Etiket: munzur doğa ve kültür festivali

  • 18. Düzgün Baba Anma’sında panel: Aleviler olarak eşit yurttaşlık talebini büyütmeliyiz-VİDEO

    18. Düzgün Baba Anma’sında panel: Aleviler olarak eşit yurttaşlık talebini büyütmeliyiz-VİDEO

    PİRHA- Dersim’de 18. Düzgün Baba Anma Günü etkinlikleri kapsamında ‘Alevi inancı temelinde eşit yurttaşlık talebi’ paneli yapıldı. Çeşitli nedenlerle Yola yabancılaşıldığına dikkat çekilen panelde, Alevilerin eşit yurttaşlık mücadelesini büyütmesi gerektiği vurgulandı. 

    Nazımiye Belediyesi, Düzgün Baba Cemevi Derneği, Nazımiyeliler Derneği, Dersim Dernekleri Federasyonu ve Avrupa Dersim Dernekleri Federasyonu ortaklığında yapılan 18. Düzgün Baba Anma Günü etkinlikleri Dersim’in Nazimiye ilçesinde bulunan Düzgün Baba Cemevi’nde başladı.

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Mustafa Aslan, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Başkanı Hüseyin Mat, Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Musa Kulu, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe ve Yazar Erdal Yıldırım‘ın katılımıyla ‘Alevi inancı temelinde eşit yurttaşlık talebi’ paneli yapıldı.

    ERÇE: YOLUMUZA YABANCILAŞTIK

    “Kentlere göçtükten sonra kendimize yabancılaştık” diyen PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe, “Sadece inancımıza değil, emeğimize, dilimize yabancılaştık. Bize ait olmayan dilleri seçtik ve artık bu sebeple yolumuza da yabancılaştık. Dili kirlettiğimiz zaman toparlamamız daha zor oluyor. Memleketinden koparılmışız ve hiç bilmediğimiz topraklarda yaşamak zorunda bırakılmışız” dedi.

    YILDIRIM: EGEMENLERDEN OLMAYAN KİM VARSA DÜŞMAN İLAN EDİLDİ

    Araştırmacı-Yazar Erdal Yıldırım da, “Çok zor günlerden geçiyoruz. Yüzyıllara varan bir politikadan kaynaklanıyor. Aleviler son 30 yılda eşit yurttaşlık mücadelesi veriyor diğer halklarla birlikte. Egemenlerden olmayan kim varsa düşman ilan edilmiş ve haklarını alamamış. Aleviler taleplerini yıllardır dile getiriyorlar ancak yıllardır talepleri karşılanmadı” diye konuştu.

    ARSLAN: EŞİT YURTTAŞLIK TALEBİNİ BÜYÜTMELİYİZ

    Kendilerinin dilinden, dergahlarından uzaklaştıklarını dile getiren ABF Başkanı Mustafa Arslan da, “Yaşadığımız topraklarda her türlü asimilasyon politikası devam ediyor. Dersim coğrafyası o kadar katliam, zulüm ve asimilasyon yaşamış” diyerek Alevi kurumlarının birlik olması ve eşit yurttaşlık mücadelesini büyütmesi gerektiğine dikkat çekti.

    KULU: BİZİM İNANCIMIZI BİRİLERİ TARİF ETMESİN

    DAD Eş Genel Başkanı Musa Kulu, Alevilerin binlerce yıldır zulüm gördüklerini ve halende görmeye devam ettiklerinin altını çizerek, “İnancımız ikrar ve rızalık üzerine kuruludur. Hiçbir pirimiz kadıya gitmemiştir. Sorunlarını cemde halkın rızalığını alarak çözmüşlerdir, hiç kimse mahkemelerde sürünmemiştir. Mahkemelerde kaybeden ve kazanan vardır ama bizim mahkemelerimizde kaybeden yoktur, rızalık vardır” diye belirtti.

    “Ülkede yaşayan her kimlik ve inanç için eşit yurttaşlık hakkı istiyoruz” diyen Kulu, “Eşit yurttaş olacaksak hangi kimlikle ve inançla yaşıyorsanız anayasa tarafından güvence altına alınması lazım. Alevilik haktır, bizim inancımızı birileri tarif  etmesinler” ifadelerine yer verdi.

    MAT: HAKKIMIZ OLANI ALMAK İÇİN MÜCADELE EDECEĞİZ

    AABK Eşit Başkanı Hüseyin Mat da, şunları aktardı:

    “Biz ne yaptık da bu kadar zulüm gördük. Pirlerimiz gülbenklerinde herkes için bir şey ister en son kendisine ister. Böyle bir inancın yaşatılması toplumların ortak barışına hizmet eder. İnancımızı ezilen, haksızlığa uğrayan bütün toplumların sorunlarını kendimizin sorunu olarak gördüğümüz için bu kadar katliama ve zulme uğradık. Bu anlayış tabi ki egemenleri ve zalimleri rahatsız etti. Devlet ‘size verdiklerimizle yetinin’ diyor ama bize verileni değil hakkımız olanı almak için mücadele edeceğiz.”

    Panelin ardından lokmalar pay edildi.

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim festivali yarın başlıyor

    Dersim festivali yarın başlıyor

    PİRHA- Yarın başlayacak olan Dersim Festivali için tüm hazırlıkları tamamlanarak, halka daha güçlü katılım çağrısı yapıldı.

    Bu yıl 19’ncusu düzenlenen Munzur Kültür ve Doğa Festivalinin tüm hazırlıkları tamamlandı.  “Dersim’e, inancına, diline, kültürüne sahip çık, yaşa ve yaşat” şiarıyla yarın başlayacak olan festival 4 gün sürecek. Festival günleri programında müzikten ekolojiye, felsefeden güzel sanatlara, tiyatrodan sinemaya, kadın atölyesinden çocuk atölyesine kadar birçok etkinlik yer alacak.

    AYAZ VE NUPELDA’YA ATFEDİLDİ

    Bu yılki festival 15 Temmuz da Ovacık ilçesi Bilgeç köyünde patlayıcı sonucu yaşamını yitiren Nupelda (4) ile Ayaz (8) kardeşler şahsında tüm çocuklara atfedildi. Festivalin açılışı yarın saat 12.30’da  Seyit Rıza Meydan’ında kitlesel bir açıklama ve çerağların uyandırılması ile başlayacak.

    KENTE GELİNMEYE BAŞLANDI

    Dersim her yıl olduğu gibi bu yılda Türkiye ve Dünya’nın birçok yerinden festivale katılanları ağırlayacak. Dün itibari ile kente gelinmeye başlandı. Tüm hazırlıkları tamamlanan festival için valiliğe yapılan resmi başvuru için tebligat verilmezken, yapılan görüşmelerde sözlü olarak festivale izin verildiği belirtildi. Festivalin yapılacağı stadyumda sahne kurulmaya başlandı. Ayrıca festivale gelenler için öğrenci yurtları da açılacak.

    HALKA KATILIM ÇAĞRISI

    Tertip Komitesi, Munzur Kültür ve Doğa Festivali’nin bir halkın tarihine, kültürüne, inancına, diline ve doğasına sahip çıkma çabası olduğunu belirterek, herkesi festivale daha güçlü katılmaya çağrısını yineledi.

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Yüzümüzü Dersim’e dönerek inancımıza, dilimize ve kültürümüze sahip çıkalım’ VİDEO

    ‘Yüzümüzü Dersim’e dönerek inancımıza, dilimize ve kültürümüze sahip çıkalım’ VİDEO

    PİRHA- Son dönemde Dersim’de yaşanan olaylar ve yaklaşan Munzur Doğa ve Kültür Festivali’ne ilişkin PİRHA’ya konuşan İzmir Dersim Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Aslan Sultan, “Bu yıl içerisinde Dersim üzerinde karanlık bir el kendisini var etmeye başladı. Dersimliler olarak bu savaşa itiraz ediyoruz. Yaşamı savunalım ve yüzümüzü topraklarımıza dönerek inancımız, dilimiz ve kültürümüze sahip çıkalım” dedi.

    İzmir Dersim Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Aslan Sultan, son dönem Dersim’de yaşanan olayların bir karanlık gibi coğrafyanın üzerine çöktüğüne vurgu yaparak, yaşanılan savaşa Dersimliler olarak itiraz ettiklerini söyledi. Bölgenin bir bütün insansızlaştırılmaya çalışıldığına dikkat çeken Sultan, yaklaşan festival ile Dersimlilerin topraklarına yüzünü dönerek diline, kültürüne ve inancına sahip çıkma çağrısında bulundu.

    “DERSİM ÜZERİNDE KARANLIK ELLER KENDİNİ VAR EDİYOR”

    “Bu kadim topraklarda bu acıların artık yaşanmasını istemiyoruz. Dersim tarihlerden beri hep bu acılarla anıldı. . Bizim halaylarımızda acıdır. Oy Fadike diye bir parça var. Dönüp baktığınızda orada bir hüzün vardır. Orada bir ayrılığın hüznü vardır” diyen Sultan, Dersimlilerin olarak bir daha acıların yaşanmasını istemediklerini ve buna itiraz ettiklerini ifade etti. Sultan şöyle konuştu:

    “Bu yıl içerisinde Dersim üzerinde karanlık bir el kendisini var etmeye başladı. Sene başında Pertek’te bir anne ve oğlu katledildi. Peşinden Çanakkale’de askerlik yapan bir Dersimli çocuk Hozat’ta bir anneyi katletti. Yine Engin Eroğlu akıl almaz bir şekilde kaza ile Munzur’a düşmesi ve 19 gün Munzur’da kalması açıkçası çok tuhaf. Dedelerimiz bize yaralı bir ceylanın Munzur’dan su içipte nasıl iyileştiğini anlatırdı. Açıkçası böyle bir umudumuz vardı. Demek ki Munzur’un da açıkçası bize sitemi var.”

    “BÖLGEDE 15 BİN MAYIN DÖŞELİ VE TEMİZLENMİYOR”

    Dersim’de oynadıkları alanda yaşanan patlama nedeniyle yaşamlarını yitiren Ayaz ve Nupelda Güloğlu kardeşlere hatırlatan Sultan, Dersim coğrafyasının 15 bine yakın mayın ile döşeli olduğuna dikkat çekti. Mayınları hala temizlenmediğini hatırlatan Sultan, “Hiç günahı olmayan 2 çocuğumuz döşenen mayınlara basarak katledildi. Bu bir katliamdır. Asla başka bir tarifi yoktur. Dersim bölgesinde 15 bin mayının döşeli olduğu biliniyor. Bugün bu çocukların başına gelen yarın başka bir halkımızın çocuğunun başına gelmeyecek diye bir garanti yok. Dersimliler olarak bu savaşa itiraz ediyoruz. Çocuklarımızın nezdinde savaşın bitmesini ve barışın hemen gelmesini istiyoruz. Çünkü savaş en çok anne ve çocukları etkiliyor. Görüntülerde gördük; baba ve annenin çığlığını hiç kimse tarif edemez. Bütün demokratik kitle örgütleri, sol-sosyalist bütün çevrelere şu çağrıda bulunuyoruz.  Eğer sahiplenmez isek 2 çocuğun elleri yakalarımızdadır. Herkes bütün gücü ile bunun arkasında olmalı ve hesabını sormalıdır.”

    “YASAKLAR İLE DERSİM HAPİSHANEYE ÇEVİRİLİYOR”

    Dersim’de merkez ve 4 ilçede 29 bölgenin 1 Temmuz 2020’ye kadar Özel Güvenlik Bölgesi ilan edilmesine değinen Sultan, bölgenin hapishaneye çevrildiğini sözlerine ekledi. Dersimlilerin hala yasaklar sebebiyle köylerine gidip mezar yerleri ziyaret edemediğini dile getiren Sultan şu ifadeleri kullandı:

    “İnsan çok önemli ve başka bir varlık. Ormanlarımızda yanan en ufak böcek bile bir candır, bizim nezdimizde oda bir insandır. Yanan bir meşe ağacı canımızı yakar. Güneş gölgesinde sığınabileceğiniz tek yer ağaç gölgesidir. Ama vahşi kapitalizm bunu yok ediyor. Buna da sessiz kalamayız. Bedeli ne olursa olsun itiraz ederiz. Oralar bizim topraklarımız. Doğup büyüdüğümüz yerler. Her yıl gittiğimizde içimiz yanarak dönüyoruz. Coğrafyamız yok edilmeye çalışılıyor. Köylerimize gidemiyoruz. Anamızın, babamızın mezarlarını ziyaret edemiyoruz. İnsanım diyen bunu kabullenebilir mi?  Yaz geldi ve yangınlar yine başlayacak. Coğrafyamız cayır cayır yanacak. Altında yatan sebepler başladı. Birkaç gün önce yayınlanan karar ile 1 yıl boyunca 29 bölge güvenli bölge olarak ilan edildi. Buna tabiki itiraz ederiz. Oralarda insanlar ekerek biçerek geçiniyor. Buraları yasaklar, insanı şehir merkezine çıkarmama gibi derdiniz olursa dolayısıyla orayı hapishaneye çevirirsiniz.”

    “YÜZÜMÜZÜ TOPRAKLARIMIZA DÖNELİM”

    Bu yıl 19’uncusu düzenlenecek Munzur Doğa ve Kültür Festivaline katılım ve sahiplenme çağrısında bulunan Sultan, son olarak şunları vurguladı:

    “Bu yıl Munzur Doğa ve Kültür Festivali’nin 19’uncusu düzenlenecek. Geçmiş yıllarda da 2 defa yasaklandı. Israrla insanlarımızı oraya taşıyacağız. Arka planda yatan ise coğrayfayı insansızlaştırmaktır. Pratik olarak bunu görüyoruz aslında. Bütün illerden Dersim’e araç kaldırılıyor. Bizde buradan 4 dernek olarak araç kaldıracağız. Halkımızın buna duyarlılık gösterip kendi topraklarına yüzüne dönmesi gerekiyor. Ege’nin Akdeniz’in şaşalı yerlerinde değil Dersim’in en yüksek tepesindeki bir ağacın altında tatilimizi geçirmek isteriz. Toprağımız, dilimiz, kültürümüz orasıdır. Festivalin yasaklanmaya çalışılmalı dahi hukuki değildir. Ama ülkede hukuk işlemiyor. Festival kendi diline, inancına, kültürüne hizmet etmektir. Orada ki yaşamı savunmaktır. Yüzümüzü topraklarımıza dönerek inancımız, dilimiz ve kültürümüze sahip çıkalım.”

    Ersin ÖZGÜL / İZMİR

  • ‘Bütün Dersimliler Festival’in yasaklanmasına karşı ortak hareket etmeli’-VİDEO

    ‘Bütün Dersimliler Festival’in yasaklanmasına karşı ortak hareket etmeli’-VİDEO

    PİRHA- TV10 programcısı Dersimli Süleyman Ateş 17. Munzur Doğa ve Kültür Festivali’nin yasaklanmasına yönelik, “Ortaklaşa bir hareket eksikliği var. Bütün Dersimlilerin siyasal, ideolojik konuları bir tarafa bırakıp, birlikte güçlü bir protesto direniş hareketi oluşturmaları gerekiyor” çağrısını yaptı. 

    Haberin Videosu

    Bu yıl 27 – 30 Temmuz tarihleri arasında yapılması planlanan 17. Munzur Doğa ve Kültür Festivali Tunceli Valiliği tarafından OHAL gerekçe gösterilerek yasaklandı. Yasak siyasi parti, sivil toplum kuruluşları, Alevi kurumları ve sanatçılar tarafından protesto edildi, edilmeye de devam ediyor.

    Konuyla ilgili görüşlerini aldığımız KHK ile kapatılan TV10 programcısı Dersimli Süleyman Ateş, devletin tarihten bu yana Dersim üzerinde durarak, asimilasyon politikalarını bir şekilde devreye soktuğunu belirtiyor. Ateş’e göre,  Munzur Doğa Festivali’nin yasaklanması da bu politikalardan biri. “Dersim soykırım uygulanan bir bölge. Uzun süre Dersim sözcüğü dahi yasaklandı” diyen Ateş, Osmanlı döneminden bu yana devlet zihniyetinin Dersim’i esir almak istediğini ifade ediyor. Ateş devamında şunları vurguluyor:

    ” DERSİMLİLER ALEVİ VE KÜRT KİMLİĞİNDEN DOLAYI KATLEDİLDİ”

    “1925’te Şark Islahat Planı ile uzun süre yapılan bir çalışmanın neticesi olarak 1937-38′ de çok kapsamlı bir soykırım hayata geçirildi. Orada binlerce insan katledildi. Bu yetmiyormuş gibi, dili tamamen yasaklandı, inancı asimile edilmeye çalışıldı. Uzun süre Dersimliler bu travmayı kendi içlerinde ağıtlar yakarak yaşadılar. Dersim’in Alevi olması, Kürt olması devletin tekçi zihniyetinden kaynaklı Türk -İslam sentezine uymaması nedeni ile merkezi tekçi zihniyeti reddettikleri için katliama maruz kaldılar. Türkiye’de oluşturdukları faşizan düzen kapsamında, şimdi de sinsice haince bir planla coğrafyayı ortadan kaldırmaya çalışıyorlar. Şu anda inşa edilmek istenen barajlar da bu planın bir parçası. Dersim doğasını da yok etmek istiyorlar.”

    Dersimlilerin bu yasakları aştıklarını kaydeden Ateş, “Özellikle 90’lı yıllarda köy yakılmalarından sonra dünyanın her yerinde Dersimliler ayaklandı, kendilerine yönelik örgütlenmeler oluşturdular. Tarihine, diline, kültürüne, doğasına, inancına sahip çıkarak yoğun bir çalışma faaliyetine giriştiler. Bu sahiplenme kapsamında festivaller düzenlediler. Bu sene 17’ncisi yapılacaktı. Fakat yasaklandı” diyor.

    “DERSİMLİLER YASAĞA KARŞI FESTİVALLERİNİ KENDİ SOKAKLARINDA YAPIYOR”

    Bu yasağın bir anlam ifade etmediğini kaydeden Ateş, “Dersimliler kendi evlerinde sokaklarında festivallerini yapıyorlar. Dersimliler bütün dünya çapında bu yasaklara tepki gösteriyorlar” şeklinde konuşuyor.

    Dersimlilerin ortak hareket etmeleri gerektiğinine işaret eden Ateş, “Ortaklaşa bir hareket eksikliği var. Bütün Dersimlilerin siyasal ideolojik konuları bir tarafa bırakıp, birlikte güçlü bir protesto direniş hareketi oluşturmaları gerekiyor” çağrısını yapıyor.

    Elif SONZAMANCI/KÖLN

  • TV10 eylemi 42. haftasında: Bu alanlarda olmaya devam edeceğiz-VİDEO

    TV10 eylemi 42. haftasında: Bu alanlarda olmaya devam edeceğiz-VİDEO

    PİRHA-OHAL’in ardından çıkarılan KHK ile kapatılan TV10 çalışanlarının başlattığı eylem 42. haftasında da devam etti. TV1O Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin, “İnsan hakları savunucularının tutuklanıp gözaltına alınıyor, siyasetçilere terörist deniliyor, adalet isteyenlere iftira atılmaya devam ediliyor” dedi. 

    HABERİN VİDEOSU

    Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılan TV10’un çalışanları, televizyonlarının tekrardan açılması talebiyle 42 kez Galatasaray Meydanı’nda biraraya geldi.  “Alevilerin sesi TV10 susturulamaz” yazılı pankartla Galatasaray Meydanı’nda bir araya gelen emekçiler, “Özgür basın susturulamaz” ve “Susma susturma sıra sana gelecek” sloganını attı.

    “BASINA OLAN BASKILAR DEVAM ETMEKTE”

    İlk olarak söz alan TV10 Yönetim Kurulu Üyesi Veli Büyükşahin, “Alevilerin sesi TV10 açılsın diye tam 42 haftadır buradayız. Burada bu alanda olmaya da devam edeceğiz. Çünkü halen basına olan baskılar devam etmektedir. Bugün yüzü aşkın gazeteci içer de birçok gazete ve televizyon kapatılmış durumda” dedi.

    Nuriye Gülmen ve Semih Özaka’nın açlık grevlerine de değinen Büyükşahin, “İnsan hakları savunucuları tutuklanıp gözaltına alınıyor. Siyasetçilere terörist deniliyor, adalet isteyenlere iftira atılmaya devam ediliyor” dedi.

    “EĞİTİM GİTTİKÇE DİNSELLEŞTİRİLİYOR”

    Büyükşahin, “AİHM’in kararına rağmen halen zorunlu din dersleri uygulanıyor ve yine AİHM’in kararına rağmen Alevilerin ibadet alanı olan cemevleri yasal statüye halen kavuşmuş değil. Eğitim gittikçe dinselleşiyor ve cihat kavramı eğitim müfredatına alındı. Ve kalkıp ‘cihat eğitimi almadıkça matematik eğitimi almanın ne anlamı var’ diye açıklama yapıyorlar. Zorunlu din derslerinin, diyanetin kaldırılmasını ve tüm farklı inanç gruplarının daha özgür yaşamasını isterken maalesef eğitim dinselleştiriliyor farklı inançlar üzerindeki baskılar artmaya devam ediyor” ifadelerini kullandı.

    Türkiye’de örgütlenmenin, kendini ifade etmenin ve habercilik yapmanın suç sayıldığını belirten Veli Büyükşahin konuşmasına şöyle devam etti:

    “Bundan tam iki yıl önce Kobani’deki çocuklara oyuncak götürenler Suruç’ta katledildiler. Aslında onlar Ege’ye Trakya’ya gidip güneşlenip, tatil yapılacağına Kobani’deki çocuklara oyuncak götürüp, yeni bir yaşamın inşa edilmesini istiyorlardı.”

    “TV1O’U KAPATAN ZİHNİYET FESTİVALLERİ DE YASAKLIYOR”

    TV10 Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin 17. düzenlenmesi planlanan Munzur Doğa ve Kültür Festivali’nin yasaklanmasını da hatırlatarak, “TV10’u kapatan zihniyet aynı zamanda tüm festivalleri yasaklamaktadır. Sadece Dersim’de değil Karadeniz’de de birçok festivali yasaklayarak birlikte yaşamı engellemeye çalışıyorlar” dedi.

    “DİKTA BİR YÖNETİM İLE KARŞI KARŞIYAYIZ”

    Büyükşahin’den sonra söz alan Alevi hareketinden Servet Demir, “Anadolu birçok kavim ve kadim halka beşiklik etmiş, bütünleştirmiş ve birçok güzellikler oluşturmuş bir coğrafyadır. İşte bu güzel bahçeyi kurutacak bir zihniyet bugün Türkiye’de hakim olmaktadır.  Ve bu güzel ülkemizi dünya siyasetinde koparan yalnızlaştıran bir dikta yönetimi ile karşı karşıyayız. Mesele dert yanma meselesi değildir. Aşık Veysel’in dediği gibi ‘Dava insanlık davası ise bu davanın peşinde gitmek bir güzel Türkiye coğrafyası yeniden inşa etmek hepimizin ortak görevidir. Kürt Alevi Sünni demeden bir ortak güç oluşturmak zorundayız” dedi.

    “DAHA DEMOKRATİK BİR YAŞAM İÇİN KOL KOLA GİRMELİYİZ”

    Servet Demir son olarak şunları kaydetti:

    “Türkiye’de yargıyı bağımsız kılmak, basını özgür kılmak ve daha demokratik bir ülke inşa etmek için kol kola girmek zorundayız. Bunun için OHAL’in derhal kaldırılması, siyasi parti başkanları ve milletvekilerinin serbest bırakılması ve kayyum atanan belediyelerin geri iade edilmesi gerek.”

    “ÜLKEMİZİN DÖRT BİR TARAFI ZİNDANLARA ÇEVRİLMİŞ”

    Demir’den sonra söz Munzur Çevre Derneği Üyesi Ali Yıldız ise, “Siyasi iktidar faşizmi hayatın tüm alanlarında uygulamaya ve sürdürmeye devam etmektedir. Ülkemizin dört bir tarafı zindanlara çevrilmiştir. Faşizm tüm muhalif kesimlere saldırmaya devam etmektedir. Ancak ezilen tüm kesim faşizme karşı direnmekte ve mücadele etmektedir. Yönetme krizi büyüyen iktidar doğayı talan edip derelerimizi ve çaylarımızı HES’ler ile yok etmektedir. Kar amaçlı yapılan bu doğa katliamları tüm hızı ile devam etmektedir. Cerahtepe’de Dersim’de derelerimize, doğamıza ve yaşam alanlarına yapılan bu saldırıları şiddetle kınamaktayız. Onlar bu kanlı politikaları ile belki kar oranlarını artırabilir ancak bir gün o köhne sarayları başlarına yıkılacaktır” dedi

    “MUNZUR DOĞA VE KÜLTÜR FESTİVALİ HALKINDIR ENGELLENEMEZ”

    “Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın mücadelesini destekliyor ve derhal serbest bırakılması istiyoruz” diyen Yıldız, “Doğamıza ve yaşam alanlarımıza sahip çıkalım ve mücadelemizi büyütelim. Dersim’de festivali yasaklayan bu zihniyeti kınıyoruz. Kendi yandaşlarına her türlü imkanı sağlayan bu zihniyet halkın festivalini yasaklıyor. Munzur Doğa ve Kültür Festivali halkın festivalidir ve engellenemez” dedi. (HABER MERKEZİ)

     

  • Hasan Şen: Yasaklara karşı 17. Munzur Doğa ve Kültür Festivali’ni yapacağız-VİDEO

    Hasan Şen: Yasaklara karşı 17. Munzur Doğa ve Kültür Festivali’ni yapacağız-VİDEO

    PİRHA- Tunceli Valiliği, yapılması planlanan 17. Munzur Doğa ve Kültür Festivalini yasakladı. Festivalin  yasaklanmasına tepkiler artıyor. Dersim Dernekler Federasyonu (DEDEF) Yönetim Kurulu Üyesi Hasan Şen, “Bugüne kadar 16 tane Munzur Doğa ve Kültür Festivalini sorunsuz bir şekilde yaptık, bu yıl da yapacağız. Baskılar, yasaklar ve OHAL de olsa festival halkındır” dedi.

    HABERİN VİDEOSU

    Tunceli Valiliği’nin yasakladığı 17. Munzur Doğa ve Kültür Festivali’ne ilişkin Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF) Yönetim Kurulu Üyesi Hasan Şen Pir Haber Ajansı’na konuştu.

    “DERSİM’DE HALKIN İRADESİNE EL KONULDU”

    Dersim bölgesine kayyum atanarak halkın iradesine el konulduğunu belirten Şen, Belki resmiyette statta konserler yapamayacağız ve salonları bize vermeyeceklerdir. Ancak biz Munzur Doğa ve Kültür Festivalini her yıl olacakmış gibi Munzur’un kıyısında yüzerek, şiir okuyarak, müzik dinleyerek yapacağız” dedi.

    “MUNZUR DOĞA VE KÜLTÜR FESTİVALİ’Nİ GEREKİRSE EVLERDE YAPACAĞIZ”

    “Panel ve konserlerimiz büyük salon ve statlar da yasaklansa da evlerin balkonlarında, sanatçılarımızın bağında bahçesinde yapıp bu festivalimizi mutlaka gerçekleştireceğiz” diyen DEDEF Yönetim Kurulu Üyesi Hasan Şen şunları ifade etti:

    “Tunceli Valiliği’nin aldığı bu yasak kararı şu an sadece Dersim merkez için alınmış bir karar. Dersim’in Ovacık, Mazgirt, Hozat, ve Nazimiye ilçelerinin festival programları hazır ve orada konserler söyleyişler olacak. Merkez için alınan yasak kararına rağmen ise daha önceden hazırladığımız, planladığımız programı hayata geçirebildiğimiz kadarıyla yapacağız.  (HABER MERKEZİ)

  • Munzur Festivali Tertip Komitesi: Festivalin yasaklanması zulümdür, reddediyoruz!

    Munzur Festivali Tertip Komitesi: Festivalin yasaklanması zulümdür, reddediyoruz!

    PİRHA-Dersim Festivali’nin kayyum tarafından engellenmesinin ardından bugün tertip komitesi bir açıklama yaptı. Açıklamada, Tunceli Valiliği’nin  Munzur Doğa ve Kültür Festivali’ni yasaklamaya karar verdiği günün 15 Temmuz olmasına ve devletin, ülke çapında vatandaşları sokaklara, meydanlara ve köprü geçişlerine çağırdığı günle aynı gün olmasına dikkat çekildi. açıklamada, festivalin yasaklanması zulüm olarak nitelendirildi. 

    Bu yıl 17’incisi gerçekleştirilecek Munzur Doğa ve Kültür Festivali’nin kayyum tarafından engellenmesinin ardından tertip komitesi bugün bir açıklama yaptı.

    Yapılan açıklamada festivalin yasaklanmasının 15 Temmuz gününe denk gelmesine dikkat çekildi. Tertip komitesi adına açıklamayı Hıdır Demir okudu.

    “YİYECEKTEN İÇECEĞE HER ŞEYİ VERGİLERDEN KARŞILADI”

    Festivalin yasaklanmasıyla aynı gün devletin ülkenin her yerinde vatandaşları sokaklara çağırarak iletişimden haberleşmeye, yiyecekten içeceğe kadar her şeyi herkesin verdiği vergilerden oluşan bütçeden karşıladığına vurgu yapan Demir şunları ifade etti:

    “Kendisinin düzenlediği açık alan etkinliklerin de bu kitlelerin güvenliğini alabilen devlet, Dersim halkının 16 yıldır tekrarlanan ve tek bir insanın burnunun kanamadığı, barışçıl ve her tür mali giderini gönüllülük esasına dayanarak demokratik kurumları üzerinden karşıladığı şenliği güvenlik gerekçesiyle yasaklamıştır. Ama Dersim halkı 15 yıldır önüne gelenin ‘aldattığı’ bir iktidarın kendisini aldatan olmasını kabul edemeyecek düzeyde farkındalık içindedir.”

    “YASAYA GÖRE OHAL’DE BİLE KISITLAMA ÖLÇÜLÜ OLMALI”

    Demir, “Devlet ve hükumet dün olduğu gibi bugün de bu yasak kararıyla dersim halkına ‘ayıp’ ediyor, ‘günah’ işliyor ve devletin marifetiyle ülkenin ve dünyanın dört bir yanına dağılmış Dersimlinin çevresine, kültürüne ve bir araya gelme isteğine  kıyım geleneğiyle yaklaşmış bulunuyor” dedi.  Demir, yasağın OHAL’e dayandırılarak yasallığa bulandırıldığını ancak Anayasanın 15. maddesi ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 15. maddesi hükümlerine göre OHAL’de dahi temel hak ve özgürlüklere yönelik kısıtlamaların orantılı ve ölçülü olması gerektiğini belirtti.

    “FESTİVALİN DERSİMLİNİN YAŞAMINDAKİ ANLAMI”

    Demir, Tunceli Valiliği’nin festivali organize eden kurumları muhatap almayarak Dersim halkının seyahat hakkını,  inançlarının gereğini yerine getirirken yaşadığı sevinci katlettiğini ifade etti. Ayrıca Hıdır Demir şunları da belirtti:

    “Dersim halkı 40 yıldır sıkıyönetim ve OHAL cenderesinde nefessiz bırakılmaya yeter derken bunu bile insan olan ve insanı anlayan herkesin anlayacağı sanat tadında bir dil ve üslup olan festivalle yapıyorsa, bundan duyulan korkunun sebebini anlatması gereken de yasak koyanlardır. Köyleri yakılmış, yerinden yurdundan edilmiş  yasak, sürgün ve tehditle Dersim dışında yaşamaya zorlanmış on binlerce kardeşi ve doğaseveriyle buluşmayı festivallerle ve şenliklerle yapan bu halka destek vermeyen bir devletin yurt ziyaretine getirmiş olduğu bu yasağı kabul etmiyor, kınıyoruz ve geri alınmasını bekliyoruz. Geleneksel ve uluslararası bir kimlik kazanmış festivalimizin on altı yıllık tecrübe ve pratiği karşısına yasağın ‘y’ sini alamayacak ölçüde insani, barışçıl ve çevreci bir etkinliktir. Bu festival gerekçesiyle her yıl Türkiye’nin ve Avrupa’nın her yerinden Dersim’e akarak yaşamı renklendiren ve burada yaşayanlara nefes aldıran on binlerce Dersimli kimisi acısına kimisi anısına, kimisi ölüsüne, kimisi dirisine gelirken, bu toplaşmayla ilimizin ekonomik, sosyal, siyasal ve kültürel değerlerine de  önemli katkı sağlamaktadır. Ölüsünün mezarına su dökmek, kutsal bildiği mekanlarda birer mum yakmak; anne babanın evladına, evladın anne baba ve yakınlarına duyduğu özlem ve hasreti gidermek için yılda bir kez  yapılan doğa ve kültür festivalini sabırsızlıkla beklemek… İşte festivalin Dersimlinin yaşamındaki anlamı budur ve bu buluşmaya getirilen yasak tamı tamına zulümdür. Zulmü reddediyoruz.” (HABER MERKEZİ)