Etiket: mkm

  • Tutuklu gazetecilerle dayanışma gecesi yapıldı

    Tutuklu gazetecilerle dayanışma gecesi yapıldı

    MKM’nin özgür basın ile dayanışma gecesinde konuşan Gazeteci Hüseyin Aykol, gazetelerin bombalandığı, onlarca kişinin katledildiği ve yüzlerce kişinin tutuklandığını hatırlatarak, “Borcumuzu ödemeye devam edeceğiz” dedi.

    Mezopotamya Kültür Merkezi’nin (MKM), Diyarbakır’da tutuklanan 16 gazeteci ve özgür basınla dayanışmak amacıyla Şişli’de bulunan Cemil Candaş Kültür Merkezi’nde etkinlik düzenledi. Yoğun ilgi ve katılım gösterilen etkinliğe çok sayıda gazeteci, hak savunucuları, siyasetçiler, milletvekilleri, hukukçular, kadın örgütü temsilcileri, emekçiler, Sivil Toplum Örgütü (STÖ) temsilcileri, sanatçılar, Barış Anneleri İnsiyatifi üyeleri, gençler ve kadınlar ile birlikte 7’den 70’e çok sayıda kişi katıldı.

    Saygı duruşu ile başlayan etkinlikte gazetecilerin mücadelelerini anlatan Kürtçe ve Türkçe şiir okundu. Ardından özgür basının mücadelesine ilişkin hazırlanan sinevizyon gösterimi gösterildi. Gösterim dakikalarca salondaki katılımcılar tarafından alkışlandı.

    ALAĞAŞ’IN MESAJI OKUNDU

    Mezopotamya Haber Ajansı’nın haberine göre; daha sonra Diyarbakır Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutulan JİNNEWS Haber Müdürü Safiye Alağaş’ın mesajı okundu. Alağaş, geceye öncülük eden başta Mezopotamya Kültür Merkezi olmak üzere tüm meslektaşlarına selamlarını iletti. “Bize dayatılan tutsaklık bizim şahsımızda aslında halklara dayatılan bir tutsaklıktır” ifadelerine yer veren Alağaş, “Bu ülkenin sanatçısı, işçisi, siyasetçisi, gazetecisi, kadını, çocuğu kısacası biat etmeyen herkes bugün iktidarın ana hedefi haline gelmiş bulunuyor. Bizlerin hedef alınması kuşkusuz derinden bir mesaj da içeriyor. Özellikle Türkiye’nin tek kadın haber ajansı olma özelliği taşıyan JİNNEWS’e dönük bu saldırı, bir yıldırmayı da amaç ediniyor. Bugün belki biz içerideyiz ama meslektaşlarımız yollarına devam ediyor ve kadınların seslerini, direnişlerini kamuoyuna duyuruyor” dedi.

    ‘BİR AN DÜŞÜRMEDİK’

    Alağaş, “Bizler Musa Anter’lerden, Gurbetelli Ersöz’lerden, Nujiyan Erhan’lardan, Deniz Fırat’lardan ve daha nice özgür basın şehidinden devraldığımız kalemleri biran olsun elimizden düşürmedik ve düşürmeyeceğiz. Buradan bir kez daha söylemek istiyoruz. Kürt özgür kadın basını bugüne kadar biat etmedi, boyun eğmedi, kalemini yere düşürmedi. Bu yolu bedel ödeyerek açan basın şehitlerine, cezaevinde bulunan arkadaşlarımıza selam olsun. Bizler er ya da geç dışarıda sizler ile buluşacağız. Hakikatin açığa çıkması engellenemeyecek. Özgür yarınlarda buluşmak dileğiyle. Sevgi ve selamlarımla…” ifadelerine yer verdi.

    ‘BEDELİ NE OLURSA OLSUN’

    Ardından sahneye çıkan Teatra Jîyana Nû üyesi Rugeş Kırıcı gecenin anlam ve önemine değindi. Hakikati arayan sanat yolculuklarında her zaman özgür basınla yan yana olduklarını söyleyen Kırıcı, “Bir kez daha teşekkür ediyoruz, onlar bizim şarkılarımızı stranlarımızı tiyatrolarımızı halka ulaştırdılar. Bir kez daha özgür basın emekçilerine teşekkürlerimizi sunuyoruz. Böyle karanlık zamanlarda bir araya gelmek, birlikte yürümek bizi çaresizlikten kurtarıyor. Tarihte hakikatin izini sürmenin bedeli her zaman ağır olmuştur. Bedelleri ne olursa olsun, bir kameranın ve fotoğraf makinesinin toplum hafızasına kaydettiği bir görüntü ve tek bir haberle o hakikatin karanlığa gömülmesini engelleyen gazetecilere de şahitlik etti tarih. Hakikatin izini süren gazetecilere bir kez daha selam olsun” şeklinde konuştu.

    ‘ÇOCUKLARI’ YAZMAYA DEVAM EDİYOR

    Apê Musa gibi heybesini hakikatle dolduran gazetecilerin bitmediğini ve bitmeyeceğini de vurgulayan Kırıcı, “Apê Musa’nın çocukları büyüdü ve yazmaya devam edecekler. Hakikat bir yerde hep bekler. Hakikat Apê Musa’nın, Ferhat Tepe’nin, Metin Göktepe’nin, Hrant Dink’in vurulduğu yerde, sokakta beklemektedir. Hakikat Kemal Kurkut’un düştüğü yerde beklemektedir. Gerçekleri ulaştıranlara bir kez daha selam olsun” diye kaydetti.

    SLOGANLAR ATILDI

    Ardından sahne alan Bandista grubunun seslendirdiği coşkulu şarkılar, yoğun ilgi gördü. Bandista, “özgürlük” temalı şarkıların yanı sıra mücadele yürüten kesimlere ve gözaltında kaybedilen yakınlarını arayan Arjantin ve Cumartesi Annelerine dair şarkılar da seslendirdi.  Bandista’nın kadınlara dair seslendirdiği şarkılar esnasında ise sık sık, “Jin Jiyan Azadi” ve “Özgür basın susturulamaz”, “Yaşasın devrim mücadelemiz” sloganları atıldı.

    ‘DEVRİLDİK Mİ? HAYIR!’

    Daha sonra konuşma yapan gazeteci Hüseyin Aykol ise tüm bu baskı politikalarına karşı 33 yıldır sayısı 50’yi geçen gazeteler çıkardıklarını anımsattı. Aykol, konuşmasını şu sözlerle sürdürdü: “Aynı gazetelerle devam etmek isterdik ama onlar kapattı, bombaladı, biz yenilerini kurduk. Devleti anlamıyorum, aynı şeyleri yapıyor ve değişik sonuçlar alacağını sanıyor. 20’ye yakın arkadaşımız gözaltına alındı, 16’sı içeride. Ciddi bir yumruk yedik ama devrildik mi? Hayır. Ajanslarımız, televizyonlarımız, gazetelerimiz devam etti. Siz bunu daha önce de yaptınız, 46 arkadaşımız gözaltına alınmıştı. KCK basın davası hala devam ediyor. Ama ne oldu, biz yine devam ettik. Aynı gün, aynı saatte üç binamızı bombaladınız, diğer gün gazetemizi çıkardık. Hala anlamadınız mı, biz devam ediyoruz, edeceğiz.”

    ‘BOYUN EĞMEDEN HAKİKATİ YAZDIK’

    33 yıldır bir kez olsun boyun eğmeden hakikati yazdıklarını belirten Aykol, “Esas olay şu ki, biz son 40 yılda Kürt halkının neredeyse 40 yıllık ulusal ve toplumsal yürüyüşüne tanıklık eden gazetecileriz. Ve biz o kadar şanslıyız ki kimlerle çalıştık, kimlerle röportaj yapabildik biliyor musunuz? Sayın Abdullah Öcalan ile. Sakine Cansız, Duran Kalkan, Cemil Bayık’la röportaj yaptık” diye belirtti. Aykol’un Öcalan, Cansız, Kalkan ve Bayık’ın sözleri sırasında salonda bulunanlar alkış, slogan ve zılgıt attı. Aykol’un konuşması dakikalarca alkışlanırken, sık sık da “Biji serok Apo”, “Şehid namirin” sloganları salonda yankılandı.

    ‘BORCUMUZU ÖDEMEYE DEVAM EDECEĞİZ’

    Tutuklanan ve fotoğrafları salonda asılı olan gazetecilere işaret eden Aykol, “Bu arkadaşların hepsinin gözünden öperim. Yıllardır çalışıyoruz, arkadaşlarımız bana emek verdi, ben onlara emek verdim. Şu anda 200’e yakın arkadaşımızın davası hala devam ediyor. Benim sadece 63 tane dosyam var. Siz iyi ki varsınız, bizler de sizlere borcumuzu ödemeye devam edeceğiz” dedi.

    DAYANIŞMA MESAJLARI

    Gazeteci İnci Hekimoğlu, Ekonomist Nesrin Nas, İHD Eş Genel Başkanı Eren Keskin, Prof. Dr. Onur Hamzaoğlu ve siyasetçi Akın Birdal’ın dayanışma gecesi için gönderdiği mesajların okunmasının ardından sanatçı Suavi, Şanar Yurdatapan, Kawa, Dicle Anter, Tülin Özen ve Hüsnü Arkan’ın görüntülerinden oluşan dayanışma videosu izlendi. Etkinlik, Koma Aryen ve Kadir Çat’ın coşkulu müzik dinletisinin ardından zılgıtlar, alkışlar ve “Özgür basın susturulamaz” sloganı ile sona erdi.

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Alevilerin, inanç özgürlüğünü savunmaya devam edeceğiz’

    ‘Alevilerin, inanç özgürlüğünü savunmaya devam edeceğiz’

    PİRHA-HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, savaşa karşı barış bütçesi getireceklerini söyleyerek “Sürekli savaşa yatırım yapan, çatışmadan beslendiği için kendini mecbur hisseden bir iktidar var. Bu iktidar, yeni düzenini bu ittifaklarını savaş politikaları üzerine kurmuştur ancak savaş, nefret ve düşmanlık politikaları iktidar ortaklarının tek harcıdır” dedi. Sancar, Alevilerin inanç özgürlüğünü savunmaya devam edeceklerinin de altını çizdi. 

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, partisinin Meclis grup toplantısında konuştu. Sancar’ın öncelikli gündemi “TÜGVA” üzerindeki tartışma oldu. Mithat Sancar “Her gün yeni bir çürümüşlük vakasıyla karşı karşıya kalmaktayız” diyerek şunları söyledi:

    “Gün geçmiyor ki yozlaşma örneği çıkmasın. İktidar sürüyor düzen kokuşuyor. Son örneği TÜGVA. Türkiye’nin hakikatlerini göstermek ve geleceği nasıl inşa edeceğimizi bilmek için bunları tek tek anlatmamız ve her birinin peşine mutlaka düşmemiz gerekiyor. Pandora belgelerinden sonra TÜGVA ile ilgili olarak kamuoyuna sızan belgeler, dönen dolapların geldiği boyutları gözler önüne sermektedir.”

    “YARIŞMA PROGRAMLARINA BİLE KENDİ YANDAŞLARINI GÖNDERİYOR!”

    HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, “TÜGVA neler yapıyor?” diye sorarak şu konuşmayı yaptı:

    “İktidarın kontrolündeki bu teşkilat 2013’te kurulmuş ve vergi muafiyetine de tabii tutulmuş, 81 ilde örgütlenmiş, her kamu kademesinde görevli bürokratların bulunduğu bir vakıf bu. Neler yapıyor? Kamuoyuna yansıyan belgelerden sıralayacaklarım yeterince fikir veriyor. Kamu mallarına çökme! Kamu kuruluşlarına torpille yandaşları yerleştirme, kamudaki KHK ile ihraç edilenlerin yerini yandaşlarla doldurma, önemli kurumlara işe alımlar, emniyet, polis, savcı, hakim alımlarında da referans olma, partizan kadroları yargıya yerleştirme, yarışma programlarına bile kendi yandaşlarını gönderme. Yine KHK ile kapatılan vakıfların neredeyse tüm taşınmazlarına birçok kamu kurumunun da varlıklarına el koyma, öğrenci yurtları kendi aralarında paylaşmak. İşte faaliyetleri bunlar.

    Çürüme budur. İktidar çürüme bataklığına batmıştır, düzen kokuşmuştur, her tarafından pis kokular gelmektedir. Toplumu bu çürümeye mahkum etmek için yalan düzenini devam ettiriyorlar. Ama tutmuyor karşılarında direnenler hakikat mücadelesinin savunucuları var, karşılarında sizler varsınız.

    “YARGIDAKİ ÇÜRÜMENİN BİR AYAĞI DA BU”

    Kamu Personeli Seçme Sınavı’nı (KPSS) kazandığı halde atanamadığı için intihar eden Merve Çavdar’ı hatırlatan Sancar, konuşmasına şöyle devam etti:

    “İşte ne yazık ki TÜGVA bütün bunların da içinde yer almaktadır. O yandaşları oraya yerleştirdikleri için hak edenler başarıyla bir yere gelenler iş bulamıyorlar. Umutsuzluğa, karamsarlığa kapılıyorlar ve en değerli varlığı hayatı bile bırakacak noktaya geliyorlar. Buna dur diyeceğiz. Kimsenin buna hakkı olmadığını inatla ortaya koyacağız. Adalet ve hak mücadelesini her türlü bedeli göze alarak hak ve adalet için yapıyoruz. Yargıdaki çürümenin bir ayağı da bu. Yandaşları yargıya yerleştiriyorlar. Kumpas davaları açıyorlar, mahkumiyetler veriyorlar. Bu davaların hepsi siyasidir ve kumpastır. Zaten tutturamıyorlar. Ne delil ortaya koyabiliyorlar ne de kendi gerekçelerini haklı çıkarabilecek bir tek doğru dürüst kelime yazabiliyorlar. O nedenle biz bütün bu kumpas davalarında ve mahkumiyetlerin son bulacağı yeni başlangıçları başarmak zorundayız.”

    “BU SOYGUN VE TALAN DÜZENİNİ MUTLAKA GÖRMELİ”

    “İktidar kamu kurumlarını, halkın kaynaklarını vakıf, cemaat ve SADAT gibi paramiliter organizasyonlar ile 5’li çete gibi yandaşlara pay etmektedir. Halka kuru ekmek bile kalmamaktadır. Bu soygun ve talan düzenini mutlaka görmeli ve değişmesi için kararlılığımızı bir an bile bırakmamalıyız. Bu rant ve talan yapısına dair iddiaların peşini yargıda, Meclis’te, kamuoyunda peşine düşeceğiz. Haksızlığın ve yalanın ortaya çıkması için elimizden geleni her alanda yapacağız. Adalet ve hakikat için mücadelemizi sürdüreceğiz. Bu aynı zamanda ekmek ve alın teri mücadelesidir, bu yoksulların onurlu bir hayat sürdürmesi için verilen bir mücadeledir ve başarıya ulaşacaktır, şüpheniz olmasın.

    Hiçbir toplum bu kadar kokuşmuşluğu hak etmez, yeni bir başlangıç ve demokratik bir düzen, barış içinde ortak ve eşit yaşamı kuracağız, hiç yolu yok mutlaka kuracağız. Bu talan düzenin ekonomideki yansımalarına bakalım. İktidar başka bir ekonomi yarattı, kara ekonomi, rant ve hırsızlık ekonomisi bu. Bir yandan gece yarısı kararnameleriyle, zamlarla, savaş politikalarıyla, yandaşa sipariş ihalelerle çökertilen kamu kaynakları, halkın ekmeği var. Diğer taraftan da talanla, soygunla, yolsuzlukla oluşturulan bir Saray ve sömürü düzeni var. İktidarın zenginleri arttıkça yoksulluk büyümektedir. Yandaşlar arttıkça işsizlik artmaktadır. İktidar ekonomiyi talan ettikçe halkın sofrası boşalmaktadır. Gece yarısı kararnamesi ile 3 kişi Merkez Bankası’nda görevden alınıyor. Vardiyalı gece çalışması gibi yeni görevlendirmelerle başkan ve başkan yardımcısını değiştirerek, ancak daha fazla çöküşe yol açarsanız.

    Kurdaki değişime değinmeme bile gerek yok. Yeni rekorlar kırıyor kur, her yeni rekor yoksullukta daha fazla dibe inmektir. Çiftçi de perişan vaziyettedir, emekçi de açlıkla boğuşmaktadır. Devasa borçlar. Üretim yok, Gübre, samanı bu döviz kurlarıyla temin etmesi mümkün değil. Sadece çiftçiyi değil, ülkeyi açlığa sürmektedir. Çünkü bu düzen, bu ülkenin kaynakları halklarınındır, yandaş ve sermayeye peşkeş çekme mecburiyetimiz tam da bundandır.”

    “SAVAŞ TAMTAMLARI ÇALIYORLAR”

    “Faiz lobisi diyorlar ama gözlerden saklamayı en iyi yaptıklarını sandıklarının başında savaş politikaları geliyor. Sürekli savaşa yatırım yapan, çatışmadan beslendiği için kendini mecbur hisseden bir iktidar var. Bu iktidar, yeni düzenini bu ittifaklarını savaş politikaları üzerine kurmuştur ancak savaş nefret ve düşmanlık politikaları iktidar ortaklarının tek harcıdır. Savaş politikalarının temelinde Kürt düşmanlığı yatmaktadır. Savaş tamtamları çalıyorlar, Suriye’ye askeri operasyon hazırlıklarını tartıştırıyorlar. Tek nedeni var. Kürt anasını görmesin. Türkiye batsın ama Kürtler de gün yüzü görmesin. İşte Kürt düşmanlığının iktidarı ve ülkeyi getirdiği yer gözlerimizin önünde. Çatışmasızlığın olduğu dönemde, bütçede güvenliğe ayrılan miktar ile bugünkü arasında uçurumlar var. O gün 50 milyar TL, bugün 250 milyar TL civarında bir güvenlik bütçesi. Bu bile iktidarın tutunduğu dalın ne olduğunu göstermektedir.”

    Bu politikalara itiraz etmedikçe, iktidarın asli temeline ve ortakları arasındaki çimentoya gerçek muhalefet yürütmek mümkün değil. Savaş politikalarına karşı en güçlü birlikteliği her yerde oluşturacağız. Önce bütün Kürt yapılarıyla bir araya gelip ittifak oluştursunlar. Savaş karşıtı birlik oluştursunlar, halklar arasına betondan duvar ören iktidara karşı irade duvarı kurmak zorundayız. Bunu büyük bir barış hareketine dönüştürdüğümüz anda iktidarın sonu gelir. Büyük dönüşümün gelebileceği tek yol büyük barıştır. Bunun için önce savaşa karşı büyük birlikteliktir. Büyük dönüşü büyük barış, büyük savaş karşıtı koalisyonunu başarmak zorundayız.”

    ALTERNATİF BÜTÇE!

    “Bütçe buluşmaları gerçekleştiriyoruz. Türkiye’nin her yerinde çalışmalar yapıyoruz. Halkın bütçesini oluşturmak için halk ile çalışıyoruz. Alternatif bütçemizi bu çalışmalarla oluşturacağız. Bu iktidarın bütçesi, sömürü, talan ve savaş bütçesidir. Biz de bu ülkeye demokrasi, adalet, hakça bölüşüm ve barış bütçesi getireceğiz. Bu ülkenin yönetimine ortak olduğumuz halkın desteği ile hayata geçireceğiz. Savaş bütçesini yırtıp atacağız. Halkın ekmeğine ve aşına göz koyanlara dur diyeceğiz. Nusaybin ve Mardin sınırındaki mayınları söküp atacağız. Organik tarıma elverişli bu topraklara mayın değil, tohum ekeceğiz. Mezopotamya topraklarına kan değil, su akacak.

    Bütün iyi insanlara sesleniyoruz, bu savaş ve nefret diline itirazınızı dile getirirseniz, o sesler büyüyecek ve mutlaka buluşacak. Hiçbir nefret, aykırı bu seslerin karşısında duramayacaktır. Türkiye halkı ve toplumu barışmak istiyor, eşit geleceği ortak temelde, demokratik zeminde kurmak istiyor. HDP, bunun güvencesidir, nefrete, savaşa, düşmanlaştırmaya ve her türlü kaos planına karşı demokratik kararlılık ve barış savunuculuğuyla en büyük güvencedir.”

    “ÇÜRÜMEYİ ORTAYA ÇIKARAN VE MÜCADELE EDEN HDP’YE SALDIRIYOR”

    “Bu nedenle iktidarın hedefindeyiz. İktidarı ve düzenin temellerini değiştirme iradesine sahip olan HDP var karşılarında. Buna dayanamıyorlar. Üzerimize yargıyı polisi salıyorlar, tehdit ve baskı ile yıldırabileceklerini sanıyorlar. İşte Kobanî Kumpas Davası. Bu davaların nereden kaynaklandığını bütün Türkiye biliyor, bilmeyenlere gerçeği anlatacağız. Her türlü yolsuzluk normal, kara para normal ama yargı hareket geçmiyor, bu düzeni yolsuzlukları, çürümeyi ortaya çıkaran ve mücadele eden HDP’ye saldırıyor. HDP’yi yargılamaya çalışmanın ne kadar nafile olduğunu Kobanî Kumpas Davasında arkadaşlarımız gösteriyor. Davayı da hakimlere verilen talimatları da mahkeme salonlarında, meydanlarda sokak sokak gezerek boşa çıkaracağız. Ne yaparlarsa yapsınlar hangi kumpası kurarlarsa kursunlar HDP durmayacak ve durdurulamayacak. Milyonların iradesi olmaya, Türkiye siyasetine yön ve ufuk vermeye devam edecek. Halkın gerçek alternatifi olmaya devam edecek.

    Şimdi, hep birlikte geleceği inşa etmek için kolları sıvadık, sorumluluk aldık. Bu sorumluluğun neler gerektirdiğinin farkındayız. Bütün baskılara rağmen ortak eşit geleceği ve demokratik yaşamı büyük barışı getireceğiz. Öyle bir ufka vardık ki benim sözlerim anlatmaya yetmez, sevgili Ahmed Arif’in dediği gibi şimdi öyle bir ufka vardık ki, öyle bir ufka vardık ki yalnız değiliz, gerçi gece uzun gece karanlık ama bütün korkulardan uzak bir sevdadır böylesine yaşamak. İşte bizimkisi böyle bir sevda. Bütün korkulardan uzak bir yaşamdır bizimkisi.”

    “ALEVİLERİN İNANÇLARINI ÖZGÜR YAŞAYABİLMELERİ İÇİN VARIZ”

    “Bu ülkede işçilerin hakkını sonuna kadar alacağı bir gelir adaleti meselesi de var. Cezaevlerinde rehin tutulan binlerce siyasetçinin, seçilmişlerin özgürlüğüne kavuşması meselesi de var. Pazar poşetini dolduramayan emekçi için refah da var. İş bulma kuyruklarında saatlerce bekleyen gençlerimiz için iş de var. Sokakta yatan yurtsuz gençler için yurt da var. Tüm kadınlar için özgür sokaklar ve özgür yaşam da var. Şiddete karşı barış siyaseti ve engelliler için uyumlu hale getirilen kentler de var. İşte bizim bütçemizde olan başlıklar bunlar. Kürt sorununda demokratik bir çözüm var. Alevi canlarımız için inançlarını özgür yaşayabilecekleri bir yurttaşlık düzeni var. Bunlar için varız bunları savunmaya devam edeceğiz.

    Bütün bunları nasıl yapacaksınız diyorlar. Gücümüzü halkımızdan ve haklılığımızdan alıyoruz. HDP, günü geldiğinde ülkenin yönetimde yerini en güçlü şekilde yer alacak. Biz toplumsal diyalog ve müzakereyi esas alıyoruz. Gerilim ve çatışma değil, müzakere ve mutabakat ile yürümek istiyoruz. Bizden en uzak toplum kesimleri ile bile temas etmek için elimizden gelenleri yapacağız.

    Mutabakat ve uzlaşma ile ülkenin sorunlarını çözmek için yolumuza devam ediyoruz. Bütün kesimlerle köprüler inşa etmek istiyoruz. Toplumun kesimlerinin birbirlerine ulaşacakları köprüler kurmak istiyoruz. Biz toplumun ortak dertlerinin ve acılarının ortak olduğunu biliyoruz, bütün topluma konuşma istediğimiz bundandır. Toplumda bu arzu ve bekleyiş vardır. Beklenen bu kararlılık ve cesarettir, adres de HDP’dir.”

    “MKM YÜZ AKIMIZDIR”

    “Mezopotamya Kültür Merkezi, Mezopotamya ve Anadolu’nun bu coğrafyadaki seslerini ve renklerini sanatın her alanında canlandırmak için kurulmuş bir kuruluştur. Yüz akımız MKM ile her zaman gurur duyduk, yine gurur duyuyoruz. Tam 30 yıl önce kuruldu, kurucuları arasında Apê Musa da vardı. Bu kurumun neden kurulması gerektiğini çok iyi biliyordu. Baskı, engelleme ve bütün bunlar devam etti ama MKM inancından hedefinden sapmadı. 30’uncu kuruluş yıldönümünü kutlamak için Bostancı Kültür Merkezinde bir etkinlik yapılacaktı. Etkinlik sabahı valilik izin vermişken Kadıköy Kaymakamı bu etkinliği yasakladı. Sanki yasaklayınca stranlar susacak, kilamlar bitecekmiş gibi. Hiçbir yasak türkülerin, kilamların, stranların sesini kısamaz. MKM’den dostlarımız aramızda. Orada kısıyorlarsa seslerini Meclis Kürsüsü onlarındır.”

    MKM sanatçıları stranlarını HDP grubunda söyledi!

    Müzisyen Devrim Demir, kadın mücadelesini anlatan “Tu kî yî” stran’ını okudu. MKM adına konuşan Mervan Tan ise “Bu kürsüyü bizimle paylaştıkları için HDP’ye teşekkür ediyoruz” diyerek diğer sanatçılar ve salondakilerle birlikte “Ez berf im” stranını seslendirdi.

    PİRHA/ANKARA

  • MKM’nin “Berbang” konserine kaymakamlık engeli-VİDEO

    MKM’nin “Berbang” konserine kaymakamlık engeli-VİDEO

    PİRHA- MKM’nin “Berbang” konseri, İstanbul Valiliği tarafından izin verilirken, Kadıköy Kaymakamlığı “kamu güvenliği” gerekçe göstererek yasakladı.

    Mezopotamya Kültür Merkezi’nin (MKM) bugün Bostancı Kültür Merkezi’nde “Berbang (Tan Vakti)” şiarıyla gerçekleştireceği 30’uncu yıl konser etkinliği Kadıköy Kaymakamlığı tarafından yasaklandı.

    İstanbul Valiliği’nin izin verdiği konserin yasaklanmasına, “Milli güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesi ihtimali, başkalarının hak ve özgürlüklerini tehlikeye sokacağı” gerekçesi gösterilirken, MKM, yasak kararına tepki göstererek, “Toplumun sağlığını, güvenliğini, bugünü ve geleceğini tehdit eden asıl tehdit, bu buluşmayı tehdit sayanların zihniyetindedir” dedi.

    MKM tarafından yapılan açıklamada şunlara yer verildi:

    “Uzun bir süredir, maddi ve manevi tüm gücümüzle, MKM’nin 30. yılını büyük bir coşkuyla kutlayıp, halkımızla buluşmanın heyecanı içerisindeydik. Kadıköy Kaymakamlığı, günler öncesinden Valiliğin verdiği izni dahi hiçe sayarak, ‘milli güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesi ihtimali, başkalarının hak ve özgürlüklerini tehlikeye sokacağı gerekçesiyle’ 30. yıl buluşmamızı yasaklamıştır. Bizler dilimizle, kültürümüzle bu toplumun birliğini oluşturan en önemli unsurlarız. Toplumun sağlığını, güvenliğini, bugünü ve geleceğini tehdit eden asıl tehdit, bu buluşmayı tehdit sayanların zihniyetindedir.”

    MİKAİL ASLAN’DAN  TEPKİ

    Etkinliğe katılmak için havalimanında beklerken yasağın geldiğini öğrenen sanatçı Mikail Aslan, karara tepkisini sessiz bir video paylaşarak gösterdi.

    Aslan, videonun altına “Havalimanında bir an; korona gelir geçer memleketimizde bu yasaklar bitmez ! Bugün İstanbul Bostancı Gösteri Merkezi’nde MKM’nin otuzuncu kuruluş yılını kutlamak için yollara düştük. Bir saat önce konsere kaymakamlık tarafından yasak kondu. Ne söylesek” paylaşımında bulundu.

    (HABER MERKEZİ)

  • Kürt güçlerine çağrı: Barış, kardeşlik ve uzlaşmadan yana tavır alın-VİDEO

    Kürt güçlerine çağrı: Barış, kardeşlik ve uzlaşmadan yana tavır alın-VİDEO

    PİRHA- DGD Platformu, Din Alimleri, Barış Anneleri, Kürt Enstitüsü ve MKM ortak bir açıklama yaparak, “Savaş ve kardeş ölümlerini istemiyoruz” dedi. Açıklamada, halklarının, yönetimlerinin ve basının taraf olmadan, ulusal birlik dilini kullanmaları istendi.

    Barış Anneleri, Doğu ve Güneydoğu Dernekleri Platformu, Din Alimleri, Kürt Enstitüsü ve Mezopotamya Kültür Merkezi (MKM)Federal Kürdistan Bölgesi’nde yaşanan gerginliğe ilişkin basın toplantısı düzenledi. İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi’nde gerçekleştirilen toplantıda konuşan katılımcılar, tarihten ders çıkartılıp, kardeş kavgasının yaşanmaması çağrısında bulundular.

    Basın metninin Kürtçesini İstanbul Kürt Enstitüsü Eşbaşkanı Eyüp Subaşı, Türkçesini ise Doğu-Güneydoğu Platformu adına Ayhan Ergenç okudu.

    “HİÇBİR ZAMAN “BİRAKUJİ”Yİ TASVİP ETMİYORUZ”

    Basın açıklamasında ise şunlar dile getirildi:

    “Dünyada ve coğrafyamızda; barış, kardeşlik, uzlaşma ve ittifaklar hayati değer taşırken, Kürtler arası ittifaksızlığın derinleşmesi bir yana, mevcut durum silahlı çatışmaya ve kardeş kavgasına dönüştürülmektedir. Kürdistan’ın herhangi bir parçasında veya bölgesinde yaşanan çatışmalar; hangi grup, parti ya da oluşum arasında olursa olsun, taraf gözetmeden kardeş kavgası olarak nitelendiriyoruz ve hiçbir zaman “Birakuji”yi tasvip etmiyoruz. Kürtler arasında yaşanan sorunlar veya yaşanması muhtemel olan herhangi bir sorunun tek çözüm yolunun diyalog ve ittifak olduğu tarihsel bir gerçeklik ve sorumluluktur. Kardeşler arası kavga ve kardeş kanı dökmek; kanımızı dökenlerin yolu olup, Kürt halkının kaderini kasaplarına teslim etmektir. Cegerxwîn’in aklımıza kazımamız gereken sözlerini bir kez daha aynı kararlılıkla hatırlatma ihtiyacı duyuyoruz. “Ger hûn nebin yek, hûn ê herin yek bi yek.” Derin bir deneyim sonucu hasıl olan bu cümleden de anlaşılıyor ki; tarih boyu kadim Kürt halkı arasındaki bu zehirli hastalığın panzehiri kesinlikle ulusal birliktir. Kürtlerin büyük bedellerle elde ettikleri kazanımların korunmasına sahip çıkılması, her bir Kürdün millî görevidir. Dolayısıyla suçlu aramadan Kürtler ve Kürdistanî değerleri korumak için kardeş kavgasına mecal vermeden bu yüzyılda kaderin siyah yazıtı olan esareti defederek hürriyet sahasına ulaşmak en büyük millî ödevimizdir.”

    “SORUMLULUKTAN KAÇINMANIN SONUÇLARI FELAKETTİR”

    Açıklamada, “Ortadoğu’nun sırat köprüsünden geçtiği bir süreçte, cihanın siyasi kürsüsünü kaybetmemek için devletler bile ittifaklarını geliştirerek hürriyetlerini tehlikeye düşürmüyorsa, Kürtler neden ulusal birliklerini kurmasın? Kürt halkının hiçbir maslahatının olmadığı söz konusu bu lanetli savaş niçin sürdürülsün?” diye soruldu.

    Açıklamanın devamında kamuoyuna, basına ve siyasilere çağrıda bulunularak şöyle denildi:

    “Herkesin elini taşın altına koyarak, kendisini sorumlu hissetmesi ve sorumlu davranması gerekmektedir. Kürdistan halklarının, yönetimlerinin ve basının taraf olmadan, ulusal birlik dilini kullanarak, geçmişte Kürtlerin iç savaş ve Birakuji’den dolayı tarih boyu yaşadıkları jenosit ve esareti hatırlatılmalıdır. Aksi yönde kullanılacak dilin yegâne kaybedeni Kürt halkı olacaktır. Tekrardan belirtmek isteriz ki bu sorumluluktan kaçınmanın sonuçları felakettir.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Mezopotamya Kültür Merkezi, 27’nci yılını konserle kutladı-VİDEO

    Mezopotamya Kültür Merkezi, 27’nci yılını konserle kutladı-VİDEO

    PİRHA-Mezopotamya Kültür Merkezi (MKM) 27’nci yılını Bostancı Kültür Merkezi’ndeki konserle kutladı. Konserde, açlık grevinde olan HDP Milletvekili Leyla Güven’in durumuna da dikkat çekildi.

    Bir grup aydın ve sanatçının desteğiyle 27 Eylül 1991’de kurulan Mezopotamya Kültür Merkezi (MKM) 27’nci yılını İstanbul Bostancı Kültür Merkezi’nde düzenlediği konserle kutladı. Konsere, Barış Anneleri, Cumartesi Anneleri ile Halkların Demokratik Partisi (HDP) il ve ilçe yöneticileri de katıldı.

    Konserde, sanatçılar HDP Hakkari Milletvekili Leyla Güven’in açlık grevinde olduğunu hatırlattı; sık sık “Leyla Güven yalnız değildir”, “biji berxwedana zindana” sloganları atıldı.

    Kayy-Der Koma Dilan Govend’in halk oyunu performansıyla konser başladı. Ardından MKM Sinema’nın hazırladığı MKM tarihini anlatan kısa belgesel film gösterimi yapıldı. Filmde hayatını kaybeden MKM çalışanlarının gösterildiği sırada alkış sesleri yükseldi.

    Sanatçılardan sırasıyla Genim, Mervan Tan, Weysi Ermiş, Serhat Kural, Nurcan Değirmenci, Talat Yeşil sahne aldı; müzisyen Ertan Tekin, Ermeni halk müziğinde kullanılan duduk çaldı.

    Dengbej’ler Xalede, Sebri Agıri, Bedredin Ebasi ve Mıhemede Beyro stranlar okudular.

    MİZGİN TAHİR ÇAW BELLA’YI KÜRTÇE OKUDU

    Konsere İran ve Suriye’den de sanatçılar katıldı. “Yare” ezgisiyle bilinen sanatçı Yelda Abbasi sahneye çıktı. Rojavalı sanatçı Mizgin Tahir, Çaw Bella’yı Kürtçe seslendirdi.

    MKM bünyesinde çalışmalarını sürdüren Mezopotamya Dans “4 Kapı 40 makam” isimli dans performansını sahneledi.

    FERHAT TUNÇ, LEYLA GÜVEN’İN AÇLIK GREVİNDE OLDUĞUNU HATIRLATTI

    Sanatçı Ferhat Tunç, MKM’nin kuruluşunda yer alan sanatçı ve aydınlara selam gönderdi ve “MKM yok sayılan inkar ve talan edilen kültürün önemli mevzilerinden biridir” dedi.

    Dinletisinin devamında “Kobane birilerinin kabusu olsa da karanlık zihniyetin yenilgiye uğratıldığı yerdir” diyen Tunç, Kobane üzerine yazdığı ezgisini seslendirdi; “Bu destansı direnişin sahibi olanlara buradan selam olsun” dedi. Kobane üzerine ezginin okunduğu sırada “biji berxwedana kobane” sloganları duyuldu.

    Tunç, HDP’li Güven’in açlık grevinde olduğuna dikkat çekerek, “33 gündür bedenini açlığa yatıran Leyla Güven’e selam gönderelim.” dedi.

    Sanatçılar Arhat, Ruken Yılmaz, Deniz Esmer, Koma Çiya Genim, Koma Gulen Xerzan Çiya’nın da sahneye çıkmasının ardından konser sona erdi.

    PİRHA/İSTANBUL

    Fotoğraflar: Eylem Babayiğit

  • Gözaltına alınan İranlı Kürt sanatçı Yalda Abbasi serbest bırakıldı

    Gözaltına alınan İranlı Kürt sanatçı Yalda Abbasi serbest bırakıldı

    PİRHA –  Mezopotamya Kültür Merkezi’nin (MKM) kuruluş yıldönümü etkinliği için Türkiye’ye giriş yaptığı sırada Atatürk havalimanında gözaltına alınan İranlı Kürt sanatçı Yalda Abbasi, ifadesi alındıktan sonra serbest bırakıldı.

    MKM’nin 9 Aralık’ta Bostancı Gösteri Merkezi’nde düzenleyeceği kuruluş yıldönümü etkinliği için Türkiye’ye gelen İranlı Kürt sanatçı Yalda Abbasi Atatürk havalimanında gözaltına alınmıştı.

    Bakırköy Adliyesi’ne getirilen Abbasi Van’da açılan bir soruşturma kapsamında “örgüt propagandası” suçlamasıyla savcılığa çıkarıldı.

    Abbasi, ifadesinin ardından serbest bırakıldı.

    (HABER MERKEZİ)

  • İranlı Kürt sanatçı Yalda Abbasi Atatürk Havalimanı’nda gözaltına alındı

    İranlı Kürt sanatçı Yalda Abbasi Atatürk Havalimanı’nda gözaltına alındı

    PİRHA – MKM’nin 9 Aralık’ta Bostancı Gösteri Merkezi’nde düzenleyeceği kuruluş yıldönümü etkinliği için Türkiye’ye gelen İranlı Kürt sanatçı Yalda Abbasi havalimanında gözaltına alındı.

    Mezopotamya Kültür Merkezi’nin (MKM) 9 Aralık’ta İstanbul’da Bostancı Gösteri Merkezi’nde düzenleyeceği 27. kuruluş yıldönümü etkinliği için annesiyle birlikte Türkiye’ye gelen İranlı Kürt sanatçı Yalda Abbasi, Atatürk Havalimanı’nda gözaltına alındı.

    Abbasi’nin hangi gerekçeyle gözaltına alındığı öğrenilemedi.

    Abbasi, 2016’da yine MKM tarafından düzenlenen Kürt Kültür ve Sanat Festivali’ne de katılmıştı.

    (HABER MERKEZİ)