Etiket: munzur koruma kurulu

  • Hasan Şen: Dersim’de yaşam alanlarına dönük saldırılara izin vermeyeceğiz

    Hasan Şen: Dersim’de yaşam alanlarına dönük saldırılara izin vermeyeceğiz

    PİRHA-Munzur Koruma Kurulu Sözcüsü Hasan Şen, doğa talanına karşı “Biz kazanacağız, yaşam alanlarını savunuyoruz” şiarıyla Dersim’de yapılacak mitinge çağrıda bulundu. Şen, “Dersim’de yaşam alanlarına dönük topyekun bir saldırı var. Bunun bize ulaşmaması için kendi bulunduğumuz cepheden barikat örmeyi, izin vermeyeceğimizi haykırmak için buluşacağız” dedi.

    Dersim Emek ve Demokrasi Platformu, kentte devam eden doğa talanına karşı 8 Ekim Cumartesi günü “Biz kazanacağız, yaşam alanlarını savunuyoruz” şiarıyla Seyit Rıza Meydanı’nda miting yapacak.

    Dersim Dernekleri Federasyonu’na (DEDEF) bağlı Munzur Koruma Kurulu Sözcüsü Hasan Şen de PİRHA‘ya yaptığı açıklamada mitinge çağrı yaptı.

    “DERSİM’DE YAŞAM ALANLARINA DÖNÜK TOPYEKUN SALDIRI VAR”

    Dersim’in ekolojik sorunlarını sıralayan Şen, düzenlenecek miting ile sorunlara karşı ortak mücadele edeceklerini haykıracaklarını söyledi.

    Şen, şöyle konuştu:

    “Dersim ağır ekolojik sorunlar ile karşı karşıya. Baraj, HES’ler, madenler, ormanların talan edilmesi, spor diye tabir edilen avcılık ile doğal yaşamı tehdit eden bir sorun var. Su kaynakları üzerinde yoğun bir insan baskısı var. İnanç yerlerini mesire alanına çevirme projeleri var. Dersim’de yaşam alanlarına dönük topyekun bir saldırı var. Miting her ne kadar sadece madenlere karşı yapılıyormuş gibi hissedilse de aslında katı atık projesi de dahil olmak üzere bütün bu sorunlara karşı gerçekleştiriliyor. En yakın tehlike en büyük tehlikedir.”

    Hasan Şen, Dersim’de çevre örgütleri, siyasi partiler, yerel yönetimler, muhtarlar ve odalar ile ortak bir açıklama yapılacağını belirterek, “20 yıldan fazladır baraj ve HES’lere karşı büyük bir direniş var. Özellikle Munzur ve Pülümür Vadisi’nde herhangi bir çalışmaya izin vermedi Dersim halkı. Cumartesi günü yapılacak mitingde de madenciliğe karşı topyekun seferber halinde olduğumuzu göstermek için bir araya geleceğiz. Madencilik sadece ilimizde değil, ülkemizde her yeri sarmış durumda. Büyük bir saldırı var. Bunun bize ulaşmaması için kendi bulunduğumuz cepheden barikat örmeyi, izin vermeyeceğimizi haykırmak için buluşacağız” dedi.

    Barış KOP/ İSTANBUL

  • Şen: Tunceli Cemevi, Diyanet’in şubesi gibi; Dersim’i köklerinden koparmaya çalışıyor-VİDEO

    Şen: Tunceli Cemevi, Diyanet’in şubesi gibi; Dersim’i köklerinden koparmaya çalışıyor-VİDEO

    PİRHA-Munzur Koruma Kurulu Sözcüsü Hasan Şen, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın Tunceli Cemevi ziyaretine tepki göstererek, “Dersim Cemevi, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Dersim, Tunceli şubesi gibi çalışarak, valilik, üniversite, Diyanet, birçok tarikat ve cemaatle işbirliği yaparak, Dersim’i kendi köklerinden koparmaya çalışıyor. Sert bir şekilde üstümüze geliyorlar ama Dersimler de bu konuda buna karşı dirençli olacaklar” dedi.

    Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş bir dizi ziyaret için 10 Haziran Cuma günü Dersim’e gitti. Munzur Üniversitesi yerleşkesinde yapımı tamamlanan Hz. Ali Camii’nin açılışını gerçekleştiren Erbaş, daha sonra Hacı Bektaş Veli Kültürünü Yayma ve Yardımlaşma Derneği Tunceli Cemevi’ni ziyaret etti.

    Erbaş’ın ziyaretine dönük tepkiler sürerken, Dersim Dernekleri Federasyonu’na bağlı Munzur Koruma Kurulu Sözcüsü Hasan Şen de konuya ilişkin PİRHA‘ya açıklamalarda bulundu.

    “TUNCELİ CEMEVİ, DERSİM’İ KENDİ KÖKÜNDEN KOPARMAYA ÇALIŞIYOR”

    “Herkes Diyanet İşleri Başkanı’nın geçen hafta Dersim’e yaptığı ziyareti konuşuyor” diyen Şen, Ali Erbaş’ın Dersim’e dört yıl önce de gittiğini hatırlatarak, şunları söyledi:

    “Erbaş daha önce Dersim’e gelmişti ve Dersim Cemevi’nde yaptığı toplantıda söylediği bir söz vardır. Dersim Aleviliğinin dönüştürülmesi, farklılaştırılması gerektiğini söylemişti. Aslında o günden bugünlerin işaretini vermişlerdi. Asimilasyon politikalarına karşı o gün bir mücadele başlatılmıştı. Fakat çok fazla sesimizi duyuramamıştık. Erbaş’ın dört yıl önceki ziyaretinden sonra Munzur Üniversitesi adeta tarikatların ve cemaatlerin merkezi haline geldi. Rektör eliyle Dersim’de hiç tabanı, hiçbir örgütlenmesi olmayan sadece oradaki memurlar tarafından açılan vakıflar ve cemaatlerin evleri oluşmaya başladı. Bu da yapılmak istenen bu asimilasyon politikalarıydı.

    Esasında daha sonrasında Munzur Gözeleri’nin peyzaj düzenlemesi, Halvori Gözeleri’nin turizme açılma çabaları. Ayrıca Fırat Kalkınma Ajansı’yla birçok ziyaretlerde Düzgün Baba’da, Sarı Saltık’ta, birçok yerde yapılmak istenen dönüşüm, Dersim’in tarihsel köklerinden, inancından koparılma harekatıydı. Ali Erbaş’ın son ziyareti de bunu gün yüzüne çıkarttı. Aslında devletin resmi eliyle ve tek tipleşme sürecinin devamı olarak görüyoruz. Dersimlilerin büyük çoğunluğu bu asimilasyon politikalarına karşılar ve her gün seslerini yükseltmektedirler. Ancak Dersim Cemevi, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Dersim, Tunceli şubesi gibi çalışarak valilik, üniversite, Diyanet, birçok tarikat ve cemaatle işbirliği yaparak Dersim’i kendi köklerinden koparmaya çalışıyor.”

    “DERSİM’İ HENÜZ TEK TİPLEŞTİREMEDİKLERİNİN FARKINDALAR”

    Dersimlilerin asimilasyon girişimlerine karşı direnç gösterdiğini kaydeden Şen, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bu konuda bütün Dersimlilere sorumluluklar düşüyor. Şöyle ki, bundan 25 yıl önce Fettullah Gülen cemaat örgütlenmesi yapmak istemişti. O dönem de benzer yöntemlerle gelmişlerdi. Yani 500 tane kurban göndererek kurban bayramında kesilmesini istemişlerdi. Dersimliler bunu reddettiler. Dersimliler bugün de aslında kendilerine dayatılan bu asimilasyon tektipleştirme, sünnileştirme, şiileştirme projelerine karşı bir direnç gösterecektir. Kendi köklerine sarılacaklardır. Kimsenin bundan bir kuşkusu olmasın. Burada bu asimilasyona karşı direnç gösterenleri terörist ilan edilmesi, başka yaftalamalara alınması Dersim halkının da yüreğinde derin yaralar bırakmıştır. Çıksınlar Dersim merkeze sorsunlar bakalım kaç tanesi bu politikalara “evet” diyecek. Kesinlikle hiçbir ilinde hiçbir ilçesinde, hiçbir köyünde bu asimilasyon politikalarına “evet” diyecek hiç kimse yok. Onun için eş zamanlı saldırıyorlar. Esasında bu köylerin bombalanması, yasaklanması, maden şirketlerinin önünün açılması, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın buraya gelmesi; kendi dillerinde ve inançlarında deyiş söyleyen birçok Dersimli sanatçının konserlerinin yasaklanması, Dersim Dernekleri Federasyonu’nun 32 yıldır İstanbul’da ve Anadolu’nun farklı illerinde yaptığı pikniklerin yasaklanması politikalarını bir bütün olarak görüyoruz. Yani henüz Dersim’i ehlîleştiremediklerini, tek tipleştiremediklerinin farkındalar. Sert bir şekilde üstümüze geliyorlar ama Dersimler de bu konuda buna karşı dirençli olacaklar. Direnç merkezi olacaklardır. Bu direnç merkezi de buradan çıkıp ülkemizin diğer bölgelerine yayılacaktır diye düşünüyorum.”

    Barış KOP / İSTANBUL

  • Şen: Aydos Ormanı’nda doğa talanı yaşanıyor-VİDEO

    Şen: Aydos Ormanı’nda doğa talanı yaşanıyor-VİDEO

    PİRHA-Munzur Koruma Kurulu Sözcüsü Hasan Şen, İstanbul Aydos Ormanı’nda doğa talanının yaşandığını belirtti. Şen, “Bu ormanlar ülkenin değeridir. Sahip çıkmazsak gelecekte iklim değişikliği sonucunda neler yaşayabileceğimizi hepimiz biliyoruz. Herkesi bu ormanları korumaya çağırıyoruz” dedi.

    Dersim Dernekleri Federasyonu’nun (DEDEF) 22 Mayıs Pazar Günü İstanbul Aydos Ormanı’nda yapmayı planladığı Dersimliler Birlik ve Dayanışma Pikniği, İstanbul Valiliği tarafından yasaklanmıştı. Orman girişinde bir araya gelen DEDEF üyeleri daha sonra kararı protesto etmişti.

    “ORMANLAR BU ÜLKENİN DEĞERİDİR”

    Konuya ilişkin PİRHA‘ya konuşan Munzur Koruma Kurulu Sözcüsü Hasan Şen, Aydos Ormanı’ndaki doğa talanına değinirken, şunları söyledi:

    “Burası İstanbul’un en önemli orman alanlarından bir tanesi. Binlerce ağacı kesmişler. Tam bir doğa katliamı yaşanıyor. Bu duruma da dikkat çekmek istiyoruz. Belki bugün insanlardan kaçırılmak istenen şey doğanın bu kadar talan edilmesidir. Doğaya sahip çıkmamız her geçen gün önem kazanırken, ağaçların kesilmiş olduğunu görmek hepimizin yüreğini acıttı. Bu ormanlar ülkenin değeridir. Sahip çıkmazsak gelecekte iklim değişikliği sonucunda neler yaşayabileceğimizi hepimiz biliyoruz. Herkesi bu ormanları korumaya çağırıyoruz.”

    PİRHA / İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER:

    >DEDEF’in pikniği ‘kamu güvenliğini bozabileceği’ gerekçesiyle yasakladı

  • Munzur Koruma Kurulu’ndan Dersim’deki ormanlar için çağrı

    Munzur Koruma Kurulu’ndan Dersim’deki ormanlar için çağrı

    PİRHA – Dersim’deki ekolojik yıkıma ilişkin PİRHA’ya konuşan Munzur Koruma Kurulu Sözcüsü Hasan Şen, güvenlik nedeniyle ormanların kesilmesinin kabul edilemeyeceğini belirterek doğanın korunması yönünde çağrı yaptı.

    Dersim’de son dönemlerde yaz aylarında askeri operasyonlar sonrası orman yangınlarının büyük tahribatlar yarattığını belirten DEDEF’e bağlı Munzur Koruma Kurulu Sözcüsü Hasan Şen, kalekol yapımlarında güvenlik gerekçeleri nedeniyle ormanların kesilmesinin kabul edilemez olduğunu belirtti.

    Şen, şunları kaydetti:

    “Dersim’de çok sayıda kalekol bulunmakta. Bunları yapmak için de uzun süreden beri ormanlar kesiliyor. Bu kabullenebilir bir şey değildir. Güvenlik nedeniyle ormanların kesilmesini kabul etmek istemiyoruz. Dersim’deki ormanlar, bölgenin ana damarıdır. Ormanlar korunmalı. Bu durdurulmalı. Orman Bölge Müdürlüğü’ne, Tunceli Valiliği’ne, bu kararı alıp uygulayanlara çağrı yapıyoruz. Meyve ağaçları, meşe ağaçları yok oluyor. Buralarda daha sonra toprak kaymaları olacaktır. Doğal doku bozuluyor.”

    PİRHA/ DERSİM

  • Munzur Koruma Kurulu: Korunan alanlarımıza dokunma

    Munzur Koruma Kurulu: Korunan alanlarımıza dokunma

    PİRHA- Ekoloji Birliği bileşeni Munzur Koruma Kurulu yaptığı açıklamada, tüm ülkenin koronavirüs salgını ile uğraşırken iktidarın boş durmadığını ve  Korunan Alan Yönetmeliği’ni değiştirerek korunan alanları madencilere, turizmcilere, barajlara açtığına işaret ederek “Geleceğimizin güvencesi olan korunan alanlarımıza dokunmayın!” dedi.

    Munzur Koruma Kurulu, 16 Mart 2020 günlü ve 31070 sayılı Resmi Gazetede yer alan “Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik” ile korunan alanların madencilere, turizmcilere ve barajlara açıldığını açıkladı.

    Kurul tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Tüm ülke olarak aklımız koronavirüsü salgınındayken iktidar boş durmadı, “Korunan Alan Yönetmeliği”ni değiştirerek korunan alanları madencilere, turizmcilere, barajlara açtı. 16 Mart 2020 gününde yayımlanan yönetmelik değişikliği ile doğal sit alanı kategorilerinden olan “Nitelikli Doğal Koruma Alanları”nın ve “Sürdürülebilir Koruma ve Kullanım Alanları”nın ve Anıt Ağaçların ayırt edici özellikleri ve tanımları değiştirildi.  Doğal sit alanlarında tanımlanan bu yeni faaliyetlerin bir kısmı, Bakanlığın 2017 ve 2019’da yayımladığı 99, 105 ve 109 sayılı ilke kararları ile uygulamaya sokulmaya çalışılmıştı. Ekoloji Kolektifi bu ilke kararına dava açmıştı. Birinci davada yürütmeyi durdurma alınmış olup davalar sürmektedir. Yapılan bu değişikler ile zaten işgal altında olan ormanlarımızın yanı sıra “korunan alanlarımız” da madencilerin, sanayicilerin, baraj yatırımcılarının talanına açılmış oldu. Korunması gereken endemik türlerimiz, biyo çeşitliliğimiz, yaban hayatımız yok olma tehdidi ile karşı karşıya.”

    “Milli parklar, tabiat parkları, tabiat anıtları, tabiatı koruma alanları ve sulak alanlar, doğal sit alanları ve özel çevre koruma bölgeleri bizim hazinelerimizdir, mutlak korunması gerekir” denilen açıklamada “Koronavirüsden ders almayan iktidar, kullanılması değil korunması gereken bu önemli alanları daha fazla talana açarak yeni salgınlara davetiye mi çıkarıyor? İktidarı söz konusu yönetmeliği bir an önce iptal etmeye çağırıyoruz! Ekoloji Birliği olarak yönetmeliğin iptali için yasal haklarımızı kullanacağımızı duyuruyor, kamuoyunu da desteğe davet ediyoruz” ifadelerine yer verildi.

    PİRHA/DERSİM

     

  • Munzur Koruma Kurulu, Dersim’deki kaçak avlanmayı protesto edecek

    Munzur Koruma Kurulu, Dersim’deki kaçak avlanmayı protesto edecek

    PİRHA – Dersim’de son zamanlarda nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya kalan ve bölge halkının kutsal saydığı dağ keçilerinin katliamını protesto etmek için Munzur Koruma Kurulu (DEDEF) 3 Şubat Pazar günü Kadıköy- Bahariye Caddesi Süreyya Operası önünde yapacağı basın açıklamasına çağrı yaptı.  

    Munzur Koruma Kurulu (DEDEF) Dersim’de son zamanlarda  nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya kalan ve bölge halkının kutsal saydığı dağ keçilerinin kaçak avcılar tarafından  katledilmesini  protesto etmek ve avcılığa dur demek için ‘Dersim’de Avcılık Katliamı Son Bulsun’ şiarı ile  3 Şubat Pazar Günü saat 13.00’te Kadıköy-Bahariye Caddesi Süreyya Operası önünde basın açıklaması yapacak.

    “YETKİLER TARAFINDAN AVCILARA HER İMKAN SAĞLANIYOR”

    Munzur Koruma Kurulu (DEDEF) pazar günü yapılacak olan protesto ve basın açıklamasına ilişkin şu çağrıyı yaptı:

    “Dersim Coğrafyası bir yandan barajlar-HES ve madencilik faaliyetleri ile diğer yandan her yıl sistemli bir şekilde yakılan ormanları ile yok edilmek istenirken yeni dönemde ise doğasına karşı yeni bir saldırı  başlatılmış bulunmaktadır. Dersim, gerek endemik bitki çeşitliliği gerekse de yaban hayatı zenginliğiyle Türkiye’nin en bakir  alanlarından birine sahip. Dersim’de yaban hayat, yerli ve yabancı avcıların tehdidi altında özelikle kış aylarının gelmesiyle birlikte yetkililer tarafından  avcılara her imkân tanınıyor, öyle ki sadece askerin girebildiği yasak bölgelere kadar gidip, başta Bevuzar dağ keçileri olmak üzere bir çok hayvanı avlayabiliyorlar.

    Biz Dersimliler ve dostları tarafından kabul edilemez bu durumu protesto etmek için 3 Şubat Pazar Günü saat 13.00’de Kadıköy-Bahariye Caddesi Süreyya Operası önünde buluşuyoruz.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • ‘Dersim’in sermaye için fırsat olmasına izin vermeyeceğiz’

    ‘Dersim’in sermaye için fırsat olmasına izin vermeyeceğiz’

    PİRHA- Munzur Korumu Kurulu ve Dersim Dernekler Federasyonu, Dersim’de ‘Üniversite-Sanayi buluşması’ adı altında gerçekleştirilecek toplantının üniversiteleri sermaye hizmetine koşulmasının bir parçası olduğuna dikkat çektiler. 

    Munzur Koruma Kurulu ve DEDEF Dersim’de, Munzur Üniversitesi, Tunceli Ticaret ve Sanayi Odası, Fırat Kalkınma Ajansı ve İzmir Sanayici ve İşadamları Derneği katkılarıyla düzenlenen Üniversite-Sanayi buluşmasına ilişkin yazılı bir açıklama yaptı.

    Üniversitelerin sermayenin ihtiyaçları doğrultusunda yeniden organize edildiği günümüzde, üniversitelerin sermayenin arka bahçesi değil, bilimin üretildiği birer aydınlanma alanları olduğu hatırlatılan açıklamada, “Türkiye’de mevcut iktidar tüm alanları yeniden şekillendiriyor. İktidar, sermayenin genişlemesine, yatırımının tüm alanlara serbestçe girip çıkmasına fırsat verirken aynı zamanda bu alanlara doğrudan müdahaleye de zemin hazırlıyor” ifadeleri kullanıldı.

    “SERMAYE HİZMETİNDE OLAN ÜNİVERSİTELER”

    Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “AKP’nin geçen yıl meclisten geçirdiği Üretim Reform Paketi’nde üniversiteleri sermayenin ucuz ve nitelikli işgücü deposu haline getirmek amacıyla, üniversitelerin sermaye yararına düzenlenmesine ve şirketleştirilmesine dair önemli değişiklikler yapıldı. Üniversitelerde rektörlük seçimleri kaldırıp, muhalif akademisyenler KHK marifetiyle üniversitelerden uzaklaştırıldı. Tüm bu adımların hedefi, üniversitelerin sermaye hizmetinde birer kurum haline getirilmesi içindi.”

    Orman ve Su İşleri Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) Genel Müdürlüğü tarafından başlatılan ve Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından sürdürülen ‘biyolojik çeşitliliğin kayıt altına alınarak bu bilgilere erişimin düzenlenmesi’ amacıyla 2 yıldır süren ve 60 ilde bitmiş olan ve 2018 yılı sonunda 76 il, 2019 yılında ise 81 ilde tamamlanacak olan bu çalışma da Dersim’de yer alıyor.

    “CANLILAR SERMAYE YAĞMASINA AÇILACAK”

    Açıklamada bu çalışma ile canlıların sermaye yağmasına açılacağı belirtilen açıklama şöyle devam ediyor:

    “Bu çalışmayla neyi hedeflediklerini Samsun Vali Yardımcısı Hakan Kubalı Samsun’da yapılan çalışma sırasında ortaya koymuştu. Kubalı, ‘Sahip olduğu tabii kaynaklar bakımından oldukça zengin bir ülke olan Türkiye’nin, bu kaynaklardan verimlilik ve sürdürülebilirlik ilkeleri doğrultusunda faydalanabilmesi ‘biyolojik çeşitliliğin ekonomiye kazandırılması’ ve ‘genetik kaynaklarımıza dayalı sınai mülkiyet hakları’ndan ülkemizin faydalanmasına katkıda bulunulması hedeflenmekte’ olduğunu belirtmişti. Bu yapılan işlemin bir koruma işlemi olmadığını açıkça gösteren bu açıklama, biyoçeşitliliğin tespiti ile canlıların sermaye yağmasına açılacağını açıkça gösteriyordu.”

    DÜNYADAKİ ÜNİVERSİTELERDEN ÖRNEKLER VERİLDİ

    Halen dünyanın değişik ülkelerinde sermaye çıkarına eklemlenmemiş üniversitelerin örnek gösterildiği açıklamada, “Avusturalya’nın Sydney Üniversitesi ve Queensland Üniversitesi tarafından yönetilen uluslararası bir bilim insanı grubu, veri yayıncılığının birçok türe yardımcı olmak için önemli olduğunu ancak birçok tehlike barındırdığını açıklamıştı. Çalışmaya katılan bilim insanlarında bir olan Dr. Tulloch’un, ‘Buradaki zorluk, yerel türlerin sömürülmesine yol açacak biçimde verileri paylaşmaktır. Bazı durumlarda yaban hayatı ticareti amacına hizmet için bu verileri kullandıkları inkâr edilemez’ sözleri biyoçeşitlilik verilerinin açıkça ortaya konmasının ticarileştirmeye hizmet ettiğini göstermektedir. Birçok bilim insanının türlerin korunmasına yardımcı olmak için doğa fotoğraflarında konum verilerini gizlemek gerektiğine işaret ediliyor. Türkiye’de ise bu durum açıkça ifade ediliyor.” denildi.

    “DOĞA YAĞMASI VE İNSANSIZLAŞTIRMA POLİTİKASI”

    Dersim’de ‘Üniversite-Sanayi buluşması’ adı altında gerçekleştirilecek olan toplantının üniversiteleri sermaye hizmetine koşulmasının bir parçası olduğuna dikkat çekilen açıklamada, “Dersim’de hangi yatırım fırsatlarından söz ettiklerine ise yabancı değiliz. Dersim coğrafyasının HES’ler, madenler ve büyük barajlarla kuşatılma hedefleri henüz bitmiş değil. Fırsat olarak sunacakları her şey doğa yağması ile bölgenin insansızlaşması hedefine hizmet edileceğini ve bunlara ek olarak Dersim zengin ve endemik biyoeşitliğinin teşhir edilerek ticarileştirilmesinin amaçlandığı anlaşılabilmektedir” ifadeleri kullanıldı. (HABER MERKEZİ)

     

  • Doğaseverler Dersim için yürüdü: Vahşi saldırıları durdurmak için ayaktayız-VİDEO

    Doğaseverler Dersim için yürüdü: Vahşi saldırıları durdurmak için ayaktayız-VİDEO

    PİRHA-Munzur Koruma Kurulu ve Dersim Dernekleri Federasyonu’nun (DEDEF) çağrısıyla İstanbul Kadıköy Süreyya Operası önünde bir araya gelen doğaseverler, alkışlar, halaylar ve sloganlar eşliğinde “Munzur özgür akacak” diye seslendi.

    Munzur Koruma Kurulu ve Dersim dernekleri Federasyonu’nun (DEDEF) çağrısıyla doğaseverler Kadıköy’de bulunan Süreyya Operası önünde toplandı. Burada önce davul zurna eşliğinde halaylar çeken ve sloganlar atan doğaseverler Kadıköy İskelesi’ne doğru yürüdü.

    “Tarih ve doğa bizden hesap soruyor Munzur için zaman tükendi ne duruyoruz?”, “Dost ve düşman bilsin ki dersimde doğa kazanacak”, “Munzur doğa, tarih, kültür ve yaşam demektir Dersim’de barajlara hayır”, “Bir dağ, bir nehir, bir vadi yok edilişe direniyor Munzur darda Dersim isyanda”, “Bırakın Munzur özgür aksın Hasankeyf’ine baksın” pankartlarının açıldığı eylemde sık sık “Munzur özgür akacak”, “Dersim onurdur onuruna sahip çık”, “Baraj yapma boşuna yıkacağız başına” sloganları atıldı.

    “DOĞAMIZA VE YAŞAM ALANLARIMIZA EL KOYMAK İSTİYOR”

    Eylemde basın metnini okuyan Pir Hasan Hayri Şanlı, Dersim’in son yılların en ağır ve yoğun saldırılarıyla karşı karşıya olduğunu ifade ederek şunları belirtti:

    “OHAL koşullarını da kendine güç edinen hükümet ve sermaye, onca yargı kararlarına rağmen Konaktepe Barajı ve HES I-II için aldığı acele kamulaştırma kararı, yaz aylarında olduğu gibi askeri operasyonlardan sonra yakılan  ormanlar, kayyum atanan belediye, halkın uzun yıllardır emekleriyle ördüğü festivali gasp etmesi, birçok alanda maden ve taş ocağı faaliyetleri, yıllardan beridir ıslah ve sulama kanalı bahanesiyle tahrip edilen dereler, inancımıza zerre tahammülü olmadıkları halde düzenlenmek istedikleri gözeler, son olarak da kiralanma bahanesiyle büyük şirketlere peşkeş çekilmek istenen araziler ve bitirilmek istenen küçük aile çiftçiliği… Paranın gücüne tapanlar, doğamıza ve yaşam alanlarımıza el koymak istiyor!”

    “GÖÇE ZORLANARAK YURTSUZLAŞTIRILIYORUZ”

    Toprakların kiralanma bahanesiyle sermaye sahiplerine peşkeş çekildiğini vurgulayan Şanlı, “Dersimin yerel tarımı ve yaşam biçimi ortadan kaldırılmak isteniyor. Atalarımızın, dedelerimizin yüzyıllardır koruyup kolladığı, bizlere emanet ettiği yaşam alanlarımızdan, göçe zorlanarak yurtsuzlaştırılıyoruz. Yaşam alanlarımıza, suyumuza, toprağımıza göz koyanlar durmuyor! Buna rağmen, bütün bu saldırılar, bulunduğu her yerde yerel halkın direnişiyle karşılaşıyor. Mücadelenin gücü bütünleşerek çoğalıyor!” şeklinde konuştu.

    “PROJE SAHİPLERİNİ BİR KEZ DAHA UYARIYORUZ”

    “Bizler, suyuna, toprağına, yaşam alanlarına, tarihi- kültürel ve sosyal değerlerine sahip çıkan Dersim halkı olarak; akıl, bilim ve izandan yoksun projelerin uygulayıcıları ve sahiplerini bir kez daha uyarıyoruz. Sizlerin, yaşam alanlarımızı yok edecek projelerinize Dersimde yaşam hakkı tanımayacağız.” diyen Şanlı konuşmasına şöyle devam etti:

    “Sularımıza, derelerimize, vadilerimize, ovalarımıza, yaşam alanlarımıza yapılan vahşi saldırıları durdurmak için AYAKTAYIZ. Egemenlerin doğamıza karşı yönelttiği hegemonyaya karşı, doğa haklarını anayasal güvenceye kavuşturmak için AYAKTAYIZ. Yaşamın çağrısına kulak verenlerle birlikte “Bütün Temel Haklarımız için,  Barış içinde İnsanca Yaşam için, Eşit, Özgür, Demokratik Bir Ülke için AYAKTAYIZ. İnsanca yaşamı savunmak, emekçilerin, ezilenlerin, mağdurların, yoksulların, işsizlerin, kadınların, gençlerin, çevrecilerin, barış yanlılarının sesine ses katmak için AYAKTAYIZ… ve her zaman da ayakta olacağız.”

    “DERSİM’DE BULUŞMAYA DAVET EDİYORUZ”

    Şanlı’nın ardından söz alan CHP Dersim Milletvekili Gürsel Erol, Dersim’in kutsal değerlerine hiç kimsenin dokunmasına müsaade etmeyeceğini vurgulayarak, “Biz parlamentoda görev yapan tüm Dersim’li milletvekilleri önce bürokratik ilişkilerle sorunun çözümüyle ilgili girişimlerde bulunacağız. Eğer çözümü bürokratik ve siyasi yollarla bulamazsak önce parlamentoda oturma eylemi yapacağız sonra Dersim’e giderek Munzur’un kenarında oturma eylemine devam edeceğiz. Bu direniş hikayesine Türkiye’nin her tarafında yaşayan Dersimlileri çağırıyoruz. Köşe yazarlarını, sanatçıları, edebiyatçıları, doğaseverleri Dersim’de buluşmaya davet ediyoruz.” dedi.

    “MEVCUT İKTİDAR SERMAYENİN İKTİDARI”

    HDP İstanbul Milletvekili Erdal Ataş da, mevcut iktidarın sermayenin iktidarı olma yolunda sürdürdüğü politikalarla ülkenin doğasını ve canlı cansız varlıklarını tehdit eden yönelim içinde olduğunu kaydetti. 80 milyonun yaşam alanının çok küçük bir azınlık tahrip edilecek şekilde bakanlar kurulu kararlarıyla ve düzmece ÇED’lerle sermayeye peşkeş çekildiğini belirten Ataş, parlamentoda faaliyet yürüten Çevre Komisyonu’nda yer aldığını söyleyerek konuşmasına şöyle devam etti:

    “Komisyon üyeleri dahil para için neredeyse HES’lerle, barajlarla, nükleer santrallerle ve doğa tahribatıyla ilgili kararlar çıkarmak istiyorlar. Aslında bir 10 yıl önce Çevre Komisyonu’nda bulunan vekiller hangi siyasal partiden olursa olsun yaklaşımları genelde faaliyet bölümünü yürütme yapar ama onlar genelde gidip o meselelere sahip çıkmaya çalışırdı. Denetleme yapardı. Bakardı orada bir haksızlık ya da müfredat dışı bir uygulama var mı diye. Bugün tam tersi bir durum söz konusu. Yani Çevre Komisyonu neredeyse bütün bu baraj meselelerini savunan bir anlayışa dönüşmüş durumda. Ne toplanıyor, ne işlevli olarak bu meseleyi sürdürüyor ne de bu yaklaşım doğrultusunda bir adım atıyor.” (HABER MERKEZİ)

  • Dersim’in doğası için eylem: Ayağa kalkın Munzur darda

    Dersim’in doğası için eylem: Ayağa kalkın Munzur darda

    PİRHA – Dersimliler yaşam alanlarına, derelerine, doğalarına sahip çıkmak için 18 Mart Pazar günü 15.00 Kadıköy Süreyya Operası önünde bir araya gelecek. Çağrıda, “HES belasına, taş ocaklarına, siyanüre karşı doğayı ve yaşamı savunuyoruz” denildi.

    Munzur Koruma Kurulu ve Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF) Munzur için sokağa çıkıyor. Milli Park statüsündeki Munzur Vadisi’ne yapılmak istenen çok sayıda baraj ve HES ile Dersim doğasının talan edilmek istendiğine dikkat çeken Dersimliler, “Ayağa kalkın Munzur darda” diyecek. Dersimli kurumlar tarafından yapılan açıklamada “Dersim’de yaşam alanlarımız, açgözlü sermaye sahipleri ve çok uluslu şirketlerin yağmasıyla karşı karşıya. Paranın gücüne tapanlar, doğamızı ve yaşam alanlarımızı yağmalamak istiyorlar. Dağlarımızı, derelerimizi, ormanlarımızı, yaylalarımızı istila edip, bizleri yersiz-yurtsuz bırakmak, yaşadığımız yerlerden göçe zorlamak istiyorlar. Siyasi iktidarın sermaye sahiplerine sunduğu; derelerimizde, ormanlarımızda, yaylalarımızda yaşayan binlerce canlı türünün hiçbir önemi yok. Bu büyük yağma harekatına karşı, ‘Derelerimiz, ormanlarımız, yaylalarımız, inanç ve kültür yerlerimiz sahipsiz değildir diyoruz” denildi.

    “DOĞAL YAŞAM ALANLARIMIZI YOK ETMEK İSTİYORLAR”

    Tüm doğa severleri ve yaşam alanı savunucularını eyleme beklediklerini belirten Dersimli kurumların açıklamasında, “‘Enerji ihtiyacı’ bahanesiyle, Baraj ve hidroelektrik santral (HES) projeleriyle derelerimizi kurutup, tünellere hapsetmek istiyorlar. Vadilerimizi suyla doldurmak istiyorlar.. Yaylalarımıza, köylerimize iş makineleriyle girip madenler ile yağmalamak istiyorlar. Suyumuzu tünellere hapsedip başka kentlere taşımak istiyorlar, açıkça katliam yapıp, binlerce canlının doğal yaşam alanını yok etmek istiyorlar. Siyanürlü maden arama çalışmalarıyla hayatlarımız tehlikeye atılıyor, sağlıklı yaşam hakkımız elimizden alınıyor, doğada onarılamayacak yaralar açılıyor” ifadelerine yer verildi.

    “YAĞMA HAREKATINA KARŞI AYAĞA KALKIN”

    Açıklama şöyle denildi “Siyanürsüz bir yaşam için her dere başında bir taş ocağı, yaşam alanlarımızda beton santralleri, çöp tesisleri kurmak istiyorlar. Zehir solumamak için yıllardır yaşam alanlarımızı talan etmek isteyenlere karşı mücadele ediyoruz. HES belasına, taş ocaklarına, siyanüre karşı doğayı ve yaşamı savunuyoruz. Her askeri operasyondan sonra ormanlarımızın yakılmaması için bu yağma harekatına karşı ayağa kalkın diyoruz. Vadisini, deresini, köyünü, ormanını, yaylasını savunan herkesi omuz omuza vermeye, hep birlikte yaşamı savunmaya çağırıyoruz!”

  • Munzur Koruma Kurulu ve DEDEF Dersim’in doğası için eylem yapacak

    Munzur Koruma Kurulu ve DEDEF Dersim’in doğası için eylem yapacak

    PİRHA-Munzur Koruma Kurulu ve DEDEF “Ayağa kalkın Munzur darda” demek için 18 Mart 2018 Pazar Saat 15.00 Kadıköy Süreyya Operası önünde buluşuyor. 

    Munzur Koruma Kurlu ve Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF) Munzur için sokağa çıkıyor. Yaptıkları yazılı açıklamada Dersim doğasının sermaye sahipleri tarafından talan edilmek istendiğine dikkat çekerek şunları belirttiler:

    “İNANÇ VE KÜLTÜR YERLERİMİZ SAHİPSİZ DEĞİLDİR”

    “Dersim’de yaşam alanlarımız, açgözlü sermaye sahipleri ve çok uluslu şirketlerin yağmasıyla karşı karşıya. Paranın gücüne tapanlar, doğamızı ve yaşam alanlarımızı yağmalamak istiyorlar. Dağlarımızı, derelerimizi, ormanlarımızı, yaylalarımızı istila edip, bizleri yersiz-yurtsuz bırakmak, yaşadığımız yerlerden göçe zorlamak istiyorlar. Siyasi iktidarın sermaye sahiplerine sunduğu; derelerimizde, ormanlarımızda, yaylalarımızda yaşayan binlerce canlı türünün hiçbir önemi yok. Sadece ve sadece parayı ve kasalarını doldurmanın hayalini kuruyorlar. Yalanla, hileyle bizleri kandırmaya çalışıyorlar. Bu büyük yağma harekatına karşı, ‘Derelerimiz, ormanlarımız, yaylalarımız, inanç ve kültür yerlerimiz sahipsiz değildir diyoruz.…”

    “DOĞAL YAŞAM ALANLARIMIZI YOK ETMEK İSTİYORLAR”

    “‘Enerji ihtiyacı’ bahanesiyle, Baraj ve hidroelektrik santral (HES) projeleriyle derelerimizi kurutup, tünellere hapsetmek istiyorlar. Vadilerimizi suyla doldurmak istiyorlar.. Yaylalarımıza, köylerimize iş makineleriyle girip madenler ile yağmalamak istiyorlar. Suyumuzu tünellere hapsedip başka kentlere taşımak istiyorlar, açıkça katliam yapıp, binlerce canlının doğal yaşam alanını yok etmek istiyorlar. Siyanürlü maden arama çalışmalarıyla hayatlarımız tehlikeye atılıyor, sağlıklı yaşam hakkımız elimizden alınıyor, doğada onarılamayacak yaralar açılıyor.”

    “YAĞMA HAREKATINA KARŞI AYAĞA KALKIN”

    “Siyanürsüz bir yaşam için her dere başında bir taş ocağı, yaşam alanlarımızda beton santralleri, çöp tesisleri kurmak istiyorlar. Zehir solumamak için yıllardır yaşam alanlarımızı talan etmek isteyenlere karşı mücadele ediyoruz. HES belasına, taş ocaklarına, siyanüre karşı doğayı ve yaşamı savunuyoruz. Her askeri operasyondan sonra ormanlarımızın yakılmaması için bu yağma harekatına karşı ayağa kalkın diyoruz. Vadisini, deresini, köyünü, ormanını, yaylasını savunan herkesi omuz omuza vermeye, hep birlikte yaşamı savunmaya çağırıyoruz!” (HABER MERKEZİ)

  • Munzur Koruma Kurulu: Araziler şirketlerin tekeline değil, halkın kullanımına aktarılsın

    Munzur Koruma Kurulu: Araziler şirketlerin tekeline değil, halkın kullanımına aktarılsın

    PİRHA-Munzur Koruma Kurulu tarafından yapılan yazılı açıklamada, “Dersim’in Ovacık ilçesinde 3 adet arazinin “49 yıllığına kiralanma” bahanesi ile büyük şirket veya şirketlere peşkeş çekilme planı ile karşı karşıyayız” denilerek, Munzur Koruma Kurulu olarak bu arazilerin şirketlerin tekeline değil,  toprakların gerçek sahipleri olan yerel halkın kullanımına aktarılması talep edildi. 

    “Gün geçmiyor ki Dersim’e yönelik yeni bir saldırı ile karşılaşmayalım” tepkisi gösterilen açıklamada, “Baraj, HES, Kamulaştırma, Maden, Taş Ocağı, Dere Islahı, Munzur Gözeleri Peyzaj Projesi, Munzur Suyunun Taşınması derken, karşımıza bir de Ovacık ilçesinde 3 adet arazinin “49 yıllığına kiralanma” bahanesi ile büyük şirket veya şirketlere peşkeş çekilme planı ile karşı karşıyayız” ifadelerine yer verildi.

    “3 AYRI KAMU ARAZİSİ FİRMALARA ALTIN TEPSİDE SUNULUYOR”

    Açıklamada kararın hukuki alt yapısı ise şöyle aktarıldı:

    “Tahsis başvurusu yapan gerçek ve tüzel kişiler arasından, 4706 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun Ek-3. maddesi ile 15/06/2012 tarihli ve 2012/3305 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla yürürlüğe konulan, Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkında Karara dayanılarak yayımlanan, Kamu Taşınmazlarının Yatırımlara Tahsisine İlişkin Usul ve Esaslar kapsamında, defterdarlık tarafından değerlendirilerek seçilecek şirket ya da şirketlere, tahsis yapılacaktır. 14 Şubat tarihinde Ovacık ilçesinde, yerlerini Ek’te ki uydu haritasında gösterdiğimiz, yüzölçümleri; 837.844 m2, 358.680 m2 ve 685.138 m2 olmak üzere 3 ayrı kamu arazisinin,  tarım ve hayvancılık faaliyetlerine açılacak olması gerekçesi ile yerel halkın, sivil toplum örgütlerinin ve yerel idarecilerin onayı ve izni alınmaksızın 49 yıllığına tahsis edilmek üzere, yapılan başvurular arasından büyük teşvikler de verilerek, yangından mal kaçırırcasına, firma ya da firmalara, altın tepsi içinde verilmesi hedeflenmektedir.”

    “HEDEFLENEN OVACIK HALKININ TOPLUMSAL YAPISI”

    “Son yıllarda en sert biçimde uygulamaya koyulan neoliberal politikalar ile İthalata bağımlı hale getirilen gıda ihtiyacımızın, güvenli olarak temini için gereken temel faktör olan kirlenmemiş topraklarımızın elimizden alınmasına izin vermeyeceğiz” denilen açıklamada,  bu politikanın temel hedefinin, geçimlerinin tamamına yakınını küçük aile çiftçiliği ile sağlayan Ovacık halkının toplumsal yapısı olduğu kaydedildi.

    ” ARAZİLER ŞİRKETLERİN TEKELİNE DEĞİL, HALKIN KULLANIMINA AKTARILSIN”

    Açıklamanın devamında şunlar belirtildi:

    “Köylerinde tarım/hayvancılık ile geçinenlere darbe vuracaktır. Ovacık çiftçisi toprağını terk etmek zorunda kalacak ve zaten yaşanmış olan asimilasyona maruz kalmaya devam edecektir.

    Bu arazilerin kullanımını ve büyük teşvikleri alan işbirlikçi veya çokuluslu şirketler, son dönemde gündemde olan Ovacık Belediyesi’nin öncülüğünü de yaptığı halk arasında “Komünist Ürünler” olarak bilinen ürünlere rakip olacak, bölgemizin çeşitli yörelerinde, halkın yoğun katılımı ile kuruluş çalışmaları sürdürülen tarımsal üretim kooperatiflerini, psikolojik ve toprak varlığı bakımından sekteye uğratacaktır.

    Munzur Koruma Kurulu olarak bu arazilerin şirketlerin tekeline bırakılmaması, topraksız köylüye ya da kuruluş çalışmaları sürdürülen kalkınma ve üretim kooperatiflerine tahsis edilerek, bu toprakların gerçek sahipleri olan yerel halkın kullanımına aktarılmasını talep ediyoruz.

    Şirketleri de bu ihaleye girmemeleri konusunda uyarıyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)