Etiket: murtaza demir

  • PSAKD Kurucu Başkanı Murtaza Demir, deyişlerle Hakk’a uğurlandı-VİDEO

    PSAKD Kurucu Başkanı Murtaza Demir, deyişlerle Hakk’a uğurlandı-VİDEO

    PİRHA-Ankara’da dün Hakk’a yürüyen Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Kurucu Başkanı, 2 Temmuz Vakfı önceki Başkanı, Yazar Murtaza Demir, Oran Pir Sultan Abdal Cemevi’nden deyişlerle Hakk’a uğurlandı.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Kurucu Başkanı, 2 Temmuz Vakfı önceki Başkanı, Yazar Murtaza dün (9 Ocak 2025)Demir Ankara’da Hakk’a yürüdü. Demir, kanser nedeniyle tedavi görüyordu.

    Demir’in Hakk’a uğurlanma erkanı Oran Pir Sultan Abdal Cemevi’nde yapıldı. Uğurlamaya Demir’in yakınları, Alevi kurum başkanları, eski dönem Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner ve çok sayıda siyasi parti temsilcisi katıldı.

    Alevi hak mücadelesine yıllarda emek veren Murtaza Demir’in Hakk’a uğurlama erkanını Dertli Divani yürüttü.
    Murtaza Demir’in oğlu Ali Demir ve eşi Şemsi Demir birer konuşma yaptılar.

    Deyişlerle uğurlanan Murtaza Demir, 11 Ocak Cumartesi günü saat 12:00’de Sivas Yıldızeli Banaz köy mezarlığında toprağa sırlanacak.

    PİRHA/ANKARA

  • PSAKD Kurucu Başkanı, Yazar Murtaza Demir Hakk’a yürüdü

    PSAKD Kurucu Başkanı, Yazar Murtaza Demir Hakk’a yürüdü

    PİRHA- Pir sultan Abdal Kültür Derneği Kurucu Başkanı, 2 Temmuz Vakfı önceki Başkanı, Yazar Murtaza Demir Hakk’a yürüdü. Demir, Ankara’da kanser nedeniyle tedavi görüyordu. 

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Kurucu Başkanı, 2 Temmuz Vakfı önceki Başkanı, Yazar Murtaza Demir Ankara’da Hakk’a yürüdü. Demir, kanser nedeniyle tedavi görüyordu.

    Murtaza Demir, 10 Ocak Cuma günü saat 12:00’de Oran Pir Sultan Cemevinden Hakk’a uğurlanacak.
    11 Ocak Cumartesi günü saat 12:00’de ise Sivas Yıldızeli Banaz köy mezarlığında toprağa sırlanacak.

    Murtaza Demir’in Hakk’a yürümesi büyük üzüntü yarattı. Aleviler ve dostları sosyal medyadan üzüntülerini dile getirerek, Demir’in Alevilik mücadelesine vurgu yaptılar.
    PİRHA/ANKARA
  • Murtaza Demir’e ‘cumhurbaşkanına hakaret’ iddiasıyla hapis cezası-VİDEO

    Murtaza Demir’e ‘cumhurbaşkanına hakaret’ iddiasıyla hapis cezası-VİDEO

    PİRHA-Tokat’ta bulunan Keçeci Baba Dergahı’nın camiye çevrilmesine ilişkin yazdığı yazı nedeniyle yargılanan PSAKD Kurucu Başkanı ve Yazar Murtaza Demir, cumhurbaşkanına hakaret ettiği iddiasıyla 1 yıl 2 ay 17 gün hapis cezasına çarptırıldı. Ceza ertelenirken, dosyanın istinaf yolu ise açık.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Kurucu Başkanı/Yazar Murtaza Demir’in, Tokat’taki Keçeci Baba Dergahı’nın camiye çevrilmesi üzerine kaleme aldığı yazısı nedeniyle “Cumhurbaşkanına hakaret, halkı kin ve düşmanlığa tahrik” iddiasıyla yargılandığı davanın beşinci duruşması İstanbul 9. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Mahkeme, Demir hakkında ‘halkı kin ve düşmanlığa tahrik’ suçlamasından beraat verirken, ‘cumhurbaşkanına hakaret’ suçlamasından 1 yıl 2 ay 17 gün hapis cezasına çarptırdı. Ertelenen cezanın istinaf yolu ise açık.

    “CUMHURBAŞKANINA MUHALİFİM AMA HAKARET ETMEDİM”

    Mütalaaya ilişkin savunma yapan Demir, “Dava uzun süredir devam ediyor. Cumhurbaşkanına hakaret etmek gibi bir durum söz konusu değildir. Cumhurbaşkanına muhalifim, çok eleştiririm doğru ama hakaret etmedim. Sosyal medya hesabımı ele geçirdiler. Asıl bana yapılan bir hakaret söz konusudur. Bunu yapanların ortaya çıkarılması gerekir. Alevilerin dergahlarına el koyuluyor ama bir yandan da cemevlerine yönelik düzenlemelere girişiliyor” dedi.

    “DEMİR’İN HESABI ELE GEÇİRİLDİ”

    Demir‘in avukatı Tugay Topbaş da sosyal medya hesabına ilişkin emniyetten gelen yazıya dikkat çekti. Topbaş, “Emniyetten gelen cevapta sosyal medya hesabının Murtaza Demir’e ait olabileceği gibi, Demir’e ait olmayabileceği de ifade edilmiştir. İhtimaller üzerinden ceza verilemez. Demir’in hesabı ele geçirilmiştir. Ele geçirenlerin açık paylaşımları vardır” ifadelerini kullandı.

    DEMİR HAKKINDA HAPİS CEZASI VERİLDİ

    Kararını açıklayan mahkeme Demir hakkında ‘halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçlamasından beraatine, ‘cumhurbaşkanına hakaret’ suçlamasından ise 1 yıl 2 ay 17 gün hapis cezasına hükmetti. Cezayı erteleyen mahkeme, istinaf yolunun ise açık olduğunu belirtti.

    “TOPLUMU SUSTURMAYA ÇALIŞIYOR”

    Kararın ardından adliye önünde açıklama yapan Demir, iki yıldır süren dava sürecini özetlerken, şunları kaydetti:

    “Mahkeme sanki ceza vermek zorundaymış gibi davrandı. Kendileri de ikna olmamasına karşın böyle bir ceza verdiler. Bana cezayı mahkeme değil cumhurbaşkanının kendisi vermiş oldu. Cumhurbaşkanı hiçbir şekilde eleştiriye tahammül etmiyor. Bu ülkenin her sorununa karşı söz söylemeye çalışan insanlara zaman zaman gözdağı vererek, toplumu susturmaya çalışıyor.”

    “KURULACAK BAŞKANLIĞI ALEVİLER OLARAK KABUL ETMİYORUZ”

    Murtaza Demir, AKP tarafından ‘Alevi açılımı’ adı altında kurulacağı duyurulan Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na da tepki göstererek, “Bu başkanlık aslında Alevilere hiçbir şey vermediği gibi, Alevilerin meşru haklarını da bir anlamda gasp etmeye ve devletleştirmeye çalışıyor. Bir kere cemevinin ibadet hakkını, ibadethane olduğunu tanımıyor. Cemevini ve Aleviliği bir alt kültür olarak görüyor. Aslında bize bir şey veriyor değil, bizden bir şeyler alıyor. İtikadımızı bizden alıyor, bir alt kültür olarak ikame etmeye çalışıyor. Aleviliğin geleneksel inancını bozmaya, devletleştirmeye, Alevi toplumunu da biat etmeye zorluyor. Aleviler olarak bu başkanlığı kabul etmiyoruz” dedi.

    “DEVLET, CAMİ DE CEMEVİ DE YAPMASIN”

    Demir, “Devlet cami de, cemevi de yapmasın. Devlet imamın da, dedenin de maaşını vermesin. İnanç bireyin özelidir, kamusal bir alan değildir. Buna kamunun para ayırması ancak bizim gibi geri ülkelerde görülür. Devletten herhangi bir talebimiz yoktur. Bizi olduğumuz gibi kabul etmesini, özgürlüğümüzü istiyoruz” ifadelerini kullandı.

    PİRHA / İSTANBUL

  • Murtaza Demir: Alevilerin Alevi olarak kalmasından inanılmaz rahatsızlık hissediyorlar-VİDEO

    Murtaza Demir: Alevilerin Alevi olarak kalmasından inanılmaz rahatsızlık hissediyorlar-VİDEO

    PİRHA-Tokat’ta bulunan Keçeci Baba Dergahı’nın camiye çevrilmesine ilişkin yazdığı yazı nedeniyle yargılanan PSAKD Kurucu Başkanı ve Yazar Murtaza Demir’in duruşması 25 Ekim’e ertelendi. Duruşma sonrası adliye önünde açıklama yapan Demir, “Sadece asimilasyon tehdidi olarak değil aynı zamanda Türkiye’nin bir beka sorunu olarak da görüyoruz. Alevilerin Alevi olarak kalmasından inanılmaz bir rahatsızlık hissediyorlar” dedi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Kurucu Başkanı/Yazar Murtaza Demir’in, Tokat’taki Keçeci Baba Dergahı’nın camiye çevrilmesi üzerine kaleme aldığı yazısı nedeniyle “Cumhurbaşkanına hakaret, halkı kin ve düşmanlığa tahrik” iddiasıyla yargılandığı davanın dördüncü duruşması İstanbul 9. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Savcılık, mütalaasında Demir hakkında “Cumhurbaşkanına hakaret” suçundan ceza talep ederken, “Halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçundan ise beraatini istedi. Mütalaaya karşı beyanda bulunmak üzere ek süre veren mahkeme, bir sonraki duruşmayı 25 Ekim 2022 günü saat 12.00’ye erteledi.

    “SADECE ASİMİLASYON TEHDİDİ DEĞİL BİR BEKA SORUNUDUR”

    Duruşmanın ardından adliye önünde açıklama yapan Demir, dava sürecine ilişkin şunları kaydetti:

    “Devlet özellikle Orta Anadolu’daki Alevi köylerinin neredeyse tamamına bir gerekçeyle cami yapıyor. Alevi köylerindeki kimi dergahları, türbeleri, tekke ve zaviye gibi kalıntıları da cami olarak tescil ediyor ve camiye çeviriyor. Bu inanılmaz, kabul edilemez, akıl almaz bir asimilasyon çalışması olarak görüyoruz. Sadece asimilasyon tehdidi olarak değil aynı zamanda Türkiye’nin bir beka sorunu olarak da görüyoruz. Biz Alevilere göre gerçek beka sorunu budur. Türkiye coğrafyası ve toplumu yeni bir mühendislik anlayışıyla Sünni mezhepçi bir ülke haline getirilmek isteniyor. Son yüz yılda kazandığımız tüm çağdaş değerler tasfiye edilmeye, yeni bir toplum yaratılmaya çalışılıyor. Yaratılmak istenen bu toplum biat eden, camiye giden, düşünmeyen, yukarıdaki diktatörün söylediklerine uyumlu olandır. Türkiye açısından tam bir tehdittir bu.

    “ALEVİLERİN ALEVİ OLARAK KALMASINDAN RAHATSIZLIK DUYUYORLAR”

    Aynı zamanda Aleviler için de daha korkunç bir tehlike. Cemevlerimizin ibadethane olarak tanınmaması, inancımızla ilgili tüm taleplerimizin kabul edilmemesine karşın Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve bu devleti yönetenler taleplerimizi reddetmeye devam ediyorlar. Bizden korkuyorlar, çekiniyorlar. Alevilerin Alevi olarak kalmasından inanılmaz bir rahatsızlık hissediyorlar. Çünkü Aleviler bu ülkenin yüz akıdır. Aleviler demokrasi, laiklik istiyor. İnsan haklarından yana bir duruş sergiliyorlar. Çoğulculuğa inanıyorlar. Kadın erkek eşitliğini talep ediyorlar. Çağdaş bir Türkiye istiyorlar. Herkesin kendi inancını, kendi dilini, kendi kültürünü yaşaması için çaba gösteriyorlar, emek veriyorlar. Emek vermeye devam edeceğiz. Asimilasyon ve baskılara karşı mücadele etmeye devam edeceğiz. Coğrafyamız ta ki herkesin kendi değerleriyle yaşayabileceği bir ülke oluncaya değin bu çabamız sürecek.”

    PİRHA/ İSTANBUL

  • Demir, dergahın camiye çevrilmesine karşı çıktığı için yargılanıyor; karar duruşması yarın

    Demir, dergahın camiye çevrilmesine karşı çıktığı için yargılanıyor; karar duruşması yarın

    PİRHA-Tokat’taki Keçeci Baba Dergahı’nın camiye çevrilmesi üzerine kaleme aldığı yazı nedeniyle yargılanan PSAKD Kurucu Başkanı/Yazar Murtaza Demir yarın görülecek karar duruşması öncesi PİRHA’ya konuştu. Demir, “Bu Murtaza Demir’e açılan bir dava değil aslında, bu tuzağı fark edenleri sindirmeye dönük bir davadır. Bu bir baskıdır. Topyekûn ayağa kalkmak gerek. Asimilasyon çabası tüm hızıyla devam ediyor” dedi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Kurucu Başkanı/Yazar Murtaza Demir’in, Tokat’taki Keçeci Baba Dergahı’nın camiye çevrilmesi üzerine kaleme aldığı yazısı nedeniyle “Cumhurbaşkanına hakaret, halkı kin ve düşmanlığa tahrik” iddiasıyla yargılandığı davanın dördüncü duruşması yarın İstanbul 9. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülecek. Saat 11.00’de başlayacak olan duruşmada kararın çıkması bekleniyor.

    Duruşma öncesi PİRHA‘ya konuşan Murtaza Demir, asimilasyon çabalarının tüm hızıyla devam ettiğini belirterek, “Baktığımızda bu Murtaza Demir’e açılan bir dava değil aslında, bu tuzağı fark edenleri sindirmeye dönük bir davadır. Bu bir baskıdır. Topyekûn ayağa kalkmak gerek. Ayağa kalkmaktan kastım isyan değil. Haklarımıza, hukukumuza, geleneğimize, inancımıza, itikadımıza sahip çıkma refleksinden söz ediyorum” dedi.

    “DEMOKRATİK, LAİK BİR ÜLKE İÇİN ÇABA GÖSTEREN EN BÜYÜK KÜME ALEVİLERDİR”

    Davaya ilişkin “Alevilerin ve Türkiye aydınlarının önemsemesi gereken bir dava” yorumunda bulunan Demir, şunları kaydetti:

    “Davayı çok önemsiyorum. Çünkü Türkiye’nin yöneliminin değiştirilme çabalarından bir tanesidir. Türkiye tipik bir İslam ülkesi mi olacak yoksa anayasada yazıldığı gibi demokratik, laik, özgür bir ülke mi olacak? Buna dair sürdürülen kavganın bir boyutu bu. Türkiye toplumu bir bütün olarak asimile edilmeye, Sünni İslam toplumu haline getirilmeye çalışılıyor. Buna da kuşkusuz Alevilerden başlamak gerekiyor. Demokratik, laik, özgür bir ülke için çaba gösteren en büyük küme Alevilerdir. Dolayısıyla bu büyük kümenin dönüştürülmesi gerekir. Bunun için de Alevi köylerinin, toplumunun Sünnileştirilmesi gerekir.

    “İMAM ATANMA MEVZUSU BÜYÜK MESAFE KAT ETTİ”

    Onun yolu da kendi geleneksel inançlarından, itikatlarından koparılarak, geçmişteki ritüellerinin, dergahlarının, tekkelerinin üstü örtülerek, Sünni İslam’a çekilmesi gerekir. Mümkünse dergahlarının, tekke ve zaviyelerinin camiye dönüştürülmesi, köylerine imam atanması gerekir. İmam atanması Anadolu ve Balkanlar’da büyük bir mesafe kat etti. Özellikle Orta Anadolu ve Karadeniz’in iç kesimlerindeki Amasya, Tokat, Sivas’ın bir bölümünün Alevi köylerinin neredeyse tamamına imam atandı. Bu imamlara da şöyle bir görev verildi: Siz “zındık, dinsiz, kafir” Alevileri dönüştürecekseniz. Onlardan bir cemaat elde edeceksiniz. Devlet ile iletişim kurarak, bunların günlük ihtiyaçlarının bir kısmını karşılayacaksınız. Yani ulufe dağıtacaksınız. Küçük de olsa bir cami cemaati elde ederek zaman içerisinde o köyün dönüşmesini sağlayacaksınız. Bu sinsi planın bir parçası.”

    “ÇIĞLIĞIMIZI KENDİ DERNEKLERİMİZE DAHİ DUYURAMIYORUZ”

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Kurucu Başkanı/Yazar Murtaza Demir, Keçeci Baba’daki duruma değinerek, “Keçeci Baba’daki tuzağı birçok insan fark ettiği için bununla kavga ediyoruz. Türkiye toplumunun öncelikle Alevilerin, aydınların, demokrat ve laiklik yanlısı kesimlerin bunu fark etmesi için çaba gösteriyoruz. Çok başarılı diyemeyeceğim. Hiç başaralı değiliz. Çığlığımızı bir türlü gerekli yerlere hatta kendi derneklerimize dahi duyuramıyoruz. Çok üzgünüm. Baktığımızda bu Murtaza Demir’e açılan bir dava değil aslında, bu tuzağı fark edenleri sindirmeye dönük bir davadır. Bu bir baskıdır. Topyekûn ayağa kalkmak gerek. Ayağa kalkmaktan kastım isyan değil. Haklarımıza, hukukumuza, geleneğimize, inancımıza, itikadımıza sahip çıkma refleksinden söz ediyorum. Fakat ne yazık ki çok başarılı değiliz. Bu asimilasyon çabası tüm hızıyla devam ediyor” ifadelerini kullandı.

    Barış KOP / İSTANBUL

  • Murtaza Demir’in ‘Bir Alevi’nin Duyulmayan Çığlığı’ adlı kitabı çıktı!

    Murtaza Demir’in ‘Bir Alevi’nin Duyulmayan Çığlığı’ adlı kitabı çıktı!

    PİRHA – Pir Sultan abdal Kültür Derneği (PSAKD) Kurucu Başkanı Murtaza Demir’in, “Bir Alevi’nin duyulmayan çığlığı” isimli yeni kitabı çıktı.

     

    ‘Alevilik-Bektaşilik’ kategorilerinde eserler kaleme almış olan Pir Sultan abdal Kültür Derneği (PSAKD) Kurucu Başkanı ve Yazar Murtaza Demir, yeni bir kitap çalışması ile okuyucu karşısına çıktı.

    Murtaza Demir, İmla Kitap imzasıyla yayınlanan “Bir Alevi’nin Duyulmayan Çığlığı” adlı esere dair “Yeni bir kitabın doğuşu ve muştusuyla dostlara merhaba” diyerek şu duygularını paylaştı:

    “Çocukluğundan itibaren, yobaz korkusunu, ebeveynlerinden devralan bir Aleviyim. Bu korku, Alevi bireyin iç evreninde yaşamın bir unsuru olmuş, sıradanlaşıp, normalleşmiş! Aleviysen; korkacak, az konuşacak, sana verilenle yetinecek, ötesini istemeyeceksin.

    İnancın nedeniyle mağduriyete uğrar, küfredilir, aşağılanır, kor ateşlere atılıp yakılabilirsin. Bu durumda dahi gözyaşlarını içine akıtacaksın! Özünle ağlayacak, bağırmayacak; ‘neden’ demeyeceksin! Beşinci sınıf ‘yurttaş’ olduğunu kabul edecek; müsteşar, vali, elçilik, generallik, genel müdürlük gibi makamları aklından geçirmeyeceksin…

    Susacaksın!

    Köy okulunu, türbeni, dergâhını camiye çevirecek, hoparlör bağlayacak, ezan okuyacaklar. Çocuğuna devlet zoruyla Sünnilik dersi verecekler! Vicdan sızısıyla isyan etsen dahi, sessizce kabullenecek, hele de kamuda çalışıyorsan, işinden-aşından olmamak adına, Ramazan Orucu tutuyor gibi davranacaksın. ‘Kolu-komşu ne der’ kaygısıyla sahurda kalkıp evin ışıklarını yakacak, en azından Cuma namazlarına katılacaksın.

    Bir Cuma Namazı sonrası, ‘Allahüekber’ nidalarıyla, kaldığın otele gelen yobazlar tarafından, onlarca sanatçıyla birlikte ateşlere atılıp yakılsan dahi, yakanların ceza almalarını beklemeyeceksin! Ceza alanlar, aynı fıtratın Cumhurbaşkanı tarafından affedilirse şaşırmayacaksın!

    Neden?

    Çünkü Alevi’sin, sakıncalısın, suçlusun!”

    PİRHA/ANKARA

  • Alevi köyündeki tarihi kalıntı camiye çevrilmek isteniyor

    Alevi köyündeki tarihi kalıntı camiye çevrilmek isteniyor

    PİRHA- Kaymakamlığın, müftülüğün, Kültür Bakanlığı’nın ve Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün, Sivas’ın Şarkışla ilçesine bağlı Alevi yurttaşların yaşadığı Hardal Köyü’nde bulunan tarihi  kalıntıya ‘cami’ diyerek el koymaya çalıştığı ortaya çıktı. Duruma tepki gösteren PSAKD Kurucu Başkanı Murtaza Demir Murtaza Demir, “İnancınızı yaşamaz, sahipsiz, kimsesiz bırakırsanız bir gün o köye leş kargaları musallat olur” dedi.

    Alevi yurttaşların yaşadığı yerleşim yerlerine ilişkin asimilasyon politikaları devam ediyor. Devlet, Alevi yerleşim bölgelerine cami yapmanın yanı sıra bu yerleşim yerlerinde yer alan inanç ve ibadet merkezleri olan cemevlerini, tarihi yapıları asimilasyon politikaları kapsamında camiye çevirmeye çalışıyor.

    Alevilere ait yapıları camiye çevirme politikasının son örneği Hardal Köyü’nde yaşandı. Kaymakamlığın, müftülüğün, Kültür Bakanlığı’nın ve Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün, Sivas’ın Şarkışla ilçesine bağlı Alevi yurttaşların yaşadığı Hardal Köyü’nde bulunan tarihi kalıntıya ‘cami’ diyerek el koymaya çalıştığı ortaya çıktı.

    MAHKEME ‘CAMİ’ DEĞİL KARARI VERMESİNE RAĞMEN İTİRAZ EDİLDİ

    Söz konusu duruma ilişkin sosyal medya hesabından paylaşım yapan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Kurucu Başkanı Murtaza Demir, Hardal Köyü’nde bulunan metruk yapıya ‘cami’ denilerek Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne bağlı bir vakfa devredildiğini, köylünün duruma itiraz ederek konuyu yargıya taşıdığını aktardı.

    Demir, köy halkının avukatlar aracılığıyla yargıya başvurduğunu ve hem yerel hem de Bölge İdare Mahkemeleri’nin söz konusu kalıntının üzerindeki taşınmazın ‘cami olmadığına’ karar verdiğini belirtti. Bu karara rağmen Şarkışla Kaymakamlığı’nın, müftülüğün, Kültür Bakanlığı’nın ve Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün bir üst mahkemeye itiraz ettiğini ve ısrarla kalıntının ‘cami’ olarak kabul edilmesini istediklerini söyledi.

    Demir paylaştığı yazıda, Alevi yurttaşlara çağrı yaparak inançlarını sahipsiz ve kimsesiz bırakmamaları gerektiğini ifade etti.

    “DEVLET ALEVİYİ YURTTAŞ, İNANCINI İNANÇ, İBADETHANESİNİ İBADETHANE SAYMIYOR”

    PSAKD Kurucu Başkanı Murtaza Demir’in paylaştığı yazı şöyle:

    “Yine bir Alevi köyü ve yine ‘ille de cami olacak’ diyen devletin ahlak, hukuk ve vicdan dışı Alevi anlayışının ibretlik hikayesi. Okuyun lütfen ama aklınıza mukayyet olun…

    Alevi köyündeki metruk kalıntıya; ‘Bu bir cami kalıntısıdır’ diyerek ‘çökmek’ istiyorlar! Muhtar ve İhtiyar Heyeti, Müftü ve Kaymakamın ricası karşısında ‘ikna’ olduktan sonra, ‘Evet burası cami kalıntısıdır’ diyerek aldığı kararı kaymakamlığa iletiyor. Köy halkı itiraz ediyor ve avukat aracılığıyla yargıya başvuruyor. Yerel ve bölge İdare Mahkemeleri bu kalıntının üzerindeki taşınmazın cami olmadığına karar veriyor ama ‘devlet’ Aleviyi yurttaş, inancını inanç, ibadethanesini ibadethane saymadığı için yargı kararını İstinaf Mahkemesine taşıyarak itiraz ediyor.

    Kim itiraz ediyor; Şarkışla Kaymakamlığı, Müftülük, Kültür Bakanlığı, Vakıflar Genel Müdürlüğü yani Devlet…

    “KIZMAK, İSYAN ETMEK YETMEZ, CEHALETLE MÜCADELE ETMEK GEREKİR”

    Fazlasını yazmaya gerek yoktur. Ekli belgelerdeki yargı sürecini okuduğunuzda, sizin de ‘Bu nasıl devlet?’ diyerek isyan edeceğinize eminim. Ancak kızmak, isyan etmek yetmez. Fark etmek, önlem almak, bu ilkel, geri, öğretilmiş, ezberletilmiş cehaletle mücadele etmenin, ekmek ve nefes almak kadar elzem olduğunu da görmek gerekir.

    Daha da önemlisi inancınızı yaşamaz, sahipsiz, kimsesiz bırakırsanız bir gün o köye leş kargalarının musallat olacağını, gelip oturacaklarını, kendilerine benzetmek için devletin tüm olanaklarını asimilasyon adına harekete geçireceklerini görmek elzem değil, şarttır. Aşk ile canlar…”

    PİRHA/ANKARA

  • Mahkeme suç duyusunu ret etmişti; bugün yeniden itiraz edildi: AİHM’ye kadar götüreceğiz

    Mahkeme suç duyusunu ret etmişti; bugün yeniden itiraz edildi: AİHM’ye kadar götüreceğiz

    PİRHA-4-6 yaş grubu çocukların eğitimine din dersi eklenmesi tavsiyesini kabul eden Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer ve diğer bürokratlar hakkında Laikliğe Çağrı Birlikteliği, suç duyurusunda bulunmuştu. Savcılık ise suç duyurusunu ‘söz konusu kararın suç teşkil etmediği’ gerekçesiyle reddetmişti. Ret kararına bugün itiraz edildi. 

    20. Milli Eğitim Şûrası’nda 4-6 yaş grubu çocukların eğitimine din dersi eklenmesi tavsiye edilmiş ve Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer başkanlığında toplanan Şura Genel Kurulu, okul öncesi eğitime din eğitiminin eklenmesini oylama yaparak kabul etmişti.

    Geçtiğimiz Aralık ayında bir araya gelen Eğitim İş, ADD, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD), Pir Sultan Abdal 2 Temmuz Vakfı ve Kadın Komisyonu, İlerici Kadınlar Derneği (İKD), Karaözü Şahruh Derneği’nin oluşturduğu Laikliğe Çağrı Birlikteliği, 20. Milli Eğitim Şûrası’nda 4-6 yaş grubu çocukların eğitimine din eğitimi eklenmesini protesto ederek, bu kararı alan Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer ve diğer bürokratlar hakkında suç duyurusunda bulunmuştu.

    Geçtiğimiz Şubat ayında ise söz konusu suç duyurusunu karara bağlayan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosu savcısı, Şura’nın kararlarının incelendiğini, ceza yasaları anlamında suç ve suç unsurunun mevcut olmadığını belirterek ‘soruşturmaya yer yoktur’ kararı vermişti.

    Laikliğe Çağrı Birlikteliği, savcılığın verdiği ret kararına itiraz etti. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Kurucu Başkanı Murtaza Demir’in de aralarında olduğu Laikliğe Çağrı Birlikteliği, bugün saat 14:00’te Ankara Adliyesi’ne giderek Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na itiraz dilekçelerini verdi.

    Dilekçede, söz konusu ret kararının hukuka uygun olmadığı, soruşturmanın yapılması istendi.

    “YURTTAŞLIK BİLİNCİYLE HAREKET EDİYORUZ VE HAKLARIMIZA SAHİP ÇIKIYORUZ”

    Bu itirazlarının da reddedilmesi halinde bir üst mahkemeye başvuracaklarını söyleyen Murtaza Demir, “Bu konu bizim için çok önemli. Bu davayı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne kadar götüreceğiz. Bu karar tam bir garabet” dedi.

    Demir sözlerine şu şekilde devam etti:

    “Biliyorsunuz çocuklarımızın önce beyinlerini ele geçiriyorlar, işgal ediyorlar daha sonra da bedenlerini kullanıyorlar. Medyaya çok sık yansıyor tarikat yurtlarında, dini kurslarda küçücük çocuklara tecavüz ediliyor. İnsani açıdan kabul edilemez bir durum. İnsan olan buna tahammül edemez. Bizler yurttaşız. Yurttaşlık yurduna, milletine sorumlu olmak demektir. Değerlerimize sahip çıkmazsak, iktidarın keyfi davranışlarına sessiz kalırsak bunları abartarak sürdürüyor. Bizler yurttaşlık bilinciyle hareket ediyoruz. Haklarımıza, adalete, hakka, hukuka sahip çıkarsak eğer ülkemize, yurdumuza, çocuğumuza, emeğimize olan tecavüzlerin sayısı azalır. Bu tür durumlar yaşandığında da hukuki haklarımızı her zaman kullanıyoruz ve bundan sonra da kullanmaya devam edeceğiz.”

    PİRHA/ANKARA

  • Ankara’da Aleviler için kutsal olan Şah Kalender Veli Türbesi camiye çevrildi -VİDEO

    Ankara’da Aleviler için kutsal olan Şah Kalender Veli Türbesi camiye çevrildi -VİDEO

    PİRHA- Ankara’nın Çubuk ilçesine bağlı Sele Köyü’nde bulunan ve Alevi toplumu için kutsal olan Şah Kalender Veli Türbesi camiye çevrildi. Sadece imamın ezan okuyup namaz kıldığı, Alevilerin katılmadığı öğrenildi. PSAKD Kurucu Başkanı Murtaza Demir, devletin Alevilere ait olan bir ibadet yerini işgal ettiğini belirterek, “Bu ulu Alevi Bektaşi Yolu sahipsiz ve kimsesiz değildir. Tecavüzcü Diyanet İşleri ve diğer ilgililer hakkında dava açıp, türbenin tekrar eski işlevini kazandırmak adına mücadele edeceğiz” dedi.

    Alevi toplumu için kutsal olan, cemlerini yapıp ibadetlerini yerine getirdikleri türbeler, asimilasyon politikaları kapsamında gasp edilerek camilere çevriliyor.

    Bu durumun son örneği ise Ankara’da yaşandı. Ankara’nın Çubuk ilçesine bağlı Sele Köyü’nde bulunan Şah Kalender Veli Türbesi camiye çevrildi.

    Sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla yaşanan durumu eleştiren Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Kurucu Başkanı Murtaza Demir, devletin Alevilere ait olan bir ibadet yerini işgal ettiğini ve Diyanet İşleri Başkanlığı ile diğer ilgililer hakkında dava açacağını duyurdu.

    “ALEVİ BEKTAŞİ İNANCINA GÖRE İBADET EDİLEN TÜRBEDE ARTIK EZAN OKUNUP, NAMAZ KILINIYOR”

    ‘Şah Kalender Veli Türbesi’ni de camiye çevirdiler!’ diyen Demir, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda şunları dile getirdi:

    “Vergilerimizi kendi inançları adına kullanmakla ve çocuklarımıza devlet zoruyla din dersi vermekle kalmıyor, devletin gücünü de yanlarına alıp,  köylerimize kadar geliyorlar. Diyanet eliyle türbe, dergah, zaviye gibi inanç merkezlerimizi gasp ediyorlar. Amiyane deyimle ‘çöküyorlar’. Bunlardan biri de Ankara’nın Çubuk İlçesine bağlı Sele Köyü’nde bulunan Şah Kalender Veli Türbesi’dir.

    M.S 1646 yılına ait Mühimme Defterleri’nde kaydı çıkan ve yüzyıllarca Alevi Bektaşi inancına göre itikad ve ibadet edilen türbede artık ezan okunup, namaz kılınıyor. Bu ulu Alevi Bektaşi Yolu sahipsiz ve kimsesiz değildir. Tecavüzcü Diyanet İşleri ve diğer ilgililer hakkında dava açıp, türbenin tekrar eski işlevini kazandırmak adına mücadele edeceğimizi, dostlarımızın bilgisine sunarız.”

    PİRHA/ANKARA

  • Demir: Keçecibaba Dergâhı gasp edilmekle kalmadı, Aleviliğe de saldırıldı-VİDEO

    Demir: Keçecibaba Dergâhı gasp edilmekle kalmadı, Aleviliğe de saldırıldı-VİDEO

    PİRHA-Keçeci Baba Dergâhı’nın camiye çevrilmesine yönelik 2014 yılında yazdığı yazı nedeniyle yargılanan PSAKD Kurucu Genel Başkanı Murtaza Demir’in bugün üçüncü duruşması görüldü. “Cumhurbaşkanına hakaret, halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçlamalarıyla yargılandığı davada Demir, “Alevi Dergâhını camiye çevirerek dergâhı gasp etmekle kalmadılar. Aynı zamanda dergâha, inanca, Aleviliğe ve ibadethanelerimize saldırmışlardır” diye konuştu.

    Tokat Erbaa Keçeci Köyü’de bulunan Keçeci Baba Dergâhı’nın camiye çevrilmesine tepki gösteren yazısı nedeniyle “Cumhurbaşkanına hakaret, halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçlamasıyla yargılanan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Kurucu Genel Başkanı Murtaza Demir‘in, üçüncü duruşması İstanbul 9. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

    “DEVLET, DERGÂHI DAYATMAYLA CAMİYE ÇEVİRDİ”

    Duruşmada, Tokat’ın Erbaa ilçesi Keçeci Köyü’nden tanıklar dinlendi. Keçeci Baba Dergâhı’nın Aleviler için önemli olduğunu belirten tanıklar, dergâh içerisinde bulunan tekkenin 1995 yılında yandığını hatırlattı. 2014 yılında ise başta Erbaa Kaymakamı olmak üzere devlet yetkililerinin köylülere, “Tadilat yapıldıktan sonra aslına uygun olarak açılacağını” söylediği ifade edildi. Alevi dergâhının dayatmayla camiye çevrildiğini, imam atandığını, hoparlör bağlanarak ezan okunduğunu belirten tanıklar; duruma tepki gösterdiklerini; konuyla ilgili olarak 2014 yılında yazı yazan Murtaza Demir’e de destek olduklarını beyan ettiler.

    Murtaza Demir’de dava sürecinde yaşananlara değinirken; Aleviler için kutsal olan bir mekanın, devlet eliyle zorla camiye çevrildiğini, bu tutumun Alevi inancına saldırı olduğunu söyledi. Demir’in avukatları da iddianamenin sorunlu olduğunu söyledi.

    Demir için iddia edilen ‘cumhurbaşkanına hakaret’ suçlamasına konu olan söylem ya da fiilin olmadığını belirten avukatlar, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Türkiye’yi tazminata mahkum eden kararlarına atıfta bulundu.

    Mahkeme ise savcılığın mütalaasını hazırlaması için davayı 10 Mayıs 2022 günü saat 12.00’ye erteledi.

    “KEÇECİBABA’DA İNANCIMIZA, ALEVİLİĞE SALDIRILMIŞTIR”

    Duruşmanın ardından adliye önünde bir basın açıklaması yapan Demir şunları söyledi:

    “Keçeci Baba Dergâhına yapılan devlet kaynaklı saldırının duruşması görüldü. Duruşmada Alevilere yapılan zulümleri özetledim. Alevi Dergâhını camiye çevirerek dergâhı gasp etmekle kalmadılar. Alevilere de şunu demeye çalıştılar: Siz yurttaş değilsiniz. Alevilik inanç değil. Cemevi ibadethane değil. Siz insan değilsiniz. Sizin üzerinizde her türlü tasarrufu yapma hakkına sahibiz. Çünkü biz ve bu devlet Sünni’dir. Devletin anayasasında laik, demokratik, sosyal bir hukuk devleti yazıyor. Benim hakkımda dava açanlar, Keçeci Baba’da bu işlemleri yapanlar hakkında dava açmalıydı. Keçeci Baba’daki işlemle birlikte dergâha, inanca, Aleviliğe ve ibadethanelerimize saldırmışlardır. Adalet ve yargının işleyişine yüz karası bir örnektir bu.”

    PİRHA / İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER

    -Murtaza Demir ‘Biz Alevi’yiz, cami istemeyiz’ dediği için yargılanacak

    -‘Keçeci Baba Alevi dergahıdır, imamınızı alın gidin’ diyen Demir, yine hakim karşısında!

    -Demir: Alevi dergahının gasp edilmesini yazdığım için dava açılması hazin!-VİDEO

  • ‘Keçeci Baba Alevi dergahıdır, imamınızı alın gidin’ diyen Demir, yine hakim karşısında!

    ‘Keçeci Baba Alevi dergahıdır, imamınızı alın gidin’ diyen Demir, yine hakim karşısında!

    PİRHA-Keçeci Baba Dergâhı’nın camiye çevrilmek istenmesine tepki gösteren paylaşımı nedeniyle yargılanan PSAKD Kurucu Başkanı Murtaza Demir’in üçüncü duruşması İstanbul 9. Asliye Ceza Mahkemesi’nde 16 Kasım Salı günü görülecek.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Kurucu Başkanı Murtaza Demir’in, Tokat’ın Erbaa ilçesinde bulunan Keçeci Baba Dergâhı’nın camiye çevrilmek istenmesi üzerine kaleme aldığı yazısında yer alan “Burası yüzyıllardır Alevilerin cem yaptığı bir dergâhtır. Cami, ezan, hoparlör istemiyoruz. İmamınızı da alın, gidin” şeklindeki sözleri nedeniyle yargılandığı davanın üçüncü duruşması 16 Kasım günü görülecek.

    Demir, “Halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme” iddiasıyla yargılanıyor. Çağlayan’daki İstanbul 9. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülecek olan duruşma saat 11.20’de başlayacak.

    Duruşma öncesi Tokat Erbaa Keçeci Köyü Derneği ve Keçeci Baba Cemevi, Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği, Pir Sultan Abdal 2 Temmuz Kültür ve Eğitim Vakfı, Laikliğe Çağrı Birlikteliği, Karadeniz Alevi Bektaşi Federasyonu ile Uluslararası Alevi Araştırma Dayanışma ve Eğitim Vakfı, Demir’in davasına çağrı yaptı.

    PİRHA / İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER

    Murtaza Demir’in ‘Cami istemeyiz’ dediği için yargılandığı dava 16 Kasım’a ertelendi-VİDEO

  • Murtaza Demir’in ‘Cami istemeyiz’ dediği için yargılandığı dava 16 Kasım’a ertelendi-VİDEO

    Murtaza Demir’in ‘Cami istemeyiz’ dediği için yargılandığı dava 16 Kasım’a ertelendi-VİDEO

    PİRHA-Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Kurucu Başkanı Murtaza Demir’in, Tokat’taki Keçeci Baba Dergahının camiye çevrilmesi üzerine kaleme aldığı yazı nedeniyle yargılandığı davanın 2’nci duruşması Çağlayan’da Adliyesi’nde görüldü. Duruşma 16 Kasım 2021’e ertelendi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Kurucu Başkanı ve aynı zamanda Madımak Katliamı tanıklarından Murtaza Demir, Keçeci Baba Dergahının camiye çevrilmesi üzerine kaleme aldığı yazı nedeniyle yargılanıyor.

    Murtaza Demir’in yargılandığı davanın 2’nci duruşması bugün (22 Haziran Salı) Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi, 9’uncu Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

    Murtaza Demir’e TKP Heyeti, Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği yöneticileri, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) yöneticileri ve yurttaşlar destek verdi.

    “BİZ SADECE ALEVİLİĞİ DEĞİL, ÜLKEYİ KAYBEDİYORUZ”

    Murtaza Demir, duruşma sonrası PİRHA‘ya konuşarak şu açıklamayı yaptı:

    “Bu davadan yola çıkarak, Aleviler hep birlikte ‘sizin yaptığınız ayıptır, bizim yıllardır inancımız böyledir, bizim inancımıza saldırmaya hakkınız yoktur. Madem anayasa var, yasa var, devlet var, sistem var, ortada laiklik diye bir kurum var. Bütün bu yapılar mevcutken siz bunu yapamazsınız’ demelidirler. Bunu bireysel olarak ya da bir kaç kişiyle değil, gür bir sesle söylememiz gerekir. Bunu söyleyebilir, bu anlamda organize olabilirsek; bize, inancımıza ve kültürümüze yapılan bu saldırıyı püskürtebiliriz.”

    Demir, duruşmanın 16 Kasım’a ertelendiğini belirterek, “16 Kasım’da kamuoyunu tatmin edecek bir sayıda mahkemeye gelir, terbiyelice, bize yakışan bir biçimde meseleyi izah edersek, bu mesele bizim inancımız açısından bir kazanım olur. Gasp edilen hakkımızın geriye alınması, bize iade edilmesi bakımından, susulmamalı, hep birlikte mücadele edilmelidir. Biz sadece Aleviliği değil, ülkeyi kaybediyoruz” dedi.

    “İNANÇLARA AYNI MESAFEDE YAKLAŞMAK DEVLETİN LÜTFU DEĞİL, GÖREVİDİR”

    Avukat Tugay Topbaş ise bütün inançlar ve dinler konusunda Türkiye’nin de imzalamış olduğu İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’ne işaret ederek şunları söyledi:

    “Bugün Türkiye’ye hakim olan dini anlayış, anlamak ve içselleştirmek zorundadır. Çağdaş yaşamın, insanlığın bugün geldiği noktanın İnsan Hakları bilincinin bizi getirdiği nokta bütün inançlara aynı ve eşit mesafede yaklaşması zorunluluğudur. Bu devletin bir lütfu değil, görevi ve mecbur olduğu bir davranış biçimidir. Bu nedenle Alevilerin de bu tür durumlarda devletten bir lütuf bekliyormuş gibi bir hisse kapılmadan bunun hakları olduğunu bilerek ve bu bilinçte ısrar ederek, haklarını, inançlarını ve özellikle kültürlerini korumaları şarttır.”

    PİRHA/İSTANBUL

     

     

  • Demir: Alevi dergahının gasp edilmesini yazdığım için dava açılması hazin!-VİDEO

    Demir: Alevi dergahının gasp edilmesini yazdığım için dava açılması hazin!-VİDEO

    PİRHA-Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Kurucu Başkanı Murtaza Demir, Tokat’ta bulunan Keçeci Baba Dergahının camiye çevrilmesi üzerine kaleme aldığı yazı nedeniyle yargılanıyor. Demir hakkında açılan davanın ikinci duruşması, Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’nde görülecek.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Kurucu Başkanı ve aynı zamanda Madımak Katliamı tanıklarından Murtaza Demir, Tokat’ta bulunan Keçeci Baba Dergahının camiye çevrilmesi üzerine kaleme aldığı yazı nedeniyle yargılanacak.

    22 Haziran Salı günü, Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’nde görülecek olan duruşma öncesi PİRHA‘ya konuşan Murtaza Demir, “Saldırı, Alevi ibadethanesinedir ve Alevi inancınadır. Buradaki muhatap Murtaza Demir değil, Alevilerdir. Aleviler kendi geçmişlerine, kendi inançlarına, kendi ibadethanelerine sahip çıkmalılardır” ifadeleriyle duruşmaya katılım çağrısı yaptı.

    “KAMUOYUNUN DESTEĞİNİ MUTLAKA KABUL ETMEK GEREKİYOR”

    Demir, kişi olarak yüzlerce davadan yargılandığını söyleyerek şunları kaydetti:

    “Bir dönem Sivas Katliamı sonrası açılan davalar nedeniyle sürekli Ankara Adliyesindeydim. Bu dönemde “böyle bir dava yürütüyorsunuz ama bunu kendiniz açısından sosyal, siyasal amaçlarla kullanıyorsunuz” denilir kaygısıyla görsel basına ve sosyal medya gibi mecralara çok başvurmadım. Aslında bugün de böyle düşünüyorum, doğru bulmuyorum. Sessiz sedasız gider, bazen tek başıma, bazen bir kaç yakın arkadaşımla duruşmalara katılırdım.”

    Demir, 22 Haziran’da görülecek olan duruşma için Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz ile Almanya’dan ve Avusturya’dan arkadaşlarının istemiyle bir görsel hazırlanarak, sosyal medyada paylaşıldığını söyledi.

    “ÜLKEMİZ ÇETELER ÇÖPLÜĞÜNE DÖNÜŞTÜ”

    “Ülkemiz çeteler çöplüğüne dönüştü” ifadesini kullanan Demir, “Toplumda her gün yeni bir çete olayı paylaşılıyor. Hükümetin ne kadar çürüdüğü, devletin ne kadar çürütüldüğü, hazinenin adeta yağmalandığı bilgileri her gün tek tek ortaya çıkıyor” dedi.

    “BENİM İBADETHANEME SALDIRIYORSUNUZ, BENİ AŞAĞILIYORSUNUZ”

    Demir, “Hazin olan şu ki, bütün bunlar karşısında sessiz kalan savcılar, bir Alevi dergahının gasp edilmesi noktasında bir yazı yazmam nedeniyle bana dava açıyor. Aslında davanın Alevi dergahını gasp edenlere karşı açılması gerekmez mi?” diye sorarak, şöyle devam etti:

    “Ben bu meseleyi şu şekilde algılıyorum: Siz bir Alevi köyünde yaşıyorsunuz ve orası binlerce yıldır önemli bir dergah, insanlar bu şekilde itikat ediyor, böyle inanıyorlar. Böyle inandıkları için içlerinden çete çıkmıyor, alçak ve bölücü çıkmıyor. Bu köyde, böyle bir sosyal yaşam sürdürüyorlar. Ama siz burayı kendinize benzetmek amacıyla bozuyorsunuz. Bugün çetelerin, alçakların, dini kullanarak her türlü kepazeliği yapanların üretildiği bir mekana çevirmek istiyorsunuz.

    Bu aslında başka bir anlamda şudur: Bana küfrediyorsunuz. Benim ibadethaneme saldırıyorsunuz, beni aşağılıyorsunuz. Dolayısıyla savcı, beni aşağılayan, inancımı, ibadethanemi dergahımı, geçmişimi, kültürümü aşağılayan insanlara, şahıslara, çevrelere değil, “Niye yapıyorsunuz” diye soran bana dava açıyor.

    Bunu bir bütün olarak ele aldığımızda, böyle bir şey Ortaçağ’da bile çok az görülür. Biz 21. yüzyılda yaşıyoruz. İletişimin, teknolojinin, insan hakları kavramlarının bu derece yol aldığı, mesafe kat ettiği bir dönemde bunu yapıyorsunuz. Böyle insanlık dışı bir muamele ile karşı karşıyayız.”

    “BU, İNSAN ONURUNA SALDIRIDIR”

    Açılan davanın insan onuruna saldırı olduğunun altını çizen Demir, şu ifadeleri paylaştı:

    “İnsan onuru, bedeli, karşılığı ne olursa olsun, bu saldırı karşısında sessiz kalamaz ve bunun için mücadele etmeye, her şeyi göze almaya değer. Nesimiler, Mansurlar, Pir Sultan Abdallar, Sivas şehitleri, Çorumlar, Maraşlar, Gaziler, Dersimler; Bizim geçmişimiz bu mücadelelerle dolu. Şimdi tarihi bilmeyenler bizi bu tür araçlarla, devletin yargısını yanına alanlar, kolluk güçlerini yanına alanlar bizi bu tür aşağılık saldırılarla püskürteceklerini, korkutacaklarını, sindireceklerini sanıyorlar. Tarihe baksalar aslında böyle olmadığını görecekler. Biz mücadeleyi devam ettireceğiz. Biz inancımızı yaşamaya devam edeceğiz. Bu inancı, kültürü dedelerimizden nasıl devralmışsak, çocuklarımıza da aynı şekilde bozmadan devretmenin mücadelesini ve kavgasını vermeye devam edeceğiz. Bunu yapacağız, korkmuyoruz.”

    “MUHATAP MURTAZA DEMİR DEĞİL, ALEVİLERDİR”

    Bu olay çevresinden bakıldığı zaman ulusal mahkemelerin verdiği, devletin, hükümetin tanımadığı “Cemevleri ibadethanedir” denilen kararların mevcut olduğu vurgusu yapan Demir, duruşma öncesi destek çağrısı amacıyla şu ifadelere yer verdi:

    “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin aldığı kararlarda “Cemevleri Alevilerin ibadethanesidir” deniliyor ve siz bu ibadethaneye saldırıyorsunuz. Dolayısıyla saldırı, Alevi ibadethanesine ve Alevi inancınadır. Buradaki muhatap Murtaza Demir değil, Alevilerdir. Aleviler kendi geçmişlerine, kendi inançlarına, kendi ibadethanelerine sahip çıkmalılardır ve yarın Murtaza Demir’e değil, kendi inançlarına sahip çıkacak şekilde, örgütlü bir biçimde mahkemeye gelmelidir. Kürsüde oturan yargıç, Murtaza Demir’in yalnız olmadığını görmelidir. Murtaza Demir’i mahkum etmekle işin bitmeyeceğini anlamalıdır. Bunun muhatabı Aleviler, bütün demokratlar, bütün solcular, demokrasiden, laiklikten ve insan haklarından yana olan herkestir. Yarın bu anlamda destek verilmesini, birlikte olmayı çok arzu ederim.”

    Diren SATI/İSTANBUL

  • Murtaza Demir ‘Biz Alevi’yiz, cami istemeyiz’ dediği için yargılanacak

    Murtaza Demir ‘Biz Alevi’yiz, cami istemeyiz’ dediği için yargılanacak

    PİRHA-Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Kurucu Başkanı Murtaza Demir, “Cami, ezan, hoparlör istemiyoruz. İmamınızı da alın gidin” şeklindeki paylaşımı sebebiyle 22 Haziran’da hakim karşısına çıkacak.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Kurucu Başkanı ve aynı zamanda Madımak Katliamı tanıklarından Murtaza Demir, Keçeci Baba Dergahının camiye çevrilmesi üzerine yaptığı paylaşım sebebiyle yargılanacak.

    Murtaza Demir, 22 Haziran Salı günü Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’nde hakim karşısına çıkacak.

    Murtaza Demir, görülecek davaya ilişkin “‘Biz Alevi’yiz, cami istemeyiz’ demek suç oldu memlekette” paylaşımı yaptı.

    “Halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme” suçundan yargılanacak olan Murtaza Demir, yazılı açıklamasında “Yanımda bulunarak güç vermeyi ve dayanışmayı arzu eden dostlarıma…” diyerek davaya katılım çağrısı yaptı.

    PİRHA/ANKARA

  • Fırat’tan CHP’ye tepki: ‘Madımak’ın azmettiricisine ziyaret Alevileri yok saymaktır’

    Fırat’tan CHP’ye tepki: ‘Madımak’ın azmettiricisine ziyaret Alevileri yok saymaktır’

    PİRHA- Alevi Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Celal Fırat, CHP Ankara İl Başkanı Ali Hikmet Akıllı’nın Muhsin Yazıcıoğlu’nun mezarını ziyaret etmesini eleştirdi. Fırat, “Cumhuriyet Halk Partisi’nin yöneticilerine Muhsin Yazıcıoğlu’nu anmak dert olmuş. Yani CHP’ye İnsan hakları değil oy lazımmış, demokrasi ve çoğulculuk değil mafya lazımmış” diyerek tepki gösterdi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Kurucu Başkanı Murtaza Demir, CHP Ankara İl Başkanı Ali Hikmet Akıllı’nın Muhsin Yazıcıoğlu’nun mezarını ziyaret etmesini eleştirmiş ve ardından partisi CHP’den istifa ettiğini açıklamıştı.

    CHP yöneticilerinin Muhsin Yazıcıoğlu’nun mezarını ziyaret etmesine Alevi kamuoyundan tepkiler gelmeye devam ediyor.

    Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Celal Fırat, ‘Eğilmek, Bükülmek ve Kıvırmak’ başlığıyla kaleme aldığı yazısında şüpheli ölüm adı altında katledilen onlarca aydın ve devrimci yurttaşın ölümünden sorumlu olan Muhsin Yazıcıoğlu’nun ayrıca Sivas Madımak Katliamı’nın da baş azmettiricilerinden olduğunu hatırlattı.

    Fırat, kendi deyimiyle oy potansiyeli görülen Alevilere, “çantada keklik” olarak bakmanın hastalık olduğu eleştirisini yönelterek, “Muhsin Yazıcıoğlu’nun mezarı başında fatiha okumak, dinci-gerici ve faşist komplolarla katledilen, yerinden yurdundan kovulan, binlerce Alevi ve aydını unutmak demektir. Daha anlaşılır ise eğilmek, bükülmek ve kıvırmaktır” diye belirtti.

    “MEZARI BAŞINDA FATİHA OKUMAK KATLEDİLEN ALEVİLERİ UNUTMAKTIR”

    Alevi Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Celal Fırat’ın kaleme aldığı yazıdan başlıklar şöyle:

    “Sivas Madımak Katliamı’nın tutanak ve kararlarında faşist ve gerici militanları azmettiren kişi. Şüpheli ölüm adı altında katledilen onlarca aydın ve devrimci yurttaşın ölümünden sorumlu, mafya işbirliği ile onlarca genç devrimciyi katleden, mafya babalarının hapisten çıkarılması için şehirleri tehdit eden tetikçi Muhsin Yazıcıoğluydu…

    Muhsin Yazıcıoğlu’nu mezarı başında fatiha okumak, dinci-gerici ve faşist komplolarla katledilen, yerinden yurdundan kovulan, binlerce Alevi ve aydını unutmak demektir, daha anlaşılır ise EĞİLMEK, BÜKÜLMEK VE KIVIRMAKTIR.

    “CHP’YE MAFYA LAZIMMIŞ, ALEVİLER ÇANTADA KEKLİK DEĞİL”

    Bakınız;

    Cumhuriyet Halk Partisi’nin yöneticilerine Muhsin Yazıcıoğlu’nu anmak dert olmuş. Yani CHP’ye insan hakları değil oy lazımmış, demokrasi ve çoğulculuk değil mafya lazımmış. Peki şaşırdık mı?  Hayır.

    Alevi toplumun oylarıyla mecliste olup, Alevi toplumunu siyasi geleceğiniz için kullanmak sizin pek de şaşırtıcı olmayan siyasi tarihinizin tıbbi manadaki Alevilere “çantada keklik” bakmak hastalığının sonucudur.

    Geçmişte olduğu gibi bugün de Alevi toplumu için somut sorun çözümleyicilikten yoksun genelleyici ve sorunsallaştırıcı bir yaklaşımla gericiliğe kayıyorsunuz.

    “ALEVİLERİN SESİNE KULAK VERİLMEDİ, YOK SAYILDI”

    Kısacası; birkaç gerici ve faşistin oyu için kimlik krizine düşüp, kendi öz değerlerinden ayrılarak çatışma çizgisine düşen, solcu görünüp sağcılardan medet uman CHP son olarak Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin (PSAKD) Kurucu Başkanı Murtaza Demir’in sesine kulak vermedi, onun nezdinde tüm Alevileri yok saydı.

    Bu nedenle, “Onur, şeref, insanlığımıza, Sivas, Maraş şehitlerimize sahip çıkmak, vicdanımızın kanamasını durdurmak adına mutlaka bir şey yapmak gerekir “diyen Aleviler ve aydın tüm toplum adına başta; Nesimi Çimen, Muhlis Akarsu, Metin Altıok, Asaf Koçak, Hasret Gültekin, Koray-Menekşe Kaya, Yeşim-Huriye Özkan ve 33 yoldaşımız ve canımız için CHP’den istifa eden, sevgili Murtaza Demir’in onurlu duruşunu, bir Alevi yurttaş olarak selamlıyorum…”

    PİRHA/ İSTANBUL

  • CHP’de Muhsin Yazıcıoğlu mezar ziyareti istifası

    CHP’de Muhsin Yazıcıoğlu mezar ziyareti istifası

    PİRHA-Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Kurucu Başkanı Murtaza Demir, CHP Ankara İl Başkanı Ali Hikmet Akıllı’nın Muhsin Yazıcıoğlu’nun mezarını ziyaret etmesine tepki göstererek CHP’den istifa etti.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Kurucu Başkanı Murtaza Demir, CHP Ankara İl Başkanı Ali Hikmet Akıllı’nın Muhsin Yazıcıoğlu’nun mezarını ziyaret etmesine tepki göstererek CHP’den istifa etti.

    Demir, Yazıcıoğlu anmasına ilişkin daha önce sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda “Oy verdiğimiz partinin Ankara İl Başkanı Ali Hikmet Akıllı, bizi yakan parti militanlarının o dönemdeki başkanının kabrinde fatiha okuyor. Teşekkür eder gibi, ‘eline sağlık devamını dilerim’ der gibi” demiş ve “Ya CHP Ankara İl Başkanı görevinden istifa etmeli ya da ben CHP üyeliğinden istifa etmeliyim” diye yazmıştı.

    Yeni bir yazılı açıklama yapan Demir, konuyla ilgili parti yönetiminden kendisine bilgi verenlerin tavrını “Genel Başkan bu ziyareti onaylıyor. Biz, sağdan oy alarak iktidar olacağız. Abdullah Gül mevzuu, Ekmeleddin’in Cumhurbaşkanlığı adaylığı tesadüfi değil, bilinçli bir tercihtir. İstiyorsan sen git…” ifadeleriyle okuduğunu belirtip CHP üyeliğinden istifa ettiğini açıkladı.

     “BENİM PARTİM, BENİ YAKANLARA TEŞEKKÜR ETMEMELİ, “ELİNİZE SAĞLIK” DEMEMELİYDİ!”

    Yarısı Madımak’ta kalan, bedeni yanık bir arkadaşınızım. CHP üst yönetiminin iradesiyle, azmettirenlerin mezarına çiçek konulup rahmet dilenmesi bardağı taşırmış, sabır taşını çatlatmıştır diyerek yaşananlara tepki gösteren Murtaza Demir, “O yüzden CHP’nin; üyelerine, ilkelerine, tarihine ve gönül bağı olanlara ihanet edilmesine artık katlanmayacağım. Sivas Madımak Oteli’nde yakılan arkadaşlarım orada; demokrasi, laiklik, insanlık, kardeşlik adına bulunuyordu. Genç çocukların, ozanların, yazarların, semahçıların gelecekleri ellerinden alındı. Ve sizin, Parti Yönetimi kararı ve iradesiyle gidip, bizi yakanlara rahmet okumanız, yüreğimizi bir kez daha dağladı! Anlıyoruz ki, bilinç körlüğü içinde olduğunuz için, katilden kahraman, hırsızdan devlet adamı, gericiden demokrat olmayacağını idrak edemiyorsunuz. Her ne amaçla olursa olsun, bu durumu hoş karşılayan bir yönetim anlayışıyla birlikte olmak, Ankara-Bahçelievler, Maraş, Çorum, Sivas katillerini aklamak, katliamları meşrulaştırmaktır. Mazlumu- mağduru bırakıp, katilin safında yer almak, CHP tarihini çöpe atmak, kurucusuna ihanet etmektir. Dolayısıyla burada kalıp; kendime, mücadeleme, ilkelerime ters düşmeyeceğim, şehitlerinin beni gözetleyen ruhlarını acıtmayacağım, incitmeyeceğim. Kemiklerini sızlatmayacağım. “Kal, mücadele et” diyen arkadaşlarım oldu. Uzun yılların tecrübeli bir örgüt emektarı olarak şunu söyleyebilirim: Kurum içinde demokrasi işlemiyorsa, çabalar nafiledir. Delege, il-ilçe başkanı vb. herkes atamayla geliyor, tüzük maddelerimiş gibi” işletiliyor, “ben seni seçiyorum, sen de beni seçersin” deniliyor. “Demokrasi, adalet, liyakat” diyorsunuz ya; hani” diyerek tepki gösterdi.

    “GENEL BAŞKAN BU ZİYARETİ ONAYLIYOR”

    Partide, garip ve anlaşılmaz bir siyaset anlayışı söz konusu. Olduğunu dile getiren Demir, “Hassasiyetimizi, oyumuzu önemsemiyor, sağcı, cemaatçi, tetikçileri, oradan gelecek üç-beş oyu, bizim milyon oyumuza tercih ediyor, “Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan olmaktan” tereddüt bile etmiyorlar! Partiye ve partililere ihanet olduğu şüphe götürmeyen bu skandalın patlak vermesinden sonra “hatadan dönülür, partimde kalırım” diyerek beş gün bekledim. Parti üst yönetimiyle görüşmelerim oldu; “yapmayın etmeyin, Madımak’ta ciğerleri göğnüyen partilileri (ki, Aleviler-solcular CHP’nin 90’dır) incitmeyin, partililerin hassasiyetinden ve parti ilkelerinden bihaber olan bu cahil İl Başkanını görevden alın” dedim. Dinlemediler… Dostlarımdan bazılarına, Genel Başkanla konuşarak, il başkanının istifasını istemesini rica ettim. Dönüp, bilgi veren yöneticilerin tavrını şöyle okudum: “Genel Başkan bu ziyareti onaylıyor. Biz, sağdan oy alarak iktidar olacağız. Abdullah Gül mevzuu, Ekmeleddin’in CB Adaylığı tesadüfi değil, bilinçli bir tercihtir. İstiyorsan sen git…” Bir anlamda yolu gösterdiler. Hal böyle olunca şöyle düşündüm; bu anlayış iktidar da olsa, bizim Türkiye özlemimize değil, ülkenin varlığını çalıp-çırpan anlayışların beklentilerine hizmet verilecektir ve CHP üyeliğinden istifa ettim. Bir yanda Madımak’ta “ölüyoruz” çığlığı atan dostlarımın sesi, diğer yanda 47 yıllık üyelik, emek, duygudaşlık, sadakat. Ben vefayı ve arkadaşlarımın anılarına saygılı olmayı tercih ettim” dedi.

    (HABER MERKEZİ)