Etiket: muhsin yazıcıoğlu

  • AABK’den CHP’ye mesaj: Katillere methiyeler düzmek vicdansızlıktır!

    AABK’den CHP’ye mesaj: Katillere methiyeler düzmek vicdansızlıktır!

    PİRHA- Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), CHP’li yöneticilerin, Muhsin Yazıcıoğlu’nun mezarını ziyaret etmesini kınayarak, “Katliamlara adı karışmış kişi, örgüt ve partilerle yan yana duranları, aklamaya kalkanları, en az o katiller kadar sorumlu tutuyoruz” dedi.

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), CHP’li yöneticilerin, Muhsin Yazıcıoğlu’nun ölüm yıldönümünde mezarını ziyaret edip mesaj paylaşmasını kınadı.

    “KATİLLERİ KAHRAMAN İLAN ETMEK VİCDANSIZLIKTIR”

    Yazılı açıklama yapan AABK, “Elinde yüzlerce canın kanı olan katillere methiyeler düzmek, buradan da siyasi rant elde edilebileceğini düşünmek, en hafif deyimle; vicdansızlıktır” diyerek, şu ifadeleri kullandı:

    “Türkiye’de, Alevi köylerinde karakoldan ezan okutulurken, partiler kapatılırken, vekiller Meclis’te tutuklanırken, bir imza ile İstanbul Sözleşmesi iptal edilirken, ülkenin en yüksek puanı ile girilebilinen Boğaziçi Üniversitesi öğrencileri terörist ilan edilirken, Corona ile mücadele ve aşılamada sınıfta kalınırken, öğrencilerin, insan hakları savunucularının, gazetecilerin evleri basılırken, biraz itiraz edenin hayatı mahvedilirken, gazeteciler, siyasetçiler dövülürken, AİHM kararları uygulanmazken, kadınlara adeta orta çağ kuralları dayatılırken, Alevilere, Kürtlere, Ermenilere, Romanlara, LGBTİ’lere, İnsan Hakları Savunucularına, aydınlara, ülkenin ötekilerine vebalı muamelesi yapılırken, memleketin bu hale gelmesinden, kaos ve katliamlardan sorumlu olan faşist, ırkçı, Türk-İslam ideolojisi ve zihniyetinden beslenen bir çok isimden övgü ile söz ederek, basına ve kamuoyuna açıklama yapılmasına, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu olarak itirazımız var.”

    “ALEVİLERİN KATİLLERİNİ, SAYGIN KİŞİLER OLARAK TOPLUMA TEKRAR PAZARLAMAK VİCDANSIZLIKTIR”

    Toplumda umut, direnç, aydınlanma damarını güçlendirmek yerine, ülkenin koşar adım totaliter rejime gittiğinin ifade edildiği açıklamanın devamında, “Demokrasinin tabutuna son çivinin çakıldığı şu günlerde, geçmişten günümüze ülkeye yayılan dalga dalga kötülüğün sorumlularına, elinde yüzlerce Canın kanı olan katillere methiyeler düzmek, Alevilerin katillerini, Maraş’ın, Çorum’un, Sivas’ın, Gazi’nin sorumlularını kahraman ilan etmek, saygın kişiler olarak topluma tekrar pazarlamak, buradan da siyasi rant elde edilebileceğini düşünmek, en hafif deyimle; vicdansızlıktır” cümlelerine yer verildi.

    “ALEVİ KURUMLARI OLARAK, KİRLİ İLİŞKİLERE ONAY VERMİYOR VE SESSİZ KALMIYORUZ”

    Açıklamada, “Tüm ötekilerin oylarıyla seçilen, belediye başkanları ve parti yöneticileri boy boy resim vererek, kamuoyunda Alevilerin, Kürtlerin, devrimcilerin, sol-sosyalistlerin, kısacası tüm ötekilerin katliamlarından sorumlu bu şahıslardan övgü ile söz etmesi, başta kayıp yakınları olmak üzere, vicdanı olan herkesin kanayan yarasına tuz basmaktır” vurgusuna yer verilerek, “Bundan dolayı, akrabalarımızın, arkadaşlarımızın, bu ülkenin aydınlık yüzlü insanlarının katillerini aklamanızdan, demokrasinin yılmaz bekçileri gibi göstermenizden endişe duyuyoruz. Alevi kurumları olarak, asla kabul edilemeyecek bu tür politik varyasyonlara, kirli ilişkilere onay vermiyor ve sessiz kalmıyoruz. Katliamlara adı karışmış kişi, örgüt ve partilerle yan yana duranları, onları işledikleri suçlardan aklamaya kalkanları, en az o katiller kadar sorumlu tutuyoruz. Herkesten vicdan terazisini bozmadan, sorumluluklarının gereğini yerine getirmesini bekliyoruz” ifadeleri kullanıldı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Fırat’tan CHP’ye tepki: ‘Madımak’ın azmettiricisine ziyaret Alevileri yok saymaktır’

    Fırat’tan CHP’ye tepki: ‘Madımak’ın azmettiricisine ziyaret Alevileri yok saymaktır’

    PİRHA- Alevi Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Celal Fırat, CHP Ankara İl Başkanı Ali Hikmet Akıllı’nın Muhsin Yazıcıoğlu’nun mezarını ziyaret etmesini eleştirdi. Fırat, “Cumhuriyet Halk Partisi’nin yöneticilerine Muhsin Yazıcıoğlu’nu anmak dert olmuş. Yani CHP’ye İnsan hakları değil oy lazımmış, demokrasi ve çoğulculuk değil mafya lazımmış” diyerek tepki gösterdi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Kurucu Başkanı Murtaza Demir, CHP Ankara İl Başkanı Ali Hikmet Akıllı’nın Muhsin Yazıcıoğlu’nun mezarını ziyaret etmesini eleştirmiş ve ardından partisi CHP’den istifa ettiğini açıklamıştı.

    CHP yöneticilerinin Muhsin Yazıcıoğlu’nun mezarını ziyaret etmesine Alevi kamuoyundan tepkiler gelmeye devam ediyor.

    Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Celal Fırat, ‘Eğilmek, Bükülmek ve Kıvırmak’ başlığıyla kaleme aldığı yazısında şüpheli ölüm adı altında katledilen onlarca aydın ve devrimci yurttaşın ölümünden sorumlu olan Muhsin Yazıcıoğlu’nun ayrıca Sivas Madımak Katliamı’nın da baş azmettiricilerinden olduğunu hatırlattı.

    Fırat, kendi deyimiyle oy potansiyeli görülen Alevilere, “çantada keklik” olarak bakmanın hastalık olduğu eleştirisini yönelterek, “Muhsin Yazıcıoğlu’nun mezarı başında fatiha okumak, dinci-gerici ve faşist komplolarla katledilen, yerinden yurdundan kovulan, binlerce Alevi ve aydını unutmak demektir. Daha anlaşılır ise eğilmek, bükülmek ve kıvırmaktır” diye belirtti.

    “MEZARI BAŞINDA FATİHA OKUMAK KATLEDİLEN ALEVİLERİ UNUTMAKTIR”

    Alevi Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Celal Fırat’ın kaleme aldığı yazıdan başlıklar şöyle:

    “Sivas Madımak Katliamı’nın tutanak ve kararlarında faşist ve gerici militanları azmettiren kişi. Şüpheli ölüm adı altında katledilen onlarca aydın ve devrimci yurttaşın ölümünden sorumlu, mafya işbirliği ile onlarca genç devrimciyi katleden, mafya babalarının hapisten çıkarılması için şehirleri tehdit eden tetikçi Muhsin Yazıcıoğluydu…

    Muhsin Yazıcıoğlu’nu mezarı başında fatiha okumak, dinci-gerici ve faşist komplolarla katledilen, yerinden yurdundan kovulan, binlerce Alevi ve aydını unutmak demektir, daha anlaşılır ise EĞİLMEK, BÜKÜLMEK VE KIVIRMAKTIR.

    “CHP’YE MAFYA LAZIMMIŞ, ALEVİLER ÇANTADA KEKLİK DEĞİL”

    Bakınız;

    Cumhuriyet Halk Partisi’nin yöneticilerine Muhsin Yazıcıoğlu’nu anmak dert olmuş. Yani CHP’ye insan hakları değil oy lazımmış, demokrasi ve çoğulculuk değil mafya lazımmış. Peki şaşırdık mı?  Hayır.

    Alevi toplumun oylarıyla mecliste olup, Alevi toplumunu siyasi geleceğiniz için kullanmak sizin pek de şaşırtıcı olmayan siyasi tarihinizin tıbbi manadaki Alevilere “çantada keklik” bakmak hastalığının sonucudur.

    Geçmişte olduğu gibi bugün de Alevi toplumu için somut sorun çözümleyicilikten yoksun genelleyici ve sorunsallaştırıcı bir yaklaşımla gericiliğe kayıyorsunuz.

    “ALEVİLERİN SESİNE KULAK VERİLMEDİ, YOK SAYILDI”

    Kısacası; birkaç gerici ve faşistin oyu için kimlik krizine düşüp, kendi öz değerlerinden ayrılarak çatışma çizgisine düşen, solcu görünüp sağcılardan medet uman CHP son olarak Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin (PSAKD) Kurucu Başkanı Murtaza Demir’in sesine kulak vermedi, onun nezdinde tüm Alevileri yok saydı.

    Bu nedenle, “Onur, şeref, insanlığımıza, Sivas, Maraş şehitlerimize sahip çıkmak, vicdanımızın kanamasını durdurmak adına mutlaka bir şey yapmak gerekir “diyen Aleviler ve aydın tüm toplum adına başta; Nesimi Çimen, Muhlis Akarsu, Metin Altıok, Asaf Koçak, Hasret Gültekin, Koray-Menekşe Kaya, Yeşim-Huriye Özkan ve 33 yoldaşımız ve canımız için CHP’den istifa eden, sevgili Murtaza Demir’in onurlu duruşunu, bir Alevi yurttaş olarak selamlıyorum…”

    PİRHA/ İSTANBUL

  • Failleri gizlenen Maraş Katliamı’nın üzerinden 42 yıl geçti

    Failleri gizlenen Maraş Katliamı’nın üzerinden 42 yıl geçti

    PİRHA- Maraş’ta 19 Aralık 1978’de başlayan katliam sonucu en az 111 kişi öldü, yüzlerce kişi ise yaralandı. Katliamın ardından Alevilerin yüzde 70’i kentten göç etmek zorunda kaldı. Failler hakkında henüz kapsamlı bir yargılama yapılmazken Kahramanmaraş Valiliği, 42. yıl anmalarına yasak getirdi.

    Maraş’taki gerici grupların 19 Aralık 1978’de Çiçek Sineması’na yerleştirdiği bir bomba katliama giden sürecin başlamasına neden oldu.

    Türkoğlu ilçesinden gelen bir grup faşist militan, “Kanımız aksa da zafer İslam’ın” ve “Müslüman Türkiye” sloganlarıyla kitleyi Cumhuriyet Halk Partisi ve TÖB-DER binalarına saldırttı.

    Bombanın patlamasından hemen sonra, Ülkücü Gençlik Derneği Maraş Şube Başkanı Mehmet Leblebici ve 2. Başkan Mustafa Kanlıdere’nin talimatlarıyla bombayı attığı iddia edilen Ökkeş Kenger Ankara’ya ÜGD’ye telefon ederek “yardım” talebinde bulundu.

    Ertesi gün Alevilerin oturduğu bir kıraathane bombalandı.

    21 Aralık’ta iki Tüm Öğretmenler Birleşme ve Dayanışma Derneği (Töb-Der) üyesi öğretmenler öldürüldü.

    22 Aralık’ta bu iki öğretmenin cenazesini taşıyanlara, gericiler “komünistlerin, Alevilerin cenaze namazı kılınmaz” diyerek saldırdı.

    Bağlarbaşı Camii İmamı Mustafa Yıldız, cuma vaazında şu cümleleri sarf etti:

    “Oruç tutmak namaz kılmakla hacı olunmaz, bir Alevi öldüren beş sefer Hacca gitmiş gibi sevap kazanır; bütün din kardeşlerimiz hükümete ve komünistlere, dinsizlere karşı ayaklanmalıdır; çevremizde bulunan Alevileri ve CHP’li Sünni imansızları temizleyeceğiz.”

    Kalabalık dağılıp cenazeler ortada kalırken; güvenlik güçlerinin müdahalesiyle karşılaşmayan saldırgan kitle kent çarşısına yürüyerek Alevilere ve CHP’lilere ait işyerlerini tahrip etti. Çatışmalarda 3 insan öldürüldü.

    22 Aralık gecesi faşistler, Sünni mahallelerinde Alevilerin silahlı saldırı yapacağı iddiasıyla propagandaya girişti.

    23 Aralık’ta Maraş’taki olaylar solcu ve Alevilere dönük bir kıyama dönüştü.

    23 Aralık sabahına Maraşlılar belediye hoparlöründen yapılan şu anonslarla uyandılar: “Alevi komünistler suya zehir kattılar”, “Aleviler Yörük Selim Mahallesi’nde din kardeşlerimizi katlediyor, yetişin ey Ümmet-i Muhammet”, “Allah’ını seven Müslümanlar Alevilere karşı din kardeşlerinin yardımına koşsun.”

    Bu anonslar katliamın da çağrısıydı. Aralıksız dört gün süren katliamda saldırganlar önceden işaretledikleri Alevi evlerine baltalar, satırlar, sopalar ve ateşli silahlarla saldırıya geçti. Yaşlı, genç, çocuk demeden toplu kıyıma başlandı. Hamile kadınların karınları deşildi. Kadınlar, eşleri ve çocuklarının gözleri önünde tecavüze uğradı. Katliam olurken ortada güvenlik güçleri ise yoktu.

    24 Aralık’ta sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Ancak kentte hiçbir güvenlik gücü yoktu. Bu koşullarda 24 Aralık günü, faşistlerin çevre köy ve ilçelerden getirdiği silahlı grupların takviyesiyle, kıyam insanlık dışı boyutlar kazandı.

    111 KİŞİ ÖLDÜ FAKAT SORUMLULAR YARGILANMADI!

    25 Aralık akşamı tamamen yatışan saldırılarda, resmen saptanabilen resmi ölü sayısı 111’di. Katliamın ardından, binlerce Alevi Maraş’ı kaçarcasına terk etti. 210 ev ve 70 işyeri yakılıp yıkılmıştı.

    Hükümet aylarca direndiği sıkıyönetimi ilan etmek zorunda kaldı. Maraş Katliamı davası 1991 yılına kadar sürdü. Davanın 1 No’lu sanığı sonradan Şendiller soyadını alan ve milletvekili olan Ökkeş Kenger’di. Mahkum olanlar yıllar süren yargılamadan sonra indirimlerden yararlandı ve serbest kaldılar.

    Olayların yaşandığı tarihte iktidarda bulunan CHP’nin Genel Başkanı ve dönemin Başbakanı Bülent Ecevit’in arşivinde yer alan ve katliamdan sonra kendisine yakın kaynakların ulaştırdığı rapor, Maraş Katliamı’nda MİT’in parmağı olduğunu gösteriyordu. Ecevit’in arşivindeki 3 Ocak 1979 tarihli raporda, MHP-MİT ilişkileri ve Maraş Katliamı ile ilgili şu ayrıntılar yer alıyor:

    “CHP iktidarı devraldıktan sonra vuku bulan büyük olaylar (Malatya, Sivas ve Maraş) çıkacağına dair 1-2 ay evvelinden haber verilmediğinden yüzlerce vatandaşımızın can ve mal kaybına sebebiyet vermişlerdir. Önceden haber vermek bir tarafa, olayın yaratılmasında en etkin rolü oynamışlardır. Nitekim Maraş olayı MİT’ten…. müşterek planlamaları ile çıkartılmıştır. Türkeş, oraya ….’in tavassutuyla ….’u tayin ettirerek Güney bölgesini ele geçirmiş ve Maraş olaylarını tertip ettirmiştir, MİT olayın içinde olmasaydı Maraş’tan her türlü istihbaratı aylar evvel alır ve olayın zuhur etmesine meydan vermezdi.”

    Katliamdan bir ay sonra yazılan MİT raporunda; ülkücülerin, solcularla onları destekleyen Alevilere “bir ders vermeye” karar verdiği bildirildi. Raporda kararın, MHP il örgütü yöneticileriyle Ülkücü Gençlik Derneği üyeleri ve derneğin bir genel merkez yöneticisinin katıldığı toplantıda alındığı belirtildi. Başka bir MİT belgesinde ise bir sinemaya bomba atılması olayını ÜGD üyesi Ökkeş Kenger’in (Şendiller) düzenlediği, patlamanın ardından da solcular tarafından yapıldığı söylentisi yayıldığı raporda yer aldı. MİT, askeri de günlerce harekete geçmemekle suçladı.

    Maraş Katliamı’nı başlatan Çiçek Sineması’na bomba atılması olayının faili ve sonradan açılan davanın bir numaralı sanığı Ökkeş Şendiller ise, devlet televizyonu TRT’nin 12 Eylül’ü konu alan “Şahların Labirenti” adlı belgeselinin Maraş Katliamı’ndan bahsedilen bölümüne, dönemin ülkü ocakları başkanı, BBP’nin helikopter kazasında ölen Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ile birlikte katılmış ve ikisi de “tanık” olarak adlandırılmıştı. İkili, Maraş Katliamı’nı, “Aralarında Hrant Dink’in de bulunduğu komünist militanların gerçekleştirdiği”ni iddia etme cüreti sergileyebilmişlerdi.

    Ökkeş Şendiller hâlâ katliamın sanığı değil, tanığı olarak belletilmeye çalışılarak, ülke sağının aklanması operasyonunda önemli bir figür olarak varlığını koruyor. Bugün ise Maraş Katliamı dosyası sessizce kapatılmış bulunuyor.

    (HABER MERKEZİ)