Etiket: müftülere nikah kıyma yetkisi

  • Müftülere resmi nikah yetkisi Resmi Gazete’de yayımladı

    Müftülere resmi nikah yetkisi Resmi Gazete’de yayımladı

    Müftülere resmi nikah kıyma yetkisi veren yönetmelik Resmi Gazete’de yayınlandı. Bugünden itibaren müftülük personeli, resmi nikah kıyabilecek.

    Müftülere resmi nikah kıyma yetkisinin verilmesinin ardından yönetmelik de çıktı. Bugünden itibaren müftüler resmi nikah kıyabilecekler. 18 Ekim’de Meclis Genel Kurulu’nda kabul edildikten sonra Cumhurbaşkanlığına gönderilen Nüfus Hizmetleri Yasası, 3 Kasım tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmişti.

    Bugün Resmi Gazete’de yayınlanan evlendirme yönetmeliği değişikliğine göre, İçişleri Bakanlığı İl ve ilçe müftülerine ve müftülük personeline evlendirme yetkisi verebilecek. İl ve ilçe müftülüklerinde evlendirme memurluğu yetkisi verilecek personel de bakanlıkça belirlenecek.

    Resmi Gazete’de yayınlanan söz konusu değişiklik maddeleri şöyle:

    MADDE 1: “Bakanlık; il nüfus ve vatandaşlık müdürlüklerine, nüfus müdürlüklerine, il ve ilçe müftülüklerine ve ilgili dış temsilciliklere evlendirme memurluğu görev ve yetkisi verebilir.”

    MADDE 2: “İl ve ilçe müftülüklerinde evlendirme memurluğu yetkisi verilecek personel Bakanlıkça belirlenir.”

    CHP, ‘MÜFTÜ NİKAHI’ YASASINI AYM’YE TAŞIYACAK

    CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, müftülere nikah yetkisi veren düzenlemenin Meclis Genel Kurulu’nda kabul edilmesinin ardından yaptığı basın toplantısında, düzenlemeyi Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) taşıyacaklarını açıklamıştı. Özel, “Hem hukuken hem Anayasa Mahkemesi boyutunda hem de siyasi olarak karşı çıkmaya ve konuyu deşifre etmeye devam edeceğiz” diye konuşmuştu.

    ERDOĞAN ‘İSTESENİZ DE İSTEMESENİZ DE O YASA MECLİSTEN GEÇECEK’ DEMİŞTİ

    AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, yasaya karşı çıkanlara ithafen “Bunlar milleti tanımadıkları gibi kanun da bilmiyorlar. Şu anda nikahları kim kıyıyor. Bir kamu görevlisi olan belediye başkanı veya onun yetki verdiği nikah memuru” demişti.

    KADINLAR NEDEN HAYIR DİYOR?

    Nüfus Hizmetleri Kanun Tasarısı kadınların medeni haklarının tırpanlanmasının önünü açacak pek çok madde içeriyor. Kadınlar tasarıyı şu nedenlerle kabul etmiyor:

    1- Bu tasarı kadınların Medeni Kanun’la elde ettiği hakların ortadan kaldırılmasının; evlilik, miras, boşanma haklarında güvencesiz bırakılmasının önünü açıyor.

    2- 2015’te resmi nikah kıymadan dini nikah kıyan imam ve çiftlere ceza verilmesi ortadan kaldırıldı. 2016’da bir yasa iptaliyle “Çocukların cinsel ilişkiye rıza yaşı 15’ten 12’ye indirildi. Bu tasarıyla çocuk yaşta evliliklerin ve erkeklerin çok eşliliğinin önü açılıyor.

    3- Tasarı yasalaşırsa nikahı hangi memurun kıyacağı aile içinde kadınlar üzerinde yeni bir baskı ve şiddete dönüşebilir, bu baskı altında kadınlar istemeseler de din görevlisinin nikahına zorlanabilir. Kimin ne tür nikah kıydığı tartışması toplumda yeni kutuplaşmalara neden olabilir.

    4- Medeni hakların din görevlilerine devredilmesi laikliğe aykırı. Kadınlar, laikliğin olmadığı yerde en çok kadınların haklarının tırpanlanacağını söylüyor.

    5- Tasarı din görevlilerine nikah yetkisinin yanı sıra evde yapılan doğumlarda, çocukların doğum bildiriminin sözlü beyanının da yeterli sayılmasını getiriyor. Bu maddeyle, kadınların tepkisiyle geri çekilen ‘çocuk istismarını meşrulaştırma yasası’ arka kapıdan geçirilmeye çalışılıyor. Meclisteki tasarıyla kız çocuklarının yaptıkları doğumların bildirimine ilişkin zorunluluk ortadan kalkıyor. Böylece kız çocuklarını hamile bırakan istismarcılar tespit edilemeyecek ve dava açılamayacak. Çocuk istismarı aklanacak, istismarcılar devlet eliyle
    ödüllendirilecek.

  • 17+ Alevi Kadınlar Temsilcisi Ataş: Müftü nikahına kadınlar kadar erkekler de karşı çıkmalı-VİDEO

    17+ Alevi Kadınlar Temsilcisi Ataş: Müftü nikahına kadınlar kadar erkekler de karşı çıkmalı-VİDEO

    PİRHA – 17+ Alevi Kadınlar Temsilcisi Ceren Ataş, müftülere resmi nikah kıyma yetkisi veren yasa tasarısına tepki gösterdi. Bu yasanın geçmesinin büyük oranda çocuk gelinleri arttıracağını ifade eden Ataş, meclis tarafından kabul edilen bu yasanın kadınların haklarını elinden alacak olmasına karşı kadınların eylem yaptıklarını belirtti.  

    HABERİN VİDEOSU

     

    Müftülere resmi nikah kıyma yetkisi veren yasa tasarısının mecliste kabul edilmesinin ardından PİRHA’ya konuşan 17+ Alevi Kadınlar Temsilcisi Ceren Ataş: “Müftülük yasasının geçmesi büyük oranda çocuk gelin oranını arttıracak. Kadınların haklarını elinden alacaktır. Bu yüzden kadınlar buna karşı günlerdir eylem yapıyor” dedi.

    “YAŞAM ALANLARIMIZA VE ETİK DEĞERLERİMİZE KARŞI CİNSİYETÇİ BİR YASA”  

    Kadınların tepki gösterdiği kadar erkeklerin de tepki göstermesi gerektiğini söyleyen Ataş sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Fiili olarak rejim değişiyor gibi bir şey söylemiyorum ama rejimde sistematik olarak değişikliğin de bir göstergesidir bu. Bunun yerine illa bir şeyler değişecektiyse kadınları daha koruma altına alabilecek yasalar buraya konulabilirdi. Bu biraz da inatlaşmaydı. İnatlaşmanın sonucu olarak ortaya çıkarıldı gibi geliyor. İmam hatip mezunlarını nereye yerleştireceğiz, bir alan açmak gerekti gibi geliyor. Yaşam alanlarımıza ve etik değerlerimize karşı cinsiyetçi bir yasa olarak ortaya çıktığını düşünüyorum.”

    Hiçbir Alevinin resmi nikah olmadan sadece Pir nikahı ile yaşamadığını belirten Ataş, “Teknik olarak baktığımızda Sunni İslam’da da bunun böyle olmaması gerektiği defalarca söylenildi. Önce resmi nikah sonra dini nikah. Çünkü resmi nikah vatandaşlık ve medeni kanun ile alakalı bir şey. Dini nikah ise kişi ile Allah arasındaki durumu tamamlamak için” dedi.

    Hüseyin Yaşar SEZGİN/İSTANBUL

     

  • DAD Kadın Meclisi: Bu gerici, tekçi tasarıyı kabul etmiyoruz

    DAD Kadın Meclisi: Bu gerici, tekçi tasarıyı kabul etmiyoruz

    PİRHA – Müftülere nikah kıyma yetkisi verilmesini kapsayan yasa tasarısının geçtiğimiz gün meclisten geçmesi üzerine Demokratik Alevi Derneği (DAD) Kadın Meclisi yaptığı yazılı açıklamada AKP’nin bu tasarıyı halkların gündemine sokarak yaratmak istediği ötekileştirme politikalarına bir yenisini daha eklemek istediği kaydetti.

    Demokratik Alevi Derneği (DAD) Kadın Meclisi müftülere nikah kıyma yetkisi verilmesini kapsayan yasa tasarısının geçtiğimiz gün meclisten geçmesi üzerine yazılı bir yazılı açıklama yaptı.

    Laiklik vurgusunun yapıldığı açıklamada, Türkiye Cumhuriyetinin laik, sosyal bir hukuk devleti temeli üzerine kurulmasına rağmen hep bunun gerisinde kaldığı, Diyanet İşleri Başkanlığının kurulmasıyla devlete bir din seçildiği, daha sonra da bu kurumun Hanefi mezhebinin geliştirilmesini sağlayan uygulamalarla donatılarak devletin mezhebinin belirlendiği vurgulandı.

    “ASİMİLASYONLA KARŞI KARŞIYAYIZ”

    Türkiye Cumhuriyeti bünyesinde bulunan Diyanet ile birlikte ülkede yaşayan diğer tüm inanç, mezhep ve dinlerin yok hükmünde sayıldığının ve bunun bir hak ihlali olduğunun ifade edildiği açıklamada, “Türkiye’de yaşayan biz Aleviler Bektaşiler, Kızılbaşlar, Iseviler, Museviler, Ezidiler, Durziler ve burada sayamadığımız diğer tüm din, mezhep ve inançlardan gelen kişiler olarak bu tekçi anlayış sebebiyle artan asimilasyon ile karşı karşıya bırakılmaktayız.” denildi.

    “RIZALIĞIMIZI İSTEMEK DENSİZLİKTİR”

    Açıklamada müftülere nikah kıyma yetkisinin verilmesinin din ve vicdan özgürlüğünün bir kez daha iktidarca çiğnenmesi anlamına geldiğinin altı çizildi. “Resmi Nikah, Medeni Kanunun gereği olan bir resmi sözleşmedir. Bu sözleşme ile çiftlerin toplumsal alandaki durumları ve hakları anayasal güvence ile koruma altına alınır. Oysa dini nikah sivil bir akittir. Birey ait olduğu inanç gereği bunu hür iradesiyle kendi din ve inanç ritüelleriyle gerçekleştirir ya da yine hür iradesiyle bunu gerçekleştirmez.” denilen açıklamada “Hanefi İslam hocasının karşısında diğer din, mezhep ve inanışların ne işi var?” diye soruldu. Hristiyan’ın söz konusu inanç hizmetini papazdan, Musevi’nin hahamdan, Bektaşinin babadan, Alevi Kızılbaşın Pirinden aldığına dikkat çekilen açıklamada “Bizlerin, altı yaşındaki çocukla evlenilir’ diyen pedofili hocalar karşısında rızalığımızı istemek densizliktir. Zihniyeti bozuk bu sapkınlar karşısına, zorla çıkarılan çocuk gelinleri de korumak boynumuzun borcudur.” denildi.

    DAD Kadın Meclisi bu ülkede yaşayan halklar ve inançlar olarak din ve vicdan özgürlüğünün savunucusu olmaya devam edeceklerini ve bu gerici, tekçi tasarıyı kabul etmeyeceklerini belirtti. (HABER MERKEZİ)

     

  • Müftülük yasasına karşı meclis önünde toplanan kadınlara polis müdahalesi-VİDEO

    Müftülük yasasına karşı meclis önünde toplanan kadınlara polis müdahalesi-VİDEO

     PİRHA-Müftülere nikah yetkisi veren yasa tasarısının bugün Meclis Genel Kurulu’nda görüşülmesine ilişkin meclis önünde kadınlar toplandı. Polis saldırısı sonucu çok sayıda kadın gözaltına alındı. 

    HABERİN VİDEOSU

    Müftülere resmi nikah yetkisi veren yasa tasarısına karşı kadınlar Meclis Dikmen Kapısı önünde toplandı. Polislerin saldırısı sonucu tasarıya karşı çıkan çok sayıda Kadın Platformu üyesi kadın gözaltına alındı.

    Tasarı alt komisyondan geçerek İçişleri Komisyonu’na gönderilmiş ve buradan  AKP’li vekillerin oylarıyla geçmişti. Tasarının bugün Meclis Genel Kurulu’na sunulması bekleniyor.

  • Samsun’da kadınlar: Tecavüz yasasına izin vermediğimiz gibi bu yasaya da izin vermeyeceğiz-VİDEO

    Samsun’da kadınlar: Tecavüz yasasına izin vermediğimiz gibi bu yasaya da izin vermeyeceğiz-VİDEO

    PİRHA – Müftülüklere nikah kıyma yetkisi veren yasa tasarısının mecliste kabul edilmesi sonucu birçok il ve ilçede bu yasanın geri çekilmesi için kadınlar tepki göstermeye devam ediyor. Samsun’da müftülüklere nikah kıyma yetkisi veren yasa tasarısını protesto etmek isteyen kadınlara valilik izin vermedi.

    HABERİN VİDEOSU

    Müftülüklere nikah kıyma yetkisi verilmesi için TBMM’ye sunulan yasa tasarısı meclisten geçti. Tasarı ile il ve ilçe müftülükleri nikah kıyabilecek.

    Tasarının genel gerekçesinde il ve ilçe müftülerine evlendirme memurluğu yetkisinin “Vatandaşların evlenme işlemlerini kolaylaştırmak, daha kolay ve seri bir şekilde hizmet almalarını sağlamak” amacı ile verildiği iddia edildi.

    Samsun’da nikah kıyma yasa tasarısının mecliste geçmesini protesto etmek isteyen kadınlara polis engel oldu. Duruma tepki gösteren kadınlar, “Bugün burada bize izin vermemeniz tamamen keyfi bir uygulamadır. Çocuklara tecavüz edilir biz gözaltına alınırız. Çocuklar dövülür şiddete maruz kalır biz gözaltına alınırız. Çocuklar tecavüze maruz kalsın, dayak yesin biz sesimizi çıkarmayalım istiyorsunuz” şeklinde konuştular.

    Müftülüklere nikah kıyma yetkisi veren yasa tasarısını protesto etmek isteyen kadınlara polis engel oldu. Kadınlar, “Tecavüz yasasını geri çektirdiğimiz gibi müftülüklere nikah kıyma yasa tasarısını da geri çektireceğiz” diyerek tepkilerini dile getirip alandan ayrıldılar. (HABER MERKEZİ)

  • CHP Kadın Kolları: Bu yasa anayasaya aykırıdır

    CHP Kadın Kolları: Bu yasa anayasaya aykırıdır

    PİRHA-CHP Ankara Kadın Kolları tarafından ‘Müftüler nikah kıyamaz’ şiarıyla yapılan ve Kızılay Güvenpark’ta bir araya gelen Ankaralı kadınlar valiliğin eylem yasağını deldi.

    Ankara’da sokağa çıkan kadınlar valiliğin açıklama yasağına tepki gösterdi, müftülere nikah yetkisi veren Nüfus Hizmetleri Kanun Tasarısı’nın geri çekilmesi talebini dile getirdi.

    Türkiye’nin dört bir yanında kadınlar CHP Kadın Kolları’nın çağrısıyla aynı anda sokağa çıkarak komisyonda onaylanan yasa tasarısına karşı açıklama yaptı.

    Müftülere nikah yetkisi veren Nüfus Hizmetleri Kanun Tasarısı kadın ve LGBTİ+ örgütlerinin tüm itirazlarına rağmen Meclis açılır açılmaz hızla görüşülüp 5 Ekim’de İçişleri Komisyonu’ndan geçirilmişti. Tasarının önümüzdeki Salı günü TBMM Genel Kurulu’na gelmesi bekleniyor.

    “MÜCADELEMİZ KARARLILIKLA DEVAM EDECEK”

    CHP Kadın Kollarının çağrısıyla Güvenpark’ta bir araya gelen kadınlar sokağa çıkarak komisyondan geçen yasa tasarısına karşı “Mücadelemiz kararlılıkla devam edecektir” dedi. Valiliğin eylem yasağına rağmen basın açıklamasını okuyan kadınlar yasağa da tepki gösterdi. CHP Ankara İl Kadın Kolları Başkanı Ferhan Özkara, “Bu yasa anayasa aykırıdır ve derhal geri çekilmelidir” dedi.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • ‘Her ilçede şiddet önleme merkezi yok ama bir müftülük var’

    ‘Her ilçede şiddet önleme merkezi yok ama bir müftülük var’

    PİRHA – Müftülüklere nikah kıyma yasa tasarısı gibi hazırlanan yasa tasarılarının kadınlara sorulmadan hazırlanmasına tepki gösteren kadınlar alanlara indiler. Ankara’da TBMM önünde basın açıklaması yapan kadınlar müfütlere nikah kıyma yetkisi tanıyan yasa tasarısının ve mağdur hakları yasa tasarısının kadınların hayatlarını doğrudan ilgilendirdiği için bu tasarılar hazırlanırken kadın örgütlerine danışılması gerektiğini vurguladılar.

    “Hayatımıza sahip çıkıyoruz”, “Bu nikah kıyılamaz” şiarıyla Türkiye’nin çeşitli illerinden Ankara’ya gelen kadınlar 2 günlük bir etkinlik düzenlediler.

    Cumartesi günü Ankara Sakarya Caddesi’nde yapılacak olan etkinliğe Ankara Valiliği’nin izin vermemesi üzerine kadın örgütleri TBMM önünde basın açıklaması yapmak istedi. Ancak basın açıklamasına da izin verilmeyince CHP milletvekilleri Şenal Sarıhan ve Veli Ağbaba ile HDP milletvekilleri Meral Danış Beştaş ve Sibel Yiğitalp’in devreye girmesiyle birlikte 60’a yakın kadın meclise girdi.

    “BU NİKAH KIYILAMAZ”

    Mecliste yapılan görüşmelerin ardından meclis bahçesinde basın açıklaması yapan kadın örgütleri “Hayatlarımıza sahip çıkıyoruz”, “Bu nikah kıyılamaz” dediler. Kadın örgütleri adına açıklama yapan Rüya Kurtuluş, meclis kapanırken gündeme getirilen müftülere nikah kıyma yetkisi veren tasarı ve mağdur hakları yasa tasarısına dikkat çekerek meclisin ilk gününde burada olmak istediklerini vurguladı.

    “KADIN ÖRGÜTLERİNE DANIŞILARAK YAPILMALI”

    Bu iki tasarının da kadınların hayatlarını yakından ilgilendirdiğini bu yüzden de böyle yasaların kadın örgütlerine danışılarak yapılması gerektiğini söyleyen Kurtuluş, müftülerin nikah kıymasının imam nikahını azaltacağına inanmadıklarını belirtti. Türkiye’de imam nikahlı olanların ya ikinci eş ya da çocuk yaşta evlilik yapanlar olduklarını ifade eden Kurtuluş, şunları kaydetti:

    “ÇOCUK YAŞTA EVLİLİĞİN ÜZERİNİ ÖRTMÜŞ OLURSUNUZ”

    “Kadın erkek eşitliğini temel almayan, dini referanslarla hayatı düzenleyen, boşanmayı engellemeye çalışan Diyanet İşleri Başkanlığı’nın medeni hukuk alanında işi yoktur. Bu laikliğe de aykırıdır. Çocuğun nüfusa kaydında sözlü beyanı esas gören hükümler de var. Daha önceki yasada da bu vardı. Yasalar daha ileri gitmek zorundadır. Sözlü beyanla çocuğu nüfusa kayıt ettirirseniz çocuk yaşta evlendirme sonucu doğan çocukları, te​c​avüz sonucu doğan çocukları kayıt altına alamazsınız. Çocuk yaşta evliliğin üzerini örtmüş olursunuz.”

    “KADINLARIN HER İLÇEDE ŞİDDETE KARŞI BAŞVURABİLECEKLERİ YERLER OLMALI”

    Genel ahlak gibi muğlak ifadelerin yasalarda yer alamayacağının altını çizen Kurtuluş, mağdur hakları yasa tasarısının kadınların ihtiyacı olan bir düzenleme olduğunu bir kadının şiddete maruz kaldığında haklarının açık açık belirtilmiş olması gerektiğini vurguladı. Kadınların her ilçede şiddete karşı başvurabilecekleri yerler olması gerektiğini ancak Türkiye’de şiddet önleme merkezlerinin birer birer kapandığını belirten Kurtuluş, “Her ilçede bir şiddet önleme merkezi yok ama bir müftülük var. O müftülükler bünyesinde kadınlara aile danışmanlığı yapılıyor. Mağdur hakları yasa tasarısı kadın ve erkek eşitsizliğini görerek kurulmalıdır. Kadınlar sadece kırılgan grup olarak değil, cinsiyet ayrımından dolayı mağdur edilen kadınlar olarak bu yasalarda yer etmelidir” dedi.

    Bu tasarıların kadından yana hiçbir yanı olmadığını söyleyen Kurtuluş, mağdur haklarının boşanmış babaların talepleriyle değil her an öldürülme tehdidi yaşayan kadınların talepleriyle düzenlenmesi gerektiğini vurguladı.

    “KADINLAR MÜCADELE İLE KAZANACAK”

    Açıklamada söz alan CHP Ankara Milletvekili Şenal Sarıhan, “Kadın erkek eşitliğinin sağlanmasını sağlayacak her türlü düzenlemenin yanında, bunu bozan her türlü uygulamanın da karşısında olacağız. Dayanışma içerisindeyiz ve birlikte mücadele edeceğiz, kadınlar bugüne kadar hep kazandılar ve kazanmaya da devam edecekler” diye konuştu.

    HDP Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş ise, kadın aleyhine tüm düzenlemelerin karşılarında olduklarını belirterek, “Türkiye’de kadınların ihtiyacı ve talebi müftü nikahı ya da mağdur hakları ile kadınların daha fazla mağdur edilmesi değil. Hükümet öncelikle kadınların her gün yaşadığı şiddet ve cinayet vakaları için irade ortaya koymalıdır” dedi.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • Pir Kete’den nikah kıyma yetkisine tepki: Müftü islamiyetin Nemrudi yönünün temsilidir-VİDEO

    Pir Kete’den nikah kıyma yetkisine tepki: Müftü islamiyetin Nemrudi yönünün temsilidir-VİDEO

    PİRHA-Müftülere nikah yetkisinin verilmesini kapsayan yasa tasarısına tepki gösteren Şıh Çoban Ocağı pirlerinden Zeynel Kete, Alevi yol erkanında ahdı nikahın rızalık ve ikrar verme üzerine olduğunu, pirin huzurunda yapıldığını ve söylenen her duaz imamda doğanın ve hakikatin şehadetinin alındığını kaydetti. Kete, müftünün islamiyetin nehak, nemrudi yönünü temsil ettiğini de vurguladı. 

    Haberin Videosu

    Müftülere nikah yetkisi vermeyi kapsayan yasa tasarısında çeşitli kesimlerden tepkiler gelmeye devam ediyor. Şıh Çoban Ocağı pirlerinden Zeynel Kete de bu yasa tasarısına tepki gösterdi.

    “BİZDE NİKAH RIZALIK VE İKRAR VERME ÜZERİNEDİR”

    Pir Zeynel Kete, Alevi yol erkanında ahdı nikahın olduğunu, bu ahdı nikahın rızalık ve ikrar verme üzerine pirin huzurunda yapıldığını belirterek nikahta söylenen her duaz imamda doğanın ve hakikatin şehadetinin alındığını ifade etti.

    Cumhuriyetle beraber gelen belediye nikahının yaşanan hukuk süreci içerisinde kısmen de olsa medeni hukukta kadını bir nebze de olsa koruduğunu söyleyen Pir Zeynel Kete, nikah kıyma yetkisinin müftülere verilmesinin Türkiye’de tekçi zihniyetin kendisini inanç üzerinde var etmeye çalıştığını vurguladı.

    “MÜFTÜ İSLAMİYETİN HAKİKAT YÖNÜNÜ TEMSİL ETMİYOR”

    İslamiyetin içerisinde ciddi bir hakikat paydası olduğunu belirten Pir Zeynel Kete, “Müftü İslamiyetin hakikat yönünü temsil etmiyor. Nehak yönünü, Nemrudi yönünü temsil ediyor. Bu çerçevede ulus-devlet anlayışı müftülükler üzerinde kendini yeniden inşa ediyor” dedi. Devletin bütün ideolojik aygıtlarının iktidar İslamının eline verildiğinin altını çizen Pir Zeynel Kete, bu iktidar İslamı üzerinden de AKP’nin kendini örmeye çalıştığını kaydetti.

    “AHDI NİKAHTA KADIN ANA FATMA’DIR, HARDO DEWREŞ’TİR”

    Aleviler için Alevi yol ve erkanının önemli olduğuna dikkat çeken Pir Zeynel Kete, “Bizde kadınla yapılan ahdı nikahta kadın Ana Fatma’dır, Hardo Dewreş’tir. Kainatın özeti, Hakk’ın varlığı en fazla kadının bedeninde ve cemalinde kendisini gösterir. Biz böyle düşünüyoruz. Tabi ki müftülerin nikah yapması da bizim kabulümüz değildir” şeklinde ifade etti.

    “SÜNNİLİĞİN İÇİ BOŞALTILIYOR”

    Kur’an kursları, iktidar İslamı gibi sorunların sadece Alevilerin sorunu olmadığını, bu konuları sadece Alevilerin tartışmaması gerektiğini söyleyen Pir Zeynel Kete, bu sorunların bir o kadar da Müslümanların, Sünnilerin sorunu olduğunu ve Sünniliğin içinin boşaltıldığını da belirtti.

    Sünniliğin Muhammed-i hak yolundan uzaklaştırıldığına vurgu yapan Pir Zeynel Kete, “Aslında Sünnilerin buna çok ciddi bir şekilde yok demeleri lazım, kabul etmemeleri lazım. Çünkü din üzerinde, Sünnilik üzerinde toplumsal muhalefet etkisiz hale getiriliyor. İnsanlar kendi kaderine razı ediliyor. Bu çerçevede bunu kabul etmiyoruz” dedi.

    Suay ABAK/İSTANBUL

     

  • Eğitim-Sen Genel Kadın Sekreteri Yulcu: Bu yasayla nikah değil çocuklarımıza kıyacaklar-VİDEO

    Eğitim-Sen Genel Kadın Sekreteri Yulcu: Bu yasayla nikah değil çocuklarımıza kıyacaklar-VİDEO

    PİRHA-Müftülere nikah kıyma yetkisi verilmesini içeren yasa tasarısına ilişkin tepkilerini dile getiren Eğitim-Sen Genel Merkezi Kadın Sekreteri Derya Yulcu, bu tasarıyla birlikte cinsiyetçiliğin, çocuk yaşta evliliklerin, çok eşliliğin önünün açılacağını belirtti. 

    HABERİN VİDEOSU

    Müftülere nikah kıyma yetkisi değişikliğini içeren tasarıya toplumun çeşitli kesimlerinden tepkiler gelmeye devam ediyor. Eğitim-Sen Genel Merkezi Kadın Sekreteri Derya Yulcu, bu tasarının bir hizmet olarak sunulmaya çalışıldığını kaydetti.

    “ERKEN YAŞTA VE ZORLA EVLİLİKLERİN ÖNÜ AÇILACAK”

    Eğitim-Sen olarak bu tasarının mezhepçi, erkekçi devlet aklının bir çalışması olarak gördüklerini söyleyen Yulcu, müftülere nikah kıyma yetkisi verilerek erken yaşta ve zorla evliliklerin önünün açılacağını belirtti. Yulcu, tasarının kabul edilmesi halinde şunların olacağını söyledi:

    “Erkek çok eşliliğinin önü açılacaktır. Kadınların boşanma ve miras hukuku dışına itilmesine neden olacak. Kız çocuklarının tecavüz sonrası hamileliklerinde istismarcıların korunması ve cezasız kalmasına neden olacak. Doğumlarda anne ve bebek sağlığını riske atacak. Genel ahlak gibi göreceli ve belirsiz kavramlarla kadın bedenini, cinselliğini ve iradesini denetlemek isteyecekler. Bu yasayla aslında nikah değil çocuklarımıza kıyacaklar.”

    “TOPLUMU İKİYE BÖLECEK”

    Tasarının amacının medeni kanunun düzenlediği alanları dini kurallara dayanan bir sistemle yönetmek olduğunu ifade eden Yulcu, bunun toplumu ayrıştırarak yönetme anlayışına katkı sunacağını, toplumun dini nikahla evlenmek isteyenler ve resmi nikahla evlenmek isteyenler diye bölüneceğini kaydetti.

    “DEVLET KORUMASI OLMAYACAK”

    Uygulamanın yanlış olduğunu düşündüklerinin altını çizen Yulcu, “Zaten ülkemiz çocuk yaşta evliliklerin çok büyük oranda olduğu, kadına yönelik şiddetin çok ciddi boyutlarda yaşandığı bir ülke iken bu sorun çözülmeyecek daha da artacaktır. Cinsel istismar artacak. Çocukların tecavüzcülerle evlendirilmesi kolaylaştırılmış olacak. Doğacak çocukların yine yaşama hakları, sağlık hakları göz ardı edilecek. Yani devlet koruması olamayacak” dedi.

    “TASARI GERİ ÇEKİLMELİ”

    Cinsiyet ayrımcılığını körükleyen bu yasa tasarısının geri çekilmesi gerektiğine vurgu yapan Yulcu, tasarının kadın kazanımlarına yönelik bir saldırı olduğunu da ekledi. “Sistemler her zaman sıkıştıkları anda kadın kazanımlarına saldırıyorlar. Çünkü kadınlar toplumu ilerleten, toplumun medenileşmesini sağlayan bir mücadele geleneğine sahiptirler” diyen Yulcu, kadın haklarının ileri demokrasi ve samimiyet gerektiren bir nokta olduğunu, kadın kazanımlarını korumanın Eğitim-Sen’in görevi olduğunu ve bu noktada mücadeleye devam edeceklerini kaydetti.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • SES Genel Sekreteri Çepe: AKP hükümeti 15 yıl içinde müftü devleti yarattı-VİDEO

    SES Genel Sekreteri Çepe: AKP hükümeti 15 yıl içinde müftü devleti yarattı-VİDEO

    PİRHA – Müftülüklere verilen resmi nikah kıyma yetkisini emek ve meslek örgütleri açısından, kadınlar açısından Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Genel Sekreteri Pınar İçel Çepe PİRHA’ya değerlendirdi. Çepe “AKP hükümeti neredeyse 15 yıl içinde bir müftü devleti yarattı” dedi. Çepe ayrıca, erkek egemen bakışın kadınları ablukaya almaya çalıştığını söyledi. 

    HABERİN VİDEOSU

    Müftülüklere verilen nikah kıyma yetkisini ve AKP hükümetinin gerici politikalarının kadınları ve emek örgütlerini nasıl etkileyeceğini SES Genel Sekreteri Pınar İçel Çepe PİRHA’ya değerlendirdi.

    Müftülere nikâh verme yetkisinin yeni bir tartışma olmadığını söyleyen SES Genel Sekreteri Pınar İçel Çepe, “AKP’in her ne kadar 17-25 Aralık meselesinden sonra araları bozulsa da birbiriyle kol kola girip iktidara geldiklerinde Gülen Cemaati’nin 1998 yılında Abant’ta yaptıkları toplantının tutanaklarında var. Bu tartışmalar yeni değil” dedi. Çepe, 15 yıllık bir iktidar süresince de adım adım dincileşme, gericileşmenin adım adım hayata geçirilmesiyle yürüyen bir projenin bir parçası olduğunu ifade etti.

    AKP hükümetinin 15 yıl içinde neredeyse bir müftü devleti yarattığını kaydeden Pınar İçel Çepe, “Zaten din protokolleri gibi uygulama yoluyla şu anda hastanelerde müftüler geziyor. İnsanlara ruhani açıdan psikolojik olarak destek verdikleri iddia ediliyor” dedi.

    “YARATMAK İSTEDİKLERİ PROJEYİ ADIM ADIM HAYATA GEÇİRİYORLAR”

    Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın imzaladığı pek çok protokol olduğunu belirten Çepe, “Özellikle Ankara’da Nakşibendi tarikatına kimsesiz çocuklarımızı verdi ve onların evlerinde şu anda bakılmaya, korunmaya muhtaç çocuklar yetiştiriliyor. Sadece o da değil, onun dışında da Hadi Tut Elimi Derneği, Mutlu Yuva Mutlu Çocuk Derneği gibi gene Nurcu gelenekten gelen diğer yapılarla da Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın onlarca protokolü var” dedi.

    Bir taraftan yaratmak istedikleri toplum projesinin adımlarını diğer taraftan da asıl işçi sınıfını metanete teşvik eden bir durum olduğunu ifade eden Çepe, bunun örneğini Soma’da yaşadıklarını belirtti. Çepe, “Soma’daki bu felaketten sonra oraya önce müftüleri göndermeleri, sağlık ekiplerinden bile önce oraya müftüleri gönderip oradaki tepkiyi dinle sönümlendimeye çalıştılar” dedi.

    “ERKEK EGEMEN ANLAYIŞ KADINLARI ABLUKAYA ALMAYA ÇALIŞIYOR”

    Yıllardır bizim kullandığımız zengine han hamam, yoksula din iman meselesinin aslında ne kadar doğru ve çıplaklığı ile ortada olduğunu gösteren bir durum olduğunu söyleyen Çepe, özellikle HÜDA-PAR’ın açıklamaları erkek gericilik tarafından cesaretlendirilen erkek egemen anlayışın bütün kadınları ablukaya almaya çalıştığını söyledi. Çepe, “Gerek etek kıyafet üzerinden, gerek nerede gülecekleri, nerede gülemeyecekleri, kaç çocuk doğuracakları, hangi işlerde çalışıp çalışmayacakları üzerinden bizim bütün hayatımızı şekillendirmeye ve kendi hayal dünyalarındaki kadın profiline uydurmaya çalışıyorlar” dedi.

    Çepe, kadınların bunlara karşı susmayacaklarını, direneceklerini söyledi.

    “BU DİNCİ POLİTİKALARI TEŞHİR ETMEK GEREKİYOR”

    Bu dinci politikaları teşhir etmek ve buna karşı laikliği savunmak gerektiğini kaydeden Pınır İçel Çepe, “Aslında hem bu günümüzün hem geleceğimizin hem de bizim taleplerimizin, esas olarak mücadelemizin dincilikle ve gericilikle mücadelede ne kadar iç içe olması gerektiğini anlatıyor” diye konuştu.

    “Dinci gericilikle mücadele etmeden, laiklik mücadelesi vermeden, eğitimde, sağlıkta, emek alanında kadınlar olarak da kazanım elde etmemiz mümkün değil” diyen Çepe, erkek şiddetinin kadınların hayatında en büyük sorun olduğunu ve bu erkek şiddetinin dinci gericilik tarafından cesaretlendirildiğini ifade etti.

    Çepe, emek mücadelesi, gerek kadın mücadelesinde temel eksenin dinci gericiliğe karşı laiklik ve erkek egemen şiddete karşı kadın dayanışması olması gerektiğini söyledi.

     

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

     

  • HDP Milletvekili Besime Konca: Müftülere nikah kıyma yetkisi ideolojik saldırıdır-VİDEO

    HDP Milletvekili Besime Konca: Müftülere nikah kıyma yetkisi ideolojik saldırıdır-VİDEO

    PİRHA- Müftülere nikah kıyma yetkisi veren tasarı geçtiğimiz haftalar Meclis’e sunulurken tepkiler de devam ediyor. HDP Siirt Milletvekili Besime Konca, müftülere nikah kıyma yetkisi verilmesinin ideolojik bir saldırı olduğunu kaydetti.

    HABERİN VİDEOSU

    HDP Siirt Milletvekili Besime Konca müftülere nikah kıyma yetkisine ilişkin PİRHA’ya değerlendirmelerde bulundu. Nikah kıymayla ilgili düzenlemenin sadece nikah kıyma yetkisinin müftülere verilmesiyle ilgili olmadığını söyleyen Konca, bunun toplumsal değerlere ve kadının yaşam biçimine bir saldırı olduğunu vurguladı.

    “ALTINDA İDEOLOJİK SALDIRI YATIYOR”

    Bu uygulamanın sadece hukuki bir düzenleme olmadığını ideolojik bir saldırı olduğunu kaydeden Konca, “Çünkü AKP Genel Başkanı Erdoğan dedi ki ‘Biz 15 yıldır siyasi olarak iktidardayız, ama sosyal ve kültürel olarak iktidar olmadık.’ Aslında bu cümle çok önemli bir cümle. Bu söylemin altında çok ciddi bir ideolojik saldırı yatıyor.” dedi.

    “ARKA PLANINI YILLARDIR OLUŞTURUYORLAR”

    İktidarın bu tarz şeylerle topluma hükmetmeye çalıştığını belirten Konca, toplumun dezenformasyona uğratılmak istendiğini kaydetti. Kadına dönük saldırıların ve yaşam hakkına saldırıların sadece bununla sınırlı olmadığının altını çizen Konca, bunun arka planının yıllardır oluşturulmaya çalışıldığını ekledi.

    KADININ HER AKTİVİTESİNİ KISITLAYACAK

    Müftülere nikah kıyma yetkisi uygulamasının kadına dönük her türlü tecavüz, taciz, şiddetin meşrulaştırılma biçimi, buna karşı sessiz kalınma biçimi olduğunu söyleyen Konca şunları belirtti:

    “Dinci anlayışla, tekçi mezhep anlayışıyla toplumu dizayn etmeye çalışmaları yıllardır siyaseten söylem olarak geliştirdikleri bir şeydi. Fakat toplum bunun karşısında büyük bir tepki ortaya koydu. Özellikle kadınlar her türlü saldırıya, şiddete, ayrımcılığa, cinsiyetçiliğe karşı büyük bir mücadele verdikleri için bununla aslında hukuki bir zemin oluşturulmak isteniyor. Çocuk yaşta evliliği meşrulaştıracaklar. Kadının birey olma, kişilik kazanma, toplumsal kamusal alanda yer alma, emeğiyle var olma, kadının yaşamı değiştirme demokrasiyi geliştirmeye dönük aktivitelerini kısıtlayan siyasi ve ideolojik saldırının yaklaşımı.”

    “SOSYAL VE KÜLTÜREL OLARAK TOPLUMA HÜKMETMEYİ AMAÇLIYORLAR”

    Eğitim sisteminin gericileştirilmesine de değinen Konca, hükümetin zorunlu din dersi konusunda AİHM’nin kararlarına uymamasını eleştirdi. Eğitimin tekçi bir anlayışla verilmesini toplumun kabul etmemesi gerektiğini söyleyen Konca, müfredatta yapılan değişiklikler ve müftülere nikah kıyma yetkisinin verilmesiyle birlikte iktidarın sosyal ve kültürel olarak da topluma hükmetmeyi amaçladığını kaydetti.

    “TOPYEKUN İNKAR VE YOK SAYMADIR”

    “Bu topyekun bir inkardır, topyekun bir yok saymadır” diyen Besime Konca, “Siyaseten söz söyleyebilirsin, siyaseten muhafazakar olabilirsin. Merkezi siyaset politikaları, sağ liberal eğilimleri benimseyebilirsin ve bunu seni benimseyen toplum kabul edebilir ya da etmeyebilir. Seçimlerde halk, tercihlerini değiştirebilir. Fakat ‘Topluma sosyal ve kültürel olarak hükmedeceğiz. Burada iktidar olacağız’ demek aslında insanları kişiliksizleştireceğiz, toplumu kişiliksizleştireceğiz, kültürsüzleştireceğiz demektir. İnsan sosyal bir varlık olmayla kendi farkını ortaya koyar. Eğitimini, dilini, kültürünü, inancını sosyal bir varlık olmanın gerekliliği üzerine geliştirir. Burada ‘Ben sosyal olarak da iktidar olacağım. Kültürel olarak da iktidar olacağım’ demek aslında insanı insan olmaktan çıkarmaktır, köleleştirmektir, kendine benzetmektir. Ama siz bir iktidarsınız, bugün varsınız yarın yoksunuz” şeklinde konuştu.

    “MÜCADELE DAHA DA BÜYÜYECEK”

    İktidarın yıllardır başbakanından tutun da bakanlarına kadar kadına dönük aşağılayıcı, kadını hiçe sayan, şiddeti meşrulaştıran saldırılarının söz konusu olduğunu ifade eden Konca, bu yasal düzenlemeyle hukuku arkalarına alarak bunu meşrulaştırmak istediklerini kaydetti. Toplumun bunun bir sömürme, köleleştirme biçimi olduğunu bilerek tepki göstermesi gerektiğini vurgulayan Konca, bunun mücadelesini daha da büyüteceklerini söyledi.

    “FAŞİZM HER ALANDA KURUMSALLAŞMAK İSTİYOR”

    Faşizmin kendini kurumsallaştırmak istediğini belirten HDP Siirt Milletvekili Besime Konca, sözlerini şöyle tamamladı:

    “Bunu siyaseten yapıyor, parlamentoda yapıyor. Parlamentodaki iç tüzük değişikliğiyle yaptı. Bizi hapsederek, rehin alarak yapmaya çalışıyor. Alevi inancına saldırarak, IŞİD zihniyetini Türkiye’de meşrulaştırarak, önünü açarak, yargılanmalarının önüne engel koyarak geliştirmeye çalışıyor. Kültürel yozlaşmayı derinleştirerek bizim de kendi kültürümüzü, kendi kimliğimizi kaybetmemize dönük bir saldırı söz konusu. Biz de bunları boşa çıkarmak için evde de olsak, sokakta da olsak, iş yerinde de olsak bu bilinçle kadınlar olarak faşizme karşı direnmek, demokrasi, özgürlük, hak, hukuk ve adalet mücadelesini büyütmek temel sorumluluğumuz ve görevimizdir.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Kahya’dan müftüye nikah kıyma yetkisi verilmesine tepki: Bu yasayı da püskürteceğiz

    Kahya’dan müftüye nikah kıyma yetkisi verilmesine tepki: Bu yasayı da püskürteceğiz

    PİRHA- Ankara Kadın Platformu aktivistlerinden Latife Demirci Kahya, müftülere nikah kıyma yetkisinin verilmesini kapsayan yasa tasarısına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Bugüne kadar kadınların birlikte mücadele ederek kadınlara karşı çıkarılmaya çalışılan yasaları püskürttüğünü belirten Kahya, bu yasa tasarısının da püskürtüleceğini kaydetti. 

    Ankara Kadın Platformu aktivistlerinden Latife Demirci Kahya, müftülere nikah kıyma yetkisinin verilmesini sağlayacak yasa tasarısına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Kadınların birlikte mücadele ederek bu yasayı geri çektireceğine vurgu yapan Kahya, bu yasayla dini nikahın meşrulaştırılmaya çalışıldığını belirtti.

    “KADININ ADINI YOK SAYAN BİR YASA TASARISI”

    Kadının adını yok sayan bir yasa tasarısının gündeme getirildiğini söyleyen Kahya, yasanın kız çocuklarının küçük yaşta evlendirilmesinin önünü açacağını kaydetti. Kahya, kadın cinayetlerinin, taciz ve tecavüzlerin arttığı bugünlerde bu yasayla birlikte kadının aileye hapsedilmesinin ve erkeğin ev içerisinde daha çok söz sahibi olmasının ve kadının erkeğe boyun eğmesinin gündeme getirileceğini söyledi.

    “SOKAKLAR BİZİM, GASP ETMEYE ÇALIŞIYORLAR” 

    Kahya, kadınların hep birlikte mücadele ederek 2006 yılında çıkarılan kürtaj yasağını, kız çocuklarının tecavüzcü ile evlendirilmesi yasa tasarısını geri çektirdiklerini, müftülere nikah kıyma yetkisinin verilmesi yasasını da püskürteceklerini belirtti. Örgütlü mücadelenin önemine dikkat çeken Kahya, “Türkiye’de 2015’ten bu tarafa OHAL yasası ile birlikte KHK ile bütün yasaları çıkarmaya çalışıyorlar. Sokaktaki hakkımızı gasp etmeye çalışıyorlar, ancak sokaklar bizim ve biz kazanacağız.” dedi.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • Melda Onur: Sünni Türkiye’nin üzerine suni bir peçe örttüler, kalkacak o peçe-VİDEO

    Melda Onur: Sünni Türkiye’nin üzerine suni bir peçe örttüler, kalkacak o peçe-VİDEO

    PİRHA – Sosyal Haklar Derneği Başkanı ve Eski CHP Milletvekili Melda Onur, Türkiye gündemine ilişkin sorularımızı yanıtladı. Vicdan ve Adalet Nöbeti’ni ziyaret eden Melda Onur, “Bugünkü vicdansızlık hakikaten ibretlik” dedi. OHAL’in toplumda sayısız mağduriyetler oluşturduğunu söyleyen Onur, eğitim sisteminin gericileştirilmesi ve müftülere nikah kıyma yetkisinin verilmesiyle sünni bir Türkiye’nin üzerine suni bir peçe örtülmeye çalışıldığını kaydetti. 

    Haberin Videosu

    Sosyal Haklar Derneği Başkanı ve Eski CHP Milletvekili Melda Onur, Türkiye gündemine dair PİRHA’nın sorularını yanıtladı.

    “BUGÜNKİ VİCDANSIZLIK HAKİKATEN İBRETLİK” 

    Vicdan ve Adalet Nöbeti’ne destek için gittiniz. Oradaki izlenimleriniz nelerdir?

    Vicdan ve Adalet Nöbeti’ne gitmek istedim ama gidemedim. Arkadaşlar beni 12:30’daki basın açıklamasına davet ettiler, oraya yetişemedim. Akşam 19:00’dakine gideyim dedim ama bütün mahalle bariyerlerle kapatılmıştı ve acı olan, kimseyi içeriye sokmuyorlardı. Bırakın parka gidip Vicdan ve Adalet Nöbeti’ne destek vermeyi, orada yaşayan Yoğurtçu Parkı’na gitmek isteyen vatandaşlar da giremiyorlardı. Beni durduran polis nerede oturduğumu sordu. Ben de kendisine neden sorduğunu sordum. ‘Bu mahallenin dışında oturuyorsanız giremezsiniz’ dedi. Benden adres istedi. Benim de tanıdığım bir mahalle değildi verebileceğim bir adres yok. Sadece HDP milletvekilleri ve danışmanlarını alıyorlardı. Tartışma çıkarmak istemedim ama insanlar bir hayli mağdur vaziyette. Oradaki polislere konuştuğumda neyin niye olduğunun da çok fazla farkında değiller. Sonuçta korktuğunuz bir şeyler var ki bariyerlerle onları saklıyorsunuz. Orada bir grup insan vicdan ve adalet nöbeti yapacak. Kaldı ki bu ülkede adaletin olmadığını kendileri de söylediler. Kılıçdaroğlu’nun Adalet Yürüyüşü sırasında yaptıkları tek eleştiri ‘Böyle yürüyerek adalet gelmez’ adalet yoktu zaten. Onun için insanların adalet nöbeti yapmasında hiçbir sakınca yok. Hele ki vicdan nöbeti yapıyorsanız. Bugünki vicdansızlığa inanamıyoruz. Hadi sol kesimi, muhalefeti sevmiyorlar. Ama bir dönem ortakları olan İslami kesime, birbirlerine yaptıkları vicdansızlık hakikaten ibretlik.

    “ÜLKEDE ADALET İLE BİRLİKTE MANTIK VE VİCDAN DA BİTTİ”

    Adalet ve Vicdan Nöbeti’ni nasıl değerlendiriyorsunuz?

    Bu ülkede eksik olan şey vicdan ve adalet. Mantık da eksik. Ben de mantık nöbeti tutmayı düşünüyorum. Çünkü gerçekten mantıklı bir soru sormaya kalkıştığınızda anında hain, terörist diye damgalanıyorsunuz. Hayır ben sadece mantıklı bir soru sormak istiyorum. O yüzden ülkede adaletle birlikte mantık ve vicdan da bitti. Bu tür nöbetleri tabi ki istemiyorlar. Çünkü eksiklikleri ortaya çıkıyor. Her tür barışçıl ve provoke etmeyen eyleme izin verilmesi gerekiyor. Aslında izne de gerek yok. Bu bizim anayasamızda var olan gösteri hakkıdır. Bunu OHAL’e bağlayıp izin vermek istemiyor olabilirler ama bu OHAL’in artık torbası patlayacak yakında. Çevre Bakanı bir takım KHK’larla kentsel dönüşüm de yapabiliriz dediğine göre OHAL artık bu ülkenin anayasal modeli haline geldi. Eğer böyle olacaksa biz de gösteri hakkımızı kullanırız.

    Sizce OHAL’in topluma nasıl bir etkisi oldu?

    OHAL sürecinde çıkan yasalar OHAL le ilgilidir ve OHAL kalktığı zaman yasalar da kalkar. Ama OHAL’le ilgisiz o kadar çok yasa çıkarttılar ki lastik standardından tutun da çeşitli kişilerin işten çıkartılmasına kadar. Birçok kişinin işlerinden çıkartılmasının OHAL ile ilgisi yok. İnsanların soruşturmaları da yok. İnsanlar sadece muhalif. Bir imza dayatmışlar ve imza atmak suç değil. Onu gerekçe bile gösterecekleri durum yok. O yüzden tüm bunlardan geri adım atabilmeleri mümkün değil. OHAL halini sürdürülebilir hale getirmeye çalışıyorlar. İstediklerinin bir sonu olmayacak. OHAL ile etrafımızda çok sayıda mağduriyet oluştu. İnsanların pasaportları alınıyor, insanlar işsiz kalıyorlar. İnsanların özlük haklarını alıp fişliyorlar. Tüm bu korku ikliminde siz yaşayan sivil bir ölü hali yaratıyorsunuz. Korkunç bir şey. İnsanlar gergin. Hepimiz birlikte yaşıyoruz sonuçta. Başıma gelmedi gelmez demek doğru değil.

    “KENDİLERİNE BİAT EDECEK İNSANLAR YETİŞTİRMEK İSTİYORLAR”

    Eğitim müfredatından bilimsel derslerin sayıları azaltılarak dini derslerin sayısı artırıldı. Din dersinde cihat da anlatılacak. Eğitimin gericileştirilmesine siz nasıl bakıyorsunuz?

    Tamamen eğitimi kullanarak kendilerine biat edecek, sorgulamadan yap dediğini yaptıracak insanlar yetiştirmeye çalışıyorlar. Cihatı o yaşta koyduğundan itibaren o çocuğun gideceği yer Boğaz Köprüsü’nde darbeci diye yakaladığı belki de masum erin boğazını kesmek ya da parktaki genç kıza sataşmak. Bunlar da cihatın içine girebilir onların açısından. Bu tanımlar çok fazla kamu ahlakı vs bunlar harmanlandıktan sonra bu eğitimler dini olmaktan çıkar, toplumu birinin arzusuna göre şekillendirmenin askerlerini yaratırlar.

    “İMAM NİKAHLARINI YASALLAŞTIRMAYA ÇALIŞIYORLAR”

    Müftülere nikah kıyma yetkisinin verilmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

    İmam nikahlarını yasallaştırmaya çalışıyorlar. İmam Hatip açtılar onlara iş çıkartıyorlar anladığım kadarıyla. Ama sürdürülecek bir şey değil. Bu ülke Cumhuriyet kazanımlarını 90 yıldır sürdürüyor ve sadece Cumhuriyet değil öncesi kazanımları da var. Bunlar geri gelecek ben buna inanıyorum. Bu haliyle sunni bir Türkiye’nin üzerine suni bir peçe örttüler. Kalkacak o peçe.

    “MUHALEFETİN ÇIKARTACAĞI ADAY PARLAMENTER SİSTEMİ VAAD ETMESİ GEREKİR”

    2019’a giderken nasıl bir Türkiye bekliyorsunuz?

    2019 Türkiye için çok uzun bir vade. Ama o zamana kadar umuyorum ki sağlıkla sıhhatle ilerleriz. Toplumdaki gerilim nerelere kadar gider bilmiyorum. Eğer 2019’da başkanlık tarzı bir seçim olacaksa muhalefetin çıkartacağı adayın şunu vaad etmesi gerekiyor: Parlamenter sisteme geri dönüş çantasıyla gitmesi gerekiyor seçime. Ötesini kabul edemeyiz. Muhalefetin hiçbir partisinin bu oyuna ‘Tamam artık bu sistem değişti biz daha iyi aday çıkartırız bu sistem böyle gitsin’ dememesi gerekiyor. YSK’yı da çalarak seçimleri alan bir anlayışın 2019’da kaybetme ihtimalini göreceğinde neler yapabileceğini tahmin edebiliriz. O yüzden bunun önlemini hep birlikte almalıyız. Muhalefet bir çatı altında birleşsin diyemiyorum çünkü birleşemez. Muhalefetin öyle bir yapısı yok. Çünkü muhalefet soran sorgulayan biat etmeyen ve birbirinin güdümüne girmeyen bir oluşumdur. Ama birlikte hareket edildiğinde neler başarıldığını gördük. Gezi’ de bir parkın alanından bir yaşam alanını hep birlikte savunduk. Haziran seçimlerinde herkes sandıkları savundu ve gerçekten hakkaniyetli sonuçlara yaklaşıldı. Aynı şekilde referandumda Hayır çıktı ama YSK’yı çaldılar. Muhalefetin içerisinde birbirinden hoşlanmayan insanlar olsa da bu insanların ortak hedefi azınlığın haklarına sahip çıkılan herkesin özgür bir şekilde kendini ifade edebileceği çoğunluklu bir demokrasi olması, özellikle çoğulcu değil her türden muhalif kesimin hizmet ettiği bir ortamı oluşturmak, şu an bundan tamamen uzağız.

    Suay ABAK/İSTANBUL