Etiket: murat emir

  • DEM Parti, CHP, EMEP ve Yeni Yol Partisi’nden İçişleri Bakanlığına siyah çelenk-VİDEO

    DEM Parti, CHP, EMEP ve Yeni Yol Partisi’nden İçişleri Bakanlığına siyah çelenk-VİDEO

    PİRHA – DEM Parti, CHP, EMEP ve Yeni Yol Partisi, kayyım atamalarına karşı İçişleri Bakanlığı önüne siyah çelenk bıraktı.

    DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, CHP Grup Başkanvekili Murat Emir ve Yeni Yol Partisi Grup Başkanı Bülent Kaya ile Emek Partisi (EMEP) Milletvekili Sevda Karaca, kayyım atamaları ve gözaltı operasyonlarına karşı İçişleri Bakanlığı önünde ortak açıklama yaptı.

    Gülistan Kılıç Koçyiğit konuşmasında, kayyımların hiçbir yasal dayanağı olmadığını vurguladı. Kayyım kararının anayasaya aykırı olduğunu söyleyen Koçyiğit, şu konuşmayı yaptı:

    “Hiçbir yasal dayanağı olmayan bir işlem tesis ediliyor. Bize OHAL döneminde çıkarılmış bir Kanun Hükmünde Kararnameyi adres gösteriyorlar. Bu ülkede darbe yapanlar da iç mevzuattan güç aldıklarını söylüyorlardı. Bugün bu kanun maddesinin olması Anayasa’ya aykırı olmadığı anlamına gelmiyor. Bu kanun maddesi meşru değildir, hukuki değildir, ahlaki değildir, vicdani değildir. Bu ülkede toplumun bir kesiminin yurttaşlık hakları askıya alınıyor. En temel hakkı olan seçme seçilme hakkı yok ediliyor. Bir nevi yurttaşlıktan çıkarma girişimidir bu. Yarın gözü keserse parlamentoyu feshedeceklerdir, demokrasiyi askıya alıp seçimleri iptal edecekler. Bu nedenle bu mesele sadece bir partinin meselesi değildir. Sadece Kürt halkının meselesi değildir. Kayyum Siirt’e atanmadı, kayyum bütün Türkiye’ye atanmıştır. Her bir yurttaşa atanmıştır. Bu nedenle birlikte olmak, birlikte itiraz etmek, birlikte mücadeleyi örmek gibi tarihi bir sorumlulukla karşı karşıyayız” diye konuştu.

    “ASLA BOYUN EĞMEYECEĞİZ”

    CHP Grup Başkanvekili Murat Emir ise halkın oylarının gasp edildiğini belirterek şunları söyledi:

    “Boyun eğmeyeceğiz. Bu ülkenin her yerinde kullanılan her bir oy aynı değerdedir, aynı derecede kutsaldır. Anayasa açısından da eşittir. Ama Ovacık’taki seçince ‘seçemezsiniz’, Esenyurt’taki seçince ‘seçemezsiniz’, Siirt’teki ve Mardin’deki seçince ‘seçemezsiniz’ diyorsanız, tek meşru sandığı kendi seçildiğiniz sandık sanıyorsanız siz bir otoritesiniz. Siyasi partiler olarak halkımızın hukukunu, hakkını savunmak üzere buradayız. Bu hukuksuzluklara, haksızlıklara asla boyun eğmeyeceğiz. Hukuk demesinler, yargı kararı demesinler.

    KAYA: KESİNLEŞMİŞ BİR HÜKÜM YOK

    Bülent Kaya ise Siirt Belediye Eşbaşkanı Sofya Alağaş hakkında kesinleşmiş bir mahkeme kararının bulunmadığına işaret ederek, “İlgili belediye başkanı bir buçuk yıldan beri hakkındaki bu dava devam ediyorken de belediye başkanlığı yaptı. Siirt’te de herhangi bir olumsuzluk meydana gelmemişti. Bugün ilk derece mahkemesinin verdiği karar bir kesin hüküm değildir. Hakkında kesinleşmiş bir mahkeme kararı olmayan herkes kanunlar önünde suçsuzdur. Esenyurt’ta milletin seçmiş olduğu meclis üyeleri kendi başkanını seçemezken, 20-30 kilometre ötedeki Beşiktaş Belediyesi ise kendi meclisi içerisinden bir başkanvekili seçti. Şimdi 20-30 kilometre uzakta 2 farklı demokrasiyi siz Türkiye’ye nasıl izah edeceksiniz? Beşiktaş’ta ayrı demokrasi, Esenyurt’a ayrı demokrasi olabilir mi?” ifadelerini kullandı.

    KARACA: HALK ‘ARTIK YETER’ DİYOR

    Emek Partisi (EMEP) Milletvekili Sevda Karaca ise, “Halk ‘en küçük ortak paydada bile buluşabiliyorsak buluşalım, artık yeter’ diyor. Biz burada o ‘artık yeter’ sözünü birlikte yükseltmek için bir aradayız. Tek adam rejimi, demir yumruğuyla ağzını açan herkesi susturmak istiyorsa, bize düşen ses çıkaranların sesinin birleşmesinin olanaklarını, araçlarını yaratmaktır. Bunun mücadele kanallarını açmaktır” dedi.

    SİYAH ÇELENGE ENGEL

    Açıklamanın ardından bakanlığın önüne siyah çelenk bırakılmak istendi. Polisler, çelenk bırakılmasını engellemeye çalıştı. Partililer, engellemeye rağmen çelenk bıraktı. Bu sırada milletvekilleri ve beraberindeki yurttaşlar “Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz” sloganları attı.

    Kaynak: MA

     

  • CHP, Can Atalay için Meclis’i 10 Eylül’de olağanüstü toplantıya çağırdı

    CHP, Can Atalay için Meclis’i 10 Eylül’de olağanüstü toplantıya çağırdı

    PİRHA- Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Can Atalay için TBMM’yi bir kez daha olağanüstü toplantıya çağırdı. Parti Grup Başkanvekili Murat Emir, Meclis’i, 10 Eylül Salı günü saat 14.00’te olağanüstü toplantıya çağırdıklarını duyurdu.

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Can Atalay için TBMM’yi bir kez daha olağanüstü toplantıya çağırdı. CHP, Türkiye İşçi Partisi’nden Hatay milletvekili seçilen ve AYM’nin, milletvekilliğinin düşülmesi hakkında “yok hükmünde” kararını verdiği Can Atalay için Meclis’i 10 Eylül Salı günü saat 14.00’te olağanüstü toplantıya çağırdı.

    Başvuru, Genel Başkan Özgür Özel ile partinin grup başkanvekilleri Murat Emir, Gökhan Günaydın ve Ali Mahir Başarır imzasıyla yapıldı. Başvuru gerekçesi olarak, “Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmaması” gösterilirken, dilekçede Anayasa Mahkemesi’nin Can Atalay ile ilgili aldığı kararın Meclis Genel Kurulu’nda okutulması istendi.

    “UMUYORUM Kİ MECLİS BAŞKANI ANAYASA’YA UYGUN BİR KARAR VERECEKTİR”

    Olağanüstü toplanma çağrısını Parti Grup Başkanvekili Murat Emir, Meclis’teki basın toplantısında duyurdu.

    Emir, “Başvurumuzu CHP olarak yaptık. Diğer siyasi partilerin bir önceki tutumları devam etmektedir. Kendileri Can Atalay’ın görevine dönmesi için özverili bir tutum sergilediler. Umuyorum ki Meclis Başkanı Anayasa’ya uygun bir karar verecektir. 10 Eylül’de Meclis’i toplayacaktır” diye konuştu.

    PİRHA/ANKARA

  • CHP’den Can Atalay çağrısı: Hukuksuzluğa son verilsin, tahliye edilmesi şarttır

    CHP’den Can Atalay çağrısı: Hukuksuzluğa son verilsin, tahliye edilmesi şarttır

    CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, AYM’nin Can Atalay kararına ilişkin, “Yargının tepesindekilerin bu hukuksuzluğa son vermesi ve Can Atalay’ı tahliye etmesi şarttır. Can Atalay bir an önce Meclis’te yeminini etmeli ve milletten aldığı görevini hakkıyla yapmak için emek vermelidir” dedi. 

    CHP Grup Başkanvekili Murat Emir Meclis’te düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

    “CAN ATALAY BİR AN ÖNCE MECLİS’TE YEMİN ETMELİ”

    Anayasa Mahkemesi’nin, Gezi tutuklusu Can Atalay’ın, milletvekilliğinin düşürülmesinin yok hükmünde olduğunun tespiti ile işlemin iptali ve yürürlüğünün durdurulması talebiyle yapılan başvurudaki, “karar verilmesine yer olmadığına” dair hükmünün gerekçesini açıklamasını değerlendiren Murat Emir, Anayasa Mahkemesi kararlarının herkesi ve tüm kurumları bağladığını söyledi.

    Emir, Yüksek Mahkemenin, “Can Atalay’ın seçildiği andan itibaren dokunulmazlığı olduğu için yargılanamayacağı, yapılan yargılamanın, verilen hükmün ve Mecliste İçtüzüğün de ihlal edilerek okunan hükmün yok hükmünde olduğunu ve Can Atalay’ın milletvekili olduğunu” belirttiğine işaret etti.

    Emir, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Anayasa Mahkemesi daha önceki kararları doğrultusunda ‘milletvekili seçildiği gün dokunulmazlığı kazanmıştır bu kişi’ diyor… Yargıtay ise ‘ben tanımam bunu, ben yargılamaya devam edeceğim hem de hüküm vereceğim.’ diyor. Yargının tepesindekilerin bu hukuksuzluğa son vermesi ve Can Atalay’ı tahliye etmesi şarttır. Can Atalay bir an Meclis’te yeminini etmeli ve milletten aldığı görevini hakkıyla yapmak için emek vermelidir. Yapılması gereken budur.”

    (HABER MERKEZİ)

    İLGİLİ HABERLER

    Anayasa Mahkemesi: Atalay’ın vekilliğinin düşürülmesi kararı yok hükmündedir

     

  • ‘Etki ajanlığı’ düzenlemesi tepkiler sonucu geri çekiliyor

    ‘Etki ajanlığı’ düzenlemesi tepkiler sonucu geri çekiliyor

    PİRHA- CHP Meclis Grup Başkanvekili Murat Emir “etki ajanlığı” düzenlemesinin 9’uncu Yargı Paketi’nde yer almayacağını söyledi.

    9’uncu Yargı Paketi’nin tamamının geri çekilmesine dönük kadınlardan ve toplumdan yana çağrılar sürerken “etki ajanlığı” düzenlemesinin geri çekildiği açıklandı.

    CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, “etki ajanlığı” düzenlemesinin paketten çıkarıldığını açıkladı. Meclis’te bir grup gazeteci ile bir araya elen Murat, “9’uncu Yargı Paketi medyada yer buldu. Dezenformasyon Yasası’ndaki gibi dilediklerini yargılamak gibi kaygımız vardı. Geldiğimiz noktada 9’uncu Yargı Paketi’nde bunun yer almayacağı bize söylendi” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Havuz medyasının servis ettiği o ismin, CHP’nin adayı olmadığı netleşti!

    Havuz medyasının servis ettiği o ismin, CHP’nin adayı olmadığı netleşti!

    PİRHA – Havuz medyası tarafından CHP’nin Ankara Güdül Belediye Başkan Adayı Mehmet Doğanay’a ait olduğu iddiasıyla paylaşılan videonun asılsız olduğu öğrenildi. 

    CHP’nin Ankara Güdül Belediye Başkan Adayı Mehmet Doğanay’ın olduğu iddia edilen bir görüntüde “Alevi köyü var mı?” sorusuna “Çok şükür Alevi köyümüz yok” denildiği duyuluyor.

    Havuz medyası tarafından paylaşılan videoda geçen diyalog şu şekilde:

    -Kaç köyümüz var?

    +27 köyümüz var.

    -Kaç Alevi köyü var?

    +Hiç yok, çok şükür.

    PARTİDEN O VİDEOYA YALANLAMA

    PİRHA’ya konuşan CHP Ankara Milletvekili Murat Emir, söz konusu videonun gerçeği yansıtmadığını belirtti. Yapılanın “sahtekarlık” olduğunu söyleyen Emir’in ilgili açıklaması şu şekilde:

    “Haberi, videoyu gördüm ancak onun Mehmet beyle alakası yok. Bizim adayımızla ilgisi olmayan bir video bu. Zaten ilgili videoda arkada görünen fotoğraflarda da partimizle ilgisi olmayan bir yer. Güdül’ü kazanıyoruz diye bir şeyler yapıyorlar. Bu sahtekarlığın dibidir. Adayımız Mehmet Doğanay’la da bu gelişmeleri görüştük.”

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • Ankaralı yurttaşlar, havaalanı ulaşımı için göz göre göre fahiş fiyat ödüyor!

    Ankaralı yurttaşlar, havaalanı ulaşımı için göz göre göre fahiş fiyat ödüyor!

    PİRHA – Milletvekili Murat Emir, Esenboğa Havaalanı ile kent merkezi arasında daha ucuza yolcu taşımanın önüne çıkarılan engelleri Meclis gündemine taşıdı. Emir, 80 TL’ye yolcu taşıyan özel bir firmaya her türlü imkânın tanındığını ancak belediye otobüslerine havaalanında neden yer tahsis edilmediğini Ulaştırma Bakanı’na sordu.

    CHP Ankara Milletvekili Murat Emir, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından, Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin, havaalanı ile kent merkezi arasında daha ucuza yolcu taşımasının önüne çıkarılan engelleri Meclis gündemine taşıdı.

    80 TL’ye yolcu taşıyan özel bir firmaya her türlü imkânın tanındığını ancak EGO otobüslerine havaalanında yer tahsis edilmediğini dile getiren Murat Emir, Bakan Abdulkadir Uraloğlu’na “Vatandaşın havaalanından fahiş fiyatla taşınmasına neden önayak oluyorsunuz?” sorusunu yöneltti.

    Murat Emir, Ankara Büyükşehir Belediyesi iştiraki olan EGO’ya ait belediye otobüslerine, havalimanında yer tahsis edilmemesi nedeniyle Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’nun yanıtlaması istemiyle yazılı soru önergesi sundu. Emir, havaalanı-kent merkezi arasında taşımacılık hizmeti veren firmanın sözleşmesinin uzatılması ile ilgili soru işaretlerini de gündeme taşıdı.

    Emir, önergesinde şu ifadeleri kullandı:

    “Esenboğa Havalimanı ile şehir merkezi arasında yaklaşık 30 kilometrelik mesafe bulunmaktadır. Esenboğa Havalimanı-AŞTİ-Kızılay güzergâhında yolcu taşımacılığı geçmişte BELKO AIR firmasına ihale edilmiş, ihale süresi de 4 Nisan 2023’te sona ermiştir. Yolcuların mağdur olmaması adına Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı EGO otobüsleri; 5 Nisan 2023 tarihinden itibaren 442 AŞTİ-15 Temmuz Kızılay Milli İrade Meydanı-Havalimanı hattında hizmet vermeye başlamıştır.

    Devlet Hava Meydanları İşletmesi Genel Müdürlüğü bir süre, EGO araçlarının havalimanına giriş izni olmadığını öne sürerek otobüslerin girişlerini engellemiş, bu süreçte mağdur olan vatandaşlar, havalimanının kapısında indirilip yürüyerek havalimanına ulaşmaya çalışmışlardır. Oluşan yoğun kamuoyu baskısı sonrası EGO otobüsleri havalimanına alınmış ama bu kez de gelen yolcu katından yolcu alınmasına izin verilmemiştir. Yapılan yazışmalar sonucunda; EGO otobüsleri, gelen yolcu katına alınmış ancak durak veya bekleme alanı verilmeyerek belediyenin otobüsleri görevini yapamaz duruma getirilmiştir. Bu süreçlerin ardından; EGO Genel Müdürlüğü tarafından Esenboğa Havalimanı Baş Müdürlüğüne birçok kez havalimanı içerisinde otobüs depolama-bekleme alanlarıyla ilgili yer tahsisi yapılmasına dair yazı yazılmasına rağmen olumlu cevap alınamamıştır.

    EGO 50 TL, ÖZEL FİRMA 80 TL!

    Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin bu hizmetine engeller çıkarılırken, diğer yandan geçtiğimiz yıl nisan ayında sözleşmesi sona eren ve eski adı BELKO AIR, yeni adı ANKARA AIR olan firmanın sözleşme süresi bu yılın başında Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığınca 31.12.2024 tarihine kadar uzatılmıştır. Sözleşme ihale yapılmaksızın uzatılırken, firma 80 TL’ye yolcu taşımaya başlamış ve bu firmaya bekleme-depolama alanları tahsisi devam etmiştir. Fakat 50 TL’lik ücretle halkın çıkarına resmi taşımacılık yapan EGO otobüslerine ise bu alan tahsis edilmemiştir. Burada cezalandırılan Ankara Büyükşehir Belediyesi değil, Ankara halkıdır. EGO Genel Müdürlüğü, konforlu ulaşım amacıyla geniş bagaj hacimli 15 adet otobüs almasına rağmen yer tahsisi gerçekleştirilmediği için bunların sadece 6’sını faal olarak çalıştırabilmektedir. Vatandaşın yanında kamu kurumunun zararı da söz konusudur.”

    “SÖZLEŞME HANGİ GEREKÇEYLE UZATILDI?”

    Murat Emir, Bakan Uraloğlu’na şu soruları yöneltti:

    “*Ankara Büyükşehir Belediyesi bünyesinde çalışan EGO otobüslerinin havalimanı yolcu taşımacılığı yapmasını zorlaştıran Bakanlık birimleri ile ilgili bir soruşturma başlatılmış mıdır?

    *Sözleşmesi sona eren eski adı BELKO AİR yeni adıyla ANKARA AİR firmasının sözleşmesi hangi gerekçeyle 31 Aralık 2024 tarihine kadar uzatılmıştır? Bu süreçte yeni bir ihale yapılmış mıdır?

    *EGO otobüslerine havalimanı içinde depolama-bekleme alanı neden tahsis edilmemektedir? Vatandaşın havaalanından fahiş fiyatla taşınmasına neden önayak olunmaktadır?

    *Vatandaşın havaalanından fahiş fiyatla taşınmasına neden önayak oluyorsunuz?”

    PİRHA/ANKARA

  • CHP’li Emir’den Bakan Yerlikaya’ya ‘intihar’ sorusu!

    CHP’li Emir’den Bakan Yerlikaya’ya ‘intihar’ sorusu!

    PİRHA – Milletvekili Murat Emir, intihar vakalarını Meclis gündemine taşındı. Ankara’da metro istasyonlarında son 15 günde en az üç intihar girişimi yaşandığına dikkat çeken Emir, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’ya “Bu yıl kaç intihar girişimi yaşandı, kaç kişi intihar ederek yaşamını yitirdi?” sorularını yöneltti.

    “Çocuklarım aç” diyerek İstanbul’da intihar eden bir vatandaşa ait görüntüler, ülke gündemine oturdu. O ana dair görüntüler ardından intihar vakaları Meclis gündemine taşındı. Ankara’da metro istasyonlarında son 15 günde en az üç intihar girişimi yaşandığına dikkat çeken CHP Ankara Milletvekili Murat Emir, “Vatandaşlar, gelecek kaygısı ile bunalıma giriyor” dedi. Emir, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’ya “Bu yıl kaç intihar girişimi yaşandı, kaç kişi intihar ederek yaşamını yitirdi?” sorularını yöneltti.

    Milletvekili Murat Emir, son günlerde büyükşehirlerde artan intihar girişimleri ile intihar vakalarını Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşıdı. Son olarak İstanbul Maltepe’de bir AVM’de “Açım ben, çocuklarım aç. 15 bin lira borcum var” diyerek intihar eden bir vatandaşın, intihar anına ilişkin görüntülerinin infial yarattığına dikkat çeken CHP’li Emir, “Söz konusu olay, milyonlarca insanın nasıl çaresizliğe itildiğini tüm topluma gösterdi” ifadesini kullandı.

    METRO İSTASYONLARINDA İNTİHAR GİRİŞİMLERİ!

    Ankara’da metro istasyonlarında da zaman zaman intihar girişimleri yaşandığını vurgulayan Emir, “Sadece son 15 günde farklı metro istasyonlarında en az 3 intihar girişiminin yaşandığını biliyoruz” dedi. İntihar olaylarının giderek arttığının gözlemlendiğini de kaydeden Emir, “Ülkemizde yaşanan ekonomik kriz ve giderek artan yoksulluk, son yıllarda intihar vakalarında artış yaşanmasına neden olmaktadır. Bu durum, ekonomik krizin daha da derinleştiği son aylarda daha da belirgin hale gelmiştir. Yeterli imkanlara sahip olamadığı için ailesini geçindiremeyen, ev kirasını ödeyemeyen, ilaç alamayan, çocuğunun bez ve mama masraflarını karşılayamayan, dershaneye gidemeyen, okulunu bırakmak zorunda kalan, barınacak yurt bulamayan, kitap alamayan, öğün atlayarak gününü karnını doyurmadan geçiren yurttaşlarımız, karamsarlığa sürüklenmekte ve geleceğe dair umudunu yitirmektedir. İnsani koşullarda yaşam hakkını elde edemeyen halkımız gelecek kaygısı ile bunalıma girmektedir” ifadelerini kullandı.

    “YANLIŞ KARARLARIN BEDELİ EMEKÇİNİN SIRTINA YÜKLENDİ”

    Ekonomi yönetiminin yanlış politikaları sonucu krizin daha da derinleştiğini kaydeden Emir, “Aylarca Nas diye diye yanlış ekonomik kararlarda direten Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan sonunda ekonomi uzmanlarının dediklerine kulak verdi ancak iş işten geçti. Bir yandan faizler artırılıyor, parası olan parasına para katıyor bir yandan da döviz kurunun artışı durdurulamıyor. Gelinen noktada enflasyonun, faizin, yanlış ekonomik kararların bedeli yine işçinin, emekçinin sırtına yükleniyor” diye belirtti.

    “BİR YILDA KAÇ KİŞİ İNTİHAR ETTİ?”

    İktidarın, toplumun yaşadığı buhran ve çaresizliği artık görmesi, bir an önce dar gelirlileri rahatlatacak ekonomik adımların atılması gerektiğini de kaydeden Emir, Bakan Yerlikaya’ya “1 Ocak 2023 tarihinden bugüne kadar kaç kişi intihar girişiminde bulunmuştur? Yine bu yılın başından bu yana kaç kişi intihar ederek yaşamına son vermiştir?” sorularını yöneltti.

    Rıza Bilgiç

  • CHP’li Emir’den, Bakan Koca’ya: Hangi cemaatlerle hangi protokoller imzalandı?

    CHP’li Emir’den, Bakan Koca’ya: Hangi cemaatlerle hangi protokoller imzalandı?

    PİRHA – Milletvekili Murat Emir, Diyanet İşleri Başkanlığının 2022 yılında 155 bin hastaya manevi hizmet verildiğini açıklaması üzerine Sağlık Bakanlığı’nın, hangi cemaatlerle hangi protokollerin yapıldığını gündeme getirdi.

    CHP Ankara Milletvekili Murat Emir, Diyanet İşleri Başkanlığının 2022 yılında 155 bin hastaya manevi hizmet verdiğini gündeme getirerek “gizli protokollere” dikkat çekti. Emir, Sağlık Bakanlığı’nın, cemaatlerle hangi protokolleri yaptığını gizli tuttuğunu belirterek, Bakan Fahrettin Koca’ya “Sağlık müdürlükleri, hangi cemaatlerle hangi protokolleri imzaladı?” sorusunu yöneltti. Emir, psikiyatrist, psikolog gibi binlerce uzmanın atama beklerken bu tür hizmetlerin din görevlileri tarafından verilmeye çalışılmasını da eleştirdi.

    SAĞLIK MÜDÜRLÜKLERİ GİZLİ PROTOKOLLER Mİ İMZALIYOR?

    Diyanet İşleri Başkanlığının 2022 yılı faaliyet raporunu gündeme getiren Murat Emir, Sağlık Bakanlığı’nın ‘Sağlıklı Yaş Alma Merkezleri’ genelgesi kapsamında evlere manevi destek personeli gönderdiğine de vurgu yaptı. Emir, Sağlıklı Yaş Alma Merkezleri ile evde sağlık hizmetleri kapsamında verilen manevi desteğe ilişkin verilerin ise tam olarak açıklanmadığına dikkat çekti. Sağlık Müdürlüklerinin, illerde cemaatlerle bazı protokoller yaptıklarını ancak bunların da kamuoyuna açıklanmadığını kaydeden Emir, yazılı soru önergesinde şu ifadeleri kullandı:

    “Söz konusu hizmetler Sağlıklı Yaş Alma projesi ve evde sağlık hizmetleri ile daha da genişletilmektedir. Söz konusu çalışmalar ise sağlık müdürlükleri aracılığı ile yürütülmekte bu doğrultuda sağlık müdürlükleri, çeşitli cemaat ve vakıflarla protokoller imzalamaktadır. Ancak, bu protokollere ilişkin verilen hizmetlerle ilgili veriler ne Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından ne de Sağlık Bakanlığı tarafından kamuoyuna net olarak açıklanmaktadır.

    Evde sağlık hizmetleri kapsamında cemaat ve vakıfların evlere kontrolsüz bir şekilde girmeleri ve bu şekilde hizmet vermeleri hiçbir şekilde yasa ve yönetmeliklere uygunluk taşımamaktadır. Psikolog, psikiyatrist ve sosyal hizmet uzmanlığı dalında binlerce profesyonel kamuda atama beklerken bu tür hizmetlerin uzmanlar tarafından değil de ağırlıklı olarak cemaatler aracılığı ile din görevlileri tarafından verilmeye çalışılması da Türkiye’nin gittikçe bilimsellikten uzaklaşmasına sebep olacaktır. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, derhal bugüne kadar sağlık müdürlüklerinin hangi cemaat ve vakıflarla ne tür protokoller yaptıklarını kamuoyuna açıklamak zorundadır.”

    PİRHA/ANKARA

  • CHP’li Emir: uyuşturucu kullanımı artıyor, ALO 191’de çağrı sayısı patladı!

    CHP’li Emir: uyuşturucu kullanımı artıyor, ALO 191’de çağrı sayısı patladı!

    PİRHA – Milletvekili Murat Emir, uyuşturucu kullanımının yüksek boyutlarda arttığını ortaya koyan verileri açıklayarak, konuyu Meclis gündemine taşıdı.

    CHP Ankara Milletvekili Murat Emir, Sağlık Bakanlığının raporlarından uyuşturucu kullanımının arttığına dair verileri paylaştı. Emir, iddialarını, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun yanıtlaması istemiyle iki ayrı soru önergesiyle Meclis gündemine taşıdı.

    BİR YILDA 730 BİN KİŞİ ULAŞMIŞ!

    Uyuşturucu ile Mücadele Danışma ve Destek Hattı olan ALO 191’in 2015 yılında hizmete girdiğini hatırlatan Emir, şu ifadeleri kullandı:

    “Uyuşturucudan kurtulmak isteyenlerin yanı sıra alkol ve madde bağımlılığı hakkında da bilgi ve yardım almak isteyenler ALO 191’e başvuru yapıyor. Uyuşturucu kullanmayı bırakan ancak hala istek duyanlar, uyuşturucu ile başa çıkmakta zorlananlar da söz konusu hattan destek alabiliyor. ALO 191 ilk kez 2015 yılında hizmete girerken o yıldan bu yana bu hatta yapılan başvuru sayısı, yıllık 64 bini geçmemişti. 2016 yılında 38 bin 465 kişi ALO 191’e başvururken, bu sayı 2021 yılında da 63 bin 535 olarak gerçekleşmişti. 2021 yılı sonunda toplam başvuru sayısı ise, bir önceki yıla oranla yüzde 24 oranındaki artışla 358 bin 627’ye ulaşmıştı. Biz bunu geçtiğimiz yıl gündeme getirmiş ve iktidarı da uyarmıştık. Ancak, uyuşturucu ile yeterince mücadele edilememesi sonucu ALO 191’e yapılan başvuruda patlama yaşandığını tespit ettik.

    Sağlık Bakanlığının raporlarına göre, 2015’ten 2022 yılı sonuna kadar ALO 191’e yapılan çağrı sayısı tam 1 milyon 88 bin 741’e ulaşmış. Oysa bu başvuru sayısı bir önceki yıl 358 bin 627 olarak açıklanmıştı. Yani her yıl ortalama 60 bin kişi ALO 191’i ararken, sadece son bir yılda ALO 191’den uyuşturucu ve alkol bağımlılığı için yardım isteyen kişi sayısı 730 bin 114’e ulaşmış.

    İktidarın uyuşturucu kullanımı ile ilgili önlem alması ve seferberlik ilan etmesi için daha ne gerekiyor? Daha kaç milyon gencin feryat etmesi gerekiyor? Bu da yetmezmiş gibi Sağlık Bakanlığının bütçe rakamlarına bakıyoruz. Ve uyuşturucu kullanımının bakanlığın umurunda olmadığını görüyoruz.

    MÜCADELE İÇİN AYRILAN ÖDENEK HARCANMAMIŞ!

    Bakanlığın 2022 yılı bütçesinde bağımlılıkla mücadele için 1 milyar 746 milyon TL ayrılmasına karşın bu bütçenin yalnızca 409 milyon TL’sinin kullanıldığını görüyoruz. Daha da kötüsü Çocuk ve Ergenlere Yönelik Bağımlılık Tedavi ve Rehabilitasyon Hizmetleri başlangıç ödeneği 604 milyon 351 bin TL, harcanan para yalnızca 66 milyon 226 bin TL. Erişkinlere Yönelik Bağımlılık Tedavi ve Rehabilitasyon Hizmetleri için ayrılan ödenek ise 910 milyon 425 bin TL. Harcanan para yalnızca 9 milyon 292 bin TL.

    Tüm bu rakamlar gençlerin uyuşturucunun pençesine düşmüş olmasını iktidarın umursamadığını ortaya koyuyor. Bu da bize gösteriyor ki; AKP iktidarı devam ettiği sürece gençlerimizi maalesef uyuşturucunun pençesinden kurtaramayacağız. Ancak yüz binlerce aileye, milyonlarca gence bize güvenmeleri çağrısında bulunuyoruz. Millet İttifakı olarak iktidara geldiğimiz anda atacağımız her adımı bugünden planladık. En kısa sürede seferberlik ilan ederek, gençleri uyuşturucu kullanımından kurtarmak için her adımı geciktirmeden atacağız.”

    PİRHA/ANKARA

  • CHP’li Emir’in ‘Kimsesiz kalan çocuklar cemaat yurduna verildi mi?’ sorusu yanıtlanmadı

    CHP’li Emir’in ‘Kimsesiz kalan çocuklar cemaat yurduna verildi mi?’ sorusu yanıtlanmadı

    PİRHA – TBMM Çocuk İstismarının Araştırılması Komisyonu’nda konuşan Milletvekili Murat Emir, depremlerin ardından kimsesiz ve kaybolan çocukları gündeme getirdi. Emir, “Çocuklar cemaat yurduna verildi mi?” diye sordu ancak komisyona katılan yetkililer, bu soruyu yanıtlamadı.

    İsmailağa Cemaati’ne bağlı Hiranur Vakfı’nın kurucusu Yusuf Ziya Gümüşel’in, kızını altı yaşındayken “İmam nikahı” ile evlendirdiğinin ortaya çıkmasının ardından kurulan TBMM Çocuk İstismarının Araştırılması Komisyonu, Adalet, Aile ve Sosyal Hizmetler, İçişleri, Sağlık ve Milli Eğitim bakanlıklarının deprem bölgesindeki çocuklarla ilgili çalışmalarını dinlemek için toplandı. Toplantıda konuşan CHP’li Murat Emir, depremler nedeniyle anne babasını kaybeden ve refakatsiz durumda olan çocuklar ile kaybolan çocuklara dikkati çekti.

    Toplantıya katılan Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Resul Holoğlu, depremin ardından kaybolduğu gerekçesiyle resmi birimlere 55 çocuk hakkında kayıp müracaatı yapıldığını açıkladı.

    CHP Ankara Milletvekili Murat Emir, deprem nedeniyle kaybolan çocuklara yönelik verilerin çelişkiler içerdiğine dikkati çekerek, “Özellikle çocukların sahiplenilmesi konusunda da toplumda kimi tereddütler var. Bu konuda kriterler neler? Çocuklar kimlere emanet ediliyor?” diye sordu.

    ÇOCUKLAR CEMAATE VERİLDİ Mİ?

    Kimsesiz durumdaki çocukların cemaat yurtlarına verildiği iddialarının altını çizen Emir, şunları söyledi:

    “Kamuoyunda bu konu tartışıldı ve Aile Bakanlığı’ndan maalesef bu konuda açık bir yalanlama gelmedi. Basınla paylaşılan, bizim bildiğimiz, bize somut söylenen şu anda cemaat yurdunda kalan çocuk olmadığı şeklinde. Bu çocuklar, cemaat yurduna veya başka kuruma verilmiş midir? Böyle bir olay olmuş mudur? Tabii, bundan sonra da elbette olacak mıdır diye sormayacağım. Elbette ki yapmayacağınızı tahmin ederim.”

    Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Resul Holoğlu, 55 çocuk hakkında kayıp müracaatı yapıldığını belirtse de Emir’in sorularını yanıtlamadı.

    PİRHA/ANKARA

  • Murat Emir: Sapıklık diyorsunuz, cinsel kimlik ürolojinin alanı mı?

    Murat Emir: Sapıklık diyorsunuz, cinsel kimlik ürolojinin alanı mı?

    PİRHA – Milletvekili Murat Emir, TBMM Anayasa Komisyonu’nda başörtüsüne yönelik anayasa değişiklik teklifinin görüşmeleri sırasında eşcinsellik tartışmaları ile ilgili uzman olarak ürolog davet edilmesine tepki gösterdi. Emir, “Sapıklık, sapkınlık diyorsunuz. Cinsel kimlik ürolojinin alanı mı?” diye sordu.

    TBMM Anayasa Komisyonu, başörtüsü ile ilgili anayasa değişiklik teklifinin görüşmeleri sırasında eşcinsellik konusunu değerlendirmek üzere komisyona psikiyatrist yerine ürolog davet etti. Milletvekillerine bilgi veren Ürolog Prof. Dr. Zeki Bayraktar, Türkiye’nin bir dip dalgayla karşı karşıya olduğunu belirterek, “Henüz bunun kamuoyu tarafından da algılanabildiğini düşünmüyoruz çünkü bu dip dalga kamuoyunun algılayabileceği şekle gelmemiş. Kamuoyu eşcinsel ve transseksüel bireyleri görür, biz ise bunun öncüllerini görüyoruz şu anda” dedi.

    “BURADA DERİN BİR CEHALET GÖRÜYORUM”

    CHP Ankara Milletvekili Murat Emir ise bir önceki toplantıda komisyona dinlenmesi için bir psikiyatristin davet edilmesi önerisini hatırlatarak, anayasa hukukçusu olarak davet edilen kişinin de AKP’de MYK üyesi olduğunu belirtti.

    Aynı zamanda Tıp Doktoru olan Murat Emir, geçen haftaki oturumda “sapkınlık”, “sapıklık” ifadelerinin kullanıldığını hatırlatan  şu konuşmayı yaptı:

    “Komisyonun ilk gününde ısrarla Türk Psikiyatri Derneğinin bir temsilcisini çağırın demiştim. Bilim insanı gelsin, birkaç kişi gelsin, Türk Tabipler Birliğinden de gelsin ve bu konuda bizi aydınlatsınlar. Ben burada derin bir cehalet görüyorum. Kendi pozisyonumu ifade edeyim önce yanlış anlamalara izin verilmemesi için. Türkiye’de, bu ülkede, bu toplumda çocuklarımızı, ergenlerimizi korumak birincil görevimizdir ve bunun için millî eğitimden tutun birçok alanda yapılması gereken birçok şey olduğuna inanıyorum, bu alanın başıboş bırakılmaması gerektiğine inanıyorum.

    Bakın, ergenlik karmaşası, cinsel kimlik bunalımı, cinsel kimlik arayışı, normatif davranış, psikolojik sorunlar, intihar, depresyon, ya bunlar üroloğun işi değil arkadaşlar, bunlar psikiyatristlerin işi, psikologların işi, ergen psikiyatrisiyle uğraşanların işi; getirin bir tane uzman onlar anlatsın bunları.

    Evet, bakın bu soruların hangisi ürolojinin alanıdır? Hocam, bakın söylediğiniz kelimeler… Ergenlik karmaşası ürolojinin alanı mıdır? Psikolojik sorunlar ürolojinin alanı mıdır? İntihar, depresyon ürolojinin alanı mıdır? Ruh sağlığını korumak, cinsel kimlik ürolojinin alanı mıdır Hocam?”

    PİRHA/ANKARA

  • 13 şehir hastanesi için bütçeden 40 milyar TL’ye yakın para ödenmiş

    13 şehir hastanesi için bütçeden 40 milyar TL’ye yakın para ödenmiş

    CHP Ankara Milletvekili Murat Emir, 13 şehir hastanesi için son beş yılda kamunun kasasından 40 milyar TL’ye yakın para ödendiğini açıkladı. Oysa AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “Cebimizden beş kuruş çıkmayacak” demişti.

     CHP Ankara Milletvekili Murat Emir, İktidarın “Sağlıkta çağ atladık” söylemine örnek gösterdiği şehir hastaneleri için bütçeden yapılan ödemeyi açıkladı.

    BirGün’den Mustafa Bildircin’in haberine göre, Emir, AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “Cebimizden beş kuruş çıkmayacak” dediği 13 şehir hastanesi için devletin toplam 39 milyar 396 milyon TL ödediğini belgeledi.

    CHP’li Emir’in Cumhurbaşkanlığı 2023 Yılı Yatırım Programı’nda yer alan veriler üzerinden yaptığı çalışmaya göre, 13 şehir hastanesinin 2017 ila 2023 arasındaki kullanım bedeli, toplam 67 milyar 682 milyon 964 bin TL’ye ulaştı. 2017 yılı ile 2022 yılının sonuna kadar olan dönemde ise hastanelerin kullanım bedeli olarak şirketlere tam 39 milyar 936 milyon 964 bin TL ödeme yapıldı.

    BAKANLIK BÜTÇELERİNDEN BİLE FAZLA

    Dışişleri Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Çevre ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile Ticaret Bakanlığı’na 2022 yılında ayrılan bütçe toplamının 33,2 milyar TL olduğunu belirten Murat Emir, “İşletmeci firmalara altı yılda ödenen para, birçok bakanlığın bütçesinden bile fazla” dedi.

    CHP’li vekil Murat Emir, “Türkiye’ye sağlıkta çağ atlattığını iddia eden iktidar, anlaşılan o ki müteahhitlere çağ atlatıyor. Daha önce, kaynak yetersizliği nedeniyle tamamlanamayan devlet hastanelerini gündeme getirmiştik. O tablo bir yanda, şehir hastanelerini yöneten şirketlere ödenen paralar bir yanda… AKP’nin, ‘Otel konforunda’ diyerek adeta pazarladığı şehir hastaneleri, bütçede delik açmaya devam ediyor” ifadelerini kullandı.

    (HABER MERKEZİ)

  • 10 Ekim Katliamı’nın araştırılması önerisi AKP ve MHP oylarıyla reddedildi

    10 Ekim Katliamı’nın araştırılması önerisi AKP ve MHP oylarıyla reddedildi

    PİRHA – 10 Ekim Ankara Katliamı’nın araştırılmasına ilişkin önergenin doğrudan gündeme alınması önerisi, TBMM Genel Kurulu’nda AKP ve MHP’nin oylarıyla reddedildi.

    Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) IŞİD’in 10 Ekim 2015’te Ankara Tren Garı’nın önünde düzenlediği saldırının araştırılmasına ilişkin önergesinin doğrudan gündeme alınması önerisi TBMM Genel Kurulu’nda görüşüldü.

    Araştırma önergesinin doğrudan gündeme alınması önerisi, AKP ve MHP’nin oylarıyla reddedildi.

    “İSTİHBARAT BİLGİLERİNE RAĞMEN TEDBİR ALMAYANLARA DAVA AÇILMADI”

    HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu önerge üzerine yaptığı konuşmada şunları söyledi:

    “İlk ambulans, patlamadan 45 dakika sonra ancak gelebildi. Bir taraftan da yaralılara müdahale engellendi, gaz sıkıldı ve tazyikli su sıkılarak ilk yardım imkanları da engellenmiş oldu ve çok sayıda kişinin ölümüne de sebebiyet verildi. Bu olaydan sonra, bu kişilerle ilgili, yani oradaki gerekli güvenlik önlemlerini almayan, istihbarat bilgilerine rağmen tedbir almayanlara karşı herhangi bir soruşturma açılmadı, herhangi bir kovuşturma yapılmadı, herhangi bir dava açılmadı.

    Bugünlere gelen yola, Ekim 2014’teki Milli Güvenlik kararları çerçevesinde alınan bir kararla gelinmişti ve o kapsamda 5 Haziran’da Diyarbakır’da, 20 Temmuz’da Suruç’ta -bunların hepsi 2015’te oluyor- 10 Ekim’de Ankara Garı’nda, 20 Ağustos’ta da Antep’te katliamlar yapıldı. Tabii bu katliamlarla birlikte aynı zamanda katliam girişimleri de yapıldı. Burada 10 Ekim günü ne oldu? Gaziantep’ten, elini kolunu sallayan bombacılar Ankara’ya, gar önüne kadar girdiler ve orada kendilerini patlattılar. Sonra ne oldu? Tabii ki orada gerekli güvenlik önlemlerinin alınmadığını görüyorduk, biliyorduk. Ben de oradaydım, yani bunun tanıklarından birisiyim, 10 Ekim 2015’te gar önünde bulunan kişilerden birisiyim.”

    “AMBULANSLARIN GİRİŞİNİ ENGELLEDİLER”

    “Ortalıkta herhangi bir güvenlik gücü, polis yokken insanlar yaşamını yitirdikten sonra, bomba patladıktan sonra bir anda güvenlik güçleri sağlıkçılardan, ambulanslardan önce oraya intikal ettiler ve ambulansların gelişini engellediler. İlk ambulans, patlamadan 45 dakika sonra ancak gelebildi, alana girebildi ve bir taraftan da yaralılara müdahale engellendi, gaz sıkıldı ve tazyikli su sıkılarak ilk yardım imkanları da engellenmiş oldu ve çok sayıda kişinin ölümüne de sebebiyet verildi. Bu olaydan sonra, bu kişilerle ilgili, yani oradaki gerekli güvenlik önlemlerini almayan, istihbarat bilgilerine rağmen tedbir almayanlara karşı herhangi bir soruşturma açılmadı, herhangi bir kovuşturma yapılmadı, herhangi bir dava açılmadı. Hatta şöyle ilginç bir şey var; Antep Nizip’te, katliamdan 10 gün önce çok yüklü miktarda amonyum nitrat satın almak isteyen kişi var. Bu belirleniyor ve savcılık bununla ilgili soruşturma açıp, inceleme başlatıp bu kişi hakkında Gaziantep Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Şube Müdürü’ne diyor ki ‘Bu kişiyi araştırın’. Kim bu kişi? Yakup Şahin. O gün, Antep’ten Ankara’ya gelen katillere, o bombacılara eskortluk eden araçtaki kişi Yakup Şahin; onları takip eden. Ama ne oluyor? Yakup Şahin’le ilgili herhangi bir araştırma, soruşturma yapılmıyor ama bu araştırmayı, soruşturmayı yapmayanlarla ilgili de herhangi bir soruşturma, kovuşturma yok. Ne oluyor? Katliam esnasında ambulanslar gelmediği için orada, iki tane polis aracıyla yaralıları hastaneye taşıyan insanlar, kamu aracını gasp etmekten dolayı yargılanıyorlar. Yani yargılananlar da yine mağdurlar oluyor. Diğer taraftan, babasının mezarı başında anma yapan, duygusal konuşma yapan insanlar hakaretten, terör propagandasından ve benzeri uyduruk iddialardan aylarca, yıllarca mahkemelerde yargılanıyorlar.”

    “TARİHİMİZİN GÖRDÜĞÜ EN BÜYÜK VAHŞETLERDEN BİR TANESİ”

    Gelinen noktada Ankara Gar katliamı, tarihimizin gördüğü en büyük vahşetlerden bir tanesidir. Ancak davaları da takip ediyoruz, bu davalardan da hiçbir umut yok, çünkü düzgün bir soruşturma, araştırma ve dava süreci yürütülmüyor. En son dava, 7 Ekim’de görüldü. O davaya katıldım ben ve orada, MİT’in tespitlerine göre IŞİD’in Türkiye sorumlusu, Türkiye emiri olarak bilinen kişi Kasım Güler şunu itiraf etti; ‘Biz o dönemde elimizi kolumuzu sallayarak Türkiye’ye giriş-çıkış yapıyorduk. Ben, 4 ya da 5 defa Türkiye’ye giriş-çıkış yaptım. Sınırdaki güvenlik karakoluna sadece bilgi veriyordum, o bilgi çerçevesinde de Türkiye’ye giriş-çıkış yapıyordum’. Bu rahatlıkla geldi bu katiller ve insanlarımızı katletti.”

    “O KAOS VE KANDAN SİZLER, YENİ BİR İKTİDAR ÜRETTİNİZ”

    CHP Ankara Milletvekili Murat Emir, konuya ilişkin söz alarak 2015 yılında yapılan iki genel seçim arasındaki sürece dikkat çekti. Emir, AKP’lilere hitaben, “Özellikle de haziran-kasım arasında Türkiye’yi kaosa sürükleyerek oylarınızı artırma yoluna gittiniz. Kaybettiğiniz iktidarınızı, bu şekilde tekrar tahkim etme yoluna gittiniz. Göz yumdunuz; o kaos ve kandan sizler, yeni bir iktidar ürettiniz” dedi.

    Murat Emir “10 Ekim Ankara Gar Katliamı bu toprakların ve insanlığın gördüğü en zalim, en kanlı, en alçak saldırıdır” diyerek gerekli yüzleşmenin ise yapılmadığını belirtti.

    Murat Emir şunları söyledi:

    “Hukuki süreç savsatıldı. Arkadaşım bahsetti, göstermelik bir mahkeme süreci, sanki birkaç IŞİD’li militan, IŞİD’li katil bu işi planlamış, yapmış gibi, gerçek sorumlulara uzanmayan bir hukuki süreç işletildi. Oysa bu katliamı planlayanlar, arkasında duranlar, ona siyasi destek verenler, orada bu bomba tedarik edilirken Emniyet’in bilmesine rağmen gereğini yapmayanlar, mülkiye raporlarına geçtiği gibi ‘Bir saldırı yapılabilir’ istihbaratı alınmış olmasına rağmen önlem almayanlar, adeta bu katiller Ankara’ya eskort eşliğinde gelirken hiçbir şey yapmayanlar suçlular ama maalesef mahkeme bunları görmezden, duymazdan geldi.

    Bir katil düşünün. İki kardeş; birisi Suruç katliamındaki bombacı ve bu kişi teknik takip altında, yine ‘Ankara emiri’ dedikleri İlhami Balı’yla sürekli görüşüyor, o da teknik takip altında ama onlar hakkındaki hiçbir tape kaydı mahkemeye getirilmedi. Oysa İlhami Balı, firari sanık, 2016’da meğer Konya Cihanbeyli Devlet Hastanesi’nde, aranıyorken her nasılsa tedavi edilmiş. Baktığınız zaman bu katliam, devletin içindeki kirli odakların birilerinin bilgisi, ilgisi ve ihmali sonucunda gerçekleştirilmiştir. Dolayısıyla biz, bu mahkeme sürecini eksik sayıyoruz, eksik buluyoruz ve bu yargılamayı göstermelik buluyoruz.

    Çok daha önemlisi arkadaşlar, AKP iktidarı o günlerde IŞİD’e ‘IŞİD’ diyemiyordu ve o günkü dış politikanız, Suriye politikanızın bir gereği olarak da sınırlarımızın kevgire çevrilmesine izin verdiniz. O günkü ‘katil’ diyemediğiniz IŞİD saldırganları, ‘cihatçı, savaşçı’ adı altında istedikleri gibi Türkiye’ye girip çıkıyorlardı. Hatta yaralandıklarında Türkiye’de hastanelerde tedavi görüyorlardı.”

    “KAOS VE KANDAN YENİ BİR İKTİDAR ÜRETTİNİZ”

    “Özellikle de haziran-kasım arasında Türkiye’yi kaosa sürükleyerek oylarınızı artırma yoluna gittiniz. İktidarınızı, kaybettiğiniz iktidarınızı bu şekilde tekrar tahkim etme yoluna gittiniz. Göz yumdunuz; o kaos ve kandan sizler, yeni bir iktidar ürettiniz.”

    PİRHA/ANKARA

  • Cumhurbaşkanlığının 113 milyon TL’lik sağlık harcaması Meclis gündeminde

    Cumhurbaşkanlığının 113 milyon TL’lik sağlık harcaması Meclis gündeminde

    PİRHA – CHP Ankara Milletvekili Murat Emir, Cumhurbaşkanlığının 113 milyon TL’lik sağlık harcamasını Meclis gündemine taşıdı. Erdoğan’ın 2019 yılı sağlık harcamasının 5 milyon TL olduğunu hatırlatan Emir, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’a, “Sarayın sağlık harcaması iki yılda nasıl yüzde 2160 arttı?” sorusunu yöneltti.

    Sayıştay’ın 2021 yılına ilişkin denetim raporları ile kamudaki usulsüzlükler de ortaya çıkıyor. Son olarak Cumhurbaşkanlığının sağlık harcamaları tartışma konusu oldu. Sayıştay’ın 2021 yılı denetim raporuna göre Cumhurbaşkanlığının sağlık harcaması 113 milyon TL’yi buldu. Sağlık harcamaları kapsamında tıbbi malzeme ve laboratuvar sarf malzemeleri de yer aldı.

    SAYIŞTAY, SARAYA GİREMİYOR

    Cumhurbaşkanlığının sağlık harcamalarını Meclis gündemine taşıyan CHP Ankara Milletvekili Murat Emir, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın yanıtlaması istemiyle TBMM’ye yazılı soru önergesi sundu. Emir, önergesinde şu ifadeleri kullandı:

    “Cumhurbaşkanı, sarayda kendisine özel hastane kurdu ve şimdi bu hastanede denetimsiz bir şekilde milyonlarca TL harcanıyor. Kamu kurumlarını Meclis adına denetlemekle görevli Sayıştay bile saraya giremiyor, harcamaların detayının hesabını soramıyor. Ülke ekonomik krizden kırılırken sarayda da milyonlarca TL harcanmaya devam ediyor. Üstelik bu harcamalar günden güne katlanarak artıyor.

    “İKİ YILDA 22 KAT ARTMIŞ OLDU”

    Sarayın 2019 yılındaki sağlık harcaması yalnızca 5 milyon TL. Sonraki yıl 51 milyon TL’ye ulaştı. Şimdi de 113 milyon TL. Yani iki yılda neredeyse 22 kat, yani yüzde 2160’lık bir artış söz konusu. İki yılda ne oldu da sarayın sağlık harcamaları bu kadar artış gösterdi. Sarayda çalışanlara her gün check-up hizmeti mi veriliyor? Tüm saray çalışanları aileleriyle birlikte özel sağlık hizmeti mi alıyor? Vatandaş muayene randevusu dahi bulamıyor. Yurttaşlarımız, muayene için, ameliyat için günlerce, haftalarca beklerken, gece yarıları metrelerce kuyruklara girerken sarayda nasıl bir sağlık hizmeti veriliyor?

    “SARAY İSRAFA DEVAM EDİYOR”

    Ne oluyor sarayda? Tüm bunların yapıldığını varsaysak bile saray çalışanları SGK’lı değil mi? Bu hizmetlerin SGK kapsamında karşılanması gerekmiyor mu? Millet yokluktan, açlıktan kırılıyor ama günlük masrafı 10 milyon TL’yi bulan Saray, her gün, her an, her dakika israf yapmaya devam ediyor. Ancak, bu saltanata ve israf düzenine iktidara geldiğimizde son vereceğiz. Tüm bu harcamaların da hesabını soracağız.

    PİRHA/ANKARA

  • Keçiören Cemevi için temel atma töreni yapıldı-VİDEO

    Keçiören Cemevi için temel atma töreni yapıldı-VİDEO

    PİRHA – Keçiören Cemevi’nin yeni hizmet binası için temel atma töreni yapıldı. Cemevi Başkanı Mehmer Yücer “Hacı Bektaşi Veli, Pir Sultan Abdal, Kul Himmet ve daha nice Hakk aşıklarının nefesleri, kelamları ile dolu olacak bu cemevimizi el birliği ile cümle canlarla kuracağız” dedi.

    Keçiören Cemevinin yeni hizmet binası için çalışmalar sürüyor. Ovacık Mahallesinde satın alınan arazi üzerine inşa edilmek üzere yeni cemevi binası için temel atma töreni yapıldı. Yapılan programa halkın ilgisi bir hayli yoğun oldu.

    “CEMEVİMİZ SADECE BİR İNANÇ MERKEZİ OLMAYACAK”

    Temel atma töreninde ilk olarak gülbengler okundu. Programın açılış konuşmasını yapan Keçiören Cemevi Başkanı Mehmet Yücer, “Bugünü Keçiören’in barışı, kardeşliği için bir milat olarak görmek gerekir” dedi. Dede Yücer, yapılacak yeni binanın sadece bir ibadethane merkezi olmayacağını vurgulayarak şu konuşmayı yaptı:

    “Alevilerin Cem Erkan’ı yürütecekleri lokma dağıtacakları cenazelerini kaldıracakları ve hizmet yürütecekleri kültürel ve sosyal etkinliklerini gerçekleştirecekleri bir mekana kavuşmaları Keçiören’de yaşayan her can için bir gurur kaynağı olacaktır. Bizim felsefemizde olduğu gibi, karşıtlığın yerine kardeşliği koyarsak, elimizi kavgaya değil kardeşçe birbirimize sarılmak için uzatırsak her işte emeğimiz karşılığını bulacaktır. Hacı Bektaşi Veli, Pir Sultan Abdal, Şah Hatayi, Kul Himmet ve daha nice Hakk aşıklarının nefesleri, kelamları ile dolu olacak bu mekanı, cemevinizi el birliği ile cümle canlarla kuracağız. Cemevimiz sadece bir inanç merkezi olmayacak aynı zamanda aşevi ile canlarla lokmasını paylaşacaktır. Kuracağımız eşya deposu ile ihtiyaç sahiplerine bir nebze de olsa destek olunacaktır. Yerel yönetimlerle, sivil toplum kuruluşları ile koordineli çalışıp ev ekonomisine katkı sunacak bir modeli hayata geçirmeye gayret edeceğiz. Semahımızda var olduğu şekliyle elin göğe yükselip tabiata, toprağa dönmesi gibi Hakkt’an geleni halk ile paylaşmaya Hakk ile hak olmaya özen gösterilecektir.”

    “DEVLETİ YÖNETENLERİN, KİMSENİN İNANCINI SORGULAMA HAKKI OLAMAZ”

    CHP Ankara Milletvekili Murat Emir ise Alevi inancının tanınmayıp halen bir statüye kavuşturulmamasını eleştirerek şu konuşmayı yaptı:

    “Siyasete talip olanların, yani bizlerin ve bu devleti yönetenlerin, kimsenin inancını, inanç merkezini sorgulamak gibi bir hakkı asla olamaz. Bunu kabul etmiyoruz. Bizim için olması gereken bir tek kural vardır o da inanca saygıdır, inanca hizmet etmektir Bunun dışında hiçbir kuralı tanımıyoruz. Bizler camilere de hizmet ederiz ama aynı şekilde cemevlerinin de bunu hak ettiğini her yerde söylemek zorundayız. Çünkü ne diyoruz ‘Cem olacağız. Eşit olacağız. Kimse kimseden üstün olmayacak’ diyoruz. Bunun için de ülkemizde alacağımız daha çok yol var ama alacağız, hiç merak etmeyin.”

    Yapılan konuşmalar ardından birçok yöre derneği ve Alevi kurum temsilcisi ile birlikte Keçiören Belediye Başkanı Turgut Altınok, cemevinin temeli için beton döktü.

    Temel atma töreninde Oğuz Aksaç, Türkan Akbıyık ve Sadık Erkmen de deyiş ve nefeslerini Keçiören halkı ile paylaştı. Programın finalinde Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Ankara Şubesine mensup yurttaşlar semah döndü.

    PİRHA/ANKARA

  • CHP’den 81 ilde asgari ücret eylemi-VİDEO

    CHP’den 81 ilde asgari ücret eylemi-VİDEO

    PİRHA- CHP, Asgari Ücret Belirleme Komisyonu’nun çalışmaları başlamadan önce ‘halkın sesini yansıtmak adına’ ve ‘asgari ücretten vergi ve kesintilerin alınmaması’ talebiyle 81 ilde eş zamanlı açıklama yaptı. Açıklamada, “Ekonomik buhranın en büyük bedelini; aç kalan, kirasını karşılayamayan, faturasını ödeyemeyen, asgari ücretliler ödemektedir. İktidarımızda asgari ücretten vergi kesintisini kaldıracağız!” denildi. 

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Asgari Ücret Belirleme Komisyonu’nun çalışmaları başlamadan önce ‘halkın sesini yansıtmak adına’ ve ‘asgari ücretten vergi ve kesintilerin alınmaması’ talebiyle bugün 81 ilde saat 14:00’te eş zamanlı olarak basın açıklaması yaptı.

    CHP İl Başkanlıklarınca tüm illerin meydanlarında yapılan açıklama Ankara’da Ulus Meydanı’nda gerçekleştirildi. Ankara İl Başkanlığının düzenlediği açıklamaya, CHP Ankara Milletvekili Murat Emir ve Malatya Milletvekili CHP Emek Büroları Koordinatörü Veli Ağbaba da katıldı.

    Basın açıklamasını CHP Ankara İl Başkanı Hikmet Akıllı okudu. Akıllı, Türkiye’nin şu an Avrupa ülkeleri arasında en düşük brüt asgari ücrete sahip olan ikinci ülke olduğunu belirterek, Türkiye’de 7 milyondan fazla asgari ücretli çalışan ve aileleri açlık sınırı altında yaşadığını vurguladı. Parti olarak Meclis’e asgari ücretten kesinti yapılmaması için önerge verdiklerini ve bu önergenin AKP – MHP oylarıyla reddedildiğini de hatırlatan Akıllı, iktidara geldiklerinde asgari ücretin seviyesini yükselteceklerini ve kesinti yapmayacaklarını da söyledi.

    “ASGARİ ÜCRETLİDEN VERGİ KESİNTİSİNE SON VERİLSİN”

    “Asgari ücretliler vergi ödemesin, aldıkları ücretten herhangi bir kesinti olmasın, en azından asgari ücret insanca yaşanabilecek bir seviyeye çekilsin” diyen Akıllı şunları dile getirdi:

    “AKP ve MHP ittifakı ısrarla ve inatla asgari ücretlilerin vergi yükü altında ezilmelerine, açlık sınırı altında yaşamalarına göz yummaktadır. Halkın temel besin gereksinimlerinden kaçınarak sadece abur cubura 1000 TL ödeyen Cumhurbaşkanından, asgari ücretlinin sofrasından eksilen ekmeğin hesabını bilmesini elbette bekleyemeyiz. Daha geçtiğimiz günler AKP Yetkilileri “Herkesin cep telefonu var, arabası var” diyordu. Şimdilerde ise “Asgari ücreti en azından insani yaşam seviyesin getireceğiz” demiş. Yani milyonlarca asgari ücretlinin açlık sınırı altında yaşadığını kendileri de itiraf etmiş. Peki, bu itiraflar yeterli mi? Elbette değil. Ekonomik buhranın en büyük bedelini; aç kalan, kirasını karşılayamayan, faturasını ödeyemeyen, asgari ücretliler ödemektedir. Türkiye şu an Avrupa ülkeleri arasında en düşük brüt asgari ücrete sahip olan ikinci ülkedir. Dünya’nın en büyük ucuz iş gücü ülkesi olarak bilinen Çin’de dahi ortalama asgari ücret 387 dolar iken, TL’deki hızlanan değer kaybıyla birlikte Türkiye’de asgari ücret 300 doların altına inmiştir.

    Şimdi kalkıp, asgari ücreti insanca yaşanabilecek bir seviyeye getireceğiz diyenler, eğer ki bu görüşlerinde samimilerse hodri meydan! Adil bir dünya diye nutuk atan, “Dünya 5’ten büyüktür” diye sürekli sözüm ona dünyaya mesaj veren Cumhurbaşkanı, evvela kendi ülkesindeki adaletsizliğe son versin. Yıllardır bekletilen kanun tekliflerimiz meclise getirilsin ve asgari ücretliden vergi kesintisine son verilsin. Asgari ücret en azından yeni yıla kadar 3 bin 577 TL seviyesine getirilsin. İktidara son çağrımız! Bu adaletsizliğe, bu hukuksuzluğa derhal son verilmelidir. Asgari ücretteki vergi zulmü ortadan kaldırılmalıdır. Eğer ki iktidar yine bu çağrımıza kulak vermez ise; Seçim yakındır! Cumhuriyet Halk Partisi olarak iktidarımızda; asgari ücretlilere uygulanan vergi zulmüne son vereceğiz, iktidarımızda asgari ücretten vergi kesintisini kaldıracağız!”

    “10 YILDA BEŞLİ ÇETEYE TAM TAMINA 128 KEZ VERGİ AFFI GELDİ”

    Türkiye’de 7 milyondan fazla asgari ücretli çalışanın ve ailelerinin açlık sınırı altında yaşadığını vurgulayan Akıllı sözlerine şu şekilde devam etti:

    “Açlık sınırı altında asgari ücret alan milyonlarca çalışanın dengeli ve sağlıklı beslenme hakkı yok. Kış aylarında domates yeme hakkı yok. Asgari ücretli çalışanlar aldığı ücretle kirasını, faturalarını ödeyemez durumda, çocuğuna okul harçlığı dahi verememenin ağır yükü altında. Telefon ve araba almaya hakkı yok; ama geçmeyeceği üçüncü köprünün yapım parası kendisini açlığa mahkûm eden asgari ücretinden kesiliyor. Asgari ücretli çalışanlar açlığa ve yokluğa mahkûm edilmişken; bir yandan da ağır vergi yükü ile karşı karşıyalar. Asgari ücret, adı üzerinde en düşük ücrettir. Ve Türkiye’de toplumun en düşük gelire sahip olan asgari ücretlilerden yüksek oranda vergi kesintisi yapılmaktadır. Bir asgari ücretli yılın dört ayından fazla bir sürede sadece vergi ödemek için çalışmaktadır. Öte yandan iktidar 10 yılda beşli çeteye tam tamına 128 kez vergi affı getirmiştir. Her bir kurumda 3’er 5’er maaş alan yandaş bürokratların bu ülkeye vergi ödeyip ödemediği belirsizdir. Yandaş şirketlerin vergi ödememek için mal varlıklarını başka ülkelerdeki banka hesaplarına gönderdiği, uluslararası belgelerce tescillenmiştir. Yandaşından almadığı vergiyi vatandaşından alan tek adam rejimi yandaşın borcunu vatandaşa ödetmektedir.”

    “ASGARİ ÜCRETLİ İÇİN VERDİĞİMİZ ÖNERGE AKP-MHP OYLARIYLA REDDEDİLMİŞTİR”

    Partili Cumhurbaşkanı Hükümet Sistemi’nin, zengini daha zengin, yoksulu daha yoksul yaptığını söyleyen Akıllı; “Türkiye’de vergi kaçıranları, vergi affından yararlananlar düşünüldüğünde, açlık sınırı altında yaşayan asgari ücretlilerden vergi kesintisi yapılması en büyük adaletsizliktir. Şu an asgari ücret brüt olarak 3 bin 577 TL’dir. Asgari ücretten yapılan vergi ve SGK kesintilerinden sonra bir asgari ücretlinin eline 2825 TL geçmektedir. Çünkü asgari ücretliden gelir vergisi, SGK işçi payı, İşsizlik Sigortası primi payı, damga vergisi olmak üzere yapılan aylık toplam kesinti tutarı 752 TL’dir. Bir başka deyişle asgari ücretten kesintilere son verildiğinde, asgari ücretlinin geliri 752 TL artışla 3 bin 577 TL’ye yükselecektir. Cumhuriyet Halk Partisi olarak sadece 2018 yılından itibaren bu konuda Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde defalarca kanun teklifleri ve önergeler verdik. Başta Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun imza sahibi olduğu, ‘asgari ücretten vergi kesintisine’ son verilmesine ilişkin verdiğimiz kanun tekliflerimiz halen mecliste bekletilmektedir. En son Ekim 2021’de TBMM Plan ve Bütçe Komisyonundaki Vergi Yasası görüşmelerinde “Asgari ücretlilerin gelir vergisinden muaf bırakılması” önerisi partimizce sunulmuş, önerimiz AKP-MHP oylarıyla reddedilmiştir” şeklinde konuştu.

    PİRHA/ANKARA

  • HDP’li ve CHP’li vekillerden bütçe tepkisi: Diyanete ayrılan bütçe bir skandal!

    HDP’li ve CHP’li vekillerden bütçe tepkisi: Diyanete ayrılan bütçe bir skandal!

    PİRHA- Son zamanların en çok tartışılan kurumlarının başında yer alan Diyanet İşleri Başkanlığı’na bütçeden 26 kamu kurumunu geçen 16,1 milyar lira ayrılmasına HDP Milletvekili Habip Eksik ve CHP Milletvekili Murat Emir tepki gösterdi. Vekiller, “Özellikle eğitim, sağlık gibi kalemlerin küçüldüğü bir dönemde Diyanet’e devasa bütçeler verilmesi doğru değil” dedi. 

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla geçtiğimiz hafta ‘2022 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi’ Meclis Başkanlığı’na sunuldu.

    Son zamanların en çok tartışılan kurumlarının başında yer alan Alevilerin yapısının değiştirilmesi veya kaldırılması yönündeki taleplerinin de olduğu Diyanet İşleri Başkanlığı’na (DİB) bütçeden 26 kamu kurumunu geçen 3,2 milyarlık artışla 16,1 milyar lira ayrıldı.

    Diyanet İşleri Başkanlığı’nın 2022 bütçesine göre, İçişleri Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı gibi bakanlıklarının da yer aldığı 26 kuruluşunun bütçesini geride bırakıyor.

    Konuya ilişkin PİRHA’ya konuşan Halkların Demokratik Partisi (HDP) Iğdır Milletvekili Habip Eksik ve Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Ankara Milletvekili Murat Emir, Türkiye’de bütçe oluşturulurken savaş politikalarına hizmet edecek bir bütçe oluşturulduğunu, bütçenin halkın ihtiyaçlarını karşılayacak ve sorunlarını çözecek doğru alanlara aktarılması gerektiğini belirttiler. Milletvekilleri ayrıca Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kaldırılması ve yerine her inanca mensup kesimleri de içine alan bir kurum oluşturulması gerektiğini söylediler.

    “SAVAŞ POLİTİKALARINA HİZMET EDECEK BİR BÜTÇE OLUŞTURULUYOR”

    Türkiye’de bütçenin doğru yere harcanması ile ilgili çok ciddi bir sorun olduğunu ifade eden HDP Iğdır Milletvekili Habip Eksik, “Bu sorunların temelinde iktidarın bakış açısının yanlışlığı ile ilgili bir durum yatıyor. Türkiye’de bütçe oluşturulurken savaş politikalarına hizmet edecek bir bütçe oluşturuluyor. İçişleri Bakanlığı’na ya da savunmaya harcanıyor bütçe genellikle. Onlara aktarılıyor. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın bütçesine dahi baktığımızda askeri savaşla ilgili alanlara aktarıldığını görüyoruz. Zihniyet ve planlama tamamı ile savaş politikalarına hizmet edecek tarzda yürütülüyor. Bunun yanı sıra bir şey daha var ki Türkiye’de gerçekten bu kadar devasa bir bütçenin ayrılmaması gereken kurumların başında Diyanet İşleri Başkanlığı geliyor. Diyanet İşleri Başkanlığı tamamıyla AKP iktidarının ideolojik merkezi olarak görülüyor. Bu ideolojik merkeze bütçe ayırmak gibi bir durum söz konusu. Evet insanlar inançları gereği bu alana bir hizmet yapılmasını, vergilerinden kaynak aktarılmasını isteyebilir. Bu normaldir. Ama 16 Bakanlığı aşacak ve milyarlarca liraya ulaşacak düzeyde bir bütçenin buraya aktarılması, çocukların, gençlerin geleceğinin aktarılması demektir. Sağlık alanına aktarılması gereken bir dönemde yaşıyoruz ki pandemi sürecindeyiz ve sağlık alanında olması gereken bütçe Diyanet İşleri Başkanlığı’na ayrılmış durumda. Bu bir skandaldır, rezilliktir.” dedi.

    “TÜM İNANÇLARA EŞİT MESAFEDE OLAN BİR İNANÇ KURUMU KURULMALIDIR”

    Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kaldırılması ve yerine her inanca mensup kesimleri de içine alan bir kurum oluşturulması gerektiğini söyleyen Eksik şunları kaydetti:

    “Benim seçim bölgem Iğdır’da şöyle bir şey söz konusu: Iğdır’da Kürtler, Azeriler ve Terekemeler yaşar. Ağırlıklı olarak da Kürtler ve Azeriler yaşar. Azeri kesimi o bölgede şiadır. Şia inancına sahiptir. Orada camileri halk imece usulü ile kendisi kurar, maaşları kendisi verir imamlar Diyanete bağlı memurlar değildir, aynı zamanda caminin masraflarını da kendileri karşılarlar. Burada muhalefetin baskıları sayesinde elektrik vesaire gibi bazı şeyleri karşıladı Diyanet ama onun dışında Türkiye’de bazı kesimler vergi veriyor ve bu vergi sadece bir kesimin inançsal durumuna hizmet ediyor. Bu başlı başına çarpık bir durumdur, sorunlu bir durumdur. Türkiye’nin büyük bir kesimini oluşturan Alevi kesimi için de geçerlidir bu. Alevi kesimi cemevlerinin bütün giderlerini, bütün masraflarını, bütün kuruluş aşamasındaki giderleri kendileri karşılıyor. Hiçbir şekilde bütçeden pay alamayan bir kesimdir. Daha farklı inançlara sahip olan, inanmayan birçok insan için de geçerli bu durum. Türkiye’de halkın tamamından toplanan vergilerle oluşturulan bütçe maalesef bir talanvari mantıkla yandaş ve ideolojik zihniyet ile belli alanlara aktarılıyor. Bu bütçenin temelinde savaş politikalarına aktarım var. Bir kısmı da ideolojik anlamda belirli yerlere aktarılıyor. Biz Halkların Demokratik Partisi olarak bütçenin halkçı bir anlayışla hazırlanması gerektiğine inanıyoruz ve sürekli bunu savunuyoruz. Bu ülkede Alevilerin inançlarına hizmet etmeyen sadece Sünni inanca hizmet eden Diyanet İşleri Başkanlığı doğru bir yapılanma değildir. Onun yerine bir inanç kurumu kurulabilir. Tüm inançlara eşit mesafede olan bir inanç kurumu kurulmalıdır ya da bir merkez oluşturulabilir. Böylelikle tüm kesimlerin buradan yararlanması sağlanabilir ama yine bütçe bu kadar olmamalıdır. Çünkü bu kadar büyük bir rakamı, bu kadar büyük bir bütçeyi sadece bir inanç başkanlığına aktarırsınız, o zaman eğitim için, sağlık için, bilim için, teknoloji için bir bütçeniz kalmaz.”

    “DOĞRU YERLERE BÜTÇE AKTARISAYDI BUGÜN HALKIMIZ BİRÇOK SORUNU YAŞAMIYOR OLURDU”

    Bütçenin halkın ihtiyaçlarını karşılayacak ve sorunlarını çözecek doğru alanlara aktarılması gerektiğinin altını çizen Eksik; “Keza böyle bir pandemi döneminde insanlar hayatını kaybederken sizin insanların sağlığını koruyacak politikalar geliştirmeniz gerekir. Böyle bir bütçeyi Diyanet’e ayıramazsınız. Çoğu insan pandemi döneminde yoksullukla, işsizlikle, açlıkla baş başa bırakıldı. Temel sorun bütçenin böyle olmaması gereken yerlere aktarılmasıdır. Doğru yerlere bütçe aktarılmış olsaydı bugün bunları yaşamıyor olurduk. Diyanet’in tek bir kesime hizmet götürmesi ve bu kadar devasa bir bütçenin kendisine ayrılmış olması, diğer kesimleri ötekileştirmesi, yok sayması tamamıyla AKP’nin tek taraflı ötekileştirici ve toplumu ayrıştıran, toplumun bir kesimini yok sayan anlayıştan kaynaklanıyor. Biz bu anlayışı reddediyoruz. Halkların Demokratik Partisi olarak da şunu özellikle belirtmek istiyorum, ben Sağlık Komisyonu üyesiyim. En çok bu pandemi sürecinde etkilenen alanların, komisyonların başındayım. Bu komisyona bağlı olan Bakanlıklara ayrılan bütçe bir Diyanet İşleri Başkanlığı’na ayrılan bütçe kadar değil. Bu çağda bu utanılacak bir durumdur. Kabul edilemez bir durumdur. Sünniler de, Aleviler de, inananlar da inanmayanlar da bütün kesimler önlerine sandık konduğu zaman bu geleceksizliği reva gören, bu yok saymayı reva gören, bütçeyi hazırlayan AKP’ye gereken cevabı verecektir” şeklinde konuştu.

    “BU BÜTÇE BİZE ‘ALİCE HARİKALAR DİYARINDA’ MASALINI HATIRLATIYOR”

    Bütçenin geniş halk kitlelerinin acil ihtiyaçları için harcanması gerektiğini vurgulayan CHP Ankara Milletvekili Murat Emir ise şunları kaydetti:

    “Bunun yerine özellikle yandaşlara dolarla verilen garantilere harcanacağı ve özellikle israf için harcanacağı çok ortada. Oysa halkın beklentisi başta sağlık olmak üzere, eğitim olmak üzere ağır sorunların bir nebze olsun çözülmesidir. Ama israfın aynen devam ettiğini, lüks ve şatafatın devam ettiğini görüyoruz. Yoksulları daha da yoksullaştıracak, işsizlere herhangi bir iş alanı üretmeyen ve aslında ayakları yere basmayan bir bütçe ile karşılaştık. Adeta ‘Alice Harikalar Diyarında’ masalını bize hatırlatıyor. Türkiye’nin gerçekliği ile Türkiye’nin gerçek rakamlarıyla ilgisi yok. Bununla birlikte baktığınızda tercihlerin yine siyasal kadrolaşmalar için ve iktidarın kendi arka bahçesini zenginleştirmeye yönelik olduğunu görüyoruz.”

    CHP’li Emir, “Özel olarak Diyanete bütçe ayrılmasına karşı değiliz ama bunun mutlaka ihtiyaç temelli olması gerekir. Diyanet’e böylesi devasa bütçeler verilmesi özellikle eğitim, sağlık gibi kalemlerin küçüldüğü bir dönemde olması dikkat çekici. Dolayısıyla siyasi iktidarın halkın temel ve acil ihtiyaçlarını karşılamak için harcamalar yapması daha doğru olur” diye konuştu.

    Melis CİDDİOĞLU/ANKARA

  • Meclis’e yasa teklifi: Binalar cemevlerine bedelsiz verilsin

    Meclis’e yasa teklifi: Binalar cemevlerine bedelsiz verilsin

    CHP Ankara Milletvekili Murat Emir, AİHM’in 2014’te cemevlerine ilişkin kararını da hatırlatarak teklifi TBMM’ye sundu. Teklifle, büyükşehirlerde mülkiyet hakkı köy muhtarlıklarından belediye başkanlıklarına geçen cemevi binalarının kullanım hakkının bedelsiz olarak cemevi derneklerine verilmesi öngörüldü. 

    CHP Ankara Milletvekili Murat Emir, Büyükşehir Belediye Yasası kapsamında köylerin mahalleye dönüştürülmesi sonucu cemevlerinde yaşanan mülkiyet hakkı sorununun çözümü için TBMM’ye yasa teklifi sundu.

    Teklifle, büyükşehirlerde mülkiyet hakkı köy muhtarlıklarından belediye başkanlıklarına geçen cemevi binalarının kullanım hakkının bedelsiz olarak cemevi derneklerine verilmesi öngörüldü.

    Cumhuriyet’ten Erdem Sevgi’nin haberine göre CHP’li vekil, yapıyı kira verme ‘keyfiyetinin’ ilçe belediyesinde bulunmasının hukuki sorunlara yol açabileceğini vurguladı.

    Ankara Milletvekili Emir, teklifin gerekçesinde şunları belirtti:

    “Başta İzmir Büyükşehir Belediyesi olmak üzere CHP’li belediyeler üzerine düşeni yaparak, cemevlerinin imar planlarına ibadethane olarak işlenmesine karar verdi. AİHM de 2014’te, cemevlerinin ibadet yeri sayılması ve ibadet yerlerine tanınan haklardan yararlanması konusunda bir karar verdi. 6360 sayılı yasa çıktıktan sonra, köy muhtarlığında bulunan yapıların mülkiyet hakkı ilçe belediye başkanlıklarına geçti. İlgili dernekler, yapıyı kullanabilmeleri için ilçe belediyelerine başvurarak, kiralama yoluna gitmek zorunda kalıyor.”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • HAP: Hastaneler kapanmasaydı hastalar evlerinde ölmeyecekti-VİDEO

    HAP: Hastaneler kapanmasaydı hastalar evlerinde ölmeyecekti-VİDEO

    PİRHA-Hastanemi Açın Platformu (HAP), kapatılan Yüksek İhtisas Hastanesi önünde basın açıklaması yaparak “Kapatılan hastaneler boş yatarken kiralık tesislere kiralar ödendi, sağlık hizmetlerinden koparılan hastaneler için 2019 yılında 1 milyon 613 bin 186 TL tutarında elektrik faturası ödendi. Olmaz, kabul etmiyoruz” dedi.

    Hastanemi Açın Platformu, Ankara’da bir kez daha sokağa çıkarak “Hastanelerimizi açmak için neyi bekliyorsunuz?” diye sordu.

    Meslek örgütlerinin çağrısı ile kapatılan Yüksek İhtisas Hastanesi önünde yapılmak istenen basın açıklaması yine polis engeline takıldı. Bazı kurum ve parti yöneticilerinin hastane önüne gitmesine izin verilmedi.

    Hastanemi Açın Platformu adına basın açıklamasını Beyazıt İlhan okudu. İlhan, yıkılan Eskişehir Devlet Hastanesi’ni gündeme getirerek, “Şehrin merkezinde, yurttaşların kolayca ulaşıp her türlü sağlık hizmetini alabildiği 995 yataklı köklü bir hastanemizi önce kapattılar sonra salgın hastalık döneminde yıktılar” dedi.

    “HASTANELER KAPANMASAYDI HASTALAR EVLERİNDE ÖLMEYECEKTİ”

    Beyazıt İlhan, ülke genelinde otuza yakın hastanenin şehir hastaneleri gerekçe gösterilerek kapatıldığını belirterek şunları söyledi:

    “Hastane malzemeleri heder edildi, binalar çürümeye terk edildi. Sayıştay raporuna göre bu hastaneler boş yatarken kiralık tesislere kiralar ödendi, sağlık hizmetlerinden koparılan hastaneler için 2019 yılında 1 milyon 613 bin 186 TL tutarında elektrik faturası ödendi.
    Olmaz, kabul etmiyoruz. Ankaralılar kapanmaması için mücadele ettikleri hastanelerini yeniden sağlık hizmetlerine kazandırmak için mücadele ediyorlar.

    Bir yılda 4.692.978 muayene yapılan, 574.006 acil hasta karşılayan, 70.892 ameliyat yapmış, 357 yoğun bakam yatağı, 2590 servis yatak kapasiteli hastaneler şu salgın döneminde amacına uygun kullanılamıyor. Numune Hastanesi’nin ve Dışkapı Çocuk Hastanesi’nin birer bölümleri Covid-19 hastaları için kullanılıyor, diğerleri tümden boş yatıyor, çürüyor.

    Bu hastanelerimiz kapatılmasaydı; Hastalar Covid-19 nedeniyle evlerinde yatış sırası beklerken ölmeyecekti. Hastalar acil servislerde saatlerce yatış sırası beklemeyecekti. Ameliyat ve yoğun bakım gibi hizmetlere ulaşım hakkı bu düzeyde gasp edilmeyecekti. Şehir Merkezinde temiz hastane statüsünde hastanelerimiz olacaktı ve hastalar tedavilerini ötelemeyeceklerdi. Kanser hastalarının tedavileri daha ulaşılabilir olacaktı. Pandemi sürecinde sağlık hizmetlerinde kaos durumu yaşanmayacaktı. Sağlık alanında ek yatak ve yoğun bakım üniteleri açmak için kamu kaynakları boşa harcanmayacaktı. Sağlık emekçileri sözde akıllı binalar olan şehir hastanelerinde soluksuz bırakılmayacaktı.”

    “GELİN BU İNADINIZDAN VAZGEÇİN”

    Beyazıt İlhan, salgının etkisini sürdürdüğüne vurgu yaparak “Yurttaşlarımız hem Covid-19 için hem Covid-19 dışı hastalıkları için yatacak, ameliyat olacak devlet hastanesi bulamazken bu hastanelerimiz neden boş yatıyor?” diye sordu. İlhan ayrıca “Ankaralılar olarak bir kez daha sesleniyoruz, gelin bu inadınızdan vazgeçin, sağlığımıza daha fazla zarar vermeyin, kapattığınız hastanelerimizi açın” ifadelerini kullandı.

    “BU SAÇMA, ANLAMSIZ UYGULAMALARDAN VAZGEÇİN”

    Basın açıklamasına destek veren CHP Ankara Milletvekili Murat Emir ise “Bu hastaneler neden kapatıldı? Bu hastaneler başarısız hastaneler miydi? Diye sorarak şunları dile getirdi:

    “Kapatılan bu hastaneler Türkiye’nin yüz akı hastaneleriydi. En az 80 yıldır halka nitelikli sağlık hizmeti veriyordu. Peki neden kapatıldılar? Çünkü şehir hastanesine hasta gerekiyordu. Şehir hastanesindeki ranta hasta bulmak lazımdı. Bunun için kapattılar.
    Sağlık Bakanlığına soruyorum; Tuzluçayır’da, Altındağ’da kalp krizi geçirenler nereye gidecekler? 30 kilometre ötedeki Bilkent Şehir Hastanesi’ne gidecekler. Arada ölmezlerse tabi. Saray rejimini bir an evvel bu saçma, anlamsız uygulamalardan vazgeçmeye davet ediyoruz.”

    “HASTANELERİN ÇÜRÜMEYE TERK EDİLMESİ KABUL EDİLEMEZ”

    Aynı zamanda hekim olan HDP Iğdır Milletvekili Habip Eksik de eyleme destek veren bir diğer isimdi. Polislerin, yasak kararını eleştiren Habip Eksik şunları söyledi:

    “Bakın, Halkların Demokratik Partisi Ankara İl örgütünün iki yöneticisi şu an araçta rehin tutuluyor. En doğal haklarından, anayasal haklarından mahrum bırakılıyorlar. Bu hastaneler açık olursa eğer sadece CHP ve HDP’liler hizmet almayacak. Türkiye’nin bütün insanları hizmet alacak.

    Bu hastanelerin kapatılması tamamen akıl dışı olaydır. Hastane kapatmak sağlıkla hiçbir şekilde alakası olmayan durumdur. Tamamiyle rant kapısına dönüştürdükleri şehir hastanelerinin hasta garantisini sağlamak için Türkiye’nin en kıymetli hastaneleri anlamsız bir şekilde kapatıldı. Derhal bu yanlış uygulamadan vazgeçilmelidir. Hastanelerin bu şekilde kapatılması çürümeye terk edilmesi kabul edilemez.”

    PİRHA/ANKARA

  • CHP’li Murat Emir: Torpilli kişilerde aşılama başladı

    CHP’li Murat Emir: Torpilli kişilerde aşılama başladı

    PİRHA-CHP Ankara Milletvekili Murat Emir, koronavirus aşısı için VIP listelerin oluşturulduğunu iddia ederek, “Daha önce bu ilacın bir şekilde getirilip bazı torpilli VIP kişilere yapılmaya başlandığını öğrendik” dedi.

    CHP Ankara Milletvekili Murat Emir, 30 Aralık’ta ülkeye getirildiği açıklanan Covid-19 aşısının çok daha önce tarihlerde getirilip ‘özel kişilere’ uygulandığını iddia etti.

    Murat Emir, Covid-19 aşısının 9 Aralık’ta Türkiye’ye geldiğini ve AKP’li siyasiler ile yakınlarına yapılmaya başlandığını ileri sürdü. Emir, gelecek günlerde aşı yaptırmak için torpilin devreye girebileceği uyarısında da bulundu.

    CHP’li Emir, Türkiye’de en az 150 milyon doz aşıya ihtiyaç olduğunu söyleyerek şu an sadece ihtiyacın yüzde 2’sini karşılayacak aşının getirildiğini aktardı. “Kıtlığı olan bir şey için ulaşmakta yarış olur. Başka öncelikler devreye girebilir torpilli olmak, başka şeyler gibi” diyen Emir, 3 milyon doz aşının salgını önlemede yetersiz olacağını ifade etti.

    (HABER MERKEZİ)