Mersin Cemevi’nde, düzenlenen panelin ardında Musa Eroğlu ezgilerini seslendirdi.
PİRHA/MERSİN

Mersin Cemevi’nde, düzenlenen panelin ardında Musa Eroğlu ezgilerini seslendirdi.
PİRHA/MERSİN

PİRHA- Mersin Cemevi Başkanı Pir Hasan Kılavuz ve İnanç Kurulu Başkanı Erdoğan Sevin, Sanatçı Musa Eroğlu’nun bir sohbet sırasında sarf ettiği sözler sebebiyle mahkemelik olmasına tepki göstererek, sanatçının yanında olduklarını dile getirdiler. Eroğlu’nun 30 Mayıs’ta Ankara Adliyesi’nde duruşması var.
Alevi toplumu tarafından asimilasyonculukla suçlanan Pir Hünkar Hacı Bektaş Veli Dergahı Vakfı, özel bir sohbette Hz. Ali’ye yönelik sözleri nedeniyle Sanatçı Musa Eroğlu hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunmuştu. Suç duyurusu davaya dönüşürken, Mersin Cemevi 30 Mayıs’ta görülecek duruşma öncesi Musa Eroğlu için dayanışma çağrısında bulundu.
“BU ŞİKAYET ‘ALEVİYİM’ DİYENE YAKIŞMIYOR”
İfade özgürlüğünün, hicvin Alevilik kültüründe önemli bir yerde durduğunu söyleyen Mersin Cemevi Başkanı Pir Hasan Kılavuz, bu şikayetin Aleviliğin hoşgörülü yaklaşımına yakışmadığını belirtti. Konunun adliyeye taşınmasına tepki gösteren Kılavuz, “Muhabbet dilini anlamayan, içinde şeriatın bağnaz kuralları ile sıvanmış ama diğer tarafta kendini, belli cemevlerinin, dergahların sahipleri gibi gösterenler tarafından Musa Eroğlu şikayet ediliyor. Eroğlu, bir muhabbet sırasında Alevi inanç ve ibadetlerinde ululaşmış bir kişiye sarf ettiği sözler aslında küçük düşürmemiş tam tersi övmüştür. Ancak bu söz farklı bir biçimde servis edilerek insanları Musa Eroğlu’na karşı kışkırtmak, linç ettirmeye çalışmışlardır” dedi.
30 MAYIS’TAKİ DURUŞMAYA ÇAĞRI
Sanatçı Musa Eroğlu’nun şikayet edilip adliyeye sevk edilmesine sebep olanları kınayan Mersin Cemevi Başkanı Pir Hasan Kılavuz, “Böyle ozanlarımızın ve aşıklarımızın yalnız bırakılmasına müsaade etmeyiz. Binlerce Alevi kurumunda hiçbir tepki olmamıştır. Alevi kurumları bir bütün olarak Musa Eroğlu’na destek çıkmıştır. Bu sebeple 30 Mayıs’ta Ankara Adliyesi’nde görülecek olan duruşmaya tüm canlarımızın, Alevi kurumlarımızın dayanışma göstermek adına katılması önemli” diyerek çağrıda bulundu.
“MUSA EROĞLU YALNIZ DEĞİLDİR”
Mersin Cemevi İnanç Kurulu Başkanı Erdoğan Sevin, herkes tarafından sevilen bir ozanın sözünü mahkeme kapılarına taşımanın doğru olmadığını ifade etti. Eroğlu’nun yalnız olmadığını sözlerine ekleyen Sevin, şunları söyledi:
“Musa Eroğlu Anadolu coğrafyasının yetiştirdiği son derece önemli bir ozanımızdır. Eroğlu, aynı zamanda Alevi toplumunda önemli bir yeri olan Tahtacı geleneğinden gelmektedir. Tahtacı kardeşlerimizin esprileri, şakaları, güzel sözleri dillere destandır. Herkes tarafından sevilen sayılan bir ozanımızın esprili dille sarfettiği bir sözü mahkeme kapılarına taşımak doğru değildir. Sanatçılarımız kolay kolay yetişmiyor. Bir Musa Eroğlu kolay yetişmiyor. Biz Mersin Cemevi İnanç Kurulu olarak Musa Eroğlu’nun yanındayız. Musa Eroğlu hem bizim cemevimize, hem ülkenin birçok yerindeki cemevlerine, Alevi toplumuna çokça hizmet etmiş bir değerdir. Bu davayı açanların oturup düşünmesi gerektiğini düşünüyorum.”
Fatoş SARIKAYA- Diren KESER/ MERSİN

PİRHA- Mersin Cemevi tarafından deprem felaketinden etkilenen ve Mersin’e göç eden üniversite öğrencilerine “Burs Konseri” düzenlendi. Konsere binlerce yurttaş katılırken, konserin geliriyle, 500 öğrenciye burs verilecek.
6 Şubat tarihinde 11 ili ve 13 milyon insanı etkileyen büyük felakete yol açan depremde on binlerce yurttaş hayatını kaybedip, yüzbinlercesi yaralanırken, milyonlarca insan yaşam alanlarını terk etmek zorunda kaldı.
Alevi toplumu ve kurumları deprem felaketinin yaşandığı ilk günden itibaren hem deprem bölgesinde hem de depremzedelerin göç ettiği kentlerde dayanışma ağları oluşturarak, yaraları bir nebzede olsa sarmaya çalışıyor.
Mersin Cemevi de, geliri depremzede öğrencilere burs olarak aktarılacak “Burs Konseri” düzenledi. Sanatçılar Musa Eroğlu, Ender Balkır ve Ayfer Vardar’ın sahne aldığı konserde, sanatçı Necati Şahin şiirler seslendirdi.
Mersin Cemevi Başkanı Pir Hasan Kılavuz, yaptığı konuşmada 22 bine yakın depremzede öğrencinin Mersin’e geldiğini belirterek, 500’e yakının üniversite öğrencisi olduğunu paylaştı. Kılavuz, Alevi kurumlarının Avustralya’dan Norveç’e dayanışma içinde olduğunu vurgulayarak, katılım gösterip destek olanlara teşkkür etti.
Konser’den elde edilecek gelirle depremzede 500 öğrenciye burs verilecek.
Konser, Musa Eroğlu, Ayfer Vardar ve Ender Balkır’ın sahne almasıyla sona erdi.
PİRHA/MERSİN

PİRHA- Mersin Cemevi tarafından deprem felaketinden etkilenen ve Mersin’e göç eden üniversite öğrencilerine “Burs Konseri” düzenleniyor. 16 Nisan’da yapılacak konsere sanatçılar Musa Eroğlu, Eyfer Vardar ve Ender Balkır katılırken, konserin geliri 500 öğrenciye burs olarak verilecek.
6 Şubat tarihinde 11 ili ve 13 milyon insanı etkileyen büyük felakete yol açan depremde on binlerce yurttaş hayatını kaybedip, yüzbinlercesi yaralanırken, milyonlarca insan yaşam alanlarını terk etmek zorunda kaldı.
Deprem felaketinin üzerinden iki aya yakın süre geçmesine karşın, yurttaşların temel ihtiyaçları giderilebilmiş değil. Su, gıda, hijyen malzemesi ve çadır sorununun devam ettiği kentlerde, enkazlar ‘hızlı’ bir şekilde kaldırılıyor. Tarım alanlarına ve Alevi köylerinin bulunduğu alanlara dökülen molozlar tehlike saçarken, deprem kontularının bu köylerde yapılması bir kez daha zorunlu göçün yaşanmasına yol açıyor.
Yurttaşlar haftalar geçmesine karşın yeterli yardımın yapılmadığını ifade ederken, AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan çözümü ‘Helalleşme’de buldu.
Alevi toplumu ve kurumları deprem felaketinin yaşandığı ilk günden itibaren hem deprem bölgesinde hem de depremzedelerin göç ettiği kentlerde dayanışma ağları oluşturarak, yaraları bir nebzede olsa sarmaya çalışıyor.
Mersin Cemevi de, geliri depremzede öğrencilere burs olarak aktarılacak “Burs Konseri” düzenleyecek. Sanatçılar Musa Eroğlu, Ender Balkır ve Ayfer Vardar’ın sahne alacağı konserle depremzede öğrencilere destek verilecek. 16 Nisan Pazar günü saat 16.00’da Mersin Cemevi’nde düzenlenecek konser için satılacak biletlerin geliri 500 depremzede öğrenciye burs olarak aktarılacak. Musa Eroğlu, Ender Balkır ve Ayfer Vardar’ın sahne alacağı dayanışma konserinin biletleri Mersin Cemevi ve Mersin Kitapevi’nde satışa sunuldu.
Mersin Cemevi Başkanı Pir Hasan Kılavuz, 22 bine yakın depremzede öğrencinin Mersin’e geldiğini belirterek, 500’e yakının üniversite öğrencisi olduğunu paylaştı.
500 öürenciye burs vermek için dayanışma konseri yapacaklarını ifade eden Kılavuz, tüm yurttaşları konser bileti alarak, depremzede öğrencilere destek vermeye çağırdı.
PİRHA/MERSİN

PİRHA – Kültür Sanat-Sen Genel Başkanı Ahmet Özbek, AKP hükümeti tarafından konser ve festivallerin yasaklanmasını değerlendirerek “Devleti yönetenlerin, vatandaşına bu kadar düşmanlık gösterdiği bir başka ülke bulmak mümkün değil. Yasaklarla aslında insanların yaşam biçimine müdahale ediyorlar” dedi.
Ülke genelinde ‘Kamu güvenliği ve sağlığı, toplumun huzuru, çevrenin korunması’ gerekçesiyle yasaklanan konser ve festivaller ‘Yeni Türkiye’nin de tarifi niteliğinde oldu. Günden güne artan yasaklar karşısında kültür sanat camiası itirazlarını sürdürse de iktidarın tutumunu daha da ileriye götürüp, sanatçı tutuklamalarına kadar vardırdı.
Son dönemde pek çok kültür sanat etkinliğinin, valilikler ve kaymakamlıklarca yasaklanmasına bir tepki de KESK’e bağlı Kültür Sanat ve Turizm Emekçileri Sendikası (Kültür Sanat-Sen) Genel Başkanı Ahmet Özbek’ten geldi. Özbek, geçmişte “AKP iktidarı ile kol kola olan” birçok sanatçının günümüzde iktidarla yollarının ayrıldığının altını çizdi. “Bu süreç bir sirkülasyon” diyen Özbek, “AKP’nin iktidara geldiği günden bu yana yol arkadaşlarındaki değişiklik sanatçı kesimlerine de yansıdı” dedi.
“SANATA DÜŞMANLIK SÖZ KONUSU; YAŞAM BİÇİMİNE DE MÜDAHALE”
Ahmet Özbek, siyasal iktidarın, kendisi gibi düşünmeyen herkesi hedef haline getirdiğini vurguladı. Özbek, AKP hükümetinin, sanata olan tutumunun aynı zamanda yaşam biçimine de müdahale anlamına geldiğini ifade ederek şu yorumda bulundu:
“Gülşen’i de tutuklayacak kadar ileriye giden, kendinden olmayana karşı, sanata ve sanatçıya düşmanlık söz konusu. Bunun çok net görünen belirtileri ve sonuçları var. Kendisi gibi düşünmeyene, kendi yaşam biçimini, kendi ideolojisini savunmayan herkese aynı davranıyorlar. Birkaç gün önce sokakta özel sektörde çalışan öğretmene yaptıkları muamele ne ise kendisinden olmayan sanatçıya yaptığı muamele de o. Sanat ve sanatçıya karşı tutum aynı zamanda bir yaşam biçimine müdahaledir. İnsanların yaşam biçimine müdahale ediyorlar. Gülşen’e yapılan müdahale, Gülşen’in sahnedeki şarkılarından kaynaklı değil. Aslında yaşam biçiminden, giyiminden kaynaklı. Onun nasıl giyineceğine kendisi karar vermek istiyor. Gülşen’in sahnede hangi kıyafetle şarkı söyleyeceğine iktidar kendisi karar vermek istiyor. Doğal olarak bu yaşam biçimi müdahalesidir. İnsanların özgürlüklerine müdahaledir. Bu bir tek sanatçıya değil toplumun kendisine müdahaledir. Çünkü yapılan her sanatın toplumda bir karşılığı var. Onun gibi düşünen, yaşayan, yaşama onun gibi bakan herkesin yaşam biçimine müdahale demektir.”
“YAŞAMIN BÜTÜNÜNE SİRAYET EDECEK DEĞİŞİMLER”
Kültür Sanat-Sen Başkanı Ahmet Özbek, iktidar tarafından toplum yaşam tarzının değiştirildiğini söyleyerek “Kültür sanat, toplumda yaşam biçimini belirleyen unsurlardan birisidir. Toplumun kültürünü, yaşam biçimini, tavrını, tarzını belirleyen bir şeydir. Kültür ve sanatla başlayan değişim, toplumun tamamına ve toplum yaşamının bütününe sirayet edecek değişimlerdir. Doğal olarak da kültür sanat üzerinden yapılan müdahaleler bu sonuçları doğuracak müdahalelerdir” diye konuştu.
“SEÇİMLERE DÖNÜK YATIRIMLAR”
Ahmet Özbek, konserleri yasaklanan sanatçıların, muhalif duruşu olan isimler olduğunun altını çizerek “Engellenen festivallere de bakarsak o festivaller de daha çok muhalefet partilerinin belediye başkanlarının yürüttüğü bölgelerdeki festivaller. Kendi festivalleri, sanatçıları sahneye çıkmaya devam ederken muhalif duruşu olan ya da muhalif belediyeler tarafından organize edilen sanat festivalleri engelleniyor. Burada da yine yaşam biçimine müdahale ile birlikte muhalif belediyelerin hizmet getirmesini engellemek söz konusu. Bunların bütünü AKP’nin seçim politikalarının da bir sonucu diye düşünmek lazım. Yaklaşan seçimlere dönük yatırımlar yaptıklarını düşünebiliriz” ifadelerini kullandı.
Özbek ayrıca, iktidarın dayattığı kültür sanatın ise bir derinliğe sahip olmadığını söyleyerek şöyle devam etti:
“Kültür sanatla ilgili çok büyük, değişik bir politikalarının olduğunu düşünmüyorum. Zaten cumhurbaşkanının kendi açıklaması var ‘kültür politikalarında başarılı olamadık’ diye. Bu aslında biraz da politikasızlıktan kaynaklıdır. İdeolojik yaşamları gereği zaten kültür ve sanatla ilgili bir politikaları da yok diye düşünüyorum.”
“VATANDAŞINA BU KADAR DÜŞMAN BİR BAŞKA ÜLKE MÜMKÜN DEĞİL”
Ahmet Özbek, İstanbul Genişletilmiş İl Danışma Meclisi Toplantısı’nda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın isim vermeden sanatçı Musa Eroğlu’nu hedef almasını da eleştirdi. “Musa Eroğlu yaptığı sanatla konuşulmalı” diyen Özbek şunları ifade etti:
“Sanatçının kapalı bir ortamda söylediği söz, bırakalım bir sanatçıyı her kim olursa olsun söylediği bir cümle üzerinden hele ki Cumhurbaşkanı tarafından hedef gösterilmesi doğru değil. Cumhurbaşkanı hiçbir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşını hedef göstermemeli. Gülşen de hedef gösterildi, özel sektörde çalışan öğretmenimiz de hedef gösterildi. Devleti yönetenlerin, vatandaşına bu kadar düşmanlık gösterdiği bir başka ülke bulmak da bence mümkün değil. Musa Eroğlu sanatıyla, sanatçı kimliği ile anılmalı, yaptığı sanatla konuşulmalı. Onun bir dost meclisinde söylediği doğru-yanlış her ne olursa olsun onun üzerine gündem yapılması, hele ki siyasetçiler tarafından gündem yapılması doğru değil.”
“TOPLUMUN TAMAMI ORTAK BİR DURUŞ SERGİLEMELİ”
Konser ve festival yasaklarına karşı toplumun ortak bir duruş sergilemesi gerektiğini söyleyen Ahmet Özbek, “Yapılan baskılar sadece sanata ve sanatçıya yapılan baskı değildir” diyerek şunları belirtti:
“Toplumun, özgürlüklerine dönük, sıkıntılarına karşı ortak bir toplumsal duruş sergilenmesi gerek. Öncelikle ülkemizde hukuk egemen olmalı. Gülşen’in içeriye alınıp birkaç gün tutulmasının hiçbir gerekçesi yokken, Gülşen’i içeride tutan güç hukuk değildir. Ne zaman ki insanları içeri alacak ya da bırakacak güç hukuk olacak o zaman bu ülkede özgürlüklerden bahsetme şansımız olacak. Bu sebeple de toplumun tamamı ortak bir duruş sergilemeli, hukuku egemen kılmak için özgürlüklerine sahip çıkmak adına bir tek sanatçılarımız değil, toplumun tamamı bu hassasiyeti göstermesi gerekir.”
YASAKLANAN KONSERLER!
Son aylarda vali, kaymakam ve belediyelerce yasaklanan kimi konserler şunlardı:
– Niyazi Koyuncu’nun 25 Mayıs’ta gerçekleştireceği konser Pendik Belediyesi tarafından iptal edildi.
– Apolas Lermi’nin 29 Mayıs’ta Denizli’de, 11 Haziran ise İstanbul’da yapacağı konserler yasaklandı.
– “Başkent Kültür Yolu Festivali”nde 11 Haziran’da sahne alacak olan Ara Malikian’ın konseri yasaklandı.
– Zonguldak’ta 28-31 Temmuz tarihleri arasında düzenlenecek olan “Kozlu Müzik Festivali” iptal edildi.
– Dersim’de, 21-24 Temmuz tarihlerinde gerçekleştirilecek olan “Munzur Kültür ve Doğa Festivali” iptal edildi.
– Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği tarafından düzenlenen “Kazdağı Ekoloji Festivali” iptal edildi.
– “Başkent Kültür Yolu Festivali”nde sahne alacak Güney Koreli müzisyen Mirae’nın konseri ‘eşcinselliği yaymayı misyon edinmiş’ bir grup olduğu gerekçesiyle iptal edildi.
– “ODTÜ Uluslararası Bahar Şenliği” iptal edildi.
– Aynur Doğan’ın Kocaeli ve Bursa’da gerçekleştireceği konserleri iptal edildi.
– 17-21 Ağustos tarihlerinde gerçekleşecek olan ve 2005 yılından beri düzenlenen “Zeytinli Rock Festivali” iptal edildi.
– Gökçeada’da 15 Ağustos’ta gerçekleşmesi planlanan Meryem Ana Panayırı iptal edildi.
– 16 Mayıs’ta Muş’ta yapılması planlanan “Metin&Kemal Kahraman” konseri yasaklandı.
-Sanatçı İlkay Akkaya’nın Adana Ceyhan’daki 30 Ağustos konserinden sonra Mardin Valiliği de sanatçının 24 Eylül tarihli konserini yasakladı.
Eren GÜVEN/ANKARA

PİRHA- Sanatçı Musa Eroğlu, özel bir sohbette çekilen ve bir kısmı kesilerek yayınlanan ifadelerinin çarpıtılarak hedef gösterilmesi sonrasında yaşaşanlara dair açıklama yaptı. Eroğlu, “Ne kadar özensiz bir üslupla söylemiş de olsam, amacım yol ulularına hakaret etmek değil, aksine kadim kültürümüzün, ilimle ve bilimle barışık değerlendirilerek yaşatılması gerektiğini ifade etmektir” dedi.
Sanatçı Musa Eroğlu’nun özel bir sohbette çekilen ve bir kısmı kesilerek yayınlanan videosunda, Hz. Ali hakkında söylediği ifadeler sosyal medyada belli kesimler tarafından hedef gösterilmiş ve kendisine yönelik linç kampanyası başlatılmıştı.
Eroğlu, kendisine yönelik hedef göstermeler ve linç kampanyasına ilişkin sosyal medya hesabından açıklama yayınladı. Alevilik tartışmaları eksenindeki sohbetin geldiği noktanın kendisini üzdüğünü kaydeden Eroğlu, cümlelerinin özensiz bir üslupla söylenmiş olsa da amacının yol ulularına hakaret etmek olmadığını belirterek, Alevi camiasının bu tartışma üzerinden kutuplaştırılmasına, düşmanlaştırılmasına düşülmemesi çağrısında bulundu.
Sanatçı Eroğlu’nun konu hakkında ‘ilk’ ve ‘son’ başlıklı açıklaması şöyle:
“ÖZENSİZ BİR ÜSLUPLA SÖYLENSE DE AMACIM HAKARET DEĞİLDİ”
Bir süredir sosyal medyada dönen ve tartışmalara sebep olan konu hakkında ilk ve son defa sizi bilgilendirmek istiyorum. Bu açıklamanın şimdi yapılmasının sebebi, tartışmaların, dost ortamında edilen sohbet kaydının içeriğini aşarak Alevilik, yol ve sürek tartışması eksenine çevrilerek politize edildiğini, hatta farklı düşünene hakaret etme fırsatı olarak değerlendirildiğini görmekten duyduğum üzüntüdür. Alevilik inancı, hoşgörüyü aşıladığı gibi ilim ve irfanın da yaşamın temeli olduğunu öğretir. Nitekim yolumuzun ulularından Hünkâr Hacı Bektaş Veli’nin, “İlimle gidilmeyen yolu sonu karanlıktır” sözü bu kapsamda benim rehberim olmuştur. Ne kadar özensiz bir üslupla söylemiş de olsam, amacım yol ulularına hakaret etmek değil, aksine kadim kültürümüzün, ilimle ve bilimle barışık değerlendirilerek yaşatılması gerektiğini ifade etmektir.
“ALEVİ CAMİASININ KUTUPLAŞTIRILMASI BENİ ÜZMÜŞTÜR”
Bu noktada beni üzen, sadece insanların inançlarını savunmak adına ilmi hiçe sayma ve hurafelere sığınma eğilimlerinden bahsettiğim bir dost muhabbetinin bilgim ve rızam haricinde dışarı sızdırılması değil, inancın kendisine de saygısızlık etme amacı güttüğümün düşünülmesidir. Bunun yanı sıra demek istediğimi anlayıp beni savunan insanların da hedef gösterilerek Alevi camiasındaki kutuplaşmanın desteklenmesi beni içten yaralamıştır. Bizim inancımız hoşgörünün, insan sevgisinin, düşünce özgürlüğü ve çeşitliliğinin kutlandığı bir inançtır; bu bağlamda, özellikle içinde bulunduğumuz hassas dönemde, aramızda düşmanlık yaratacak girişimlerin gerekliliğini sorgulamaktayım. İnancın akıldan bağımsız olamayacağına inanıyorum ve bunu her fırsatta ifade etmeye çalışıyorum .
Mesajıma İbreti’nin şu sözleriyle son vermek istiyorum:
‘Gerçekler fark eder ilmi manayı,
Samandan seçerler hemen taneyi,
Kulağına koymaz hiç efsaneyi,
Ariflerin ilmi irfanda imiş…’
Birbirimizi daha iyi anladığımız sevgi dolu günlerde tekrar görüşmek üzere. Saygılarımla..
PİRHA/İSTANBUL

PİRHA- Pir Hünkar Hacı Bektaş Veli Dergahı/Serçeşme Vakfı adına Ali Timurtaş Özmen adlı kişi, Sanatçı Musa Eroğlu hakkında yaptığı bir konuşma nedeniyle suç duyurusunda bulundu. Özmen, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na verdiği dilekçede Eroğlu’nun cezalandırılmasını istediğini belirtti.
Pir Hünkar Hacı Bektaş Veli Dergahı/Serçeşme Vakfı adına Ali Timurtaş Özmen, Sanatçı Musa Eroğlu hakkında ‘dini değerleri aşağılama ve hakaret’ suçlarını işlediği iddiasıyla suç duyurusunda bulundu.
Ocakzadeler Meclisi denilen yapının da sözcüsü olan Ali Timurtaş Özmen, suç duyurusu gerekçesinde Sanatçı Musa Eroğlu’nun bir konseri sırasında yaptığı konuşmanın Aleviliği ve İslam dinini aşağıladığını ve o inançlara sahip kimselere hakaret ettiğini iddia etti. Özmen, asimilasyon faaliyetleri gerekçesiyle Alevilerin tepkisini çeken bir isimlerden biri.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na verilen dilekçede şu ifadelere yer verildi:
“Şüpheli tanınmış bir türkücü/ ses sanatçısı olup, yıllardır Alevi Bektaşi deyişlerini seslendirdiği için Alevi toplumunun sempati ile izlediği biridir. Ancak ekteki ses kaydından da anlaşılacağı üzere başta yüce Allah olmak üzere İslamın ve Aleviliğin kutsal saydığı Kuran-ı Kerim, Cebrail, aynı ismi taşıdığı Hz. Musa ve Hz. Ali ile alay ederek aşağılamaktadır. Ayrıca İslam inancına ve Aleviliğe bağlı olan inananları da öküz/kuzu gibi benzetmelerle aşağılamaktadır.
“ALEVİLİK BEKTAŞİLİK İNANCI İSLAMIN ÖZÜ VE KURAN’IN BATINİ YORUMUDUR”
Videonun çözümlemesi yapıldığında şüphelinin suç teşkil eden sözleri somut olarak tespit edilecektir. Alevilik Bektaşilik inancı Allah Muhammed Ali yoludur. Alevilik Bektaşilik inancı İslamın özü ve Kuran’ın Batıni yorumudur. Şüphelinin alaycı bir üslupla anlattıkları, başta Alevi Bektaşi toplulukları olmak üzere tüm inananları üzmüş ve derinden yaralanmalarına sebep olduğundan cezalandırılmasını istemekteyiz. Şüpheli hakkında gerekli soruşturmanın yapılarak suç delillerinin tespiti ile iddianame düzenlenmek suretiyle şüphelinin eylemine uyan TCK veya sair mevzuat gereğince cezalandırılması için kamu davası açılmasına karar verilmesini arz ve talep ediyoruz.”
PİRHA/ANKARA

PİRHA- Sanatçı Musa Eroğlu’nun eşi Fatma Eroğlu Mersin’in Mut ilçesinde toprağa sırlandı.
Halk müziği sanatçısı Musa Eroğlu’nun eşi Fatma Eroğlu, İstanbul’da, yaşlılığa bağlı hastalıkları nedeniyle bir süredir tedavi gördüğü hastanede dün Hakk’a yürüdü.
72 yaşındaki Fatma Eroğlu’nun Hakk’a uğurlama erkanı, Mersin’in Mut ilçesinde yürütüldü. Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) İnanç Kurulu ve Mersin Cemevi Başkanı Pir Hasan Kılavuz ve Erdoğan Sevin dede tarafından yürütülen Hakk’a uğurlama erkanında Musa Eroğlu’yu sanatçı Erdal Erzincan ve sevenleri yalnız bırakmadı.
Hakk’a uğurlama erkanı sonrası Fatma Eroğlu Yaz Alanı Mezarlığı’nda toprağa sırlandı.
PİRHA/MERSİN

PİRHA- Sanatçı Musa Eroğlu’nun eşi Fatma Eroğlu Hakk’a yürüdü.
Halk müziği sanatçısı Musa Eroğlu’nun eşi Fatma Eroğlu, İstanbul’da, yaşlılığa bağlı hastalıkları nedeniyle bir süredir tedavi gördüğü hastanede Hakk’a yürüdü.
72 yaşındaki Fatma Eroğlu’nun Hakk’a uğurlama erkanı, saat 10.00’da Mersin’in Mut ilçesinde yapılacak ve sonrasında Yaz Alanı Mezarlığı’nda toprağa sırlanacak.
PİRHA/MERSİN