Etiket: muş varto

  • Varto’nun Tatan Köyü’nde kadınlar yaşamı emekle yoğuruyor-VİDEO

    Varto’nun Tatan Köyü’nde kadınlar yaşamı emekle yoğuruyor-VİDEO

    PİRHA-Yaşamın her alanında kadınların mücadelesi sürüyor. Köyde yaşayan kadınlar da hayvanların bakımından, toprak işlerine değin pek çok alanda yaşamı emekle yoğuruyor. Muş Varto’nun Alevi köyü Tatan’dayız. Köyde yaşayan kadınlarla günlük hayatlarına dair konuştuk. 

    HABERİN VİDEOSU

    Varto’nun Güzelkent (Tatan) köyünde yaşayan kadınlarla yaşamlarını konuştuk.

    “Tavukların yavrularına bakıyorum” diyen Ahçık Özer’i civcivlerine ekmek verirken görüntülüyoruz. Kendi anadili Zazaca’da köy yaşamını anlatan Özer, hiç Türkçe bilmiyor. Bunun zaman zaman da sıkıntısını yaşayan Özer, “Varto’ya giderken tek başıma gidemiyorum, eşim ya da kızım benimle geliyor” diyor.

    57 yaşındaki Gülizar Özkaya da kızı ve kaynanasıyla köyde yaşıyor. Köyde hayvanları ile geçimini sağlarken bir yandan da bostan işleri ile uğraşıyor. Özkaya, “Hayvanlarla koyun sağıyoruz, süt makineye atıyoruz. Kuzu ve koyunların yanına gelip gidiyoruz. Bir taraftan da bostan ektik, bostanla uğraşıyorum Domates, patates, fasulye, salata, soğan onlarla uğraşıyorum” diyor.

    Özkaya köyde yaşadığı sorunları ise şöyle anlatıyor:

    “Suları eve aldık yine sularımız yok. Nedenini bilmiyorum. Yollarımız kötü. Elektriklerimiz de sık sık kesiliyor. Yaylalara çıkıyoruz. 40 güne yakın kalıyoruz. Yaylada elektriklerimiz yok. Ama evlerimiz çok güzel. Oradaki evlerimize bez seriyoruz, güzelleştiriyoruz. Çökeleklerimizi orada topluyoruz.”

    Özkaya sözlerini 4. kez uzatılan OHAL’in kaldırılmasını isteyerek sonlandırıyor: “Aleviyiz. Kendi inancımızı yaşıyoruz. Ana dilimizi konuşuyoruz burada. OHAL tabi ki bizi etkiliyor. İnsanlar ölüyor. İnsanların ölmesini istemiyoruz. Yaşasınlar.”

    HAYVANLARIN BAKIMI İLE UĞRAŞIYORLAR

    58 yaşındaki Asya Gül de köyde sabah 7’de başlıyor güne.

    Gül şöyle özetliyor yaşantısını:

    “Ev işlerimi yapıyorum. Köyde yaşıyorum. Köyde su sorunumuz var. Temiz suyumuz olsun istiyorum. Gençlerimizin arasında mutluluk olsun. Köyde önceden koyunlarım vardı onları sattım şimdi bostan işiyle uğraşıyorum. Tavuklarım var onlara bakıyorum. İki senedir yaylalara gitmiyorum. Yaylaya giderken orada koyunlarımı sağıyordum, sütü makineye atıyordum. Kuzuların arkasından gidiyorum. Yaralı kuzuların ayaklarına ilaç sürüyordum.

    Gül de diğer kadınlar gibi “Ben istemiyorum insanlar ölsün. Biz istiyoruz yeniden barış süreci başlasın. Gençlerimize yazık” diyor.

    ESKİYE ÖZLEM…

    Gül Karataş da serdiği yünlerin yanında kapının önünde kadınlarla sohbet ederken bizi karşılıyor. Karataş, eskiden yaptıkları işleri biraz da hasretle anlatıyor:

    “O zamanlar kirmenle yün eğiriyorduk, yün tarağıyla yün tarıyorduk, ip yapıyordum. Kilim tezgâhına gidip kilim yapıyorduk.”

    Bugün ise sağlık sorunları nedeniyle pek yapamadığını söyleyen Karataş, “Ne koyun sağabiliyorum ne ekmek hamuru yapabiliyorum. Kalp ameliyatı olduğum için çok iş yapamıyorum. İşlerimi gelinlerim yapıyor” diyor.

    Üzerinde oturduğu işlemeli kilimi yıllar önce nasıl yaptığını anlatan Karataş, bir yandan da eskiye nasıl özlem duyduğunu şu sözlerle ifade ediyor:

    “Önce kilim tezgahını kurduk. Sonra kilim malzemeleriyle bir araya gelip yaptık. Neredeyse 20 yıldır yapılmış ama iki yıldır seriyorum bu yaptığım kilimi. Şimdi bu kilimleri, yün halılarını satıyorlar. Ben satmak istemiyorum ama gelinlerime kalsa satalım diyor. Niye satalım sereriz bunları. O kadar emek verdik. Verdiğimiz emek görünür mü. Şimdi eskiden kullandığımız her şeyi kaldırmışlar. Önceden çorap yapardık, artık kimse çorap da yapmıyor. Eskiden yaylaya çıkıyorduk şimdi gitmiyoruz, koyunlarımızı sattık hem de hastayım.”

    Semra ACAR/Sevim KAHRAMAN

    MUŞ

  • ‘İslamiyetin kuruluşundan bu yana Aleviler OHAL’i yaşıyor’-VİDEO

    ‘İslamiyetin kuruluşundan bu yana Aleviler OHAL’i yaşıyor’-VİDEO

    PİRHA-Muş Varto’daki Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin eski ve yeni başkanı Kerem Akdağ ve Doğan Yılmaz OHAL’i PİRHA’ya değerlendirdi. Alevi kurum başkanları ülkede uygulanan OHAL sistemini eleştirdi ve bir an önce kalkmasının istediler. OHAL’in en çok Aleviler üzerinde etkisi olduğuna değinen kurum başkanları, “Alevi inancının temel ilkelerinden biri de özgürlük, demokrasi ve insan haklarıdır” vurgusunu yaptılar. 

    HABERİN VİDEOSU

    Varto Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Şube Başkanı Kerem Akdağ, OHAL’in Türkiye halkları için bir sorun olduğunu söyledi. Akdağ, “Ohal Türkiye’nin baş belası. Türkiye’de açlık grevleri var, akademisyenlerin durumunu görüyoruz. Cemevlerinin durumu göz önünde. Okullarda zorunlu din dersleri sorunları ve yaşanan sorunlar ortada. Bunların içeriğini açarsak altından çıkamayacağız gibi ama Türkiye’deki bütün halklar bunu hak etmiyor ama özellikle Alevi toplumu bundan çok çekiyor” dedi.

    Akdağ, yaşanan tüm bu sorunların bir an önce son bulmasını ve OHAL’in kaldırılmasını istedi.

    “OHAL’İN OLDUĞU YERDE İNSAN HAKLARINDAN SÖZ EDİLEMEZ”

    62 yaşındaki Varto Pir Sultan Abdal Kültür Derneği eski başkanı, aynı zamanda Alevi Bektaşi İnanç Kurulu Komisyonu üyesi Doğan Yılmaz da OHAL’in tüm Türkiye’yi derinden etkilediğini söyledi. Yılmaz, “Alevi inancının temel ilkelerinden biri de özgürlük, demokrasi ve insan haklarıdır. Şimdi OHAL’in olduğu bir yerde özgürlükten, demokrasiden, barıştan, eşitlikten ve insan haklarından bahsetmek yanlış olur. Bu açıdan baktığınız zaman yanlış olan bir şey hemen kaldırılması gerekiyor” dedi.

    Barışa, demokrasiye bir an dönülmesi çağrısında bulunan Yılmaz, yıllardır Alevi örgütleri olarak da bunun mücadelesini verdiklerini söyledi.

    “OHAL’İN BİR AN ÖNCE SON BULMASI LAZIM”

    Yılmaz sözlerini şöyle sürdürdü:

    “OHAL’in Aleviler üzerinde etkisi yoğunlaştı. Bütün ülkede olduğu gibi Aleviler zaten yıllardan beri sanki OHAL’de yaşıyorlar. İlk defa bizim başımıza gelmedi. İslamiyetin kuruluşundan bu yana Aleviler OHAL’i yaşıyor. Demokrasi, özgürlükle ve cumhuriyetle idare edilen bir ülkede OHAL’i veya sıkı yönetimi gündeme getirmek büyük bir yanlışlıktır. Biran evvel kalkması lazım.”

    OHAL’in ardından kayyum atanan yerlerden biri de Varto’ydu. Yılmaz, halkın iradesinin yok sayıldığı ilçelerinin kayyum ile yönetilmesinden duydukları endişeyi de dile getirdi.

    “EĞİTİM ÇAĞDAŞ VE ÖZGÜR OLMALI”

    Aleviler üzerinde uygulanan baskıcı politikalara da değinin Yılmaz şöyle konuştu:

    “Türkiye Cumhuriyeti laik, demokratik bir devlettir, ülkedir diyoruz. Evet anayasasında var. Ama laik olan bir ülkenin Diyaneti olmaz. Ama maalesef yıllardan beri hiç de benimsemediğimiz, ne inancımız da var, ne töremiz de yeri olan zoraki bir dayatmayla bir eğitim sistemi uygulanıyor. Eğitim çağdaş olmalı, özgür olmalı. Eğitim demokrasinin temel eşiğidir. Bundan bir toplumu mağdur bıraktığınız zaman siz o topluma karşı bir yanlış yapmış olurdunuz. Ben dayatılan bir din dersi almak istemiyorum yoksa ben dine karşı değilim. Ben kendi inancımı yaşamak ve öğrenmek istiyorum. Onun için din dersinin zorunluluktan çıkması lazım.”

    Semra Acar/Sevim Kahraman

    MUŞ/Varto

  • Kadının üretkenliği verimsiz toprakta can buldu-VİDEO

    Kadının üretkenliği verimsiz toprakta can buldu-VİDEO

    PİRHA- Muş Varto Gadız (Ozankent) Köyü’nde yaşayan Emran Beyazyıldırım, 17 yıldır bostan ekerek çocuklarının eğitimini sağalamaya ve evine destek olmaya çalışıyor. PİRHA’ya konuşan Emran Beyazyıldırım, ürettiği ürünleri paylaşmaktan ve kadının üretken olmasının kendine güven getirdiğini ifade etti. 

    Haberin Videosu

    Muş Varto’ya bağlı Gadız diğer adı ile Ozankent Köyü’nde yaşayan Emran Beyazyıldırım havaların ısınmasıyla bostanını yapmaya başladı. 17 yıldır aynı toprakta bostan eken Beyazyıldırım, kil ve gübre dolu verimsiz olan toprağı işleye işleye canlandırmış. İlk yıl bostanından hiçbir verim alamayan Beyazyıldırım, o yıl ihtiyaçları olan meyve sebzeyi satın almak zorunda kalmış. Şimdi ise bir yıl boyunca tüketebilecekleri sebze ve meyveyi kendi topraklarında üretebilmenin mutluluğunu yaşıyor.

    KÖY YAŞAMI BİRLİKTE ÇALIŞMAYI GEREKTİRİYOR

    “Bostan bizi de eş dostumuzu da doyuruyor” diyen Beyazyıldırım, “En azından çocuklar organik bir şeyler yiyebiliyorlar. En önemli şey yediğimiz şeyi biliyoruz. Yeşil fasulye, biber, domates, patlıcan, patates gibi birçok şeyi kışın tüketiyoruz. Eşim, çocuklarım ve ben her konuda hep beraber çalışıyoruz. Köy yaşamı onu gerektiriyor, birbirimize yardımcı oluyoruz” ifadelerini kullanıyor.

    “KENDİNİ GÜVENDE HİSSEDEN KADIN DAHA BAŞARILIDIR”

    Toprağı işleyerek yaşama üretkenlik katan Beyazyıldırım sözlerini şöyle sürdürüyor:

    “Kadının üretken olması kendine güveni getirir. Kendini güvende hisseden kadın da her zaman daha başarılıdır. Çünkü eşe, çocuğa bağımlı olmak güzel bir şey değil, en azından sen bunu ürettiğinde biliyorsun ki kendin ürettiğini eşine çocuklarına yedirebiliyorsun. O mutluluk en güzeli bence.”

    “HER ŞEYİN DOĞALINI YİYORUZ”

    Bostanın yanı sıra bahçesinde de elma, erik ağaçları, kuşburnu, çilek ektiği çok çeşitli sebze ve meyve bulunuyor. Beyazyıldırım, “Elmaları toplayıp pikapla köy köy gezip satıyoruz. Kirazımız, ayvamız ve kara eriğimiz var. Bahçemizde her şey var. Yaz kış meyveye nadiren para veriyorum. Kışın elmalarım var, yazın da çileklerim var. Çileklerle reçel yapıyorum. Kuşburnu marmelatı yapıyorum. Yani her şeyin doğalını yiyoruz” diyor.

    “HER ŞEY ORGANİK”

    Tüm bu bahçenin geliri ile 4 çocuğunu okutan Beyazyıldırım, “Çocuklarımı okutmak için üretim yaptığımız bu bahçeye kimyasal hiçbir şey koymadık. Koyun, keçi gübresi ve bir yılda güvercin gübresi toprağa koyduk. İlaç da kullanmıyoruz. Anlayacağınız her şey organik” diyor.

    “PAYLAŞTIKÇA BEREKETİ ARTAR”

    Köyün girişinde olan evi ise gelen her misafirin uğrak noktası. Beyazyıldırım, ürettiği ürünleri paylaşmaktan da misafirlerden de oldukça memnun:

    “Ben misafiri seviyorum. Gelen misafirime evimdeki her şeyi ikram etmekten satmaya zaman kalmıyor. Satmayı düşünsem bile ikramla geçiyor o daha güzel. Kiminin duası kiminin parası dersin ya bence dua almak en güzelidir. Çocuklarıma dua etsinler yeter, başka bir şey istemem. Paylaşmak en güzeli yani. İyi ki var, iyi ki paylaşıyoruz. Derler ya sevgi paylaşıldıkça çoğalır, bence bir şeyi paylaştıkça bereketi artar. Üç tane verirsen yerine altı tane gelir ben ona inanıyorum ki bizim öğretimizde öyledir. Bir lokma ekmeği paylaşabiliyorsan en güzeli odur. Çocuklarımıza da onu aşılıyoruz. Onlarda öyle yapıyor.”

    Sevim Kahraman-Semra Acar/MUŞ-Varto