Etiket: Murat Gündüz

  • Sivas Madımak Katliamı Davası 12 yıldır tozlu raflarda tutuluyor: AYM neyi bekliyor?

    Sivas Madımak Katliamı Davası 12 yıldır tozlu raflarda tutuluyor: AYM neyi bekliyor?

    PİRHA- 2 Temmuz 1993; tarihte kara bir gün ve utanç sayfası olarak insanlık tarihine kaldı. Sivas Madımak Oteli’ne saldıran 15 bin kişiden sadece 124 saldırgan yargılandı. Katliamın arkasındaki güçler ve dönemin sorumluları da dahil kimseye dokunulmadı. Türkiye’de süren davalar zamanaşımına uğrarken, AYM’ye yapılan başvuru ise 12 yıldır tozlu raflarda bekletiliyor; Peki neden?

     

    Sivas Madımak Oteli’nde Asım Bezirci, Asaf Koçak, Ahmet Özyurt, Asuman Sivri, Behçet Aysan, Belkıs Çakır, Carina Cuanna, Edibe Sulari, Erdal Ayrancı, Gülender Akça, Gülsüm Karababa, Handan Metin, Hasret Gültekin, Huriye Özkan, Koray Kaya, Mehmet Atay, Menekşe Kaya, Metin Altıok, Muhibe Akarsu, Muhlis Akarsu, Muammer Çiçek, Murat Gündüz, Nesimi Çimen, Nurcan Şahin, Uğur Kaynar, Yeşim Özkan, Yasemin Sivri, Serpil Canik, Sehergül Ateş, Serkan Doğan, Özlem Şahin, Sait Metin, İnci Türk bundan 33 yıl önce 2 Temmuz’da katledildi.

    30 Haziran’da başlayan Pir Sultan Abdal anma etkinliğine katılmak üzere Sivas’a gelmiş aydınlar, sanatçılar ile etkinlikleri izlemek üzere orada bulunanlar, Madımak Oteli’nde yakılarak, vahşice katledildiler. Devlet katliamı önleyebilirdi, önlemedi.  Orada, apaçık bir insanlık suçu işlendi ama gerçek sorumluları yargılanmadı, katiller korundu. 2 Temmuz 1993; tarihte kara bir gün ve utanç sayfası olarak insanlık tarihine kaldı.

    Sivas Madımak Katliamı, önceki pek çok katliamda yaşananlarla neredeyse aynıydı. Hazırlıklar çok öncesinde başlatılmış, saldırganlar örgütlenmiş, etkinlik sırasında Kuran’a , Kabe’ye, Peygambere ve Müslümanların maneviyatına saldırıldığına dair asılsız söylentiler yayılmış, bu içerikte bildiriler dağıtılarak, yerel gazetelerde haberler yapılarak belli bir kesim kışkırtılmış, tarih 2 Temmuz’u gösterdiğinde ise saldırının dozu artırılmış, önce etkinliğin yapıldığı Kültür Merkezi’ne saldırılmış, ardından bu saldırı kalabalık bir güruhla konukların kaldığı Madımak oteline yönelmiş, otel kuşatılmış, parke taşları sökülerek taşlanmış, ardından ateşe verilmiş, tüm çıkış kapıları kapatılmış, içindekiler ölüme teslim edilmişti. Madımakta alevlere karşı yaşam mücadelesi verildiği o dakikalarda;  dönemin Cumhurbaşkanı “Halkla güvenlik güçlerini karşı karşıya getirmeyin” buyurmuş, hükümettekiler olayı izlemekle yetinmiş,  otel çevresinde bulunan askerler saldırganlara müdahale etmediği gibi yangını söndürme ve kurtarma faaliyeti yürütmemiş, hatta bölgeyi terk etmişti.

    YARGILANMADILAR

    2 Temmuz 1993 tarihinde iktidarda SHP-DYP hükümeti bulunuyordu. Tansu Çiller başbakan, Erdal İnönü başbakan yardımcısıydı. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Sivas Emniyet Müdürü Doğukan Öner, Sivas Valisi ise Ahmet Karabilgin’di.

    2012 yılına kadar devam eden ve Sivas Madımak Katliamı Davası olarak bilinen katliam davasında diğer katliam davalarında olduğu gibi etkin bir süreç yürütülmedi.

    15 BİN SALDIRGAN

    15 bin saldırganın olduğu katliamda sadece 124’ ü hakkında dava açıldı. Dava sanıklarından Ali Kurt ve Mevlüt Atalay pişmanlık yasasından yararlanmak için mahkemeye yaptıkları başvurularında olayda Hizbullah, İslami Hareket Teşkilatı ve Kaplancılar gibi örgüt bağlantılarını anlattılar, ancak mahkeme “olayda örgüt yok” dedi. Olay sonrası tutuklanan 124 saldırgandan birçoğuna hafif cezalar verilerek, ağır tahrik indirimleri uygulandı.  33’ü hakkında idam cezası verildi ancak bu ceza, sonrasında müebbet hapse çevrildi. İdam cezası alan sanıklardan 8’i 1997 yılında tahliye edildi ve bir daha yakalanmadılar. Mahkeme 2012 yılında, yakalanmayan 7 saldırgan hakkında zamanaşımı nedeniyle kamu davasının düşürülmesine karar verdi ve dosyayı kapattı.

    Ceza almasına rağmen yakalanmayan katiller arasında Refah Parti yöneticileri de vardı. Katillerin savunmanlığını yapan sekiz avukat ise sonrasında AKP’den milletvekili seçildi.

    UTANÇ!

    Başta katliamda yakınları kaybedenlerin aileleri olmak üzere Alevi toplumu, 33 insanın yakılarak katledildiği Madımak Oteli’nin Utanç Müzesi yapılmasına izin vermezken, katliam sırasında ölen iki saldırganın adının da yer aldığı isimler listesi “Bilim ve Kültür Merkezi”ne yazıldı.

    KATİLLERE AF!

    Katliamın asli faillerinden olduğu gerekçesi ile hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilmiş bulunan dava sanığı Ahmet Turan Kılıç, tartışmalı ve uzman hekimlerin itirazını içeren bir Adli Tıp Kurumu raporuna dayanılarak, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından affedildi ve 31 Ocak’ta tahliye edildi.

    1997 yılında tahliye edilen ve sonrasında hepsi firar eden sanıklardan Murat Karataş, Eren Ceylan ve Murat Sonkur hakkındaki dava 2023 yılında zamanaşımı nedeniyle düştü.

    Katledilenlerin aileleri 33 yıldır bu katliamın sorumlularının ceza alması için bir hukuk mücadelesi veriyor. Yıllarca süren ve cezasızlık politikasına karşı aileler, avukatları aracılığıyla 2014 yılında davayı AYM’ye taşıdı. 2024 yılında yapılan görüşmenin ardından ek bir rapor hazırlanması talep edildi ancak 12 yıldır henüz bir karara varılmadı.

    ANA DAVA SÜRECİ

    1993-2001 yılları arasında 8 yıl boyunca çeşitli mahkemelerde yargılamalar yapıldı. Bu yargılamalar sonucunda 2001 senesinde Yargıtay tarafından 33 sanığa idam, 4 sanığa 20 yıl ve 1 sanığa ise 15 yıl hapis cezası verildi. 13 Mart 2012 tarihinde firari olan 5 sanık hakkında dava, zamanaşımı nedeniyle kapatıldı. 2014 yılında 5 sanık için verilen zamanaşımı kararının kesinleşmesinin ardından ailelerin avukatı Şanal Sarıhan AYM’ye başvuruda bulundu. 14 Eylül 2023 tarihinde dava zamanaşımı nedeniyle düşürüldü.

    AYM’YE BAŞVURU VE BEKLEME SÜRECİ

    2014: Aileler AYM’ye bireysel başvuruda bulundu.
    29 Haziran 2021: Başvurunun 7.yılında AYM ilk olarak başvuruyu gündemine aldı.
    15 Şubat 2024: Başvurunun 10. yılında AYM Genel Kurulu başvuruyu görüştü.
    Şubat 2024: Ek rapor hazırlanmasına karar verildi.
    30 Haziran 2026: Başvurunun 12. yılında hala bir karar yok.

    AYM’NİN BENZER DAVALARDAKİ KARAR SÜRELERİ

    2012 Eylül – 2022 Ağustos tarihleri arasında 10 bin 397 davada AYM’nin ortalama karara süresi, 2 yıl 6 ay 27 gün. Delil sorunu/adil yargılanma ihlali kararlarındaki ortalama süre, 2 yıl 8 ay 19 gün. AYM’nin karara varmak için en uzun süre beklettiği dava için geçen süre ise 8 yıl 24 gün. Sivas Madımak Katliamı’nın üzerinden 33 yıl AYM’ye başvurunun üzerinden ise 12 yıl geçmesine karşın neden karar vermiyor? AYM neyi bekliyor?

    AİLELERİN BAŞVURU GEREKÇELERİ

    Aileler AYM’ye yapmış oldukları 2014 tarihli bireysel başvuruda şu ihlalleri iddia etmişlerdir:

    1.Yaşam Hakkının İhlali – 35 kişinin akıbetinin belirsizliğinin 30 yıldan fazla devam etmesi
    2.Adil Yargılanma Hakkının İhlali – Etkisiz ve oyalayıcı yargısal süreç
    3.Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlali – 30 yılı aşan yargılama süresi
    4.Toplantı ve Gösteri Hakkının İhlali
    5.İnsanlığa Karşı Suç Statüsü – Zamanaşımına uğramaması gerekliliği

    AİLELER VE AVUKATLARIN İDDİALARI

    Metin Altıok’ın kızı Zeynep Altıok, Behçet Aysan’ın kızı Eren Aysan ve Nesimi Çimen’in oğlu Mazlum Çimen adına avukatlar, dosyanın 33 yıldır derdest durumda olduğunu, otuz yılı aşan bu süre zarfında faillerin korunması, firari sanıkların yakalanmaması ve yargılamanın bilinçli bir şekilde sürüncemede bırakılması konularını gündeme getirdiler.

    SOMUT İHMAL ÖRNEKLERİ

    Davanın yeterince önemsenmediği ve ihmallerin çok fazla olduğu belirtilen başvuruda, 30 yıl içinde firari sanıkların ciddi şekilde aranmadığı, yurt dışında bulunanların iade talep işlemlerinde gecikmeler olduğu ve seçici bir arama stratejisi izlendiği (bazı sanıkların evlerinde dahi aranmadığı) belirtilmiştir.

    AYM’NİN YAKLAŞIMI VE “ART NİYET” İŞARETLERİ

    1.2014-2021 (7 yıl): Başvuru gündeme alınmadı.
    2.2021-2024 (3 yıl): İnceleme yapıldı ancak kararlaştırılmadı.
    3.2024 (Şubat): Ek rapor hazırlanmasına karar verildi – (bir erteleme şüphesi)

    Avukatlar, dosyanın 33 yıldır derdest (görülmeye devam eden) durumda olduğunu ve 2014’teki başvurunun AYM tarafından 12 yıldır karara bağlanmadığını, bu süreçte herhangi bir ara karar dahi verilmediğini belirterek bunun etkisiz bir hukuk yolu oluşturduğunu savundu.

    ULUSLARARASI YARGIYA GİDİŞ

    AYM’deki bu bekletilme nedeniyle Metin Altıok’ın kızı Zeynep Altıok, Behçet Aysan’ın kızı Eren Aysan, Nesimi Çimen’in oğlu Mazlum Çimen adına avukatlar Av. Dr. Günal Kurşun, Av. Zahide Beydağ Tıraş Öneri ve Av. Deniz Özbilgin dosyayı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) taşıdı.

    Başvuru gerekçeleri arasında ulusal yargı mekanizmalarının adaleti tesis etmekte tamamen yetersiz kalması, yargısal sürecin bir oyalama aracına dönüşmesi ve evrensel hukuk ilkelerine aykırılık nedenleri yer almıştır.

    Diren KESER-Fırat ALTINTAŞ/İSTANBUL

     

  • Madımak’ta katledildi; ‘Murat Gündüz 2 Temmuz Canlar Anıt Parkı’ açıldı-VİDEO

    Madımak’ta katledildi; ‘Murat Gündüz 2 Temmuz Canlar Anıt Parkı’ açıldı-VİDEO

    PİRHA- 2 Temmuz’da Sivas’ta katledilen Murat Gündüz anısına ‘Murat Gündüz 2 Temmuz Canlar Anıt Parkı’nın açılışı yapıldı. 

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Sivas Katliamı anması sonrasında Şarkışla’ya bağlı Ortaköy’de geçti.

    2 Temmuz’da Sivas’ta katledilen Murat Gündüz anısına ‘Murat Gündüz 2 Temmuz Canlar Anıt Parkı’nın açılışını yaptı.

    Sivas Şarkışla Ortaköylüler Sosyal Yardımlaşma Kültür Eğitim ve Sağlık Vakfı (ORVAK) Başkanı Nevzat Dinçel açılış konuşması yaparak, 2 Temmuz’da yaşamını yitirenler adına 1 dakikalık saygı duruşunda bulunmaya çağırdı.

    Saygı duruşunun ardından Pir Sultan Abdal kültür Dernekleri (PSAKD) adına Ezgi Türkyılmaz bir konuşma yaptı. Türkyılmaz şunları dile getirdi:

    “Her zaman dediğimiz gibi onlar ölmediler ölümsüzleştiler diyoruz. Murat Gündüz Dernek’in gençlik kollarında çalışmalar yapıyordu. Kardeşiyle birlikte Sivas’a gitmişti. Kardeşini kurtardı ancak kendisi ölümsüzleşti. Biz her zaman dediğimiz gibi unutmadık unutmayacağız diyoruz.”

    Konuşmanın ardından ‘Sivas’ın ışığı sönmeyecek’, ‘Sivas’ı unutma unutturma’ sloganları atıldı.
    Daha Sonrasında PSAKD Ankara Şubesi Semahçıları Zakir Yasin Örnek’in söylediği deyişlerle semah döndü.

    PİRHA/ SİVAS

  • Madımak’ta katledilen Murat Gündüz’ün babası: Madımak utanç müzesi olmalı-VİDEO

    Madımak’ta katledilen Murat Gündüz’ün babası: Madımak utanç müzesi olmalı-VİDEO

    PİRHA-Sivas Madımak Katliamı’nda yaşamını yitiren Murat Gündüz’ün babası Mehmet Gündüz, 28 yılın ardından acılarının hala taze olduğunu belirterek, “Almanya’da katledilen 5 vatandaşımız için ‘Utanç Müzesi’ yaptılar ama Madımak’ı ‘Utanç Müzesi’ yerine ‘Bilim ve Kültür Evi’ yaptılar. Neyin bilimi ve kültürü? İnsanları öldürmekle bilim kültür mü olur? Böyle bir anlayışı nasıl kabul edelim?” dedi.

    1993 yılında Sivas Madımak Oteli’nin gerici guruplar tarafından yakılması sonucu 2’si otel çalışanı 35 can hayatını kaybetti. Katliamın üzerinden 28 yıl geçti. O gün yaşamını yitiren Murat Gündüz’ün babası Mehmet Gündüz, acılarının halen diri olduğunu söyledi.

    Baba Mehmet Gündüz, Murat Gündüz’ün öldürüldüğünde 22 yaşında başarılı bir üniversite öğrencisi olduğunu anlattı. Baba Gündüz, acılarının hala taze olduğunu söyleyerek; “Madımak’ın ‘Utanç Müzesi’ olmasını istiyoruz. Orasının, dünya aleme ibret olmasından yanayız. Kara bir leke olarak dünya toplumu bunu kabul etti. Onun için aileler, bu kara lekeyi hiçbir zaman unutmaz, unutamaz unutturmaz da. Beş asır da geçse biz bu acıyı unutturmayacağız” dedi.

    “KATİLLER ÖDÜLLENDİRİLİYOR”

    Mehmet Gündüz, katliam sonrasında açılan davaları da eleştirdi. Yürütülen yargılamaların adaletli olmadığını ifade eden Gündüz şunları dile getirdi:

    “2012 yılında bu dava zaman aşımına uğratıldığında, Başbakan Erdoğan, dava zaman aşımına uğradı diye hayırlı olsun mesajı verdi. Oysaki bizler o mahkemedeyken coplatıldık, biber gazı ile dağıtılmaya çalışıldık. Bunları sanıkları koruma amaçlı yapıyorlardı. Onların adamlarını ödüllendiriyorlar. Hala cezaevlerinde kaç kişi var, bizlerin bilgisi dahilinde değil. Bunlara Almanya’da lokantalar açıyorlar, yakalananları da gidip alıp gelmiyorlar. Kırmızı Bülten ile arandıkları halde kol kanat geriyorlar, açıkçası bunları ödüllendiriyorlar.

    Şu anki hükumet onların yandaşları. Sanki onları ödüllendirmeye görevliler. O güzel canlarımızı kaybetmemizin acısını bize unutturacaklarını zannediyorlar ama asla unutamayız. Bugün Almanya’da katledilen 5 vatandaşımız için Almanya’ya gidip ‘Utanç Müzesi’ yaptılar. Madımak’ı ‘Utanç Müzesi’ yapmadılar. Bilim ve Kültür evi yaptılar orayı. Neyin bilimi ve kültürü? İnsanları öldürmekle bilim kültür mü olur? Böyle bir anlayışı nasıl kabul edelim! Asla kabul etmiyoruz, onaylamıyoruz, nefretle kınıyoruz.

    1993 yılında yargıçlar ve hakimler sanıkları korudular. Sanıklar, mahkemede hakimlere, savcılara bozuk para ve ceplerindeki çakmakları fırlattılar. Hiçbir şey demediler onlara. Kaybettiğimiz canların yakınlarına da ‘Laf ederseniz, çok ses çıkarırsanız sizi mahkemeden dışarı atarım’ diye uyarıda bulundular, tehdit ettiler. Bizleri yok saydılar, hala da yok sayıyorlar. Böyle bir anlayış, böyle bir düzen yok olsun.

    Kırmızı Bülten ile aranan bir sanık, karakola 400 metre ilerde evinde ölü bulunuyor ama Türkiye Cumhuriyeti’nin emniyeti nasıl oluyor da bu aranan şahsı bulamıyor. Bunları istismar ediyorlar bunları istismar ettikleri için onların taraftarı olmuş oluyorlar ve aynı zamanda bu aranan şahıs askere gidiyor, evleniyor, çocuk yapıyor. Nasıl oluyor da bulunamıyor? Bunu hangi akıl mantık alır? Onun için biz bu acıyı unutmayız, unutturmayız. Madımak utanç müzesi oluncaya kadar da çaba sarf edeceğiz.”

    “ÖRGÜTLENMEMİZ LAZIM”

    Baba Mehmet Gündüz, Sivas Katliamı’nın aydınlatılması için Alevi kurumlarının birlik içerisinde olması gerektiğini de ifade etti. “Birlikten güç doğar” diyen Gündüz, “Derneklerimize, vakıflarımıza sahip çıkmamız lazım. Üye olup, örgütlenmemiz lazım. Her şey örgütten örgütlenmeden geçer. Çünkü bunlar tamamen taraflı çalışıp milyonlarca parayı götürdükleri için Türkiye’yi böyle idare ediyorlar. Örneğin muhalefet, ‘şu kadar para kayıp’ diyor. Bunları sorarken maalesef hiçbir cevap yok” şeklinde konuştu.

    Mehmet Gündüz, cezaevinde olan bir katliam sanığının Cumhurbaşkanı tarafından affedildiğine de işaret ederek “Hapishanelerde daha ağır hastalar var, onları niye affetmiyor?” diye sordu. İktidarın, sanıkları koruduğunu ifade eden Baba Mehmet Gündüz şu sözlerle devam etti:

    “Diğer hasta tutuklular Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı değil mi? Kendinden olanları insan olarak görüyor, kendinden olmayanları, kendisine oy vermeyenleri insan olarak görmüyor. Böyle bir anlayışla yola gidilmez. Onun için biz güçlü olmak zorundayız, kalemimize sahip çıkmak zorundayız. Beraber savunma yapmalıyız.”

    “YAZIKLAR OLSUN”

    Mehmet Gündüz, Madımak Katliamı sanıklarından olan ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde otopark görevlisi olarak yıllardır çalışan İhsan Çakmak hakkında da konuştu “Buda bizim ayıbımız. İstanbul Büyükşehir Belediyesi, devir alırken bunun istihbaratı hiç mi yapılmadı?” diye sorarak “Belediyeyi alalı aşağı yukarı iki yıl oldu. Bunu orada nasıl barındırıyorlar. Onun için ayıplıyorum. İmamoğlu bunu nasıl es geçmiş hayretle izliyor ve İmamoğlu’na da ‘yazıklar olsun’ diyorum” ifadelerini kullandı.

    “SANIKLARA NEDEN İDAM CEZASI VERMİŞLER?”

    Baba Mehmet Gündüz, Sivas Katliamı ile ilgili yürütülen davanın uluslararası bir mahkemeye taşınması gerektiğini de söyledi. Hollanda hükumetinin, davaya yaklaşımını da eleştiren Gündüz, şunları söyledi:

    “Hollanda, bu kadar duyarlıydı da niye bugüne kadar müdahil olmadı. Bunun için illa da şehit aileleri ‘gelin sahip çıkın’ mı demesi gerekirdi. Devlet olarak Hollanda’yı da kınamak lazım. 28 sene sonra mı Carinna Cuanna’yı hatırladınız? Bu olayı niye sahiplenmediniz? Onun için bu mahkemenin sonucunun nereye varacağı belirsiz. Ama o korudukları kaçakları, zaman aşımına uğratacakları gibi beklentileri var diye düşünüyorum. Yurt dışında aranan sanıkların bugüne kadar yakalanması gerekmez miydi? Hollanda’da bir tanesi yakalandı, konsoloslukta 40 gün tuttular. Buradan Türkiye Cumhuriyeti hükümeti o kişiyi getirip de burada yargılayamaz mıydı? Bu, devletlerin taraflı çalıştığını gösteriyor.

    Bu yargılamayı yapanlar, sanıklara niye idam cezası vermişler? Madem sadece yürüyüşlere katıldılar, neden idam cezası almışlar? Bunları düşünmek lazım. Olaydan önce kaldırım taşlarını söküp hazırlayanlar, o zaman Karamollaoğlu’nu yargılamaları gerekmez miydi? Otel yandıktan sonra ‘kazanız mübarek olsun’ diyen şimdi bir parti başkanlığını yapıyor. Bunların yargılanması gerekmez miydi? Bunlar aynı zamanda da ödüllendirildi.

    Orada belediyenin itfaiyesi yok muydu? Oradaki yangını söndürmeye yetkili değil miydi? Oranın valisi, oranın garnizon komutanı, emniyeti bu olayın önüne geçemez miydi? Bir tatbikat gibi bu oteli yakmak, orada bulunan canları diri diri yok etmek, 33 canımız, iki otel görevlisi ve iki de saldırgan vardı. Silahla kendi kendilerini vurdular…

    Madımak’ta o saldırganların ismi de geçiyor. O güzel insanların içinde onların ne işi var? Biz 33 canımız için mücadele ediyoruz.

    “BU NASIL BİR MANTIKTIR?”

    Mehmet Gündüz, katliamın ‘Alevi düşmanlığı’ üzerinden yapıldığına işaret ederek şöyle devam etti:

    Eski Bakan Mustafa Kul, olayı duyup Sivas’ta otele geldiğinde orada MİT’in adamlarından birinin ‘burada tatbikat yapıyorlar, bundan hükümletin haberi var’ diyor. İnsanların canı üzerinden tatbikat olur mu? Bu nasıl bir mantıktır?

    Buradan insanlara çağrı yapıyorum; ‘bu davanın zaman aşımı olmaz’ diye hukukçulardan duyuyoruz. Katliam davalarında zaman aşımı olmadığı için bu insanlar, gelecek burada yargılanacaklar. Madem bu hatayı yaptılar, madem bizim canlarımızı yok ettiler…

    Kendisine ‘insanım’ diyen herkes bu işe sahip çıkmalı. Birlik beraberlik içerisinde olmalı, bu işi çözmeliyiz. Kardeşçe yaşamalıyız.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Sivas Katliamı’nda yaşamını yitiren Gündüz ve Özyurt’un köylerine anıtları  yapıldı

    Sivas Katliamı’nda yaşamını yitiren Gündüz ve Özyurt’un köylerine anıtları yapıldı

    PİRHA – Madımak Katliamı’nda yaşamını yitiren Murat Gündüz ve Ahmet Özyurt’un kendi köylerinde anıtları yapıldı. PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan, katliamda yaşamını yitirenleri unutturmamak için her birinin anıtını yapacaklarını söyledi. 

    2 Temmuz 1993 yılında radikal dinciler tarafından gerçekleştirilen Sivas Katliamı’nda yaşamını yitiren Murat Gündüz ve Ahmet Özyurt’un anıtları köylerinde yapıldı.

    Murat Gündüz’ün Sivas Şarkışla Ortaköy’de daha önce yapılan ancak deforme olan anıtı yeniden yapıldı. Anıt, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Merkezi, Britanya Alevi Federasyonu, Ortaköy Muhtarlığı ve Ortaköy Vakfı’nın destekleriyle yapıldı.

    Sivas Katliamı’nda yaşamını yitiren Ahmet Özyurt için de Sivas Şarkışla Hüyük Köyü’nde anıt yapıldı. Anıt, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD), Britanya Alevi Federasyonu, Emlek Hüyük Köyü Muhtarlığı ve Emlek Köyü Sosyal Yardımlaşma Derneği’nin destekleriyle yapıldı.

    KAPLAN: UNUTTURMAMAK İÇİN YAPIYORUZ

    PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan, Sivas Katliamı’nda yaşamını yitirenler için doğduğu köylerde anıt yapacaklarını söyledi. Kaplan, Murat Gündüz’ün anıtının deforme olduğunu o sebeple yeniden yaptıklarını söyledi. Ahmet Özyurt için de anıt yaptıklarını belirterek her iki anıtın açılışının pandemi dolayısıyla ileri bir tarihte yapılacağını söyledi.

    Gani Kaplan, Anadolu coğrafyasında 2 Temmuz’a dair anıtların dikilmesine öncelik vereceklerini belirterek, unutturmamak için bu çalışmayı yaptıklarını söyledi.

    MURAT GÜNDÜZ KİMDİR?

    Sivas Şarkışla Ortaköy’de 1971 yılında doğan Gündüz, çocukluk yıllarından itibaren Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin (PSAKD) çalışmalarına katılan Alevi bir genç. İnancından ve kültüründen hiçbir zaman ayrılmayan Gündüz, kız kardeşi Birsen ile birlikte derneğin semahçıları arasında yer almıştı.
    Öğrencilik hayatı boyunca da başarılı bir öğrenci olarak bilinen Gündüz, henüz 19 yaşında, Ankara Üniversitesi Fizik Bölümü’nü kazanmışken, 1993 yılında kardeşi Birsen ile birlikte gittiği Sivas’tan dönemedi. Kardeşi Birsen Gündüz otelden kurtarılırken, Murat Gündüz otelden sağ kurtulamayan 33 candan biri oldu.

    AHMET ÖZYURT KİMDİR?

    1972 yılında Ankara’da doğmuştu. En sevdiği şeyin “kitap okumak ve spor yapmak” olduğunu söylüyordu. “Hayatın hep acılarını aklına getiren kişi mutlu değildir. Gerçekten mutlu kişi, içinde bir iyilik hisseden kişi demektir” diye yazmıştı günlüğüne… Ahmet Özyurt da semahçıydı. (HABER MERKEZİ)