni hobiler edinebileceği atelyeler kurulsun.”
PİRHA- Esenyurt Meydanı’nda bir araya gelen altı parti, “Ekmek, barış, adalet ve özgürlük için birlikte mücadeleye” şiarıyla düzenledikleri mitingde, demokratik çözüm ve toplumsal barış sürecine dikkat çekerek, “Bu fırsat hepimizin” mesajı verdi.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), Emekçi Hareket Partisi (EHP), Emek Partisi (EMEP), Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF), Türkiye İşçi Partisi (TİP) ve Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP) “Ekmek, barış, adalet ve özgürlük için birlikte mücadeleye” şiarıyla İstanbul’un Esenyurt Meydanı’nda düzenlediği miting başladı. Miting alanı, DEM Parti flamaları ile donatıldı. Miting saatinden önce alana gelmeye başlayan yurttaşlar, uzun süre mitingin başlamasını bekledi.
Mitingde katledilen Gazeteci Hakan Tosun unutulmadı, “İsrail’e tam ambargo nehirden denize özgür Filistin”, “Ekmek”, “Barış” , “Hakan Tosun’a ne oldu”, “Hakan Tosun cinayeti politiktir” dövizleri taşındı.
TÖP: TÜRKİYE’NİN DEMOKRATİKLEŞMESİ İÇİN..
Saygı duruşunun ardından mitingde ilk olarak konuşan TÖP Sözcüsü Juliana Gözen, örgütlülüğün önemine vurgu yaptı. Juliana Gözen, “Mahallemizde, iş yerlerimizde her yerde daha fazla örgütleneceğiz. İşçi sınıfının örgütlülüğünü büyütmek için var gücümüzle çalışacağız. Mahallemizde çeteler, mafyalar örgütleniyor. Bizler adres olmadıkça o gençler mafyaların arkasından girecek. Hakan Tosun’u katlettiler. Örgütlenmezsek Rojin’e, Gülistan’a ne oldu diye sormaya devam ederiz. Geleceğimiz için örgütleneceğiz. Barıştan yanayız ama inşa edeceğimiz barış, onurlu bir barıştır. Bu işi ekmeğimize, onurumuza sahip çıkarak nihayete erdireceğiz. Bu ülkenin demokratikleşmesi için hepimizin yapacağı bir şeyler vardır. Bu büyük bir sorumluluktur” diye belirtti.
TİP: MUTLAKA KAZANACAĞIZ
Ardından konuşan TİP Genel Başkanı Erkan Baş, iktidarın siyasetçileri, belediye başkanlarını, gazetecileri tutukladığını vurgulayarak, “Hiç kimse tereddüt etmesin biz barış istiyoruz. Barışı en çok biz istiyoruz. Çünkü savaşlarda hep en yoksul çocuklar bedel ödüyor. Barış hiç kimsenin bize uzatacağı bir hediye değildir. Barış emektir, halkın kurduğu gelecektir. Biz barışı insanlar konuşsun diye istiyoruz. Barış olacak kayyımlar eve dönecek, cezaevindeki tutsaklar, Selahattinler, Figenler yanımıza gelecek. Barışı, demokrasiyi, özgürlüğü istiyoruz. Mutlaka kazanacağız” dedi.
SMF: YAN YANA GELECEĞİZ
SMF Sözcüsü Mahir Gürz, “AKP-MHP iktidarı işçilere, gençlere kadınlara, Alevilere yönelik topyekun bir savaş başlattı. Karşımızda savaştan, ranttan, işgalden beslenen ve iktidarını zorbalık üzerinden yürüten bir iktidar var. Dolayısıyla mevcut iktidarın temsilcisi olduğu kapitalist barbarlığın insanlığa, doğaya, işçiye vereceği bir şey yok. Onlar sadece yoksulluk, sefalet verebilir. Bu bizim kaderimiz değil, kaderimizi değiştirebiliriz. Bunun için yan yana gelip örgütlenmeliyiz” ifadelerini kullandı.
EMEP: ÇÖZÜM İÇİN ADIM ATIN
EMEP Genel Başkanı Seyit Aslan, TELE1 televizyonuna kayyım atanmasına tepki göstererek, sözlerine başladı. Ülke kaynaklarının emperyalist ülkelere “peşkeş” çekildiğini söyleyen Aslan, “Demokrasi, özgürlük, eşitlik isteyenler mi casus, yoksa bu ülkeye peşkeş çekenler mi? Bu ülkede demokratik hak ve özgürlükler saray düzeninin iki dudağı arasında. Belediyelere kayyım atanmaya devam ediyorlar. Kobanê tutsakları halen cezaevinde. Ne istedi Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ? Eşitlik, barış istediler, yaşamı savundular. Ama bu faşist düzen onları tutsak etti. Siyasi tutsak arkadaşlarımızı mutlaka o cezaevlerinden alacağız. Asgari ücret açlık sınırının altında, kamu emekçilerine sefalet zammı verilerek, ücretlerini artırdıklarını söylüyorlar. İktidara sesleniyoruz; bütçe emekçilerin sırtından toplanıyor ama bütçenin büyük bölümü patronlara kaynak olarak gidiyor. Bunu kabul etmiyoruz. 27 Şubat’ta Öcalan’ın çağrısıyla PKK silah bıraktı. Bir yıldır parlamentoda oluşturulan komisyon, kitle örgütlerini dinliyor. Bu dinlemeler iyidir ama bir an önce bu sorunun çözümü için adım atın. Halkı oyalamayın. Türk ve Kürt halkının adalete barışa ihtiyacı var. Ne istiyoruz. Kayyımlar geri alınsın, siyasi tutsakların bırakılmasını, basın üzerindeki baskıların son bulmasını, bölgede savaştan zarar gören halkın zararlarının karşılanmasını ve genel siyasi affın çıkmasını istiyoruz” diye belirtti.
EHP: KOŞULLAR DÜZELTİLMELİ
EHP Genel Başkanı Hakan Öztürk, ülkenin ekonomik anlamda zor durumda olduğunu dile getirerek, ekledi: “Patrona, rantçıya değil, halka yatırım yapmalılar. Kürt meselesinde de büyük sorunlarımız var. Bu devlet aç mısın? diye sormuyor etnik kimliğimiz üzerinde duruyor ve bunun üzerinden ayrımcılık yapıyor. O nedenle Meclis’te kurulan komisyon önemlidir. Ama o komisyon üzerinden tartışmalar yapılıyor ‘kaygı duyuyoruz’ diyorlar. Neyden kaygı duyuyorsunuz. Barış gelecek. Kürt halkı, kendi kimliğini istemeyecek mi, kayyımların geri çekilmesini istemeyecek mi, tutsakların serbest bırakılmasını istemeyecek mi? İsteyecek tabi. Eğer bu koşulları Abdullah Öcalan yürütüyorsa onun koşulları da düzenlenmelidir. Baktılar ki oyları düşüyor, gittiler İmamoğlu’nun diplomasını iptal ettiler. O diplomanın iptal edilmesi demokrasinin iptal edilmesidir.”
AHMET ÖZER’DEN MESAJ
Daha sonra konuşan CHP Genel Başkanı Yardımcısı Gökhan Günaydın, Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in yerine kayyım atandığını hatırlatarak, “Buraya atadıkları adamları çalışıyor. Biz buna yağma yok diyeceğiz” dedi. Günaydın, daha sonra tutuklu Özer’in mesajını okudu.
Özer’in mesajında şu ifadeler yer aldı: “Kardeşlerim karanlıklar korkakların sığınağıdır. Hükmü cesurlar ortaya çıkıp ışığı yakana kadardır. Siz bu meydanda ışığı yaktınız. Ayağa kalkıp yürüyeceğiz. Selam olsun özgürlük için savaşanlar, selam olsun insanlık onurunu yükseltenlere. Bu mücadeleyi daha adil bir dünya ve daha özgür bir gelecek için veriyoruz. Bu çerçevede barış sürecini yürekten destekliyorum. Ayrıca süreci destekleyen CHP Genel Başkanı Özgür Özel, DEM Parti Eşbaşkanları Tuncer Bakırhan ve Tülay Hatimoğullarına selamlarımı iletiyorum.”
BAKIRHAN: BU FIRSAT HEPİMİZ İÇİN
Son olarak mitingde konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, emekçilerin, ezilenlerin, kadınların, Alevilerin ve Kürtlerin geleceği için bir araya geldiklerini vurguladı. “Bugün 4 büyük değer için barış, demokrasi, adalet ve özgürlük için bir aradayız” diyen Bakırhan, şöyle devam etti: “Bugün bunların hayat bulması için partililerle bir araya geldik. Türkiye’nin bütün renkleriyle seçilen Ahmet Özer’in yerine kayyım atandı ve cezaevindedir. Bu vesileyle bütün tutsak yoldaşlarımıza selam yolluyoruz. Esenyurt iradesine sahip çıkıyor. Bugün tarihi bir süreçten geçiyoruz. Sayın Öcalan’ın üzerine aldığı tarihi bir fırsat Türkiye’nin önünde duruyor. Bu fırsat hepimiz için. Sayın Öcalan kan dursun, gençlerimiz hayatını kaybetmesin diye önemli bir adım attı. Sayın Öcalan savaşa giden trilyonlarca paranın emekçilerin haklarının yok olmaması, yok olan gençlerin geleceği için bu süreci başlattı. Bu süreç Kürt, Türk, Alevi, Türkiye’nin bütün renklerinin demokratik bir şekilde eşit olmaları için başladı. Bu süreç sadece Kürtlerin değil, tekstilde, fabrikalarda ailelerini geçindirenlerin sürecidir. Barış her zaman iyidir. Barış ekonominin kalkınması, kayyımsız bir Türkiye, kadının katledilmediği, herkesin kendi dili kimliğiyle yaşadıkları bir Türkiye demek. Dolayısıyla siz Esenyurtluların üstüne büyük bir sorumluluk düşüyor. Esenyurt’un bu sürece sahip çıkacağına inanıyorum.
“BARIŞ 86 MİLYONUNDUR”
Artık Meclis’teki komisyonunda geçiş yasaları, televizyon kanallarına kayyım atayan, düşüncelerini söyledikleri için cezaevine atan bu anlayışı sonlandıracak düzenlemeleri yapması lazım. 21. yüzyılda TELE1 kanalına kayyım atanması ne demek. Türkiye’nin çatışmaya değil, barışa ihtiyacı var. Sınır ötesi operasyona değil, sınır ötesi halklarla barışa ve müzakereye ihtiyacı var. Barış imzalandığında kayıp mı edeceğiz? Barış olduğunda gençlerimiz ölmeyecek. Barış olduğunda çatışmalara gidecek yatırım işçilere gelecek. Barış olduğunda sağlık hizmetlerini daha kapsamlı alacağız. Demokratik bir eğitim sistemi gelecek. Barış olduğunda başta Kürtler olmak üzere herkes diliyle eğitim görecek. Onun için barış 86 milyonundur.
“BİZ KAZANACAĞIZ”
Bu meydan Türkiye’dir. Türkiye’deki emekçilerin, ezilenlerin sesidir. Buradaki talepler 86 milyonundur. Hepimiz bu toprakların evladıyız. Omuz omuza mücadeleyle kazanacağımıza inanıyoruz. Emin olun biz kazanacağız. Uzun olmayan bir vadede Türkiye’de mutlaka kazanacağız. Hakan Tosun arkadaşımız bağımsız, özgür bir gazeteciydi, Esenyurt’ta katledildi. Faillerinin artık bulunması gerekiyor. Rojin Kabaiş’in babası da burada. Onu da selamlıyorum. Rojin’in nasıl yaşamını yitirdiğini bu iktidar bize açıklamalıdır. Sizler var oldukça onurlu bir mücadeleyle daha adil ve demokratik bir cumhuriyet kuracağımıza inanıyorum.”
PİRHA- Yurttaş Birlikteliği kuruluşları yaptıkları açıklamayla “Emeklilerin Bütçe Hakkı Mitingi”ne katılım çağrısında bulundu. Yapılan açıklamada, 17 milyonu bulan emeklinin büyük kısmının yoksulluk sınırının altında yaşam mücadelesi verdiği vurgulanırken, bu durumun insan onuruna aykırı olduğu belirtildi.
Ankara’da Yurttaş Birlikteliği kuruluşları olarak bir araya gelen 33 sendika, dernek ve federasyon, emeklilerin ekonomik ve sosyal haklarının korunması ve güçlendirilmesi amacıyla 29 Kasım’da Tandoğan Meydanı’nda yapılacak “Emeklilerin Bütçe Hakkı Mitingi” için ortak çağrıda bulundu. Basın açıklaması, Mülkiyeliler Birliği’nde gerçekleştirildi. Ortak açıklamayı ise Avukat Şenal Saruhan okudu.
“TALEPLERİMİZ EMEĞİMİZİN HAKKIDIR”
Açıklamada, sayısı 17 milyonu bulan emeklilerin büyük kısmının yoksulluk sınırının altında yaşam mücadelesi verdiği vurgulanırken, bu durumun insan onuruna aykırı olduğu belirtildi. Avukat Şenal Saruhan tarafından okunan açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Yıllarca topluma hizmet etmiş milyonlarca emekli, bugün açlık sınırının altında yaşamaya zorlanıyor. Maaşlarımız her geçen gün eriyor, sağlık hizmetlerine erişim zorlaşıyor, sosyal yaşamdan dışlanıyoruz. Bu nedenle bir kez daha sesimizi duyurmak, taleplerimizi haykırmak için 29 Kasım’da Tandoğan’da olacağız.”
“EMEKLİLER 8 MADDELİK TALEP LİSTESİYLE MİTİNGE GİDİYOR”
Ortak açıklamada emeklilerin başlıca talepleri şöyle sıralandı:
En düşük emekli maaşının, en düşük memur maaşıyla eşitlenmesi,
Emeklilerden kesilen katkı paylarının kaldırılması ve ücretsiz sağlık hizmetlerine erişimin sağlanması,
Bütçe kaynaklarının toplumun tüm kesimlerine adil şekilde dağıtılması,
Bayram ikramiyelerinin bir maaş tutarına çıkarılması ve yılda dört kez ödenmesi,
Banka promosyonlarının her yıl ve bir maaş tutarında verilmesi,
Huzurevi kapasitesinin 50 bin yatağa çıkarılması,
Emekli sendikalarının yasal statüye kavuşturulması, örgütlenme özgürlüğünün güvence altına alınması,
Engellilerin erken emeklilik hakkını ortadan kaldıran 7538 sayılı yasanın iptal edilmesi.
Saruhan açıklamasında, bu taleplerin sadece ekonomik değil, aynı zamanda anayasal ve evrensel haklar çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğinin altını çizdi.
MİTİNG 29 KASIM’DA TANDOĞAN’DA
Yurttaş Birlikteliği bileşenleri, başta emekliler olmak üzere tüm yurttaşları 29 Kasım Çarşamba günü saat 13.00’te Tandoğan Meydanı’nda yapılacak mitinge katılmaya davet etti. Açıklamada, “Taleplerimiz emeğimizin hakkıdır. Halkımızı, sesimize güç vermeye çağırıyoruz. Sesimiz çığlığımızdır” denildi.
PİRHA-Dersim Doğa, Yaşam ve Çevre Platformu, “Talana ve ranta geçit vermeyeceğiz, Biz kazanacağız, yaşam kazanacak” şiarıyla 16 Kasım’da Seyit Rıza Meydanı’nda miting gerçekleştirecek. Mitinge ilişkin yapılan açıklamada, “Bu çağrı; talana karşı direnen, sömürüye karşı duran, doğayı ve onurunu savunan herkesedir. Dersim’in sesi susmayacak, doğa teslim alınamayacak” denildi.
Dersim Doğa, Yaşam ve Çevre Platformu, “Talana ve ranta geçit vermeyeceğiz, Biz kazanacağız, yaşam kazanacak” şiarıyla 16 Kasım’da Seyit Rıza Meydanı’nda gerçekleştirilecek mitinge ilişkin KESK binasında basın toplantısı gerçekleştirdi.
Basın metnini Munzur Çevre Derneği Dersim İl Temsilcisi Yusuf Topçu’nun okuduğu açıklamaya yerine kayyım atanan Dersim Belediye Eş Başkanları Cevdet Konak ve Birsen Orhan, sivil toplum örgütleri ve siyasi parti temsilcileri katıldı.
Dersim Doğa, Yaşam ve Çevre Platformu, KESK Dersim Dersim’deki doğa talanına tepki göstermek için 16 Kasım’da Seyit Rıza Meydanı’nda miting yapılacağını duyurdu.
“DAĞLARIMIZ MADENCİLİKLE DELİK DEŞİK EDİLİYOR”
Dersim coğrafyasının yağma planlarıyla kuşatma altına alındığını belirten Yusuf Topçu, “Dağlarımız madencilikle delik deşik ediliyor, derelerimiz HES’lerle kurutuluyor, ormanlarımız yakılıyor, meralarımız, kutsal mekânlarımız, köylerimiz “yatırım alanı” ilan ediliyor. Bu politikalar, yaşam alanlarımızı yok eden, halkı topraksız ve kimliksiz bırakmayı hedefleyen bir ekolojik yıkım ve asimilasyon projesidir. Su kaynaklarımız ticarileştiriliyor; halkın yaşam hakkı, şirketlerin kâr hırsına teslim ediliyor. Kutsal mekânlarımız “mesire alanı” adı altında metalaştırılıyor, inancımızın taşı ve suyu bile satılmak isteniyor. Halkın ortak kullanımındaki araziler, endüstriyel tarım adıyla şirketlere peşkeş çekiliyor. Av turizmi maskesiyle, bu topraklarda can bildiğimiz hayvanlar parası olanlara hedef gösteriliyor” dedi.
“DERSİM’İN SESİ SUSMAYACAK, DOĞA TESLİM ALINAMAYACAK”
Doğaya saldırının Dersim halkına saldırı olduğunu dile getiren Topçu, “Maden şirketleri, enerji tekelleri, turizm sermayesi ve onları koruyan politikalar karşısında halkın direnişi meşrudur. Bizler, Dersim Doğa, Yaşam ve Çevre Platformu olarak, tüm kurumlarımızla, köylerimizle, kadınlarla, gençlerle ve inanç önderleriyle birlikte diyoruz; Bu topraklarda artık hiçbir proje halkın rızası olmadan hayata geçemeyecek. Sermayenin, devletin ve çıkar gruplarının doğa üzerindeki tahakkümüne boyun eğmeyeceğiz. Bu topraklar ranta değil, yaşama aittir. 16 Kasım’da Seyit Rıza Meydanı’nda buluşuyoruz. Yaşamı savunmak için, suyun özgürlüğü, dağın onuru, halkın geleceği için yürüyoruz. Bu çağrı; talana karşı direnen, sömürüye karşı duran, doğayı ve onurunu savunan herkesedir. Dersim’in sesi susmayacak, doğa teslim alınamayacak” diye konuştu.
PİRHA- Hatay’ın Samandağ ilçesine bağlı Kurtderesi Mahallesi’nde, tapulu arazilere ve tarım alanlarına yönelik müdahalelere karşı başlatılan nöbet eylemi sürerken, 5 Ekim Pazar günü geniş katılımlı bir miting düzenlenecek. Bölge halkı, doğayı ve yaşam alanlarını savunmak için herkesi dayanışmaya çağırıyor.
Kurtderesi Mahallesi’nde, tapulu arazilerin, zeytinliklerin ve narenciye bahçelerinin yok edilmesine karşı başlatılan nöbet eylemleri devam ederken, 5 Ekim Pazar günü büyük bir miting düzenlenecek. Miting, bölge halkının topraklarını savunmak için seslerini daha gür duyurmayı amaçlıyor. Mitinge siyasi partiler, sendikalar, meslek örgütleri, ekoloji platformları ve sanatçılar da katılacak. Etkinliğe, sanatçılar İlkay Akkaya ve Cevdet Bağca’nın katılacağı bildirildi.
Konuya ilişkin yapılan açıklamada,” Tapulu arazilerimiz, doğamız, yaşam alanlarımız gasp edilmek isteniyor. Zeytin ağaçlarımız ve narenciye bahçelerimiz yok edilmek isteniyor. Biz buna karşı sesimizi yükseltiyoruz” diyerek tepkilerini dile getiren yurttaşlar, bu eylemlerle daha geniş bir dayanışma yaratmayı hedefliyor. Toprağını savunmak isteyen herkese çağrı yapılan açıklamada, “Kurtderesi yalnız değildir, gelin omuz omuza sesimizi daha gür çıkaralım” denildi.
PİRHA – İstanbul Emek Barış ve Demokrasi Güçleri’nin düzenlediği 1 Eylül mitinginde Ortadoğu’da yaşanan katliamlara dikkat çekildi. DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, konuşmasında “Barış, sadece silahların susması değildir. Barış, adalettir, özgürlüktür, eşitliktir. Hiç kimse bize barışı altın tepside sunmayacaktır. Barış, toplumsullaşırsa; işçinin, emekçinin, Alevilerin sahiplenmesiyle barışı tesis edebiliriz. O barış gemisi limana varacak” dedi.
İstanbul Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri, 1 Eylül Dünya Barış Günü’nde Kadıköy Rıhtım Meydanı’nda “Demokratik toplum için barışa ses ver” mitingi düzenledi.
Binlerce yurttaşın katıldığı mitingte İstanbul Emek Barış ve Demokrasi Güçleri’nin ortak basın metnini Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu’ndan (KESK) Zeynep Yıldırım okudu. Yıldırım, açıklamasına Sırrı Süreyya Önder’i anarak başladı.
“SAVAŞA VE İŞGALE SON, FiLİSTİN’E ÖZGÜRLÜK”
Ortak metinde şu ifadelere yer verildi:
“Yok edilen yaşam alanları, binlerce can kaybı, öldürülen çocuklar, düşmanlık, nefret, ırkçılık ve cinsiyetçilik suçları da dahil olmak üzere savaşın yarattığı bütün felaketlere yaşadığımız bölgede şahit oluyoruz. Bu savaş halinin getirdiği yıkımların son örneği Filistin’de yaşanıyor.
Aylardır kuşatma altındaki Gazze’de, savaş ve soykırım suçu işleniyor ABD’nin ve Batılı devletlerin açık desteğiyle İsrail tarafından hastaneler, okullar, mülteci kampları, ibadet merkezleri, pazar yerleri bombalanıyor.
Soykırım, dünyanın gözleri önünde, açıkça ilan edilerek yapılıyor. Çıkarlarına uygun olduğunda demokrasiyi ağızlarından düşürmeyen uluslararası kuruluşlar katliama engel olacak etkili bir tutum ortaya koymuyor, hatta katliama destek veriyor.
DÜRZİLER VE AEVİLERE YÖNELİK SOYKIRIM
Açıklamanın devamında Suriye’de Dürzi ve Alevilere yönelik soykırıma da vurgu yapılarak şöyle devam edildi:
“Tüm bunlar bölgemizde halkların ne kadar zor koşullar altında var olmaya çalıştığının kanıtıdır. Emperyalizmin savaşlarına karşı tarafımız halkların tarafıdır. Bölgemizde katliamları durdurmanın tek yolu halkların eşit, adil ve barış içinde bir dünya için verecekleri mücadeledir.
Ülkemizde Kürt meselesine yönelik inkar ve imha politikalarının sonucunda on yıllardır süren çatışmalı bir dönemi yaşadık. Bugün ise halkların bir arada ve barış içinde yaşamak için verdiği mücadelenin ilerleyebilmesi için tarihsel bir imkanın doğduğu bir andayız. Bu imkan, bu coğrafyada yıllardır bedel ödeyen, tavizsiz şekilde demokrasi ve barış hedefinden geri durmayan başta Kürt halkı olmak üzere tüm halkların mücadelesinin sonucudur.
Ancak diğer yandan, ülkemizde halen belediye başkanları, sendikacılar ve siyasetçiler basta olmak üzere, politik saiklerle gerçekleştirilen operasyonlarla tutuklamalar; gazeteci, aydın, öğrenci ve akademisyenlere dönük baskılar devam etmektedir. Süren bu baskılar Kürt halkının verdiği demokrasi mücadelesinin demokratikleşme gündeminin ayrılmaz bir parçası olduğunu bir kez daha ortaya koymaktadır.
Siyasi iktidarın amaci, barış mücadelesinin geldiği noktaya rağmen siyasetçilerin tutuklandığı, kayyım uygulamalarının sürdüğü, yargının siyasetin sopası olarak kullanıldığı, muhalif tüm toplumsal kesimlerin özgürlüklerinin tehdit altında olduğu bir ortamı normalleştirmektir. Bir yandan da başta Suriye’de olmak üzere dışarıda savaş ve çatışma politikaları devam ettirilmeye çalışılmaktadır, içeride hukuksuzlukların ve baskının, dışarıda savaş politikalarının sürdüğü bu çelişkili atmosferde barış hedefleyen bir sürecin hakkıyla ilerlemesi mümkün değildir.
Kalıcı ve onurlu bir barış tüm kesimlerin katılımına dayalı bir süreçle demokratik bir şekilde inşa edilebilir. Barış halkların ortak iradesinin ve tarihsel vicdanının ürünü olmalidır. Farklı inançların, kültürlerin, kimliklerin eşitlik, özgürlük ve adalet içinde yaşayabilmesi hedefine ancak demokratik bir sürecin yürütülmesiyle ulaşılabilir.
Başta Kürt halkı olmak üzere halklar, Aleviler başta olmak üzere inanç kesimleri, açlık ve yoksulluk dayatılan işçi emekçiler, özgürlükleri ellerinden alınmak istenen, şiddetle tehdit edilen kadınlar ve LGBTi+’lar, geleceksizliğe mahkum edilmek istenen gençler… Bu toprakların tüm ezilenleri, kalıcı bir barışın hem paydaşı hem de garantisidir.”
“ALEVİLER İÇİN ACİL İNSANİ KORİDOR OLUŞTURULSUN”
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları ise yaptığı konuşmada ortadoğudaki savaşlara değinerek “Böyle bir dönemde daha fazla barış demeye ihtiyaç var. Biz bu mitingi gerçekleştirirken İsrail, Filistin’i bombalıyor. Buradan zılgıtlarımızla Filistin halkının yanında olduğumuzu gösterelim. Aynı şekilde Suriye’de de sular durulmuyor. Halen Alevilere bir insani yardım koridoru açılamadı. Bizler de buradan onların sesine ses oluyoruz. Acilen bir koridor oluşturulsun” dedi.
“BARIŞIN KIYMETİNİ EN ÇOK KADINLAR BİLMİŞTİR”
Suriye’de biran önce barışın tesis edilmesi gerektiğini söyleyen Hatimoğulları şu konuşmayı yaptı:
“Selam olsun mücadele yürütenlere. Bu seneki 1 Eylül’ün şöyle bir özelliği var; 27 Şubat’ta Sayın Öcalan’ın bir çağrısı oldu. Türkiye, tarihi bir fırsat yakaladı. Tarihte böylesi fırsatlar önümüze az gelir. Ama daha hızlı adımlar atılmalı. Oluşturulan komisyon evet çok kıymetli. Ancak iyi niyet mesajlarıyla, ‘şu günde geçsin, bakacağız’ deyip ipe un sermek kabul edilemez. Yasal düzenlemeler yapılmalı. Özellikle infazı yakılanlar, hasta tutsaklarla ilgili adımlar çok önemli. AİHM kararları hayata geçmeli, siyasi tutsaklar derhal serbest bırakılmalı.
Başmüzakereci olarak ilan ediken sayın Abdullah Öcalan’ın özgür yaşayabileceği bir ortamın acilen sağlanması gerekir. Sadece komisyon değil, devlet, muhalefet şu bilinci ortaya çıkartmalı; korkmaya gerek yok. Cesur ve samimi olun, adın atın.
Bir yandan ‘barış’ diyeceksiniz diğer yandan muhalefete baskı yapacaksınız! Bunu kabul etmek mümkün değil. Seçilmiş belediye başkanları acilen serbest bırakılmalı, irade iade edilmelidir. Barışı müzakere ve mücadeleyle el ele vererek inşa edeceğiz.
Barışın kıymetini en çok kadınlar bilmiş, mücadele vermiştir. En büyük bedeli Cumartesi ve Barış Anneleri ödedi. Onların önünde saygıyla eğiliyor ve mücadelelerini selamlıyorum.
Başta Suriye olmak üzere Kürt kadın hareketi, bütün dünyaya mücadele örneği oldu.
Barış, sadece silahların susması değildir. Barış, adalettir, özgürlüktür, eşitliktir. Bu süreç dahil olmak üzere hiç kinse, bize barışı altın tepside sunmayacaktır. Barış, toplumsallaşırsa, işçinin, emekçinin, Alevilerin sahiplenmesiyle barışı tesis edebiliriz. O barış gemisi limana varacak. Serkeftin.”
SIRRI SÜREYYA ÖNDER’İN SİNEVİZYONU İZLETİLDİ
Mitingin sonraki bölümünde Sırrı Süreyya Önder’in barışa dair konuşmalarının yer aldığı sinevizyon gösterimi yapıldı.
Mitingte ayrıca Abdullah Öcalan’ın 1 Eylül mesajı da okundu.
Barış Anneleri Meclisi de katılımcıları selamlayarak “Çocuklarımız terörist değil. Artık bu söylemi bırakın. Televizyonlardaki bu ifadelere son verilsin. Son damla kanımıza kadar bizler barışı talep edeceğiz. Barış Anneleri olarak Meclise gittik ve dilimiz yasaklandı. Artık yeter! Yaşasın barış” siye belirtti.
Miting, Babetna ile Özlem Bağlayan’ın müzik dinletisiyle devam etti.
PİRHA- Maden şirketlerinin 2 binden fazla ruhsat başvurusu yaptığı Tokat’ta halk bir araya gelerek miting düzenledi. Özellikle Alevi köylerini etkileyen siyanürlü maden projesine karşı yurttaşlar, ‘Madene geçit yok’, “Bu topraklar bizim, bizim kalacak” dedi.
Tokat’ta yüzlerce yurttaş, bugün saat 11.00’de Cumhuriyet Meydanı’nda bir araya gelerek “Madene Hayır” mitingi düzenledi. Mitinge; demokratik kitle örgütleri, Alevi kurumları, meslek örgütleri ve çok sayıda yurttaş destek verdi.
2 binden fazla ruhsat başvurusunun yapıldığı ve hâlihazırda bine yakın ruhsatın verildiği kentte, bölge halkı ve yaşam savunucuları, “Bütün köyler el ele, madene geçit yok” diyerek toplandı.
Daha önce Tokat’ın Şehitler Köyü yakınlarındaki Sorhun Obası’ndaki maden arama çalışmalarının, köylülerin ve muhtarların tepkisi üzerine durdurulmasının ardından şirketlerin yeniden ruhsat başvurusunda bulunması üzerine yöre halkı, bir kez daha topraklarına ve doğaya sahip çıkmak üzere harekete geçti.
Yeni ruhsat başvuruları sonrası Günçalı, Killik, Aydoğdu, Batmantaş, Güzelce, Gömleksiz ve çevre köylerde yaşayanlar, bugün gerçekleştirilen mitingde bir araya gelerek “Bu topraklar bizim, bizim kalacak” dedi.
PİRHA- Berlin Alevi Toplumu (BAT) Cemevi, dost dernekler ve kurumların ortaklaşa düzenlendiği mitingle Suriye’deki Alevi katliamları sert bir dille protesto edildi. Yapılan açıklamalarda emperyal ülkelerin desteklediği siyasal İslamcı cihatçı yeni HTŞ-Colani rejimi ile Türk devletinin desteklediği cihatçı çeteler ve ortaklarının bu katliamları yaptığına dikkat çekerek yaşananlara karşı sessiz kalan gelişmiş ülkeler kınandı.
Oranienplatz’da gerçekleşen ve on bine yakın kişinin katıldığı miting bugüne kadar katledilen canlar aşkına saygı duruşu ile Cemevi İnanç Kurulu Başkanı Musa Gönül’ün verdiği gülbenkle başladı. Verilen gülbengin ardından konuşmalara geçildi.
“ALEVİ SOYKIRIMI HEDEFLENİYOR”
Sık sık katliamı lanetleyen sloganların atıldığı mitingde tüm kurumlar adına ortak basın açıklamasını Almanca Zara Berivan Aksu (BDAS-Berlin) Türkçe ise İsmail Erol okudu. Emperyalist ülkeler ve Türkiye’nin desteğiyle Suriye’de kurulan geçici hükümet, Heyet Tahrir el Şam (HTS) cihatçı terör örgütlerinin Suriye’deki Aleviler başta olmak üzere diğer inanç ve mezhepten insanlara yönelik katliamlara dikkat çekilerek başlayan ortak basın metninde şu başlıklara yer verildi:
“Kıyı kentleri Lazkiye, Cebele ve Banyas’ta, çoğunlukta Aleviler olmak üzere on binlerce insan katledildi. Yaşlı, genç, çocuk, kadın denmeden, silahsız masum insanların evlerinin basılması, öldürülmesi, Alevi soykırımının hedeflendiğini göstermektedir. Yüzyılların kinini diri tutmak, düşmanlığı din, mezhep üzerinden körükleyen, bu cinayetleri meşrulaştırma adına korkunç, iğrenç, çağ dışı fetvalara sarılan, oruçlarını kanla açan bu caniler sürüsü, Ramazan ayındaki Müslüman dünyası için utanç vericidir.
BATILI ÜLKELER SESSİZ, AKP’DE BİZE MADIMAK’I HATIRLATIYOR
Ortadoğu ve Suriye’yi yeniden dizayn etme girişimleri Alevi düşmanlığı, Alevi katliamı üzerinden planlanıyor. Bu vahşetin bölge ve dünyamızda yeni felaketlere yol açacağının bilinmesini isteriz. Suriye’de diktatörlük kurma hevesine giren ve sessiz kalan batılı ülkeler, bu katliamın sorumluluğundan kurtulamayacaklardır. Tarih sessiz kalanları asla affetmeyecektir.
Katliam için uydurulan gerekçelerin tümünü reddediyoruz. Türkiye’de 22 yılı aşkın süredir iktidarı tek başına elinde tutan AKP’nin katliama yönelik sözlerini sorumsuzca buluyoruz. AKP Sözcüsü Ömer Çelik’in “Lazkiye’de son olarak ortaya çıkan ve Suriye güvenlik güçlerine dönük saldırının, Suriye’nin birliğine, dirliğine dönük bir terörist saldırı olduğunu değerlendiriyoruz” sözleri bize 2 Temmuz 1993 tarihinde yaşanan Sivas Katliamı sonrası, dönemin T.C. Başbakanın açıklamalarını hatırlatıyor. 33 canımızın yakılarak katledildiği Sivas Madımak saldırısında dönemin T.C. Başbakanı Tansu Çiller de gözü dönmüş canilerden yana tavır alarak, katiller için “Çok şükür, otel dışındaki halkımız bir zarar görmemiştir” demişti. İki açıklama arasındaki benzerlik ve paralellik tesadüfi değildir.
ULUSLARARASI KURULUŞLAR HAEREKETE GEÇMELİ
Başta Federal Almanya olmak üzere tüm Avrupa ülkelerinin Suriye’deki katliama dur demesini bekliyoruz. Daha düne kadar terörist olarak etiketlenen, uluslararası yakalama emri ile aranan Colaniye ve onun hükümetine verilen desteğin geri çekilmesini beklemekteyiz.
Suriye’de yaşayan tüm halkların ve inançların birlikte özgürce yaşamasından yanayız. Suriye’ye özgürlük ve barış, ancak ülkenin tüm etnik kökenlilerin ve inanç mensuplarının eşit hak ve eşit vatandaşlık statüsüne sahip olması ile gelir.
Şeriatçı ve terörist gruplar Suriye’ye barış ve özgürlük getiremez. Onlar acı, ölüm, gözyaşı ve zülüm getirir. şiddetle kınıyor, bütün insanlığı bu katliama karşı tavır almaya, devlet yöneticilerini de sorumlu davranmaya davet ediyoruz. Suriye’de insanlık katliamı var! Derhal durdurun!”
BİRÇOK KURUM TEMSİLCİSİ SÖZ ALDI
Okunan ortak basın açıklamasının yanı sıra sırasıyla; BAT-Cemevi İnanç Kurulu Başkanı Musa Gönül, Cemevi Yönetim Kurulu üyesi Kadir Şahin, Yeşiller Partisinden Alman Gıda ve Tarım Bakanı Cem Özdemir, Arap Aleviler Birliği Berlin’den Nadiye Dağ, Suriye Alevileri adına İyad Ahmad (Arapça seslendi), BDAS Almanya adına Melinda Özgül, SPD’den Milletvekili Hakan Demir, BDAS-Berlin’den Bensu Akkuş, Die Linke Milletvekili Ferhat Koçak, CHP Berlin Temsilcisi İmam Kaloğlu, FDG temsilcisi Kemal Karabulut (Kırmankçi-Zazaki seslendi), NAV-Berlin ve Mala Kurda adına Hüseyin Yılmaz, TİP Berlin temsilcisi Özgül Özmen, DİDF Berlin adına Kamer Arslan konuşma yaptı. Yapılan konuşmalarda HTŞ Colani cihatçı rejimini tanıyan ve ona destek çıkan başta batılı devletler ve Türkiye devletinin katliamdaki rollerine dikkat çekerek bu katliamların derhal durdurulması çağrısını yineleyerek Arap Alevileri ile her zaman dayanışma içinde olacaklarının altını çizdi.
Yapılan konuşmaların ardından miting sloganlarla sona erdi.
KATILIMCI KURUMLAR
Sunuculuğunu İsmail Erol ve Zara Berivan Aksu’nun yaptığı mitingi düzenleyen ve katılan destekçi kurumlar şöyle: BAT-Cemevi (Yönetim, Kadın, İnanç, Gençlik, Denetim, Disiplin, Seçim Kurulları) AABF İnanç Kurulu, AABF Kuzey Bölge, BDAS (Almanya ve Berlin) FGD, Berlin Dersim Cemaati, Sivaslı Canlar Derneği Berlin, , Gaziantep Çepnileri Derneği Berlin, Çorum – Der Kültür ve Eğitim Merkezi Berlin, Bahadın Berlin Derneği, BSV AL Dersim Spor, Akdağ Köyü Dayanışma ve Destekleme Derneği Berlin, Omcalı Köyü Kültür ve Dayanışma Derneği Berlin, Erzincanlı Canlar Küçükotlukbeli Derneği Berlin, Înstîtutê Ziwan Û Kulturê Kirmancî, Hümanist İşverenler Derneği Berlin, Aşnan Tiyatro Topluluğu, Arap Alevileri Birliği Berlin. Yeşilev Berlin, TİP Berlin, NAV-Berlin, Mala Kurda Berlin, DİDF Berlin, CHP Berlin Birliği, Tokat ve Çevresi Çağdaş Demokratlar Derneği, 7 Canlar Kültür ve Dayanışma Derneği Berlin, Varto Kültür ve Dayanışma Derneği Berlin, Varto Görgü Köyü (Qurçik) Derneği Berlin, Hınıs Mirseyit (Tanır) Köyü Derneği Berlin, Berlin-Brenderburg Türkiye Toplumu (TBB) Alman Sol Parti, Yeşiller Partisi, SPD ile Dem Parti, Sol Parti, TKP Berlin temsilcilikleri.
PİRHA- “Suriye’de Alevi Katliamı’na Dur De!” Almanya’nın Köln kentinde mitingde Alevilere yönelik soykırım saldırılarına son verilerek Hatay’dan Lazkiye’ye acil yardım koridorunun açılması çağrısında bulunuldu.
Avrupa’daki Alevi kurumları, Suriye’de Alevilere yönelik soykırım saldırılara karşı büyük bir miting düzenledi. Almanya’nın Köln kentinde gerçekleşen büyük buluşmada, Aleviler ve insan haklarına duyarlı herkes bir araya gelerek adalet, barış ve insanlık için sesini yükselterek soykırım saldırılarının son bulması çağrısında bulundu.
Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Avrupa Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) ve Avrupa Arap Alevileri Federasyonu (AAAF) öncülüğünde gerçekleşen mitinge Avrupa ülkelerinden çok sayıda Alevi kurumu ve yurttaşlar katıldı.
ULUSLARARASI GÜÇLER VE TÜRKİYE’YE SOYKIRIM TEPKİSİ!
Mitingin ilk konuşmacısı olan Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Başkanı Hüseyin Mat, katliamın arkasında duran uluslararası ve yerel güçlere tepki göstererek, “Bu barbarlığı dünyaya haykırmaya çalıştık. Lakziye’de ve Suriye’de yaşayan Aleviler ve diğer halklar asla yalnız ve sahipsiz değildir. ABD, Avrupa Birliği, Rusya orayı sömürebilmek için ölümlere göz yumdular. En büyük suç ise Türkiye’nindir. Colani’ninde, çetelerinin de arkasında onlar var. Katliamın arkasında duranlara bin defa lanet olsun. Resmi devlet ideolojisi Türkiye’de olduğu gibi Suriye’de de toplumlara tekçilik ile yaklaşıyor. Suçlu sadece resmi devlet ideolojisi ve emparyalistler mi? Eğer 100 yıllık cumhuriyet tarihinde bir araya gelmiş olsaydık Suriye’de bu katliamı yapabilirler miydi? Ortak mücadeleyi zafere ulaştırsaydık buna cesaret edemezlerdi. Bu beraberliği daha da yükseltmek zorundayız” diye belirtti.
“BU AİLENİN ADI ”DEMOKRATİK ALEVİ VE DEMOKRATİK TOPLUM’ BİRLİKTELİĞİDİR”
Mat, Suriye’deki katliama karşı bir araya gelen farklı inançlar ve halkların ‘demokratik toplum birliği’ ördüğüne vurgu yaparak, “Suriye’deki canlarımızın sesini Avrupa’ya taşıyacağız. Halen Türkiye’de Aleviler ve Kürtler zulüm görüyor. Barışı en çok Aleviler ister. Biz onurlu barış istiyoruz. Barışın yolu yalnızca Diyarbakır’dan değil Dersim’den ve Hacı Bektaş’tan geçer. Biz asla günümüz Yezidlerinden korkmayacağız. Suriye ve Türkiye’de ezilen Kürtler, Aleviler diğer halklar asla yalnız değildir. Aleviler ise artık hiç yalnız değildir. Bir aradayız ve bir aileyiz. Bu ailenin adı demokratik Alevi ve demokratik toplum birliğidir. Bu zulmün karşısında direnmek ve mücadeleyi güçlendirmek adına yarın belki bir araya geleceğiz. Aleviler Türkiye’de anayasal haklarını nasıl aldıysa Türkiye’de de alacaktır” diye konuştu.
Avrupa Arap Alevileri Federasyonu Temsilcisi Süleyman Serhan Narlı ise, Suriye’de 2011 yılında Alevilere yönelik başlayan soykırım saldırılarını HTŞ’nin devraldığın belirti. Hatay’dan Lazkiye’ye acil yardım koridoru açılması çağrısında bulunan Narlı şunları söyledi:
“Suriye’de Alevilere yönelik katliamı duyurmak, barışın ve kardeşliğin sesi olmak için toplandık. Bu soykırım saldırını yeni başlamış değil ve 2011 Cesre Şuur’da 120 Aleviyi katlederek kanlı süreci fitillerdiler. Şimdi El Kaide DAİŞ artığı olan terörist Colani ve çetesi yeniden ellerine geçen fırsatla bıraktıkları yerden devam ediyorlar. Resmi olmayan verilere göre 7 bin insanı Alevi olduğu için katlettiler. Bu katliamları meşrulaştırmak için insanlara Esad yanlısı. 2 yaşındaki katledilen bebek mi Esad yanlısı katiller. Bizi ayrıştırıp bizi kategorize etmek istiyorlar. Nusayriler Alevi değilmiş! Muaviye ve Yezid’in zihniyeti Colani’de ruh bulmuştur. Bu dönemin Muaviyesi onlarsa Hüseyin’i de bizler olacağız. Hatay’dan Lazkiye’ye insani yardım koridoru acilen açılmalıdır.”
“HTŞ VE DAİŞ ZİHNİYETİNİ DERSİM VE MARAŞ’TAN TANIYORUZ!”
Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) Eş Genel Başkanı Demir Çelik, 100 yıllık süreçte Alevi kıyımlarını gerçekleştiren zihniyetin geleneğinin şimdilerde Suriye’de Alevileri katlettiğine işaret etti.
Demokratik Suriye’nin inşasında tüm farklılıkların faşizme ve diktatörlüğe karşı mücadelede birleşmesi çağrısında bulunan Çelik, “4 aydan beri Suriye’de Alevilere zorlu bir süreçten geliyor. SMO, DAİŞ, HTŞ Alevilere saldırıyor. Bu zihniyeti Koçgiri’den, Dersim’den, Maraş’tan Çorum’dan tanıyoruz. El ele verip faşistlere, cihadistlere, kıyımlara ve asimilasyona karşı demokratik toplumu var edelim. Zor var, zahmet var ama yine Hüseyin, Pir Sultan, Alişer, Seyit Rıza gibi inancımızla HTŞ ve AKP-MHP diktatörlüğüne karşı özgür yaşam ve barışta bir araya gelelim. Lazkiye’den Fırat’ın diğer tarafına kadar Mezopotamya topraklarını etki alanlarına alarak, Alevilere zindana çevirmek istiyorlar. Onlar kendi kirli çıkarları için halkların ve toplumun zenginliğini ortadan kaldırmak istiyorlar. Sünni, Alevi, Ezidi Kürt, Türk, Ermeni, Asuri, Süryani kim olursa olsun demokratik bir Suriye ve demokratik bir toplum için el ele vererek faşizme ve diktatörlüğe karşı kardeşçe mücadele edelim” ifadelerini kullandı.
PİRHA- Avrupa’daki Alevi örgütleri, Suriye’de cihatçı çetelerin Alevilere yönelik saldırılarına karşı Avrupa Birliği’nin harekete geçmesini sağlamak amacıyla 25 Ocak’ta Almanya’nın Frankfurt şehrinde yürüyüş ve kitlesel miting düzenleyecek.
Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu , Demokratik Alevi Federasyonu, Avrupa Arap Alevi Federasyonu’nun da içinde olduğu onlarca kurum, Suriye’de son süreçte cihatçı çetelerin halklar ve inançlar hedef alan saldırılarına nedeniyle Avrupa kamuoyunu bilgilendirmek ve Avrupa Birliği’nin harekete geçmesini sağlamak amacıyla 25 Ocak saat 13.00’de kitlesel yürüyüş ve miting gerçekleştireceklerini duyurdu.
Birlikte örgütlenen kitlesel yürüyüş ve mitingde Kürtçe, Türkçe, Arapça, İngilizce, Fransızca ve Almanca olarak hazırlanmış bildiriler okunacak. Suriye’de halklara, inanç topluluklarına yönelik taleplerin yazılı olduğu Kürtçe, Türkçe, Arapça, İngilizce, Fransızca ve Almanca olarak hazırlanmış dövizlerin taşınacağı büyük yürüyüş ve miting için kurumlar tarafından yapılan ortak çağrıda, “Suriye’de yıllardır süren savaş, halkların kimliklerine, inançlarına ve kutsallarına yönelik büyük bir zulme dönüştü. Aleviler, Kürtler, Hristiyanlar, İsmaililer ve diğer inanç toplulukları, mezhepçi nefretin ve radikal saldırıların hedefi oldu. Kutsal mekânlarımız tahrip edilirken kadınlar, çocuklar ve masum canlar acımasızca katledildi. Biz Aleviler, her zaman mazlumdan yana, haktan ve adaletten yana olduk. Bugün de bu zulme karşı sesimizi yükseltmek, eşitlik ve barış için meydanlarda buluşmak zorundayız” denildi.
Frankfurt’ta düzenlenecek mitingin bilgileri şöyle:
PİRHA- Tandoğan’daki ‘Yurttaş Sesleniyor, Haklarımızı Alacağız’ mitinginde konuşan Özgür Özel, “En kötü örgütlenme örgütsüzlükten iyidir. Milyonlar seçim istiyor, sandık istiyor” dedi.
Birçok sendika, sivil toplum örgütü ve meslek kuruluşu ile oluşturulan Yurttaş Birlikteliği, 67 katılımcı ve çağırıcı kuruluşun yer aldığı, “kadın, çocuk, engelli, emekli, işçi, hayvan hakları ve ekoloji” konulu mitingi Ankara’da Tandoğan Meydanı’nda gerçekleşiyor.
Atatürk Kültür Merkezi önünde toplanan sivil toplum örgütleri, sendikalar yürüyüşle mitingin yapılacağı Tandoğan Meydanı’na geçti.
Birçok sendika, sivil toplum örgütü ve meslek kuruluşu ile oluşturulan Yurttaş Birlikteliği, “kadın, çocuk, engelli, emekli, işçi, hayvan hakları ve ekoloji” konulu miting gerçekleştirdi. Ankara’da Tandoğan Meydanı’nda düzenlenen mitinge birçok yurttaş katıldı. Miting türküler ile başlarken sık sık “hükümet istifa” sloganı atıldı.
ÖZGÜR ÖZEL: MİLYONLAR SEÇİM İSTİYOR
Mitingde konuşan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Geçim yoksa seçim var” diyerek erken seçim çağrısını yineledi. “Hakkımı alacağım diyenler hoşgeldiniz. Bugün ülkeyi yöneten iktidar sizin yaşadığınız sorunları yarattı ama sizi görmezden geliyor. Bunu için bir ses yükseltmek gerekiyordu. Meclisi çok önemsiyoruz. Biz sizin sesinizi meclise taşıyoruz. Ama o mecliste konuşulanlar yok sayılıyor. Bugün burası gerçek bir meclistir. Eğer iktidar milyonlarca insanın sesini duymakta ısrar ediyorsa, dünyanın en fedakar insanları olan emeklileri mağdur ediyorsa o zaman gerçek meclis burasıdır, alanlardır. Tayyip bey salon siyasetçisi olma alanlara gel. Bu meydan hakkını yediklerin ile dolu. Sana fetih diyenlere bakma burada sana binlerce insan istifa diye bağırıyor. Başkentte bu kadar insan istifa diye bağırıyorsa seçimden kaçamazsın. Milyonlar seçim istiyor, sandık istiyor. Biz bu asgari ücreti reddediyoruz. Asgari ücret elestirdigimiz 17 bin liranın çok altındadır. İlk defa bir iktidar asgari ücretli zam beklerken 2 bin lirasını cebinden çekip almıştır. Bu sene asgeri ücret çalışmaları başladığında net tavrımızı ortaya koyduk” diye konuştu.
“GEÇİM YOKSA, SEÇİM VAR”
‘Geçim yoksa seçim var’ diyen Özel, örgütlenme çağrısı yaparak, “Artık kaçacak yerleri yoktur. Siyaset taraf olma sanatıdır. CHP’nin yeri Tandoğan Meydanı’dır. Recep Tayyip Erdoğan’ın yeri zenginlerin sofrasıdır. Bu bütçe ile geçim olmaz. Geçim olmazsa, seçim olur. En kötü örgütlenme, örgütsüzlükten iyidir. Örgütlenin, örgütlenin” dedi.
“Dün bir kez daha sayın Erdoğan, ‘biz asgari ücretliye enflasyona ezdirmedik’ diyor. Erdoğan hangi enflasyona ezdirmediniz. İlan edilen asgari ücret Ocak aynın sonunda alınacak o zaman kim bilir altın ne kadar olacak. Sami fethettim diyor, Erdoğan yurda dön emekli ve emekçinin yurttaşın gönlünü hoş et ama sen o gönüllerden çoktan düştün. Bu emeklinin, bu asgarilinin hayatını karartıyorsun, sandığa gel bu halka hesap ver diyoruz. Çözüm meydanda, çözüm hak aramakta. Bu ülkenin senden bir umudu kalmamıştır. Biz bu sorunu çözmeye varız. Hep beraber hakkımızı almaya var mısınız? Hep birlikte başaracağız.”
ŞENAL SARIHAN: GÜÇLERİMİZİ BİRLEŞTİRMEMİZ LAZIM
Yurttaş Birlikteliği adına konuşan Şenal Sarıhan ise “Bugün milyonlara yaklaşmış bir sayıda bir aradayız. Çünkü bıçak kemikte, bıçak kemikte ve biz yurttaş olarak haklarımızı almak için ayağa kalkmak zorundayız. Hep birlikte olmak zorundayız. Kadınlar öldürülüyor, kadın örgütleri sokağa çıkıyorlar, isyanlarını ifade ediyorlar. Çocuklar öldürülüyor. Bizim güçlerimizi birleştirmeye ihtiyacımız var. Biz yurttaşız. Şöyle yazıyor anayasada; yurttaşın söz söyleme hakkı var, toplanma özgürlüğü var diyor. Kendi yönetimlerini kendi seçme hakkı var. Kayyum getirip belediye başkanlarımızı alıyorlar. Bizim seçme hakkımızı, siyasi hakkımızı elimizden alıyorlar. Biz bunları sadece kayyum atanmış olan belediyelerin önünde bekleyerek çözemeyiz. Işte bu gerekti, halkın birliği gerekti. Halkın hep birlikte ayağa kalkması gerekti, güçlerini birleştirmesi gerekti. 69 örgütüz burada. Alevi arkadaşlarımızın örgütleri de var, farklı grupların örgütleri de var. Ama biz dedik ki ‘biz hepimiz aynı zamanda yurttaşız. Ve yurttaşlık birliği adı altında hep beraber alanlara çıkalım. O alanlarda sesimizi iktidara duyuralım. Gücümüzü iktidara duyuralım. Haklarımızın ihlal edildiğinin hepimiz bilincindeyiz. Ama en çok en çok açlığın hepimizi ezdiğini, maaşlarımızın giderek azaldığını, giderek artık barınma hakkımızın da elimizden alınma durumuna geldiğini görüyoruz” ifadelerini kullandı.
ORTAK METİN OKUNDU
Ortak metni kurumlar adına Tüketici Hakları Derneği Genel Başkanı Ergün Kılıç ve Tertip Komitesi’den Övgü Erdoğan okudu. Ortak metin şöyle:
“Kadınlar her alanda şiddetle karşı karşıya. Bu şiddet yalnızca fiziksel değil; ekonomik, sosyal ve psikolojik boyutlarıyla kadının kimliğini hedef alıyor. İstanbul Sözleşmesi’ne derhâl geri dönülmeli; 6284 sayılı yasa tam anlamıyla uygulanmalıdır. Kadınların özgürce yaşayabileceği, ekonomik bağımsızlıklarını kazanabilecekleri bir toplum için mücadelede birleştik.
Cemaat ve tarikatlar Çocuklarımızın bizlerin geleceğini çalıyor. Yoksul ailelerin çocukları, devletin yetersiz öğrenci yurtları nedeniyle cemaat yurtlarına mahkûm ediliyor ve burada şiddet ve tacizle karşılaşıyorlar.Bizler, çocuklarımızın laik ve bilimsel eğitim almasını, devletin hiçbir dini, hiçbir mezhebi veya tarikatı gözetmeden herkese eşit hizmet vermesini istiyoruz.
Emekli yurttaşlarımız ekonomik yük değil bugüne kadar değer üreten emekçilerdir. Bugün 16 milyon emekli yurttaşımız açlık sınırının altında adeta ölüme mahkûm ediliyor. Emeklilerin, sendikal örgütlenme hakkı engelleniyor, hükümet yetililerince 2024 yılı emekli yılı ilan edilerek adeta emeklilerle dalga geçildi.
Açlık sınırının çok altında yaşamaya mahkûm edilen emekliler insan onuruna yaraşır bir gelire kavuşmalı; örgütlenme haklarının önündeki engeller kaldırılmalıdır.
“SEFALET DÜZENİNİ KAUL ETMİYORUZ”
Eşitlik ve Onurlu Yaşam İçin Haykırıyoruz! Açlık sınırının altında yaşayan milyonlarca yurttaş, yeterli ve dengeli beslenmeyen çocuklar, kışın ısınamayan aileler, sağlık, eğitim gibi temel haklardan ulaşamamaktadır. Bu çoğunluğunu sesine ses olacağız.
Asgari ücretin açlık sınırının altında olduğu, milyonlarca insanın sefalet içinde yaşadığı bu düzeni kabul etmiyoruz! Her bireyin onurlu bir yaşam hakkı olduğuna inanıyoruz. Bugün, eşitlik ve adalet taleplerimizi yükseltiyoruz. Susmayacağız.
Bizi bu düzene mahkûm edenlerin politikaları; Artan gelir eşitsizliği, adaletsiz vergiler, yüksek fiyatlar ve kontrolsüz piyasa düzeni, yoksulluğun ve açlığın temel nedenleridir. Bir avuç zengin karunlaşırken, milyonlarca insanın açlık sınırının altında yaşamasını kabul etmeyeceğiz Yoksulluğun sorumlusu biz değiliz.
MARAŞ, MADIMAKİ ROBOSKİ..
Maraş, Madımak ve Roboski katliamını unutmadık, unutmayacağız. Alevi ve Kürtlere karşı yapılan vahşet, iktidarın zihniyet ortakları tarafından bugün de kışkırtılıyor. Türkiye halkının eşit ve özgür yaşam hakkını savunmaya devam edeceğiz. Adalet, özgürlük ve eşitlik için buradayız! Birlikte kazanacağız
Halkın iradesine yönelik baskı ve gasp politikalarına karşı sesimizi yükseltiyoruz. Kayyım atamaları, halkın demokratik seçim hakkına vurulan bir darbedir. Seçilmiş belediye başkanlarına yönelik bu hukuksuz uygulamaları reddediyoruz.
SURİYE’DE ALEVİLERE YÖNELİK SALDIRILAR
Bugün, Suriye’de Alevilere yönelik artan saldırılar ve AKP-MHP iktidarının bu saldırılara sessizliği bizleri yeniden bir araya getiriyor. Ülkemiz, yanı başımızdaki cihatçı bataklıktan yayılan tehlikelerle karşı karşıya. Savaşı ve mezhepçi gericiliği besleyen bu iktidar politikalarına karşı, dün olduğu gibi bugün de kararlılıkla mücadele edeceğiz! Cihatçı gericiliğe karşı, Suriye’nin, toprak bütünlüğünün korunmasını; Demokratik ve laik Suriye Cumhuriyeti’nin inşa edilmesini istiyoruz.
“HAKKIMIZI ALACAĞIZ”
Bugün, yalnızca bir miting değil; yurttaşların örgütsüz olmadığının, haklarını savunmak için birleştiğinin ilanıdır. Mücadelemizi her yere taşıyacağız. Özgür, eşit adaletli refah içinde yaşayacağım bir gelecek inşa edeceğiz. Hakkımızı alacağız.
Çocukların katledilmesine, savaşın ve yoksulluğun hayatımızı kuşatmasına karşı direnmeye, halkın taleplerini haykırmaya, geleceğimiz için amasız ve fakatsız güçlerimizi birleştirenlere. Bu daha başlangıç diyerek mücadelemize güç veren sizlere Teşekkür ediyoruz. Bu mücadele bitmeyecek. Biz kazancayız, biz kazanacağız”
PİRHA- 28 Aralık’ta Tandoğan’da yapacakları miting öncesinde basın açıklaması yapan Yurttaşlar Birlikteliği, “Umudu dile getirmek için, umudu yükseltmek için ve yükselttiğimiz sesimizi iktidara, yönetenlere duyurmak için 28 Aralık’ta saat 11’de AKM toplanıp yürümeye başlayacağız” dedi.
Birçok sendika, sivil toplum örgütü ve meslek kuruluşu ile oluşturulan Yurttaş Birlikteliği, 67 katılımcı ve çağırıcı kuruluşun yer alacağı, “kadın, çocuk, engelli, emekli, işçi, hayvan hakları ve ekoloji” konulu mitingi 28 Aralık’ta Ankara’da Tandoğan Meydanı’nda gerçekleştirecek.
Mülkiyeliler Birliği’nde basın açıklaması yapan Yurttaş Birlikteliği, herkesi 28 Aralık’ta düzenlenecek mitinge katılmaya çağırdı.
“HEP BİRLİKTE MÜCADELE ETMEK İÇİN YOLLAR ARIYORUZ”
Ülkenin özellikle son yıllarda karanlığa doğru gitmesinin acısı en yoğun olarak yurttaşların hissettiğini belirten Şenal Sarıhan, şunları söyledi:
“Açlık var, yoksulluk var, işsizlik var, katliamlar var, çocuklarımızı kaybediyoruz, bebekleri kaybediyoruz, kadınları kaybediyoruz, doğayı kaybediyoruz. Kaybettiğimiz o kadar çok şey var ki bütün bunların arasında bir araya gelmek ve hep birlikte mücadele etmek için de yollar arıyoruz. Tek aracımız demokratik kuralları işletmek. Bizim söz hakkımız var yurttaşlar olarak, toplanma özgürlüğümüz var, ifade özgürlüğümüz var. İşte bu özgürlüklerin tümünü birlikte değerlendirebileceğimiz bir miting için Türkiye’nin değişik yerlerinde toplantılar düzenledik. Hayır demenin zamanıdır dedik. Ne yazık ki eylülden bu yana yeni yeni acılar yaşandı. Kaz Dağlarına bir kadınken bin kadın gitti. Orada ekolojik haklar için mücadele etti. Madenler bölgesinde yitirdiğimiz gençler, insanlar oldu. Daha geçmiş acıları kapatmamışken pek çok yerde can kıyımına da tanıklık ettik. Bütün bu süreç içinde işsizliğin, yoksulluğun tırmandığı bu günlerde, eğitimin tamamen laik bir çizgiden uzaklaştığı bugünlerde, eğitim hakkı için mücadele eden eğitim sendikalarımız, öğrencilerin kendi eğitim hakları için verdiği mücadele bunların yanına gelmiş olan kadınların yaşam hakkı mücadelesi ve derken bir başka şeyle karşılaştık; yurttaşın siyasi haklar konusundaki iradesi de elinden alınıyor. Yerel seçimlerin sonucunda kazanılmış olan belediyelere kayyum atanıyor. Bu bizim için eski bir hikayedir. Geçmişten de biliyoruz bu olguları. Ama seçme ve seçilme hakkı demokratik hakların en temelidir. O zaman bu konuda da yurttaşların söylemesi gereken bir sözü olması gerekir diye düşündük. Engelli arkadaşlarımızın hakları için de ayağa kalkmak gerekir dedik. Engelli çocuk sahibi olan ailelerin çocuklarının yaşamlarına son verip sonra kendilerinin de yaşamlarına son verdiğine tanıklık ettik.”
“KARDEŞÇE HALAYA DURACAĞIZ”
“Biz ülkede güzel günler bekliyoruz” diyen Sarıhan, şunları kaydetti:
“Şu mavi dökün altında hepimizin gülümseyebileceği, birlikte olabileceği, kadın erkek ayrımının, cinsiyet ayrımının olmadığı Kürt, Türk, Abaza, Çerkez ayrımının olmadığı, herkesin kardeş olduğu, herkesin birlikte olduğu, hepimizin sevinçle, sevgiyle kucaklaştığı bir Türkiye istiyoruz yurttaşlar olarak. Burada demokratik kitle örgütleri temsilcileriyiz ama esas kimliğimiz yurttaşlıktır. Umudu dile getirmek için, umudu yükseltmek için ve yükselttiğimiz sesimizi iktidara, yönetenlere duyurmak için 28 Aralık’ta saat 11’de AKM toplanıp yürümeye başlayacağız. Nereye? Tandoğan’a. Geçmişte milyonları topladığımız o güzelim alana hep birlikte gideceğiz ve kardeşçe halaya duracağız.”
“TÜİK’İN RAKAMLARININ DAHİ ALTINDA OLAN BİR DEĞERLENDİRME YAPILDI”
Asgari ücret sorununa ilişkin konuşan Sarıhan, “Siz yoksulluğa mahkumsunuz yoksul olun, karnınızı doyurmayın. Sadece öte dünyaya bağlanın. Açlıkla, sefaletle yaşayın. Herhangi bir kültür olanağına kavuşmayın. Okumayın, yazmayın, tiyatroya gitmeyin, sinemaya gitmeyin. Bunlar lüks şeylerdir. Karınızı doyurduğunuzda şükredin’ der gibi bir açıklama yapıldı. TÜİK’in rakamlarının dahi altında olan bir değerlendirme yapıldı” diye belirtti.
“ADALET, BARIŞ, EŞİTLİK VE LAİKLİK İSTİYORUZ”
10 Ekim Katliamı davasının da Sivas Madımak Katliamı davası gibi zaman aşımı kararına götürülmeye çalışıldığına vurgu yapan Şenal Sarıhan, “Aynı zamanda adil yargılanma haklarımızın da ihlal edildiği bir dönemdeyiz. Bugün iki önemli duruşma var adliyelerde. Dün bir başka bir katliam 103 canımızı yitirdiğimiz bir katliam duruşması hazirana bırakıldı. Yani zaman aşımına doğru götürülüyor, Alevi topluluğunun özenle izlediği, demokratik kamuoyunun özenle izlediği Sivas Katliamı davasında olduğu gibi. 6 aylık ertelemelerle zaman aşımına terk edilmeye hazırlanan, hak kapıları kapanan, adalet kapıları kapanan bir yargı süreciyle de karşı karşıyayız. Ama biz tekrar ediyoruz. Adalet istiyoruz, biz barış istiyoruz, biz eşitlik istiyoruz ve laiklik istiyoruz” diye konuştu.
“KÖTÜ BİR YILI UĞURLAYIP YENİ YILI SELAMLAYACAĞIZ”
Turan İçli ise, “Üzerimizde mavi yelekler var. Neden mavi çünkü kapkara bir dönemden geçiyoruz. Bu karanlığın ve karamsarlığın karşısına biz maviyi koyuyoruz. 2025 yılında Türkiye’yi mavi boyayacağız. 2024 yılını kitlesel bir şekilde uğurlamak istedik. Kötü bir yılı uğurlayıp yeni yılı selamlayacağız” dedi.
Açıklamanın ardından yurttaşlar söz alarak sıkıntılarını dile getirdi. Konuşmaların ardından ise mitinge çağrı yapmak amacıyla bildiriler dağıtıldı.