Etiket: munzur kültür ve doğa festivali

  • DEDEF Genel Başkanı Ali Rıza Bilir: Barınma sorununun çözülmesi için yurtların açılmalı-VİDEO

    DEDEF Genel Başkanı Ali Rıza Bilir: Barınma sorununun çözülmesi için yurtların açılmalı-VİDEO

    PİRHA-23. Munzur Kültür ve Doğa Festivali’nde konaklama sorununun devam ettiğini belirten DEDEF Genel Başkanı Ali Rıza Bilir, “Biz festival tertip komitesi olarak yaklaşık 15 gün önce Tunceli Valiliği’ne gerekli müracaatımızı yapmıştık ancak yurt konusundaki sorun maalesef halen devam ediyor. Biz mağduriyet yaşanmaması ve insanların dışarıda kalmaması için yurtların açılmasını talep ediyoruz” dedi.

    Bu yıl “Dersim Yaşamdır; Doğama, İrademe, Dilime, İnancıma Dokunma” şiarıyla düzenlenen 23. Munzur Kültür ve Doğa Festivali başladı.

    Festivale katılmak için gelen yüzlerce kişi ise boş olan öğrenci yurtlarının açılmamasından dolayı barınma sorunu yaşıyor. Dersim Dernekleri federasyonu (DEDEF) Genel Başkanı Ali Rıza Bilir, barınma sorununa ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “YILLARDIR YAŞADIĞIMIZ KONAKLAMA SORUNU YİNE ÇÖZÜLMEDİ”

    Munzur Kültür ve Doğa Festivali yapmalarındaki amaçlarının tüm Dersimlileri yılda bir kez de olsa yan yana getirmek istediklerini vurgulayan Ali Rıza Bilir, “Her yıl çok sayıda insanımız bulunduğu yerden Dersim’e akın akın geliyor. Bu senede yaşanan ekonomik, sosyal ve siyasal krize rağmen halen insanlar akın akın gelmeye devam ediyorlar. Her yıl yaşadığımız konaklama sorunu bu yıl yine aynı şekilde devam ediyor. Sorunların çözümü için yetkililer bir adım atmıyor. Biz festival tertip komitesi olarak yaklaşık 15 gün önce Tunceli Valiliği’ne gerekli müracaatımızı yapmıştık ancak yurt konusundaki sorun maalesef halen devam ediyor. Bu durum kentimiz için son derece kötü bir durum. Çok sayıda insan festival için Dersim’e geldi ancak henüz konaklama yeri bulmuş değiller. Yurtlarla ilgili yaptığımız müracaat İl Gençlik Spor Müdürlüğü tarafından yurtların öğrencilerin daha iyi öğrenim yapabilmesi için bir tadilatın yapılacağını gerekçesiyle yurtların açılmayacağına dair resmi bir yazı tarafımıza tebliğ edildi” dedi.

    “YURTLARIN AÇILMASINI TALEP EDİYORUZ”

    Dersim coğrafyasını görmek ve festival için gelen insanların barınma sorununun çözülmemesinden dolayı endişe içerisinde olduğunu vurgulayan Bilir, konuşmasının devamında şunları dile getirdi:

    “4 gün boyunca festivalin etkinliklerinin ses sistemini kurmak için dışarıdan getirdiğimiz 4 işçi arkadaşımız barınma yeri olmadığı için maalesef dışarıda kaldı. Yine başka yerlerde gelen öğrenciler, aileler, dernek yöneticileri konaklama sorunu çözülemediği için endişe içerisinde. Yetkililerle yeniden bir görüştük ancak bize bunun mümkün olmadığını söylediler. Ama biz mağduriyet yaşanmaması ve insanların dışarıda kalmaması için yurtların açılmasını talep ediyoruz.”

    PİRHA/DERSİM

  • Munzur Festivali’nin 2. toplantısı yapıldı-VİDEO

    Munzur Festivali’nin 2. toplantısı yapıldı-VİDEO

    PİRHA- Bu yıl 23. düzenlenecek olan Munzur Kültür ve Doğa Festivali’nin 2. toplantısı yapıldı. Yapılan toplantıda festivalin ana temasına ve içeriğine dair tartışmalar yürütüldü.

    Bu yıl 23. düzenlenecek olan Munzur Kültür ve Doğa Festivali’nin 2. toplantısı yapıldı.

    Toplantıya yerine kayyım atanan Dersim Belediyesi Eş Başkanları Cevdet Konak ve Birsen Orhan, yerine kayyım atanan Ovacık Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül, Hozat Belediye Başkanı Aydın Kaya, Mazgirt Belediye Başkanı Ümit Tayhava, Nazımiye Belediye Başkanı Ali Emrah Tekin, Pülümür Belediye Başkanı Müslüm Tosun, Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF) Genel Başkanı Ali Rıza Bilir, Emek Partisi (EMEP), Partizan, Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF), DEM Parti, Demokratik Alevi Derneği (DAD), Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD), Tunceli Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı Hıdır Belice katıldı.

    Yapılan ikinci toplantıda festivalin 24-25-26-27 Temmuz tarihlerinde gerçekleştirileceğini ve festivalin ana temasına ve içeriğine dair tartışmalar yürütüldü.

    Festivalin bir sonraki toplantısı 24 Haziran’da yapılacak.

    PİRHA/ DERSİM

  • DEDEF, 21’nci Munzur Kültür ve Doğa Festivali’nin programını açıkladı- VİDEO

    DEDEF, 21’nci Munzur Kültür ve Doğa Festivali’nin programını açıkladı- VİDEO

    PİRHA- DEDEF, 2-6 Ağustos tarihleri arasında yapılacak olan 21’nci Munzur Kültür ve Doğa Festivali’nin tanıtımını ve festival programını açıkladı. Dört gün sürecek festivalde, müzikten ekolojiye, felsefeden güzel sanatlara, tiyatrodan sinemaya, kadın atölyesinden çocuk atölyesine kadar birçok etkinlik olduğu belirtildi. Tüm Dersimlileri ve Dersim dostları festivale davet edildi. 

    Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF) 3-6 Ağustos tarihleri arasında düzenleyecekleri Munzur Kültür ve Doğa Festivali’nin programını tanıttıkları bir basın açıklaması yaptı. Basın metnini DEDEF Yönetim Kurulu Üyesi Ulaş Yeğin okudu.

    Yeğin, “1999 yılında Dersim Dernekleri, siyasi partiler ve kurumlar, sivil toplum kuruluşları, demokratik kitle örgütleri öncülüğünde Dersim Belediyesi’yle birlikte ‘’Bu Dünya Bize Atalarımızdan Miras Kalmadı; Biz Onu Çocuklarımızdan Ödünç Aldık” şiarıyla başlamış olan Munzur Kültür ve Doğa Festivali’nin 21’ncisi bu yıl 2 Ağustos’ta Düzgün Baba İnanç ve Kültür etkinliği ile başlayıp, 3-6 Ağustos tarihleri arasında il merkezinde ve ilçelerde gerçekleştirilecektir. Uzun süreden beri yoğun emek harcayarak hazırlıklarını yapmış olduğumuz 21’nci Munzur Kültür ve Doğa Festivali programı tamamlanmış olup, oluşturulan program için ilgili makamlara gerekli bildirimlerde bulunulmuştur” dedi.

    “FESTİVAL KORKU ÇEMBERİNİ KIRDI”

    Munzur Kültür ve Doğa Festivali’nin 23 yıl önce OHAL koşullarında siyasi iktidarlar ile sermayenin; Dersim halkını doğasız, Dersim doğasını ise insansız bırakan zalim uygulamalarına karşı ortaya çıktığını belirten Yeğin, şunları kaydetti:

    “Festival; sokağa çıkma yasaklarıyla oluşturulmaya çalışılan korku çemberini kırdı. Her şeyin karneye bağlandığı zamanlarda ekmeği, tuzu ve birçok şeyi özgürleştiren unsurlardan oldu. Sürgüne ve toprağa özlemin bir nebze de olsa dermanı oldu. 1994 köy boşaltmalarına, barajlara, HES projelerine ve devlet baskısına karşı halkın çığlığı oldu. Bir kentin varoluş mücadelesinde yerini aldı. Halklarımızın ilgisini ve teveccühünü kazandı ve bugünlere kadar taşındı. Munzur Kültür ve Doğa Festivali; 23 yıldır tüm baskı ve engellemelere rağmen devrimci ve demokratik kurumların çabasıyla ve seçilmiş belediyelerimizin katkılarıyla bugünlere kadar taşındı. Her yıl biraz daha güçlendi ve gelişti. Ülkenin ve dünyanın dört bir yanından on binlerce yurttaşın coşkulu buluşmasına dönüştü. 23 yıldır; devlet baskısına, sermayenin saldırganlığına ve sürgüne direnenlerin umudunun bir parçası oldu.”

    “MADENCİLİK YAĞMASINA KARŞI DOĞAYI VE YAŞAMI SAVUNUYORUZ”

    Açıklamada, ‘madencilik yağmasına karşı doğayı ve yaşamı savunuyoruz’ şiarı ile yola çıktıklarının altını çizen Yeğin, “Dört günlük süreye yayılan festival günleri programımız; müzikten ekolojiye, felsefeden güzel sanatlara, tiyatrodan sinemaya, kadın atölyesinden çocuk atölyesine kadar birçok etkinlikle sizlerle buluşmaya hazırlanıyor. Festival programı hazırlık sürecinde bizim yanımızda olan, dilimize, kültürümüze, inancımıza katkı sunan sanatçı, aydın, yazar, akademisyen ve diğer sanat dallarından bize destek olan doğa ve sanatsever bütün dostlarımıza teşekkür ederiz. Munzur Kültür ve Doğa Festivali, bir halkın tarihine, kültürüne, inancına, diline ve doğasına sahip çıkma çabasıdır. Tüm Dersimlileri ve Dersim dostlarını 2-6 Ağustos tarihleri arasında yapılacak olan 21’nci Munzur Kültür ve Doğa Festivali’ne davet ediyoruz” dedi.

    “AKBELEN ONURUMUZDUR”

    DEDEF yönetim kurulu ve üyeleri, Muğla’nın Milas ilçesine bağlı İkizköy’deki Akbelen ormanında iki gün önce başlatılmak istenen orman katliamına karşı direnen İkizköylü yurttaşlar ile dayanışma içinde olduklarını dile getirdi.

    DEDEF Genel Sekreteri Hasan Şen ise, Akbelen’deki doğa talanına karşı mücadele edeceklerini söyledi. Akbelen halkının yalnız olmadığını söyleyen Şen, “Kendi yaşam alanlarımızı koruma mücadelesi veriyoruz. Bugün Akbelen’de kendi koyduğu hukuk kurallarını tanımayan bir devlet organı ile karşı karşıyayız. Adeta halkın değil Limak ve benzeri şirketlerin koruma ordusu gibi davranıyorlar”dedi.

    Munzur Koruma Kurulu Yusuf Demirçivi ise emperyalist ve kapitalist sistemin Türkiye’de doğa ve canlılar için kıyım politikalarına karşı ekoloji mücadelesinin sahiplenmesi gerektiğini söyledi.

    PİRHA/ İSTANBUL

     

  • Munzur Kültür ve Doğa Festivali 3-4-5-6 Ağustos’ta yapılacak

    Munzur Kültür ve Doğa Festivali 3-4-5-6 Ağustos’ta yapılacak

    PİRHA-Dersim Belediyesi meclis üyeleri, oy çokluğuyla bu yıl festivalin yapılmasına karar verdi. 2023 yılı Munzur Kültür ve Doğa Festivali’nin 3-6 Ağustos günleri arasında yapılması kararlaştırıldı.

    Dersim Belediyesi meclis üyeleri, oy çokluğuyla bu yıl festivalin yapılmasına karar verdi. Festival, 3 Ağustos’ta başlayıp 6 Ağustos’ta sona erecek.

    Festivalin içeriği ise daha sonra kurumlarla yapılacak toplantıların ardından belli olacak.

    PİRHA/ DERSİM

  • Tertip komitesi Valilik yasağını tanımadı: Munzur Kültür ve Doğa Festivali yapılacak-VİDEO

    Tertip komitesi Valilik yasağını tanımadı: Munzur Kültür ve Doğa Festivali yapılacak-VİDEO

    PİRHA-Munzur Kültür ve Doğa Festivali Tertip Komitesi Tunceli Valisi’nin yasaklama kararına karşı açıklama yaptı. Dersim Belediye Başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu, Grup Yorum ile Grup İsyan Ateşi’nin Seyit Rıza Meydanı’nda sahneye çıkacaklarını, yürüyüşün de belirlenen gün ve saatte yapılacağını belirtti. 

    Pandemi sebebiyle son iki yıldır gerçekleştirilemeyen ve bu yıl 20’ncisi yapılacak olan Munzur Kültür ve Doğa Festivali’nde hazırlıklar tamamlandı ancak Tunceli Valiliği engellemeye çalışıyor.

    Valilik, Munzur Kültür ve Doğa Festivali kapsamında yozlaşmaya karşı yapılması planlanan ve Sanat Sokağı’ndan Seyit Rıza Meydanına kadar sürecek olan yürüyüşü, stadyum, yurtlar ve Grup Yorum ile Grup İsyan Ateşi’nin sahneye çıkmasını yasakladı.

    Munzur Kültür ve Doğa Festivali Tertip Komitesi Tunceli Valisi’nin yasaklama kararına karşı açıklama yaptı.

    Dersim Belediyesi Konferans Salonu’nda yapılan açıklamaya siyasi parti ve demokratik kitle örgütü temsilcileri katılırken, açıklamayı Dersim Belediye Başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu okudu.

    Maçoğlu, Valiliğin engellemesine tepki göstererek, Grup Yorum ile Grup İsyan Ateşi’nin Seyit Rıza Meydanı’nda sahneye çıkacaklarını, yürüyüşün de belirlenen gün ve saatte yapılacağını açıkladı.

    “MADENCİLİK YAĞMASINA KARŞI DOĞAYI, TALANA KARŞI YAŞAMI, YASAKLARA KARŞI SANATI SAVUNUYORUZ”

    Pandemi sebebiyle son iki yıldır gerçekleştirilemeyen ve bu yıl 20.si yapılacak olan Munzur Kültür ve Doğa Festivali’nin programında yer alan süren onarımlar, yoksulluğa- yozlaşmaya- asimilasyona- doğa katliamlarına karşı yürüyüş ile basın açıklamasının  ve Grup Yorum ile Grup İsyan Ateşi’nin konserlerinin valilik tarafından yasaklandığını açıklayan Maçoğlu, “Bizler biliyoruz ki pansiyonlar, milli eğitim bakanlığınca okul–aile birlikleriyle beraber okul bütçelerine katkı sunmaları açısından yaz tatili döneminde genel olarak ücretli şekilde halkın kullanımına açıktır. Ayrıca bu güne kadar pansiyonlar tur şirketlerine ve dışarıdan ilimize gelen görevli memur ve turistlere açık iken neden Dersimlilere ve Dersimin dostlarına kapatılmıştır” dedi.

    “YÜRÜYÜŞÜMÜZÜ VE KONSERLERİMİZİ GERÇEKLEŞTİRECEĞİZ”

    Öte yandan ilimize gelecek olan on binlerce insanın stadyumda müzik dinlemesinin engellendiği, Atatürk Mahallesindeki minibüs esnafı ve diğer esnafın ekonomik olarak faydalanacağı, konser etkinliklerinin yasaklanması bu insanların cezalandırılması anlamına geldiğine stadyumda tadilat-bakım çalışmasının da olmadığını aktaran Maçoğlu, şunları ifade etti:

    “Müzik gruplarının müzik dinletileri 2911 sayılı toplantı, gösteri, yürüyüşü ve 5442 sayılı il idaresi kanunu kapsamında değerlendirilerek yasaklandığı tarafımıza bildirildi. Adı geçen Grup Yorum ve Grup İsyan Ateşi’nin bundan önce birçok yerde konser verdikleri, çeşitli etkinliklerde dinleti sundukları bilinmektedir. Keyfi kararlarla müzik gruplarının, halk sanatçılarının dinleyicisiyle buluşmasının engellemesini kabul etmiyoruz. Daha önce planlandığı şekilde Grup Yorum ve Grup İsyan Ateşi de Seyit Rıza Meydanı`nda kurulacak sahnede halkın ezgilerini söyleyeceklerdir.

    Yine planlanan, yoksulluğa- yozlaşmaya- asimilasyona- doğa katliamlarına karşı festival yürüyüşü ise güzergâhı bahane edilerek yasaklanmıştır. 8 Mart, Nevroz ve 1 Mayıs’ta belirlenen güzergâhta yürüyüş yapılmış ve herhangi bir kamu güvenliği sorunu oluşmamıştır. Yürüyüşün engellenmesi yozlaşmaya, madenciliğe, doğa katliamlarına karşı protesto hakkının engellenmesi demektir. Yürüyüşümüzü planladığımız şekilde aynı gün ve aynı saatte gerçekleştireceğiz.”

    Munzur Kültür ve Doğa Festivalinin, Dersimlilerin tarihine, kültürüne, inancına, diline ve doğasına sahip çıkma çabasının ürünü olarak ortaya çıktığının altını çizen Maçoğlu, “Dönem dönem festivalimize dönük ortaya çıkan bu yasakçı zihniyetin yasaklamalarını kabul etmiyoruz. Geçmişten bugüne kadar doğanın -dilin–kültürün-sanatın savunucusu olan bizler; festival programında yer alan etkinlikleri değiştirmeden fiili ve meşru olarak programımızı uygulamaya devam edeceğiz. Müzik dinletileri, paneller, farklı sanat dallarında atölyeler, belgesel gösterimleri, sergiler, ekoloji buluşmaları ve çocuk atölyelerine yer vereceğimiz 20. Munzur Kültür ve Doğa Festivali programımızda buluşmak üzere tüm Dersimlileri ve Dersim dostlarını ilimize davet ediyoruz” ifadelerine yer verdi.

    PİRHA/DERSİM

  • 20. Munzur Kültür ve Doğa Festivali’nin programı açıklandı-VİDEO

    20. Munzur Kültür ve Doğa Festivali’nin programı açıklandı-VİDEO

    PİRHA-Munzur Kültür ve Doğa Festivali Tertip Komitesi, yaptığı basın toplantısı ile 20-24 Temmuz’da gerçekleştirilecek  20. Munzur Kültür ve Doğa Festivali’nin programını kamuoyuna duyurdu. Festival boyunca müzik dinletileri, resim sergileri, paneller, konserler, basın açıklaması gerçekleştirilecek.

    20. Munzur Kültür ve Doğa Festivali 20-24 Temmuz tarihlerinde gerçekleştirilecek. Munzur Kültür ve Doğa Festivali Tertip Komitesi, Dersim Belediyesi’nde düzenlediği basın toplantısı ile festival programını açıkladı. Açıklamaya DEDEF Genel Başkanı Özkan Tacar ile Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Musa Kulu da katıldı. Bu yılki ana temasının “Madencilik yağmasına karşı doğayı, talana karşı yaşamı, yasaklara karşı sanatı savunuyoruz” şiarıyla kamuoyuna duyurulan festival ilk gün Düzgün Baba anmasıyla başlayacak.

    HDP EŞ GENEL BAŞKANI PERVİN BULDAN DA KATILACAK

    21 Temmuz günü festival meşalesinin yakılmasıyla gerçekleşecek açılış programının ardından konuşmalar, halk oyunları, resim sergileri, müzik dinletisi ve panel düzenlenecek. “Geçmişten günümüze kadın mücadelesi; kazanımlar, perspektifler” başlığıyla yapılacak olan panele Havle Derneği’nden Rümeysa Çamdereli, Emek Partisi’nden Şükran Doğan, Yeni Demokrat Kadın’dan Elif Karakaya, Akademisyen Hülya Osmanağaoğlu ile aktivist Hacer Özdemir katılacak.

    21 Temmuz akşamı Şehir Stadyumundaki program ise Dersim Belediyesi Başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu, DEDEF Genel Başkanı Özkan Tacar ile Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Pervin Buldan’ın konuşmasıyla başlayacak. Ardından Dersim Belediyesi Çocuk Korosu, Ozan Serdar(Zülfü Engin), Revşan Çeliker Gürbüz, Grup Yorum, Grup İsyan Ateşi ile Grup Vardiya’nın konserleri ile sona erecek.

    22 TEMMUZ CUMA GÜNÜ PROGRAMI

    22 Temmuz Cuma günü ise Mesut Özcan’ın moderatörlüğünde “Ozanlarımızı Anıyoruz: Alaverdi, Gulızare, Sa Heyder, Sey Qaji, Sey Sılemanê Qurqurik, Sey Weliyê Kupıke, Sılo Qız, Wakıle, Wuşene Weliyê İmami, Zerifa” başlıklı panel gerçekleştirilecek. Panelde Daimi Cengiz, Raber (İmam) Diler, Doğan Munzuroğlu, Seyfettin Elaldı, Zeynep Kılıç ve Sait Baksi konuşmacı olarak yer alacak. Aynı gün “Eşitlik, Özgürlük ve Demokrasi Ekseninde Siyasal Durum ve Görevlerimiz” başlığıyla yapılacak panelin katılımcıları ise SMF Temsilcisi Erdal Ataş, HDP Van Milletvekili Tayip Temel, Emek Partisi MYK Üyesi İskender Bayhan, Partizan Temsilcisi Ertan Çıta, Türkiye Komünist Hareketi Genel Başkanı Aysel Tekerek ile Ezilenlerin Sosyalist Partisi Eş Genel Başkanı Özlem Gümüştaş olacak. Panelin moderatörlüğünü ise Dersim Baro Başkanı Avukat Kenan Çetin üstlenecek. Behzat Firik Kültür Merkezi Çocuk Korosu, Doğan Çelik, Hıdır Bakır, Şenol Akdağ, Musa Baki ve Ruken Yılmaz da aynı gün müzik dinletisi verecek.

    FESTİVALİN 3. GÜN PROGRAMI

    Festivalin 3. gününde de Ekber Kaya’nın moderatörlüğünde “Alevi İnancı Temelinde Eşit Yurttaşlık” başlıklı panel gerçekleştirilecek. Panelde konuşmacı olarak Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe, Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Musa Kulu, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Başkanı Hüseyin Mat, Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Mustafa Aslan, Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Celal Fırat ile araştırmacı-yazar Erdal Yıldırım yer alacak.

    Aynı gün Qemero Areyiz, Delil Xıdır, Helin Erenler, Hasan Doğan, Yeter Öztan, Aydın Yağan ve Sait Bakşi’nin katılımıyla “Ber be ber Kılamê Kırmanciye (Kuşaktan Kuşağa Kültürümüz)” başlıklı panel düzenlenecek. Panelin moderatörlüğün de Cemal Taş yürütecek. Ayrıca Emek ve Demokrasi Platformu Sanat Sokağı’ndan Seyit Rıza Meydanı’na yürüyüş gerçekleştirerek, burada yoksulluğa, yozlaşmaya, asimilasyona ve doğa katliamlarına karşı bir basın açıklaması yapacak.

    3. gün Maviş Güneşer,  Zeynep Kılıç, Ceren Aytaç, Sena Dersimi, Vardan Hovanissian ve Anadolu Quarted eşliğinde Mehtap Arslanargun’un müzik dinletisi, “Domane 38” isimli belgesel gösterimi ile sona erecek.

    FESTİVALİN SON GÜNÜNDE GERÇEKLEŞTİRİLECEK PROGRAMLAR

    Festivalin son gününde gerçekleştirilecek programlar ise şöyle:

    “İnsan Hakları, Demokrasi ve Hukuk” başlıklı panel. Moderatör: Av. Fatma Kalsen. Katılımcılar: Diyarbakır Baro Başkanı Av. Nahit Eren, Av. İlke Işık, Av. Gülizar Tuncer ve Av. Naim Eminoğlu.

    “Madencilik Yağmasına Karşı Dağları, Talana Karşı Doğayı ve Yaşamı Savunuyoruz” başlıklı panel. Moderatör Av. Özgür Ulaş Kaplan. Katılımcılar: Sedat Cezayirlioğlu, EMEP Çevre Büro Üyesi Özer Akdemir, Munzur Koruma Kurulu’ndan Hasan Şen, Polen Ekoloji’den Cemil Aksu, Mezopotamya Ekoloji Hareketi’nden Agit Özdemir.

    Şehir Stadyumundaki son programda ise Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Ercüment Akdeniz ile Dersim Belediyesi Başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu’nu söz alacak. Ardından Dersim ve Fındıklı Belediyeleri Korolarının ortak dinletisi, Grup Gündoğarken, Haydar Bayar, Ayşe Tütüncü, Grup Munzur, Metin Kemal Kahraman ile Mikail Aslan konser verecek.

    PİRHA / DERSİM

  • DEDEF’ten Munzur Festivali’ne çağrı: Festival baskıya rağmen halkın çığlığı oldu-VİDEO

    DEDEF’ten Munzur Festivali’ne çağrı: Festival baskıya rağmen halkın çığlığı oldu-VİDEO

    PİRHA-20-24 Temmuz tarihlerinde yapılacak olan 20. Munzur Kültür ve Doğa Festivali’ne çağrı yapan Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF) konuya ilişkin bir açıklama yaparak, “Munzur Kültür ve Doğa Festivali devlet baskısına karşı halkın çığlığı oldu. Özgürlüğün ve mücadelenin kadim topraklarında Munzur’un coşkusuyla buluşuyoruz” ifadelerini kullandı.

    Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF) İstanbul Taksim’deki bir otelde “Haydi Dersimliler, haydi Derdim dostları festivale” başlığıyla yaptığı açıklama ile 20-24 Temmuz tarihlerinde yapılacak olan Munzur Kültür ve Doğa Festivaline çağrı yaptı. DEDEF’e bağlı Munzur Koruma Kurulu sözcüsü Hasan Şen tarafından okunan açıklamada “Munzur Kültür ve Doğa Festivali bir halkın tarihine, kültürüne, inancına, diline ve doğasına sahip çıkma çabasıdır” denildi.

    “FESTİVAL, DEVLET BASKISINA KARŞI HALKIN ÇIĞLIĞI OLDU”

    Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Munzur Kültür ve Doğa Festivali 22 yıl önce OHAL koşullarında siyasi iktidarlar ile sermayenin; Dersim halkını doğasız, Dersim doğasını insanız bırakan zalim uygulamalarına karşı ortaya çıktı. Festival; sokağa çıkma yasaklarıyla oluşturulmaya çalışılan korku çemberini kırdı. Her şeyin karneye bağlandığı zamanlarda özgürleştiren unsurlardan oldu. Sürgüne ve toprağa özlemin bir nebze de olsa dermanı oldu. 1994 köy boşaltmalarına, barajlara, HES projelerine ve devlet baskısına karşı halkın çığlığı oldu. Bir kentin varoluş mücadelesinde yerini aldı. Halklarımızın ilgisini ve teveccühünü kazandı.

    Munzur Kültür ve Doğa Festivali; 22 yıldır tüm baskı ve engellemelere rağmen Dayanışma Kurulu’nun devamı olan DEDEF’in, devrimci ve demokratik kurumların çabasıyla ve seçilmiş belediyelerimizin katkılarıyla bugünlere kadar taşındı. Her yıl biraz daha güçlendi ve gelişti. Ülkenin ve dünyanın dört bir yanından on binlerce yurttaşın coşkulu buluşmasına dönüştü. 22 yıldır; devlet baskısına, sermayenin saldırganlığına ve sürgüne direnenlerin umudunun bir parçası oldu.

    “MÜCADELENİN KADİM TOPRAKLARINDA MUNZUR’UN COŞKUSUYLA BULUŞUYORUZ”

    Munzur Kültür ve Doğa Festivali Dersimlilerin tarihine, kültürüne, inancına, diline ve doğasına sahip çıkma çabasıdır. 22 yılı aşkın bir süredir kesintisiz olarak sürdürdüğümüz festivalimiz dönem dönem çeşitli engellenmelerle karşılaşmasına rağmen Dersim halkının ve kurumlarının ortak iradesiyle halkımızın büyük buluşmasını sağlamış ve başarıyla günümüze taşımıştır. Müzikten ekolojiye, felsefeden güzel sanatlara, tiyatrodan sinemaya, kadın atölyesinden çocuk atölyesine kadar birçok etkinlikle bu yılda 20 temmuz 2022 tarihinde Düzgün baba anma etkinliği ile başlayıp, 21-22-23-24 Temmuz tarihlerinde Dersim Merkez ve ilçelerinde köylerinde gerçekleşecektir. Dünden bugüne festivallerimizde bizim yanımızda olan, dilimize, kültürümüze, inancımıza katkı sunan sanatçı, aydın, yazar, akademisyen ve diğer sanat dallarından bize destek olan doğa ve sanatsever bütün dostlarımıza da teşekkür ediyoruz.

    Haydi Dersimliler, Haydi Dersim Dostları, Festivale…. Ülkenin ve dünyanın dört bir yanından on binlerce Dersimli ve Dersim dostunun büyük buluşması yaklaşıyor. Özgürlüğün ve mücadelenin kadim topraklarında Munzur’un coşkusuyla buluşuyoruz. Munzur Kültür ve Doğa Festivali; insansızlaştırılmak, talan edilmek ve teslim alınmak istenen bir kentin varoluş mücadelesidir. Munzur Kültür ve Doğa Festivali; bir halkın tarihine, kültürüne, inancına, diline ve doğasına sahip çıkma çabasıdır. Munzur Kültür ve Doğa Festivali, Dersim Halkının doğasız, Dersim doğasının insanız kaldığı, siyasi iktidarların ve sermayenin Dersim’e yönelik zalim uygulamalarına karşı çıkışıdır. Munzur Kültür ve Doğa Festivali, ülkenin ve dünyanın dört bir yanından on binlerce yurttaşın coşkulu buluşmasının adıdır.”

    PİRHA/ İSTANBUL

  • 2022 yılı Munzur Kültür ve Doğa Festivali yapılacak

    2022 yılı Munzur Kültür ve Doğa Festivali yapılacak

    PİRHA- 2022 yılı Munzur Kültür ve Doğa Festivali’nin 28 -31 Temmuz günleri arasında yapılmasına karar verildi. 

    Munzur Kültür ve Doğa Festivali’nin bu yıl yapılıp yapılmayacağı tartışılıyordu. Tunceli Belediyesi meclis üyeleri oy çokluğuyla bu yıl festivalin yapılmasına karar verdi. Festival, 28 Temmuz’da başlayıp 31 Temmuz’da sona erecek. Festivalin içeriği ise daha sonra kurumlarla yapılacak toplantıların ardından belli olacak.

    Yapılan konuşmaların ardından HDP, CHP, TKP ve SMF festivalin yapılması yönünde oy kullandı. Emek Partisi yapılmamasını isterken, AKP ise çekimser kaldı. Oylama sonucunda 2022 yılı Munzur Kültür ve Doğa Festivali’nin oy çokluğuyla yapılmasına karar verildi.

    PİRHA/ DERSİM

     

  • Dersimli yurttaşlar, Munzur Kültür ve Doğa Festivali’nin yapılmasını istiyor-VİDEO

    Dersimli yurttaşlar, Munzur Kültür ve Doğa Festivali’nin yapılmasını istiyor-VİDEO

    PİRHA-Dersim Belediye Meclisi’nde alınan karar gereği Munzur Kültür ve Doğa Festivali bu yıl 29, 30, 31 Temmuz, 1 Ağustos tarihlerinde yapılması planlanıyor. Dersimli yurttaşlar, festivalin yapılması gerektiğine vurgu yaptı.

    1998 yılında “Tatilini Dersim’de geçir” kampanyasının ardından 1999 yılında ilk kez yapılmak istenen Munzur Kültür ve Doğa Festivali çeşitli engellemeler nedeniyle ertelenmişti. Ancak 2000 yılına gelindiğinde ise bu kez Munzur Kültür ve Doğa Festivali yapıldı. O tarihten bu yana geleneksel olarak yapılan Munzur Kültür ve Doğa Festivali 2020 yılında pandemi nedeniyle yapılmamıştı. En son yapılan festival 2019 yılında gerçekleştirilmişti.

    2021 yılı için ise Munzur Kültür ve Doğa Festivali için belediye meclisinden “yapılsın” kararı çıktı. Emek Partili belediye meclis üyeleri ise pandemi nedeniyle festivalin yapılmaması gerektiğini savundu. Karar oy çocukluğuyla alınırken, festivalin bu yıl 29, 30, 31 Temmuz, 1 Ağustos tarihlerinde yapılması planlanıyor.

    Munzur Kültür ve Doğa Festivali yapılmalı mı? diye sorduğumuz Dersimli yurttaşlar, festivalin yapılması gerektiğine vurgu yaptı.

    “FESTİVAL YAPILIRSA ÇOK İYİ OLUR”

    Festivalin yapılması gerektiğini belirten Bülent Yüksel, “Festival yapılıyor, insanlar eğleniyor bunun nasıl bir olumsuz yanı var ki. İnsanlar kültürle, sanatla ve doğayla buluşuyor o yüzden bence festival yapılsın, insanlar doğal olarak eğlenmek istiyor” dedi.

    “Festival yapılırsa çok seviniriz, buranın insanları bu süreçte çok mağdur oldu o yüzden festivalin yapılmasını istiyoruz” diyen Senem Haçay, “Pandemiden dolayı çok sıkıntılar yaşadık. Esnaf bu süreçte dükkânlarını açamadı. Kirayı ödemekte sıkıntı yaşadık. Dersimlilerin o kadar çok eğlenmeye ihtiyacı var ki bir buçuk yıl içerisinde çok perişan durumdayız. Eve kapalı kaldık, özgüvenimiz yok oldu, psikolojimiz çok etkilendi o yüzden festival yapılırsa çok seviniriz” diye konuştu.

    “ESNAFLAR ZOR DURUMDA”

    Alişan Dönmez ise, “Bence yapılmalı, festival iyidir şenlik olur biz istiyoruz insanlar pandemi döneminde çok sıkıldı, esnaflarda bu dönemde çok zor durumda o yüzden festival çok iyi olur” dedi.

    Yaklaşık iki yıldır ülke pandemi hastalığıyla sıkıntılı bir süreçten geçtiğini dile getiren Cem Vazo, “Festival kesinlikle yapılmalı. çünkü zaten insanlar gelecek Dersim’e zaten şuanda da dışarıdan bir geliş var burada ki esnafın durumu ve insanların psikolojisi kötü durumda. Festival bu sene pandemi koşullarına uygun, insanların sosyal mesafeye dikkat ederek söyleşiler ve panellerle daha kapsamlı bir festivalin olmasından yanayım ama sadece konser ağırlıklı bir festival olacaksa olmasın. Esnaf iki senedir burada kan ağlıyor” ifadelerine yer verdi.

    Cihan BERK/DERSİM

  • Munzur Kültür ve Doğa Festivali 29, 30, 31 Temmuz, 1 Ağustos tarihlerinde yapılacak

    Munzur Kültür ve Doğa Festivali 29, 30, 31 Temmuz, 1 Ağustos tarihlerinde yapılacak

    PİRHA-Dersim Belediye Meclisi’nde alınan karar gereği Munzur Kültür ve Doğa Festivali bu yıl 29, 30, 31 Temmuz, 1 Ağustos tarihlerinde yapılması planlanıyor.

    1998 yılında “Tatilini Dersim’de geçir” kampanyasının ardından 1999 yılında ilk kez yapılmak istenen Munzur Kültür ve Doğa Festivali çeşitli engellemeler nedeniyle ertelenmişti. Ancak 2000 yılına gelindiğinde ise bu kez Munzur Kültür ve Doğa Festivali yapıldı. O tarihten bu yana geleneksel olarak yapılan Munzur Kültür ve Doğa Festivali 2020 yılında pandemi nedeniyle yapılmamıştı. En son yapılan festival 2019 yılında gerçekleştirilmişti.

    2021 yılı için ise Munzur Kültür ve Doğa Festivali için belediye meclisinden “yapılsın” kararı çıktı. Emek Partili belediye meclis üyeleri ise pandemi nedeniyle festivalin yapılmaması gerektiğini savundu. Karar oy çocukluğuyla alınırken, festivalin bu yıl 29, 30, 31 Temmuz, 1 Ağustos tarihlerinde yapılması planlanıyor.

    PİRHA/DERSİM

     

  • Munzur festivali: Bizim adımız Dersim, böyle var olmaya devam edeceğiz-VİDEO

    Munzur festivali: Bizim adımız Dersim, böyle var olmaya devam edeceğiz-VİDEO

    PİRHA- 19. Munzur Kültür ve Doğa Festivali kapsamında Atatürk Stadı’nda kapanış konserinde konuşan HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, “Bu asimilasyoncu zihniyete karşı onlarca yıldır mücadele ediyoruz ve devam edeceğiz” diyerek, “Biz Kürt’üz, Alevi’yiz, Sünni’yiz. Bizim adımız Dersim, böyle varız böyle var olmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

    19’uncusu düzenlenen Munzur Kültür ve Doğa Festivali kapsamında Atatürk Stadı’nda kapanış konseri gerçekleştirildi. Konsere Halkların Demokratik Kongresi (HDP) Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, HDP milletvekilleri Alican Önlü, Kemal Bülbül, Remziye Tosun, Musa Farisoğlulları, Murat Çepni, İmam Taşçıer ve Dilşat Canbaz. ESP Eş Genel Başkanı Özlem Gümüştaş, 10 Ekim Aileleri Derneği’nden Erdoğan Tetik, Suruç Aileleri İnisiyatifi’nden Ali Saadet ve Cumartesi Anneleri’ni temsilen Maside Ocak’ın yanı sıra yüzlerce kişi katıldı. “Doğanın katliamına izin vermeyeceğiz” yazılı pankartın açıldığı konser Yasemin Göksu’nun seslendirdiği ezgilerle başladı. Ardından Festival Tertip Komitesi adına Kenan Çetin açılış konuşmasını gerçekleştirdi. Sözlerine, “Dersim direnişin memleketidir” diyerek başlayan Çetin, “Binlerce yılın ötesinde onlarca tufandan geçerek bugüne varan bir şehirden fazlasıdır Dersim. İnançları, devrimcileri, gençleri ve kadınlarıyla vardır Dersim. Osmanlı’dan günümüze insansızlaştırılmaya çalıştırılan bir coğrafyadır Dersim” dedi. Dersim’in bugün de maden sahalarıyla tehdit alında olduğuna dikkat çeken Çetin, duyarlılık çağrısında bulundu. Tutsak HDP Dersim Belediye Eş Başkanları Nurhayat Altun ve Mehmet Ali Bul’u hatırlatan Çetin, Festival Tertip Komitesi’nin taleplerini şu şekilde sıraladı: “Munzur Vadisi Milli Park ilan edilsin. Dersim 38 ile ilgili resmi özür dilensin. Bu festival Nupelda ve Ayaz’a atfedildi. Savaş atığı ve mayınların toplanmasını istiyoruz. Belki bu festivalin en güçlü talebi bu olmalı. Baraj ve madencilik projeleri iptal edilsin. Dilimize inancımıza kültürümüze saldırılara son verilsin.”

    “ADALET TALEBİNİ HAYKIRMAKTAN VAZGEÇMEYECEĞİZ”

    Çetin’in ardından gözaltında katledilen Hasan Ocak’ın kardeşi Maside Ocak söz aldı. 1996 yılından bu yana gözaltında kaybedilen yakınları için Galatasaray Meydanı’nda adalet talebini haykırdıklarını ifade eden Ocak, “1996’dan beri gözaltında kaybedilen yakınlarımızın akıbetinin açığa çıkarılması için dayanıyoruz. Yas tutamıyoruz çünkü bizim gidebilecek bir mezarımız yok. Yas tutmuyoruz çünkü bizim sevdiklerimizle buluşma yeri olarak gördüğümüz Galatasaray Meydanı 49 haftadır bize yasaklı. Gözaltında kaybedilen yakınlarımız için adalet talebimizi haykırmaktan vazgeçmeyeceğiz” diye konuştu.

    “ÇOCUKLARIMIZI KORUMAYANLAR BİZİ ENGELLİYOR”

    Ardından 20 Temmuz 2015’te Suruç’ta katledilen Hatice Ezgi Saadet’in babası Ali Saadet söz aldı. Dersim’de yapmak istedikleri belgesel gösteriminin engellenmesine tepki gösteren Saadet, “O gün çocuklarımız vahşice katledilirken hiçbir emniyet gücü yokken bugün adalet haykırmak için geldiğimiz bu kentte bu güçlerin yasaklarıyla yüz yüze kalıyoruz. Bu katliamların failleri yargılanmazsa yeni katliamlar yaşanacak. Bu nedenle adalet için herkesin yanımızda olmasını istiyoruz” ifadelerini kullandı.

    10 EKİM AİLELERİ: KAMU GÖREVLİLERİ YARGILANSIN

    10 Ekim Aileleri adına konuşan Erdoğan Tetik ise 5 Haziran’da Diyarbakır’da, 20 Temmuz’da Suruç’ta, 10 Ekim’de ise Ankara’da patlatılan bombalarla yüzlerce canı yitirdiklerini söyleyerek, “Biz katliamdan sonra bu derneği buna sebep olanlar cezalandırılsın diye kurduk ve mücadelemizi devam ettiriyoruz” dedi. Katliam davasında yargılanan DAİŞ üyesi sanıklara verilen cezaların içlerini soğutmadığını vurgulayan Tetik, sözlerini, “Bu işte ihmali olan kamu görevlileri yargı önüne çıkana kadar mücadelemiz devam edecek. 10 Ekim’i,  Suruç’u, gözaltında kayıplarımızı unutmayacağız, unutturmayacağız” diyerek sonlandırdı.

    “BARIŞ MÜCADELESİ VERMEYE DEVAM EDECEĞİZ”

    Ardından HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli söz aldı. Konuşmasına alanı dolduran yüzleri selamlayarak başlayan Temelli, “Sözlerime Hüseyin Cevahir’leri, Mazlum Doğan’ları, Sakine Cansız’ları anarak başlamak istiyorum” dedi. “Festivale emeği geçen bütün arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum” diyen Temelli, “Bu festival kültürümüzü ve doğamızı yok sayanlara karşı direniştir. Bu direnişi var edenlere selam olsun” diye konuştu. “Bu asimilasyoncu zihniyete karşı onlarca yıldır mücadele ediyoruz ve devam edeceğiz” diyerek devam eden Temelli, “Biz Kürt’üz, Alevi’yiz, Sünni’yiz. Bizim adımız Dersim, bizim adımız Kürdistan, böyle varız böyle var olmaya devam edeceğiz. Onlara inat yan yana gelerek, kimlik siyaseti değil kimliklerimizle siyaset yaparak, barış mücadelesi vermeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

    “KİMLİĞİMİZE SAHİP ÇIKALIM”

    Adeta karakol haline çevrilen Dersim’de güvenlik adı altındaki ablukaya dikkat çeken Temelli, “Bugün bu ülkenin rejimi nedir diye görmek isteyen gelsin Dersim’i görsün. Her yerde kalekollar, gözetleme noktaları.  Sanırsınız ki bir savaş platosu kurulmuş, savaş senaryosu hazırlanıyor” dedi.  Temelli, “Kimliğimize sahip çıkarak faşizmi geriletmeli ve Türkiye’yi demokratikleştirmeliyiz” diye konuştu.

    “ÇOCUKLARIMIZIN GELECEĞİNİN YOK EDİLMESİNE KARŞI DURACAĞIZ”

    Dersim’deki doğa talanına dikkat çeken Temelli, “Enerji ihtiyacı olduğu için baraj yapmıyorlar. Kendi cepleri dolsun diye doğamızı talan ediyorlar, yayla yasakları getiriyorlar, tarımı öldürüyorlar ormanlarımızı yakıyorlar. Topyekün bir savaş politikası” diye konuştu. Ovacık’taki patlamadan yaşamlarını yitiren Ayaz ve Nupelda kardeşleri anan Temelli, “Bu ülkede on binlerce mayın var. Bugüne kadar binlerce çocuğumuz bu savaşta kaybettik. Sorumluları yok, yargılanmıyor. Çocuklarımızın geleceğinin bu savaşta yok edilmesine mutlaka karşı duracağız. Bu isimleri unutmayalım, unutulmasına izin vermeyelim, hesap soralım” vurgusunda bulundu.

    “XIZIR YARDIMCIMIZ OLSUN”

    “İçinde bulunduğumuz koşullar çürümeyi ifade ediyor” diyen Temelli, şöyle devam etti: “Tüm bu enkazı kaldırabilir, bu köhne düzenden kurtulabiliriz. Demokratik bir anayasayla Türkiye’nin önünü açacağız. Bu mücadelemizle iktidarı değiştireceğiz. Bunun için yan yana gelmeliyiz, hep birlikte mücadele etmeliyiz. Dersim’de olduğu gibi Türkiye’nin her yerinde bu mücadeleyi hep birlikte kazanacağız. Xızır yar ve yardımcımız olsun.”

    MAÇOĞLU: HASANKEYF TARİHİMİZDİR, SAHİP ÇIKACAĞIZ

    Metin Kemal Kahraman’ın seslendirdiği Zazaca ezgilerin ardından Dersim Belediye Başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu konuştu. Alanı dolduranları Türkçe ve Zazaca olarak selamlayan Maçoğlu,  “2007’den beri yoldaşlarımızın bize bıraktığı bayrakla buradayız. Bizi dersim mücadelesinin bir parçası yapan dostlarımıza bir kez daha selam göndermek istiyoruz” dedi. Munzur Kültür ve Doğa Festivali tarihçesine değinen Maçoğlu, Ayaz ve Nupelda’yı anarak, “Bu mücadele dünya çocuklarının yaşama hakkını savunanların mücadelesidir. Bu festival doğasını, çocukların yaşam hakkını sahiplenenlerin mücadelesidir. Biz İbrahim’lerden, Mahir’lerden, Denizler’den, Mazlum Doğanlar’dan aldık bu kültürü” ifadelerini kullandı. Son olarak Hasakeyf’in yok edilme projesine karşı duyarlılık çağrısı yapan Maçoğlu, “Munzur özgür akacak ama Hasankeyf’le birleşerek özgür akacak. Karadeniz’in dağlarında buluşarak, Toroslar’la buluşarak özgür akacak. Hasankeyf tarihimizdir, sahip çıkacağız” dedi.

    Festival programı; Grup Munzur, Veradaroz Folk Ensemble Grubu ve Zelal Gökçe’nin seslendirdiği eserlerle sona erdi.

    PİRHA/DERSİM

  • ‘Tarım Bakanlığı özelleştiriliyor’- VİDEO

    ‘Tarım Bakanlığı özelleştiriliyor’- VİDEO

    PİRHA- Munzur Kültür ve Doğa Festivali kapsamında düzenlenen “Yerel Yönetimler ve Kooperatifçilik” panelinde konuşan Çiftçi Sen Genel Başkanı Abdullah Aysu, Tarım Bakanlığı özelleştirilerek, tamamı bir holdinge devrediliyor” dedi.

    19. Munzur Kültür ve Doğa Festivali kapsamında Dersim’in Hozat ilçesinde, “Yerel Yönetimler ve Kooperatifçilik” konulu panel düzenlendi. Serhat Halis moderatörlüğünde gerçekleştirilen panele Çiftçi Sen Genel Başkanı Abdullah Aysu, Hozat Belediye Başkanı Seyfi Geyik, Hozat Dernek Başkanı Ali Haydar Çavuş, Ziraat Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Murat Kapıkıran, Tüm Üretici Köy Sendikası Başkanı Sedat Başkavak ve Mut eski Belediye Başkan Adayı Devrim Şimşek konuşmacı olarak katıldı.

    Panelde ilk olarak Hozat Belediye Başkanı Seyfi Geyik söz aldı. 31 Mart yerel seçimler öncesi Türkiye’de korku ve panik havasının hakim olduğunu belirten Geyik, “Buna rağmen her şey çok güzel olacak dedik ve AKP’nin korku politikalarına son verdik” dedi. Türkiye’nin en büyük sorununun işsizlik olduğunu ifade eden Geyik, “Bu nedenle üretimden kopmaya başladık. Üretim olmadığı sürece geriye gideceğiz ve birilerinin tekeline gireceğiz” ifadelerini kullandı. Belediye çalışmaları kapsamında ilçede Organik Pazar Hali açtıklarını ifade eden Geyik, bu kapsamda Kadın Üretim Atölyesi açacaklarını da sözlerine ekledi. Tüm Türkiye’de olduğu gibi Hozat’ta da tarım ve hayvancılığın ciddi anlamda geriye doğru gittiğine dikkat çeken Geyik, “Bu nedenle üretimi her alanda desteklememiz lazım. Bunu yapabilirsek inanıyorum ki üretim önümüzdeki sene iki katına çıkacak” dedi.

    “TARIM BAKANLIĞI ÖZELLEŞTİRİLİYOR”

    Ardından Çiftçi Sen Genel Başkanı Abdullah Aysu konuştu. Sözlerine, “Öncelikle kendimi tanıtayım; ben de çiftçiyim” diyerek başlayan Aysu, “Bu nedenle neler yaşandığını biliyorum ve durumumuz hiç parlak değil” dedi. Çiftçileri işaret ederek’ “Neden mutlu değiliz?” diye soran Aysu, “Çünkü maliyetler çok yüksek ve üretim yapamıyoruz. Türkiye’de Hollanda büyüklüğünde bir arazide tarım yapamıyoru ve adım adım açlığa ve kıtlığa doğru gidiyoruz. Tüketiciler de mutlu değil. Saklamaya gerek yok” ifadelerini kullandı. Yaşanan üretim sorunu ve yüksek maliyetli fiyatların en önemli çözümünün “kooperatifçilik” olduğunu vurgulayan Aysu, “Türkiye’de çok kötü şeyler oluyor. Ekim ayında bunu çok net yaşayacağız. Türkiye’deki Tarım Bakanlığı özelleştiriliyor, tamamı bir holdinge devrediliyor” diye konuştu.

    “ÜRETİCİ DOĞRUDAN TÜKETİCİYLE BULUŞMALI”

    Sözlerine, “Onların zehir üretiminin dışına çıkabilmemiz için kendi üretim ve tüketim kooperatiflerimizi kurmamız gerekiyor” diyerek devam eden Aysu, şunları belirtti: “
    Bu yıl siz soğanı 7 liradan aldınız, biz üretici olarak en yüksek 40 kuruştan sattık. Size gelene kadar ara durakların tamamında aracılar kazancını üstüne koydu, devlet vergisini koydu. Böylece 40 kuruşluk soğan size 7 liradan geldi. Bunun tek çözümü üreten kooperatifi doğrudan tüketiciyle buluşturmaktır.”

    “BARIŞ KOMÜNAL ÜRETİMDEN GEÇER”

    Hozat Dernek Başkanı Ali Haydar Çavuş da, üretimin toplumların yerleşik yaşamalarının temeli olduğunu vurguladı. Üretim çeşitlerine değinen Çavuş, özel üretim, kooperatifçilik, kolektivizm ve komünal üretim tanımlarını açarak, “İnsanlık için, dünya için, gelecek için bize gerekli olan komünal üretimdir. İnsanlığın barış ve kardeşliği anca buradan geçer” dedi.

    “TEK ÇÖZÜM ÖRGÜTLENMEK”

    Ziraat Mühendisleri Odası İstanbul Şube Yönetimi’nden Murat Kapıkıran ise, Türk Mimar Mühendis Odaları Birliği’nin emek ve toprakla ilgili sömürünün karşısında duran en faal kurum olduğunu söyledi. “Temel olan insan değil ekosistemdir” diyen Kapıkıran, “Bu nedenle insanı temel alan anlayışlar yavaş yavaş yıkılmaya başladı” diye konuştu. Doğaya saldırının tüm dünyaya saldırı olduğuna vurgu yapan Kapıkıran, tarımın insanlığın en temel kültürü olduğunu belirtti. “Milli Tarım Politikası” kapsamında hayata geçirilmesi planlanan “Samarat Holding” projesine değinen Kapıkıran, “Samarat Osmanlıca bir kelimedir. Sadece topraklarımız değil küçük üreticilerin malları da onların elinden geçecek” dedi. Kurulması planlanan Samarat Holdingin yapısal oluşumuna değinen Kapıkıran, “Artık tarım üretiminde üretici yok. Bütün gıda egemenliğimiz Samarat Holdingin elinde” dedi.

    “ÜRETİLMEYEN TEK ŞEY HAVA, TOPRAK, SU”

    “Üretilmeyen tek şey toprak, hava ve sudur. Sahip çıkılması gerekiyor” vurgusunda bulunan Kapıkıran, örgütlenme çağrısında bulundu.

    “TALAN POLİTİKALARINI HAYAT GEÇİRDİLER”

    Ardından söz alan Tüm Üretici Köy Sendikası Başkanı Sedat Başkaynak, “Önümüzdeki dönem yerel tohumları kullanmamızı engelleyecek bütün yasal düzenlemeleri yaptılar. Köylünün yaşam alanlarını şirketlerin talanına açacak tüm projeleri hayata geçirdiler” derken, Mut eski Belediye Başkan Adayı Devrim Şimşek ise, kooperatiflerin en temel sorununun üretimi tüketiciyle buluşturmak olduğuna dikkat çekerek, “ Kooperatifler, kırsal alan sistematik olarak bitirilmeye çalışılıyor” dedi.

    Panel konuşmaların ardından soru cevap şeklinde devam etti.

    PİRHA/DERSİM

  • ‘Festivaller artık baskı dolu’-VİDEO

    ‘Festivaller artık baskı dolu’-VİDEO

    PİRHA – Düzgün Baba dağına çıkarken rastladığımız Şirin Yengi, Dersim’de kendini özgür hissettiğini buranın dünyanın en güzel yeri olabileceğini söylüyor.

    25-28 Temmuz tarihleri arasında Dersim’de düzenlenen 19. Munzur Kültür ve Doğa Festivali için ülkenin birçok yerinden Dersim’e akın eden insanlar Düzgün Baba ziyaretgahına da uğramadan geçmiyorlar.

    İstanbul’dan gelen Şirin Yengi ile arkadaşı Şengül’e Düzgün Baba ziyaretgahını ziyaret etmek için Düzgün Baba dağına çıkarken rastlıyoruz.

    “KISMET BU YILAYMIŞ”

    Kaç yıldır Düzgün Baba ziyaretgahına gitmek istediğini fakat bu yıl kısmet olduğunu söyleyen Yengi, önce cemevinde kurbanlarını kestiklerini ardından da Düzgün Baba’ya çıkmaya çalıştıklarını ancak sadece çeşmeye kadar çıkabildiklerini söylüyor.

    Kendisini Dersim’de özgür hissettiğini, buranın dünyanın en güzel yeri olabileceğini dile getiren Yengi, Türkiye’de böyle bir yerin olmasının çok gurur verici bir şey olduğunun altını çiziyor.

    “NE İNSAN SAĞLIĞI KALDI NEDE SİYASET YAPACAK İNSAN”

    18 yaşında memleketten çıkmış çocukları da İstanbul’da doğup büyümüş olan Yengi, AKP hükümetine karşı sitemini de şöyle dile getiriyor:

    “AKP gelmeden önce kendimi o kadar özgür hissediyordum ki AKP geldiğinden beri kendimi baskı altında hissediyorum. AKP geldi geleli herkesi mahvetti, soyup soğana çevirdi, ne insan sağlığı kaldı ne de siyaset yapacak insan kaldı. Masum suçsuz insanların hepsi şimdi içerde. Kardeşi kardeşe kırdırtan hep bu AKP zihniyetidir. Türkiye’yi sattı. Bir satmadığı buralar kaldı. Buralara gelmeye de cesareti yok zaten.”

    “AKP ZİHNİYETİNİN SON BULMASI GEREKİYOR”

    Sivas, Çorum, Maraş gibi daha birçok katliamın bu AKP zihniyetiyle yapıldığını belirten Yengi, Madımak Katliamı’nda insanların Cuma namazından çıkıp böyle bir katliam yapmasının kabul edilemeyeceğini ve bu zihniyetin son bulması gerektiğinin altını çiziyor.

    “BİR FESTİVAL HAVASI YOK”

    Konuşmaya Yengi’nin arkadaşı Şengül de dahil oluyor. Bir sitem içerisinde konuşan Şengül, “Ben buraya festival için geldim, açıkçası beklediğim gibi olmadı. Bir festival havası yok burada” diyerek bunun nedenini de devletin yapmış olduğu baskılara bağlıyor.

    Hozatlı olduğunu söyleyen Şengül, kültürün yaşanması ve yaşatılması gerektiğini, devlet baskısının buna engel olmaması gerektiğini ifade ederken, festivallerin eski heyecanının kalmadığına da dikkat çekiyor.

    Yengi’nin, 50 yıldır görüşemediği bir dostuyla Düzgün Baba ziyaretgahında karşılaşması da kameralarımıza yansıyor.

    PİRHA/DERSİM

  • Tuncelili Valiliği’nden ‘Cumartesi Anneleri’ belgeseli ve LGBTİ+ atölyesine yasak

    Tuncelili Valiliği’nden ‘Cumartesi Anneleri’ belgeseli ve LGBTİ+ atölyesine yasak

    PİRHA-Munzur Kültür ve Doğa Festivali kapsamında gerçekleştirilecek ‘Cumartesi Anneleri’ belgeselinin gösterimi ve LGBTİ+ Kavram Atölyesi, Tunceli Valiliği tarafından “genel ahlakın korunması” gerekçesiyle yasaklandı.

    25 Temmuz Perşembe günü başlayan 19. Munzur Kültür ve Doğa Festivali, çeşitli etkinliklerle devam ediyor.

    Festival kapsamında 27 Temmuz Cumartesi günü gösterimi yapılacak olan ‘Cumartesi Anneleri’ belgeseli ve 28 Temmuz Pazar günü düzenlenecek LGBTİ+ Kavram Atölyesi, Tunceli Valiliği tarafından yasaklandı.

    Valilik tarafından yapılan açıklamada iki etkinliğin yasaklanmasına gerekçe olarak “Genel sağlığın ve genel ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması” gösterildi.

    GEREKÇE GENEL AHLAKIN KORUNMASI

    Valilikten yapılan açıklamanın tamamı şöyle:

    “Kamu esenliğinin ve genel asayişin devamının sağlanması, suç işlenmesinin önlenmesi genel sağlığın ve ahlakın vatandaşların can ve mal güvenliğinin korunması amacıyla 2911 sayılı Kanun’un 17. maddesinde belirtilen vali ve kaymakam milli güvenlik kamu düzeni suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlığın ve genel ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacı ile belirli bir toplantıyı bir aşmamak üzere erteleyebilir veya suç işleneceğine dair açık ve yakın tehlike mevcut olması halinde yasaklayabilir hükmü ve 5442 sayılı il idaresi kanunun 11/C maddesi doğrultusunda suç işlenmesinin önlenmesi, kamu güvenliğinin, kamu düzenin, genel sağlığın veya ahlakın ya da başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacı ile sınırlama getirebileceği hükmüne bağlanmıştır. Bu kapsamda her türlü Cumartesi Anneleri ve LGBTİ eylemleri yasaklanması uygundur.”

    PİRHA/DERSİM

  • 19. Munzur Kültür ve Doğa Festivali coşkuyla başladı-VİDEO

    19. Munzur Kültür ve Doğa Festivali coşkuyla başladı-VİDEO

    PİRHA- Dersim’deki 19. Munzur Kültür ve Doğa Festivali, ocak pirleri, anaları, Türkiye ve Avrupa’nın pek çok yerinden gelenler ile birlikte Seyit Rıza Meydanı’nda rızalık alınarak başladı. 

    19. Munzur Kültür ve Doğa Festivali, “Dersim’e, inancına, diline, kültürüne sahip çık” şiarıyla başladı. Gola Çeto’da ziyaretinden rızalık alınarak Seyit Rıza Meydanı’nda festivalin stardı verildi. Festivalin açılışına siyasi parti ve kurum temsilcileri, sivil toplum örgütleri, Alevi dernekleri, ocak pirleri ve anaları, HDP İstanbul Milletvekili Dilşat Canbaz, Dersim Belediye Başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu, CHP Tunceli Milletvekili Polat Şaroğlu ile Türkiye ve Avrupa’dan gelen çok sayıda yurttaş katıldı.

    “İNANCIMIZDAN ELİNİZİ ÇEKİN”

    İlk konuşmayı yapan Şıh Çoban Ocağı pirlerinden Zeynel Kete “Topraklarımızda rızalığımız alınmadan barajlar yapılıyor. Kutsal mekanlarımızda projeleri yapılacaksa Dersim halkının rızalığı alınmalıdır. Elinizi inancımızdan çekin. Bu inanç ahlaki politiktir. Ocaklarınızla dar ve didar olun. Doğa inanç kültür festivalidir. Dilimiz Hızırın dilidir. Dilimiz olmadan kültürümüz olmaz.” dedi.

    “DOĞAYLA İNSANIN BULUŞTUĞU BİR ANLAYIŞIN SAVUNUCULARIYIZ”

    Açılış konuşmasını yapan Tunceli Belediye Başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu da şunları söyledi:

    “Güneşe dönük yüzleri, aydınlığa bakışları ile festival Nupelda ve Ayaz’a atfedildi. Biz yaşamın kutsiyetini savunuyoruz. 99’dan bu yana festivalde emeği geçenlere selam gönderiyoruz. Bu bayrağı devam ettireceğim. Doğayla insanın buluştuğu bir anlayışın savunucularıyız. İnanca, dile, kültüre olan saygıyla buradayız.”

    Konuşmaların ardından gulbang verilerek lokmalar pay edildi.

    Varvara halk oyunu ekibinin coşkulu gösterisiyle meydan festival atmosferine girdi.

    4 gün boyunca festival panel, söyleşi, sergi ve konserlerle devam edecek.

    PİRHA/DERSİM

     

  • Sanatçılardan Munzur Kültür ve Doğa Festivali’ne katılım çağrısı-VİDEO

    Sanatçılardan Munzur Kültür ve Doğa Festivali’ne katılım çağrısı-VİDEO

    PİRHA- Sanatçılar bu yıl 19’uncusu yapılan Munzur Kültür ve Doğa Festivali’ne katılım çağrısı yaptı. 

    İki yıldır OHAL nedeniyle güvenlik sorunu gerekçe gösterilerek yapımına izin verilmeyen Munzur Kültür ve Doğa Festivali’nin bu yıl 19’uncusu düzenleniyor.

    “Dersim’e, inancına, diline, kültürüne sahip çık, yaşa ve yaşat” şiarıyla bugün başlayan festival 4 gün sürecek ve festival kapsamında birçok etkinlik düzenlenecek. Festivalde yer alan sanatçılar da yayınladıkları videolarla festivale katılım çağrısı yaptılar.

    Festivale ev sahipliği yapan Peri Belediyesi Eş Başkanları da festivale kitlesel katılım çağrısı yaptı.

    PİRHA/DERSİM

  • Dersimli yurttaşlar Munzur Festivali’nin yapılmasını istiyor-VİDEO

    Dersimli yurttaşlar Munzur Festivali’nin yapılmasını istiyor-VİDEO

    PİRHA-18’incisi düzenlenecek olan Munzur Kültür ve Doğa Festivali’nin programının açıklanmasının ardından festivale sayılı günler kalmasına rağmen Valilik izninin henüz çıkmamasına tepki gösteren Dersimli yurttaşlar ve esnaflar, festivalin yapılma gerekliliğine vurgu yaptılar.

    18’incisi düzenlenecek olan Munzur Kültür ve Doğa Festivali’nin programı açıklandı. 26 Temmuz’da başlayacak olan festival 29 Temmuz günü sona erecek. Festival programına göre 2 gün sonra düzenlenecek olan etkinlikler için Tunceli Valiliği’nden izin bekleniyor. İznin hala çıkmamış olması ve son iki yıldır OHAL nedeniyle yasaklanması insanlarda bu sene de yasaklanacağı ihtimalini uyandırıyor.

    Konuya ilişkin PİRHA’ya konuşan Dersimli yurttaşlar, festivalin kültüre, inanca, yaşama olan katkılarını anlattı.

    “İNSANLARIN DERSİM’E DÖNÜŞÜNÜ İSTEMİYORLAR”

    Sanatçı Mehmet Ekici, Munzur Kültür ve Doğa Festivallerinin hepsine katıldığını belirterek şunları aktardı:

    “Festivalin, başta sanata, kültüre, dile çok büyük katkısı oldu. Çünkü ilk festivaller yapılırken 40-50 bin insan geliyordu buraya. Kültürü yerinde görmek, yerinde algılamak daha güzeldi. Onun dışında da Dersim, özellikle ilçeleri 6 ay kış 6 ay yaz oluyor; esnaflara, insanlara ekonomik katkısı da oluyordu. İnsanlar bundan çok mutlu oluyorlardı. Festival çok güzel bir süreçte ilerliyordu. Ama ne yazık ki insanların Dersim’e dönüşünü buradaki devlet yöneticileri kabul edemediler. İnsanların bu topraklara dönmesini, kültürün tekrar uyanmasını, korunmasını, ekonomik anlamda güçlenmesini istemedikleri için yasaklar koymaya başladılar. Şu an kurumlarımız valilikten haber bekliyor. Geçen sene de biz yapmayacağız siz yapacaksınız dendi. Biz bütün hazırlıklarımızı yapmıştık. Ama ne yazık ki bir iki gün kala iptal konusu geldi. Ama biz tekrardan belirli bölgelerde yaptık, yapılması gerekiyor. İzin verilmese de yapacağız.”

    Son dönemlerde yasaklar olduğu için insanlarda bir tedirginlik olduğunu ifade eden Ekici, halka şöyle çağrı yaptı:

    “İnsanlara bir algı yerleşti olacak mı olmayacak mı. Çağrımız; bütün herkesin Dersim’e gelmesini istiyoruz. İnsanların birleşmesini istiyoruz. Bir katılım sağlamaları gerekiyor. Yapılır mı yapılmaz mı diye düşünmesinler. Gelirlerse türkülerimizi, halaylarımızı, ağıtlarımızı okuruz.”

    “FESTİVAL ÖZGÜRCE OLMALI, İNADINA YAPILMALI”

    Dersim’de esnaflık yapan Hülya Aydoğdu ise festival ile ilgili görüşlerini şöyle aktardı:

    “Festivalin yapılmasını istiyorum. Çünkü burada esnafa katkısı var ve uzakta yaşayan arkadaşlar, dostlar hem ailelerini ziyarete gelecek, bu açıdan büyük bir katkısı olacağını düşünüyorum. Dersim cıvıl cıvıl oluyor. Dışarıdan gelen insanlar bizim çok şanslı olduğumuzu söylüyorlar burayı görünce. Festival geleneksel bir şey, yapılsın diyorum.”

    İstanbul’dan Dersim’e ziyarete geldiğini söyleyen Ardahanlı Resul Baysungur ise Dersim’deki izlenimlerini ve festival hakkındaki görüşlerini şöyle paylaştı:

    “Munzur Festivali’nin Dersim’e çok katkısı var. Buraya ambargo döneminde geldim. Yasaklarla, baskılarla bir şeye varılamaz. Özgür bir şekilde insanlar doğasına sahip çıkmalı. Munzur özgür akmalı. Bütün ana dillere, inançlara özgürlük tanınmalı. İnsanlar rahatça kitaplarını, kültürlerini, resimlerini sergileyebilmeli. Bundan daha doğal bir şey olamaz. Tekçilikle bir yere varamayız. Biz halklar kaynaşmalıyız. Birlikte yaşamalıyız. Bu ülke hepimizin ortak ülkesidir. Kültür olarak da bütün mozaikler bir arada olsun. Festival yapılmalı. Bunu yasaklayan, engelleyen nelerdir? Ben daha önce de festivale katıldım. İnsanlar doldu buraya. İnsanlar Dersim’i hem maddi hem manevi yüreklendiriyor. Mesela ben Ardahan’dan gelmişim. Saygı duyuyorum bu halkın inancına, kültürüne. Keşke her tarafta festival olsa.  Bu halk şiddet mi uygulayacak gelecek insanlara. Neden yasaklanıyor? Ben bunu kınıyorum. Özgürce olmalı, yapılmalı, inadına yapılmalı.”

    “RUHUNA VE ÖZÜNE BAĞLI BİR FESTİVAL İSTİYORUZ”

    Emekçi olan Agit Aral da, “Bölgenin insansızlaştırılmasına dair bir politika yürütülmüştü. Munzur Kültür ve Doğa Festivali insanların buraya akın etmesi adına gerçekleşiyor. Elbette ki ruhuna, özüne bağlı kalınacaksa, kültürel mirasa sahip çıkılacaksa festivalin gerçekleşmesini istiyoruz. Fakat dışarıdan gelenleri, misafirlerimizin buranın doğasına, mirasına, kültürüne sahip çıkması gerekiyor. Festivalde bu yönde bir temennimiz var” dedi.

    Özünden çıkıldığı an festival olmadığını, adına başka bir şey koymak gerektiğini ifade eden Aral, şöyle devam etti:

    “Buradaki siyasi partilere, derneklere, çevre kuruluşlarına büyük iş düşüyor. Burada bilinçlendirme noktasında sadece konserlerle, sadece panellerle ya da sadece alkol içmeyle sınırlı olmamalı bu işler. Mesela Ana Fatma Ziyareti’ne gidilecek, akşamdan çok alkol aldım gece konsere katılırım durumuna inildiği andan itibaren doğa ve kültür festivali olmaktan çıkmıştır. Ya da milli parka yapılan ziyaretlerde çöpümüzü bırakıp geldiysek o zaman bunun adı yine festival olmuyor.

    Bu sokaklarda bizler de çalışanlarız. Buradaki çöpleri topladığımızda bize biçilen değer de hiçe sayılmıştır. Ondan dolayı ruhuna ve özüne bağlı bir festival istiyoruz. Tüm katılımcıları 26 Temmuz’da beliyoruz.”

    “HER ŞEYİ YASAKLAMASINLAR, İNSANLARI ÖZGÜR BIRAKSINLAR”

    Yine emekçiler Zerif Bursugül ve Aslı Gül, “Doğamızı öldürmek istemiyoruz, yaşatmak istiyoruz. Munzur’u özgür bıraksınlar. Festivalle beraber doğamızı tanıtmak da istiyoruz. Neden yasak getiriyorlar ki? Neden korkuyorlar? Festivalden çekindikleri nedir, neden izin vermiyorlar? Festivalin kültürü ve doğayı tanıtma adına büyük katkısı oluyor. Festival kaç yıldır yapılıyor ama bu iki yıldır yapılmıyor. Buranın valisi neden izin vermiyor? Her şeyi yasaklamasınlar, insanları özgür bıraksınlar.” diye konuştular.

    Emekçi kadınlar “Kültürüne ve doğasına sahip çıksınlar” diyerek Dersimlilere çağrıda bulundular.

    Mustafa YÜKSEL/H.Yaşar SEZGİN
    DERSİM

  • Kulu: Dersim Festivali’nde amacımız; inanç, kültür ve dilin anlatılması-VİDEO

    Kulu: Dersim Festivali’nde amacımız; inanç, kültür ve dilin anlatılması-VİDEO

    PİRHA – Demokratik Alevi Dernekleri Genel Merkez Eş Başkanı Musa Kulu, 18’ncisi gerçekleşecek Munzur Kültür ve Doğa Festivali’ne ilişkin PİRHA’ya konuştu. Kulu,  “Festivalin, bu coğrafyanın tarihini, dilini, kültürünü, inancını, yaşam tarzını tarih sahnesine çıkarmak, bunu dünya ve toplumla paylaşmak amacı olması noktasında çok ciddi katkısı olacağı inancındayım” dedi.

    2000 yılında başlayan ve her sene düzenlenen Munzur Kültür ve Doğa Festivali’ne ilişkin PİRHA’ya konuşan Demokratik Alevi Dernekleri Genel Merkez Eş Başkanı Musa Kulu, “18’ncisi düzenlenmek istenen Munzur Kültür ve Doğa Festivali sürecini yaşıyoruz. 2000 yılında başlayan ve hala kesintilerle, yasaklarla, bazı engellemelerle süren bir Dersim festivali var. Ancak Munzur Festivali, Dersim’in tarihine, kültürüne, inancına, coğrafyasına, geçmişine dair ne katkı sundu dersek; çokça iyimser olmadığımı belirtmek istiyorum” dedi.

    Kulu, iyimser olmamasının nedenlerini ise şöyle açıkladı:

    “Bazen murat ettiği şeyi aşan, bazen karnavala dönüştürülen, kontrol edilmeyen festival süreçleri yaşadık. Ancak içinde iyi şeyler olduğu da kesin. Festivaller başladıktan sonra hem yurtdışında hem de metropollerde yaşayan insanların yüzünü Dersim’e dönmesi, kendi toprağına dönmesi, ocaklarını ve ziyaretlerini gidip ziyaret etmesi, oraları gezmesi hatta bunları yaparken de çocukları ve torunlarıyla birlikte gelmesi; gerçekten bu topraklara dönüşün, topraklara bağlılığın ve özlemin oldukça büyük olduğunu görmek, Harde Dewreş dediğimiz bu kutsal yerin yaşaması, yaşatılması, bilinmesi bizim için oldukça olumlu bir şey.”

    “RIZALIK HUKUKU, İNSANLIK ADINA YAŞATILMASI GEREKEN BİR ŞEYDİR”

    “Dersim’de bir kültür ve doğa festivali yapılmak isteniyorsa hem Dersimlilerin hem de bu festivali organize eden komitenin, bu konuda emek sarf edenlerin bu coğrafyanın tarihini, inancını, kültürünü, dilini ve yaşam tarzını tarih sahnesine çıkarmak, bunu toplumla paylaşmak, bunu dünyayla paylaşmak gibi bir sorumluluğu olduğunu; bu sorumluluk üzerine inşa edilen bir festivalin toplumun geleceğine dair tarihe not bırakması anlamında çok ciddi bir katkı olacağı inancındayım” diye konuşan Kulu, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bir anekdot paylaşarak sözlerimi sürdürmek istiyorum: Nejat Birdoğan, Şeyh Sait’in idamından sonra Dersim’e geliyor. Kendisi devletin müfettişidir aynı zamanda Dersim’in ıslah edilme projesinin mimarlarındandır. Dersim’e gelirken ilk Ağuçan ve bir başka ocağa uğruyor ve ilk kullandığı terim, raporlarında rezilhaneler diyor ocaklara. Ve söylediği bir şey daha var; Dersim toprakları İstanbul’un fethinden sonra Osmanlı toprağı oldu. Ancak 500 yıldır Osmanlı, Dersim’i idare etmedi, Dersim kendi iç hukukuyla yaşadı. Bu ciddi bir belirleme ve doğru da bir belirlemedir. Dersim’deki hukuk ne bir ağalık hukukudur ne bir şeyhlik hukukudur ne bir beylik hukukudur. İnanç ve tarihten gelen, rızalık üzerine bir hukuktur. Bu hukuk, karakola ihtiyaç duymadan oluşturduğu tarihsel köklerine dayanan ve kendi inancıyla pekiştirdiği bir rızalık hukukudur, toplumudur. Bu, Dersim’in en büyük özelliğidir ve insanlık adına yaşanması, yaşatılması gereken bir şeydir.”

    “TEK ADAMLIK SİSTEMİ, DAHA FAZLA BASKI DEMEK”

    Kulu, “Bu anlamda bir festival süreci yaşayacağız. Çünkü henüz netleşen bir şey yok. Bir tertip komitesi oluşturuldu. Bir ay sürede uğraşmalara rağmen hala Validen randevu alınmamış ancak son iki gündür Vali yardımcısıyla görüşülmüş. O da tekrar vali ile görüşme gerekliliğini söylemiş. Henüz izin verilip verilmeyeceğini bilmiyoruz. Bu savsaklamayla beraber bir izin verilmeyeceği öngörümüzün olduğunu söylemek mümkün. OHAL bahanesi de var” diyerek şunları belirtti:

    “Tek adamlık sistemi sanırım devletin ölçülerinin dışında herhangi bir şeye müsaade etmeyecek. Bu giderek cendereye alınan ülkede iç ülke olan Dersim coğrafyasında daha fazla baskı, daha fazla yasak, daha fazla reddedilmek anlamına gelir. Bunun başka bir izahı da yok gibi.

    Bütün bu şeyleri yan yana koyduğumuzda bu toplumun özellikle 1937-1938’den sonra Osmanlı’nın 500 yıl hükmedemediği bir coğrafyada yeni cumhuriyetin yaptığı şey şu: İnsanları köklerinden kopararak, dünyanın ve ülkenin çeşitli yerlerine dağıtarak, kökünden kopanın da inançsal ve kültürel olarak darmadağın olması demek.”

    “MURAT ETTİĞİMİZ, İNANÇ, KÜLTÜR VE DİLİN ANLATILMASIDIR”

    Kulu, festivalden umut ve murat ettikleri şeyleri şöyle açıkladı:

    “Bizim bu festivalde umut ettiğimiz şey de; kökünden koparılan, dünyanın değişik yerlerine savrulan bu halkın, bu inancın, bu kültürün yaşaması, yaşatılması ve gelecek kuşaklara bırakılması gerektiğine inanıyoruz. Kurumsal olarak da bizim hem kendi inanç coğrafyamızı hem inanç coğrafyamızın olmazsa olmazı olan hem de varlığımızın nedeni olan ocaklarımızın, ziyaretgahlarımızın, kültürümüzün ve dilimizin yaşatılması, yaşanması ve bu kültürün bütün dünyaya tanıtılması gibi bir amacımız var. Belki kısıtlı imkanlarla bugün çok şey yapmadığımız gerçek ama muradımız o. Coğrafyamızda inancımızı, kültürümüzü, tarihimizi ve dilimizi gelecek kuşaklara bırakmak, bir belgeye dönüştürmek ve bunun insanlık adına yaşatılması gerektiği inancındayız. Biz rızayla yaşayan bir toplumuz. Barış, bir rızalıktır. Farklı yaşayan farklı insanların farklı kültürlerin yaşaması, birbirine saygı duyması bir rızalıktır. Ve asla bizim inancımızda savaşı, ölümü isteyen bir söylem olmaz. İşte bunun, bizi insan kılan, inancı da kutsal kılan ve insanlık adına kaybolmaması gerektiği inancındayız.

    Festivale destek verdiğimizi hem de komitede yer aldığımızın bilinmesini istiyorum. Bu coğrafyaya ait olan inancın, kültürün, dilin, tarihin anlatılması ve anlaşılması, gelecek kuşaklara bırakılması için elimizden geleni yapacağız. Festivalden murat ettiğimiz şey bu.”

    Hüseyin Yaşar SEZGİN/DERSİ

  • DEDEF’ten 18. Munzur Kültür ve Doğa Festivali’ne çağrı-VİDEO

    DEDEF’ten 18. Munzur Kültür ve Doğa Festivali’ne çağrı-VİDEO

    PİRHA-Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF) bugün yaptığı bir basın toplantısıyla bu yıl 18’incisi yapılacak olan Munzur Kültür ve Doğa Festivali’ne çağrı yaptı. 

    Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF) bugün İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi’nde basın toplantısı yaptı. Dersimli sanatçıların destek verdiği toplantıda 26 – 29 Temmuz tarihleri arasında yapılması planlanan 18. Munzur Kültür ve Doğa Festivali’ne katılım çağrısı yapıldı. 

    “HER ŞEYE RAĞMEN FESTİVALİ YAPACAĞIZ”

    İlk olarak konuşan DEDEF Genel Başkanı Ali Haydar Ben, Munzur Festivali’nin 90’ların köy yakma ve boşaltmalarının ardından yoğun ambargonun olduğu, yiyeceklerin karneyle dağıtıldığı bir süreç olan 2000’lerin başında yapılmaya başlandığını hatırlattı. OHAL’in Dersim bölgesinde çok fazla hissedildiğini vurgulayan Ben, tüm yasaklamalara rağmen geçen yıl Dersim’deki festival programını küçük de olsa gerçekleştirdiklerini ve bu sene de her şeye rağmen festivali yapacaklarını ifade etti.

    “DEVLET BASKISINA KARŞI HALKIN ÇIĞLIĞI”

    Basın açıklamasını okuyan DEDEF Genel Sekreteri Hasan Şen, Munzur Kültür ve Doğa Festivali’nin OHAL koşullarında Dersim halkının doğasız, Dersim doğasının insanız kaldığı, siyasi iktidarların ve sermayenin Dersim’e yönelik zalim uygulamalarına karşı ortaya çıktığını hatırlattı. Festivalin sokağa çıkma yasaklarıyla, baskıyla oluşturulmuş korku çemberini kırdığını belirten Şen, “Her şeyin karneye bağlandığı zamanlarda ekmeği, tuzu özgürleştirdi. Sürgünün ve toprağına özlemin dermanı oldu. 1994 köy boşaltmaları, baraj ve HES projeleri ve devlet baskısına karşı halkın çığlığı oldu. Munzur Kültür ve Doğa Festivali; insansızlaştırılmak, talan edilmek ve teslim alınmak istenen bir kentin varoluş mücadelesinde yerini aldı” dedi.

    “HALKIN KÜLTÜRÜNE, İNANCINA VE DOĞASINA SAHİP ÇIKMA ÇABASININ ADI”

    Munzur Kültür ve Doğa Festivali’nin bir halkın tarihine, kültürüne, inancına ve doğasına sahip çıkma çabasının adı olduğunu kaydeden Şen, sözlerini şöyle sürdürdü: “1. Munzur Doğa ve Kültür Festivali 2000 yılında Dersim Dayanışma Kurulu’nun iradesi ve halkımızın sahiplenmesiyle gerçekleştirildi. 2001 Tarihinde sıradan festivale çevrilmek istendi ancak Halkın festivale sahip çıkmasıyla tekrar demokratik muhtevasını korudu. Dayanışma Kurulu’nun devamı olan DEDEF’in, devrimci ve demokratik kurumların çabasıyla, seçilmiş belediyelerimizin katkılarıyla bugünlere taşındı. 18 yıldır tüm baskı ve engellemelere rağmen kendini yenileyerek yoluna devam etti. Her yıl biraz daha güçlendi, gelişti. Ülkenin ve dünyanın dört bir yanından on binlerce yurttaşın coşkulu buluşmasına dönüştü. 18 yılda devlet baskısına, sermayenin saldırganlığına ve sürgüne direnenlerin umudunun bir parçası oldu.”

    “FESTİVAL HALKINDIR HALKIN KALACAK”

    Geçen yıl Tunceli Belediyesi’ne kayyum olarak atanan Tunceli Valiliğinin halkın festivaline el koymak istediğini belirten Şen, Tunceli Belediyesi’nin kamuoyunun tepkisiyle kendi düzenlemek istediği festivali yapmaktan vazgeçtiğini ve ardından OHAL’i bahane ederek festivali yasakladıklarını duyurduklarını hatırlattı. Ancak festivalin halkın festivali olduğu fikrinin kamuoyunda yankı bularak Dersim halkının festivalin tamamı olmasa da bir kısmını gerçekleştirdiğini kaydeden Şen, şunları söyledi:

    “Bu yıl ülkede yaşananlar ve yaklaşan seçimden dolayı kamuoyunda Munzur Kültür ve Doğan Festivali’nin olup olmayacağı belirsizliği yaşanmaktadır. Dersim Dernekleri Federasyonu olarak Munzur Kültür ve Doğa Festivalini her yıl olduğu gibi bu yılda gerçekleştireceğimizi duyurmak istiyoruz. Buradan karar mercilerine çağrıda bulunarak festivalimizin önündeki tüm engellerin kaldırılmasını istiyoruz.”

    Şen, “Munzur Kültür ve Doğa Festivali halkındır halkın kalacak” dedi.

    Basın toplantısının soru – cevap bölümünde ise festivalde doğa, ekoloji, Alevi sorunu, Kürt sorunu gibi Dersim’in gündemlerinin tartışılacağı belirtildi. Sanatçılar da yaptıkları kısa konuşmalarla türküleriyle, ezgileriyle festivalde olacaklarını belirterek herkesi festivali sahiplenmeye çağırdılar.

    (HABER MERKEZİ)

  • Tunceli Barosu’ndan Munzur Festivali’nin yasaklanmasına tepki: Yasağı kaldırın

    Tunceli Barosu’ndan Munzur Festivali’nin yasaklanmasına tepki: Yasağı kaldırın

    PİRHA – Tunceli Barosu Munzur Kültür ve Doğa Festivali’nin Tunceli Valiliği’nce iptal edilmesine ilişkin yazılı bir açıklama yayınladı. Açıklamada Dünya Kültür Mirası Listesi’nde yer alması gereken Munzur’un korunarak gelecek kuşaklara aktarılması gerektiği, yasaklama kararının geri alınarak Munzur Festivali’nin yapılması için gerekli kolaylıkların sağlanması gerektiği vurgulandı. 

    Bu yıl 17’incisi planlanan Munzur Kültür ve Doğa Festivali Tunceli Valiliği tarafından OHAL ile Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu gerekçe gösterilerek iptal edildi. Konuya ilişkin yazılı bir açıklama yapan Tunceli Barosu festivalin iptal edilmesinin milletlerarası yükümlülüklere, demokratik toplum düzeninin gereklerine aykırı olduğunu belirtti.

    “HUKUK DEVLETİNİN OLMAZSA OLMAZI TEMEL HAK VE ÖZGÜRLÜKLER”

    Yapılan yazılı açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Ortada hukuken haklı bir gerekçe olmadığı halde İfade Özgürlüğü, Toplantı Özgürlüğü gibi hakların OHAL süresince yasaklanması veya kullanılmalarının ağır şart ve yaptırımlara tabi tutulması hukuk devleti prensibine açıkça aykırılık teşkil etmektedir. Hukuk Devleti prensibinin olmazsa olmazı temel hak ve özgürlüklerin güvence altında olmasıdır.

    Anayasamızın 15. maddesi ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 15. maddesi hükümlerine göre OHAL’de dahi temel hak ve özgürlüklere yönelik kısıtlamaların orantılı ve ölçülü olması gerekmektedir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Aksoy/Türkiye davası kararında Sözleşmede belirtilen hakların OHAL gerekçesiyle askıya alınmasında dahi “kesinlikle gerektiği ölçüde” şartının dışına çıkılmaması gerektiğini belirtmektedir.”

    “YASAKLAMA KARARI GERİ ALINMALI”

    Açıklamada “Festivale ve ülkemizin en nadide Milli Parkı’na adını veren Munzur insanlığın kültürel ve doğal mirasının en önemli öğelerindendir. Birleşmiş Milletler Dünya Kültürel ve Doğal Mirası’nın Korunmasına dair sözleşme hükümleri uyarınca Dünya Kültür Mirası Listesi’nde yer alması gereken Munzur’un korunarak gelecek kuşaklara aktarılması Anayasal bir yükümlülüktür.
    Bu bakımdan yasaklama kararının geri alınarak başta Munzur Vadisi olmak üzere kültürel ve doğal kaynak değerlerinin korunması, kültürel ve doğal miras bakımından farkındalık üretilmesi; coğrafyanın tanıtılması vs. maksatlı gerçekleştirilmek istenen Munzur Festivali’nin icrası için gerekli kolaylıklar sağlanmalıdır” denildi. (HABER MERKEZİ)