Etiket: munzur festivali

  • DAM’dan Munzur Festivali için anket: Söz şimdi halkta!

    DAM’dan Munzur Festivali için anket: Söz şimdi halkta!

    PİRHA – Dersim Araştırmaları Merkezi (DAM), Munzur Kültür ve Doğa Festivali’nin geleceğinin halkın görüşleri doğrultusunda şekillenmesi amacıyla anket çalışması başlattı. “Söz Şimdi Halkta!” sloganıyla duyurulan çalışmayla festivalin içeriği, korunması gereken değerleri ve geleceğine ilişkin öneriler toplanacak.

    Dersim Araştırmaları Merkezi (DAM), bölgenin en önemli kültürel ve sosyal etkinliklerinden biri olan Munzur Kültür ve Doğa Festivali’ne ilişkin kapsamlı bir anket çalışması başlattığını duyurdu.

    “Söz Şimdi Halkta!” çağrısıyla kamuoyuna duyurulan ankette, başta Dersim halkı olmak üzere festivali takip eden ve bugüne kadar yurt içinden ya da yurt dışından festivale katılım sağlayan herkesin görüşlerine başvuruluyor.

    DAM tarafından yapılan açıklamada, festivalin kolektif bir anlayışla örgütlenmesinin önemine vurgu yapılarak, katılımcıların festivalin geleceğine dair önerilerini paylaşmalarının amaçlandığı belirtildi.

    “NASIL BİR MUNZUR FESTİVALİ İSTİYORSUNUZ?”

    Anket kapsamında katılımcılara, “Nasıl bir Munzur Festivali istiyorsunuz?”, “Festivalin içeriği nasıl şekillenmeli?”, “Festival kapsamında neleri korumalı, neleri değiştirmeli?” soruları yöneltiliyor.

    Açıklamada, Munzur Kültür ve Doğa Festivali’nin yalnızca bir eğlence etkinliği olmadığına dikkat çekilerek, festivalin aynı zamanda Dersim’in doğasını, suyunu, dilini ve kültürel değerlerini savunmanın önemli araçlarından biri olduğu ifade edildi.

    KATILIM ÇAĞRISI

    DAM, tüm duyarlı kesimleri ankete katılarak festivalin birlikte örgütlenmesine katkı sunmaya davet etti. Anketin, Dersim’in kültürel mirasının gelecek kuşaklara aktarılmasına yönelik ortak bir zeminin oluşturulmasına katkı sağlamasının hedeflendiği kaydedildi.

    Ankete katılmak isteyenlerin, Dersim Araştırmaları Merkezi’nin sosyal medya hesapları ve duyurularında yer alan bağlantı üzerinden görüşlerini iletebilecekleri belirtildi.

    ANKETE BU LİNKTEN KATILABİLİRSİNİZ

    https://docs.google.com/forms/d/1HRySTxWaOs_6BgBfl3lkjpyto8q-9vrD6mi7EcY9PJE/edit#responses

    HABER MERKEZİ

     

  • Pertek’te festival konserle son buldu-VİDEO

    Pertek’te festival konserle son buldu-VİDEO

    PİRHA- Munzur Kültür ve Doğa Festivali’nin Pertek ayağı düzenlenen etkinlik konserle sona erdi. 

    “Dêrsim yaşamdır; doğama, irademe, dilime, inancıma dokunma” şiarıyla 23’üncüsü düzenlenen Munzur Kültür ve Doğa Festivali’ kapsamında Pertek’te konser etkinliği düzenlendi.

    Festival kapsamında düzenlenen konser köy garajında yapılırken, sanatçılar, Yılmaz Çelik, Dilan Top, Helin, Enver Çelik, Zeynel Demir ve Gürsel Ekici Kürtçe, Türkçe şarkılar seslendirdi.

    PİRHA/DERSİM

  • Barış ve Kürt meselesinin çözümünde birleşik mücadele vurgusu- VİDEO

    Barış ve Kürt meselesinin çözümünde birleşik mücadele vurgusu- VİDEO

    PİRHA- 23. Munzur Kültür ve Doğa Festivali kapsamında CAN TV programcısı Ergin Doğru moderatörlüğünde ‘Ortadoğu’daki Gelişmeler, Kürt Sorunu, Barış ve Demokratik Çözümü’ konulu panel düzenlendi. Panelde, barışın ve Kürt meselesinin birleşik mücadele odağında inşa edilmesi gerekliliğine vurgu yapıldı.

    23. Munzur Kültür ve Doğa Festivali kapsamında yapılan ‘Ortadoğu’daki gelişmeler, Kürt sorunu, barış ve demokratik çözümü’ konulu panel gerçekleştirildi. Moderatörlüğünü CAN TV programcısı Ergin Doğru’nun yaptığı panelde DEM Parti İstanbul Milletvekili Cengiz Çiçek, Siyasetçi Kazım Tosun, Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF) Dönem Sözcüsü Mahir Gürüz, Milletvekili Sevda Karaca ve Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) Eş Genel Başkan Yardımcısı Sezin Uçar konuşmacı olarak yer aldı.

    Panelin açılış konuşmasını yapan CAN TV programcısı Ergin Doğru, “Ortadoğu’da Türkiye’de önemli gelişmeler yaşanıyor. Değişimin hızını yakalayamadığımız bir süreçte nedenlerini tartışacağız” dedi.

    “DEVLET, KÜRT HAREKETİ İLE UZLAŞMAK ZORUNDA KALDI”

    ESP Eş Genel Başkan Yardımcısı Sezin Uçar, devleti Abdullah Öcalan ile uzlaşıya mecbur bırakan birkaç sebep olduğunu söyleyerek, “İsrail’in yayılmacı politikası izlemesi, İran’ın da karşı pozisyon geliştirmesi, Arap Baharı sonrasında Rojava devrimiyle benzer gelişmelerin Türkiye’de olabileceğine dair korku oluştu. Devlet, Ankara Gar, Suruç gibi katliamlarıyla çöktürme planlarını devreye sokamadı, Kürt halkının direncini kıramadı, Rojavada’ki ilerleyişin durdurulamaması devlette kaygı yarattı. Dolayısıyla tüm bu sebepler devleti bir uzlaşı arayışına itmiş oldu” dedi.

    Uçar, “Faşizmin yenilmesinin en temel halkalarından biri Kürt sorunun adil ve demokratik bir zeminde çözülmesidir. Ancak Alevilerin üzerindeki baskı sonlanmazsa Kürt meselesinin de çözülmesi eksik kalır. Barış ve Demokratik Toplum Süreci, yalnızca İmralı’da yapılan görüşmelerle Meclis’te kurulacak komisyonla olabilecek bir iş değil. Halkın tüm kesimiyle birlikte sürece dahil olması gerekiyor. Türkiye halklarının kendini muhatap olarak görmesi açısından pratik içerisinde olmalıyız” diyerek sözlerini sonlandırdı.

    “DEVLET KÜRT SORUNUNU ÇÖZECEK NİTELİKTE DEĞİL”

    Partizan temsilcisi Kazım Tosun, devletin Kürt sorununu çözecek yetkinlikte olmadığını belirterek, “Türkiye Cumhuriyeti, kuruluşundan bu yana ekonomik, askeri olarak emperyalizmin güdümünde olduğu için bu sorunları çözme kapasitesinde değildir. Çok baskıcı, hakları gasp eden ve zayıf burjuvazisi nedeniyle baskı politikalarını azaltmadan devam ettikleri için bu sorunu çözemezler. Dış etkenlerden kaynaklı bir gelişme olarak değerlendiriyoruz bu süreci. Ortadoğu’daki gelişmeler Kürt demokratik hareketi ile uzlaşıya zorladı egemen devletleri. Bizlere düşen görev; ezilen ulusun haklarını, eşitliğini savunmak, ulusların kendi kaderini tayin etme hakkını desteklemek. Mücadelenin bu bağlamda ilerletilmesi gerekiyor” diye konuştu.

    “KÜRT HALK HAREKETİ İLE BİRLEŞİK MÜCADELE YÜRÜTÜLMELİ”

    Emek Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Antep Milletvekili Sevda Karaca, “Kürt halkı, 40 yıla dayanan hak mücadelesini bütün baskı ve zora rağmen bırakmadı. AKP’nin çözümü seçmesinin nedeni, her ne yapılırsa yapılsın Kürt hareketinin hak mücadelesinden vazgeçmemesi ve dirençle ilerlemesidir. Burada en temel mesele, egemenlerin çözümünün karşısında ezilenlerin kendi çözümlerini ortaya koymasıdır. Birleşik mücadelenin dayanaklarını geliştirmenin yol ve yöntemleri geliştirilmeli. Kürt halk hareketi ile açık bir yoldaşlık ilişkisi kurarak, egemenlerin planına karşı ortak akıl yürütüp bunun karşısında hep birlikte mücadele etmektir” sözlerini kullandı.

    “BU SÜREÇTEN KENDİMİZİ MUAF TUTMAMALIYIZ”

    SMF Dönem Sözcüsü Mahir Gürüz, bu sürecin eksikliklerini tek başına Kürt hareketine yüklememek gerektiğinin altını çizerek,Emperyalizm dünyayı bir uçuruma sürüklemektedir. Ortadoğu’da yeni bir emperyalist hegemonya savaşı var. AKP-MHP iktidarı da çıkarları doğrultusunda bu hegemonya savaşında rol almak istiyor. Rojava’nın statüsünü garantiye almak istiyor. Zorunlu bir tarihsel eşikten geçiyoruz. Kürt ulusal hareketinin kazanacağı en ufak hakkın dahi çok tarihsel olduğunu bilerek, devrimci sorumluluğumuzu yerine getirmeliyiz. Bu sürecin eksikliklerini tek başına Kürt hareketinin üzerine yıkılmasını yanlış buluyoruz. Dolayısıyla kendimizi bu süreçten muaf tutarak eleştiri yapmamızı doğru bulmuyoruz” dedi.

    “ÖCALAN’IN FİZİKİ ÖZGÜRLÜĞÜ SAĞLANMALI”

    DEM Parti İstanbul Milletvekili Cengiz Çiçek, Kürt sorunun bölgesel bir mesele olduğuna dikkat çekerek şunları dile getirdi:

    “Sayın Öcalan, bu meseleyi sadece kendi özgün sorunun çözümü olarak ele almıyor; emek, kadın, doğa ve bir bütün olarak tüm sorunların çözümüne dayalı bir çözüm modeli oluşturuyor. Kürt meselesinin kapitalizmle bağını kurmasaydı bu sorun çoktan çözülmüştü. 4 parça Kürdistan olduğu için bölgesel sorundur demiyoruz. Kürt özgürlük hareketi kendisini büyük bir harekete çevirdiği için bölgesel bir sorundur. Sayın Öcalan bu ülkenin ezilenlerine politik alan açmak istiyor. Türk ulus inşası son 50 yılda Kürt karşıtlığı üzerinden inşa edildi. Devrimcilerin de politik alanları daraltıldı. Kürt hareketi, bu politik alanı açarken gücümüzü büyüterek devleti siyasal ve hukuki olarak tanınmamıza mecbur bırakmak önemli.

    Bu yolu büyüttüğümüz oranda barış yolu inşa edilebilecektir. Bu dönem bizler için bir sınav dönemi. Yerleşik birçok meseleyi tartışabiliriz ama yeniyi bulmak adına bir arada durmalıyız. Bu bağlamda  Öcalan’ın fiziki çalışma ortamlarının sağlanması gerekiyor. İmralı’daki tecrit devam ettiği sürece fazlasıyla kırılan birçok tartışmanın öznesi oluruz.”

    Panel, soru ve cevapların ardından sona erdi.

    PİRHA/ DERSİM

  • Dersim’de kadınlar gündemi konuştu: Saldırılara karşı kadınlar örgütlenmeli-VİDEO

    Dersim’de kadınlar gündemi konuştu: Saldırılara karşı kadınlar örgütlenmeli-VİDEO

    PİRHA- 23. Munzur Kültür ve Doğa Festivali kapsamında yapılan Kadınlar Gündemi Tartışıyor’ başlıklı panelde demokratik toplum inşası ve kadınların rolü, kadın hakları, aile yılı, kadın emeğinin sömürülmesi, kadın mücadelesinin yönü konuşuldu. Panelde kadınlara yönelik bütünlüklü saldırılara karşı mücadele ve örgütlenme çağrısı yapıldı.

    23. Munzur Kültür ve Doğa Festivali’nin 3. gününde ‘Kadınlar gündemi tartışıyor’ paneli yapıldı. Yerine kayyım atanan Dersim Eş Başkanı Birsen Orhan’ın moderatörlüğünü yaptığı panelde TJA Aktivisti Ayla Akat, DEDEF üyesi hukukçu Gamze Yentür, SKM Sözcüsü Tanya Kara ve EMEP GYK Üyesi Sema Barbaros konuşmacı olarak yer aldı.

    Sanat Sokağında yapılan panele Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Milletvekili Sevda Karaca, DEDEF Kadın Meclisi, Dersim Kadın Platformu ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    Panel başlangıcında Birsen Orhan, festivale dönük sosyal medyada bir ‘linç kampanyası’nın başlatıldığını söyleyerek, “Bu festival, başladığı günden bugüne yasakçı zihniyete karşı 23 yıldır dimdik bir şekilde ayakta. Bilinçli bir şekilde sanal medyada festival tertip komitesine ve Dersim’in dinamiklerine yönelik saldırılar var. Bu saldırıların bilinçli, politik bir şekilde yapıldığının farkındayız. Elbette ki her eleştiri kıymetlidir ancak ortaya çıkan saldırılar tamamen Dersim’in kültürüne, kimliğine ve tertip komitesine ideolojik bir saldırı var. Bu saldırılar karşısında festivali her geçen yıl daha güçlü bir şekilde yapmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

    AİLE YILI İLANINA KARŞI ÖRGÜTLÜ MÜCADELE ÇAĞRISI

    Panelde ilk olarak konuşan SKM Sözcüsü Tanya Kara, iktidarın 2025 yılını ‘Aile Yılı’ ilan etmesinin altında yatan tehlikelere dikkat çekti. AKP-MHP’nin aile politikalarıyla toplumu İslamcı bir rejim düzleminde örgütlemeyi istediğine vurgu yapan Kara, “Aile yılının ilanında Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’na bağlı olmak üzere iki kurul kuruldu ve sonrasında doğrudan Diyanet göreve çağırıldı. Bu kurumlar rejimin önümüzdeki dönemde nasıl bir yol haritası belirlediklerini gösteriyor. Kadınları birey olarak görmeyen, kadınları sadece anne, eş olarak gören bir yaklaşımla karşı karşıyayız ve aynı zamanda LGBTİ+’ların varlığını kabul etmeyen ve nefret örgütleyen bir anlayış var. Aslında uzun süredir kadınlara yönelik bütünlüklü bir saldırı var. Kadın cinayetlerindeki artış, İstanbul Sözleşmesi’nin feshedilmesi, Kürdistan’daki kadın dernekleri kapatılması, eş başkanlığa dönük doğrudan saldırılar, kadınların yasal güvencelerine saldırılar artarak devam etti” dedi.

    Tanya Kara, aile yılıyla birlikte hem kültürel hem siyasi açıdan çok katmanlı bir sorunun oluştuğunu ancak bu sorunların karşısında kadınların örgütlü mücadele ile durabileceğinin altını çizdi.

    “KADINLAR DİRENÇ NOKTALARI OLUŞTURMALI”

    EMEP GYK Üyesi Sema Barbaros da aile yılı üzerinde durarak, “Aile Yılı ilanı, AKP iktidarının bitmek bilmeyen bir süreci, yeni bir durum değil aslında. AKP’nin iktidar olduğu dönemden beri bir sermaye-devlet içerisinde aile politikalarının, aile ve evlilik birliğinin iktidar için çok özel bir anlamı olduğunu söylemek mümkün. AKP iktidarı aslında kadınların canı pahasına aileyi savunuyor çünkü sonuçta sermaye için hem ucuz işçi gücü hem üretimin devam etmesi hem de güvencesiz çalıştırmanın bir yöntemi. Sermaye kadını ucuz iş gücü olarak görmek istiyor, çocuk işçiliğini arttırmak istiyor. AKP aileye teşvik adı altında maddi destek, evlilik danışmanlığı, doğum izinleri, esnek ve uzaktan çalışma, yarı zamanlı çalışma gibi politikaları izliyor. Önümüzdeki yıllarda iktidarın yürüteceği süreçlerde kadın ve çocuktan yana politikalar izlemeyeceğini ve sermaye ne diyorsa onu yapacağını bir kez daha görüyoruz” şeklinde konuştu.

    “Sermaye ve iktidar örgütlü mücadele yürütüyor” diyen Barbaros, tüm yapılan saldırılara karşı başta kadınların direnç noktası oluşturması gerektiğini kaydetti.

    “6284 ETKİN UYGULANMIYOR”

    DEDEF üyesi hukukçu Gamze Yentür, kadın haklarının hukuki boyutuna dair konuşarak, “Bugün 6284 sayılı yasa çok iyi bir kanundur. Kadınlar için çok ciddi bir güvence ancak bugün toplumsal süreç içerisinde bu kanunun etkili şekilde uygulanmadığını çok rahatlıkla söyleyebiliriz. Anayasamızda herkese eşittir, kimse dil, din, ırk, cinsiyet olarak ayırt edilmez ancak gerçekte böyle değil. Demek ki bunun toplumsal koşullarının oluşması gerekiyor. Buradaki önemli olan gerçeklikle bilimselliğin arasındaki bağı kurmaktır. Afaki tartışmalar yerine biraz daha bilimsel göstergelere başvurmak gerek” dedi.

    Yentür, kadınlara çağrıda bulunarak şiddete uğramaları halinde baroların kadın hakları merkezlerine, kadın örgütlerine başvurmalarını dile getirdi.

    “KADINLAR BARIŞ SÜRECİNİN HER AŞAMASINDA YER ALMALI”

    TJA Aktivisti Ayla Akat, geçmişten bugüne Kürt kadın hareketinin karşılaştığı sorunlara değindi. Ardından ‘Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nde kadınların etkin rol oynaması gerektiğine vurgu yaparak şunları söyledi:

    “Analar ağlamasin deniliyor ama anaların gözyaşları henüz kurumadı. Öyle sadece sarılmakla gözyaşları durmuyor. Risk almakla, cesaretle inşa etmek gerekiyor. Bunu bilmek, bununla mücadele etmek gerekiyor. Kadınlar kurulacak her mekanizmada yer almalı ve alacaktır da. İster Meclis içerisinde olsun ister Meclis dışında olsun. İnsan hakları örgütlerimiz uzun yılların deneyim birikimine sahipler. Tüm bu kurumlar, çatışmalı sürecin ve barışın kaydını tutacak kurumlardır. Ne zaman ki biz gerçekten cesaretle kararlılık üretmeye başlarsak onun yarattığı çekim herkesi bunun içine dahil edecektir. Kimseyi beklememize gerek yok. Eğer demokratik bir sistem ve barış için mücadele iddiamız ortaksa bizi bir araya getiren nedenlerimiz çok. O yüzden bizi bir araya getiremeyecek nedenlere dönüp bakmayalım, onları azaltmanın peşine düşelim. Tek bir çözüm var; sonuna kadar örgütlenmek, tek bir gerçek var kendimizi eğitmek. Kim olduğumuzu bilmek, kim olduğumuzu doğru bir şekilde anlatabilmek. Hangi kimliğe sahip olursak olalım… Ben bugün Sünni Kürt bir kadın olarak buradayım, yanıbaşımda Alevi kadın arkadaşlarım var. Tüm farklılıklarımızla örgütlülük içinde olan kadınlarız, o yüzden sesimiz gür çıkıyor.”

    Panel, soru ve cevapların ardından sona erdi.

    PİRHA/ DERSİM 

  • Dersim’de ‘Alevilik, Asimilasyon ve Mücadele Yöntemleri’ konuşuldu- VİDEO

    Dersim’de ‘Alevilik, Asimilasyon ve Mücadele Yöntemleri’ konuşuldu- VİDEO

    PİRHA- 23. Munzur Kültür ve Doğa Festivali kapsamında ‘Alevilik, Asimilasyon ve Mücadele Yöntemleri’ paneli düzenlendi. Burada devletin Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı çatısı altında kapsamlı bir asimilasyon faaliyeti yürüttüğü belirtilerek, bu asimilasyonlara karşı Alevilerin topyekün bir mücadele yürütmesi gerektiğinin altı çizildi.

    Bu yıl “Dersim Yaşamdır; Doğama, İrademe, Dilime, İnancıma Dokunma” şiarıyla düzenlenen 23. Munzur Kültür ve Doğa Festivali 3. gününde devam ediyor.

    Festival kapsamında ‘Alevilik, Asimilasyon ve Mücadele Yöntemleri’ paneli yapıldı. Moderatörlüğünü Özkan Tacar’ın yaptığı panelde Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Başkanı Hüseyin Mat ve Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz konuşmacı olarak yer aldı.

    Sanat Sokağında düzenlenen panele yerine kayyım atanan Dersim Belediye Eş Başkanları Birsen Orhan ve Cevdet Konak, Alevi kurum temsilcileri ile çok sayıda yurttaş katıldı.

    “CEMEVİ BAŞKANLIĞI ALEVİLERİ PARAYLA TERBİYE ETMEYE ÇALIŞIYOR”

    AKD Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz, Alevilere asimilasyonun kadınlar açısından başladığını belirterek konuşmasına başladı. Alevilik inancının kadınla hiçbir derdinin olmadığını ancak kadınların cinsiyetçiliğe maruz kaldığını söyledi.

    Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın Alevi inancını tehdit eden bir yapı olduğuna dikkat çeken Şengünlü “Alevi toplumunun sorunlarını çözeceğini iddia ederek böyle bir yapı kurdular ama bunu Alevi örgütleriyle bir araya gelmeden, onların fikirlerini almadan yaptılar. Şu an tek bir görevleri var; onların tanımladığı makbul bir Alevi yetiştirmek. Bunun için de Anadolu’nun en ücra köşesine kadar giderek devletin bütün imkanlarını kullanarak ciddi bir asimilasyon politikası yürütüyorlar. Bizi tarif eden, çerçeve çizen, Alevilik öğretmeye çalışan bir yapı haline geldi. Buranın bir mevzuatı var cemevlerinin eksiğini tamamlamak üzere. Ama öte yandan ansiklopedi yazdıran, deyiş yarışmaları yapan, kendilerine ait federasyonlar oluşturan, buraya bağlı yapılar oluşturan ve bu yapılarla da Aleviliğe bir şekilde yön vermeye çalışan bir yer haline geldi. Bizi parayla terbiye etmeye çalışıyorlar ancak bunu asla kabul etmeyeceğiz” dedi.

    Alevilerin taleplerinin cemevlerinin ekonomik destek almasının çok ötesinde olduğunu dile getiren Yılmaz; Alevilik inancının resmi olarak kabul edilmesini, Alevilere dönük katliamların faillerinin yargılanmasını, Madımak Otelinin müzeye dönüştürülmesini, anayasal garantinin sağlanmasının ve cemevlerine ibadethane statüsü verilmesini talep etti.

    Son olarak Alevi kurumlarının bir olmamasına yönelik eleştirilere cevap veren Seher Şengüllü Yılmaz, “Böyle bir durum yok. Hepimiz birlikteyiz, biriz. Şu an tarihi bir süreç yaşanıyor Türkiye’de. Barış sürecinin bu ülkede özünü dara çekme süreci haline getirileceğine inanmak istiyorum. Bunun için de Alevi örgütleri olarak hep birlikte atmamız gereken her adımı atacağız. Alevi örgütleri olarak bir arada olmaya devam edeceğiz” dedi.

    “CEMEVİ BAŞKANLIĞI BİR ASİMİLASYON MERKEZİ GİBİ ÇALIŞIYOR”

    Ardından konuşan PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe, barış sürecine ve devletin asimilasyon hamleleri ile ilgili değerlendirmelerde bulundu. Erçe, devletin Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı ile bir asimilasyon merkezi halinde çalıştığını belirterek şunları dile getirdi:

    “Devletin toplu bir biçimde Alevilik inancına yönelik asimilasyon politikaları büyük bir hızla sürüyor. Gitmedikleri köy kalmamış durumda. Sadece Dersim’de değil Anadolu’nun dört bir yanında faaliyet yürütüyorlar. Bir asimilasyon merkezi gibi çalışıyorlar ama yalnız da değiller. Arkalarında devletin inanılmaz bir gücüyle hareket ediyorlar. Alevi inancı açısından kutsal sayılan her yere el attıklarını görüyoruz. Asimilasyonun dilde başladığını biliyoruz. Dilimize, inancımıza dokunuyorlar. Yeni müfredatla bu süreci destekliyorlar. İçimizden devşirdikleri, tabelalarında Alevi kurumları yazan, dedelerle ne yazık ki bu asimilasyon faaliyetlerini yürütüyorlar. Son atanan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın başında bulunan başkan bir ocakzade, dede kızı. Öte yandan devletin dışında bir de iç asimilasyon var. Bu da dille başlıyor. Dilimiz unutulmaya yüz tutmuş. Asimilasyonun en etkili olduğu yerler üzerinde Alevi kurumu yazan tabelalarında var. Hakk’a uğurlama erkanları asimilasyonun en iyi işlediği yerler haline gelmiş. Tüm bu asimilasyon saldırılarına karşı Alevi kurumları bir duruş sergiliyor. Ama bu mücadelede kendileri gibi öteki yoldaşlara ihtiyaç var. Bu mücadeleyi tek başımıza kazanamayız, bu ülkedeki tüm ötekilerle mücadele edersek saldırıları aşabiliriz.”

    “BARIŞ SÜRECİNDE MASADA ALEVİLER KİMLİKLERİYLE VAR OLACAK”

    Son olarak konuşan AABK Eşit Başkanı Hüseyin Mat, dünyanın neresinde olursa olsun Alevilerin ötekileştirildiğini söyleyerek, “İran’da, Suriye’de, Irak’ta, Türkiye’de Alevilerin dilleri ayrı, teolojik anlamda ayrı, örf adet gelenek göreneklerimiz de farklı ama bu dört ülkede yaşayan Alevilerin ortak kaderi yaşadıkları ülkede haksızlığa maruz kalmak. Ne inançları tanınmış ne konuştukları diller kabul görmüş ne de eşit yurttaşlık hakkından faydalanabilmişler. Türkiye’de de neresinden bakarsanız bakın Aleviyseniz sizin yaşam hakkınız burada teminat altında değil. İnancımız zaten tanınmıyor. Bu süreçte sürekli şikayet eden, itiraz eden bir kimlikten çıkıp yöneten bir toplum olmayı becermek zorundayız. Sadece acılarımızdan yaralarımızı inşa edemeyiz. Asimilasyon konusunda özeleştiri yapıl elimizden geleni yapmamız lazım” diye konuştu.

    Barış ve demokratik toplum sürecinde Alevilerin kendi kimlikleri ve talepleriyle kurucu öznelerden olacağını vurgulayan Hüseyin Mat, “Türkiye’nin geleceği açısından çok önemli bir süreçteyiz. Aleviler olarak bu süreçte sorumluluk almaya talibiz. Aleviler o masada bizzat kendi kimlikleriyle oturup kendi taleplerini dile getirmeli. Devlet bir yandan barışı konuşmak istiyorken öte yandan belediyelere kayyum atıyor, operasyonlar yapıyor, baskı politikalarını devam ettiriyor. Hiçbir toplum kendi iradesini kendi geleceğini birilerinin iki dudağına teslim etmemeli. Demokrasinin tam olarak içselleştirilip; laik, demokratik bir cumhuriyetin inşası sağlandığı zaman eşit yurttaşlık hakkı herkese tanındığında bir sonuç alınacaktır. Bu sürecin ne Erdoğan’ın ne AKP-MHP’nin inisiyatifine teslim etmeme konusunda kararlıyız. Bizler de olacağız çünkü Türkiye’nin demokratikleşmesi sadece Diyarbakır’dan geçmez aynı zamanda Dersim’den, Hacıbektaş’tan geçer. Bu anlaşılmadığı sürece demokrasiden bahsetmek mümkün değildir” diye kaydetti.

    Panel, soru ve cevapların ardından sona erdi.

    PİRHA/ DERSİM

  • Dersim’de ‘İrade Gaspına Karşı Yürüyüş’: Kayyım gidecek biz kalacağız!-VİDEO

    Dersim’de ‘İrade Gaspına Karşı Yürüyüş’: Kayyım gidecek biz kalacağız!-VİDEO

    PİRHA- 23. Munzur Doğa ve Kültür Festivali’nin birinci gününde irade gaspına karşı Sanat Sokağı’ndan Mameki Parkı’na yürüyüş yapıldı. Yürüyüşe katılan kitle sık sık ‘Kayyım gidecek biz kalacağız’ sloganları attı.

    Ana teması “Dersim Yaşamdır; Doğama, İrademe, Dilime, İnancıma Dokunma” 23. Munzur Kültür ve Doğa Festivali devam ediyor.

    23. Munzur Doğa ve Kültür Festivali’nin birinci gününde irade gaspına karşı Sanat Sokağı’ndan Mameki Parkı’na yürüyüş yapıldı.

    Yürüyüşe katılan kitle sık sık ‘Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiç birimiz’ , ‘Direne direne kazanacağız’ ,  ‘Kayyım gidecek biz kalacağız’ , ‘Dersim halkı iradene sahip çık’ sloganları attı.

    PİRHA/DERSİM

     

  • Hozat’ta Çevre Paneli yapıldı: Dersim ağır ekolojik sorunlarla karşı karşıya-VİDEO

    Hozat’ta Çevre Paneli yapıldı: Dersim ağır ekolojik sorunlarla karşı karşıya-VİDEO

    PİRHA- Munzur Kültür ve Doğa Festivali’nin ikinci gününde “Alevi inancı ve güncel sorunları” konulu panel düzenlendi. DEDEF Genel Sekreteri Hasan Şen, Dersim’in ağır ekolojik sorunlarla karşı karşıya olduğunu belirtirken, TMMOB Genel Sekreteri ve çevre mühendisi Dersim Gül, Ovacık ve Hozat coğrafyasının yüzde 50-70’lik bölümünün maden şirketlerine tahsis edildiğini açıkladı.

    22’nci Munzur Kültür ve Doğa Festivali’nin ikinci gününde, Hozat Hasan Saltık Kültür Merkezi’nde, ‘Çevre, Doğa, Tarım ve Ormanlarımız Üzerindeki Tehditler” konulu panel düzenlendi.

    Moderatörlüğünü şair-yazar Mustafa Bakır’ın yaptığı panele, DEDEF Genel Sekreteri Hasan Şen, TMMOB Genel Sekreteri ve çevre mühendisi Dersim Gül, Ziraat Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Baki Remzi Suiçmez, Maden Mühendisleri Odası eski Başkanı Mehmet Torun, Orman Mühendisi Ahmet Demirtaş ve Munzur Çevre Derneği Dersim temsilcisi Yusuf Topçu katıldı.

    “UZUN YILLARDIR AĞIR EKOLOJİK SORUNLARLA KARŞI KARŞIYAYIZ”

    Dersim’in çatışma ortamının yarattığı tahribatlarla birlikte çok ağır sorunlar yaşadığını dile getiren DEDEF Genel Sekreteri Hasan Şen, “Ekonomik, sosyal, siyasal, kültürel sorunların yanında son 25 yıldan beridir ağır ekolojik sorunlarla karşı karşıyayız. Dersim coğrafyası tam bir kuşatma planları altında” dedi.

    2010 yılında TÜSİAD Başkanı’nın Dersim’e geldiğini, geçen ay bir kez daha TÜSİAD Başkanı’nın Dersim’de olduğunu ifade eden Şen, “Dersim’in yeraltı ve yer üstü varlıklarının mutlaka ve mutlaka özellikle suyun ticarileştirilmesi gerektiği konusunda bir çalışmaları vardı. Bu da çok büyük bir tehlike olarak sürüyor. Biz önemli su kaynaklarına sahibiz. Mercan, Munzur, Pülümür, İnsuyu, Haskar, Kırmızıköprü gibi birçok önemli ve temiz su kaynaklarımız var ve bu da bir silah olarak, bir piyasalaşma tehlikesi olarak karşımızda duruyor” değerlendirmesini yaptı.

    “BİR TON ALTININ SADECE 9 BUÇUK KİLOSU DEVLETE KALIYOR, GERİSİ YURTDIŞINA GİDİYOR”

    Madenlerin olduğu Afrika kıtasının en fakir, en yoksul kıta olduğunun altını çizen Maden Mühendisleri Odası eski Başkanı Mehmet Torun, “Bu da gösteriyor ki madenlerin olması tek başına yeterli değil. Tam tersine madenler bir sömürü aracı olarak kullanılıyor” dedi.

    İliç Komisyonu’ndaki resmi sunuma göre bir hesap yaptığını söyleyen Torun, şu değerlendirmede bulundu:

    “Bir ton altının devlete kalanı 9,5 kilo. Yani bir ton altın üretiliyor. 9,5 kilosu devlete kalıyor. 990 kilosu yurt dışına, yabancılara gidiyor. Son 23 yılda 488 ton altı üretilmiş. Ama ne ülkemize ne halkımıza ne yöre halkına hiçbir ciddi katkısı olmamış refah yönünden. Ve bu 488 ton altın üretilirken de yaklaşık 500 milyon ton kaya parçalanarak doğa tahrip edilmiş. Bir gram altın için bir ton taş parçalamak durumunda.

    “PÜLÜMÜRDE 1212 BİTKİ BELİRLEDİK, BUNLARIN 134’Ü ENDEMİK”

    Konuşmasında Pülümür üzerine yaptıkları çalışmaları anlatan Orman Mühendisi Ahmet Demirtaş, şu bilgileri verdi:

    “Bitkileri çalışırken biz yalnızca Pülümür’de 1212 bitki türünü belirledik. Bunun 134 tanesi endemik bitki. Hatta bu çalışmamızla o bölgede ilk kez bir bitkinin varlığını belirlemiş olduk. Onun da yayını yapılacak yakında.

    “HAKKARİ İLE TUNCELİ ARASINDAKİ BÖLGEDE CEVİZ AĞAÇLARI DOĞAL OLARAK YETİŞİYOR”

    Bundan beş on yıl öncesine değin, Türkiye’de ceviz ağaçlarının yurt dışından ya da Türkiye’nin dışından gelen doğal olmayan tür olduğu bilinirdi. Ama son yayınlarda anlaşıldı ki Hakkari ile Tunceli arasındaki bu bölgede ceviz ağaçları ormanlarımızda doğal olarak yetişiyor. Yetişen bir tür. Bunlardan Pülümür’de de pek çok ceviz ağacını bulduk. Hatta bugüne değin Türkiye sınırları içinde çevresi en geniş ceviz ağacını Çakırkaya köyünde bulduk.”

    “ÇİFTÇİ KAR ETMEDEN ALANDA DURAMAZ”

    Hiçbir sektörün kar etmeden alanda kalamayacağını ifade eden Ziraat Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Baki Remzi Suiçmez, “Çiftçinin kar edebilmesi için ürettiği ürünün maliyetinin üstünde bir satış fiyatı olması ve ona göre ürünü satması gerekir. Örneğin Hozat’tayız. Hozat’ta tarıma elverişli alanlar az. En çok ekilen bitkisel ürün de buğday ve arpa. Eğer enflasyonun yüzde 71 olduğu bir ortamda girdi fiyat endeksinin yüzde 53 olduğu bir ortamda Hozat Koşullarında, kuraklık etkisi de olmadan 200 kilo verimi bıraktık, 400 kilo verim alsanız bile harcadığınız girdiler ortadayken, alamadığınız destekler ortadayken ürününüze yüzde 11 alım fiyatı verirse eğer Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO), bu size ‘gelecek yıl buğday, arpa ekmeyin’ demektir. Peki ne ekeceksiniz? Diğer ürünlerde aynı sorunlar devam ediyor” değerlendirmesinde bulundu.

    “OVACIK VE HOZAT’IN YÜZDE 50-70’İ MADEN İŞLETMELERİNE RUHSATLANDIRILMIŞ DURUMDA”

    TMMOB Genel Sekreteri ve çevre mühendisi Dersim Gül ise şunları kaydetti:

    “Hozat açısından yakın tehdit ve tehlikelerin birincisi madencilik şirketlerinin yürüttüğü faaliyetler ve ruhsatlama süreçleri. Hozat ve Ovacık’ın yüzde 50, yüzde 70’lere varan coğrafyanın kapsadığı alanın büyük çoğunluğu maden işletmelerine ruhsatlanmış durumda. Bu işletmeler tabii madencilik faaliyetleri gruplarına göre değişiyor. Ama özellikle son yıllarda verilen ruhsatlar metal madenciliği üzerine yoğunlaşmış durumda. Bölgemizde bolca bulunan altın, bakır ve gümüş gibi birlikte çıkarılan cevherleri işlemeye yönelik faaliyetler.

    “ÖNÜMÜZDEKİ YILLARDA BU TEHDİTLER KATLANARAK ARTACAK”

    Önümüzdeki yıllarda bu faaliyetler saldırı aşamasında şu an. Ruhsatlar ve ruhsatların bölüşümü ve paylaşımına ilişkin piyasa pazar çok canlı şu an sürüyor. Şirketler birbirlerine aldıkları ruhsatları devrederek büyük karlar elde ediyor veya şahıslar bu ruhsatları devrediyor. Bu ruhsatların bazıları faaliyete, işletme faaliyetine geçmiş durumdalar. Bazıları proje aşamasında, bazıları ÇED sürecinde, bazıları da fizibilite aşamasında. Önümüzdeki yıllarda bu tehditler katlanarak artacak. Ovacık’la Hozat arasındaki resmi sınırın neredeyse tamamı dördüncü grup madenciliğe ruhsatlanmış durumda. Yani o bölgede altın maden ve gümüş aranacak.”

    PİRHA-DERSİM

  • Hozat’ta festival polis bariyerlerinin arkasında başladı, esnaf tepki gösterdi! -VİDEO

    Hozat’ta festival polis bariyerlerinin arkasında başladı, esnaf tepki gösterdi! -VİDEO

    PİRHA- Munzur Kültür ve Doğa Festivali kapsamında bugün başlayan Hozat programı, festival alanı ile esnafın arasına bariyerler kurulması nedeniyle gecikmeli başlayabildi. Esnaf uygulamaya tepki gösterip kepenk kapatmak isterken, 22 yıldır böyle bir uygulama olmadığını belirten Hozat Belediye Başkanı Aydın Kaya, “Bu neyin önlemidir” diyerek tepki gösterdi.

    Bu yıl 22.’si düzenlenen Munzur Kültür ve Doğa Festivali kapsamında Hozat Festivali’nin açılışı yapıldı. Saat 11’de başlaması gereken açılış esnafın ve halkın yolların bariyerlerle kapatılmasına tepki göstermesi nedeniyle gecikmeli olarak yapıldı. Programın bir kısmının iptal edildiği açılış, yöresel Hozal klarneti ve davul eşliğinde çekilen halaylarla yapıldı.

    Daha önceki festivallerin hiçbirinde festival alanının, bariyerlerle kapatılmadığı Hozat’ta, bu yıl esnafla sokaklar arasına bariyerler döşendi. Bu uygulamaya tepki olarak uzun süre festival alanına kimsenin gelmediği görüldü. Hozat esnafı da tepki olarak festivalin süreceği iki gün boyunca kepenk kapatmak istedi.

    “KÜLTÜRÜMÜZ YOK EDİLMEK İSTENİYOR”

    Gazeteci Veli Haydar Güleç’e konuşan Hozat Belediye Başkanı Aydın Kaya’da festival alanıyla dükkan ve kaldırımların arasının bariyerlerle kapatılmasına tepki gösterdi.

    Kültürün yok edilmek istendiğini, halkın gelenek ve göreneklerinden koparılmak istendiğini belirten Kaya, “Onun için biz bu kültürü yaşatmak için, bu doğamızı korumak için yurtiçi ve yurtdışındaki tüm halkımıza bir çağrımızdır. Duyarlı olan tüm dostlarımızı bu mücadelede yanımızda görmek istiyoruz” dedi.

    “22 YILDIR İLK DEFA SOKAKLAR BARİYERLERLE KAPATILIYOR”

    Onlarca yıldır bir güvenlik politikası uygulandığını, kente girerken ve köylerdeki arama noktalarının 90’lı yılları aratmayan uygulamalar olduğuna değinen Kaya, “Kaymakam ile görüştüm. Dedim ki 22 yıldır yapılmayan, 22 yıldır hiç olmayan bir şey. Bunu neden yapıyorsunuz? Şunu söylediler; güvenlik önlemi. Oysa en kötü dönemde bile önlem alınmamıştı. Ama bugün işte görüyorsunuz, esnaf da tepkili. Dükkanları kapatıp gideceğiz diyorlar. Kaymakam Bey’i bekliyoruz. Kaymakam Bey gelecek, bakacak. Ben elimden geleni yapacağım dedi. Onu bekliyoruz. Bu alanı kapatmak neyin önlemidir” diye belirtti.

    “HALKIN İRADESİNE KAYYIMLARLA İPOTEK KONULAMAZ”

    Türkiye’de kayyımlarla ilgili büyük sorunlar olduğuna vurgu yapan Kaya, “Yani seçilmişi bile hazmedemeyen, sürekli tehditlerle bizi en azından hiçbir şey yapmayın diye bağlamak isteyen bir devlet var. Sistem var. Ama biz yine buna rağmen biz diyoruz ki halkın iradesine hiç kimse ipotek koymamıştır. Hiç kimseyi de durduramazsın. Yani binlercesini aldılar ama yine de birileri geldi. Onun için bunun çözümü kayyım değil” diyerek tepkisini dile getirdi.

    “GENÇLERİMİZİN HEPSİ YURTDIŞINA GİTTİ ÇÜNKÜ ÜRETİM ALANLARIMIZ YOK”

    Aydın Kaya, şunları ifade etti:

    “Yokluğun yoksulluğun olduğu bir yerde siz haktan, hukuktan, adaletten bahsedemezsiniz. Onun için adeta şu anda bizim gençlerimiz hepsi gitti, Kanada’ya gitti. Yurt dışına gitti. Niye? Çünkü üretim alanlarımız yok. Sanayimiz yok. Çiftçimiz deseniz, geçen yıl yağmur yağdı bitti çiftçi. Bu yıl arıya yağmur yağdı, bitti. Bizim şu anda üç temel üretim alanımız olarak tarım, hayvancılık ve arıcılık var.

    “TC KİMLİK NO’SUNU EZBERE BİLEN TEK İL TUNCELİDİR”

    TC’sini ezbere bilen tek il Tunceli’dir. Garip biliyor musunuz? Her Tunceliliye sorun. TC’sini ezbere söyler. Neden biliyor musunuz? Eğer siz 5-10 tane aramanın arasından geçerseniz, onu zamanla ezberliyorsunuz. Biz diyoruz ki bakın en güzel dönemde bile lütfen bırakın halk üretsin. Bu halkın üretmesine yardımcı olun.”

    PİRHA/DERSİM

  • 22. Munzur Kültür ve Doğa Festivali coşkuyla başladı -VİDEO

    22. Munzur Kültür ve Doğa Festivali coşkuyla başladı -VİDEO

    PİRHA- 22. Munzur Kültür ve Doğa Festivali, coşkulu halaylar ve konuşmalarla başladı. Dersim Belediyesi Eş Başkanı Cevdet Konak, açılış konuşmasında, “Munzur Festivali, bu coğrafyayı kimliğimizi, tarihimizi yok sayan anlayışa karşıdır” dedi.

    22. Munzur Kültür ve Doğa Festivali’nin açılışı yapıldı. Dört gün sürecek olan festivalin açılışı Belediye Yeraltı Çarşısı üstünde Grup Varvara’nın Dersim yöresel oyunları ile yapıldı. Festival alanına “Doğamızın ve irademizin gaspına izin vermeyeceğiz” pankartı asıldı.

    Festival tertip komitesi, sivil toplum örgütleri ve halkın katıldığı festival açılış konuşmasını Dersim Belediyesi Eş Başkanı Cevdet Konak yaptı.

    “LOZAN ANTLAŞMASI’YLA KÜLTÜRÜMÜZE, TARİHİMİZE KAYYUM ATANDI”

    Lozan Anlaşması’na vurgu yapan Konak, “Kimliğimizin, kültürümüzün, tarihimizin, değerlerimizin, coğrafyamızın, Kürtlüğümüzün, Aleviliğimizin yok sayıldığı Lozan Antlaşması’nın yapıldığı gün 24 Temmuz 1923’tür. İşte o tarihte dilimize, kültürümüze, tarihimize kayyum atandı” dedi.

    “MUNZUR FESTİVALİ BİZİ YOK SAYAN ANLAYIŞA KARŞIDIR”

    101 yıldır kimlik, kültür ve tarih için mücadele verdiklerini söyleyen Konak, şunları kaydetti:

    “İşte Munzur Kültür ve Doğa Festivali’nin doğuşunun temelinde 1924 Anayasasında bizi yok sayan anlayışa karşıdır. Seksenli yıllarda faşist darbeyle bu coğrafyayı, kimliğimizi, tarihimizi yok sayan anlayışa karşıdır. 1994 yılında beş yüz tane köyümüzü boşaltan, on binlerce insanımızı coğrafyasından, yaşam alanlarından kopararak farklı bölgelere sürgün eden zihniyete karşıdır. 1999 yılında bütün bu doksan yıllık süreci tartışan aydınlarımız, yazarlarımız, sanatçılarımız ve yüreği Dersim için, bu topraklar için çarpan tüm canlarımız bir karar verdiler. Olağanüstü hal koşullarında verdiler bu kararı. ‘Kimliğimi, tarihimi, kültürümü yok sayamazsın. Ben doğama sahip çıkacağım. İnançlarımı, kimliğimi özgürce yaşayacağım’ diye o tarihte arkadaşlar festival kararı aldılar. Bu yılki festivali de ‘Doğamızın ve irademizin gaspına izin vermeyeceğiz’ şiarıyla başlatmış bulunmaktayız.”

    “BU ÜLKEDE BÜTÜN HALKLAR KARDEŞÇE YAŞAMINI SÜRDÜRSÜN”

    Cevdet Konak’ın ardından söz alan Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Zeynel Kete, yüz yıldır yaşamlarını sürdürdükleri bu topraklarda son 20 yıldır şirketlerin, kültür ve mekanlarını işgal ettiklerini söyleyerek, bunu istemediklerini vurguladı. Dersim kültürünün bir kimlik olduğunu sözlerine ekleyen Kete, “Bu kentin dili olsaydı… Ölüm, zulüm, korku, zindan, asimilasyon, yüz yıldır bu topraklarda sürüyor. Katliamlarda bu toplumda sürgün, ölüm, hastalık eksik olmamış. Çocuklar annelerinin önünde öldürülmüş. Muharrem ayındayız. Alevi’nin inancında bu ay direnişin sembolüdür. Aşure, katliama karşı büyük bir semboldür. Bu ülkede bütün halklar kardeşçe, toplumsal bir şekilde yaşamını sürdürsün. Doğru yol barıştır. Dilinizi, tarihinizi unutmayın. Dil varlığımızdır. Dilimiz Xızır’ın dilidir. Xızır’ın diline sahip çıkın” çağrısında bulundu.

    “AMACIMIZ KÜLTÜRÜMÜZÜ BU COĞRAFYADA YAŞAMSAL KILMAKTIR”

    Festivalin sürdürülmesi için emek harcayanlara teşekkür ederek konuşmasına başlayan DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu ise, “İnkarın, imhanın, talanın, asimilasyonun her boyutunu biz halk olarak yaşadık ve yaşamaya devam ediyoruz” dedi.

    Kordu, 22. Munzur Kültür ve Doğa Festivali ile ilgili şunları kaydetti:

    “Bu festivallerdeki amacımız inkara, imhaya dayalı politikalara karşı dostlarımızla, halkımızla, bileşenlerimizle, kurumlarımızla bir araya gelip herkese Dersim’in kültürünü, inancını, dilini ifade etmek ve kendi kültürümüzü bu coğrafyada yaşamsal kılmaktır. Onun için bir aradayız. Onun için festivaller çok önemlidir. Bu festivalde de biz Dersim halkı olarak, inancımıza, kültürümüze, doğamıza ve irademize karşı her yerde sesimizi yükselteceğiz, sözümüzü kuracağız, kültürümüzü yaşamsal kılmak için bu meydanlarda, bu sokaklarda olmaya devam edeceğiz.”

    Festival Mameki Parkı’nda düzenlenecek konser etkinliğiyle devam edecek. Ayrıca Yeraltı Çarşısı üstünde yönetmenliğini Ender Atıcı’nın yaptığı “Mollaköy Kum Ocağı Kapatılsın” belgeselinin gösterimi yapılacak.

    PİRHA/DERSİM

  • Munzur Festivali 25 Temmuz’da başlayacak- VİDEO

    Munzur Festivali 25 Temmuz’da başlayacak- VİDEO

    PİRHA -22. Munzur Kültür ve Doğa Festivali’nin ilk toplantısı gerçekleştirildi. Geniş bir katılımla yapılan toplantıda festivalin tarihi 25-28 Temmuz arası olarak belirlendi. Ayrıca tertip komitesinin belirlenmesi, festival içeriği gibi konularda tartışmalar yürütüldü.

    22. Munzur Kültür ve Doğa Festivali’nin ilk toplantısı bugün Dersim Belediyesi Meclis Salonu’nda yapıldı. Belediye başkanları, oda ve birliklerin yöneticileri, baro, siyasi parti temsilcileri, STK yöneticileri ve Dersim dernekleri de dahil 36 kurumun katıldığı toplantıda gündem maddeleri üzerine tartışmalar yürütüldü ve oylamalar yapıldı. Festival tarihi netleştirildi.

    Buna göre, 22. Munzur Kültür ve Doğa Festivali’nin tarihi 25-26-27-28 Temmuz 2024 olarak belirlendi. Festivalin 1-4 Temmuz arasında yapılmasına dair bazı kurumlardan gelen öneri oy çokluğu ile reddedildi.

    “BU FESTİVALDE YÜZBİNLERİN EMEĞİ VAR”

    Toplantının açılış konuşmasını yapan Dersim Belediyesi Eş Başkanı Cevdet Konak, kentin dinamiklerinin en zor dönemlerde Dersim’in merkez ve ilçelerinde güçlü buluşmalar yaptıklarını belirterek, “Festivallerimiz hem siyasal hem ekonomik, sosyal alanda bölgeye de ülkeye de gerekli cevapları vermişlerdir. Dönemsel olarak yasaklar gelmiş, dönemsel olarak daralmalar yaşanmış ama her festivalde yüzbinlerin üzerinde ortak ve emekle yarattığımız bu programa sahip çıkan canlarımızı bu kent ağırlamış. Bu festivalde yüzbinlerin emeği var” dedi.

    “SÜRECİ HEP BİRLİKTE PLANLAYACAĞIZ”

    Festival sürecinin büyük iddialarla başlayarak bugüne geldiğini ve kendi iddialarının da büyük olduğunu dile getiren Dersim Belediyesi Eş Başkanı Birsen Orhan da “Bugün sizlerle bu süreci yürütmek, tartışmak istiyoruz. Geçmişte yaşanan eksikleri gören yerden bakarak bu süreci yürütmeyi hep birlikte planlayacağız” sözlerini kullandı.

    Orhan, festivalin gündem maddelerini açıkladıktan sonra bu maddelerin tartışılmasına geçildi. Festival tarihine dair itiraz ve öneriler, festival tertip komitesinin oluşturulması, festivalin içeriğine dair öneriler gibi gündem tartışmalarıyla toplantı devam etti.

    PİRHA/DERSİM

  • Munzur Festivali 25-28 Temmuz’da düzenlenecek

    Munzur Festivali 25-28 Temmuz’da düzenlenecek

    PİRHA- Dersim Belediyesi Eş Başkanı Birsen Orhan, Munzur Kültür ve Doğa Festivali’nin 25-28 Temmuz tarihlerinde düzenleneceğini duyurdu. 

    Bu yıl 22’ncisi düzenlenecek olan Munzur Kültür ve Doğa Festivali’ne ilişkin X hesabından paylaşım yapan Dersim Belediye Eşbaşkanı Birsen Orhan, “22. Munzur Kültür ve Doğa Festivali 25-26-27-28 Temmuz tarihleri arasında anlamına uygun şekilde yapılacaktır. Program içeriği daha sonra paylaşılacaktır” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/DERSİM

     

  • Munzur Kültür ve Doğa Festivali tarihi değiştirildi

    Munzur Kültür ve Doğa Festivali tarihi değiştirildi

    PİRHA- Dersim Belediyesi ile demokratik kitle örgütlerinin ortaklaşması sonucu Munzur Kültür ve Doğa Festivali tarihleri 21-22-23-24 Temmuz 2022 olarak değiştirildi.

    Her yıl geleneksel olarak temmuz ayının son perşembesi yapılan ancak bu yıl Muharrem Ayı’na denk gelen Munzur Kültür ve Doğa Festivali tarihleri değiştirildi. Demokratik kitle örgütleriyle yapılan görüşmeler sonucu festival tarihi 21-22-23-24 Temmuz 2022 olarak belirlendi.

    Konuya ilişkin bir açıklama yapan Dersim Belediye Başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu, “Belediye meclisimizde festival yapılsın veya yapılmasın konusunda bir tartışma yürüttük. Bu doğrultuda festival yapılsın kararı verildi. Ancak bu sene festivalin Muharrem Ayı’na denk gelmesi nedeniyle konuyu demokratik kitle örgütleriyle bir tartışmaya açtık. Gerek DEDEF ile gerekse siyasi partilerle bir çalışma yürüttük. Yapılan çalışma sonrasında 21-22-23-24 Temmuz tarihleri uygun görüldü”dedi.

    Tarih değişikliği, Mayıs ayındaki toplantıda meclise sunulacak.

    PİRHA/DERSİM

     

  • 2022 Munzur Festivali, Masum-u Pak orucuna denk geliyor; tarihin değiştirilmesi gündemde

    2022 Munzur Festivali, Masum-u Pak orucuna denk geliyor; tarihin değiştirilmesi gündemde

    PİRHA- 2022 yılı Munzur Kültür ve Doğa Festivali’nin 28 -31 Temmuz günleri arasında yapılmasına karar verildi. Ancak Muharrem orucu öncesinde tutulan Masum-u Pak orucuna denk gelmesi nedeniyle festival tarihinin değiştirilmesi talep edildi. Tunceli Belediyesi’nin konuyu gündemine aldığı öğrenildi. 

    Tunceli Belediyesi meclis üyeleri oy çokluğuyla bu yıl Munzur Kültür ve Doğa Festivali’nin yapılmasına karar verdi. Festival, 28 Temmuz’da başlayıp 31 Temmuz’da sona erecek. Festivalin içeriği ise daha sonra kurumlarla yapılacak toplantıların ardından belli olacak.

    Ancak festival tarihinin Muharrem orucu öncesi tutulan Masum-u pak orucuna denk gelmesi Alevi yurttaşların eleştirisine neden oldu. Sosyal medyada paylaşılan mesajlarda Munzur Kültür ve Doğa Festivali tarihinin değiştirilmesi önerildi.

    Öneriler üzerine Tunceli Belediyesi’nin konuyu gündemine aldığı öğrenildi. Tarih önümüzdeki günlerde netleşecek.

    PİRHA/ DERSİM

     

  • SES Dersim Şubesi: Munzur Kültür ve Doğa Festivali yapılmamalı

    SES Dersim Şubesi: Munzur Kültür ve Doğa Festivali yapılmamalı

    PİRHA-20’incisi yapılması planlanan Munzur Doğa ve Kültür Festivaline ilişkin SES Dersim Şubesi yazılı açıklama yaptı. Yapılan açıklamada, “Munzur Doğa ve Kültür Festivalinin yapılmaması gerektiği kanaatindeyiz. Yapılsın diyen kurumları da bu yanlıştan bir an evvel toplum sağlığı için geri dönmeye çağırıyoruz” denildi.

    Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Dersim Şubesi, 20’incisi yapılması planlanan Munzur Doğa ve Kültür Festivaline ilişkin yazılı açıklama yaptı.

    “SALGIN HASTALIĞI DİKKATE ALINARAK BU SORUMLULUKLA HAREKET EDİLMELİDİR”

    Dünyayı etkileyen Covid-19 salgın hastalığı dikkate alınarak bu sorumluluk ile hareket edilmesi gerektiğine vurgu yapılan açıklamada, “İktidarın hiçbir önlem almadan sırf ekonomik kaygılar ile tam açılma uygulamasını eleştirir iken şimdiden artan nüfusu binlere katlayacak 4 günlük festivalin, zaten alt yapısı yeterli olmayan şehrimizde toplum sağlığı açısından nasıl sonuçlar doğuracağını kestirmek zor olmasa gerek. Her ne gerekçe ile olursa olsun, bizler önlenebilir ölümlerden kaynaklı bir kişinin daha eksilmesini istemiyoruz. Ayrıca şehrimiz için alt yapı sorunları su götürmez bir gerçeklik olarak karşımızda dururken, yaz aylarında zaten artan insan sirkülasyonu, festival ile birlikte bir haftalık süreçte mevcut durumun bile kat ve kat fazlası ile özellikle vadilerimize ve Milli Parkımıza çöp, ağaç kesimi, avlanma vb., halkımıza ise Covid 19 salgının artması olarak geri dönecektir.  Çocuklarımıza daha sağlıklı ve yaşanabilir bir dünya bırakma bilinci ile onlardan ödünç aldığımız bu toprakları geleceğe taşıyabilmek için, gerek doğamızın sağlığı gerek toplum sağlığı için; doğamız, kültürümüz ve Munzur için böylesi bir dönemde ve mevcut koşullarda Munzur Doğa ve Kültür Festivalinin yapılmaması gerektiği kanaatindeyiz” denildi.

    PİRHA/DERSİM

  • Munzur Kültür ve Doğa Festivali korona nedeniyle yapılmayacak

    Munzur Kültür ve Doğa Festivali korona nedeniyle yapılmayacak

    PİRHA- Dersim Belediyesi ve Dersim Dernekler Federasyonu, her yıl düzenlenen Munzur Kültür ve Doğa Festivali’nin koronavirüs nedeniyle bu yıl gerçekleştirilmeyeceğini duyurdu. 
    Dersim Belediyesi ve Dersim Dernekler Federasyonu, her yıl düzenlenen Munzur Kültür ve Doğa Festivali’nin dünyayı etkisi altına alan koronavirüs (Covid-19) nedeniyle gerçekleştirilemeyeceğini açıkladı.
    Yapılan yazılı açıklamada, Munzur Kültür ve Doğa Festivali’nin Dersimlilerin tarihine, kültürüne, inancına, diline ve doğasına sahip çıkma çabası olduğu belirtilerek, şöyle denildi:
    “Müzikten ekolojiye, felsefeden güzel sanatlara, tiyatrodan sinemaya, kadın atölyesinden çocuk atölyesine kadar birçok etkinlikle 20’nci Munzur Kültür ve Doğa Festivaliyle sizlerle buluşmayı planlıyorduk. Yakın zamanda Munzur Özgür Aksın Meclisi bileşenleriyle yapılan toplantıda, ortaya çıkan eğilim doğrultusunda bu yıl dünyayı etkisi altına alan pandemi koşullarından kaynaklı, festivalimizi halk sağlığını gözettiğimiz ve yeni risklerin ortaya çıkmasını engellemek adına bir yıl sonra 20’nci yılın coşkusuyla gerçekleştireceğimizi ilan ediyoruz. Bu bağlamda festivalimiz bu sene zorunlu nedenlerden kaynaklı ertelense de Dersim’de planlanan yıkım projelerine karşı alanlarda olacağımızı belirtmek istiyoruz.”                                            (HABER MERKEZİ)
  • Sanatçı Pınar Aydınlar’a bir soruşturma daha açıldı

    Sanatçı Pınar Aydınlar’a bir soruşturma daha açıldı

    PİRHA-Sanatçı Pınar Aydınlar’a “örgüt propagandası yapmaktan” bir kez daha soruşturma açıldı.

    Sanatçı Pınar Aydınlar’a bu yıl katıldığı Munzur Kültür ve Doğa Festivali’nde sahnede tutuklu eski HDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş’a selam gönderdiği ve İbrahim Kaypakkaya’yı andığı için “örgüt propagandası” yapmaktan soruşturma açıldı.

    Durumu sosyal medya hesabından duyuran Aydınlar, avukatı ile birlikte ifade verdiğini yazdı.

    DEMİRTAŞ’A SELAM GÖNDERMEK SUÇ SAYILDI

    Kedisine açılan soruşturmayla ilgili ajansımıza bilgi veren Aydınlar, ifade sırasında kendisine Neden Selahattin Demirtaş’a selam gönderdiği, neden İbrahim Kaypakkaya’yı andığı ve neden zafer işareti yaptığı gibi soruların sorulduğunu ifade etti.

    Aydınlar, “Ben de Selahattin Demirtaş’a milletvekili adayı olduğum partinin eski eş genel başkanı olduğu için selam gönderdiğimi, İbrahim Kaypakkaya’nın da devrimci tarihi bir kişilik olduğu için andığımı ve zafer işaretini de yediden yetmişe herkesin barışın temsili olarak yaptığını söyledim” dedi.

    Devrimci, Kızılbaş bir kadın olarak mücadele yürüttüğü için sürekli bu baskılara maruz kaldığını belirten Aydınlar, bu baskıların ne ilk ne de son olacağını ifade etti. (HABER MERKEZİ)

  • Sezai Temelli’den, Eroğlu ve Güloğlu ailelerine ziyaret

    Sezai Temelli’den, Eroğlu ve Güloğlu ailelerine ziyaret

    PİRHA – HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli ile beraberindeki heyet, Engin Eroğlu ile Nupelda Ayaz Güloğlu kardeşleri ziyaret etti.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Sezai Temelli ile HDP milletvekilleri Alican Önlü, Murat Çepni, Kemal Bülbül, Remziye Tosun, İmam Taşçıer, Musa Farisoğulları’ndan, Munzur Kültür ve Doğa Festivali etkinlikleri kapsamında kente geldi. Heyet bu vesile ile bir dizi ziyaretlerde bulundu. İlk ziyaret Akpazar (Peri) Belde Belediye Eşbaşkanları Songül Doğan ile Orhan Çelebi’ye oldu. Heyet ardından Ovacık ilçesinde minibüs kapağının çarpması sonucu Munzur kıyısına düşerek yaşamını yitiren Engin Eroğlu ile patlayıcı sonucu yaşamını yitiren Nupelda ile Ayaz Güloğlu kardeşlerin ailelerini ziyaret ederek başsağlığı dileklerinde bulundu.
    HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, Güloğlu ailesinin yaşadığı acıyı paylaştıklarını belirterek, yaşanan acıların savaş devletinin bir tahribatı olduğunu söyledi. Temelli, acılara hep birlikte, yan yana durarak karşı duracaklarını söyleyerek, “Yaşananların telafisi mümkün değil. Çocuklarımızı unutmamak adına savaşa karşı sesimizi daha gür bir sesle yükseltmeliyiz. Olayı ilk duyduğumda aklıma Ceylan Önkol geldi. Başka çocuklarımız ölmesin diye sesimizi yükseltmeliyiz” dedi.

    PİRHA / DERSİM

  • Yasakların gölgesinde Dersim Katliamı tartışıldı- VİDEO

    Yasakların gölgesinde Dersim Katliamı tartışıldı- VİDEO

    PİRHA- 19’uncusu düzenlenen Munzur Kültür ve Doğa Festivali çerçevesinde yoğun polis ablukası altında ‘Hukuk, İnsan Hakları ve Dersim’ konulu panel gerçekleşti.

    Panele İnsan Hakları Derneği Eş Genel Başkanı Eren Keskin, Avukat Meral Hanbayat, İnsan Hakları Derneği İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri, ve İnsan Hakları aktivisti Araştırmacı Yazar Cafer Demir konuşmacı olarak katıldı.
    Moderatörlüğünü Tunceli Baro Başkanı Kenan Çetin’in yaptığı panele siyasi parti, kurum temsilcileri ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    Cafer Demir, Dersim Katliamı’na ilişkin yaptığı araştırmalar hakkında bilgi verdi. 1900’lerin başından Dersim 38 Katliamı’na kadar olan zamanda yaşananları aktaran Demir, siyasal ve hukuksal gelişmeler hakkında aktarımlarda bulundu.

    SAVAŞ POLİTİKALARI VE GÖZALTILAR

    İHD Eş Genel Başkanı Eren Keskin, resmi ideolojileri ve kurumların ideolojilerine dair bilgiler aktardı. Yaşanan katliamlar ve soykırımlarda etkin olan ideolojiler hakkında aktarım yapan Keskin, Türkiye’deki katliam ve soykırım davalarına da değindi. Avukat Meral Hanbayat ise Dersim’in her an direnişte olduğunu belirterek yaşanan olaylar hakkında bilgiler verdi. 1994 yılında yaşananlar ve şu anki sürece dair aktarımlarda bulunan Hanbayat, inanç, kültür, doğa üzerinde yürütülen politikalara değinerek yapılanların yasa dışı olduğunu belirtti. Hanbayat, savaş politikaları ve gözaltı tutuklama furyasına ilişkin birçok noktada bilgi vererek sözlerini tamamladı.

    Avukat Gülseren Yoleri, Ayaz ve Nupelda şahsında tüm yiten çocukları anarak başladığı konuşmasında OHAL’in demokrasiye ve topluma verdiği zararlara ilişkin paylaşımlarda bulundu. Hak ihlallerinde devletin rolüne değinen Yoleri, bu ihlalleri iyi tespit ederek sonuca ulaşılacağını belirtti. polisin yoğun ablukasında geçen panel, soru cevap şeklinde paylaşımlarda bulunularak sona erdi.

    DERSİM/PİRHA

  • Munzur Festivali: Bu kirli zihniyeti topraklarımızdan temizleyelim.

    Munzur Festivali: Bu kirli zihniyeti topraklarımızdan temizleyelim.

    PİRHA-Munzur Kültür ve Doğa Festivali kapsamında Hozat’ta binlerin katılımıyla gerçekleştirilen konser etkinliğinde konuşan HDP Dersim Milletvekili Alican Önlü, Ayaz ve Nupelda Güloğlu’nu hatırlatarak, “Mayınları topraklarımızdan temizleyelim ama önce bu kirli Yezid zihniyeti topraklarımızdan temizleyelim” dedi. 

    19. Munzur Kültür ve Doğa Festival etkinlikleri sürüyor. Festival kapsamında Hozat ilçesi merkezinde bulunan Cumhuriyet Meydanı’nda konser etkinliği düzenlendi. HDP Dersim Milletvekili Alican Önlü, CHP Dersim Milletvekili Polat Şaroğlu’nun da aralarında bulunduğu binlerce kişinin katıldığı etkinlikte, sahneye, “Dersim’e, inancına, diline, kültürüne sahip çık” yazılı pankart asıldı. Konserde, “Dersim faşizme mezar olacak” sloganları atıldı. Ovacık’ta yaşanan patlamada yaşamını yitiren Ayaz (8) ve Nupelda (4) Güloğlu’na adanan festival kapsamında düzenlenen konserde konuşan CHP Hozat Belediye Başkanı Seyfi Geyik, sözlerine farklı tarihlerde Ovacık’ta yaşamını yitiren Engin Eroğlu, Nupelda ve Ayaz Güloğlu’nu anarak başladı. “Artık çocuklarımız başta olmak üzere insanlarımız ölmemeli” diyen Geyik, “Bu toprakları terk etmeme, bu topraklara sahip çıkma zorunluluğumuz var. İsteğimiz ve umudumuz insanlarımızın topraklarımıza geri dönmesidir” diye konuştu.

    TUTSAK BELEDİYE EŞ BAŞKANLARI SELAMLANDI

    Ardından HDP Dersim Milletvekili Alican Önlü söz aldı. Zazaca konuşan Önlü, 19 yıl boyunca bir çok kurum ve kişinin Munzur Kültür ve Doğa festivaline emek verdiğini söyledi. Dersim’in sürgün ve tutsak belediye eşbaşkanlarını hatırlatan Önlü, “Belediyelerde bu halkın dilini inancını hayata geçirmek isteyen isimler vardı. Songül başkan sürgünde. Mehmet Ali Bul, Edibe Şahin, Nurhayat Altun rehin alındı. Buradan bütün tutsaklara güçlü bir alkışla selam yollayalım. Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ ve Eren Erdem de rehin alındı. Buradan onlara da selamlarımızı yolluyoruz” diye konuştu.

    “FAŞİST ZİHNİYETİ TOPRAKLARIMIZDAN TEMİZLEYELİM”

    “90 yıldır bu topraklarsa bu halkın dilinin kültürünün inkar edilmesi nedeniyle katliamlar yaşanıyor” diyerek Ayaz ve Nupelda’yı hatırlatan Önlü, “Tabiki mayınları temizleyelim ama ilk önce bu kirli zihniyeti, faşizmi topraklarımızdan temizleyelim. İnancımızı, dilimizi kirleten bu münafık yezid zihniyeti topraklarımızdan temizleyelim”ifadelerini kullandı.

    Konuşmanın ardından Grup Abdal, Yılmaz Çelik,Ender Balkır, Hüseyin Güneş, Devrim Bozkurt, Şenol Akdağ, Olgun Şimşek, Gule Mayera, Gelengül Üstündağ ve Nilüfer Akbal Zazaca ve Türkçe ezgiler seslendirdi.

    PİRHA/DERSİM

  • Peri etkinlikleri başladı-VİDEO

    Peri etkinlikleri başladı-VİDEO

    PİRHA-Munzur Kültür ve Doğa Festivali etkinlikleri kapsamında Peri beldesinde 2 gün sürecek etkinliklerin startı verildi.

    Dersim’de Munzur Kültür ve Doğa Festivali, 3’üncü gününde devam ediyor. Festival kapsamında Mazgirt’in Peri (Akpazar) Beldesi’nde ise 2 gün sürecek etkinliklerin startı verildi. Etkinlik kapsamında Peri Belediye Parkı’nda, beldeyi anlatan fotoğraflar ve daha önce tarımda kullanılan araç ve gereçler sergilendi. Parkın ön tarafına kurulan stantlara konulan beldeye ait tarım ürünleri, hediyelik eşyalar ve kitaplar da satışa sunuldu.

    Etkinliğe, Halkların Demokratik Partisi (HDP) milletvekilleri Murat Çepni, Alican Önlü, Kemal Bülbül, Peri Belde Belediye Eşbaşkanları Orhan Çelebi ve Songül Doğan ile Suruç Aileleri’nin yanı sıra çok sayıda sivil toplum örgütü (STÖ) temsilcileri ve yurttaşlar katıldı.

    “BELDEMİZ KÜÇÜK, İŞİMİZ BÜYÜK”

    Festivalin açılış konuşmasını yapan Belde Belediye eşbaşkanları Çelebi ve Doğan, etkinliklere katılan katılımcılara teşekkür etti. Beldede etkinliğin ilk kez yapıldığını belirten Çelebi, 31 Mart seçimleri öncesi belediyenin kayyum tarafından yönetildiğini hatırlatarak, “31 Mart yerel seçimlerinde halkımız güçlü bir irade ortaya koyarak belediyesini kayyumdan aldı. Beldemiz küçük ama işimiz büyüktür. Belediyemizin olanakları ölçüsünde sorunlarımızı çözmeye başladık. Özellikle yer altı sorunları konusunda çalışmalarımıza başladık. Ermenilerin yoğun yaşadığı bir kentte Ermeni dostlarımızın varlığı bugün pek hissedilmiyor. Ama tarihi dokuları duruyor. Bu dokuyu da önümüzdeki zamanlarda halkımıza açacağız” dedi.

    HDP İzmir Milletvekili Murat Çepni ise tarihi bir süreçten geçtiklerini ifade ederek, “Tek adam rejimimin gerçekleştirdiği kayyumcu siyaset ile karşı karşıyayız. Kayyumcu siyaseti tarihin çöpüne atacağız” diye konuştu.

    “YENİLMEZ KALELER KURMAK İSTİYORUZ”

    Yerel demokrasinin önemine dikkat çeken Çepni, “Halkın olan belediyeleri alarak halkın iradesini tesis ettik. Bu belediyeleri halk meclisleri ile örmek zorundayız. Halk meclislerine dayalı bir biçimde mahalleden, ilçelere kadar halk meclisleri kuracağız ve buraları halkın kaleleri yapacağız. Yerel yönetimlerine ilişkin seferberlik ilan ettik. Tekrardan yenilmez kaleler kurmak istiyoruz. Bu festivalimiz, kayyumcu siyasete en güçlü yanıtımız oldu. Yerel demokrasiyi en güçlü şekilde kuracağız” ifadelerini kullandı.

    AYAZ VE NUPELDA KARDEŞLER HATIRLATILDI

    HDP Örgütlemeden Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Alican Önlü de, festivalin meydana gelen patlamada yaşamını yitiren Ayaz ve Nupelda kardeşlere atfedildiğini hatırlatarak, “Festivali sadece iki çocuğumuza değil, katledilen tüm çocuk ve annelerimize adayalım. Bu çocuklar, oyun oynarken katledilmedi. Valilik, örgüt tarafından yapıldığını ilan etti. Bu, kendi suçlarının üstünü örtmektir. Bu çocukların bedenleri üzerinde pozlar verildi. Bu çocuklar, kirli savaş sonucu katledildi” şeklinde konuştu.

    “BU COĞRAFYAYI KIŞIN AYAZI’NA ÇEVİRDİLER”

    “Bu kirli savaş inkarın sonucudur” diyen Önlü, şöyle devam etti: “Katledilen çocuklarımızdan birinin ismi Ayaz’dı. Bu tekçi Yezid münafık sistem, 90 yıldır bu coğrafyayı, halkımızı kimliğini, inancını, kültürünü inkar ederek, kışın ayazına çevirdi. Katledilen diğer çocuğumuzun adı Nupelda’ydı. Kürtçe’de yeni yaprak anlamına geliyor. O zaman kışın ayazı haline getirilmiş bu coğrafyada, hep beraber yeni bir yaprak yeşillendirerek, halkların bir arada yaşayabileceği, demokratik bir Türkiye’yi gerçekleştirecek ve çocuklarımızın bir daha ölmemesine vesile olacağız.”

    “REHİNELİĞİ KINIYORUZ”

    19 yıldır yapılan festivalde birçok kurumla birlikte halkın emeğinin de olduğunu dile getiren Önlü, “Ancak, emeği olup da bugün rehin olan arkadaşlarımız var. Bu rehineliği kınıyoruz. Türkiye’deki bütün ölümler, kirli savaşın sonucudur. Bu savaşı, onurlu bir barışla sonuçlandırmak için mücadele eden arkadaşlarımız rehin tutuluyor” diye konuştu.

    Konuşmaların ardından katılımcılar, parkta kurulan sergiyi gezdi.

    Etkinlik, müzik dinletisiyle devam ediyor.

    PİRHA/DERSİM