Etiket: mor dayanışma

  • Ayşegül Göçmen: Barış süreci kadınların mücadelesiyle anlam kazanacak-VİDEO

    Ayşegül Göçmen: Barış süreci kadınların mücadelesiyle anlam kazanacak-VİDEO

    PİRHA- Mor Dayanışma üyesi Ayşegül Göçmen, barış ve demokratik toplum sürecinin kadınlar için önemine vurgu yaparak, “Savaşın en ağır yükünü kadınlar taşıyor. Barış ancak kadınların katılımı ve mücadelesiyle toplumsallaşır ve kalıcı hale gelir” dedi.

    Mor Dayanışma üyesi Ayşegül Göçmen, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ni kadın perspektifiyle değerlendirdi. Göçmen, barışın ancak kadınların aktif katılımıyla toplumsallaşabileceğini ve kalıcı olabileceğini vurguladı.

    “KOMİSYONDA KADINLARIN TEMSİLİ DÜŞÜK”

    Barış süreci kapsamında kurulan komisyonun çok önemli bir adım olduğunu dile getiren Göçmen, “Yıllardır görmek istediğimiz ancak bir türlü gerçekleşmeyen adımlar atılmaya başlandı. Komisyonun kurulması kadar nasıl işleyeceği de bizler için önemli. Şeffaflık sadece bilgi almak değil, karar alma süreçlerine dahil olmak demek. Kapalı kapılar ardında yürüyen bir süreç, topluma ve özellikle kadınlara fayda sağlamaz” ifadelerini kullandı.

    Komisyonda sadece 9 kadın temsilcinin yer aldığını, bu sayının 51 üye içinde son derece yetersiz olduğunu söyleyen Göçmen, “Bu şu demek: Kadınların yaşadığı sorunlar komisyonda yeterince tartışılmayacak. Oysa her toplumsal sorun, kadınlar açısından katmerli yaşanıyor. Kadın temsiliyeti güçlenmeden bu süreç sağlıklı işlemez” dedi.

    “BARIŞ KADINLARIN KATILIMIYLA İNŞA EDİLMELİ”

    Göçmen, savaş ortamlarının en büyük mağdurunun kadınlar olduğuna dikkat çekerek, “Savaş kadınlar için tecavüz, istismar, güvencesizlik, yoksulluk ve ölüm anlamına geliyor. Bu nedenle barışı en çok kadınlar istiyor ve bunun için mücadele ediyor” diye konuştu. Kadınların yalnızca savaşın mağduru değil, aynı zamanda barışın öznesi olduğunu vurgulayan Göçmen, yıllardır sahada barış mücadelesini omuzlayan kadınların bu süreçte karar verici konumda olması gerektiğini belirtti.
    Barışın yalnızca siyasilerin kararlarıyla değil, halkın ve özellikle kadınların katılımıyla inşa edilmesi gerektiğini dile getiren Göçmen, “Biz yukarıdan belirlenen değil, tabandan gelen bir barış istiyoruz. Hangi siyasi görüşten olursa olsun tüm kadınların bu sürece katılması elzem” dedi.

    Göçmen, barışın toplumsallaşması için kadın inisiyatiflerinin, sivil toplum kuruluşlarının forumlar, paneller, halk buluşmaları organize ederek süreci yaygınlaştırması gerektiğini de belirtti.

    “BARIŞ İÇİN MÜCADELE ETMEYE DEVAM EDECEĞİZ”

    Kadın mücadelesinin her toplumsal olayda öncü rol üstlendiğini hatırlatan Göçmen, sözlerini şöyle sonlandırdı:
    “Kadınlar olarak yıllardır alanlarda, meydanlarda barış için yan yanaydık. Bugün de barış sürecinin hukuki, toplumsal ve siyasi olarak garanti altına alınması için mücadele edeceğiz. Bu iş yine kadınların omuzlarında. Yine biz taşıyacağız. Barış talebimizden vazgeçmeyecek, her yerde en yüksek sesle barışı haykıracağız.”

    Fatoş SARIKAYA/ MERSİN

  • ‘Kadınların kazanılmış hakları hedef alınıyor’-VİDEO

    ‘Kadınların kazanılmış hakları hedef alınıyor’-VİDEO

    PİRHA- Mor Dayanışma üyesi Ayşegül Göçmen, Diyanet’in kadınların miras hakkına ilişkin yayımladığı fetvaya tepki göstererek, “Kadınların yıllar içinde mücadeleyle elde ettiği haklar tek tek hedef alınıyor” dedi.

    Diyanet İşleri Başkanlığı’nın geçtiğimiz günlerde yayımladığı ve kadınların miras hakkını sorgulayan fetvası, kadın örgütlerinin ve sivil toplum kuruluşlarının tepkisini çekmeye devam ediyor.

    Konuya ilişkin PİRHA’ya konuşan Mor Dayanışma üyesi Ayşegül Göçmen, söz konusu açıklamaların yalnızca dini bir yorum olmadığını, aynı zamanda kamuoyunun nabzını yoklayan ve kadın haklarını tartışmaya açmayı hedefleyen politik bir hamle olduğunu ifade etti.

    “SİSTEMLİ BİR SALDIRI”

    “Devlet, doğrudan değilse bile kurumları eliyle kadınların asla kabul etmeyeceği söylemleri gündeme getirerek bir deneme yapıyor,” diyen Göçmen, geçmişte benzer birçok açıklamanın kamuoyu tepkisiyle geri çekildiğini hatırlattı. Ancak bu sürecin rastlantısal olmadığını vurgulayan Göçmen, “Bu açıklamalar sistemli bir şekilde yapılıyor. Diyanet’in kadınlara yönelik ilk problemli açıklaması bu değil, son da olmayacak” ifadelerini kullandı.

    Kadınların yaşam hakkından çalışma yaşamındaki eşitliğe kadar pek çok temel hakkının tehdit altında olduğuna dikkat çeken Göçmen, Diyanet’in son açıklamasının da bu tehdidin bir parçası olduğunu söyleyerek, “Cuma hutbesinde söylenmiş basit bir söz değil bu. Kadınların yıllarca mücadeleyle elde ettiği hakları tek tek elimizden almaya çalışıyorlar” dedi.

    “HAKLARIMIZIN TAKİPÇİSİ OLACAĞIZ”

    İstanbul Sözleşmesi’nin feshedilme sürecine de değinen Göçmen, “Bu süreci de adım adım işlediler. Kadınların tüm tepkilerine rağmen sözleşmeyi kaldırdılar. Bugün hala geri dönemedik. Kazandığımız hiçbir hak bize devletten lütuf olarak verilmedi. Bunların hepsi kadınların uzun yıllar süren mücadelesinin sonucu. Dün nasıl kazandıysak, bugün de yarın da bu hakların takipçisi olmaya devam edeceğiz” diyerek, kadınlara yönelik her türlü gerici politikanın karşısında durmaya devam edeceklerini vurguladı.

    Fatoş SARIKAYA/ MERSİN

     

  • Suriye’deki Alevi kadın katliamlarına karşı İzmir’de eylem-VİDEO

    Suriye’deki Alevi kadın katliamlarına karşı İzmir’de eylem-VİDEO

    PİRHA- Suriye’de Alevi kadınlara yönelik katliam ve kaçırılmaya karşı İzmir’de bir araya gelen kadınlar “Alevi kurumları, kadın örgütleri el ele vererek bu karanlığı yırtmalı, bu sesi büyütmelidir’ dedi.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) İzmir Kadın Meclisi, Mor Dayanışma İzmir, Güzeltepe Kadın Derneği, Meydan Köyü Dayanışma Derneği kadınları Suriye’de devam eden kadın katliamını protesto etmek için Çiğli İlçesi Kasaplar Meydanı’nda bir araya geldi.

    ‘Suriye’deki Alevi kadınlara ses oluyoruz susmuyoruz’ yazılı pankartın taşındığı basın açıklamasında, “Yaşasın kadın dayanışmamız”, “Jin jiyan azadi”, “Katliama karşı kadınlar burada” sloganları atıldı. Basın açıklamasını kadınlar adına  Fadime Dapaklı, Berfin Tozlu ve Zübeyde Mertoğlu okudu.

    “KİMİLERİ KAYIP KİMİLERİ İSE TOPRAKTA”

    HTŞ’nin Suriye’de iktidarı devralmasından itibaren Alevilere yönelik sistemli kuşatma ve katliamın devam ettiği dile getirilen açıklamada, “İdlib’den Homs’a, Hama’dan Lazkiye’ye uzanan bu karanlıkta, kadınlar, çocuklar, yaşlılar hedef alınıyor. Evler yakılıyor, bedenler parçalanıyor, umutlar kökünden sökülmek isteniyor. Biz kadınlar, en çok da bu ateşin ortasında yanıyoruz ; çünkü direniş bizden sorulur. Susmak bize yakışmaz. Katil örgütler, HTS destekli milisler ve yabancı cihatçılar, bu vahşeti yürütüyor. 7‑9 Mart 2025’te Akdeniz kıyılarında yalnızca üç günde yaklaşık bin beş yüz Alevİ sivil kadınlar, çocuklar, yaşlılar katledildi. Kadınlar yalnızca öldürülmedi; kaçırıldı, işkence gördü, tecavüze uğradı, ailelerinden koparıldı. Kimileri hâlâ kayıp, kimileri ise sessizce öldürülüp toprağa karıştı” denildi.

    EZİDİ KADINLAR HATIRLATILDI

    İŞİD’in 2014–2017 yıllarında gerçekleştirdiği Ezidi soykırımında binlerce kadın ve kız çocuğunun köle pazarlarında sattığı, kimilerinin zorla evlendirildiği, kimilerinin katledildiği belirtilen açıklamada, “Kimi kadınlar cesaretle kaçtı, kimi silaha sarıldı, kimi ise hâlâ karanlık zindanlarda tutuluyor” diye hatırlatıldı.

    Kadın katliamının yalnızca savaşta değil, barış adı verilen süreçlerde de devam ettiği ifade edilen açıklamada, “Bizim için kadınlar sadece zulmün tanığı değil; zalimin karşısında duran, direnen, umudu çoğaltandır. Bugün Suriye’de öldürülen, kaybolan Alevî kadınların ve Şengal’de satılan, öldürülen Ezidî kadınların her biri, bize tek bir gerçeği hatırlatır: Kadın olmadan devrim olmaz. Çünkü sloganlarımız yalnızca bir söz değil; yaşamın, direnişin ve adaletin ta kendisidir” ifadeleri kullanıldı.

    “SESSİZLİK SUÇA ORTAK OLMAKTIR”

    Suriye’de katledilen, tecavüze uğrayan, kaçırılan kadınların sesinin yükseltilmesi çağrısında bulunulan açıklamada, “Sessizlik suça ortaklıktır. Bu insanlık suçuna karşı ayağa kalkmaya ve o sesi buraya taşımaya ihtiyacımız var. Alevî kurumları, kadın örgütleri el ele vererek bu karanlığı yırtmalı, bu sesi büyütmelidir. Biz kadınlar, yalnızca yas tutan değil; direnişin ve geleceğin mimarı olanlarız. Türkiye’den Suriye’ye direnişin sesini yükseltmeye devam edeceğiz” denildi.

    Açıklama sloganlarla sona erdi.

    PİRHA/İZMİR

  • Mor Dayanışma: Thabat’ın fotoğrafı tüm kadınlara verilmiş bir göz dağıdır!

    Mor Dayanışma: Thabat’ın fotoğrafı tüm kadınlara verilmiş bir göz dağıdır!

    PİRHA- Suriye’de kendisini kaçıran cihatçı ile zorla evlendirilen Mira Celal Thabat’a dair açıklama yapan Mor Dayanışma, “Alevi kadınlar Selefi gruplar tarafından kaçırılmaya devam ediyor ve bu fotoğraflar tüm kadınlara göz dağı vermek için basına servis ediliyor” dedi.

    Mor Dayanışma, Suriye’de Alevi kadın Mira Celal Thabat’ın kendisini kaçıran cihatçı ile zorla evlendirilmesine dair açıklama yaptı. HTŞ’nin bölge halkları ve en başta kadınlar için büyük bir tehdit olduğunu belirten Mor Dayanışma, yapılanların kadınlara karşı başlatılmış bir savaş olduğunu kaydetti.
    Mor Dayanışma’nın açıklaması şöyle:

    “Adı Mira Jalal Thabat. Suriye’de kaçırılan ve zorla evlendirilen genç bir Alevi kadın. Yüzündeki korkuya, gerginliğe, elini yanındaki erkekten kaçırmasına iyi bakın! Kadınları savaş ganimeti olarak gören HTŞ ve savaş suçlusu yeni Suriye hükümeti bölge halkları ve özellikle kadınlar için tehdittir. Mira’nın ailesi Selefi bir grup tarafından esir alındığını, zorla hijab giydirildiğini ve evliliğe zorlandığını söyledi. Alevi kadınlar Selefi gruplar tarafından kaçırılmaya devam ediyor ve bu fotoğraflar tüm kadınlara göz dağı vermek için basına servis ediliyor. HTŞ savaş suçu işliyor. Colani ile masaya oturan, el sıkışan erkek egemen devletlerin hepsi bu suça ortaktır. Kadın kurtuluş mücadelemiz işte bu erkek egemen düzeni yıkmak içindir, bir kız kardeşimiz daha eksilmesin diyedir.

    Ezidi, Alevi, Kürt, Hıristiyan, Dürzi fark etmeksizin kadınlara açılmış bu erkek egemen savaşı görüyoruz. Patriyarkal kapitalizmin emperyalist çıkarları bölge halklarını ölüme mahkum ediyor. Bu yüzden Türkiye Cumhuriyeti’nin acilen Suriyeli kadınların güvenliğini sağlayacak koridorlar açmasını, bu savaş suçlarını kabul etmemesini, IŞID-El Kaide artığı HTŞ ve selefi gruplarla yan yana gelmemesini istiyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

    İLGİLİ HABERLER

    >Suriye’de kaçırılan Alevi kadın cihatçı ile zorla evlendirildi

  • Alevi kadınlar için Suriye sınırında ‘Barış Duvarı’ eyleminde buluşuyorlar-VİDEO

    Alevi kadınlar için Suriye sınırında ‘Barış Duvarı’ eyleminde buluşuyorlar-VİDEO

    PİRHA- Suriye’deki Alevi katliamlarına karşı oluşturulan ‘Suriye İçin Kadın İnisiyatifi’ örgütleyicilerinden Mor Dayanışma Merkez Koordinasyon Üyesi Didar Gül, “Sınır hattında bir araya gelen kadınlar, sınırın öteki ucundaki kızkardeşleri için bir ses, nefes olmaya çalışacaklar” diyerek 24 Nisan’da Hatay Samandağ’da gerçekleşecek ‘İnsan Zinciri’ eylemine çağırdı.

    Suriye’nin batısındaki Lazkiye, Dera, Humus ve Tartus kentlerinde HTŞ’ye bağlı gruplar, SMO ve IŞİD’in, 6 Mart tarihinden bu yana Alevileri hedef aldığı saldırılarda binlerce sivil katledildi, binlercesi ise alıkonuldu veya yerlerinden edildi. Bu saldırılardan en çok etkilenen kesim ise kadınlar ve çocuklar oldu. Soykırım saldırıları devam ederken son bir ayda çok sayıda kadın, çeteler tarafından kaçırıldı.

    Suriye’de Alevilere dönük gerçekleştirilen katliamlara dair değerlendirmelerde bulunan Mor Dayanışma Merkez Koordinasyon Üyesi Didar Gül, kadın örgütleri öncülüğünde ‘Suriye İçin Kadın İnisiyatifi’ oluşturulduğunu belirtti. Didar Gül hem katliama dur demek, hem de kadınların Suriye’deki Alevi kadınlara dair bir köprü kurması bakımından 24 Nisan’daki eylemin önemli bir yerde olduğuna işaret etti.

    “ALEVİ KADINLAR SOYKIRIM KISKACI ALTINDA”

    Ezidi kadınlara soykırım yaşatan IŞİD’in bugün HTŞ ismi alarak Alevi kadınlara aynı soykırımı yaşattığını söyleyen Didar Gül, “Daha önce bunun adı HTŞ değil de IŞİD’ idi ve yeni adı HTŞ oldu. Aralık 2024’te yönetimi ele geçirmesinden hemen sonra harekete geçerek saldırılarını devam ettirdi. Yakın süreçte de bu saldırılarına kadınlara da yönelik özel bir saldırıyı da ekledi. Yanı başımızda Alevi kadınları katlediliyor, savaş ganimeti olarak kaçırılıyor, tecavüze uğruyor. Herhangi bir eşya gibi kadınlara el konulduğu bir durum var. Bir zihniyet var ve bu zihniyet kendini Ortadoğu’da gösteriyor. IŞİD’in Ezidi kadınlara yaşattıklarını, bugün aynı zihniyet oradaki Alevi, Ermeni, Kürt kadınlara benzer bir soykırım, katliam tecavüz kıskacı altında yaşatmaya çalışıyor. Bugün orada bir çığlık var ve bu çığlığın karşılık bulması için bizde bu çığlığa karşı ses olmaya çalışıyoruz” dedi.

    24 NİSAN’DA SAMANDAĞ’DA ‘BARIŞ DUVARI’ EYLEMİ

    Birçok kadın yapısının içerisinde bulunduğu inisiyatifin Hatay’da 24 Nisan’da ‘Barış Duvarı’ eylemi gerçekleştireceklerini kaydeden Didar Gül, “Aslında kadın hareketinin en önemli özelliklerinden birinin enternasyonel ve tüm dünya genelinde beraber mücadele ediyor olması. Dünyanın bir ucundan yükselen kadın sesinin, öteki ucunda yankı bulması anlamına geliyor bu. Bugün yanı başımızda HTŞ tarafından katledilen kadınların sesini yaşadığımız topraklarda duyurmaya çalışıyoruz. Bu katliamı teşhir etmeye, faillerinden hesap sormaya çalışıyoruz. 24 Nisan’da Samandağ’da kadınlar öncülüğünde gerçekleştirilecek ‘Barış Duvarı’ eylemi hem önemli hem de kritik bir yerde duruyor” diye belirtti.

    “SINIRIN DİĞER UCUNDAKİ KIZKARDEŞLERİ İÇİN SES OLACAKLAR”

    Didar Gül, kadınların sesinin ve sözünün tüm dünyada birleşik bir mücadele hali aldığını ifade ederek, “Bir biçimiyle hem oradaki katliama dur demek için, hem de buradaki kadınların oraya dair bir köprü kurması bakımından önemli bir yerde duruyor. Sınır hattında bir araya gelen kadınlar, sınırın öteki ucundaki kızkardeşleri için bir ses, nefes olmaya çalışacaklar. Bunun politika anlamı da çok özel ve önemli bir yerde duruyor. Kadın hareketini, kadınların sözünün, sesinin tüm dünyada birleşik bir sesi, sözü olduğunun önemli bir göstergesi. Biz hem Samandağ’daki eyleme hem de bu eylemin örgütlenmesine dair tüm kadınlara çağrı yapıyoruz” şeklinde konuştu.

    PİRHA/İZMİR

  • Mor Dayanışma: Alevi kadınları kaçıranlarla aynı masaya oturmayın! -VİDEO

    Mor Dayanışma: Alevi kadınları kaçıranlarla aynı masaya oturmayın! -VİDEO

    PİRHA-Hatay Serinyol Mor Dayanışma Kadın Derneği, HTŞ lideri Colani’nin Türkiye’ye gerçekleştirdiği ziyareti kınamak amacıyla basın açıklaması yaptı. Mor Dayanışma, Suriye’de kadınlara yönelik yapılan saldırılara dikkat çekerek, “Alevi kadınlarını kaçıranlarla aynı masada oturmayın’ diyerek tepki gösterdi.

    Alevi örgütleri bugün İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa dahil birçok şehirde toplanıp HTŞ lideri Colani’nin Türkiye’ye yaptığı ziyaret hakkında eş zamanlı basın açıklaması yaptı.

    Hatay Serinyol, Mor Dayanışma Kadın Derneği, Suriye’de Hey’etu Tahrîri’ş-Şâm (HTŞ) lideri Colani’nin Türkiye’de yaptığı ziyaret hakkında açıklama yaptı. Mor Dayanışma Kadın Derneği, Colani’nin Türkiye’ye yaptığı ziyarete tepki göstererek, “Alevi katliamlarını engelleyin! Alevileri katleden Colani ile görüşmeyin!” dedi.

    Mor Dayanışma Kadın Derneği adına açıklamayı Liman Eski okudu. Liman, açıklamada şunları söyledi:

    ALEVİ KADINLARI KAÇIRANLARLA AYNI MASAYA OTURMAYIN!

    “Suriye’de 8 Aralık 2024 tarihinde Baas Rejiminin devrilmesiyle iktidarı ele geçiren cihatçı HTŞ yönetimi Alevilere yönelik katliamlarını ve kadın düşmanı politikalarını giderek arttırıyor.

    Dünyanın gözü önünde Suriye halklarına yönelik soykırım politikaları yükseliyor. Her gün yeni bir kadının kaçırıldığı haberlerini duyuyoruz. Hep beraber gücümüzü gösterelim sevgili kadınlar!

    Suriye’de yeni bir düzeni tekçi mezhepçi bir anlayışla yeniden kurmak isteyen HTŞ’yi IŞİD’ten tanıyoruz. Ezidi Kürt kadınlarına yönelik katliamlarından tanıyoruz. Bugün de aynı şeyi yapıyorlar; Suriye’deki kız kardeşlerimize öldürüyorlar, kaçırıyorlar. Kadınların bedeni savaş meydanı haline getiriliyor ya da ganimet olarak görülüyor. Kadınlar bu topraklarda her zaman barışın sesini yükseltti fakat Bizler de buradan bir kez daha söyleyelim:

    CİHADİSTERLE BARIŞMAYIZ!

    Tecavüzcü HTŞ ve çetelerle barışmayız!

    Alevilere, alevi kadınlara soykırım uygulayanlarla barışmayız!

    Suriye’deki kız kardeşlerimize kadınlara sesleniyoruz. Suriyeli kadınlar yalnız değildir. Aleviler Dürziler Hristiyanlar yüz yıllardır o topraklarda yaşıyor.

    Soruyoruz:

    Asıl Türkmen, Özbek, Çeçen çetelerinin orada ne işi var!

    Ve Türkiye devletine bir kere daha sesleniyoruz:

    Alevi katliamlarını engelleyin! Alevileri katleden Colani ile görüşmeyin!

    Alevi kadınları kaçıranlarla aynı masaya oturmayın!

    Bizler de en az oradaki kadınlar, kız kardeşlerimiz kadar kaygılıyız. Fakat yineleyelim yalnız değiliz, birlikte, örgütlü güçlüyüz!

    PİRHA-HATAY

  • Samandağ’da kadınlar eylem yaptı: Ülkedeki hiçbir canlı güvende değil!-VİDEO

    Samandağ’da kadınlar eylem yaptı: Ülkedeki hiçbir canlı güvende değil!-VİDEO

    PİRHA-Hatay’da kadınlar, son günlerde artan kadın cinayetlerine ilişkin eylem yaptı. Yapılan eylemde, “Bunlar cani, sapık, hasta ve münferit değil devletin önlemediği erkek şiddetidir” denilerek 25 Kasım’da erkek şiddetine karşı yan yana ses çıkarmak için çağrı yapıldı.

    Mor Dayanışma ve Liseli Cadılar, son günlerde artan kadın cinayetlerine tepki gösterdi. Samandağ’da Eski PTT önünde bir araya gelen kadınlar Abullah Cömert Parkı’na kadar “Kadın cinayetleri son bulana kadar size huzur yok!” yazılı pankart ve sloganlar atarak yürüdü.

    “ERKEK ADALETİN ELLERİNDE KATLEDİLEN KADINLARIN KANI VAR”

    “Bu ülkede her gün katlediliyor, tacize ya da tecavüze uğruyoruz” diyen kadınlar, “AKP İktidara geldiğinden beri artan şiddetle kadınlar, lgbti+’lar, çocuklar, hayvanlar yani anlayacağınız ülkedeki hiçbir canlı güvende değil!”dedi.

    Kadın düşmanı politikalarla hayatımızı kuşatmaya devam ediyorlar. Failleri cezasızlık politikaları ile ödüllendirip cesaretlendiren ‘’erkek adaletin’’ AKP-MHP rejiminin erkek egemen hukuksuzluk ve cezasızlık rejiminden cesaret aldığına dikkat çeken kadınlar, “Yasaları uygulamayarak failleri serbest bırakarak, insanları şiddeti izlemeye iten bu çürümüş düzene teslim olmayacağız” dedi.

    “KUTSAL AİLE DİYEREK KADINLARI VE ÇOCUKLARI HAPSETMEYE ÇALIŞTIĞINIZ AİLENİZDE ŞİDDET VAR”

    Katledilen kadınların ardından ‘’sıfır tolerans’ diyen Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Mahinur Özdemir Göktaş’a ” İstanbul Sözleşmesini feshedip 6284 sayılı yasayı tartışmaya açmak failleri cezasızlıkla ödüllendirmek mi sizin sıfır tolerans dediğiniz?” diye soran kadınlar şunları söyledi:

    Siz konuştukça biz ölüyoruz. 2021 yılının mart ayında tek adamın imzası ile Türkiye, İstanbul Sözleşmesinden bir gecede geri çekildi. İstanbul Sözleşmesinden geri çekildiğinden beri yaklaşık 1200 kadın erkekler tarafından katledildi. Yaklaşık 850 kadın şüpheli şekilde öldürüldü. Sözleşmeden çıkılmasaydı, 6284 etkin bir şekilde uygulansaydı şimdi yüzlerce kız kardeşimiz aramızda olacaktı. Biz hala soruyoruz Narine ne oldu? Rojin Kabaişe ne oldu? Yaklaşık 5 yıldır bulunamayan Gülistan Doku nerede? Üstü örtülen erkek şiddetine, kayıplara, ölümlere, istismarlara alışmayacağız. Susmayacağız ve bize hesap vereceksiniz!

    Kutsal Aile diyerek kadınları ve çocukları hapsetmeye çalıştığınız ailenizde şiddet var, istismar var! kadınlar Boşanmak istedikleri erkekler tarafından öldürülüyor! Defalarca şikayet ettiği, uzaklaştırma kararı aldırdığı erkekler tarafından öldürülüyor! Bugün aileyi korumak için elinden geleni yapan AKP iktidarı kadınlar öldürülürken ne yapıyor? Hangi önlemleri alıyor? Biz söyleyelim, kadınlar öldürülüyorken bizleri koruyacak tek yasa olarak kalan 6284’e saldırıyor! Narin ve katledilen diğer kadınlar için adalet sağlamıyor! Adalet sağlanmadığı gibi narin için verilen araştırma önergesi mecliste reddediliyor! Van da ölü olarak bulunun rojine ne olduğunu söylemiyor! Kadın cinayetlerine karşı sokaklarda olan kadınlara barikat kuruyor! Her gün yeni bir af yasasıyla karşımıza geliyor! Hiçbirini kabul etmiyoruz! Kadınlar televizyon karşısında verilen sözlere değil, uygulanan yasalara bakıyor! Önleyemediğiniz cinayetlere, sağlamadığınız adalete bakıyor.”

    “25 KASIMDA ERKEK ŞİDDETİNE KARŞI EN GÜR SESİMİZLE PANKARTIMIZLA YAN YANA GELELİM”

    25 Kasım’da yan yana gelerek mücadeleyi büyütme çağrı yapan kadınlar, “Bunlar cani, sapık, hasta ve münferit değil devletin önlemediği erkek şiddetidir. Ayşenur’un ve İkbal’in katili sadece Semih Çelik değil, kadın düşmanı AKP-MHP ittifakı da bu cinayetin suç ortağıdır. Öfkeliyiz! Yaşamak istiyoruz! Bu ülkede kadınlar, lgbti+’lar, çocuklar, hayvanlar özgürce var olana kadar bütün, tacizciler, katiller hak ettikleri cezayı alana kadar kız kardeşlerimizle el ele, omuz omuza mücadeleye devam edeceğiz. Bu erkek düzenin, bu erkek iktidarın karşısında yalnız değiliz, çaresiz değiliz. Birbirimiz ve geleceğimiz için örgütlenmeli, 25 kasımda yan yana gelmeliyiz. Mücadeleyi yaratmış ve güçlendirmiş olan kadınlardan, birbirimizden aldığımız cesaret ve haklılıkla 25 kasımda erkek şiddetine karşı en gür sesimizle pankartımızla yan yana gelelim” diye ekledi.

    PİRHA/HATAY

  • Tutuklu Mor Dayanışma üyesi Uğur ve Ürkmez’e hapishanede psikolojik şiddet -VİDEO

    Tutuklu Mor Dayanışma üyesi Uğur ve Ürkmez’e hapishanede psikolojik şiddet -VİDEO

    PİRHA- Yerel seçim sonrası Van halkının iradesinin gasp edilmesi girişiminin ardından gerçekleşen protestolarda gözaltına alınıp tutuklan Mor Dayanışma üyesi Sedanur Uğur ve Sibel Ürkmez’e özgürlük kampanyası sürüyor. Mor Dayanışma üyesi İrem Kayıkçı, “Arkadaşlarımız 21 gündür hukuksuz bir şekilde tutuklu bulunuyorlar. Hapishane yönetimi arkadaşlarımıza yönelik psikolojik şiddeti, saldırıları, tacize varan davranışları arttırmış durumda” dedi. 

    31 Mart Yerel Seçimlerde Van halkının iradesi gasp edilmeye çalışılmış ve seçilmiş belediye başkanı Abdullah Zeydan verilen mücadele sonucu mazbatasını almıştı.

    Van halkının iradesi gasp edilmeye çalışılmasına karşı 2 Nisan gününde protestolar Türkiye’nin pek çok kentinde gerçekleşmişti. İzmir’de gerçekleşen eylemlerde  gözaltına alınan ve ardından hukuksuzca tutuklanan Sedanur Uğur ve Sibel Ürkmez, Şakran Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda götürüldü.

    Mor Dayanışma’dan yol arkadaşları ve birçok feminist, “Seda ve Sibel’e Özgürlük” kampanyası yürütüyor, hukuki süreci takip ediyor. Mor Dayanışma üyesi İrem Kayıkçı son durumu PİRHA’ya değerlendirdi.

    “SEDA VE SİBEL’E ÖZGÜRLÜK DEMEYE DEVAM EDECEĞİZ”

    İrem Kayıkçı, iktidar saldırılarının seçim sonuçlarının intikamı olduğunu vurgulayarak, “31 Mart Yerel Seçimlerinden sonra halkın iradesinin hem sandığa hem de sokaklara yansımasının öcünü almak istercesine kadınlara yönelik saldırıların arttığını gördük. Abdullah Zeydan‘ın Van’da mazbatasının verilmemesi karşısında Türkiye’nin her yerinde eylemler gerçekleşti. Emek ve Demokrasi Güçleri’nin çağrısıyla gerçekleşen eylemde 30’a yakın arkadaşımız gözaltına alındı ve bunlardan iki arkadaşımız Sedanur Uğur ve Sibel Ürkmez arkadaşlarımız 3 Nisan’da tutuklandılar. 21 gündür hukuksuz bir şekilde tutuklu bulunuyorlar” dedi.

    Kayıkçı, hapishanede arkadaşlarının psikolojik şiddet gördüğünü belirterek, şunları kaydetti:

    “Geçtiğimiz haftalarda avukatlar aracılığıyla öğrendiğimiz şu ki hapishane yönetimi arkadaşlarımıza yönelik psikolojik şiddeti, saldırıları, tacize varan davranışları arttırmış durumda. Arkadaşlarımıza, “Ne yaparsanız yapın buradan çıkamazsınız. Sizi siyasi koğuşa almayacağız. Eğer talepleriniz devam ederse sizi tecavüzcülerin yanına alacağız” dediklerini öğrendik. Orada tecavüzcüler diye nitelendirdikleri arkadaşların da lezbiyenler olduğunu öğrendik. Hapishane yönetiminin erkek egemen zihniyetle yönetilen davranışlarının bir yandan da homofobik saldırılar olduğunu gördük. Avukat arkadaşlarımızın tutukluğa karşı itiraz başvurusu reddedildi. Biz Seda ve Sibel’e özgürlük demeye devam edeceğiz. Örgütlü kadın mücadelesini büyütmeye devam edeceğiz.”

    “SALDIRILARI TESADÜF OLARAK GÖRMÜYORUZ”

    Kadınlara yönelik bu saldırıların tesadüf olmadığını ifade eden Kayıkçı, “Geçtiğimiz süreç içerisinde sandığa yansıyan ciddi bir ekonomik kriz ve yoksulluk vardı. Böyle bir süreçte 1 Mayıs’a gidiyoruz. İstanbul’da, İzmir’de çalışmalarımız devam ediyor. Verdiğimiz mücadelenin tarihi çok eski. Biliyoruz ki patriyarkal kapitalizmin geldiği eşik bize yoksulluktan, tacizden, şiddetten başka bir şey sunmuyor. Tam da bunun karşısında bu mücadeleyi verirken, AKP-MHP iktidarı koalisyonun saldırılarının tesadüf olarak görmüyoruz. Seda ve Sibel’e yönelik saldırılar bunun bir parçası. 1 Mayıs’a giderken hem ekonomik kriz ve yoksulluk bağlamında hem de artan çocuk istismarı ve kadın cinayeti bağlamında kadınların sözünü yükseltmeye, çocuk hakları politikasını yükseltmeye devam edeceğiz” diye konuştu.

    “REJİMİN KODLARI PATRİYARKA, KAPİTALİZM VE AYRIMCILIK”

    Mor Dayanışma üyesi İrem Kayıkçı, son bir yılda geçirdiğimiz iki seçimin ardından görüyoruz ki Türkiye’de inşaa edilmeye çalışılanan rejimin kodları hem patriyarkadan hem kapitalist düzenden hem de ayrımcılıktan ve ırkçılıktan besleniyor. Kurumsallaştırılmaya çalışılan faşizmin saldırılarını belli özneler yansıttığını uzun zamandır biliyoruz. Son on yıldır yükselen kadın hareketine yönelik saldırılar bu açıdan çok önemli bir yerde duruyor. Çünkü kadınlar yaşam mücadelesi veriyor. Bu rejimin mayasına müdahale eden, haklarından vazgeçmeyen, daha fazlasında gözümüz olduğunu belli eden sokak eylemlilikleri ve kampanyalar bu dinamiğin nasıl bir güçte olduğunu gösteriyor. Böyle bir süreçte kadın örgütlerine dönük saldırıların arttığını görüyoruz. Bu iradeyi gösteren kadın örgütlerine dönük saldırılar son durumu tahlil etmemizi kolaylaştırıyor” ifadelerini kullandı.

    Dilan ŞİMŞEK/İSTANBUL

  • Deprem sürecinde yürüttükleri mücadeleyi belgesele dönüştürdüler – VİDEO

    Deprem sürecinde yürüttükleri mücadeleyi belgesele dönüştürdüler – VİDEO

    PİRHA- Mor Dayanışma’dan kadınlar, deprem sürecinde yürüttükleri mücadeleyi belgesele dönüştürdü. belgeselin yönetmenlerinden Aslı Asena Elibol, depremin olduğu ilk gün örgütlü sosyalist feminist bir kadın olmanın ne kadar önemli olduğunu söyledi. Yaren Esin ise “Alevileri, Ermenileri, Kürtleri görmeyeceklerini zaten biz biliyorduk ve bunun için müdahale etme ihtiyacıyla bölgeye gidip faaliyete başladık. Onlar bizden vazgeçmiş, bizi ölüme terk etmiş olabilirler. Biz birbirimizden vazgeçmedik” dedi.

    6 Şubat 2023 depremlerinin ardından Hatay’a giderek bölgedeki kadınlarla dayanışma gösteren Mor Dayanışma, depremin birinci yılında yaşananlara hafıza oluşturmak amacıyla hazırladıkları ‘Çatı’ isimli belgeseli 2 Şubat’ta İstanbul’da yapılacak gösterimle izleyicilere sunacak.

    PİRHA’ya konuşan belgeselin yönetmenlerinden Aslı Asena Elibol, “Depremin olduğu ilk gün örgütlü sosyalist feminist bir kadın olmanın ne kadar önemli olduğunu fark ettik. Çünkü genel olarak depremden hemen sonra insanların şimdi ne yapacağız diye düşünmesi bizim için şöyleydi: Şimdi ne yapacağız? Tabi ki biz de söyledik fakat birbirimize tutunduğumuz bir süreç oldu. Birbirimize kenetlendiğimiz ve birbirimizin eksiklerini tamamladığımız süreçti. O sırada birbirimize güç vererek ilerledik” dedi.

    “EV EMEĞİ ÇADIR EMEĞİNE DÖNÜŞTÜ”

    Yönetmenlerden Yaren Esin ise oluşan doğal afetlerde ilk göz ardı edilenin kadınlar olduğunun altını çizerek, “Yaşanılan krizlerde en göz ardı edilen kesimlerden birinin kadınlar olduğunu biliyorduk. Hâliyle de bu toplumsal cinsiyet durumuna dair perspektifimiz ve feminist duruşumuz bizi oraya gidince kadın çadırı açmanın ne kadar önemli bir şey olduğuna dair de itmiş oldu. Bunu da gerçekleştirmiş olduk. Kadınlarla konuşurken şöyle sözlerle de karşı karşıya kaldık: Hayatımızda bir şey değişmedi.
    Bir şey değişmedi derken tabii ki her şey çok kötüye gitti ama ev içi emek dediğimiz şeyin aslında çadır emeğine döndüğü bu süreçte şiddet oranlarının, tacizin ve öldürülmelerin arttığı bir süreçle karşı karşıya kaldık” ifadelerini kullandı.

    “ÖRGÜTLENMEK YAŞAMSAL BİR İHTİYAÇ”

    Esin, konuşmasının devamında şunları söyledi:

    “Süreç içerisinde hareket ederken o yoğunluk içerisinde ya da mücadelenin o akışında bazen ne kadar güçlü olduğumuzu ve neler yapabildiğimizi unutuyoruz ve bunu hatırlamaya, birbirimize de hatırlatmaya ihtiyacımız var. Hiç kimse gelip de bizi bu düzenin içerisinden kurtarmayacak. Kurtarıcı biziz. Bir kez daha deneyimlemiş olduk ki, örgütlenmek bir tercih değil, örgütlenmek yaşamsal bir ihtiyaç.”

    Dilan ŞİMŞEK/ İSTANBUL

  • Hendekçi: İktidara karşı sosyalist-feminist örgütlü mücadeleyi yükseltmeliyiz – VİDEO

    Hendekçi: İktidara karşı sosyalist-feminist örgütlü mücadeleyi yükseltmeliyiz – VİDEO

    PİRHA – Mecliste kadın kotasını dahi temsili düzeyde kullanan bir iktidarın olduğu Türkiye’de 31 Mart yerel seçimlerine gidildiğini söyleyen Mor Dayanışma’dan Hazal Hendekçi, “Bizler kadınlar olarak bulunduğumuz her alanda sosyalist-feminist mücadeleyi yükseltmemiz gerekiyor. Ciddi anlamda kadın düşmanı politikaları olan bir iktidarla mücadele ediyoruz. Bunun temeli de örgütlü mücadeleden geçiyor” dedi. 

    31 Mart’ta yerel seçimler gerçekleştirilecek. Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), 31 Mart 2024 Pazar günü yapılacak yerel seçimlerde gösterilecek adayların belirleneceği ön seçim ve aday tanıtım toplantıları yapıyor. DEM Parti, ilk defa ön seçim çalışması yaparak atama olmadan adaylarını belirliyor.

    Yerel seçimlere doğru giderken partilerin meclisteki kadın temsiliyetleri, eş başkanlık ve belediyelere atanan kayyumlar üzerine Mor Dayanışma’dan Hazal Hendekçi ile konuştuk.

    Hazal Hendekçi, yerel seçimlere doğru giderken Türkiye’deki ortamı değerlendirdi.  Hendekçi, “Sadece kadın kotasını dahi temsili düzeyde kullanan, bundan yaklaşık birkaç ay önceki bir basın toplantısını bir kadın milletvekilini ‘gel sen de görün’ diyerek çağırmış bir iktidarın olduğu bir ülkede yerel seçime doğru gidiyoruz” dedi.

    “DEM PARTİ’NİN TABANI ÖNEMSEYEREK ÇALIŞMA YAPMASI ÇOK KIYMETLİ”

    Hendekçi, DEM Parti’nin yapmış olduğu ön seçim çalışmalarının Türkiye muhalefetine bir çağrı niteliği taşıması gerektiğinin altını çizerek, “Bu tamamen bir partinin yukarıdan ataması değil. Tabanı önemseyerek böyle bir çalışma yapmaları çok kıymetli” ifadelerini kullandı.

    “DEM PARTİ YILLARDIR KENDİ İÇİNDE KADIN TEMSİLİYETİNİ ÖNEMSİYOR”

    Hendekçi, eski adıyla HDP şu anki adıyla DEM Parti’nin, yıllardır kendi içinde kadın temsiliyetini önemsediğini belirterek, “Bunu zaten eş başkanlık sisteminden de görebiliyoruz” dedi.

    Hendekçi, eş başkanlığa dair şu ifadelere yer verdi:

    “Buldukları her ilçede her kurumda eş başkanlığı getiriyorlar. Tabii ki bir partideki kadın temsili sadece bunun üzerinden olmaması gerekiyor. Çünkü eş başkanlığın da kendi içerisinde problemleri var. Sonuçta sadece bir kadın da başkan olabilirken yanına bir erkeği de koyma gereksinimi duyuyorlar. Yine de parlamentodaki muhalefete nazaran tabii ki öncü bir adımdır. Bu bizim için de çok kıymetli.”

    Türkiye’de hiçbir muhalefette gerçek anlamda bir kadın temsiliyetinin bulunmadığını söyleyen Hendekçi, “Aslında tamamen açık bir kadın bakış açısı, Feminist bir mücadele hiçbir partide yok. Bizim mücadelemiz bundan kaynaklıdır. Biz kadınlar olarak her alanda mücadelemizi sürdürebildiğimizi, her alanda varlığımızı devam ettirebildiğimizi söylüyoruz. Bunu gerek 25 Kasım’da sokaklarda gerek 8 Mart’ta görüyoruz” diye konuştu.

    “SES ÇIKARMAZSAK BİR GÜN O KAYYUM CHP’Lİ BELEDİYEYE DE BAŞKA BELEDİYELERE DE ATANIR”

    Kayyum hakkında konuşan Hendekçi, kayyumun tamamen halkın seçimine direkt müdahale etmek olduğunu söyleyerek, “Kayyum atanmış belediyelere baktığımızda bunlar maalesef Kürdistan’da olan belediyeler. Şu an DEM Parti’nin birçok eş başkanı hiçbir altyapısı olmadan, dosyalar açılmadan dahi içerideler. Biz sosyalist-feminist mücadelemizle her zaman kayyumlara karşı birlik çağrısında bulunduk. Her zaman Kürt kadınlarının yanındayız. Her zaman Kürt siyasetçilerle ortak mücadele etmek istiyoruz. Kayyum şu an bir CHP’li belediyeye atanmıyor ancak Kürdistan’a ses çıkarmazsak bir gün o kayyum CHP’li belediyeye de atanır başka belediyelere de atanır. Burada hiçbir ayrımcılığı gözetmeden totalde mücadele etmek gerekiyor” diye belirtti.

    “TÜM KIZ KARDEŞLERİMİ ÖRGÜTLÜ MÜCADELE ETMEYE ÇAĞIRIYORUM”

    Hendekçi, kadınlara şu çağrıyı yaptı:

    “Bizler kadınlar olarak bulunduğumuz her alanda sosyalist-feminist mücadeleyi yükseltmemiz gerekiyor. Çünkü ciddi anlamda kadın düşmanı politikaları olan bir iktidarla mücadele ediyoruz. Bu mücadelenin temeli de örgütlü mücadeleden geçiyor. Buradan tüm kız kardeşlerimi de beraber örgütlü mücadele etmeye çağırıyorum.”

    Devrim FINDIK/İSTANBUL

  • Kadınlar, ‘Enternasyonal Feminist Mücadele Deneyimleri Sempozyumu’nda’ buluştu – VİDEO

    Kadınlar, ‘Enternasyonal Feminist Mücadele Deneyimleri Sempozyumu’nda’ buluştu – VİDEO

    PİRHA- Türkiye Kadın hareketi, Kürt Kadın hareketi ve dünyadan feministler sempozyumla İstanbul’da bir araya geldi. Sempozyumda, kadınların yaşamın bir parçası olduğunun altı çizilerek, “Kapitalist sisteme karşı kadınlar kendi gündemlerini, kendi toplumsal dinamiklerini oluşturan bir süreci inşa ediyor. Tüm kadınların, feminist güçlerin birbiriyle dayanışmasının daha da güçlendirmek gerekiyor. AKP-MHP iktidarın saldırılarına karşı kadınlar kendi politikalarını uygulamalı” denildi.

    Mor Dayanışma, ‘Patriyarkal Kapitalizmin Krizinde Enternasyonal Feminist Mücadele Deneyimleri Sempozyumu’ düzenledi. Müze Gazhane’de düzenlenen sempozyumun ilk yarısında dünyadan deneyimleriyle Polonya’dan Zuzanna Dorota Karcz, Lübnan’dan Diana Moukkalled, Fransa’dan Arya Meroni, İtalya’dan Lucia Amorossi ve İran’dan Fatima Babakhan konuşmacı olarak yer aldı. İlk yarı soru ve cevaplar ile son buldu.

    Sempozyuma Polonya, İtalya, Lübnan, Fransa, İran ve Türkiye’den konuşmacılar katılırken, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) milletvekilleri Perihan Koca ile Adalet Kaya, Tevgera Jinên Azad (TJA) aktivistleri, Kadınlar Birlikte Güçlü, Kampüs Cadıları, sanatçılar, müzisyenler ve  Türkiye’nin birçok kentinden  çok sayıda kadın da takip etti. Sempozyumun gerçekleştiği salonun duvarlarına, “Patriyarkal kapitalizme karşı dünyanın bütün kadınları birleşin”, “ Filistin’de soykırıma İsrail ile ticarete son”, “Bizi enkaz altında bırakanlara inat yaşamı yeniden kuracağız”, “Milyonlar yoksullaştıkça zenginleşen bir avuç zenginin düzenini yıkacağız”, “ Başka bir hayat yok, sosyalist feminist mücadelede örgütlen”, “Renklerin direnişi direnişin renkleri var”,  “Savaşa karşı yaşamı, talana karşı doğayı savunuyoruz”  “Mor Dayanışma 10 yaşında yaşasın örgütlü feminist mücadelemiz” pankartları asılırken, sık sık “Yaşasın sosyalist feminist mücadelemiz” “Jin Jiyan Azadi”sloganların salonda yankılandı.

    Sempozyumun ikinci yarısında Türkiye’den kadınlar feminist deneyimlerini paylaştı. İkinci yarıda Mor Dayanışma’dan Cemile Baklacı, Kampüs Cadıları’ndan Rozona Urkun, DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Adalet Kaya, Mor Liste’den Ayşecan Ay ve Kadınlar Birlikte Güçlü’den Selin Top konuşmacı olarak katıldı.

    “FEMİNİST OLMAKLA GURUR DUYUYORUM”

    Sanatçı Gaye Su Akyol sempozyuma güç veren kadınlar arasındaydı. Akyol, “Kadın olmak başlı başına bir deneyim. Her birimizin yüzlerce yıl sürecek olan anıları ve acıları vardır. Hayalleri için savaşan ve mücadelen eden bir kadının sahip olduğu başarılar herhangi bir erkeğin savaşından yüzlerce kat kıymetli. Kadınların önüne çıkarılan sorunlar, mücadele alanları o kadar geniş ki. Bugün burada hayalleri için mücadele eden, varlığıyla sisteme karşı yeterince aykırı olan bir varoluştan bahsediyoruz. Var olma mücadelimizi çok kıymetli buluyorum. Feminist olmakla gurur duyuyorum” dedi.

    “DİRENEN KADINLARIN SELAMINI GETİRDİM”

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi Mersin Milletvekili Perihan Koca konuşmasında  “ Ben deprem bölgesinden geliyorum. 6 Şubat depremlerinin bütün ağırlığını kadınlar üstleniyor. Kentleri yeniden yaşama hazırlıyorlar. Hatay’da enkazın altında acele kamulaştırma politikalarına karşı Dikmece’de direnen kadınların selamlarını sevgilerini getirdim sizlere. Dikmece’den Akbelen’e uzanan direnişte kömürün karasına karşı yaşamı savunan Akbelen direnişlerinin, İkizköy’deki kadınların selam ve sevgilerini getirdim. Faşist rejiminin çimentosunu oluşturan KHK’li akademisyenin selam ve sevgilerini getirdim size. Ayrıca LGBTİ+’lara dair mücadele edenlerin de selamlarını getirdim” ifadelerine yer verdi.

    “TARİH MÜCADELE EDENLERİN TARİHİDİR”

    Mor Dayanışma MYK üyesi Pelin Songül Çiçek’in moderatörlüğünde başlayan ikinci oturumda Cemile Baklacı Türkiye’de sağ faşizmin ilerleyişini ve karşı feminist mücadeleyi ele alarak “Dünya’da kapitalizmin ulaşamadığı bir toprak parçası kalmadı. Kapitalizmin ilerleyişi bir takım krizi ve yoksulluğu daha derinden yaşamamıza sebep oluyor. Seller, yangınlar, ölümler ve savaş yayılıyor ve dünyayı cehenneme sürüklüyor. Krizlerin yönetilebilmesi için iktidarların buraya uygun bir biçimde hareket etmesi gerekiyor. Bizler tarikatlar ve cemaatlerle toplumun yeniden inşa edildiği bir süreci yaşıyoruz. Toplumun yeninden inşa sürecini seçimlerle birlikte hızlandığınızı görüyoruz. Tarih mücadele edenlerin tarihidir. İktidar faşizmi kurumsallaştıramadıysa kadınların isyanından dolayıdır.” dedi.

    “KOTA UYGULAMASI LÜTUF DEĞİL GASP EDİLEN HAKLARIN GERİ ALINMASIDIR”

    Mor Liste’den Ayşecan Ay konuşmasında sendikal mücadelede feminist örgütlenmenin önemine değinerek kazanımlarının bazılarını şöyle sıraladı; “Kadınların her ay kendi belirledikleri bir günde regl izinleri, doğum izinleri 8+8+4 hafta ve şimdilik 15 günlük babalık izinlerini kazandık.” Ay konuşmasının devamında “Biz sendikada rol oynayarak hakim dili değiştirebildiğimizi gördük. Sendikalaşma önündeki en büyük engeller sendikaların kadını temsil etmemesidir. Sendika bu kadınlara ulaşamıyor. Kadın işçileri temsil etmiyorlar bunları dert bile etmiyorlar. Temsilde eşitlik için hayata geçirilen kota uygulaması lütuf değil gasp edilen hakların geri alınmasıdır. Sendikal mücadelede biz sınıfı bölmüyoruz sınıf biziz.” dedi.

    “YARA NEREDEYSE KİMLİK ÖNCE O OLUR”

    DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Adalet Kaya Kürt kadın hareketinin dününü ve bugününü anlattı. Kaya, “Cumhuriyetin 100 yıllık süreci boyunca Türk ve Sunni idolojiyle, devlet şiddetiyle, asimilasyon politikalarına maruz kaldık. Yara neredeyse kimlik önce o olur. Biz kız çocuğu olmadan önce Kürt kimliğimizi öğrendik. Kadın olma meselesimiz Kürt olma meselimizle ilgili. Bizim kadın mücadelemiz önce Kürt özgürlük mücadelesiyle tanışmamızla başladı.”dedi. Kürt kadın mücadelesinin tarihsel olarak Zarife’lerin mücadelesine, Dersim’de katledilen kadınların mücadelesine dayandığına değinen Kaya, Sakine Cansız ve Gültan Kışanak’ın kitaplarında yer alan işkencelere dair örnekler verdi.  Kaya, çözüm sürecinin kadın hareketini büyük ölçüde etkilediğini ifade ederek “Barış masasında olmak, koşullarını konuşmak TJA’nın en önemli amacıydı. Kadının olmadığı her barış masası dağılmış, ya da barışın taraflarının yeniden savaştığını görüyoruz “dedi.

    Kadınlar Birlikte Güçlü adına konuşan Selin Top ortak zeminde mücadelenin önemine vurgu yaptı. Ardından Kampüs Cadıları’ndan Rozana Urkun’un üniversiteli genç kadınların örgütlenme deneyimleriyle ilgili paylaşımlarıyla sempozyum son buldu

    Dilan ŞİMŞEK-Devrim FINDIK / İSTANBUL

  • Mor Dayanışma’dan ‘Enternasyonal Feminist Mücadele Deneyimleri’ sempozyumu-VİDEO

    Mor Dayanışma’dan ‘Enternasyonal Feminist Mücadele Deneyimleri’ sempozyumu-VİDEO

    PİRHA- Mor Dayanışma, Müze Gazhane’de “Enternasyonal Feminist Mücadele Deneyimleri” sempozyumu düzenliyor. 14 Ocak’ta yapılacak sempozyuma ilişkin PİRHA’ya konuşan Mor Dayanışma üyeleri İrem Kayıkçı ve Yaren Esin, sempozyuma katılım için çağrı yaparak, “Patriyarkal Kapitalizmin geldiği eşik aşılamaz durumda ama bunu zorlayan da bir örgütlü kadın mücadelesi, örgütlü feminist mücadele var” dediler. 

    Mor Dayanışma, 14 Ocak’ta Müze Gazhane’de “Enternasyonal Feminist Mücadele Deneyimleri” sempozyumu düzenliyor.

    Sempozyuma, Polonya, İtalya, Lübnan, Fransa, İran’dan kadın haraketinden temsilciler ve Türkiye’de feminist deneyimlerin aktarılması için de Mor Dayanışma, Kampüs Cadıları, Kadınlar Birlikte Güçlü, Kürt Kadın Hareketi (TJA) ve emek alanından konuşmacıları katılacak.

    “PATRİYARKAL KAPİTALİZMİN GELDİĞİ EŞİK AŞILAMAZ DURUMDA AMA BUNU KADIN MÜCADELESİ ZORLUYOR”

    Mor Dayanışma üyeleri İrem Kayıkçı ve Yaren Esin sempozyuma PİRHA‘ya ilişkin bilgiler vererek katılım çağrısı yaptılar.

    Mor Dayanışma Üyesi İrem Kayıkçı, “Mor Dayanışma Patriyarkal Kapitalizmin Krizinde Enternasyonal Feminist Mücadele Deneyimi Sempozyumu’nu Müze Gazhane’de gerçekleştirecek. Neden mi böyle bir başlık seçtik çünkü Patriyarkal Kapitalizmin çoklu krizleri dünyanın her yerinde kendisini farklı farklı ama bir yandan da benzer şekillerde gösteriyor” dedi.

    Kayıkçı şöyle devam etti:

    “Tüm dünyada yükselen erkek egemen politikaların sadece popülist politikaların tesadüfi olmadığı tam bir patriyarkal kapitalizmin geldiği eşikte, bu bahsettiğim sahte düşmanlar üzerinden neler yapabileceklerine, daha ne kadar saldırabileceklerine, özellikle aile politikaları üzerinden nerelerde birleştiklerine bakma ihtiyacı duyduk. Çünkü Polonya’da 2010’larda başlayan kadın grevleri, feminist grevler, kürtaj eylemlikleri, İtalya’da Meloni hükümetinden sonra yeniden yükselen ırkçılık, faşist hareketler, bir yandan Fransa’daki Sarı Yelekli eylemlerinden sonra feminist mücadelesi ile yan yana sınıf mücadelesi deneyimleri, zaten İran’da, Lübnan’da tekrar başlayan işgal sürecinden sonra kadınların savaş halinde neler yaşadığına dair deneyimleri duymaya ihtiyacımız var, çünkü bu deneyimlerin özünde şunun olduğunu görüyoruz: Patriyarkal Kapitalizmin geldiği eşik aşılamaz durumda ama bunu zorlayan da bir örgütlü kadın mücadelesi, örgütlü feminist mücadele var.”

    “TARTIŞMALAR SONUCU ENTERNASYONEL BİR SEMPOZYUMA İHTİYAÇ OLDUĞUNA KARAR VERDİK”

    Yaren Esin ise, yaptıkları paneller ve tartışmalar sonucunda Enternasyonal bir sempozyuma ihtiyaç doğduğuna karar verdiklerini söyledi.

    Esin, ““Krizler Salmalı mı, Felaketler Çağı mı? Kadınlar Ne Yapmalı” diye de paneller yaptık. Hem deprem bölgesinde bu panelleri yaptık hem de örgütlü olduğumuz diğer illerde bu tartışmaları yürüttük. Gelenekselleşmiş yaz kamplarımızda çeşitli tartışmalar yürüttük. Aslında bizim için daha dar şekilde yaptığımız ve derinleşme kapları olan kış kamplarımızda çeşitli tartışmalar yürüttük. Sene boyunca yürüttüğümüz bu tartışmalar sonucunda, yazın sonuna doğru bizim için Enternasyonal bir sempozyuma ihtiyaç doğduğuna karar verdik. Çevremizdeki gönüllü arkadaşlarla, üyelerimizle birlikte düzenli toplantılar almaya başladık. Her Cuma Beyoğlu derneğimizde toplandık ve sempozyumun içeriğinin nasıl olması gerektiğine, nasıl bir deneyim aktarımı istediğimize, yani teknik mevzuların nasıl çözüleceğinden içerik alt yapısının nasıl kurulacağına, hangi ülkeleri davet edeceğimize, çeşitli konular üzerinde konuştuk ve aslında aylardır bugüne kadar getirdik sempozyum çalışmamızı” diye konuştu.

    “14 OCAK’TA MÜZE GAZHANE’YE BEKLİYORUZ”

    Yaren Esin, ikinci oturumun, Türkiye kadın hareketi ve feminist mücadelesindeki kadınların konuşması ile gerçekleşeceğini belirterek, şöyle devam etti:

    “Mor Dayanışma’dan sözcümüz Cemile Baklacı konuşacak, Kampüs Cadıları’ndan Rozana Urkun bize genç kadın hareketinin deneyimlerini aktaracak. TJA’dan Adalet Kaya bize Kürt kadın hareketinin örgütlenme deneyimlerinden bahsedecek. Mor Liste’den Ayşe Can Ay, bize emek alanındaki örgütlenme deyimlerinden bahsedecek ve Kadınlar Birlikte Güçlü’den Selin Tok bize bir çok örgütün ve örgütsüz kadın arkadaşların bir araya gelmesi ile oluşan platformun deneyimini aktaracak. Hepinizi 14 Ocak’ta Müze Gazhane’ye bekliyoruz.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Kadınlardan çağrı: Erkek-devlet şiddetine karşı 25 Kasım’da sokaklara- VİDEO

    Kadınlardan çağrı: Erkek-devlet şiddetine karşı 25 Kasım’da sokaklara- VİDEO

    PİRHA- Mersin Kadın Platformu üyeleri, sistematikleşen erkek-devlet şiddetine ve haklarına dönük saldırılara karşı ses çıkarmak için tüm kadınları ve LGBTİ+’ları 25 Kasım günü Kushimoto Sokağında yapılacak gece yürüyüşüne çağırdı.

    25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü’ne sayılı günler kala kadınlar şiddete, emek sömürüsüne, eşitsizliğe, haklarına yönelik saldırılara karşı seslerini yükseltmek için sokaklarda olmaya hazırlanıyor.

    Dünyanın her yerinde olduğu gibi Mersin’de de kadın ve LGBTİ+’lar şiddete karşı sokaklarda olup, taleplerini dile getirecek. Mersin Kadın Platformu üyeleri Yağmur Arıcan, Ayşegül Göçmen ve Ceren İnan 25 Kasım’daki gece yürüyüşüne çağrı yaptı.

    “ERK SİSTEMİ YIKACAĞIZ”

    7 Renk LGBTİ+ Derneği Başkanı ve platform bileşeni Yağmur Arıcan, “Geçtiğimiz günlerde 20 Kasım Nefret Suçu Mağduru Transları Anma Günü için yaptığımız yürüyüşe polis saldırdı. LGBTİ+ karşıtı yürüyüşlerin organize edilirken bize engel olundu. Örgütledikleri o dar kitleyle beraber LGBTİ+ karşıtı yürüyüşlerin içini boşaltmak istemiyor iktidar ki valiliklere de bunun talimatını veriyor. Tabi bizler bu politikalar karşısında mücadele etmeye devam edeceğiz. Cumartesi günü belki şehrin bir bölümünde yürüyeceğiz ama biz kadınlar ve LGBTİ+’lar olarak bir gün şehrin tamamında erk sistemi yıkacağımıza inanıyorum” dedi.

    “MÜCADELEMİZ TÜM SALDIRILARA RAĞMEN SÜRECEK”

    TİP’li Kadınlar’dan Ceren İnan da, kadınlara yönelik erkek-devletin sistematik şiddetine karşı mücadeleyi sürdüreceklerini belirterek,”Biz senenin her günü mücadele ettiğimiz, karşı karşıya kaldığımız erkek-devlet şiddetine, iktidarın kadın düşmanı politikalarına LGBTİ+ nefretine karşı sesimizi bulunduğumuz her yerde çıkarıyoruz. Böyle günler kadın ve LGBTİ+’lar açısından mücadelenin yükseldiği sembolik günler. Önceki günlerde bunu duyuran bir basın açıklamamız oldu ve polisin saldırısıyla karşılaştık. Nefret suçlarını, kadınların cinayetlerini durdurmayanların bizim önümüze barikat kurduklarını gördük bir kez daha. Ancak bunlar bizim için bir şey değiştirmiyor. Mücadelemize devam edeceğimizi, sokaklarda olacağımızı bir kez söylüyoruz” diye konuştu.

    “25 KASIM’DA KUSHİMOTO’DAYIZ”

    Mor Dayanışma’dan Ayşegül Göçmen ise, Mersin Kadın Platformu’nun planladığı gece yürüyüşüne tüm kadınları çağırarak şunları söyledi:

    “Bu sene de 25 Kasım’da kadına yönelik şiddete, tacize, tecavüze, yoksulluğa, artan cezasızlık politikalarına, haklarımıza, aşklarımıza, bedenlerimize dönük tüm saldırılara dur demek için bütün kadınları cumartesi günü saat 18.30’da Kushimoto Sokağı’na bekliyoruz.”

    Fatoş SARIKAYA- Diren KESER/ MERSİN

     

  • ‘Depremzede kadınlar işsizlikle bir kez daha enkaz altında bırakılıyor’- VİDEO

    ‘Depremzede kadınlar işsizlikle bir kez daha enkaz altında bırakılıyor’- VİDEO

    PİRHA- Mor Dayanışma’dan Selver Büyükkeleş deprem bölgesindeki kadınların sorunlarına değinerek, “Depremzede kadınlar ekonomik kriz, enflasyon, işsizlik ile bir kere daha enkaz altında bırakılmak isteniyor. Tüm kadınlar için insanca yaşanabilecek koşulların acilen sağlanmasını talep ediyoruz” dedi.

    6 Şubat depremlerinin üzerinde 7 ay geçmiş olmasına rağmen bölge halkının sorunları çözüme kavuşmuş değil. Özellikle afet gibi durumlardan en çok etkilenen kadınların karşılaştığı birçok sorun hala güncelliğini koruyor.

    Mor Dayanışma Kadın Derneği, deprem bölgesinde yaşayan kadınların acil ihtiyaçlarının giderilmesi ve taleplerinin yerine getirilmesi çağrısında bulundu.

    “DEPREMZEDE KADINLARIN SAĞLIĞI TEHLİKE ALTINDA”

    Antakya Mor Dayanışma üyesi Selver Büyükkeleş, depremzede kadınların taleplerine ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    Depremzede kadınların sağlığının tehdit altında olduğunu belirten Büyükkeleş, deprem bölgelerinde Aile Sağlığı Merkezlerinin derhal açılması gerekliliğine vurgu yaparak, kadın hastalıkları ve jinekolojik muayene birimlerinin mobil ve yerleşik olarak tam teşekküllü çalışmasını talep etti.

    “GEÇİCİ BARINMA ALANLARI YETERSİZ”

    Geçici barınma alanları yeterli olmadığına dikkat çeken Selver Büyükkeleş, “Kadınların daha güvenli yerlerde yaşamalarını talep ediyoruz. Geçici barınma alanları yaz yağmurunda bile sular altında kalıyor.  Yaşam alanları acilen yaşanabilir ve güvenli hale getirilmeli” dedi.

    Büyükkeleş, kadınların diğer sorunlarına ilişkin şunları söyledi:

    “Depremzede kadınlar ekonomik kriz, enflasyon, işsizlik, güvencesizlik ile bir kere daha enkaz altında bırakılmak isteniyor. Tüm kadınların insanca yaşayabileceği koşulların acilen sağlanmasını, gelir güvencesine sahip olmasını istiyoruz.

    Ücretsiz kreş, hasta ve yaşlı bakım evlerinin acilen açılması ve bunların kamu bütçesinden karşılanması gerekiyor.

    Depremden sonra sokaklardaki ışıklandırma oranı git gide düşmüş durumda. Tüm sokakların ışıklandırılması gerekiyor.

    Emekçi sınıftan elektrik ve su faturalarının alınmaması gerekiyor.

    Deprem bölgelerinde ulaşımın sıklaşması ve ücretsiz olması gerekiyor.”

    PİRHA/ ANTAKYA

  • Kadınlar karanlığa karşı Mor Dayanışma’nın kampında buluşacak- VİDEO

    Kadınlar karanlığa karşı Mor Dayanışma’nın kampında buluşacak- VİDEO

    PİRHA- Mor Dayanışma’nın bu yıl 7’ncisini düzenlediği Güney Yaz Kampı “Karanlığa Karşı Umut Kadınlarda” şiarıyla 2-3 Eylül tarihleri arasında Adana Karataş’ta gerçekleşecek.

    Mor Dayanışma’nın bu yıl “Karanlığa Karşı umut Kadınlarda” şiarıyla Marmara, Ege ve Güney bölgelerinde düzenlediği yaz kampının Güney ayağı 2-3 Eylül tarihlerinde Adana Karataş’ta gerçekleşecek.

    Kampta feminist kentlerin inşası, kadın emeği, özgürleşme sürecinde bağımsızlık korkusu, şiddetin biçimleri ve öz savunma konularının konuşulduğu atölyeler; Dikmece ve Akbelen’den direnen kadınların konuk olacağı paneller ve eğlence aktiviteleri olacak.

    “DEPREMİN YARALARINI BİRLİKTE SARMAK İSTİYORUZ”

    Mor Dayanışma’dan Ayşegül Temur, depremden dolayı bu yıl yapılacak olan kampın çok daha önemli olduğuna vurgu yaparak, “6 yıldır kadınlarla bu kampta bir araya geliyoruz fakat bu sene bizim için daha farklı olacak. Deprem bölgelerinden çok sayıda kadınlar gelecek ve bu sayede kadın dayanışmasıyla birbirimizin yaralarına merhem olmaya devam etmek istiyoruz” dedi.

    Özellikle deprem bölgesinden kampa katılmak isteyen ancak ekonomik durumu elverişli olmayan kadınlar için askıda bilet kampanyası başlattıklarını belirten Ayşegül Temur, tüm kadınlara kampta bir araya gelme çağrısında bulundu.

    Fatoş SARIKAYA/MERSİN

     

  • Koca: Failler aklanıyor, kadınlar üzerinde ölüm ittifakı kurulmuş durumda- VİDEO

    Koca: Failler aklanıyor, kadınlar üzerinde ölüm ittifakı kurulmuş durumda- VİDEO

    PİRHA- Yeşil Sol Parti Mersin Milletvekili Perihan Koca, günden güne artan erkek şiddetinde yargı düzenine işaret ederek, “Yargı, erkek şiddetinin cezasız kalmasına, erkeklerin cesaretlenmelerine ve yargı-erkek dayanışmasının büyüyerek kadınlar üzerinde bir ölüm ittifakı kurulmasına olanak sağlıyor” dedi. Koca kadın sığınma evlerinin yetersizliğine de dikkat çekti. 

    Yeşil Sol Parti Mersin Milletvekili Perihan Koca, günden güne artan kadın cinayetleri ve sığınma evlerinin durumuna ilişkin Mersin Mor Dayanışma binasında değerlendirmelerde bulundu.

    Koca; kadın yoksulluğu, devletin kadın politikaları, mülteci kadınların yaşadığı sorunlar, bireysel silahlanma, yargının erk kararları gibi konulara da değindi.

    “ÜLKE SUÇ MAHALİNE DÖNMÜŞ DURUMDA”

    Perihan Koca, yalnızca 2022 yılında medyaya 3 bin 984 silahlı şiddet olayının yansıdığı ve ülke genelinde yaşanan silahlı şiddet olaylarında 2 bin 278 kişinin öldürüldüğü, 4 bin 231 kişinin de yaralandığı bilgisini verdi.

    Ülkenin suç mahalline döndüğünü söyleyen Koca, “Ülke genelinde sadece temmuz ayında 25 kadın cinayeti işlendi, 9 kadının ölümü ise kayıtlarımıza şüpheli ölüm olarak geçti. Bireysel silahlanmanın günden güne arttığı Mersin’de ise yılın ilk yedi ayında 5 kadın erkekler tarafından öldürüldü, 4 kadın ise halen giderilemeyen şüphelerle yaşamını yitirdi. Kadın cinayetleri artık faili meçhul olarak anılıyor, ölümler herkesin bildiği faillerin bir şekilde aklandıkları olaylara dönüşüyor” şeklinde konuştu.

    “SIĞINMA EVLERİ YETERSİZ”

    Kadınları şiddete karşı koruması beklenen uygulamaların yetersizliğine dikkat çeken Koca, Belediyeler Kanunu2nun 14. Maddesi’ndeki Nüfusu 100 binin üzerinde olan belediyelerin kadın konuk evi açma zorunluluğunu hatırlattı.

    Nüfusu 2,5 milyonu aşan Mersin’de yalnızca 4 tane kadın sığınma evi olduğunu aktaran Koca, “Yerel yönetimlerin, nüfusları 100 bini geçtiği halde sığınma evi açmayan Akdeniz, Yenişehir, Mezitli ve Toroslar ilçe belediyelerinin bu keyfi tutumdan vazgeçmelerini bekliyoruz” dedi.

    Koca, sığınma evlerine dair diğer sorunları şöyle özetledi:

    “Kadın sığınma evlerinin açık adresleri herkes tarafından bilinmesi konusunda yerel yönetimlerin ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın sorumluluk alması gerekiyor. Öte yandan 12 yaşın üzerindeki erkek çocukların kadın sığınma evlerine alınmamalarından kaynaklanan sorunlar ortaya çıkıyor.
    Kadınlar ya çocuklarının çeşitli kurumlara verilerek onlardan ayrı kalmayı göze almaya ya da çocuğundan ayrılmayarak kadın sığınma evinden feragat etmeyi göze almak zorunda bırakılıyor. Mülteci kadınlar sığınma evlerine alınmıyor, ayrı bir kampa götürülüyorlar. Tüm bunlar ve çok daha fazlası kadın sığınma evlerini işlevsizleştiriyor.”

    Milletvekili Perihan Koca, tüm bu şiddet sarmalı karşısında örgütlü mücadelenin tek çıkış noktası olduğunu vurguladı.

    Fatoş SARIKAYA/ MERSİN

  • Kadınlardan Fatih Erbakan’ın sözlerine tepki: Çocuğun rızası olmaz!

    Kadınlardan Fatih Erbakan’ın sözlerine tepki: Çocuğun rızası olmaz!

    PİRHA- Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan’ın “15 yaşında biri cinsel olgunluğa eriştiğine göre rızası geçerlidir” sözlerine her kesimden kadınlar tepki göstererek, “Çocuk evliliklerini rıza diyerek meşrulaştıramazsınız. Çocuğun rızası olmaz” denildi.

    Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan’ın 2020 yılında bir programda sarf ettiği “Anadolu’da yıllardan beri ebelerimiz 14, 15, 16 yaşında evlenmiş, mutlu yuva kurmuşlardır. 15 yaşında biri cinsel olgunluğa eriştiğine göre rızası geçerlidir, yüzyıllarca Anadolu’da böyle olmuş” sözleri yeniden gündem oldu. Bu sözlere kadın hareketi başta olmak üzere toplumun birçok kesiminden tepki yağdı.

    Milletvekilinden gazeteciye, aktivisitlerden akademisyenine hemen herkes, bu sözlere olan tepkilerini sosyal medyada dile getirdi.
    Tepkilerden bazıları şöyle:

    Yeşil Sol Parti Mersin Milletvekili Perihan Koca: Çocuğun rızası olmaz. Yeter, çekin o kirli ellerinizi çocukların üzerinden. Siz çocuk istismarını meşrulaştıran çocuk düşmanlarına, sırtını sıvazlaya sıvazlaya doyamadığınız erkekliğinize asla geçit vermeyeceğiz. Çocuk istismarını evlilik diye yasalaştırma hevesiniz and olsun ki kursağınızda kalacak.

    Emek Partisi Antep Milletvekili Sevda Karaca: Din istismarcılığının burjuva siyasetiyle kurduğu gerici ittifak budur. Kendi kararlarını verme imkanlarından yoksun bırakılan yoksul kız çocukları erken yaşta evliliğin ve eğitimsizliğin cehenneme çevirdiği hayatlara sürüklensin; kendi ayrıcalıklı aileleri yoksullarla benzer hayatlar yaşamasın, kariyer yapsın, hayallerinin peşinden koşsun, hayatın nimetlerinden faydalansın… Yok öyle yağma! Din istismarıyla hayatlarımızı ipotek altına almak isteyenlerin bir tekinin bile kendi uydurdukları “kurallara”, savundukları gericiliğe tabi olduklarını görmüyoruz. Çünkü uydurdukları kurallar, tüm gerici değerler yarattıkları sefalet ve yoksulluk dünyasına itiraz edilmesin diye kullandıkları birer sopadan ibaret. Bu ülkede hiçbir kız çocuğu eğitim hakkı, yaşam hakkı, kendi kararlarını verebilme hakkı elinden alınarak istismar edilmesin diyedir bütün mücadelemiz. Size de, Türkiye’yi sürüklemeye çalıştığınız karanlığa da teslim olmayacağız!

    CHP İzmir Milletvekili Gökçe Gökçen: Karşımızdaki, çocuklara yönelen gerçek tehdit budur. Yemeyip içmeyip çocuklarla cinsel ilişki nasıl kurulur diye yol arayanlar Meclis sıralarına Erdoğan tarafından yerleştirildi. Biz bu korkunç tehdide karşı mücadeleyi büyütmek ve sosyal demokrat bir siyaset örmek zorundayız.

    Eşitlik için Kadın Platformu: Evlilik hukuken reşit olmayı, toplumsal olarak sorumluluk bilincini, duygusal olarak iradi rızayı gerektiren bir sözleşmedir. Dünyadaki genel eğilim de 18 yaş altı evliliklerin yasaklanması yönündedir. Çocuk istismarı faillerine yönelik af girişimlerine, bu konuyu gündemde tutma hamlelerine son verilsin! “Evlilik” adı altında çocuk istismarının özendirilmesi ve af kapsamına alma girişimi toplumsal karşılığı olan bir husus değildir.

    Mor Dayanışma: Fatih Erbakan kendi çocuklarının okumasını, akademik kariyer yapmasını isterken diğer çocukların cinsel istismara maruz kalmasını istiyor. Tüm çocuklar için hak temelli bir yaşamı inşa etmeye, pedofiliyi meclis sıralarından savunarak, merdiven altı tarikatlarda yaşanan istismarlara göz yumarak başta çocuklar olmak üzere hiçkimseyi ve hiçbirimizi karanlığa itmenize müsaade etmeyeceğiz. Sizi o karanlığa çocuklarla birlikte yaşamı, insanlığı, insanlık onurunu savunanlar olarak hep birlikte göndereceğiz!

    (HABER MERKEZİ)

  • Kadınların tavrı net: HÜDA PAR zihniyeti ile mücadele etmekten geri durulmayacak- VİDEO

    Kadınların tavrı net: HÜDA PAR zihniyeti ile mücadele etmekten geri durulmayacak- VİDEO

    PİRHA- HÜDA PAR’ın AKP listelerinden meclise vekil göndermesi kadınların cephesinde tepki ile karşılandı. Bu durum kaygı verici bulunsa da her zaman olduğu gibi kadınlar kararlılıkla mücadele etme konusunda net bir tavır koyuyor ortaya.

    Hür Dava Partisi (HÜDA PAR) AKP listelerinden 4 milletvekilini meclise soktu. Partinin kadın politikaları ve bu yöndeki tutumu kadınlar tarafından tepkiyle karşılanıyor. Özellikle Hizbullah’ın işkence edip katlettiği Müslüman feminist yazar Konca Kuriş’in yaşamış olduğu Mersin’den vekil çıkması kadınlarda üzüntüyle karışık öfke yarattı. Ancak kadınlar her şeye rağmen en iyi bildikleri şeyi yapmaktan vazgeçmeyeceklerinin altını çizdiler: Mücadele etmek.

    “CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİ KADINLAR İÇİN HAYATİ”

    CHP Mersin Kadın Kolları Başkanı Gülşah Yıldırım Genç’e göre, HÜDA PAR’ın mecliste temsiliyet alması özellikle genç kadınlarda kaygı yarattı. Cumhuriyet rejiminin tam tersini savunanların mecliste olduğunu belirten Genç, “Karşımızda Hizbullah terör örgütünün siyasi uzantısı olan HÜDAPAR var. Bu partinin kadın düşmanı söylem ve politikaları ortada. HÜDA PAR’ın mecliste olması özellikle genç kadınlarda bir endişeye sebep oldu ama bu kaygıları sandığa gidip irade göstererek, iradelerine sahip çıkarak boşa çıkarabilirler” dedi.

    28 Mayıs’ta yapılacak olan Cumhurbaşkanlığı seçiminin kadınlar için hayati önem taşıdığına değinen Genç, “Ya özgür ve eşit bir şekilde yaşayacağız ya da kadınları eve hapseden, kazandığımız haklarımızı elimizden alan, kadın düşmanı bir zihniyetle yaşayacağız. Konca Kuriş’i katleden zihniyete mi oy vereceğiz yoksa kadın hakları diyen bir lidere mi oy vereceğiz diye düşünerek sandığa gidilmeli” şeklinde konuştu.

    Genç; kadın erkek eşitliğini savunan, 6284 ve İstanbul Sözleşmesi’ni uygulatacağını söyleyen Kemal Kılıçdaroğlu ile ülkeyi daha da karanlık bir girdaba sürükleyecek olan Recep Tayyip Erdoğan arasındaki seçimde herkesin sandığa gidip oy kullanması çağrısında bulundu.

    AYHAN: BU TEHLİKEYİ KADIN BİRLİĞİ İLE AŞACAĞIZ

    Demokratik Aleviler Derneği (DAD) Mersin Eş Başkanı Hülya Ayhan, HÜDA PAR’ın mecliste olmasını kadınlar açısından büyük bir tehlike olarak görüyor.

    Seçim sürecindeki propagandalarının kadın düşmanlığı üzerinden yürütüldüğünü hatırlatan Ayhan, “Partilere baktığımız zaman yalnızca Yeşil Sol Parti’de fazla kadın vekil sayısı var. Diğer partilerin kadın vekil sayısı oldukça düşük bu da kadın politikalarına dair bize çok şey söylüyor. Kadınların her zaman işi çok zor olmuştur. Her iktidar değişiminde kadınlara düşen şey mücadele etmek oluyor. Kadınlarla ilgili çıkacak olan dezavantajlı yasa sadece muhalif kadınlar için çıkmayacak. Görüşü ne olursa olsun bütün kadınları etkileyecek. Dolayısıyla kadınların her alanda birlikte mücadele etmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.

    MÜCADELE VURGUSU

    Mor Dayanışma’dan Ayşegül Temur kadın düşmanı zihniyete karşı mücadele etmekten geri durmayacaklarının altını çizdi:

    “Kadınların kazanımlarına göz diken, ikincileştiren, kadınları bilboardlardan ve seçim arabalarından silen, İstanbul Sözleşmesi’ni yok eden, kadına şiddetin önünü açan hiçbir siyasi yapının mecliste olmasını istemiyoruz. Biz kadınlar mecliste feministlerin, sosyalistlerin olmasını ve erkek egemenliğinin bulunmadığı eşit temsil düzeyinde bir meclis görmek istiyoruz. Bunun için de mücadele etmeye devam edeceğiz. HÜDA PAR ve aynı zihniyet mecliste olsa bile biz kadınlar özgürlüğü, eşitliği, adaleti sağlamak adına mücadele etmeye devam edeceğiz”

    CUMHUR İTTİFAKI DEĞİL KADIN DÜŞMANI İTTİFAK

    Toplumsal Özgürlük Partisi’nden (TÖP) Zeliha Korkmaz, kadınların seçim süreci boyunca Cumhur İttifakı’nı Kadın Düşmanı İttifak olarak görüp o şekilde çalışma yürüttüklerini dile getirdi. Aynı zamanda mecliste HÜDA PAR, MHP, AKP gibi kadın düşmanı politikalar üreten partilerin karşısında sosyalist feminist kadın milletvekillerinin varlığının önemine de dikkatleri çekti:

    “Bu kadın vekiller kadın hareketi ile meclis arasında bir köprü konumundalar. Sokakta verdiğimiz mücadeleyi onlar meclise taşıyacaklar. Daha sağ, daha muhafazakar, daha erkek bir meclis profili var karşımızda. Bu profil karşısında kadın mücadelesi de daha sert ve çetrefilli bir mücadele arenasına dönüşeceğini ön görüyorum”

    KORKMAZ: UMUT HER ZAMAN DİMDİK AYAKTA

    Seçimi örgütleyen, sorumluluk duygusuyla Türkiye’yi dönüştürmek isteyen kadın hareketinin 2. turda da aynı sorumluluğu yerine getireceğini ifade eden Zeliha Korkmaz, kadınlara şu çağrıda bulundu:

    “Biz artık bir ölüm kalım savaşı veriyoruz. Bu bilinçle kadınlar örgütlenerek sokaklardan vazgeçmeyecektir. Devlet- erkek şiddetinin arttığı OHAL ve pandemi sürecinde dahi kadınlar her zaman sokaktaydı. Bugün biz daha sağ bir meclisle karşı karşıya kalmış olabiliriz. Ama ne olursa olsun hak ve eşitlik mücadelesini vermekten geri durmayacağız. Tüm kadınları seçimde irade koymaya, kadın düşmanı zihniyeti yerle bir etmeye davet ediyorum. Umut her zaman dimdik ayakta”

    Fatoş SARIKAYA- Diren KESER/ MERSİN

     

     

  • Mersinli kadınlar: 8 Mart saat 19:30’da ‘Feminist Gece Yürüyüşü’nde buluşalım-VİDEO

    Mersinli kadınlar: 8 Mart saat 19:30’da ‘Feminist Gece Yürüyüşü’nde buluşalım-VİDEO

    PİRHA-Mersin’de kadınlar 8 Mart saat 19:30’da ‘Feminist Gece Yürüyüşü’ gerçekleştirecek. PİRHA’ya konuşan kadınlar, yoksulluğa, savaşa, kadına yönelik şiddete karşı tüm kadınları yapılacak yürüyüşe çağırdı.

    8 Mart yaklaşırken, kadınlar bir çok kentte sokağa çıkmaya devam ediyor. Mersin’de de kadınlar 8 Mart’ta saat 19:30’da ‘Feminist Kadın Yürüyüşü’ gerçekleştirecek. PİRHA’ya konuşan kadınlar, yoksulluğa, savaşa, kadına yönelik şiddete karşı tüm kadınları yapılacak yürüyüşe çağırdı.

    “KADINLARI CADDELERİ, SOKAKLARI, MEYDANLARI DOLDURMAYA ÇAĞIRIYORUM”

    Mor Dayanışma üyesi Ayşegül Göçmen, 8 Mart saat 19.30’da Kushimoto Sokağı’nda yapılacak ‘Feminist Gece Yürüyüşü’ne katılım çağrısında bulunarak, “Biliyoruz ki kadınlar birlikte güçlü. 8 Mart kadınların öfkesini, coşkusunu, mücadelesini ortaya koyduğu bir gün. O yüzden bütün kadınları caddeleri, sokakları, meydanları doldurmaya çağırıyorum” dedi.

    ‘İTAAT YOK FEMİNİST İSYAN VAR’ DİYEREK ALANLARA’

    Mimoza Kadın Derneği üyeleri de, yoksulluğun derinleştiği bir süreçte 8 Mart’ı karşıladıklarını vurgulayarak, “Yoksulluğa, çocuk ve kadın cinayetlerine, tacize, tecavüze, kadını eve kapatan zihniyete karşı ‘itaat yok feminist isyan var’ diyerek alanlarda olacağız. Tüm kadınları da 8 Mart’ta saat 19:30’da ‘Feminist Kadın Yürüyüşü’ne bekliyoruz” dediler.

    “SAVAŞ, YOKSULLUK, EKONOMİK KRİZ KADIN VE ÇOCUKLARIN OMZUNDA”

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Mersin İl Kadın Kolları Başkanı Gülşah Yıldırım Genç ise, dayanışmayı, kadınlarla bir arada olmayı her alanda ortaya koyduklarını ifade ederek, “Savaş, yoksulluk, ekonomik kriz kadın ve çocukların omzunda. Bizlerde bunlara karşı mücadele ediyoruz. ‘Feminist Kadın Yürüyüşü’nde de dayanışmayı ve mücadeleyi büyüteceğiz” diyerek yürüyüşe katılım çağrısında bulundu.

    PİRHA/MERSİN

  • Çocuğa cinsel istismarda bulunan sanığın serbest bırakılması tepki çekti-VİDEO

    Çocuğa cinsel istismarda bulunan sanığın serbest bırakılması tepki çekti-VİDEO

    PİRHA- 8 yaşındaki çocuğa istismarda bulunan 67 yaşındaki Kerim K.’nin adli kontrol şartıyla serbest bırakılması tepkilere neden oldu. Mor Dayanışma, “Kazanlı halkı olarak buradan bir kez daha soruyoruz 8 yaşındaki bir çocuğa cinsel istismarda bulunan ve bunu yapma kapasitesine hala sahip olan bir adam neden hala dışarıda?” diye sorarak, Kerim K. tutuklanana kadar mücadeleye devam edeceklerini belirtti.

    video gelecek…

    Akdeniz ilçesinde 8 yaşındaki çocuğa istismarda bulunan 67 yaşındaki Kerim K. adli kontrol şartıyla serbest bırakılmasıyla birlikte tepkiler de yükselmeye devam ediyor.

    Yaşananların ardından evden dışarı çıkamayan çocuğun ailesi yaşananlara isyan ederken, Mor Dayanışma üyeleri de basın açıklaması yaparak, Kerim K. tutuklanana kadar mücadeleye devam edeceklerini belirtti.

    “BİREYLER VE KURUMLAR, SORUMLULUKLARINI YERİNE GETİRMELİDİR”

    Olayın duyulduğu andan itibaren Kazanlı’da yaşayan kadınların, çocuklar başta olmak üzere bütün halk olarak gözlerine uyku girmediğini ifade eden Ayşegül Göçmen, “BMÇHS gereğince, 18 yaşını doldurmamış her birey çocuktur. Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin 19. maddesi çocuğu istismardan koruma konusunda devlete; önleme, tespit etme, müdahale etme, iyileştirme ve zararı giderme, sosyal destek sağlama ve failleri cezalandırma yükümlülükleri verir. Bireyler ve kurumlar, herhangi bir gerekçe ile istismarın üstünü örtmeksizin ve çocukların haklarını koruyarak yeni istismarların önünü açmayacak biçimde sorumluluklarını yerine getirmelidir” dedi.

    “KAZANLI HALKI OLARAK SORUMLULUĞUMUZUN FARKINDAYIZ”

    “Bizler kendi mahallemizde rahat rahat gezmek, kapımızın önüne rahatlıkla salıverdiğimiz çocuklarımızın güvenli, sağlıklı bir mahallede büyümesini istiyor ve Kazanlı’da yaşayan insanlar olarak ne çocukların istismara maruz bırakılmasına ne de kadınların erkek şiddetini yaşamalarını kabul etmiyoruz” diyen Göçmen, şu soruları sordu:

    *“Kazanlı halkı olarak buradan bir kez daha soruyoruz 8 yaşındaki bir çocuğa cinsel istismarda bulunan ve bunu yapma kapasitesine hala sahip olan bir adam neden hala dışarda?

    *Bizler bir kez daha soruyoruz, Kerim Kurultay isimli şahıs bu köyde elini kolunu sallayarak gezerken bizim çocuklarımız nasıl güvende olacak?

    *Bir kez daha soruyoruz 8 yaşında istismara maruz bırakılan ufacık çocuk, şahıs halâ dısarıda iken nasıl evinin önünde oyun oynamaya devam edecek?”

    İstismarın ve şiddetin cezasız kalmasına ve normalleştirilmesine izin vermeyeceklerinin altını çizen Göçmen, “Mor Dayanışma olarak bu mahallede bildiğimiz, duyduğumuz ve gördüğümüz hiçbir istismara ve şiddete sesiz kalmayacağız. Bugün bir kez daha gördük ki dayanışma ile birbirimizin çaresi olabiliriz. Kerim Kurultay tutuklanana kadar mücadelemiz devam edecek” diyerek sözlerini tamamladı.

    Açıklamada söz alan istismara maruz kalan çocuğun babası Ahmet Kıvılcım ise, istismar failinin olayın üzerinin örtülmesi için kendilerine para, ev ve araba teklifinde bulunduğunu belirterek, “Hiç kimse bu adamı Kazanlı’da görmek istemiyor. Çocuklarımız sokaklarda gezmeye korkuyor. Çocuğumun psikolojisi bozuldu. Lanet gelsin bu adama. Bu kişi tutuklansın, mahalle halkı olarak bu adamı burada istemiyoruz” diyerek Kerim K’nin bir an önce tutuklanması çağrısında bulundu.

    PİRHA/MERSİN