Etiket: murat yıldız

  • Cumartesi Anneleri: 29 yıldır soruyoruz Murat Yıldız’a ne oldu?-VİDEO

    Cumartesi Anneleri: 29 yıldır soruyoruz Murat Yıldız’a ne oldu?-VİDEO

    PİRHA – Gözaltında kaybedilişinin 29. yılında Murat Yıldız ve tüm kayıplar için adalet isteyen Cumartesi Anneleri, faillerin tespit edilerek cezalandırılmasını istedi. 

    Gözaltında kaybedilen ve katledilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle her hafta Galatasaray Meydanı’nda bir araya gelen Cumartesi Anneleri eylemlerinin 987. haftasında, 1995 yılında İzmir’de gözaltında kaybedilen Murat Yıldız’ın akıbetini sordu.

    Çok sayıda Cumartesi Annesinin katıldığı eyleme, İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi ve Hapishaneler Komisyonu, KESK, Kadınlar Birlikte Güçlü üyeleri ile hak savunucuları katıldı.

    “20 KİŞİ HAKKINDA DAVA AÇILDI”

    Bu haftaki basın metnini gözaltında kaybedilen Fehmi Tosun’un kızı Cumartesi İnsanı Besna Tosun okudu. Tosun, ilk olarak, “Güvenlik güçleri tarafından gözaltına alındıktan sonra kendilerinden bir daha haber alınamayan sevdiklerimizin akıbetinin açığa kavuşturulması ve adaletin sağlanması talebiyle Galatasaray Meydanı’nda gerçekleştirmek istediğimiz barışçıl bulaşmalarımızın 950’nci haftasında polis şiddetiyle engellenmiş ve gözaltına alınmıştık. Aralarında kayıp yakınları, İnsan Hakları Derneği yönetici ve üyelerinin de olduğu gözaltına alınan 20 kişi hakkında ‘Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na Muhalefet’ten ceza davası açıldı. Davanın ilk duruşması 27 Şubat’ta İstanbul 39’uncu Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülecek. Bariyerlerin önünden devleti yönetenlere sesleniyoruz, hiçbir anayasal, yasal zemini olmayan Galatasaray yasağına, kısıtlamalara ve yargı baskısına son verin. Bireysel başvuru yolunun etkili olabilmesi ancak ihlalin giderilmesi ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasıyla mümkündür. AYM kararlarına koşulsuz uyun, bariyerleri kaldırın, sınırlamalara son verin” sözleriyle haklarında dava açılmasını değerlendirdi.

    “ANNE HANİFE YILDIZ BİR DAHA HABER ALAMADI”

    987. haftalarında gözaltında kaybedilişinin 29’uncu yılında Murat Yıldız’ın akıbetini sormak ve devlete “yaşam hakkı” karşısındaki sorumluluklarını hatırlatmak için Galatasaray’da olduklarını vurgulayan Tosun, “19 yaşındaki Murat Yıldız İzmir’de annesi ile birlikte yaşıyordu. Bir kafede otururken çıkan tartışmada silahla havaya ateş ederek olay yerinden uzaklaştığı için polis tarafından aranmaya başladı. Annesi Hanife Yıldız’ı karakola götüren polisler, ‘Murat hemen gelip teslim olursa ifade vererek serbest kalacak’ dedi. Bunun üzerine 23 Şubat 1995 tarihinde Murat Yıldız, avukatı, kuzeni ve annesi ile birlikte İzmir Bornova Özkanlar Asayiş Şubesi’ne giderek Komiser Ramazan Kaya ile polis memuru Tahir Şerbetçi’ye teslim oldu. Aradan üç gün geçtiği halde Murat eve dönmeyince anne Hanife Yıldız, Bornova Özkanlar Asayiş Şubesi’ne gitti. Ancak sorularına net yanıtlar alamadı” dedi.

    “FERİBOTTAN ATLADI DEDİLER”

    Tosun, “Çelişkili açıklamalar karşısında Hanife Yıldız ısrarını sürdürünce yetkililer, Murat’ın emniyette verdiği ifadesinde silahı İstanbul Kartal’da sakladığını söylediği için onu polisler Tahir Şerbetçi ve Şah İsmail Öztürk nezaretinde İstanbul’a gönderdiklerini, yolda Murat’ın feribottan denize atlayarak kaçtığını ve tüm aramalara rağmen bulunamadığını iddia ettiler. Anne Hanife Yıldız’ın, ‘Oğlum kendi isteğiyle teslim oldu. Hapis cezasını bile gerektirmeyen bir suç isnadı karşısında neden kaçsın?’ itirazı boşlukta kaldı. Murat’tan bir daha haber alınamadı. Hanife Yıldız, Bornova ve Gebze Cumhuriyet Başsavcılıklarına başvurdu. Gebze 2. Asliye Ceza Mahkemesi, beş yıl süren yargılama sonucunda Murat Yıldız’ın feribottan atladığını gören tanık olmamasına rağmen sanık polislerin beyanını esas aldı ve onlara yalnızca ‘görevi ihmal’den günümüz parasıyla 1 lira 18 kuruş para cezası verdi” sözleriyle yaşananları anlattı.

    “AYM YENİDEN YARGILAMA YOLUNU AÇMALIDIR”

    İHD avukatı Gülseren Yoleri’nin 2015 yılında Gebze Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurarak Murat için yeniden soruşturma açılmasını talep ettiğini aktaran Tosun, “Açılan soruşturma iki yıl sonra takipsizlikle sonuçlandı. Takipsizlik kararına yapılan itiraz da reddedildi. Bunun üzerine Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru yapıldı. Kamu görevlilerinin sorumlulukları altında meydana gelen ölümler veya kaybetmelerde suça karışanların hesap vermelerini sağlamak devletin görevidir. Murat Yıldız’ın gözaltında kaybedilmesi ile ilgili yürütülen adli süreç maddi gerçeği açığa çıkarmadı, faillerin cezalandırılmasını sağlamadı. Mahkemenin verdiği karar yaşam hakkını koruyan ulusal ve uluslararası hukukun ihlali suretiyle verildi. Bu yüzden Anayasa Mahkemesi dosyada devam eden ihlali ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yolunu açmalıdır. Kaç yıl geçerse geçsin Murat Yıldız için, tüm kayıplarımız için adalet istemekten, devletin evrensel hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan vazgeçmeyeceğiz” sözleriyle seslendi.

    “HÂLÂ OĞLUMUN MEZARINI ARIYORUM”

    “29 yıldır ben neden buradayım” diye soran Murat’ın annesi Hanife Yıldız, “1995 yılında Baba Ocak, bu alanı bizim için açtı. Ben İzmir’den kalkıp buraya geldim kimseyi tanımadan. O gün bugündür buradayız. Burada olmamızın sebebi adaletin olmayışı, kayıplarımızın bulunmaması ve akıbetinin açıklanmaması. Düşünün ki bir anneyi oğluna mezar istemeye mecbur ettiler. Hiçbir anne evladının kendisinden önce mezarı olsun istemez. Bu yaşa geldim ve oğlum için mezar istedim. O da verilmedi. Bir insanın yaşam ve mezar hakkını neden elinden alıyorsun? Ben 1996’da Ankara’ya gittim, emniyet ile görüştüm. Oradan da Başbakan Tansu Çiller, İçişleri Bakanı Meral Akşener ve onlar da bir anne, beni anlar diye gittim. Ama beni görüştürmediler. Kayıplar için ‘Bu hükümet döneminde olmadı’ dediler. Peki, bu hükümet dönemindeki katiller, katliamcılar, işkencecileri hepsi aklandı, mevki, makam sahibi oldu. Biz hala bir mezar sahibi olamadı. Tansu Çiller, kendi oğlu için villalar, arsalar alıyor. Bense oğlum için bir mezar yeri alamıyorum, bulamıyorum. Bu insanlık mı, adalet mi?” sözleriyle tepki gösterdi.

    “OĞLUMU HEP AYNI ALANDA SORACAĞIM”

    “Ey bizi görmezden gelenler, kulaklarını tıkayanlar, haykırışlarımızı duymayanlar, bizi susturarak, yasaklayarak, alanımızı kapatarak kayıplarımızı kapatamazsınız. Acılarımız da dinmiyor. İşkence hanelerde canlarımızı yok ederek, mezarsız bırakarak unutturdunuz mu sandınız? Biz unutmadık, buradayız. Gözaltına da alsanız, kelepçe de taksanız bizi yıldıramadınız, siz kaybettiniz. Açın şu alanı da ana da benim, anayasa da benim. Hakkımı size bırakmayacağım, oğlumu hep aynı alanda soracağım. Kirli siyasetinize bizi alet etmeyin” vurgusunu yaptı.

    PİRHA/İSTANBUL

    Cumartesi Anneleri 987. Hafta eylemininin canlı yayınını buradan izleyebilirsiniz

  • Cumartesi Anneleri: 27 yıldır soruyoruz, Murat Yıldız nerede?-VİDEO

    Cumartesi Anneleri: 27 yıldır soruyoruz, Murat Yıldız nerede?-VİDEO

    PİRHA-Cumartesi Anneleri, 882’inci hafta buluşmasında 23 Şubat 1995 tarihinde İzmir’de annesi ve avukatıyla birlikte karakola gidip teslim olan ve bir daha kendisinden haber alınamayan 19 yaşındaki Murat Yıldız için adalet istedi. Murat Yıldız’ın annesi Hanife Yıldız, “Benim oğlumu kaybedenler belli. Benim oğlumun yaşam hakkını, mezar ve analık hakkımı da elimden aldılar. ‘Oğluma ne yaptınız, oğlum nerede?’ diye akıbetini sormaya devam edeceğim” dedi.

    Cumartesi Anneleri ve insanları, gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin cezalandırılması talebiyle her hafta düzenledikleri eylemlerinin 882’incisini online yaptı. Bu hafta, 23 Şubat 1995 tarihinde İzmir’de annesi ve avukatıyla birlikte karakola gidip teslim olan ve bir daha kendisinden haber alınamayan 19 yaşındaki Murat Yıldız için adalet istendi.

    “OĞLUMA NE YAPTINIZ, OĞLUM NEREDE?’ DİYE AKIBETİNİ SORMAYA DEVAM EDECEĞİM”

    Murat Yıldız’ın annesi Hanife Yıldız, Cumartesi Anneleri olarak adalet istediklerini belirtip, Türkiye Cumhuriyeti savcılarına seslenerek, “Benim oğlumu kaybedenler belli. Benim oğlumun yaşam hakkını, mezar ve analık hakkımı da elimden aldılar. Düşünün bir ana oğlu için bir mezar istiyor. Bir evladıma hasretim, bir de mezarına hasret bırakıldım. Bu bence vicdansızlıktır. Meydanımıza karakol kurdular. Koronavirüs geçerse biz o meydanda yine onların karşısında, yine onları utandıracağım. Yine onlara ‘oğluma ne yaptınız, oğlum nerede?’ diye akıbetini sormaya devam edeceğim” dedi.

    “MURAT 27 YILDIR KAYIP!”

    Murat Yıldız dosyasının avukatı İnsan Hakları Derneği İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri de, Murat Yıldız’ın, annesinin ve avukatının refakatinde İzmir Bornova Özkanlar Polis Müdürlüğü’ne gittiğini hatırlatarak şunları ifade etti:

    “İfadesinin alınıp sonrası bırakılacağı söylenmişti. Ancak o gün eve dönmedi, ertesi gün de dönmedi. Üçüncü gün annesi tekrar polis merkezine gitti ve bilgi almak istedi. Ve annesine Murat’ın İstanbul’a götürülürken feribottan atlayarak kaçtığı söylendi, daha sonra intihar etti denildi. Annesi cumhuriyet başsavcılığına başvuru yaptı ve Murat’ın bulunmasını istedi. Savcılık tarafından soruşturma dosyasının açıldığını ve yıllarca Murat’ın arandığını düşündü. Ancak bir süre sonra öğrendi ki 2 polis memuru hakkında 1 dava açılmıştı. Ancak bu dava görevi ihmal suçlamasıyla ve 1 lira 18 kuruş para cezası verilerek kapatılmıştı. Olayın üzerinden 20 yıl geçtiğinde 2015 tarihinde savcılık dosyasındaki gelişmeleri öğrenebilmek için tekrar başvuru yaptığımda Hanife Yıldız, aslında savcılığın Murat’ı hiç aramadığını, olayın hemen arkasından dosyayı kapattığını öğrenmiş oldu.

    2015 tarihinde Murat’ın bulunması için tekrar başvuru yapıldı. Savcılık bir soruşturma dosyası açtı, ancak etkili bir soruşturma yürütülmedi ve 2 yıl sonra bu savcılık dosyasında da takipsizlik kararı verildi. Karara itiraz ve Anayasa Mahkemesi’ne yapılan başvurulardan da sonuç alınamadı. Murat 27 yıldır halen kayıp. Annesi Murat’ı arama aramaktan Murat’ın akıbetini öğrenme çabasından vazgeçmedi ve Murat’ı bulana  kadar bu mücadele devam edecek.”

    “MURAT YILDIZ DOSYASINDA ADALETİN SAĞLANMASI TALEBİMİZİ TEKRARLIYORUZ”

    882’inci haftanın basın açıklamasını Murat Yıldız’ın kuzeni Ezgi Yıldız okudu. Ezgi Yıldız, 27 yıldır Murat Yıldız’ın akıbetini sorduklarını belirterek, şunları aktardı:

    “27 yıldır soruyoruz, Murat yıldız nerede? Evrensel bir ilkedir: herkesin yaşama hakkı hukuk tarafından korunur. Hiç kimse yaşama hakkından kasten yoksun bırakılamaz. Yaşama hakkının varlık nedeni, insanı doğal olmayan ölüme karşı korumaktır. Devlet doğal olmayan her ölüm olayını araştırmak, varsa fiilden sorumlu olanları belirlemek ve cezalandırmakla yükümlüdür. Ancak Türkiye’de devlet delil ve tanıkların ölümcül, şiddetin devlet görevlilerinden kaynaklandığına işaret ettiği durumlarda, soruşturma ve kovuşturma yükümlülüğü yerine getirmemektedir. Olayı tam anlamıyla açığa kavuşturmak ve sorunları belirleyip cezalandırmak için kendi iç hukuku bile gereği gibi uygulamamaktadır.

    882’inci haftamızda 27 yıldır hukukun uygulanmadığı Murat Yıldız dosyasında adaletin sağlanması talebimizi tekrarlıyoruz.

    19 yaşındaki Murat Yıldız, İzmir’de annesi ile komiser Ramazan Kaya ve polis memuru Tahir Şerbetçi’ye teslim oldu. Aradan 3 gün geçtiği halde Murat eve dönmeyince anne Hanife Yıldız, Bornova Özkanlar Asayiş Şubesi’ne gitti. Ancak sorularına net yanıtlar alamadı. Çelişkili açıklamalar karşısında Hanife Yıldız ısrarını sürdürünce yetkililer Murat’ın emniyette verdiği ifadesinde silahı İstanbul Kartal’da sakladığını söylediği için onu polisler Tahir Şerbetçi ve Şah İsmail Öztürk nezaretinde İstanbul’a gönderdiklerini, yolda Murat’ın feribottan denize atlayarak kaçtığını ve tüm aramalara rağmen bulunamadığını iddia ettiler.

    Anne Hanife Yıldız’ın ‘Oğlum kendi isteğiyle teslim oldu. Hapis cezasını bile gerektirmeyen bir suç isnadı karşısında neden kaçsın itirazı boşlukta kaldı. Murat’tan bir daha haber alınamadı. Hanife Yıldız İstanbul’a gelerek Cumartesi Anneleri’ne katıldı. Hanife Yıldız Bornova ve Gebze Cumhuriyet Başsavcılıklarına başvurdu. Gebze 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde 5 yıl süren yargılama sonucunda Murat Yıldız’ın feribottan atladığını gören tanık olmamasına rağmen sanık polislerin beyanı esas alındı ve onlara yalnızca görevi ihmalden günümüz parasıyla 1 lira 18 kuruş para cezası verildi. İnsan Hakları Derneği avukatı Gülseren Yoleri, 2015 yılında Gebze Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurarak Murat Yıldız için yeniden soruşturma açılmasını talep etti. Açılan soruşturma 2 yıl sonra takipsizlikle sonuçlandı. Takipsizlik kararına yapılan itiraz da reddedildi. Bunun üzerine Anayasa Mahkemesi’ ne bireysel başvuru yapıldı.

    GALATASARAY’DAN VAZGEÇMEYECEĞİZ

    Kamu görevlilerin sorumlulukları altında meydana gelen ölümler veya kaybetmelerde suça karışanların hesap vermelerini sağlamak devletin görevidir. Murat Yıldız’ın gözaltında kaybedilmesiyle ilgili yürütülen adli süreç, maddi gerçeği açığa çıkarılmadı. Faillerin cezalandırılmasını sağlamadı. Mahkemenin verdiği karar, yaşam hakkını koruyan ulusal ve uluslararası hukukun ihlali suretiyle verildi. Bu yüzden Anayasa Mahkemesi, dosyada devam eden ihlali ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yolunu açmalıdır. Kaç yıl geçerse geçsin, Murat Yıldız için, tüm kayıplarımız için, adalet istemekten, devletin evrensel hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmakta, 183 haftadır bize yasaklanan kayıplarımızla buluşma mekanımız Galatasaray’dan vazgeçmeyeceğiz.”

     

     

  • Pandemi gerekçesiyle Murat Yıldız’ın Hakk’a uğurlama erkanına engel!-VİDEO

    Pandemi gerekçesiyle Murat Yıldız’ın Hakk’a uğurlama erkanına engel!-VİDEO

    PİRHA-Dersim’de TSK’nin bombardımanı sonucu yaşamını yitiren Murat Yıldız’ın Hakk’a uğurlama erkanına güvenlik güçleri tarafından pandemi gerekçe gösterilerek ailesi dışında kimsenin katılmasına izin verilmedi.

    Dersim’in Ovacık ilçesi Aşağıtorunoba (Kilmer) köyünde hayvancılıkla uğraşan Murat Yıldız, TSK bombardımanı sonucu Hakk’a yürümesi ardından toprağa sırlandı.

    Güvenlik güçleri, pandemiyi gerekçe göstererek Yıldız ailesi dışında kimsenin Hakk’a uğurlama erkanına katılmasına izin vermedi.

    Güvenlik güçleri, gazetecilere de engel oldu. Basın mensuplarının çekim yapmasını engelleyen kolluk güçleri, birçok kez basın kartı ve kimlik kontrolü yaptı. Ayrıca gazetecilerin basın kartlarının da fotoğrafları çekildi.

    Güvenlik güçleri, Ovacık’taki Hakk’a uğurlama erkanına katılmak isteyen Dersim Belediye Başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu, HDP Dersim İl Eş Başkanları Nurşat Yeşil ve İbrahim Kasun, EMEP Dersim İl Başkanı Ergin Tekin, DEDEF Başkanı Ali Haydar Ben, Ovacık Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül ve yerine kayyım atanan Peri Belediyesi Eş Başkanı Orhan Çelebi’ye pandemi gerekçesiyle izin vermedi.

    PİRHA/DERSİM

  • Murat Yıldız yarın toprağa sırlanacak

    Murat Yıldız yarın toprağa sırlanacak

    PİRHA-Dersim’in Ovacık ilçesi Aşağıtorunoba (Kilmer) köyünde yaşayan ve hayvanlara barınak yapmak için aracıyla gittiği Ağaçpınar köyü kırsalında TSK’nin bombardımanı sonucu yaşamını yitiren Murat Yıldız’ın cenazesi ailesine teslim edildi yarın saat 12.00‘de köyünde toprağa sırlanacak.

    Dersim’in Ovacık ilçesi Aşağıtorunoba (Kilmer) köyünde yaşayan ve hayvanlara barınak yapmak için aracıyla gittiği Ağaçpınar köyü kırsalında TSK’nin bombardımanı sonucu yaşamını yitiren Murat Yıldız’ın cenazesi ailesine teslim edildi. Yıldız’ın ailesinin Malatya Adli Tıp Kurumu’na (ATK) yaptığı başvuru, 14 gün sonra sonuçlandı. Yıldız’ın cenazesini Ovacık Cemevinde bekletiliyor. Murat Yıldız yarın saat 12.00’de Ağaçpınar köyünde toprağa sırlanacak.

    PİRHA/DERSİM

  • ‘Dersim, birçok alanda pilot uygulamaların merkezine dönüştürülmekte!’

    ‘Dersim, birçok alanda pilot uygulamaların merkezine dönüştürülmekte!’

    PİRHA-HDP Örgütlemeden Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Alican Önlü, Dersim’deki şiddet vakalarına dikkat çekerek “Murat Yıldız’ın katledilmesi, operasyonlar nedeniyle atılan bombalarla çıkarılan orman yangınları ve son olarak merkezde bir kadının başına silah dayayarak gözaltına alma girişimi bu özel politikanın yakın zamanda yansıyan uygulamalarıdır” dedi.

    Dersim Milletvekili Alican Önlü, Yakın zamanda Dersim genelinde yaşanan sivil ölümler ve şiddet vakalarına dikkat çekti. Yazılı bir açıklama yapan Önlü, “Şiddet, hak ihlalleri, işkence ve yolsuzluklar Kürdistan’dan Türkiye’nin tamamına yayılıyor. Bu sistematik saldırı dalgalarının bir yönetme biçimine dönüştürülerek kurumsallaştırılmaya çalıştırıldığı, cezasızlık politikasının tüm alanlara yayıldığı artık açık bir şekilde görülüyor” dedi.

    “MAFYA ÜYELERİNE AÇILMAYAN SORUŞTURMA DERSİM’DE DİRENENLERE AÇILIYOR”

    Milletvekili Alican Önlü, cezasızlık politikasının en yoğun yaşandığı bölgelerden birinin Dersim olduğuna işaret ederek “Dersim, devletin özel olarak üzerinde politikalar gerçekleştirdiği, hatta birçok alanda pilot uygulamaların merkezine dönüştürülmektedir” ifadelerini kullandı. Önlü, son iki hafta içerisinde Dersim’de yaşananlara dikkat çekerek şu açıklamayı yaptı:

    “Murat Yıldız’ın adeta pusu kurularak katledilmesi, operasyonlar nedeniyle SİHA ve savaş helikopterlerinden atılan bombalarla çıkarılan orman yangınları ve son olarak Dersim merkezde bir kadının başına silah dayayarak gözaltına alma girişimi bu özel politikanın yakın zamanda yansıyan uygulamalarıdır.

    Tüm kamuoyuna soruyoruz.

    Sizler Türkiye’de herhangi bir mafya babasının başına silah dayandırılıp gözaltına alınmak istendiğini duydunuz ya da gördünüz mü?

    Sizler hiç çetelerin, organize suç işleyenlerin, milyar dolarlık marinalara çökenlerin, gazetecilere tecavüz edip öldürenlerin, işkencecilerin, eroin ve esrar tüccarlarının kafasına silah dayanıp tutuklandığını gördünüz mü?

    Ancak Dersim’de buna cesaret edebiliyorlar. Mafya üyelerine, devlet kademesi içine yerleşmiş çetelere açılmayan soruşturmalar, ‘Gülistan Doku nerede?’ diye soran kadınlara açılıyor. Dersim 37-38 katliamında yitirdiğimiz değerleri ananlara, Seyit Rıza’nın ve yol arkadaşlarının mezar yerlerini soranlara, restorasyon adı altında asimilasyon ve talan politikalarına karşı direnenlere soruşturmalar açılıyor.

    Dersim halkı, kurumları, seçilmişleri bu ağır saldırılara karşı tek vücut olmalı, Dersim kimliğini, kültürünü, dilini ve inancını bu saldırılara karşı korumalıdır.

    Dersim valiliğinin yapmış olduğu açıklamalarda (Murat Yıldız’ın katledilmesi, orman yangınları ve merkezde kadına yönelik şiddet) bu özel politikaları gizlediğini hatta yer yer meşrulaştırdığını gösteriyor. Munzur Üniversitesi’nde yaşanan taciz olayları, esnaf görünümlü uyuşturucu ve fuhuş çeteleri, kolluk kuvvetlerinin içerisinde yer aldığı suç ilişkileri hakkında hala tek soruşturma açılmamıştır. Gülistan Doku 500 günü aşkın bir süredir bilinçli bir şekilde aranmamaktadır. Tüm bunlar Dersim’de yürütülen provokasyonların devam edeceğinin de bir göstergesidir.

    Dersim merkezde uzman çavuşlar ne arıyor? Hangi görev ve sorumlulukla bir kadının kafasına silah dayayabiliyorlar? Halk bu kişileri engellemeseydi ne olacaktı? Bu provokasyonlarla ilerde yaşanabilecek sivil ölümlere zemin mi hazırlanmak isteniyor? Bu gibi sorulara yetkili makamlar, net cevaplar vermiyor.”

    PİRHA/ANKARA

  • Dersim EMEP: Murat Yıldız iktidarın savaş politikaları sonucunda öldürülmüştür!

    Dersim EMEP: Murat Yıldız iktidarın savaş politikaları sonucunda öldürülmüştür!

    PİRHA-Emek Partisi (EMEP) Dersim İl Örgütü, Murat Yıldız adlı gencin Dersim’de SİHA’lardan atılan bombalarla yaşamını yitirmesine yazılı bir açıklama yaparak tepki gösterdi. Açıklamada, “Murat Yıldız öldürülen ilk sivil değildir. Bugüne kadar bu coğrafyada öldürülen sivillerin hesabı verilmediği için siviller ölmeye devam ediyor. Bu savaşçı politikalardan vazgeçme çağrısında bulunuyoruz” denildi. 

    Ovacık’ın Tilek (Yoğunçam) köyünden hayvanlara barınak yapmak için gittiği Ağdat-Ağaçpınar köyleri kırsalının SİHA’lar ve helikopterler tarafından bombalanması sonucu Murat Yıldız adlı genç yaşamını yitirdi.

    Ovacık’ta mantar toplamaya giden ve Seyit Rıza’nın üç kuşak torunu olduğu belirtilen Murat Yıldız isimli gencin Ağdat-Ağaçpınar köyleri arasında bombalanarak yaşamını yitirmesine yazılı bir açıklama yaparak  tepki gösteren EMEP Dersim İl Örgütü, “Murat Yıldız’ın ölümüyle sonuçlanan bu olaya ilişkin detaylı bir soruşturma yürütülmeli, ölümle sonuçlanan bu olayda suçu olanlar yargı önüne çıkarılmalı ve cezalandırılmalıdır” dedi.

    “MURAT YILDIZ OPERASYON ALANININ İÇİNE YÖNLENDİRİLMİŞTİR”

    Kürt sorununda “Çözüm masasının” devrildiği “çözüm sürecinin” sonlandırıldığı dönemde “Yeni Osmanlıcılık” hayalleriyle sürdürülen yayılmacı dış politikanın yanı sıra içerde de savaşçı politikalara hız verildiği vurgulanan açıklamada, “O günden bugüne, iktidar seçilmiş belediye başkanlarının yerine atanan kayyumlarla halkın iradesini yok saymış, binlerce siyasetçiyi, devrimciyi göz altına alıp tutuklamış ve savaşçı politikalarını devam ettirmiştir. ‘Çözüm süreci’ diye adlandırılan dönemde, ölümler durmuş Türkiye halkları geleceğe umutla bakar olmuştu. İktidarını kaybedeceğini anlayan AKP hükümeti, şiddetten beslendiği gerçeğiyle savaşı tırmandırmış ve ölümlerin artmasına sebep olmuştu. Sivil ölümleri de o günden bugüne devam ediyor! Murat Yıldız’ın öldürülmesi de Kürt sorunun demokratik eşitlikçi temelde çözülememiş olmasının bir sonucudur. Bu politikalar her gün yoksul emekçilerin ölümüne mal oluyor! En son Ovacık kırsalında yürütülen askerî operasyon sonucunda geçimini hayvancılıkla, sağlayan Murat Yıldız bu politikaların bir sonucu olarak hayatını kaybetti. Yetkili ağızlar ailenin cenazeyi alma çabalarına da zorluk çıkarıyorlar. Akıllarda birçok soru işaretinin olduğu bu olaya ilişkin yetkililerin yaptığı açıklamalar da açıklayıcı nitelikte değildir! Yetkililerin açıkladığı bilgiler doğru dahi olsa, bu durum sonucu değiştirmez! Murat Yıldız dışındaki sivillere ‘operasyon var, gidemezsiniz’ denmesine rağmen Murat’a izin verilmiş ve adeta operasyon alanın içerisine yönlendirilmiştir.”

    “SAVAŞ POLİTİKALARDAN VAZGEÇİLSİN”

    Murat Yıldız öldürülen ilk sivil değil olmadığı vurgulanan açıklamanın devamında şunlar dile getirildi:

    “Bugüne kadar bu coğrafyada öldürülen sivillerin hesabı verilmediği için siviller ölmeye devam ediyor. Şöyle yakın zamana dair bir hatırlatmakta bulunarak bu savaşçı politikalardan vazgeçme çağrısında bulunuyoruz; 2016 yılının Eylül ayında Venk Köprüsü’nde Ersin Demir, 2017 yılının Temmuz ayında Nazimiye’nin Rabat Köyü’nde Ercan Güneş, yine benzer operasyonlar sonucunda öldürüldüler. 2019 yılının Temmuz ayında da Dersim’in Ovacık ilçesine bağlı Bilgeç köyünün Çakılyayla mezrasında hayvan otlatırken patlayıcıya basan kardeşler; 8 yaşındaki Ayaz Güloğlu ile 4 yaşındaki Nupelda Güloğlu da yine bu politikaların sonucunda hayatlarını kaybettiler. Murat Yıldız’ın ölümüyle sonuçlanan bu olaya ilişkin detaylı bir soruşturma yürütülmeli, ölümle sonuçlanan bu olayda suçu olanlar yargı önüne çıkarılmalı ve cezalandırılmalıdır. Emek Partisi olarak bu olayın takipçisi olacağımızı, aile ile dayanışma içerisinde bulunacağımızı belirterek; emekçi halkımıza da desteği giderek azalan iktidarın bu son çırpınışları karşısında iş, barış ve özgürlük mücadelemizi büyütme çağrısında bulunuyoruz” denildi.

    PİRHA/DERSİM

     

     

  • Dersim HDP’den Murat Yıldız açıklaması: Ölümü araştırılmalı, takipçisi olacağız

    Dersim HDP’den Murat Yıldız açıklaması: Ölümü araştırılmalı, takipçisi olacağız

    PİRHA-Murat Yıldız isimli gencin Ağdat-Işıkvuran (Merxo) köyleri arasında bombalanarak yaşamını yitirmesi ilişkin açıklama yapan HDP Dersim İl Örgütü, sivil ölümlerinin sıradanlaşmamasını, Murat Yıldız’ın ölümünün araştırılmasını ve kamuoyu ile paylaşılmasını istedi.

    Ovacık Tilek (Yoğunçam) köyünden Murat Yıldız adlı genç mantar toplamak için gittiği Ağdat-Işıkvuran köyleri kırsalında SİHA’lar ve helikopterler tarafından bombalandı.

    Ovacık’ta mantar toplamaya giden ve Seyit Rıza’nın üç kuşak torunu olduğu belirtilen Murat Yıldız isimli gencin Ağdat-Işıkvuran (Merxo) köyleri arasında bombalanarak yaşamını yitirmesinin ardından, saldırıya tepkiler devam ederken, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Dersim İl Örgütü konuya dair açıklama yaptı.

    HDP Dersim İl Örgütü tarafından yapılan açıklamada, “Kürt sorununu sadece silah ile çözmeyi bilen bir anlayışla murat yıldız bu coğrafyada katledilen son sivil olmayacaktır. Bütün uluslararası anlaşmalar ne şartta olursa olsun sivillerin korunmasını hükmeder” denildi.

    “ÇATIŞMALI ORTAM BAHANE EDİLEREK BİR ÇOK SİVİL İNSAN KATLEDİLMİŞTİR”

    Açıklamanın devamında şunlara yer verildi:

    90’lı yıllardan beri coğrafyamızda devam eden çatışmalı ortam bahane edilerek bir çok sivil insan katledilmiştir. 90 larda Hengirvan  bölgesinde SERİN ve IŞIK Aileleri, 2016 yılının Eylül ayında Venk Köprüsü’nde Ersin Demir, 2017 yılının Temmuz ayında Nazimiye’nin Rabat Köyü’nde Ercan Güneş,  bu şekilde öldürüldüler. Tüm bunların hesabı sorulmadığı için geçtiğimiz günlerde ovacık ilçesi Tilek köyünden Seyit Rıza’nın üçüncü kuşak torunu olan Murat Yıldız adlı gencimiz, Ovacık ilçesi Ağdat- Işıkvuran kırsalında yapılan operasyon sırasında bombalanarak hayatını kaybetti.

    “BU OLAY İÇİNDE BİR ÇOK SORU İŞARETİ BARINDIRMAKTADIR”

    Bu olay içinde birçok soru işareti barındırmaktadır. köylüler, bölgede yaşanan olaydan birkaç gün öncesinden başlayan bir operasyon olduğunu ve bölgenin yasaklı bir bölge olduğunu söylüyorlar. Muhtarların deyimiyle, ‘Hayvanları bile köyün dışına bırakmamışlar. Mantara ve ışkına hiç kimsenin gitmemesi uyarısı da yapılıyor. Kimsenin Ağdat ve Ağaçpınar  bölgesine girmesine izin verilmezken Murat Yıldızın, Ağaçpınar’a yayla evini kurmak ve çadırını yerleştirmek için gitmesine neden izin verilmiştir.

    “VALİLİĞİN YAPMIŞ OLDUĞU AÇIKLAMA TATMİN EDİCİ DEĞİLDİR”

    Murat Yıldız’ın, operasyon bölgesine neden bırakıldığına dair herhangi bir açıklama yapılmamıştır. Valiliğin Twitter dan yapmış olduğu açıklama tatmin edici değildir. Murat Yıldız’ın ölümüne ilişkin detaylı bir soruşturma yürütülmeli, SİHA ve İHA görüntülerinin paylaşılmalı, ölümle sonuçlanan bu olayda suçu olanlar yargı önüne çıkarılmalı ve cezalandırılmalıdır. Halkların Demokratik Partisi  olarak bu olayın takipçisi olacağımızı, ailenin her daim yanında olduğumuzu belirtiyoruz. Bu tür ölümlerin sıradanlaşmaması için bütün halkımızı bu olayı sahiplenmeye ve Aile ile dayanışma içinde olmaya çağırıyoruz.

    PİRHA/DERSİM

  • Tunceli Valiliği’nden bombalanarak öldürülen Murat Yıldız hakkında açıklama!

    Tunceli Valiliği’nden bombalanarak öldürülen Murat Yıldız hakkında açıklama!

    PİRHA-Dersim’in Ovacık ilçesine bağlı Aşağıtorunoba (Kilmer) köyünde yaşayan ve 7 Mayıs’ta hayvanlarına barınak yapmak için aracıyla evden ayrılan Murat Yıldız, SİHA’lardan atılan bombalarla öldürüldü. Tunceli Valiliği yaptığı açıklamada “Olayda bir sivilin öldüğü haberleri asılsız ve çarpıtma” dedi.

    Dersim’de yapılan bombalı saldırı sonrası Murat Yıldız’ın babası Mazlum Yıldız, cesedi teşhis etmek üzere Malatya Adli Tıp Morgu’na gitti. “Cenazeler tanınmayacak durumda olduğu için bizden kan örnekleri aldılar” diyen Baba Yıldız, DNA çözümlemesi için örneklerin İstanbul’a gönderileceğini söyledi.

    Oğullarını teşhis edemedikleri için geri döndüklerini söyleyen Mazlum Yıldız, “Oradaki cenazenin oğluma ait olup olmadığını da bilmiyorum. DNA testi belli oluncaya ve o cesetlerden birinin oğluma ait olduğu kesinleşinceye kadar konuşmak istemiyorum, açıklamalarla ilgili de yorum yapmayacağım” dedi.

    VALİLİKTEN AÇIKLAMA!

    Tunceli Valiliği yaşananlara ilişkin yazılı bir açıklama yaparak Murat Yıldız’ın öldüğü yönünde yapılan haberlerin asılsız ve çarpıtma olduğunu ifade etti.

    Tunceli Valiliği, oluşturulan kontrol alanlarından birine yaklaşan bir araçtan güvenlik mensuplarına ateş açıldığını ve ateşe karşılık verildiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:

    “Araç yoldan ayrılarak dere yatağına doğru yönelmiş ve orada durmuştur. Bu sırada aracın içerisinde bulunan ve yakalanacaklarını anlayan teröristlerden bir ya da birkaçı, beraberlerindeki patlayıcıları infilak ettirmişlerdir.”

    Valilik araçta 2 adet M-16 piyade tüfeği ve kalaşnikof ile merminin yanı sıra, hasar görmüş dolar ve euro ile örgütsel dokümanların ele geçirildiğini belirtti.

    Olayda hiçbir surette havadan ateş açılmadığı, karadan bomba ile müdahale edilmediğini belirten Tunceli Valiliği, konuya ilişkin görüntü kayıtlarının olduğunu, “kamuoyunu yönlendirmek amacıyla yapılan asılsız haberlere itibar edilmemesi gerektiğini” vurguladı.

    Kaynak: BBC Türkçe

  • Milletvekili Orhan Sarıbal’a destek: Irkçı-faşist çevrelerin lincini kınıyoruz

    Milletvekili Orhan Sarıbal’a destek: Irkçı-faşist çevrelerin lincini kınıyoruz

    PİRHA- İzmir Dersim Kültür ve Dayanışma Derneği, Dersim Soykırımı’ın yıl dönümünde CHP Milletvekili Orhan Sarıbal’ın yaptığı paylaşımdan sonra linç kampanyası başlatılmasını kınayarak, “Bursa CHP Milletvekili sayın Orhan Sarıbal’ın vicdani, insani tutum ve davranışına yöneltilen saldırıları bir kez daha kınıyor, Dersim halkı ve tüm vicdan sahibi insanlarımızın Sayın Sarıbal’ın bu onurlu ve insani duruşunu takdir ettiğini vurguluyoruz” dedi.

    CHP Bursa Milletvekili ve PM Üyesi Orhan Sarıbal’ın Dersim Soykırımı’nın yıldönümünde ,”Unutmadık, asla unutmayacağız! Dersim Katliamı’nda yitirdiğimiz canları saygıyla anıyorum” paylaşımı çokça gündem olmuş ve ırkçı çevreler tarafından Sarıbal’a yönelik linç kampanyası başlatılmıştı.

    Konuya ilişkin açıklama yapan İzmir Dersim Kültür ve Dayanışma Derneği, CHP Milletvekili Orhan Sarıbal’ın vicdani, insani tutum ve davranışı ile adaletin tecelli edilerek yaralar sarılabileceğini ve yeni acılara yol verilmeyeceğini ifade etti. Irkçı çevreler tarafından Sarıbal’a yönelik linç kampanyası kınandı.

    Açıklamada ayrıca, Seyit Rıza’nın 3. kuşak torunlarından Murat Yıldız adlı gencin hayvanlarına barınak yapmak için gittiği Ağdat köyü kırsalında SİHA ile aracı bombalanarak yaşamını yitirmesi protesto edilerek, 4 Mayıs Bakanlar Kurulu Kararının yıldönümü vesilesiyle yüzleşme ve adalet çağrılarının yapıldığı günlerde Seyit Rıza evlatlarından bir gencin katledilmesinin acı verici ve manidar olduğu dile getirildi. 

    “DERSİM’İN TASFİYESİ İÇİN HAREKETE GEÇİLMİŞTİR”

    Açıklamanın devamında şunlar kaydedildi:

    Bilindiği üzere, 4 mayıs 1937 tarihli Bakanlar kurulu kararının 84. Yıldönümü vesilesiyle Dersim kurumları, halkı ve dostları bu yıl da birçok etkinlik ve paylaşım gerçekleştirmiş, Dersim soykırımıyla yüzleşme ve adalet çağrısında bulunmuşlardır. 4 Mayıs 1937 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı tüm hazırlıkları tamamlanan son Dersim seferlerinin start aldığı bir karar ve tarihtir. Osmanlı ve Cumhuriyet süreçlerinde devamlılık arz eden bir Dersim raporları süreciyle Dersim’in tasfiyesi yönünde bir kararlaşma yaşanmış, hukuki ve askeri boyutlarıyla hazırlık tamamlanmış, bu kararla da Dersim’in tasfiye edilmesi için harekete geçilmiştir.

    Bir imparatorluğun dağılma sürecinde onlarca halk bağımsızlık ilan ederken, Koçgiri ve Dersim özelinde sadece Alevi Kürtler değil, Sünni mezheplere mensup Kürtlerin de özerklik ve ortak yaşam talepleri katliamlarla karşılık görmüş, on binlerce savunmasız insanımız katledilmiş, yaşam alanlarından koparılarak sürgün edilmiş, sayısını dahi bilemediğimiz çocuklarımız gasp edilerek götürülmüş ve akıbetleri bugüne kadar öğrenilememiştir.

    “ÇOK YÖNLÜ ŞİDDET POLİTİKALARI KESİNTİSİZ DEVAM EDİYOR”

    Dersim halkı yüzleşme çağrısında bulunurken bir intikam histerisiyle hareket etmemekte, yüzleşme ve adalet çağrısında bulunmaktadır. Dahası Dersim meselesi tarihte yaşanıp geride kalan bir olay olmaktan çok hala yaşanmakta olan, yeni acılar ve travmalara yol açan bir süreç biçiminde devam etmektedir. Gerek Dersim gerekse tüm Kürtlerin toplumsal-insani hakları hala tanınmamakta, çok yönlü ve sistematik şiddet politikaları kesintisiz biçimde sürdürülmektedir.

    Tarihsel yaşam alanlarımız neredeyse insansızlaştırılmış, halkımız dünyanın dört bir yanına savrulmuş, dil ve kültürümüz, inanç kimliğimiz yok edilişin sınırına sürüklenmiştir.

    “MURAT YILDIZ’IN KATLEDİLMESİ ACI VERİCİ VE MANİDARDIR”

    Çeşitli gerekçelerle insanlarımız hala katledilmektedir. Tüm diğer acılarımıza eklenen Nupelda ve Ayaz çocuklarımızın, masum u paklarımızın acısı hala tazeyken, Seyit Rıza’ın 3. kuşak torunlarından Murat Yıldız adlı gencimiz izin belgesi alarak mantar ve ışkın toplamak için gittiği bölgede SİHA ile aracı bombalanarak katledilmiştir. 4 Mayıs Bakanlar Kurulu Kararının yıldönümü vesilesiyle yüzleşme ve adalet çağrılarının yapıldığı günlerde Seyit Rıza evlatlarından bir gencimizin katledilmesi acı verici ve manidardır. Aileye başsağlığı diliyor ve bu saldırıyı protesto ediyoruz.

    “ORHAN SARIBAL’IN DUYARLILIĞI ANLAMLIDIR”

    Yarınlar kan dökerek ve yeni travmalar yaratarak inşa edilemez ve hiç kimse bu ülkede barışı, huzuru yaşayamaz. Şüphesiz ki ne Dersim halkı ne de bir bütün olarak Kürt halkı toplumsal haklarından vaz geçemez. İşte tam da 4 Mayıs Bakanlar Kurulu Kararnamesi yıldönümü bağlamında Dersim halkı sesini duyurmaya çalışırken gerçekleştiren bir twitter paylaşımı üzerinden Bursa CHP Milletvekili Orhan Sarıbal’a yönelik bir linç kampanyası başlatılmıştır. Bir Dersim Kurumu olarak Sayın Orhan Sarıbal’ın duyarlılığını anlamlı buluyor ve linç kampanyası yürütmekte olan ırkçı-faşist çevreleri, hezeyanları kınıyoruz.

    “SARIBAL’ A YÖNELİK SALDIRILARI KINIYORUZ”

    Yarınlar insan düşmanı ırkçı hezeyanlarla değil, Orhan Sarıbal gibi vicdanının, yüreğinin sesine kulak veren insanlarımızın çabalarıyla güzelleşecek, adalet tecelli edecek ve yaralar sarılabilecek, yeni travma ve acılara yol verilmeyecektir. Bu ülke 84 milyon insanın tamamının yaşam alanıdır, rızalaşma ve ikrarlaşma ile eşitlikçi, özgürlükçü yarınlar yaşanabilecektir.

    Bursa CHP Milletvekili sayın Orhan Sarıbal’ın vicdani, insani tutum ve davranışına yöneltilen saldırıları bir kez daha kınıyor, Dersim halkı ve tüm vicdan sahibi insanlarımızın Sarıbal’ın bu onurlu ve insani duruşunu takdir ettiğini vurguluyoruz. Bugüne umut, yarınlara ışık olalım. Sayın Sarıbal’ın vicdani tutumunu Anadolu’nun tüm insanlarında görebilme umudunu canlı tutuyoruz.”

    PİRHA/İZMİR

     

  • Yeşil ve Ben’den Murat Yıldız tepkisi: Yasak bölgeye gitmesine neden izin verildi?-VİDEO

    Yeşil ve Ben’den Murat Yıldız tepkisi: Yasak bölgeye gitmesine neden izin verildi?-VİDEO

    PİRHA-HDP Dersim İl Eş Başkanı Nurşat Yeşil ve DEDEF Genel Başkanı Ali Haydar Ben, Murat Yıldız’ın hayvanlarına barınak yapmak için gittiği Ağaçpınar köyü kırsalında gerçekleşen hava saldırısında yaşamını yitirmesine tepki gösterdiler. Nurşat Yeşil, “Murat Yıldız’ın operasyon yapılan bölgeye gitmesine neden izin verildiğinin sorulması gerekiyor” derken, Ali Haydar Ben ise, “Sivil insanlarımızın zarar görmemesi için güvenlik güçlerinin bunun önlemini alması gerekiyor” diyerek tepki gösterdi.

    Dersim’in Ovacık ilçesine bağlı Aşağıtorunoba (Kilmer) köyünde yaşayan ve 7 Mayıs’ta hayvanlarına barınak yapmak için aracıyla evden ayrılan Murat Yıldız adlı yurttaş, aracıyla birlikte Ağaçpınar (Aşkirik) köyü arasında bombalanarak öldürüldü.

    Seyit Rıza’nın üç kuşak torunu olduğu belirtilen Murat Yıldız isimli gencin Ağaçpınar (Aşkirik) köyü arasında bombalanarak yaşamını yitirmesinin ardından saldırıya tepkiler yükseliyor.

    HDP Dersim İl Eş Başkanı Nurşat Yeşil ve DEDEF Genel Başkanı Ali Haydar Ben, Murat Yıldız’ın hayvanlarına barınak yapmak için gittiği Ağaçpınar köyü kırsalında gerçekleşen hava saldırısında yaşamını yitirmesine ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    Nurşat Yeşil, “Murat Yıldız’ın operasyon yapılan bölgeye gitmesine neden izin verildiğinin sorulması gerekiyor” derken Ali Haydar Ben ise, “Sivil insanlarımızın zarar görmemesi için güvenlik güçlerinin bunun önlemini alması gerekiyor” diyerek yaşanan olaya tepki gösterdi.

    “MURAT YILDIZ OPERASYON YAPILAN BÖLGEYE GİTMESİNE NEDEN İZİN VERİLDİ”

    Murat Yıldız’ın, bu savaş sürecinde kaybettiğimiz sivillerin ne ilki ne de sonuncusu olacağını ifade eden Nurşat Yeşil, “Geçtiğimiz günlerde operasyon sırasında Ovacık-Ağdat bölgesinde bir gencimiz maalesef katledildi. Umudumuz tabi ki bundan sonra sivil ölümler olmasın Murat Yıldız 90 döneminde köyünden zorla göç ettirilen ailesiyle birlikte Elazığ’a yerleşen daha sonra tekrar köyüne dönüp hayvancılık yapan biri. Bölgede görev yapan askerler de hayvancılık yaptığını biliyorlar, daha önce kendisine iş birliği teklif ediliyor ama kabul etmiyor. O gün o bölgede operasyon olduğu, köylülerin o bölgeye gitmesinin yasaklandığı, hayvanların o bölgeye getirilmesinin yasaklandığı biliniyor ama buna rağmen Murat Yıldız’ın o bölgeye girmesine bilerek ve isteyerek izin veriliyor. Bunun takipçisi olmak gerekiyor, sivil ölümlerini artık kanıksamamamız lazım. Murat Yıldız’ın neden operasyon yapılan bölgeye gitmesine izin verildiğinin sorulması gerekiyor. Bizler bunu sormaya devam edeceğiz. Umuyoruz ki bu savaş ortamı son bulsun. Artık doğamızın, insanlarımızın katledilmesine birlikte mücadele ederek izin vermemeliyiz” dedi.

    “GÜVENLİK GÜÇLERİNİN ÖNLEM ALMASI GEREKİYOR”

    “Bu coğrafyada uzun zamandan beri askeri operasyonlar söz konusu olduğu için hemen hemen her yıl coğrafyamızda çeşitli yerlerde sivil insanlarımız yaşamını yitiriyor veya cinayete kurban gidiyor” diyen Ali Haydar Ben ise şunları söyledi:

    “Murat Yıldız da bunlardan biri. Daha önce de buna benzer yaşamını yitiren sivillerimiz olmuştu. Yerelden aldığımız bilgilerde kendisinin izin aldığını, yayla yerini yapmaya gideceğini ve bu hafta yaylaya çıkacaklarını ailesine söyleyerek yaylaya giderken aracı bombalanıp kurşunlanmış. Aileyle görüştüğümüzde orada askeri operasyonun perşembe gününden başladığını söylediler. Sivil insanlarımızın gerçekten korunması gerektiğini burada askeri operasyon varsa da buralarda sivil insanlarımızın zarar görmemesi için güvenlik güçlerinin bunun önlemini alması gerekiyor. Yine yerelden aldığımız bilgiler doğrultusunda Murat Yıldız dışında yaylacılara veya belirli araçlara izin verilmediği ifade ediliyor. Eğer gerçekten bu araçlara ve oraya gidenlere izin verilmediyse de Murat Yıldız’a da izin verilmemesi ve o bölgeye gitmemesine dair uyarıda bulunulması gerekiyordu, maalesef gencecik bir insanımız daha yaşamını yitirdi. Bu coğrafyada çok insanımız yaşamını yitirdi, faili cinayetlere kurban gidildi, infaz edildi. Bundan sonraki süreçte buna benzer infazların yaşanmaması için infaz edilen insanlarımızın faillerinin bir an önce açığa çıkartılması ve bu konuda zafiyeti olan yetkililerin de bir an önce yargılanması gerekiyor.”

    Cihan BERK/DERSİM

  • ‘Dersim halkı ağıt yakmaktan yoruldu, kaçıncı katliamdır yeter artık!’

    ‘Dersim halkı ağıt yakmaktan yoruldu, kaçıncı katliamdır yeter artık!’

    PİRHA- İzmir Dersim Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Aslan Sultan, Murat Yıldız’ın hayvanlarına barınak yapmak için gittiği Ağaçpınar köyü kırsalında gerçekleşen hava saldırısında yaşamını yitirmesine tepki gösterdi. Sultan, “Suçsuz günahsız insanımızın katledildiği bu kaçıncı acıdır. Dersim halkı ağıt yakmaktan yoruldu, toprak ana kana doydu. Dağ taş, börtü böcek yoruldu. Yeter artık diyoruz” diye konuştu.

    Ovacık’ın Tilek (Yoğunçam) köyünden hayvanlara barınak yapmak için gittiği Ağdat-Ağaçpınar köyleri kırsalının SİHA’lar ve helikopterler tarafından bombalanması sonucu Murat Yıldız adlı genç yaşamını yitirdi.

    Ovacık’ta mantar toplamaya giden ve Seyit Rıza’nın üç kuşak torunu olduğu belirtilen Murat Yıldız isimli gencin Ağdat-Ağaçpınar köyleri arasında bombalanarak yaşamını yitirmesine tepki gösteren İzmir Dersim Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Aslan Sultan, operasyonlardan kaynaklı yasaklı bölge ilan edilen Ağdat-Ağaçpınar köylerine köylülerin dahi bırakılmadığına işaret ederek, “Madem yasaklıydı Murat Yıldız neden o bölgeye bırakıldı?” sorusunu yöneltti.

    “TESADÜF DEĞİLDİR?”

    Dersim Soykırımı’nın yıldönümünde, Seyit Rıza’nın ailesinden Murat Yıldız’ın tamda böylesi bir zamanda SİHA’ların bombardımanı sonucu yaşamını yitirmesinin manidar olduğuna işaret eden Sultan, “şöyle devam etti:

    “Baharın gelmesiyle birlikte maalesef Dersim’de yarım bırakılan yok ediliş politikaları yeniden başladı. Güvenlik gerekçesiyle yine ormanlarımız yakılmaya başladı ve yine bir annenin çığlığı yükseldi. Mantar toplamaya, hayvanlarına barınak kurmaya giden Seyit Rıza’nın üçüncü kuşaktan torunu Murat Yıldız SİHA’lar ve helikopterlerle bombalanarak katledildi. Dedesi Seyit Rıza’nın ve Dersim’in yok edilişi üzerine bakanlar kurulu kararıyla onaylanan Dersim Soykırımı’nın yıldönümüne getirilmesi tesadüfi değildir.”

    “MADEM YASAKTI MURAT YILDIZ’A NEDEN İZİN VERİLDİ?”

    Sultan, operasyon bölgesi olmasından kaynaklı yasaklı olan Ağdat ve Ağaçpınar bölgesine köylülerin dahi alınmadıkları halde Murat Yıldız’ın Ağaçpınar’a yayla evini kurmak ve çadırını yerleştirmek için gidişine izin verildiğine dikkat çekerek, “Köylüler, operasyondan kaynaklı hiç kimsenin Ağdat ve Ağaçpınar bölgesine alınmadıklarını söylüyor. Peki Murat Yıldız’a neden özellikle izin verildi. Hayvanların bile köyün dışına bırakılmasına izin verilmemiş. Murat Yıldız’ın yaşamını yitirmesinin tüm yönleriyle aydınlatılması ve sorumluların yargı önüne çıkarılması gerekiyor” şeklinde konuştu.

    “YETER ARTIK BU KAÇINCI ACIDIR”

    Kentteki askeri operasyonlar ve çatışmalar sonrası yaşanan sivil ölümlerine bir yenisinin eklendiği ifade edilen Sultan, şunları kaydetti:

    “Suçsuz, günahsız insanımızın katledildiği bu kaçıncı acıdır. Dersim halkı ağıt yakmaktan yoruldu, toprak ana kana doydu. Dağ taş börtü böcek yoruldu. Yeter artık diyoruz. Dersim toprakları kutsalımızdır. Bu topraklarda kan değil kardelenler yetişmeli boy atmalı. Kanla değil Munzur’un coşkun suyuyla sulanıp boy vermeli. Murat Yıldız’ın dedesi olan Seyit Rıza’nın dediği gibi, ‘Evladı Kerbelayız, ayıptır, günahtır, zulümdür, cinayettir’. Tüm sivil örgütleri ve Dersim kurumları bu işin takipçisi olmalıdır.”

    PİRHA/İZMİR

     

  • Dersim Barosu: Murat Yıldız olayı bütün yönleri ile araştırılıp, kamuoyu ile paylaşılsın

    Dersim Barosu: Murat Yıldız olayı bütün yönleri ile araştırılıp, kamuoyu ile paylaşılsın

    PİRHA- Dersim Barosu Yönetim Kurulu, Murat Yıldız isimli gencin Ağaçpınar (Aşkirik) köyü arasında bombalanarak yaşamını yitirmesine ilişkin yazılı bir basın açıklaması yaparak tepki gösterdi.

    Dersim’in Ovacık ilçesine bağlı Aşağıtorunoba (Kilmer) köyünde yaşayan ve 7 Mayıs’ta hayvanlarına barınak yapmak için aracıyla evden ayrılan Murat Yıldız adlı yurttaş, aracıyla birlikte Ağaçpınar (Aşkirik) köyü arasında bombalanarak öldürüldü.

    Seyit Rıza’nın üç kuşak torunu olduğu belirtilen Murat Yıldız isimli gencin Ağaçpınar (Aşkirik) köyü arasında bombalanarak yaşamını yitirmesinin ardından saldırıya tepkiler yükselirken, Dersim Barosu Yönetim Kurulu da konuya dair yazılı bir basın açıklaması yaptı.

    Murat Yıldız’ın köyünün 09.05.2021 tarihinde DEDEF, İHD, Dersim Sanat İnisiyatifi ve Baro tarafından ziyaret edildiğinin belirtildiği açıklamada, “Murat Yıldız’ın babası Mazlum ve annesi Sakine ile de bu ziyaret sırasında görüştük. Ailenin acısını paylaştığımızı basın aracılığı ile bir kez daha tekrarlıyoruz” denildi.

    “YILDIZ’IN OPERASYON BÖLGESİNE NEDEN BIRAKILDIĞINA DAİR BİLGİ YOK”

    Yapılan basın açıklamasında elde edilen bilgiler aktarıldı:

    “Çevre sakini köylüler, o bölgede yaşanan olaydan birkaç gün öncesinden başlayan bir operasyon olduğunu ve bölgenin yasaklı bir bölge olduğunu belirtiler. Hiç kimsenin Ağdat ve Ağaçpınar bölgesine alınmadıklarını söyledi köylüler. Örneğin; hayvanlarıyla yayla evine gitmek isteyen H.D bırakılmamışken; Murat Yıldız, Ağaçpınar’a yayla evini kurmak ve çadırını yerleştirmek için gitmiş ve izin verilmiş. Murat Yıldız’ın, operasyon bölgesine neden bırakıldığına dair herhangi bir bilgi yok!

    Ziyaretimiz sırasında çevre köylerin muhtarları ile de görüşmeler gerçekleştirdik. Muhtarlar, ‘Hayvanları bile köyün dışına bırakmamıza izin vermediler’ diye belirttiler bu görüşmeler esnasında. Mantara ve ışkına hiç kimsenin gitmemesi uyarısının  yapıldığını da aktardılar. Torunoba yolu ve Çay üstü yolu askerler ve askeri araç olan kirpilerle tutulmuş; araçların, insanların ve hayvanların herhangi bir yere gitmesine izin verilmemiştir.

    Murat Yıldız yayla olarak kullandığı Ağaçpınar’a gittikten sonra kendisini gören olmamış, en son görüldüğü zaman 7 Mayıs saat 10:00-11:00 aralığıdır. Görüştüğümüz insanlar Jandarma karakolu ile ve olay yerine yakın köylülerle  yaptıkları görüşmeleri aktardılar;  ‘4 kişinin aracın içinde olduğu ve olay yerinde Helikopter, İHA  ve SİHA’ların olduğu, aracın önüne ve arkasına askerlerin indirildiği, aracın bulunduğu  bölgede  iki adet patlama olduğu’ yönünde bilgiler verildi. Aracı görenler ise aracın yanmış ve kül olduğunu,  her yerinin taranma sonrasında delik deşik olduğu ve yüzlerce mermi izi bulunduğu yönünde bilgiler ilettiler.”

    “BAŞKA MURAT’LAR ÖLMESİN DİYORUZ!”

    Sivillerin ölümünün ilk olmadığının ve bu güne kadar yaşanan sivil ölümleri ile ilgili soruşturmaların akıbetinin kamuoyu ile paylaşılmadığının kaydedildiği açıklama şöyle devam etti:

    “Ovacık savcılığı DNA için anne ve babadan kan istemiş, aile Malatya’ya gidip çocuğunu teşhis edemediği için tekrar Dersim’e dönüp Savcılık üzerinden işlemleri yürütmektedir. Ancak araç içinde çıkan malzemeler kürek, kafes, tel ve araç Murat’a ait olduğundan Murat’ın ölümüne %99 olarak bakılıyor. Ancak daha DNA eşleşmesi kesinleşmemiş durumda. Ailenin isteği ‘çocuğun öldü’ diyenlerin,  bir an önce çocuğunu kendilerine vermesi! Aile olayın bütün yönüyle araştırılıp sorumluların cezalandırılmasını talep ediyor.

    Dersim Barosu olarak başka Muratlar ölmesin diyoruz! Kadınların, çocukların ve her yaştan insanlarımızın yaşam hakkını ihlal edenleri dünyanın neresinde olursa olsun ülkemizde ve coğrafyamızda da kınıyor, sorumluların yargılanmasını ve gerekli cezalarla cezalandırılmalarını talep ediyoruz. Yaşam hakkı en kutsal haktır. Bu hak olmadan diğer haklar kullanılamaz. Murat Yıldız olayının tüm yönleriyle aydınlatılması ve sorumlularının yargı önüne çıkarılması için Dersim Barosu olarak  takipçi olacağımızı kamuoyu ile paylaşıyor, ailemizin yanında olduğumuzu bir kez daha belirtiyoruz.”

    Açıklamada, “Daha önce de bu memlekette sivil ölümlerine defalarca tanık olduk. Her birinde de ayrı ayrı sorular vardı. Bu olayda da sorulması gereken birçok soru var” denilerek soruldu;

    • Birincisi ve en önemlisi, operasyon bölgesine başkaları bırakılmamışken Murat Yıldız neden o bölgeye bırakıldı?
    • SİHA ve İHA görüntüleri mutlaka vardır. Bu görüntüler neden paylaşılmıyor?
    • Operasyon bölgesine halen neden kimse alınmıyor?
    • Bu olaya ilişkin neden açıklayıcı bir bilgi yok?
    • Yakın köylüler ‘iki adet patlama oldu sonuncusu çok sesliydi ve alev topuydu’ dediler.  Bu patlamalar nasıl gerçekleşti?
    • İnsanların cesetleri nasıl tanınmaz hale geldi?

    PİRHA/DERSİM

  • Öldürülen Murat Yıldız’ın ailesi Malatya Adli Tıp Kurumu’nda DNA testi verdi

    Öldürülen Murat Yıldız’ın ailesi Malatya Adli Tıp Kurumu’nda DNA testi verdi

    PİRHA-Dersim’in Ovacık ilçesine bağlı Aşağıtorunoba (Kilmer) köyünde yaşayan ve 7 Mayıs’ta hayvanlarına barınak yapmak için aracıyla evden ayrılan Murat Yıldız adlı yurttaş, aracıyla birlikte Ağaçpınar (Aşkirik) köyü arasında bombalanarak öldürüldü. Murat Yıldız’ın ailesi bugün Malatya Adli Tıp Kurumu’na giderek DNA testi verdi.

    Dersim’in Ovacık ilçesine bağlı Aşağıtorunoba (Kilmer) köyünde yaşayan ve 7 Mayıs’ta hayvanlarına barınak yapmak için aracıyla evden ayrılan Murat Yıldız adlı yurttaş, aracıyla birlikte Ağaçpınar (Aşkirik) köyü arasında bombalanarak öldürüldü.

    Seyit Rıza’nın üç kuşak torunu olduğu belirtilen Murat Yıldız isimli gencin Ağaçpınar (Aşkirik) köyü  arasında bombalanarak yaşamını yitirmesinin ardından ailesi bugün Malatya Adli Tıp Kurumu’na giderek DNA testi verdi.

    PİRHA/DERSİM

  • DAD’tan Murat Yıldız açıklaması: Bu kinin sebebi nedir ve hangi aklın ürünüdür?

    DAD’tan Murat Yıldız açıklaması: Bu kinin sebebi nedir ve hangi aklın ürünüdür?

    PİRHA- Murat Yıldız isimli gencin Ağdat-Işıkvuran (Merxo) köyleri arasında bombalanarak yaşamını yitirmesi ilişkin açıklama yapan DAD, suçluların bir an önce bulunmasını istedi. Açıklamada, Suçluların bir an önce yargılanması, yeni gençlerin kaybedilmemesi, anaların ağlamaması için herkes bulunduğu yerde ses vermelidir” denildi. 

    Ovacık Tilek (Yoğunçam) köyünden Murat Yıldız adlı genç mantar toplamak için gittiği Ağdat-Işıkvuran köyleri kırsalında SİHA’lar ve helikopterler tarafından bombalandı.

    Ovacık’ta mantar toplamaya giden ve Seyit Rıza’nın üç kuşak torunu olduğu belirtilen Murat Yıldız isimli gencin Ağdat-Işıkvuran (Merxo) köyleri arasında bombalanarak yaşamını yitirmesinin ardından, saldırıya tepkiler yükselirken, Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) konuya dair yazılı bir açıklama yaptı.

    DAD tarafından yapılan açıklamada “38’ Tertelesi’nde Dersim’in taşı, toprağı, havası, suyu ateşe verilirken, Pir Sey Rıza’nın hanesi yerle bir edildi, evlatları öldürüldü, kurtulanlar yıllarca sürgün yaşadı. Topraklarına, kutsallarına olan özlemlerini yüreklerine gömerek Hakk ile Hakk oldular” denildi.

    Açıklamanın devamında şunlara yer verildi:

    “Elazığ Buğday Meydanı Pirimiz için Kerbela meydanıydı. Evladıyla sınanıyordu. Sey Rıza’ nın küçük oğlu Resik Hüseyin gözlerinin önünde dara çekilmişti. Aradan 84 yıl geçmesine rağmen aile hala katliama uğruyor. Bu kinin sebebi nedir? Hangi aklın ürünüdür? Nahak zihniyet çok iyi biliyor ki tarihi ile ikrarlı olan her can atalarının mücadelesini devriye ettirir, unutmaz, unutturmaz. Bundandır zulmün artması.  Yapılan katliam bir kişiye değil, bir toplumsal hafızaya yönelimdir, dolayısıyla Hakk ve hakikati görünür kılan kesimler hedeftedir, arada 84 yıl geçse de.

    ÖLDÜRDÜKÇE RUHUNUZ KARARIR, DUYGULARINIZ ÖLÜR, İNSANLIKTAN ÇIKARSINIZ

    Ovacık Ağdat- Işıkvuran köyleri arasında mantar toplamaya giden Pirimiz Sey Rıza’nın üçüncü kuşak torunu Murat Yıldız SİHA’lardan atılan bombalarla aracının içinde katledildi. Masum-u pak bir genç, devletten izin belgesi almışken yaşamı sonlanıyor. Öldürdükçe ruhunuz kararır, duygularınız ölür, insanlıktan çıkarsınız. Pirlerimiz boşuna dememişler “Beni ağlatma ki sen de gülesin”

    “BU TOPRAKLAR KANA DOYMADI MI?”

    Bu topraklar kana doymadı mı? Bu kutsal toparlakların taşı, suyu, ağaçları, vadilerimiz bir hafızayı barındırıyor.  Mekan rızasız değildir. Bu coğrafya ve yaşamını devam ettiren cümle can Murat Yıldız canımızı unutamayacak.  Ruhu, direnci, yaşam arzusu yeni kuşaklara devriye edecektir.

    “DERSİM 38 TERTELESİ SİSTEMATİK OLARAK HALA DEVAM EDİYOR”

    Zamanın ve mekânın utandığı, tarifi olmayan bir acının yaşatıldığı, Dersim Katliamı’nın yıl dönümünde, anneler gününün kutlandığı bir anda böyle bir katliamın yaşatılması zaman bakımından manidardır. Dersim Tertelesi’nin yıldönümünde bu katliamın yapılması, ‘Tertele’nin hala devam ettiği, analara acıların yaşatılmasına devam edileceği anlamına geliyor.

    “ZAMAN BİR ARAYA GELME, HAYKIRMA, GAYRET ETME, ELE ELE VERME ZAMANIDIR”

    Yola talip olan cümle canlara, Alevi kurumlarına, Dersimliler Derneklerine, demokratik kamuoyuna çağrımızdır: katliamlar hala devam ediyor. Dersim’e, hakikat ve özgürlük arayışında bulunan canlara yönelik zulüm sistemli bir şekilde zamana yayılıyor; adeta taksitle öldürülüyoruz. Masum-u pak olan canlarımızın kanları toprağa akıyor. Zaman bir araya gelme, haykırma, gayret etme, ele ele verme zamanıdır.

    “SUÇLULAR BİR AN ÖNCE BULUNMALI”

    Suçluların bir an önce bulunması, yargılanması, yeni gençlerin kaybedilmemesi, anaların ağlamaması için herkes bulunduğu yerde ses vermelidir. Bu davanın takipçisi olmalıdır. Bu topraklar hatır, gönül bilir, mihmanı Xizir olarak kabul eder. Gülistan Doku canımız Ocak 2020 yılında yine bu coğrafyada katledildi. Katilleri bilinmesine rağmen tutuklanmadı. İsteriz ki Murat Yıldız canımızın davası, hukuki süreci Gülistan Doku canımızın süreci gibi olmasın. Murat Yıldız canımızın ailesinin açısı hepimizin açısı olmalıdır. Murat Yıldız canımızın manevi huzurunda dardayız. Mekan rızasız, zaman sahipsiz, mazlum çaresiz değildir.”

    (HABER MERKEZİ)

  • DEDEF’ten, Dersimli gencin SİHA’lardan atılan bombayla öldürülmesine tepki

    DEDEF’ten, Dersimli gencin SİHA’lardan atılan bombayla öldürülmesine tepki

    PİRHA-Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF), Murat Yıldız adlı gencin Dersim’de SİHA’lardan atılan bombalarla yaşamını yitirmesine yazılı bir açıklama yaparak tepki gösterdi. Açıklamada, “Yıllardır bölgede ve Dersim’de yaşanan askeri operasyonlar ve çatışmalar sonrası yaşanan sivil ölümlerine bir yenisi daha eklendi” denildi.

    Dersim’in Ovacık ilçesinin Tilek köyünden Seyit Rıza’nın üçüncü kuşak torunu olan Murat Yıldız adlı genç, Ovacık ilçesi Ağdat- İşıkvuran kırsalında kendi aracıyla mantar toplamaya ve yayla yeri bakmaya giderken SİHA ve helikopterlerle yapılan operasyon sırasında bombalanarak öldürüldü.

    Murat Yıldız’ın, Dersim’de SİHA’lardan atılan bombalarla yaşamını yitirmesine ilişkin yazılı bir açıklama yapan Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF), “Sivillere yönelik ölümler biliyoruz ki ilk değil ama temennimiz son olmasıdır” dedi.

    Dersim Dernekleri Federasyonu, farklı illerde de her yıl düzenlenen askeri operasyonlarda sivil vatandaşların öldürülmesine tepki göstererek, sivillerin ölümüne yol açan askeri operasyonlara derhal son verilmesini, sivillerin öldürülmesi ile ilgili olarak sorumlular hakkında etkin ve yeterli soruşturma yürütülmesini, adli-idari tüm süreçler hakkında Dersim halkının bilgilendirilmesini talep etti.

    “SİVİLLERE YÖNELİK SALDIRILARDA PERVASIZCA DAVRANILMAYA DEVAM EDİLİYOR”

    DEDEF açıklamasında, “Yerel kaynaklardan alınan bilgiye göre askerler Murat Yıldız’ın babası ve abisine aracı göstererek bombaladıklarını itiraf etmiş ve ailenin de Malatya Adli Tıp Kurumu’na giderek DNA testi vereceği bilgisi alınmıştır. Aileye bu şekilde bilgi veren askeri yetkililerin aksine valilik tarafından şimdiye kadar herhangi bir açıklama yapılmış değil” bilgilerini kaydetti.

    Farklı illerde de her yıl düzenlenen askeri operasyonlarda sivil vatandaşların öldürüldüğüne dikkat çekilen açıklamada şunlar kaydedildi:

    “Geçmiş yıllarda sivillere yönelik çok sayıda katliamlara tanık olduk. Yaşam hakkını ortadan kaldıran bu operasyonları yürüten, talimat veren tek bir görevli yargılanmadığı için sivillere yönelik saldırılarda bu kadar rahat ve pervasızca davranılmaya devam ediyor. Mesut İlkbahar, Ersin Demir, Ercan Güneş, Nupelda ve Ayaz kardeşler… Dersim’de yakın geçmişte askeri operasyon/çatışmalarda katledilen sivillerin yalnızca bir kısmı. Bunların hiçbirinde herhangi bir soruşturma, cezalandırma süreci yürütülmedi.”

    PİRHA/DERSİM

  • Dede Kılıç’tan, Dersimli gencin SİHA’lardan atılan bombayla öldürülmesine tepki

    Dede Kılıç’tan, Dersimli gencin SİHA’lardan atılan bombayla öldürülmesine tepki

    PİRHA-Ağuiçen Ocağı dedelerinden Kemal Kılıç, Murat Yıldız adlı gencin Dersim’de SİHA’lardan atılan bombalarla yaşamını yitirmesine tepki gösterdi. Murat Yıldız’ın Dersim’in yiğit önderi Sey Rıza’nın torunu olduğunu hatırlatan Kılıç, “Buğday meydanında asılarak katledilen Sey Rıza’nın torunu Tertele’nin yıldönümü sayılacak şu günlerde katlediliyor. Biliyoruz bu katliam bu coğrafyada ne ilk ne de son olacak” dedi.

    Dersim’in Ovacık ilçesine bağlı Aşağıtorunoba (Kilmer) köyünde yaşayan ve 7 Mayıs’ta hayvanlarına barınak yapmak için aracıyla evden ayrılan Murat Yıldız adlı yurttaş, aracıyla birlikte Ağaçpınar (Aşkirik) köyü arasında bombalanarak öldürüldü.

    7 Mayıs’ta hayvanlarına barınak yapmak için aracıyla evden ayrılan ve Seyit Rıza’nın üç kuşak torunu olduğu belirtilen Murat Yıldız isimli gencin aracıyla birlikte Ağaçpınar (Aşkirik) köyü arasında bombalanarak yaşamını yitirmesinin ardından bölgedeki köyler asker ablukasına alındı. Bölgedeki Ağdat, Işıkvuran (Merxo) ve Yarımkaya köyleri ile diğer Mercan köylerinin asker ablukasına alındığı ve köylülerin giriş-çıkışına izin verilmediği belirtildi.

    Murat Yıldız’ın, Dersim’de SİHA’lardan atılan bombalarla yaşamını yitirmesine ilişkin konuşan Ağuiçen Ocağı Evladı Pir Kemal Kılıç, “Doğası ve kendine özgün kültür mirası ile dışarıdan bakanları büyüleyen bu topraklarda acı asla dinmedi. Kürdistan coğrafyası geçmişten günümüze, kan ve zulüm kokar. Bu coğrafyanın en nadir incisi olan Dersim toprakları bu kokudan payını fazlası ile almıştır. Dersim ‘in bir diğer önemi ise birçok Alevi Pir ve Mürşid Ocağı’nın mekanının bu topraklarda olması, ve dolayısı ile kendine atfedilen “Hardé Dewres” tanımıdır” dedi.

    “BOMBALANAN, YAKILAN KÖYLER YETMEZ GİBİ BOMBALANAN GENCECİK İNSANLAR”

    1937-38 Dersim Tertelesi (Soykırım) ile başlayan imha ve asimilasyon politikalarının günümüze değin, sistematik bir şekilde devam ettiğini ifade eden Kılıç, “Sürgün zulmü ile başa çıkan insanımız, topraklarına geri döndüğünde dili dahil olmak üzere bir çok kendine has özelliği kaybediyor. Kürtçe, Zazaca, Türkçe dillerinin hem sosyal hem de inanç hayatında varlığını sürdüğü Dersim insanı, dilini ve kimliğini bir sonraki nesle aktarmakta güçlük çekiyor. Cem/Cıvat, Sorgu/Görgü , Müsahip/Kirve ikrar ve erkanları zedeleniyor. Yaşanan tüm bu elzem olayların dışında, zalimler sesiz sedasız zulmünü sürdürmeye devam ediyor. Bombalanan, yakılan köyler, bombalanan mezarlıklar yetmez gibi bombalanan gencecik insanlar” şeklinde konuştu.

    “BU KATLİAM BU COĞRAFYADA NE İLK NE DE SON OLACAK”

    Murat Yıldız’ın, Tilek köyünde yaşamını hayvancılık ile geçiren gencecik bir fidan olduğunu belirten Kılıç, “Gerekli makamlardan aldığı izinler doğrultusunda mantar toplamak için çıkıyor evinden, son günü olduğunu bilmeden. Aracı bombalanarak vahşice katlediliyor! Murat Yıldız’ın katledilmesinde yüreğimizi dağlayan bir diğer nokta Yıldız’ın ailesi. Murat Yıldız , Dersim’in yiğit önderi Sey Rıza’nın torunu. Buğday meydanında asılarak katledilen Sey Rıza’nın torunu Tertele’nin yıldönümü sayılacak şu günlerde katlediliyor. Biliyoruz bu katliam bu coğrafyada ne ilk ne de son olacak” dedi.

    “TOPRAKLARIMIZDA BAHARIN YAŞANMASI İÇİN ELİMİZDEN GELENİ YAPALIM”

    Genç bir Alevi Dede’si olarak duyarlı tüm canlara çağrıda bulunan Kılıç, şunları söyledi:

    “Federasyon ve vakıflarımıza, Dersimlilere ve Dersim dostlarına açık çağrımızdır; sebep olanların hak ettiği cezaya kavuştuğu güne kadar, bulunduğumuz her alanda sesimizi çıkaralım. Topraklarımızda kin, nefret ve ölüm yerine, baharın yaşanması için elimizden geleni yapalım unutmayalım, unutturmayalım. Ya Hak, Ya Muhammed, Ya Ali, Ya Xızır, Ya Bava Duzqı, Ya Ceddim Ulu Ağuiçen siz zalimlere fırsat vermeyin!”

    PİRHA/DERSİM

     

  • Önlü’den, Murat Yıldız’ın ailesine ziyaret: Seyit Rıza’nın torunları hala katlediliyor-VİDEO

    Önlü’den, Murat Yıldız’ın ailesine ziyaret: Seyit Rıza’nın torunları hala katlediliyor-VİDEO

    PİRHA-HDP Milletvekili Alican Önlü, Dersim’de SİHA’lardan atılan bombalarla yaşamını yitiren Murat Yıldız’ın köyünde ailesini ziyaret etti. Burada açıklama yapan Önlü, “38’den bu yana bombalar yağdırılan coğrafyamızda daha kaç gencimiz katledilecek? Hangi savaşta olursa olsun sivillerin katledilmesi savaş suçudur” dedi.

    HDP Örgütlemeden Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı ve Dersim Milletvekili Alican Önlü, SİHA’lardan atılan bombalarla yaşamını yitiren Murat Yıldız’ın ailesini ziyaret etti.

    Konuya ilişkin açıklama yapan Alican Önlü, “Dersim Katliamının 84. Yılında Seyit Rıza’nın torunları hala katlediliyor” dedi.

    “SİVİLLERİN KATLEDİLMESİ SAVAŞ SUÇUDUR”

    Milletvekili Alican Önlü, Murat Yıldız’ın hayvanlarını otlatırken SİHA’lardan atılan bombalarla katledildiğine vurgu yaparak “Trabzon’da Eren Bülbül’ü zorla operasyon bölgesine götüren ve katlettiren zihniyet bu kez de ‘Eren 7’ operasyonuyla Dersimli sivil bir genci katletmiştir. 38’den bu yana bombalar yağdırılan coğrafyamızda daha kaç gencimiz katledilecek? Hangi savaşta olursa olsun sivillerin katledilmesi savaş suçudur” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/DERSİM

  • Baba Mazlum Yıldız: Oğlum izin belgesi almıştı, bilerek yapıldı

    Baba Mazlum Yıldız: Oğlum izin belgesi almıştı, bilerek yapıldı

    PİRHA-Ovacık’ta hayvanlarına barınak yapmak için giden Murat Yıldız adlı yurttaş aracıyla birlikte Ağaçpınar (Aşkirik) köyü arasında bombalanarak öldürüldü. Olaya ilişkin ajansımız PİRHA’ya konuşan baba Mazlum Yıldız, “Oğlumu takip edip peşinden gidiyorlar. Araçta bir kişi olduğunu tespit ettikten sonrada bombalıyorlar” dedi.

    Dersim’in Ovacık ilçesine bağlı Aşağıtorunoba (Kilmer) köyünde yaşayan ve 7 Mayıs’ta hayvanlarına barınak yapmak için aracıyla evden ayrılan Murat Yıldız adlı yurttaş, aracıyla birlikte Ağaçpınar (Aşkirik) köyü arasında bombalanarak öldürüldü.

    Bölgedeki köyler asker ablukasına alındı. Bölgedeki Ağdat, Işıkvuran (Merxo) ve Yarımkaya köyleri ile diğer Mercan köylerinin asker ablukasına alındığı ve köylülerin giriş-çıkışına izin verilmediği belirtildi.

    “OĞLUMUN İZİN BELGESİ VARDI”

    PİRHA‘nın kendisine ulaştığı ve oğlunun mantar toplamak için izin belgesi aldığını söyleyen baba Mazlum Yıldız, “Bilerek yapıldı, oğlumu takip edip peşinden gidiyorlar. Araçta bir kişi olduğunu tespit ettikten sonrada yapıyorlar. Yarın Malatya’ya cenazeyi teşhis etmeye gideceğiz” dedi.

    SEYYAR SATICILIK YAPIYORDU

    Bombardımanda yaşamını yitiren Murat Yıldız’ın bahar aylarında mantar topladığı ve Dersim Merkez’de seyyar satıcılık yaparak geçimini sağladığı ifade edildi.

    Baba Mazlum Yıldız son olarak Malatya Adli Tıp Kurumu’na giderek DNA testi vereceklerini belirtti.

    PİRHA/DERSİM

  • Ovacık’ta mantar toplamaya giden Murat Yıldız’ın bombardımanda öldürüldüğü iddia ediliyor

    Ovacık’ta mantar toplamaya giden Murat Yıldız’ın bombardımanda öldürüldüğü iddia ediliyor

    PİRHA-Ovacık’ta mantar toplamaya giden Murat Yıldız adlı gencin aracıyla birlikte Ağdat-Işıkvuran köyleri arasında bombalanarak öldürüldüğü iddia edildi.

    Ovacık Tilek (Yoğunçam) köyünden Murat Yıldız adlı genç mantar toplamak için gittiği Ağdat-Işıkvuran köyleri kırsalında SİHA’lar ve helikopterler tarafından bombalandı. Murat Yıldız’ın babasını ve abisini olay yerine götüren askerler yanmış bir cenazeyi aileye göstererek teşhis etmesini istedi.

    Yıldız ailesinin Malatya Adli Tıp Kurumu’na giderek DNA testi vereceği belirtilirken, Murat Yıldız’ın akıbetine dair henüz bir açıklama gelmedi.

    PİRHA/DERSİM

  • Cumartesi Annesi Yıldız: 19 yaşında bin bir emekle büyüttüğüm evladıma ne yaptınız?

    Cumartesi Annesi Yıldız: 19 yaşında bin bir emekle büyüttüğüm evladıma ne yaptınız?

    Cumartesi Anneleri 778’inci haftada da bir araya geldi. Anneler bu hafta Murat Yıldız’ın akıbetini sordu: “Ey adalet sarayında adalet teslim etmek için oturanlar bu anaların sesini duyuyor musunuz?”

    İçişleri Bakanlığı ve Beyoğlu Kaymakamlığı tarafından Galatasaray Meydanı’ndaki oturma eylemleri 700’üncü haftadan beri yasaklanan Cumartesi Anneleri adalet talepleri için 778’inci kez bir araya geldi ve gözaltında kaybedilen Murat Yıldız’ın akıbetini sordu. Bu hafta İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi önünde yapılan açıklamaya CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu ve HDP Milletvekilleri Oya Ersoy ile Musa Piroğlu katıldı.

    “BÖYLE BİR SİYASİ İRADE YOK”

    Gazete Duvar’dan Hacı Bişkin’in haberine göre bu haftaki açıklamayı gözaltında kayıp yakını Sebla Arcan yaptı. Arcan şunları söyledi:

    “Geçmişteki travmatik etkiye sahip yaşanmışlıklar yalnız bireysel bellekte değil, toplumsal bellekte de derin izler bırakır. Biliyoruz ki gözaltında kaybetme gerçeğinin devlet tarafından kabul edilmesi ve lanetleme iradesi Türkiye’de toplumsal barışın ve demokratikleşmenin önünü açacaktır. Ancak Türkiye’de böyle bir siyasi irade yok. Bizim hakikate ve adalete ulaşma hakkımızı engelleyen bir iktidar var. 79 haftadır ifade özgürlüğü ve barışçıl toplanma hakkımızı kullanmamız bile engelleniyor.”

    “ÖLÜ MÜYÜM DİRİ MİYİM, NE YAŞIYORUM BİLİYOR MUSUN?”

    Kendi elleriyle oğlu Murat Yıldız’ı karakola götürdükten sonra bir daha kendisinden haber alamayan Yıldız’ın annesi Hanife Yıldız da şunları söyledi: “Oğlumu en son arabayla iş yerime getirdiklerinde gördüm. O kadar dövmüşlerdi ki gözleri kan çanağıydı. Düşünün ki bir anne adaletinize güveniyor ve kötülük bir daha yaşanmasın diye oğlunu size getiriyor ve 25 yıldır da kendisinden haber alamıyor.”

    Yıldız şöyle devam etti:

    “Bir bakın ne Müslümanlığa ne de insanlığa sığacak bir şey mi? Buradaki insanların hepsi tertemiz ama sizin yüzünüz kara, elleriniz kanlı. Şimdi bunlar bu ülkeyi birbirleriyle paylaşıyorlar; bize ise Galatasaray Meydanı’nı yasaklıyorlar. Bize bir mezar yerini layık görüyorlar. Burada polis Şah İsmail Öztürk’e sesleniyorum; hani bana bir şey dedi ve o hep içimde yara oldu, dedi ki ‘keşke benim yanımda olsaydı burnu bile kanamazdı’ peki savcılar neden harekete geçmiyor? Ben 25 yıldır bir savcının bana el uzatmasını bekliyorum. Şimdi de utanmadan beni arayıp güvenliğimi almak istediğinizi söylüyorsunuz. Ya Allah aşkına ben 19 yaşında gözlerimden dahi sakındığım, bir tokat bile atmadığım bir evladımı size getirdim güvenliğini sağlamanız için. Şimdi sen benim güvenliğimi sağlasan ne olur, sağlamasan ne olur. Zaten ölü müyüm diri miyim, ne yaşıyorum biliyor musun?”

    “BENİM İÇİMDEKİ ATEŞİ GÖZYAŞLARIMLA SİLME DERDİM VAR”

    Yıldız sık sık fenalaştığı konuşmasını, Cumartesi Anneleri’ni polis ablukasına aldırtanlara “Biraz insan olun” diyerek şu şekilde tamamladı: “Adınız büyük, isminiz büyük ama benim önümde siz küçüksünüz. Benim önümde insan değilsiniz. Bunu iyi bilin. 19 yaşında bin bir emekle büyüttüğüm evladıma ne yaptınız? Mezarı nerede? Onun akıbetini bana açıklamak gibi bir derdiniz yok mu? Ama benim sorma derdim var. Benim içimdeki ateşi gözyaşlarımla silme derdim var” dedi.

    “ASIL ACI, ANALARIN ACILARINI YARIŞTIRMAK”

    Gözaltında kaybedilen Cemil Kırbayır’ın ağabeyi Mikail Kırbayır da, Diyarbakır’da HDP binası önünde oturarak çocuklarını arayan annelerle Cumartesi Anneleri’ne aynı yaklaşımın sergilenmediğini söyledi. Kırbayır, “Bugünümüz dünümüzden beter. Keşke anneme, ‘Cemil’in mezarını getirdik, kucağına verdik’ diyebilseydim. Ama diyemiyoruz. Asıl acı anaların acılarını yarıştırmak. Diyarbakır anaları da evlatları için oturdu. Ne yazık ki Diyarbakır analarının gözyaşlarını siliyorlar. Bu ne yaman çelişkidir. Gözyaşının rengini değiştirdiniz. Ey adalet sarayında adalet teslim etmek için oturanlar bu anaların sesini duyuyor musunuz?” dedi.