Etiket: munzur nehri

  • Munzur Nehri’ne giren Çayan Demir, hayatını kaybetti-VİDEO

    Munzur Nehri’ne giren Çayan Demir, hayatını kaybetti-VİDEO

    PİRHA-Ovacık ilçesine bağlı Hozat köprüsü mevkiinde suya giren Çayan Demir, boğularak hayatını kaybetti.

    Hozat ilçesinden arkadaşlarıyla birlikte Ovacık ilçesine gezmeye giden Çayan Demir (28) isimli genç, yüzmek için Munzur Nehri’ne girdi. Bir süre sonra su üzerinde hareketsiz şekilde duran Çayan’ı gören arkadaşları duruma müdahale etti.

    Sudan çıkarılan Çayan, Ovacık İlçe Entegre Hastanesi’ne kaldırıldı. Çayan, burada yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti. Çayan Demir’in kesin ölüm sebebinin tespiti amacıyla otopsi yapılırken olayla ilgili soruşturma başlatıldı.

    Çevresinde yardımseverliği ile tanınan Çayan Demir’in ölümü büyük üzüntüye neden oldu. Çayan Demir, CAN TV’nin Heqibê Perperıkî programın Pıxamî köyünde yapılan programda ‘Heyderê Mın’ türküsünü söylemişti.

    PİRHA/DERSİM

  • Munzur Nehri’ne uçan otomobildeki 3 gençten birinin cansız bedeni bulundu

    Munzur Nehri’ne uçan otomobildeki 3 gençten birinin cansız bedeni bulundu

    PİRHA-Dersim’de, Munzur Nehri’ne uçan otomobildeki kayıp 3 gençten Baran Aslantaş’ın (22), arama çalışmalarının 16’ncı gününde cansız bedeni bulundu.

    Ramazan Bayramı tatilinde, 21 Nisan günü, Diyarbakır’dan Dersim’e, gelen Mehmetcan Demiral (22), Baran Aslantaş ve Azad Demiral’ın (21) içinde olduğu otomobil, Dersim-Ovacık kara yolunun 40’ıncı kilometresindeki Aşağı Torunoba mevkiinde, sürücünün kontrolünü yitirmesi sonucu Munzur Nehri’ne uçtu ve otomobildeki 3 kişi suda kayboldu.

    Arama çalışmalarının 16’ncı gününde, otomobilin yola düştüğü noktadan 35 kilometre uzaklıktaki Miskisağ mevkiinde, cansız beden gören yurttaşlar  ihbarda bulundu. Bunun üzerine bölgeye çok sayıda ekip sevk edildi. Sudan çıkarılan cansız bedenin Baran Aslantaş’a ait olduğu belirlendi. Aslantaş’ın cenazesi, otopsi için morga götürüldü. Diğer iki genci arama çalışmalarının sürdüğü bildirildi.

    PİRHA/DERSİM

     

     

  • Munzur Nehri’ne düşen araç 11 gün sonra bulundu, 3 kişi hala kayıp-VİDEO

    Munzur Nehri’ne düşen araç 11 gün sonra bulundu, 3 kişi hala kayıp-VİDEO

    PİRHA-Trafik kazasının ardından Munzur Nehri’ne düşen araç 11 gün sonra bulunurken, 3 kişi hala kayıp. Yeşil Sol Parti Eş Genel Sözcüsü Çiğdem Kılıçgün Uçar ve Dersim Milletvekili Adayı Ayten Kordu, halen bulunamayan 3 kişinin ailesini ziyaret etti. 

    Dersim-Ovacık karayolunda 21 Nisan günü meydana gelen kazada Munzur Çayı’na düşen ve içinde 3 kişinin yer aldığı araç bulundu.

    Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) Eş Genel Sözcüsü Çiğdem Kılıçgün Uçar ve Dersim Milletvekili Adayı Ayten Kordu, halen bulunamayan 3 kişinin ailesine dayanışma ziyaretinde bulundu.

    Ovacık yolu kenarında 11 gündür yakınlarından gelecek bir haberi bekleyen ailelere, arama kurtarma ekipleri tarafından aracın bulunduğu haberi verildi.

    PİRHA/DERSİM

     

  • Munzur Nehri’nde kaybolan gençlerden 5 gündür haber yok

    Munzur Nehri’nde kaybolan gençlerden 5 gündür haber yok

    PİRHA-Dersim’in Ovacık ilçesinde otomobille düştükleri Munzur Nehri’nde kaybolan 3 kişiyi arama çalışmaları 21 Nisan’dan bu yana devam ediyor.

    Diyarbakır’dan Dersim’e gelerek bulundukları araçla Ovacık karayolunun 40’ıncı kilometresinde sürücüsünün direksiyon hâkimiyetini kaybetmesi sonucu düştükleri Munzur Nehri’nde kaybolan Baran Aslantaş (22), Azad Demiral (21) ve Mehmet Can Demiral’ın (22) bulunması için başlatılan arama çalışmaları devam ediyor.

    Ekipler, Munzur Çayı’nın 35 kilometrelik alanının yanı sıra, Uzunçayır Baraj Gölü’nün Mameki Köprüsü civarında su yüzeyinde ve kıyı şeritlerinde arama-tarama faaliyeti gerçekleştiriyor. Yaklaşık 5 gündür devam eden aramalarda  gençlere ulaşılamadı.

    PİRHA/DERSİM

  • Munzur Nehri 3 noktada taştı; kara yolu ulaşıma kapatıldı-VİDEO

    Munzur Nehri 3 noktada taştı; kara yolu ulaşıma kapatıldı-VİDEO

    PİRHA-Munzur Nehri, sağanak nedeniyle 3 ayrı noktada taşarken, Tunceli Valiliği tarafından, Dersim-Ovacık-Yeşilyazı kara yolunun ulaşıma kapatıldığı duyuruldu.

    Meteoroloji 13’üncü Bölge Müdürlüğü’nün sağanak uyarısında bulunduğu Dersim’de debisi en yüksek nehirlerin başında gelen ve bölgenin önemli su kaynaklarından olan Munzur Nehri, 3 ayrı noktadan taştı. Karayolları ekipleri, aksamaların yaşanmaması için çalışmalarını yürütürken; valilik, Munzur Nehri kenarındaki Dersim-Ovacık kara yolunun kapatıldığını duyurdu. Yapılan açıklamada, “Tunceli-Ovacık-Yeşilyazı kara yolunun 0-60 kilometreleri arası; Munzur Çayı’nın 3 ayrı noktada taşması nedeniyle, ikinci bir duyuruya kadar araç trafiğine kapatılmıştır” denildi.

    Bölge halkını tedbirli olmaları konusunda uyaran AFAD’ın açıklamasında ise “Meteorolojiye göre bugün ve yarın Tunceli’de kuvvetli sağanak bekleniyor. Sel, su baskını, heyelan ve yükseklerde yoğun kara karşı tedbirli olun” ifadelerine yer verildi.

    PİRHA/DERSİM

  • Piyanist Fazıl Say, Munzur Nehri’nde konser verdi-VİDEO

    Piyanist Fazıl Say, Munzur Nehri’nde konser verdi-VİDEO

    PİRHA-Piyanist Fazıl Say, ‘Munzur Nehri ve Çevre kirliliği’ konusunda farkındalık oluşturmak için Munzur Nehri kenarında konser verdi. Piyanist Fazıl Say’a albümlerinde de birlikte çalıştığı mezzo-sporano Serenad Bağcan eşlik ederken, konsere katılım yoğun oldu.

    Konserden önce Munzur Nehri’nde gülbeng okunduktan sonra çerağlar uyandırılıp, lokmalar pay edildi.

    Piyanist Fazıl Say’ın, Munzur Nehri kenarında verdiği konsere il ve il dışından yoğun katılım oldu. Piyanist Fazıl Say’a albümlerinde de birlikte çalıştığı mezzo-sporano Serenad Bağcan eşlik etti.

    “MUNZUR’UN TEMİZ VE ÖZGÜR AKMASI İÇİN DERSİM’DE KONSER VERDİK”

    Munzur’un temiz ve özgür akması için, Dersim’de konser verdiğini söyleyen piyanist Fazıl Say,“ Burada olmak benim için bir onur. Munzur, temiz ve özgür akması için bizde katkılarımızı sizle dayanışma içerisinde olarak sizin yalnız olmadığınızı belirtmek için buradayız. Çevre illerden ve Türkiye’nin bir çok ilinden gelen dostlarımıza teşekkür ederiz” dedi.

    “KAPİTALİZMİN PARA HIRSIYLA DOĞA TALAN EDİLİYOR”

    Kapitalizmin para hırsıyla barajlar ve madenlerle doğanın talan edildiğini vurgulayan Ovacık Belediye başkanı Mustafa Sarıgül, “Diğer zamanda da kendi ellerimizle, kendi atıklarımızla kirletiyoruz Munzur’u. Doğal güzellikleri, temiz suları gelecek nesillere taşımalı ve korumak zorundayız” dedi.

    PİRHA/DERSİM

  • Ovacık’ta atık su arıtma tesisi projesi

    Ovacık’ta atık su arıtma tesisi projesi

    PİRHA – Dersim’in Ovacık ilçesinde atık su arıtma tesisi için adımlar atıldı. Konuya ilişkin PİRHA’ya konuşan Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül, projenin önemine değinerek yürütülecek kampanyalar neticesinde projenin tamamlanacağını belirtti. 

    Bu sorunun çözümü noktasında Eylül ayında birçok sivil toplum örgütü, siyasi parti ve kurumların yer aldığı Munzur Özgür Aksın Meclisi toplantı yapmış, atık su arıtma tesisi konusunda adımlar atılması gerektiği belirtilmişti.

    “ÇEVRENİN KORUNMASI KAPSAMINDA ÇALIŞMALARIMIZ SÜRECEK”

    Konuya ilişkin PİRHA’ya konuşan Ovacık Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül, “Nüfusu 10 binin altında olan ilçelerde İller Bankasının yüzde elli hibe programları var. Bu programı Ovacık ilçemize dahil ettik. İhale aşamasına geldi. Çok uzun yıllardan beri süren bir süreç bu. Kanalizasyonumuz var ama arıtma tesisi şarttı” ifadelerini kullandı.

    Atık su arıtma tesisinin ekoloji ve Alevilerin bir bütün kutsalları açısından önemine değinen Sarıgül, “Çevrenin korunması, kültürel varlıkların korunması kapsamında çalışmalarımızı sürdüreceğiz, kampanyalar gerçekleştireceğiz” dedi.

    Sarıgül, “Bir heyetle yurtdışına giderek Avrupa Konseyi’nin Milli Parkları Koruma yönetmeliği var oraya Türkiye de üyedir. Orada parlamenterlerden, sivil toplum kuruluşları, siyasi partileri bir araya getirip bir kampanya da düzenleyeceğiz. Bu, genel anlamda doğamızın korunması yönünde olacaktır” diyerek kurumlara çağrıda bulundu.

    “İLİMİZDE TÜM SU KAYNAKLARINDA BU TÜR PROJELERİN OLMASI GEREKİYOR”

    Ovacık’ta yapılacak olan arıtma tesisi projesi, dört tarafı kaynak sularla çevrili Dersim coğrafyasında birçok yerleşkeye örnek olacak nitelikte olacağı belirtiliyor.

    PİRHA’ya konuşan Pülümür Belediye Başkanı Müslüm Tosun da bu konuda çalışmalarının olduğunu belirterek “Bizim paket arıtmayla ilgili başvurumuz vardı. Bu projeye ilişkin bir yer tahsisi gerekiyor. Böyle bir girişimimiz var. Pülümür ilçe merkezinde de ilimizin tüm su kaynaklarında da böyle bir projenin olması gerekiyor. Konuya ilişkin genel başkanımızla da görüşmelerimiz oldu” dedi.

    Tosun, “Vadilerimizle ilgili bu çalışmalarımızın yoğunlukla devam etmesi doğamız açısında çok önemli. Bu yönde çalışmalarımızı sürdüreceğiz” diyerek sözlerini tamamladı.

    “ATIKLAR MUNZUR NEHRİNE AKITILIYOR’

    Dersim Kültürel ve Doğal Miras Girişimi sözcüsü Avukat Barış Yıldırım ise 1971 yılında milli park olarak ilan edilen Munzur Vadisi’nin en önemli kaynak değerinin Munzur Nehri olduğunu dile getirdi.

    Yıldırım, “Munzur Nehri Ovacık sınırları içerisinde Ziyaret Köyü mevkiinde Munzur gözelerinde kaynak bulunur. Ovacık Tunceli karayolu takiben akar. Nehrin ilçe merkezinden geçtiği Ovacık ilçesinin biyolojik atık su artıma tesisi bulunmuyor. Bu yüzden tüm atıklar, insan kaynakları atıkları kanalizasyon yoluyla Munzur Nehrine akıtılıyor” dedi. 

    “BİRÇOK CANLI SUDAN YARARLANIYOR”

    Su parametrelerinin bozulması, sudaki oksijen seviyesinin azalmasına sebep olduğunu vurgulayan Yıldırım, başta Munzur alabalığı olmak üzere sucul eko sistemi olumsuz yönde etkilediğini söyledi. Alabalıkların temiz su kaynaklarında yaşam bulan bir balık türü olduğunu dile getiren Yıldırım, “ Yine şu samurları temiz akarsularda belirleyicisidir.  Yanı su samuru bir akarsuda varsa bu su temizdir. Kanalizasyon atıkları doğrudan karışmaya devam ederse ki şunu da göz önünde bulundurmak gerekiyor. Son birkaç yıldır Ovacık’a çok sayıda insan geliyor. Ovacık alt yapısı bunu karşılamaya elverişli değil. Dolayısıyla bu su yüksek miktarda kirlenecek. Sudan yararlanan sadece sudaki canlılar değil. Yaban keçisi, vaşak bölgedeki tilki gibi pek çok yaban hayatı canlısı da bu sudan yararlanıyor” şeklinde konuştu.

     “ATIK SULAR NEDENİYLE CANLILAR YAŞAMINI YİTİRİYOR”

    2017 yılında Pülümür çayının yan kollarına hayvansal gübrelerinin döküldüğünü ifade eden Yıldırım, “Bundan kaynaklı hastalığa yakalanan yüksek miktarda dağ keçisi telef oldu. Aynı durum burası için de geçerli sadece belediye sınırları içerisinde değil. Ovacık köylerinin de biyolojik atık su arıtma tesisi yok. Maalesef adım atılmamıştı. Yeni adımlar atıldı. Munzur Vadisi havzası Türkiye’nin en önemli havzasıdır. 1900 aşkın bitki türü içeriyor. Yapılacak çalışmalarla birlikte bu sayı 2 bini dahi geçebilir. Bern sözleşmesine göre yaban hayatı ve klora çeşitleri koruma altında. Avrupa konseylerinin en önemli sözleşmesi Avrupa’nın yaban hayatı ve yaşam ortamlarını koruma sözleşmesidir. Bu sözleşmenin ek bir ve ek iki listesinde bulunan canlı türlerinin yaşam alanları ki Munzur Vadisinin yeri öyledir. Koruma altındadır. Bırakın atığı insan etkileşimine tamamen kapatılması gerekiyor” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

     

     

     

  • Munzur’da ticarileşme: İş makinasıyla nehre girdiler

    Munzur’da ticarileşme: İş makinasıyla nehre girdiler

    PİRHA – Dersim’in Ovacık ilçesinde bulunan Eski Hozat Köprüsü mevkinde iş makinalarıyla Munzur Suyu’na girildi. Kayaların doldurulması beklenen kıyıda büyük bir tahribat oluştu. 

    Dersim’de Munzur Gözeleri başta olmak üzere tüm kıyı kesminde ticarileşme son dönem büyük artış gösterdi. Dersim merkezden Ovacık’a kadar onlarca işletme, kıyıları taşlarla doldurarak plaj haline getirdi.

    Kurumların açıklamalarına, toplumun tepki göstermesine karşın turizmi amaçlayan bu işletmeler, Munzur havzasında maden sahaları ve barajlardan sonra en çok zarar veren etkenlerden. Nedeni ise, Munzur’da yaşayan canlıların yaşamlarını engelleyişi ve ekolojik sisteme uygun olmaması.

    Suyun debisine ve yüksekliğine de olumsuz etki etmesi kaçınılmaz olan bu çalışmalar, ekolojistler tarafından da tepki çekmekte.

    ÇEVRE KANUNU

    Çevre Kanunu’nun 9. Maddesi’nde ‘ Sulak alanların doğal yapılarının ve ekolojik dengelerinin korunması esastır. Sulak alanların doldurulması ve kurutulması yolu ile arazi kazanılamaz. Bu hükme aykırı olarak arazi kazanılması halinde söz konusu alan faaliyet sahibince eski haline getirilir. Sulak alanların korunması ve yönetimine ilişkin usûl ve esaslar ilgili kurum ve kuruluşların görüşü alınarak Tarım ve Orman Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle belirlenir” ifadeleri yer alıyor.

    PİRHA/DERSİM

  • ‘Munzur’un gelecek kuşaklara aktarılması bir zorunluluktur’-VİDEO

    ‘Munzur’un gelecek kuşaklara aktarılması bir zorunluluktur’-VİDEO

    PİRHA – Dersim’in kutsalı olan Munzur Nehri’ndeki yapılaşmaya ve çevre kirliliğine ilişkin PİRHA’ya konuşan Avukat Barış Yıldırım, bölge ekolojisinin parametrelerinin bozulmaması için Munzur’un özellikle atıklara karşı korunması gerektiğini ve yapılaşma faaliyetlerinin hukuka aykırı olduğunu belirtti. 

    Munzur Vadisi Milli Parkı’ndaki yapılaşma faaliyetlerine ve diğer insan etkileşimlerine ilişkin PİRHA’ya konuşan Avukat Barış Yıldırım, Havaçor Deresi ve Mercan Suyu’ndan da kaynak bulan Munzur Nehri’nin özellikle atıklara karşı korunması gerektiğini belirterek “Munzur Nehri aynı zamanda milli park olan bir sahaya yaşam veriyor. Bu bölgede doğrudan atıkların Munzur Nehri’ne akıtılmasını engellemek lazım. Onun için öncelikle burada yerleşim yerlerinde, Ovacık ilçesinde ve Munzur Nehri’ne su taşıyan sahaları içeren köylerde atık su arıtma tesisleri zorunlu. Fakat bugüne kadar biyolojik atık su arıtma tesisleri maalesef inşa edilememiş. Yine katı atıklar da bertaraf edilemeden, gelişigüzel olarak coğrafi ortamlara bırakılıyor. Bu da bölge ekolojisinin parametrelerinin bozulmasına sebep oluyor” ifadelerini kullandı.

    “MUNZUR’DAKİ YAPILAŞMA HUKUKA AYKIRIDIR”

    Yapılaşma faaliyetlerinin hukuka aykırı olduğunu dile getiren Yıldırım, şunları kaydetti:

    “Munzur Vadisi Milli Parkı sınırları içerisinde çeşitli yapılaşma faaliyetleri mevcut; bulunduğumuz Ana Fatma Ziyareti mevkiinde de görülüyor. Milli park sınırları içerisinde 2873 sayılı Milli Parklar Kanunu ile 1985 yılında yürürlüğe giren Milli Parklar Yönetmeliği’ne göre Milli Park Uzun Devreli Gelişme Planı’nda yer verilmeyen hiçbir yapı inşa edilemez. Şu an Munzur Vadisi Uzun Devreli Gelişme Planı, Ankara 3. İdare Mahkemesi’nde açtığımız davada verilen karar ile iptal edildi. Zira 18 Nisan 2011 tarihinde Munzur Vadisi Milli Parkı sınırları içerisinde yapımı planlanan baraj ve HES projeleri için bakanlık üstün kamu yararı alarak yine 2012 yılının Temmuz’unun 6’sında da üstün kamu yararı doğrultusunda uzun devreli gelişme planını uygulamıştı. Şuan için burada gördüğümüz Doğa Koruma Milli Parklar Genel Müdürlüğü tarafından oluşturulan yapı yerleşkesi hukuka aykırı hale gelmiş durumda. Yine görüyoruz; Dersim halkının kutsal bildiği Ana Fatma bölgesinde çeşitli yapılar var. Bu yapıların bulunması hukuka aykırıdır.”

    “VADİDE BULUNAN CANLILARIN ORTAMINA KOLAYCA ETKİ EDİLİYOR”

    Bölgedeki insan etkileşimine dikkat çeken Yıldırım, “Son dönemlerde özellikle ilin tanıtımından kaynaklı yüksek miktarda turist diyebileceğimiz insanlar bölgeye geliyorlar. Fakat gördüğümüz kadarıyla maalesef milli park sınırları içerisinde Doğa Koruma Mevzuatı uyarınca alınması gereken tedbirler alınmadığı için gelişigüzel atıklar bırakıldığı gibi, bu sahada yaşayan başta dağ keçileri olmak üzere, vaşak, su samuru, Avrupa’nın yaban hayatını koruyan sözleşmeye göre koruma altında olan pek çok canlının habitat ortamına kolayca etki ediliyor. Bu canlıların habitat ortamlarına kolayca, izin alınmadan girilip çıkılması açıkçası doğal yaşam ortamlarına ciddi zarar veriyor. Su kaynaklarının azaldığı dönemlerde yoğun şekilde Munzur Vadisi boyunca Ovacık-Tunceli Karayolu boyunca yapılan piknik faaliyetlerinden kaynaklı dağ keçileri su kenarına inip su içemiyorlar. Bu doğal döngüyü sekteye uğratabilecek bir durum” dedi.

    “MUNZUR; DÜNYA KÜLTÜR MİRASI LİSTESİNE ALINMALIDIR”

    “Munzur Gözeleri, Munzur Nehri’nin en önemli kaynaklarından bir tanesi. Birinci derece doğal sit alanı olmasına rağmen; maalesef insan etkileşimine çok açılmış durumda. Hatta orada Fırat Kalkınma Ajansı’nın projesi söz konusuydu. Biz projenin hukuka aykırı olduğunu yetkililere de belirttik. Proje sahası değiştirildi. İnsanlığın evrensel mirası; Munzur Vadisi Milli Parkı Dünya Kültür Mirası listesinde yer alması gereken bir saha. Bu listede yer alabilmek için belirlenmiş on tane kriter vardır, bir tanesi olduğunda bu listeye girilebiliyor” diye konuşan Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Munzur Vadisi bu kriterlerden altısını birden karşılıyor. Dünyadaki örnekleri gibi, Afrika, Avrupa ve Amerika’da yer alan çeşitli milli parklar Dünya Kültür Mirası Listesi’nde. Munzur, bu listede olmayı hak ediyor. Bizler, buradaki ilgililerin Munzur Vadisi’nin Dünya Kültür Mirası Listesi’ne alınması için girişimlerde bulunmasını istiyoruz.”

    “TİCARİ YAKLAŞIMLAR; DERSİM HALKININ VİCDANINI ZEDELİYOR”

    “Bölge, Alevilik açısından önemli kültür mirası alanlarından. Ana Fatma, Munzur Gözeleri, Halvori Gözeleri gibi önemli ziyaretgah alanlarını barındırıyor. Alevilik açısından kutsi yer barındıran ve ibadet sahası durumunda olan bu bölgelerin ticari yaklaşımlarla ele alınması da Dersim halkının vicdanını zedeleyen bir durum” diyen Yıldırım, şunları belirtti:

    “Maalesef ülkemizde şöyle bir yaklaşım var; yatırım denilince akla beton, demir, inşaat geliyor. Munzur Gözeleri’nden başlayarak sit alanının bitiminden sonra da milli park statüsüne sahip bir sahanın yapılaşmaya tamamen kapatılması lazım. Ekolojik parametreleri korumazsanız; o bölgenin doğa koruma statüsüne sahip olmasının anlamı kalmaz. Buranın milli park ilan edilme sebebi; tabiat açısından olağanüstü evrensel kriterlere sahip olması. Bu sahayı yapılaşmaya açtığınız takdirde bölgenin ekosistemi değişir.”

    “İNSAN ETKİLEŞİMİNE AÇIK ALANLARDA YABAN HAYATI EKOLOJİSİ YOK OLUR”

    Munzur’daki canlı çeşitliliğine değinen Yıldırım, “Munzur’un halihazırdaki parametreleri değişip su kirlenirse buradaki endemik tür olan Munzur alabalığı yok olur. Munzuır alabalığı temiz ve soğuk akarsularda yaşayan bir tür. Su samurları da sadece temiz akarsularda yaşarlar. Arıtması olmayan bir bölgede yapılaşma artarsa netice itibarıyla bu suyun parametreleri kirlenirse o canlılar burada yaşamaz. Örneğin çengel boynuzlu dağ keçileri; geçen yıl Pülümür ilçemizde akan çaya Hasangazi bölgesinden döküldüğü ifade edilen insan kaynaklı atıklardan dolayı yüzlerce dağ keçisi telef oldu. Bu bizler için başlı başına bir gösterge. Su, toprak ve hava kirlenirse buradaki endemik canlılardan başlamak üzere yaban hayatı ekolojisi iflas eder. Dolayısıyla insan etkileşimine kapalı olması lazım. Nasıl ki ayıları, kurtları şehirde görmek doğal olarak karşılanmıyorsa insanları da yaban hayatı ortamında görmek makul karşılanmamalı. İnsan etkileşimine açık olan akarsularda, topraklarda yaban hayatı ekolojisi yok olur” diye konuştu.

    Yıldırım, milli parktaki kontrolsüz insan etkileşimine ilişkin ise şunları söyledi:

    “Bahar aylarıyla birlikte Munzur coşkun akıyor. Şehir merkezinde, geçmişte kaçak bir şekilde inşa edilen Uzunçayır Barajı’nın yüzeyi olduğu gibi çöp. Bu çöpler, Munzur’un debisinin artmasıyla götürülüyor. İnsanların, buranın korunmamasından kaynaklı bıraktığı çöpler. Milli parkta kontrolsüz insan etkileşiminin olduğunun göstergesidir bu.”

    “MİLLİ PARKLARDA GÖREVLİ BULUNDURULMASI ZORUNLUDUR”

    Munzur Vadisi Milli Parkı’nda yetkililerce yapılması gerekenleri aktaran Yıldırım, “Çevre sağlığının korunması zorunlu. Herkesin sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı vardır. Devletin çok önemli bir kanunu var; tabiat varlıklarını koruma kanunu. Bu kanuna göre doğal yaşam korunmalı, aksi takdirde cezai işlem yapmak zorunlu. Milli parklarda yapılmaması gerekenlere ilişkin insanların bilinçlendirilmesi söz konusu. Bu kanuna muhalefet edenlere adli süreçlerin işletilmesi söz konusudur. Milli parkta görevli bulundurulması zorunludur. Belirli olan mesire alanları dışında piknik yapmak suçtur. Endemik türlerin olduğu coğrafyaya beşeri faktörlerle müdahale edilirse doğa yok olur. Devletin tüm kurumlarının Valilik koordinasyonuyla kanun çerçevesinde bir araya gelerek Munzur Vadisi Milli Parkı’nda alınması gereken tedbirleri noktasında iş birliği yapması lazım. Yerel yönetimlerle birlikte. Belediyelerimiz, il genel meclisimiz, devletin ilgili bakanlıkların taşra teşkilatları. Türkiye,’de toplamda 45 milli park var. En güçlü ekosisteme sahip milli park Munzur Vadisi Milli Parkı’dır. En son tespitlere göre 1900 bitki saptanmış. Bu miktar artacak. Bu kadar küçük bir sahada neredeyse Avrupa ülkelerinin birçoğunu geride bırakacak bitki var” diye belirtti.

    “BÖLGEDEKİ KÜLTÜREL MİRAS KORUMA ALGISI RESMİ DÜZEYDE ÇOK ZAYIF”

    “Turizm, bir kalkınma modeli olarak elbette değerlendirilebilir. Munzur Gözeleri’nin, milli parkın tahrip edildiği, akarsuyun kirletildiği turizm yaklaşımına karşıyız. Hukuksal olarak karşısında durmaya devam edeceğiz. Munzur’un kirletilmesine göz yumulmasını kimse beklemesin. Bunu en başta vicdan ve hukuk yasaklıyor. Biz bu faaliyetlerin mevzuat hükümlerin içerisinde idame ettirilmesini, insan etkisinin minimum düzeyine inmesine ilişkin hukuksal mücadelemizi devam ettireceğiz” ifadelerini kullanan Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Munzur Vadisi’nin farklı mevkiilerinde milli park binaları inşa edilmiş ve binalarda kalan muhafaza memurları milli parkın korunması noktasında faaliyetler yürütmüşler. Fakat şimdi milli parkın hiçbir yerinde personel yok. Buradan yetkililere çağrıda bulunuyoruz. Bu milli park evrensel ölçekte bir sahadır. Buranın korunması lazım. Bölgedeki kültürel miras koruma algısı resmi düzeyde çok zayıf.

    Milli parklarda hangi fiiller sergilenemez noktasında maalesef yetkili uyarıları yok. Herhangi bir ziyaretçi bu vadide nelerin yasak olduğunu, nelerin serbest olduğunu bilecek durumda değil. Bunun için öncelikle milli parkın girişine birçok örnekten esinlenerek giriş bölümü oluşturulmalı. Milli parka gelen kişilere bilgilendirme yapılmalıdır.”

    “MUNZUR’UN GELECEK KUŞAKLARA AKTARILMASI ZORUNLULUKTUR”

    Yıldırım, Munzur Vadisi Milli Parkı’ndaki yaban hayatı ekolojisinin tahribata uğramaması ve bölge ekolojisinin parametrelerinin bozulmaması için şöyle çağrı yaptı:

    “Biz gerek ulusal düzeyde gerekse uluslararası düzeyde insanlığın evrensel, kültürel ve doğal mirası olan bu sahanın korunması çağrısı yapıyoruz. Çünkü Munzur Vadisi’ne yönelik insan etkileşimi bu şekilde devam ederse buradaki ekosistem değerlerinin bozulacağı çok açık. Bizim en büyük çağrımız şu; Munzur Vadisi Milli Parkı, Dünya Kültür Mirası listesine alınmalıdır. Bizim en büyük çalışmamız da buna odaklanmış durumda.

    Güçlü bir florastik ve faunastik bir zenginliğe sahip olan Munzur Vadisi Milli Parkı’nın korunması, gelecek kuşaklara aktarılması bir zorunluluktur.

    Buraya gelen her bireyin şunu özellikle nazara alması gerekiyor; burası insanlara ait değil, burası insanın da bir parçası olduğu ekosisteme ait. Dünyada hiçbir canlı ekosisteme zarar vermez. Fakat insan evladı bunu yapıyor. Bu bilinçle hareket etmek gerekiyor. Kısa vadede buradaki bu yapılaşma olgusuna, kirlilik olgusuna dikkat çekmezsek, bu noktada gerekli hassasiyeti üretmezsek buradaki parametreler tamamen bozulur. Milli parkı milli park yapan özellikler ortadan kalkarsa milli park da ortadan kalkar.

    Dersim’in kurumlarıyla, halkıyla, basınıyla birlikte yan yana yürüyerek bu süreci, Dersim’in doğal ve kültürel mirasının korunarak gelecek kuşaklara aktarıldığı olgu döngüsüne evrilmeyi arzuluyoruz.”

    Hüseyin YAŞAR/DERSİM