Etiket: muharrem kurşun

  • 19 Aralık Cezaevi Katliamı tanığı Kurşun: Saldırıya karşı destansı bir direniş sergilendi

    19 Aralık Cezaevi Katliamı tanığı Kurşun: Saldırıya karşı destansı bir direniş sergilendi

    PİRHA-Muharrem Kurşun, 19 Aralık cezaevi operasyonları sırasında Çankırı Cezaevi’ndeydi. Kurşun, yaşananları anlatırken, “19 Aralık’ta saldırıya karşı destansı bir direniş sergilendi. Bu destansı direnişte biz ölüm orucu direnişçileri ölümüne korunmaya çalışıldı. 19 Aralık’ta kolektif bir direniş sergilendi” diyor.

    “Hayata Dönüş Operasyonu” adı verilen 19 Aralık Cezaevleri Katliamı’nın üzerinden 22 yıl geçti. F Tipi Cezaevlerine geçişi protesto etmek için açlık grevinde olan yüzlerce tutukluya karşı gerçekleştirilen saldırılara 10 binin üzerinde asker ve polis katıldı. 19-22 Aralık tarihleri arasında süren operasyonda gaz ve sinir bombaları kullanıldı. Operasyonlarda 30’u tutuklu olmak üzere 32 kişi katledildi, 600’den fazla kişi ise yaralandı.

    “Hayata Dönüş Operasyonu” adı verilen 19 Aralık Katliamı sırasında Çankırı Cezaevi’nde olan Muharrem Kurşun, yaşadıklarını PİRHA’ya anlattı.

    “19 ARALIK’TA KOLEKTİF BİR DİRENİŞ SERGİLENDİ”

    19 Aralık Katliamı’nda Hasan Güngörmez ve İrfan Ortakçı’nın yaşamını yitirdiği Çankırı Cezaevi’nde olduğunu belirten Muharrem Kurşun, “19 Aralık saldırısını hatırladığımda aklıma ilk gelen, ölüm orucu direnişinde olmayan siper yoldaşlarının, biz ölüm orucu direnişçilerini ölümüne korumaya çalışmalarıydı. İki anı bunu çok net gösteriyor; saldırının ilerleyen saatlerinde gazdan kaynaklı havalandırmaya çıkmıştık. Çatıda kiremit ve gaz bombaları yağıyordu. Benim ve bir başka ölüm orucu direnişçisinin üzerine ölüm orucu direnişçisi olmayan bir siper yoldaşı kapaklandı. Bedenini bize siper ederken “Kusura bakmayın yoldaşlar sizi yeterince koruyamadık” dedi.
    İkinci anı da şöyle; havalandırmadan yine koğuşa geçtik, koğuşun tuvalet kısmı gazdan biraz daha yalıtık olduğu için oraya geçtik. Yine de orası da gaz doluydu. Yanımda 96 ölüm orucu direnişçisi Eyüp Baş vardı. Eyüp’ün elinde bir bez vardı, bezin gazdan koruduğunu düşünemeyiz ama orada gazdan nispeten de olsa korunacak tek şeydi. Eyüp bezi benim ağzıma kapattı yani normal koşullarda refleks olarak kendi ağzına gitmesi gereken eli benim ağzımı kapatıyordu. Eyüp siper yoldaşını ölümüne korumaya çalışıyordu. Kısacası 19 Aralık’ta saldırıya karşı destansı bir direniş sergilendi. Bu destansı direnişte biz ölüm orucu direnişçileri ölümüne korunmaya çalışıldı. 19 Aralık’ta kolektif bir direniş sergilendi” dedi.

    “19 ARALIK VE SONRASINDA DEVRİMCİ TUTSAKLARI TESLİM ALAMADILAR”

    Şu anda cezaevlerinde insan hakları ihlalleri var demenin durumu anlatmaya yetmediğini ifade eden Muharrem Kurşun, şöyle devam etti:

    “Çünkü açık bir şekilde insanlık katlediliyor. Hapishaneden gelen her mektupta, başvuruda bu kadarı da olmaz dedirtecek hak ihlalleri ve saldırılar var. Pek çok hasta mahpusun tedavisi engellenerek katledilmeye çalışılıyor. Denizli T Tipinde Akromegali hastası Ekim Polat’ın ameliyat olması gerekiyor, annesi Songül İlker oğlunun tedavisi için oturma eylemi yapıyor ve hala Ekim Polat’ın tedavisi ısrarla engelleniyor. Mehmet Emin Özkan’a gelinen aşamada veda hakkı bile tanınmıyor. Ergin Aktaş, Adli Tıptan “hapiste kalamaz” raporu olmasına rağmen serbest bırakılmıyor. Öte yandan infaz süreleri dolan arkadaşların tahliyeleri, pişmanlık duymamaları gerekçesiyle erteleniyor. Sürgünler hem tutsağa, hem yakınına işkenceye dönüştürülüyor. Saymakla bitiremeyeceğimiz kadar saldırı devam ediyor. Çünkü hücre saldırısı ve tecrit ile devrimcileri teslim almayı hedefliyorlardı. 19 Aralık’ta ve sonrasında devrimci tutsakları teslim alamadılar, alamayacaklar da. Ama dışarıda onlarla güçlü bir dayanışma öremezsek, çok daha fazla bedel ödenecek. Bu yüzden 19 Aralık’ta yaşamını yitirenleri anmanın esas anlamı dışarıda tutsakların sesi olan dayanışmayı örmektir.”

    Cihan BERK/PİRHA

  • F Oturması’nda Fuat Yavuzel’in durumuna dikkat çekildi- VİDEO

    F Oturması’nda Fuat Yavuzel’in durumuna dikkat çekildi- VİDEO

    PİRHA- İHD İstanbul Şubesi’nin düzenlediği F Oturması’nda bu hafta Fuat Yavuzel durumuna dikkat çekildi; tüm hasta mahpusların serbest bırakılması istendi.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonunun düzenlediği F Oturması Galatasaray Meydanı’na konulan yasak kararı nedeniyle İHD İstanbul Şubesi önünde gerçekleştirildi. Haftanın açıklamasında hasta mahpus Fuat Yavuzel’in durumuna dikkat çekildi.

    Eyleme, Zeytinburnu Belediyesindeki işinden çıkarıldığı için eylem yapan Kenan Güngördü katılarak destek verdi.

    Haftanın açıklaması İHD İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu üyesi Mehmet Acettin tarafından okundu.

    FUAT YAVUZEL’İN DURUMUNA DİKKAT ÇEKİLDİ

    “‘Hapishaneler toplumun aynasıdır’ sözüyle iktidarın topluma dönük dayatmaları ifade edilir.” diye başlanan açıklamada Yavuzel’in durumuna ilişkin şu ifadelere yer verildi:

    “1995 doğumlu Fuat Yavuzel, bir ihbar sonucu Şanlıurfa’nın Suruç ilçesinde 6 Temmuz 2017’de gözaltına alınarak tutuklanır. Şanlıurfa 2 No’lu T Tipi Hapishanesi’ne götürülen Fuat Yavuzel’in avukatı tutuklanmaya ilişkin tek bir delilin olmadığını belirtmektedir.

    Fuat Yavuzel 14 yaşından beri yakalandığı kronik İmmün Trombositopenik Purpure (İTP) rahatsızlığı nedeniyle kanamaya dayalı çok ciddi sağlık sorunları yaşamaktadır.”

    “BÖYLE GİDERSE ÖLÜMLE YÜZ YÜZE KALACAĞIM”

    Açıklamada, İHD Şanlıurfa Şubesi’nin hazırladığı raporda yer alan ifadeleri aktarıldı:

    “Tutuklanmadan önce hastalığım sebebiyle Gaziantep Eğitim ve Araştırma Hastanesi ve Adana Balcalı Eğitim ve Araştırma Hastanesinde Kemoterapi Tedavisi görüyordum. Tutuklandığım zaman tedavim yaklaşık 1 ay kesintiye uğradı. Cezaevi revirinde muayene olduktan sonra, Şanlıurfa Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne sevklerim yapılıyordu. Son olarak kaldığım Şanlıurfa Eğitim ve Araştırma Hastanesi, koşullardan kaynaklı yetersiz tedavi sebebiyle hastalığımın ağırlaştığını söyleyerek, buranın yetersiz kalacağı ve tedavimin Gaziantep Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde devam etmesi gerektiğini söyledi. Fakat 2 buçuk aydan beri tedavim yapılmamakta, her hafta yaptığım başvurular sonuçsuz kalmaktadır. Bu nedenle hastalığım son günlerde ağırlaştı. Gün içerisinde ağzımdan ve burnumdan kan gelmektedir. Bağışıklığımın zayıflaması neticesinde, birçok hastalığa yakalandım. Ayrıca gözlerimde görme kaybı yaşandı. İlaçlarım pahalı olması bahanesiyle verilmemekte. En son savcılığa yaptığım müracaat sonucunda Şanlıurfa Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne sevk edildim; doktorlar ise Gaziantep’e sevk edilmem gerektiğini söyledi. Hiçbir şey yapılmadan hapishaneye geri getirildim. Böyle giderse ölümle yüz yüze kalacağım.”

    Açıklamanın ardından eski hasta mahpus, Muharrem Kurşun konuştu. Kurşun, bu hafta iki sevindirici haber aldıklarını söyleyerek hasta mahpuslar Ahmet Şen ve Hakan Erbilek’in tahliye olduğunu hatırlattı.

    Eylem, “Fuat Yavuzel serbest bırakılsın”, “Hasta mahpuslar serbest bırakılsın”, “Tedavi haktır, engellenemez” sloganlarıyla sona erdi.

    Haber-Fotoğraf: Eylem Babayiğit