Etiket: muhtar adayı

  • Muhtar adayı Kalsen: Kadınlar yönetimde olunca sorunlar daha rahat çözülecek -VİDEO

    Muhtar adayı Kalsen: Kadınlar yönetimde olunca sorunlar daha rahat çözülecek -VİDEO

    PİRHA- Dersim’in en büyük ve en çok adayın yarıştığı Atatürk (Sihenk) Mahallesi muhtar adaylarından Sema Kalsen, mahalleye hakim olduğunu, sorunları gördüğünü ve bunun için oy istediğini belirtiyor. Kalsen, “Kadınlar yönetimlerde olsunlar. Kadınlar yönetimde olduğu sürece sorunlar daha güzel, daha rahat, daha kolay çözülecek” dedi.

    İşsizliğin ve ekonomik sıkıntıların yoğun yaşandığı Dersim’de, 31 Mart Yerel Seçimleri için en büyük yarış muhtar adayları arasında geçiyor. Kent merkezi ve ilçelerdeki mahallelerden köylere kadar sirayet eden bu yarış, belediye başkanlığı seçimlerini geride bırakacak noktada. Çünkü işsizliğin, ekonomik darboğazların ve buna bağlı olarak artan göçlerin tam merkezinde yer alan Dersim’de, muhtarlık makamı da en önemli istihdam alanlarından biri olarak görülüyor.

    DERSİM’İN EN BÜYÜK MAHALLESİ’NDE ONLARCA ADAY YARIŞIYOR

    Atatürk Mahallesi (Sihenk), Dersim’in en büyük mahallesi, en çok seçmenin yaşadığı bir yer, aynı zamanda Dersimli olmayan nüfusun da en çok yaşadığı bu mahallede çok sayıda muhtar adayı yarışıyor. Adayların çoğunluğu kadınlardan oluşuyor. Kent genelinde kadın muhtar adaylarına ilgi de oldukça yoğun.

    8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla Atatürk Mahallesi (Sihenk) kadın muhtar adaylarından Sema Kalsen’e mikrofon uzattık.

    “MAHALLEMİZİN BİRÇOK SORUNU VAR”

    Uzun süredir Atatürk Mahallesi’nde yaşadığını belirten Kalsen, “Halkıma hizmet etmek için özellikle mahallemin temiz bir mahalle olması için, sorunlarını çözmek için muhtar olmak istiyorum. Projelerim var, düşüncelerim var. Bunları yapmak için heyecanla bekliyorum” dedi.

    Mahallesinin çok sorunu olduğunu vurgulayan Kalsen, bu sorunları şöyle dile getirdi:

    “Sokak hayvanları sorunumuz var. Bunları iyileştirmek, daha iyi koşullarda yaşatmak, çok başıboş canlarımız var. Bunlara sağlıklı koşullarda barınaklar sağlamak, mama sağlamak, bakımlarını sağlamak istiyorum.

    “TOPLU TAŞIMA GÜZERGAHLARINI ARTTIRMAK İSTİYORUM”

    Artı, trafik sorunumuz var, ulaşım sorunu var. Belli güzergahlar var. Bunları biraz daha fazlalaştırmak ve toplu taşıma güzergahlarını biraz daha mahalleye yaymak istiyorum. Afetle ilgili planlarım, projelerim var. Yerel yönetimle koordineli bir şekilde çalışmak, toplantılar yapmak, mahalle sakinlerini bilgilendirmek, onlarla beraber sorunlarımızı çözmek istiyorum. Halkın sorunlarını halkımızla beraber, onların fikirlerini de alarak hep beraber, koordineli bir şekilde belediyelerle, valilikle kısacası kurumlarla beraber çözmek istiyorum.
    Çevre sorunu, çevre temizliği çok önemli. Hijyen çok önemli. Ben her kapıyı çaldığımda, her binaya gittiğimde gerçekten de mahalleyi çok temiz görmüyorum ve bunun acilen çözülmesi lazım.”

    “DERSİM’DE KADININ KİMLİĞİ ÇOK DAHA ÖN PLANDA”

    Halktan çok sıcak ve çok olumlu destekler aldığını, halkın özellikle kadın adayları desteklediğini ve kadın muhtar görmek istediklerini ifade eden Kalsen, “Dersim’de kadın kimliği çok daha ön planda. Kadınlar daha çok işin içindeler, yönetimdeler ve gerçekten sorunların üzerine gidiyorlar. Bu konuda deneyimliler diye düşünüyorum. Her yerde kadınlarımızı görmek istiyorum” diye belirtti.

    Kadınları daha çok ön planda tutacağını söyleyen Kalsen, “Mesela kapısını çaldığım bir kadın seçmenimiz, ‘ben evde bunalıyorum’ dedi. Kadınlara yönelik bir yer olsun. Benim de gidip oturup vakit geçirebileceğim yerler olsun. Gerçekten de bu biraz eksik. Kadınlara yönelik çok güzel spor alanları olabilir. Beraber daha güzel aktiviteler yapabiliriz. Bunları sağlayabilirim ve bunların yapmak için sabırsızlanıyorum” değerlendirmesinde bulundu.

    “KADINLARIMIZ YÖNETİMLERDE OLSUNLAR”

    Göreve hazır olduğunu, mahalleye hakim ve her tarafını çok iyi bildiğini, sorunları gördüğünü ve bunun için oy istediğini vurgulayan Atatürk Mahallesi (Sihenk) kadın muhtar adaylarından Sema Kalsen, son olarak şunları kaydetti:

    “Kadınlar daha ön planda olsunlar. Bunu çok istiyorum. Kadınlarımız yönetimlerde olsunlar. Kadınlar yönetimde olduğu sürece sorunlar daha güzel çözülecek, daha rahat çözülecek, daha kolay çözülecek diye düşünüyorum. Kadınlar her tarafta olsunlar. Buradan tüm kadınların, emekçi kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyorum.”

    Nuray ATMACA-Eyüp HANOĞLU/DERSİM

     

  • Muhtar adayı Yeşilırmak: Hem erkek egemen sistemin hem kapitalizmin saldırısı var-VİDEO

    Muhtar adayı Yeşilırmak: Hem erkek egemen sistemin hem kapitalizmin saldırısı var-VİDEO

    PİRHA- Küçükçekmece’ye bağlı Atakent Mahallesi Muhtar Adayı Özge Erdoğan Yeşilırmak seçimlerde kadın kotası tartışmalarına dikkat çekerek “Neden kotalaştırılıyoruz çünkü toplumun her alanında hayatın yüklerinin çoğu kadınların üzerinde. Bu çekirdekten yaşadığımız aile içerisinde de böyle” dedi. 

    Yerel seçimler yaklaşırken birçok tartışmayı da beraberinde getiriyor. Bu sorunların başında kadınlar açısından eşit temsiliyet, yerel yönetimlerin sorumlulukları, çevre ve ekolojik problemler yer alıyor.

    Bu kapsamda İstanbul Küçükçekmece’ye bağlı Atakent Mahallesi Muhtar Adayı Özge Erdoğan Yeşilırmak‘la konuştuk.

    Yeşilırmak, demokrasiyi, eşit yurttaşlığı, özgürlüğü, özellikle kadınların siyasette ve yerel yönetimlerde var oluş biçiminin önemini dile getirmenin hedeflerinden en büyüğü olduğunu söyledi.

    Kadınların mücadelesini, seçme ve seçilme hakkının ‘verilen’ değil alınan bir hak olduğunun vurgulayan Yeşilırmak, şunları ifade etti:

    “Kadın ve Yurttaş Hakları Bildirgesi 10. Maddesinde şöyle bir söz geçer, kadınların dar ağacına çıkma hakkı varsa seçilme hakkı da olmalı. Kadınlar yüzyıllardır bu topraklarda ne kadar ezilse de ne kadar ötekileştirilmeye çalışılsa da hep bir mücadeleyi diri tutmuşlar. Ülkemizde Cumhuriyet öncesi dönemde Osmanlı’da da çeşitli çevrelerin kadın hakları mücadelesi bu konuda yapılan yayın çalışmaları ile birlikte Cumhuriyete taşınmış ve 1934’te böyle bir kazanım elde edilmiştir. Bu tümüyle kadınların mücadelesi ve kadınların direngenliğiyle kazanılmış haklardan bir tanesidir.”

    “KİMSE BİZE TEPEDEN HAKLAR VERMEYECEK”

    Kadın savunma ağının kurucu üyelerinden olan Yeşilırmak, her daim mücadelenin gerekliliğini kaydetti.

    Yeşilırmak, “Cumhuriyet döneminde de hep tartışılan kadınların siyasette varoluş biçimi, kadın kotaları gibi sözlerin temelinde aslında neden kotalaştırıldığımıza bakmak gerektiğini düşünüyorum. Neden kotalaştırılıyoruz çünkü toplumun her alanında hayatın yüklerinin çoğu kadınların üzerinde. Bu çekirdekten yaşadığımız aile içerisinde de böyle. Evin sorumluluğu, bakım hizmetleri, bununla birlikte istihdamda var olamamak bütün sorumluluklarımızın bizden çaldığı vakitle kadınların ekonomik özgürlüğüne kavuşamaması bunlar topyekün sorunlar. Bunları çözmek için de kimse bize tepeden haklar vermeyecek diyerek, bütün bunlar için mücadele etmeyi sürdürüyoruz” dedi.

    “SOSYAL DEVLET ANLAYIŞININ KADINLARI KORUMAK, KOLLAMAK GİBİ GÖREVLERİ VAR”

    Yeşilırmak, yerel yönetimlerin ve iktidarın kadınlara karşı sorumluluklarını tam anlamıyla yerine getirmediğini hatırlatarak, “Yaşadığı alanda şiddet gören, toplumsal ayrımcılığa uğrayan kadınların ve tüm ayrımcılığa uğrayan bireylerin de elbette ilk elden destekleşebileceği alanlar olmalı. Evet günümüzde şiddet, kadın cinayetleri ne yazık ki çok yaygın. Kadın sığınma evleri konusuna gelecek olursak kadınları sığınma evlerine ihtiyaç duymayacak şekilde korumak ve kollamak gibi görevleri var, sosyal devlet anlayışının böyle bir işleyişi olması gerekirken, bizim ülkemizde ne yazık yerel yönetenler tarafından böyle bir sistem kurulabilmiş değil” diye konuştu.

    “BETONLAŞMAYA NE KADAR İHTİYACIMIZ VAR?”

    İstanbul’un deprem gerçekliğini bir kez daha hatırlatan ve ekolojik sorunlara dikkat çeken Özge Erdoğan Yeşilırmak, şöyle devam etti:

    “Keşke böyle bir durum olmasa ortada ama keşke demektense sonrasındaki keşkelerimizin önünü kesmek gerekiyor diye düşünüyorum. Doğal afetler nasıl bir felakete dönüşüyor, bunun etkenleri neler önce bunu görmek gerekiyor. Hem erkek egemen sistemin hem kapitalizmin birlikte yürüttüğü bir saldırı var ortada. Bu saldırı ne kadar bazı kesimlerce ilerleme, modernleşme, çağdaşlaşma gibi yorumlansa da bizim bildiğimiz böyle bir gerçeklik yok. Her yere kurulmak istenen hidroelektrik santralleri, rüzgâr enerjisi sistemleri ve bunların kimilerinden nispeten iyi olduğu konuşulsa da şöyle bir gerçekliğe bakmak lazım.

    Türkiye’de enerji açığı ne noktada, bizim ne kadar enerjiye ya da ne kadar betonlaşmaya ihtiyacımız var. Oksijen alanlarımız, nefes alanlarımız bu kadar daralmışken neden betonlaşmanın, enerji kaynaklarını yeniden bir yerleri yok ederek ortaya koymanın ihtiyacını hissediyoruz. Yine bu kapitalist sistemin kendisini besleyecek bir hamle. Asla halkın yararına olmayan projeler hem Anadolu’da hem İstanbul’da yapılıyor. İşte hemen yaşadığımız yerin yakınında Kanal İstanbul projesi var. Bizi de çok yakından etkileyecek bir proje ama insanların da şöyle bir yaklaşımı var. -Tabi empoze edilen fikirlerden ötürü rantlaşmanın ne kadar içselleştiğini gösteren- ‘buraya gelirse bizim oradaki üç beş metrekare toprağımızın değeri artacak’ diye düşündürülen insanlar var.  Bunun aslını göstermek gibi bir yükümlülüğümüz var. Yerel yönetimlerin hepsi için hem afetlere karşı hazırlık, hem sonrasında yapılacak şeyler, hem yaşadığımız alanların yaşanılabilir yerler olması için mücadeleyi yürütmekte yine bu yerellerin meselesi.”

    Dilan ŞİMŞEK/ İSTANBUL

  • Muhtar adayı Sezgin: Ummak yerine ‘nasıl yapmalı’ demenin tam zamanı-VİDEO

    Muhtar adayı Sezgin: Ummak yerine ‘nasıl yapmalı’ demenin tam zamanı-VİDEO

    PİRHA- “Ummak yerine ‘nasıl yapmalı” demenin tam zamanı” sloganıyla Sancaktepe Atatürk Mahallesi’nde muhtar adayı olan Asiye Sezgin, aslında aile geleneğini sürdürüyor. Mahalle meclisleriyle katılımcı bir yerel yönetim hayal eden Sezgin, mahallesinde seçim çalışması yürütürken yasaklar ve baskılarla boğuşuyor. Sezgin, tek tek kapıları çalıp insanlarla birebir temas ediyor, onların sorunlarını dinliyor. 

    Seçimlere sayılı günler kala belediye başkanı ve muhtar adaylarının çalışmaları da tüm hızıyla devam ediyor. İstanbul’un Sancaktepe (Sarıgazi) ilçesine bağlı Atatürk Mahallesi’nde muhtarlık için 5 aday yarışıyor. Asiye Sezgin de bu adaylardan birisi. 12 sendir Sarıgazi’de 3 senedir de Atatürk Mahallesi’nde yaşayan Dersimli Sezgin, kadınların daha çok mücadele alanlarına sahip çıkmaları gerektiğini düşündüğü için muhtar adayı olmuş.

    Sezgin’in mahalledeki seçim çalışmalarını takip ederken seçim çalışmaları hakkında da bilgi aldık.

    “Ummak yerine ‘nasıl yapmalı’ demenin tam zamanı” sloganıyla yola çıkan Sezgin, “Şimdiye kadar hep ummaktan bahsettik, ‘umarım’ diyoruz geçiştiriyoruz, başkasından bekliyoruz. Biz artık ‘Nasıl yapmalı’ diyenlerden olmak istiyoruz. Toplumsal olarak nasıl yapmalı, bireysel olarak değil.” dedi.

    Dersim’de yaşadıkları köyde önce babasının arkasından da annesinin muhtarlık yaptığını ve annesinin hala muhtar olduğunu söyleyen Sezgin, “Bizde muhtarlık aileden gelme” diyor.

    “SARIGAZİ PİLOT BÖLGE”

    Seçim çalışmalarının beklediğinden daha iyi gittiğini ifade eden Sezgin, adil olmayan bir şekilde seçime gittiklerini belirtti. Muhtarların afiş ve pankart asmalarının yasak olduğunu dile getiren Sezgin’in var olan seçim bürosunda da afiş ve pankart asmasına izin verilmiyor. Yasaklar konusunda Sarıgazi’nin pilot bölge olarak seçildiğini kaydeden Sezgin, “İstanbul genelinde olan bir yasaktan söz ediliyor ama yalnız Sarıgazi Sancaktepe’de uygulanması çok gariptir. Mevcut olan muhtarlarla devam kararı alındığını düşünüyoruz. Ondan ötürü belli bölgelerde bu yasakların olduğuna inanıyoruz” diye ifade etti.

    Yasaklara karşı halka daha çok temas etmeye çalıştıklarını söyleyen Sezgin, internet ve sosyal medyayı da tanıtım için kullanıyor.

    EN BÜYÜK SORUN UYUŞTURUCU VE YOZLAŞMA

    Atatürk Mahallesi’nde park ve güvenlik sorunları yaşadıklarını belirten Sezgin, “Esrar, alkol kullananlar parkları tercih ediyor genelde. Bu yüzden parklarda güvenlik sorunu oluyor. En büyük sorunumuz uyuşturucu ve yozlaşmadır. Sokak lambaları, kaldırımların yapılmadığını ve belli yerlere ayrımcılık yapıldığını düşünüyor halkımız. Bir de son dönemlerde iddia bayileri, kasalar, kumar adı altında yapılan şeylerin gençlerin başına bela olduğu düşünülüyor” diye konuştu.

    “BİLİNÇLİ AİLE VE BİLİNÇLİ TOPLUMLA ÜSTESİNDEN GELECEĞİZ”

    Mahallenin yönetimine geldikleri zaman ilk uğraşacakları sorunların yozlaşma ve uyuşturucu olduğuna işaret eden Sezgin, “Yozlaşmayı körükleyen her ne varsa onlarla uğraşacağız. Her sokağın temsiliyette yer aldığı bir mahalle meclisinden bahsediyoruz. Bu meclisler sayesinde üstesinden geleceğimize inanıyoruz. Panellerle, eğitimlerle bilinçlendirip anneleri, kadınları dahil ederek yani bilinçli aile ve bilinçli bir toplum yaratarak üstesinden gelebileceğimize inanıyorum” dedi.

    “KADINLAR BİZİM BEL KEMİĞİMİZ”

    Mahalle muhtarı seçilmesi halinde mahallede kadınların, gençlerin yer alacağı meclisler oluşturarak katılımcı bir mahalle yönetimi hayal eden Sezgin, kadınlara yönelik el sanatları gibi çeşitli projeleri olduğunu belirtti. Çocuklarla ilgili projelerinde de kadınlar ortaklaşacağını dile getiren Sezgin, “Kadınlar bizim bel kemiğimiz” diyerek yerel yönetimlerde kadının önemine vurgu yaptı.

    MUHTARLIK KÜÇÜMSENECEK BİR YERDE DEĞİL

    Katılımcı, çoğulcu ve demokratik bir yerel yönetim hayal ettiğini söyleyen Sezgin, şunları belirtti:

    “Şimdiye kadar muhtarlıkları çok küçümsüyorduk, mevcut düzen bize bunu öğretti. Muhtarlıklar o kadar da küçümsenecek bir yerde durmuyormuş. Ben muhtarlığın kılcal damarlar olduğunu düşünüyorum. Şimdiye kadar atar damarlara, toplardamarlara kan taşıdık ama her zaman kılcal damarları es geçtik ve birileri doldurdu diye düşünüyorum. O yüzden kılcal damarlara kan akıtmak gerektiğine inanıyorum. İyi kan pompalamak gerektiğine inanıyorum. Muhtarlığın toplumsal anlamda çok önemli olduğunu düşünüyorum.”

    “EMNİYET MUHTAR ADAYLARINA BASKI YAPIYOR”

    Sancaktepe’de (Sarıgazi’de) seslerini duyurabilecekleri herhangi bir kanal ya da basın organı olmadığını ifade eden Sezgin, emniyetin çeşitli whatsapp grupları kurup muhtar adaylarını eklediğini ve bu gruplarda muhtar adaylarını sindirmeye yönelik paylaşımlar yapıldığını belirtti. Tekrardan yasaklara ve baskılara dikkat çeken Sezgin, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Pankart asmak, afiş yapmak, seçim bürosu açmak yasak. Orada adayların seçim ofisleri basılıyor örneğin kapatılıyor, kapatılırken resimleri çekip o grupta paylaşıyorlardı. Afişleri sökülüyordu bir de birbirini ihbar edenlere, şikayet edenlere göre o afişler sökülürken, pankartlar alınırken resimlerini emniyet çekip o grupta paylaşıyordu. Bu da ciddi anlamda yıldırmaya başladı tüm muhtar adaylarını. Bunun kesinlikle psikolojik bir baskı olduğunu düşünüyoruz. Bunun duyurusunu yapmak tüm muhtar adaylarının sesi olmak istiyorum ben. Çünkü muhtar adaylarının hepsine yapılan bir baskı olduğunu düşünüyorum.

    Emniyete çağrıldık kaç kez. Her seferinde farklı mazeretler buldular. ‘Pankartlarınızı alın toplayın’ dediler topladık, ‘afişlerinizi toplayın’ dediler topladık. Sonra aranıyoruz ‘iç afişler kalmış’ topluyoruz, ‘falan yerde kalmış’ alıyoruz. ‘Emniyete gelmeniz gerekiyor, resmi evrak gelmiş imzalamanız gerekiyor’ diyorlar. Oysaki benim için resmi evrak çıkarmaları için resmi bir başvuru yapmam gerekiyor ama ben resmi başvuru yapmadım. Eskiden muhtar adayı olduğuna dair resmi bir başvuru yapıyordun o da kaldırıldı. Sen neye göre beni arayıp resmi evrak imzalatmak için çağırıyorsun. İşte ‘sizin afişlerinizi gördük, telefon numaranızı oradan aldık. Muhtar adayıymışsınız gelip bu evrakları imzalamanız gerekiyor’ dendi bize. Çalışmalar yoğundu, gitmek istemiyorduk. Telefonda bize ‘Neredeyseniz sizi ekip otosuyla alalım’ dediler. Yani mecbur bırakılıyorsun. Gidip o imzayı atmak zorunda kaldık. Zaten imzayı atınca da kabul etmiş oluyorsun, cezayı ödeyeceksin. Pes edip imza atmak zorunda kaldık.”

    “SEÇİLME HAKKIMIZ GASP EDİLİYOR”

    Bu şekilde adil olmayan bir yarışa girdiklerini kaydeden Sezgin, “Seçilme hakkımız gasp ediliyor bu şekilde. Eşit olmayan bir şekilde yasaklarla seçime giriyorsun kitle seni ne kadar tanıyabilir, ne kadar erişebilirsin. Mevcut olanın karşısında sen zaten bir sıfır geride başlıyorsun. Biz bunları zorlarken uğraşa uğraşa bugüne getirdik. Ama halka bunu anlatınca bağrına basıyor sahipleniyor seni.” dedi.

    SEÇMENLERE ÇAĞRI

    Seçmenlerine sağduyulu olma çağrısında bulunan Sezgin, “Seçim dönemi bir kirlilik, ötekileşme, kutuplaşma yaratıldığı için yerel seçimlerde bunu çok bariz görüyorum. Ellerinden geldikçe sağduyulu olsunlar, gördüklerine kulak versinler. Seçim geçer bizler yine yerellerde bir arada dururuz bunu hiç unutmasınlar” diye konuştu.

    Suay ABAK / İsmet SEFER – İSTANBUL

  • Kadın muhtar adayından türkülü seçim çalışması

    Kadın muhtar adayından türkülü seçim çalışması

    PİRHA- Mersin’de yerel seçimlerde yeniden adaylığını açıklayan Limonluk Mahallesi Muhtarı adayı Yeter Özcan seçmenlerinden türkülü destek.

    Mersin’in Yenişehir İlçesi’ne bağlı Limonluk Mahallesi muhtar aday adaylarından Yeter Özcan seçim çalışmaları kapsamında seçmenlerinden türkülü destek istedi.

    Limonluk Mahallesi muhtar aday adayı Yeter Özcan, “16 yıldır Limonluk Mahallesi’nde ikamet etmekteyim. Mahallemin sorunlarını ve sevinçlerini paylaşmak ve mahallemizin daha iyi yönetilmesi adına muhtar adayı oldum. Limonluk Mahallesi’nde oturan canların önerisiyle ve desteğiyle bu anlamlı göreve talip oldum. Halkın içinden gelen biri olarak, bir de Sivaslı olmamdan dolayı Türk Halk Müziği’ni seviyorum. Seçmenlerime türkülerle hitap ettim. Bu çalışmam sosyal medyada büyük ilgi gördü.” ifadelerini kullandı. (HABER MERKEZİ)

  • Genç kadın muhtar adayı ‘Kendin seç kendin yönet’ sloganıyla sokaklarda- VİDEO

    Genç kadın muhtar adayı ‘Kendin seç kendin yönet’ sloganıyla sokaklarda- VİDEO

    PİRHA- Gezi direnişinin yarattığı dinamizmden ilham alarak yaşadığı mahallede muhtar adayı olan Özge Erdoğan Yeşilırmak, muhtarlık koltuğunu yalnızca bir simge olarak görüyor. “Kendin seç kendin yönet” sloganıyla mahallesinde adaylık çalışması yürüten Yeşilırmak’ın kadınlara, çevreye, hayvanlara, yaşadığı mahallenin sorunlarına dair söyleyecek çok sözü var.

    İstanbul Küçükçekmece Atakent Mahallesi’nde yaşayan Özge Erdoğan Yeşilırmak, 31 Mart’da yapılacak yerel seçimlerde mahallesinden muhtar adayı. 1987 yılında İstanbul Fatih’de doğan Yeşilırmak, Radyo Televizyon ve Sinema bölümünden mezun. 17 yıldır Atakent Mahallesi’nde yaşayan Yeşilırmak’ın tüm kadınlar gibi mahallesine dair söyleyecek çok sözü var.

    Atakent Mahallesi’nde yaşayan kadınlar Gezi direnişinin yarattığı dinamizmle mahallelerinin yönetiminde söz sahibi olmuşlar. Yeşilırmak da bu dinamizmle önümüzdeki yerel seçimlerde muhtarlığa adaylığını koydu. Tek kişinin mahallenin tüm sorunlarına yetişemeyeceğini söyleyen Yeşilırmak, bu sorunu mahalle meclisleriyle aşmayı hedefliyor. “Kendin seç kendin yönet” sloganıyla çalışmalarını sürdüren Yeşilırmak, birebir insanlara temas ederek onların sorunlarını, taleplerini dinliyor.

    Bir yandan muhtarlık çalışmalarıyla ilgili bir gününü takip ettiğimiz Yeşilırmak ile çalışmalarını, nasıl bir yerel yönetim hedeflediğini, kadınlara dönük neler yapabileceğini konuştuk.

    GEZİ DİNAMİZMİ İLHAM VERDİ

    Aday olmaya nasıl karar verdiniz?

    Aslında önceki dönemden beri buna dair fikrim vardı. Çünkü burada iki  dönem önce muhtarlık yapan eski muhtarımızdan sonra daha genç bir açılım olmuştu, bir kadın aday çıkmıştı ve kendisi de Gezi döneminde mahallemizde muhtar olarak seçildi. Oradaki dinamizmi bana da ilham vermişti. Böyle bir çıkışla ‘Ben de yapabilirim. Mahalleme dair sorunları ben de biliyorum. Ben de bunlara dair bir şeyler yapabilirim’ diyerek özellikle kadınların bu alanlarda var olmasının önemini de göz önünde bulundurarak aday oldum. 17 senedir burada yaşıyorum, sorunları da eksikleri de fazlaları da çevreme duyarlı bir insan olduğum için biliyorum.

    Çalışmalarınız nasıl gidiyor? Neler yapıyorsunuz?

    Aslında çalışmaları uzun süredir devam ettirmiyorum. Muhtarlığı çok uzun süredir düşünüyor olmakla birlikte adaylığa karar vereli 2-3 ay kadar oldu. Bu süre içinde de uzun süredir mahallede yaşamamdan kaynaklı bir çevrem vardı elbette ki ama bu çevreyi bu çemberi insanların desteğiyle genişletmeye çalıştım. Öncelikle tanımadığım komşularıma bu 2 aylık süreçte ulaştım. Bunda da başarılı olduğumu düşünüyorum çünkü gerçekten çevremdeki insanlar da bu fikri benim kadar benimsediler ve yardımcı olmak için ellerinden geleni yapıyorlar. Ben kimseye ‘koşulsuz bir şekilde bana oy verin’ diyerek gitmiyorum. Oturup sohbet etmek, onların hayatlarına dokunabilmeyi amaçlıyorum önce. Mahalledeki nüfusumuz 100 bin, seçmen sayımız da 7 bin kadar. Böyle bir mahallede herkesi birebir görmek elbette zor. Ama ben mümkün olduğunca çok çevreye ulaşmaya çalışıyorum. Sosyal medya ve medyanın desteğini almaya çalışıyorum. Eski bir medya mensubu olduğumdan arkadaşlarım da destek vermeye çalışıyorlar sağ olsunlar.

    Bu dönemde siyasi parti adayları dışındakiler yani muhtarlıklar için pankart ve afiş yasakları söz konusu. Bu durumda nasıl propaganda yapıyorsunuz?

    Aslında böyle olunca görünürlüğümüzün önü kapanmış oluyor. Sosyal medyaya önem vermeye çalışıyorum. Bunun dışında etkinliklere, toplu alanlara sık sık girmeye çalışıyorum. Bu muhtar adaylığımdan önce de böyleydi aslında. Yani burada yaşadığımdan beri buradaki aktif kitlenin içinde her zaman bulunmaya çalıştım, şimdi de öyle yürütüyorum kampanyayı. Zorlanıyor muyum zorlanıyorum. Pek çok açıdan insanı zorlayan tarafları var tabi ki. Ama bu yola girerken bunları da tahmin ediyorduk her alanda olduğu gibi. Zorluklarının da üstesinden geleceğimi düşüyorum.

    “YARATICILIKTAN ZİYADE GERÇEĞİ GÖSTERMEYE ÇALIŞIYORUM”

    Sosyal medya çalışmalarınızda neler yapıyorsunuz?

    Hayatın içinde olan şeyleri insanlara göstermeye çalışıyorum. Ben bu yola çıkarken mahallelinin talepleri ve onların çözüm önerileriyle bu mahalleyi birlikte yöneteceğiz diye çıktım. Dolayısıyla onların sözlerinin benim sözlerim kadar duyulur olmasını sağlamaya çalışıyorum. Kadınların toplantılarına katılıyorum onların taleplerini not ediyorum. Ama bunları sadece dosyalar halinde kendimde bulundurmaktansa insanlarla paylaşmayı tercih ediyorum. Çocuklarla sohbet ediyorum. Bunların kimini kurgu diye düşünebilirsiniz ama değil. Gerçekten o çocukların kendi yarattıkları, ‘Hadi ne söylemek istersin’ dediğimde kendilerinin çıkardığı şeyler. Bunlara önem vermeye çalışıyorum. Yani yaratıcıktan ziyade gerçeği göstermeye çalışıyorum. Daha çok eksiğim var ama kafamda daha çok proje var. Onları da gerçekleştireceğim.

    Mahallede kaç muhtar adayı var, bunların kaçı kadın?

    Mahallede şu anda 4 tane muhtar adayımız var. 2 kadın, 2 erkek adayız şu anda. Var olan muhtarımızın bir adaylık açıklaması yok şu an için. Eğer kendisi de aday olursa minimum 5 aday olacağımızı biliyorum. Ama muhtarlıkta başvuru gibi bir koşul olmadığı için son güne kadar adaylar çıkabilir. 100 bin kişilik bir mahallede de 5’ten fazla aday olması çok şaşılacak bir durum olmayacaktır. Bekliyoruz, göreceğiz.

    “EVİ DE SOKAĞI DA VAR EDENLER KADINLARDIR”

    Türkiye geneline baktığımızda kadınları yerel yönetimlerde aday olarak görmeye sık rastlamıyoruz. Sizin mahallenizde bu durum yarı yarıya. Bu da kadını mutfağa sokan bir anlayışa karşı kadınların söyleyecek sözü olduğunu ortaya koyuyor. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

    Yerel yönetimlerde aday olarak bile göremediğimiz kadınların Atakent özelinde çok ön planda olmasını ben sevinçle karşılıyorum. Ama bu da şaşılacak bir şey değil çünkü Atakent nüfusunun yüzde 51-52’si kadınlardan oluşuyor. Böyle olunca da zaten kadınlar azınlıktayken bile bir adım öne çıkmaya daha hazır bir kitle olduğu için Atakent’te daha önde durmaları kaçınılmaz bir sonuç oluyor. Var olan muhtarımızın kadın olması da bunun önünü açan bir sebep diye düşünüyorum. Burada kadınlar sosyal hayatın daha çok içinde. Elbette her yerde öyledir çarşıda, pazarda, evin içinde de dışında da evi var eden de sokağı var eden de aslında kadınlardır. O yüzden buradan da yerel yönetimlerin her kademesine bu eleştirimi de sunmuş olayım, özellikle siyasi partiler düzeyinde. Artık kadınların yolunun açılmasını ve bu yolun açılmasının koşulu da zannediyorum erkeklerin o yollardan çekilmeye başlaması olduğunu söylemek gerekir. Bizim mahallemiz açısından kadınların varlığı çok umut verici.

    “İLK DEĞERLENDİRMELER KADINLARDAN GELİYOR”

    Peki çalışmalarınızdaki izlenimlerinizde kadınların durumunu nasıl görüyorsunuz?

    Ben adaylığımı açıkladığımdan beri paylaştığım her ortamda ilk değerlendirmeler kadınlardan geliyor. Kadın erkek karma bir ortamdaysak bile erkeklerin ya söyleyecek sözleri yok ya da ilgileri yok. Belki çalışma hayatları daha uzun sürdüğü için. Örneğin burası eski bir mahalle. Burada kadınların daha aktif olması zannediyorum emekli kadınların çokluğundan. Erkekler emekli olmayı kadınlar kadar öncelemiyorlar zannediyorum. Onlar çalışma yaşamında daha uzun yıllar bulunuyorlar. Öyle olunca yine kadınların mahalleye dair sözleri de çok birikmiş oluyor. Fikir verme, yol açma, yaratıcılığı geliştirme konusunda kesinlikle kadınlar daha etken. Erkek komşularımızın hiçbiri alınmasınlar ama kendilerini de davet ediyorum tabi fikirleriyle, önerileriyle bu sürece dahil olmaya. Ama kadınlar her yerde olduğu gibi burada da daha ön açıcı durumdalar.

    “MUHTARLIĞA BİR RANT ALANI OLARAK BAKMIYORUM”

    Muhtarlığın ranta açık olduğu yönünde söylentiler ve eleştiriler var. Bunları nasıl değerlendiriyorsunuz?

    Muhtarlıklarla ilgili çok eşitli tartışmalar yürütülüyor. Bunun sebebi zannediyorum muhtarın ve muhtar adaylarının da mahalleye birebir dokunabilen, mahalle içinden insanlar olması. Yani bir belediye başkanı, bir milletvekili seçer gibi değerlendirmiyoruz muhtarları. Çünkü komşumuz, markette, sokakta karşılaştığımız gerçek insanlar olduğunu kanlı canlı görebileceğimiz bir alan. Böyle olunca da aslına olumlu eleştiriye de bir o kadar da olumsuz eleştiriye de yol açmış oluyor. Örneğin ticaretle uğraşanların muhtarlığı ekstra bir gelir kapısı olarak gördüğü tartışılıyor. Bunun sebepleri de tabi ki muhtarın mahallede diğerlerine göre sayıca daha çok insanla muhatap olması ve iş ilişkilerini de böyle kurabileceklerini düşünmelerinden. Örneğin boş arazilerin fazlaca olduğu, imar işlerinin devam ettiği mahallelerde bunlar çok tartışılıyor ama bizim mahallemiz artık yerleşmiş bir mahalle. O sebeple çok büyük bir rant alanı olabileceğini düşünmüyorum. Kendi adıma elbette muhtarlığa bir rant alanı olarak bakmıyorum ama bu eleştirileri yaparken de her birimiz için daha sağduyulu bir değerlendirme yapılmasını rica ediyorum. Muhtarlığın sabit maaşı asgari ücret. Asgari ücret de daha yeni 2 bin liranın biraz üzerine çıkabildi. Bunun dışında muhtarlık müessesesine ayrı bir ödenek ayıran belediyeler yok. Bizim ilçemiz için muhtarlığın yalnızca bir personelini karşıladığını biliyorum. Bunun dışında ısınma, gıda, orada harcanacak her şeyin bedelini muhtarın kendi maaşından ve oradaki evrak gelirinden karşılaması söz konusu. Evrak geliri diyoruz artık biliyorsunuz elektronik sistemde muhtarlıklardan alınabilecek pek çok evraka daha kolayca ulaşılabiliyor. Bunun dışında döner sermaye diye adlandırılan kapının da artık azaldığını görüyoruz. Çünkü dijital çağda yaşıyoruz. Öyle olunca muhtarlık kazanç arttıracak bir kapı olarak adlandırılmamalı artık diye düşünüyorum.

    ULAŞIM VE SOSYALLEŞME SORUNU

    Bulunduğunuz bölgenin belli başlı sorunları neler ve ne gibi çalışmalarınız olacak buna yönelik?

    Atakent mahallesi için ulaşım sorunu kanayan yaramız. Bu sorun biz buraya taşındığımızda da vardı. Ama tabi bizden önce daha zor koşullarda yaşanılmış burada. Bu son yıllarda biraz daha düzene girmeye başladı. Sanırım nüfusun çoğalması ile birlikte bir nebze de olsa hizmet gelmeye başladı. Ama toplu taşıma ile ilgili pek çok sıkıntımız var. Bununla ilgili girişimlerimiz de oldu. Ama olumlu sonuç alamadık. Bu dönem için muhtar seçilirsem ilk çalışma alanım bu olacak. Çünkü mahallemizin taleplerinin en başında toplu ulaşım sorunu geliyor. Onun arkasında da sosyalleşme geliyor. Çok kalabalık binalar ve çok kalabalık bir yaşam içerisinde insanların birbirinden kopuk yaşaması söz konusu. Bunun için de sosyal alanların yaratılması aslında çok zor değil. Mahallelerin hizmeti elbet belediyelerle birebir ilişkilidir ama kendi imkanlarımızla da birebir yapacağımız şeyler vardır. Bunlardan bir tanesi de sosyalleşme alanları yaratmaktır. Dediğim gibi kadınların çok önde olduğu bir mahallede bunu da kadınlarla birlikte yapabiliriz. Akla gelen ilk örneklerden birisi gezi etkinlikleri, halk oyunları, çocuk oyunları için çeşitli atölyeler olabilir. Biz bunları çalışma ekipleri ve mahalle sakinleri ile dönem dönem yapabildik. Onları devam ettirmeyi hedefliyoruz. Bunun dışında da bütün fikirlere açık olacağız.

    Muhtar seçilirseniz mahallede kadınlara yönelik herhangi bir çalışmanız olacak mı?

    Birey olarak kadınlara bir çalışma alanı yaratmak için muhtar olmak gibi bir hedefim olmadı. Çünkü hayatım boyunca kadın çalışmalarının ve kadın mücadelesinin içinde olan bir kadın oldum. Bu da doğallığında olması gereken bir şey diye düşünüyorum. Ama tabi ki muhtar gibi bir temsiliyet ile çalışma alanlarının daha genişletebileceğini düşünüyorum. Bizim mahallemizde zaten benim de içinde olduğun oluşumlar var. Mahallemizde aktif çalışma yürüten bir kadın meclisi de var. Onların çalışmalarına da dahil olmaya çalışıyorum. Belki oralara muhtarlığın maddi gücü olmasa da manevi gücünü kullanarak daha çok insan katmaya ve daha verimli işler yapmaya çalışacağım.

    İKİ MAHALLENİN KADINLARI MÜCADELEDE BİR ARADA

    Aslında geriye dönüp baktığımızda burada yapılan kadın çalışmalarını biraz aktarmak gerekiyor. Kadın deyince hep akla sorun geliyor. Sorunların başında da hep şiddet, cinayet var. Mahallemizde 3 sene önce bir kadın öldürülmüştü. Bununla ilgili bir dava yürütülmüştü ve bu cinayet 2016 yılında yaşanmıştı. Bu davanın sürekli takipçisi olduk. Ben de bu sürecin içinde birebir bulundum. Geçen yıl tamamlanan dava sonucunda da katil iyi halden indirim aldı. Şu an cezaevinde. Ama ailenin itirazı söz konusu oldu. Bu davanın halen takipçisiyiz. Öldürülen arkadaşımızın ismi Nurcan Aslan’dı. Onun ölümünün yıl dönümünden iki gün sonra yani 1 Şubat’ta komşu mahallemiz olan Atatürk mahallesinde Sinem Metin diye bir kadın arkadaşımız öldürüldü. Onun öldürüldüğü gün de bütün kadınlar oradaydık. İkitelli ve Atakent’in kadınları olarak hep bir aradaydık. İkitelli ve Atakent bir caddenin böldüğü aslında çok yakın komşu iki mahalledir. Profil olarak birbirinden farklı gözüksek de o mahallenin de bu mahallenin de kadınları her zaman kadın mücadelesinde bir aradadır ve bunu güçlendirerek devam ettirmeyi hedefliyoruz.

    ÇALIŞMALAR VE İLGİ YETERSİZ

    Peki şu anki yerel yönetimlerin kadın çalışması açısından durumunu nasıl buluyorsunuz?

    Kadınların yerel mecralarda yönetimde olamadığı için kadın çalışmasından söz etmenin pek mümkün olamayacağını söylemek gerekiyor. Muhtarlıklar yerel yönetimlerin en küçük birimi olduğundan belediyeleri ve parlamentoyu bizler iten güç misyonunda olabiliriz. Burada çok kadın muhtar adayı var ben hepsini de buna davet etmiş olayım. Umarım hepsi muhtar olarak seçilecektirler ve sonrasında da ilçelerdeki ve illerdeki kadın eksiliğini de giderebiliriz diye düşünüyorum. Şu anda elbette çalışmaları da ilgiyi de yerel yönetimler açısından yetersiz buluyorum.

    “HEDEFİM ÇEPERİ GENİŞ TUTMAK”

    Muhtar seçildiğinizde nasıl bir yönetim tarzınız olur?

    Aslında mahalleye dair ben de bir mahalleli olarak pek çok fikrim ve isteğim olması ile birlikte daha çok kitleye ulaşıp herkesin isteklerini ve çözüm önerilerini değerlendirmeyi hedefliyorum. Hep söylediğim gibi çok kalabalık bir mahalle ve muhtar bir kişi. Bir kişi elbette bu mahalleye yetebilecek bir güçte olmayacaktır. Ama sekiz tane resmi olan azamız var. Yine 100 bin nüfusa baktığımızda 8 sayısı da temsiliyet için yeterli bir sayı değil. Benim baştaki hedefim bu çeperi geniş tutmak. Meclisler diye çıkmıştım yola, meclis, komisyon ve komite şeklindeki oluşumlarla bir arada olabilmek ve bir zincir kurabilmek hedefimiz. Böyle olmadığı taktirde gerçekten Atakent gibi bir mahallenin isteklerine ve beklentilerine karşılık veremeyeceğimizi düşünüyorum. Temel çıkış noktam da buydu. Buradan tüm komşularımı da tekrar davet etmiş olayım. Eğer bu göreve gelirsem birlikte yapmayı hedefliyorum. Atakentliler olmazsa bir adım daha öne gidemeyiz. Evet bu mahalle bir şekilde yönetilir ama bir adım ötesine gidemeyiz.

    Sokak hayvanlarına yönelik bir çalışmanız olacak mı?

    Bu dünyada birlikte yaşadığımız tüm canlılar aslında hayatı var edenlerdir. Dolayısı ile insanlar, hayvanlar olarak elbette farklılıklarımız var. Ama yaşam hakkı açısından herkesin ve tüm hayvanların da eşit koşulda olmasını savunuyoruz. Temel insani görevlerimizden biri olduğunu düşünüyorum. Atakentliler de özellikle hayvanlar konusunda çok duyarlıdırlar. Ben kendimi de onların içine katabilirim. Bununla ilgili de komşularımızın aslında bireysel uğraşları söz konusu. Pek çok komşumuz bütün gününü sokak sokak dolaşıp yem dağıtmaya ayırıyor. Tabi ki de var olan muhtarlığın da buna yönelik çalışmaları var. Bununla ilgili insanlara fikirlerini sorarken birkaç talep gelmişti. Özellikle köpekler için sosyalleşme parklarından söz ediliyor. Ben bir yerde denk gelmedim ama üzerinde araştırma yaptım. Burada yeşil alan çok bu nedenle evcil hayvanlarımızı dolaştıracak yerler var. Ama hayvanların da birbiri ile tanışıp kaynaşmasını sağlayan o sosyal park sistemi bana çok makul ve mantıklı geldi. Burada da çok yeşil alan olduğu için kafamın bir köşesine bu çalışmayı monte etmiş durumdayım. Ve benzer pek çok şey yapılabilir elbette. Bunu da yine oluşturacağımız komisyonların bir tanesini özel olarak hayvanlar ve ekoloji için oluşturmak istiyorum. Pek çok iyi fikir çıkacağını düşünüyorum ve uygulamakta da güçlük çekeceğimizi zannetmiyorum. Çünkü dediğim gibi çok duyarlı bir mahalleden söz ediyoruz. Hayvanlarla huzur içinde yaşayacağımız bir mahalleyi hedefliyoruz.

    “ENERJİMİ KULLANABİLECEĞİMİ GÖZ ÖNÜNDE BULUNDURSUNLAR”

    Bir kadın muhtar adayı olarak alanda ne gibi zorluklarla karşılaşıyorsunuz?

    Kadın aday olarak zorluk yaşadığıma dair çok çarpıcı örnekler veremem. Ama genelde ‘Neden Atakent’te kadınlar daha çok aday oluyor ve neden birden çok kadın aday oluyor?’ sorusu sıklıkla geliyor. Ancak iki tane de erkek adayımız var ama kimse onlar için ‘Neden iki erkek aday var ve erkekler birleşip tek aday olsa‘ gibi bir öneride bulunmuyorlar. Kadınlar elbette birleşmeli. Her alanda birlikte çalışabilir. Ama bu yerel yönetim adaylığı da bir süreçtir. Zaten iki kadın aday var diye bunlar birbirine karşı çıkmış gibi bir durum söz konusu değil. Başında da söylediğim gibi keşke daha çok kadın olsa. Keşke 5 tane kadın aday olsa da bunların içinden bir seçim yapma fırsatı verebilsek.

    Bununla birlikte muhtarlığın insanların kafasına ağır oturaklı, takım elbiseli amcalar profili olarak yerleşmiş olmasından dolayı üstü kapalı tepkiler alıyorum. ‘Ama siz çok gençsiniz’ diyorlar. Sanki genç olmak eksiymiş gibi. Elbette yaşla birlikte insanların tecrübeleri artıyordur. Ama kimi insanlar da tecrübe edinmek için yaşlanmayı beklemiyordur. Ben kendimi onlardan biri olarak tarif edebilirim. Ancak ne yazık ki çok da genç değilim artık. Türkiye’nin bu koşullarında insan ömrü ileri gitmiyor geri gidiyor. Eskiden ‘yaş 35 yolun yarısı’ diyorduk. Şimdi ne yazık ki bu rakam da geriye düştü. Bu nedenle genç olarak niteleyenler enerjimi kullanabileceğimi göz önünde bulundursunlar diye tavsiye ediyorum. Zorlukla birebir karşılaşmıyorum.

    “EŞİM VE AİLEM EN BÜYÜK DESTEKÇİLERİM”

    Eşiniz ve aileniz muhtar adaylığınız için ne düşünüyor?

    Eşim ve ailem en büyük destekçilerim. Ama tabi ki bu ailelerinden olduğum için değil gerçekten bu görevi yapabileceğimi düşünerek destek veriyorlar. Onlara da teşekkür etmiş olayım. Çünkü en az benim kadar çalışıyorlar hatta kimi zaman beni iten onlar oluyor. Taktir edecek olursanız çok yorucu bir süreç. İnsan bazen bir durup dinlenmek istiyor. Ama sağ olsunlar beni hiç boş bırakmıyorlar. Seçim süreci benim için olumlu sonuçlandığında bu başarının arkasında eşim ve ailem yer alacak.

    “KENDİN SEÇ KENDİN YÖNET”

    Bir sloganınız var mı?

    Aslında temel çıkış sloganım tanıtım broşürlerimde kullandığım sloganım ‘Kendin seç kendin yönet’ oldu. Bu da tariflediğim birlikte yönetim biçiminin özet haliydi. Ben muhtarlık koltuğunda yalnızca bir simge olmayı hedefliyorum. Dediğim gibi mahallelinin kendi sözünü açıkça ifade edebilecek kanalları yaratan bir muhtar olmayı hedefliyorum. Bu nedenle ‘Kendin seç kendin yönet’ sloganını seçtim.

    Suay ABAK / İsmet SEFER
    İSTANBUL

  • ‘Kadınların daha iyi projeler üretmesinden korkuyorlar’-VİDEO

    ‘Kadınların daha iyi projeler üretmesinden korkuyorlar’-VİDEO

    PİRHA – İzmir Narlıdere Çamtepe Mahallesi’ne muhtar adayı olan Elvan Özdemir, artık değişim zamanı diyerek, kadınların daha verimli ve daha iyi hizmet edeceklerini belirtti. 

    31 Mart yerel seçimleri yaklaşırken, seçim çalışmaları heyecanla devam ediyor.

    Siyasi partiler belediye başkanlarını açıklarken, yerel yönetimlerin en önemli kalesi olarak görülen muhtar adayları da seçim çalışmaları için koşturuyor. Muhtarlık yarışı içinde olan Elvan Özdemir ile adaylık sürecini ve projelerini konuştuk.

    Gerek belediye başkanı adaylarında gerek muhtarlıklarda kadın sayısının düşük olması dikkat ekiyor. İzmir Narlıdere Çamtepe Mahhalesi’nde oturan 47 yaşındaki Elvan Özdemir, oturduğu mahalleye muhtar adayı.

    25 yıldır Çamtepe Mahallesi’nde oturan Özdemir, Diyarbakır doğumlu ve Alevi bir kadın. Anaokul öğretmenliği de yapmış olan  Özdemir, sivil toplum örgütlerinde görev almış 8 yıldır Alevi Bektaşi Kültürünü Tanıtma Derneği’nde yöneticilik yapıyor.

    Özdemir, konuşmasına, “Artık değişim zamanı…” diyerek başladı. Kadınların ellerinin değmesi gereken yerlerin olduğunu söyleyen muhtar adayı Elvan Özdemir, kadınların daha verimli ve daha güzel hizmetler yapacaklarına inandığını belirterek mahalle için elinden gelen her şeyi yapacaklarını söyledi.

    “MAHALLE MECLİSİ KURACAĞIZ” 

    Özdemir, Çamtepe Mahallesi’nde bulunana kadınların talepleri ve desteğiyle kazanacağına inandığını kaydetti ve projelerini şöyle sıraladı:

    “Öncelikle ev hanımlarından daha çok talep geliyor. Kendilerini evde ifade edemediklerini onlar için gidecek yeni yer, kurslar, kurs yerleriyle ilgili düzenlemeler yapacağım.

    Sokak hayvanlarıyla ilgili istekler geliyor onlar için de çalışma yürüteceğim. Ayrıca çocuklarımızla ilgili maddi durumu iyi olmayan çocuklara burs ayarlamak gibi projelerimiz var.

    Mahallede oturan hastalara, yaşlılara ve ihtiyaç sahiplerini tespit edip yardım etmek. Mahalle meclislerini kurup, mahalle meclislerindeki sokak temsilcilerimizle beraber işbirliği ile çalışmak istiyorum.”

    Mahallede bulunan kadınların vereceği güçle kazanacağına inanan Elvan Özdemir, “Kadınlar el ele verirse başaramayacağı hiç bir şey yok. Çamtepe Mahallesi kadınlarını çok güçlü görüyorum” diye konuştu.

    “KADINLAR TÜM HİZMETLERDE BULUNMALI”

    Yerel yönetimlerde kadın sayısının az olduğunu eleştiren Özdemir, “Bir erkek diktatörlüğü var. ‘Kadınlar yapamaz, kadınlar evde oturmalı. Kadınlar işe gidemez’ dedikleri için, kadınlar ilerleyemedi” dedi.

    “Kadınlar olarak ‘biz de varız’ diyoruz” diyen Özdemir, bu dönem sosyalleşerek tüm hizmetlerde bulunmak istediklerini kaydetti.

    Yerel yönetimlerde kadınların yapamayacağından endişe ettiklerini veya korktuklarını belirten Özdemir, korkularının ise daha iyisini yapacaklarımızdan kaynaklı olduğunu vurguladı.

    “HERKESTEN DESTEK BEKLİYORUM”

    Kadınlardan oy isteyen Çamtepe Mahalle muhtar adayı Elvan Özdemir, şu çağrıda bulundu:

    Tüm kadınlarımızı el ele birlik içinde yaşanabilir bir Türkiye için birliğe çağırıyorum. Mahallelinin desteği benim için çok önemli. Kadınlar destek veriyor umarım erkekler de bizi gördüklerinde, tanıdıklarında onlar da destek verecektir. Tüm seçmenlerime tabi ki destek bekliyorum.

    PİRHA/İZMİR

     

  • Ovacık’ın ilk genç kadın muhtar adayı: Biz kadınlar önce kendimize inanmalıyız-VİDEO

    Ovacık’ın ilk genç kadın muhtar adayı: Biz kadınlar önce kendimize inanmalıyız-VİDEO

    PİRHA – Dersim’in Ovacık ilçesine bağlı Buzlutepe Köyü’nde muhtar adayı olan 22 yaşındaki Şilan Aslan, “Biz kadınlar önce kendimize inanmalıyız. Bunu bilerek hareket ettikten sonra kimsenin onayına da ihtiyacımız yok” dedi. 

    Dersim’in Ovacık ilçesine bağlı Kızık Köyü’nde yaşayan Şilan Aslan, 1994’te boşaltılan köyü Buzlutepe’den muhtar adayı olduğunu açıkladı. Babası siyasi tutuklu olan Aslan, üniversiteye gitmediğini, ailesinin yanında kaldığını belirtti.

    “SADECE YAZ AYLARINDA KÖYÜMÜZE GİDEBİLİYORUZ”

    22 yaşında olan Aslan, Dersim’de hem genç hem de kadın muhtar adayı olarak bir ilki gerçekleştirdi. Babası tutuklandıktan sonra üniversite eğitimine gidemeyen Aslan, “Babam tutuklanmadan önce ben İstanbul’a dersaneye gidecektim. Fakat mahkemelerden sonra cezası kesinleşince köyde kaldım. Hayvancılık yapıyoruz. Arazimiz olmadığı için hayvancılık yapmaktan başka alternatifimiz yok. Yaşadığımız bu köy de bizim köyümüz değil. Bizim köyümüz 1994’te yakılmış. Sadece yaz aylarında köyümüze gidebiliyoruz. Fakat OHAL’le beraber o da yasaklandı. 21 senedir bu köyde yaşıyorum. Burada köyde arazimiz olmadığı için başkalarının tarlalarında çalışıyoruz. Geçimimizi idare edecek şekilde yaşıyoruz. Kendi köyümüz olsa bahçemizde domatesimizi, patatesimizi, fasulyemizi, nohutumuzu ekebilirdik. Şu anda tavuğumuz, birkaç keçimiz dışında bir şeyimiz yok. Sebze, meyve üretemiyoruz” dedi.

    “KADINLARLA DAYANIŞMA HALİNDE OLUP ONLARI BİLİNÇLENDİRMEK İSTİYORUM”

    Muhtar olunca en çok çocuklar ve kadınlarla ilgili şeyler yapmak istediğini belirten Aslan, şunları kaydetti:

    “Meslek lisesinde okudum. Çocuk gelişimi mezunuyum. Burada anneler işten güçten çocuklarına vakit ayıramıyor. Bu yüzden köyde kadınlarla dayanışma halinde olup, çocukların anneleriyle vakit geçirebileceği bir zaman yaratmak istiyorum. Onun dışında mesela akşamları komşular geliyor. Ben kitap okuyorum.  ‘Üniversiteye gitmiyorsun, neden bu kadar kitap okuyorsun’ diyorlar. Annem de, etrafımdakiler de böyle. Dersim merkeze gidip kitap alıyorum. ‘Neden kitap alıyorsun’ sorusuyla karşı karşıya kalıyorum. Yani kitap okumayı gereksiz görebiliyorlar. Yine aynı şekilde başlangıçta kadınlar benim burada muhtar adayı olmamı istemedi. Bu yüzden burada tüm bunları değiştirmek, kadınları bilinçlendirmek istiyorum.”

    “SİSTEMİN DAHA AZ GİRDİĞİ BİR YERDE YAŞAMAK İSTİYORUM”

    Şehirlerde çok fazla yaşayamadığını da belirten Aslan, “Şehirlere gittiğimde ateşi çok fazla özlüyorum. Yaşlılarımızı çok özlüyorum. Mesela yaşlılarımız Puşi (Yöresel baş örtüsü) bağlıyor onları çok arıyorum. Şalvarlı birini gördüğümde gidip sohbet etmek istiyorum. Anadilimi konuşan birini gördüğümde ona bir yakınlık duyuyorum. Burada kafam sıkışsa bisikletime binip dolaşmaya çıkıyorum. Fotoğraf çekiyorum. Mutlu olabiliyorum. Kendimi atabileceğim, mantıklı düşünebileceğim bir alanım var. Bu yüzden kurmak istediğim yaşam bu. Köyde kendi ihtiyacımı karşılayabileceğim, bağ, bahçem yine hayvanlarım olsun. Sistemin daha az girdiği bir yerde yaşamak istiyorum” diye konuştu.

    Kadınların her alanda, her işi yapabileceğine inandığını söyleyen Aslan, “Kadınlar bir şeyi başarmayı yeter ki istesinler. Ben burada bir kadının yapamaz dediği her şeyi yapabiliyorum. Odun doğruyorum, tarla biçiyorum, hayvanları otarıyorum. Yani kadın olarak akla gelebilecek her işi yapıyorum. Biz kadınlar önce kendimize inanmalıyız. Bunu bilerek hareket ettikten sonra kimsenin onayına ihtiyacımız yok” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM