Etiket: munzur vadisi jeopark çalıştayı

  • Siyasi parti ve kurum temsilcileri: Munzur kutsalımızdır, dokunulmamalı-VİDEO

    Siyasi parti ve kurum temsilcileri: Munzur kutsalımızdır, dokunulmamalı-VİDEO

    PİRHA – Dersim’de gerçekleşen Munzur Vadisi Jeopark Potansiyeli ve Jeoturizm Çalıştayı’na katılan siyasi parti ve kurum temsilcileri, çalıştaydaki izlenimlerini ve jeopark projesine ilişkin görüşlerini PİRHA’ya anlattılar. Konuşmacılar Munzur Vadisi’nin kutsal olduğu ve korunması gerektiği görüşünde hemfikir. 

    Geçtiğimiz günlerde Dersim’de Munzur Vadisi Jeopark Potansiyeli ve Jeoturizm Çalıştayı gerçekleşti.

    Dersim’de bulunan siyasi partiler ile kurumlar, hukukçular, belediye başkanları, çevre aktivistleri çalıştayı takip ettiler.

    İzlenimlerini PİRHA’ya aktaran kurum temsilcileri genel anlamda Jeopark projesi ve statüsünün Dersim coğrafyasına uygunluğunu tartışırken, Jeoturizm olgusunun ise Dersim coğrafyasında nasıl bir karşılık bulacağı noktasında ise sonuç bildirgesinin bekleneceği ve uzun araştırmalar yapılacağı belirtildi.

    Jeopark veya milli park statülerinin yasal anlamda ne kadar uygulanacağı da merak konusu.

    Konuya ilişkin çalıştaya izleyici olarak katılan siyasi parti ve kurum temsilcilerine mikrofon uzattık.

    “KAMULAŞTIRMANIN OLDUĞU DÖNEMDE BU ÇALIŞMAYI UYGUN GÖRDÜK”

    Dersim Belediyesi Eski Eş Başkan Yardımcısı ve HDP Dersim Ekoloji biriminden İbrahim Kasun, belediyeye kayyım atanmadan önceki döneme ilişkin şunları söyledi:

    “2016 yılı savaş koşullarının ciddi şekilde dayattığı, Munzur vadisinde baraj projelerinin hayli dayatıldığı, kimi köylerde kamulaştırma çalışmalarının başlatıldığı bir süreçte, biz böyle bir çalışmanın başlatılmasının uygun olacağını düşünerek çalışmayı başlattık. Jeoloji mühendisleri odası ile birlikte paydaş olduk. Türkiye’de Manisa Kula Belediyesinin böyle bir alanı jeopark ilan etmesi bir örnekti. Biz de iki arkadaşımızı görevlendirerek inceleme ve çalışmalarını bize sunmalarını istedik. Rapor sonucunda yaptığımız değerlendirmede bu çalışmayı başlatalım dedik. Munzur Üniversitesi’ndeki bazı akademisyenleri de bu işe katmıştık. Jeoloji Mühendisleri Odasındaki teknik heyetle birlikte alanda bir araştırma yaptık. Araştırma devam ederken Munzur Üniversitesi kendi akademisyenlerini geri çekerek biz ve Jeoloji Mühendisleri Odasındaki arkadaşlarla çalışmayı sürdürdük. Çalışma devam ederken maalesef Kasım ayı ortalarında kayyım vakası ile karşı karşıya kaldık ve çalışma akamete uğradı.”

    Bu projeye bugünkü bakış açılarının da olumlu olduğunu ifade eden Kasun, “Tabi ki her projenin artı ve eksileri var. Burada jeopark çalışmasının başlatılıp UNESCO’nun tescil etmesi uzun bir süreç alacaktır. Tanınır hale gelecektir ve birçok insan buraya gelecektir. Günümüzde de son iki yıldır Munzur vadisine yoğun bir insan sirkülasyonu var. Bu vadiyi çok hoyrat bir şekilde kullanıyorlar. Bunu biraz kontrol altına alıp, ziyaret alanları, seyir alanları, yürüyüş alanları olarak ayırmak çok önemlidir, bir sistematiğe bağlanmalıdır” ifadelerini kullandı.

    “MUNZUR VADİSİ KUTSALIMIZDIR, DOĞAL DOKUSUNA DOKUNULMAMASI GEREK”

    Doğa talanına, ekolojik yıkıma dikkat çeken Kasun, doğaya karşı yapılacak her türlü işleme karşı olduklarını belirterek “Munzur vadisi bizim kutsalımızdır. Kentin kesinlikle doğal dokusuna dokunulmaması gerekiyor. Jeoloji verilerin korunması yanında canlı yaşam statüsüne kavuşması gerekiyor. Bunun yanında ekosistem içerisindeki tüm canlıların korunması gerekiyor. Bu yüzden biz bu çalışmayı destekliyoruz. Bu proje vadiyi koruma amaçlıdır ama kullanma amaçlı olmaması gerekiyor” diye konuştu.

    Kasun, “Dersim halkının tarihine kültürüne inanç değerlerine, komünal eşitlikçi anaç değerlerine sahip çıkıp bu yönde korumak gerekiyor. Doğayı korumak, ziyaret yerlerini korumak gerekiyor. Biz ekoloji politikamıza göre bu şekilde değerlendirmemiz gerekiyor” diyerek sözlerini tamamladı.

    “DOĞANIN META OLMADIĞINI VURGULAMAYA ÇALIŞTIK”

    Çalıştaya izleyici olarak katılan Sosyalist Meclisler Federasyonu Temsilcisi Mustafa Aytaç ise çalıştaydaki izlenimlerini şöyle aktardı:

    Yapılan çalıştayda dinlemeye, anlamaya çalıştık. Doğayı koruyacak, doğayı geliştirecek, Milli Park olan Munzur Vadisi’ni koruyabilecek bütün projeleri dinlemek istedik. Kalkınmaya dönük jeoturizm, bizi kaygılandırdı ilk etapta. Oradaki sunumlarda esasta turizm ve kalkınma olunca doğanın bir meta olmadığını vurgulamaya çalıştık. Bu, kapitalizmin talanına açılması, bizi kaygılandıran bir yerde duruyordu. Eleştirimizi de sunduk. Biz, doğanın kapitalizme peşkeş çekilmesini doğu bulmuyoruz, ifadesini kullandık. Ani bir refleks olsa da afişlerde jeoturizmin öne çıkartılması bizde böyle bir algının oluşmasına vesile oldu.

    Çalıştayda söz alarak buranın hassasiyetlerini gündeme getirdik. Ziyaret yerlerimizin olduğunu, 38 soykırımında katliam yerlerinin turizme açılmasının halkımıza bir travma yaşatacağını, buraların turizme açılmasıyla birlikte bundan para kazanmak, turizm geliştirmek endişe vericidir, bunları belirttik.”

    “MUNZUR’U KORUMA ZORUNLULUĞUMUZ VARDIR”

    Doğayı koruma anlamında projelerin dinlenip sorgulanması gerektiğini belirten Aytaç, “Jeopark statüsü olsun olmasın biz bu sistem kendi yasalarını dahi tanımayan bir sistem, kendi yasalarını çiğniyor, yok sayıyor. Bizler için önemli olan bu halkın, insanlığın doğaya sahip çıkmasıdır. Bizler, bunun örgütlenmesini, propagandasını kitlelere anlatmaya, diğer siyasi ve çevre örgütleriyle örgütlemeye çalışıyoruz. Uluslararası bağlayıcılığı bakımından milli park önemli bir koruma kalkanı gibi görülüyor, bunu dünyaya teşhir edebiliriz, davalar açabiliriz. Jeopark, daha proje aşamasında. Ülkede bir yerde, Kula’da var. Halen tüm prosedürleri tanımlanmamış, yasal bir koruma statüsü yok anladığımız kadarıyla. Bizim anlayışımıza göre önemli olan şey, çevreye dair sözü olan bütün kurumlarla, doğaseverlerle, aktivistlerle beraber çalışmaktır. Doğayı koruyacak şeyler, sonuçta insanlığı ve bütün canlıları koruyacak anlayıştır. Onlarla birlikte mücadele etmeye devam edeceğiz” diye konuştu.

    “ÖNCELİĞİMİZ JEOPARK DEĞİL”

    “Bizim öncelimiz jeopark değildir ama doğaya sahip çıkmaktır, doğa tahribatını önlemektir. Bugün Kaz Dağları’yla, Bergama’yla ve benzeri doğa katliamlarıyla karşı karşıya kalacak maden projeleri var. Munzur Vadisi’nde, Gözelerde yapılaşmalar var. Fırat Kalkınma Ajansı tarafından Valiliğin öncülünde yapılan peyzaj projesi var. Bu projeye de karşı duracağız” diyen Aytaç, şöyle devam etti:

    “Bizim amacımız Munzur Vadisinde herhangi bir yapılaşmanın olmamasıdır. Yapılaşmaların ekolojik dengeyi bozacağını biliyoruz. İnanç merkezi olan Gözeler, son birkaç yıldır yoğun bir baskı altında.  Artık bir önlem alınması zaruridir. Jeoparktan önce bizim, kurumlar olarak Dersim’in sakinleri olarak orayı koruma sorumluluğumuz vardır. Munzur’u bu halinden kurtarmak lazım.”

    “YERELİN TALEPLERİ DOĞRULTUSUNDA HAREKET ETMEK GEREKİYOR”

    Emek Partisi Dersim İl Yöneticisi ve EMEP Çevre ve Doğa Komisyonu üyesi Hıdır Demir de düzenlenen çalıştaydaki eksiklikleri dile getirerek şunları ifade etti:

    “Siz bir çalışma yapmak istediğiniz zaman orayı gerçekten spesifik günübirlik ya da tek taraflı değil bir bütün düşünmeniz gerekir. Bu çalıştayı yapan arkadaşlarımız yereldeki kültürel, sosyal ve siyasal durumu gözetmesi gerekiyor. Bu yapılmadığı için bu çalıştay ayakları havada bir çalıştaydır. Dersim Alevi toplumudur. Burası Alevilerin merkezidir. Dolayısıyla böyle bir yerde yürüttüğünüz çalışmada bu kesimleri temsil eden pirler, rayberler mürşitlerle oturup yaptığınız çalışmayı tartışmanız gerekir. Onların göstereceği çizgi dahilinde hareket etmeniz gerekir.”

    Jeoturizm olgusunun kalkınma üzerine yoğunlaşmasına değinen Demir, “Sıkıyönetimler güvenlik bölgeleri yasak bölgeler uygulanmaktadır. İlimizde ciddi çöküntüler olmuştur. Tarım ve hayvancılık bu yüzden bitmiştir. Durum böyleyken bir jeopark ilan etmek yanıltıcı bir durumdur. Çünkü bu olağanüstü durumlara ses çıkarmayan bir çalışmanın asla o halkın dinamiklerinin ve halkın desteğini alabileceğini düşünmüyorum” dedi.

    “JEOPARKIN SAVUNULMASINA ŞİDDETLE KARŞIYIM”

    “Ben jeoparkın savunulmasına şiddetle karşıyım. Oraya çıkan sunumların ortaklaştığı nokta yereli kalkındırmaya yönelikti” diyerek eleştirisini dile getiren Demir şöyle devam etti:

    “Gerçekten yerelin yoksullaşmasının hem özgürlük hem de ekonomik anlamda sebepleri vardır. Ülkeyi yöneten hakim sınıfların genel politikalarından kaynaklıdır. Halkın yoksulluğunu birkaç gezi sağlayarak, birkaç tane gözleme veya yerel ürün satarak kalkındırma çabasına girerseniz bu çok yanıltıcı olur. Eğer gerçekten bir sosyal devlet anlayışı yerleştireceksek bunun için mücadele edelim. Bunun yerine ‘ben yaparım’ derseniz bunun çok yanıltıcı olduğunu göreceksiniz.”

    “SERMAYENİN BURAYI TURİZME AÇARAK KİRLETECEĞİNİ DÜŞÜNÜYORUM”

    Çalıştayın takipçilerinden Munzur Çevre Derneği Dersim temsilcisi Enver Devletli, “Biz çalıştaya bilgi için gittik. Aslında Fırat Kalkınma Ajansı’nın yapamadığı işleri yapmaya çalışıyorlar. Jeoparkın, merkezi hükümetin bir önerisi olduğunu düşünüyorum” diyerek izlenimlerini aktardı.

    Projeyi, sermayenin Dersim topraklarını turizme açacağını savunan Devletli, şunları kaydetti:

    “Bizim bakir topraklarımızın, vadilerimizin kirletilmesini istiyorlar. Gelmiş geçmiş tüm hükümetler halktan yana söylediği hiçbir çalışmayı halktan yana yapmayıp çevreyi kirletiyorlar. Munzur Çevre Derneği temsilcisi olarak bu jeopark çalışmasının doğru olmadığını, sermayenin burayı turizme açarak kirleteceklerini düşünüyorum.”

    Devletli, “Jeopark yapacağız, ekonomik kalkınma yapacağız diyen anlayışlar bana göre doğru yapmıyorlar. Geçmişte yapılan yanlışlar bunun göstergesidir. Doğamızı kirletmesinler biz bunu istiyoruz” diyerek sözlerini noktaladı.

    “İNSANLARIMIZ YARALARINI, DOĞA İLE BÜTÜNLEŞEREK İYİLEŞTİREBİLİRLER”

    Çalıştaya katılıp görüşlerini dile getiren Doğa Aktivisti Ali Mükan ise jeoturizmin bölge halkı açısından nasıl karşılanacağı noktasındaki görüşlerini şöyle belirtti:

    “Dersim halkı bu bölgede yıllardır bu doğanın korunması için mücadele ediyor. Özellikle son dönemlerde dersim de turizm çok arttı. Bugün Munzur gözelerinde bir peyzaj projesi var. Bu proje Munzur gözelerine zarar veriyor.  Özelikle Munzur gözelerinin içinde bir park projesi var. Bu parkın yapılması doğanın yok olması, geri dönüşü olmayan bir zarar veriyor. Dersim diğer bölgelere benzemiyor. Jeoturizm, diyoruz insanlar gelsin görsünler ama bu bölge tarihi bir gerçeğe geçmişe sahip. Bu bölge toplu katliam yerlerinin olduğu bir bölge. İnsanların hafızaları, bellekleri yüzyıllardır bu acıları yaşıyor ve hala kabuk bağlamamış yaraları var. İnsanlarımız bu yaraları doğa ile bütünleşerek iyileştirebilirler.”

    “KAYGILANDIĞIMIZ NOKTALARDAN BİRİ, JEOTURİZMDİR”

    Dersim’de toplumun inanç ve kültür anlamında kendine özgü yaşamını özetleyen Mükan, şunları kaydetti:

    “Bizde hiçbir zaman siyasette ve ekonomide belirleyici değil. Bizim toplumumuz inancını kimseye göstermeden gerçekleştirir. Örneğin aileler inanç merkezlerine gidip toplumu ve kendisi ile ilgili dua edip ritüellerini yerine getirir. Bunu hiç kimse ne bilir ne de görür.  Dersimde çocuklardan yaşlılara kadar herkes cemevinden çok doğaya gitmiştir. Düzgün Babaya gitmiştir ya da başka inanç merkezlerine gitmiştir. Bu konu ile ilgili kaygılandığımız noktalardan biri jeoturizmdir. Mesela Laç Deresi bizim için farklı bir öneme sahip. Bu toplumun hafızasında haftalarca o suyun kan aktığı vurgulanır. Yaşlılarımızdan bize bu güne kadar sözlü tarihle bize aktarıldı. Mağaralarında hal kemiklerin bulunduğu bazı bölgelerin özellikle dışardaki insanlardan çok bu halkın kendi yaralarını iyileştireceği bölgelerdir. Biz burayı kanyon olarak görmeyiz, başkası öyle görür. Biz orada yaralarımızı tarihimizi kültürümüzü geleceğimize bu toplumun savunulması için o yerleri kutsal görürüz. Bu halk özellikle kurumları ile beraber bu tip meseleler olduğunda temkinli yaklaşıyor, sorguluyor, araştırıyor.”

    “BİZİM İNANCIMIZIN ÖZETİ İNSAN VE DOĞADIR”

    Dersim’de yaşanan doğa talanına örnekler veren Mükan, “Dersim’de özellikle korunması gereken bölgelerin tahrip edilmesine karşı çıkıyoruz. Bugüne kadar gördüğümüz pratikte mevzuatlara uyulmadığını görüyoruz. Buradaki halkın, belediyenin, sivil toplum örgütlerinin, buradaki bu konuya muhatap diğer kurumların görüşleri alınmadan direk yok edilebiliyor bu durum bizi kaygılandırıyor. Dersim diğer yerlere benzemiyor. Bu su öylesine akan bir su değil bir ruh yüklemişiz ona. İnsanlar zamanında bire bir o suya, o taşa temas ederek yüzyıllardır klamlarını yazmış acılarını söylemiş onunla bütünleşip tarihi bugüne taşımış. Bizim inancımızın özeti insan ve doğadır” diye konuştu.

    Hüseyin YAŞAR/DERSİM

     

     

  • ‘Dersim’deki jeolojik varlıkların da korunması gerektiğine inanıyoruz’-VİDEO

    ‘Dersim’deki jeolojik varlıkların da korunması gerektiğine inanıyoruz’-VİDEO

    PİRHA- Munzur Vadisi Jeoprak Çalıştayı’na ilişkin PİRHA’ya konuşan TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Genel Başkanı Hüseyin Alan, “Jeopark, doğayı sadece meta ekolojik bir yaklaşımla değil aslında biyo eşitlikçi bir yaklaşımla tahlil eder ve onun sonucunda bir fikri topluma aşılamakla ilgili bir çaba sarf eder” ifadelerini kullandı.

    HABERİN VİDEOSU

    Munzur Vadisi Jeopark Potansiyeli ve Jeoturizm Çalıştayı geçtiğimiz günlerde Dersim’de gerçekleşti. Belediyelerin, siyasi parti ve kurumların katılım sağladığı çalıştayda jeopark ve jeoturizm hakkında bilgiler verildi.

    Konuya ilişkin PİRHA’ya konuşan Jeoloji Mühendisleri Odası Genel Başkanı Hüseyin Alan, “Toplantının birinci bölümünde UNESCO’nun jeopark kriterlerine ilişkin konular, Salihli-Kula Jeoparkı ile jeoparkın yerel kalkınma üzerindeki etkileri konusunda bir çalışma oldu. İkinci gün Munzur vadisi ve civarında yer alan alanlardaki jeopark olmaya aday veya jeosit niteliğindeki verilerin tartışıldığı, aynı zamanda kültürel olguların buna nasıl entegre edileceği ile ilgili bir süreç işletildi” ifadelerini kullandı.

    TEKNİK GEZİ

    Munzur Vadisi’nde teknik gezi gerçekleştirdiklerini belirten Alan, “Munzur vadisi ne Bir teknik gezi gerçekleştirildi. Yaklaşık olarak on veya on iki alan belirlenmişti. Bu alanların tamamı ziyaret edildi. Yaklaşık altmışın üzerinde arkadaşımız bu geziye katıldı. Katılım son derece iyiydi. Halkın jeoparkla ilgili sorularının da olabildiğince hem bizler tarafından hem de çalıştaya katılan bilim insanları tarafından yanıtlanmaya çalışıldı. Ben bu açıdan olumlu bir çalıştay olduğunu düşünüyorum” dedi.

    “JEOLOJİK VARLIKLARIN KORUNMASI GEREKTİĞİNE İNANIYORUZ”

    Munzur Vadisi Milli Parkı’nın statüsüne değinen Alan, şunları kaydetti:

    “Dersim coğrafyasında 1971 yılında vadinin çok küçük bir bölümü milli park ilan edilmiş durumda. Milli parkta temel olarak buradaki biyolojik çeşitliliğe dayandırılmış. Yani flora ve faunadan dolayı. Ama 1971 yılından sonra dünya sistematiği içinde çok büyük yenilikler oldu. Özellikle Unesco çatısı altında Birleşmiş Milletler Eğitim Bilim Kültür Komisyonu tarafından yapılan çalışmalar sonucunda sadece biyolojik varlıkların değil, aynı zamanda cansız yani jeolojik varlıkların da korunmaya değer ögeler olduğu yönünde görüşler ortaya çıkmasının ardından özellikle 1990 yılının ikinci yarısından sonra tüm dünyada biyolojik varlıklarla birlikte jeolojik varlıklarda korunma altına alındı. Bunlar daha sonra Unesco global jeoparklar çatısı altında da örgütlendiler. Bugün dünyada 38 ülkede 147 alan jeopark olarak bir korunma statüsüne kavuşmuş durumda. Bu açıdan bakıldığında Türkiye’de de Kula-Salihli Jeoparkı bu sistem içerisinde tanımlanmış ve Unesco kriterlerine uygun olarak raporlanmış kabul edilmiş bir alan. Biz Türkiye’nin jeolojisini de göz önüne alarak Türkiye’de farklı alanları jeopark statüsüne sahip olduğunu bu alanlardan birinin de Dersim coğrafyasında yer alan geniş alanların da buna uygun olması nedeniyle buradaki biyolojik varlıklarla birlikte jeolojik varlıkların da korunması gerektiğine inanıyoruz. Bu nedenle bu çalıştayı gerçekleştirdik.”

    VERİLER YENİ WEB SAYFASINA YÜKLENİYOR

    Munzur Vadisi’nin Jeopark Potansiyeli ve Jeoturizm’e ilişkin aktarımlarda bulunan Alan, “Munzur jeoparkı sadece jeolojik veya biyolojik varlıkları koruyan değil aynı zamanda kültürel değerleri de koruyan onuda yaşatan bir yönü söz konusu. Bu konuda halkı ve toplumu daha iyi bilgilendirmek amacıyla munzurjeopark.org adında bir web sayfası oluşturduk. Bu web sayfamız henüz çok yeni. Veriler toplandıkça proses edildikten sonra bu sisteme yükleniyor. Umut ediyorum bir iki ay sonra daha zengin bir web sayfamız olacak. Hem Türkçe hem de İngilizce olarak yayınlandı. Burada jeolojik biyolojik varlıkların yanında aynı zamanda kültürel ögelerin de içinde yer aldığı doğa sporlarının burada rotalarının belirlendiği insanların doğayı kullanırken dikkat etmesi gereken unsurları barındıran bir web sayfası olduğu gibi dünyadaki jeopark süreçlerindeki gelişmeleri de topluma aktaran bir yönü olacak. Ona ilişkin bilgiler veren deklarasyon tamamlandı. Bizim web sayfası üzerine önümüzdeki haftadan sonra dünyanın herhangi bir yerindeki Unesco global jeopark sitesine girerek bu bilgileri elde edebilirsiniz” diye konuştu.

    “YEREL İDARELER TARAFINDAN YÜRÜTÜLMESİ GEREKİR”

    Alan son olarak topluma şu çağrıyı yaptı:

    “Toplumun bu konuda kaygılanmasını gerektirecek hiçbir unsurunun olmadığını, çalıştayın çağrı metninin bir deklarasyon olduğunu, eğer o çağrı metnini okurlarsa da doğayı sadece meta ekolojik bir yaklaşımla değil aslında biyo eşitlikçi bir yaklaşımla tahlil eder ve onun sonucunda bir fikri topluma aşılamakla ilgili bir çabanın olduğunu da belirtmek istiyoruz. Bizim temel kaygımız insan ve doğadaki canlı veya cansız tüm yaşamların piyasadaki değerler üzerinden değil, doğadaki varlıklar üzerinden değerlendirildiği eşit tutulduğu, bugün insanoğlunun doğa koruma anlayışının temelini oluşturan biyo eşitlikçi veya derin ekolojik yaklaşım topluma benimsetme yönünde de bunlara araç olabileceğini düşünüyoruz. Umut ediyorum bununda bir yerel idareler tarafından yürütülmesi gerekiyor. biz bir bölgedeki kaynak ve değerlerin sahibinin o bölgedeki insanlar olduğunu düşünüyoruz. O bölgede bir gelir elde edecekse o bölgedeki insanlar elde etsin istiyoruz. onları koruyacaksa da o bölgedeki insanlar korusun istiyoruz.”

    Hüseyin YAŞAR/DERSİM

  • ‘Jeopark, hukuksal açıdan bir doğa koruma statüsü değildir’-VİDEO

    ‘Jeopark, hukuksal açıdan bir doğa koruma statüsü değildir’-VİDEO

    PİRHA – Munzur Vadisi Jeopark Çalıştayı’nda konuşan Av. Barış Yıldırım, “Jeopark hukuksal açıdan bir doğa koruma statüsü değildir. Aksine ender bulunan ve insan baskısından korunması gereken doğal ortamları insan etkileşimine açan bir yaklaşımdır” dedi.  

    Haberin videosu

    Munzur Vadisi Jeopark Potansiyeli ve Jeoturizm Çalıştayı, Dersim’de gerçekleşti. Siyasi partiler, sivil toplum örgütleri, belediye başkanları, ekolojistlerin katıldığı çalıştayda Jeoloji Mühendisleri Odası’ndan mühendislerin sunumları gerçekleşirken birçok kurum araştırma yaparak çalıştaya dahil oldu.

    Dersim’de barajlara, HES projelerine, madenlere ve bir bütün doğa katliamlarına karşı mücadele eden kişi ve kurumlar, Munzur Vadisi’nin turizme açılmasına karşı olduklarını belirterek bu coğrafyanın kültürüne, inancına, doğasına, yaşam tarzına uygun projelerin hayata geçirilmesi gerektiğini ifade ettiler.

    En büyük eleştiri ise; çalıştayı düzenleyen kurumların Dersim’de kültür envanterinin bulunmadığı iddiası ve turizmin bu yöreye uygun tek bir tarz olması gerektiği ve çevre mücadelesinin görülmemesi oldu.

    “MUNZUR VADİSİNİN İNSAN BASKISINDAN ARINDIRILMASI GEREKİYOR”

    Çalıştayda konuşma yapan Dersim Kültürel ve Doğal Miras Koruma Girişimi Sözcüsü Avukat Barış Yıldırım, Milli Park statüsü ve hukuksal anlamda çevre mücadelesini aktararak Jeopark modelinin Munzur Vadisi Milli Parkı’nı korumak yerine insan baskısını daha da arttırarak endemik flora ve fauna türlerinin zarar görmesine, çevre kirliliğinin artmasına yol açacağına dikkat çekti. Ovacık İlçesi’nin halihazırda tüm atıklarının Munzur Nehrine karıştığına dikkat çeken Yıldırım bir an evvel arıtma tesisi inşa edilmesini ve Munzur Milli Parkı’nın insan baskısından arındırılması gerektiğini belirtti.

    Endemik bitki türlerinden yaban hayatına, Anayasal düzenlemelerden baraj, HES projelerine değinen Yıldırım, Dersim bölgesini kapsayacak bir çalıştayın yine Dersim’de yıllarca faaliyet göstermiş, çevre mücadelesinde sonuçlar alabilmiş olan kişi ve kurumların dahilinde olabileceğini ifade etti.

    Çalıştay; kurumların, aktivistlerin, hukukçuların, inanç önderlerinin katılımıyla gerçekleşen teknik gezinin ardından değerlendirme toplantısı yapılarak sonuç bildirgesinin oluşturulması için öneriler alınarak noktalandı.

    Hüseyin YAŞAR/DERSİM