Etiket: murat ışık

  • Araştırmacı-Yazar Haydar Işık Mersin’de anıldı

    Araştırmacı-Yazar Haydar Işık Mersin’de anıldı

    PİRHA- Dersimli Araştırmacı-Yazar Haydar Işık Mersin’de anıldı. HDP Mersin İl Örgütü’nde yapılan anmaya ABF İnanç Kurulu ve Mersin Cemevi Başkanı Hasan Kılavuz, DAD Eş Genel Başkanı Musa Kulu ve onlarca yurttaş katıldı.

    Almanya’nın Münih kentinde Hakk’a yürüyen Dersimli Araştırmacı-Yazar Haydar Işık için Mersin’de anma yapıldı.

    HDP Mersin İl Örgütü’nde yapılan anmaya Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) İnanç Kurulu ve Mersin Cemevi Başkanı Hasan Kılavuz, Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Musa Kulu, Halkların Demokratik Partisi İl Eş Başkanlarının yanı sıra onlarca yurttaş katıldı.

    Anmada, Haydar Işık’ın yaşamı ve mücadelesi anlatıldı.

    Haydar Işık’ın kızı Yüksel Mutlu katılanlara teşekkür ederken, oğlu Murat Işık,  Haydar Işık’ın mücadelesine sahip çıkacaklarını belirtti.

    Araştırmacı Yazar Haydar Işık’ın fotoğraflarının asıldığı salonda bir araya gelen yurttaşlar, Işık’ın anısına karanfiller bıraktı.

    PİRHA/MERSİN

     

  • Resmi plakalı tarikat aracına tepki-VİDEO

    Resmi plakalı tarikat aracına tepki-VİDEO

    PİRHA- Cübbeli Ahmet’in onursal başkanlığını yaptığı Hayder Aşevi’ne ait bir araçta resmi plaka görülmesi tepkilere neden oldu. DAD Genel Sekreteri Murat Işık, “AKP, kamu kaynaklarını bu selefi gruplar ile tarikatlara dağıtarak iktidarını büyütme çabası yürütüyor.” dedi. Işık, “Yaşananlarda biz Aleviler de dahil hiçbir toplumsal kesimin rızası yoktur.” diye de ekledi.

    İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne ait resmi plakalı bir araçta İsmailağa Cemaati’ne bağlı ‘Hayder Aşevi’ yazısının görülmesi kamuoyunda büyük tepkiye neden oldu.

    ‘Cübbeli Ahmet Hoca’ olarak bilinen Ahmet Mahmut Ünlü’nün onursal başkanlığını yaptığı derneğe kim, ne tür bir anlaşma sonucu araç tahsis etti henüz bilinmiyor.

    Duruma tepki gösteren kesimlerin başında ise Alevi örgütleri geliyor. Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Genel Sekreteri Murat Işık, “Tarikatlar meselesini AKP’nin ideolojik arka planı olarak değerlendirmek gerekir” diyerek kamu kaynaklarının benzer çevrelere nasıl dağıtıldığına da işaret etti.

    “KAMU KAYNAKLARI RIZAMIZ OLMADAN TARİKATLARA DAĞITILIYOR”

    Işık’ın açıklaması şöyle:

    “Tarikatlar meselesi sadece Türkiye’de ilişkilendikleri tarikatlarla sınırlı değil. AKP’nin uluslararası faaliyet gösteren DAİŞ dahi selefi gruplarla ilişkilenmesi aslında tarikatlarla ilişkisinin daha derinlikli değerlendirmesini gerektiren bir meseledir. Kamu kaynaklarının bir şekilde bu selefi gruplar ile tarikatlara dağıtılarak aslında iktidarını büyütme çabası var. AKP’nin 20 yıldır halka yönelik yürüttüğü politika bu biçimde gelişmiştir. Yani sosyal devlet, kamusal hak ve hizmetler bir şekilde heba edilerek sadaka ekonomisi yürütülüyor. Yardımlarla, tarikat ilişkisi ile toplumsal kesimlerin var olan itirazlarını bastırmak için bu kesimlere para aktarma ve bunlarla ilişki yürütme çabaları var. Yapılanlar modern devlet anlayışına uymadığı gibi antidemokratiktir, faşizandır gericidir. Bu yaşananlarda biz Aleviler de dahil hiçbir toplumsal kesimin rızası yoktur. Alevilerin vergileri ile kamusal kaynaklar çeşitli tarikat ve cemaatlere rızamız olmadan dağıtılıyor. Öteden beri itirazlarımızı dile getiriyoruz; devlet dinsel alandan elini çekmelidir.”

    “ALEVİLER OLARAK HAKKIMIZIN YENİLDİĞİNİ GÖRÜYORUZ”

    Murat Işık, belediyelerin AKP döneminde ‘talan merkezi’ haline getirildiğinin de altını çizdi. Yolsuzlukların sadece İstanbul Belediyesi ile sınırlı olmadığını söyleyen Işık, sözlerine şöyle sürdürdü:

    “Ankara’da da yolsuzluklar ayyuka çıktı. Artık mızrak çuvala sığmadığı için kendi siyasetçileri, yol arkadaşları bile bu yolsuzlukların kabul edilemez olduğunu söylemiştir. Kayyumlar eliyle Kürt illerindeki yapılanlar da tam bir talancı politikadır. Birçok belediye yolsuzluk batağındadır. ‘AKP bunları neden yapıyor?’ diye sormak lazım. Öncelikle iktidarlarını sürdürmek için bu kesimlerin neye ihtiyacı olduğunu bilerek rantı dağıtmak zorunda. Bir diğer neden ise; yoksulluğun bastırılması için ‘sadaka ekonomisi’ dediğimiz pirinç, bulgur, makarna dağıtarak toplumsal kesimleri açılıkla, ölmeyecek kadar yaşamalarını sağlayacak bir ekonomik destek sunmaktadır. İşçiden, emekliden, yoksul kesimlerden alarak kendi yandaşlarına kamu kaynaklarını peşkeş çekiyor. Bu konuyu sadece belediyeler üzerinden tartışamayız. Devletin birçok kurumu bugün bu tarikatlara peşkeş çekilmiştir.

    İstanbul Belediyesinde Ensar Vakfı gibi gerici, tecavüzcü diyebileceğimiz vakıflar mevcut. Ve bu vakıflara çok ciddi paralar aktarıldı. Kamu kaynakları bunlar aracılığıyla israf edildi. İstanbul halkına verilmesi gereken hizmetler bu çevrelere dağıtıldı. Biz Aleviler buna Rıza göstermiyoruz. Yetimin hakkının bu kesimlere dağıtılması konusunda hesap sorulması gerektiğini düşünüyoruz. Bu sebeple bir genel seçim olsa iktidarı kaybedecekleri de büyük gerçektir. Aleviler olarak hakkımızın yenildiğini, vergilerimizin çarçur edildiğini, yoksullaştırıldığımızı ve bu cihadist, gerici güçlere her türlü kaynakların aktarıldığını görüyor ve bunu reddediyoruz.”

    “DEVLET İLE CEMAAT İÇ İÇE GEÇTİ”

    Devlet kurumlarının tarikat ve cemaatlerin sarmalında olduğunu ifade eden Işık,

    “Devlet ile cemaatler kesinlikle iç içe geçmiştir. Bugün Milli Eğitim Bakanlığı’nın müfredat oluştururken bu tarikatlar eliyle yaptığı çalışmalar, sözleşmeler olduğu biliniyor. Her türlü kamusal hizmeti tarikatlara teslim etmiş durumdalar. Devletin kamusal hizmet anlayışı kalmamıştır. Bununla birlikte sosyal güvenlik de ortadan kaldırılmıştır. Söz konusu kaynakların hepsi çarçur edilmektedir” yorumunu yaptı.

    Adana Aladağ yurt yangını davasında çıkan kararı da değerlendiren Murat Işık “Orada hizmet verenlerin ne kadar sağlıklı eğitim sunacaklarını varın siz düşünün. Yurtlarda çocuklar tamamen denetimsiz durumdalar. Çocuklar tecavüze uğruyorlar. Nehakk anlayışlar buralarda açığa çıkıyor. Bu Nemrudi zihniyetten bir an önce Türkiye’nin kurtulması gerekiyor” diye konuştu.

    Eren GÜVEN-Cebrail ARSLAN / ANKARA

  • Ankara DAD Eş Başkanı Işık: Diyanet bütçesi kültürel soykırım bütçesidir-VİDEO

    Ankara DAD Eş Başkanı Işık: Diyanet bütçesi kültürel soykırım bütçesidir-VİDEO

    PİRHA- Cemevlerinin elektrik ve su faturasının Diyanet İşleri Başkanlığı ödeneğinden karşılanmasına karşı çıkan Demokratik Alevi Derneği Genel Sekreteri ve Ankara Şube Eş Başkanı Murat Işık, Diyanet bütçesinin kültürel soykırım bütçesi olduğunu söyledi.  

    Tarsus’ta Sıtkı Baba Cemevi’nin açtığı dava sonucu Tarsus Asliye Hukuk Mahkemesi’nin cemevlerinin ibadethane statüsüne sahip olduğunu ve elektrik faturalarının Diyanet’in ödeneğinden karşılanmasına karar vermesinin ardından konu ile ilgili Alevi kurum temsilcilerinden değerlendirmeler gelmeye devam ediyor. Demokratik Alevi Derneği (DAD) Genel Sekreteri ve Ankara Şube Eş Başkanı Murat Işık, da konuyla ilgili düşüncelerini PİRHA ile paylaştı.

    “DEVŞİRME BİR ALEVİLİK YARATILMAK İSTENİYOR”

    Işık, Tarsus’ta bir süre önce mahkemenin cemevlerinin elektrik ve su giderlerinin Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından karşılanması ile ilgili verdiği kararın DAD açısından bir kazanım olarak görülmediğini belirtti.

    Devletin yaratmak istediği bir makbul Alevilik olduğunu ifade eden Işık şöyle devam etti:

    “Son dönemlerde aslında giderek tüm Alevi coğrafyasını bir boydan bir boya Diyanet İşleri Başkanlığı çeşitli tarikatlar, kurumlar üzerinden özellikle devşirme bir Alevi kesimi oluşturmak istediklerine dair elimizde önemli emareler var. Bunların en son kanıtı Dersim’de özellikle Sarı Saltık çalıştayı, Dersim Cemevi’nin Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından ziyaret edilmesi ve yine Kırklareli’nde gerçekleştirilen Sarı Saltık Çalıştayı benzeri girişimler ve özellikle gri pasaportlu dedelerin oluşturulması, İstanbul’da Alevi imam hatip lisesinin oluşturulması gibi birçok kurumsallaşmaya ve zihinsel olarak derinleşmeye giden bir Alevi politikası oluşmaya başladı. Devletin Alevilerin toplumsal taleplerinin karşılanmasına dönük bir çaba ve çalışma içerisinde olduğunu sanıyoruz burada daha büyük bir hinlik var.”

    “DİYANET KÜLTÜREL SOYKIRIM UYGULUYOR”       

    “Bu hinlik de aslında kültürel asimilasyon, kültürel bir kırım, ya da yok etme temelli bir yaklaşımın içerisine girildiğini, aslında devletin Aleviliği Sünni İslam içerisinde eritme çabası içerisinde olduğunu görüyoruz” ifadelerini kullanan Işık şunlara vurgu yaptı:

    “En son geçen hafta Ankara’da düzenlenen Alevi İslam sempozyumu buna bir örnek olarak söylenebilir. O zaman şöyle bakmak lazım: Bunu düzenleyen kim? Neden düzenliyor? Aslında çok cevap verilmesi gereken önemli bir konu. Yani Diyanet İşleri Başkanlığı nedir? Kimdir? Nasıl kuruldu ya da bunun kuruluş felsefesi nedir? Bunları iyi araştırmak gerekiyor. Özellikle Kemalist laik kesimin toz kondurmadığı bir Diyanet İşleri Başkanlığı günümüze kadar sanki dini kontrol eden, dini kurumları bir şekilde devletin kontrolünde, laik bir yapı içerisinde tutan bir kurum gibi göstermesine rağmen, aslında temelinde tüm inançsal kesimleri gerçekten kültürel bir asimilasyon içerisine sokan ya da onun içeresinde eritmeye çalışan, Sünni devlet aklının hakim kılınmasını sağlayan bir kurum olarak anlamak lazım. Diyanet İşleri Başkanlığı bir kültürel asimilasyon merkezidir. Diyanet İşleri Başkanlığı lağvedilmelidir” dedi.

    “DİYANET BÜTÇESİ, KÜLTÜREL ASİMİLASYON BÜTÇESİDİR”

    “Diyanet işleri Başkanlığı ne Sünni inancına ne Alevi inancına ne de diğer inançlara uygun bir kurumdur. Alevilerin diğer inanç kesimleri vergileri ile finanse edilen ya da bunların vergiler üzerinden faaliyet yürüten bu kurum. Aslında bu kuruma hiçbir toplumsal kesimin, inançsal kesimin rızası da yoktur” diyen DAD Genel Sekreteri ve Ankara Şube Başkanı Murat Işık şunlara değindi:

    “Ama gel gör ki burada bu kurumun faaliyetlerine yönelik öyle çok ciddi bir muhalefet ya da çok ciddi bir toplumsal itiraz da ne yazık ki yükselmiyor bu da meselenin bir başka boyutu. Özellikle Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bütçelerine baktığınız zaman bu Alevi toplumunun da gündeminde olan bize göre resmen kültürel asimilasyon bütçesidir. Diyanet İşleri Başkanlığı’na verilen her kuruş para haramdır. Bizce bu kurumun baştan sona kadar tüm faaliyetleri Alevi toplumunun kültürel bir asimilasyona uğratılması için tertiplenmiş ya da düzenlenmiş bir kurumdur. Dolayısıyla bizim vergilerimizle burada aslında biz kendi kendimizi asimile etmekteyiz, sonucunu çıkarabiliriz” diye konuştu.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • ‘Lokmalarla kurulan TV10’un çalışanları hukuksuzca zindanda tutuluyor’-VİDEO

    ‘Lokmalarla kurulan TV10’un çalışanları hukuksuzca zindanda tutuluyor’-VİDEO

    PİRHA – KHK ile kapatılan TV10’un Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin, programcı Veli Haydar Güleç ve kameraman Kemal Demir aylardır tutuklu bulunuyor. Konuya ilişkin PİRHA’ya konuşan Ana Menşure Doğan ile DAD Ankara Şube Başkanı Murat Işık, Alevi toplumunun üzerinde bir şekilde çeşitli gerekçe ve bahanelerle cezaevi ve baskı süreci işletmek istenildiğini ifade ettiler. 

    KHK ile kapatılan TV10’un Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin, programcı Veli Haydar Güleç ve kameraman Kemal Demir aylardır tutuklu bulunuyor.

    Tutuklu TV10 çalışanlarına ilişkin PİRHA’ya konuşan Derviş Cemal Ocağı’ndan Ana Menşure Doğan, “Böyle güzel zihniyetlerin duvarların arkasında tutulması; sosyal hukuk devleti olsa değil duvarların arkasında tutmak bu insanlardan yararlanmayı öğrenir. Bu insanların güzel hizmetleri oldu sadece. İçeride olmaları beni çok üzüyor” dedi.

    “Alevi dernekleri, sivil toplum örgütleri dayanışma içerisinde, içeri giren her güzel cana, haklarını ve emeklerini göz önünde tutarak onlara sahip çıksaydı, daha çok dillendirseydi belki bir etkisi olurdu, olmalı da” diyen Ana Doğan, “Tutsaklar özgür olmadıkça kendimi asla özgür görmüyorum. Çağrım bütün insanlığadır; daha insani bir temelde bir araya gelerek, ortaklaşarak dayanışmayı güçlendirmeli. Daha çok sağlam örgütlülük, samimiyet, fedakarlık diyorum” ifadelerini kullandı.

    “ALEVİ TOPLUMUNA CEZAEVİ, BASKI SÜRECİ İŞLETİLMEK İSTENİYOR”

    Demokratik Alevi Derneği Ankara Şube Başkanı Murat Işık ise, “Her şeyden önce Alevi örgütlülüğüne, Alevi toplumuna yönelik sistematik bir baskının olduğunu söyleyebiliriz. Alevi toplumu bir tecrite, bir baskı sürecine maruz bırakıldı. Aleviler, yüz yıllardır bu baskının muhatabı oldular. Ancak günümüzde daha sinsi politikaların yürütüldüğünü söyleyebiliriz. Hak ve hakikatin sesi, Alevilerin lokmalarıyla kurduğu TV10’un ellerinden alındığı gibi yöneticileri ve çalışanları hukuksuzca aylardır zindanda tutuluyorlar. Bunu kabul edilir görmüyoruz. Canlarımızın herhangi bir suçu olduğunu düşünmüyoruz” diye konuştu.

    Veli Büyükşahin’in Alevi ocakzadesi olduğunu belirten Işık, şunları kaydetti:

    “Nasıl bir yasadışı bir şeye neden olmuştur ki 8 aydır içeride tutuluyor. Bütün bunlara bakıldığı zaman aslında Alevi toplumuna bir şekilde çeşitli gerekçe ve bahanelerle cezaevi süreci, baskı süreci işletilmek isteniyor. Makbul Alevilik yaratmak isteniyor. Gri pasaportlu dedeler, okullar, bugün küçükten büyüğe kadar her türlü asimilasyon politikası üzerimizde yürütülüyor. Eğitim sistemindeki duruma bakın. Her şekilde Aleviler asimile ediliyor. Buna karşı çıkan kurumlar, yöneticileri baskı altında tutuluyorlar. Nahaq anlayışın, zulüm iktidarının son bulması gerekiyor.”

    DERSİM/PİRHA

  • ‘Devlet; Koçgiri, Dersim ve Sivas olmak üzere bütün Alevi katliamları ile yüzleşmelidir’-VİDEO

    ‘Devlet; Koçgiri, Dersim ve Sivas olmak üzere bütün Alevi katliamları ile yüzleşmelidir’-VİDEO

    PİRHA- Demokratik Alevi Derneği (DAD) Ankara Şubesi Madımak Katliamı’nda yaşamını yitirenleri çerağlar, deyişler ve lokmalarla andı. Anmada bir açıklama yapan DAD Ankara Şube Eşbaşkanı Murat Işık, devletin tüm Alevi katliamlarıyla yüzleşmesi gerektiğini ifade etti. 

    Demokratik Alevi Derneği (DAD) Ankara Şubesi, 2 Temmuz 2993’te Sivas’ta Madımak Katliamı’nda  yaşamını yitirenleri çerağlar, deyişler ve lokmalarla andı.

    Anma etkinliğinde açılış konuşmasını ADA Ankara Şube Sekreteri Mustafa Karabudak yaptı. Anmada, Sivas katliamında yaşamını yitiren 33 can için önce çerağlar yakıldı, ardından Sivas ve tüm şehitler için saygı duruşunda bulunuldu.

    DAD Ankara Şube Eşbaşkanı Murat Işık yaptığı açıklamada, Alevilere karşı bir çok insanlık suçu işlendiğini belirterek, “Bu insanlık suçlarının halkalarından biri olan Sivas Katliamı’nın 25. yıldönümündeyiz. Bu vesileyle bir kez daha şehitlerimizin huzurunda dardayız” dedi.

    Işık şunları kaydetti:

    “2 Temmuz; Sivas’ta hakikat ve özgürlük arayışında bulunan Reya Heq Alevilerine karşı, tekçi ulus devlet anlayışının Emevi, Abbasi, Selçuklu ve Osmanlı’dan devraldığı sistematik katliam politikalarının devamı niteliğindedir. Bilindiği gibi 90’lı yıllarda yaşanan gelişmeler bölgedeki Reya Heq Alevi mensuplarını da etkilemiş, hali hazırdaki duruşlarını sorgulayarak dayatılan manipülasyonları ret etmelerine, bu ret edişle beraber kendi tarihsel toplumsal hakikatleriyle yeniden buluşmalarına, konumlanmalarına yol açmıştır.

    “ALEVİ HALKLAR SOLUKSUZ BIRAKILDI”

    Alevi halklar tüm sürek ve etnik bileşenleriyle beraber sistematik bir şiddet sarmalında soluksuz bırakılırken; bölgedeki şiddet politikaları doruk noktasına varmış, Rèya Heq Alevi mensupları topraklarından sürgün edilmiş, köyleri, kutsal mekânları yakılmış, yıkılmış, Hakk’ın varlığının en büyük delili olan dilleri yasaklanmış, gençleri zindanlara doldurulmuş, devletin bütün zor ve ideolojik aygıtları Kürtlere karşı topyekûn bir savaş konsepti halinde harekete geçirilmiştir. Tekçi zihniyetin oluşturduğu ittifak, bu “savaş konsepti” dâhilinde Sivas’ta katliamlar zincirine bir yenisini ekledi. İttihatçı gelenek ile Emevi İslam anlayışının işbirliğiyle Rèya Heq Alevi toplumsallığı kültürel ve fiziki olarak bir kez daha çarmıha gerildi. Bu yönelim ve sonuçları, süreklilik arz eden sistematik şiddet politikalarının halkalarından sadece biriydi.”

    “ALEVİLİĞE YER YOKTU”

    “Osmanlı ve öncesinde Hak Yol süreklerine “din dışı” denilip katliamlar meşrulaştırılırdı. Ulus devlet sürecinde ise Cumhuriyet, Türk İslam sentezi denen ideolojik bir temel üzerine inşa edildi” diyen Murat Işık, açıklamasına şöyle devam etti:

    “Yüzyıllarca Osmanlının tazyiki altında olan Hak Yol sürekleri, modernist bir söylemle ortaya çıkan Cumhuriyet süreciyle bir şeylerin değişebileceği umuduna kapılmış, yeni rejimin özellikle Laiklik vurgusuna önem vermiş ve beklenti içine girmişlerdir. İlerici, laik, devrimci olarak propaganda edilen yeni oluşum Alevi halklarda yanılgıya yol açmış, bu ideolojik etkilenme ve yanılgı asimilasyona kapıyı iyice aralamış, Alevi halkları karakterize eden düşünsel gelenekten/öğretiden bir kopuşa sürüklemiştir.

    Bu yanılgı Alevileri Cumhuriyet modernitesinin saldırılarına daha bir açık hale getirmiştir. Çünkü yeni rejim 1924 anayasası ile kendine yeni bir din oluşturmuş, “makul” vatandaşın tanımını yapmıştı; Türkçe konuşan, Türk olan, Hanifi içtihatına göre yaşayan vatandaşlardan oluşan homojen bir toplum! Bu tanımın içinde Aleviliğe yer yoktu.”

    Işık, “Doksanlarda cumhuriyetin Tekçi muhtevası Maraş, Adıyaman, Malatya, Erzincan, Elazığ ve Sivas’ta yoğun bir şekilde tartışmaya açılmıştı. Sivas katliamıyla hedeflenen amaç ise bu tartışmalarının önüne geçmek, Alevilerin İttihatçı/Kemalist düşünsel manipülasyonu aşarak kendi tarihsel-toplumsal gerçeklikleriyle buluşmasını engellemekti. Olayı sadece bir mezhep tartışmasına indirgemek katliamın gerçek sahipleri tarafından hakikati karartma amacıyla yaratılan bir manipülasyondan ibaretti. Katliamdan sonra Aleviler ve demokratik kamuoyu manipüle edilmiş, başta mahkeme süreçleri olmak üzere; yapılan etkinliklerin çoğunda, Aleviliği yok sayan, kültürel ve fiziki soykırıma uğratan bir rejimi sorgulamaktansa, olay “Alevi/Sünni, ilerici/gerici, cumhuriyetçi /cumhuriyet karşıtları, laik/şeriatçı” karşıtlığına indirgenmiştir” ifadelerini kullandı.

    Sivas katliamıyla beraber, Alevilerin ufkunun sınırlanarak Reya Heq-Alevi toplumsallığını bütün yönleriyle bilince çıkarıp kavramalarını, meseleyi ve sorunları bütünlüklü bir şekilde görmelerinin ve ele almalarının engellendiğini belirten Işık, şöyle devam etti:

    “Rèya Heq /Alevi Yolunun Kemaleti tüm hakikati kapsar.

    Bu manada iktidara bulaşmayıp toplumsal ahlakı esas alan Zerdüşt peygamberin “erdemli insan” arayışı, Musa’nın “on emri”, İsa’nın ” Hak söz sevgidir” ilkesi, Muhammed Mustafa’nın ” komşusu açken tok yatan bizden değildir” düsturu ortak hakikatimizdir.

    Devlet, Rèya Heq /Alevilere yönelik zihniyeti ve siyaset anlayışı ile hesaplaşmalı, ayrıştırmaya ve ötekileştirmeye yönelik bütün uygulamaları ile yüzleşmelidir. Bu manada başta Koçgiri, Dersim ve Sivas olmak üzere bütün Alevi katliamları ile yüzleşmelidir.

    “İNSANLIĞA KARŞI İŞLENEN SUÇLARDA ZAMAN AŞIMI UYGULANMAMALI”

    Her ne sebeple olursa olsun Sivas katliamını yapanlar açığa çıkarılıp yargılanmalı, devlet korumasına alınmamalı, yapılan zulüm insanlığa karşı işlenmiş suçlar kategorisine alınarak zaman aşımı uygulanmamalıdır.

    Sorunlarımız ortak vatanda ve rıza toplumu paradigması ile çözümlenebilir sorunlardır. Yeter ki nefis iktidarları ” farklılıklar hakkın emri rızasıdır” hakikatini kabul edecek kemalete ersinler.

    Dünden bu güne Hakk derken düşen, çerağ olup karanlıkları dağıtarak yüreklerimizi mekan tutan cümle şehitlerimizin huzurunda dara duruyor, zulümatın zalimlerini lanetliyor, Sivas’ta uyandırdığınız çerağ her zaman yolumuzu aydınlatan bir ışık olacak diyoruz diyerek konuşmasını tamamladı.

    Daha sonra; Sivas Katliamı’nda kardeşini yitiren ve kendisini öldü diye hastane morguna kaldırılan daha sonra hayata dönen Madımak katliamından kurtulanlardan Serdar Doğan yaptığı konuşmada şunları söylemişti: Bu ülkede cumhuriyet babanın malı mı diye sorsalar evet babamın malı diyecek tek adam Erdal İnönü’dür. İkinci adamın oğluydu evet babası Cumhuriyeti kuranların içindeydi sonra cumhurbaşkanı oldu ülkeyi yönetti. Devlet önce kendi evlatlarını yer. On senede bir darbeler yapılır. Darbeler dönemi geçti artık 3 senede 5 senede bir yeni katliamlarla birilerinin hep gazı alındı.

    92’lerde yükselen Alevi hareketi artık kurumsallaşan örgütlenen Alevi hareketi şubeler açmış Banaz etkinliği çok güçlü geçmiş, Sivas’a binlerce insan gelmiş ve çok etkili bir eylem olacak ve Türkiye’nin birçok yerinde PSAKD şubeleri açılacak bu coşkuya bina yen.

    “SİVAS MADIMAK’TA BEDEL ÖDEDİK”

    Devlette bizim gördüğümüzü bizden önce görebiliyor. Bundan sonra örgütlenmene izin vermeyeceği çok aşikâr bir şeydi. Bunun da bedelini biz 93 yılında Sivas’ta Madımak’ta ödedik.

    Kulaklarıyla duydu o çığlıkları dışardaki sloganları ne babasının kurduğu Cumhuriyete sahip çıkabildi ne de bizlere sahip çıkabildi. İşin daha kötüsü hükümette kalmaya devam etti. Bazen konuşuyoruz Somadan sonra Taner Yıldız Enerji Bakanlığı’ndan istifa etmiyor diye. Sivas Katliamı’ndan sonra istifa eden bir tane SHP milletvekili yok. Bakanlık yapmaya Milletvekilliği yapmaya devam ettiler.”

    Zakir Sedar Çelebi’nin deyiş ve duazlarının ardından lokmalar gelen canlara pay edildi. 2 Temmuz anmasına katılım oldukça yoğundu.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

     

  • PSAKD’nin 15. olağan genel kurulu başladı-VİDEO

    PSAKD’nin 15. olağan genel kurulu başladı-VİDEO

    PİRHA-Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin (PSAKD) Ankara’da yapılacak olan 15. olağan genel kurulu için hazırlıklar başladı. Genel başkanlık için Gani Kaplan, Muhittin Yıldız ve Cuma Erçe olmak üzere üç aday yarışıyor.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) 15. olağan genel kurulunu yapıyor. Genel kurul için başka illerden gelen delegeler kongre merkezinde hazırlıklara başladı.

    Kongre merkezine “Eşit yurttaşlık istiyoruz”, “Tutuklu üye ve yöneticilerimiz derhal serbest bırakılsın”, “Laik ve demokratik bir yaşam istiyoruz”, “Diyanet İşleri Başkanlığı kaldırılsın”, “Zorunlu din dersleri kaldırılsın”, “Cemevleri ibadethanemizdir”, “Dedelerimiz ocaklarımızda ve dergâhlarımızda yetişir devlet güdümlü dede okullarını reddediyoruz”, “OHAL ve KHK zulmüne son” pankartları asıldı.

    Divan başkanlığını PSAKD önceki genel başkanlarından Kemal Bülbül yaparken divan üyeliğine de Müslüm Metin, Hasan Cem Yılmaz, Nurdan Şahin ve Şennur Şimşek seçildi.

    Divan başkanı Kemal Bülbül kısa bir açılış konuşması yaptı.

    Genel Kurula HDP Eş Sözcüsü Ayhan Bilgen, HDP MYK Üyesi Ali Kenanoğlu, HDP Halklar ve İnançlar Komisyonu Başkanı Kemal Peköz, ESP Genel Başkan Yardımcısı Alp Altınörs, İHD Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan, CHP Milletvekili Şenal Saruhan, CHP PM Üyesi Yıldırım Kaya  katıldı. Ayrıca PSAKD’nin önceki genel başkanlarından Kemal Bülbül, Kazım Genç, Necati Yılmaz ve  Sivas Madımak’ta yakılarak katledilen canların yakınları da genel kurula katılan isimlerden.

    Diğer Alevi kurum temsilcilerinin de katıldığı genel kurula Hacı Bektaş Veli Aanadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Genel Başkanı Tuncer Baş, Demokratik Alevi Derneği (DAD) Ankara Şube Eş Başkanı Murat Işık, Hubyar Sultan Alevi Kültür Vakfı Başkanı Aydın Deniz ve çok sayıda  konuk katıldı.

    Genel başkanlık için Gani Kaplan, Muhittin Yıldız ve Cuma Erçe olmak üzere üç aday yarışıyor.

    Alevi hak yol mücadelesinde yaşamlarını yitirenler anısına bir dakikalık saygı duruşu yapıldı.

    Alev Bektaşi İnanç Kurulu (ABK) Başkanı Kureyşan Ocağı piri Hüseyin Güzelgül açılış gülbengi verdi.

    Ağuçan Ocağı Anası Türkan Akbıyık deyişler söyledi.

     

     

     

  • Alevilerden gözaltılara tepki: Kemal Bülbül ve barış savunucuları serbest bırakılsın

    Alevilerden gözaltılara tepki: Kemal Bülbül ve barış savunucuları serbest bırakılsın

    PİRHA – Sosyal medyadan Afrin’e yönelik operasyona tepki gösterenler arasında dün gece gözaltına alınan PSAKD’nin Eski Genel Başkanı Kemal Bülbül’ün gözaltına alınmasına Aleviler tepki gösterdi. Aleviler, Bülbül’ün ve diğer barış savunucularının serbest bırakılmasını istediler. 

    Sosyal medyadan Afrin’e dönük hava bombardımanına tepki gösteren aralarında Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin Eski Genel Başkanı Kemal Bülbül’ün de olduğu çok sayıda sanatçı, siyasetçi ve gazetecilerin de olduğu onlarca kişinin evine yapılan baskın sonucu çok sayıda kişi gözaltına alındı.

    “KEMAL BÜLBÜL SERBEST BIRAKILMALI”

    Gözaltılara birçok Alevi kurum temsilcisi, yazar, sanatçı tepki gösterdi.

    PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan, Bülbül’ün gözaltına alınmasına tepki göstererek, “Derneğimiz önceki dönem genel başkanlarından Kemal Bülbül bu gece evinden gözaltına alındı. Kemal Bülbül serbest bırakılsın” dedi.

    HBVAKV Genel Başkanı Tuncer Baş da Kemal Bülbül’ün gözaltına alınmasına tepki göstererek serbest bırakılmasını istedi.

    Kıbrıs Pir  Sultan Abdal Kültür Derneği Eş Başkanı Selver Kaya, Bülbül’ün gözaltına alınmasını kınayarak derhal serbest bırakılmasını  istedi.

    Yazar Erdal Yıldırım da tepkisini şöyle ifade etti.

    “Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) eski genel Başkanı Kemal Bülbül gözaltına alındı. Bu iktidar kendisi gibi düşünmeyen herkese düşman… Bu nedenle hep birlikte haykırıyoruz:
    Kemal Bülbül derhal serbest bırakılsın! Kemal Bülbül yalnız değildir. Savaşa Hayır.!”

    PSAKD GYK Üyesi Gülizar Taşbilek de, Bülbülün serbest bırakılmasını istedi. Taşbilek, “Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri eski genel başkanlarından Kemel Bülbül Ankara’da gözaltına alınmıştır. Eski genel başkanımızın derhal serbest bırakılmasını talep ediyoruz. Unutmayın ki bizler ”Pir Sultanın Yoldaşlarıyız…” ifadesini kullandı.

    “BARIŞ SAVUNUCULARI SERBEST BIRAKILMALI”

    Demokratik Alevi Derneği yöneticileri Bülent Felekoğlu ve İmam Balsever de, “Hak, yol, Alevi inancına büyük hizmetleri olan yazar, siyasetçi Kemal Bülbül derhal serbest bırakılsın” çağrısında bulundular.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Merkezi Genel Örgütlenme sekreteri Fırat Argün, ise yapılan gözaltılara tepki gösterdi. Argün,” Biz Aleviler felsefemiz ve inancımız gereği savaşa hayır demeye ve barışı savunmaya devam edeceğiz. Savaşı savunmak birleşmiş milletler sözleşmesine ve insan hakları evrensel beyannamesine göre suçtur. Biz bu suça ortak olmayacağız. Eski genel başkanımız ve tüm barış savunucuları serbest bırakılmalıdır” dedi.

    DAD Ankara Eş Başkanı Murat Işık, da “Aydın, İnsan Hakları savunucusu, Alevi toplumunun eşit yurttaşlık mücadelesine inanan, önceki dönem PSAKD Genel Başkanı Kemal Bülbül suçsuzdur serbest bırakılmalıdır” çağrısında bulundu. (HABER MERKEZİ)

     

  • Hasan Altun’un gözaltına alınmasına Özkan ve Işık’tan tepki-VİDEO

    Hasan Altun’un gözaltına alınmasına Özkan ve Işık’tan tepki-VİDEO

    PİRHA – Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Mamak Şube Başkanı Hasan Altun’un gözaltında tutulmasına Alevi kurum temsilcileri tepki göstererek serbest bırakılmasını istedi. 

    HABERİN VİDEOSU

    Aralarında Demokratik Alevi Derneği Mamak Şubesi Başkanı Hasan Altun ile HDP üye ve yöneticilerinin de bulunduğu çok sayıda kişi önceki günlerde yapılan ev baskınlarında gözaltına alınmıştı. Altun’un gözaltında tutulmasına tepkiler gelmeye devam ediyor. PİRHA’ya konuşan DAD Ankara Şube Eş Başkanı Murat Işık ve PSAKD Genel Merkez Sekreteri Turgay Özkan, baskıların sonuç vermeyeceğini, Alevi kurumları olarak mücadele edeceklerini ve Hasan Altun’un da serbest bırakılması gerektiğini söyledi.

    “ALEVİ KURUMLARINA YÖNELİK BASKI GİDEREK DEVAM EDİYOR”

    DAD Ankara Şube Eş Başkanı Murat Işık,  Türkiye’nin karanlığa sürüklendiğini belirten Işık,Bu karanlık AKP’nin faşist yeni kurduğu müesses nizamın bize köşe taşlarını gösteriyor. Kuşkusuz burada Alevilere, sosyalistlere, ötekilere yer yok, toplumun yüzde 50’si dediği kendi yandaşlarına çıkar çevrelerine rant çevrelerine ancak yer olduğunu görüyoruz” dedi.

    Alevi kurumlarının bu baskılara karşı mücadele verdiğini söyleyen Işık, “Alevi kurumları elbette bu haksızlıklara baskı ve zora karşı mücadele ediyor ve mücadeleyi büyütmeye çalışıyoruz. Bunun için de baskı görüyoruz. Giderek artan bir şekilde Alevi kurumlarına dönük saldırıların yoğunlaştığını görüyoruz” dedi.

    “BASKILAR ARTTIKÇA DAHA GÜÇLÜ CEVAP VERECEĞİZ”

    AKP’nin bir taraftan kendi Alevisini yaratma haliyle karışı karşıya olduklarını kaydeden Murat Işık sözleri şöyle sürdürdü:

    “Yani iftar sofralarında birlikte olmayan bugün siyasal iktidarla aynı masada bulunmayanların bir ötekileştirme, karşıtlaştırma, terörize etme hali söz konusu olduğunu biliyoruz. Buna elbette biz mücadelemizle itirazlarımızla cevap vereceğiz. Kartal mitingi böyle bir şeydi. Türkiye’de ötekileştirilen sistem dışına, kamusal alandan uzaklaştırılan emek ve demokrasi güçleri bir bütün Alevilerin ortak bir tutumu ortak bir direnişiydi diyebiliriz. Kuşkusuz ki bu baskılar devam ettikçe bu sürece bizim daha fazla birlik daha fazla iri olma diri olma haliyle cevap vereceğimizi buradan belirtmek istiyoruz.”

    Hasan Altun’un bir Alevi örgüt yöneticisi, cemevi başkanı olduğunu bunun dışında herhangi bir suçu olduğunu söyleyen Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Ankara Şube Başkanı Murat Işık, “Bugün Alevi olmak, Alevi örgüt yöneticisi olmak eğer suçsa bu suçu bizde işliyoruz” ifadesini kullandı.

    “AKP ŞİDDETİN DOZUNU KONTROLLÜ BİR ŞEKİLDE ARTIRIYOR”

    PSAKD Genel Merkez sekreteri Turgay Özkan ise 2015’den sonra başlayan bu karanlık süreçte AKP şiddetin dozunu kontrolü bir şekilde artırdı” dedi.

    “Geziden sonra içine sindiremediği kendine başkaldıran, halkı yönlendiren, halkla birlikte aynı siperde yer alan, demokratik kitle örgütleri, siyasi partiler kimler varsa temsilcileri başta olmak üzere hepsini gözaltına, tutuklamaya, katletmeye sevdalandı” diyen Özkan “5 Haziran Amed mitinginden sonra katliamcı yüzünü gösteren devlet, Suruç,  yıldönümünü yaşadığımız 10 Ekim daha sonra Taksim, Reyna, her şekilde dozajını artıra artıra toplumu bir şiddetle eğitmeye çalıştı” dedi.

    En son Aysel Tuğluk’un annesi Hatun Tuğluk’un cenazesinde yapılan saldırıyı hatırlatan Özkan, “O saldırıda  bizler oradaydık. Oradaki zihniyet devletin tam da bilinçaltını ortaya koyuyordu. Madımak’ta nasıl ki Alevileri katledenler ‘cemevinden buraya cenaze gelemez. Cenazeyi imam gömer. Ermeniler buradan def olun. Sizin cenazelerini köpeklere yedireceğiz’ tarzında saldırılarla bize orada saldırdılar” diye konuştu.

    Özkan, Muharrem ayının bitiminde Nuriye ve Semih’in açlık grevine destek verdikleri için gözaltına alındıklarını ve ifadeye çağrıldıklarında hakkımızda dava açıldığını öğrendiklerini söyledi.

    “BİZLER VERDİĞİMİZ İKRARDAN DÖNMEYECEĞİZ”

    “Kendi iftar sofrasına oturmayanları cezaevlerinde birleştirmeye çalışıyor” ifadesini kullanan Özkan, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “İstediği kadar uğraşsın, bizi katliama, zulüme, baskıya maruz bıraksın. Bu inanç biz kendimizi bu yola verdiğimiz andan itibaren, ikrarımızı verdiğimiz andan itibaren kalu beladan beri bizler inancımızı bütün katliamlara baskılara, zulümlere karşı devam ettirdik. Bu, bugün de böyle olacak. Yarın da biz ikrarımızdan dönmeyeceğiz. Nerede bir zulüm varsa, nerede bir yezit varsa, onun karşısında direnenler, onun karşısında Hüseyin’i duruşa sahip olanlar, onun karşısında Pir Sultanlar, Hacı Bektaşlar olacaktır. Baskılar bizi yıldıramayacak. Bu anlamda DAD Eş Başkanımız yalnız değildir. Biz onları asla yalnız bırakmayacağız. Bu anlamda PSAKD şu anda baskıya zulme uğrayan bütün canların yanındadır.” (HABER MERKEZİ)

  • DAD Ankara Eş Başkanı: Festivallerin yasaklanması kültürel bir soykırım politikasıdır

    DAD Ankara Eş Başkanı: Festivallerin yasaklanması kültürel bir soykırım politikasıdır

    PİRHA – 16’sı düzenlenecek olan Cogi Baba Festivali’nin OHAL gerekçe gösterilerek yasaklanmasına tepkiler devam ediyor. Demokratik Alevi Derneği Ankara Şube Başkanı Murat Işık, “Bu sadece bir festivalin yasaklanması değil, mesele Alevi inancının, Alevi kültürünün bu coğrafyadaki tüm etkinliklerinin yasaklanması anlamına geliyor” dedi. 

    Haberin Videosu

    Her yıl Sivas İmranlı ilçesinde İmranlı Derneği ve Koçgiri Derneği’nin bir araya gelerek gerçekleştirdiği Cogi Baba Festivali bu yıl OHAL nedeniyle iptal edildi.  Alevi bölgelerinde iptal edilen festivallere tepkiler gelmeye devam ediyor.

    Cogi Baba Festivali bu yıl yeniden güvenlik bürokrasisi etkisiyle yasaklandığını söyleyen Demokratik Alevi Derneği (DAD) Ankara Eş Başkanı Murat Işık, “Bu sadece bir festival yasaklanması değil, mesele Alevi inancının, Alevi kültürünün bu coğrafyada tüm etkinliklerin yasaklanması anlamına geliyor” dedi.

    Işık, “Cogi Baba Festivali’nin son yıllarda özellikle insanların gelip coğrafyalarını görmelerine, o kutsallığı hissetmelerine neden oluyor. Ama aynı zamanda da o bölgede yaşayan insanların inancını yaşaması konusunda da bir kültürel ve inançsal bir etkinlik haline gelmiştir” ifadelerini kullandı.

    “YASAKLARLA ALEVİ BÖLGELERİ İNSANSIZLAŞTIRILIYOR”

    Cogi Baba Festivali’nin yasaklanması gerçekten o bölgenin insansızlaştırılması, kültürel ve inançsal soykırım politikasına denk geldiğini belirten Işık, “Bunun biran önce orada güvenlik bürokrasisinin, valinin bu kararı yeniden gözden geçirmesi gerekiyor. Hangi güvenlik sorunu var ki Cogi Baba Festivali yapılmıyor. Bu güne kadar hangi güvenlik sorunu çıktı” dedi.

    Cogi Baba Festivali’nin yasaklanmasını Dersim Festivali’nin yasaklanmasına benzeten Işık, Yaklaşık on yıldır yapılan Dersim Festivali bu yıl valilik ve emniyet tarafından, orada bulunan demokratik kitle örgütleri bir tarafa bırakılarak yapılmaya çalışıldığına dikkat çekti.

    “ALEVİLİĞİN SÜRDÜRÜLEBİLME KOŞULLARI ORTADAN KALDIRILIYOR”

    Bu festival yasaklarının kültürel bir asimilasyon aynı zamanda kültürel bir soykırım politikasına denk geldiğini belirten Işık, Dersim Festivali’nin de Cogi Baba Festivali’nin de sadece o bölgede yaşayanların katıldığı bir festival olmadığının altını çizdi.

    “İnanç yerlerimiz yasaklandı. Birçok ziyaret alanı güvenlik bürokrasisi tarafından OHAL ve diğer düzenlemelerle yasak bölge olarak insansızlaştırılmıştır” diyen Işık, “Bunların hepsine bakıldığında Alevi inancının kendini sürdürebilmesi için koşulların ortadan kaldırıldığını düşünüyoruz” dedi.

    “BU YASAĞI KINIYORUZ”

    Yasakçı mantığı kınadıklarını, bu yasaklamaları doğru bulmadıklarını belirten DAD Ankara Şube Eş Başkanı Işık sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Alevi örgütü olarak ta bu festivallerin yapılması konusunda biz elimizden geleni yapacağız. Özellikle Derim Festivaline ilişkin hazırlıklarımızı giderek artırıyoruz. Kitlesel katılım konusunda da bizler Dersim Festivaline katılacağız. Dolayısıyla bütün bunların alevi inancına yönelik devletin bir tutumu olduğunu, dolayısıyla bunları kınıyoruz.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA