Etiket: muhtarlar

  • Alevilerin yaşadığı Pınarbaşı’nda konutlar hala yapılmadı; Halk: İkinci bir deprem yaşıyoruz-VİDEO

    Alevilerin yaşadığı Pınarbaşı’nda konutlar hala yapılmadı; Halk: İkinci bir deprem yaşıyoruz-VİDEO

    PİRHA-Depremde birçok evin enkaza dönüştüğü Pınarbaşı’nda (Bulam) 2 yıldır yapılmayan konutlar yüzünden yurttaşlar hala konteynerlerde yaşamak zorunda kalıyor. 1 km mesafedeki Çelikhan ilçesindeki konutlar tamamlanırken, Pınarbaşı’ndaki evlerin yapılmamış olması halk tarafından tepkiyle karşılanıyor. Beldeye bağlı muhtarlar, ikinci bir deprem yaşadıklarını vurgulayarak, konutların bir an önce yapılmasını istiyor.

    Adıyaman Çelikhan İlçesine bağlı Pınarbaşı (Bulam) Beldesi’nde 6 Şubat depremlerinin üzerinden yaklaşık 2 yıl geçtiği halde herhangi bir konutun yapımına başlanmadı.

    Bulam’a 1 km mesafedeki Çelikhan İlçesi’nde Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ) tarafından yapılan daireler yurttaşlara teslim edilirken, Bulam’da sadece ev yapılacak alan belirlenip, bir istinat duvarı ve birkaç inşaat temeli yapılarak bırakılmış halde. Alevilerin yoğun yaşadığı Bulam’da evlerin yapılmamış olması toplumda tepkiye neden oldu.

    Çevrede birçok köyün evleri teslim edilmek üzereyken 3500 nüfuslu beldenin evlerinin yapılmama nedenlerini Çevre ve Şehircilik ve İklim Değişikliği Müdürlüğü çeşitli nedenlerle ya ertelendiği ya tekrar ihale edileceği bilgisini veriyor. Pınarbaşı Beldesi mahalle muhtarları geciktirilen konutların en hızlı şekilde teslim edilmesi gerektiğini belirterek, yetkililerin mahallelerindeki halkın yaşamış oldukları sorunlarla ilgilenmesi gerektiğini ifade ettiler.

    “ŞEYHO KOÇ: EV YAPMAK İÇİN FAİZLE KREDİ ÇEKTİM”

    Depremde evi yıkılan Şeyho Koç, herhangi bir destek alamadığı için faizle kredi alarak küçük bir ev yaptığını söyledi. Depremde evi yıkıldıktan sonra çadırda yaşamak zorunda kalan Şeyho Koç, borçla yaptığı evin kredi faizini verdiğini dile getirdi. Yetkili kurumlardan kendisine yönelik bir desteğin sağlanmadığını belirten Koç, şunları söyledi:

    “Çevrede bulunan Köseuşağı, Aktaş ve Çelikhan’ın evleri yapıldı, ama bizim burası olduğu gibi duruyor. Sadece bir duvar örülmüş ve o şekilde bırakılmış. Depremde faizle kredi çekerek iki konteynır genişliğinde bir ev yaptım. Paranın bir kısmını çocuklarım bir kısmını da ben çekerek bu evi yaptım. Şimdiye kadar 1 milyon TL param gitti. Evin yapılmasında ben çok çalıştım yoksa 300-400 bin lira daha giderdi.”

    “6 AY İÇERİSİNDE TESLİM EDİLECEĞİ SÖYLENDİ”

    Cami Mahallesi Muhtarı Erkan Gümüş, depremden bu yana insanların mağdur olduklarını söyledi. Hala insanların konteynerlerde yaşadığını dile getiren Gümüş, “Defalarca kaymakamlığa, çevre, şehircilik ve iklim müdürlüğüne de gittik. Defalarca toplantı da yapıldı, hala da bizim beldenin temelleri atılmadı. 8 mahallede içeresinde Aktaş Mahallesi’nin temelleri atılmış, evleri daha teslim edilememiş. İnsanlarımızın birçoğu konteynerlerde kalıyor ve yardım alamıyorlar. Devlet kira yardımını yapmıyor. Mahalle muhtarlarıyla görüşmeye gittiğimiz zaman bize 6 ay içerisinde evlerin teslim edileceğini söylediler. Aradan 6 aydan fazla zaman geçti ortada ev yok ve çalışmalar kıştan dolayı durdurulmuş” dedi.

    “TÜTÜNLERİN ÇOĞU BOZULDU, İNSANLAR GEÇİNEMİYOR”

    Bu sene yaptıkları ürünlerin birçoğuna hastalık vurduğu için zarar ettiklerini söyleyen Gümüş, “Burada iş imkanları olmadığı için çalışacak bir yer yok. İnsanlar asgari ücretli geçinemediğinden evlerine bakamıyorlar. Tütünlerin yüzde 90’ına hastalık bulaştığından dolayı halk geçinemiyor. Yetkililerin bir an önce bu soruna çözüm bulmasını istiyoruz” diye konuştu.

    “EVLER YAPILMADI, KIŞ SOĞUK, İNSANLAR KONTEYNERLERDE YAŞAM MÜCADELESİ VERİYOR”

    22 aydan beridir evlerin temelinin atılmadığını, kış soğuk olduğu için insanların konteynerlerde kalmak zorunda kaldığını söyleyen Pınarbaşı Kaya Mahallesi Muhtarı Ali Tuğrul, deprem ilgili yaptığı konuşmada şunları söyledi:

    “300 ağır hasarlı ev olan belde de 3 tane temel atılmış. Önümüz kış bu şartlarda da ev yapılamaz. Konteynerlerde, çadırlarda yaşayan insanlarımız var. Deprem yardımı alan kişilerin 5-6 aydır aldıkları para kesilmiş. Vatandaşlar soba yakamadığı için elektrikli soba yakıyorlar. Böyle olunca yüksek fiyatlardan faturalarını ödüyorlar. Devletin bu yaşadığımız sorunlara el atmasını talep ediyoruz.”

    “DEPREMİ UNUTTUK, İKİNCİ DEPREMİ YAŞIYORUZ”

    Aktaş Mahallesi Muhtarı Hanifi Yeşilyurt, köylerindeki sorunlara değindi. Yeşilyurt, depremin etkilerinin hala devam ettiğine dikkat çekerek, “Depremi unuttuk şimdi ikinci depremi yaşıyoruz. Muhtarlığını yaptığım köyde evlerin temelleri atıldı, ne yazık ki 5 aileye ev hak sahipliği verilmemesinden ötürü zor durumda yaşıyorlar. Konteyner kent gibi alanlarda insanlar lavaboya, banyoya ulaşabiliyorken köyde yaşayan insanlar bu haklara sahip değil. Köyde verilen konteynerler iyi olmadığından dolayı iki aile ölümle karşı karşıya geldi. İnsanlar depremde ölmedi ama o konteynerlerde ölecekler” ifadelerini kullandı.

    “DEPREMDEN SONRA İKİNCİ DEFA ÖLDÜK”

    Diğer birçok köy ve ilçenin evlerinin teslim edildiğini söyleyen Pınarbaşı Balıkburnu Mahallesi Muhtarı Kemal Büyükşahin de şunları dile getirdi:

    “Birçok köy evi teslim edildi. Çelikhan ilçesinin bile konutları teslim edilme aşamasına gelinmiş ama Pınarbaşı’nda sadece bir duvar ve 2-3 temel atılmış. Okuma oranı yüksek olan beldemizde öğrenciler ders çalışamıyor. Konteynerlerde hangi şartlarda okuyacak bu gençler. Mahallemizde 50 hane şehir dışında kalıyor. Mahalle muhtarlarıyla neredeyse her gün devlet kurumlarını ziyaret ediyoruz. Maalesef gözle görülür bir gelişme yaşanmadı. Vatandaşın umudu kırılmış durumda. İnsanlarımıza inandıracağımız hiçbir cümle kuramıyoruz. Depremde 11 yakınımı kaybettim, onlarla birlikte biz de öldük aslında. Depremden sonra bu kadar hayal kırıklığına uğrayacağımızı tahmin edemedik.

    “EN MAĞDUR MAHALLE BALIKBURNU MAHALLESİ; 120 HANELİK KÖYDE 4 AİLE KALDI”

    İki yıldır tarlalarımızdan tütün de kaldıramıyoruz, hayvancılığı terk etmek zorunda kaldık. Hayvancılık bitti, tarım bitti. Yapılacak hiçbir şey kalmadı. Şu anda Adıyaman’da en mağdur mahalle Balıkburnu Mahallesi. 120 hanelik bir köyde sadece 4 aile yaşıyor.”

    Kamber YILDIZ/PINARBAŞI-ADIYAMAN

  • Kaya: Devletin valisi, kaymakamı iktidar partisinin propagandasını yapamaz-VİDEO

    Kaya: Devletin valisi, kaymakamı iktidar partisinin propagandasını yapamaz-VİDEO

    PİRHA- CHP Ankara Milletvekili Yıldırım Kaya, “Valiler, kaymakamlar, bürokratlar AKP’nin il ve ilçe başkanları değil, Türkiye Cumhuriyeti’nin valisi, kaymakamı ve bürokratlarıdır. Devletin bürokratları, iktidar partilerinin propagandasını yapmak, toplantılar düzenlemek için o koltukları işgal edemezler. İktidarlar değişir hesap sorulur!” dedi.

    CHP Ankara Milletvekili Yıldırım Kaya Ankara Yenimahalle Kaymakamlığının “muhtar-bürokrat” toplantısı üzerine İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun cevaplandırması için soru önergesi verdi.

    Kaya, “Valiler, kaymakamlar, bürokratlar AKP’nin il ve ilçe başkanları değil, Türkiye Cumhuriyeti’nin valisi, kaymakamı ve bürokratlarıdır. Devletin bürokratları, iktidar partilerinin propagandasını yapmak, toplantılar düzenlemek için o koltukları işgal edemezler. İktidarlar değişir hesap sorulur!” dedi.

    Kaya soru önergesinde şunları kaydetti:

    “Ankara Yenimahalle Kaymakamlığı muhtarlara gönderdiği mesajda, 21 Mayıs 2022 Cumartesi günü “muhtar-bürokrat” toplantısı yapılacağını duyurmuş; süren projeler, muhtarların talepleri ve beklentilerinin değerlendirileceği kaydedilmiştir. Toplantıya ilçe sağlık müdürlüğünden, ilçe milli eğitim müdürlüğünden, ilçe müftülüğünden, ilçe nüfus müdürlüğünden ve Başkentgaz’dan kurum temsilcilerinin de katılacağı bilgisi verilmiştir. Mesajda ayrıca toplantıya bölge milletvekillerinin de katılacağı aktarılmıştır.

    Toplantıya katılan muhtarların tarafımıza aktardığı bilgiye göre, Yenimahalle Kaymakamlığı’nın mesajda duyurduğu kurum temsilcilerinin toplantıya katılmadığı; toplantıya AKP Ankara Milletvekili Asuman Erdoğan, MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Ankara Milletvekili Yaşar Yıldırım, AKP Yenimahalle İlçe Başkanı Abdulkadir Aydoğan, MHP Yenimahalle İlçe Başkanı Dursun Dinçer ve iki partinin ilçe yöneticilerinin katıldığı bildirilmiştir.

    Toplantıya katılan muhtarların AKP Yenimahalle İlçe Başkanı Abdulkadir Aydoğan ve MHP Yenimahalle İlçe Başkanı Dursun Dinçer tarafından kapıda karşılandığı da iddia edilmektedir.

    Toplantı divanı ise Yenimahalle Kaymakamı Türker Çağatay Halim, AKP Ankara Milletvekili Asuman Erdoğan, MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Ankara Milletvekili Yaşar Yıldırım, AKP Yenimahalle İlçe Başkanı Abdulkadir Aydoğan, MHP Yenimahalle İlçe Başkanı Dursun Dinçer’den oluşmuştur.

    Kürsüde söz alarak konuşan, AKP Ankara Milletvekili Asuman Erdoğan ve MHP Ankara Milletvekili Yaşar Yıldırım Ankara Büyükşehir Belediyesi ve Yenimahalle Belediyesi’ni hedef alan açıklamalarda bulunmuştur. AKP Ankara Milletvekili Asuman Erdoğan Yenimahalle Belediyesinin çalışmadığını iddia ederek, Yenimahalle’nin bunları hak etmediği açıklamalarında bulunmuştur. Toplantının Cumhur İttifakının siyasi propagandasına dönüştüğünü söylen bazı muhtarların da toplantıyı terk ettiği bildirilmiştir.

    Bu bilgiler kapsamında;

    1. Yenimahalle Kaymakamlığı tarafından düzenlenen toplantıya AKP ve MHP milletvekilleri ve ilçe başkanları davet edilirken, neden diğer siyasi partilerin milletvekilleri ve ilçe başkanları davet edilmemiştir?
    2. Toplantıya kamu kurumlarının temsilcilerinin de katılacağı duyurulmasına rağmen, neden hiçbir kamu kurumu temsilcisi katılmamıştır?
    3. Yenimahalle Kaymakamlığının düzenlediği bir toplantıya sadece Cumhur İttifakını oluşturan AKP ve MHP’nin milletvekilleri ve ilçe başkanlarının davet edilmesi ne anlama gelmektedir?
    4. Toplantıda AKP ve MHP’nin Ankara milletvekillerinin muhalefeti eleştiren, Ankara Büyükşehir Belediyesi ve Yenimahalle Belediyesi’nin çalışmadığını iddia eden açıklamalarda bulunması etik midir?
    5. Ankara Valiliğinin konuya ilişkin bilgisi var mıdır?
    6. Türkiye Cumhuriyeti’ni temsil eden Yenimahalle Kaymakamı Türker Çağatay Halim’in, AKP ve MHP’nin siyasi propaganda yapması için toplantı düzenlemesi hakkında bir işlem yapılacak mıdır?

    PİRHA/ANKARA

     

     

     

     

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan, cemevi başkanları ve muhtarlarla görüştü

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, cemevi başkanları ve muhtarlarla görüştü

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, Aydın’da cemevi başkanları ve muhtarların yer aldığı heyetle bir araya geldi.

    Açılışlara katılan ve ziyaretlerde bulunan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cemevi başkanları ile mahalle muhtarlarından oluşan 7 kişilik bir heyetle görüştü.

    Eğrek Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Derneği Başkanı Mehmet Akyüz, Bozdoğan Alamut Mahallesi Cemevi Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Hasan Özçörtük, Söke Güzeltepe Mahallesi Kültürünü Yaşatma Derneği Başkanı Özgül Avcı, Alevi Kültür Dernekleri Söke Şubesi Başkanı Şevki Kaya ile Çine Dutluoluk Mahallesi Muhtarı Sadık Yıldız, Bozdoğan Alamut Mahalle Muhtarı Hasbi Şen ve Efeler Yılmazköy Mahalle Muhtarı Özkan Tosun’dan oluşan heyet, Aydın Valiliğinde Erdoğan’ı ziyaret etti.

    Basına kapalı gerçekleşen ziyarette, cemevi başkanları ile muhtarlardan oluşan heyetin Erdoğan’a teşekkürlerini sunduğu belirtildi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Yaylakonak’taki Manganez Maden Ocağının tahribatının durdurulması için Valiliğe dilekçe

    Yaylakonak’taki Manganez Maden Ocağının tahribatının durdurulması için Valiliğe dilekçe

    PİRHA- Adıyaman merkeze bağlı Yaylakonak Beldesi Hançayı mevkiinde kurulan ve uzun zamandır faaliyet yürüten Manganez Maden Ocağının, belde doğasına yönelik ciddi tahribatlarının durdurulması için Adıyaman Valiliği, Adıyaman Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü ve DSİ 20. Bölge Müdürlüğü’ne dilekçe verildi.

    Adıyaman merkeze bağlı Yaylakonak Beldesi Hançayı mevkiinde kurulan Manganez Maden Ocağına yöre halkının tepkisi sürüyor. Yurttaşlar, maden ocağının yaşam alanlarını yok edeceği endişesini dile getiriyorlar.

    2016 yılında Yaylakonak Beldesi Hançayı mevkiinde yakınlarında  maden ocağı açılmak için “ÇED gerekli değildir” kararı verilmişti.

    Köy muhtarları bu karara karşı dava açarken, bölgede herhangi bir envanter çalışması yapılmadığı ve koruma altına alınmadığı için doğanın ve yaşam alanlarının tahrip edilmesinin kaçınılmaz olduğu görüşü hakim.

    Bölge halkı endemik bitki ve doğal sit alanları olan alanda maden arama sırasında kullanılan kimyasalların insan ve canlı yaşamına tehdit oluşturduğu ve köylerini yaşanmaz hale getirdiğini ifade etti.

    “HEYALANLAR MEYDANA GELMEKTE, AĞAÇLAR YOK OLMAKTA”

    Yurttaşlar insan sağlığına ve doğaya zarar vermeye devam eden Manganez Maden Ocağının doğa katliamına müdahale edilmesi çağrısında bulunarak, Adıyaman Valiliği, Adıyaman Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü ve DSİ 20. Bölge Müdürlüğü’ne dilekçe verdi.

    Dilekçelerde, söz konusu şirket faaliyetlerinin verilen ruhsat, izin ve yasal mevzuat çerçevesinde yapılması gerekmekte iken, bunun aksine eylemlerde bulunduğuna ve maden alanının belli alanlarında büyük oranda heyelanlar meydana geldiğine vurgu yapıldı. Ayrıca alandaki çam, badem, alıç, ahlat, akasya vb. ağaçlar yok olmaya devam ettiğine işaret edildi. Tahribatlar sonucunda tarım ve hayvancılık ile geçimini sağlayan belde halkının hayvanlarını otlatma sahalarının yok edildiğine de dikkat çekildi.

    Dilekçenin devamında Adıyaman ili Merkez Yaylakonak Beldesi Hançayı Mevkii, 122 ada, 97 parsel sayılı taşınmazda ilgili şirket tarafından yürütülen ve çevre ve insan sağlığı yönünden tehlike yaratan “madencilik faaliyetleri” bakımından gerekli inceleme ve denetimlerin yapılmasını ve bununla  birlikte idarece yapılacak inceleme ve denetimlerin sonucuna göre gerekli yasal cezai yaptırımların uygulanması talep edildi.

    PİRHA/ADIYAMAN

     

     

  • Muhtar adaylarına seçim yasağı

    Muhtar adaylarına seçim yasağı

    PİRHA- Yüksek Seçim Kurulu YSK, 2019 muhtarlık seçimlerinde aldığı kararda, muhtar adaylarına bildiri dışında propaganda aracı olan pankart, döviz ve afiş  kullanılmasına yasak getirdi. 

    2019 yerel seçimlerine aylar kala yasaklarda kendini göstermeye başladı. 31 Mart 2019 tarihinde yapılacak yerel seçimlerde seçilecek muhtar adaylarına Yüksek Seçim Kurulu propaganda yasağı getirdi.

    Propaganda yasak ve esaslarını açıklayan YSK, muhtar adaylarının pankart, döviz ve afiş asmasını yasaklarken sadece el ilanı dağıtmasına izin verdi.

    MUHTARLARA AFİŞ, DÖVİZ VE PANKART YASAĞI

    1 Ocak 2019 tarihi itibari ile yerel seçimlerin startı verilmiş oldu. 2 Ocak 2019 Çarşamba günü Yüksek Seçim Kurulu mahalle muhtarlığı seçimlerinde propaganda yasak ve esaslarını açıkladı. Muhtar adaylarının , Pankart, Döviz, Afiş asmasını yasakladı, sadece el ilanı dağıtmasına izin verdi.

    YSK’nın yasaklara ilişkin bildirgesinde şu ifadelere yer verildi:

    “Mahalle muhtar seçimlerinde, adaylık usulü bulunmadığından seçime girecek kişilerin, seçime gireceklerini belirtmekle ve kendilerini tanıtmakla sınırlı olarak etkinlik gösterebileceklerini, adaylık söz konusu olmadığından bu seçimlere katılmak isteyenlerin 298 sayılı kanun ile diğer seçim kanunlarında siyasi partilere vb bağımsız adaylara tanınan propaganda hakkında yararlanamayacaklarına ancak seçime girecek kişilerin oy verme gününden önce resimli ve kendisini yazı ile tanıtıcı nitelik taşıyan el ilanı mahiyetindeki matbualarını dağıtabileceklerine;
    01 Ocak 2019 tarihinden seçim 31 Mart 2019 Tarihine kadar Muhtar adayların asmış olduğu Pankart- Döviz- Afiş vb reklamların aşılmayacağı ve asılı olan Pankart-Döviz-Afişlerin kaldırılması kaldırılmaması durumunda seçim kanununa muhalefetten “erekli işlem yapılacağı, belirtilen tarihler arasında cadde, iş yerlerine, balkonlara, billboardlra. apartmanlara, araçlarına, aydınlatma direklerine vb halkın dürebileceği yerlere asılmasının yasak olduğu. Muhtar adayların sadece el ilanı dağıtabilecekleri YSK karında belirtilmiştir.” (HABER MERKEZİ)

  • Alevi vekiller: Aleviler yaşamın her alanında ırkçılığa maruz kalıyor-VİDEO

    Alevi vekiller: Aleviler yaşamın her alanında ırkçılığa maruz kalıyor-VİDEO

    PİRHA-HDP’nin Alevi Milletvekilleri Ali Kenanoğlu ve Kemal Bülbül, mecliste yaptıkları açıklamada, Alevi inancına yönelik baskıları değerlendirdiler. Vekiller, Hızır’ın alay konusu edilmesi, Kürt Alevi ağırlıklı muhtarların görevden alınıp yerlerine kayyum atanması, Kürt Alevi yurttaşın evinin işaretlenmesi, Diyanet işleri başkanının Tunceli cemevini ziyaret etmesi gibi birçok konuyu değerlendirdiler.

    HDP’nin Alevi milletvekilleri Ali Kenanoğlu ile Kemal Bülbül, HDP Halklar ve İnançlar Komisyonu adına mecliste bir açıklama yaptılar. Vekiller yaptıkları açıklamada son günlerde Alevi inancına yönelik baskı ve asimilasyona dikkat çektiler.

    “ALEVİLER IRKÇILIĞA BİREBİR MARUZ KALIYOR”

    İlk olarak söz alan HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, yaşamın her alanının ablukaya alındığı, kriminalize edildiği bir ırkçılıkla karşı karşıya kalındığını belirtti. Bu ırkçılığa birebir maruz kalan toplumsal kesimlerden birinin de Alevi topluluğu olduğunu söyleyen Bülbül, Alevi toplumuna dönük sistematik hak ihlallerinin çoğalarak devam ettiğine vurgu yaptı.

    “HAKSIZLIKLA MÜCADELEDE ALLAHUEKBER KULLANILMIYOR”

    İzmir’in Çiğli ilçesinde Kürt Alevi bir ailenin evinin kapısına üç hilal çizilip “Defolun, Allahuekber” yazılarının yazılmasına değinen Bülbül, bu yurttaşın yaşamsal tehlikesi olduğunu ifade ederek “Bu ırkçılıktır, faşizmdir, hedef göstermedir. Zaten bu ırkçılığı ve faşizmi yapanlar için Allahın ekber olduğu bir tek insanlara saldırırken hatırlıyor. Bunun dışında yoksullukla, haksızlıkla mücadelede, canilerle mücadelede Allahuekber kavramı kullanılmıyor. Mazlumlara, kimsesizlere karşı Allahuekber kavramı kullanılıyor” dedi.  Kapı işaretlemelerin tarihsel bir derinliği olduğunu kaydeden Bülbül, bu kapı işaretlemelerin ardından gelen Alevi katliamlarını da hatırlattı.

    “HIZIRIN KİM OLDUĞUNU BİLİYOR MUSUNUZ?”

    Alevi inancında kutsal sayılan Hızır’ın “Keloğlan Ak Ülke” adlı masal kitabında tecavüzcü olarak gösterilmesine de tepkilerini dile getiren Bülbül, buna hukukun sessiz kaldığını kaydetti. Bülbül, sessiz kalanlara şöyle seslendi: “Hukuk da mı bundan yana acaba. Hukuku yürütenler Hızır’ın ne olduğunu biliyor mu? Türkiye’nin hakimleri, savcıları Hızır’ın kim olduğunu biliyor musunuz? Türkiye’nin yürütme organı, cumhurbaşkanı, devlet başkanı Hızır’ın ne olduğunu biliyor musunuz? Utanmıyor musunuz? Hızır Kur’an-ı Kerim’de geçiyor Hızır Aleyhisselam diye. Hızır’ı tecavüzcü olarak gösteren birine sessiz kalmaya utanmıyor musunuz?”

    Belediye başkanları ve muhtarların açığa alınarak yerlerine kayyum atanması hakkında da konuşan Bülbül, açığa alınan muhtarların sayısının belli olmadığını, görevden alınan muhtarların Kürt ve Alevi ağırlıklı olduğunu söyledi.

    “DİYANET İŞLERİ BAŞKANI ALEVİLİKTEN ELİNİ ÇEK”

    Diyanet İşleri başkanı Ali Erbaş’ın Tunceli Cemevini ziyaretine de değinen Bülbül, “Dersim cemevinde Kur’an-ı Kerim dersinin verilip verilmeyeceğine karar verecek olan Diyanet İşleri Başkanı değildir, Dersim toplumudur, Dersim halkıdır. Dersim’deki hak ve hakikat davasını yürüten dedelerdir, pirlerdir, analardır. Sen hangi cürretle gidiyorsun oraya? Devlet okulunda okumakla alim olunmaz. Devlet okulunda okumakla arif de olunmaz. Mekteb-i arifi bitirmek için mürşitlerin, alimlerin, sadıkların, aşıkların dizinin dibinde oturacaksın, onlardan nasipleneceksin, onlardan feyz alacaksın. Sen saraydan feyz alıyorsun… Diyanet İşleri Başkanı Alevilikten elini çek. Ayıptır. Cahillik etme. Bilmediğin şeye talip olma.” diye konuştu.

    “DEVLETE SAYGI ADI ALTINDA YAPTIĞINIZ BASİT BİR ROLDEN İBARET”

    Bülbül, Dersim’de Diyanet İşleri başkanı ile görüşen dedelere de şöyle seslendi: “Devlete saygı adı altında yaptığınız basit, küçük, sıradan bir rolden ibaret. Ayıptır. Düzgün Baba’ya gidin, Munzur Baba’ya gidin. Ağuçan ocağına, Baba Mansur ocağına, Hacı Kureyş ocağına gidin. 12 ocak var Dersim’de. Oradaki acı çeken analar size anlatsınlar. Seyit Rıza’ya gidin. Darda sır olurken ‘Evladı Kerbelayık! Bihatayık! Ayıptır, günahtır, yazıktır’ deyip kendi idamını yapana bile ders verip kendine saygı duyuracak kadar alim olan Seyit Rıza’ya gidin. Aleviliği öğrenmek için bizim Diyanet işleri başkanlığına ya da onun ilgili bir kurumuna ihtiyacımız yoktur.”

    “YOLUMUZA SAHİP ÇIKACAĞIZ”

    Bütün bunları her yerde dile getireceklerini ifade eden Bülbül, “Alevilik hakkın hakikatin yoludur. Alevilik mekteb-i irfan yoludur. Yol cümleden uludur. Kendini cümleden ulu sanan küçük beyinlileri teşhir etmeye devam edeceğiz. Yolumuza, erkanımıza sahip çıkacağız.” dedi.

    Bütün bu ayrımcılığa sebep olanın Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan bu yana devam ecen ırkçı, gerici , tekçi rejimi olduğunu ifade eden Bülbül, bütün bunların bir şekilde ortadan kalkması gerektiğine işaret etti.

    “BU SORUNLARIN ÇÖZÜMÜ DEMOKRATİK ANAYASADAN GEÇİYOR”

    Arkasından söz alan HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu da yaşanılan sorunların Türkiye’nin demokratik olmayışından ve demokratik bir anayasaya sahip olmayışından kaynaklı sorunlar olduğunu kaydetti. Bu sorunların aşılması yönteminin demokratik bir anayasadan geçtiğini belirten Kenanoğlu, tüm inançlara hak, hukuk, adalet çerçevesinde eşit mesafede durmakla ilgili olduğunu söyledi. Bu sorunların lokal sorunlar olmadığını, diğer inançların da hemen hemen aynı sorunları yaşadıklarını dile getiren Kenanoğlu, bu sorunların tamamını aşmanın yönteminin de demokratik bir ülke, demokratik bir anayasa ve laiklik olduğunu kaydetti. (HABER MERKEZİ)

  • Kürt ve Alevi muhtarların yerine başka köyden kayyım atandı

    Kürt ve Alevi muhtarların yerine başka köyden kayyım atandı

    Bingöl’de görevden alınan muhtarlardan mühürlerini iade etmeleri istendi. Muhtarlardan biri, ‘Aldığım bilgilere göre karakol, savcılık ve kaymakam birini yerimize seçecek’ dedi. 

    İçişleri Bakanlığı, “milli güvenliğe karşı faaliyette bulunan yapılarla bağlantılı oldukları” iddiasıyla görevden uzaklaştırdığı 259 muhtarın isimleri netleşmeye başladı. Görevden uzaklaştırılan muhtarların neredeyse tümü Kürt illerinden. Diyarbakır, Bingöl, Urfa ve Hakkari muhtarların görevden uzaklaştırıldığı illerin başında geliyor.

    KORUCU KÖYÜNÜ GEÇİNCE HİZMET BİTİYOR

    Muhtarların görevden uzaklaştırıldığı daha çok sözlü bildirimle oldu. Herhangi bir tebligat yapılmazken, mühürleri teslim etmeleri istendi. Bazı muhtarların yerine ise kayyım atandı. Görevden uzaklaştırılan muhtarların olduğu illerden biri de Bingöl. Burada uzaklaştırılan 9 muhtardan 6’sı Alevi. Bunlardan 4’ü Adaklı’ya bağlı Karer bölgesi muhtarları.

    Karer Alevi köylerinin bulunduğu bölgede 8 köy bulunuyor. Bingöl merkeze 20-30 kilometre mesafede olan Karer, tam bir mahrumiyet bölgesi. Karer yolunun geçtiği korucu köyü olan Yenibaşlar köyüne kadar olan mesafede yol asfaltlı. Ancak Karer sınırına ulaşınca durum değişiyor. Bizi taşlı, ulaşımı zor bir yol karşılıyor. Köylere yapıldığı iddia eden hizmetin Yenibaşlar köyünü geçmediği net bir şekilde anlaşılıyor.

    GÖREVDEN ALINMA GEREKÇESİ KİMLİK VE İNANÇLARI

    Görevden uzaklaştırılan ve mühürleri iade edilmesi istenen muhtarlarla Sütlüce (Darebi) köyünde buluşuyoruz. Sütlüce köyü Muharı Erdoğan Otmar, Doluçay (Sağyan) köyü muhtarı Ali Haydar Uzunyayla, Altınevler (Şirnan) köyü muhtarı Ermiş Kal ve Çamlıca (Xırçık) köyü muhtarı Ergin Engindeniz karşılıyor bizi. Dört muhtar da Karer bölgesinden, Kürt Alevi. Neden görevden uzaklaştırıldıkları sorusunu günlerdir soruyorlar kendilerine. Bu kararın verilmesinin nedeninin kimlik ve inançlarından dolayı olduğunu düşünüyorlar.

    Muhtarlarla Sütlüce köyü muhtarı Erdoğan Otmar’ın evinde bir araya geliyoruz. Muhtar Otmar, yaşlı anne ve babası ile birlikte yaşıyor. Köyde bir muhtarlık binası yok. Evini çalışma alanı olarak kullandığını söyleyen Otmar gülümseyerek, “Bizi görevden uzaklaştırdılar ya… Kayyımı atayıp muhtarlık yeri diye evime el koymasınlar” diyor.

    “ALEVİ OLDUĞUMUZ İÇİN…”

    Doluçay (Sağyan) köyü muhtarı Ali Haydar Uzunyayla ise ilçeye gittiğini Kaymakamlıktan ve jandarmadan görevden uzaklaştırıldığı kararını öğrendiğini söylüyor. İlkbaharda ‘Evinde komite kurmuşsun’ suçlaması ile gözaltına alındığını anlatan Uzunyayla, “Bakın evim karakola 300 metre mesafede. Her adımım izleniyor. Jandarmanın gözü önünde nasıl bu yapılabilir? Jandarmaya dedim bunu. Zaten bir gece gözaltında kaldım, mahkemeye bile çıkarılmadan serbest bırakıldım” diyerek hala kendisine bir gerekçe sunulmadığını anlatıyor. Uzunyayla’ya göre görevden alınmalarının temel nedeni Alevi olmaları. Haksız bir kararla karşı karşıya olduklarını belirten Uzunyayla, karara itiraz edeceğini belirtiyor.

    “BİZİ YOK YERE GÖZALTINA ALDILAR”

    Görevden uzaklaştırılan diğer bir muhtar Çamlıca (Xırçık) köyü muhtarı Ergin Engindeniz. O da diğer muhtarlar gibi görevden uzaklaştırıldı. Kötü haber tez duyulur. Muhtar, görevden alındığı söylentileri üzerine soluğu Adaklı ilçesinde alıyor. Kaymakam ve Jandarma komutanlığı ile yaptığı görüşmede isminin görevden uzaklaştırılan muhtarlar arasında olduğunu öğreniyor. Muhtar Engindeniz, iki yıl önce, yine seçimlerden önce gözaltına alındığını anlatıyor. Hayatında ilk defa o dönemde adliye kapısından girdiğini anlatan Engindeniz, “O dönemde bir Yüzbaşı vardı. Bana, ‘Biliyorum sizin herhangi bir suçunuz yok. Ama böyle bir şey geldi bize. Bunu uygulamak zorunda kaldık’ dedi. Ben herhangi bir suçumuzun olmadığını çok iyi biliyorum. Sadece neden bunu yaptılar onu anlamaya çalışıyorum” diyor.

    MUHTARIN YERİNE BAŞKA KÖYDEN KAYYIM ATANDI

    Engindeniz’in köyünde süreç diğer köylere göre daha hızlı işliyor. Çamlıca muhtarlığına kayyım bile atanıyor. Engindeniz’i en çok tepkilendiren konu ise yerine atanan kayyımın başka köyden olması. Görevden uzaklaştırılınca karakola giderek azaların ismini verdiğini anlatan Engindeniz, “İsimlerini vermeme rağmen köyün azalarından seçmediler. Karakol, Bingöl’de ikameti olan, bu köyden olmayan birini benim yerime atandığı bilgisini verdi. Bu şahıs bizim köyden olmadığı gibi ikameti de Bingöl merkezde bulunuyor. Köyde evi bile yok. Sadece eşi bizim köyden. Dünden bu yana köye geldi bu şahıs. Eşinin babasının evine yerleşmiş. Onun da şoku içindeyim” sözleri ile tepkisini dile getiriyor.

    GÖREVDEN UZAKLAŞTIRILANLAR ADAY OLAMIYOR

    Engindeniz, hakkındaki karara itirazda bulunmayacağını belirtiyor. Kararın kesin olduğu ve yapacak bir şeyin olmadığı görüşünde… Anlattığına göre sadece görevden uzaklaştırılmamışlar, aynı zamanda önümüzdeki yerel seçimlerde aday olmalarının da önleri kesilmiş. Engindeniz’e göre bunu yaşamalarının temel nedeni Alevi olmaları. Nedenini ise “Köyümüze hiç hizmet yapılmadı. Ödenek verilmedi. Hep ikinci, üçüncü plana atıldık” sözleri ile anlatıyor.

    KARER’E HİZMET YOK

    Sütlüce köyü muhtarı Erdoğan Otmar, köy yollarını, Karer bölgesinin hizmet alamamasını, onaylanan bütçelerin bu bölgeye aktarılmamasını buna gerekçe gösteriyor. Kaymakamlık toplantılarında, yatırımlarda bunu somut olarak gördüklerini anlatan Otmar, “Bizim Karer yollarının asfalt yapılması için ödenek ayrıldı. İhaleyi alan müteahhit burada bir duvar çalışması yapıyordu. Tüm araçları buradaydı. Ben Adaklı’yı arayarak, ‘Ekip buradayken Karer’den çalışmaya başlayalım’ dedim. Tamam dediler. Çalışma yapılmasına bir hafta kala aniden makineleri götürdüler. Biz aşağıdan başlayıp geliyoruz dediler. Aşağıdan çalışıp gelmeye başladılar. Karer sınırına geldiklerinde ise para bittiğini söyleyip çalışmayı durdular.”

    “SIRA ALEVİ KÖYLERİNE GELİNCE PARA BİTİYOR”

    İlçeye giderek kaymakamlıkla görüştüm. Kaymakam Bey, İl Encümeni Hüseyin Bey ve İl Özel İdare Müdürü oradaydı. Toplantıda İl Encümeni Hüseyin Bey’e, ‘Biz bu parayı Karer’e ayırdık. Siz geçen sene kendi köyünüzün yoluna soğuk asfaltla kapladınız. Bu sene 9 kilometre bize çıkan asfaltı götürüp kendi köyünüzün asfaltı üzerine döktünüz. Bu bize haksızlıktır’ dedim. Ben bunu dediğimde kaymakam ayağa kalkarak sen Hüseyin Bey’e saygısızlık yapamazsın dedi. Bu çok ağırıma gitti. Kaymakama ‘Eğer o bir encümense ben de köy muhtarıyım. Siz ayırımcılık yapıyorsunuz’ dedim. Her nedense kendi köylerine yapıyorlar, sıra bizim köylere, Karer’e, Alevi köylerine gelince para bitiyor. Bu sürekli böyle oluyor’ diye anlatıyor.

    TAŞIMALI EĞİTİM ÖDENEĞİ YOK

    Köylerde ne bir okul var, ne cemevi… Herşeyi kendi imkanları ile yaptıklarını anlatan muhtar Otmar, “Karer’de 8 muhtarlık var. Hiç birinde okul yok. Karer’de tarihi bir okul var. Sütlüce köyünde olan okul Cumhuriyetin ilk yıllarında kurulmuştu. O tarihte Bingöl’de okul yoktu. Ama ne yazık ki şimdi okul yok. Taşımalı eğitim sistemi var. Ama taşımalı eğitime rağmen bizim köylere servis verilmiyor. Tüm köylere veriliyor ama bize verilmiyor. Çocuklarımızı Bingöl merkez, çevre köyler, Adaklı, Kığı ve benzeri yerlerdeki yatılı okullara götürmek zorunda kalıyoruz. Bir çok aile, çocuklarının eğitimi için göç ediyor” diyerek bölgenin böylelikle insansızlaştırıldığını ifade ediyor.

    “YALNIZ BIRAKILDIK”

    Muhtarlar, görevden uzaklaştırıldıktan sonra da yalnız kaldıklarını söylüyor. Hatta haklarında verilen kararın ardından ilçe merkezinde daha önce yanyana geldikleri insanların bile birlikte görünmekten kaçındığını anlatıyorlar. Siyasi partilerin de kendilerine sahip çıkmadığını anlatan muhtarlar, “Sadece siyasi partiler değil diğerleri de sahip çıkmadı. Bu kararın ardından biz Alevi dedemizle görüştük. ‘Başımıza bu geldi sen de dedemizsin birlikte açıklama yapalım. Bu kararın karşısında duralım’ dedik. Dede bize ‘Beni siyasi işlere karıştırmayın’ diyerek, açıklama yapmayı reddetti. Dedeye ‘Sen, cemevi yapmak isterken biz muhtarlardan yardım istedin. Biz muhtarlar olarak sana destek verdik. Biz dara düştük sen bize sırtını dönüyorsun” diyerek yalnız bırakıldıklarını anlatıyorlar.

    “NE KADAR OY O KADAR HİZMET”

    Adaklı’ya bağlı Altınevler (Şirnan) köy muhtarı Ermiş Kal ise, kendilerinin görevden alınmasını belediyelere kayyım atanma sürecinin devamı olarak görüyor. Muhtarlıkların bu sürecin son halkası olduğunu belirten muhtar Kal, görevden alınan muhtarlardan 6’sının Alevi olmasının düşündürücü olduğuna dikkat çekiyor.  Köylerinin Kürt Alevi olmasından dolayı ötekileştirildiğini belirten Kal, iktidarın kendilerine bakışını yaşadığı bir örnekle anlatıyor: “15 yıldan beri muhtarlık yapıyorum. Defalarca hizmet talebimiz oldu. İl Genel Meclis üyelerinden Hüseyin adında biri vardı. Hizmet talebimize karşı, ‘Bölgede bize oy çıkmıyor. Ne kadar oy çıkarsa ona göre hizmet veririz’ dedi. Ben de bunun ayırımcılık olduğunu ifade ettim. Bana dönüp dedi ki, ‘Karer Alevi köyleridir. Bu köylerde oy gelse ne, gelmese ne… Bize oy vermiyorsunuz onun için size hizmet yok.’ Ben de kaymakamın da olduğu bir toplantıda bu diyaloğu anlatarak onu kınadım ve özür dilemeye davet ettim. Kesinlikle özür dilemeyeceğini, sözünün arkasında olduğunu beyan etti. Bize yaklaşım tam da budur.”

    “EN BÜYÜK SUÇUMUZ ALEVİ OLMAK”

    Kırsal alanda yaşadıkları için sürekli gözaltına alınıp, bırakıldıklarını anlatan muhtar Ermiş Kal, “Aslında en büyük suç, bu bölgede Alevi olarak yaşamaktır. Tek suçumuz budur. Bizi bu şekilde görüyorlar. Gözaltına alındık, mahkemelere çıktık, bırakıldık. Sadece biz değil, bu bölgedeki bütün insanlar bunu yaşıyor. Her zaman haksızlığa maruz kalıyorlar. Kaldıkları içinde gözaltına alınıyorlar” diyor.

    “KAYMAKAM, JANDARMA VE SAVCI KAYYIMI BELİRLİYOR”

    Muhtarların mühürleri iade etmesi de isteniyor. Muhtar Kal, “Karakoldan iki muhtar arkadaşıma mühürlerin getirilip karakola bırakılmasını söylemişler. Bu ülkede demokrasiden bahsediyorlar. Eğer kayyum atanmışsa veya herhangi biri seçilmişse, gelsin mührümü devir teslim işlemi ile alsınlar. Karakola gidip mührü vermeyeceğim. Seçilen varsa gelsin alsın. Aldığım bilgilere göre karakol, savcılık ve kaymakam üçü bir arada değerlendirme yaparak kendi işlerine yarayacak biri varsa onu seçecekler. Yoksa dışardan birini atayacaklar. Görüştüğüm insanlar bunu söylüyor” diyor.

    Haklarında kesinleşmiş bir ceza olmadığını anlatan muhtarlar, kendileri hakkında hükmün şimdiden verildiği görüşünde. Yine seçimlerde bu köylerden AKP’ye oy çıkmamasının da kararda etkisi olabileceği belirtiliyor. Daha önceki seçimlerde bu köylerde en çok oy CHP ve HDP’ye çıkıyor. Köy halkı, AKP’nin sandıkta başarılı olamadığını ve bu yola başvurduğunu söylüyor.

    (Remzi BUDANCİR/ArtıGerçek)

  • Asfalt bitiminde başlayan toprak yol Alevi köylerine çıkıyor-video

    Asfalt bitiminde başlayan toprak yol Alevi köylerine çıkıyor-video

    PİRHA-Erzurum’un Alevi köylerinin neredeyse tamamı topraklı yol. Asfalt çalışmalarının hiçbir şekilde gerçekleşmediği Hınıs ve Tekman’daki Alevi köylerinde görüştüğümüz muhtarlar, tüm girişimlerinin sonuçsuz kaldığını söylüyor. Muhtarlar, seçim zamanı oy için verilen vaatlerin başında gelen yol probleminin seçimlerden sonra ise hiçbir karşılık bulmadığını ifade ediyorlar.

    Haberin Videosu

    Erzurum’un ilçelerden köy yoluna girdiğinizi her şekilde anlamak mümkün oluyor. Asfaltın bitiminde başlayan toprak yol size köy yoluna girdiğiniz haberini veriyor. Bu özellikle de Alevi köylerine girdiğiniz de daha da yoğunlaşıyor. Hınıs ve Tekman’ın Alevi köylerindeki muhtarların yollarını ilişkin tüm girişimleri sonuçsuz kalmış. Yıllar boyu çetin hayat şartlarına bir de yol çilesi ekleyen Aleviler seçimle başlayan vaatlerin yine seçim sonuçları ile son bulduğunu söylüyor. Erzurum’da görüştüğümüz muhtarlar, “Tüm toprak yollar Alevi köylerine çıkar” diyor.

    Şah Haydar Atilla üç yıldır Erzurum Hınıs’a bağlı Kazancı köyünün muhtarlığını yapıyor. “Yolumuz yeterli değil. 3-4 kez müracaat ettim, yapacağız dediler ama gelmediler” diyen Atilla, dar yollarda araçların zor gelip gittiklerini söylüyor. Kışın ise kar yağmur ve çamur da çoğu kez yollarda kaldıklarını vurgulayan Atilla, özellikle hasta olduğunda kışın kızakla götürmek zorunda kaldıklarının altını çiziyor.

    Yollarının bir an önce yapılmasını isteyen Attilla, “Vergimizi ödüyoruz, söylüyoruz ama gelip sahip çıkan yok. Yapılan toplantılarda diyorlar ki ‘Yollarınızı yapacağız, sularınızı getireceğiz.’ Yollarımızın yapılmasını istiyoruz, sularımızın gelmesini istiyoruz, alt yapımızın yapılmasını istiyoruz” diyor.

    Hınıs’a bağlı Mırseyit Köy Muhtarı Hüseyin Akarsu da “Şu anda dağ köylerinden en iyi yol bizim köyün yolu” diyor. Çakıl, taş ve toprak yollarını geçen yıl kumlama çalışmasının yapıldığını söyleyen Akarsu, “Köy yollarımızda asfalt yok. Köyde kanalizasyon sorunu var, hala çözülmedi. Burada beş kardeşler ziyareti var. Yazın günde 10 kurban kesiliyor, yolları kötüydü müracaat ettik ancak bu kadarını yaptık” ifadelerini kullanıyor.

    “HER YIL 50 DİLEKÇE VERİYORUZ YOL İÇİN”

    44 yıldır Tekman’a bağlı Kuruca köyünde muhtarlık yapan Hasan Yola da, 44 yıldır her yıl 50 dilekçe ile bu sorunun çözülmesini beklediklerini söylüyor.

    Yola sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Yollarımız ilkbahar olduğu zaman çamurdan geçilmiyor. Çünkü yollar dar, biraz geniş açılsa güneş vurduğu zaman çabuk kurur. Asfaltlama zaten yok. Ölünceye kadar biz göremeyeceğiz, bizden sonraki nesiller de belki görmeyecekler, zaten asfaltı da unuttuk, her şeyi de unuttuk. Hele köyün içine bir bakın. 44 yıllık bir muhtarım her yıl 50 tane dilekçe veriyorum. Yolumuz yok, suyumuz yok, yollara bir boru takın en azından su toplanmasın, arabalar çamurda kalmasın. Her sene müracaatımızı yapıyoruz ama maalesef bir netice alamıyoruz.”

    45 HANEDEN GERİYE 3 HANE KALDI

    Kış oldu mu zorlukların daha da yoğunlaştığını söyleyen Yola tüm bu sorunlar yüzündün göçlerinden yoğunlaştığını söylüyor Yola, “Kışın yollarda kalıyoruz. Köy hizmetleri belediyelere bağlı. Kışın arıyoruz, bazen geliyorlar, bazen geç geliyorlar. Ancak devamlı olmak lazım. Şimdi mahalle oldu ama bir şey yok. Niye mahalle yaptın ki? Köy kalsaydı. Bize neden hizmet gelmediğini bir türlü anlayamadık. Mesela ben köyde ev yapamıyorum. Neden? Su yok, yol yok. Kuruluşundan bu yana 45 hane ama kalan 3 hane” diyor.

    “HİZMETİ KENDİ SEÇMENİNE GÖTÜRÜYOR”

    Hınıs Hayran Köyü Muhtarı Aliekber Obay da köye hizmet gitmemesinin nedeninin siyasi olduğunu ifade ediyor. Obay, “Büyükşehir yasasıyla köylere darbe vuruldu. Alevi köylerinden ziyade siyasi görüşümüz farklı olduğu ve oy vermediğimiz için burada da iktidar partisi görevde olduğu için bize hizmette gecikme oluyor. Daha doğrusu önce kendi seçmenine yapıyor” diyor.

    “TÜM PROJELERİMİZ SEÇİMDEN SONRA İPTAL EDİLDİ”

    Asfalt çalışmalarının şuan da hiçbir Alevi köylerinde olmadığını söyleyen Obay, tüm hizmetlerinin vaatte kaldığını düşünüyor.

    Obay sözlerini şöyle sürdürüyor:

    “Maalesef seçim bittikten sonra vaatlerde bitiyor. Şuan ki aşamada projelerimiz, programlarımız iptal edildi. Dört köyün sulama projesi vardı. Bu köyün kanalizasyon projesi yapılmış iki senedir yapılmadı. Köyden akan dere üzerinde Menfez programımız vardı iptal edildi. Mevcut gurup yolunun 10 kilometre genişletme ve asfalta hazır hale getirme programı vardı, o da şuanda iptal edildi. Bu konuda bölge milletvekillerine, Erzurum Büyükşehir Belediyesine defalarca ilettim, Buradaki Kaymakama söyledim. Dile getiriyoruz ama nereye kadar onu da bilemem. Tüm projelerimiz seçimden sonra iptal edildi.”

    Sevim KAHRAMAN/Semra ACAR

    ERZURUM