Etiket: mto

  • Mersin Tabip Odası: ASM çalışanlarıyla değil, Covid-19 ile mücadele edin-VİDEO

    Mersin Tabip Odası: ASM çalışanlarıyla değil, Covid-19 ile mücadele edin-VİDEO

    PİRHA- Mersin’de üç Aile Sağlığı Merkezi’nin sınıflarını düşürmesine tepki gösteren Mersin Tabip Odası, Sağlık Bakanlığı’na kararından vazgeçmesi ve yaşanan mağduriyeti ortadan kaldırması çağrısında bulundu.

    Sağlık Bakanlığı’nın Mersin’de üç Aile Sağlığı Merkezi’nin sınıflarını düşürmesine Mersin Tabip Odası (MTO) Nafiz Çolak ASM önünde açıklama yaparak protesto etti.

    “PANDEMİYE RAĞMEN SAĞLIK EMEKÇİLERİ MAĞDUR EDİLİYOR”

    Zorlu koşullarda koronavirüs salgınıyla mücadele eden sağlık çalışanlarına, alınan kararla bir darbe daha vurulduğunu belirten MTO Başkanı Mehmet Antmen, son bir yıldır koronavirüs salgınıyla mücadele eden dokuz hekim ve toplam 20 sağlık çalışanını kaybettiklerini vurguladı.

    Pandemiye rağmen sözleşme şartlarına göre sağlık emekçilerinin çok mağdur olduğuna dikkat çeken Antmen, “Bu mağduriyetlerden biri de Nafiz Çolak ASM, M.Akif Ersoy ASM ve Osmaniye ASM’nin sınıflarının düşürülmesi ve tüm çalışanların zorlu pandemi koşullarında ekonomik olarak zor şartlara mahkum edilmesidir” dedi.

    “HÜKÜMETİN SÖYLEDİKLERİYLE YAPTIKLARI FARKLI”

    Antmen, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “M.Akif Ersoy ASM’nin temizlik personelinin COVİD’e yakalanması sonrası kullandıkları rapor nedeniyle yıllık rapor ve izin süresi olan 14 günü geçmediği halde bu neden gösterilmiştir. Nafiz Çolak ASM ve Osmaniye ASM’de çalıştırılan personellerin COVID olması ve bu nedenle de işten çıkarılıp yerine başka bir personelin alınmaması gerekçe gösterilmiş ve bu üç ASM sınıf düşürülmüş, bu şekilde de ödenekleri kesilmiştir. Bununla da yetinmeyen Sağlık Bakanlığı geçmişe yönelik ödeneklerin de geri ödenmesini isteyerek tüm çalışanları çok zor durumda bırakmıştır. Bu uygulamaya nereden baksanız ciddi bir tutarsızlık vardır. Hükümetin söyledikleriyle yaptıklarının ne kadar farklı olduğunun çok somut bir göstergesidir.”

    “SAĞLIK BAKANLIĞI’NA KARARINDAN VAZGEÇMELİDİR”

    Mersin Tabip Odası ve Mersin Aile Hekimleri Derneği olarak Sağlık Bakanlığı’na kararından vazgeçmesi ve yaşanan mağduriyeti ortadan kaldırması çağrısında bulunan Antmen, “Aile Hekimliği Sistemi’nin acilen değiştirilerek tüm aile sağlığı merkezlerinin kamulaştırılması, tüm çalışanların kadrolu, iş güvenceli bir şekilde çalışmalarının sağlanması, her aile hekimine en az bir ebe ve bir hemşire, her ASM’ye de bir sağlık memuru, bir çevre sağlığı teknisyeni ve bir temizlik görevlisi olacak şekilde kadroların genişletilmesi gerekmektedir. Birinci basamağın asli görevi olan koruyucu sağlık hizmetlerine yönelik gerekli tedbirler alınmalı, COVID-19 mücadelesi hastanelerde değil birinci basamak temel alınarak ve güçlendirilerek yapılmalıdır” diye konuştu.

    PİRHA/MERSİN

     

  • Mersin Tabip Odası: Sesimizi duyun; ölmeye devam ediyoruz-VİDEO

    Mersin Tabip Odası: Sesimizi duyun; ölmeye devam ediyoruz-VİDEO

    PİRHA- Mersin Tabip Odası, pandemi sürecinde yaşanan eksiklerin devam ettiğine dikkat çekip, yeterli aşının bulunmasını, aksi taktirde bu hızla giden bir aşı takvimi ile toplumsal bağışıklığın sağlanmasının yılları alacağını açıkladı. Oda, geçtiğimiz günlerde yaşamını yitiren Dr. Necmi Arslan’ı andı.

    Mersin Tabip Odası (MTO) pandemi sürecine ve geçtiğimiz günlerde yaşamını yitiren Dr. Necmi Arslan’a dair basın toplantısı yaptı.

    Oda Başkanı Mehmet Antmen tarafından yapılan açıklamada, pandeminin, mutant virüs tartışmalarıyla yeni bir döneme girerken sağlık çalışanlarının ölmeye devam ettiğini belirterek, “Mersin’de 18. sağlık çalışanını, dokuzuncu hekim arkadaşımız Dr. Necmi Arslan da yitirdik. Biz hekimler, sağlık çalışanları ölmeye devam ediyoruz ama gördüğümüz kadarıyla bu ölümlerin önlenmesi için hükümet hiçbir önlem almıyor ve tüm uyarılarımıza karşın süreci sıradan bir vatandaş gibi seyrediyor. Bu ölümlerin bitmesi ve pandeminin bir an önce ülkemizde sonlanması için hükümeti sesimizi duymaya çağırıyoruz” dedi.

    “YETERLİ DOZDA AŞININ TEMİN EDİLEMEMİŞTİR”

    Pandeminin başlamasından bu yana ne aksaklıklar, ne eksiklikler olduysa aşılamada da aynı eksiklikler ve aksaklıkların devam ettiğinin altını çizen Antmen, “Bugüne değin yeterli dozda aşının temin edilememiş olması nedeniyle pandeminin uzun bir süre ülkemizde devam edeceği şüphesiz, bu nedenle yeterli dozda aşının bir an önce temin edilmesi, toplu yaşam ve çalışma alanlarındaki emekçilerin ve özellikle de öğretmenlerin hızla aşılanmalarının sağlanması toplumsal bağışıklığın sağlanmasında çok önemli bir rol oynayacaktır. Aksi taktirde bu hızla giden bir aşı takvimi ile toplumsal bağışıklığın sağlanması yıllarımızı alacak ve bir çok ölümle karşılaşmamız kaçınılmaz olacaktır” diye konuştu.

    “ASM’YE YETERİ KADAR SAĞLIK ÇALIŞANI GÖREVLENDİRİLMELİDİR”

    Antmen, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Aşılamanın birinci basamağa ait olduğu ve bugün için ASM’lerde yapılması gerektiği hepimiz tarafından bilinen ve kabul edilen bir gerçektir. Ancak ASM’lerimizin bugünkü fiziki şartları, bugünkü personel durumu ve bugünkü örgütlenme anlayışı ile bu sorununu altından kalkabilmek mümkün değildir. Aşılama ile ilgili sorunun ASM’lerde çözümü için öncelikle ve çok acil olarak her ASM’ye yeteri kadar sağlık çalışanı görevlendirilmeli, fiziki şartları yetersiz olan ASM’lerin genişletilmesi için acil önlem alınmalı, aile hekimlerinin iş yükünü azaltacak önlemler acilen alınmalı, aşı randevuları en az 15 dakika arayla olmalı, ayrıca salt aşı yapmakla görevli istasyonlar şehrin değişik noktalarına acilen inşa edilmelidir. Tüm bunların yanı sıra ASM’lerin kamulaştırılması sağlık bakanlığının programına dahil edilmelidir.”

    Antmen “Pandemi sürecinin başından bu yana il ve ilçe vaka sayılarının açıklanmasını ve illere, hatta ilçelere özel önlemlerin alınmasını savunmamıza ve bu konuda girişimlerde bulunulması için oldukça fazla uyarıda bulunmamıza rağmen önerilerimizin bir kısmının, pandeminin birinci yıl dönümünde yapılması ciddi bir eksikliktir”  ifadelerini kullandı.

    Antmen, “Bugünkü kararlara ek olarak acilen günlük sayılar verilmelidir, illerin yanı sıra ilçelerin sayıları açıklanmalıdır. Filyasyon ekiplerinin belirlediği mutant virüs sayıları da mutlaka ayrıca açıklanmalıdır. Ve bu sayıların gerektiği önlemler İl Pandemi Kurulu ve İl Hıfzıssıhha Kurulu tarafından alınmalıdır” diye belirtti.

    “MERSİN’DE ÖNLEMLER ARTTIRILMALIDIR”

    Mersin Tabip Odası Başkanı Antmen, Sağlık Bakanlığı’nca açıklanan haftalık oranlardan Mersin’in en çok vakanın görüldüğü iller arasında ve yüz binde 90 olarak görülen vaka oranı ile ciddi bir tehlikenin içerisinde olduğuna dikkat çekerek, pandeminin sonlanması için özellikle Mersin’de önlemlerin sıkılaştırılmasını ve denetimlerin arttırılmasını istedi.

    Diren KESER/MERSİN

  • MTO Başkanı Antmen’den hükümete çağrı: Her şeyi ben bilirim tavrından vazgeçin

    MTO Başkanı Antmen’den hükümete çağrı: Her şeyi ben bilirim tavrından vazgeçin

    PİRHA- Koronavirüs salgınındaki son durumu ve aşılama çalışmalarını değerlendiren Mersin Tabip Odası Başkanı Mehmet Antmen, koronavirüs aşısı ile ilgili Sağlık Bakanlığı’nın bugüne kadar söyledikleri ile gerçekleşenler arasında çok ciddi bir farklılık olduğuna dikkat çekti. Antmen, “60 milyon kişinin iki kez aşılanmasının bu yıl sonuna dek tamamlanamayacağı çok nettir” dedi.

    Mersin Tabip Odası (MTO) Başkanı Mehmet Antmen, koronavirüs salgınındaki son durumu ve aşılama çalışmalarını PİRHA’ya değerlendirdi.

    “AŞILAMA İÇİN ALTYAPI VAR YETERLİ MİKTARDA AŞI YOK”

    PİRHA: Aşıda son durum nedir?

    MEHMET ANTMEN: Covid aşısı ile ilgili Sağlık Bakanlığı’nın bugüne kadar söyledikleri ile gerçekleşenler arasında çok ciddi bir farklılık vardır. Kasım ayı içerisinde, “11 Aralık’tan itibaren 25 milyon doz Aralık ayında, 25 milyon da Ocak ayı içerisinde gelecek” şeklinde beyanat verilmesine karşın, 10 Şubat tarihine kadar gelen toplam aşının 10 milyon doz olması aslında bugüne değin söylenen şeylerin hiçbirinin gerçekleşmediğinin göstergesidir. İleriye yönelik olarak bugün söylenen şeylerin de gerçekçi olmadığını bu gelişmelerden çıkarmak hiç zor değildir.

    Kasım ayı içerisinde “günde 1.5 milyon doz aşı yapacağız ve çok kısa sürede herkesi aşılamış olacağız” şeklinde bir bakanlık beyanatı olmasına karşın 7 Şubat Pazar günü, sadece 11 bin aşı yapılmış olması da vaatlerin ne denli gerçek dışı olduğunun somut göstergeleri.

    Aslında sosyalizasyon döneminin mirası olan sağlık ocakları bugüne taşınabilmiş olsaydı, o döneminin en önemli koruyucu sağlık hizmeti olan aşılama hizmetlerinin günde bir, bir buçuk milyon doz yapılması işten bile değildi. Ancak burada tartışılması gereken mevzu, aşılama altyapısına sahip olunmasına karşın elimizde yeterli miktarda aşı olup olmadığıdır. Zira Ocak ayı sonuna dek 50 milyon aşı vaadi olmasına karşın, Şubat ayının ortasına geldiğimiz şu günlerde elimizde 10 milyon doz aşı vardır ve önümüzdeki süreçte de ne kadar geleceği tam bir muammadır.

    “İKİ KEZ AŞILANMASININ BU YIL SONUNA DEK TAMAMLANAMAYACAĞI ÇOK NETTİR”

    -İkinci doz aşılar vurulması planlandığı gibi mi gidiyor?

    14 Ocak’ta başlayan ilk doz aşılamaları bugüne değin sadece 2.600.000 kişiye yapılmıştır ve 11 Şubat’tan itibaren ikinci dozlara geçilecektir. Bu anlamda ikinci dozların nasıl gidebileceği konusunda hiçbir ipucu elimizde yoktur. Ancak söylenenlerle yapılanlar arasındaki açı farkı nedeniyle hiçbir şeyin zamanında yetişmeyeceği, toplumsal bağışıklığa kavuşmak için gerekli olan 60 milyon kişinin iki kez aşılanmasının bu yıl sonuna dek tamamlanamayacağı çok nettir.

    “YÜZ YÜZE EĞİTİM, MUTAND VİRÜS NEDENİYLE CİDDİ OLUMSUZLUKLARA YOL AÇABİLİR”

    -Zor bir yıl mı bizi bekliyor?

    Tüm bu aşılama aksaklıklarının yanı sıra mutand virüse yönelik de yeterli önlemlerin alınmaması göz önüne alındığında 2021 yılının da gerek halk sağlığı açısından gerekse de ekonomi açısından ciddi bir kayıpla sonlanacağını söylemek çok gerçekçi bir tahmindir. Bu anlamda da dar gelirli vatandaşları, işçileri, esnafı çok zor bir dönem beklemektedir. Yine eğitim ile ilgili olumlu şeyler söylemek mümkün değildir. 1 Mart’ta başlanacağı söylenen yüz yüze eğitimin mutand virüs nedeniyle ciddi olumsuzluklara yol açması muhtemeldir. Covid’ten ve covid dışı hastalıklardan ölüm sayısının bu yıl da beklenenin çok üzerinde olacağı çok rahat söylenebilir. Zira 15 gün önce beş bine kadar düşmüş olan vaka sayısının son 10 gündür sekiz binlerde dolaşması bu kötü sonun çok belirgin bir göstergesidir.

    “HÜKÜMET ‘HER ŞEYİ BEN BİLİRİM’ TAVRINDAN VAZGEÇMELİDİR”

    -Peki bu olumsuz tablonun olumluya dönüşmesi için ne yapılmalı?

    Bu olumsuzlukların vatandaşa çok yansımaması için sosyal devlet anlayışının hakim kılınması, halka ekonomik ve sosyal yardımların yapılması, özellikle esnafın sorunlarına duyarlı olunması, salgın ile ilgili gerçeklerin halktan saklanmaması, şeffaflık konusunda daha duyarlı olunması gerekmektedir. Tüm bunlar, ancak meslek örgütleri, sendikalar ve diğer demokratik kitle örgütleri ile birlikte salgını yönetmekten geçmektedir. Aksi taktirde hükümet “her şeyi ben bilirim” tavrını devam ettirir ve bugüne dek yaptığı yanlışlıklara yenilerini eklerse, bu salgın tahmin ettiğimizin çok üzerinde zararlar vererek sonuçlanabilir.

    “COVİD-19 MESLEK HASTALIĞI SAYILMALI”

    -Son olarak ne söylemek istersiniz?

    Vatandaşı korumak için öncelikle sağlık çalışanlarını korumak gerekmektedir. Sürecin bir yıl gibi çok uzun bir süre sürmüş olması sağlık çalışanlarını çok yormuştur ve tüm çalışanlar tükenmişlik sendromu yaşamaktadır. Sağlık çalışanlarının ekonomik, sosyal ve özlük haklarında yapılacak düzenlemeler bu süreçte çok belirleyici olacaktır. Ayrıca COVİD—19’un meslek hastalığı sayılması ve bu hastalıktan zarar gören sağlık çalışanlarının zararlarının tazmin edilmesi de sürece olumlu bir katkı sunacak, çalışanlarının moral ve motivasyon açısından güçlenmesini sağlayacaktır.”

    Diren KESER/MERSİN

  • Mersin Tabip Odası: Salgın ile mücadelede başarının anahtarı bütüncül bir ekip çalışmasıdır

    Mersin Tabip Odası: Salgın ile mücadelede başarının anahtarı bütüncül bir ekip çalışmasıdır

    PİRHA- Mersin Tabip Odası, Sağlıkta Dönüşüm Programı adı altında, Türkiye’de birinci basamakta bölge tabanlı uygulamasından, bireysel temelli yapıya dönülmesinin yönetimsel sorunlar yarattığına dikkat çekti.

    Mersin Tabip Odası, çevrimiçi olarak “Mersin’de COVİD-19 Sorunlar-Öneriler” başlıklı bir toplantı düzenledi. Mersin Tabip Odası tarafından gerçekleştirilen toplantıda, “Kaynağın ve etkenin belirlenmesine yönelik çalışma yapılması ve/veya temaslılar dâhil herkes için koruma ve kontrol önlemlerinin alınması olan filyasyonun başarılı olmasının anahtarı birinci basamakta bütüncül bir ekip çalışmasıdır” ifadeleri kullanıldı.

    2003 yılından bu yana uygulanan Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın kötü sonuçlarına dikkat çekilen açıklamada şunlar ifade edildi:

    “Türkiye’de birinci basamakta bölge tabanlı uygulamadan, bireysel temelli yapıya dönülmesi ve yönetimsel sorunlar yaratmıştır. Sağlıkta dönüşüm programının yarattığı bu iki sorunun neden olduğu olumsuz sonuçlardan salgında açığa çıkan beş tanesi:

    • Sosyal durumları nedeniyle ev izolasyonu uygun olmayan Covid-19 pozitif kişiler için uygun karantina ortamları sağlanamaması;
    • İl bazında epidemiyolojik bir değerlendirme yapılamaması,
    • Birinci, ikinci ve üçüncü basamak sağlık kurumları arasında koordinasyon sağlanamaması;
    • İl ve İlçe Hıfzıssıhha Kurullarının yerel sorunları çözücü kararlar alamaması, İl Pandemi Kurulu’nun toplanmaması;
    • İçişleri Bakanlığı genelgesine göre filyasyon ekiplerinin yararı olmayan ilaçları vermesidir.

    Kısaca; salgın filyasyon ile mağlup edilir; bunun anahtarı da bölge tabanlı sağlık hizmeti sunumudur” ifadeleri kullanıldı. Açıklamada, Türkiye gerçeklerinin bununla örtüşmediği belirtildi.

     “COVİD-19’A KARŞI MÜCADELEYİ ŞEHİR HASTANELERİ İLE KAZANACAĞINI ZANNEDEN BİR HÜKÜMETİMİZ VAR”

    Açıklamanın devamında şunlar kaydedildi:

    “COVİD-19’a hiçbir bilimsel değeri olmayan tedavileri uygulamaya çalışan, “her vaka hasta değildir” diyerek aklımızla alay eden, vaka sayılarını az gösterdiğini pandeminin başlamasından yedi ay sonra itiraf etmek zorunda kalan, sağlık çalışanlarını pandemiden korumak için hiçbir etkin önlem almayan, ödemeler başlayınca gerçek olmadığı gün yüzüne çıkan sözde tavandan ek ödemeler” ile sağlık çalışanlarını aldatmaya çalışan, okulların açılıp açılmayacağı konusunda her ay fikir değiştiren ve açılırken de öğrencilerin, öğretmenlerin sağlığına yönelik önlemleri almayan ve her şeyden önemlisi COVİD-19’a karşı mücadeleyi şehir hastaneleri ile kazanacağını zanneden bir hükümetimiz var ne yazık ki.

    Oysa öve öve bitiremedikleri şehir hastaneleri için Sayıştay’ın raporları ortada. 2019 Sayıştay Denetim Raporu’nda, “Mersin Şehir Hastanesi sözleşmesinde görevli şirket tarafından ticari faaliyetlerin yürütülmesi için bin metrekarelik ticari alan öngörüldüğü ve söz konusu ticari alanlar için şirketin idareye kira ödeme yükümlülüğünün bulunduğu ancak şu ana kadar bunun ödenmediğinin tespit edildiği” belirtildi. Hükümetin sağlık hizmetlerine bakış açısı para kazanmaya yönelik olunca iş yaptığı şirketlerin de daha fazla para kazanmak için her yolu makbul gördükleri aşikâr.

    COVİD-19 mücadelesi bu ekonomik tartışmaları kaldıracak denli hafife alınmamalıdır. Zira bu pandemide yoksul insanlar ölmektedir. İşçi ve emekçiler daha fazla virüse yakalanmakta ve daha fazla zarar görmektedir. Bunun en somut örneği Mersin Serbest Bölge ve Organize Sanayi Bölgesi’ndeki durumdur. Burada örgütlü Tekstil-Sen sendikasından aldığımız bilgilere göre bugüne dek 11 tekstil firması pandemi nedeniyle çeşitli tarihlerde kapanmak durumunda kalmış, önlemlerin yetersiz alınması nedeniyle iki işçi yaşamını yitirmiş ve çok sayıda işçi virüse yakalanarak ciddi tehlike atlatmışlardır. Buralarda alınması gereken en önemli iki önlem; Sendikalar ve Sağlık Meslek Örgütlerinin de içerisinde olduğu bir kurulun bu işyerlerini denetlemeleri ve şüpheli olgularda işçilere ücretli izin verilerek izolasyonlarının sağlanmasıdır” denildi.

    “HÜKÜMET TTB MERKEZ KONSEYİNİ DÜŞMAN İLAN ETMEYİ YEĞLİYOR”

    Açıklamada son olarak şunlar ifade edildi:

    “Okullarda yüz yüze eğitimin genişletilerek yapılacağının açıklandığı günümüzde de özellikle sınıflarda öğrenci sayılarının ayarlanması, öğretmen ve öğrencilere yönelik Covid-19 eğitimlerinin, maske kullanımı eğitimi ile beraber verilmesi, öğrencilere günlük en az 2 maske temini ve okullarda maske atık kutuları temini gereklidir.

    Aslında pandeminin başından bu yana TTB olarak neyi savunduysak ve hangi tehlikelerle karşı karşıya olduğumuzu belirttiysek hepsi teker teker gerçekleşiyor. Buna karşılık hükümet TTB ile ortak hareket etme yerine TTB’ye saldırmayı, TTB Merkez Konseyi’ni düşman ilan etmeyi yeğliyor.

    Mersin Tabip Odası olarak şunu çok iyi biliyoruz ki, TTB’ye yapılan bu saldırıların ardında TTB’nin hekimden yana, sağlık çalışanından yana, halkın sağlık hakkından yana, emekten ve demokrasiden yana olan tutumu vardır. Bizler var olduğumuz sürece bu tutumu sürdürmeye kararlı olduğumuzu TTB’yi savunmak için hiçbir fedakârlıktan çekinmeyeceğimizi, Genel Kurul seçimlerini kaybeden bazı kesimlerin, hükümetin bu tavrına verdikleri desteğin tarihin sayfalarında yerini aldığını ve bu tavrı affetmeyeceğimizi kamuoyunun bilgilerine sunuyoruz.

    COVİD-19’a karşı nasıl bilimsel tutumu rehber edindiysek ve salgın tarihi hep bizi doğruladı ise, bundan sonraki mücadelemizde de bilimin ışığından ayrılmayacağız, karanlığın üzerine tüm kararlılığımızla yürüyeceğiz.”

    PİRHA/MERSİN

  • ‘Hekimler ve sağlık çalışanlarının enerjisi ve sabrı tükeniyor’-VİDEO

    ‘Hekimler ve sağlık çalışanlarının enerjisi ve sabrı tükeniyor’-VİDEO

    PİRHA- Koronavirüs (Kovid-19) salgını sürecinde hekimlerin ve sağlık çalışanlarının yaşadıkları sorunlara dikkat çekmek amacıyla eş zamanlı ortak açıklama yapan tabip odaları, “Hemen her gün onlarca meslektaşımızın hastalık haberini alıyoruz, birileri televizyonlardan, twetter mesajlarından başarı hikayeleri anlatırken bizler ölüyoruz!” diyerek iktidarı uyardı.

    Haberin Videosu

    Mersin Tabip Odası (MTO) üyeleri ve sağlıkçılar Şehir Hastanesi önünde basın açıklaması yaptı. “Sabrımız da, enerjimiz de tükeniyor” pankartının açıldığı açıklamaya Tabip Odası ve Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) üyeleri katıldı.

    Öte yandan Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi ve Ankara Tabip Odası da ortak basın toplantısı gerçekleştirildi. Ankara Tabip odasında yapılan basın açıklamasında TTB Konset başkanı Sinan Adıyaman’ın açılışını yaptığı basın toplantısında ortak basın metnini Ankara Tabip Odası YK üyesi Dr.Ayşe Uğurlu tarafından yapıldı.

    “BİRİLERİ BAŞARI HİKAYELERİ ANLATIRKEN BİZLER ÖLÜYORUZ!”

    Mersin Şehir Hastanesi önünde yapılan açıklamayı okuyan Tabip Odası Genel Sekreteri Cemil Galioğlu, “Toplumu ve sağlık sistemini esastan etkileyen COVID-19 gibi yoğun ve riskli dönemlerde hastalıkla mücadele etmek, bedeli ne olursa olsun bizlerin kamusal, mesleki ve hepsinden önemlisi etik sorumluluğumuzdur” diyerek, şunları ifade etti:

    “Ancak olağan sağlık hizmetleri dönemindeki performans baskısı, gerekli olmayan sağlık hizmeti tüketimi ve hekim emeği üzerinden yaratılmaya çalışılan “hasta-müşteri memnuniyeti”, SABİM – CİMER şikayet hatları ve yönetici baskılarının üzerine şimdi de çığ gibi büyüyen vaka sayıları ile pandeminin “virüs yükü”  bindirilmiştir. Türk Tabipleri Birliği olarak COVID-19 pandemisinin zayıflatılamadığı ve yaygınlaşma eğiliminin arttığı bu dönemde öncelikli ve ısrarlı talebimiz; hekimlerin ve sağlık çalışanlarının içinde bulunduğu boğucu ortamın görülmesi ve artık nefes alamayacak hale gelip tükendiklerinin farkına varılmasıdır. COVID-19 pandemisi ile mücadele her şeyin normal, olağan kabul edildiği ve Sağlık Bakanlığı başta olmak üzere ülkeyi yönetenlerin hekimleri ve sağlık çalışanlarını görmezden geldiği bir anlayışla sürdürülemez. Hekimler için alkışların yerini uzun süredir hüzün almıştır. Hemen her gün onlarca meslektaşımızın hastalık haberini alıyoruz, birileri televizyonlardan, twetter mesajlarından başarı hikayeleri anlatırken bizler ölüyoruz!”

    “SAĞLIK ÇALIŞANLARINI KORUMAYI BAŞARAMAZSANIZ, TOPLUMU HİÇ KORUYAMAZSINIZ”

    “Sesini duyuramayan, umudunu yitiren hekimlerin emeklilik ya da istifa sayısındaki artış ciddiye alınmalı ve önemsenmelidir” diyen Galioğlu, “Kötü yönetim ve her şeyi ben bilirim anlayışının ürünü olan bu tabloların sorumluluğu Sağlık Bakanlığı’ndadır. Aylardır özveriyle çalışan hekimleri emeklilik ya da istifa noktasına getiren, yöneticilerin beceriksiz ve empatiden yoksun, çözüm üretmeyen dayatmaları ve vurdumduymazlıklarıdır” değerlendirmesinde bulundu.

    Galioğlu, maddi ve manevi desteği sözlerde, vaatlerde değil fiilen, hemen ve sürekliliği sağlayarak gösteren bir sağlık yönetimi istediklerinin altını çizerek, şunları söyledi:

    Öncelikle bilinmelidir ki, her dönemde ama özellikle COVID-19 pandemisi döneminde sağlık hizmeti için sunulan emeğin maddi karşılığı yoktur. Biz hekimler ve sağlık çalışanları bugüne kadar olduğu gibi bugünden sonra da işimizi severek ve onurla yapmaya devam edeceğiz. Ülkemizin yaşadığı onlarca olağandışı durumda mesleğimizin doğasında yer alan fedakarlığı ve özveriyi yerine getirmeyi başarmış bir mesleğin mensuplarıyız. Bu doğrultuda öneri ve taleplerimizin dikkate alınmasını umuyor, hekimlerde ve sağlık çalışanlarında biriken ve patlama noktasına gelen kaygı ve tepkileri ülkeyi yönetenlerin dikkatine sunuyoruz. Türk Tabipleri Birliği olarak pandeminin ilk günlerinde yaptığımız uyarıyı bir kez daha tekrarlıyoruz: Hekimleri ve sağlık çalışanlarını korumayı başaramaz, maddi ve manevi desteği sağlayamazsanız, toplumu hiç koruyamazsınız.”

    Diren KESER/MERSİN

  • ‘Zonguldak Valisi bir halk sağlığı sorunudur; derhal istifa etmelidir’

    ‘Zonguldak Valisi bir halk sağlığı sorunudur; derhal istifa etmelidir’

    PİRHA- Koronavirüs salgını sürecini değerlendiren Mersin Tabip Odası ve Sağlık ve Sosyal Hizmetler Sendikası, sağlık örgütlerinin yıllardır uygulanmasını istediği ama hükümetler tarafından hiçbir zaman dikkate alınmayan Koruyucu Sağlık Hizmetlerinin ne denli önemli olduğunu ortaya çıkardığını belirttiler. Açıklamada, Zonguldak Valisi’nin de istifa etmesi gerektiği ifade edilidi.

    Mersin Tabip Odası ve Sağlık ve Sosyal Hizmetler Sendikası (SES) Mersin Şubesi, Covid-19 tanısının ilk konulduğu 11 Mart 2020 tarihinden bu yana Türkiye’deki pandemi yönetimi ile ilgili değerlendirmelerini paylaştı.

    Yapılan yazılı açıklamada, öncelikle salgın sürecinde yaşamını yitiren sağlık çalışanları anıldı.

    “SAĞLIKTA DÖNÜŞÜM PROGRAMINDAN ACİLEN VAZGEÇİLMELİ”

    Pandemi sürecinin sağlık örgütlerinin yıllardır uygulanmasını istediği ama hükümetler tarafından hiçbir zaman dikkate alınmayan koruyucu sağlık hizmetlerinin ne denli önemli olduğunu ortaya çıkardığının belirtildiği açıklamanın devamında şunlara yer verildi:

    “Sağlıkta Dönüşüm Programından acilen vazgeçilmeli, 224 sayılı Sosyalizasyon Yasası’nın günümüze uygun bir şekle dönüştürülmeli ve koruyucu sağlık hizmetleri yine kamu eli ile verilerek nüfus tabanlı değil, bölge tabanlı hizmete başlanmalıdır. ASM’lerin güçlendirilmesi ve asli görevlerinin koruyucu sağlık hizmetleri olması sağlanmalıdır. Mevcut sağlık politikasında bir pandemide, birinci basamak sağlık hizmetlerine yönelik hiçbir öngörü ve planlama olmadığı gibi 3-4 aylık bir sürede de bunun neden yapılmadığını sormak istiyoruz.”

    “SAĞLIK ÇALIŞANLARININ KORUNMASINA YÖNELİK ETKİN ÖNLEMLER ALINMIYOR”

    Pandemi süresince ciddi hataların yapıldığına ve sürecin doğru yönetilmediğine ve dünya Sağlık Örgütü’nün ICD-10 kodları doğru kullanılmamış, testi negatif olanlara Epidemiyolojik, Klinik ve radyolojik olarak Covit-19 tanısı konulmasının adeta yasaklandığına dikkat çekilen açıklamada, şunlara yer verildi:

    “Bu savaşta en önde görev yapan sağlık çalışanlarının korunmasına yönelik etkin önlemler alınmamaktadır. Yeterli kişisel koruyucu malzeme sağlanamamaktadır. Dağıtılan malzemelerin niteliği şüphelidir. Şehir hastanesi ve üniversite hastanesinin pandemi hastanesi yapılmasıyla covit dışı nedenlerle sağlık hizmeti alması elzem olan hastaların bu hizmetlerden ve üçüncü basamak gerektiren hizmetlerden yararlanma imkanları oldukça zora girmiştir. Bizler sağlık örgütleri olarak aşırı büyük şehir hastaneleri yerine 250-600 yataklı hastane yapımını defalarca vurgulamıştık. Örneğin kentimizdeki bugünkü şehir hastanesi yerine 3 ya da 4 tane dediğimiz ölçekte hastane yapılmış olsaydı pandemi ya da herhangi bir olağanüstü durumda bu sorunlar yaşanmazdı.”

    “AYRIMCILIK YAPILIYOR”

    “Sağlık bakanlığının sağlık çalışanları için söz verdiği desteklerde dahi ayrımcılık yapılmaktadır” denilen açıklamada, Aile Sağlık Merkezlerinde çalışanlara test yapılması ve Kişisel Koruyucu Donanım dağıtımı konusunda yeterli duyarlılık gösterilmemektedir. Bu sıkıntının giderilmesi için gerek Aile Sağlık Merkezleri ve gerekse de tüm hastane çalışanlarına düzenli aralıklarla rutin test uygulamasına geçilmelidir” çağrısı yapıldı.

    Zonguldak Valisi’nin düzenlediği basın toplantısında koronavirüs salgınına karşı mücadele eden sağlık çalışanlarını enfekte oldukları için suçlamasına değinilen açıklamada, “Bizler, hayatını ortaya koyarak sağlık hizmeti sunan, yeterli koruyucu önlem alınmadığı için hasta olan, mesai arkadaşlarını kaybederken canla başla mücadele etmeye devam eden sağlık emekçileri olarak Zonguldak Valisi’nin açıklamalarını kınıyoruz. Şahsi çıkarları uğruna sağlık emekçilerini hedef göstererek, ‘bedavadan yiyip içip yatıyorlar üstüne hasta oluyorlar’ diyerek bizleri suçlu ilan etmektedir. Zor koşullarda hizmet sunan bizlerin hedef gösterilmesi, itibarsızlaştırılması kabul edilemez. Zonguldak Valisi bir halk sağlığı sorunudur. Derhal istifa etmelidir, etmiyorsa görevden alınmalı ve hakkında salgın mücadelesine zarar verme gerekçesiyle cezai soruşturma açılmalıdır.”

    Diren KESER/MERSİN

     

  • ‘Sokağa çıkma yasağından ziyade katı izolasyon uygulanmalı’

    ‘Sokağa çıkma yasağından ziyade katı izolasyon uygulanmalı’

    PİRHA- Koronavirüs salgınına dair değerlendirme yapan SES Mersin Şube Eş Başkanı Dr. Zeki Sinan Doğan, Aile Sağlık Merkezlerinde yeterli koruyucu ekipmanın olmadığına dikkat çekti. Mersin Tabip Odası Başkanı Mehmet Antmen de, Mersin özelinde diğer illere göre hala şanslı durumda olduğunu belirterek, “Cuma gecesi yaşanan izdiham yaklaşık bir hafta sonra çok ciddi salgın olarak bize dönecektir. Sokağa çıkma yasağından ziyade katı izolasyon uygulanmalıdır” dedi.

    Koronavirüs salgınının Mersin’e yansımasına dair SES Mersin Şube Eş Başkanı Dr. Zeki Sinan Doğan ve Mersin Tabip Odası (MTO) Başkanı Dr. Mehmet Antmen PİRHA’ya konuştu.

    Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Mersin Şube Eş Başkanı Dr. Zeki Sinan Doğan, koronavirüs salgını sonucu Mersin’de şu ana kadar, 2 hekim ve 2 hemşirenin pozitif olduğunun tespit edildiğini belirterek, hastanelerde Kişisel Korunma Donanımları (KKD) (maske, eldiven ,siperlik, tulum vb) karşılandığını, ancak ASM’lerde  bu donanımların çok eksik olduğu sağlık çalışanlarınca bildirildiğine dikkat çekti.

    “SAĞLIK EMEKÇİLERİNİN BEDENEN VE PSİKOLOJİK OLARAK KORUNMASI GEREKMEKTEDİR”

    Doğan, “ASM’lerin yetersiz ve eksik donanımların derhal giderilmelidir, giderilmemesi durumunda çok sayıda sağlık çalışanı Covid-19 pozitif olmalarına yol açmasına neden olacaktır ve bunun sorumluları da bu donanımları sağlamayan yetkililer olacaktır” diyerek şunları söyledi:

    “Sağlık hizmetinin gerçek ve sağlıklı anlamda kesintisiz verilebilmesinin koşulunun sağlık emekçisinin sağlığı olduğunun bilerek hareket edilmesi ve sürdürülebilir bir sağlık hizmeti için sağlık emekçilerinin bedenen ve psikolojik olarak korunması gerekmektedir. Sendika olarak Mersin halkına “evde kal” çağrısını yinelerken, korku ve paniğe kapılmayalım ama yaşadığımız bu salgını da hafife alamayalım diyoruz. Salgını önlemek için çalışan biz sağlık emekçileri pandemi döneminde hastanelere hasta başvurularında ciddi bir düşüşü görmekteyiz. Bu da akla Covid-19 dışı hastalıklarda korku nedeniyle hastaların hastanelere başvurmaya çekindiğini göstermektedir. Bunun sonucunda acil hastalarının, kanser hastalarının ve kronik hastaların tanısını ve tedavisini geciktirmektedir. Bu ilerde giderilmesi zor ve geri dönülmez sonuçları olacağını göstermektedir. Tüm hastanelerin pandemi hastanesi ilan edileceğine bazı hastaneler bunun dışında tutulmalıdır.”

    Dr. Doğan, “Korku ve kaygı ile hareket edip ‘çok zorda kalmıyorsanız hastanelere gelmeyin’ deniliyor. Hiç bir yurttaş tedavisini aksatmamalı, salgından ölümleri engelleyelim derken kronik hastalıkları ve takip gerektiren hastaları gözden kaçırmamalıyız” dedi.

    SES ve Mersin Tabip Odası (MTO) olarak Büyükşehir Belediyesi ile görüştüklerini belirten Doğan, görüşme sonucunda belediye tesislerinin sağlıkçılara açıldığını, ücretsiz ulaşım, servis ve koruyucu ekipmanların sağlanmasında da, gerekli destek alındığını söyledi.

    “SOKAĞA ÇIKMA YASAĞINDAN ZİYADE KATI İZOLASYON ÖNERİYORUZ”

    Mersin Tabip Odası (MTO) Başkanı Dr. Mehmet Antmen ise Mersin özelinde diğer illere göre şanslı durumda olunduğunu belirterek şunları ifade etti:

    “Şu ana kadar elde edilen verilere göre, 2 ölüm ve 60 civarında tanı konmuş vaka var. Ama ülke geneldinde durumun hiç de iyi olmadığını düşünüyorum. Yeni vaka sayısında dünyada ilk 3 e girdik. Cuma gecesi yaşanan izdiham da yaklaşık bir hafta sonra çok ciddi salgın olarak bize dönecektir. İçişleri bakanının da bu olayı gerekçe gösterip istifasını dikkate aldığımızda ilahların kurban istediği bir aşamada olduğumuz ortaya çıkacaktır. Biz TTB olarak sokağa çıkma yasağından ziyade katı izolasyon öneriyoruz zira yapılan bilimsel araştırmalar TTB önerisinin daha anlamlı olduğunu belirtiyoruz.”

    Diren KESER/MERSİN

  • Mersin Tabip Odası ve SES Mersin Şubesi: Sağlıkçıları da koronavirüsten koruyun

    Mersin Tabip Odası ve SES Mersin Şubesi: Sağlıkçıları da koronavirüsten koruyun

    PİRHA- Mersin Tabip Odası ve SES Mersin Şubesi ortak bir açıklama yaparak, Sağlık Bakanlığı tarafından sağlık emekçilerinin izinlerinin yasal mazeret izinleri hariç ikinci bir emre kadar iptal edilmesine tepki gösterdiler. 

    Covid-19 virüsüne dair alınacak önlemler kapsamında Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanlığı Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğü tarafından sağlık çalışanları ile ilgili düzenlemenin Sağlık Bakanlığı tarafından değerlendirileceğini bildirmesinin ardından Bakanlık tarafından 13.03.2020 tarihli ikinci bir yazı ile sağlık emekçilerinin izinlerinin yasal mazeret izinleri hariç ikinci bir emre kadar iptal edilmesi sağlık emek örgütleri tarafından tepkiyle karşılandı.

    “SAĞLIK EMEKÇİLERİ KAYGILI VE ENDİŞE HALİNDEDİR”

    Konuya dair yazılı açıklama yapan Mersin Tabip Odası ve SES Mersin Şubesi, tüm dünya ülkelerinde çalışanların izinli sayılması uygulaması Türkiye’de farklı uygulandığına dikkat çekilerek şunlar belirtildi:

    “Olağanüstü bir dönemden geçilirken başta sağlık çalışanı ve hastaneler için alınacak önlemlerin dünyadaki bilimsel uygulamalara uygun şekilde, ihtiyacı doğru şekilde belirleyerek titizlikle ele alınması gerekmektedir. Sağlık emekçileri de hem kendi sağlıklarıyla ilgili hem de sağlık alanında alınacak önlemlerle ilgili kaygılı ve endişe halindedir. Bu anlamda Sağlık Bakanlığının aldığı son karar sağlık emekçilerinin yaşadığı belirsizliği ve endişeyi daha da artırmıştır. Bu durumun derhal düzeltilmesi;  sağlık emekçilerinin virüs karşında en riskli guruplardan biri olduğu bilimsel gerçeğine uygun olarak önlemler alınması gerekmektedir. Sağlık alanında çalışan yetersizliği olduğu bilinmektedir. Yıllardır bu eksiği giderecek şekilde sağlık işgücü planlaması yapmayan, sağlık meslek örgütleri ve sendikaların taleplerini görmeyen iktidarlar, Covid-19 virüsüyle ilgili kriz sürecini de mevcut sağlık emekçilerini daha fazla sürelerle ve daha fazla risk altında çalıştırarak yürütmeyi planladığı anlaşılmaktadır; bu plandan derhal vazgeçilmelidir.”

    “SAĞLIK ÇALIŞANLARI KORUNAKSIZ BİR DURUMDA”

    “Çalışan eksikliğinin acilen giderilmesi için ülkemizde yeterince sağlık emekçisi vardır ve görev beklemektedirler” denilen açıklamada şunlar ifade edildi:

    “Bazı illerin hastanelerinin acil servisleri ve poliklinikleri şu an sağlık çalışanları açısında korunaksız bir durumda. Koruma önlemlerinin çoğu bulunmuyor. El dezenfektanları, koruyucu giysileri ve maskeleri bulunmuyor. Çalışanlar şu an bu koşullarda çalışıyor. Bu yüzden hastanelerimizdeki kalabalığı azaltmamız, maske, koruyucu kıyafet ve dezenfektan malzemenin acilen tüm hastanelere ve özellikle de acil servislere gönderilmesi gerekiyor. Burada Sağlık Bakanlığı’na önemli bir görev düşmektedir. Ayrıca gerek sağlık bakanlığı ve gerekse halkımız çalışma ortamlarının daha rahat olmasının, şiddetsiz bir ortamda çalışmanın ne denli önemli olduğunu bu salgın ile bir kez daha görmüşlerdir diye düşünüyoruz ve sağlıkta şiddetin önlenmesi ile ilgili bugüne dek önerdiğimiz önlemlerin acilen yaşama geçirilmesini sağlık bakanlığından talep ediyoruz.”

    PİRHA/MERSİN