Etiket: murat sabuncu

  • Kılıçdaroğlu’ndan jitem, Yeşil, beyaz toros tepkisi: Kim bu tehdidi yapıyor haindir, bölücüdür

    Kılıçdaroğlu’ndan jitem, Yeşil, beyaz toros tepkisi: Kim bu tehdidi yapıyor haindir, bölücüdür

    PİRHA- Amedspor’a yönelik gerçekleştirilen ırkçı saldırılara ilişkin konuşan CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, “Hiç kimse hiç kimseyi geçmişte yaşanan acıların sembolleri ve failleri üzerinden tehdit edemez. Hukuk ivedilikle gereğini yapmalıdır” dedi. Kılıçdaroğlu ayrıca HDP ile yapılacak görüşmeye dair de “HDP’nin değerli Eş Genel Başkanlarıyla görüşeceğim. Arkadaşlarım planlamayı yapıyorlar” ifadelerini kullandı.

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu T24’ten Murat Sabuncu’nun sorularını yanıtladı.

    Bursaspor ile Amedspor arasındaki futbol karşılaması sırasında Amedspor futbolcularına yönelik yapılan ırkçı saldırılar ile tribünlerde açılan Jitem, Yeşil, beyaz toros pankartlarıyla ilgili soruya da cevap veren Kılıçdaroğlu, “Kim bu tehdidi yapıyor veya bu tehdide aracılık ediyor, göz yumuyorsa haindir, bölücüdür” dedi.

    “KİMSE GEÇMİŞTE YAŞANAN ACILAR ÜZERİNDEN TEHDİT EDEMEZ”

    Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

    “Türkiye Futbol Federasyonu, Bursa Valiliği ve Emniyeti’nin de dahil olduğu bir ihmaller zinciri olduğu görünüyor. Gerekli soruşturmanın başlatıldığı açıklandı. Bekleyeceğiz, bakalım ne çıkacak soruşturmadan? Taraftar boyutuna ilişkin ise; bu ülkede hiç kimse hiç kimseyi hangi gerekçeyle olursa olsun, tehdit edemez… Hiç kimse hiç kimseyi geçmişte yaşanan acıların sembolleri ve failleri üzerinden tehdit edemez. Kim bu tehdidi yapıyor veya bu tehdide aracılık ediyor, göz yumuyorsa haindir, bölücüdür. Hukuk ivedilikle gereğini yapar, yapmalıdır.

    Amedspor’un ismine gelince. Bırakın Allah aşkına; yıllar önce Türkiye Futbol Federasyonu onayladı bu ismi. Yaklaşık 10 yıldır, mücadele ettiği kümelerde yüzlerce maç oynamış, Türkiye’nin dört bir yanına deplasmana gitmiş; Türkiye’nin dört bir yanından Diyarbakır’a gelmiş takımlara ev sahipliği yapmış, Amedspor. Amedspor’un isminin Amedspor olduğunu yeni mi duymuşlar.”

    HDP İLE GÖRÜŞME YAPILACAK

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Başkanları ile görüşeceğini de ifade eden Kılıçdaroğlu, “HDP’nin değerli Eş Genel Başkanlarıyla görüşeceğim. Arkadaşlarım planlamayı yapıyorlar” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Ayşenur Zarakolu 2018 Düşünce ve İfade Özgürlüğü Ödülleri sahiplerini buldu-VİDEO

    Ayşenur Zarakolu 2018 Düşünce ve İfade Özgürlüğü Ödülleri sahiplerini buldu-VİDEO

    PİRHA – Ayşenur Zarakolu 2018 Düşünce ve İfade Özgürlüğü ödülleri ‘Barış’ temasıyla sahiplerine verildi. 

    Ayşenur Zarakolu 2018 Düşünce ve İfade Özgürlüğü ödülleri sahiplerini buldu. İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi’nde gerçekleştirilen ödül törenine Barış Anneleri, EMEP Genel Başkan Yardımcısı Levent Tüzel, avukat Eren Keskin, oyuncu Nur Sürer, Pir Haber Ajansı’ndan Turabi Kişin,  CHP Milletvekili Zeynep Altıok, HDP İstanbul Milletvekili Hüda Kaya ve çok sayıda kişi katıldı.

    Ödül töreni hayatını kaybeden insan hakları savunucuları için bir dakikalık saygı duruşu alkışlar eşliğinde başladı.  Daha sonra Ayşenur Zarakolu için hazırlanan sinevizyon gösterildi.

    “EN ÇOK YASAKLANAN SÖZCÜK BARIŞ”

    Ödül töreninde konuşan İnsan Hakları Derneği İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri, düşünce ve ifade özgürlüğünün en çok ihlal edilen bir alan olduğunu ve barış sözcüğünün de en çok yasaklanan sözcük olduğunu söyledi. Yoleri, bunun  için bu seneki ödülün adına düşünce ifade özgürlüğü ve barış ödülü denildiğini kaydetti.

    “ÇOCUKLAR ÖLMESİN DEMEYE DEVAM EDECEĞİM”

    “Çocuklar ölmesin” sözüyle tanınan öğretmen Ayşe Çelik ödül aldı.  Ödülünü oyuncu Nur Sürer’in elinden alan Çelik “Çocuklar ölmesin demenin sonucu buraya varmış.  Erken doğum yaptım.  Çok sevdiğim mesleğimden oldum. Yaşadığım yerden ayrılmak zorunda kaldım.  Sözlerimin arkasındayım. Dili, rengi ne olursa olsun çocuklar ölmesin.  Demeye devam edeceğim.

    “BARIŞ DEMEK KURŞUNUN KENDİNE DÖNMESİ DEMEK”

    İkinci ödül ise HDP’nin cezaevinde bulunan cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş aldı. Salonda zılgıtlar yükselirken ödül alanların kısa geçmişleri okundu. Demirtaş adına ödülü Barış Anneleri aldı. Kürtçe yapılan konuşmada şunlar belirtildi: “Türkiye’de barış demek çok zor bir durum. Barış demek kurşunun kendisine dönmesi demek.  Barış mücadelesi çok zor bir mücadelede.  Bu mücadeleyi yürütenlerden anlıyoruz. Barış ödülünü veren kişilere teşekkür  ediyoruz. Selahattin ve diğer tutsaklara selamlarımızı söylüyoruz.

    Cezaevinde bulunan Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü Onur Hamzaoğlu adına ödülü Özlem aldı. Hamzaoğlu’nun mesajı okundu. Mesajda “Ben yüreğindeki insanlık sıcaklığını söndürmemek için doğruyu savunan bir insanım” denildi.

    “GÖRÜLMEYENİ GÖSTERMEYE DUYULMAYANI DUYURMAYA KARARLIYIZ”

    Gazeteciler adına ödülü alan Cumhuriyet Gazetesi Yayın Yönetmeni Murat Sabuncu, “Cezaevlerinde düşünce ve ifade özgürlüğünü kullandığı için gazeteciler, öğrenciler, milletvekilleri, akademisyenler var. Onların moralleri iyi. Çünkü  biliyorlar ki haklılar.  Kazanacağız. Cumhuriyet Gazetesi çalışanları olarak görülmeyeni göstermeye duyulmayanı duyurmaya kararlıyız. Bedeli ne olursa olsun” dedi.

    Tutuklu avukatlar adına Sezin Uçar’a ödül verildi. Uçar adına ödülü alan avukat Gülhan Kaya şunları söyledi: “Bir taraftan savumanlık  yapıyoruz bir taraftan sanık oluyoruz. Bu ödülü bütün tutuklu avukatlar adına alıyorum.”

     İnsan Hakları Derneği (İHD) Bitlis Şubesi eski yöneticisi Hasan Ceylan adına ödülünü alan Maşallah Ceylan, “Hasan Ceylan dışarıda olsaydı Silopi ve Cizre’de bodrumlarda katledilenler adına alırdı bu ödülü” ifadelerini kullandı.

    “HAKİKATİ YAZMAKTAN VAZGEÇMEYECEĞİZ”

    Özgür gündem adına Sadiye Eser ödülü Pir Haber Ajansı Haber Müdürü Turabi Kişin’in elinden aldı. Eser, “Bütün alanlarda hak ihlali olmakla beraber en çok baskıya özgür basın maruz kaldı. Ape Musa’nın bıraktığı kalemi devralan gazeteciler olarak hakikati yazmaktan vazgeçmeyeceğiz” şeklinde konuştu.

    Boğaziçili öğrenciler tutuklu arkadaşlarının ismi yazılan tşörtleri giyerek ödülleri arkadaşlarının adına aldılar. (HABER MERKEZİ)

     

  • Cumhuriyet davasında hapis cezaları

    Cumhuriyet davasında hapis cezaları

    Cumhuriyet Gazetesi Davası’nın karar duruşması ikinci gününde sona erdi. Duruşmada savunma yapan avukat Duygun Yarsuvat, “Bu davanın bütün belgeleri bir manipülasyondur” dedi ve davanın keyfi olarak açıldığını belirterek “Yani muktediri tatmin etmek için bu dava açılmıştır” diye konuştu. Savunmaların ardından kararı açıklayan mahkeme heyeti, gazetecilere hapis cezası verirken ayrıca tüm sanıklara adli kontrol uygulamasına karar verdi.

    Cumhuriyet Vakfı İcra Kurulu Başkanı Akın Atalay’ın tutuklu olduğu 18’i Cumhuriyet gazetesi çalışanı 20 kişinin yargılandığı davanın karar duruşması ikinci gününde devam etti.

    İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Silivri Cezaevi Kampüsü karşısında bulunan duruşma salonunda yapılan duruşmada ilk olarak avukat Duygun Yarsuvat söz aldı.

    Davasının siyasi bir dava olduğunu dile getiren Yarsuvat, “Cumhuriyet gazetesini susturmak istemişlerdir. Bunun için bir savcı bulmuşlardır. Bu savcıya da yazık. Çünkü hakkında soruşturma başlatılmıştır. Savcı da kendisini güçlendirmek için Cumhuriyet soruşturması başlatmıştır” diye konuştu.

    Yarsuvat, Cumhuriyet gazetesine dair savcı Murat İnam’ın tarafından bilirkişi olarak atanan Ünal Aldemir için ise “Bir tek vasfının, atmış olduğu tweetlerle siyasal iktidarı desteklemek olduğunu göstermiştir” diye belirtti.

    Duygun Yarsuvat, “Bu davanın bütün belgeleri bir manipülasyondur, bir algı çalışmasıdır. Burada bilirkişiye gerek yoktur, çünkü suç yok burada” dedi.

    “MUKTEDİR TATMİN ETMEK İÇİN DAVA AÇILDI”

    Esas hakkındaki mütalaayı “ilginç” olarak tanımlayan Yarsuvat, “Gazetede çıkan yazıların kırıcı olup olmadığının araştırılması yapılamadan bu keyfi dava açıldı. Yani muktediri tatmin etmek için bu dava açılmıştır” diye konuştu.

    Yarsuvat, Akın Atalay’ın 542 gündür tutuklu olduğunu hatırlatarak, “Akın, cezalandırılmak istenen Cumhuriyet gazetesinin icra kurulu başkanı olduğu için tasfiye edilmek istendi” diye belirtti.  Yarsuvat’ın ardından Avukat Bahri Belen beyanlarda bulundu. Belen’in beyanlarının ardından duruşmaya ara verildi.

    Aranın ardından avukat Abbas Yalçın, yargılama boyunca yaşanan “adil yargılama ihlalleri” üzerine beyanlarda bulundu.

    Yalçın’ın ardından ise avukat Tora Pekin söz aldı. Duruşma Pekin’in beyanları ile devam etti.

    “ASLA VAZGEÇMEYECEĞİZ”

    Avukat savunmaları ardından gazetecilere son sözleri soruldu. Ardından mahkeme heyeti karar için duruşmaya ara verdi. Aranın ardından devam eden duruşmada konuşan Akın Atalay, “Heyetin kararı ne olursa olsun bilinmesini isteriz ki Cumhuriyet gazetesi ve biz Cumhuriyetçiler kötülüğe karşı direnmekten asla vazgeçmeyeceğiz” dedi.

    “ASIL SİZ TESLİM OLUN”

    Ahmet Şık ise son söz olarak şunları söyledi:

    “Şekil itibariyle son söz olabilir ancak ‘Bu daha başlangıç’ diyerek başlıyorum. Siyaset, bürokrasi ve medyanın kimi mensuplarından oluşan bir çetenin hayata geçirdiği bu komplonun amacı en başından beri belliydi. Tüm yaşamı boyunca hukuksuzlukların, hak ihlallerinin karşısında duranlar adına ilk günden bu yana söylediğimizi tekrarlayarak bu çeteye ve benzerlerine hak ettiği yanıtı verelim o halde: Asıl siz teslim olun.”

    GAZETECİLERE CEZA…

    Mahkeme konuşmaların ardından kararı açıkladı. Dava kapsamında 542 gündür tutuklu yargılanan Akın Atalay tahliye edildi. Tüm tutuksuz sanıklara ise adli kontrol uygulanmasına karar verildi.

    Karara göre gazetecilere verilen cezalar şöyle:

    • Akın Atalay’a “güveni kötüye kullanmak” suçlamasından beraat, “örgüte yardım” suçlamasından 7 yıl 3 ay 15 gün hapis cezası verildi.
    • Murat Sabuncu’ya ise “terör örgütüne yardım” suçlamasından toplam 7 yıl 6 ay hapis cezası verildi.
    • Kadri Gürsel hakkında “terör örgütüne yardım” suçlamasından toplam 2 yıl 6 ay hapis cezası verildi.
    • Musa Kart hakkında “terör örgütüne yardım” suçundan 3 yıl 9 ay hapis cezası verildi.
    • Aydın Engin hakkında “terör örgütüne yardım” suçundan 7 yıl 6 ay hapis cezası verildi.
    • Hikmet Çetinkaya hakkında “terör örgütüne yardım” suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezası verildi
    • Önder Çelik, Hakan Kara, Mustafa Kemal Güngör hakkında “terör örgütüne yardım” suçundan 3 yıl 9’ar ay hapis cezası verildi.
    • Ahmet Şık hakkında “terör örgütüne yardım” suçundan toplam 7 yıl 6 ay hapis cezası verildi.
    • Emre İper hakkında 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası verildi.

    Cumhuriyet Kitap Genel Yayın Yönetmeni Turhan Günay, muhasebe müdürleri Bülent Yener ve Günseli Özaltay hakkında beraat kararı verildi. (HABER MERKEZİ)

  • Adalet Nöbeti 50’nci haftasında: Karanlığınıza teslim olmayacağız

    Adalet Nöbeti 50’nci haftasında: Karanlığınıza teslim olmayacağız

    Çağlayan Adliyesi’ndeki Adalet Nöbeti’ne geçen hafta tahliye olan Ahmet Şık ile Murat Sabuncu da katıldı. Adalet Nöbeti’nin 50’nci haftasında konuşan Şık, “Gazetecilik yaptığımız için hapsedilmemize karar verenlere daha önce söylediğimizi tekrarlayalım; karanlığınıza teslim olmayacağız. Boyun eğip diz çökmeyeceğiz” dedi. 

    Avukatların tutuklu meslektaşları için Çağlayan Adliyesi’nde başlattığı Adalet Nöbeti 50’nci haftasında devam etti. Tutuklu avukatların fotoğraflarının taşındığı nöbet eylemine tiyatrocu Genco Erkal, geçen Cuma günü görülen duruşmalarında tahliye edilen gazeteciler Ahmet Şık ve Murat Sabuncu ile çok sayıda avukat katıldı.

    Açıklamada konuşan Avukat Kemal Aytaç, yarın Silivri merkezde bulunan Alibey Duruşma Salonunda ve Cumhuriyet gazetesi yöneticilerinin Silivri Cezaevi Kampüsü’nde görülecek olan dava duruşmalarına katılım çağrısında bulundu.
    Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Murat Sabuncu da Cumhuriyet gazetesinin hukuk mücadelesinin devam edeceğini dile getirerek, “İçeride bulunan gazeteciler, milletvekilleri, avukatlar özgür oluncaya kadar bu nöbet devam edecek” dedi.

    “SUSMAYACAĞIZ”

    Eylemde konuşan gazeteci Ahmet Şık ise 50 haftadır her türlü baskı ve engellemeye karşı “adalet” denildiğini dile getirdi.

    “Devletten hukuku çıkardığınızda elinizde kalanın adına devlet değil çete denir” diyen Şık, “İşte böyle bir faşizm döneminin simgesi haline dönüşen Silivri hapishanesindeyken sesiniz bize güç veriyordu. Hapisteyken de özgürdük ki şimdi sadece serbest bırakıldık. Bizi kapattıkları yerden çıktık. Sesimiz adalet arayışında olan, hukukun üstünlüğüne olan inancını yitirmeyen, umutla bekleyen bütün insanlara mücadele gücü versin diye buradayız. Adaletin varlığıyla değil yokluğuyla kendini gösterdiği bu karanlık dönemde, Akın Atalay kendisi gibi haksızlığa ve komploya uğrayan birçok kişiyle birlikte halen hapiste. Haksızlığa göz yummanın adaletsizliğe ve suça ortak olmak anlamına geldiğini bilen bizler dilsiz şeytan olmayı reddetmeye devam edeceğiz. Yalanlarınız üzerine kurulu saltanatınız hakikatin ağırlığına dayanamayacak. Haksızlıkla, komployla, demokrasiyi boğmaya çalışanlara itiraz ettiği için hapsedilen son kişiyi de aramıza katana kadar susmayacağız” diye konuştu.

    “KARANLIĞA TESLİM OLMAYACAĞIZ”

    Karanlığa teslim olmayacaklarını vurgulayan Şık, “Barıştan, demokrasiden, eşitlikten, ifade hürriyeti ve basın özgürlüğünden korktuğunuzu biliyoruz. Korkun! Yarınlarımızı barış, demokrasi, eşitlik ve özgürlüklerle inşa edeceğiz. Gazetecilik yaptığımız için hapsedilmemize karar verenlere daha önce söylediğimizi tekrarlayalım. Karanlığınıza teslim olmayacağız. Boyun eğip diz çökmeyeceğiz. Görmeyenin gözü, duymayanın kulağı, konuşamayanın sesi olacağız. Güç odaklarına değil hakikate sırtımızı dayayarak gazetecilik yapmaya devam edeceğiz” ifadesinde bulundu. (Mezopotamya Ajansı)

  • Ahmet Şık ve Murat Sabuncu Cumhuriyet’te

    Ahmet Şık ve Murat Sabuncu Cumhuriyet’te

    Dün gece özgürlüğüne kavuşan gazeteciler Ahmet Şık ve Murat Sabuncu bugün tekrar çalışma arkadaşlarıyla bir araya geldi. 

    Gazetede kısa bir açıklama yapan Murat Sabuncu, “Hala hak savunucuları içeride, milletvekilleri içeride. Hukuksuzluğa uğramış herkes için gazetecilik yapacağız” dedi. Tutuklanmalarının da serbest kalmalarının da siyasi olduğunu belirten Ahmet Şık ise “Medyanın susturulması demek toplumun susturulması demektir. Hakikatin karartılmak istenmesine karşı mücadele edeceğiz” dedi.

    “ZULÜM BİTMİŞ DEĞİL”

    Gazetede bir açıklama yapan Murat Sabuncu, “Biz çıktık diye bu zulüm bitmiş değil. İçeride hala çok sayıda gazeteci var. Tutuklu hak savunucuları var, milletvekilleri var. Onun için biz bundan sonrası için de sadece kendi hakkımız ve hukukumuz için değil, Türkiye’deki bütün haksızlığa uğramış, mahalle ayırımı yapmadan hepsi için bir gazeteciliği yayıncılığı hayata geçireceğiz. Seçimler geliyor, herkesin hakkı hukuku için bu yayıncılığı büyük bir özveri ile yapmaya çalışacağız” şeklinde ifade etti.

    “SUSMAMAMIZ ÖRGÜTLENMEMİZ LAZIM”

    Çalışma arkadaşlarıyla bir araya gelen Ahmet Şık burada yaptığı konuşmada “Bizim içeriye alınmamız hukuki değil siyasi bir karardı. Bu kararın  hukuki olmadığı çok açık. Türkiye’deki en büyük yalan Türkiye’nin bir hukuk devleti olduğu yalanıdır. Biz tamamen siyasi bir kararla alındık. Bizim bu kadar kolay alınabilmemizde bugün gazetecilerin örgütsüz ve sağlam duramayışının da etkisi büyük olmuştur. Çoğu insan bu günlerin geçeceğini düşünüp patronlara ve diktatörlere yaranarak yaşıyorlar. Bizim ise örgütlü ve güçlü olmamız lazım. Elimizde birkaç tane gazete var onlara sahip çıkmamız gerek. Bu günler geçecek, mesele bu günler geçtikten sonra elimizde ne kaldığı” dedi.

     

  • Cumhuriyet Davası | Ahmet Şık ve Murat Sabuncu’ya tahliye

    Cumhuriyet Davası | Ahmet Şık ve Murat Sabuncu’ya tahliye

    Gazeteciler Akın Atalay, Murat Sabuncu ve Ahmet Şık’ın tutuklu yargılandığı Cumhuriyet davasının altıncı duruşması görülüyor. Tanıkların dinlendiği duruşmada savcı gazetecilerin tutukluluk halinin devamını istedi. Ara kararını açıklayan mahkeme heyeti gazeteciler Ahmet Şık ve Murat Sabuncu’nun tahliyesine karar verirken, Cumhuriyet Vakfı İcra Kurulu Başkanı Akın Atalay’ın tutukluluk halinin devamına karar verdi. Duruşma 16 Mart’a ertelendi.

    Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Murat Sabuncu, Cumhuriyet Vakfı İcra Kurulu Başkanı Akın Atalay ve gazetenin muhabiri Ahmet Şık’ın tutuklu yargılandığı davanın altıncı duruşması Silivri Cezaevi’nin karşısında bulunan duruşma salonunda başladı.

    Duruşma öncesi basın açıklaması yapmak isteyen DİSK Genel Başkanı Kani Beko gözaltına alınmak istenirken, çevredeki gazeteciler ile milletvekilleri Beko’nun gözaltına alınmasına engel oldu.

    Gecikmeli başlayan duruşmayı çok sayıda gazeteci, milletvekili, avukatlar, sendika ve Avrupa Birliği (AB) delegasyon temsilcisi takip ediyor.

    Mehmet Faraç, Leyla Tavşanoğlu ve Namık Kemal Boya tanık olarak dinlenmek üzere salonda hazır bulundu.

    TANIKLAR DİNLENDİ

    İlk olarak dinlenen Aydınlık gazetesi yazarı Mehmet Faraç, tanık olarak bir başvurusunun olmadığını, savcının talimatı ile tanık olduğunu söyledi.

    Mehmet Faraç avukatların sorduğu “’Fakirhanemi Malikane diye gösterdiler’ haberinde Fethullah Gülen’i ziyaret eden siyasetçi kimdi” sorusunu yanıtsız bıraktı.

    Faraç’ın ardından diğer iki tanık da dinlendi. Avukat Namık Kemal Boya da Fethullah Gülen’i ziyaret eden siyasetçi kimdi” sorusuna cevap vermedi.

    Avukat Tora Pekin ise sorduğu soruya kendisi yanıt vererek “Berat Albayrak” dedi.

    Duruşmada, savunma makamının tanıkları olarak eski CHP Genel Başkanı Altan Öymen ve DİSK Genel Başkanı Kani Beko dinlendi.

    Altan Öymen, Bahri Belen’in “Cemaate yakın bir haber içerik olduğuna dair bir izleniminiz oldu mu? Bunu utanarak soruyorum ama” sorusunu “Öyle bir şey yok” diye yanıtladı.

    Kani Beko da, bir okuyucu olarak gazetenin yayın politikasında herhangi bir değişiklik, “sapma” sezmediğini belirterek “FETÖ’yü öven bir gazete DİSK’in kapısından bile giremez” ifadesini kullandı.

    Beko, şunları söyledi:

    “Biz Cumhuriyet ile ilgili böyle bir şey duymadık bilmiyoruz. Cumhuriyet bu ilkeleri savunduğu müddetçe biz de Cumhuriyet’i savunmaya devam edeceğiz.”

    Tanıkların dinlenmesinin ardından Mahkeme Başkanı yargılamanın geldiği aşamada “toplanacak daha fazla delil kalmadığını” söyledi ve “Heyetimizle adli tıbba giden Çetinkaya ve Engin’e ait SIM kartlara ait çözümleme gelmedi. Tanık dinleme olayı bitmiştir. Gelinen aşamada fazla da yapılabilecek bir şey kalmadı. Rıza Türmen’den vazgeçilmesi bizim için rahatlatıcı olur. Böylece biz de adli tıptaki bilgileri davayı uzatıcı aşama olarak görmeyiz. Artık bir sonraki aşamaya ilerlememiz gerekiyor” dedi.

    Ardından duruşmaya ara verildi.

    Duruşmaya verilen ardından mütalaasını açıklayan savcı tutuklu gazetecilerin tutukluluk hallerinin devamını istedi.

    Avukatların savunmalarının ardından mahkeme bir kez daha ara verdi.

    ŞIK VE SABUNCU HAKKINDA TAHLİYE KARARI

    Aranın ardından ara kararını açıklayan mahkeme heyeti gazeteciler Ahmet Şık ve Murat Sabuncu’nun tahliyesine karar verirken, Cumhuriyet Vakfı İcra Kurulu Başkanı Akın Atalay’ın tutukluluk halinin devamına karar verdi.

     

  • Cumhuriyet davasında savcı tutukluluğun devamını istedi

    Cumhuriyet davasında savcı tutukluluğun devamını istedi

    Cumhuriyet davasında mahkeme heyeti, kararını açıklamak için savunma makamının tanık dinlenme talebini reddetti. Dosyanın tevdiini isteyen savcı, Ahmet Şık, Akın Atalay, Murat Sabuncu ve Ahmet Kemal Aydoğdu’nun tutukluluğunun devamını istedi. 

    3’ü tutuklu 18’i Cumhuriyet gazetesi çalışanı 20 kişinin yargılandığı davanın 6’ncı duruşması verilen öğle arasının ardından devam etti. Duruşmada CHP eski Genel Başkanı ve gazeteci Altan Öymen savunma tarafının talebi üzerine tanık olarak dinlendi. Öymen, 13 yaşından beri Cumhuriyet gazetesinin okuru olduğunu, 70’li yıllardan itibaren de gazetede yazarlık yapmaya başladığını söyledi. Öymen, 80 darbesi sonrasında da 2 yıl gazetede çalıştığını ifade etti. Gazetede yazarlık yaptığı zaman vakıf kurma tartışmalarının başladığını dile getiren Öymen, CUMOK’un gazetenin yayın politikası ile çalışma biçimi üzerinde bir etkisinin olmadığını söyledi. Öymen, “Cemaate yakın bir yayın yapıldığını görmedim” diye konuştu.

    Öymen’in ardından DİSK Genel Başkanı Kani Beko tanık olarak dinlendi. Beko, “Bu utanç verici bir dava. Cumhuriyet bu ülkenin bağımsız demokratik hukuk devleti ilkesini savunan bir gazetedir. FETÖ suçlamalarını kesinlikle kabul edemem” dedi.

    Avukat Bahri Belen, “Bir gazetenin yayın politikasına ne savcı, ne polis karışamaz. Ancak suç içeriyorsa yargılama yapar” dedi. Belen, tanık olarak dinlenmesi için anayasa hukukçusu Rıza Türmen’in ismini mahkeme heyetine bildirdiklerini, ancak yurt dışında oldukları için duruşmaya katılamadığını söyledi. Belen, Türmen’in sonraki duruşmada tanık olarak dinlenmesini istedi.

    ‘FAZLA YAPACAK BİR ŞEY KALMADI’

    Mahkeme Başkanı, yargılamanın geldiği aşama itibari ile toplanacak pek bir delilin olmadığını kaydederek, “Gelinen aşamada fazla da yapılabilecek bir şey kalmadı. Rıza Bey’den vazgeçilmesi bizim için rahatlatıcı olur. Böylece biz de Adli Tıp’taki bilgileri davayı uzatıcı bir aşama olarak görmeyiz. Artık bir sonraki aşamaya ilerlememiz gerekiyor” dedi.

    Mahkeme heyeti, avukatların tanık dinletilmesi yönündeki talebinden vazgeçmesi durumunda esas hakkındaki mütalaasını hazırlamak için dosyayı duruşma savcısına tevdi edeceğini dile getirdi.

    Bunun üzerine değerlendirme yapılması için mahkeme heyeti duruşmaya 15 dakika ara verdi. Ara ardından söz alan Avukat Tora Pekin, AİHM kararlarının bağlamından koparılarak iddianameye konulduğunu dile getirerek, Rıza Türmen’in tanık olarak dinlenmesini talep ettiklerini tekrarladı. Pekin, ayrıca İstanbul 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülen davanın akıbetine ilişkin mahkeme heyetinin karar oluşturmasını da talep etti.

    RIZA TÜRMEN’İN DİNLENMESİ TALEBİ REDDEDİLDİ

    Mahkeme iddia makamından Pekin’in taleplerine dair mütalaa istedi. İddia makamı, Rıza Türmen’in tanık olarak dinlenmesinin reddini istedi. İstanbul 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’ndeki davanın sonucunun beklenmesinin ise yargılamanın uzamasına neden olacağını ifade ederek, reddini istedi.

    Mahkeme heyeti daha önce “sonucunun beklenilmesi” yönünde verdiği kararın aksine İstanbul 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’ndeki vakıf davasının sonucunun beklenilmesinin davayı uzatacağını ifade ederek, talebi reddetti. Rıza Türmen’in tanık olarak dinlenmesinin tek başına davayı bir celse daha uzatacağını kaydederek, bu talebin de reddine karar verdi. Mahkeme heyeti, teknik inceleme yönündeki kararından da vazgeçtiğini belirtti.

    SAVCI TUTUKLULUĞUN DEVAMINI İSTEDİ

    Mahkeme başkanı, Ahmet Kemal Aydoğdu yönünde 5 dakikada geleceğini söylediği incelemeler için “Ne yazık ki biz heyet olarak 5 dakika da ulaşamadık” diye konuştu.
    İddia makamı, tevsihi tahkikat talebinin olmadığını, esas hakkındaki mütalaasını hazırlamak için dosyanın kendilerine tevdiini istedi. Esas hakkındaki mütalaa için kısa bir süre talep etti. İddia makamı Akın Atalay, Ahmet Şık, Murat Sabuncu, Ahmet Kemal Aydoğdu’un üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyetini göz önünde bulundurarak tutukluluk halinin devamını istedi.
    Avukatların mütalaaya karşı savunması ile duruşma devam ediyor. Avukat Fikret ilkiz konuşuyor. (MEZAPOTAMYA AJANSI)

  • Cumhuriyet davası ikinci günde Murat Sabuncu’nun savunmasıyla başladı

    Cumhuriyet davası ikinci günde Murat Sabuncu’nun savunmasıyla başladı

    Cumhuriyet çalışanlarının yargılandığı davanın ikinci günü dün evraklarına el konulan Murat Sabuncu’nun savunmasıyla başladı.

    Cumhuriyet Gazetesi’nin 11’i tutuklu 17 yazar, çizer ve yöneticisinin ,“FETÖ/PDY ve PKK/KCK, DHKPC örgütlerine üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek” iddiasıyla yargılandığı davanın ikinci gününde tutuklu gazeteciler Çağlayan’daki İstanbul Adliye sarayına getirildi.

    TRT VE A HABER KAMERALARI BARİYERLE ÇEVRİLDİ

    Cumhuriyet davasını ilk gününde izlemeye ve destek olmaya gelenler, Nuriye Gülmen, Semih Özakça tişörtü ve Ahmet Şık posteriyle adliye önünden canlı yayın yapan TRT ve A Haber kameralarının önüne geçerek, sessiz protesto etmişti. Bugün TRT ve A Haber kameraları sessiz protestolara karşı polis tarafından bariyerlerle korumaya alındı.

    DURUŞMA MURAT SABUNCU’NUN SAVUNMASIYLA BAŞLADI

    Cumhuriyet Gazetesi’nin yayın politikasının suçlama konusu edildiği davanın ilk duruşmasında Akın Atalay, Kadri Gürsel ve Musa Kart savunmalarını yaptı. Cumhuriyet’in Genel Yayın Yönetmeni Murat Sabuncu’nun savunması ise, jandarmanın savunma evrakına el koyması dolayısıyla bugüne kaldı. Duruşma Murat Sabuncu’nun savunmasıyla başladı.

    Sabuncu şunları söyledi:

    “Davanın başladığı gün gazetecilerin bayramıdır. Bizler bayram günü yargılanmaya başlanan gazetecileriz. Dün basın bayramıydı biz gazeteciliği, haberleri  savunmak durumunda kaldık. Biz bugünü otosansürün yıkılması olarak kutlayacağız. Bu davanın savcısı, bizi tutuklatan kişi FETÖ’den ağırlaştırılmış müebbetle yargılanıyor ama tutuksuz. FETÖ şüphelisi savcı Murat İnam bize FETÖ iftirası atıyor. Müebbetle yargılanırken tutuksuz, biz dokuz aydır tutukluyuz. Dört yılda bin 400 manşet atılır. Bilirkişi içinden cımbızla çekip rapor yapıyor. İddianameyi hazırlayan savcılar adetaları çok seviyor. Adetalarla dolu adeta bir iddianame sayın başkan. Siz gazetenin yüzde 10’u dışında tüm gazeteyi, ailelerimizi dokuz aydır mağdur ediyorsunuz. Arkadaşımızın 5 yaşındaki çoçuğunun mal varlığı bile sorgulanmış.”

    “ASLA KİMSEYİ ÖVMEDİM”

    İddianamedeki ‘Fetullah Gülen’i övme iddiasını, “Asla ve asla kimseyi övmem. Herkesle mesafem vardır” sözleriyle reddeden Sabuncu, Bylock kullananlarla görüşme yaptığı suçlamasını şu sözlerle yanıtladı:

    “18 bin Bylock kullanıcısı varken ben Bylock kullandığı iddia edilen 13 kişiyle görüşmüşüm. Onları ne tanıyorum ne biliyorum. Gazeteci herkesle görüşür. Ama benim konuştuğum hiç kimse bylock soruşturmasi ile karşılaşmadı. Ben Mehmet Ekinci ile sadece konuşmadım 7 kez de buluştum. Oda TV davası hakimidir kendisi. O dönem Zekeriya Öz’ün haksız suçlamaların çürütmek için uğraşıyordu. Ben Oda tv davasının görüşmecisiydim. Dışarıyı öğrenmiştim. 7 yıl sonra bana içeriyi de öğrettiler.”

    “GÖKYÜZÜMÜZ DENİZ GİBİ DEĞİL”

    Biz ağır tecritteyiz. “Görmek istersen denizi yukarıya çevir yüzü” derdi Sabahattin Ali. Biz tecritte yukarıyı da göremiyoruz. Bizim gökyüzümüz deniz gibi değil Sn. Başkan.

    Herkes Ahmet Şık’ın kitabı İmamın Ordusu’nun peşindeydi. Korkusuz 100 kişi tarafindan basıldı. O 100 yayıncıdan biri de benim. Eskiden gazeteciler haberin ve tarihin tanığıydı artık meslektaşlarının yargılandığı davada tanıklıklar. Bu da tarihe geçecek.

    İktidar temsilcilerinin, o gruba en ağır hakaretler eden gazetecilerin o zaman konuştuklarını buraya getirmeyi kendime yakıştıramam. 17-25 Aralıkta paralar, ayakkabı kutuları ortaya yayıldı. Abdullah Gül ABD’ye aracı gönderdi. Bunları yazmayana gazeteci denir mi? ‘Cumhuriyet 17 Aralık yayın yasağına uymayacak’ tweetinden darbeye destekle suçlanıyorum. Böyle bir suçu nasıl görmezdik?

    Zaman zaman ailem ya da milletvekili arkadaşlar ‘Süreçte sana en ağır gelen neydi’ diye sordular. Evimin basılması mı? Terörle mücadelede bodrum katında bekletilmem mi? Çocuğu olan 47 yaşında bir adam olarak Silivri Cezaevi’nde pantolonumu çıkarmaya zorlanmam mı? Bir gazeteci olarak manşetlerin üstünden geçmem bana ağır geliyor. Burada yargılananlar 28 ile 60 yıl arasında gazetecilik yapmış kimseler. Cumhuriyet gibi laikliğin, demokrasinin savunulduğu gazetedeki insanlara FETÖ suçlaması yöneltilmesi bana zor geliyor.

    “CUMHURİYET ÇALIŞANLARI DARBE GİRİŞİMİNE KARŞI TEK VÜCUTTU”

    15 Temmuz darbe girişimi gecesi Cumhuriyet Gazetesi’inde yaşananları anlatan Murat Sabuncu, darbe girişiminin en kanlı saatlerinde bile gazete çalışanlarının tek vücut olduğunu söyledi.

    “Gazeteden erken çıktım. Bir arkadaşım rahatsızdı. Sonra taksiyle geri döndüm. O gün o saatte girişimin en kanlı anında Cumhuriyet’te çalışan herkes darbeye karşı tek vücuttu. Atacağımız manşet bile belliydi: Çözüm Demokrasi diyecektik. Darbeye karşı çıkan bu manşet ne iddianamede var ne eklerde.”

    Murat Sabuncu, mahkeme heyetine darbe girişimi sonrası (16 Temmuz) Cumhuriyet’i göstererek şunları söyledi:

    “İddianameye girmeyen başyazıyı da göstereceğim. Darbe gecesi tüm çalışanlar biraradaydı. O gece 12.00’de uçaklar uçarken bizim başlığımız hazırdı. “Darbeye Karşıyız Çözüm Demokrasi”. Darbeciler gazeteleri basarken bekledik. Gelirlerse iki laf etmek için. Darbe sabahı basılan manşetimizi savcı dosyaya eklemedi.”

    Sabuncu, Cumhuriyet Gazetesi’nin Yenikapı mitingi için attığı ‘Eksik Demokrasi’ manşeti için de “6 milyon oy alan bir partinin olmadığı mitinge ‘Eksik Demokrasi’ demek suç mu? Yenikapı’ya HDP çağrılmadı diye ‘Eksik Demokrasi’ dememizi nasıl eleştirebilirsiniz?” dedi.

    (HABER MERKEZİ)