Etiket: müslüm doğan

  • Alevi kurumları YSK önünde Öker için açıklama yaptı – VİDEO

    Alevi kurumları YSK önünde Öker için açıklama yaptı – VİDEO

    PİRHA – Alevi kurumları  Yüksek Seçim Kurulu tarafından HDP adaylığı reddedilen Turgut Öker ve Zeynel Kete için Ankara YSK önünde basın açıklaması yaptı. Açıklamada,  kararın siyasi bir karar olduğu belirtilerek Öker ve Kete kararlarının geri alınması talep edildi. 

    AABK Onursal Başkanı Turgut Öker’in YSK tarafından Cumhurbaşkanı Erdoğan’a hakaret ettiği gerekçesiyle adaylığının reddedilmesine Aleviler tepki gösterdi.

    ‘Alevilerin mecliste temsiliyeti engellenemez, Aleviler vardır , Alevilik haktır’ pankartlarının açıldığı açıklamaya Alevi Bektaşi Federasyonu, Alevi Kültür Dernekleri, Hacı Bektaşi Veli Anadolu Kültür Vakfı ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği  katıldı. Ankara Yüksek Seçim Kurulu binası önünde yapılan açıklamada Turgut Öker ve Zeynel Kete’nin adaylıklarının iptal edilmesine tepki gösterildi.

    “ALEVİLERİN İRADESİ YOK SAYILIYOR”

    Açıklamada HDP 26. dönem İzmir Milletvekili Müslüm Doğan kısa bir konuşma yaptı. Doğan, kararı YSK’nın aldığını ve halkta hiçbir karşılığının olmadığını söyledi. Öker’e verilen ceza kararının biran önce iptal edilmesi gerektiğini söyleyen Doğan, şöyle konuştu;

    “YSK’ya sesleniyoruz. İrademizi yok sayamazsınız. Alevi halkının Avrupada’ki adayı Turgut Öker’in adaylığının engellenmesi irademizin yok sayılması demektir. Bu toplumsal barışa zarar vermektedir. Hem ‘cemevlerine hukuki yasal statü sağlayacağız’ diyeceksiniz, hem de Avrupada’ki adayımız Turgut Öker’i liste dışı bırakacaksınız. Bu samimiyetinizin olmadığını gösterir.”

    Doğan, son olarak Öker için verilen kararın derhal iptal edilmesini istedi.

    “KARAR DERHAL DÜZELTİLMELİDİR”

    Doğan’dan sonra konuşan Alevi Bektaşi Federasyonu Başkanı seçilen Hüseyin Güzelgül, “Turgut Öker Alevi kurumları ve Aleviler için önemlidir. Verilen kararı Alevi toplumu olarak kabul etmiyoruz. Bu kararın derhal düzeltilmesini istiyoruz” dedi.

    HBVAKV Genel Başkanı Tuncer Baş da Turgut Öker’in Alevi toplumu için önemli bir değer olduğunu belirtti. Baş, Öker’in mecliste Alevilerin sesi olduğunu söyledi.

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu yöneticisi Zeynel Özer ise, hem Türkiye, hem Avrupa Alevi kurumları olarak verilen kararı kınadıklarını kaydetti. Özer, “Turgut Öker Avrupa’daki Alevilerin temsil edilmesi için seçilmiş biri. Bu Alevilerin mecliste istenmemesi demek. Verilen karar yasal değil. Normalde 12 ay ve üzeri alınan cezalar milletvekili olmaya engeldir.  Ancak Turgut Öker 11 ay ceza almıştır. Bu tamamen siyasi bir karardır. Biz bu kararı tanımıyoruz. Biran önce bu karardan dönülmesi gerekir” diye konuştu.

    (HABER MERKEZİ)

  • HDP’li Doğan: Gün birlik olma günüdür

    HDP’li Doğan: Gün birlik olma günüdür

    PİRHA-Seçim çalışmaları için Malatya’da bulunan  HDP İzmir milletvekili Müslüm Doğan ve beraberindeki HDP Malatya milletvekili aday adayları ile birlikte yaptıkları ilçe ve mahalle ziyaretlerinde halkın yoğun ilgisi ile karşılaşıyorlar.

    24 Haziran’da gerçekleştirilecek olan seçim çalışmalarını sürdüren Hakların Demokratik Partisi (HDP) Malatya il örgütü HDP İzmir Milletvekili Müslüm Doğan’ın katılımıyla seçim çalışmaları kapsamında, Pütürge ilçe merkezi, bağlı mahallelerde ve Battalgazi ilçesine bağlı Mamurek mahallelerine ziyaret gerçekleştirildi.

    Yapılan ziyaretler sırasında yurttaşlarla bir araya gelerek açıklamalarda bulunan HDP İzmir Milletvekili Müslüm Doğan, “Gün CHP, HDP günü değil. Gün AKP ve MHP’nin kurduğu karanlık sisteme karşı birleşme günüdür.Yoksul daha da yoksullaştı, ülkede demokrasi, adalet, hak ve hukuk yok. Gözaltına alıyorlar sizi keyfi olarak haftalarca gözaltında tutabiliyorlar. Bakın Milletvekillerimiz hakkında hazırlanan fezlekelerin hepsi boş ve hiçbir hukuki dayanağı yok. Gün birlik olma günü, gün bu karanlık düzeni yıkma günüdür” dedi.

    (Haber Merkezi)

  • HDP’li Doğan, Alevileri HDP’de siyaset yapmaya çağırdı – VİDEO

    HDP’li Doğan, Alevileri HDP’de siyaset yapmaya çağırdı – VİDEO

    PİRHA – HDP İzmir Milletvekili Müslüm Doğan, TBMM’de basın toplantısı düzenleyerek Alevileri HDP’de siyaset yapmaya çağırdı. 

    HDP İzmir Milletvekili Müslüm Doğan TBMM’de basın toplantısı düzenledi. Doğan, basın toplantısında Alevielri HDP’de siyaset yapmaya çağırdı.

    “EŞİT OLMAYAN KOŞULLARDA SEÇİM SÜRECİ İÇİNDEYİZ”

    Müslüm Doğan, “Selahattin Demirtaş esaret içerisinde çalışmalarını sürdürmektedir. Hiçbir suçu olmadığı halde siyasi rehine olarak tutulmaktadır. Torba fezlekelerle tutukluluk hali sürdürülmeye çalışılıyor. Mahkemelerde adeta bir hukuk dersi vermektedir. Eşit koşullarda olmayan bir seçim sürecinin içerisindeyiz. Mandela’da benzer koşullar içerisinden Cumhurbaşkanı olmuştur. İnanıyoruz ki Selahattin Demirtaş’ta Cumhurbaşkanı seçilecektir.

    Neden Demirtaş’tan bu kadar korkuyorlar. Çünkü Sayın Demirtaş hak, hukuk ve vicdanlara seslenen bir siyaset adamıdır. Selahattin Demirtaş tutuklu olduğu sürece hiç kimse bu seçimin adil ve demokratik yürütüldüğünü söylemesin.’ dedi.

    Doğan ayrıca CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce’nin Selahattin Demirtaş’ı ziyaretinin de hassas bir ziyaret olduğunu söyledi. Doğan, Sayın İnce’nin Demirtaş’ın serbest bırakılması konusunda mücadele etmesi gerektiğini de belirtti.

    Son olarak Alevileri HDP’de siyaset yapmaya çağıran Müslüm Doğan, HDP’nin baraj altında bırakılması durumda kurulmak istenen sistemin sağlamlaştırılması, tek kişilik oligarşik yapının onayı anlamına geleceğini belirtti. (HABER MERKEZİ)

  • 4 Mayıs’ın ‘Dersim 38 Tertelesi Günü’ olması için Meclise kanun teklifi

    4 Mayıs’ın ‘Dersim 38 Tertelesi Günü’ olması için Meclise kanun teklifi

    PİRHA – HDP İzmir Milletvekili Müslüm Doğan, 4 Mayıs 1937 tarihinde Bakanlar Kurulu Kararı ile gerçekleşen katliam ve sürgün sürecinin bir yüzleşme anlamında ve bir daha yaşanmaması adına bugünün “Dersim Tertelesi günü” olarak kabul edilmesine ilişkin bir kanun teklifi verdi.  

    HDP İzmir Milletvekili Müslüm Doğan, 4 Mayıs 1937 tarihinde Bakanlar Kurulu Kararı ile gerçekleşen katliam ve sürgün sürecinin bir yüzleşme anlamında ve bir daha yaşanmaması adına bugünün “Dersim Tertelesi günü” olarak kabul edilmesine ilişkin bir kanun teklifi verdi.

    Doğan hazırladığı kanun teklifinde  “4 Mayıs 1937 tarihindeki Bakanlar Kurulu Kararının geriye alınması, sürgünler, kayıplar ve evlatlık alınan çocukların listesi, Seyit Rıza ve arkadaşlarının mezar yerlerinin açıklanmasının toplumsal barışa hizmet edeceği ve Dersim halkının acılarını hafifleteceğini, insanlarımızın birarada yaşama arzusunu artıracaktır” dedi.

    “4 MAYIS DERSİM HALKI İÇİN KARA GÜNDÜR”

    Doğan, TBMM’ine sunduğu  gerekçede şunları belirtti;

    “Yakın tarihimizde “Tunceli Tenkil Harekatı” olarak bilinen Dersim halkına yönelik harekat 4 Mayıs 1937 tarihli Bakanlar kurulu kararıyla karar altına alınmış bu kararı takiben büyük bir katliam gerçekleşmiş olup, Dersim coğrafyası büyük bir acı ve gözyaşı sonucunda ve Tertele olarak değerlendirdiğimiz bir süreci yaşamıştır.

    İki yıldan fazla süren askeri operasyonlarda on binlerce Dersimli hayatını kaybetmiş bir o kadar da sürgüne tabii tutulmuş, kendi coğrafyalarından uzaklaştırılmıştır.

    Bu harekatta anne ve babaları katledilmiş çocuklar zorla evlatlık verilmiş, Dersimin önde gelen halk önderleri zamanın hukuk sınırlarına uymayan bir şekilde idam edilmişlerdir.

    Bu nedenle 4 Mayıs günü Dersim halkı için ve tüm Türkiye’de yaşanan insanlar için bir kara gün olarak değerlendirilmektedir. 4 Mayıs 1937 tarihinde Bakanlar Kurulu Kararı ile gerçekleşen katliam ve sürgün sürecinin bir yüzleşme anlamında ve bir daha yaşanmaması adına bugünün “Dersim 38 Tertelesi Günü” olarak kabul edilmesi ülke barışına ve ülkemizin geçmişte gelen kadim bağlarının güçlenmesini neden olacaktır.

    “SEYİT RIZA VE ARKADAŞLARININ MEZAR YERLERİ AÇIKLANSIN”

    Bu anlamda bugünle birlikte tüm arşivlerin açılması Dersim isminin iade edilmesinin, Dersim halkından özür dilenmesinin 4 Mayıs 1937 tarihindeki Bakanlar Kurulu kararının geriye alınması, sürgünler, kayıplar ve evlatlık alınan çocukların listesi ve Seyit Rıza ve arkadaşlarının mezar yerlerinin açıklanmasının da yine toplumsal barışa hizmet edeceği ve Dersim halkının acılarını hafifletecek insanlarımızın  birarada yaşama arzusunu artıracaktık.” (HABER MERKEZİ)                                                     

  • HDP’li Doğan: Aleviler ve Kürtler bu ittifakların neresinde?- VİDEO

    HDP’li Doğan: Aleviler ve Kürtler bu ittifakların neresinde?- VİDEO

    PİRHA – HDP İzmir Milletvekili Müslüm Doğan, TBMM’de basın toplantısı düzenleyerek seçim ittifaklarına dair açıklamalarda bulundu. Doğan, Alevilerin, sosyalistlerin, solcuların olmadığı bu ittifakın Türkiye halklarına vadedeceği hiçbir şeyin olmadığını belirtti.

    HDP İzmir Milletvekili Müslüm Doğan, TBMM’de basın toplantısı düzenleyerek seçim ittifaklarına dair açıklamalarda bulundu.

    Doğan, AKP-MHP ittifakı karşısında oluşturulan CHP-İYİ Parti-SP ve DP ittifakının alt zeminin kaygan olduğunu ve AKP-MHP ittifakını zayıflatacak nitelikte değil hatta güçlendirecek nitelikte bulunduğunu belirtti.

    Parlamenter demokratik sistemin geleceğini de tehlikeye atan bu ittifak ve HDP’nin dışarda bırakılmasının kabul edilemez olduğunu belirten Doğan, Alevilerin, sosyalistlerin, solcuların olmadığı bu ittifakın Türkiye halklarına vadedeceği hiçbir şeyin olmadığını belirtti. (HABER MERKEZİ)

     

  • HDP’li Doğan: Oya göre hizmet, siyasal İslam’ın dışa vurumudur-VİDEO

    HDP’li Doğan: Oya göre hizmet, siyasal İslam’ın dışa vurumudur-VİDEO

    PİRHA – HDP İzmir Milletvekili Müslüm Doğan, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Mevlüt Uysal’ın yerel seçimlerde aldığımız oya göre hizmet götüreceğiz açıklamasına tepki gösterdi. Doğan, “Kendi inançlarından, öğretilerinden, kendi dininden olmayan insanlara aslında yerel bazda bakışlarını ifade etmektedir” ifadelerini kullandı. 

    İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı’nın oya göre hizmet önceliği söylemlerine ilişkin PİRHA’ya konuşan HDP Milletvekili Müslüm Doğan, “Bu da siyasal İslam’ın dışa vurumudur. Yani bize bakışı ile ilgili bir husustur. Oradaki yoksul emekçi halka bakışla ilgili bir husustur. Kendi inançlarından, öğretilerinden, kendi dininden olmayan insanlara aslında yerel bazda bakışlarını ifade etmektedir” açıklamalarında bulundu.

    “BU BİLİNÇALTININ DIŞARI VURUMU HALKIMIZ İÇİN İYİ OLMUŞTUR”

    “Bunu da çok iyi deşifre etmek lazım. Bu bilinçaltının dışa vurumu halkımız için de iyi olmuştur” diye konuşan Doğan, “Bunların gerçek yüzü ortaya çıkmıştır. Çünkü bunların halkımıza, yoksul halkımıza vereceği hiçbir şey kalmamıştır. Esas olarak bu ülkenin değerlerini yok etmeye yönelik bir iktidarları söz konusudur” ifadelerini kullandı.

    Doğan, “Bu iktidarlarının da sonu gelecektir. Özellikle son Newroz ve bizim partimizin son kongresinden sonra bu özellikle psikolojik eşiği aşmamız geniş kitlelerle buluşmamız bunun bir ifadesidir. Onların tüm siyasetleri boşa çıkartılacak” diye konuştu.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • HDP’li Doğan’dan gözaltıların yaşandığı PSAKD’ye ziyaret-VİDEO

    HDP’li Doğan’dan gözaltıların yaşandığı PSAKD’ye ziyaret-VİDEO

    PİRHA – Son haftalarda PSAKD yönetici ve üyelerine yönelik yapılan gözaltılara, operasyonlara ilişkin PSAKD Eski Başkanı HDP İzmir Milletvekili Müslüm Doğan ile Ankara İl yönetimi PSAKD Genel Merkezi’ne destek ziyareti gerçekleştirdi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği yönetici ve üyelerine yönelik gözaltılara ilişkin HDP İzmir Milletvekili Müslüm Doğan ile Ankara İl Yönetimi PSAKD Genel Merkezi’ne ziyarette bulundu. Doğan, olayı meclise taşıdığını ve gözaltına alınanların serbest bırakılmasını istediğini dile getirdi.

    “PİR SULTAN ÖRGÜTLÜLÜĞÜNÜ HEDEF ALAN GÖZALTILAR”

    PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan, şunları ifade etti:

    “Gittiğimiz yer bir köy bu köyde zaman zaman gözaltına alınanlar olmuş. Burada 2 şey karşımıza çıkıyor. Yaylalarını aktif olarak kullanan bir köy. 2. Refaiye’de altın çıkarılıyor. Resmi görüşmelerimizde olsun ikili görüşmelerimizde olsun dedikleri burada o kadar cem evi varken neden burada cem evi inşa etmeyi uygun buldunuz. Bir cem evi inşaatımız var orada. Pir Sultan örgütlülüğü her yerde olduğu gibi orada da Alevi hareketini, Alevilere toparlayan bir örgüt. Tüm eylemliliklerin içerisinde olan bir örgüt olmasından dolayı oradaki örgütlülüğümüzü hedef alan bir gözaltıdır.”

    Gözaltına alınan Erol Yeter hakkında bilgi veren Kaplan, “Erol arkadaşımız sizin döneminizde olduğu gibi yıllardır bu örgütlülüğün içerisinde bölgemizden sorumlu çok zor coğrafyada görev yapan bir arkadaşımızdır. En yakın şubesi 200 km uzaklıkta olan şubeler arası ilişkiyi hiçbir zaman göz ardı etmeyen en ufak şeyde şubelerimize giden bir arkadaşımız. Biz bunu Vali Beyle olan görüşmemizde de anlattık. Bu arkadaşımız bizim için kıymetlidir, örgütümüzün değerlerinden birisi. Bir an önce hakim huzuruna çıkarılması talep ediyoruz dedik” ifadelerini kullandı.

    “KARANLIĞA KARŞI IŞIKLARIMIZI SÖNDÜRMÜYORUZ”

    “Biliyorsunuz karanlığa karşı ışıklarımızı söndürmüyoruz etkinliğinin kararını arkadaşlarımızla aldık ve örgütümüze gönderdik birçok şubemiz bu karara katılıyor. Pir Sultan örgütü böyledir. Doğusundan, batısına bir bütünlüğü bir bütünlüklü olarak kadrolarımıza sahip çıkarak bu anlamda sıkıntı çekmiyoruz” diye konuşan Kaplan, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Valiye de bildirdik. Bir eylem kararı aldığımızı bu eylemin ne kadar süreceği ne kadar sürede biteceği size bağlı. Bu arkadaşımızın bir an önce hakim karşısına çıkartılması istedik. Vali beyde elinden ne gelirse yapacağını ifade etti.

    Bekliyoruz;  Yarın arkadaşımız savcılığa çıkacak duruma göre hareket edeceğiz. Pir Sultan örgütünün üyesi olan 4 arkadaşımız Refahiye’de yarın savcılığa çıkacaklar, 3 arkadaşımız bugün savcılığa çıkmış. Refahiye Savcılığı’nın yürütmüş olduğu bir soruşturma, yarın bakacağız, ona göre bir eylem takvimi belirleyeceğiz. Duyarlılığınız için tekrar teşekkür ediyoruz.”

    “ASİMİLE POLİTİKALARINA KARŞI ALEVİLER ÖNEMLİ DURUŞ SERGİLİYOR”

    PSAKD Eski Başkanı Müslüm Doğan, mecliste Diyanet’in bu zamana kadar 240 bin öğrenciye burs verildiğini belirttiği bir konuşma yaptığını belirterek şunları kaydetti:

    “56 milyon küsur para verilmiş. Verilen bu öğrenciler içerisinde 1 lira ne Alevilere, ne de diğer inançlara tahsis edilmiştir. Bu korkunç bir durumdur. Diyanetin bu bütçesi olsun, asimilasyon konularını devreye sokması olsun toplumun en önemli sorunu haline geldi. Devletin dini olur mu? Hangi devletin hangi ileri batı ülkelerinde böyle bir şey var. Tabii Kurumsallaşma özellikle çok ilginç 28 Şubat’ta da bunlar bir albay atamıştı yardımcı olarak. Şimdi de savaşı güçlendirmek için adam fetva veriyor. İçeride ve dışarıda cihat veriyoruz diyor, cihat savaştır.

    Diyanet İşleri Başkanlığı bağımsız bir Anayasal kuruluş olması gerekirken toplumu ayrıştırmaya, toplumu asimile etmeye, toplumun arasındaki kadim bağların zayıflatılmasına karşı bizim Alevi hareketinin çok önemli bir duruşu var.”

    Doğan, “Onun için Pir Sultan’dan başlayan bir gözaltı sıradan bir gözaltı değil. Bu duruma karşı tüm alevi hareketin harekete geçmesi gerekir, Özellikle ABF hareketinin orada olması gerekir, diğer Alevi musahip derneklerimizin çok ciddi bir tepkiyi ortaya koyması gerekir. Ben tepki koyacaklarına inanıyorum” diyerek sözlerini tamamladı.

    “GÜVENLİK TOPLANTISINDA SORULAR”

    Kaplan, “Geçen kaymakamla bu güvenlik için yaptığımız görüşmede ben onu güvenlik olarak hiçbir zaman algılamadım. Aleviler ve yöneticiler arasında devletin bir anket yaptığını biz orada gözlemledik. Kuranı Kerim’in neresindesiniz? 3 halife sizin nerenizde? Ve savaşa nasıl bakıyorsunuz? 3 tane soru sordu” dedi.

    HDP’nin daha önce seçim programına aldığı gibi, tüm partilerin de önümüzde ki dönemde Diyanet’in kaldırılması için çaba sarf edilmesini özellikle önümüzdeki dönem talep edeceğiz. Diyanet, sekiler yaşamı savunan haklar üzerinde bir kamburdur.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • Mecliste yaralanan HDP’li Toğrul’a 45 günlük iş göremez raporu verildi

    Mecliste yaralanan HDP’li Toğrul’a 45 günlük iş göremez raporu verildi

    Meclis Genel Kurulu’ndaki Teşvik Torba Tasarısı’nın görüşmeleri esnasında, Afrin operasyonu için yapılan eleştirilere tahammül edemeyen AKP’li vekiller HDP’li vekillere saldırdı.

    HDP Diyarbakır Milletvekili Mahmut Toğrul’un “TSK Afrin’de etnik temizlik yapıyor” sözlerine  AKP Konya Milletvekili Leyla Şahin Usta, “Asker ülkesi için savaşıyor, sivil öldürülüyorsa onu sizin PKK’lılarınız yapıyor, bu kürsüden böyle bir şey söyleyemezsiniz, bu sözlerinizden ötürü sizi kınıyorum” şeklinde HDP’li vekilin üstüne yürüdü. Yapılan saldırıda HDP’li Müslüm Doğan ve Mahmut Toğrul aldıkları darbeler nedeniyle yaralandı. Vekiller Meclis’teki ilk yardım merkezine giderek tedavi oldu.

    Mezopotamya Ajansı’nın haberine göre kolu kırılan Toğrul’a 45 günlük iş göremez raporu verildi.

    “100’E YAKIN VEKİL ÜZERİMİZE YÜRÜDÜ”

    Konuya ilişkin bilgi veren Toğrul, “Ben madde üzerinde Afrin’den bahsettim. Yansıttıkları gibi değil. Hani bunlar ‘Afrin’e yerleştireceğiz’ diyorlar. Bende oraya kimi yerleştireceksiniz, dışarıdan bu kadar insan getirirseniz bu demografik yapının içine koyarsanız, bu demografik yapıyı değiştirmek olur. Bunun adı da etnik temizliktir dedim. Sivil kayıplar ve sivil yaralılardan bahsettim. Konuşmam bitti, yerime geçip oturdum. Daha sonra oturum devam etti. Yerime oturduktan sonra maddenin oylamasına geçildi. Karar yeter sayısı için oylama yapıldı, o arada Garo (Paylan) vekil ile sohbet ediyordum. Onların Konya milletvekili yanımıza geldi. ‘Sizi kınıyorum falan’ dedi. Ciddiye almadım, onu geçeyim dedim kapıya doğru yöneldiğimde yüze yakın vekil üzerimize yürüdü. Meğer organize bir saldırıya hazırlanmışlar. Bir ara yere düştük. Yere düşerken kolum kırılmış. Garo ile iki kişiydik onlar 100’e yakın kişiyle bize saldırdılar” dedi.

  • Alevilere hakaret içeren kitaba ilişkin HDP’li Doğan’dan soru önergesi

    Alevilere hakaret içeren kitaba ilişkin HDP’li Doğan’dan soru önergesi

    PİRHA – HDP İzmir Milletrvekili Müslüm Doğan, Millî Eğitim Bakanlığı’nın ilkokullarda dağıtılmasına izin verdiği kitapta Alevilere hakaret edildiği ve günümüz yaşamında “cehennemlik sayıldığı yönündeki iddiaları Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz’a sordu. 

    HDP İzmir Milletvekili Müslüm Doğan Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz’a yanıtlaması istemiyle soru önergesi verdi. Doğan, Millî Eğitim Bakanlığı’nın ilkokullarda dağıtılmasına izin verdiği kitapta Alevilere hakaret edildiği ve günümüz yaşamında “cehennemlik” sayıldığı yönünde iddiaları bulunduğunu söyledi.

    Doğan soru önergesinde “Server Gençlik ve Spor Kulübü Derneği’nin “Sünnet Olmadan Ümmet Olmaz – Peygamberimizden Dini Hikâyeler” adı altında okullar için hazırladığı kitapta Alevilere yönelik ‘Şeriat din demek. Dindar olan bir insan ona karşı olamaz. Bir Müslüman şeriata karşıyım diyemez. Bir kısım Aleviler Avustralya’da toplantılar yapmış, Sidney radyosundan konuşmuşlar, şeriata vurmuş, aleyhinde konuşmuşlar. Böyle şey olur mu? Demek ki onlar Alevilik perdesi altında Ateist’ ifadelerin kullanıldığını belirtti.

    HALKI YARALAYICI, CİNSEL İSTİSMARI ÖVEN İFADELER

    Kitapla ilgili Eğitim-Sen’in incelemesinde ortaya çıkan diğer ifadelerde ise halkı yaralayıcı, cinsel istismarı öven, ayrımcı, dışlayıcı ifadelerin sıkça kullanıldığını söyleyen Doğan, şunları belirtti.

    “‘Bizi Allah doktor olalım diye dünyaya göndermedi. Ziraatçı olalım diye de dünyaya göndermedi. Allah hepimizi kendi dinine hizmet etmekle vazifeli kıldı.’, ‘Bir git bakalım Kadıköy tarafına… Bir Adalar vapuruna bin. Millet çıplak geziyor, çıplaklar kulübü var, plajlar var. Şimdi bizim içimizden al bir İngilizi koy karşına, al bir Fransızı koy karşına. Bil bakalım hangisi Türk? Anlamak mümkün değil. Saç aynı, zibidi pantolon aynı, tavır aynı, yüz aynı, her şey aynı…’. Kitapta ortaya çıkan cinsel istismar hikayesinde de şöyle deniyordu: “Amcamın güzel bir kızı vardı. Onu herkesten çok seviyordum. Ona yaklaşmak istedim. Ama bana yüz vermedi. Bir süre sonra kıtlık oldu. Amcamın kızı bana geldi. Açlık ve yoksulluk içinde olduklarını söyledi ve benden yardım istedi. Ona, kendisini bana teslim etmesi karşılığında yüz yirmi altın verdim. Kabul etmek zorunda kaldı. Arzuma kavuşacağım sırada bana: Allah’tan kork! Allah’ın yasakladığı şekilde bana sahip olma, dedi. Ben de bu sözle kendime geldim ve ona yaklaşmadım.”

    Doğan Bakan Yılmaz’a şu soruları sordu:

    • Server Gençlik ve Spor Kulübü Derneği hangi yetki, bilgi ve deneyime göre bu kitabı hazırlamıştır? Kitap ne zaman ve nerede hazırlanmıştır?
    • Server Gençlik ve Spor Kulübü Derneği hangi amaçla kurulmuştur? Derneğin bugüne kadar bakanlığınızla yürüttüğü çalışmalar nelerdir?
    • Bu kitabın hazırlanması yönünde bakanlığınızın bir talebi olmuş mudur?
    • Talim Terbiye Kurulunun kitabın öğrencilere dağıtılmasının uygun olduğu yönünde bir kararı var mıdır?
    • Bu kitabın ilk ve ortaokullarda okutulmasına ilişkin onay veren kurum ve kuruluşlar kimlerdir?
    • Bu kitabın okullarda okutulmasına ilişkin inceleme ne zaman yapılmıştır? İnceleme biriminde kaç kişi görev almıştır?
    • Kitapta geçen ifadelerden dolayı kitabın okullarda okutulmasına ilişkin onay veren kişi ve kurumlar hakkında soruşturma açmayı düşünüyor musunuz?
    • Kitapta yer alan ifadelere ilişkin bir inceleme başlatacak mısınız?
    • Kitap şu ana kadar kaç okulda kaç öğrenciye dağıtılmıştır? Kitabın kaç basımı yapılmıştır?
    • Bakanlığınızın kitapta yer alan söz konusu ifadelere dair görüşü ve açıklaması nedir?
    • Kitabın basımında ve yayınlanmasına herhangi bir devlet desteği var mıdır?
    • Kitabın toplatılmasına ilişkin bir çalışmanız veya girişiminiz olacak mıdır? (HABER MERKEZİ)

     

  • ‘Diyanet’in, hayatın her alanında söz sahibi olması hangi kanuna dayanmaktadır?’

    ‘Diyanet’in, hayatın her alanında söz sahibi olması hangi kanuna dayanmaktadır?’

    PİRHA- Diyanet’in 2018’deki eğitim faaliyet planı kapsamında belediyelere, Emniyete, muhtarlıklara, fabrikalara ve apartmanlara vaiz gönderme planı meclis gündemine taşındı. 

    HDP İzmir Milletvekili Müslüm Doğan Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’ın yazılı yanıtlaması istemiyle soru önergesi verdi. Doğan’ın yönelttiği sorular şöyle:

    • Kuruluş kanununa göre din alanında toplumu aydınlatmak’ ve “ibadet ve ahlak esasları ile ilgili işleri yürütmek, ibadet yerlerini yönetmek” olan Diyanet İşleri Başkanlığı’nın hayatın her alanında söz sahibi olması hangi kanuna dayanmaktadır?
    • Her mahalleye bir vaiz gönderme planlaması hangi ihtiyaçtan doğmuştur?
    • Halkın bu konuda herhangi bir talebi var mıdır?
    • Bu vaizler hangi kriterlere göre seçileceklerdir?
    • Devletin eğitim, sağlık, sosyal hizmetler gibi en temel hizmetlerden elini teker teker çektiği bir zamanda kamunun tüm olanaklarının Diyanet’e verilmesinin gerekçesi nedir?
    • Bireyin kendi karar ve ihtiyaçları doğrultusunda benimsemesi gereken dini inanç ve pratiklerin Diyanet İşleri Başkanlığı aracılığıyla toplumun tamamına dayatılmasının gerekçesi nedir?
    • Toplumda bu tür uygulamalarla dinin sosyal hayattaki kapsamının genişletildiğine ve farklı inanç ve mezhepten gelen insanları asimile ettiğine dair endişeler bulunmaktadır. Bu endişeleri giderecek bir çalışmanız var mıdır?
    • Toplumun tüm kesimlerden toplanan vergilerin tek bir inanca harcanması ve diğer inançların yok sayılmasına ilişkin oluşan mağduriyetlerin giderilmesi adına herhangi bir çalışmanız var mıdır? (HABER MERKEZİ)
  • İngiltere Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi Wood Grenn Dergahı açıldı- VİDEO

    İngiltere Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi Wood Grenn Dergahı açıldı- VİDEO

    PİRHA – İngiltere Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi yeni binasının açılışı yapıldı. Londra’da gerçekleşen Wood Green Dergahı açılışına Türkiye ve Avrupa’daki Alevi kurum başkanları, CHP ve HDP Milletvekilleri, Londra’daki belediye başkanları ve farklı inançların temsilcileri katıldı.

    Haberin Videosu

    İngiltere Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi Wood Green Dergahı açılışını yaptı. Açılışa CHP ve HDP Milletvekilleri, İngiltere Parlamentosu’ndan bakan ve milletvekilleri, Türkiye ve Avrupa Alevi Hareketi’nin kurum başkanları, Londra’daki belediye başkanları, Harringey ve Hackney polis şefleri, farklı inançların temsilcileri, Londra’daki belediye encümen üyeleri, Kuzey Amerika Alevi Hareketi’nin temsilcileri, Arnavutluk Bektaşi Dergahı temsilcileri, Britanya’daki cemevi temsilcileri ve çok sayıda Alevi yurttaş katıldı.

    Açılıştan sonra Türkiye ve Avrupa’dan gelen dedelerle beraber birlik cemi bağlandı.

    Elif TABAK/LONDRA

     

     

     

     

  • HDP’li Doğan ‘Dini Kavramlar Sözlüğünde’ yer alan ifadeleri meclise taşıdı

    HDP’li Doğan ‘Dini Kavramlar Sözlüğünde’ yer alan ifadeleri meclise taşıdı

    PİRHA-HDP İzmir Milletvekili Müslüm Doğan, Diyanet İşleri Başkanlığı web sitesinde yer alan ‘Dini Kavramlar Sözlüğünde’ geçen ifadeleri Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’a sordu.

    HDP İzmir Milletvekili Müslüm Doğan Diyanet İşleri Başkanlığı web sitesinde yer alan ‘Dini Kavramlar Sözlüğünde’ geçen ifadeleri meclise taşıdı. Doğan, Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’ın yanıtlaması istemiyle verdiği soru önergesinde, anayasa ve Uluslararası Çocuk Hakları Sözleşmesi başta olmak üzere tüm hukuksal metinlerde, 18 yaşını doldurmamış her insanın çocuk olarak sayıldığını hatırlatarak, Diyanetin hem anayasaya hem de Çocuk Hakları Sözleşmesine aykırı bir biçimde çocuk istismarını ve çocuk evliliklerini meşrulaştıran bu açıklaması hakkında bir soruşturma başlatılıp başlatılmadığını sordu.

    KİMLER TARAFINDAN HANGİ YETKİYE DAYANDIRILARAK HAZIRLANDI?

    Doğan ayrıca önergesinde, Dini Kavramlar Sözlüğü’nün ne zaman, kimler tarafından hangi yetkiye dayandırılarak hazırlandığını, hazırlayan kişilerin eğitim durumlarını sordu.

    Doğan’ın Bozdağ’a yönelttiği sorular şöyle:

    • Anayasamız ve Uluslararası Çocuk Hakları Sözleşmesi başta olmak üzere tüm hukuksal metinlerde, 18 yaşını doldurmamış her insanı çocuk sayılmaktadır. Devletin bir kurumu olan Diyanet İşleri Başkanlığı’nın hem anayasaya hem de Çocuk Hakları Sözleşmesine aykırı biçimde çocuk istismarını ve çocuk evliliklerine meşrulaştıran, fetva veren bu açıklamasından dolayı herhangi bir soruşturma başlatılmış mıdır?
    • Diyanet’in resmî web sitesinde yer alan ‘Dini Kavramlar Sözlüğü’ ne zaman, kimler tarafından, hangi yetkiye dayandırılarak hazırlanmıştır?
    • Diyanet’in resmî web sitesinin içerikleri kimler tarafından hazırlanmaktadır? Bu kişi veya kişilerin eğitim durumları nedir?
    • Diyanet’in resmi web sitesinin içerikleri herhangi bir kişi ya da kurum tarafından incelenmekte midir?
    • ‘Dini Kavramlar Sözlüğü’ bölümünün kapatılma gerekçesi nedir? Bu bölüm hakkında ne tür bir tasarrufta bulunulacaktır?
    • Diyanet’in, Ergenlik çağına girmiş kız çocukları nikahlanırken yanlarında velilerinin olmasının daha uygun olacağını ve “Veli olmasa da olur” şeklinde açıklama yaptığı iddiaları doğru mudur?
    • Bu açıklamaları yapan personel hakkında herhangi bir işlem başlatılmış mıdır?
    • Diyanet İşleri Başkanlığının bu tür açıklamalarla toplumu şekillendirmek istediği yönündeki iddialar doğru mudur?
    • Diyanet İşleri Başkanlığının kaldırılması yönünde bir çalışmanız olacak mıdır?

     

  • YOL TV kararı en geç 6 ay içinde belli olacak-VİDEO

    YOL TV kararı en geç 6 ay içinde belli olacak-VİDEO

    PİRHA- RTÜK tarafından Türksat’ta yayını durdurulan YOL TV’nin yeniden yayına geçmesi için açılan davanın duruşması Ankara 10. İdare Mahkemesi’nde görüldü. Duruşma sonrası mahkeme önünde yapılan açıklamada yargının siyasi bir karar vermemesi istendi. 

    Haberin Videosu

    RTÜK tarafından  30 Aralık 2016 tarihinde yayını durdurulan Alevi kanalı YOL TV’nin tekrar açılması için açılan davanın duruşması Ankara 10. İdare Mahkemesi’nde görüldü.

    Davayı takip etmek için birçok Alevi kurum temsilcisi Ankara’ya geldi. Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Genel Başkanı Hüseyin Mat, AABK Onursal Başkanı Turgut Öker, Britanya Alevi Federasyonu (BAF) Başkanı İsrafil Erbil, Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Muhittin Yıldız, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Gani Kaplan ve önceki başkanlarından Kemal Bülbül, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Genel Başkanı Tuncer Baş ve önceki genel başkanlarından Ercan Geçmez, Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz, Demokratik Alevi Derneği, (DAD) Ankara Şube Eş Başkanı Murat Işık, DAD Mamak Şube Eş Başkanı Hülya Türkmen, ayrıca PSAKD Ankara Şubesi, Yenimahalle Şubesi, Mamak Şubesi, Kartal Şubesi; HBVAKV Mamak Misket Şubesi yönetimi ve üyeleri ile CHP Milletvekilleri Mehmet Tüm, Şenal Saruhan, Necati Yılmaz, Sezgin Tanrıkulu, HDP Milletvekilleri Alican Önlü, Müslüm Doğan, Mahmut Toğrul, Feleknas Uca destek verdi.

    “HİÇBİR RESMİ BİLDİRİM YAPILMADI”

    Davadan bilgiler veren YOL TV Genel Yayın Yönetmeni Mahmut Akgül, davada hem YOL TV’nin avukatının hem de RTÜK’ün avukatının savunma yaptığını belirtti. YOL TV’nin kapatılmasıyla ilgili kendilerine hiçbir resmi bildirim yapılmadığını kaydeden Akgül, dava sırasında yaptıkları savunmada Alevilerin yayın haklarının kesilmesinin hukuksuz olduğunu vurguladıklarını, ayrıca Almanya merkezli yayın yapan YOL TV’nin Almanya radyo televizyon üst kurulundan lisanslı bir yayın organı olduğunu ve RTÜK’ten hiçbir ceza almadığını belirttiklerini ifade etti. Akgül, buna karşılık RTÜK’ün avukatının YOL TV’nin yayınının kesilmesinin yasalara uygun olduğunu savunduğunu kaydetti.

    “RTÜK BİRAN ÖNCE BU KARARDAN VAZGEÇMELİ”

    İlk olarak konuşan HDP İzmir Milletvekili Müslüm Doğan, YOL TV’nin asimilasyona karşı mücadele veren önemli bir kurum olduğunu kaydederek sadece Alevilere değil tüm ezilenlere hizmet ettiğini vurguladı. YOL TV’ye verilen cezanın haksız ve hukuksuz olduğunu kaydeden Doğan, RTÜK’ün biran önce bu karardan vazgeçmesini istedi.

    “YOL TV SIRADAN BİR TELEVİZYON DEĞİLDİR”

    Doğan’ın ardından ABF, AABK, PSAKD, HBVAKV, AKD ve DAD adına basın açıklamasını okuyan ABF Genel Başkanı Muhittin Yıldız, OHAL bahanesiyle hayata geçirilen tüm uygulamaların hukuki kaygılarla değil, tamamen ideolojik ve mezhepçi kaygılarla yapıldığını ifade ederek şunları kaydetti:

    “YOL TV’nin kapatılması Alevilere yönelik geçmişten günümüze gelen katliamcı ve mezhepçi devlet aklının ürünüdür. Biz bu akla hiçbir zaman teslim olmadık, olmayacağız.”

    15 yıllık AKP iktidarı döneminde Alevilerin yoğun bir şekilde asimilasyon politikalarına maruz kaldığını belirten Yıldız, Alevilerin sorunlarının kamusal alanda konuşulmasının birilerinin rahatsız ettiğinin farkında olduklarını ifade etti. “Başından beri tek din, tek dil, tek millet yaratma politikaları üreten ve tek tip insan modelini topluma dayatan siyasi iktidarın; elbette ki farklı seslere tahammül etmediğini biliyoruz. Tek medya ve tek ses de bu asimilasyon politikalarının bir parçasıdır” diyen Yıldız, Aleviler açısından YOL TV’nin sıradan bir televizyon kanalı olmadığına, yasaklı olan Alevi inancının sesi olduğuna dikkat çekti.

    “TÜM MUHALİFLERE KARŞI YAPILMIŞ BİR HAKSIZLIK”

    YOL TV’nin sadece Alevileri değil Alevilerin bir nazarda gördüğü 72 milleti de sahiplenen bir televizyon olduğunu belirten Yıldız, iktidar tarafından kollanan televizyonlar gibi toplumsal şiddet, nefret, ayrımcılık yaratacak yayınlar yapmadığını, Alevilerin dili olan birleştirici ve barışın evrensel dilini kullandığını kaydetti. Yıldız, YOL TV’nin kapatılmasının tüm muhalif kesimlere karşı yapılmış bir haksızlık olduğunu vurguladı.

    “YOL TV’NİN GEÇMİŞİ TÜRKİYE’NİN YÜZ AKIDIR”

    Yıldız’ın ardından söz alan CHP Ankara Milletvekili Necati Yılmaz, YOL TV’yi sahiplendiklerini belirterek,  “Burada verilmiş siyasi bir karar var. Bu ülke sadece AKP’lilerin değildir. Bu ülke sadece Erdoğan’ın değildir. Bu ülkede Aleviler var. Bu ülkede AKP’lilerin ve Erdoğan’ın dışında yaşayan yurttaşlar ve halklar var. Bunların kendilerine ait değerleri var. Bu değerler üzerinde kendini ifade eden YOL TV Türkiye’nin ve dünyanın 11 yıllık gerçeğidir. YOL TV’nin geçmişi Türkiye’nin yüz akıdır” şeklinde konuştu.

    YOL TV’nin bu ülkenin yurttaşlarının lokmalarıyla kurulduğunu ifade eden Yılmaz, YOL TV’ye atılan çamurun asla YOL TV’yi tutmayacağını, kindarlıkla suçlanamayacağını, asıl kindarlık yaratmak isteyeni tüm dünyanın bildiğini vurguladı. Bu davanın yargı için ciddi bir sınav olduğunun altını çizen Yılmaz, hukuki gerekçelerle bakıldığında YOL TV’nin bir gün dahi kapalı kalmasının mümkün olmadığını, sarayın sopasına dönüşmüş yargıdan bu karardan dönmelerini beklediklerini ifade etti.

    “TÜRKSAT’IN YAYIN LİSTESİNDE OLAN TÜM KANALLAR AYNI TEHLİKE ALTINDA”

    Yılmaz’ın ardından söz alan YOL TV’nin avukatı Nuray Özdoğan, siyasi bir karara hukuki bir kılıf konulduğuna dikkat çekerek 1 yıldır yargıdan karar beklediklerini, bir yayının durdurulmasının söz konusu olamadığını belirtti. Tüm Avrupa’da yayın yapma hakkı olan bir kanalın Türkiye’de yayın yapma hakkının ve insanların haber alma hakkının engellendiğini kaydeden Özdoğan, bu zihniyetle gidildiği taktirde Türksat’ın yayın listesinde olan tüm kanalların aynı tehlike altında olduğunu ifade etti.

    Yargıdan bu durdurma kararını biran önce sona erdirmesini isteyen Özdoğan, “Bizim sığınacağımız yer siyaset değil hukuk olmalı. Hakimlerden hukuktan yana tavır kullanmalarını istiyoruz” dedi.

    Mahkemenin YOL TV hakkında en erken 1 ay ya da en geç 6 ay yazılı olarak karar vermesi bekleniyor. (HABER MERKEZİ) 

  • HDP’nin Alevi vekilleri, Maraş Valisi’nin istifasını istedi

    HDP’nin Alevi vekilleri, Maraş Valisi’nin istifasını istedi

    PİRHA – HDP İzmir Milletvekili Müslüm Doğan, Antep Milletvekili Mahmut Toğrul ve Dersim  Milletvekili Alican Önlü ile birlikte TBMM’de basın toplantısı düzenleyerek 1978 yılında yaşanan Maraş Katliamı’na ilişkin açıklamada bulundular. Açıklamada Maraş Valiliği’nin istifası istendi. 

    HDP’li vekiller TBMM’de basın toplantısı düzenleyerek 1978 yılında yaşanan Maraş Katliamı’na ilişkin açıklama yaptı.

    “MARAŞ VALİSİ İSTİFA ETSİN”

    Maraş Valiliğinin il genelinde anma etkinliği, gösteri yürüyüşü, basın açıklaması ve benzeri etkinlikleri yasaklama kararını sert bir şekilde eleştiren Müslüm Doğan, Maraş olaylarında bir inancın, kültürün, ortaklığın yok edilmek istendiğini, şimdi ise bu olaylara ilişkin anmaların engellenmeye çalışıldığını söyleyerek Maraş Valisinin istifasını istedi.

    Doğan, “Maraş anması aslında, tarihin karanlık sayfasına işaret etmek, bir yüzleşmeyi gerçekleştirmek üzere yapılan bir anmadır. Bu anmayı engellemek, yasaklamak, yüzleşmekten kaçmaktır. Bu yüzleşmeyi gerçekleştiremezsek, ülkemiz gerçek bir demokrasiye kavuşamaz” diye konuştu.

    “ALEVİLER, BARIŞ İÇİNDE YAŞAMANIN KOŞULLARINI OLUŞTURMAYA ÇALIŞIYOR”

    Malatya’da kısa süre önce Alevi vatandaşlara ait evlerin işaretlendiğini de anımsatan Müslüm Doğan, şöyle konuştu:

    “Sayın İçişleri Bakanı’nı birkaç kez aramama rağmen bana dönmedi. Sayın İçişleri Bakanı’na hal hatır soracak değilim. Bu soruşturmanın ne düzeyde olduğuna ilişkin sorularıma cevap vermedi. Bunun da peşindeyiz. Aleviler artık eski Aleviler değil. Herkesin aklını başına alması gerekiyor. Aleviler, bu ülkede kardeşçe, barış içinde, eşit koşullarda yaşamanın koşullarını oluşturmaya çalışacaktır.”  (HABER MERKEZİ)

     

  • HDP’li Doğan: Bir Alevi olarak vergilerimi Diyanet’e helal etmiyorum

    HDP’li Doğan: Bir Alevi olarak vergilerimi Diyanet’e helal etmiyorum

    Diyanet bütçesi üzerine konuşan Doğan, “Diyanet İşleri Başkanlığına ayrılan bütçe, her sene bir önceki yıla kıyasla çok ciddi artışlarla da önemli boyutlara ulaşmış durumdadır. Alevi yurttaşların ve Müslüman olmayan inançlardan insanlarımızın vergisiyle Diyanet bütçesini oluşturuyorsunuz, bunu biz kabul edemeyiz. Bu, doğru ve ahlaki bir durum da değildir. Kurumun literatüründe de böyle bir şey söz konusu” dedi.

    Doğan, “Bir Alevi olarak vergilerimi Diyanet’e helal etmiyorum” diye konuştu.

    Doğan’ın konuşmasının tamamı şöyle:​​​

    “İnsanlığın ulaştığı bilinç ve yaşam düzeyi anlamında kimsenin yaşam hakkı elinden alınamaz. Cinsiyeti, cinsel yönelimi, kimliği, dini ve dili yüzünden kimse dışlanamaz, ezilemez. Aleviler, Hristiyanlar, Asuriler, Süryaniler, Museviler, Ezidiler gibi ezilen ve dışlanan tüm inanç ve kültür grupları üzerindeki baskıların kaldırılması için mücadele etmek de insani bir duruş ve gerekliliktir.

    Zorunlu din dersinin kaldırılması, Alevilerin eşit yurttaşlık taleplerinin kabulü, cemevlerinin ibadet yerleri olarak kabul edilmesi, ayrımcılığa maruz kalan inançların ibadet yerlerine eşit muamele edilmesi, yaşanan tüm kimlik sorunlarının eşit haklar temelinde çözülmesi artık kaçınılmaz bir görev olarak karşımızda durmaktadır. Din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması, inanan ve inanmayan tüm kimliklerin kendilerini özgürce ifade etmelerinin olanaklarının yaratılması, eşitlik ve özgürlük kapsamlı laik ülkenin de demokratikleşme sürecine girmesini sağlayacaktır.

    “ZORUNLU DİN DERSİNE SON VERİLMELİ”

    Bu tutum, aynı zamanda Sünni Müslümanların da inançlarının devlet tekelinden kurtarılması, özgürleşmesi ve kendi inançlarını istedikleri için yaşamaları için mücadele anlamına gelmektedir. Açıkçası, özgürlükçü laiklik anlayışının egemen olması temel bir ihtiyaçtır artık. Aslında farklı din ve inanca sahip olan ya da herhangi bir dini inancı olmayan yurttaşların inanç ve vicdan özgürlüğünün, eşit yurttaşlık temelinde anayasal güvenceye kavuşturulması gerekmektedir. Zorunlu din dersleri uygulamasına son verilerek her bir öğrencinin kendi inancı doğrultusunda seçmeli olarak ders ve eğitim alma hakkı yasal güvence altına alınmalıdır. Sivil din eğitimi tümüyle serbest olmalı, Diyanet İşleri Başkanlığı mevcut yapısı yalnızca koordinasyon yapacak kurum statüsüne dönüştürülmelidir.

    Günümüz ihtiyacı göstermiştir ki değerli milletvekilleri, devletin din ve inanç alanından elini çekmesi, din ve inanç işleri topluma, inanç sahiplerine bırakılması artık zorunlu bir durumdur. İnanç topluluklarının örgütlenme özgürlüğünün önündeki tüm engeller kaldırılmalı, kendi inançlarını istedikleri gibi yaşayabilecekleri koşulların hukuk zemini yaratılmalıdır.

    “ALEVİLERİN VERGİSİYLE DİYANET BÜTÇESİ OLUŞUYOR”

    Diyanet İşleri Başkanlığına ayrılan bütçe, her sene bir önceki yıla kıyasla çok ciddi artışlarla da önemli boyutlara ulaşmış durumdadır. Alevi yurttaşların ve Müslüman olmayan inançlardan insanlarımızın vergisiyle Diyanet bütçesini oluşturuyorsunuz, bunu biz kabul edemeyiz. Bu, doğru ve ahlaki bir durum da değildir. Kurumun literatüründe de böyle bir şey söz konusu. Yayın organlarına bakarsanız Müslim ve gayrimüslim kelimeleri kullanılmaktadır. Aslında, bu da ötekileştirici bir anlayıştır, bundan da kurumun derhal uzaklaşması gerekmektedir.

    Diyanet İşleri Başkanlığı, aralarında Kültür ve Turizm, Ekonomi, Kalkınma, Gümrük ve Ticaret, Şehircilik, Dışişleri, Bilim, Sanayi ve Teknoloji, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlıklarının bulunduğu 9 bakanlığın tekil bütçelerinden ve Kalkınma artı Dışişleri artı Avrupa Birliği Bakanlığı ve artı Çevre ve Şehircilik Bakanlıklarının bütçelerinin toplamından fazla bir bütçeye sahiptir arkadaşlar. Çok ciddi bir bütçeyle karşı karşıyayız. Kurum bünyesinde istihdam edilen personelin sayısal dağılımı, merkezi bütçenin, AKP’nin topluma dayattığı tekçi mezhepçi din anlayışını da maalesef ortaya koymasına neden olmaktadır.

    Diyanet İşleri Başkanlığı, yaklaşık 120 bin personel istihdamından kaynaklı her yıl artan bir bütçeye sahiptir. Ayrıca, bütçenin yüzde 93,35’i personel giderleri, sosyal güvenlik giderleri, mal ve hizmet alımı olarak, geriye kalan da transferler ve sermaye giderleri olarak yerini almıştır.

    Diyanet İşleri Başkanlığının yine bu yıl için ek ödenek talebinde bulunduğunu da biliyorsunuz. 2016 kesin hesabına göre 2016 yılı için Diyanete ayrılan bütçeden fazla olarak da 89 milyonu aşkın ödenek gideri olduğu görülmektedir. Yine, Diyanet İşleri Başkanlığının 2017 yılı için 1,3 milyar liralık ek ödenek talebinde bulunduğu da basına yansımıştır.

    “ALEVİLERE YÖNELİK SALDIRILARA KARŞI DİYANETİN BİR TEPKİSİ OLDU MU?”

    ABD Başkanının Kudüs’le ilgili verdiği karar inanç kurumları tarafından ağır bir şekilde eleştirilmiştir. Ama bizim ülkemizde verilen kararlarda Diyanet İşleri Başkanlığı bu konuda bir tavır alabilmekte midir? Hiç duydunuz mu bir açıklamasını? Özellikle Alevilere yapılan yok sayma ve yönelimlere ilişkin, ev işaretleme ve benzeri ötekileştirme çalışmalarına karşı Diyanet İşleri Başkanlığının bir tepkisi, açıklaması olmuş mudur? “Bu bir provokasyondur, bu provokasyona gelmeyin. Barış içerisinde, inançlar, birbirinize saygılı olun” diye bir açıklamasını duydunuz mu arkadaşlar?

    Özellikle Diyanetin ölümler sonrası yapılan uygulamalara sessiz kalması bu kurumun ne durumda olduğuna da ayrıca bir işarettir. Bildiğiniz gibi, ölümle her ne olursa olsun hüküm ortadan kalkmaktadır. Bir insan öldükten sonra, onun insan onuruna yaraşır şekilde cenazesinin defni ve bir mezar taşına sahip olması ve ardından dini gereklerin yerine getirilmesi en tabii haktır ve bu özellikle de geride kalanlar için çok önemli, vicdani bir meseledir. Bu daha çok ahlak meselesidir de aslında ama biz geçen yıldan beri özellikle bu konuda bariz bir ayrımın yapıldığını açıkça gördük. İnsanların cenazelerinin sokaklarda teşhir edilmesinin, cenazelere yönelik muamelelerin kabul edilebilir hiçbir yönü olamaz. Kurumun bu konudaki tavrı ise kabul edilemez bir boyuttadır.

    “TEK KESİM, TEK İNANÇ VE TEK MEZHEBE DÖNÜK HİZMET”

    Anayasa’nın 10’uncu maddesine göre herkes din, ırk ayrımı gözetmeksizin kanun önünde eşittir ve “Hiçbir kişiye, zümreye imtiyaz tanınamaz.” der. Devlet organları bütün işlemlerinde eşitlik ilkesine göre hareket eder ama Diyanet İşleri Başkanlığına baktığımızda maalesef tek bir kesime dönük, tek bir inanca dönük ve hatta tek bir mezhebe dönük hizmet verdiği de tartışmasız bir gerçektir.

    Baktığımızda Osmanlı Dönemi’nde aslında durum tam tersi. Bu kurumlar, vakıflar ilişkisi çerçevesinde genelde örgütlenen ve kendi içinde o dinî örgütlenmeleri yapan kurumlardı, şeyhülislamlık makamı da aslında bu hizmetleri bu şekilde sürdürüyordu. Her dinî topluluk kendi cemaatleri çerçevesinde bu dinî örgütlenmeleri yapar durumdaydı ve mesela Ermeni Patrikhanesi de bu anlamda 2.500 kiliseyi organize edebiliyordu, din insanı yetiştiriyordu, vakıflar çerçevesinde yerelde kaynaklar aktarabiliyordu ve bu örgütlenmeyi yapabiliyordu.

    “BİR ALEVİ OLARAK VERGİLERİMİ DİYANET’E HELAL ETMİYORUM”

    Sayın Cumhurbaşkanı Batı Trakya ziyaretinde, Bulgaristan’daki ziyaretinde demişti ki: “Müftüleri seçimle elde edin.”Bugün ben de öneriyorum, partimiz de öneriyor. Müftülerin bence halk tarafından seçilmesi gerekiyor. Camiler özerkleştirilsin, cami dernekleri kendi bütçelerini kendileri oluştursunlar ve Diyanet’e de böyle bir bütçe kesinlikle tahsis edilmemesi gerekmektedir. Buradaki Diyanet İşleri Başkanlığında çalışan tüm emekçilerin de haklarını korumamız gerekiyor ama bir Alevi olarak, bir Alevi yurttaşı olarak, bu ülkenin bir yurttaşı olarak da ben vergilerimi bu kuruma helal etmiyorum.”   (HABER MERKEZİ)

  • HDP’li Müslüm Doğan, Diyanet sitesinde yer alan “Fetva Usulü” bölümünü meclise taşıdı

    HDP’li Müslüm Doğan, Diyanet sitesinde yer alan “Fetva Usulü” bölümünü meclise taşıdı

    PİRHA – HDP İzmir Milletvekili Müslüm Doğan, Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu’nun internet sitesinde yer alan “Fetva Usulü” bölümünü meclis gündemine taşıdı. 

    HDP İzmir Milletvekili Müslüm Doğan, önergesinde, verdiği cevaplarla toplumda kutuplaşmaya neden olan ‘Fetva Usulü’ bölümünün kapatılıp kapatılmayacağını, bu bölümün hangi ihtiyaç dahilinde kurulduğunu sordu. Doğan ayrıca Başbakan Binali Yıldırımın yanıtlaması istemiyle verdiği önergesinde müftülere nikah yetkisi verilmesi sonrasında boşanma konusunda da bir yetki verilip verilmeyeceğini, Diyanet İşleri Başkanlığının bu konuda ilgili birimlerden bir talebi olup olmadığını sordu.

    HDP’li Müslüm Doğan bu bağlamda Başbakan Binali Yıldırım’a şu soruları yöneltti;

    • Verdiği fetvalarla gündemden düşmeyen ve toplumda kutuplaşmaya neden olan Diyanet İşleri Başkanlığı fetva hattının kapatılmasıyla ilgili bir çalışmanız var mıdır?
    • Bugüne kadar Din İşleri Yüksek Kurulu internet sitesinde yer alan ‘Fetva Usulü’ bölümüne yönelik ilgili birimlere kaç şikayet başvurusu olmuştur? Bu başvurulardan kaçı hakkında bir işlem başlatılmıştır?
    • Müftülere nikah kıyma yetkisinin verilmesi sonrasında, boşanma konusunda da müftülere ve imamlara yetki vermeyi düşünüyor musunuz? Diyanet İşleri Başkanlığının ilgili birimlere bu yönde bir talebi olmuş mudur?
    • Diyanet İşleri Başkanlığı’na ait internet sitesindeki sorulan soruya medeni yasaya göre değil şeriat kanunlarına göre uygulanmasına yönelik cevap veren bu kişi veya kişiler hakkında idari bir işlem başlatılacak mıdır?
    • Kuruluş amacı din konusunda toplumu aydınlatmak olan Diyanet İşleri Başkanlığının amaçları doğrultusunda görev yaptığına inanıyor musunuz?
    • 3 Mart 1924 yılında kurulan Diyanet İşleri Başkanlığının kuruluş amacı ve görevlerinde olmayan bu fetva hattı nasıl ve neye göre hasıl olmuştur? Bu birimde kaç kişi çalışmaktadır? Bu birimde çalışanlar hangi kriterlere göre belirlenmektedir?

     

  • HDP’li Müslüm Doğan Alevilerin evlerinin işaretlenmesine dair soru önergesi verdi

    HDP’li Müslüm Doğan Alevilerin evlerinin işaretlenmesine dair soru önergesi verdi

    HDP İzmir Milletvekili Müslüm Doğan, Malatya’nın Cemal Gürsel Mahallesi’nde Alevilere ait 13 evin kapısına çarpı işareti konulmasını hükümete sordu.

    Geçtiğimiz yıllarda da saldırılar ve evlerin işaretlenmesi ile gündeme gelen Malatya’daki provakasyona dair HDP Milletvekili Müslüm Doğan, Malatya’da Alevilere dönük tehdidi Meclis’e taşıdı.

    Konuya ilişkin, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu tarafından yanıtlanması istemiyle yazılı soru önergesi veren Doğan;

    “Geçmiş dönemde de Malatya’da Alevilerin yoğun olarak yaşadıkları Cemal Gürsel Mahallesi ve Paşaköşkü Mahallesi’nde provokasyon girişimleri olmuş, halkın sağduyusuyla olaylar büyümeden engellenmişti. Sorumlular cezalandırılmadıkça bu saldırılar da giderek artmaktadır. Yakın zamanda İstanbul Bahçelievler’de, Üsküdar’da, Adıyaman’da ve Hatay’da da benzer olaylar yaşanmış ancak failler bulunamamıştı. Yılın belli dönemlerinde sistematik bir biçimde gerçekleşen bu saldırı ve provokasyon girişimleri Alevi toplumunda büyük bir endişeye ve tedirginliğe yol açmaktadır” dedi

    ALEVİLERE SALDIRI SONUCU KAŞ KİŞİ GÖZALTINA ALINDI?’

    HDP’li Doğan, Bakan Soylu’dan şu sorularına yanıt istedi:

    “Yaşanan saldırı sonrasında İçişleri Bakanlığı olarak yürüttüğünüz soruşturma ne aşamadadır? Soruşturma hangi kapsam ve içerikte yürütülmektedir?

    Özellikle son 2 yıl içerisinde Alevi mahalleleri, kurumları ve kanaat önderlerine yönelik kaç saldırı ve provokasyon girişimi olmuştur? Bu saldırı ve provokasyonların illere göre dağılımı nedir?

     Son 2 yıl içerisinde Alevilere yönelik saldırılar sonucu gözaltına alınan ve hakkında işlem başlatılan kişi sayısı nedir? Hakkında işlem başlatılan kaç kişi hakkında tutuklama kararı çıkmıştır?Son 2 yıl içerisinde Alevi mahalleleri ve kurumlarına yönelik saldırı yapılacağına dair bakanlığınıza ve bakanlığınıza bağlı birimlere kaç ihbar elinize ulaşmıştır? Bu ihbarlar neticesinde gerçekleşen saldırı sayısı nedir? İhbarlar neticesinde engellenen saldırı girişimi olmuş mudur?

    Malatya’da ve Türkiye’de Alevilere yönelik sürekli tekrar etmekte olan saldırılara yönelik bakanlık olarak ne tür önlemler almaktasınız?

    İçişleri Bakanı olarak Alevi toplumunun endişesini ve tedirginliğini giderecek bir açıklama yapmayı düşünüyor musunuz?”

    HABER MERKEZİ

  • ABF gecesinde Alevi yol mücadelesi vurgusu yapıldı-VİDEO

    ABF gecesinde Alevi yol mücadelesi vurgusu yapıldı-VİDEO

    PİRHA-Alevi Bektaşi Federasyonu’nun (ABF) İstanbul’da verdiği yemek çok sayıda davetlinin katılımıyla gerçekleştirildi. Dayanışma yemeği, Ankara Çankaya Belediyesi tarafından verilen arsada yapılacak genel merkez binası için düzenlendi.

    HABERİN VİDEOSU

    Alevi Bektaşi Federasyonu’nun (ABF) Ankara Çankaya Belediyesi tarafından verilen arsada genel merkez binası yapımı için düzenlediği dayanışma yemeğine ABF bileşenleri Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD), Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Genel Merkez yöneticileri ve şube temsilcileri, Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği yönetimi, Garipdede Dergahı yönetimi, Demokratik Alevi Derneği (DAD) temsilcileri, HDP Milletvekilleri Ayhan Bilgen, HDK Eş Sözcüsü Onur Hamzaoğlu, HDP Milletvekili Müslüm Doğan, CHP Milletvekilleri Mehmet Tüm, Veli Ağbaba, Engin Altaylı katıldı.

    Gecede  Alevi Bektaşi İnanç Kurulu başkan yardımcısı Nurettin Aksoy lokma duasını verdi.

    Gecenin düzenlendiği salona “Aleviler Vardır, Alevilik haktır” pankartı asıldı ve Pir Sultan Abdal, Hacı Bektaş Veli ve Hz. Ali’nin temsili fotoğrafları asıldı. Gece Alevi Bektaşi Federsyonu Kuruluşunu ve son iki yılki çalışmlarını anlatan slayt gösterimi yapıldı.

    Birsen Çolak Kıratlı’nın sunumunu yaptığı gecede Alevi yol mücadelesinde serini veren bütün Alevi uluları önderleri için 1 dakikalık saygı duruşu yapıldı. İlk olarak sanatçı Zeynep Karababa sahneye çıkarak türkülerini seslendirdi.

    Zeynep Karababa’nın ardından konuşan yapan ABF Genel Başkanı Muhittin Yıldız, 15 Kasım 1937 yılında Elazığ Buğday Meydanı’nda idam edilen Seyit Rıza ve arkadaşlarını andı. Alevilerin her zaman barışın, dostluğun sesi olduklarına vurgu yapan Yıldız, “Bizim için her zalim Yezit’tir, baskıya, zulme karşı direnen herkes Hüseyin’dir. Zulmün akıttığı, gözyaşının olduğu her yer Kerbeladır” şeklinde konuştu.

    Cumhuriyet tarihi boyunca yaşanan Alevi katliamlarına değinen Yıldız, “Cemevemizin avlusunda Uğur Kurt’u, 14’ündeki Berkin Elvan’ı, evinde ailesinin gözü önünde katledilen Dilek Doğan’ı unutmadık” diyerek şöyle devam etti: Yavrusunun parçalarını eteğinde toplayan anaları, yaşından fazla kurşunla katledilmiş çocukları, çocuğunun ölü bedenini, buzdolabında saklamak zorunda bırakılan anaları, katırlar üzerinde taşınan çocuk bedenlerini, çocuklarının kokusunun izini, rüzgârda arayan, cumartesi analarına, kindarların kirli amelleriyle Hakk’a Sırlanan Hatun Anamızın topraksız bırakılmasına tanıklık ettik.”

    “ALEVİ ÇOCUKLARA SÜNNİLİK ÖĞRETİLİYOR”

    Bu coğrafyada hükümetler değişse de Alevilere yönelik asimilasyon politikalarının değişmediğine dikkat çeken Yıldız, okullarda Alevi çocuklarına zorla Sünni ibadet esaslarının öğretildiğini, yapboz ile oyna gibi çocukların geleceğiyle oynandığını belirtti.

    15 Temmuz darbe girişiminin ardından ilan edilen OHAL ile parlamentonun işlevini kaybettiğini, tüm demokratik talep ve hakların yok edildiğini kaydeden Yıldız, muhalif medyanın KHK’lerle susturulduğunu ve bu süreçte CHP’nin Adalet Yürüyüşü ve HDP’nin başlattığı Vicdan ve Adalet Nöbeti’ne ABF olarak destek verdiklerini, demokratik hak mücadelesi yürütenlerin her zaman yanında olacaklarını vurguladı.

    EĞİTİM MÜFREDATI

    Eğitim müfredatına değinen Yıldız konuşmasına şöyle devam etti: “Çocuklarımızın bugün ve yarına yönelik kaygıları giderek artmaktadır. Hurafelerle dolu, akıl ve bilimdışı öğretim programları, okullarda her alana yayılmaktadır. Öğretim programlarını ve ders kitaplarını cihat, şeriat gibi kavramların değil; demokrasi, laiklik, eşitlik, özgürlük vb. kavramların olduğu bir içerikte olmalıdır. Toplumların bir arada yaşamasını sağlayacak zihniyetin oluşacağı, barış ilkelerinin müfredata hâkim olması gerekirken, ırkçı, kindar, katliamcı bir eğitim sistemi çocuklarımıza dayatılmaktadır. Geçmişte egemen güçler tarafından geliştirilen, yeşil kuşak projesiyle Afganistan’da Taliban yetiştirildi. Yani bu talebeler El kaide, El Nusra, İŞİD olup dünyayı kana buladılar. Bugün bu iktidarın hazırladığı, eğitim müfredatından yetişen çocuklardan da, Cihata yeltenecek militanlar çıkmasından ciddi kaygılarımız vardır.”

    “HUKUK DEVLETİ YERİNE KHK SİSTEMİ”

    AKP’nin OHAL’i fırsat bilerek anayasayı devre dışı bırakarak bir hukuk devleti yerine KHK sistemi yarattığını ifade eden Yıldız, “Yeni yaratılan bu sistemde ise tüm muhalif kesimler, başta Aleviler olmak üzere, Kürtler, emekçiler, sol, sosyalist kesimler işinde edilerek açlığa mahkum bırakılmış ve bu da yetmezmiş gibi hukuksuz yargılamalarla zindanlara atılmışlardır. Halkın iradesi ile seçilen Milletvekilleri ve belediye başkanları tutuklanmıştır. Aydınlar, akademisyenler ve kamu çalışanları işinden edilmiş ve tutuklanmışlardır” şeklinde konuştu.

    “DİKTATÖRLÜK SİSTEMİ KADINA YÖNELİK ŞİDDETİ TIRMANDIRIYOR”

    “Alevilerin lokmaları ile kurulan televizyonlar, gazeteler başta olmak üzere tüm muhalif basın kapatıldı ya da susturuldu.” Diyen Yıldız, yaratılmak istenen sistemin diktatörlük sistemi olduğunu, kurulmak istenen devlet modeli ile kadınların toplumsal alanlardan uzaklaştırılarak ev köleliğine mahkum edildiğini ve kadına yönelik şiddetin tırmandırıldığını belirterek şöyle devam etti: “Oysaki, biz Alevilerin geçmiş tarihinde; Fatma Ana, Zeynep Ana, Kadıncık Ana, Bibi Hatun gibi analarımızın toplumsal alanların her aşamasında eşit, özgür ve karar durumlarında söz sahibi olduklarını biliriz.”

    KHK’lerle işlerinden atılanların birçoğunun Alevi olduğunu belirten Yıldız, Türkiye’nin laik, demokratik bir anayasaya ihtiyacı olduğunu vurguladı.

    “ALEVİLER VARDIR, ALEVİLİK HAKTIR”

    Yıldız sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Devlet inançlardan, dinlerden, dillerden, kültürlerden elini çekmelidir. Dinlerin, dillerin, kültürlerin özgünlüğünü bozmadan, özgür bırakılması gerektiğini savunuyoruz. Yaşadığımız bütün bu eksiklik ve problemlerde biz Alevi kurumlarımızın da payının olduğunu görüyoruz ve biliyoruz. Biz Aleviler 2019 seçimlerine gidilirken parlamento ve halkın iradesini ret eden bir sistemi kabul etmeyeceğimizi bilinmesini isteriz. Seçimlerde ise ‘Aleviler vardır, Alevilik haktır’ şiari ile hareket ederek demokrasi mücadelesinin ittifak gücü olduğumuzu bilinmesini isteriz.”

    Konuşmanın ardından dayanışma yemeği Grup Abdal’ın dinletisi ile devam etti. (HABERİ MERKEZİ)

  • HDP’li Doğan ile Önlü’den Dersim ve Seyid Rıza için kanun teklifi ve soru önergesi

    HDP’li Doğan ile Önlü’den Dersim ve Seyid Rıza için kanun teklifi ve soru önergesi

    PİRHA – HDP İzmir Milletvekili Müslüm Doğan Tunceli ilini adının Dersim olarak değiştirilmesi için kanun teklifi verdi. Doğan, Dersim katliamının, üzerinden 80 sene geçmesine rağmen ısrarla bir devlet sırrı olarak korunduğunu belirtti. HDP Dersim Milletvekili Alican Önlü ise soru önergesi vererek Seyid Rıza ve arkadaşlarının mezar yerlerini sordu. 

    HDP İzmir Milletvekili Müslüm Doğan Tunceli ilinin adının Dersim olarak değiştirilmesi için kanun teklifi verdi.

    Doğan kanun teklifinin gerekçesinde, 1935 Aralık ayında çıkan 2884 sayılı kanun ile bir gecede bölgenin tarih boyunca kullanılan adın ‘Tunceli’ olarak değiştirildiği ve 1937-38 yıllarında Dersim’e yönelik başlatılan askeri operasyonun adının da Tunceli olduğu ifade edildi.

    “DERSİM DİLİ, KİMLİĞİ HÜKÜMETLER TARAFINDAN YOK SAYILDI”

    Dersim Katliamı’nın, üzerinden 80 yıl geçmesine rağmen ne yazık ki hala aydınlatılmamış olduğunu ve ısrarla bir devlet sırrı olarak korunduğunu belirten Doğan, “Katliama tanık olanların konuşmaları, tanıkların ifadeleri, Dersim’e özgü çıkarılan politikalar, katliamın düzeyinin ne kadar büyük olduğunu göstermektedir. Dersim zorunlu göçten oluşan etnik temizlik ile nüfus yoğunluğunu kaybetti. Dersim dili, kimliği, kültürel ve siyasi hakları hükümetler tarafından yok sayıldı ve geliştirmeye olanak tanınmadı” dedi.

    Doğan, İktidar’ın Dersimlilerden özür dilemesinin yeterli olmayacağını belirterek şöyle devam etti:

    “Devlet, Dersim Katliamı başta olmak üzere geçmişte yaşanan diğer katliamlarla bir an önce yüzleşmeli ve bu olaylarla ilgili tüm belgeleri ortaya çıkarmalıdır. İktidarın bu konuda Dersimlilerden sadece özür dilemesi de ne yazık ki yeterli değildir. Gerçeklerin tüm çıplaklığıyla ortaya çıkarılması için, bilimsel ve objektif olarak belgelerin incelenmesi, araştırma komisyonlarının kurulması ve bu acıya şahit olan halkın maddi ve manevi olarak tüm zararlarının karşılanması gerekmektedir. Tunceli ilinin adının halkın da isteğine uygun olarak Dersim olarak değiştirilmesi aynı zamanda cumhuriyetin demokratikleşmesine katkıda bulunacağı gibi Dersim halkının acılarını hafifletecek insanlarımızın bir arada yaşama arzusunu artıracaktır.”     

    “SEYİT RIZA VE ARKADAŞLARININ MEZAR YERLERİ NEREDEDİR”

    HDP Dersim Milletvekili Alican Önlü de Başbakan Binali Yıldırım’ın yanıtlaması istemiyle Seyid Rıza ve arkadaşlarının idamına ilişkin soru önergesi verdi.

    TBMM Başkanlığına verilen soru önergesinde, “Geçmişte Kürt, Ermeni, Süryani gibi halkların oluşturduğu kadim Dersim bu kültürel zenginliğinden kaynaklı büyük katliamlar ve sürgünler yaşamıştır” ifadeleri kullanıldı.

    “Seyid Rıza, oğlu ve arkadaşlarının mezar yerleri nerededir?” diye soran HDP’li vekil Alican Önlü’nün, Başbakan Yıldırım’ın cevaplamasını istediği sorular şöyle:

    • Dersim’de isyan ettiği iddiasıyla tutuklanan 58 kişilerden 7’si idama çarptırılırken, diğer 51 kişinin akıbeti ne olmuştur? Bu kişilerin kimlik bilgileri devlet arşivlerinde mevcut mudur?
    • 1937- 38 Dersim Katliamında ne kadar yurttaşımız yaşamını yitirmiştir?
    • 1937-38 katliamında yerinden zorla göç ettirenler kimlerdir, nereye yollanmış, sürgün ettirilenlerden ne kadarı geri gelmiş ve ne kadarı sürüldükleri yerlerde kalmışlardır?
    • 1937-38 katliamında ailelerinden zorla kopartılarak Türk ailelerine evlatlık olarak verilen “Dersim’in kayıp kızlarının” kimlik bilgileri devlet arşivlerinde mevcut mudur? Mevcutsa kamuoyuyla paylaşmayı düşünüyor musunuz?
    • Dersimlilere katliamı anımsatan “Tunceli” adını değiştirerek “Dersim” adının iadesini düşünüyor musunuz, düşünüyorsanız bu konuda bir çalışmanız var mıdır?
    • İhsan Sabri Çağlayangil’in medyaya yansıyan röportajında 1937-38 katliamında, Dersim’de kimyasal gaz kullanıldığını itiraf etmiştir. Bu itiraf doğrultusunda kimyasal gaz kullanıldığı doğru mudur? Bu gazlar Türkiye’de mi üretilmiş, yoksa başka bir devletten mi temin edilmiştir?
    • Dersim Katliamı ile ilgili devlet arşivlerinde bulunan ve üzerinde gizlilik kararı konulan belgeleri kamuoyuna açmayı düşünüyor musunuz? (HABER MERKEZİ)

                          

  • HDP’li Müslüm Doğan’dan Alevi raporu: Alevi inancı kuşatma altına alınmıştır-VİDEO

    HDP’li Müslüm Doğan’dan Alevi raporu: Alevi inancı kuşatma altına alınmıştır-VİDEO

    PİRHA-HDP İzmir Milletvekili Müslüm Doğan, “Alevi Toplumunun Sorunları ve Çözüm Önerileri” başlıklı raporunu açıkladı. HDP’nin Alevi vekillerinden Doğan, “Cumhuriyetin kurulduğu ilk yıllardan beri Alevi toplumu bir inanç ve öğreti sorunu ile karşı karşıyadır. İnanç ve öğretileri yok sayılmış, kabul edilmemiş ve buna karşı da asimilasyon kurumları geliştirilmiştir” dedi. Doğan, raporun, siyasi parti grup başkanvekilleri ile devletin tüm kademelerine iletildiğini kaydetti. 

    HABERİN VİDEOSU

    HDP İzmir Milletvekili Müslüm Doğan, partisinin milletvekilleriyle TBMM’de düzenlediği basın toplantısında, “Alevi Toplumunun İnanç ve Öğretilerinden Dolayı Karşılaştıkları Sorunlar, Eşit Yurttaşlık Talepleri ve Çözüm Önerileri” adlı bir rapor hazırladığını belirtti.

    Rapora ilişkin bilgi veren Doğan, Alevi öğretisi ve inancının karşılaştığı sorunların hukuk ve inanç boyutu ile araştırıldığını, kaynak olarak Alevi toplumunun örgütlendiği tüm alanlardan veriler ile akademik çalışma ve raporlardan yararlanıldığını kaydetti.

    Doğan, “Cumhuriyetin kurulduğu ilk yıllardan beri Alevi toplumu bir inanç ve öğreti sorunu ile karşı karşıyadır. İnanç ve öğretileri yok sayılmış, kabul edilmemiş ve buna karşı da asimilasyon kurumları geliştirilmiştir. Başta Diyanet İşleri Başkanlığı olmak üzere Alevi inancı ve öğretisi büyük bir kuşatma altına alınmıştır.” diye konuştu.

    Müslüm Doğan, rapordaki ana temanın, teoloji tartışmalarına girmeden Alevilerin sorunlarının tespiti, özgün inancın ve öğretinin ileri kuşaklara aktarılması ile devlet nezdinde Alevi inancı ve sorunlarının kabulünün” maddeler halinde sıralanması olduğunu ifade etti.

    SORUNLAR MADDELER HALİNDE SIRALANDI

    Raporun, siyasi parti grup başkanvekilleri ile devletin tüm kademelerine iletildiğini anlatan Doğan, Alevilerin taleplerini ve sorunlarını şöyle sıraladı:

    “Alevi inancının tanınması,

    -Alevilerin inancında devlet müdahalesinin ortandan kaldırılması,

    -Zorunlu din derslerinin kaldırılması,

    -Kapatılmaya çalışılan derneklere ilişkin çabaların ortadan kaldırılması,

    -Cemevlerinin yasal olarak tanınması,

    -Cemevlerinin camilerin yararlandığı desteklerden faydalanması, cami ve personelinin masraflarına Alevilerin de katlanmak zorunda bırakılmalarına son verilmesi, 

    -Anne ve babanın çocuğu için tercih ettiği dini eğitimi verdirememesi, Alevilik inancı hakkında dini okul açamamaları, Devletin dini alanlardaki tekelini Diyanet İşleri Başkanlığı aracılığıyla koruyup kullanması, Alevi kimliğiyle bilinen devlet memurları ya da çalışanların çektikleri sıkıntılar, Alevi inançlı yurttaşlara kamunun her alanında ve her kademesinde hiçbir şekilde görev verilmemesi ya da seçilememesi bir sorundur. Hiçbir Alevi Vali şu anda sözkonusu değildir. Kaymakam bile yok, il emniyet müdürleri yok. Cemevleri, tekkeler, Bektaşi dergahlarının masrafları, restorasyonu ve benzeri işler için bütçeden pay ayrılması ve düzenli, denetimli olarak verilmesi.

    -Avrupa Birliği (AB) 2013 İlerleme raporunda vurgulandığı gibi Alevi inancındaki yurttaşlara kamunun her alanında hiç bir şekilde görev verilmemesi ya da seçilemesi meselesi de ayrıca yer almıştır. Türkiye AİHM’nin kararlarına uymamaktadır. AİHM’nin iki önemli kararı vardır. Biri, zorunlu din derslerine ve cemevlerinin hukuki statüsüne ilişkindir. AİHM “Cemevleri bir ibadethanedir. Bu devlet tarafından tanınması gerekmektedir. Din dersinin de zorunlu olarak verilmesi insan haklarına, hukukuna aykırı olur. Bu devlet tarafından tanınması gerekmektedir. 

    -Cemevleri, tekkeler, Bektaşi dergahlarının masrafları, restorasyon vb. işler için bütçeden pay ayrılması ve düzenli olarak verilmesi. 634 Alevi dergahının Alevilere devredilmesini istiyor Aleviler. Bunu bir sorun olarak görüyorlar. 

    -Hacıbektaş Veli Alevi Bektaşi dünyasının bir serçeşmesi olarak değerlendirmekte. Bu serçeşmenin de Alevi derneklerine veya ocaklarına verilmesi gerekmektedir. Müze statüsünden çıkartılarak, dergah statüsüne alınmasını talep etmektedirler.”

    Doğan, hazırladığı raporun, siyasi parti grup başkanvekilleri ile devletin tüm kademelerine iletildiğini söyledi.

    (HABER MERKEZİ)