Etiket: munzur vadisi milli parkı

  • Dersim’de ortak açıklama: Otlubahçe’de maden ocaklarına izin vermeyeceğiz-VİDEO

    Dersim’de ortak açıklama: Otlubahçe’de maden ocaklarına izin vermeyeceğiz-VİDEO

    PİRHA- Munzur Vadisi Milli Parkı’nda bulunan ve yıllardır ‘Özel Güvenlik Bölgesi’ ilan edilen Otlubahçe’de yapılmak istenen maden aramasına karşı açıklama yapan çevre örgütleri ve siyasi partileri “Maden ocaklarına izin vermeyeceğiz” dedi.

    Türkiye’de yer altı kaynakları bakımından en fazla çeşitliğe ve zenginliğe sahip olan Yukarı Fırat havzasında bulunan Dersim’de her geçen gün yeni maden sahaları açılıyor. 145 maden projesinin bulunduğu Dersim’de, şimdi de 60 kilometre uzunluğundaki Munzur Dağları’nın tamamı maden sahası ilan edildi.

    1994 yılında boşaltılan ve yasaklanan Dersim’in Ovacık ilçesinin Otlubahçe köyü maden şirketleri için serbest iken köylülere yasak. Maden şirketi, Otlubahçe köyünde bakır madeni çıkaracak. Maden şirketinin şu anda çalışma yapması yasadışı olmasına rağmen köye sondaj makinelerini, boruları ve çadırları götürmesi üzerine ortaya çıkan tepkiler sonucu Tunceli Orman İşletme Müdürlüğü, Munzur Vadisi Havzasında Ovacık Otlubahçe köyü Reşo Deresi kaynağında bakır madenciliği projesi için yürütülen sondaj çalışmalarını izinsiz çalışma yapıldığı gerekçesiyle durdurarak, maden şirketine para cezası verdi.

    Bugün de Munzur Çevre Derneği, DEDEF, HDP, EMEP, CHP, köylülerin avukatı Barış Yıldırım ve yurttaşlar maden sahasının bulunduğu alana gitti. Jandarma tarafından Sarıtosun köprüsünde durdurulan yurttaşların geçişi ‘Özel Güvenlik Bölgesi’ gerekçesiyle engellenmek istendi. Yapılan görüşmeler sonucunda heyetin maden sahasının bulunduğu alana girişine izin verildi.

    “SONDAJ MAKİNALARI KALDIRILMALI”

    Şirketin faaliyetinin durduğunu yerinde gören heyette yer alan kurum temsilcileri, doğaya karşı hukuk dışı uygulamalara karşı yaşamı ve doğayı savunmaya devam edeceklerini belirttiler.

    Köylülerin avukatı Barış Yıldırım da, gerekli başvuruları yaptıklarını ve idarenin de işlem yaparak alandaki çalışmayı durdurduğunu ifade ederek, sondaj makinalarında kaldırılması gerektiğinin altını çizdi.

    Munzur Vadisi Milli Parkı’nın Türkiye’deki en önemli milli parklardan biri olduğunu vurgulayan Yıldırım, “Korunması gereken alan yasa dışı maden faaliyetlerine açık hale getiriliyor. Bu durum sadece hukuka değil, insanlık vicdanına da aykırıdır” diyerek yapılması planlanan maden çalışmalarının durduruluncaya kadar mücadeleye devam edeceklerini söyledi.

    Nuray ATMACA/DERSİM

    İLGİLİ HABERLER

    1-Ovacık’ta Bakır Madenciliği projesi için yürütülen sondaj çalışması durduruldu

    2-‘Maden şirketi köyümüzde yasadışı çalışıyor’

     

  • Dersim’de aşırı insan yoğunluğu endişe yaratıyor-VİDEO

    Dersim’de aşırı insan yoğunluğu endişe yaratıyor-VİDEO

    PİRHA-Havaların ısınmasıyla birlikte çok sayıda insanın Dersim’e akın etmesi hem devam eden pandemi dönemi hem de yaşanan çevre kirliliği nedeniyle endişe yaratıyor.

    Dersim, “normalleşme” adımları sonrası ziyaretçi akınına uğruyor. Munzur ve Pülümür Vadisi’nde yaşanan  insan yoğunluğu doğa tahribatına yol açıyor. Dersimliler, bir taraftan koronavirüsten kaynaklı tedirginlik yaşarken, diğer yandan ortaya çıkan çöp yığınlarından rahatsız. Kent nüfusunun hızla artması sonucu Munzur Vadisi Milli Parkı’nın fauna ve florası da olumsuz etkilenmeye başladı.

    Tunceli Valiliği tarafından orman yangınlarına önlemek amacıyla Ovacık ve Pülümür Vadilerinde piknik ve kamp yapılamayacağı duyurulmasına rağmen insanların bu yasaklamayı dikkate almaması dikkatlerden kaçmadı.

    PİRHA/DERSİM

  • İnsanlar sebebiyle Munzur Vadisi Milli Parkı’nda yaban hayatı tehlikede!

    İnsanlar sebebiyle Munzur Vadisi Milli Parkı’nda yaban hayatı tehlikede!

    PİRHA-Dersim Kültürel ve Doğal Miras Koruma Girişimi, Munzur Vadisi Milli Parkı’nın insan etkileşimine kapatılması yönünde çağrı yaptı.

    Havaların ısınmasıyla birlikte çok sayıda insan adeta Dersim’e akın etti. Kent nüfusunun hızla artması sonucu Munzur Vadisi Milli Parkı’nın fauna ve florası da olumsuz etkilenmeye başladı.

    Dersim Kültürel ve Doğal Miras Koruma Girişimi, konuya dikkat çekmek amacıyla milli park alanının başlangıç noktasında basın açıklaması yaptı.

    “BÖYLE BİR MİLLİ PARK YÖNETİMİ OLMAZ”

    Grup adına konuşan Avukat Barış Yıldırım, Munzur Vadisi yaban ekolojisinin çok güçlü olduğuna işaret ederek şu konuşmayı yaptı:

    “Ülkemizin de taraf olduğu Dünya Kültürel ve Doğal Mirasının Korunması hükümlerine göre Dünya Kültür Mirası listesinde yer alması gerekiyordu. Nitekim Munzur Üniversitesi akademisyenleri tarafından da bu doğrultuda hazırlanmış rapor var. Biz de buranın Dünya Kültür Mirası listesine alınması için dava açtık. Yine bölgemizin 2863 Sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu ve ilgili mevzuat hükümleri doğrultusunda birinci derece doğal sit alanı ilan edilmesi için hukuksal süreç yürüttük. Buradaki flora çeşitliliği kıyas bakımından söylüyorum Hollanda’dan fazla, İngiltere’ye eşdeğer. Bu anlamda son derece zengin bir milli park.

    Buna rağmen, mutlak koruma zonu olmasına rağmen gördüğünüz gibi son derece yoğun bir insan etkileşimi var. Tam bu noktada Munzur Vadisi Milli Parkı’nın resmi görevlilerinin bulunması gerekiyor. Türkiye’deki ve dünyadaki bütün milli parkların korunması için görevliler gerekli kontrolleri yapar. Fakat milli parka gelişi güzel herkes kolayca girip çıkıyor. Bu buradaki yaban hayatı ekolojisinin tahrip olmasına yol açıyor. Biraz daha ileriye gidin ülkemizin de taraf olduğu Avrupa’nın Yaban Hayatı ve Yaşama Alanlarını Koruma Sözleşmesi yani Bern Sözleşmesi Ek 2 listesinde kesin koruma altında olan yaban keçileri su içmeye inemiyor. Araç trafiğinden kaynaklı. Bu çok korkunç bir şey. Ekosistemin önemli canlıları, karayolu boyunca tanık oluyoruz. Bern Sözleşmesi’ne göre koruma altında olan su samurları araç çarpması sonucu hayatlarını kaybediyorlar. Yine Bern sözleşmesine göre koruma altında olan ayı türleri, vaşak türleri; yaban hayatının temel türleri araç çapması sonucu telef oluyorlar. Böyle bir milli park yönetimi olmaz.”

    ENDER MİLLİ PARKLARDAN BİR TANESİ ANCAK KORUNMUYOR!

    Dersim Kültürel ve Doğal Miras Koruma Girişimi Sözcüsü Barış Yıldırım, yakın zamanda Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’un Dersim ziyaretine de değinerek şöyle devam etti:

    “Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 56. Maddesi, Çevre Kanununun 1,3 ve 30. Maddesi, Milli Parklar Yasası, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu, ülkemizin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler, bunlar bu milli parkın insan etkileşimine karşı korunmasını zorunlu kılıyor. Munzur Vadisi Milli Parkı aynı anda 5 ekosistemi ihtiva eden ender milli parklardan bir tanesidir. Akarsu, orman kaya, mera bozkır ekosistemi. Biyolojik çeşitlilik çok güçlü burada. Korunması gereken habitat alanını, yaban hayatı ekolojisin, florasını insan etkileşimine açmak açıkçası hukuku bir yana bırakalım vicdana da aykırıdır.

    İnsan etkileşiminin çok yoğun olduğu bir sürece tanık oluyoruz. Yasak olmasına rağmen alabalık avlanıyor, insanlar rahatça her tarafı kamp alanı olarak kullanıyor. Bu konuda devletin temel kurumlarının gerekli önlemleri alması lazım. Aksi halde biz bu biyolojik çeşitliliği koruyamazsak burası milli park olma vasfını kaybeder. İnsanlar her yerde yasak olmasına rağmen piknik yapıyorlar, ağaçları kesiyorlar bu çok vahşi bir durum.

    Biz buradan yetkili makamlardan, Munzur Vadisi Milli Parkı’nın korunması için başta 2873 sayılı Milli Parklar Kanununda belirtilen önlemler olmak üzere mevzuatta belirtilen tüm önlemlerin alınmasını istiyoruz. Şayet Munzur Vadisi Milli Parkı için önlemler alınmazsa geçmişte yaptığımız gibi gerek idari gerekse adli girişimlerde bulunacağımızı buradan ifade etmek istiyoruz.”

    PİRHA/DERSİM

     

  • Munzur Özgür Aksın Meclisi’nden Munzur’daki gelişmelere ilişkin açıklama

    Munzur Özgür Aksın Meclisi’nden Munzur’daki gelişmelere ilişkin açıklama

    PİRHA – Munzur Özgür Aksın Meclisi, son dönemlerde Munzur üzerinde yaşanan gelişmeler ve haberlere ilişkin açıklama yaptı. Açıklamada, “Munzur Vadisi Milli Parkı’nın kültürel ve doğal mirasını korumak adına yola çıkan Munzur Özgür Aksın Meclisi olarak Munzur’a dair açıklamaların Meclis ile birlikte değerlendirilerek yapılmasını gerekliliğini belirtmek isteriz” ifadeleri yer aldı. 

    Son dönemlerde Munzur Vadisi Milli Parkı üzerinde baraj ve HES projelerine ilişkin yaşanan gelişmeler ile haberlere dair Munzur Özgür Aksın Meclisi açıklama gerçekleştirdi.

    İPTAL KARARLARI

    Açıklamada, şu ifadeler yer aldı:

    “15/10/2019 tarihinde medyaya yansıyan haber ve açıklamalarda Munzur Vadisi Milli Parkı’nda geçmişte projelendirilmiş Kaletepe Barajı ve HES’in İdare Mahkemesi’nce İptal edildiği ve anılan kararın Munzur Vadisi Milli Parkı’nda yapımı planlanan diğer Baraj ve HES Projeleri için emsal teşkil edeceği şeklinde tespitlerde bulunulmuştur.

    Keza 23/10/2019 tarihinde medyaya yansıyan haber ve açıklamalarda Munzur Vadisi Milli Parkı’nda geçmişte projelendirilmiş Konaktepe Barajı ve Konaktepe HES I – Konaktepe HES II Projesi için Mahkemece Keşif kararı alındığı belirtilmiştir.

    Belirtelim ki, Munzur Vadisi Milli Parkı’nda Baraj ve HES Yapımına Onay veren Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nın 18/04/2011 tarihli Üstün Kamu Yararı kararı Av. Barış Yıldırım tarafından açılan dava kapsamında Ankara 3. İdare Mahkemesi’nin 02/11/2018 tarihli ve 2018/1679 E. – 2018/2166 K. sayılı kararı ile İptal edilmiştir.

    Nitekim, Kaletepe Barajı ve HES ile ilgili olarak 15/10/2019 tarihinde paylaşılan karar içeriğinde de bu husus belirtilmektedir. Anılan kararda: ” ‘Munzur Milli Parkı’ sınırları içinde yer alan projelerle ilgili Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nın 18.04.2011 tarihli üstün kamu yararı kararının bulunduğu belirtilmekte ise de Munzur Vadisi Milli Parkı’nın Mutlak Koruma Zonu’nda inşa edilmesi planlanan Baraj ve HES Projelerinin yapılması hususunda “kamu yararı açsından vazgeçilmez ve kesin bir zorunluluk” bulunduğuna ilişkin 18.04.2011 tarihli Orman ve Su İşleri Bakanlığı işlemi Mahkememizin 02.11.2018 tarih ve E:2018/1679, K:2018/2166 sayılı kararı ile iptal edilmiştir…”

    ‘ÜSTÜN KAMU YARARI İPTALİ; BARAJLARIN İNŞA EDİLEMEYECEĞİNİN KARARI’

    “Milli Park Statüsündeki bir alanda üstün kamu yararı kararı olmaksızın , 1967 tarihli güncel olmayan bir inkişaf raporu dışında çevresel etki değerlendirme süreci işletilmeksizin baraj ve HES projesi yapılmasının, başta çevrenin korunması ilkesi olmak üzere Mili Parklar Kanunu ve ilgili mevzuata aykırı olacağının anlaşılması karşısında hukuka uyarlılık bulunmadığı…” denilerek Üstün Kamu Yararı kararı iptal edildiğinden Munzur Vadisi Milli Parkı’nda Baraj ve HES inşa edilemeyeceği açıkça belirtilmektedir. Dolayısıyla son açıklanan karar Munzur Vadisi Milli Parkı yönünden yeni bir hukuksal durum üreten bir karar değil aksine daha önce açılan davada Üstün Kamu Yararı kararı iptal edildiğinden Munzur Vadisi Milli Parkı’nda Baraj ve HES inşa edilemeyeceğini belirten bir karardır.

    Belirtmek gerekir ki, Munzur Vadisi Milli Parkı’nda Baraj ve HES Yapımına Onay veren Üstün Kamu Yararı kararını iptal eden Ankara 3. İdare Mahkemesi kararı Munzur Özgür Meclisi bileşenlerince 17/12/2018 tarihinde Anafatma’da gerçekleştirilen Basın Açıklaması ile basın ve kamuoyu ile paylaşılmıştı.

    Konaktepe Barajı ve Konaktepe HES I – Konaktepe HES II Projesi’ne dair yapılan Keşif açıklaması için de belirmek isteriz ki, Konaktepe Barajı ve Konaktepe HES I – Konaktepe HES II Projesi’nin Lisansı, Av. BARIŞ YILDIRIM tarafından açılan davada Danıştay 13. Dairesi tarafından İptal edilmiş bilahare İptal Kararı Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu tarafından onaylanarak kesinleşmiştir.

    Anılan hukuksal süreç içerisinde Munzur Vadisi Milli Parkı’nda Baraj ve HES yapımına onay veren Çevre ve Orman Bakanlığı’nın Üstün Kamu Yararı Kararı da Konaktepe Elektrik Üretim A.Ş.’nin de bizzat müdahil olduğu davada yine Danıştay kararı üzerine yukarıda sözü edildiği üzere Ankara 3. İdare Mahkemesi tarafından İptal edilmiştir.”

    “KEŞİF KARARI ALINMASI HUKUKA AYKIRIDIR”

    “Konaktepe Barajı ve Konaktepe HES I – Konaktepe HES II için Bakanlar Kurulu’nca alınan ve 13/01/2017 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Acele Kamulaştırma Kararı’na karşı Munzur Özgür Aksın Meclisi adına dönemin Baro Başkanı Av. BARIŞ YILDIRIM tarafından açılan davalarda da önce yürütmeyi durdurma müteakiben ise Danıştay 6. Dairesi tarafından İptal kararları verilmiştir. Anılan İptal Kararları da Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu tarafından onaylanarak kesinleşmiştir. Anayasa’nın 138. maddesi uyarınca anılan kararlar Yasama, Yürütme ve İdare makamlarını bağlayıcıdır. Bu bakımdan Konaktepe Barajı ve Konaktepe HES I ile Konaktepe HES II için Keşif kararı alınması hukuka aykırıdır.

    Üstün Kamu Yararı kararının iptali ile birlikte Munzur Vadisi Milli Parkı Uzun Devreli Gelişme Planı da hükümsüz hale gelmiştir. Zira, Munzur Vadisi Milli Parkı Uzun Devreli Gelişme Planı’nın Giriş Bölümü’nde Plan’ın Bakanlığın 18/04/2011 tarihli “Üstün Kamu Yararı” kararı gereğince oluşturulduğu belirtilmektedir.

    Bu sebeplerle Munzur Vadisi Milli Parkı Uzun Devreli Gelişme Planı’nda öngörülen tüm yapı ve faaliyetler hukuka aykırı hale gelmiştir. Belirtmek gerekir ki; karar halihazırda faaliyette bulunan Mercan HES Projesi için de bağlayıcıdır. Nitekim, Mercan HES’in faaliyetlerinin durdurulması maksadıyla 12/07/2013 tarihinde TBMM Dilekçe Komisyonu’na Av. BARIŞ YILDIRIM tarafından yapılan başvuruya verilen yanıtta:

    “Mercan HES ve Munzur Çayı üzerinde projelendirilen diğer baraj ve HES’lerin kamu yararı ve zorunluluklar yönüyle değerlendirilmesi maksadıyla beş ayrı bilimsel rapor ve bu raporların birlikte ele alındığı bir sentez raporu hazırlattırılmış ve akabinde de 18.04.2011 tarihinde (Mülga) Çevre ve Orman Bakanlığı Olur’u ile “Üstün Kamu Yararı” kararının alındığı, bu karar kapsamında Munzur Vadisi Milli Parkı Uzun Devreli Gelişme…Planın onaylanarak yürürlüğe girdiği,

    Uzun Devreli Gelişme Planı revizyonun dayanağı olan “Üstün Kamu Yararı” kararının yürütmesinin durdurulması ve iptali istemiyle açılan davanın halen devam ettiği…” denilmek suretiyle açılan dava sonucu verilecek karara göre işlem tesis edilmesi gerektiği belirtilmişti. “Üstün Kamu Yararı” kararı iptal edildiğinden derhal Mercan HES’in faaliyetleri durdurulmalıdır.”

    “MUNZUR; TÜM İNSANLIĞIN KÜLTÜREL VE DOĞAL MİRASIDIR”

    Gelinen aşama itibariyle hukuken Munzur Vadisi Milli Parkı’na Baraj ve HES Projelerine dair alınan yargı kararları ve Munzur Özgür Aksın Meclisi’nin yılardır yürüttüğü mücadele belirtilmeksizin Baraj ve HES Projelerine dair yeni gelişmeler varmış gibi haber ve açıklamalar yapılması Munzur Mücadelesinin uzun yıllardır yürütülerek elde edilmiş çok önemli kazanımlarına zarar verecektir.

    Munzur Vadisi Milli Parkı’nın kültürel ve doğal mirasını korumak adına yola çıkan Munzur Özgür Aksın Meclisi olarak Munzur’a dair açıklamaların Meclis ile birlikte değerlendirilerek yapılmasını gerekliliğini belirtmek isteriz.

    Munzur Özgür Aksın Meclisi olarak Munzur’a dair mücadele yürüten ve emek sarf eden herkese / herkesimi Meclis ile dayanışmaya çağırıyoruz, kapımız herkese açıktır. Zira, Munzur sadece bizlerin değil tüm insanlığın kültürel ve doğal mirasıdır.

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Munzur’un gelecek kuşaklara aktarılması bir zorunluluktur’-VİDEO

    ‘Munzur’un gelecek kuşaklara aktarılması bir zorunluluktur’-VİDEO

    PİRHA – Dersim’in kutsalı olan Munzur Nehri’ndeki yapılaşmaya ve çevre kirliliğine ilişkin PİRHA’ya konuşan Avukat Barış Yıldırım, bölge ekolojisinin parametrelerinin bozulmaması için Munzur’un özellikle atıklara karşı korunması gerektiğini ve yapılaşma faaliyetlerinin hukuka aykırı olduğunu belirtti. 

    Munzur Vadisi Milli Parkı’ndaki yapılaşma faaliyetlerine ve diğer insan etkileşimlerine ilişkin PİRHA’ya konuşan Avukat Barış Yıldırım, Havaçor Deresi ve Mercan Suyu’ndan da kaynak bulan Munzur Nehri’nin özellikle atıklara karşı korunması gerektiğini belirterek “Munzur Nehri aynı zamanda milli park olan bir sahaya yaşam veriyor. Bu bölgede doğrudan atıkların Munzur Nehri’ne akıtılmasını engellemek lazım. Onun için öncelikle burada yerleşim yerlerinde, Ovacık ilçesinde ve Munzur Nehri’ne su taşıyan sahaları içeren köylerde atık su arıtma tesisleri zorunlu. Fakat bugüne kadar biyolojik atık su arıtma tesisleri maalesef inşa edilememiş. Yine katı atıklar da bertaraf edilemeden, gelişigüzel olarak coğrafi ortamlara bırakılıyor. Bu da bölge ekolojisinin parametrelerinin bozulmasına sebep oluyor” ifadelerini kullandı.

    “MUNZUR’DAKİ YAPILAŞMA HUKUKA AYKIRIDIR”

    Yapılaşma faaliyetlerinin hukuka aykırı olduğunu dile getiren Yıldırım, şunları kaydetti:

    “Munzur Vadisi Milli Parkı sınırları içerisinde çeşitli yapılaşma faaliyetleri mevcut; bulunduğumuz Ana Fatma Ziyareti mevkiinde de görülüyor. Milli park sınırları içerisinde 2873 sayılı Milli Parklar Kanunu ile 1985 yılında yürürlüğe giren Milli Parklar Yönetmeliği’ne göre Milli Park Uzun Devreli Gelişme Planı’nda yer verilmeyen hiçbir yapı inşa edilemez. Şu an Munzur Vadisi Uzun Devreli Gelişme Planı, Ankara 3. İdare Mahkemesi’nde açtığımız davada verilen karar ile iptal edildi. Zira 18 Nisan 2011 tarihinde Munzur Vadisi Milli Parkı sınırları içerisinde yapımı planlanan baraj ve HES projeleri için bakanlık üstün kamu yararı alarak yine 2012 yılının Temmuz’unun 6’sında da üstün kamu yararı doğrultusunda uzun devreli gelişme planını uygulamıştı. Şuan için burada gördüğümüz Doğa Koruma Milli Parklar Genel Müdürlüğü tarafından oluşturulan yapı yerleşkesi hukuka aykırı hale gelmiş durumda. Yine görüyoruz; Dersim halkının kutsal bildiği Ana Fatma bölgesinde çeşitli yapılar var. Bu yapıların bulunması hukuka aykırıdır.”

    “VADİDE BULUNAN CANLILARIN ORTAMINA KOLAYCA ETKİ EDİLİYOR”

    Bölgedeki insan etkileşimine dikkat çeken Yıldırım, “Son dönemlerde özellikle ilin tanıtımından kaynaklı yüksek miktarda turist diyebileceğimiz insanlar bölgeye geliyorlar. Fakat gördüğümüz kadarıyla maalesef milli park sınırları içerisinde Doğa Koruma Mevzuatı uyarınca alınması gereken tedbirler alınmadığı için gelişigüzel atıklar bırakıldığı gibi, bu sahada yaşayan başta dağ keçileri olmak üzere, vaşak, su samuru, Avrupa’nın yaban hayatını koruyan sözleşmeye göre koruma altında olan pek çok canlının habitat ortamına kolayca etki ediliyor. Bu canlıların habitat ortamlarına kolayca, izin alınmadan girilip çıkılması açıkçası doğal yaşam ortamlarına ciddi zarar veriyor. Su kaynaklarının azaldığı dönemlerde yoğun şekilde Munzur Vadisi boyunca Ovacık-Tunceli Karayolu boyunca yapılan piknik faaliyetlerinden kaynaklı dağ keçileri su kenarına inip su içemiyorlar. Bu doğal döngüyü sekteye uğratabilecek bir durum” dedi.

    “MUNZUR; DÜNYA KÜLTÜR MİRASI LİSTESİNE ALINMALIDIR”

    “Munzur Gözeleri, Munzur Nehri’nin en önemli kaynaklarından bir tanesi. Birinci derece doğal sit alanı olmasına rağmen; maalesef insan etkileşimine çok açılmış durumda. Hatta orada Fırat Kalkınma Ajansı’nın projesi söz konusuydu. Biz projenin hukuka aykırı olduğunu yetkililere de belirttik. Proje sahası değiştirildi. İnsanlığın evrensel mirası; Munzur Vadisi Milli Parkı Dünya Kültür Mirası listesinde yer alması gereken bir saha. Bu listede yer alabilmek için belirlenmiş on tane kriter vardır, bir tanesi olduğunda bu listeye girilebiliyor” diye konuşan Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Munzur Vadisi bu kriterlerden altısını birden karşılıyor. Dünyadaki örnekleri gibi, Afrika, Avrupa ve Amerika’da yer alan çeşitli milli parklar Dünya Kültür Mirası Listesi’nde. Munzur, bu listede olmayı hak ediyor. Bizler, buradaki ilgililerin Munzur Vadisi’nin Dünya Kültür Mirası Listesi’ne alınması için girişimlerde bulunmasını istiyoruz.”

    “TİCARİ YAKLAŞIMLAR; DERSİM HALKININ VİCDANINI ZEDELİYOR”

    “Bölge, Alevilik açısından önemli kültür mirası alanlarından. Ana Fatma, Munzur Gözeleri, Halvori Gözeleri gibi önemli ziyaretgah alanlarını barındırıyor. Alevilik açısından kutsi yer barındıran ve ibadet sahası durumunda olan bu bölgelerin ticari yaklaşımlarla ele alınması da Dersim halkının vicdanını zedeleyen bir durum” diyen Yıldırım, şunları belirtti:

    “Maalesef ülkemizde şöyle bir yaklaşım var; yatırım denilince akla beton, demir, inşaat geliyor. Munzur Gözeleri’nden başlayarak sit alanının bitiminden sonra da milli park statüsüne sahip bir sahanın yapılaşmaya tamamen kapatılması lazım. Ekolojik parametreleri korumazsanız; o bölgenin doğa koruma statüsüne sahip olmasının anlamı kalmaz. Buranın milli park ilan edilme sebebi; tabiat açısından olağanüstü evrensel kriterlere sahip olması. Bu sahayı yapılaşmaya açtığınız takdirde bölgenin ekosistemi değişir.”

    “İNSAN ETKİLEŞİMİNE AÇIK ALANLARDA YABAN HAYATI EKOLOJİSİ YOK OLUR”

    Munzur’daki canlı çeşitliliğine değinen Yıldırım, “Munzur’un halihazırdaki parametreleri değişip su kirlenirse buradaki endemik tür olan Munzur alabalığı yok olur. Munzuır alabalığı temiz ve soğuk akarsularda yaşayan bir tür. Su samurları da sadece temiz akarsularda yaşarlar. Arıtması olmayan bir bölgede yapılaşma artarsa netice itibarıyla bu suyun parametreleri kirlenirse o canlılar burada yaşamaz. Örneğin çengel boynuzlu dağ keçileri; geçen yıl Pülümür ilçemizde akan çaya Hasangazi bölgesinden döküldüğü ifade edilen insan kaynaklı atıklardan dolayı yüzlerce dağ keçisi telef oldu. Bu bizler için başlı başına bir gösterge. Su, toprak ve hava kirlenirse buradaki endemik canlılardan başlamak üzere yaban hayatı ekolojisi iflas eder. Dolayısıyla insan etkileşimine kapalı olması lazım. Nasıl ki ayıları, kurtları şehirde görmek doğal olarak karşılanmıyorsa insanları da yaban hayatı ortamında görmek makul karşılanmamalı. İnsan etkileşimine açık olan akarsularda, topraklarda yaban hayatı ekolojisi yok olur” diye konuştu.

    Yıldırım, milli parktaki kontrolsüz insan etkileşimine ilişkin ise şunları söyledi:

    “Bahar aylarıyla birlikte Munzur coşkun akıyor. Şehir merkezinde, geçmişte kaçak bir şekilde inşa edilen Uzunçayır Barajı’nın yüzeyi olduğu gibi çöp. Bu çöpler, Munzur’un debisinin artmasıyla götürülüyor. İnsanların, buranın korunmamasından kaynaklı bıraktığı çöpler. Milli parkta kontrolsüz insan etkileşiminin olduğunun göstergesidir bu.”

    “MİLLİ PARKLARDA GÖREVLİ BULUNDURULMASI ZORUNLUDUR”

    Munzur Vadisi Milli Parkı’nda yetkililerce yapılması gerekenleri aktaran Yıldırım, “Çevre sağlığının korunması zorunlu. Herkesin sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı vardır. Devletin çok önemli bir kanunu var; tabiat varlıklarını koruma kanunu. Bu kanuna göre doğal yaşam korunmalı, aksi takdirde cezai işlem yapmak zorunlu. Milli parklarda yapılmaması gerekenlere ilişkin insanların bilinçlendirilmesi söz konusu. Bu kanuna muhalefet edenlere adli süreçlerin işletilmesi söz konusudur. Milli parkta görevli bulundurulması zorunludur. Belirli olan mesire alanları dışında piknik yapmak suçtur. Endemik türlerin olduğu coğrafyaya beşeri faktörlerle müdahale edilirse doğa yok olur. Devletin tüm kurumlarının Valilik koordinasyonuyla kanun çerçevesinde bir araya gelerek Munzur Vadisi Milli Parkı’nda alınması gereken tedbirleri noktasında iş birliği yapması lazım. Yerel yönetimlerle birlikte. Belediyelerimiz, il genel meclisimiz, devletin ilgili bakanlıkların taşra teşkilatları. Türkiye,’de toplamda 45 milli park var. En güçlü ekosisteme sahip milli park Munzur Vadisi Milli Parkı’dır. En son tespitlere göre 1900 bitki saptanmış. Bu miktar artacak. Bu kadar küçük bir sahada neredeyse Avrupa ülkelerinin birçoğunu geride bırakacak bitki var” diye belirtti.

    “BÖLGEDEKİ KÜLTÜREL MİRAS KORUMA ALGISI RESMİ DÜZEYDE ÇOK ZAYIF”

    “Turizm, bir kalkınma modeli olarak elbette değerlendirilebilir. Munzur Gözeleri’nin, milli parkın tahrip edildiği, akarsuyun kirletildiği turizm yaklaşımına karşıyız. Hukuksal olarak karşısında durmaya devam edeceğiz. Munzur’un kirletilmesine göz yumulmasını kimse beklemesin. Bunu en başta vicdan ve hukuk yasaklıyor. Biz bu faaliyetlerin mevzuat hükümlerin içerisinde idame ettirilmesini, insan etkisinin minimum düzeyine inmesine ilişkin hukuksal mücadelemizi devam ettireceğiz” ifadelerini kullanan Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Munzur Vadisi’nin farklı mevkiilerinde milli park binaları inşa edilmiş ve binalarda kalan muhafaza memurları milli parkın korunması noktasında faaliyetler yürütmüşler. Fakat şimdi milli parkın hiçbir yerinde personel yok. Buradan yetkililere çağrıda bulunuyoruz. Bu milli park evrensel ölçekte bir sahadır. Buranın korunması lazım. Bölgedeki kültürel miras koruma algısı resmi düzeyde çok zayıf.

    Milli parklarda hangi fiiller sergilenemez noktasında maalesef yetkili uyarıları yok. Herhangi bir ziyaretçi bu vadide nelerin yasak olduğunu, nelerin serbest olduğunu bilecek durumda değil. Bunun için öncelikle milli parkın girişine birçok örnekten esinlenerek giriş bölümü oluşturulmalı. Milli parka gelen kişilere bilgilendirme yapılmalıdır.”

    “MUNZUR’UN GELECEK KUŞAKLARA AKTARILMASI ZORUNLULUKTUR”

    Yıldırım, Munzur Vadisi Milli Parkı’ndaki yaban hayatı ekolojisinin tahribata uğramaması ve bölge ekolojisinin parametrelerinin bozulmaması için şöyle çağrı yaptı:

    “Biz gerek ulusal düzeyde gerekse uluslararası düzeyde insanlığın evrensel, kültürel ve doğal mirası olan bu sahanın korunması çağrısı yapıyoruz. Çünkü Munzur Vadisi’ne yönelik insan etkileşimi bu şekilde devam ederse buradaki ekosistem değerlerinin bozulacağı çok açık. Bizim en büyük çağrımız şu; Munzur Vadisi Milli Parkı, Dünya Kültür Mirası listesine alınmalıdır. Bizim en büyük çalışmamız da buna odaklanmış durumda.

    Güçlü bir florastik ve faunastik bir zenginliğe sahip olan Munzur Vadisi Milli Parkı’nın korunması, gelecek kuşaklara aktarılması bir zorunluluktur.

    Buraya gelen her bireyin şunu özellikle nazara alması gerekiyor; burası insanlara ait değil, burası insanın da bir parçası olduğu ekosisteme ait. Dünyada hiçbir canlı ekosisteme zarar vermez. Fakat insan evladı bunu yapıyor. Bu bilinçle hareket etmek gerekiyor. Kısa vadede buradaki bu yapılaşma olgusuna, kirlilik olgusuna dikkat çekmezsek, bu noktada gerekli hassasiyeti üretmezsek buradaki parametreler tamamen bozulur. Milli parkı milli park yapan özellikler ortadan kalkarsa milli park da ortadan kalkar.

    Dersim’in kurumlarıyla, halkıyla, basınıyla birlikte yan yana yürüyerek bu süreci, Dersim’in doğal ve kültürel mirasının korunarak gelecek kuşaklara aktarıldığı olgu döngüsüne evrilmeyi arzuluyoruz.”

    Hüseyin YAŞAR/DERSİM

  • ‘Danıştay, Munzur Vadisi’nde planlanan barajlarla ilgili tarihi karar verdi’-VİDEO

    ‘Danıştay, Munzur Vadisi’nde planlanan barajlarla ilgili tarihi karar verdi’-VİDEO

    PİRHA – Danıştay 10. Dairesi’nin, Munzur Vadisi Milli Parkı’nda yapımı planlanan tüm baraj ve HES’lerin hukuka aykırı olduğunu belirten karar vermesi üzerine Tunceli Barosu, basın açıklaması yaptı. Açıklamada, Munzur Vadisi ve milli parklar hukuku bakımından tarihi karar verildiği belirtildi. 

    Munzur Vadisi Milli Parkı içerisinde yapımı planlanan baraj ve HES projelerinin hukuka aykırı olduğunu bildirmesi üzerine Tunceli Barosu basın toplantısı düzenledi. Açıklamaya emek ve meslek örgütleri, siyasi parti ve sendika temsilcileri katıldı.

    Açıklamayı yapan Baro Başkanı Barış Yıldırım, şöyle bilgilendirme yaptı:

    Munzur Vadisi Millî Parkı sınırları içerisinde yapımı planlanan 4 Baraj ve 5 HES projesi ile yapımına 1985 yılında kaçak başlanan ve 2003 yılında enerji üretimine alınan Mercan Reg. ve HES’e, Çevre ve Orman Bakanlığı 10 ayrı üniversite tarafından hazırlanmış 9 ayrı rapora dayalı olarak Millî Parklar Kanunu’nun 14. maddesi çerçevesinde 18.04.2011 tarihinde ÜSTÜN KAMU YARARI KARARI alarak izin vermişti.

    İzin kararı sonrası, izin kararı dayanak yapılarak Bozkaya Barajı ve HES, Kaletepe Barajı ve HES, Konaktepe Barajı ve HES I- Konaktepe HES II, Akyayık Barajı ve HES, Mercan Reg. ve HES Munzur Vadisi Milli Parkı Uzun Devreli Gelişme Planı’na işlenmiş ve anılan plan 06.07.2012 tarihinde Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nca onaylanarak yürürlüğe girmişti.

     Munzur Vadisi Millî Parkı sınırları içerisinde toplam 4 Baraj ve 6 HES projesine izin veren Bakanlık kararının iptali amacıyla tarafımızca 19.12.2011 tarihinde dava açılmıştı.”

    “ÇED RAPORUNUN DA ARANMASI GEREKTİĞİ BELİRTİLMİŞTİR” 

    “Açılan davaya Munzur Suyu üzerinde inşaası planlanan Konaktepe Barajı ve HES I ile Konaktepe HES II Projesini gerçekleştirmek isteyen Konaktepe Elektrik Üretim A.Ş. ile Mercan Suyu üzerinde 1985 yılında tamamen kaçak inşa edilen Mercan Reg. ve HES’i işleten Zorlu Doğal Elektrik Üretim A.Ş. davalı Orman ve Su İşleri Bakanlığı yanında müdahil olmuşlardı. Neticeten açtığımız dava 10.10.2013 tarihinde Ankara 3. İdare Mahkemesi’nce red edilmişti. Red kararının bozulması amacıyla yaptığımız temyiz başvurusunu inceleyen Danıştay 10. Dairesi’nce Ankara 3. İdare Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmişti” diye konuşan Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Danıştay 10. Dairesi karar gerekçesinde daha evvelden açtığımız başka bir dava kapsamında verilen Danıştay 13. Dairesi ile Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu kararlarına da yer vermek suretiyle: ‘Konaktepe Elektrik Üretim A.Ş’ne Konaktepe I ve II HES için 28.01.2010 tarihinden itibaren 49 yıllığına elektrik üretim lisansı verilmesine ilişkin işlemin iptali istemiyle Enerji Piyasası Düzenleme Kurumuna karşı açılan ve Danıştay 13. Dairesinin E:2010/995 sayılı dosyasında görülen davada verilen 11.10.2010 tarihli kararda;
    “Konaktepe Elektrik Üretim A Ş. tarafından yapılacak Konaktepe Barajı-Konaktepe HES I ile Konaktepe HES II için 2873 sayılı Milli Parklar Kanunu, Milli Parklar Yönetmeliği ve Orman Sayılan Alanlarda Verilecek izinler Hakkında Yönetmelik kapsamında Çevre ve Orman Bakanlığı’nca verilmiş bir izin ve yapılmış herhangi bir tahsis bulunmadığı; Munzur Vadisi Milli Park Uzun Devreli Gelişme Planı’nın onaylanmadığı, Maliye Bakanlığı’nca söz konusu proje için herhangi bir tahsis yapılmadığı, yine üretim lisansı sahibi şirket ile su kullanım hakkı imzalayan Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü’ne de 2873 sayılı Kanun ve ilgili yönetmeliği uyarınca herhangi bir izin verilmediğinin dosya içeriğinden anlaşıldığı, bu durumda, milli park niteliğini taşıyan “Munzur Vadisi”nde su kaynaklarının kullanımı ve işletilmesinin, Milli Parklar Kanunu ve ilgili Yönetmelik hükümleri uyarınca, ancak, “kamu yararı açısından vazgeçilmez ve kesin bir zorunluluk” koşullarının gerçekleştiğinin ilgili Bakanlıkça ortaya konulmasına bağlı olduğu, dolayısıyla milli park sınırları içerisinde kalan dava konusu HES projelerine üretim lisansı verilebilmesi için, öncelikle yukarıda belirtilen koşulların yerine getirilmesinin gerektiği; bu bağlamda, dava konusu işlemin, 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’nun 1. maddesinde öngörülen amaçlarla uyumlu olmadığı gibi, 2873 sayılı Milli Parklar Kanunu ve ilgili Yönetmelik hükümlerine de aykırı olduğu” gerekçesiyle yürütmenin durdurulmasına karar verildiği, yürütmenin durdurulmasına ilişkin karara karşı yapılan itiraz üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 26.05.2011 tarih ve YD İtiraz No:2010/1147 sayılı kararında, Dairenin yürütmenin durdurulması isteminin kabulüne ilişkin gerekçesine katılmakla birlikte, elektrik üretim lisansının verilebilmesi için ÇED Raporunun da aranması gerektiği hususu belirtilmiştir.”

    “BARAJ VE HES İPTAL İZNİNİN İPTAL EDİLME GEREĞİNİN ORTAYA KONULMASI ÖNEMLİ”

    Yıldırım, açıklamaya şöyle devam etti:

    “Bu kararın uygulanması bakımından, Munzur Vadisi Milli Parkı’nda yapımı öngörülen bütün baraj ve HES Projelerinin uygulanması halinde ortaya çıkacak tablonun kamu yararı ve zorunluluk koşulları açısından değerlendirilmesi amacıyla İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Fakültesi, Fırat Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü ve Ziraat Fakültesi Su Ürünleri Bölümü, Iğdır Üniversitesi, Atatürk Üniversitesi Biyoloji Bölümü, Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Orman Fakültesi, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji Bölümü ve Ankara Üniversitesi Biyoloji Bölümü öğretim üyeleri tarafından 5 (Beş) ayrı bilimsel rapor hazırlatıldığı, davalı idarenin 7/2/2011 tarihli ve 9514 sayılı yazısı ile söz konusu 5 (Beş) adet raporun değerlendirilerek görüş alınmak üzere İstanbul Teknik Üniversitesi Rektörlüğüne gönderildiği, bahsi geçen 5 (Beş) adet raporun öğretim üyeleri tarafından değerlendirilerek hazırlanan Munzur Vadisi’nde Planlanan Baraj ve HES Projeleri ile İlgili Daha Önceki Özel Raporlar Çerçevesinde Hazırlanan Bütünleşik Sentez Raporunun sonuç kısmında;

    “…Munzur Havzası’nda DSİ’ce yapımı planlanan Baraj ve HES projeleri ile ilgili çevresel riskleri azaltıcı öneri ve değerlendirmelerin sonucu olarak, enerji üretimi açısında vazgeçilmez olan kullanma dengesi ile sürdürülebilir yönetimi ilkesine göre, içinde bulundukları Milli Park sınırları dahilinde yapılmalarında “kesin zorunluluk” bulunduğu; anılan projelerin ülkemizin Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi ve Kyoto Protokolü ile taahhüt ettiği sera gazı emisyonlarının azaltımı ve ulusal enerji tüketimindeki yenilenebilir enerji payını arttırma hedef ve politikalarıyla da uyumlu, kamu yararına bir stratejiyi destekler durumda olduğu görüş ve kanaatine ulaşılmıştır.” görüşlerine yer verildiği, böylece “Bütünleşik Sentez Raporu” uyarınca Munzur Vadisi Milli Parkı’nda yapımı öngörülen HES Projelerinin uygulanmasında “kesin zorunluluk” ve “üstün kamu yararı” şartlarının oluştuğu bilimsel olarak ortaya konduğundan bahisle, Munzur Vadisi Milli Parkında Planlanan tüm Baraj ve HES Projelerinin yapılmasında üstün kamu yararının bulunduğu, enerji ihtiyacının yerli başka kaynaklardan karşılanmasının mümkün olamadığı açısından vazgeçilmezlik ve kesin zorunluluk şartlarının oluştuğu hususunda, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü’nce, Çevre ve Orman Bakanlığı Bakanlık Makamından 18/4/2011 tarihli ve B.18.0.DMP.0.02.05 sayılı Olur alınması üzerine, davacı tarafından anılan işlemin iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.”

    Yukarıda anılan Anayasa hükmü ve yasal düzenleme birlikte değerlendirildiğinde; herkesin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkının bulunduğu, çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemenin Devletin ve vatandaşların ödevi olduğu tartışmasızdır. Bu itibarla, öncelikle, davaya konu projelerle ile ilgili olarak hazırlanan fizibilite raporları çerçevesinde, projelerin, ‘çevreye uyumlu’ olup olmadığının tespiti bakımından, çevre mevzuatı açısından zorunlu olan “ÇED” sürecinin tamamlanması gerekmektedir. Aksi taktirde 2872 sayılı Yasanın 10. maddesinde belirtildiği üzere, Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça projelerle ilgili onay ve izin verilemez.

    Bu durumda, İdare Mahkemesi’nce, dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi gerekirken, aksi yönde verilen kararda hukuki isabet bulunmamaktadır.” diyerek  Çevre ve Orman Bakanlığı’nın Munzur Vadisi Milli Parkı’nda yapımı planlanan 4 Baraj ve 5 HES Projesi ile Mercan Reg. HES Projesine Millî Parklar Kanunu’nun 14. maddesi çerçevesinde verdiği izin kararının iptal edilmesi gerektiğini belirtmişti. Milli Parklar Kanunu’nun 14. maddesi uyarınca Millî Park olarak ilan edilen sahalarda Baraj ve HES dahil tesis inşasının ön şartı Bakanlığın iznidir. Dolayısıyla Bakanlığın Munzur Millî Parkı’na dair verdiği Baraj ve HES izninin iptal edilmesi gerektiğinin ortaya konulması son derece önemliydi.

    “MUNZUR VADİSİ İÇİN TARİHİ KARAR VERİLDİ”

    Kararın Millî Parklar ve Planlama Mevzuatı bakımından emsal nitelikte olduğunu dile getiren Yıldırım, “Zira, Danıştay ilk defa bir kararında Millî Parklar Kanunu’nun 14. maddesi çerçevesinde bir Millî Parkta kamu yararı açısından tesis inşasına izin verilebilmesi için öncelikle Çevresel Etki Değerlendirmesi süreci işletilmesi gerektiğini belirtmişti. Ayrıca Danıştay 10. Dairesi Munzur Vadisi Millî Parkı’na projelendirilmiş Baraj ve HES’lere izin verilebilmesi için ayrı ayrı proje bazında değil tüm projeler için toptan bir ÇED süreci işletilmesi gerekliliğini belirtmekteydi. Karar bu yönüyle ilk nitelikteydi” dedi.

    Yıldırım, “Üzerinde önemle durulması gereken diğer husus ise Milli Park Uzun Devreli Gelişme Planı ve ÇED ilişkisidir” dedi ve şöyle devam etti:

    “Danıştay kararı analiz edildiğinde Milli Park gibi doğa koruma statülerine sahip alanlara dair Uzun Devreli Gelişme Planları oluşturulmadan önce mutlaka ÇED sürecinin tamamlanması ve sonucuna göre planlama yapılması gerektiği de ortaya konulmuştu. Bu durum bugüne kadarki idari yaklaşımı da değiştirecek nitelikteydi. Zira mevcut uygulamada önce Uzun Devreli Gelişme Planı, Koruma Amaçlı İmar Planı yapılmakta sonrasında ise söz konusu alanlara dönük Baraj ve HES gibi projeler var ise proje bazında ÇED süreci işletilmekteydi. Mevcut kararda ise “önce tüm projeler için toptan ÇED; sonra plan, proje” denilmişti.

    Gelinen aşamada, Danıştay 10. Dairesi’nin Kararı’nın kaldırılması maksadıyla davalı Orman ve Su İşleri Bakanlığı, Konaktepe Elektrik Üretim A.Ş. ile Zorlu Doğal Elektrik Üretim A.Ş.’nin yaptığı Karar Düzeltme başvurusu Danıştay tarafından reddedilmiştir. Böylelikle gerek Munzur Vadisi Millî Parkı bakımından ve gerekse de Millî Parklar hukuku bakımından tarihi bir karar verilmiştir.”

    DERSİM/PİRHA