Etiket: muhtar

  • Batıkent’te bağlı 9 mahallenin 7’sini yönetiyorlar: Kadın muhtarlar-VİDEO

    Batıkent’te bağlı 9 mahallenin 7’sini yönetiyorlar: Kadın muhtarlar-VİDEO

     PİRHA – Ankara Batıkent’e bağlı 9 mahallenin 7’sini yöneten kadın muhtarlar, “Artık kadınların da, gençlerin de muhtar olabileceğine inanıyoruz” dediler.

    Ankara Batıkent’e bağlı 9 mahallenin 7’sini yöneten kadın muhtarlar mahallelerindeki sorunlara ve çalışmalara ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    5 yıldır Anlara Batıkent Ergazi Muhtarlığını yapan Emine Yıldız, “Muhtar denildiği zaman kafalardaki profil aynı olduğu için beni gördükleri zaman gerçekten siz misiniz? diyenler var. Tabii ki bu profili değiştirmek lazım. Artık kadınların da, gençlerin de muhtar olabileceğine inanıyorum. Muhtarlığı severek yapıyorum. Mahallenin sakini değil, sahibiyim. Bütün sorunlara anında müdahale ediyorum” diye konuştu.

    “MAHALLE MECLİSLERİ OLUŞTURDUK”

    Ankara Batıkent’te İlk Yerleşim Mahallesi Muhtarı Fecire Yazan ise, “Muhtar seçilmeden önce mahallemizde hem siyaseten hem de mahalle sorunlarına duyarlı insanlarla bir takım çalışmalar yürüten bir ekiptik. Mahalle meclisleri oluşturduk. Gezi sürecinden sonra özellikle ben o sürecin sonunda aday olmuştum ve aday gösterilmiştim. Bu ekiple çalışmalarımızı sürdürdük ve seçimlerde muhtar seçildim. Bundan dolayı ayrıca gurur ve onur duyuyorum” dedi.

    “SORUNLARI BİLİKTE TARTIŞIP ÇÖZÜM ARADIK”

    Mahallenin birçok sorun ve sıkıntısını mahalle halkının katılımı ve desteği ile çözdüklerini belirten Yazan yaptıkları çalışma ve etkinlikleri şöyle aktardı:

    “Mahallemize, yaşadığımız yere sahip çıkma adına sorunları birlikte tartışıp birlikte çözüm aradık. Bu şekilde çözdüğümüz bir takım sorunlar oldu. Örneğin gerilim hattının yer altına alınması yönünde ciddi bir imza çalışması yürüttük. Bunun sonucunda kısmen başarılı olduk. Mahallemizin bir bölgesinde ulaşım sorunu vardı birlikte toplantılar yapıp ne yapacağımıza birlikle karar verdik. Bununla ilgili imzalar toplayıp bu imzaları birleştirdik ilgili kamu birimiyle görüştük. Bu kadar yoğun bir çaba doğal olarak olumlu sonuç verdi. Otobüs hattının düzenlenmesi sağlandı. Bütün sorunlara yaklaşımımız bu şekilde. Onun ötesinde sosyal faaliyetler ve etkinliklerimiz oluyor. Mahallede ekonomik durumu iyi olmayan komşularımıza zaman zaman eşya ve giysi konusunda destek oluyoruz. Gıda yardımı alınmasında önayak oluyoruz. Ayrıca belirli günlerde kaynaştırıcı etkinlikler düzenliyoruz.”

    30 yıl kamuda çalışıp emekli olduktan sonra muhtar olmaya karar veren Ankara Batıkent Turgut Özal Mahallesi Muhtarı Suna Sezer ise, “Zor mu? Zor değil. Önemli olan görevini isteyerek severek ve sorumluluklarını yerine getirmektir diye düşünüyorum. Kadın olduğum için hiçbir zorluk yaşamadım. Belki de Batıkent bölgesinin olmasının bir ayrıcalığı diye düşünüyorum” şeklinde konuştu.

    “YETMEDİĞİMİZ YETİŞEMEDİĞİMİZ YERLER OLUYOR”

    Batıkent bölgesinde 9 mahalle muhtarlığı var. 7 tanesinde kadın, 2 tanesinde erkek arkadaşımız var” diyen Sezer, yaşadıkları sorunlara ve yaptıkları çalışmalara ilişkin şunları aktardı:

    “Batıkent’te bizim mahallemizin yeni olması sebebiyle sorunlarımız çok mu çok fazla. Bunu genelde yerel yönetimlerle özellikle de ilçe belediyesi ile daha çok çözmeye çalıştım. İki dönemde Yenimahalle belediyesinin desteğini gördüm. Bire bir beraber çalıştık diyebilirim. Bununla beraber aşamadığımız yerlerde dayanışma olarak arkadaşlarımızdan, site yöneticilerinden, mahalle meclislerinden imza olsun ya da başka bir şey olsun istiyoruz. Sonuçta muhtarız mührümüz var çok önemli diyoruz, ama yetmediğimiz, yetişemediğimiz yerler oluyor. Bunu en çokta Büyükşehir Belediyesinde yaşıyoruz. Bu sıkıntılar hala devam ediyor. Ben muhtar olduğumda mahallemizde hiçbir okulumuz, sağlık ocağımız ve parkımız yoktu. Ama şu an 8 tane devlet okuluna, 3 tane sağlık ocağına, 27 tane de parka sahip olduk. Bunların içerisinde sadece 1 tanesi Büyükşehir belediyesi tarafından yapılan bir park.”

    “70 BİN KİŞİYİ TEMSİL EDİYORUM”

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneğinin muharrem ayı dolayısı ile düzenlediği aşure gününe katılan Sezer, son olarak şunları kaydetti:

    “PSAKD düzenlediği aşure gününde elimizden geldiğince bu tür derneklere destek vermeye çalışıyoruz. Siyasi görüş, bakış ve duruş olarak aynı çizgide olmamız sebebiyle ve her şeyden önce insan olmamız nedeni ile buralara destek  veriyoruz. Her zaman yanlarındayız. Beraber olduğumuzu her fırsatta dile getirmeye çalışıyoruz. En kötü zamanımızda olsun, ihtiyaç olduğu zaman yanlarında olmaya çalışıyoruz. Bence bu çok önemli. Önemsenmesi gereken bir şey çünkü. Ben Muhtar olarak 70 bin kişiyi temsil ediyorum.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

     

  • Dersim’deki taş ocağına halktan tepki: ‘Suyumuzu toprağımızı yok edecekler’

    Dersim’deki taş ocağına halktan tepki: ‘Suyumuzu toprağımızı yok edecekler’

    PİRHA – Dersim merkeze bağlı Sarah Köyüne kurulmak istenen taş ocağı şantiyesi için özel bir şirket tarafından ormanda ağaçların kesilmesine ve kazı yapılmasına tepki gösteren bölge halkı, “Açılmak istenen taş ocaklarıyla insanların yaşam alanları ellerinden alınıp, köylüler zorunlu göçe tabi tutulacaktır. Suyumuzu toprağımızı yok edecekler” denildi. 

    Dersim Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü tarafından Pülümür Vadisi’nde yerleşim yerlerine 200 metre mesafede bulunan 150 hektarlık ormanlık alanda taş ocağı ve karma-eleme tesisi için 2013 yılında Suroğlu Şirketi’ne izin verildi. Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) raporu alınmadan izin verilen taş ocağı, Marçik, Sahar, Sinanköy, Nuşit, Güleç, Doa Xanê köyleri ve 9 mezrada bulunan 105 hane ile Pülümür Çayı’nı doğrudan etkileyecek.
    Bölge sakinleri, verilen iznin yürütmesinin durdurulması ve iptali için Tunceli İdare Mahkemesi’ne dava açarken, taş ocağının kurulacağı alanda yüzlerce ağaç katledildi.  Ayrıca Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nün bu taş ocağının yanı sıra Dersim’in farklı noktalarında yapılması planlanan 40’a yakın taş ocağına da ruhsat verdiği belirtildi.
    “KÖYLÜLER ZORLA GÖÇE TABİ TUTULACAK”
    Ağaç kıyımının yapıldığı alana giden yurttaşlar gördükleri manzara karşısında şaşkına döndü. Sarah köyü muhtarı Hıdır Özmen, iş makinelerinin bilgileri olmadan ormanlık alanda ağaç kıyımı yaptığını söyledi. Patlatılacak dinamitler, tesisin çıkaracağı toz ve kamyon trafiğinin köylerini yok edeceğini ifade eden Özmen, “Temel geçim kaynağı hayvancılık, arıcılık ve tarım olan köylerimiz işletilmek istenen taş ocaklarının tehdidi altındadır. Açılmak istenen taş ocaklarıyla insanların yaşam alanları ellerinden alınıp, köylüler zorunlu göçe tabi tutulacaktır. Suyumuzu toprağımızı yok edecekler” dedi.
    ŞİRKET SAHİBİNDEN DOĞA AKTİVİSTİNE TEHDİT 
    Köylülerin taş ocağının yapımına karşı başlattığı mücadeleye destek veren doğa aktivisti Haydar Çetinkaya, şirket sahibi tarafından tehdit edildikten sonra saldırı girişimine maruz kaldı. Bölge için ÇED raporunun alınmadığını bununda yapılacak taş ocağının vereceği zarara ilişkin hiçbir analizin yapılmadığını gösterdiğini ifade eden Çetinkaya, şirketlerin ÇED’den muafiyet alabilmek için proje alanlarını başlangıçta küçük gösterdiklerini ancak zamanla projenin genişlemesiyle ortaya çıkan çevresel etkilerin büyük alanları etkilediğini söyledi.
    “PATLAMALAR DOĞAL DENGEYİ BOZUYOR”
    Çetinkaya, olumsuz etkilerinden dolayı taş ocaklarının yerleşim yerleri, ormanlık alan ve su üretim alanlarından uzak, kayalık alanlarda yapılması gerektiğini aktardı. Çetinkaya, “Taş ocaklarında yapılan patlamalar doğal dengeyi, su yollarını ve çatlak-mağara sistemini bozuyor. Değişen su yolları sebebiyle çevrede yaşayanlar, yaşamını ekip biçme ile kazanan çiftçiler ve toprakları zarar görüyor” diye belirtti.
    “TOZ ÇEVRE HALKININ SAĞLIĞINI OLUMSUZ ETKİLİYOR”
    Taş ocaklarının gerek çıkardığı toz, gerek gürültü ve gerekse ekosisteme verdiği zarar ile büyük bir sorun oluşturduğunu anlatan Çetinkaya, şöyle dedi: “Taş ocaklarının bir büyük sorunu da toz. Tozu engellemek için her ne kadar filtrelerden bahsedilse bile; bu filtreler ya çok az kullanılıyor, ya da hiç kullanılmıyor. Açığa çıkan toz; bitkilerin yeterli fotosentez yapmasına engel olduğu gibi çevre halkının sağlığını da olumsuz etkiliyor. Bitkiler çiçeklenme döneminde döllenemiyor, solunum yapamıyor.”
    “TAŞ OCAKLARIN YAPIMINA GÖZ YUMMAYACAĞIZ”
    Herhangi bir kamu yararı bulunmayan bu projede kar uğruna yaşam alanlarının tahrip edilmek istendiğini vurgulayan Ali Yumin, taş ocağının arkasında bırakacağı tahribatın geçici olmayacağını ifade etti. Yumin, “Bu geçici bir bozulma değildir. Bugünkü haline geri dönüşü bir daha asla mümkün olmayan bir cehennem ile kalıcılaşacaktır. Acaba ne kadar para kazanmak bu doğal yok oluşa deva olabiliyor, bunu da sermaye sahibi para sever doğa sevmezlere sormak gerekir. Bizler bugün itibari ile göç etmemek için gereken mücadelemizi vereceğiz. Şiarımız ‘taş ocağının yapılmasına göz yummayacağız, yaptırmayacağız’ olacaktır” ifadelerini kullandı.
    “ORMANLIK ALANDA AĞAÇ KIYIMI YAPILDI”
    Köylerini kimseye kaptırmayacaklarını belirten Musa Çelik de, “Derdimiz sizin taşı nerden bulacağınız değil, köyümüzün taş ocağı olmamasıdır. Doğa yok olunca taş mı yiyeceğiz” diyerek tepkisini dile getirdi.
    Munzur doğa aktivisti Ali Mükan ise, zorbalık ve hile ile bir gece ormanlık alanda ağaç kıyımı yapıldığını ifade ederek, doğayı korumanın herkesin görevi olduğunu söyledi. Mükan, köylüler ile birlikte mücadele edeceklerini ve doğayı yok etmelerine geçit vermeyeceklerinin altını çizdi. (HABER MERKEZİ)