Etiket: mücella yapıcı

  • Türmen: Demokrasi Ankara’da oynanan bir oyun değildir-VİDEO

    Türmen: Demokrasi Ankara’da oynanan bir oyun değildir-VİDEO

    PİRHA- Alevi Bektaşi Federasyonu’nun da çağrısıyla İstanbul’da Yerel Demokrasi Konferansı düzenlendi. Konferansta halkın söz sahibi olduğu bir yönetim biçiminin mümkün olduğu vurgusu yapıldı.

    Alevi Bektaşi Federasyonu ve Alevilerin Sesi Dergisi’nin de yer aldığı kurumlar ve demokratik kitle örgütlerinin çağrısıyla Taksim Hill Otel’de Yerel Demokrasi Konferansı düzenlendi. “Halkın söz ve karar sahibi olduğu başka bir yönetim biçimi mümkün” diyerek bir araya gelinen konferans 6 Şubat’ta yaşamını yitirenler için bir dakikalık saygı duruşu ve belgesel gösterimiyle başladı. Depremin 1’inci yılında ‘Unutmayacağız, affetmeyeceğiz, helalleşmeyeceğiz’ vurgusu yapıldı.

    “DEMOKRASİ BİR DAVRANIŞ BİÇİMİDİR”

    Açılış konuşmasında söz alan Mücella Yapıcı, Gezi tutuklularını hatırlatarak konuşmasına başladı. 7 yıldır iddanamesi hazırlanmayan Gültan Kışanak’ın da mevcut durumunu hatırlatan Yapıcı, LGBT+ bireylerin cezaevlerinde yaşadıkları ayrımcılığa dikkat çekti.

    Yapıcı, “Hala tahliye edildiğim ilk günkü öfkem ve isyanım üzerimde. Ben mahpushanede kadın olmanın zor olduğunu biliyordum. Ama ben mahpushanede yaşlı bir kadın ne demek olduğunu öğrendim. Çiğdem, Mine ve ben iki buçuk ay örgütümüz olmadığı için hücrede tutulduk. Türkiye’de artık siyasi düşünce suçlusu yok sadece sağ ve sol teröristler var. Biz biliriz gerçek demokrasi ötekilerin, azınlıkların, yoksunların ve yoksulların sözlerini yönetime ulaştırabilen karşılıklı tartışmaya, haklara dayalıdır. Demokrasi bir uzlaşma ve müzakere rejimidir. Bana göre demokrasi bir yönetim biçimden çok daha fazlasıdır. Yaşam, düşünce ve davranış biçimidir”dedi.

    “UMUDUMU KAYBETMEDİM, KAYBETMEYECEĞİM”

    Gezi Direnişi deneyimlerini aktaran Yapıcı, konuşmasının devamında şunları vurguladı:

    “Demokratik bir ülke talebi ve hayaliyle yola çıkmıştık. Benim yaşadığım en olağanüstü yerel demokrasi deneyimiydi. Gezi’den dersi iktidar çıkardı. Demokrasi yerelden yükselir başka çaresi yoktur. Umudumu kaybetmedim, kaybetmeyeceğim. Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz.”

    “BURAYA BİR ÜTOPYA İNŞA ETMEYE GELDİK”

    Açılış konuşmasında konuşan bir diğer isim Eski Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) yargıcı Rıza Türmen oldu.

    Türmen, bir ütopya inşa etmeye geldiklerini ifade ederek, “Buraya ütopyanın yollarını bulmak için geldik. Tabandan yukarıya doğru yeni bir demokrasi inşası ve yönetimdeki karar mekanizmalarına katıldığı, ezilmişlerin, sesi duyulmayanların sesi olan yeni bir demokrasi için bir araya geldik. Demokrasi iktidarın yatay ve dikey biçimde paylaşılmasıdır. Türkiye’de böyle bir paylaşımdan söz etmekten mümkün değildir. Türkiye’deki demokrasi mücadelesinin bir ayağı demokrasinin merkezsizleştirilmesidir” diye belirtti.

    “DEMOKRASİ ANKARA’DA OYNANAN BİR OYUN DEĞİLDİR”

    Türmen, konuşmasının devamında şunları vurguladı:

    “Yönetim mekanizmalarının yerele ve tabana yayılması sağlanmalıdır. Mevcut rejimi reddetmek yeterli değildir. Bununla birlikte bir proje sunmak lazım. Katılımcı demokrasi yeni bir yurttaşlık bilinci yaratır. Aktif yurttaşlık, direniş ve demokrasiyi besleyen bir damardır. Katılımcı demokrasinin uygulandığı yerde ezilenler, yoksullar, azınlıklar halk meclislerine daha büyük ilgi gösteriyor. İnsanlar birbirine daha çok güveniyor, diyalog kuruyor. Burada bir katılımcı demokrasi projesini sunmamızın Türkiye’de yeni bir siyaset alanı açacağını umuyoruz. Demokrasi sadece Ankara’da oynan bir oyun değildir. Bugün çok yoksullaşmışsan, ezilmişsen bunun nedeni senin karar mekanizmalarının içinde olmayışındır”

    Konferans, raporların sunumu ve hazırlanan sonuç bildirgesinin basına ve kamuoyuna hitaben okunmasıyla son bulacak.

    Dilan ŞİMŞEK- Devrim FINDIK/ İSTANBUL

  • PSAKD’den ceza tepkisi: Gezi, milyonlarca yurttaşın adalet ve özgürlük çığlığıdır

    PSAKD’den ceza tepkisi: Gezi, milyonlarca yurttaşın adalet ve özgürlük çığlığıdır

    PİRHA- Gezi Davası’nda onanan cezaların ardından Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Merkezi yazılı bir açıklama yaparak kararı kınadı. Açıklamada “Gezi, milyonlarca yurttaşın adalet ve özgürlük çığlığıdır. AKP karanlığından, haksızlık ve hukuksuzluktan çıkış umududur” denildi. 

    İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, tutuklu sanık Osman Kavala’yı “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçlamasıyla ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırmıştı.

    Mahkeme heyeti, sanıklar Can Atalay, Çiğdem Mater Utku, Ali Hakan Altınay, Mine Özerden, Tayfun Kahraman, Ayşe Mücella Yapıcı ve Yiğit Ali Ekmekçi’nin “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım” suçlamasıyla 18’er yıl hapisle cezalandırılmalarına karar vermişti.

    Can Atalay, Tayfun Kahraman, Mine Özerden ve Çiğdem Mater Utku hakkındaki “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım” suçlamasıyla 18’er yıl hapis cezası onandı.

    Atalay ve Kahramanın, “bir plan ve organizasyon dahilinde düzenlenen Gezi Parkı olaylarının başlaması ve tüm ülke sathına yayılarak derinleştirilmesi kapsamında eylemlerinin bulunduğu” iddia edildi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Merkezi yazılı bir açıklama yaparak karara tepki gösterdi.

    PSAKD, “Gezi, milyonlarca yurttaşın adalet ve özgürlük çığlığıdır. AKP karanlığından, haksızlık ve hukuksuzluktan çıkış umududur. Bu davada yargılanan halkın adalet talebidir. Saray rejimi kendi hukukunu yaratarak yargı mekanizmasını bir sopa olarak kullanmaktan çekinmediğini göstermiştir” dedi.

    “GEZİ DAVASI SİYASİ BİR DAVADIR”

    Yazı açıklamaya şöyle devam edildi:

    “Gezi Davası hukukla açıklanamayacak bir siyasi davadır. Aynı dava içinde yargılananlar Tayfun Kahraman, Çiğdem Mater, Utku, Mine Özerden ve Can Atalay’a 18 er yıl hapis cezası verilmesi aynı sorumlulukla hareket etmelerine rağmen Mücella Yapıcı ve Ali Hakan Altınay’ın beraat etmesi bunun apaçık göstergesidir. Bu davada tutuklu yargılanan Osman Kavala’ya somut hiç bir delilin olmamasına rağmen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına verilmesi bizlere hukuk bittiğini bir kez daha göstermiştir.

    “ADALETE SUSAMIŞ HALKIN ÖFKESİNDEN KORKUN”

    Gezi Davası’nda yarılanırken Hatay’dan Türkiye İşçi Partisi (TİP) milletvekili seçilen Av. Can Atalay için Anayasa hükümleri çok açık bir şekilde yargılamanın durması ve serbest bırakılmasını söylerken mahkemenin hiç bir hükme uymaması ve bu kararı vermesi yaşanılan süreci hukukla açıklanamayacağını göstermektedir. AKP ve Saray Rejimi ile bir bütün olarak devlet mekanizmasının halklara daha fazla baskı ve şiddet ile adaletin, eşitlik ve özgürlük taleplerinin yok sayıldığı bir ülke yaratmaya dolu dizgin giderken buna izin vermeyecek olan halkın öfkesi de birikmeye devam ediyor.

    Adalete susamış halkın öfkesinden korkun diyoruz. Sarayınızı da gerici faşist iktidarınızı da bu halk devirecek. Bizler bu toplumun bir parçası olarak adalet, özgürlük ve eşit haklar mücadelesini vermeye ve mutlaka kazanmaya kararlıyız. Zindanlarda esir tutulan tüm yoldaşlarımızı geri alacağız! Yaşasın Gezi, Yaşasın Adalet, Yaşasın Özgürlük!”

    PİRHA/ İSTANBUL

  • TMMOB ŞPO: Gezi onurumuzdur, dostlarımız suçsuzdur, serbest bırakın

    TMMOB ŞPO: Gezi onurumuzdur, dostlarımız suçsuzdur, serbest bırakın

    PİRHA – TMMOB Şehir Plancıları Odası, 441 gündür tutuklu olan Dr. Tayfun Kahraman, Mücella Yapıcı ve Can Atalay’ın serbest bırakılması için çağrıda bulundu. Yapılan açıklamada “Gezi onurumuzdur, dostlarımız suçsuzdur!” denildi.

    TMMOB Şehir Plancıları Odası (ŞPO), Gezi Davası’nda tutuklu olan ŞPO üyesi Dr. Tayfun Kahraman, TMMOB Mimarlar Odası emekçileri Mücella Yapıcı ve Can Atalay için açıklama yaptı. Yazılı yapılan açıklamada Gezi Davası kapsamında cezaevinde olan isimler için, “Hukuksuz biçimde tutuklu bulunan tüm hak savunucularının serbest bırakılmalarını talep ediyoruz” denildi.

    “DOSTLARIMIZ SUÇSUZDUR” 

    Yapılan açıklamada, “Bir kez daha haykırıyoruz: Gezi onurumuzdur, dostlarımız suçsuzdur!” denilerek şu ifadelere yer verildi:

    “Bilindiği üzere Gezi Parkı İstanbul’un en önemli kamuya açık yeşil alanlarından biri olup tarihi ve kültürel değerlerinin yanında, çok yoğun yapılaşmış bir bölgedeki az sayıdaki afet toplanma alanlarından biridir. İstanbul’un göbeğindeki bu çok önemli deprem toplanma alanının, Gezi Parkı’nın park olarak muhafazasını istemek suç değil aksine mesleğimizin bize öğrettiği en temel ilke ve görevimizdir. Bu görevi yerine getiren arkadaşlarımız daha önce iki kez yargılanıp beraat ettikleri halde üçüncü kez yasadışı yollardan elde edilmiş sözde delillerle, uydurma örgütsel bağlantılarla, komplo teorileriyle hukuk dışı bir yargılamaya tabi tutulmuş, verilen akıl almaz tutuklama kararıyla 441 gündür özgürlüklerinden, sevdiklerinden mahrum bırakılmışlardır.

    Gezi Davası’nda, bu gayrihukuki yargılama sürecinde gelinen en son aşamada 07.07.2023 tarihinde Yargıtay Başsavcılığı’nın tebliğnamesi yayınlanmıştır. Hukuki bir metin olarak kabul edilemeyecek bu belge ile tıpkı dava iddianamesindeki gibi mesnetsiz iddialar ve keyfi yorumlar dayanak gösterilerek arkadaşlarımızın tutukluluklarının devamı ve haklarındaki hükmün onanması talep edilmiştir.

    “TOPLUM VİCDANININ SAHİPLENDİĞİ BİR TALEPTİR”

    Gezi Direnişi döneminde Odamızın İstanbul Şube Başkanlığı görevini üstlenen Onur Kurulu üyemiz Dr. Tayfun Kahraman başta olmak üzere hiçbir arkadaşımız suç işlememiş aksine bir anayasal kuruluş olan TMMOB`nin Anayasa ve yasalara dayanarak belirlediği ilkeler uyarınca kamusal görev ve sorumluluklarını yerine getirmişlerdir. Bu görev kapsamında deprem riskiyle karşı karşıya olan İstanbul’un, hem çok önemli bir afet toplanma alanı, hem de tarihi ve kültürel değeri olan Gezi Parkı’nın park ve açık alan olarak muhafazasını talep etmişlerdir. Bu talep bilimsel, hukuki, mesleki ve etik ilkeler ile uyumlu, en önemlisi de insani ve vicdani bir taleptir. Bu talep, toplumsal refahı gözeten meslek odalarının, bilimin, tekniğin ve toplum vicdanının sahiplendiği bir taleptir.

    TMMOB Şehir Plancıları Odası olarak bu talebi ilk günkü gibi sahipleniyor ve Gezi Davası’nda tutuklu bulunan üyemiz Dr. Tayfun Kahraman, TMMOB Mimarlar Odası emekçileri Mücella Yapıcı ve Can Atalay ile birlikte hukuksuz biçimde tutuklu bulunan tüm hak savunucularının serbest bırakılmalarını talep ediyoruz.”

    PİRHA/ANKARA

  • Sağlık sorunları devam eden tutuklu Mücella Yapıcı için Adalet Nöbeti!

    Sağlık sorunları devam eden tutuklu Mücella Yapıcı için Adalet Nöbeti!

    PİRHA- TMMOB İstanbul İKK Kadın Komisyonu, ‘Hak ihlalleri son bulsun’ diyerek 21 Haziran 2023 saat 19.00’da Adalet Nöbeti ve açıklama yapacak. 

    Gezi Davası’nda hakkında 18 yıl ceza yıl hapis cezası verilen Mücella Yapıcı’nın sağlık sorunları devam ediyor.

    Türk Mühendis ve Mimarlar Odaları Birliği (TMMOB) İstanbul İl Koordinasyon Kurulu Kadın Komisyonu yapacakları basın açıklamasına, katılım çağrısı yaptı.

    Açıklamada şunlar kaydedildi:

    “Mücella Yapıcı hukuksuz tutukluluğu sürerken insanlık dışı kelepçe uygulaması nedeniyle hastaneye gitmeyi reddediyor. Bu insan hakkı ihlaline karşı, Mücella’nın yanındayız demek, onun sesi olmak için için 21 Haziran Çarşamba 19.00’da Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi önünde basın açıklamasında buluşalım. Tüm yol arkadaşlarımızı bekliyoruz.”

    (HABER MERKEZİ) 

     

  • Çağlayan’da Gezi tutukluları için yapılan ‘Adalet Nöbeti’ 1. yılında-VİDEO

    Çağlayan’da Gezi tutukluları için yapılan ‘Adalet Nöbeti’ 1. yılında-VİDEO

    PİRHA-1 yıl önce Gezi Davası’nda tutuklanan Mücella Yapıcı, Çiğdem Mater, Hakan Altınay, Mine Özerden, Can Atalay ve Tayfun Kahraman için Çağlayan’da adalet nöbeti yapıldı. Gezi ailelerinden Can Atalay’ın babası Mustafa Atalay adalet nöbetindeki konuşmasında “Adalet sarayının önünde konuşuyoruz. Saray var ama adalet yok” dedi.

    Gezi davasında Osman Kavala’nın ağırlaştırılmış müebbet, Mücella Yapıcı, Çiğdem Mater, Hakan Altınay, Mine Özerden, Can Atalay ve Tayfun Kahraman’ın 18 yıl hapis cezasına mahkum edilmesinin üzerinden tam bir yıl geçti. Davada çıkan tutuklama kararının ardından başlatılan Adalet Nöbeti de birinci yılını doldurdu.

    “VUR EMRİNİ VERENLER VE UYGULAYANLAR YARGILANMALIDIR”

    Bugün Çağlayan Adliyesi önünde yapılan Adalet Nöbeti’nde konuşan Gezi Davası avukatlarından Tora Pekin, ‘Gezi tutsakları onurumuzdur’ diyerek şunları söyledi:

    “Osman Kavala 2000 günü devirdi, Mücella Yapıcı, Çiğdem Mater, Mine Özerden, Hakan Altınay, Tayfun Kahraman ve Can Atalay ise hapiste bir yılı tamamladılar. Bu esaretle ilgili hukuken söylenecek tek şey tüm sürecin hukuksuzlukla sakatlanmış olduğu, tıpkı yargının itibarını yerle bir eden sayısız davada olduğu gibi… Göstermelik davalarla, iktidarın talimatını yerine getirmeyi görev sayan bir adliyeyle varılacak iyi bir yer yok. Bir yerden başlamak istiyorsanız, buyurun Gezi Davası önünüzde. Arkadaşlarımızı serbest bırakın diyoruz ve bunu derken aslında aynı zamanda yargıyı da bir utançtan kurtarın, diyoruz. Ayrıca vurgulamak gerekir. Yargının Gezi’yle ilgili yürütmesi gereken bir dosya varsa, bu ancak yurttaşlarımızı öldüren, sakat bırakan, yaralayan devlet şiddetiyle ilgili olabilir. Suç oluşturan, vur emrini verenler ve uygulayanlar yargılanmalıdır.”

    Şehir Planlamacıları Odası İstanbul Şube Başkanı Esin Köymen, de, “Bizler arkadaşlarımızın özgürlüklerine kavuşması, şiddet emrini verenlerin, can kayıplarına neden olanların mutlaka yargılanmaları ve adaletin geç de olsa yerine getirilmesi için mücadele etmeye devam edeceğiz” dedi.

    “SARAY VAR AMA ADALET YOK”

    Gezi ailelerinden Can Atalay’ın babası Mustafa Atalay ise, “Adalet sarayının önünde konuşuyoruz. Saray var ama adalet yok” diyerek Can Atalay’ın Silivri Cezaevi’nden gönderdiği mesajını okudu. Mesajda şu ifadeler yer aldı:

    “Gezi bu memleketin eşitlik, özgürlük, adalet ve demokrasi için sönmeyen umududur demiştik. Zora düştüğümüz her anda o umut veriyor. Memlekette adaletin kazanılması açısından toplumsal dayanışmayı sahiplenmek önemli olacaktır. Selam olsun dünyanın ve Türkiye’nin aydınlık geleceğine.”

    Hakan Altınay’ın kardeşi Avukat Deniz Altınay da, “Bu kararı veren yargıçların yaptıklarının sonuçlarının farkında olup olmadığını bilmiyorum ama Yargıtay’daki gerçek hukukçulardan dosyayı okumalarını ve hukuka uygun bir karar vermelerini bekliyorum” dedi.

    “TAM BİR YIL ÖNCE ADALET ARAMAYA GELMİŞTİK”

    Gezi tutuklularından Çiğdem Mater’in eşi Murat Utku ise, “Bu binada tam 1 yıl önce adalet aramaya gelmiştik. O adaleti burada bulmak mümkün olmadı. Bunun neden olmadığını da çok iyi biliyoruz. Yarın öbür gün mümkün olabileceğini de biliyoruz. Bu anlamda umudumuzu hep taze tutuyoruz” ifadelerini kullandı.

    “GEZİYİ GURURLA SAVUNMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

    Tayfun Kahraman’ın eşi Meriç Kahraman da, Tayfun Kahraman’ın hapishaneden gönderdiği mesajı okudu. Mesajda şunlar kaydedildi:

    “İktidarın tüm vurdumduymazlığı ve iş bilmezliğine karşı hukuku ve bilimi savunan bizlerin hukuksuz biçimde neden tutsak olduğumuzu yeniden anladık. Tüm bu zulüm ve baskılara rağmen bizler doğru olanı söylemeye, bilime ve ortak akla inanmaya devam edeceğiz. Demokratik, özgür ve adil günlere az kaldı. Çok yakında memlekete bahar gelecek ve bu hukuksuzluk sona erecek. O güne kadar gösterdiğiniz dayanışmanın verdiği güçle cezaevinde olsak da Gezi’yi savunmaya gururla devam edeceğiz.”

    “BİZLER KAZANACAĞIZ SİZLER YARGILANACAKSINIZ”

    Son olarak söz alan Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD), İstanbul Şube Eş Başkanı Avukat Esra Bilen, “Bugün bizler aynı zamanda burada onların vermeye çalıştığı bu mesajların hiçbirinden korkmadığımızı söylemek için de toplandık. Gezi Davası’nda insan ömrünün yetmeyeceği cezalar verdiler. Ama bugün burada ve birçok şehirde binlerce insan bu cezalara rağmen korkmadan ‘gezi onurumuzdur’ diyor. Yine iki gün önce 25 avukat gözaltına alındı. Ama aynı gün binlerce avukat toplanıp ‘savunma susturulamaz’ dedi. Ne insan ömrünü aşan cezalar ne de bu hukuksuz gözaltıların hiçbiri hakikate haykırmanın ve bunlar için mücadele etmenin önüne geçemez. Bizler kazanacağız sizler yargılanacaksınız” dedi.

    Dilan ŞİMŞEK-Devrim FINDIK / İSTANBUL

  • İstanbul’da 117. Adalet Nöbeti Gezi tutukluları için yapıldı-VİDEO

    İstanbul’da 117. Adalet Nöbeti Gezi tutukluları için yapıldı-VİDEO

    PİRHA-Gezi tutukluları için 117. Adalet Nöbeti’nde bir araya gelen avukatlar ve tutuklu yakınları dava sürecine ilişkin değerlendirmeler yaptı. Eylemde konuşan İstanbul Barosu Başkanı Mehmet Durakoğlu, “Hukuk, siyaset uğruna eğilip, büküldükçe geldiğimiz nokta bu oldu işte. Herkes bilmeli ki onları yaşatacağız. Onlar bu ülkenin hukuk ve demokrasi tarihine onurla geçecekler” dedi.

    Avukatlar, 117. Adalet Nöbeti’nde Gezi davasından tutuklu bulunanlar için bir araya geldi. Çağlayan’daki İstanbul Adalet Sarayı önündeki eyleme tutuklu yakınlarının yanı sıra Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Oya Ersoy ile İstanbul Barosu Başkanı Mehmet Durakoğlu katıldı.

    Yakınlarının tutukluluğuna tepki gösteren aileler, “Ellerinizi vicdanınıza koyunuz ve bir an önce mağduriyetimizi gideriniz. Toplumsal olarak birlikte olursak bu siyasi düzen bize bir şey yapamaz” dedi.

    “ONLAR BU ÜLKENİN HUKUK VE DEMOKRASİ TARİHİNE ONURLA GEÇECEKLER”

    İstanbul Barosu Başkanı Mehmet Durakoğlu ise şunları söyledi:

    “Bu ülkenin hukukçuları olarak bu davanın hukuka aykırılığını tescil ettik. Etmeye sonuna kadar devam edeceğiz. Biliyoruz ki sevgili Can (Atalay) sadece avukatlık yaptığı için tutuklandı. O bizim adımıza yatıyor orada. Onun acısını yüreğimizde duyuyoruz. Biraz vicdanı olanın bu yargılama sonucunda ne yapacağını hepimiz görüyorduk. Hukuk, siyaset uğruna eğilip, büküldükçe geldiğimiz nokta bu oldu işte. Herkes bilmeli ki onları yaşatacağız. Onlar bu ülkenin hukuk ve demokrasi tarihine onurla geçecekler. Onları onurları ile yaşatacağız. Bu biline.”

    PİRHA/ İSTANBUL

  • Adalet Nöbeti: Karanlığı birlikte aşacağız, hukukun katledildiği bir ortamdayız-VİDEO

    Adalet Nöbeti: Karanlığı birlikte aşacağız, hukukun katledildiği bir ortamdayız-VİDEO

    PİRHA-Çağlayan Adliyesi önünde gerçekleştirilen Adalet Nöbeti’nde buluşan hukukçular Gezi Davası ile CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’nun Yargıtay tarafından onaylanan cezasına tepki gösterdi. Mücella Yapıcı’nın kızı Cansu Yapıcı burada yaptığı konuşmada “Bu ne hukuka ne de adalete sığar. Dayanışma cezalandırıldı. Ancak bu gün görüldüğü gibi bu dayanışma hala sahipleniyor” ifadelerini kullandı. 

    Hukukçular, Çağlayan’da bulunan İstanbul Adliyesi önünde ‘Adalet Nöbeti’ için bir araya geldi. Nöbette, Mücella Yapıcı‘nın kızı Cansu Yapıcı da konuşurken “Bu karanlığı birlikte aşacağız” dedi. Nöbete Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili Turan Aydoğan ile Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekilleri Züleyha Gülüm ve Musa Piroğlu da katıldı.

    Mücella Yapıcı’nın kızı ve TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi Yönetim Kurulu üyesi Cansu Yapıcı, annesinin duruşmalarda yaptığı savunmayı okudu. Anayasaya işaret eden Yapıcı, herkesin izin almaksızın toplantı ve gösteri yapma hakkına sahip olduğunu belirtti. Barışçıl gösterilerin suçlanamayacağını ifade eden Yapıcı, “Hazırlanan iddianamede ileri sürülen iddiaların hiçbiri kanuna uygun değildir” dedi.

    “DAYANIŞMA CEZALANDIRILDI”

    Yargılananlara “hükümeti devirmekten” ceza verildiğini anımsatan Yapıcı, “Bu ne hukuka ne de adalete sığar. Dayanışma cezalandırıldı. Ancak bu gün görüldüğü gibi bu dayanışma hala sahipleniyor. Arkadaşlarımız hiçbir delil olmadan, gerçek yargı süreci gerçekleşmeden ceza almıştır. Bu cezalar nedeniyle hep beraber bir karanlığı yaşıyoruz. Bu karanlığa karşı hiç yalnız bırakılmadık. Avukatlar elimiz ayağımız oldu. Bu karanlığı birlikte aşacağız. Hukukun katledildiği bir ortamdayız” diye konuştu.

    “KAFTANCIOĞLU’NA VERİLEN CEZA HUKUKİ DEĞİL SİYASİDİR”

    Daha sonra Türk Hukukçu Kadınlar Derneği adına söz alan Süreyya Turan, yargıya güvenin kalmadığını vurguladı. Davada adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini belirten Turan şunları ifade etti:

    “Anayasal hakları engellemeye dönük bir göz dağıdır. Canan Kaftancıoğlu’nu siyaseten uzaklaştırma çabaları verilen cezanın hukuki değil siyasi olduğunu açıkça göstermektedir. Bu karar toplumsal cinsiyet eşitliğini hiçbir şekilde kabul etmeyen ve bunu bütün düzenlemelerinde açıkça dile getiren mevcut siyasal iktidarın yenilmeye sebep gördüğü başarılı ve güçlü bir kadın Canan Kaftancıoğlu’ndan kurtulma çabasıdır. Bu tür hukuka aykırı kararlar bizleri ne adil yargılanma hakkını talep etmekten ne de kadın hakkı mücadelemizden asla vazgeçirtemeyecek. Adil yargılanma hakkının tam olarak sağlandığı, ayrımcılık ve adaletsizlik ortadan kalkana kadara yılmak yok, mücadeleye devam.”

    Daha sonra söz alan Canan Kaftancıoğlu’nun avukatı Doğuşcan Aydın Aygün de, müvekkiline verilen cezaya işaret ederek, cezanın hukuka aykırı olduğunu ifade etti. Cezanın onandığını anımsatan Aygün, Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) başvuracaklarının bilgisini paylaştı. Verilen cezanın hak ihlali olduğunu belirten Aygün, bu cezaların toplumun vicdanında bir karşılığı olmadığını söyledi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • TMMOB: Gezi Direnişi Davasında yargılanan tüm arkadaşlarımız, yüz akımızdır!-VİDEO

    TMMOB: Gezi Direnişi Davasında yargılanan tüm arkadaşlarımız, yüz akımızdır!-VİDEO

    PİRHA – TMMOB Ankara İl Koordinasyon Kurulu, “Gezi’ye, emeğimize ve mesleğimize sahip çıkıyoruz” diyerek mühendis, mimar ve şehir plancılarının acil taleplerini açıkladı.

    Gezi Davasında çıkan tutuklama kararları ardından Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği basın açıklaması yaparak “Gezi’ye, emeğimize ve mesleğimize sahip çıkıyoruz” dedi.

    Makine Mühendisleri Odası bahçesinde yapılan basın açıklamasına çok sayıda yurttaş katıldı. “Gezi tutukluları serbest bırakılsın. Gün gelecek, devran dönecek, AKP, halka hesap verecek. Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz!” sloganlarının atıldığı” açıklamada Gezi Davasında tutuklanan isimlerin de resimleri taşındı.

    “KARARLARI İKTİDARIN ÇARESİZLİĞİNİN DIŞAVURUMUDUR”

    TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Emin Koramaz, yaptığı konuşmada ülkenin ekonomiden siyasete kadar her alanda büyük bir kriz içerisinde olduğunu ifade etti. Koramaz, AKP iktidarının, halkın acil sorunlarına çözüm üretmek yerine toplumsal muhalefeti susturma çabasında olduğunu söyledi.

    Emin Koramaz, Gezi Direnişi ve Canan Kaftancıoğlu davalarında verilen mahkumiyet kararlarını “iktidarın çaresizliğinin dışavurumu” olarak yorumlayıp şunları söyledi:

    “Aralarında TMMOB Yönetim Kurulu Üyemiz Mücella Yapıcı, Şehir Plancıları Odamızın İstanbul Şubesi’nin eski başkanı Tayfun Kahraman ve Mimarlar Odamızın Hukuk Müşaviri Can Atalay’ın da bulunduğu arkadaşlarımıza verilen cezalar, hukukun gereği olarak değil, iktidarın toplumsal muhalefeti cezalandırma ve sindirme siyasetinin sonucu olarak verilmiştir.

    İktidar güdümündeki mahkemenin verdiği bu cezaların hiçbir hukuki dayanağı ve toplumsal meşruiyeti bulunmamaktadır. Gezi Direnişi ve bu direnişin parçası olmuş herkes, tarih karşısında ve toplum vicdanında tertemiz ve lekesizdir. Siyasi iktidarın arkadaşlarımız nezdinde cezalandırmak istediği Gezi Direnişi olduğu kadar, parkına, şehrine, doğasına, tarihine sahip çıkan mühendis, mimar ve şehir plancılarıdır.

    Siyasi iktidarın cezalandırmak istediği, mesleki bilgisini halktan yanan kullanan kamucu mühendis, mimar, şehir plancılarının mücadelesidir; TMMOB ve bağlı odalarının onurlu mücadele geleneğidir. Buradan iktidara sesleniyoruz: hukuku ve yargı organlarını siyasal çıkarlarınız doğrultusunda kullanmaya çalışmayın. Buradan aynı zamanda yargı organlarına ve yargıçlara sesleniyoruz: kararlarınızı iktidarın ihtiyaçlarına göre değil, hukukun evrensel ilkelerine göre verin.

    Hiç kimsenin bu ülkeye, bu halka bu denli kötülük yapmaya, bu denli acı çektirmeye hakkı yok. Ama bilin ki, iktidar zorbalığına bugüne kadar hiç boyun eğmedik, bundan sonra da asla boyun eğmeyeceğiz.

    Siyasi iktidarın üzerini örtmek istediği başarısızlık tablosunun altında Büyük bir toplumsal dram yaşanıyor. Hayat pahalılığı, işsizlik ve yoksulluk toplumun tüm kesimlerini tükenme noktasına getirdi. Alın terinin karşılığını alamadan çalışan milyonlarca emekçi ev kirası, ulaşım masrafları ve faturalar nedeniyle ay sonunu getiremez oldu. Milyonlarca kişi geçimini sağlayabilmek için borç batağına sürüklendi. Yoksulluk ve geçim sıkıntısı halkın yaşam tarzı haline geldi.”

    “YARGILANAN TÜM ARKADAŞLARIMIZ BİZİM YÜZ AKIMIZ”

    Emin Koramaz, mühendis, mimar ve şehir plancılarının, acil taleplerini de şu şekilde sıraladı:

    Nitelikli işgücümüzün heba olmasına neden olan işsizlik sorunu derhal çözülmelidir.

    Tüm meslektaşlarımıza güvenceli istihdam sağlanmalıdır.

    SGK ile TMMOB arasında ücretli çalışan mühendis, mimar ve şehir plancılarının “Asgari Ücret Denetim Protokolü” ivedilikle yürürlüğe konulmalıdır.

    Kamuda mühendis, mimar ve şehir plancılarının istihdamı artırılmalıdır.

    Kamuda çalışan mühendis, mimar ve şehir plancılarının ücretleri ve özlük hakları iyileştirilmelidir, ek göstergeler 4800-6400 aralığına yükseltilmelidir.

    KHK ile haksız ve hukuksuz biçimde kamu görevinden ihraç edilen meslektaşlarımız tüm haklarıyla birlikte derhal görevlerine iade edilmelidir

    Özelleştirme uygulamalarına son verilmeli, yeniden kamulaştırma yapılmalıdır. Ülkenin yaşanabilir hale gelmesi için tüm alanlarda kamucu politikalar benimsenmelidir.

    Ülkemizin doğal kaynaklarını, ormanlarını, tarım alanlarını ve tarihi mirasını yağmalamayı amaçlayan tüm düzenlemeler geri çekilmelidir.

    Kamusal ve mesleki denetimler toplum güvenliğinin sağlanması açısından zorunludur, serbestleştirme uygulamalarına son verilmelidir.

    Gezi Tutsakları bir an önce serbest bırakılmalıdır. Gezi Direnişi nasıl ki bu ülkenin yüz akı ve onurlu tarihinin bir parçasıysa, Gezi Direnişi Davasında yargılanan tüm arkadaşlarımız da bizim yüz akımız ve onurlu tarihimizin bir parçasıdır.”

    PİRHA/ANKARA

  • Çağlayan’daki ‘Adalet Nöbeti’ Gezi tutukluları için tutuldu-VİDEO

    Çağlayan’daki ‘Adalet Nöbeti’ Gezi tutukluları için tutuldu-VİDEO

    PİRHA-Gezi davası tutukluları için İstanbul Adalet Sarayı önünde düzenlenen ‘Adalet Nöbeti’nde, verilen cezalar bir kez daha protesto edilirken, tutukluların serbest bırakılması çağrısında bulunuldu. Taksim Dayanışması adına yapılan açıklamada “Arkadaşlarımız suçlu değiller. Gezi suçlu değil. Bir suçlu arıyorsak eğer bu suçluyu Kazdağları’nda, Cerattepe’de, Soma’da, Atatürk Orman Çiftliği’nde arayalım” denildi.

    Avukatlar tarafından İstanbul Adalet Sarayı önünde tutulan ‘Adalet Nöbeti’ bugün Gezi davası sonucunda ceza alarak tutuklananlar için yapıldı. Gezi direnişine ilişkin daha önce iki kez beraat kararı verilmesine karşın üçüncü kez açılan davada İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tutuklu işadamı Osman Kavala için ağırlaştırılmış müebbet, Mücella Yapıcı, Çiğdem Mater, Hakan Altınay, Can Atalay, Mine Özerden, Yiğit Ali Ekmekçi ile Tayfun Kahraman’a da 18’er yıl hapis cezası verilmişti.

    Cumhuriyet Gazetesi davasıyla avukatlar tarafından Nisan 2017’den itibaren tutulmaya başlanan ‘Adalet Nöbeti’ bugün Gezi davası tutukluları için düzenlendi. Nöbet eylemine avukatların yanı sıra Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal ile CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu da katıldı.

    “GEZİ SUÇLU DEĞİL, SUÇLU ARANIYORSA ÇEVREYİ YOK EDENLERE BAKALIM”

    Taksim Dayanışması adına bir açıklama yapılırken, tutukluların serbest bırakılması çağrısında bulunuldu.

    Yapılan açıklama şu şekilde:

    “Arkadaşlarımızın suçsuzluğunu, aksine bir o kadar haklılığını bir kez daha dile getirmek istiyoruz. Ne yapmıştı bu arkadaşlarımız? Toplumsal duyarlılık, mesleki sorumluluklarının bir gereği olarak İstanbul’un son açık alanlarından biri olan Gezi Parkı’na sahip çıkmışlardı. Park betonlaşmasın, inşaat firmalarına peşkeş çekilmesin, ranta alet edilmesin diye onurlu ve demokratik bir mücadele başlatmışlardı. Bu mücadele Gezi’de toplumsal muhalefetin, demokratik hak taleplerinin, özgürlük taleplerinin, adalet çığlıklarının meşru zeminini oluşturdu. Yatay bir birleşme ve bütünleşme zemini. Bu zemini demokrasinin, umudun, dayanışmanın, özgürlüğün ak tohumları atıldı. Bu tohumlar filizlendi. Onlar artık her yerdeler. Çağlayan’da, Karaköy’de, Ankara’da, İzmir’de, Diyarbakır’da, Trabzon’da, Antalya’da her yerdeler.

    “ARKADAŞLARIMIZI EN KISA ZAMANDA GERİ ALACAĞIZ”

    Arkadaşlarımız suçlu değiller. Gezi suçlu değil. Gezi’ye börek taşıyan anneanneler, haklarını arayan işçiler, sömürüye karşı duran emekçiler, “Biz de varız” diyen LGBTİ+ bireyler, özgür üniversite isteyen öğrenciler, kadın cinayetlerine, şiddete karşı çıkan kadınlar hepsi Gezi’de. Gezi’de filizlenen o tohumları el ele birlikte attılar. Bize düşen de bu filizleri çoğaltıp, yeşertmektir. Bir suçlu arıyorsak eğer bu suçluyu Kazdağları’nda, Cerattepe’de, Soma’da, Atatürk Orman Çiftliği’nde arayalım. Buralara dönüp bakalım. Oraları yağma ve talanın merkezi haline getiren, ormanları katleden, çevreyi yok eden, su havzalarını talan eden kararları verenlere bakalım. Arkadaşlarımız suçlu değiller. Bizler ve arkadaşlarımız haklıydık, haklıyız. Sonuna kadar haklı mücadelemizi sürdüreceğiz. Korkmuyoruz. Arkadaşlarımızı en kısa zamanda geri alacağız.”

    PİRHA/ İSTANBUL

  • Mücella Yapıcı yeni yaşına cezaevinde girdi: Kaçacak olsam kaçardım

    Mücella Yapıcı yeni yaşına cezaevinde girdi: Kaçacak olsam kaçardım

    PİRHA-CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, Gezi davasından tutuklanan Mücella Yapıcı, Mine Özerden ile Çiğdem Mater’i ziyaret etti. Yapıcı’nın yeni yaşına cezaevinde girdiği belirtilirken Mine Özerden ziyaret sırasında “Bir hakim net biçimde burada suç yok, delil yok beraat etmeleri gerekir derken, AKP’den aday adayı olmuş diğer hakim bize en ağır cezaları veriyor” ifadelerini kullandı.

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, Gezi davasında haklarında 18’er yıl hapis cezası verilen Mücella Yapıcı, Mine Özerden ile Çiğdem Mater‘i kaldıkları Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi’nde ziyaret etti. Mücella Yapıcı‘nın yeni yaşına cezaevinde girdiğini belirten Çakırözer, “Masum insanlara haklarında delil olmadan hukuksuz şekilde ağır cezalar verilmesi; doğum gününde, bayramda insanların cezaevinde tutulması büyük vicdansızlık. Türkiye’nin ayıbı” dedi.

    “AKP’DEN ADAY OLMUŞ BİR HAKİM BİZE EN AĞIR CEZALARI VERİYOR”

    Çakırözer, ziyareti sırasında geçen konuşmalara da değindi. “Hukukun gücü değil, gücün hukuku çalışıyor” diyen Mine Özer‘den şunları söyledi:

    “Bir hakim net biçimde burada suç yok, delil yok beraat etmeleri gerekir derken, AKP’den aday adayı olmuş diğer hakim bize en ağır cezaları veriyor. Bu nasıl adalet? Tiyatro bile diyemeyeceğimiz bir müsamere bu yaşanan ve bize yaşatılan! Ayrıca garibimize giden bir başka husus daha var. Bakın 61. hükümetin tüm bakanları, işte Arınç’ı, Çiçek’i, Babacan’ı Davutoğlu’su bu davada mağdur olarak karşımızda. Toplam 740 müşteki var. Hiçbiri ama hiçbiri de şikayetini geri çekmiş değil. Siyasetçilerin de biraz onurlu olmasını bekliyor insan.”

    “KAÇACAK OLSAM KAÇARDIM”

    Yeni yaşına cezaevinde girdiği kaydedilen Mücella Yapıcı ise “Yaşlansak da gönül aynı gönül! Mücadeleye devam! Dimdik ayakta duruyoruz” dedi. Herkesin bayramını kutladığını belirten Yapıcı “Mahkeme aşamasında da söyledim. Bir daha söylüyorum; 2014 yılında açılan davada biz beş kişi beraat ettik. Ve o beraat kararı kesinleşti. O yüzden eski Roma’dan beri evrensel kural olan ‘Non Bis İdem’ ilkesine göre aynı suçtan tekrar yargılanmam mümkün değil. Büyük hukuksuzluk. Kaçma şüphemiz var diye tutukladılar. Oysa ben dava sürerken üç kez yurtdışına toplantılara gittim. Kaçacak olsam kaçardım” ifadelerini kullandı.

    “BU SADECE BİZİM MESELEMİZ DEĞİL”

    Tutukluluklarına her yargı organında itiraz edeceklerini belirten Çiğdem Mater de şunları kaydetti:

    “Bizi sarıp sarmaladıklarını hissediyoruz. Ama bu mesele sadece bizim meselemiz değil. Türkiye’nin hukuku ile ilgili. Yani herkesin paylaştığı ortak duygu şu: Bu yaşananlar bir gün bizim de başımıza gelebilir. İşte o yüzden bu sadece Osman’ın, Mücella’nın, Çiğdem’in, bu 8 kişinin meselesi değil. Türkiye’nin hukuk mücadelesi, adalet mücadelesi. Bakın ben Almanya’daki işimi, projemi bırakıp geldim. Girişte pasaportumun elimden alınacağını bilerek döndüm. Şimdi diyorlar ki kaçma şüphesi var onun için tutukluyoruz. İşte bu zihniyeti kabul etmiyorum ve tutukluluğumuza her yargı organında itiraz edeceğiz.”

    “GEZİ’DEN SUÇ ÇIKARMA ÇABASI NAFİLEDİR”

    Çakırözer gerçekleştirdiği ziyaretlerin ardından şu açıklamalarda bulundu:

    “Mücella Yapıcı 71. yaşına cezaevinde giriyor. Bu masum insanların doğum gününe, bayrama cezaevinde girmesi büyük vicdansızlık. ‘Yurtdışına kaçma şüphesi var’ denilerek cezaevinde tutulmamaları ve 18’er yıl hapsa çarptırılmalı büyük hukuksuzluk. Bu insanlar yargılamaları sürerken dahi yurtdışına gidip geldiler. Şimdi ‘kaçma şüphesi var’ denilerek özgürlüklerinden mahrum bırakılmaları kabul edilemez. Gezi direnişinden suç çıkarma çabası nafiledir. O yüzden insanlarımız hapse koymak yerine bir an önce özgürlüklerine kavuşturmalıyız. Siyasi yargılamalar, düşünce suçluları Türkiye’nin ayıbıdır. Türkiye’nin itibarına zarar vermektedir. Artık Türkiye bu ayıbından kurtulmalıdır.

    (HABER MERKEZİ)

  • Gezi Davası kararlarının ardından ‘Vazgeçmiyoruz’ başlığıyla imza kampanyası başlatıldı

    Gezi Davası kararlarının ardından ‘Vazgeçmiyoruz’ başlığıyla imza kampanyası başlatıldı

    PİRHA-Gezi Davası’ndan çıkan kararlara tepkiler gelmeye devam ederken, konuya ilişkin ‘Vazgeçmiyoruz’ başlığıyla imza kampanyası başlatıldı. Açıklamada “Gezi Parkı eylemleri; siyasal otoritenin yurttaşların kentsel ve doğal yaşamına, onların rızası olmadan müdahale etmesi ve toplumun özgürlük talebinin yok sayılmasına tepki olarak ve anayasal bir hak olan toplantı ve gösteri hakkı kullanılarak, tüm yurt çapında kendiliğinden gelişen meşru bir toplumsal eylemdir” denildi.

    Üçüncü kez görülen ‘Gezi Davası’nda İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, yargılananlar hakkında cezalar yağdırmıştı. Uzun süredir tutuklu bulunan iş insanı Osman Kavala ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına, diğer sanıklardan Mücella Yapıcı, Çiğdem Mater, Hakan Altınay, Mine Özerden, Can Atalay, Tayfun Kahraman ve Yiğit Ali Ekmekçi de 18’er yıl hapis cezasına çarptırıldı.

    “GEZİ, MEŞRU BİR TOPLUMSAL EYLEMDİR”

    Verilen kararlara tepkiler gelmeye devam ederken, konuyla ilgili olarak ‘Vazgeçmiyoruz’ başlığıyla imza kampanyası da başlatıldı. “Gezi Parkı eylemleri; siyasal otoritenin yurttaşların kentsel ve doğal yaşamına, onların rızası olmadan müdahale etmesi ve toplumun özgürlük talebinin yok sayılmasına tepki olarak ve anayasal bir hak olan toplantı ve gösteri hakkı kullanılarak, tüm yurt çapında kendiliğinden gelişen meşru bir toplumsal eylemdir” denilerek yayımlanan imza kampanyasında şu ifadelere yer verildi:

    “VERİLEN KARARLAR KABUL EDİLEBİLİR DEĞİLDİR”

    “Sivil toplumun varlığı yurttaşların çoğulcu, katılımcı ve özgür bir ortamda bir araya gelebilmesine bağlıdır. Gezi’ye katılan ve destekleyen milyonlarca insan, Gezi Parkı eylemlerini organize ve/veya finanse ettikleri gerekçesiyle siyasal iktidar tarafından günah keçisi olarak seçilen insanlarla aynı motivasyonu taşımıştır. Sivil toplumun farklı alanlarından seçilen bu değerli insanlara mahkeme tarafından isnat edilen suçların ele alınış şekli ve verilen kararlar kabul edilebilir değildir.

    Biz sivil toplum çalışanları ve gönüllüleri, bu haksız ve hukuki temellerden yoksun kararları güçlü bir şekilde protesto ediyoruz. Bu anlayışla, mahkeme tarafından haksız şekilde özgürlüklerinden, sevdiklerinden ve biz çalışma arkadaşlarından alıkonan insanlara bir an önce özgürlüklerinin geri verilmesini talep ediyoruz. Bu vesileyle de, sivil toplum çalışanları ve gönüllüleri olarak herkesin bilmesini isteriz ki:

    “VAZGEÇMİYORUZ!”

    Bizler, tüm bu baskı ve kısıtlamalara rağmen dün olduğu gibi bugün ve gelecekte doğayı ve toplumu ilgilendiren tüm konu ve alanlarda anayasa ve uluslararası anlaşmalarla tanınmış tüm haklara sahip çıkmaktan vazgeçmiyoruz.

    Bizler, içinde yaşadığımız toplumsal yapının evrensel demokratik normlara ulaşması için barışçıl yöntemlerle var gücümüzle çalışmaya devam etmekten vazgeçmiyoruz.

    Bizler, bu topraklarda herkes için demokratik, adil ve barışçıl bir yaşam hayalimiz uğruna çaba göstermekten ve özgürlüklerimizden vazgeçmiyoruz.”

    İmza kampanyasına buradaki linkten ulaşılabilir: Vazgeçmiyoruz!

    PİRHA / İSTANBUL

  • TMMOB, Gezi davasında verilen kararlara karşı ‘Adalet Nöbeti’ başlattı

    TMMOB, Gezi davasında verilen kararlara karşı ‘Adalet Nöbeti’ başlattı

    PİRHA- TMMOB, Ankara’daki binaları önünde Gezi davasında verilen kararlara karşı ‘Adalet Nöbeti’ başlattı. Nöbet öncesi yapılan açıklamada, “Gezide yarattığımız tüm değerlere, dayanışmaya ve paylaşıma sahip çıkacağız. Arkadaşlarımızı asla yalnız bırakmayacağız. Türkiye’nin her tarafını nasıl Gezi yaptıysak bundan sonra da yapacağız. Her yer Gezi, her yer direniş olacak” denildi.

    TMMOB, Ankara’daki binaları önünde Gezi davasında verilen kararlara karşı ‘Adalet Nöbeti’ başlattı.

    TMMOB üyeleri ve eyleme destek verenler nöbet öncesi basın açıklaması yaptı. Açıklamada, Gezi davasının karar duruşmasında TMMOB Yönetim Kurulu Üyesi Yüksek Mimar Mücella Yapıcı, Mimarlar Odası Avukatı Can Atalay ve Şehir Plancıları Odası İstanbul Şubesi önceki dönem başkanı Tayfun Kahraman hakkında 18’er yıl hapis cezası verilerek tutuklanması protesto edildi.

    ‘Adalet Nöbeti’ne dair bilgi de verilen açıklamada, ‘Hukuksuzluk sona erene ve tutuklular serbest bırakılıncaya kadar her gün saat 17:00 ile 20:00 arasında Adalet Nöbeti tutulacak’ denildi.

    Mimarlar Odası önünde yapılan basın açıklamasına, TMMOB Başkanı Emin Koramaz, Mimarlar Odası Başkanı Eyüp Muhçu, Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan, Mimarlar Odası Ankara Şube  Başkan Yardımcısı Ali Atakan, Mimarlar Odası Ankara Şube Sekreteri Nihal Evirgen, Mimarlar Odası Ankara Şube Yönetim Kurulu Üyeleri Ünal Kara ve Muteber Osmanpaşaoğlu, Mimarlar Odası Genel Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Songül Üzgün, Şehir Plancıları Odası Ankara Şube Başkanı Ceren İlter, Şehir Plancıları Odası Ankara Şube Sekreteri Ömer Dursunüstün, İnşaat Mühendisleri Odası Ankara Şube Başkanı Bülent Tatlı, Makine Mühendisleri Odası Başkanı Yunus Yener çok sayıda meslek odası temsilcisi, üyeleri ve  demokratik kitle örgütü temsilcilileri ile yurttaşlar katıldı.

    Açıklama sırasında sık sık, ‘Her Yer Taksim, Her Yer Direniş’, ‘Bu Daha Başlangıç Mücadeleye Devam’, ‘Susma Sustukça Sıra Sana Gelecek’ sloganları atıldı.

    “GEZİ ONURLU GEÇMİŞ VE UMUTLU GELECEKTİR”

    Açıklamada TMMOB Başkanı Emin Koramaz söz alarak şunları söyledi:

    “2014 yılından beri bir adalet utancına bir hukuk skandalına şahitlik ediyoruz. Demokratik bir arayışının parçası oldukları, tümüyle barışçıl eylemlere katıldıkları için arkadaşlarımız defalarca yargılandı defalarca beraat etti ama siyasi iktidar siyaseten bir Gezi gerçeğinden kaçamadığı için bir hukuk karikatürüne ve hukuk skandalına imza attı aynı suçtan birden fazla yargılama yapılamayacağı en temel en evrensel hukuk kuralıdır. Buradan bir kez daha haykırıyoruz, Gezi bu ülkenin başına gelmiş en güzel şeydir. Gezi onurlu geçmiş ve umutlu gelecektir. Biz Gezi’de kaybettiğimiz gencecik fidanlarımıza sahip çıkacağız. Gezi’de yargılanması gereken birileri varsa TMMOB yöneticileri değildir.”

    “ADALET NÖBETİ’Nİ TÜRKİYE’NİN DÖRT BİR YANINA YAYACAĞIZ”

    Gezi’de asıl yargılanması gerekenlerin, orada bulunan insanlara işkence yapan ve katledenlerin olduğunu vurgulayan Koramaz, sözlerine şöyle devam etti:

    “Zannediyorlar ki bu davalarla bu suçlamalarla bizleri susturacaklar bizlerin sesini kesecekler. Bilsinler ki bu ülkenin en güzel kuruluşlarından biri olan hakka, adalete kamusal varlıklara sahip çıkan TMMOB yılmaz, TMMOB yöneticilerini susturamazsınız. Arkadaşlarımızı asla yalnız bırakmayacağız dayanışmamızı sürdüreceğiz. Türkiye’nin her tarafını nasıl gezi yaptıysak bundan sonra da yapacağız. Her yer Gezi olacak her yer direniş olacak. Gezide yarattığımız tüm değerlere, dayanışmaya ve paylaşıma sahip çıkacağız. Toplumun tüm kesimleri omuz omuza yan yana durduysa nasıl yaratıcılığının en güzelini gösterdiyse bundan sonra da hep beraber omuz omuza yan yana gezide yarattığımız kolektif değerleri büyütmeye devam edeceğiz.”

    “GEZİ’NİN YARATTIĞI UMUDU SARAY’DAN TALİMATLI YARGI KARARLARI İLE YOK EDEMEYECEKSİNİZ”

    Koramaz’ın ardından TMMOB Mimarlar Odası Başkanı Eyüp Muhçu söz alarak şunları kaydetti:

    “Arkadaşlarımız 18’er yıl hapis cezası verilerek tutuklandı. Kendisini hukukla bağlı görmeyen iki saray memuru tarafından verilen bu kararı asla kabul etmiyoruz. Arkadaşlarımız Gezi Parkı’nda imar planlarına ve yargı kararlarına aykırı olarak başlatılan inşaat çalışmalarına meslek odalarının temsilcileri ve vekili olarak karşı çıkmışlardır. Anayasal haklarını kullanarak iktidarı yargı kararlarına, anayasaya ve yasalara uygun davranmaya davet ettikleri için hukuka aykırı delillerle kurmaca iddianamelerle ve yargılama yapılmayan davalarla bu insanları mahkûm edemezsiniz. Gezi’nin yarattığı umudu Saray’dan talimatlı ve hukuksuz yargı kararları ile yok edemeyeceksiniz. Gezi’nin bütün değerlerini ve arkadaşlarımızı savunmaya devam edeceğiz. Bizler inanıyoruz ki, bu ülkeye bir gün demokrasi gelecekse. Gücünü Gezi’nin ‘eşitlikçi, özgürlükçü ve barışçıl’  birlikteliğinden alacaktır.  Bu duygu ve düşüncelerle arkadaşlarımız serbest bırakılıncaya kadar ‘Adalet Nöbeti’nde olacağımızı kamuoyuna duyuyoruz.”

    “VİCDAN ZORBALIĞA KARŞI DİRENECEK, DİRENİŞİMİZ BAŞLIYOR”

    TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan ise yaptığı konuşmada yaşanan hukuk skandalına tepki göstererek şunları dile getirdi:

    “Dün hukuksuz bir kararla arkadaşlarımızı aramızdan aldılar. Bu karar Kaçak Saray’ın yargısı ile kamusal alanlarımıza doğamıza ve kamusal mücadele yürütenlere, tüm toplumsal muhalefete karşı, hepimize sallanmış bir parmaktır. Muhalefeti ve bizi susturmaya yöneliktir, arkadaşlarımızın yalnız olmadığını biliyoruz. Onlar hukuksuzluk yapmadılar, çalmadılar, çırpmadılar. Emsal artışı vermediler. Atatürk Orman Çiftliği’nde Kaçak Saray yapmadılar. Kazdağları’nda maden ocaklarındaki maden işletmelerinin sahibi olmadılar. Onlar bu ülkenin gururu, umudu ve geleceği olan Gezi’nin ve Taksim Gezi Parkı’nın hepimiz gibi savunucusu oldular. Dün zorbalar bir karar verdi bugün vicdan zorbalığa karşı direnecek, direnişimiz başlıyor.”

    PİRHA/ANKARA

     

     

  • Gezi davasında karar çıktı: Osman Kavala’ya müebbet hapis cezası verildi

    Gezi davasında karar çıktı: Osman Kavala’ya müebbet hapis cezası verildi

    PİRHA- 2013’teki Gezi eylemlerine ilişkin beraat kararının bozulmasının ardından Osman Kavala’nın da aralarında bulunduğu 17 sanıklı davada karar çıktı. Mahkeme, Osman Kavala’ya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verdi. Mücella Yapıcı, Çiğdem Mater, Hakan Altınay, Can Atalay, Mine Özerden, Yiğit Ali Ekmekçi, Tayfun Kahraman’a da 18’er yıl hapis cezası verildi.

    Gezi Parkı eylemlerine ilişkin beraat kararlarının bozulmasının ardından yeniden görülmeye başlanan davaya İstanbul Adliyesi 13’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam ediliyor.

    Davada duruşma savcısı celse arasında mütalaasını açıklamıştı. Açıklanan mütalaada, Osman Kavala ve Ayşe Mücella Yapıcı’nın ‘cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmasını talep edilirken, 6 sanığın ise ‘cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım etme’ suçundan 15’er yıldan 20’şer yıla kadar hapisle cezalandırılması istenmişti.

    Dava öncesi Taksim Dayanışması adına Çağlayan Adliyesi önünde açıklama yapıldı. “Gezi, ülkemizin toplumsal tarihinin en onurlu ve parlak sayfasıdır. Gezi’nin tüm değerlerine sahip çıkıyoruz. Gezi Direnişi’nin anayasal zeminde gerçekleştiği yargı kararlarıyla 2 kez tescil edilmesine rağmen hukuka ve gerçeğe aykırı tümüyle mesnetsiz iddialarla 3’üncü kez yargılanmak isteniyor. Toplumsal muhalefetin en temel hak ve talepleri suç unsuru gibi gösterilmek, barışçıl direnişin tarihsel ve meşru gerçekliği karalanmak isteniyor” denilen açıklamada, “Gezi umuttur, umut yargılanamaz”ifadeleri yer aldı.

    Davada Osman Kavala’nın avukatlarından Evren İşler, mahkeme heyetinin üyelerinden Murat Bircan’la ilgili çarpıcı bilgiyi dile getirdi. İşler “Adil yargılanmanın görüntüde de topluma yansıtılması gerekir. Bir yurttaşın burada adil bir yargılama yapıldığını hissetmesi gerekir. Mahkeme heyetini oluşturan üyelerin ismini Google’a yazdığımızda üye hakim Murat Bircan’ın Bafra Belediyesi Hukuk İşleri Müdürlüğü’nde çalışırken istifa edip hakim olduğunuzu görüyoruz. Murat Bircan aynı zamanda AKP’den milletvekili aday adayı da olmuş. güveniyor Bu dosyada Erdoğan ilk mağdur. Talimat vermeye gerek var mı? Üye hakim onu seviyor zaten” dedi.

    Osman Kavala’nın avukatı Köksal Bayraktar da Bircan’la ilgili olarak “Mahkemenin bir karar vermesi lazım, bu karar davadan çekilme şeklinde veya üye hakimin çekilmesi şeklinde olabilir. Biz sizi reddediyoruz” dedi. Ancak mahkeme heyeti, üye hâkim Murat Bircan’ın davadan çekilmesi talebinin “davayı uzatmaya yönelik bir talep olduğuna” karar vererek talebi reddetti.

    Mahkeme Osman Kavala’ya ağırlaştırılmış hapis cezası verdi. Mücella Yapıcı, Çiğdem Mater, Hakan Altınay, Can Atalay, Mine Özerden, Yiğit Ali Ekmekçi, Tayfun Kahraman’a da 18’er yıl hapis cezası verildi. Öte yandan mahkeme Kavala dışındakilerin de tutuklanmasına karar verdi.

    “HER YER TAKSİM HER YER DİRENİŞ” 

    Karara salondakiler “Her yer Taksim her yer direniş” sloganlarıyla tepki gösterdi.

    Mücella Yapıcı kararın açıklanmasının ardından “8 çocuğun yanında benim 18 yıl yatmamın ne anlamı var. Vız gelir tırıs gider” dedi.

    Hakkında 18 yıl hapis ve tutuklama kararı verilen Can Atalay, ”Şunu bilin zulme boyun eğmeyeceğiz. Zulme karşı direneceğiz. Hiçbir hukuka aykırı işlemi kabul etmeyeceğiz” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Gezi davasında karar duruşması başladı: Karalama çabasından vazgeçin-VİDEO

    Gezi davasında karar duruşması başladı: Karalama çabasından vazgeçin-VİDEO

    PİRHA- Gezi davasının karar duruşması başladı. Duruşma öncesi Çağlayan’daki İstanbul Adalet Sarayı önünde bir araya gelen sivil toplum örgütleri ve siyasi partiler açıklama yaparak, “Gezi, bu ülke tarihinin demokratik, barışçıl, yaratıcı, katılımcı, kapsayıcı ve kitlesel hareketidir. Demokrasi ve özgürlük çığlığını karalama çabasından artık vazgeçin” dedi.

    Üçüncü kez açılan Gezi davasının karar duruşmasına bugün devam edilecek. 22 Nisan Cuma günü görülen yedinci duruşmada 17 sanık ve avukatları son kez esasa ilişkin mütalaaya karşı savunma vermişti.

    Savcı mütalaasında, Osman Kavala ile Ayşe Mücella Yapıcı için ‘cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis talep etmişti.

    Bugün devam edecek olan dava öncesi Çağlayan’daki İstanbul Adalet Sarayı önünde basın açıklaması yapıldı. Açıklamaya Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Milletvekilleri Sezgin Tanrıkulu, Özgür Özel, Ali Şeker, Turan Aydoğan, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Milletvekilleri Filiz Kerestecioğlu, Hüda Kaya, Musa Piroğlu, EMEP Genel Başkanı Ercüment Akdeniz ile çok sayıda kişi katıldı.

    “DEMOKRASİ VE ÖZGÜRLÜK ÇIĞLIĞINI KARALAMA ÇABASINDAN ARTIK VAZGEÇİN”

    Cuma günü yapılan açıklama bir kez daha okunurken, şu ifadelere yer verildi:

    “Gezi Direnişi Anayasal bir zeminde gerçekleştiği yargı kararlarıyla iki kez tescil edilmesine rağmen, hukuka ve gerçeğe aykırı, tümüyle mesnetsiz iddialarla, üçüncü kez yargılanmak isteniyor. Toplumsal muhalefetin en temel hak ve talepleri suç unsuru gibi gösterilmek, barışçıl direnişin tarihsel ve meşru gerçekliği ısrarla çarpıtılmak, karalanmak isteniyor.

    Gezi, bu ülke tarihinin; demokratik, barışçıl, yaratıcı, katılımcı, kapsayıcı ve kitlesel hareketidir. Hep birlikte konuşup karar vermenin, fikri ve hayatı paylaşmanın, yaşama her boyutu ile sahip çıkmanın duvar yazısı olmuş halidir. Ölümcül polis şiddetine karşı her şehirde yankılanan barışçıl ve haklı tepkinin adıdır.

    Ülke tarihinde bir onur sayfası olarak yer alan Gezi Direnişi’ni, bu ülkenin geleceğine sahip çıkan demokrasi ve özgürlük çığlığını karalama çabasından artık vazgeçin.

    Bu ülkeye bir gün demokrasi gelecekse, onca baskı ve şiddete rağmen kısamadığınız seslerin Gezi’deki yankısından gücünü alacaktır.”

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • Gezi Davası’nda Kavala’nın tutukluluğuna karar verildi

    Gezi Davası’nda Kavala’nın tutukluluğuna karar verildi

    Gezi Davası’nın Yargıtay’ın bozma kararının ardından 5’inci duruşması bugün görüldü. Davanın tek tutuklu sanığı Osman Kavala’nın tutukluluk halinin devamına karar verildi. Avukatlara mütalaaya karşı süre veren mahkeme, bir sonraki duruşmayı 22 Nisan’a erteledi.

    Gezi Davası’nda savcılık mütalaasının ardından ilk duruşma bugün görüldü. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya Ayşe Mücella Yapıcı, Can Atalay, Tayfun Kahraman’ın arasında bulunduğu bazı tutuksuz sanıklar katıldı.

    “Adil yargılama yapıldığına inancı kalmadığını” açıklayarak bir süredir duruşmalara katılmayan Osman Kavala ise Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla duruşmaya katıldı.

    Duruşma savcısı celse arasında sunduğu esas hakkındaki mütalaasını tekrarladığını belirtti. Bunun üzerine söz alan sanık Can Atalay, usule karşı itirazlarını dile getirdi.

    Avukat Can Atalay şunları söyledi:

    “Esas hakkında savunma yapmayacağım. Esas hakkında mütaalaya duruşma salonunda okumanız gerekir. Hukuken, heyetiniz yanlış yapmaktadır. Usule ilişkin taleplerimi iletmek istiyorum. Biz ısrar bozmaya ilikin beyanımızı bile almayacaksınız. Israrla savunma diye aldınız. Yargılama faaliyeti olarak net yaptınız? Çarşı davası ile verdiğiniz ara kadar ve bizim bozmalara beyanımızın alınması ve Kavala’nın tutuk müdafi beyanları… Başka hiçbir şey yapmadınız. Biz süre talep etmiyoruz. 2018 soruşturmasında bizimle ilgili yurt dışı yasağı konulmadı. Yurt dışına gitmedik. Bizim bu yargılamayı uzatmak gibi bir amacımız yok.”

    Duruşmada tek tutuklu sanık Osman Kavala’nın tutukluluk halinin devamına karar verildi. Avukatlara mütalaaya karşı süre veren mahkeme, bir sonraki duruşmayı 22 Nisan’a erteledi.

    Osman Kavala’nın avukatı Köksal Bayraktar ise şunları söyledi:

    “Birleştirme kararından sonra dosyaların ayrılmasına karar verdiniz. Siz bu durumda ayrılma sonrasında dosyayı esas mahkemesi olan İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesine göndermeliydiniz. Bütün mücadelemize rağmen işin esasına girmediniz, bir tane bile tanık dinlemediniz, tevsii tahkikat taleplerini reddettiniz. Yasal olarak burada sanıkları dinlemeye hakkınız yok. İstinaf mahkemesi ne dedi? ‘Dosyalar birleştirildikten sonra iki dosyanın bağdaşan tarafları var mı bak’ dedi. Siz sadece 30. ACM’de yargılanan sanıkların ifadelerini tekrar ettirdiniz. İşin esasına girmediniz.”

    İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Mesut Özdemir’in savcının görüşüne ilişkin beyanını sorması üzerine Osman Kavala “Beraat ettikten ve tahliye kararı verildikten sonra iki ayrı suçtan tutuklandım. Barkey ile görüşmelerle ilgili herhangi bir somut bilgi ve belge de konmadı dosyaya. Bu görüşmeler sadece birbirine yakın baz istasyonundan gelen sinyale dayanıyordu” dedi.

    “SUÇLAMA TAMAMEN HUKUK DIŞI”

    Kavala, şöyle devam etti:

    “Casusluk suçundan tutuklanmış olduğumun hukuksuz olduğu aleni hale gelmiştir. Özellikle ‘casusluk’ suçlamasına dair ne ortada temin edilmiş bir bilgi var, ne de iddia makamı bu bilginin ne olduğunun araştırılmasına dair bir çaba. Casusluk suçlamasının kurucu unsurunun var olmadığını, bu husus var olmadan böyle bir suçlama yapılması tamamen hukuk dışıdır.”

    DURUŞMA ÖNCESİ AÇIKLAMA

    Duruşma öncesi Taksim Dayanışması Çağlayan Adliyesi önünde bir basın açıklaması yaptı. Açıklamaya siyasi parti ve demokratik kitle örgütlerinin CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, CHP Genel Başkan Yardımcısı Onursal Adıgüzel, CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal, TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Emin Koramaz, SOL Parti İstanbul İl Başkanı Leyla Koç Üzüm, HDP İstanbul Milletvekili Züleyha Gülüm, CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, HDP Grup Başkanvekili Saruhan Oruç, CHP İstanbul Milletvekili Ali Şeker, CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, TİP Genel Başkanı Erkan Baş, Türkiye İşçi Partisi Milletvekili Ahmet Şık, Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Ercüment Akdeniz de katıldı.

    Taksim Dayanışması adına Akif Burak Atlar’ın okuduğu basın açıklamasında şu ifadelere yer verildi;

    “Gezi direnişi Anayasal bir zeminde gerçekleştiği, yargı kararlarıyla iki kez tescillenmesine rağmen hukuka ve gerçeğe aykırı tümüyle mesnetsiz iddialarla üçüncü kez yargılanmak isteniyor. Toplumsal muhalefetin en temel hak ve talepleri suç unsuru gibi gösterilmek, barışçıl direnişin tarihsel ve meşru gerçekliği ısrarla çarpıtılmak, karalanmak isteniyor. İstedikleri sadece bu değil. Gezi’nin haksızlığa, adaletsizliğe, keyfiliğe, dayatmaya, baskıya karşı direnmenin adı olduğu, bir parktan ülkeye ve dünyaya yayılan; kente, doğaya, yaşama sahip çıktıkları, hep bir ağızdan söyledikleri bir şarkı olduğunu unutturmak istiyorlar. Niyetinizi ve korkularınızı biliyoruz, bu beyhude çabalarınızı reddediyoruz

    Yıllardır süren hukuksuzluk ve gerçekliği çarpıtma ısrarına inat tekrar söylüyoruz. Gezi direnişini suçla, terörle, darbeyle, kalkışmayla anılan bir eyleme dönüştüremezsiniz. Sipariş senaryolarınızla milyonlarca insanın demokratik hak ve talepleri için parklarda, meydanlarda, sokaklarda, özgürlük, demokrasi ve insanca yaşam için ortaya koyduğu direnişi kirletmenize izin vermeyeceğiz. Gezi, eşitlik, özgürlük, adalet ve demokrasi için bu ülkenin sönmeyecek umududur. Umut yargılanamaz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Mahkemeden, çıplak arama yapan polis hakkında yakalama kararı

    Mahkemeden, çıplak arama yapan polis hakkında yakalama kararı

    Gezi protestoları sırasında gözaltına alınan çok sayıda kişiye çıplak arama yapan polislerin “işkence” suçundan yargılandığı davada, bir polis hakkında yakalama kararı çıkarıldı.

    İstanbul’da 8 Temmuz 2013’te Gezi protestoları sırasında aralarında mimar Mücella Yapıcı’nın da olduğu Taksim Dayanışması’nda yer alan kadınlara yönelik çıplak arama dayatan polisler hakkında “işkence” suçundan açılan davanın ilk duruşması görüldü. İstanbul 11’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya Mücella Yapıcı, kızı Cansu Yapıcı ile avukatı hazır bulundu.

    Sanık polislerden Levent Mustafaoğlu, Ses ve Görüntü Bileşim Sistemi (SEGBİS) ile duruşmaya katıldı. Sanık polis Mustafaoğlu’nun yüzünün görünmemesi dikkat çekerken, mahkeme heyeti, savunma yapan sanık polisin yüzünün görünmediğini söyleyerek ayağa kalkmasını istedi. Ancak sanık hastalığından ötürü uzun süre ayakta kalamadığını bu nedenle ayakta savunma yapmak istemediğini belirtti.

    Savunmasına 15 yıldır görev yaptığını, binlerce operasyona katıldığını söyleyerek başlayan polis, “işkence” iddialarını kabul etmedi. Ayrıca gözaltına aldıkları Mücella Yapıcı’nın her saat başında alması gereken ilaçların da düzenli bir şekilde verildiğini iddia etti. Sanık polis, tuvaletlerin kameralarla izlendiği iddiasını da reddetti.

    SANIK POLİSTEN ÇELİŞKİLİ BEYANLAR

    Bu esnada polise soru yönelten Yapıcı’nın avukatı Meriç Eyüpoğlu, bilirkişi raporuna işaret ederek, “Rapor, tuvaleti gören kameraların olduğunu söylüyor. Buna dair ne diyorsun?” diye sordu. Bu bilgi üzerine polis bu defa kameraların olup olmadığını hatırlamadığını söyledi. Eyüpoğlu, sanığa gözaltı yaptıkları sırada milletvekillerin gelip gelmediğini sordu. Milletvekillerin geldiğini söyleyen sanık polis Mustafaoğlu, “Vekillerin ziyareti sırasında klimaları açıp kapatmışsınız. Buna dair ne diyorsunuz?” şeklindeki soruya ise, “Klimalar hep açıktı” cevabını verdi.

    MÜCELLA YAPICI: POLİS TACİZ VE HAKARET ETTİ

    Söz alan Mücella Yapıcı ise, 8 Temmuz 2013’te gözaltına alındığı sırada ve sonrasında maruz kaldığı uygulamaları anlattı. Gezi Parkı’na basın açıklaması yapmak için gittiklerini, ancak polis tarafından çembere alınıp gözaltına alındığını dile getiren Yapıcı, gözaltı aracında taciz ve hakarete maruz kaldığını paylaştı. Yapıcı, “Çok haksız bir gözaltıydı. Otobüste tacizler yaşanmaya başladı. Polis, ‘Senin bir gözün toprağa bakıyor, git evinde namazını kıl. Burada ne işin var’ diye hakaret etti” dedi.

    “İLAÇLARIM VERİLMEDİ”

    Kalp, tansiyon, KOAH ve mide kanseri hastası olduğunu paylaşan Yapıcı, her saat başı ilaç alması gerektiğini kaydetti. Ancak otobüste bunu dile getirmiş olmasına rağmen polisin yardımcı olmak yerine zorluk çıkardığını ifade etti. Ardından İstanbul Emniyet Müdürlüğüne götürüldüklerini söyleyen Yapıcı, “Didik didik arandık. Gözlüğüm dahi suç aletiymiş gibi arandı. Daha sonra bizi hücrelere götürdüler. Kızım ile aynı hücreye konulduk. Bu esnada ilaçlarımı istememe rağmen zamanında verilmedi” diye konuştu.

    ÇIPLAK ARAMA

    Kendilerine çıplak arama uygulaması dayatıldığını dile getiren Yapıcı, şunları kaydetti:

    “Bu duruma itiraz ettim. Ancak herkese yapıldığını söylediler” dedi. Yapıcı, yaşadıklarını anlattığı esnada duygusal anlat yaşadı. Ancak buna rağmen yaşananları en ince detayına kadar anlatacağını, bütün gazetecilerin ve toplumun öğrenmesi gerektiğini belirten Yapıcı, “İlk başta üstümü çıkarmamı istediler. Daha sonra tüm kıyafetlerimi zorla çıkarttılar. 70 yaşında bir kadınım. Göğüslerimin altında bir şey saklıyor muşum gibi kaldırmamı istediler.”

    “NEFES ALAMIYORDUK”

    Yapıcı, “Daha sonra mide kanamam nedeniyle ilaç istediğimizde polis, ‘Burada uşağın mı var’ şekilde ifadeler kullandı. Kanama nedeniyle yemek yemem gerekiyordu ancak yemek istediğimizde polis, ‘Sen burayı otel mi sandın’ dedi. Bütün bunlar bir yana klimalar çalışmıyordu. Yazın ortasında içerde havasızlıktan nefes alamıyorduk” dedi.

    EMNİYETTE TACİZ

    Daha sonra başka bir hücreye götürdüğünü paylaşan Yapıcı, orada da başka bir kadının olduğunu ve polisler tarafından tacize uğradığını dile getirdi. Yapıcı, “Kadınlar dışarıda, koridorda polislerin tacizine maruz kalmamak için su içmiyordu. ‘Tuvalete gidersem beni koridorda taciz ederler. Daha önce ettiler. Tekrar yaşamak istemiyorum’ dedi” şeklinde konuştu. Yapıcı, bu işkenceye yol açan polislerden ve sistemden şikayetçi olduğunu belirterek, davaya müdahil olmak istediğini söyledi.

    Gözaltı esnasında regl olduğunu dile getiren Cansu Yapıcı ise, istemelerine rağmen kendilerine pet verilmediğini kaydetti. Çıplak aramaya maruz kaldığını dile getiren Yapıcı, işkenceye varan birçok uygulamanın yaşandığını dile getirdi.

    TANIKLAR DİNLESİN

    Yapıcı’nın ardından söz alan müdafi avukat Meriç Eyüpoğlu, o sırada 52 kişinin gözaltına alındığını paylaşarak, bunlar arasında bulunan 7 kadının tanık olarak dinlenmesini istedi.

    YAKALAMA KARARI

    Söz alan iddia makamı ise eksik hususların giderilmesini istedi. Ardından kararını açıklayan mahkeme heyeti, duruşmaya katılmayan sanık polis Songül Ekim Kılıç hakkında yakalama kararı çıkardı. Mahkeme heyeti, ayrıca sanık polis Levent Mustafaoğlu’nun ilaç kayıt defterinin ve kamera kayıtlarının dosyaya konulma talebini kabul ederek, bir sonraki duruşmayı 10 Şubat 2022’ye erteledi.

    (Mezopotamya Ajansı)

  • ‘Berkin’e, Ali İsmail’e, Ethem’e hepsine selam olsun’

    ‘Berkin’e, Ali İsmail’e, Ethem’e hepsine selam olsun’

    PİRHA – Gezi Davası’nın bugün Silivri’de görülen 6‘ncı duruşmasından yargılanan tüm isimler için beraat kararının verilmesi başta Silivri’de mahkemeyi izlemeye giden ‘Ben de Oradaydım, Gezi’de olmak suç değil! Gezi yargılanamaz’ diyen binlerce insan olmak üzere sevinç ve coşkuyla karşılandı.

    Gezi davasının görüldüğü mahkeme çıkışında ağırlaştırılmış müebbet cezası istemiyle yargılanan Taksim Dayanışması’ndan Yüksek Mimar Mücella Yapıcı, “Demek ki neymiş? Gezi yargılanamazmış. Gezi yargılanamaz. Gezi onurdur. Gezi kirletilemez” dedi.

    Mücella Yapıcı ayrıca, “Berkin’e, Ali İsmail’e nerede o katil? Ethem’e, Abdullah’a, Ahmet’e, Medeni’ye, Hasan Ferit’e hepsine, hepsine selam olsun” diye konuştu.

    Silivri’de duruşmayı takip eden kitle, beraat kararının ardından ‘Her yer Taksim, her yer direniş, yaşasın devrimci dayanışma’ sloganları ve alkışlar eşliğinde yürüdü.

    (HABER MERKEZİ)

  • Gezi Davası’nda karar duruşması. 3 isim için ağırlaştırılmış müebbet isteniyor

    Gezi Davası’nda karar duruşması. 3 isim için ağırlaştırılmış müebbet isteniyor

    PİRHA – Gezi Davası”nda sona gelindi. Savcının Osman Kavala, Yiğit Aksakoğlu ve Mücella Yapıcı için ağırlaştırılmış müebbet; 6 sanık için de 20 yıla varan hapis cezaları istemesinin ardından bugün karar duruşması görülüyor.

    Gezi Davası’nın altıncı duruşması bugün Silivri Cezaevi kampüsü içerisinde bulunan mahkeme salonunda görülecek.

    Savcılık, bugün görülecek duruşma öncesi esasa ilişkin mütalaasını dava dosyasına sunarak davanın tek tutuklusu olan Anadolu Kültür Yönetim Kurulu Başkanı Osman Kavala ile Yiğit Aksakoğlu ve Yüksek Mimar Mücella Yapıcı’nın ağırlaştırılmış müebbet hapsini istedi.

    Diğer 6 kişi için ise 20 yıla varan hapis cezaları isteniyor.

    Önceki duruşmada, Ali İsmail Korkmaz’ı tekmeleyerek öldüren, bu eylemi sebebiyle hakkında kesinleşmiş mahkumiyet kararı olan ve tekmeleme sırasında ayağını inciten Mevlüt Saldoğan isimli eski polis memurunun mağdur olduğu gerekçesiyle duruşmaya katılmasına karar vermişti.

    Mahkeme, 24 Aralık 2019’da görülen duruşmadan sonra savunma avukatlarının katılımına izin vermeden dosyada tanık sıfatıyla Murat Papuç’u dinledi. Dahası kimlik tespiti yapılan Murat Papuç’un soy isminin Papuç değil Eren olduğunun savunma avukatları tarafından ortaya konulması üzerine mahkemenin hayali bir tanığı dinlediği ortaya çıkmış oldu.

    Gezi Davası kapsamında tutuklu bulunan Osman Kavala için Twitter’da kampanya yapıldı. Önceki akşam #YargıYokİnfazVar başlığıyla tweet’ler atıldı. Osman Kavala’ya Özgürlük grubu, Gezi Davası’ndaki hukuksuzluklara dikkat çekmek amacıyla herkesi yapacağı paylaşımlarla Kavala ve Gezi davası sanıklarına destek vermeye çağırmıştı.

    Gezi Davası’nın yarın yapılacak olan duruşması öncesinde Gezi Direnişi’ne katılmış 1376 yurttaş “Ben de oradaydım” başlıklı bir metin yayımladı:

    “Ben de oradaydım, ağaçlar, nehirler, dağlar kardeşim olduğu için.

    Ben de Gezi’deydim, düşüncemi özgürce söyleyebileyim diye.

    Ben de oradaydım, birlikte eylemenin, dayanışmanın güzelliğini yaşamak için.

    Ben de Gezi’deydim, kimse ne giydiğime, kaç çocuk doğuracağıma, gülüp gülmeyeceğime karışmasın diye.

    Ben de oradaydım, yaşadığım şehir beton yığınına dönmesin diye.

    Ben de Gezi’deydim, barış içinde yaşamak istediğim için.

    Hepimiz oradaydık. Gezi’de dile gelen bu toplumun özlemleri ve talepleridir yargılanamaz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Ağırlaştırılmış müebbetle yargılanıyor: Hukuk sisteminden utanıyorum-VİDEO

    Ağırlaştırılmış müebbetle yargılanıyor: Hukuk sisteminden utanıyorum-VİDEO

    PİRHA – Gezi davasının 7. duruşması yarın görülmeye devam edecek. Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla istemiyle yargılanan Taksim Dayanışması üyesi Mücella Yapıcı, “Türkiye’nin aydını olarak hukuk sisteminden utanıyorum, hiçbirimiz bunu hakketmedik” dedi. 

    Haberin videosu

    Gezi Davası’nın 7’nci duruşması yarın Silivri Cezaevi’ndeki salonda görülecek. Savcının, 3 sanık hakkında ağırlaştırılmış müebbet 6 sanık hakkında ise yüksek cezalar istemesinin ardından duruşma yarın görülecek.

    Dava kapsamında sanıklar, ‘Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs’ iddiasıyla yargılanıyor. Yargılananlardan Osman Kavala ise 837 gündür cezaevinde tutuklu bulunuyor.

    “İDDİANAMEYİ KABUL ETMİYORUM”

    CAN TV‘nin ‘Bu Sabah’ programında telefon bağlantısı yapılan Gezi Davası’nda ağırlaştırılmış müebbet ile yargılanan Taksim Dayanışması üyesi, Yüksek Mimar Mücella Yapıcı, iddianameyi kabul etmediğini, mütalaanın ise iddianameden kopyalanarak alındığını söyledi.

    Yapıcı, “Bu dava zaten biliyorsunuz bir tescilli katili Ali İsmail’in katilini mağdur kılan, akıl sağlığından yoksun birini de tek tanık kabul eden saçma sapan iddianame” diyerek daha önce de aynı tarihte hukuksuz dinlemelerle Fethullahçı savcının hazırladığı iddianame ile yargılandıklarını ve 2015’te beraat ettiklerini hatırlattı.

    Hukukun temel kuralını ‘bir insan aynı fiilden ötürü ikinci kez asla yargılanamaz, haklarında iddianame bile hazırlanamaz’ kuralını hatırlatan Yapıcı, garip bir intikam davası olarak görüldüğünü ve Gezinin kriminalize edilmek istendiğinin altını çizdi.

    “HUKUKUN EN UFAK KURALINA UYULMUYOR”

    Yaşanan hukuk sürecinden utandığını belirten Mücella Yapıcı, şöyle devam etti:

    “Hiçbirimiz bunu hakketmedik. Hukukun en ufak bir kuralına uymayan bir hukuk insanı olur mu? Son mahkemede bu ülkenin yetiştirdiği en iyi avukatlar konuştu baro başkanları konuştu, bir virgülünden dahi etkilenmeyen bir mahkeme heyeti ile karşı karşıyayız. Hükmü veren hükmü verdiği anda kaçan. Ben gerçekten onlar adına üzülüyorum. Öyle bir meslek insanı olmaktansa mesleğimin gereğini aydınlığın, kentli olmanın, yurttaş olmanın gereğini yaptım, diye bana Anayasanın verdiği hakkı kullandım diye müebbetle yargılanıp içeride ölmeyi tercih ederim.”

    Gezi davasında yargılananların Türkiye’nin gençleri, aydınları olduğunu belirterek, “Bu davanın esasına yönelik basının ve sosyal medyanın artık bunun bir Gezi davası olduğunun biraz daha farkına varması lazım”dedi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • TMMOB, Kanal İstanbul ‘ÇED olumlu’ kararına dava açacak

    TMMOB, Kanal İstanbul ‘ÇED olumlu’ kararına dava açacak

    Türk Mühendis Mimar Odaları Birliği İstanbul İl Koordinasyon Kurulu, Kanal İstanbul projesine karşı ‘yurttaş davası’ çağrısında bulundu.

    Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın “ÇED Olumlu” kararı verdiği Kanal İstanbul” projesine karşı TMMOB dava açmaya hazırlanıyor.

    Kanal İstanbul projesiyle ilgili Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi Karaköy Binasında bir basın toplantısı düzenlendi. Toplantıya TMMOB İstanbul İl Koordinasyon Kurulu  (İKK) Sekreteri Cevahir Efe Akçelik, TMMOB Mimarlar Odası ÇED Danışma Kurulu Sekreteri Mücella Yapıcı, İTÜ Ulaştırma Bölümü akademisyeni Haluk Gerçek katıldı.

    TMMOB İKK adına hazırlanan açıklamayı Cevahir Efe Akçelik okudu. Akçelik geçtiğimiz günlerde “ÇED Olumlu” kararı verilen Kanal İstanbul’un tepeden inme bir şekilde İstanbul halkına dayatılan bu proje başta İstanbul olmak üzere Marmara’dan Karadeniz’e uzanacak boyutuyla tüm bu coğrafyayı onarılmaz bir biçimde etkileyecek, ekosistemler arasında yarılma meydana getirecek, binlerce yılda oluşmuş doğal bir dengeyi alt üst edecek” dedi.

    “SU KAYNAĞI YOK OLACAK”

    Akçelik “Şehrin toplam su biriktirme kapasitesinin %29’u kanal güzergâhında bulunmaktadır. Bu kaynakların yok olması 6 milyon kişinin su ihtiyacına denk düşmektedir. İstanbul’un önemli su havzaları üzerinde bulunan kanal güzergâhı nedeniyle havza alanları büyük zarar görecek, İstanbul’a içme suyu sağlayan Sazlıdere barajı tamamen boşaltılacaktır” ifadelerini kullanarak şöyle devam etti:

    “Terkos Gölü’nün tuzlanma olasılığı hala büyük bir risk olarak karşımızda durmaktadır. Küçükçekmece Gölü’nün Sazlıdere Baraj Gölüne kadar olan bölümü sulak ve bataklık alanları oluşturmaktadır. Gölün gelgitleri ile oluşan bataklık alan kuşların göç yolu üzerinde dinlenme ve üreme bölgesi durumundadır. İstanbul için üretilen bütün çevre düzeni planları için yapılan doğal yapı sentezlerinde; söz konusu alanı mutlak korunması gereken işlevlerinin bozulmaması gereken kritik önemdeki ekolojik sistemler, su döngüsüsün sürdürülebilmesi açısından birinci ve ikinci derecede kritik toprak ve kaynak alanları olarak tanımlanmıştır. Bölge barındırdığı dere ve doğal topografyası nedeniyle de çok önemli yer altı suyu ve bir yağmur suyu toplama havzası ve İstanbul’un en önemli ekolojik koridorudur.”

    “KANAL İSTANBUL PROJESİYLE YENİ BİR EK NÜFUS GELECEK”

    “Dünya mirası İstanbul, yaşanılabilecek bir şehir olmaktan çıkarılmış, kısa vadeli siyasal ve ekonomik çıkarlarını her türlü yaşamsal değerin üstünde gören küresel ve yandaş sermayenin oyun ve rant alanı haline getirilmiştir” diyen Akçelik “projenin etkileri yalnızca doğal alanlarla sınırlı kalmamakta, projenin kendisinden önce çıkan emlak reklamlarından da anlaşıldığı üzere sosyolojik bir etki de barındırmaktadır. Yapılaşmaya açılacak olan kanal güzergâhında yaşayan insanlar yerlerinden edilecek, yerlerine “Kanal Manzaralı” evlerde yaşama imtiyazına sahip kimseler getirilecektir. Kanalla birlikte İstanbul’un kuzeyi ek bir nüfus yoğunluğu altına daha girecek, şehir yönetilebilir olmaktan çıkacaktır” şeklinde konuştu.

    Akçelik, TMMOB’un Kanal İstanbul projesine karşı dava açacaklarını belirterek yurttaşlara “Gelin binlerce/yüzbinlerce insan bir arada bu davayı Türkiye tarihinin en büyük davasına dönüştürelim, tarihe İstanbul için almış olduğumuz bu yurttaş sorumluluğunu not düşelim. Bir başka İstanbul daha yok” çağrısında bulundu.

    “BÜYÜK BİR ALDATMACA İLE KARŞI KARŞIYAYIZ”

    Mücella Yapıcı da Kanal İstanbul ÇED ve planı karşılaştırdığı sunumunda süreçte izlenmesi gereken adımların izlenmediğini ve büyük bir hukuksuzluğun işlendiğini dile getirerek büyük bir aldatmaca ile karşı karşıya olduklarını belirtti. Yapıcı, AKP Kartal İlçe Örgütü tarafından hazırlanan bir belgeselde kanal İstanbul’un genişliğinin 150 metre olduğunu, kanalın genişliği konusunda dahi bir anlaşma olmadığına dikkat çekti.

    Yapıcı, Kanal İstanbul projesinin her sürecinin her parçasının ÇED sürecine tabi tutulması gerektiğini ifade etti.

    Yapıcı 3. Havalimanı’nın çevresel etkilerinin risklerinin hava kalitesi açısından hiçbir çekilde etkilerinin ne ÇED raporuna ne de plana işlenmediğini dile getirerek sadece aydınlatma ile ilgili detayların raporda yer aldığının altını çizdi. Raporda etkilenecek ilçe sayının 6, planda ise bu sayının 8’e 9’a çıktığını söyledi. 2009 yılında ÇDP yapılırken sadece İstanbul değil bütün Marmara’nın değerlendirildiğini belirten Yapıcı, sentezler yapıldığını, ve doğal eşiklerle ilgili araştırmaların bu plana işlendiğini kaydetti.

    Kanal İstanbul’un ilk ke açıklandığı 2011 yılından bir yıl sonra 2012 yılında çıkarılan afet yasası kapsamında rezerv alanı oluşturulduğunu bu alan içinde 3. Havalimanı ve bugünkü Kanal İstanbul’un olduğuna dikkat çekti.

    Yapıcı “Kanal üstünde inşa edilecek bütün köprüler heyelan bölgesinde yer alıyor” dedi.

    “KAZININ 4 YIL İÇİNDE BİTMESİ MÜMKÜN DEĞİL”

    Ulaşım Uzmanı Haluk Gerçek de “Aslında bu Kanal İstanbul projesi çok boyutlu bir proje. Taşınacak malzeme miktarıda artış olabilir. Kanal İstanbul kazısının 4 yıl içinde bitirilmesi mümkün değil. Yapılacak köprülerin dördü Boğaziçi Köprüsü’nden daha büyük olacak. Bunların çok ciddi yüksek miktarı olacak. ÇED raporunda 75 milyar TL denilse de Ulaştırma Bakanlığı’nın raporunda 21 milyar dolar” dedi.

    “DÜNYANIN EN EMNİYETLİ SU YOLUNA SAHİBİZ”

    Emekli Kılavuz Kaptanı Saim Oğuzülgen de “Denizde kazalar olabilir. Yaşanan trajik kazalardan biri en son 13 Mart 1994 yılında yaşandı. O günden bugüne trajik bir kaza yaşanmamış” ifadelerini kullandığı konuşmasında şunları söyledi:

    “En emniyetli su yollarından birine sahibiz. Kaza oranını sıfır düzeyine indirebiliriz. Dümen, eleman ya da motor hatalarından kaynaklı kazalar yaşanabilir. Bunlar doğal, bunları öngörmeniz mümkün değil. Bugün gelirken hava soğuk ve rüzgarlıydı, kendi kendime acaba Kanal İstanbul açılmış oslaydı, 100 bin ton ağırlığındaki petrol tankerini nasıl geçirebilirim diye düşündüm. Bu mu mümkün mü? Karadeniz’deki rüzgarların ne kadar şiddetli olduğunu düşünün. İstanbul Boğazı’nda tehlike oluşturan gemileri Kanal İstanbul’a aldığınızda daha büyük bi tehlike oluşturacak intibası oluştu bende.”

    (ArtıGerçek)