Etiket: müebbet

  • Deniz Poyraz davasında karar açıklandı: Ağırlaştırılmış müebbet ve 9 yıl hapis

    Deniz Poyraz davasında karar açıklandı: Ağırlaştırılmış müebbet ve 9 yıl hapis

    PİRHA-Deniz Poyraz davasında kararını açıklayan mahkeme, Onur Gencer’e ağırlaştırılmış müebbet hapis ve 9 yıl hapis cezası verdi. 

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) İzmir İl Örgütü’ne yönelik saldırıda Deniz Poyraz’ı katleden fail Onur Gencer hakkında mahkeme, Gencer’ i “tasarlayarak kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına, “mala zarar verme” suçundan 4 yıl hapis, “konut dokunulmazlığını ihlali” suçundan 2 yıl hapis ve “ateşli silahlar kanununa muhalefet” suçundan da 3 yıl hapis cezasına çarptırdı.

    PİRHA / İZMİR

  • Gezi davasında karar çıktı: Osman Kavala’ya müebbet hapis cezası verildi

    Gezi davasında karar çıktı: Osman Kavala’ya müebbet hapis cezası verildi

    PİRHA- 2013’teki Gezi eylemlerine ilişkin beraat kararının bozulmasının ardından Osman Kavala’nın da aralarında bulunduğu 17 sanıklı davada karar çıktı. Mahkeme, Osman Kavala’ya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verdi. Mücella Yapıcı, Çiğdem Mater, Hakan Altınay, Can Atalay, Mine Özerden, Yiğit Ali Ekmekçi, Tayfun Kahraman’a da 18’er yıl hapis cezası verildi.

    Gezi Parkı eylemlerine ilişkin beraat kararlarının bozulmasının ardından yeniden görülmeye başlanan davaya İstanbul Adliyesi 13’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam ediliyor.

    Davada duruşma savcısı celse arasında mütalaasını açıklamıştı. Açıklanan mütalaada, Osman Kavala ve Ayşe Mücella Yapıcı’nın ‘cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmasını talep edilirken, 6 sanığın ise ‘cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım etme’ suçundan 15’er yıldan 20’şer yıla kadar hapisle cezalandırılması istenmişti.

    Dava öncesi Taksim Dayanışması adına Çağlayan Adliyesi önünde açıklama yapıldı. “Gezi, ülkemizin toplumsal tarihinin en onurlu ve parlak sayfasıdır. Gezi’nin tüm değerlerine sahip çıkıyoruz. Gezi Direnişi’nin anayasal zeminde gerçekleştiği yargı kararlarıyla 2 kez tescil edilmesine rağmen hukuka ve gerçeğe aykırı tümüyle mesnetsiz iddialarla 3’üncü kez yargılanmak isteniyor. Toplumsal muhalefetin en temel hak ve talepleri suç unsuru gibi gösterilmek, barışçıl direnişin tarihsel ve meşru gerçekliği karalanmak isteniyor” denilen açıklamada, “Gezi umuttur, umut yargılanamaz”ifadeleri yer aldı.

    Davada Osman Kavala’nın avukatlarından Evren İşler, mahkeme heyetinin üyelerinden Murat Bircan’la ilgili çarpıcı bilgiyi dile getirdi. İşler “Adil yargılanmanın görüntüde de topluma yansıtılması gerekir. Bir yurttaşın burada adil bir yargılama yapıldığını hissetmesi gerekir. Mahkeme heyetini oluşturan üyelerin ismini Google’a yazdığımızda üye hakim Murat Bircan’ın Bafra Belediyesi Hukuk İşleri Müdürlüğü’nde çalışırken istifa edip hakim olduğunuzu görüyoruz. Murat Bircan aynı zamanda AKP’den milletvekili aday adayı da olmuş. güveniyor Bu dosyada Erdoğan ilk mağdur. Talimat vermeye gerek var mı? Üye hakim onu seviyor zaten” dedi.

    Osman Kavala’nın avukatı Köksal Bayraktar da Bircan’la ilgili olarak “Mahkemenin bir karar vermesi lazım, bu karar davadan çekilme şeklinde veya üye hakimin çekilmesi şeklinde olabilir. Biz sizi reddediyoruz” dedi. Ancak mahkeme heyeti, üye hâkim Murat Bircan’ın davadan çekilmesi talebinin “davayı uzatmaya yönelik bir talep olduğuna” karar vererek talebi reddetti.

    Mahkeme Osman Kavala’ya ağırlaştırılmış hapis cezası verdi. Mücella Yapıcı, Çiğdem Mater, Hakan Altınay, Can Atalay, Mine Özerden, Yiğit Ali Ekmekçi, Tayfun Kahraman’a da 18’er yıl hapis cezası verildi. Öte yandan mahkeme Kavala dışındakilerin de tutuklanmasına karar verdi.

    “HER YER TAKSİM HER YER DİRENİŞ” 

    Karara salondakiler “Her yer Taksim her yer direniş” sloganlarıyla tepki gösterdi.

    Mücella Yapıcı kararın açıklanmasının ardından “8 çocuğun yanında benim 18 yıl yatmamın ne anlamı var. Vız gelir tırıs gider” dedi.

    Hakkında 18 yıl hapis ve tutuklama kararı verilen Can Atalay, ”Şunu bilin zulme boyun eğmeyeceğiz. Zulme karşı direneceğiz. Hiçbir hukuka aykırı işlemi kabul etmeyeceğiz” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • 23 yıldır cezaevinde tutulan görme engelli Selver Yıldırım tahliye edilmeyi bekliyor

    23 yıldır cezaevinde tutulan görme engelli Selver Yıldırım tahliye edilmeyi bekliyor

    PİRHA-23 yıldır cezaevinde olan müebbet hapis hükümlüsü Şair Selver Yıldırım, bir gözü görmeyip diğer gözünde de görme oranı her geçen gün azalmasına karşın tahliye edilmiyor.

    Türkiye’de bulunan cezaevlerinde hasta tutuklular tedavi edilmedikleri için yaşamlarını yitiriyorlar. Serbest bırakılıp tedavi edilmesi gereken binlerce tutuklu cezaevinden ancak yaşamını yitirdiği zaman çıkabiliyor. Türkiye hapishanelerinde İnsan Hakları Derneği’nin verilerine göre 604’ü ağır olmak üzere 1605 hasta mahpus bulunuyor.

    Bu mahpuslardan biri de 51 yaşındaki Selver Yıldırım. 1 Ocak 1971 yılında Maraş’ın Pazarcık ilçesinin Bayramgazi köyünde doğan Yıldırım, 1999 yılında Gürcistan’da gözaltına alınıp Türkiye’ye gönderildikten sonra idam cezasıyla yargılandı ve müebbet hapis cezası verildi.

    23 yıldır birçok cezaevinde kalan Selver Yıldırım, Elbistan E Tipi Kapalı Kadın Cezaevi’nde yaşam mücadelesi veriyor.

    Cezaevine girmeden bir gözünü kaybeden Selver Yıldırım’ın, diğer gözü de tedavi süreci yaşanmadığı için görme oranı %20’ye düştü ve tek gözünde ödem olduğu için okuma yazma ihtiyaçlarını karşılayamıyor. Selver Yıldırım aynı zamanda midesinde ağır reflü olmasına rağmen tahliye edilip tedavisine izin verilmiyor.

    Yıldırım 2007 yılında ‘Aşksız doğmasın çocuklar’ isimli şiir kitabı çıkardı ama gözündeki ödem ve görme kaybından kaynaklı yeni çalışmalar yapamıyor.

    Daha teşekküllü bir hastanede tedavi görmek için sevkinin istenmesine rağmen bu talebi karşılanmıyor. Daha iyi bir hastanede tedavi görmesi için yeniden kurulun toplanmasını bekleyen ve tek gözünde %20 görme görme oranı olan Selver Yıldırım, 6 ay daha cezaevinde zorlu şartlarda yaşamak zorunda bırakıldı.

    ŞİİR KİTABI YAZDI

    Selver Yıldırım’ın cezaevinde yaşadığı tüm zorluklara rağmen 2007 yılında çıkardığı ‘Aşksız doğmasın çocuklar’ isimli şiir kitabında yazdığı şiir şöyle:

    “Bir evet kadar yakınım sana
    Bir hayır kadar uzak.
    Kim bilecek oysa
    Giden bir ömrün toplamıdır iki hece
    Kalanın fermanı olsan da olmasan da.

    Yine de, suretleri yasamın
    Sokup alınır gibi duvardan
    Sokulup atılmıyor hafızadan
    Ya günlerime akacak cismin
    Ya benliğime resmin.
    Bir acıları unutma kadar yakınım sana
    Bir ihanet tanıklığı kadar uzak
    Ben tüm yaşamı doldurmak istiyordum seninle
    Sen içindeki canavarı doyurmak istiyordun benimle

    Ve sevda
    Hep yanlış adreslerden
    Hep buruk
    Suçlu
    Ayrılıyordu dünyamızdan

    Düşünsene, kaç milyarıncı versiyonuyuz bu filmin
    Şarkılar, şiirler, kitaplar
    Bizi anlatır da
    Bize öğretmez.
    Kırılınca anlıyoruz;
    Her insanın başı kendi taşına çarpar
    Çarpınca anlıyorum
    Aşk bağrında ihaneti saklar da
    Saklayacak bağrı yoktur ihanetin aşkı.

    Bir otobüs yolculuğu kadar yakınım sana.
    Biletsiz yolcu kadar uzak.
    Otuzunda kırılıyor fayım
    Yıkılıyor bir bir saflıklarım
    Bir ‘gerçek’ enkazında
    Can çekişiyor niyetlerim
    Ben can çekişiyorum.
    Çığlığıma yardım değil duyduğum
    Tozlu bir aksi seda.
    Otuz yaşım miladım oluyor
    Milattan önce
    Pembe-mavi bir saflık
    Tüm dünyayı kucaklıyorum.
    Milattan sonra
    Siyah-beyaz bir bilinç
    Kucağıma sığmıyor yalnızlığım.

    Yedi kapı açılması kadar yakınım sana.
    Bir gardiyan kilidi kadar uzak.
    Yine de kapılar değildir alıkoyan
    Kilitler değil
    Yüreğin kaç kilometre uzak bana
    Hangi tünel
    Hangi firar beni ulaştırır sana

    Sen politika ile kirlenmiştin
    Ben seninle
    Senin gözünü hırs köreltmişti
    Benimkini sen
    Erkil putların vardı
    Benim zincirlerim
    Köyümüzden, şehrimizden, genlerimizden kalan.

    Gözlerinin derinine bakıyordum
    Gözlerini kaçırıyordun
    Bir gazete yazısı geliyordu aklıma
    “Hoşlanmaz erkekler
    gözlerinin derinine bakan kadınlardan”
    Anlıyordum
    Aşksızlıktı çağımıza bakan
    Gizlendikçe gözlerinin derininde yalan
    Aşkta yalan.

    Bir firar kadar yakınım sana
    Dur ihtarsız bir ölüm kadar uzak
    Tehlike çemberleri örülüyor çevremde
    Bir cadıya dönüşüyorum
    Her bakış, her yürek bir avcı
    Avlanıyorum kansız.

    Kansız olmuyor sana gelişim
    En çokta kanarken özlüyorum
    Kimse görmüyor
    Ruhun kanaması renksiz
    Kimse duymuyor
    Ruhun çığlığı sessiz
    Ve şairlik güçsüzlükmüş aslında
    Onuru kalkan
    Giremediği kapılardan
    Kendine dönüş yapan

    Bir imza kadar yakınım sana
    Bir karar kadar uzak
    Hep tersini yaptığım kararlar alıyorum
    Kararı ebedi yasanın ne, bilmiyorum.
    Tanrısal iğfali ruhun diyorum
    İncir yapraklarını yetiştiremiyorum.

    Yenilgi kokuyor bu kibir, bu gurur
    Dervişleri kıskanıyorum.
    Yenilgilerden zaferler yüreklerinde
    Kederlerle örselenmez mutluluklar
    Ve ben artık düşü okyanus bir ırmak değilim
    Okyanusum, düşleri kıyılarla boğulan
    Sınırları vuruyor öfkelerim
    Kırıyorum
    Yıkıyorum
    Duruluyorum
    Bir sevda gömülüyor içime
    Ben gömülüyorum kendime.

    Barış kadar yakınım sana
    Müebbet kadar uzak
    Bir bomba patlayacak sanıyorum
    Bir uçak bombalar yağdıracak her an
    Hep çatışmadayım rüyalarımda
    Kolları, bacakları kopmuş insanları kurtarıyorum
    Hep tutukluk yapıyor silahım
    Ölecekken uyanıyorum.
    Bilgi, sanat, söz değil
    Son bir umutla rüya satmak istiyorum
    Biliyorum
    Doygunluk noktası savaşın
    Kana bulanmasıdır rüyaların.

    Bir an kadar yakınım sana
    Sonsuzluk kadar uzak
    Kendi düşlerimin tanrısıyım
    Savaşları kaldırıyorum önce
    Bilcümle eşitsizlikleri sonra
    Zıtlar gerçekten birlik oluyor
    Uzaylılara yenilmiyoruz.
    Varoluş bir muamma değil
    Saklanmıyor bizden ilahlar
    Bilen yok, masal ne, düş ne
    Ölüm, lisansüstü bir yaşam.

    Olmayacak düşleri dişliyorum
    Takılı kalıyor bir mayından arta kalan protezlerim
    Dişsiz, düşsüz olmuyor
    Bir dişçiye gidiyorum
    Bir düşçüye gidemiyorum.

    Özel bir fahişe kadar yakınım sana
    Bir azize kadar uzak.
    Bitmeyecek bu araf
    Bu mahşeri sorgu bitmeyecek
    Ne cennete yetecek sevaplarım
    Ne cehenneme günahlarım
    Hep seni isteyecek baştan çıkmış yanım
    Hep seni itecek vicdanım
    Duymayacak ne çağ, ne tanrı
    Kendime kalacak isyanım.
    İçimde yönsüz öfkeler
    İkilemsiz yaşamları özleyeceğim
    Savaşsız- barışsız
    Şeytansız- meleksiz
    Vicdansız,
    Namussuz,
    Tabusuz
    İhanete ihanet edilmiş
    Kehanete aşk ekilmiş.

    Kendim kadar yakınım sana
    Sen kadar uzak
    “Kavuşmak ölümüdür aşkın” diyorlar
    Yani aşksız doğuyor tüm çocuklar
    Düşün, bir yüzyıla kaç savaş sığar
    Kaş yüzyıla bir peygamber
    Kaç bin yıldır ihanette
    Doğuran rahme erkekler
    Ve kaç bin yıldır kadın
    Gayri resmi müebbetlik çeker
    Bilmezsin belki
    Maldan, mülkten, silahtan önce
    Çobansızda yaşadı sürüler
    Bir av kanıydı damarlardan akan
    Birde aybaşı kanı
    Belki de bu yüzden kadın
    bütün kanamalardan nefret eder
    belki de bu yüzden
    Ölümü değil, yaşamı besler
    Belki de bu yüzden
    Şimdilik HOŞÇA KAL
    Aşksız doğmasın çocuklar.” (Aralık 2001 Erzurum cezaevi)

    Nuray ATMACA/DERSİM

  • Gezi davasında mütalaa verildi: 3 ağırlaştırılmış müebbet talebi

    Gezi davasında mütalaa verildi: 3 ağırlaştırılmış müebbet talebi

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Gezi davası kapsamında yargılananlar hakkındaki mütalaasını mahkemeye iletti. Savcılık mütalaasında, tutuklu iş insanı Osman Kavala, mimar Mücella Yapıcı ve Yiğit Aksakoğlu hakkında ağırlaştırılmış müebbet talep etti.

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Gezi davasında esas hakkındaki görüşünü mahkemeye iletti.  Otpor/Canvas, tiyatro oyunu ve cemaate yakın savcılarca açılan soruşturmada elde edilen telefon kayıtları gibi tartışmalı kanıtlarda ısrar eden iddia makamı davanın tek tutuklu sanığı iş insanı Osman Kavala ile sanıklar Yiğit Aksakoğlu ve Mücella Yapıcı için ağırlaştırılmış müebbet hapsi talep edildi.

    Üç ismin, halen firari olan sanıklar ile birlikte fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ederek “Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs” suçunu işlediğini iddia eden savcılık, sanıklar Çiğdem Mater Utku, Ali Hakan Altınay, Mine Özerden, Şerafettin Can Atalay, Tayfun Kahraman, Yiğit Ali Ekmekçi’nin de bu suçun işlenmesine yardımcı oldukları gerekçesiyle 15 yıldan 20 yıla kadar hapisle cezalandırılmalarını istedi.

    YURT DIŞINDA BULUNANLARA CEZA İSTEMİ

    Savcılık, öte yandan yurt dışında bulunan Ayşe Pınar Alabora, Can Dündar, Gökçe Yılmaz, Handan Meltem Arıkan, Hanzade Hikmet Germiyanoğlu, Memet Ali Alabora ve İnanç Ekmekçi’nin dosyalarının ayrılmasını istedi ancak bu sanıkların da ağırlaştırılmış müebbet hapsi istenen isimlerle aynı eylemlere imza attıklarına dikkat çekti. Savcı Edip Şahiner’in imzasının bulunduğu mütalaada AİHM’nin derhal tahliyesini istediği Osman Kavala’nın bir kez daha tutukluluk halinin devamına karar verilmesi talep edildi.

  • Emine Bulut’u öldüren sanığa müebbet hapis

    Emine Bulut’u öldüren sanığa müebbet hapis

    Kırıkkale’de boşandığı eşi Emine Bulut’u 10 yaşındaki kızının yanında öldüren Fedai Varan, tutuklu yargılandığı davada ‘kasten adam öldürme’ suçundan müebbet hapis cezasına çarptırıldı, cezada indirim uygulanmadı.

    Geçen 18 Ağustos’ta kent merkezinde saat 18.30 sıralarında lokantada meydana gelen olayda Emine Bulut, Makine ve Kimya Endüstrisi’nde güvenlik görevlisi olan 6 yıl önce boşandığı Fedai Varan tarafından, kızı F.B.V.’nin gözü önünde bıçaklandı. Ağır yaralanan Emine Bulut, kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirirken, yaralı halde kafeden çıkarılırken ‘ölmek istemiyorum’ diye feryat ederken çekilen ve sosyal medyada paylaşılan videosu, infiale yol açtı. Olayın ardından kaçan Fedai Varan, polis tarafından yakalanıp, çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. Fedai Varan hakkında jet hızıyla iddianame düzenlendi ve ‘canavarca hisle tasarlayarak adam öldürmek’ suçundan ağırlaştırılmış ömür boyu hapis cezası istemiyle dava açıldı.

    KIZI DURUŞMAYA GETİRİLMEDİ

    Fedai Varan, Kırıkkale 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde ikinci kez hakim karşısına çıktı. Duruşmaya Emine Bulut’un ailesi, davaya müdahil olan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile 81 ilden baro temsilcileri, Sivil Toplum Kuruluşları ve kadın dernekleri temsilcileri katıldı. F.B.V ise duruşmaya getirilmedi. Duruşma öncesi adliye önünde toplanan kadın derneklerinin temsilcileri, açıklama yaptı. Duruşmada Emine Bulut’un babası Ahmet Bulut, torunu F.B.V’nin velayetini almak için vasi tayin edilmesini istedi.

    SANIK AVUKATINDAN 5 TALEP

    Sanık avukatı Ersoy Aytaç, kovuşturmanın genişletilmesine dair 5 talepleri olduğunu söyleyerek, “Birincisi kadın örgütlerinin davaya dahil edilmesidir. İkincisi dosya içeriğinin eksiksiz olarak tüm dijital verilerle birlikte sivil toplum kuruluşları ile paylaşılması. Üçüncüsü sanığın sorgusundan sonra ilk celse dinlenen tanıkların tekrar dinlenmesi. Dördüncü talebimiz F.B.V’ye uzman eşliğinde sorularımızı yöneltmek istiyoruz” dedi.

    TUTANAK CİNAYETTEN SONRA HAZIRLANDI

    Avukat Aytaç, son taleplerinin Emine Bulut’un öldürüldüğü gün saat 14.00 sıralarında Kırıkkale Cumhuriyet Polis Merkezi’ne gittiğinin dava dosyasında yer aldığını hatırlatarak, polisler hakkında soruşturma açılması ve duruşmada dinlenmeleri olduğunu söyledi. Aytaç, “Polis merkezinde tutulan tutanakta Emine Bulut’un 11 yaşlarında bir kız çocuğu ile emniyete geldiği, Emine Bulut’un kızı 3 aylıkken eşinden boşandığı, eşi ile tartıştığı, kendisine küfürlü mesajlar gönderdiğini söylediği yer alıyor. Emine Bulut’un, mesajları kızının yanında polislere göstermeyeceğini söylemesi üzerine genç kadının gruplar amiri ile teşhis odasına geçerek burada mesajları gösterdiği, tahmini 10-15 dakika sonra camdan bakarak onu takipte olan boşandığı eşinin gitmiş olduğunu düşünerek polis merkezinden ayrıldığı belirtiliyor. Tutanak saati 15.00. Muhtemelen bu tutanak Emine Bulut karakoldan ayrıldıktan sonra tutulmuştur. Ancak ne zaman tutulduğu hiçbir zaman ispat edilemeyecek. Cinayetten sonra dahi tutulmuş olabilir” dedi.

    “POLİSLER TANIK OLARAK DİNLENSİN”

    Avukat Aytaç, tutanakta imzası bulunan birisi komiser 4 polis hakkında soruşturma açılması için Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunduklarını belirterek, “Bu 4 polisin tanık sıfatıyla duruşmaya çağrılıp, Emine Bulut’un kendilerine ne aktardığının dinlenmesi gerekir” diye konuştu. Öte yandan, 4 polis hakkında idari soruşturma başlatıldığı da öğrenildi.

    Sanık Fedai Varan ise “Taleplerimiz karşılanırsa konuşacağım” dedi.

    Müşteki avukatları, sanık avukatının taleplerinin yargılamayı uzatmaya yönelik olduğunu söyleyerek taleplerin reddedilmesini istedi.

    MÜEBBET HAPİS CEZASI

    Mahkeme duruşma sonunda, Fedai Varan’a müebbet hapis cezası verdi. Varan’a verilen hapis cezasının ardından duruşma salonunda kavga çıktı. Polis ekipleri duruşma salonunu boşalttı.

  • Şule Çet’in ölümüyle ilgili iki sanık için müebbet hapis istemi

    Şule Çet’in ölümüyle ilgili iki sanık için müebbet hapis istemi

    Üniversite öğrencisi Şule Çet’in ölümüyle ilgili iddianamede, iki sanık için “cinayet”, “ırza geçme” ve “hürriyeti tehdit” suçlarından ceza istendi.

    Şule Çet’in ölümüyle ilgili şüpheliler Berk Akand ve Çağatay Aksu hakkında ağırlaştırılmış müebbet ve 39 yıla kadar hapis cezası istendi.

     

  • Altanlar’a ve Ilıcak’a ağırlaştırılmış müebbet

    Altanlar’a ve Ilıcak’a ağırlaştırılmış müebbet

    PİRHA –  Gazeteciler Ahmet Altan, Mehmet Altan ve Nazlı Ilıcak’ın da aralarında bulunduğu 6 sanığa “Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçlamasıyla ayrı ayrı ağırlaştırılmış müebbet verildi.

    Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) 15 Temmuz darbe girişimini önceden bildikleri iddiasıyla yargılanan gazeteciler Mehmet Altan, Ahmet Altan, Nazlı Ilıcak, Fevzi Yazıcı, Şükrü Tuğrul Özşengül, Yakup Şimşek hakkındaki müebbet hapis kararının, “Cebir ve şiddet kullanarak, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine başka bir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye teşebbüs” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildi. Cezalarda indirim yapılmazken Tibet Murat Sanlıman beraat etti.

    SON SAVUNMALAR 

    Tutuklu sanık Nazlı Ilıcak, Mehmet Altan ve Ahmet Altan son sözlerinde yargılanmanın hukuksuz olduğuna vurgu yaptılar. Nazlı Ilıcak son savunmasında “Bizim durumumuz AYM kararıyla emsal sayılmıştır. Kararınızın bu içtihat çerçevesinde vermenizi diliyorum ve beraatimi talep ediyorum” dedi.

    “YÜZLERCE KEZ YARGILANDIM”

    Ahmet Altan ise, “Ben yüzlerce kez yargılandım. Askeri vesayet, 28 Şubat davalarında ve DGM denilen ucubelerde yargılandım. İlk defa Anayasa suçu işleyen mahkeme ile karşı karşıyayım. Bildiğim kadarıyla ne Osmanlı, ne Cumhuriyet tarihinde bunun bir benzeri yok. Bu hukuk dışı, yasadışı Anayasa dışı eylemlerden yolculuktan vazgeçmek herkes için daha hayırlı olacaktır” diye konuştu.

    “HEPİMİZİN SIĞINAĞI EVRENSEL HUKUKTUR”

    Mehmet Altan da, “18 aydır beni gizemli delil tanımlamasıyla cezaevinde tutan anlayışa AYM, 3 kez hak ihlali kararı verdi. Yüce Divan yargılasa 3 kez beraat etmiş olacaktım. Hepimizin sığınağı evrensel hukuktur. Anayasa ile çelişen yaklaşım hukuk devletini öldürür. Sizin benimle ilgili vereceğiniz karar Anayasayı yok sayma noktasındaki ürkütücü resmi ya karartıp korku filmine çevirecek ya da umut serpintisi ile aydınlatacak” şeklinde konuştu. (HABER MERKEZİ)

     

  • Şehriban Elmas davası sonuçlandı: Katil eşe ağırlaştırılmış müebbet hapis

    Şehriban Elmas davası sonuçlandı: Katil eşe ağırlaştırılmış müebbet hapis

    Şehriban Elmas’ın işkenceyle öldürülmesi davasında katil eşe ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildi.

    Şehriban Elmas’ın Adana’da işkenceyle öldürülmesi davasının karar duruşması Adana 6’ncı Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

    5 Aralık gecesi evinde gördüğü işkence sonrası kafasında ve vücudunda kırıklar oluşan Şehriban Elmas’ın öldürülmesiyle ilgili tutuklu sanık İzzet Elmas, aile bireyini kasten öldürme suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası aldı. Ağırlaştırma nedenleri arasında “aileden birini öldürmek” uygulanırken “canavarca hislerle öldürmek” uygulanmadı. İzzet Elmas’ın anne ve babasının da içinde olduğu suça iştirakten 20 yıl hapis cezasıyla yargılanan 4 kişi hakkında olay yerinde olduklarına dair bir delil bulunamadığı gerekçesiyle beraat kararı verildi. Üzerinde silah bulunan İbrahim Elmas 7 bin 300 lira para cezası, yine üzerinde silah bulunan Nusret Elmas 10 ay hapis cezası aldı, hükmün geri bırakılmasına karar verildi.

    AVUKATLAR, AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET HAPİS CEZASI İSTEDİ

    Duruşmada son kez ifade veren İzzet Elmas, Şehriban Elmas’ın “Çocuğun senden olmadığını nerden biliyorsun” şeklinde sözler söylediği ve eşini darbederken şuurunu kaybettiği şeklindeki iddialarını sürdürdü. Müşteki avukatlar bu sözlerin emniyet ifadesinde yer almadığını, sonradan indirim almak için söylendiğini ifade etti. “Her gün 5 kadının öldürüldüğünü” söyleyen müşteki avukatlar bunun önüne geçmek için indirim olmaksızın ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istedi.

    SANIK AVUKATINDAN ‘ERKEK OLMAYAN ANLAMAZ’ SAVUNMASI

    Sanık avukatı ise İzzet Elmas’ın beyanlarına dayanarak müvekkilinin sakin kişilikte biri olduğunu iddia etti ve “Hiçbir erkeğin böyle bir durumda sakin kalamayacağını” söyledi. Olayın, Şehriban Elmas’ın ağır hakaretleri neticesinde yaşandığını iddia eden sanık avukatı, sık sık müvekkilinin eşini ve çocuğunu sevdiğini tekrar etti. Söze “Biz de Adanalıyız” diye başlayan sanık avukatı erkeklerin kadınlara karşı hassas olduğunu belirterek doğu kültürüne sahip birinin durduk yere sinirlenemeyeceğini söyledi. Sanık avukatı iddiasını güçlendirmek için “Bunu anlamak için erkek olmak gerekir” dedi.

    AVUKAT ARACI: KARARI OLUMU BULUYORUZ

    Kararı değerlendiren müşteki avukatlardan Sevil Aracı, indirim yapılmaksızın ağırlaştırılmış müebbet cezası verilmesini olumlu değerlendirdiğini ifade etti.  Başından beri iddiaların İzzet Elmas’ın cinayeti aile bireyleri ile birlikte işledikleri yönünde olduğunu ifade eden Aracı, “Dosyada buna yönelik kanıtlar da vardı” diyerek buna rağmen sadece İzzet Elmas’a ceza verilmiş olmasını doğru bulmadıklarını ifade etti. Olayda aynı zamanda canavarca hisle öldürme ve eziyet olduğunu ve bedenen ve ruhen kendini koruyamayacak olan kişiye karşı tasarlayarak işlenmiş bir cinayet olduğunu dile getiren Aracı, temyizde itirazları arasında bunların da olacağını ifade etti. Bunların sonuca etki etmeyeceğini söyleyen Aracı, “Ancak kadın cinayetlerinin nasıl ve neden işlendiğinin, sonuçlarının tartışılması açısından önemli maddeler. Şehriban ağır şekilde darbedildi. Vücudunun her yerinde darp izleri vardı, hatta ısırıklar vardı. Bu canavarca hisle öldürmeyi özetliyor. Yine de sanığın savunmalarına itibar edilmemesini de olumlu buluyoruz” dedi.

    NE OLMUŞTU?

    Şehriban Elmas, 5 Aralık 2016 gecesi evinde dövülmüş, vücudu kırıklar içerisinde sokağa bırakılmış, aynı gece komşularının haber vermesi ile kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetmişti. Olay günü kız kardeşi ile telefonda görüşen Yıldız Kurt karakol ve mahkemede verdiği ifadelerde, olay yerine gittiğini, kapının kendisine açılmadığını ifade etmişti. Kız kardeşine işkence edildiği dakikalarda kız kardeşi ile telefonda görüşen Kurt, ifadesinde telefonun açık kalması ile Şehriban’ın kayınvalidesinin kayınbabasına seslenerek “İsmail o demiri bana ver” dediğini duyduğunu söylemişti. Şehriban Elmas’ın ölümü ile ilgili ayrıntılı otopsi raporu Elmas’ın boyun omurunda ve kafatasında kırıklar olduğunu ortaya koymuştu. Bu rapor Emniyetteki ifadesinde “Aramızda itişme yaşandı, başını sobaya çarptı” diyen İzzet Elmas’ın iddialarını çürütmüştü. Sanık İzzet Elmas, mahkemedeki ifadelerinde “Çocuğu sevme. Çocuğun senden olduğunu nereden biliyorsun” dediğini iddia ederek ağır tahrik indirimi almaya çalışmıştı. Savcı ise verdiği mütalaada sanık kocanın müebbet hapsini isterken sanık konumundaki aile fertlerine ceza istemedi.

    (HABER MERKEZİ)