Etiket: muharrem

  • 27 HAZİRAN 2026 CUMARTESİ – GÜNDEM

    27 HAZİRAN 2026 CUMARTESİ – GÜNDEM

    -Sivas Madımak Katliamı’nda babası Behçey Aysan’ı kaybeden Eren Aysan ajansımıza konuştu. GÖRÜNTÜLÜ

    -Sivas Katliamı’nda 2 kuzenini kaybeden Hüsniye Çınar, Sivas davasına toplumun sahip çıktığını ancak devletin hiç bir zaman yüzleşmediğini söyledi. Çınar, “Yani devlet baka baka yaktı, baka baka da bulmadı” diyerek tepki gösterdi. Çınar, 2 Temmuz anmalarına unutmadık, unutturmayacağız diyerek herkesi davet etti. GÖRÜNTÜLÜ

    -Anayasa Mahkemesi’nin yoksulluk nafakası uygulamasını iptal etmesini Alevi Kültür Dernekleri Antalya Şube Sekreteri Şengül Şahin,PİRHA’ya değerlendirdi. GÖRÜNTÜLÜ

    -Mersin’de saat 17.00’de ‘Özgürlük Mitingi’ yapılacak.GÖRÜNTÜLÜ

  • DAD İzmir yöneticileri lokmalarıyla Yıldız ailesini ziyaret etti  – VİDEO

    DAD İzmir yöneticileri lokmalarıyla Yıldız ailesini ziyaret etti – VİDEO

    PİRHA – Demokratik Alevi Dernekleri İzmir Şubesi yöneticileri Muharrem ayı vesilesiyle Baba Mansur Ocağı’ndan Fidan Yıldız’ı ziyaret etti. Ziyarette Alevilik üzerindeki asimilasyon politikaları, Reya Haq Aleviliği tarihinde ocak sistemi ve cemevleri gibi konularda muhabbet yapıldı. 

    Demokratik Alevi Dernekleri İzmir Şubesi yöneticileri, Çiğli ilçesine bağlı Şirintepe Mahallesi’nde oturan Baba Mansur Ocağı’ndan Ana Fidan Yıldız ve eşi Hüseyin Yıldız’ı ziyaret etti. Lokmalarıyla Yıldız ailesini ziyaret eden DAD üyeleri, lokma duasının ardından muhabbette geçti.

    “KÖYLERDEN KENTE GÖÇ İLE BİRLİKTE BİREYSELLİK ÖN PLANA ÇIKTI”

    Neolitik dönemden günümüze gelen Alevilik inancı üzerine konuşulan muhabbete, Aleviliğin komünal yapısına dikkat çekti. Reya Haq Aleviliğinde ocakların önemine vurgu yapan üyeler, asimilasyon politikalarına dikkat çekti. Aleviliğin hegemonyaya ve işgale izin veren bir itikat olmadığı belirtilen muhabbete, Kerbela’da sonra yaşanan Gazi, Sivas, Çorum ve Maraş katliamlarının olduğu kaydedildi.

    Öte yandan ev muhabbetinde bir araya gelmenin önemine vurgu yapan üyeler, rızalık, ikrarlaşma ve hakikatin ne olması üzerinde geniş değerlendirmeler yaptı.

    Köylerden kentlere göç ve hakikat gerçeğinden uzaklaşmayla birlikte kentlerde bireyselleşmenin ön plana çıktığı belirtilen muhabbete, sistemsel dayatmaların olduğu kaydedildi.  Muhabbete, doğa, insan, yaşam, barış ve paylaşımın olduğu ancak son zamanlarda iktidarlaşmanın da Alevi kurumlarında arttığı kaydedildi.

    “ÖĞRETMENLER, İŞÇİLER VE MADENCİLER DE BUGÜNÜN HÜSEYİNİ DURUŞUNU SERGİLİYOR”

    Muhharem ayında iftarın olmadığı belirtilen muhabbete, herkesin mütevazi bir sofra kurduğu belirtildi. Hüseyini duruşun önemine vurgu yapılarak, “Haksızlığa karşı dik duruş, mazlumun yanında olmak amacıyla bu yası tutuyoruz. Hz. Hüseyin diyor ya; ‘Eğer ben istersem bana su da var Fırat ve Dicle var. Ben kendimi düşünürsem suyu içerim ama bundan sonra herkes gelip Yezide biat edecek. Bizde haksızlığa karşı durmazsak şimdi ki yezide biat etmiş olurum. Bugün işçisi, memuru, öğretmeni ve madenciler akşama kadar haklarını arıyor. Bu da bir hak mücadelesidir. Bunlarda bu dönemin Hüseyini duruşunu sergiliyor” denildi.

    Muhabbete Aleviliğin hakikatle yoğrulduğu ve kendi özünden uzaklaşmadan Yol’u sürdürmenin önemine vurgu yapıldı.

    PİRHA /İZMİR

     

     

     

     

  • AKD Urla Şube Başkanı Tatar: Aşure, birlik ve kardeşliğin lokmasıdır – VİDEO

    AKD Urla Şube Başkanı Tatar: Aşure, birlik ve kardeşliğin lokmasıdır – VİDEO

    PİRHA – Alevi Kültür Dernekleri Urla Zeytinalan Cemevi Şube Başkanı Hasan Tatar, Muharrem ayında tutulan matem orucunun birlik, paylaşım ve dayanışma anlayışını güçlendirdiğini belirterek, aşurenin tüm toplumla paylaşılan kutsal bir lokma olduğunu söyledi. Tatar, AKD Urla Zeytinalan Cemevi’nde düzenlenecek aşure lokmasına herkesi davet etti.

    Alevilerin kutsal aylarından biri olan Muharrem ayı, yalnızca bir yas ve matem dönemi değil, aynı zamanda birlikteliğin, paylaşmanın, dayanışmanın ve toplumsal kardeşliğin simgesi olarak kabul ediliyor. Kerbela’da yaşanan acıların anıldığı bu dönemde, Aleviler hem tarihsel hafızalarını canlı tutuyor hem de insanlık değerlerini yaşatmaya çalışıyor.

    Muharrem ayında tutulan oruçlar bölgelere ve ocak geleneklerine göre farklılık gösterebiliyor. Bazı yörelerde 12 gün, bazı yörelerde ise 15 gün süren oruçlarda gece saat 24.00’ten sonra hiçbir şey yenilip içilmiyor. Gün boyunca sürdürülen oruç, akşam saatlerinde gün batımının esas alınmasıyla açılıyor. Bu süreçte gösterişten, eğlenceden ve israftan uzak durulurken, paylaşım, sabır, hoşgörü ve dayanışma duyguları ön plana çıkıyor.

    “ALEVİ İNANCINDA ZORLAMA YOK”

    Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Urla Zeytinalan Cemevi Şube Başkanı Hasan Tatar, Muharrem ayında tutulan matem orucunun Alevi inancındaki önemine dikkat çekerek, oruçların gün batımında açıldığını söyledi.

    Matem ayında 12 gün oruç tutulduğunu belirten Tatar, geçmişten günümüze sürdürülen uygulamalara ilişkin şu bilgileri verdi:

    “On iki gün oruç tutulurdu. Oruç kesinlikle gün batımı esas alınarak açılırdı. Gece saat 24.00’ten sonra ise hiçbir şey yenilip içilmezdi. Çünkü o saatten sonrası yeni gün olarak kabul edilirdi. Oruç süresince su içilmez, et yenilmez, tırnak kesilmezdi. Buna ilişkin çeşitli kurallar ve hassasiyetler vardı.”

    Alevi inancında zorlamanın yer almadığını ifade eden Tatar, geçmişte oruç ibadetinin belirli geleneklerle tamamlandığını anlatarak, “On iki yıl boyunca oruç tutan kişi, on ikinci yılın sonunda on iki kazan aşure kaynatır, cem yapar ve orucunu bu şekilde çıkarırdı” dedi.

    Eskiden köylerde Muharrem orucu başladığında aşure için kullanılacak 12 çeşit kuru gıdanın önceden temin edildiğini anlatan Tatar, bu malzemelerin beyaz bir torba içerisinde muhafaza edildiğini ve kimsenin dokunmasına izin verilmediğini söyledi. Aşureye büyük bir kutsiyet atfedildiğini belirten Tatar, Muharrem ayının manevi yönünün toplum yaşamında önemli bir yer tuttuğunu ifade etti.

    Muharrem orucunun 12. gününün ardından aşurelerin pişirildiğini belirten Tatar, “On ikinci günün sonunda, 13. gün aşureler hazırlanırdı. Öğlene kadar sürdürülen oruç, aşure ile açılır ve komşulara dağıtılırdı” diye konuştu.

    Geçmişte insanların inançlarına daha sıkı bağlı olduklarını dile getiren Tatar, kentleşmeyle birlikte bazı geleneklerin zayıfladığını söyledi.

    “AŞURE LOKMAMIZA HERKESİ BEKLİYORUZ”

    AKD Urla Zeytinalan Cemevi’nde her yıl düzenli olarak aşure lokması paylaştıklarını, kurban kestiklerini ve cem erkânı yürüttüklerini belirten Tatar, aşurenin Alevi inancında özel bir yere sahip olduğunu vurguladı.

    Cemevlerinin bugün daha geniş kitlelere ulaştığını ifade eden Tatar, şunları söyledi:

    “Aşure bizim için çok kutsaldır. Artık cemevlerimiz var ve daha geniş kitlelerle bir araya geliyoruz. Sünniler de Museviler de cemevimize geliyor. Kendi Alevi toplumumuz zaten burada. Biz yetmiş iki millete bir nazarla bakıyoruz. Aşuremizi herkesle paylaşmak istiyoruz. Bizde insanı dışlamak değil, insanı birleştirmek vardır. Birlikte olmak, paylaşmak vardır. Bu nedenle kapı komşumuzdan tüm yurttaşlarımıza kadar herkesi aşure lokmamızı paylaşmaya davet ediyoruz.”

    Hasan Tatar son olarak,  Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığı’na yönelik eleştirilerde bulunarak, Alevi toplumuna dönük asimilasyon politikalarının sürdüğünü savundu. Alevi yol ve erkânını yaşatmak için mücadelelerini sürdüreceklerini ifade eden Tatar, inanç ve kültür değerlerini gelecek kuşaklara aktarmaya devam edeceklerini söyledi.

    Semra ACAR/ İZMİR

  • Fethiye Yıldırım: Hüseyin’in duruşu zulme karşı insanlığın ortak vicdanıdır-VİDEO

    Fethiye Yıldırım: Hüseyin’in duruşu zulme karşı insanlığın ortak vicdanıdır-VİDEO

    PİRHA- DAD Genel Merkez Yöneticisi Fethiye Yıldırım, Muharrem ayının Aleviler açısından yalnızca bir matem dönemi değil, zulme karşı direnişin ve hakikatin yanında durmanın simgesi olduğunu belirtti. Kerbela’nın tarihsel bir olay olmanın ötesinde günümüze uzanan bir ders olduğunu vurgulayan Yıldırım, “Hüseyin’in duruşu, haksızlığa karşı boyun eğmemenin ve insanlık adına barışı savunmanın adıdır” dedi.

    DAD Genel Merkez Yöneticisi Fethiye Yıldırım, Muharrem ayı ve Kerbela’nın Alevi toplumu açısından taşıdığı anlamı anlatarak, Muharrem orucunun yalnızca bir ibadet değil, zulme karşı direnişin ve hakikatin yanında durmanın simgesi olduğunu söyledi.

    KERBELA, BİAT ETMEYENLERE YÖNELİK BİR KATLİAMDIR

    Yıldırım, Kerbela’nın Aleviler için bir matem günü olarak anıldığını belirterek, yaşananların yalnızca tarihsel bir olay olmadığını ifade etti. Kerbela’da masumlara yönelik büyük bir zulmün yaşandığını vurgulayan Yıldırım, “Orada biat etmeyen bir düşünceye karşı vahşet uygulanmıştır. Bu bir katliamdır. Kerbela, haksızlığa karşı sergilenen bir duruştur. Bu nedenle Alevi toplumu Hüseyin’i bir duruş, Hüseyin’in mücadelesini ise bir direniş olarak görür” dedi.

    “HÜSEYİN SAVAŞMAYA DEĞİL, BARIŞI SAĞLAMAYA GİTMİŞTİ”

    Hz. Hüseyin’in çatışma yaratmak amacıyla hareket etmediğini ifade eden Yıldırım, “Hz. Hüseyin kimseyle savaşmak için gitmemiştir. Tam tersine sorunları çözmek ve ortamı yatıştırmak için çaba göstermiştir. Ancak Yezid ve Muaviye zihniyetinin iktidar hırsı, çatışmacı anlayışı Kerbela’da büyük bir trajediye yol açmıştır” diye konuştu.

    “SUSUZLUKLA TESLİM ALMAK İSTEDİLER”

    Kerbela’da Hz. Hüseyin ve beraberindekilerin günlerce susuz bırakıldığını hatırlatan Yıldırım, bunun insanlık dışı bir uygulama olduğunu söyledi.

    Yıldırım, “Bir insanı aç ve susuz bırakmak korkunç bir şeydir. Buna rağmen Hüseyin kendi ailesi ve yol arkadaşlarıyla birlikte boyun eğmemiştir. Çünkü ortada büyük bir haksızlık vardı. Yezid’in zulmüne biat etmeyi kabul etmemiştir. Hüseyin’in yaşaması Yezid’in iktidarı açısından bir tehdit olarak görülüyordu. Çünkü Muaviye ile başlayan saltanat düzeni ancak muhalif seslerin susturulmasıyla devam edebilirdi” ifadelerini kullandı.

    Kerbela’da yaşanan en büyük acılardan birinin çocukların susuz bırakılması olduğunu belirten Yıldırım, bu olaylardan çıkarılması gereken önemli dersler bulunduğunu belirterek, “Susuzluktan nefesi kesilen bir çocuğunu kucağına alan Hüseyin, Yezid’in ordusuna dönerek kendisi için değil, çocuk için bir damla su istemiştir. Ancak o sırada atılan bir ok çocuğun boynuna saplanmıştır. Bu, insanlık tarihinin en büyük acılarından biridir” dedi.

    ANA FATMA’NIN YASIYLA BAŞLAYAN MUHARREM

    Alevilerin Muharrem ayının ilk gününü Ana Fatma’ya adadığını hatırlatan Yıldırım, bunun nedeninin Kerbela’da yaşanan büyük acı olduğunu dile getirdi.

    “Orada bir annenin yaşadığı tarifsiz acı vardır. Ana Fatma’nın yası da buradan başlar. Bu nedenle Muharrem’in ilk günü ona adanır. Bu yalnızca geçmişe ait bir yas değil, aynı zamanda haksızlığa karşı bir duruştur” diye konuştu.

    “KERBELA BİTMEDİ, FARKLI BİÇİMLERDE DEVAM ETTİ”

    Kerbela’nın yalnızca tarihte yaşanmış bir olay olarak görülmemesi gerektiğini belirten Yıldırım, zulüm ve katliamların farklı dönemlerde devam ettiğini ifade ederek, “Kerbela hiçbir zaman bitmedi. Dersim Katliamı’ndan dünyanın farklı bölgelerinde yaşanan katliamlara kadar benzer acılar yaşandı. Ortadoğu’da IŞİD’in yaptıkları da aynı zihniyetin ürünüdür. Zalimlerin yöntemleri değişse de zulmün kaynağı olan anlayış değişmemiştir. Muaviye zihniyeti farklı biçimlerde günümüze kadar gelmiştir” dedi.

    “MUHARREM ORUCU ZULME ORTAK OLMAMAYI ÖĞRETİR”

    Muharrem orucunun yalnızca aç kalmak olmadığını ifade eden Yıldırım, bu ibadetin Kerbela’da yaşanan acıları anlamaya yönelik güçlü bir sembol olduğunu söyledi.

    Yıldırım, “Biz bu yası öylesine derin yaşamışızdır ki onlar aç kaldığı için biz de aç kalırız. Bıçak kullanmayız, su içmeyiz. Çünkü Kerbela’da insanların en temel hakkı olan su onlardan esirgenmiştir. Bir insanın başka bir insana bunu yapmaya hakkı yoktur. Hele ki Müslümanın Müslümana bunu yapması kabul edilemez” ifadelerini kullandı.

    “HAK LOKMASI DAYANIŞMANIN VE PAYLAŞIMIN SEMBOLÜDÜR”

    Muharrem orucunun ardından dağıtılan lokmaların da önemli bir anlam taşıdığını belirten Yıldırım, bunun paylaşım ve dayanışma kültürünü güçlendirdiğini kaydederek, “Orucun ardından dağıtılan hak lokması, insanların birbirleriyle dayanışmasını sağlar. Komşudan komşuya ulaşan lokmalar, ortak yaşamı ve paylaşımı büyütür. Bu aynı zamanda barışın ve kardeşliğin sembolüdür. İnsanların bir araya gelmesini, birbirinin acısını paylaşmasını sağlar” ifadelerini kullandı.

    “HÜSEYİN’İN DURUŞU İNSANLIĞA ÖRNEK OLMALI”

    Yıldırım,  Kerbela’dan çıkarılması gereken en önemli dersin zulme karşı sessiz kalmamak olduğunu vurguladı.

    “Hüseyin zulme karşı susmamıştır, haksızlığa boyun eğmemiştir. Bizler de bugün her türlü zulüm karşısında aynı duruşu göstermeliyiz. İnsanlık adına barışı savunmalı, kimsenin inancından, dilinden, kimliğinden dolayı ötekileştirilmediği bir dünya için mücadele etmeliyiz. Katliamların yaşanmadığı, insanların birbirini kırmadığı, eşit ve özgür bir ülke ve dünya istiyoruz” diye konuştu.

    Nuray ATMACA/DERSİM

     

  • DAD Eşbaşkanı Mercan Gül: Aleviler haklarının yasal güvence altına alınmasını istiyor-VİDEO

    DAD Eşbaşkanı Mercan Gül: Aleviler haklarının yasal güvence altına alınmasını istiyor-VİDEO

    PİRHA- DAD Eşbaşkanı Mercan Gül, Muharrem ayının Aleviler açısından yas, paylaşım ve dayanışma ayı olduğunu belirtti. Gül tarih boyunca baskı ve katliam politikalarıyla karşı karşıya kalan Alevilerin eşit yurttaşlık ve inanç özgürlüğü taleplerinin hala karşılanmadığını söyledi. Gül, cemevlerine yasal statü verilmesi ve Alevilerin haklarının yasal güvence altına alınması çağrısında bulundu.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eşbaşkanı Mercan Gül, Muharrem ayının Aleviler açısından yas ayı olduğunu belirterek, bu dönemin paylaşım ve ortaklaşma kültürünün en güçlü şekilde yaşatıldığı zamanlardan biri olduğunu söyledi.

    Muharrem ayında Kerbela’da susuz bırakılarak katledilen canların anıldığını ifade eden Gül, “Orada susuz kalan canlarımız için su içmeyiz, bir sebzenin başını kesmeyiz. Orucumuzu tutar, ardından aşuremizi dağıtırız. Aşure herkese pay edilir ve komünal yaşamın bir parçasıdır. Komşularımıza dağıtırız, komşularımız gelir,  bu paylaşımın adıdır” dedi.

    “ALEVİ İNANCINDA ORTAKLAŞMA ESASTIR”

    Alevi inancındaki birçok ritüelin ortaklaşma ve paylaşım temelinde şekillendiğini vurgulayan Gül, “Demokratik, ekolojik ve cinsiyet özgürlükçü paradigma, Alevi inancında ezelden bu yana var olan bir olgudur. Bizler de bu değerleri yaşatmaya ve sürdürmeye devam etmeliyiz” diye konuştu.

    “ALEVİLER TARİH BOYUNCA ZULME KARŞI MÜCADELE ETTİ”

    Alevilerin “72 millete aynı gözle baktığını” dile getiren Gül, tarih boyunca Alevilerin haksızlık ve zulüm politikalarına karşı mücadele verdiğini söyledi. Gül, “Tarihte Aleviler nehak zihniyete karşı mücadele etti. Bu mücadele bugün de devam ediyor. Egemen zihniyet, Alevilere yönelik baskı ve zulüm politikalarını günümüzde de sürdürüyor” ifadelerini kullandı.

    Kerbela’dan Dersim’e, Dersim’den Çorum, Malatya ve Maraş’a kadar birçok katliamla karşı karşıya kaldıklarını belirten Gül, bu nedenle mücadelelerinin sürdüğünü kaydetti.

    “HER TÜRLÜ ZULMÜN KARŞISINDAYIZ”

    Alevilerin yalnızca kendilerine yönelik değil, tüm halklara ve inançlara yönelik baskılara karşı durduğunu vurgulayan Gül, “Aleviler açısından bütün milletler birdir ve kim olursa olsun yapılan zulmün karşısında durulur. Ortadoğu’da kadınlara yönelik zulüm devam ediyor ve biz bu zulmün de karşısındayız” dedi.

    ALEVİLERİN TALEPLERİ

    Alevilerin temel taleplerine de değinen Gül, yaşadıkları ülkede inançsal ve demokratik haklarının yasal güvence altına alınmasını istediklerini belirtti. Gül, “Cemevlerine yasal statü verilmesini istiyoruz. Alevilerin eşit yurttaşlık temelinde haklarının tanınmasını ve güvence altına alınmasını talep ediyoruz” diye konuştu.

    Nuray ATMACA/DERSİM

  • Esenler Cemevi’nde Muharrem orucunda birlik ve dayanışma vurgusu-VİDEO

    Esenler Cemevi’nde Muharrem orucunda birlik ve dayanışma vurgusu-VİDEO

    PİRHA- Muharrem ayında Yas-ı Kerbela orucunu sürdüren Alevi yurttaşlar, Esenler Cemevi’nde bir araya gelerek lokmalarını paylaştı.

    Alevi toplumu, bulunduğu her coğrafyada Muharrem ayında Yas-ı Kerbela orucunu tutmaya devam ediyor. İstanbul’da bulunan Esenler Cemevi’nde bir araya gelen yurttaşlar da Muharrem orucunu açarak lokmalarını paylaştı.

    Etkinlikte ilk konuşmaları Dede Hasan Oktay ile Ferit Çelik yaptı. Kerbela’nın insanlık tarihindeki anlamına dikkat çekilen konuşmalarda, hak, adalet ve dayanışma değerlerinin önemine vurgu yapıldı.

    Daha sonra söz alan Esenler Cemevi Başkanı Cemal Özdemir, Muharrem ayının Alevi inancındaki yerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Özdemir, birlik ve dayanışmanın güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

    Programda zakir Feraye Güller deyişler ve nefesler seslendirdi. Deyişlere eşlik eden canlar, Kerbela şehitlerini anarken, Muharrem ayının taşıdığı manevi değerleri bir kez daha paylaştı.

    Cemevinde bir araya gelen yurttaşlar, lokmalarını paylaşarak oruçlarını açtı. Muhabbet ortamında gerçekleştirilen buluşmada, güncel toplumsal konular üzerine de sohbetler edildi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Erikli Baba Dergâhı’nda Muharrem muhabbeti: Kerbela’nın çağrısı bugün de sürüyor- VİDEO

    Erikli Baba Dergâhı’nda Muharrem muhabbeti: Kerbela’nın çağrısı bugün de sürüyor- VİDEO

    PİRHA- Muharrem ayı dolayısıyla Erikli Baba Dergâhı Cemevi’nde düzenlenen muhabbet ceminde konuşan DEM Parti milletvekilleri Celal Fırat ve Meral Danış Beştaş, Kerbela’nın adalet, eşitlik ve zulme karşı direniş mesajının güncelliğini koruduğunu vurguladı. Cemde birlik, dayanışma ve toplumsal barış çağrıları öne çıktı.

    İstanbul’daki kadim Alevi-Bektaşi inanç merkezlerinden Erikli Baba Dergâhı Cemevi’nde Muharrem ayı dolayısıyla muhabbet cemi gerçekleştirildi. Alevi inancının yas, paylaşım ve dayanışma geleneğinin yaşatıldığı buluşmada canlar bir araya gelerek Muharrem lokmalarını paylaştı.

    Muhabbet programına DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat ile DEM Parti Erzurum Milletvekili Meral Danış Beştaş mihman olarak katıldı. Cemde zakirlik hizmetini Barış Kardeş yürütürken, Erikli Baba Cemevi Dedesi Binali Doğan da Muharrem ayının anlam ve önemine ilişkin konuşma yaptı.

    ADALET OLSAYDI KERBELA YAŞANMAZDI

    Muhabbet meclisinde konuşan DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, Kerbela’nın yalnızca tarihsel bir olay olarak görülmemesi gerektiğini belirterek adalet vurgusu yaptı.

    “Derler ki bir devletin dili, inancı ne olmalı? Adalet olmalı” diyen Fırat, “Maalesef biz bu coğrafyada adaleti hiçbir zaman görmedik. Eğer adalet olsaydı bu acılar yaşanmazdı. Adalet olsaydı Hazreti Hüseyin ve yarenleri Kerbela’da katledilmezdi” ifadelerini kullandı.

    Toplumsal dayanışmanın önemine dikkat çeken Fırat, halkların birbirinin elini tutması gerektiğini belirterek, “Aleviler, Sünniler, Türkler, Kürtler, Araplar, Çerkesler, inananlar ve inanmayanlar olarak birbirimizin Xızır’ı olabilseydik bugün bu acıları yaşamıyor olurduk” dedi.

    “KERBELA’NIN MESAJI HALA GÜNCEL”

    Semavi dinlerin temelinde zorlamanın olmadığını vurgulayan Fırat, iktidarların ve baskıcı yönetimlerin din ve inançları kendi çıkarları doğrultusunda kullanarak halklara acılar yaşattığını söyledi.

    Kerbela’nın üzerinden yüzyıllar geçmiş olmasına rağmen Hazreti Hüseyin’in adının hala halkların vicdanında yaşadığını belirten Fırat, “Nice devletler kuruldu, nice saltanatlar yıkıldı. Ancak Hüseyin’in adı bugün de yüreklerde yaşamaya devam ediyor. Hüseyin dediğimizde zulme karşı direnişi, onurlu yaşamı ve hakikat mücadelesini hatırlarız” diye konuştu.

    Alevi toplumunun tarih boyunca katliamlarla karşı karşıya kaldığını ifade eden Fırat, Kerbela’nın yalnızca geçmişte yaşanmış bir trajedi değil, insanlık tarihinin en büyük ahlaki sorgulamalarından biri olduğunu söyledi.

    “KERBELA İNSAN ONURUNUN SİMGESİDİR”

    DEM Parti Erzurum Milletvekili Meral Danış Beştaş ise Kerbela’nın yalnızca tarihte yaşanmış bir olay olmadığını, günümüzde de eşitlik, özgürlük ve adalet mücadelelerine ışık tuttuğunu belirtti.

    Kerbela’nın insan onurunun ve boyun eğmemenin en güçlü sembollerinden biri olduğunu ifade eden Beştaş, “Bu nedenle konuşmalarımızda sıklıkla Kerbela’ya atıfta bulunuyoruz. Çünkü Kerbela’nın sorduğu soru bugün de günceldir: Adaletin yanında mı olacağız, karşısında mı?” dedi.

    “MUHARREM ORUCU PAYLAŞMANIN VE DAYANIŞMANIN ADIDIR”

    Türkiye’de ve dünyada savaşların, yoksulluğun, ölümlerin ve eşitsizliklerin sürdüğüne dikkat çeken Beştaş, Muharrem ayının ve Kerbela’nın çağrısının vicdan sahibi herkese yönelik olduğunu söyledi.

    Muharrem orucunun yalnızca bir ibadet olmadığını vurgulayan Beştaş, “Muharrem orucu paylaşmanın, dayanışmanın ve eşitliğin adıdır. Aynı zamanda ahlaki bir sorumluluktur. Farklı kimliklerde, inançlarda ve dillerde olsak da hepimizin eşit yaşayacağı bir dünya özlemi ortak paydamızdır. Kerbela’nın bize bıraktığı adalet mirasına sahip çıkmak gerekiyor” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • ABF: Kerbela yalnızca bir matem değil, zalime karşı direnişin adıdır!

    ABF: Kerbela yalnızca bir matem değil, zalime karşı direnişin adıdır!

    PİRHA- Alevi Bektaşi Federasyonu Yol Erkan Kurulu, Masum-u Paklar ve Muharrem Yas Orucu dolayısıyla yayımladığı açıklamada, Kerbela’nın Aleviler için yalnızca bir matem değil, zalime karşı direnişin ve ikrara bağlılığın sembolü olduğunu vurguladı. Açıklamada, Dersim’den Sivas’a, Çorum’dan Suriye’ye kadar Alevilere yönelik katliamların Kerbela’nın devamı niteliğinde olduğu belirtildi.

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Yol Erkan Kurulu, 13-15 Haziran tarihleri arasında tutulacak Masum-u Paklar Orucu ile 16-27 Haziran tarihleri arasındaki Muharrem Yas Orucu nedeniyle bir açıklama yayımladı. Açıklamada, Kerbela’nın Alevi inancındaki yeri hatırlatılarak, matem günlerinin yalnızca geçmişte yaşanan bir katliamı anmak değil, hakikatin ve adaletin yanında durma iradesini güçlendirmek anlamına geldiği ifade edildi.

    Açıklamada, Kerbela’nın Aleviler için bir yaşam öğretisi olduğu vurgulanarak, “Şah Hüseyin’in ve Zeynep Ana’nın Kerbela’da gösterdiği direniş; zalimin karşısında baş eğmeden, biat etmeden yolundan ve ikrarından dönmemenin öğretisidir” denildi.

    “ORUCUMUZ ZALİME KARŞI DURUŞUN SEMBOLÜDÜR”

    Muharrem Matem Orucu’nun yalnızca dini bir ibadet olmadığı belirtilen açıklamada, orucun aynı zamanda zulme karşı duruşun ve hakikate bağlılığın ifadesi olduğu kaydedildi.

    Yol Erkan Kurulu açıklamasında, “Orucumuz aç kalmaktan öte, Şah Hüseyin’in bendesi olduğumuzun ve zalimin karşısında durduğumuzun nişanesidir. Çünkü her çağın Yezitleri ve her çağın Hüseyinleri vardır” ifadelerine yer verdi.

    “ALEVİLERİN BELLEĞİNDE YENİ KERBELALAR VAR”

    Açıklamada, Muharrem ayının aynı zamanda Alevi toplumunun hafızasında derin izler bırakan katliamların yıl dönümlerine denk geldiğine dikkat çekildi. 6-16 Haziran 1966’da yaşanan Ortaca saldırıları, Çorum Katliamı ve 2 Temmuz 1993 Sivas Katliamı hatırlatılarak, bu olayların Alevilerin ortak hafızasında Kerbela ile aynı direniş ve acı hattında değerlendirildiği ifade edildi.

    “Dersim, Koçgiri, Ortaca, Maraş, Çorum, Malatya, Madımak, Gazi, Gezi ve Suriye; Alevilerin belleğinde yeni bir Kerbela’dır” denilen açıklamada, bu katliamların yüzyıllar geçmesine rağmen Yezit zihniyetinin sürdüğünün göstergesi olduğu belirtildi.

    “SURİYE’DE YAŞANANLAR DA KERBELA’NIN DEVAMIDIR”

    ABF Yol Erkan Kurulu, Anadolu’da geçmişte yaşanan katliamlarla bugün Suriye’de Alevilere yönelik saldırılar arasında tarihsel bir süreklilik bulunduğunu savundu.

    Açıklamada, “Anadolu’da Alevilere yaşatılan katliamlar da bugün Suriye Alevileri’ne yaşatılanlar da Kerbela’da Şah Hüseyin ve ailesine yaşatılanların devamıdır. Yezit aynı Yezit’tir. Bunun karşısında Hüseyin ve Zeynep Ana gibi durmak gerekir” ifadeleri kullanıldı.

    MUHARREM BOYUNCA ANMALAR DÜZENLENECEK

    Federasyon, bu yıl Muharrem Yas Orucu süresince yalnızca Kerbela şehitlerinin değil, yakın dönemde yaşamını yitiren ve Alevi toplumunun hafızasında yer eden isimlerin de anılacağını duyurdu.

    Açıklamada, “Mersiyelerimiz Ali Asker için de yakılacak, Koray Kaya için de. Su yolunda şehit olan Celal Abbas’ın yasını da çekeceğiz, elinde kınası kalan Kasım ile Fadime’nin de, Çorum’da fırına atılan Veli Dede’nin de” denildi.

    Yol Erkan Kurulu, açıklamasını “Her zulmün karşısında Şah Hüseyin’den ve Zeynep Ana’dan aldığımız onurlu duruşu terk etmeden, Şah Kalender’in direnciyle duracağız” sözleriyle tamamlayarak, tutulan oruçların ve çekilen yasların Hak katında kabul olmasını diledi.

    HABER MERKEZİ

  • Hınıs’ta aşureler paylaşıldı: Aleviler olmadan demokratik toplum olmaz-VİDEO

    Hınıs’ta aşureler paylaşıldı: Aleviler olmadan demokratik toplum olmaz-VİDEO

    PİRHA- Hınıs’ta aşure lokmasına katılan DBP Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar, “Aleviler olmadan, bu ülkede yaşayan zenginlikler, farklılıklar olmadan barış da olmaz demokratik toplumda olmaz. Bu çağrı hepimize” diye konuştu.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) ile Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Erzurum Hınıs İlçe Örgütü, Yassı Matem orucun son bulmasıyla aşure lokmalarını paylaştı.

    Lokma paylaşımına Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar, Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü Meral Danış Beştaş, DBP Eş genel Başkan Yardımcısı Narin Gezgör, il- ilçe eş başkanları ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    BEŞTAŞ: YALNIZ YAS DEĞİL BİR MÜCADELE GÜNÜ 

    Aşure lokmasında ilk olarak konuşan HDK Eş Sözcüsü Meral Danış Beştaş, Kerbela’nın tarihsel önemine ve Alevilik inancındaki yerine vurgu yaparak, yalnız bir yas değil bir mücadele günü olduğunu söyledi. Aşurenin, farklılıkların bir zenginlik olarak kabul edilmesi için örnek olacak bir olgu olduğunu ifade eden Meral Danış Beştaş, “DEM Partinin, HDK’nin, DBP’nin bütün olarak hareketimizin, Kürt Özgürlük Hareketi’nin mücadelesinin temel felsefesidir bu mesele. Farklıyız ama eşitiz. Ama bir arada mücadele ediyoruz. Türk’ün Kürt’ün, Alevi’nin Sunni’nin, Hristiyan’ın insan olarak inançları ve kimliklerin bir arada yaşaması tıpkı bu aşure kazanı gibidir” dedi.

    Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne değinen Meral Danış Beştaş, “Bu ülke çok acı yaşadı. Hepimiz çok bedel ödedik. Haksızlıklara, zulümlere maruz kaldık ve bu hala bitmiş değil. Ama silahsız, demokratik kanallarla, siyaset yoluyla herkesin sözünü söyleyebildiği bir toplum emin olun özgürlüğü de beraberinde getirecek” diye belirtti.

    UÇAR’DAN ALEVİ BEKTAŞİ CEMEVİ BAŞKANLIĞI’NA TEPKİ

    Ardından konuşan DBP Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar, Alevi inancının Kerbela’dan bu yana değerlerine sahip çıktığını söyledi. Hala yezidin zihniyetini sürdürmek isteyenlerin olduğuna işaret eden Çiğdem Kılıçgün Uçar, “Bu ülke Kürt’üyle, Türk’üyle, Alevi’siyle, Suni’siyle, Ermeni’siyle, Rum’uyla, Çerkez’iyle o kadar farklı zenginlikleri taşıyor ki. Hiçbir inancın kendisini yaşatması diğer inanca engel değil. Hiçbir inancın üstünde yeni bir inanç inşa edilemez” dedi.

    Cemevlerinin, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca kurulun Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na bağlanmak istenmesine tepki Gösteren Çiğdem Kılıçgün Uçar, Aleviliğin nasıl asimile edileceğinin hesaplandığına dikkat çekti.

    “ALEVİLER OLMADAN BARIŞ VE DEMOKRATİK TOPLUM OLMAZ”

    “Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı”na işaret eden Çiğdem Kılıçgün Uçar, “Bu çağrı hepimize. Bu çağrı, bu ülkede yeniden, yeni bir yaşamı, özgür bir yaşamı hep birlikte inşa edebilme fırsatı. Alevi, Hristiyan, Türk, Kürt, Çerkez herkes buna kulak kabartmalı. Çünkü o çağrı bir günde yapılan nbir çağrı değil. Bu ülkede direnen halkların sesi olan bir çağrı. Bu ülkede eşit yaşamın mümkün olduğuna inananların çağrısı. Bizde diyoruz ki: Aleviler olmadan bu ülkede yaşayan zenginlikler, farklılıklar olmadan barış da olmaz demokratik toplumda olmaz. Bu çağrı hepimize” şeklinde konuştu.

    Konuşmaların ardından Kureyşan Ocağı Pirlerinden Hüseyin Güzel de Kerbela olayının tarihselliğine dikkat çekti. Pir Güzelgül’ün verdiği gülbengler sonrasında aşure lokması pay edildi.

    PİRHA/ERZURUM

  • Doyuran Köyü’nde aşureler toplu bir şekilde yapılıyor-VİDEO

    Doyuran Köyü’nde aşureler toplu bir şekilde yapılıyor-VİDEO

    PİRHA – Türkmen Alevi köyü Doyuran’da yaşayan yurttaşlar, büyüklerinin sürdürdüğü binlerce yıllık aşure geleneğini toplu bir şekilde devam ettiriyor.

    Muharrem Oruçlarının ardından Aleviler, aşurelerini dağıtmaya devam ediyor.

    Balıkesir’in Altınoluk İlçesindeki Türkmen Alevi köyü Doyuran’da yaşayan yurttaşlar, binlerce yıllık aşure geleneğini devam ettiriyor.

    “AŞUREYİ TOPLU OLARAK YAPIYORUZ”

    Mahalle Muhtarı Ali Tuncay, 10 yıldan beri aşureyi toplu olarak yaptıklarını dile getirerek “2014’ten önce herkes kendi evinde aşuresini yapıyordu. Daha iyi olacağına kanaat getirerek 2014 yılından itibaren artık aşureyi toplu olarak yapmaya başladık. Sadece dedeler 2-3 gün önceden ayrı olarak yapıyor, daha sonra talipleriyle birlikte yapıyoruz. Hem bir arada oluyoruz hem de herkes birbirinin lokmasından tatmış oluyor. Toplu olarak yapılmasının amacı bu” diye konuştu.

    “GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE DEVAM EDECEK”

    Sibel adlı yurttaş ise aşure geleneğine dair şunları söyledi:

    “Geçmişten günümüze geleneğimizi sürdürüyoruz. Çocuklarımıza da gösteriyoruz. Muharrem Orucu’nun bitiminde dedelerimizin ilk gün pişirip ardından köylünün devam ettiği bir gelenektir aşure. Aşure gününü aramızda belirleyip yaparız. Herkes birbirine yardım eder. Vakti saati geldiğinde anons edip misafirlerimizle içeriz. Bu bizim aşure günümüzdür, geçmişten günümüze de devam edecek.”

    Elif TABAK/BALIKESİR

  • Balkız’dan Alevi örgütlerine eleştiri: Belediyelerden fındık-fıstık istemeye utanmıyor musunuz?

    Balkız’dan Alevi örgütlerine eleştiri: Belediyelerden fındık-fıstık istemeye utanmıyor musunuz?

     

    PİRHA – Eğitimci Yazar Ali Balkız, Muharrem Ayı’nda yapılan aşureler için belediyelerden alınan yardımları eleştirdi. Balkız, “Aşure hizmeti göreceğim, Hz. Hüseyin’i yad edeceğim diye belediyelerden iki kilo şeker, beş kilo yarma, beşer kilo fındık-fıstık istemeye, almaya, o kutsal kazana koymaya utanmıyor musunuz?” diye sordu.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği önceki dönem genel başkanlarından Yazar Ali Balkız, Alevi kurumları ve cemevlerinin, belediyeler desteğiyle aşure yapmasını eleştirdi.

    Eğitimci Yazar Ali Balkız, Muharrem Ayı içerisinde tutulan oruçlar ardından yapılan aşurenin, devlet desteğiyle olmaması gerektiğini ifade etti.

    “UTANMIYOR MUSUNUZ?”

    “Alevi örgütlerinin çok değerli yöneticileri, canlar, dostlar, müsahip kardeşlerim, sözüm size” diyen Ali Balkız, görüşlerini şu cümlelerle paylaştı:

    Canlar, şu günler yas günleri.

    Nedenini, niçinini benden de iyi biliyorsunuz.

    Sevgili Canlar, Arkadaşlar;

    Aşure hizmeti göreceğim, Hz. Hüseyin’i yad edeceğim diye belediyelerden iki kilo şeker, beş kilo yarma, beşer kilo fındık-fıstık istemeye, almaya, o kutsal kazana koymaya utanmıyor musunuz?

    Alevilik bu kadar mı ‘Şehirli’ oldu?

    Sizler; belediyelerden; bize şöööyle güzel bir cemevi yap derseniz, ya da tuğla, çimento vb. isterseniz, yarın ‘en masumu’ sizden oy isterler. Yetinmez içişlerinize karışır; seçimlerde karşınıza yine içinizden aday çıkartırlar. En kötüsü; kendi pişirdiği Aşure’yi halka dağıtırken; Semah hizmetlileri’ni göndermişseniz oraya, Madımak’ta yakılan o gençlerimizin bugünkü devamlıları, semah dönmekteyken, uzaktan ‘Ezan sesi geldi’ diye Semahı durdurmayı kendilerine hak görürler.

    Aşağıdaki fotoğraf 1 Temmuz 1993 Sivas Kültür Merkezi’ne ait. Bunun değerini bilmeyenler bu MEYDANA ÇIKMASIN…”

    (HABER MERKEZİ)

  • Ana Fatma Cemevi’nde oruçlar açıldı, lokmalar pay edildi

    Ana Fatma Cemevi’nde oruçlar açıldı, lokmalar pay edildi

    PİRHA – Kerbela’da katledilenler için tutulan 12 günlük oruç sona erdi. DAD Ankara Şubede oruçlarını açan Aleviler, Kerbela’da katledilenleri andı.

    Hz. Hüseyin ile ailesinin Kerbela’da katledilmesi başta olmak üzere geçmişten bugüne tüm katledilenler anısına 12 gün boyunca oruç tutuldu.

    Muharrem orucunun son günü nedeniyle Demokratik Alevi Dernekleri Ana Fatma Cemevin’de bir araya gelindi. DAD Ankara Şube Eş Başkanı Mustafa Karabudak, kısa bir konuşma yaparak iktidarın, Alevi inancına dönük politikalarını eleştirdi.

    “İKTİDAR, RİTÜELLERİMİZİ İFTARA ÇEVİRİYOR”

    Muharrem ayının önemine değinen Karabudak, şunları söyledi:

    “Muharrem yasının son gününde canlarımızla birlikte lokmalarımızı paylaşıyoruz. Bizde toplu oruç açma ve şaşalı yemek masaları kurup iftar açma gibi bir ritüel yok. Canlarımızın getirdiği lokmaları pay ettik. Ama siyasal iktidar, yerel yönetimler eliyle resmen oruç anmamızı iftara çeviriyor. Bu asimilasyonu kabul etmiyoruz.”

    Mustafa Karabudak’ın konuşmasının ardından İmam Rıza Ocağı evlatlarından Devrim Deniz Solmaz, çerağ uyandırarak gülbeng verdi.

    DAD Genel Merkez Yöneticisi Şükriye Gölpunar da Muharrem ayına ilişkin kısa bir konuşma yaparken Zakir Murat Yılmaz da deyişler okudu.

    Gecenin sonunda lokmalar paylaşıldı.

    PİRHA/ANKARA

  • Evlerinin kapısına dini içerikli bildiri bırakılmıştı; Aleviler bu tacizin aydınlatılmasını istiyor-VİDEO

    Evlerinin kapısına dini içerikli bildiri bırakılmıştı; Aleviler bu tacizin aydınlatılmasını istiyor-VİDEO

    PİRHA- Amasya’da Alevilerin yaşadığı evlerin kapısına dini içerikli bildiri bırakılmasının ardından mahallelinin tedirginliği sürüyor. CAN TV ekibi, taciz olayının yaşandığı mahalleye giderek yurttaşlara mikrofon uzattı. Aleviler, bu tacizin aydınlatılmasını istediler. 

    Alevilerin yoğunlukta yaşadığı Amasya’nın Kirazlıdere Mahallesi’nde, 7 Temmuz gecesi birçok evin kapısına “Hacet Namazı” başlıklı bildiri bırakıldı. Hangi örgüte ait olduğu bilinmeyen notta, Hacet Namazının nasıl kılınacağına dair detaylar yer alıyor.

    Muharrem ayının ilk gününde yaşanan olay, mahalleliler tarafından tepkiyle karşılandı. CAN TV ekibi, olayın yaşandığı mahalleye giderek yurttaşları dinledi.

    “PEŞİNİ BIRAKMAYACAĞIZ”

    Evinin kapısına bildiri bırakılan yurttaşlardan biri olan Bülent Kale, yapılan saldırının aydınlatılması gerektiğini ifade ederek şunları söyledi:

    “Sabah işe giderken kapımı açar açmaz bildiri önüme düştü. Kapının arasına sıkıştırmışlardı. Hoşumuza gitmeyen türden yazılardı. Apartmanda diğer dairelerde de var mıdır diye merak ettim. Baktığımda bütün kapılara sıkıştırıldığını gördüm. Neden Kirazlı Mahallesi ve neden Muharrem ayının ilk gününde böyle bir şey dağıtılmış? Konu ile ilgili haberler de yapıldı. Biz de bunun peşini bırakmayacağız.”

    “NAMAZ KILMAMAMIZ SİZİ NEDEN İLGİLENDİRİYOR?”

    ‘Hacet Namazı’ başlıklı bildirinin içeriğine de değinen Bülent Kale, “Vatandaşın namaz kılıp kılmamasını yönetmeye çalışamazsınız. Namaz kılıp kılmamamız sizi neden bu kadar ilgilendiriyor? Benim ibadetim gizlidir. İbadetimiz yüreğimizdedir. Bu notlar sadece Kirazlıdere Mahallesi’nde belli başlı apartmanların kapılarına bırakılmış. Bu yaşanan düşündürücü bir olay. Daha önceden böyle bir şey hiç olmadı. Bıraktıkları bildirinin altında da kesinlikle hiçbir kurum ve kuruluşun ismi yazmıyordu” diye konuştu.

    AYNI MAHALLEDE İKİNCİ TACİZ!

    CAN TV Programcısı Hüseyin Kelleci, konu dahilinde Gazeteci Mehmet Menekşe‘ye de mikrofon uzattı. Gazeteci Menekşe, 7 Temmuz gecesi yaşanan olaya ilişkin şu bilgileri aktardı:

    “Sabah 8.00’de bu civardaki tanıdıklarım beni aradı ve ‘ne olduğunu anlayamadığımız bazı kağıtlar bütün apartmanlara dağıtılmış’ dediler. Akabinde hemen mahalleye geldim. Kendi gözümle görüp fotoğraflarını çektim. Hatta mahalledeki başka apartmanları da dolaştım, aynı bildiriler oralarda da vardı. Yani bu bir organize işti. Muharrem orucunun ilk günü olması beni düşündürdü. Muharrem orucunun ilk gününde Allah sevgisine, namaz kılmaya çağıran bu tür bildirilerin dağıtılması normal mi diye sorduk. Burası Alevi mahallesi. 7-8 yıl önce de evlere bu bölgede çarpı işareti konulmuştu. Doğal olarak bunu bir taciz olarak algılıyorum. Çünkü bu bildiri başka mahallelerde dağıtılmadı. Bildiride anlatılan hacet namazı, Allah’a bağlanmanın yolları falan… Götür bunları kendi insanlarına anlat. Sonuçta Alevilerin de bu konuları anlatanı var, buna ihtiyaçları da yok. Ha Alevinin kapısına çarpı işareti atmışsın ha bir bildiri götürüp ‘namazı böyle kıl’ demenin hiçbir farkı yok. Bu nedenle de yapılanı bir taciz, tehdit olarak yorumluyorum.”

    “DİNİ VAKIFLARIN HEDEFLERİNDE ALEVİ ÇOCUKLARI VAR”

    Yaşananlardan ötürü bölge halkının tedirgin olduğunu da söyleyen Mehmet Menekşe cümlelerine şu sözlerle devam etti:

    “Bu bildirinin nereden geldiği belli ama şunlardan geldi diyemiyoruz. Sonuçta burada da bir takım dini cemaatler, vakıflar yapılar var. Bu vakıfların da hedefinde Alevi çocukları var. Yaz aylarında Alevi çocuklarını mahallelerde toplayıp Kur’an kurslarına götürüyorlar. Gitmeyenlere de bildiri dağıtıyorlar. Hepsinin kaynağı bir diye düşünüyorum. Bu bildiriler bir noktadan dağıtılıyor. Bildirileri dağıtanlar hakkında işlem yapılması gerekir. Haber çıktıktan sonra birtakım sivil insanların gelip mahallede soru sorduklarını duydum. Emniyet güçleri sanıyorum bir rapor hazırlayacaktır. Oysa ki her tarafta mobese kamerası var. Her saat herkesi bulabilirler. Amasya çok küçük bir yer. Belki de kimin dağıttığını da biliyorlardır.”

    “İLKEL BİR DAVRANIŞ”

    Kirazlıdere Mahallesi sakinlerinden İsmail Çelebi de yaşananlara ilişkin görüşlerini belirtti. 7 Temmuz’da oruç tutmaya başladıklarının altını çizen Çelebi, “21. yüzyılda böyle bir şey yapılıyor olmasından dolayı çok rahatsız olduk. Mahalleli, yaşananlardan dolayı oldukça rahatsız. Bu ilkel bir düşünce ve davranış!” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

    İLGİLİ HABERLER: Amasya’da dinciler Alevilerin evlerine dini içerikli bildiri bıraktı

  • Özel’den Muharrem Orucu mesajı: Tüm insanlığa barış getirmesini ümit ederim!

    Özel’den Muharrem Orucu mesajı: Tüm insanlığa barış getirmesini ümit ederim!

    PİRHA –CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Alevi toplumu tarafından tutulan Muharrem Orucuna ilişkin paylaşım yaptı. Özel, “Tutulan tüm oruçların ve paylaşılan lokmaların kabul olmasını dilerim” dedi. 

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Muharrem Orucunun tutulması sebebiyle mesaj paylaştı.

    Hz. Hüseyin ve yoldaşlarının Kerbela’da katledilmesi üzerine tutulan Muharrem Orucuna ilişkin Özel, sosyal medya hesabı X’ten şu mesajı yazdı:

    “Muharrem Ayı’nın tüm insanlığa barış, sağlık, huzur ve bereket getirmesini ümit eder, tutulan tüm oruçların ve paylaşılan lokmaların kabul olmasını dilerim.

    Muharrem ayının tüm insanlığa sağlık, huzur ve bereket getirmesini diliyorum.”

    PİRHA/ANKARA

  • Zeynel Abidin Koç: Muharrem Orucu, Hüseyin’in izinden gitme niyetini simgeler!

    Zeynel Abidin Koç: Muharrem Orucu, Hüseyin’in izinden gitme niyetini simgeler!

    PİRHA – Türkiye Alevi Federasyonu Başkanı Zeynel Abidin Koç, Muharrem Orucuna ilişkin yazılı açıklama paylaştı. Matem ayında tutulan orucun sadece bir ibadet olmadığını belirten Zeynel Abidin Koç, “Aynı zamanda manevi bir arınma ve Hüseyin’in izinden gitme niyetini simgeler” diye ekledi.

    Türkiye Alevi Federasyonu Başkanı Zeynel Abidin Koç, Muharrem Orucunun ilk günü sebebiyle açıklama yaptı. Hz. Hüseyin’in Kerbela’daki mücadele anısına oruç tutulduğunu ifade eden Zeynel Abidin Koç, Muharrem ayında, birlik ve dayanışma ruhunun ön planda olması gerektiği belirtti.

    “HÜSEYİN’İN İZİNDEN GİTME NİYETİNİ SİMGELER”

    “Matem ayı ve Oruç” başlığı ile yazılı açıklama paylaşan Zeynel Abidin Koç, şu cümlelere yer verdi:

    “Oruç, insanın bedenini disipline etmek ve ruhsal yapısını güçlendirmek için kişinin belirli saat aralığında yemeden içmeden kesilmesidir.

    Matem ayında tutulan oruç sadece bedenin denetim altına alınmasından ötedir. Kişi sadece yemeden içmeden kesilerek oruç tutmaz.

    Önemli olan nefsin orucudur.

    Eliyle, diliyle, gözüyle kısacası tüm azalarıyla oruç olmalı insan.

    Hırstan, kinden, nefretten arındırmalı.

    Özüyle buluşmalı.

    Bugün matemin 1. Günü

    Bugün, Hüseyin’in Kerbela’daki duruşu ve adalet için verdiği mücadele anısına oruç tutuyoruz. Alevi toplumunda bu ay, birlik ve dayanışma ruhunu güçlendiren önemli bir zaman dilimidir.

    Alevi inancında Matem ayında tutulan oruç, sadece bir ibadet değil, aynı zamanda manevi bir arınma ve Hüseyin’in izinden gitme niyetini simgeler. Bu oruç, geçmişin acılarına odaklanarak toplumsal vicdanın ve adalet duygusunun önemini hatırlatır.

    Matem ayının ilk günü, Alevi inancında sadece geçmişin bir hatırası değil, aynı zamanda gelecek için bir umuttur. Hüseyin’in öğretileri ve mücadelesi, adalet, eşitlik ve insanlık onurunun korunması için bir ilham kaynağı olarak görülür ve bu ay, bu değerleri hatırlatmak ve yaşatmak için bir fırsat olarak değerlendirilir.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Londra’da Enfield Cemevi aşure paylaştı-VİDEO

    Londra’da Enfield Cemevi aşure paylaştı-VİDEO

    PİRHA- Enfield Alevi Kültür Merkezi ve Cemevinin aşure lokmasında, farklılıklarla bir arada yaşayabilmenin en değerli aşure olduğu vurgusu yapıldı.

    Muharrem Orucu’nun sona ermesiyle birlikte Alevi toplumu birçok yerde aşure paylaşmaya devam ediyor.

    İngiltere’de hizmet yürüten Enfield Alevi Kültür Merkezi Cemevi dernek binasında aşure lokmalarını paylaştı. Hak mücadelesinde Hakk’a yürüyenler için bir dakikalık saygı duruşu sonrasında lokma paylaşımına Alevi kurumları ve siyasi parti temsilcilerinin yanı sıra Britanya Alevi Federasyonu Eşit Başkanları Müslüm Dalkılıç ve Dilek İncedal, İngiltere Alevi Kültür Merkezi Eşit Başkanları İbrahim Has ve Filiz Koç’un yanı sıra çok sayıda kişi katıldı.

    Depremde ve hakikat mücadelesinde Hakk’a yürüyenlerin anılması ve semahların dönülmesinin sonrasında gülbeng ile lokmalar paylaşıldı.

    PİRHA/İNGİLTERE

  • Balkız: Belediyelerin bağışı ile aşure kaynatmanın kültürümüzde yeri yok-VİDEO

    Balkız: Belediyelerin bağışı ile aşure kaynatmanın kültürümüzde yeri yok-VİDEO

    PİRHA – Yazar Ali Balkız, devlet kurumlarının, Muharrem ayında Alevi kurumlarına ‘yardım’ adı altında yürüttükleri politikaları eleştirerek, “Çağımızda, ne yazık ki başta iktidar olmak üzere iktidarın diğer temsilcileri de Alevilere büyük bir taarruz halindeler” dedi. Balkız, Alevilerin asimilasyon politikalarına karşı direnmeyi sürdüreceğini kaydetti. 

    Muharrem Orucu bugün 7. gününde. 12. günün sonrasında aşure paylaştırılacak. Bazı Alevi örgütlerinin belediyelerin yardımıyla aşure hazırlaması Alevilerin eleştirilerine neden oluyor.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) önceki dönem genel başkanlarından Yazar Ali Balkız, iktidarın, belediyeler aracılığıyla yaptığı Muharrem Orucu yardımlarına ilişkin değerlendirme yaptı. Balkız, belediyelerin, Muharrem ayı ve aşure için yardımlar yapmasını eleştirdi.

    “HÜSEYİN’İ HÜSEYİN YAPAN BOYUN EĞMEMESİDİR”

    Ali Balkız, Aleviliğin temelinde boyun eğmenin olmadığını vurguladı. Balkız, Alevi toplumunun, zalimin zulmüne boyun eğmemesi gerektiğini belirterek, “Aleviler ve Alevi olmayan vicdan sahipleri şu günlerde oruç tutuyorlar. Oruçlarını Kerbela’da Hz. Hüseyin ve yoldaşlarının, Muaviye oğlu Yezid’in orduları tarafından katledilmiş olmasının anısına, hatırasına tutuyor. İslam için o tarihte siyasi tartışma kimin halife olacağı tartışmasıydı evet ama özünde bu bir siyasal, sosyal ve hiç kuşku yok ki sınıfsal bir özellik taşıyordu. Hz. Ali ve oğlu Hüseyin, Muaviye ve Yezid’e biat etmemişlerdi. Onun üstünlüğünü kabullenmemiş ve boyun eğmemişlerdi ve o yolda da Hüseyin, Kerbela’da öldürüleceğini bile bile atının sırtında gitti. Yakın akrabalarıyla birlikte kanının son damlasına kadar savaştı ve hayatını verdi. Hüseyin’i Hüseyin yapan bu tavırdır, boyun eğmemesidir, zalimin zulmüne evet dememesidir, ona karşı çıkmasıdır. Belki ondan önceki tarihlerde de Spartaküs ve benzer yiğitler vardı. İnsanlık var olduğu müddetçe de olmuştur. Zalimler ve mazlumlar, egemenler ve o egemenlerin yönetme biçimine itiraz edenler olmuştur” dedi.

    “BİR YASTIR, BİR PAYLAŞIMDIR”

    Muharrem Orucu’nun kadim bir anlayış olduğunu belirten Balkız, sözlerine şöyle devam etti:

    “Muharrem Orucu İslamiyet ve Kerbela ile de Aleviliğe intikal etmiştir. Ama Alevilik Kerbela’dan mı başlar, Horasandan mı başlar, Sümerlerden mi başlar, Orta Asya’dan mı başlar, Anadolu’dan mı başlar, Hünkar Hacı Bektaş-ı Veliden mi başlar, Pir Sultan’dan mı başlar; kim nereden başlatıyor olursa olsun temel anlayış hak, hukuk aramak, özgür, laik insan olmak üzerine kurulu isteklerin bir bütünüdür. Muharrem Orucu insanların kendi dilleri, dinleri, kültürleri, coğrafyaları ile kendi yaşam tarzı ve anlayışlarıyla başka uluslarla birlikte barış içerisinde yaşamasının olanaklarını arama eylemidir aynı zamanda. Bir yastır, bir paylaşımdır… Biz sadece bayramı, doğumu, düğünü, güneşi, ayı paylaşmayız, aynı zamanda üzüntülerimizi de paylaşırız, ölülerimizin matemini de paylaşırız, yenilgilerimizi de paylaşırız. Acıları paylaşa paylaşa azaltırız, sevinçlerimizi paylaşa paylaşa çoğalttığımız gibi. Bu bir ritüeldir, bir anlayıştır.”

    “ALEVİLERE SALDIRI HALİNDELER”

    Ali Balkız, Alevilerin kentlere gelmesiyle birlikte yaşayış biçimlerindeki farklılıklara da değindi. Balkız, iktidarın yardım adı altında yaptıkları asimilasyon politikalarını eleştirerek şunları söyledi:

    “Aleviler bunu kadim olarak uzun yıllardan bu yana yapagelmişlerdir ama geldiğimiz şu günlerde, 1950-60’lardan başlayarak Alevilerin kente gelmeleri ile birlikte devletle daha iç içe, Sünni komşuları ile daha kapı komşu oluşları onları kendi yaşam alanlarındaki geleneksel olarak yaşadıkları Aleviliğin artık kent koşullarında yeniden uyarlanması haline getirmiştir. Cemler artık otantik anlamda bildiğimiz cem olmaktan çıktığı gibi oruç tutuşumuz da ne yazık ki kentte özelliklerinden kaybetmiş. Cemde, köyde kimin evinde nesi varsa o getirilir az olandan az çok olandan çok aynı tencereye girer, pişer lokma olur ve canlara dağıtılır. Artan da nüfus başına pay edilir. Yani herkesten varlığına göre alınır, herkese ihtiyacına göre verilir. Bu bize neyi hatırlatır? Aleviler yüzyıllardır bunu yaşarken Karl Marx daha doğmamıştı. Şimdi buradan hareket edecek olursak kentlerde Aleviler oruç tutacaklar, oruçlarını açacaklar, aşure kaynatacaklar ve bunun malzemelerini belediyelerden alacaklar öyle mi? Ya da belediyeler onlara çuval çuval bulgur, yağ, dut, şeker, su gönderecek ve Aleviler bunları kabul edecek. Bunlardan pişen aşureyi lokma yapıp oruç açacaklar öyle mi? Yakışmıyor. Bu doğru değil. Kendi olanakları ne kadar el veriyorsa o kadarı ile yetinmek ama belediyelerin bağışı ile gönderdiği hediyeler ile aşure kaynatmanın bizim kültürümüzde yeri yoktur. Ve ayrıca sadece bununla kalmıyor belediyeler, hükümet de çokça yapıyor bu ve benzeri yardım adı altında aslında denize olta atılmış yem gibi düşünecek olursak güya Aleviler balık onlar da avlayacaklar. Çağımızda, ne yazık ki başta iktidar olmak üzere iktidarın diğer temsilcileri tarafından Alevilere büyük bir taarruz, büyük bir saldırı halindeler.

    “ALEVİLER DİRENİYOR VE DİRENECEKLER”

    Demokratik Alevi Dernekleri, Ana Fatma Cemevi’nin kapısındaki kırıklar bundan 1 sene önce kırıldı. Diğer Alevi örgütleri ile birlikte saldırıya uğrayan bu mekanı tahrip edenler yakın bir zaman önce serbest bırakıldılar. İktidar Alevilere hoş görünmek için Alevi gençlerinden oluşacak gençlik kampları düşünüyor, Kerbela’ya Alevi dedelerini götürüyor. Hükümet, Hacı Bektaş’a Alevileri, Alevi önderlerini, dedelerini, vakıf ve Alevi derneklerini davet ediyor. ‘Onları nasıl yollarından çıkartırız, nasıl kafalarını değiştiririz, görüşlerini bulanıklaştırırız, nasıl asimile ederiz, hangi alanlarla, hangi yöntemlerle, yollarla’ diye düşünüyor. Bu konuda çok deneyimliler doğrusu. Yani Selçuklu’dan başlayarak Osmanlı boyunca devam eden ne yazık ki Cumhuriyet aşamasında da sürmekte olan bir yandan toplu halde ya da bireysel anlamda katliamlar onların yanına bir de barışçıl yolu eklediler. O sopa orada duruyor, ellerinde hazır ama tavşan havuç hikayesinde olduğu gibi havuç uzatarak acaba Alevileri yollarından döndürebilir, terbiye edebilir, yola getirebilir, kendi kervanımıza katabilir miyiz yanıtlarını aramaya çalışıyorlar. Belediyelerin şu günlerde Alevi örgütlerine, cemevlerine göndermek istedikleri ya da göndermekte oldukları aşure malzemeleri de bunun araçlarından biri ne yazık ki.

    Aşurenin bir anlamı var tarihsel anlamdaki misyonu bellidir. Semavi dinler öncesine dayanır. Kerbela ile birlikte de Aleviler, Kızılbaşlar benimsemişlerdir. 12 çeşit maddeden oluşur. Her biri bir kazana giriyor aynı kazanda kaynıyor, artık nohut nohut değil, fasulye fasulye değil, şeker şeker değil hem kendisi hem başkası artık. Kültürlerin, insanların sosyolojik, kültürel anlamda da birbirlerinden alacakları ve verecekleri vardır. Birlikte başka bir şey olurlar; kendi özelliklerini, öz benliklerini korurken aynı zamanda bir ve beraber olurlar. İktidar bunu istemiyor. Ama Aleviler direniyor ve direnecekler.”

    Buse Nehir DEMİR/ANKARA

  • DAD İzmir Şubesi ve Dersimliler Derneği aşure lokmalarını paylaştı-VİDEO

    DAD İzmir Şubesi ve Dersimliler Derneği aşure lokmalarını paylaştı-VİDEO

    PİRHA- Yamanlar Cemevindeki aşure lokmasında konuşan DAD İzmir Şube Eş Başkanı Zeynel Bozkurt, Alevilere yönelik saldırılar ve asimilasyon politikalarına karşı ortak mücadele çağrısında bulundu. 

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) İzmir Şubesi ve İzmir Dersim Kültür ve Dayanışma Derneği muharrem ayının sona ermesiyle birlikte aşure lokmalarını paylaştı. Bayraklı ilçesinde bulunan Yamanlar Cemevindeki aşure lokmasına Alevi kurumları, siyasi parti temsilcileri ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    Aşure lokmasının paylaşıldığı salona Seyit Rıza, Hacı Bektaş Veli, Pir Sultan Abdal fotoğraflarının yanı sıra katılımcıları Türkçe ve Kürtçenin Kurmanci/Kırmancki lehçelerinde selamlayan ‘Hoşgeldiniz’ pankartları asıldı.

    Aşure lokmasında hakikat mücadelesinde Hakk’a yürüyen canlar için çerağlar uyandırılarak bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu. Aşure lokmasının gülbengini Baba Mansur Ocağı’ndan Ana Fidan Yıldız verdi.

    “MÜCADELENİN YOLU ALEVİLERİN GÜÇLÜ BİRLİĞİDİR”

    Aşure lokmasının açılış konuşmasını yapan DAD İzmir Şube Eş Başkanı Zeynel Bozkurt, Alevilere yönelik saldırıları püskürtmenin yolunun Alevilerin birliğinden ve ortak mücadelesinden geçtiğinin altını çizerek, “Kerbelalar günümüzde de devam ediyor. Derik’teki kazada yitirilen canlar bir Kerbala’dır. Kerbela’daki canlar direndiler, boyun eğmediler. Bu duruşla mücadele etmek gerekir. Mücadele etmenin yolu bir olmak, güçlü kalmaktır. Yeni Kerbelalar olmasın diye uyanık olmamız lazım. Bir taraftan cemeevleri ziyaret edilerek değer vermiş gibi gösteriliyor, diğer taraftan da toplumsal gerçekliğimizden uzaklaştırılmak isteniyoruz. Alevi kurumlarına saldırılar oldu. Son 2 yılda Alevi kurumları ziyaret ediliyor. Cemevleri ibadethanemizdir öyle de kalacaktır. Saldırılar, asimilasyon politikaları bizleri yıldıramaz, yolumuzdan döndüremez” dedi.

    “İNANCIMIZ VE DOĞAMIZA YÖNELİK SALDIRILAR TEK BİR MERKEZDEN GERÇEKLEŞİYOR”

    İzmir Dersim Kültür ve Dayanışma Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Ali Ekber Coşkun da merkezi elden Dersim ve bölgedeki iller üzerinde fiziki ve kültürel soykırım politikalarının katmerleşerek devam ettiğini belirterek, “Makul vatandaş olmadığımız için hep darbelenmek istendik. Hakkımızda davalar açıldı, fiziki müdahalelere maruz kaldık. Dersim ve bölge üzerinde kültürümüze, dilimize, doğamıza saldırılar var. Kadın cinayetleri, uyuşturucu kullanımı arttı, manevi değerlerine yönelik saldırılar tek bir merkezden gerçekleşiyor. Bu süreçte kurumlarımızı güçlendirmek zorundayız” ifadelerini kullandı.

    “HÜSEYNİ DURUŞ FAŞİZME KARŞI BARIŞI SAVUNMAKTIR”

    Aşure lokmasında söz alan Halkların Demokratik Partisi İzmir İl Eş Başkanı Çınar Altan, Hüseyni duruşun bugünkü halinin faşizme karşı barışı savunmak olduğunu söyleyerek, “Hüseyni duruş mazlum halklar için muazzam bir direniş tarihi bıraktı. İktidar mazlumları katliama, soykırıma maruz bırakıyor. Günümüz yezitlerine karşı Hüseyni duruşu sergilemek, faşizme savaşa karşı barışı savunmak bizlerin görevidir. Muharrem ayının ruhu ile 1 Eylül’e hazırlanıyoruz. Onurlu bir barışı haykıracağız” dedi.

    PİRHA/İZMİR

  • Ali Yıldırım: Misafire göre evin dizayn edilmesi kabul edilemez

    Ali Yıldırım: Misafire göre evin dizayn edilmesi kabul edilemez

    PİRHA-Hüseyin Gazi Cemevi Mütevelli Heyeti Üyesi Ali Yıldırım, Erdoğan’ın ziyareti öncesi cemevinde yapılan tadilat ve dizayn etme çalışmalarına tepki göstererek, “Fotoğraflar sol tarafta görüntü alınmayacak bir yere konulmuş. Tadilat olsa dahi resimlerin kendi yerinde korunması gerekirdi. Misafire göre evin dizayn edilmesi kabul edilemez. Herhangi bir gerekçe, yapılan şeyi haklı gösteremez” dedi. 

    AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Muharrem’in 10’uncu gününde Ankara Mamak’ta bulunan Hüseyin Gazi Cemevi’ne gerçekleştirdiği ziyaret sonrası tartışmalar devam ediyor. Ziyarete başta Hüseyin Gazi Derneği yönetimi ile Alevi örgütleri tepki göstermişti.

    Erdoğan’ın, katıldığı oruç açma programında cemevlerine ibadethane statüsü tanınması talebine yönelik yorum yapmaması da dikkat çekti.

    Ziyarette tepki çeken bir başka konu ise cemevinin, Erdoğan’ın ziyareti öncesi AKP’li Mamak Belediyesi ve Mamak Kaymakamlığı tarafından tadilata sokularak, iç dizaynında değişikliğe gidilmesi oldu. Hacı Bektaş Veli, Hz. Ali ile Mustafa Kemal Atatürk fotoğraflarının yer değiştirilmesi tartışma yarattı. Hüseyin Gazi Cemevi Mütevelli Heyeti Üyesi Ali Yıldırım konuya ilişkin PİRHA‘ya açıklamalarda bulundu.

    “MİSAFİRE GÖRE EVİN DİZAYN EDİLMESİ KABUL EDİLEMEZ”

    “Cemevinin içi görüldüğü kadarıyla tamamıyla dizayn edilmiş durumda” diyen Yıldırım, tadilata dair şunları söyledi:

    “Özel olarak boyama ve tadilat gerekçesi buna vesile kılınarak, cumhurbaşkanının bilgisi dahilinde mi değil mi, ama cumhurbaşkanına yaranmak, onun gönlünü hoş tutmak ya da dünya görüşüne uygun hale getirmek gibi bir çabanın olduğu açık ve net şekilde görülüyor. Orada postun arkasındaki duvarda Hacı Bektaş Veli, Mustafa Kemal ve Hz. Ali vardı. Yine Hacı Bektaş resminin yanında da bir geyik boynuzu vardı. Hz. Ali’nin olduğu yerde ise tahta kılıçlar vardı.

    Bu resimler tadilat gerekçesiyle oradan kaldırılmış. Onun yerine yazılarla 12 imamların adları konulmuş. Hat sanatı gibi. Ama hiçbir estetik, sanatsal değeri olmayan basılı malzemelerden oluşmuş. Fotoğraflar da sol tarafta görüntü alınmayacak bir yere konulmuş. Tadilat olsa dahi resimlerin kendi yerinde korunması gerekirdi. Misafire göre evin dizayn edilmesi kabul edilemez. Herhangi bir gerekçe, yapılan şeyi haklı gösteremez.”

    Barış KOP / İSTANBUL

  • ‘Zulmün olduğu her yer Kerbela’dır, Hüseyin’in duruşunu anlayarak yaşayalım’-VİDEO

    ‘Zulmün olduğu her yer Kerbela’dır, Hüseyin’in duruşunu anlayarak yaşayalım’-VİDEO

    PİRHA-Muharrem ayına dair konuşan Babamansur Ocağı’ndan Hakan Erol dede, “Zulmün olduğu her yer Kerbela’dır. Muharrem ayında kendimizi daha da bilinçlendirmemiz, sadece sözde değil özde de Hüseyin’in, Pir Sultan’ın duruşunu anlayarak, yaşamımızı devam ettirmemiz gerekiyor” dedi.

    Babamansur Ocağı’ndan Hakan Erol dede Muharrem Orucu ve Kerbela yasına ilişkin PİRHA‘ya açıklamalarda bulundu. “Muharrem, Alevi toplumu başta olmak üzere gönlünde insana, doğaya ve mazluma karşı hassasiyet gösteren tüm duyarlı insanlar için çok önem atfeden bir aydır” dedi.

    “İMAM HÜSEYİN’İN MÜCADELESİNE SAYGIYLA ORUÇ TUTULUYOR”

    Erol, şunları kaydetti:

    “Muharremde aslında insanın da kendini bir sorgulaması gerekiyor. Çünkü bundan 1400 yıl öncesinde İmam Hüseyin ve yarenleri, ona inananlar bu yola niçin çıkmışlardı; niçin bedel ödediler? Bugün bizler onları nasıl anlıyoruz? Bir nevi de Muharrem ayında bunu hissederek yaşamamız gerekiyor. Çünkü eskiye baktığımızda Anadolu’da nasıl ki bir ailenin içinde bir can Hakk’a yürüdüğünde tutulan yas, Muharrem ayına girdiğimizde de o denli tutuluyordu. Bugün hem o acıyı anlayarak hem de İmam Hüseyin’in orada verdiği mücadeleye saygıyla oruç tutuluyor. Onun akabinde de yolun devam ettiğine dair şükür cemi yapılıyor.

    “ZULMÜN OLDUĞU HER YER KERBELA’DIR”

    Aşure yapılıp herkes ile paylaşılıyor. Toplumun bir araya gelmesini ve birlikte bir şeyler yapabilmesi adına da cem yapılıyor. Kerbela’da yapılan zulme karşı vicdan sahibi insanlar hassasiyet gösteriyor. Yüz yıllar boyunca da sürdü bu. Sadece Kerbela sahrasında olan bir şey olmadı. Alevi toplumu daha sonrası da Maraş’ta, Sivas’ta, Çorum’da, Malatya’da olduğu gibi farklı cefaları çekti. Bundan 7 sene önce Muharrem ayına denk gelen şekilde Ankara’da Gar Katliamı yaşandı. Zulmün olduğu her yer Kerbela’dır. Onu yaşayan herkes de Muharrem’i yaşıyor. Muharrem ayında kendimizi daha da bilinçlendirmemiz, sadece sözde değil özde de Hüseyin’in, Pir Sultan’ın duruşunu anlayarak, yaşamımızı devam ettirmemiz gerekiyor.”

    Barış KOP – Berfin YILDIZ / BALIKESİR