Etiket: murat belge

  • Prof. Dr. Yalçınkaya: Aleviler onlar için insan değil, Alevinin ölüsü de ölü değil!-VİDEO

    Prof. Dr. Yalçınkaya: Aleviler onlar için insan değil, Alevinin ölüsü de ölü değil!-VİDEO

    PİRHA- Halkların Köprüsü Derneği’nin buluşmasında konuşan Prof. Dr. Ayhan Yalçınkaya, “Tüm aşamalardan sonra Sünnileşmemiş ve Türkleşmemiş iseniz artık en başa dönüyoruz. Yani ‘siz insan değilsiniz, size her yol mübah’ deniliyor. Şu anda bunun temel aracı da merkezi kurum olan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’dır” dedi. Yalçınkaya, bu kurumun sivil olan, devlet dışında kalmış Alevi örgütlenmelerine el koymaya çalıştığını belirterek “Ya devletin Sünniliği gibi normatif bir yapıyı kabul edip insan olarak kalmaya devam edeceksiniz ya da bunu ret ederseniz. Süreç başa dönecektir!” diye belirtti. 

    İzmir’de çalışmalarını yürüten Halkların Köprüsü Derneği, “Güzel Çarşamba Buluşmaları” kapsamında bu hafta Alevilik, din antropolojisi, din ve siyaset ilişkisi, siyasal bünye ve siyasal düşünceye dair çalışmalar yürüten Prof. Dr. Ayhan Yalçınkaya‘yı konuk etti.

    Moderatörlüğünü Mehmet Kuyurtar’ın yaptığı buluşmada Prof.Dr. Ayhan Yalçınkaya, “Herkesin Bildiği, Kimsenin Görmediği: Alevi Sorunu” başlığıyla söyleşi gerçekleştirdi.

    DERSİM RAPORLARI VE MURAT BELGE’NİN ÇEVİRİSİNDEKİ ENSESTLİK 

    1930-1937 yılları arasında tutulan devlet raporlarında Dersimli Kızılbaş Alevilere yönelik ensestlik söylemlerine kimi örnekler vererek tepki gösteren Yalçınkaya, “Dersim raporlarında mezhep ve adet dilinin Türkçe, Dersimli kadınların ‘oynaş’ olduğuna yer veriyor. Bununla bitmiyor ve benzer şeyler sürekli tekrarlanabiliyor. Yani onlar için ülke sınırları içerisinde ensest tabusunu çiğneyen bir topluluk var. Bırakalım 1930’lu yılları, 60’lı yıllardan bugüne kadar bunlar kitaplarda duruyor. Sosyalistim diye geçinen Murat Belge çevirdiği bir kitapta ensestliği Kızılbaşlık diye çevirdi. Ve bu anlaşıldığı zaman özür dilemeye davet edildiği halde ağzını bile açmadı. O Murat Belge; yapar, konuşur, bütün çamları devirir, herkese hakaret eder ama kimse kılına dokunamaz. Bunu kötü niyet ve cehaletle mi açıklayacağız? Hayır asla! Dönemin Dersim raporlarında kaç tahta kurusu, kaç pire olduğu dahil sayılmış, raporlara geçilmiş. Dolayısıyla ensest tabusunun olmadığını, çiğnenmediğini çok iyi biliyorlar. Sözüm ona şunu iddia ediyorlardı. Dersim’de köprünün yakılması, karakolun yakılması ve bir askerin öldürülmesi ne içindi? Kendi kaynaklarınız bunun namus meselesi olduğunu söylüyor. Bunlar bu kadar ‘namussuz’ ise neden bir askeri öldüren kişiyi teslim etmek yerine sonuna kadar savundular ve karşılığında binlerce kişi öldü? Bu kadar mı izanınızı yitirdiniz? Bu sözüm aynı zamanda Murat Belge’yedir de” diye konuştu.

    “ENSESTLİK SUÇLAMASI KIZILBAŞ TOPLULUKLARA YÖNELİK POLİTK BİR MESELEDİR”

    Genel itibariyle Kızılbaş-Alevi topluluklara yönelik ‘ensest’ suçlamasının politik bir mesele olduğu vurgusunda bulunan Prof. Dr. Ayhan Yalçınkaya, “İnsanı insan yapan, hayvanın dışında bir şeye dönüştüren kültürel form nedir? İnsanı insan yapan şey kesinlikle ve kesinlikle devlet ya da siyaset kurumunun ta kendisidir. İnsan ancak devletli bir varlık olarak kurulabildiği için bunun Alevilerle çok yakından bir bağlantısı var. Aleviler kesinlikle ve kesinlikle insan değildir. Niye insan değildir? Devlet yoksa, kurumsallaşmış siyasetin çeşitli biçimleri ile karşılaşmıyorsak üç temel şey yoktur.
    Bir, kesinlikle orada din yoktur, çünkü din devlet içindir, devlet din için değildir. Devletin olmadığı yerde dine de ihtiyaç yoktur.
    İkincisi, orada bir cinsiyet rejimi yoktur. Cinsiyet rejimi derken kastettiğimiz şey kadın-erkek iktisadi/kültürel rolleri, toplumsal işlevleri arasındaki bir sınıf çizgisi yoktur. Üçüncü bilinen şey ise devlet yoksa emek de yoktur. Yani üretici güçlerin neyi üreteceği, neyi paylaşacağı, toplumsal artının kime nasıl dağıtılacağına dair bir karar da yoktur. Dersim raporları buna da değinir. Dersim raporlarını kaleme alanlar için, bütün Dersimliler hırsızdır, soyguncudur. Ağalar ve seyitler onlar için sömürücüdür. Bu raporlarla bağlantılı olarak bütün Dersimlileri hırsız, soyguncu olarak nitelendirmek burada bir emek rejiminin olmadığına göndermedir. Dolayısıyla genel olarak Kızılbaş topluluklar eğer ensest ile suçlanıyorsa bu doğrudan politik bir meseledir” diye belirtti.

    “ALEVİLER ONLAR İÇİN İNSAN DEĞİL VE HALA BÖYLE”

    Yalçınkaya şöyle devam etti:

    “Yani ‘insan olarak kurulmamaları’ doğrudan devletle kurdukları ilişkileri ya da devletle ilişkisizlikleri ile ilgili. Ya da kendi iç işleyişleri gereği devlete ihtiyaç duymamaları. Kızılbaş topluluklar dönemin koşulları içerisinde uzun yüzyıllardır devlete ihtiyaç duymadan yaşadılar. Kendi toplumsal/dinsel kurumları devlete yer bırakmıyordu. Devlet dediğiniz şey neydi ki? Devlet dediğiniz şey eninde sonunda insanları gayri-siyasi varlık haline getirerek siyasileştirir. Yani bizim siyasal varlığımızla inkar etmemizle kendisi var olabilir. Alevi siyasi bünyesi devlete bu şansı vermiyor. Alevilerin kadınların ve özellikle ensest üzerinden vurulmaya çalışılması cehaletle veya tüm azınlık toplulukların baştan itibaren suçlandığı gibi bir suçlamayla karşı karşıya olduğu biçimiyle açıklanmamalı. Alevilik söz konusu olduğunda bu açıklama yetmiyor. Dönüp mutlak devletle ilişkisine, devletle mesafesine yani ‘insan olup olmamasına’ bakmamız gerekiyor. Aleviler bu yanıyla onlar için insan değil ve hala böyle.”

    HATUN TUĞLUK’UN CENAZESİNE SALDIRIYI HATIRLATMA

    Prof. Dr. Yalçınkaya, Aysel Tuğluk’un annesi Hatun Tuğluk’un cenazesine yönelik 13 Eylül 2017’de gerçekleşen saldırıyı da hatırlattı.

    “Alevinin ölüsü ölü değil” diyen Yalçınkaya, “İnsanın ölüsünü gömen varlık olabilmesi için önce ölüsünün doğması yani ortada bir ölünün olması gerekir. Alevinin ölüsü ölü değil, ceset. Naaş diyemiyorlar. Çünkü naaş Sünni Müslümana ait bir şey. Allah’tan rahmet dileyemiyorsunuz Sünni Müslümana dilenir. Ölüyü gömebilecek insanın doğabilmesi için, önce ölenin ölü olarak kodlanabilmesi gerekir. İşte en çarpıcı olan Hatun Tuğluk örneğini hep birlikte yaşadık. Hatun Tuğluk hasta bir kadın ve Hakk’a yürümüş. Vasiyetinde Ankara Gölbaşı’nda gömülmesini istemiş. İlk olayı çıkaranlar ‘burası Sünni mezarlığı, Kızılbaşı defnettirmeyiz’ dediler. Sonra grup kalabalıklaştıkça Sünni argümanı yerini Türklüğe bıraktı ve ‘burası Türk mezarlığı, Ermeniyi defnettirmeyiz’ dediler. Kürt diyemediler, Kürt’ü defnettirmeyiz diyemediler. Ama onun bir adım ötesi Kürt’ü de defnettirmemek. Çünkü Kürt’ün ölüsü de ölü değil. Dolayısıyla önce ölümüzü gömebilecek varlık olabileceğiz ki insan olabilelim” ifadelerini kullandı.

    “CEMEVİ BAŞKANLIĞI, DEVLET DIŞINDA KALMIŞ ALEVİ ÖRGÜTLENMELERİNE EL KOYMAYA ÇALIŞIYOR”

    Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın devlet dışı kalmış Alevi örgütlemelerine el koymaya çalıştığını dile getiren Yalçınkaya, “Tüm aşamalardan sonra Sünnileşmemiş ve Türkleşmemiş iseniz artık en başa dönüyoruz. Yani ‘siz insan değilsiniz, size her yol mübah’ deniliyor. Şu anda bunun temel aracı da merkezi kurum olan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’dır. Bu kurum tümüyle Alevi çalıştaylarının zihniyetiyle ortaya çıktı. Yeniçeri kırımında nasıl ki sivil Alevi halk topluluklarını katletmiş ve başına Nakşiler getirilmiş ise aynı şekilde burada sivil olan devlet dışında kalmış Alevi örgütlenmelerine el koymaya çalışıyor. Cemevi hizmetlerinden, eğitim faaliyetlerine kadar tüm çalışmaların bu kurumun denetimi ile sürdürüleceği ve Alevi-Bektaşi inanç önderlerinin bu yapı içerisinde kadro edilebileceği söyleniyor. Bütün kavga buradan çıkıyor ve dolayısıyla son aşamadayız. Ya devletin Sünniliği gibi normatif bir yapıyı kabul edip insan olarak kalmaya devam edeceksiniz ya da bunu ret edersiniz. Süreç başa dönecektir! Ve süreç başa dönme eğiliminde” dedi.

    Söyleşi soru cevap ile son buldu.

    Ersin ÖZGÜL/İZMİR

  • FEDA: Aleviliğe herkes saygı duymak zorunda; hakaret basit bir hata olarak görülemez

    FEDA: Aleviliğe herkes saygı duymak zorunda; hakaret basit bir hata olarak görülemez

    PİRHA- FEDA, Yazar Çevirmen Murat Belge’nin yıllar önce ‘ensest’ kelimesini ‘kızılbaşlık’ olarak Türkçeye çevirmesine ve HÜDA-PAR’ın Dersim’de aday çıkartıp, Seyit Rıza heykelini ziyaret etmesine tepki gösterdi. Açıklamada “FEDA olarak bu zulüm düzenine her yerde ve her ortamda karşı çıkmak bizim boynumuzun borcudur. O nedenle Aleviliğe ve Alevilere karşı yapılan her saldırıya karşı sesimizi yükselteceğiz” denildi. 

    Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA), Yıllar önce çevirdiği kitapta geçen ensest sözcüğünü Kızılbaşlık olarak çeviren Yazar Çevirmen Murat Belge’ye ve HÜDA-PAR’ın Dersim Belediye Başkan Adayına sert tepki gösterdi.

    FEDA yaptığı yazılı açıklamada şu ifadelere yer verdi:

    “Alevilik vardır! Alevilik haktır! Herkes saygı duymak zorundadır! Alevilere yönelik saldırıların düzeyini anlamak için son birkaç günün bilançosunu hatırlatmak gerekiyor. Murat Belge adlı sözde aydın, değerli inancımız Kızılbaşlığı(Aleviliği) ensest olarak tanımlamış. Sanatçı olduğunu sanan birisi
    Aleviliği, ti’ye almaya çalışmış. Hür Dava Partisi (HÜDA-PAR) Dersim’de Alevi aday çıkartmış ve pirimiz Seyit Rıza’nın evini ziyaret ederek açıklama yapmış. Elbette bizim bunların her birisine ayrı ayrı cevap vermemiz gerekiyor. Ayrı şekilde bunlara yol açan, bu sisteme, bu devlete ve bugün bu devletin başı olan Erdoğan’a da söyleyeceklerimiz olacaktır.

    “BASİT BİR HATA OLARAK GÖRÜLEMEZ!”

    Murat Belge bu ülkenin tipik aydını olarak kabul ediliyor. Bu şahsın esasında sözde aydın olarak yaptığı bir kitap çevirisinde “Kızılbaş” sözünün karşılığını “ensest” olarak çevirmesi, bu çok okumuşun aslında hiç de aydın olmadığının açık kanıtıdır. Çok okumuş olmak aydın olmak için yeterli kriter değildir. Elbette aydın olmak her şeyi bilmeyi gerektirmez. Ancak 20 milyon Alevi’nin yaşadığı ve Alevilerle ilgili sayısız sosyal, siyasal, kültürel çalışmanın olduğu, Alevilerin defalarca katliamlara ve soykırımlara uğradığı bu topraklarda, Aleviliği böyle tanımlamak, basit bir hata olarak görülemez. Bu düpedüz
    soykırımcı yaklaşımın tezahürüdür. Benzer bir ahlaksızlığı kendisini sanatçı sanan bir başkası da yapmıştır.

    HÜDA-PAR ADAYINA TEPKİ: DERSİM HALKI GEREKEN CEVABI VERECEK!

    Değerli canlar, sizlerle paylaşmamız gereken çok önemli bir başka konu da Dersim’de HÜDA-PAR’ın belediye başkan adayı çıkartmış olması ve bu adayın pirimiz Seyit Rıza’nın heykelini ziyaret etmiş olmasıdır. Öncelikle çok net olarak ifade etmek gerekir ki, bu Aleviliğe, özellikle de Reya Haq Aleviliğine yapılmış seviyesiz bir saldırıdır. Değerli pirimiz Seyit Rıza’nın HÜDA-PAR gibi bütün varlığını Alevi düşmanlığı üzerinde kurmuş olan bir zihniyetin temsilcilerinin ziyaretine ihtiyaçları yoktur. Pir Seyit Rıza’nın bu şekilde kirletilmesine hiçbir Alevi’nin rızalığı olmayacaktır. HÜDA-PAR’ın Dersim’de aday göstermesi, nahak AKP iktidarının Alevilere karşı yürütmekte olduğu soykırımdan bağımsız değildir. Dersim halkının inkârcılara, katliamcılara hak ettiği cevabı vereceğine olan inancımız tamdır.

    “ALEVİLİĞİ YOK ETMEYE ÇALIŞIYORLAR” 

    Bu zihniyetin bugün iktidarda olan temsilcileri AKP ve MHP, işte tam da bu şekilde Aleviliği yok etmeye çalışıyorlar. Bir yanda sözde demokrat insanlar tarafından Alevilik, ‘sapkın’ bir inanç olarak tanıtılmaktadır. HÜDA- PAR gibi Alevi düşmanı, Hizbullah zihniyetli, eli kanlı örgüt, Aleviler’in serçeşmesinde Alevi değerlerini sahiplenmeye kalkışıyor. Bu yaklaşım Aleviliği yok etmek amacıyla, insanlık ve Alevi düşmanlarının, soykırımcıların yaklaşımıdır. Değerli canlar, hiç kuşku yoktur ki, bu yaklaşımlar, dün Koçgiri’de, Dersim’de, Sivas’ta, Maraş’ta, Malatya’da, Madımak’ta ve Gazi’de yapılan katliam ve soykırımlardan güç almaktadırlar. Devletin kendisi ve devletle iş tutan bütün kurum ve şahıslar, dün olduğu gibi bugün de Aleviliği ve Alevileri ortadan kaldırmak için bu saldırıları yapmaktadırlar.

    “SESİMİZİ YÜKSELTECEĞİZ”

    Sevgili canlar, biz FEDA olarak yapılan saldırıların kimler tarafından yapıldığını da, neyi amaçladığını da biliyor ve çok yakından izliyoruz. HÜDA-PAR’ın varlığı ve yaptıkları Aleviliğin ve Aleviler’in temel mücadele sorunudur. FEDA olarak bizler bu İŞİD zihniyetinin kendisini de bu zihniyetin siyasi hayata taşınmasını da insanlık adına zararlı ve tehlikeli buluyoruz. O nedenle HÜDA PAR’a karşı mücadelemiz soykırımcılara karşı mücadele olarak zafere ulaşana kadar devam edecektir.
    Sevgili canlar, FEDA olarak bu zulüm düzenine her yerde ve her ortamda karşı çıkmak bizim boynumuzun borcudur. O nedenle Aleviliğe ve Alevilere karşı yapılan her saldırıya karşı sesimizi yükselteceğiz.”

    PİRHA/ALMANYA

  • ‘Ensest’i ‘Kızılbaşlık’ olarak çeviren Murat Belge’ye tepki: Kötülüğün dibi, özür dilemeli!

    ‘Ensest’i ‘Kızılbaşlık’ olarak çeviren Murat Belge’ye tepki: Kötülüğün dibi, özür dilemeli!

    PİRHA- Adam yayınlarından 1982 yılında çıkan William Faulkner’in ‘Döşeğimde Ölürken’ romanını çeviren ve bir cümlede geçen ‘ensest’ sözcüğünü ‘Kızılbaş’ olarak çevirdiği ortaya çıkan Murat Belge’ye Aleviler, aydınlar tepki gösterdi. Belge’nin derhal özür dilemesi gerektiği belirtildi. Bu arada, kitabın 2021 yılındaki baskısında ‘Kızılbaşlık’ sözcüğünün çıkarıldığı görülüyor. 

    Türkiye’de Alevilere yönelik nefret söylemleri, iftiralar çevirilere de yansıyor.

    Yazar-Çevirmen Murat Belge, Adam yayınlarından 1982 yılında çıkan William Faulkner’in ‘Döşeğimde Ölürken’ romanında “ensest” sözcüğünü “kızılbaşlık” olarak çevirmiş!

    Yazar Taylan Kara’nın yazısına göre Murat Belge aslı “One of them had to ride backward because the state’s money had a face to each backside and a backside to each face, and they are riding on the state’s money which is incest” olan cümleyi şu şekilde çevirmiş:

    “Birisinin öyle gitmesi gerek çünkü devletin parasının her yüze bir sırtı var, her sırta da bir yüzü ve onlar da devlet parasıyla trende gidiyorlar ki buna da kızılbaşlık denir.”

    Yazar Taylan Kara X hesabından şunları yazdı:

    “Türkiye’de düşünce dünyasında çok sıkı bir ilişkiler ağı var. Bazı insanlar ne yaparsa yapsın asla ama asla leke tutmuyor. O insanlara her şey serbest ve o insanlar ne yaparsa yapsın en küçük bir eleştiri yapmak dahi yasak. Bu dokunulmazların öyle fanatik bir mürit kitlesi ve öyle sıkı bir şebekesi var ki bu kitle gözlerinin önünde olan bir olayı kolayca inkar edip düşman gördüklerine her türlü iftirayı atabiliyor.”

    Ancak kitabın 2021 yılındaki baskısında çeviri düzeltilip ‘ensest’ yazılmış.

    Haberin duyulması üzerine Murat Belge’ye Alevilerden ve aydınlardan tepkiler gecikmedi. Tepkilerden bazıları şöyle:

    “İKİ ELİMİZ YAKASINDA OLACAK”

    Alevilerin Sesi Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Erdal Kılıçkaya: Kötülüğün dibi bunlar! Bu duruma önce bu ülkenin aydınları, sanatçıları, yazarları, solcuları, kadınları, gençleri tepki göstermeli. Bu kin ve nefret söyleminin muhatabı sadece Aleviler değil, bu coğrafyanın tüm kendisine insanım diyenleridir.
    Murat Belge bu kin ve nefret söyleminden dolayı derhal önce Alevilerden, sonra tüm kamuoyundan özür dilemelidir. Bu hatasını derhal düzeltmez ise her daim iki elimiz iki yakasında olacaktır. Biline…

    Prof. Dr. Bedriye Poyraz: İnanılır gibi değil, özür dilemeli!

    Doç. Dr. Ayfer Karakaya: Hep söylüyorum, Alevifobi dindarlarla sınırlı bir hastalık değil diye.

    Akademisyen Kudret Nezir Yunusoğlu: Yıllarca Güney Edebiyatı dersimde öğrencilerimle Faulkner ve ensest sembolizmi üzerine konuşmuşuzdur. Bir kere bile aklımdan geçmeyen Kızılbaşlık ifadesini Murat Belge gibi tecrübeli bir eleştirmen ve çevirmenin aklına getiren çarpık kültürel kodlama, ülkemizdeki Alevilik ile ilgili önyargıların nerelere kadar işlemiş olduğuna dair çok hazin bir örnektir.

    “TAM BİR ZAVALLILIKTIR”

    Gazeteci-Yazar Mustafa Kemal Erdemol: Murat Belge’nin ifadeleri egemen söylemden kendisini kurtaramamış liberal başıbozukluğun boşboğazlıkla birleşince ne tür pislikler saçabildiğini gösteriyor. Kendilerine ait tek bir özgün “kavramı” olmayan bu tiplerin başkalarının alçaklık dolu kavramlarına başvurması tam bir zavallılıktır. Hayattayken ölmeyi başardığı için Belge’yi “kutlarım”

    Akademisyen-Şair Abbas Karakaya: Adam Yayınları nasıl müsaade etmiş buna?

    PİRHA/İSTANBUL

     

    İLGİLİ HABER

    Nefret mi cehalet mi? Murat Belge, ‘ensest’ sözcüğünü ‘Kızılbaşlık’ olarak çevirmiş!

     

     

  • Nefret mi cehalet mi? Murat Belge, ‘ensest’ sözcüğünü ‘Kızılbaşlık’ olarak çevirmiş!

    Nefret mi cehalet mi? Murat Belge, ‘ensest’ sözcüğünü ‘Kızılbaşlık’ olarak çevirmiş!

    PİRHA-Adam yayınlarından 1982 yılında çıkan William Faulkner’in ‘Döşeğimde Ölürken’ romanını çeviren Murat Belge, “ensest” sözcüğünü “kızılbaşlık” olarak yazmış. 2021 yılında çeviri düzeltilse de Murat Belge bu konuda bir açıklama yapmadı, özür dilemedi. 

    Türkiye’de Alevilere yönelik yapılan nefret söylemleri, iftiralar çevirilere de yansıyor, Alevilere dönük çarpık bakış açısını da yansıtıyor.

    Murat Belge, Adam yayınlarından 1982 yılında çıkan William Faulkner’in ‘Döşeğimde Ölürken’ romanında “ensest” sözcüğünü “kızılbaşlık” olarak çevirmiş!

    Çevirmen Fatih Özgüven de aynı konu ile gündeme gelmişti. Özgüven kamuoyundan özür dilerken Murat Belge’den bir açıklama gelmedi.

    Yazar Taylan Kara’nın yazısına göre Murat Belge aslı “One of them had to ride backward because the state’s money had a face to each backside and a backside to each face, and they are riding on the state’s money which is incest” olan cümleyi şu şekilde çevirmiş:

    “Birisinin öyle gitmesi gerek çünkü devletin parasının her yüze bir sırtı var, her sırta da bir yüzü ve onlar da devlet parasıyla trende gidiyorlar ki buna da kızılbaşlık denir.”

    Ancak kitabın 2021 yılındaki baskısında çeviri düzeltilip ‘ensest’ yazılmış.

    Taylan Kara aynı zamanda konuya ilişkin açıklama dahi yapmayan Murat Belge’ye yeteri kadar tepki gösterilmediğini belirterek, “Türkiye’de düşünce dünyasında çok sıkı bir ilişkiler ağı var. Bazı insanlar ne yaparsa yapsın asla ama asla leke tutmuyor. O insanlara her şey serbest ve o insanlar ne yaparsa yapsın en küçük bir eleştiri yapmak dahi yasak. Bu dokunulmazların öyle fanatik bir mürit kitlesi ve öyle sıkı bir şebekesi var ki bu kitle gözlerinin önünde olan bir olayı kolayca inkar edip düşman gördüklerine her türlü iftirayı atabiliyor” diye yazdı.

    PİRHA/İSTANBUL

    Kaynaklar:
    Murat Belge’nin Ensest Kızılbaşlık Çevirisi
    Adolf Hitler’in Gerekçeleri, Ensest-Kızılbaşlık Çevirisi, Şebekenin Suskunluğu